Successfully reported this slideshow.
We use your LinkedIn profile and activity data to personalize ads and to show you more relevant ads. You can change your ad preferences anytime.

Dil4034 adlidilbilimi06

Adli Dilbilimi 06

  • Login to see the comments

  • Be the first to like this

Dil4034 adlidilbilimi06

  1. 1. Doç. Dr. Burcu İlkay KARAMAN
  2. 2.  Grafoloji, modern bilim dünyasındaki yerini almıştır.  Bilimselliği gerektiren birçok alana girmiştir.  İşçi seçimiyle endüstride, hastalıkların teşhisiyle tıpta, suçluların belirlenmesiyle adli alanda, mesleğe yönlendirmeyle eğitimde, rehberlik ve diğer benzeri uygulamalarla sosyal yapının her düzeyinde grafolojiden yararlanılmaktadır.
  3. 3.  Grafoloji üstüne ilk sistemli ve titiz inceleme, ömrümü bu konuya adayan J. B. Delestre tarafından yapılmıştır.  Tüm yazı türlerini üç grupta toplayan Delestre, düzenli-gevşek-çarpıtılmış adlarını verdiği bu grupların ayrıntılı tanımlamalarını yapmış, örnekler vermiş, belirlediği kişilik özelliklerini göstermiştir.  Buna rağmen grafolojinin gerçek kurucusu olarak I’bbe Michon gösterilmektedir. Michon, 1982’de yayınladığı “Yazının Gizleri” adlı yapıtında ortaya koyduğu yöntemlerle, grafolojiye bilimsel bir yön kazandırmıştır.
  4. 4.  Sürekli olarak tam kırk yılını bu konuya veren Jean Crepieux Jamin, grafolojiyi bir bilim düzeyine çıkarmaya çalışmıştır.  Crepieux Jamin, yapıtının başında şöyle der: “Düzenli kişi kendini, yazısındaki başlıkların ve marjların düzgünlüğü, noktalamalardaki özen ve dikkatiyle belli eder.  Buna karşın, noktalamasız, satırların bir diğerine karıştığı bir mektup bizde, düzen yokluğu, zihni karışıklık izlemini uyandırır.  Yukarı doğru çıkan yazılar istekli, tutku sahibi kişileri, aşağıya doğru inen yazılar silik, karamsar, cesaretsiz kişileri belirtirler.  Cimrilerin yazıları çok sıkışıktır.  Eli açıklar, savruklar ise aksine her satıra az sayıda sözcük yazarlar.  Sözcük sonlarındaki harflerin uzunluğu, veren, vermeye çalışan bir eli anımsatır.”  Yazara göre grafoloji bir sanat değildir.  Sağlam bir temeli, kuralları, yöntemleri, kanunları olan bir gözlem bilimidir.
  5. 5.  Mahkemelerde yazı uzmanı adıyla anılan grafologlar, yazının geçerliliğini saptar, sahibini belirlerler.  Yazı uzmanı: 1. Yazının kime ait olduğunu, 2. Gerçek veya sahte olduğunu, 3. Yazı sahibinin yazısını gizlemeye çalışıp çalışmadığını, 4. Yazı sahibinin yazısını hangi koşullar altında yazdığını; telaşlı, tedirgin, korkulu, dehşet içinde, hasta veya doğal hali içinde olup olmadığını açıklayabilmektedir.  Uzmanın vardığı sonuçlar birer kanıt sayılır ve bu bilgilerle suçlu hüküm giyebilir(Altınköprü, 2003: 159-160).
  6. 6.  EL YAZISI İNCELEMELERİ  Birey, yaşam sürecinin her anında ve her yerde kişiliğinden izler bırakır.  Davranışlarımızda, kişiliğimizden bir ipucu bırakmayan ne bir söz, ne de bir hareket düşülemez.  Sinirli bir insanın davranışlarıyla, sakin yaradılışlı birinin davranışlarının birbirine benzediğini düşünebilmek mümkün müdür hiç?  Hiddetli, neşeli, sakin kişilerin tepkileri arasında belirgin ayrılıklar olması herkese son derece doğal gelmektedir.  Şairlerin şiirlerinde, ressamların, bestecilerin eserlerinde kişiliklerinden yansımalar görülür.  Daha da ileri giderek bu paralellik beklenir ve aranır.
  7. 7.  Bu açıdan bakarak YAZI NEDİR? diye sorarsak yanıt:  Yazı, bireyden yansıyan biçimdir. Öğrenilmiş bir teknik de olsa, uygulanış biçimiyle kendinden bir izdir.  Bireyin kendidir.  Ona özgüdür.  Onun damgasını taşır.  Onu vurgular.  Parmak izi gibi kesindir, kişiyi belirler.  Şahsiyet gibi tektir, bireyden bireye değişir.  İnsan kendini söz ve davranışlarıyla ortaya koyar.  Yazı, sözlerin sembollere dökülmüş biçimidir.  Yazı; bir hareketin ve bir davranışın sonunda ortaya çıktığına göre, bizden bir şeyler getirmesi doğaldır.
  8. 8.  Birey günlük yaşamında sinirlilik gösteriyorsa, yazısında da bu sinirli yapının izlerini doğal olarak buluruz.  İşte kuramsal olarak bu yazıdan, yazan kişinin karakterini çözümlemek mümkün olabilir.  Yalnız tek bir koşulla: Yazı, bir uyarı ve zorlama sonucu değil, kendiliğinden ve akıcı olarak yazılmış olmalıdır (Altınköprü, 2003: 13-14).
  9. 9.  Klasik okulun ustası Crepieux Jamin’e göre her yazıyı belirleyen 8 temel öğe vardır: 1. biçim, 2. yön, 3. eğim, 4. bastırma, 5. hız, 6. düzen, 7. akıcılık, 8. uyum ve ayrıntılar.
  10. 10.  Bir yazının çözümlenmesini yaparken bilmemiz ve uygulamamız gereken bazı kurallar bulunmaktadır.  Unutmamalıyız ki, çözümlemesini yapacağımız yazı sahibinin gizlerine, sırlarına elimizi uzatmaktayız.  Bu yüzden hangi yetki ve koşulla olursa olsun yaptığımız işi büyük titizlik, engin bir hoşgörü ve tam bir iyi niyetle yapmak zorundayız.
  11. 11.  Çözümleyeceğimiz yazı, kesinlikle kurşun kalemle yazılmış olmamalıdır. Dolmakalemle yazılan yazı tercih edilmelidir.  Yazı; bir uyarı veya zorlamayla değil, doğal şartlar altında, çizgisiz bir kağıda, imzalı ve tarihli olarak yazılmış olmalı, mümkünse zarfıyla birlikte incelenmelidir.  Yazı sahibinin özgeçmişi hakkında gerekli ve doğru bilgileri edinmeli; cinsiyetini, yaşını, sosyal durumunu ve öğrenim derecesini öğrenmeliyiz.
  12. 12.  Bizden analiz isteyen kişilerin verdiği bilgilerden, doğruluğundan emin olmadığımız bilgilerden kaçınmalıyız.Bu tür bilgilerden etkilenmemeye, doğru ve emin bilgilerle çözümlememizi kuvvetlendirmeye çalışmalıyız.  Yazıyı, edindiğimiz ilk izlenimle değerlendirmemeliyiz. Derin ve detaylı bir inceleme sonucu ilk yargımızı değiştirmek zorunda kalabiliriz.
  13. 13.  Bir tek ipucuyla yetinmemeliyiz. İncelemelerimiz sırasında daima aynı belirtiyi doğrulayan ipuçları aramalıyız. Derin bir incelemeyi gerekli buluyorsak, tek bir belgeyle yetinmeyip aynı kişiye ait iki yazı örneğini karşılaştırarak değerlendirmeliyiz.  Kararımızı en sağlıklı biçimde vermeye çalışmalıyız. Her an yanılma olasılığımızın olabileceğini düşünerek abartılı yargı ve tanımlamalardan kaçınmalıyız. Özellikle sonucu kişinin kendisine bildirmek gerektiğinde çok dikkatli ve nazik olmalıyız (Altınköprü, 2003: 68- 69).
  14. 14.  Şüpheli daktilo yazılarının incelenmesi, inceleme konusu yazının yazıldığı şüphesini taşıyan daktilo veya daktilolardan elde edilen mukayese yazıların karşılaştırmalı incelemesi ile yapılmaktadır.  Bu inceleme daktilonun üretim sürecinde geliştirilen ya da sonradan kullanımla ortaya çıkan karakteristik özelliklerin incelemesiyle yapılır.  Daktilo yazıları incelemeleri esas olarak şüpheli ve incelemeye esas olan daktilodan elde edilerek gönderilen belgeler üzerinden yapılmaktadır.  Söz konusu daktiloların laboratuara gönderilmesi istisnai durumlarda istenmektedir (http://kriminal.izmirpolis.gov.tr/bls.html).
  15. 15.  İmza; üstündeki metnin o kişi tarafından bilinip kabul edilmesi, onaylanması sonuçlarını doğuran ve sahibini alacak, borç ya da taahhüt altına sokan ayırt edici bir işarettir.  Bu niteliği ile de imza hukuki alanda büyük önem ve değer taşır.  İnkarı ve kime ait olduğunun belirlenememesi veya hatalı belirlenmesi durumunda maddi manevi telafisi imkansız zararlara yol açar.  Uzmanlar imza incelemelerinde çoğu zaman tereddütlere düşmekte, birbirine zıt raporlar verilmekte ve imzanın ne olduğu, ne şekilde atılması gerektiği konusunda mevcut hukuki düzenlemelere rağmen, yerleşmiş bir tatbikat olmadığı için sağlıklı sonuçlar alınamamaktadır.
  16. 16.  İmza bir el yazısı formudur ve ayırıcı olma amacını taşır. İki çeşit imza vardır.  Kişinin normal el yazısı ile yazdığı (yazı) imzalar ve kısmen okunabilen ya da hiç okunamayan ayırt edici bir işaretten oluşan(şekilsel) imzalar.  Yazı imzalar tüm isim ve soyadı, ilk isim ve diğer isimlerin baş harfleri veya baş harfler ve soy isimden oluşabilir.  Baş harfler birbirine veya soy isme bağlanmış veya bağlanmamış ya da hepsi çeşitli karışımlardan meydana gelmiş olabilir.  İsim ve soy isim yazılarak atılan yazı imzaların dahi çoğu kez ayırıcı olmasına önem verilmekte ve imzaya örneğin kuyruk ya da çizgi gibi karakteristik simgeler ilave olunmaktadır.
  17. 17.  İmzanın en önemli özelliği tümüyle aynı şekilde tekrarlanabilir olmayışıdır. En yetenekli kişiler dahi hiçbir zaman aynı hareketi aynı şekilde yapamazlar  Buna doğal çeşitlilik (natural varyasyon) denilmektedir.  Bu nedenle de iki imzanın üst üste çakışacak biçimde birbirinin aynı olması uzmanlarca taklit belirtisi sayılmaktadır.  Kaldı ki; imzanın yazıldığı yere, kullanılan yazı vasıtalarına (kalem, kağıt vs.), atıldığı şartlara ve hatta sahibinin ruhi ya da fiziki durumuna, kullanılan ele göre değişmesi kaçınılmazdır.
  18. 18.  Bu özelliği nedeniyle ve bilhassa harf özelliği göstermeyen şekilsel imzalarda karar vermek çok zordur.  Zira el yazısı ne kadar değişirse değişsin bir takım harflerin şekil ve biçimlendirilişi (konstruksüyon) , örneğin bir [A] harfinde kullanılan çizgilerin boyut ve orantıları veya bir [g] harfinin gövde oluşumu ya da aşağıya doğru uzayan kuyruğunun yapılışı tamamen kişiye özgüdür ve ayırt edicidir.  Bu nedenle de el yazısı harflerinin kullanılmasıyla atılan yazı imzalarda kişinin bu harf karakteristiğinden yola çıkarak ve hatta karşılaştırma için sadece imza örneği değil yazı örnekleri de kullanılarak sonuca varılabilir.
  19. 19.  Bu da incelemecinin işini kolaylaştıran ve kararın sıhhatini temin eden bir faktördür, çünkü bu takdirde yapılan karşılaştırma ve incelemenin bilimsel ve uluslararası standartlara oturtulabilmesi mümkün olur.  Ancak, Avrupa ve Amerika'nın aksine ülkemizde şekilsel imza atmak yaygın bir alışkanlık haline gelmiştir.  Bu durumda sadece bir yuvarlak, bir takım yatay veya dikey çizgiler, büklümler ya da zikzaklardan oluşan şekillerin ait olduğu bireyin ya da mahkemelerin çoğu kez sorduğu üzere hangi el ürünü olduğunun belirlenmesi çok karakteristik bir şekil olmadıkça imkansızdır.
  20. 20.  Çok karakteristik şekillerde dahi verilen kararın isabeti tartışmalıdır ve bu artık incelemeyi yapanın sezgilerine ya da benzetme yeteneğine dayanan sübjektif bir hüküm olduğu için daima şüphe ile karşılanmaya mahkumdur.  Bilimde nesnellik (objektivite) yani her zaman, herkes tarafından aynı kabul edilebilir olma esastır.  Ülkemizde aynı imza hakkında farklı kararlar verilmesinin (bazen bir mahkeme dosyasında birbirine zıt 3-4 bilirkişi raporu dahi görülmektedir) en önemli sebebi de yazarak imza atma alışkanlığının olmayışıdır  (http://www.turkhukuksitesi.com/makale_706.h tm).
  21. 21.  İmza kişinin belirlenmesi ve imza üstündeki metnin o kişi tarafından bilinip kabul edilmesi sonuçlarını doğurur.  İmza kontrollerinin sağlıklı olabilmesi ve sahteliklerinin önlenebilmesi için imzaların mutlaka el yazısı niteliğinde atılmaları, okuma yazma bilmeyenlerin ise mutlaka parmak izi kullanmaları gerekmektedir.
  22. 22.  Ancak, ülkemizde birçok kişi imza atarken ad ve soyadını birlikte veya tek olarak yazmak suretiyle imza atmamakta, çoğunlukla bukle ve kıvrımlardan oluşan el yazısı görünümünden ziyade şekilsel karakter içeren imzalar atmaktadır.  Bazı kişiler ise imza ne kadar kısa olursa o kadar az vaktimi alır mantığıyla hareket ederek tek bir çizgi veya bukleden oluşan, imzadan çok paraf niteliği taşıyan imzalar atmaktadır.  Bu gibi durumlarda da belge inceleme uzmanları imzaların karakteristik yapılarının analizlerini yapmakta zaman zaman zorlanabilmektedir (Muş ve Sertçe, 2009: 359-361).
  23. 23.  Okuma yazma bilen her birey, mutlak surette ya adı ve soyadının tamamını, ya adının baş harfi ve soyadının tamamını ya da adının tamamını ve soyadının baş harfini içerecek şekilde, el yazısı karakterlerinden oluşan ve taklidi zorlaştıran kişiye has karakteristik unsurlar içeren bir imzayı benimsemeli ve kullanmalıdır.  Yalnızca basit çizgisel hareketlerden oluşan bir imza kullanmak yerine ad ve soyadın yazılması dahi çok daha güvenli olacaktır.  İmzanın tüm özelliklerini havi ve gerçek anlamda örnek teşkil edebilecek imza, Mustafa Kemal Atatürk' ün imzasıdır.
  24. 24.  Atatürk, imzasında ön adının baş harfini ve soyadının tamamını el yazısı karakterleriyle oluşturmuş, [t] harflerinin üzerinden geçen tek bir hat ve imzasının son bölümündeki [k] harfinin karakteristik tersimi ile imzasının kişiye has özelliklerini belirlemiştir.
  25. 25.  El yazısı karakterlerinden oluşmayan ve basit çizgilerden oluşan imzanın taklidi kolaydır ve kimin tarafından atıldığını belirlemek her zaman mümkün olamamaktadır.  Kurumlar ya da kişiler bu tarzda imza atan kimselerin mutlaka ad ve soyadlarını da imzanın yanına yazdırmalıdırlar.  Böylece daha sonradan inkar edilmesi halinde imzanın ve el yazısının kime ait olduğunun belirlenmesi ve zararın tazmini çok daha kolay olacaktır (http://kriminal.iem.gov.tr/imza.htm).
  26. 26.  Diğer bir husus, imza her zaman aynı biçimde atılmalıdır.  Belgeden belgeye, zamandan zamana değişmemelidir.  Resmi belgeye bir şekilde özel belgeye başka bir şekilde, neşeli olduğu zaman bir şekilde üzüntülü olduğu zaman başka bir şekilde atılmamalıdır.
  27. 27.  Ancak, kişinin yaşı ve kültür düzeyi arttıkça imzasının yapısında da doğal gelişim ve değişimler olabilir.  Bu normaldir ve bu durum imza incelemelerinde dikkate alınması gereken bir husustur.  Şöyle ki, uzmanlarca yapılan imza incelemelerinde, imzayı taşıyan belge hangi tarihte düzenlenmiş ise kişinin o tarihe yakın zamanlarda atılmış imzaları mukayeseye esas alınmalıdır.  Bu şekilde yapılan incelemeler, daha sağlıklı sonuçların elde edilmesini sağlar.
  28. 28.  Usulüne uygun atılmamış basit yapıdaki imzalar, imza sahteciliğine zemin hazırlamakta ve imza sahteciliğini kolaylaştırmaktadır.  Bu tür imzaların sahteliğinin veya kime ait olduğunun tespitinde sorunlar yaşanmaktadır.  Kötü niyetli kişiler, yasalarımızda imzanın nasıl atılacağı hakkında bağlayıcı hükümler olmamasından yararlanarak, istediği şekilde ve sayıda imza üretebilmektedirler.  Bu durum ise pek çok insanımızın mağduriyetine neden olabilmektedir.  (http://www.caginpolisi.com.tr/49/36-37.htm).
  29. 29.  Dünyada ve ülkemizde adli imza incelemesiyle ilgili lisans veya ön lisans düzeyinde eğitim veren bir kurumun mevcut olmaması, bu alanda hizmet veren personel kaynaklarının çeşitli olmasını zorunlu kılmıştır.  Bu sebeple hattat, grafiker, fizikçi, mühendis, hukukçu, asker, polis, tıp doktoru, adli tıp uzmanı gibi meslek mensupları resmi veya özel laboratuarın kendi hazırladıkları eğitim programları çerçevesinde uygulamalı ve nazari eğitim sonucunda inceleme yapabilecek düzeye gelmektedirler.  Ülkemizde bu alanda hizmet veren Adli Tıp Kurumu, Emniyet ve Jandarma teşkilatları bünyesindeki laboratuarlarda ve bunların dışında özel inceleme yapan uzmanlar dikkate alındığında ülkenin genelindeki bütün incelemecilerin standart bir eğitimden geçtikleri söylenemez  (http://www.jandarma.tsk.tr/kriminal/turkish_internet/ fizin/dokuman/tez_dosyalar/salih.htm
  30. 30.  Taklit Etmek Suretiyle Atılmış İmzalara Örnek  (http://www.grafolojibilirkisi.com/taklit- edilen-imza-ornekleri.html)
  31. 31.  Örnek imzalar sayıca ne kadar çok ise mukayese o kadar başarılı ve sağlıklı olur.  Zira kişiye ait karakteristik unsurların belirlenebilmesi için o kişinin çok sayıda imza örneğinin incelenmesi gerekir.  Bir veya iki imza ile karara varmak hem zor hem de doğru değildir.  Bir kişinin ancak çok sayıda imzasında tekrarlandığı görülen özelliklerin o kişiye ait olduğu söylenebilir.  Bunların dışında kalanların ise tesadüfi olma olasılığı çok yüksektir.  (http://www.turkhukuksitesi.com/makale_706.h tm)

×