Bizans

9,377 views
9,096 views

Published on

Published in: Business
0 Comments
5 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

No Downloads
Views
Total views
9,377
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
2
Actions
Shares
0
Downloads
223
Comments
0
Likes
5
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Bizans

  1. 1. Bizans / Byzantion Doğu Roma İmparatorluğu
  2. 3. Doğu Roma İmparatorluğu , ya da 16. yüzyılda Alman Hieronymus Wolff'un adlandırmasıyla Bizans İmparatorluğu , Roma İmparatorluğu'nun 395'te Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasıyla ortaya çıktı. Başkenti Roma olan Batı Roma İmparatorluğu 5. yüzyılda Germen kabilelerince yıkıldı. Merkezi Konstantinopolis (bugünkü İstanbul) olan ve Doğu Roma İmparatorluğu da denen Bizans İmparatorluğu ise, bin yılı aşkın süre varlığını sürdürdü.
  3. 4. <ul><li>Bizans'ın yöneticileri kendilerini Roma İmparatorluğu'nun gerçek mirasçıları olarak kabul ettiler ancak Roma ile ilişkilerini de sürdürdüler. </li></ul><ul><li>Roma İmparatorluğu'nun batı kesimi küçük devletlere ayrılıp parçalanırken, Bizans İmparatorluğu bütünlüğünü korumayı başardı. </li></ul><ul><li>Batıdan bağımsız olarak Doğu Akdeniz'de egemen olan Bizans İmparatorluğu, Yunan ve Roma uygarlıklarının son merkezi oldu. </li></ul>
  4. 6. Bizans’ın Siyasal Yapısı <ul><li>Bizans Devleti, çok geniş yetkilerle donanmış bir imparator tarafından yönetiliyordu. Genelde iktidar babadan oğula geçerdi. İmparator aynı zamanda en yüksek rütbeli ordu komutanı, en yüksek yargıç ve tek yasa koyucuydu. Bizans, Roma imparatorluğunun siyasal düzenini devralmış ancak oldukça farklı bir yapı geliştirmiştir. </li></ul><ul><li>Bizans’ta da konsüllük, senato gibi kurumlar var fakat imparatorun gücü yanında gölgede kalmaktalar, onursal sembolik bir hal almışlar. </li></ul><ul><li>Siyasal erk, imparatorun, ordunun ve imparatorluk bürokrasisinin, en yüksek kamu görevlilerinden oluşan “devlet kurulu”nun elinde. </li></ul>
  5. 7. <ul><li>İmparatorluk Batı’dan farklı olarak , mutlak monarşik bir devlet geliştirmiştir. </li></ul><ul><li>İmparatorluk kilise karşısında açıkça üstün bir konumda. </li></ul><ul><li>Taşrada da merkezi yönetim egemen, Batı’daki feodal özerklik yok. </li></ul><ul><li>İmparator, eyaletleri merkezden atadığı “imparator temsilcileri” ile yönetir. </li></ul>
  6. 19. Bizans Feodal Düzeni <ul><li>Merkezi iktidar yok edilmemiş, özgür köylülüğe önem verilmiş olmakla birlikte Bizans İmp. Sonuçta ortaçağ feodal düzeninden büsbütün farklı bir düzen değildir. </li></ul><ul><li>Bizans Cermen kabileleri ve İslam ordularına karşı sınırlarını ağır süvari birlikleriyle koruyabilmişti. Bu birliklerin sürekli olarak sınırda kalması gerekiyordu, Bizans bu birlilklere toprak vererek sınırda kalmalarını sağladı. Bu İmparatorluk içinde feodal bir örgütleniş doğmasına neden oldu. </li></ul>
  7. 20. <ul><li>Bizansın önemli farklılıkları vardı. Bizansın “pronoia”sı batının “fief”ine benzeyen, askeri hizmet karşılığında feodal beylere verilen toprak parçasıydı. Ancak batıdan farklı olarak, babadan oğula geçmiyordu ve pronoia ancak imparatordan alınabiliyordu. </li></ul><ul><li>Bu durum merkezi otoritenin gücünün yarattığı ve güçlü kalmasını sağlayan bir farklılıktı. </li></ul>
  8. 21. <ul><li>Osmanlılar Bizans topraklarını fethedince, bizansın askeri ve toprak düzenini, üretim ve savaş teknolojilerini, bazı uyarlamalarla benimsediler. </li></ul><ul><li>Osmanlı toplumundaki derebeylik düzeninin ve sipahi sisteminin bir kaynağı da Bizans kurumlarıdır. </li></ul>
  9. 22. Bizans’da Din-Devlet İlişkileri <ul><li>Bizansta din-devlet ilişkileri batıdan farklıdır. Bizans’da imparatorlar Tanrı olma iddasından vazgeçip hırıstiyanlığın koruyuculuğunu benimsediler. </li></ul><ul><li>İmparator Konstantinos bazı görüş ayrılıklarını gidermek için 325 yılında İznik’te din konseyini topladı. Konseye başkanlık etti ve konsey kararlarını imparatorluk buyruğu durumuna getirdi. </li></ul>
  10. 23. <ul><li>Bu imparatorun din işlerine karışma yetkisi demekti. İmparatorun din adamlarından üstün olduğunun göstergesiydi. </li></ul><ul><li>Bizansta kilise devlete bağlıdır. Din adamlarını ve patriği imparatorlar atadılar. Patriklere ceza bile verdiler. Papalığın Bizans imparatoru ile bozuşması bu nedenledir.(Ortodoks-Katolik ayrımı) </li></ul>
  11. 24. <ul><li>Böylece Batı’da devlet adamlığı ve din adamlığı farklı kimselerde olması geleneğine karşı Doğu’da, hem devlet adamlığının(sezar-kayser) hem de din adamlığının (papalığın) aynı kimsede birleştiği “sezaropapaizm” adı verilen bir durum doğdu. Bizans’ta her zaman Patrikler imparatora bağlı kaldılar. </li></ul><ul><li>Patrikler, Roma piskoposu olan Papanın öteki piskoposlardan üstün ve bütün hırıstiyanlık dünyasının başkanı olduğu savını reddettiler. </li></ul>
  12. 25. Siyasal Düşünüş <ul><li>Tanrı’nınyeryüzündeki tek temsilcisi olan İmparator, dinsel ve dünyevi iktidarı elinde tutar. </li></ul><ul><li>Yunanca resmi dildir. Bizans düşünce dünyası böylece yunan kültüründen beslenir. </li></ul><ul><li>Bizans düşünce dünyası Yunan felsefesinin etkisi altındadır. </li></ul><ul><li>Mutlak iktidar nedeniyle siyasal anlamda bir canlılık görülmez. </li></ul><ul><li>Herkes ve herşey imparatorun kontrolü altındadır. </li></ul>
  13. 26. Bizans Manastır Sistemi <ul><li>Doğu manastır sisteminin belirgin bir farkı, bizanslı keşişlerin farklı tarikatlar olarak örgütlenmiş olmamalarıdır. Bütün Bizans manastırları aynı tarikata bağlıydı. Her manastır kendi başına örgütlenmiş ve kurucusunun koyduğu kurallara göre yaşamını düzenlemekteydi. Typikon denen kuruluş belgelerinden 50 tanesi günümüze kalmıştır ve çok değerli bilgiler içermektedir. </li></ul>
  14. 28. <ul><li>Bizans kadın ve erkekleri için manastıra gitmek bir tür meslekti. Manastır yaşamı çok taktir toplayan bir iş olduğu için, çocukluktan beri kurulan bir düştü adeta manastır yaşamı. Bir çok Bizanslı da manastır için büyük para veya mülk bağışında bulunurdu. Bağışlar karşılığında, bağış yapan kişiler için ayinler yapılırdı. </li></ul><ul><li>Manastırlarda Kültürel Faaliyetler </li></ul><ul><li>Birçok erkek manastırında el yazması eser hazırlanmasına ayrılmış yazıcı odaları vardı. Manastır kitaplıkları çoğunlukla ayin kitaplarıyla sınırlı olmakla birlikte, bazı büyük kütüphanelerde çok çeşitli kitaplar bulunmaktaydı. </li></ul>
  15. 29. <ul><li>Konstantinopolis’teki Khora Manastırı, başkentin en iyi kütüphanesine sahipti. Önde gelen filologlar gelip klasik yazarların eserlerini derler, yorumlar yapardı. </li></ul><ul><li>Manastırlar, Bizans kültürünün korunmasında çok önemli rol oynamaktaydı, el yazması eserlerin büyük bölümü manastırlarda üretilmekteydi. </li></ul><ul><li>Hayır İşleri </li></ul><ul><li>Yoksullara manastır kapısında yemek verilirdi. Özel bayramlarda para da verildiği olurdu. Bazı manastırların içinde hastane vardı ve buralarda tıbbi hizmet verilirdi. Bazı manastırlarda ise düşkünler ya da yaşlılar yurdu bulunurdu. </li></ul>
  16. 30. <ul><li>Manastır sistemi ve ekonomi </li></ul><ul><li>Manastırlar yaptıkları hizmetleri yapabilmek için sağlam bir mali kaynak gereksinirler. Bizanslılar için manastıra bağışta bulunmak dindarlığın gereğiydi. Birçok manastır da hem tarım arazisi hem de kentlerde büyük gayrimenkullere sahipti. Çiftlikleri vardı ve buralarda görevli kahyalar çiftlikleri işletirlerdi. </li></ul><ul><li>Bizans manastır yaşamı, dağlardaki tecrit yaşamından kentsel komplekslere kadar çok çeşitli biçimlerde kendini göstermişti. Manastırın Bizanslının yaşantısında her dönem bir yeri vardı. </li></ul>
  17. 31. Bizans sanatı <ul><li>Bizans sanatının kökeni Eski Yunan ve Roma sanatına dayanır. Bununla birlikte Mısır, İran ve Suriye kültürlerinden de etkilenerek, doğu ve batı uygarlıklarının bir bireşimi olarak gelişmiştir. Bizans’ın başkenti Konstantinopolis, ortaçağda dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Kent gösterişli sarayları, kiliseleri, hipodromu, zafer takları, dikilitaşları ve surlarıyla Bizans’ın da başlıca kültür ve sanat merkeziydi. Bizans sanatı, en önemli gelişmeyi mimarlık alanında yaptı. Bizans mimarlığının en belirgin özelliklerinden biri, yapılarda dev boyutlu kubbeler kullanılmasıdır. Öte yandan, duvar resimleri, mozaik, minyatür ve fildişi işçiliği gibi süsleme sanatlarında da Bizans çok ileriydi. </li></ul><ul><li>Sanat tarihçileri Bizans sanatını, Erken Bizans (330-726), Orta Bizans (867- 1204) ve Son ya da Geç Bizans dönemi (1261-1453) olmak üzere üç döneme ayırırlar. </li></ul>
  18. 36. <ul><li>Erken Bizans döneminde başlıca iki tür yapıya rastlanır. Bunlardan biri, uzunlamasına eksenli bazilika biçiminde ve kubbeyle örtülü merkezî planlı yapılardır. Yunan ya da Latin haçı planlı bazilika örnekleri ise ikinci tür yapı biçimidir. </li></ul><ul><li>Kubbeyle örtülü merkezî planlı yapıların en çarpıcı örneği, 532-537 yılları arasında yapılan Ayasofya’dır. Bu yapı dünya mimarlık tarihinin de başyapıtlarından biridir. </li></ul><ul><li>Kubbeli bazilika türünün İstanbul'daki diğer örnekleri ise, Sergios ve Bakhos Kilisesi (Küçük Ayasofya Camii) ile Khora Kilisesi'dir (Kariye Camisi). Bizans’ın imparatorluk sarayı olan Tekfur Sarayı, bir Orta Bizans dönemi yapısıydı. Bugün İstanbul'un Eğrikapı semtinde kalıntıları bulunan saray, üç katlı bir yapıydı ve duvarları tuğla ve kesme taşla bezenmişti. </li></ul><ul><li>İstanbul'un su gereksinimini karşılamak için yapılan Binbirdirek Sarnıcı ve Yerebatan Sarayı, Bizans mimarlığının bu alandaki en başarılı iki örneğidir. Constantinus'un yaptırdığı Binbirdirek 224 mermer sütun üzerine ve İustinianos'un yaptırdığı Yerebatan Sarayı da 336 sütun üzerine oturtulmuştur. </li></ul>
  19. 38. Havarileri ekmek ve şarap ayininde gösteren tabak, gümüş üzerine yaldız kaplamalı, Dombarton Oaks koleksiyon, Washington D.C
  20. 41. <ul><li>Bizans’ın mozaik resim sanatı ve duvar bezemeciliğinin en güzel örneklerine, Ayasofya, Kariye Camisi, Tekfur Sarayı ve Ravenna'daki San Vitale Kilisesi'nde rastlanır. </li></ul><ul><li>Bu erken Bizans dönemi yapıtlardaki hayvan figürleri ve mitolojik sahnelerde, Sasani geleneğinin etkileri de görülür. </li></ul><ul><li>Kilise denetiminin güçlendiği ve ikonaların yok edildiği dönemde (717-867), erken Bizans dönemi sanatındaki gelişme de durdu. Bu yeni dönemde mozaik resim sanatı yüzeysel ve simgesel bir anlatıma yöneldi, haç ya da benzeri simgeleri öne çıkardı. </li></ul>
  21. 44. <ul><li>Geç Bizans döneminde, yeni yapılardan çok, var olan yapılar onarıldı ya da ek yapılarla zenginleştirildi. </li></ul><ul><li>Dönemin başlıca yapıları Lips Manastırı (Fenari İsa Camisi), Hagios Andreas Kilisesi (Koca Mustafa Paşa Camii) ve Khora Kilisesi'dir . </li></ul><ul><li>Dinsel tasvire karşı gelişmiş olan hareket, geç Bizans döneminde etkisini yitirdi. Bizans sanatı yeniden Helenistik ve Roma anlayışına dönerek, doğalcı ve gerçekçi bir üslubu benimsedi. </li></ul>
  22. 45. Sveta Sofia Katedrali 1017-37 Kubbe Mozaiği, Kiev
  23. 52. Göreme Açıkhava Müzesi İç mekan detayı
  24. 56. Ordu <ul><li>Bizans ordusu kara ve deniz kuvvetlerinden meydana geliyordu. İmparatorluğun kurulduğu dönemde kara ordusu iyi örgütlenmiş ve iyi eğitim görmüştü. Kara ordusu sınırlarda oturan birliklerle merkezde bulunan ve her cepheye gönderilen esas kuvvetlerden oluşurdu. 7. yüzyılda ordu ordu örgütünde önemli değişiklikler oldu. Thema sistemi ile eyaletlerdeki askeri birlikler yeni bir sisteme bağlandı. Strategos, aynı zamanda themasının askeri birliklerinin komutanıydı. Kara ordusu piyade ve süvari olmak üzere iki kola ayrılmıştı. Silah olarak kılıç, kalkan, mızrak, zırh ve çeşitli savaş baltaları, mancınıklar kullanılıyordu. </li></ul><ul><li>Bizans İmparatorluğu kurulduğu zaman düzenli bir donanması olmadığı gibi 7. yüzyıla kadar Bizans'ın denizlerde kuvvetli bir düşmanı da yoktu. Fakat Müslüman donanmasının kurulmasından ve Bizans'a karşı ilk başarıları kazanmasından sonra donanmanın önemi anlaşılmış ve deniz kuvvetleri esaslı bir biçimde örgütlenmişti. </li></ul>
  25. 57. Eğitim <ul><li>Öğretim yaygın değildi. Daha çok erkek çocuklar okula gönderilirdi. Öğretimde Antik Yunan yazarlarının metinleri okutuluyor ve açıklanıyordu. </li></ul><ul><li>Orta öğretimin amacı memur yetiştirmekti. Büyük Constantinus'un, İstanbul'u başkent yapmasından sonra imparatorluğun çeşitli bölgelerinden, özellikle de Atina, Mısır ve Suriye'den gelen bilginler burada toplanıyor ve burasını bir bilim merkesi haline getiriyorlardı. 2. Thedosius döneminde İstanbul'da ilk yüksekokul kurulmuştu. Eğitim süresi 5 yıldı. Sonraki dönemlerde kapatılan bu okul, 863 yılında tekrar açılmıştır. Burada felsefe, matematik, astronomi, gramer ve müzik okutulmaya başlandı. İstanbul'da Thedosius'tan itibaren kurulan ve kapatılan üniversite ve yüksekokulların dışında patrikhaneye bağlı olan ve teoloji öğretimi yapan okullar da bulunuyordu. Burada dini derslerin yanında Eski Yunan felsefesi, dil ve edebiyatı, matematik gibi dersler de veriliyordu. </li></ul>
  26. 58. Bir Bizans Kalıntısının Acıklı Durumu Kaynak: Cogito/ Bizans Sayısı No: 17 Yapı Kredi Yay.
  27. 67. Hazırlayan: ymb Kaynakça: Cogito/ Bizans Sayısı No: 17 Yapı Kredi Yay. Server Tanilli / Yüzyılların Gerçeği ve Mirası / Say Yay. Server Tanilli / Uygarlık Tarihi Murat Sarıca / Siyasi Tarih

×