Telekom Sektöründe İnovasyonUfuk KılıçBilişim Teknolojileri Sektörel Kalkınma Vizyonu Raporları2009’un üçüncü çeyreğinde T...
Geçen yıl mobil trafik miktarı 126 milyar dakikaya yükselen Türkiye’de, aylık mobil telefon ortalamakullanım süresini ifad...
Teknolojik gelişmeler ile eş zamanlı olarak dünya ticaretinde gözlemlenen serbestleşme ve rekabetartışı, telekomünikasyon ...
Tek Avrupa Bilgi Alanı ile hedeflenen; Avrupa Birliği içinde bilgi toplumu ve medya hizmetlerinde açıkve rekabetçi tek paz...
sektöründe inovasyonun varlığının anahtarlarından biri de sektörde rekabetin eşit şartlardayürütülmesi.Turkcell Servis ve ...
    Türkiye ekonomisi geçmişte rekabetçilik konusunda çok iyi bir performans gösterdi, birçok         güçlüğü aşarak ekon...
uygulanması için gerekli kurumsal yapılanma için yaklaşık 8 milyon Euro düzeyinde bir finansmanihtiyacı belirlenmiştir.Avr...
Programla, teknolojik olarak gelişmiş ABD, Kanada, Japonya gibi ülkelerde bulunan AB üyesi ülkevatandaşı araştırmacıların,...
gazete, dergi, afiş, poster gibi basılı materyallere yerleştirilen kodlarla kullanıcıların mobil cihazlarıüzerinden daha ç...
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Telekom Sektöründe Inovasyon

1,266

Published on

Published in: Technology
0 Comments
1 Like
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

No Downloads
Views
Total Views
1,266
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
1
Actions
Shares
0
Downloads
19
Comments
0
Likes
1
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Transcript of "Telekom Sektöründe Inovasyon"

  1. 1. Telekom Sektöründe İnovasyonUfuk KılıçBilişim Teknolojileri Sektörel Kalkınma Vizyonu Raporları2009’un üçüncü çeyreğinde Türkiye’de teknoloji pazarında tek büyüyen kategorinin‘telekomünikasyon’ olması sektörün küresel ekonomi ve rekabet ortamında taşıdığı önemi açıkçaortaya koyuyor. Telekomünikasyon sektörünü cazip yapan etmenlerin başında inovasyon olgusuylaolan güçlü ilişkisi geliyor.Genç, dinamik nüfusa ve yeterli bilgi birikimine sahip Türkiye’de ne yazık ki telekomünikasyonsektöründeki gerekli mevzuatların yürürlüğe girmesine rağmen serbestleşmenin yeterince derinlikkazanmaması ve sektördeki vergi yükünün çok ağır olması, AR-GE ve inovasyona dayalı yeterli yerlikatkının yapılamamasına neden oluyor.Telekomünikasyon araçlarının ortaya çıkardığı yenilikçi etkinin yayılması da etki çok hızlı yayılıyor.“Yaratıcı Sınıfın Doğuşu” kitabının yazarı Richard Florida’ya göre inovatif girişimler “yaratıcı bir sınıf”oluşmasına neden oldu. Bu yeni sınıfın oluşumuyla birlikte telekomünikasyon sektörü yönetimyapısında değişikliğe gidildi. Yönetim eskiden statik, lineer ve organizasyonel bir süreçken, artıkdinamik ve daha işlevsel bir süreç haline geldi. İş yapış biçimleri, müşteri- üretici ilişkileri yenidentanımlandı. Telekomünikasyon araçlarıyla birlikte tüketicinin süreçle etkileşimi arttı, hatta sürecin birparçası haline geldi.İşte tüm bu nedenlerden dolayı sektör yenilikçiliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyar oldu.Bu çalışma Telekomünikasyon sektöründe inovasyonun gelişimini Avrupa Birliği ve Türkiye’deyaşananları özetlemeyi amaçlamaktadır.Birleşmiş Milletler tarafından yapılan araştırmalarda 1 milyar insanın güvenli içme suyuna, 2.6milyardan fazla insanın temel sağlık hizmetlerine erişemediği dünyada, telekomünikasyon alanındakibüyüme ise oldukça dikkat çekici noktada.Dünya’da Mobil abone sayısı 5 milyara yaklaşırken, 198 ülkede 543 GSM/EDGE ağı ticari olarakfaaliyet gösteriyor. 156 ülkede 3G ağı bulunurken, bunların yüzde 99′u 3,5G olarak da adlandırılanHSPA hizmeti sunuyor.Birleşmiş Milletler verilerine göre, yaklaşık 1 milyar insanın güvenli içme suyuna ulaşamadığı, 2,6milyardan fazla insanın da temel sağlık korumasından yoksun yaşadığı dünyada, internet kullanıcısayısı ise bu yıl başında hatırlayacağınız üzere 2 milyarı geçmişti.Türkiye’nin Telekomünikasyon tarafındaki karnesi, son yıllarda pek çok ülke gibi telekomünikasyonalanında çok önemli ilerlemeler kaydeden ve 62 milyon mobil, 17 milyona yakın sabit telefon abonesibulunan Türkiye, özellikle mobil telefon kullanımında Avrupa Birliği ülkeleriyle yarışıyor.
  2. 2. Geçen yıl mobil trafik miktarı 126 milyar dakikaya yükselen Türkiye’de, aylık mobil telefon ortalamakullanım süresini ifade eden MoU değerlerine bakıldığında, bu süre 218 dakika olarak gerçekleşti. Burakamla Türkiye, mobil kullanım süresinde Avrupa üçüncülüğüne yerleşti.Türkiye, özellikle internet kullanımında kırsal bölgelerde önemli ilerleme kaydetti. Bilgi Teknolojilerive İletişim Kurumu (BTK) verilerine göre, kırsal bölgelerdeki hanelerde bilgisayar sahipliği, geçen yılTürkiye geneli ve kentsel bölgelere paralel bir artış trendi izledi, 2004 yılında yüzde 4seviyelerindeyken geçen yıl yüzde 24′e yükseldi.Geçen yılki verilere göre erkeklerde bilgisayar kullanım oranı yaklaşık yüzde 53 iken, kadınlarda yüzde33′te kaldı. İnternet kullanan erkek oranı yaklaşık yüzde 52, kadın oranı ise yüzde 32′yeulaştı. Türkiye’de 9.3 milyon genişbant erişim abonesi, 35 milyon internet kullanıcısı ve 22 milyon 3Gabonesi hizmet alıyor.Özellikle de geçen sene Şanghay Zirvesi’nde “Daha iyi kentler, BİT ile daha iyi yaşam!” sloganıylabaşlatılan görüşmeler kapsamında bu sene de geniş yelpazede müzakereler sürdürülmektedir.Bu arada 17 Mayıs Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü 2006 yılında Birleşmiş Milletler(BM) Genel Kurulu 68 sayılı yenilenmiş kararı ile Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (BİT)oluşturulması günü münasebetiyle 17 Mayıs tarihini Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günüolarak ilan etmiştir.Bayramın tarihi 1865 yılının Mayıs 17 ‘den sonra Uluslararası Telekomünikasyon Birliği denenUluslararası Telgraf Birliği oluşturulması günü ile ilgilidir. Bilgi teknolojileri ve iletişim alanında uzmankuruluş ITU’nun (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği ) kuruluş tarihi olan 17 Mayıs 1865, 1969yılından bu güne, ITU Konseyi tarafından belirlenen önemli bir konu başlığı ile “DünyaTelekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü” olarak kutlanıyor.Dünya Telekomünikasyon ve Bilgi Toplumu Günü’nün başlıca amacı internet ve bilgi iletişimteknolojilerinin kullanımın toplumlara ve ülkelere sağladığı olanaklar ve dijital farklılığın giderilmesikonusunda bilgi düzeyinin artırılmasına katkı sağlamaktır. Bütün dünyayı rahatsız eden mevcutçevresel sorunlar yüzünden “yeşil teknolojiler”in çevresel açıdan daha temiz kentlerin oluşmasınakatkı sağladığını artık herkes bilmelidir.Dünyada, özellikle Türkiye’de yaşanan iklim değişikliği, bunun sonucunda oluşan doğal afetlerle ilgilisorunların giderilmesinde “yeşil teknolojiler” in önemli rolünden dolayı, bu teknolojilerle ilgiliaraştırmaların yapılması kaçınılmazdır.Bu tarih artık tüm bilgisayar, elektronik, telekomünikasyon, endüstri mühendisleri ile birliktebilgisayar programcıları, işletmecileri, internet sistem yöneticileri, web site tasarımcıları ve bilişimteknolojisiyle ilgili olan alanda faaliyet gösteren herkesin bayramı haline geldi. Özellikle de bu bayrambilgi yayımının internet gazeteciliğiyle yaygınlaştığı son dönemlerde haber yazan, okuyan, yayan,kısacası ekmeğini bu yolla kazanan herkese ithaf edilmektedir.A) Avrupa’da Telekomünikasyon sektörü ve inovasyonun gelişimiKüresel mali krizin devam ettiği şu günlerde, devletlerde olduğu gibi ulusüstü yapılanmalar da kriziaşma konusunda telekomünikasyon sektörünün öneminin farkına varmış durumda. 2009 yılıiçerisinde Avrupa Birliği’nde ortaya konulan Avrupa Ekonomik Kurtarma Planı, geniş bant altyapısı,Bilgi ve İletişim Teknolojileri hizmetleri ve sürdürülebilir telekomünikasyona ciddi önem atfediyor.Ayrıca Avrupa Birliği, Birlik çapında 2010 yılı sonunda yüzde 100 geniş bant yayılımı hedefiyle herkeseinternetin gelişimini gerçekleştirmeyi planlıyor.
  3. 3. Teknolojik gelişmeler ile eş zamanlı olarak dünya ticaretinde gözlemlenen serbestleşme ve rekabetartışı, telekomünikasyon sektörünün rekabete açılması için gerekli koşulları oluşturdu. 1980’liyıllardan başlayarak başta ABD ve İngiltere’de, 1990’lı yıllar boyunca ise kıta Avrupa’sı ülkelerindetelekomünikasyon sektöründe rekabetin yaratılması süreci yaşandı. Avrupa Birliği’nin temel felsefesiolan tek ve serbest pazar uyarınca, serbestleştirilen telekomünikasyon piyasaları, daha hızlı büyümeve yeni teknolojilere daha çabuk adapte olabilme ve ayrıca kullanıcılara daha kaliteli hizmetsunabilme zorunluluğu ile karşı karşıya kaldı. Avrupa Birliği’nde telekomünikasyon piyasası, 1 Ocak1998 tarihi itibariyle tam olarak liberalleştirildi.Bununla birlikte, telekomünikasyon piyasasındaki hızlı değişim ile gelişen yeni hizmet ve altyapılar ileortaya çıkan yeni sorunlar, söz konusu düzenlemelerin gözden geçirilmesi ihtiyacını doğurdu. Buamaçla tüm elektronik iletişim ve yayın şebekelerini kapsayan Telekom Paketi 2002 yılında kabuledildi. 2003 yılında kabul edilen Telekom Paketleri ile sanayinin gelişimi, rekabetin güçlendirilmesi,büyümede artış, kamunun ve kullanıcıların yararının gözetilmesini sağlamaya yönelik yasaldüzenleyici çerçeve ortaya konuldu.2007 yılında hazırlanan ve 19 Aralık 2009 tarihinde yürürlüğe giren Telekom Reform Paketi inovasyonaçısından özel bir önem taşıyor. Bu paket, bilgi toplumunun bu öncü sektörünün çağımızıngereklerine uydurulması hedefi doğrultusunda, AB vatandaşlarının yaşadıkları ya da seyahat ettikleriüye devletlerde iletişim hizmetlerinden (sabit/mobil telefon, hızlı internet bağlantısı veya kablolu TVv.s.) daha iyi koşullarda ve daha makul fiyatlarla yararlanmalarını sağlamak ve AB düzeyinde tek birTelekom pazarı yaratmaya yönelik olarak kurgulandı.Avrupa Birliği çerçevesinde telekomünikasyon alanında yaşanan sürekli gelişimin temelinde Mart2000’de açıklanan Lizbon Stratejisi yatıyor. Lizbon Stratejisi, Avrupa’nın 2010 yılına kadar dünyanınen rekabetçi ülkelerinden Japonya ve ABDyi de geride bırakarak, dünyanın küresel rekabet düzeyi enyüksek ve bilgi temelli ekonomi olmasını hedefliyordu.Bu bağlamda 2005 yılında kabul edilen i2010: Büyüme ve İstihdam için Avrupa Bilgi Toplumu Girişimine de değinmek gerekir. Bu girişim, dijital ekonominin geliştirilmesi hedefi çerçevesinde bilimde,inovasyon, girişimcilik ve yeni internet teknolojilerini destekleyen politikalar yoluyla daha hızlı sosyalkalkınma, istihdam ve refah sağlamayı amaçlıyor. Bu sebeple, üç “i” önceliğine dayanan (Informationspace, Innovation and Investment, Inclusion) girişimle “Tek Avrupa Bilgi Alanı” yaratılması,Yenilikçiliğe yatırımların teşviki ve Kapsayıcı Avrupa Bilgi Toplumu oluşturulması hedefleniyordu.Avrupa Birliği’nin bilgi toplumu oluşturmayı hedef alan bu stratejisi inovasyonu da içinde barındırıyor.Birlik her ne kadar bu hedefi 2010 olarak belirlemiş olsa da görülen tablo yeterince iç açıcı olmadı.2010 hedefinde son tarihe yaklaşılırken Komisyon ve üye ülkelerin hükümetleri stratejinin 2020’yeuzatılması kararını aldı. Böylece AB üyesi devletlerin 2020’ye kadar Avrupa’da çevre dostu, bilgitabanlı ekonomiye öncülük etmeleri çağrısında yinelenmiş oldu.2020 stratejisine ilişkin dört ana öncelik tanımlanıyor:·Yenilikçilik ve bilgi: Sürdürülebilir büyüme bilgi ve teknoloji sayesinde mümkün olabilir diyen AB dahadeğerli bir ekonomiye sahip olmak üzere harekete geçiyor. “Hızla değişen dünyada fark yaratan şeyhem ürünler hem de süreçlerde yenilikçiliktir” deniyor.·Dışlanma ile mücadele: 2010’da işsizlikte çift basamaklı sayılara varılması karşısında Komisyon gücüninsanlara devredilerek yeni iş kaynakları yaratılması önerisinde bulunuyor. "AB’nin daha çevre dostu,bilgi esaslı ekonomiye sahip olması yeni işleri tetikleyecek ve işsizliği azaltacak.” Çalışanların sistemdışı kalmamalarına sosyal uyumun parçası olmalarına özen gösterilecek.· Çevre dostu büyüme: Doğal kaynaklarda artan enerji fiyatlarına ve rekabete Avrupalı iş sahiplerininayak uydurması gerektiğine dikkat çeken Komisyon hedeflerinin "kaynakların ve enerjinin daha etkinşekilde kullanımı, yeni çevre dostu teknolojilerin uygulamaya alınması, yeni iş imkanları ve hizmetleryaratılması, AB’nin çevre ve iklim hedeflerinin başarılması” olduğunu kaydetti.·Dijital Avrupa: Komisyon, akıllı, modern ulaşım ve enerji altyapısının rekabeti artıracağına inanıyor.
  4. 4. Tek Avrupa Bilgi Alanı ile hedeflenen; Avrupa Birliği içinde bilgi toplumu ve medya hizmetlerinde açıkve rekabetçi tek pazarın oluşturulmasıdır. Bu çerçevede yenilikçiliğe yatırımın teşvik edilmesi önemlibir yer tutuyor. Tek Avrupa Bilgi Alanı ile Ar-Ge faaliyetlerinin teşvik edilmesiyle paralel olarak AB bilgive iletişim teknolojileri araştırma yatırımlarının yüzde 80 oranında artırılmasını ve bu hedefkapsamında özel sektörle işbirliğinin güçlendirilmesini öngörülüyor.Öte yandan, Kapsayıcı Avrupa Bilgi Toplumu hedefi ile; toplumun tüm kesimlerini kapsayıcı, dahakaliteli kamu hizmeti sunan (örneğin, e-sağlık veya e-ihale uygulamaları) ve yaşam kalitesini artıran(örneğin, akıllı ve temiz ulaşım sistemlerinin teşviki) bir bilgi toplumu ideali çerçevesinde tümkesimlerin bilgi toplumunun imkanlarından faydalanmasını sağlamaya dönük eylemlerin pratiğeaktarılması da söz konusu.Tüm bu gelişmeler Avrupa Birliği’nin Bilgi ve İletişim Teknolojilerine özel bir önem atfettiğini ortayakoyuyor. AB örneği gösteriyor ki, Yasal düzenlemelerin teknolojik ilerlemeyi kolaylaştıracak şekilde geliştirilmesi, İnternete erişimde geniş bant ağlarının giderek yaygınlaşması vb. önlemlerle bilgi ve iletişim araçlarının toplumsal yaşamın her alanına etki edecek hale gelmesiyle yenilikçi bir bilgi toplumunun temelleri atılabiliyor.Bu çerçevede, Dünya Ekonomik Forumunun bu yıl sekizincisini hazırladığı Küresel Bilgi Teknolojileri2008–2009 Raporuna değinmekte yarar var. Bu rapora göre AB ülkelerinden Danimarka, Bilgi veİletişim Teknolojilerinde (BİT) 134 ülke arasında üst üste 3. kez küresel rekabet gücü en yüksek ülkeolmayı başarmış durumda.BİTi, kalkınma ve rekabet gücünü artırmada son derece etkin kullanan Danimarka, dünyanın engelişmiş BİT mevzuatına sahip ülke. 100 kişi başına 36,33 genişbant internet abone oranı ile dünyadailk sırada yer alan Danimarka, 10 bin kişi başına 346 MB/s bant genişliği ile de lider konumda. Rekabetgücü sıralamasında 2. sırada İsveç, 3. sırada ABD yer alırken, Finlandiya ve Hollanda ilk 10a girendiğer AB ülkeler.ABnin yeni üyelerinden Estonya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti ve Litvanyanın, BİT alanında ciddi atakyaptıklarının ve bu teknolojiler sayesinde piyasa ekonomisine daha kolay geçiş sağladıklarınınbelirtildiği raporda, Türkiye ise, rekabet gücü sıralamasında 61. ülke konumunda. 2006-2007döneminde 52.; 207-2008 döneminde 55. sırada bulunan Türkiye’nin, bu yıl bir önceki yıla oranla 6basamak gerilediği göze çarpıyor. (Turkcell Mayıs ayı AB bülteni)B) Türk Telekomünikasyon sektöründe inovasyonun yeri“Toplumsal gelişimin kaldıracı” olarak tanımlanan telekomünikasyon gerçekten de tüm dünyadahemen her sektörden daha önce ilerliyor ve toplumsal gelişime büyük katkı sağlıyor. Türkiye’de dedurum farklı değil; Ar-Ge’ye ve inovasyona yatırım yapan en önemli sektörlerden biritelekomünikasyon. Ancak dışarıdan baktığımızda durumumuz pek de parlak görünmüyor. Avrupa’nın5-6 yıl önce kullanmaya başladığı 3G’ye (3. Nesil) 2009 yılı içinde geçtik. Sabit hattın rekabete açılmasıadına gerekli yasal düzenlemeler hazırlansa dahi uygulamada değişen bir şey olamadı.Telekomünikasyonda vergilendirme sektörün bir başka kanayan yarası.Tüm bu engellere rağmen 2009’un üçüncü çeyreğinde Türkiye’de teknoloji pazarında tek büyüyenkategori ‘Telekomünikasyon’ oldu. Telekomünikasyon sektörü üçüncü çeyreğinde 2.8 büyüyerek 792milyon TL pazar elde etti. Telekomünikasyon sektörü tüm hareketliliğine ve zenginliğine rağmen uzunzamandır çözülemeyen sorunlarıyla boğuşmaya devam ederken, inovasyonun da hızında düşüş oldu.Türkiye’de AR-GE ve inovasyona dayalı yerli tasarım ve üretim, maliyetlerdeki aşırı yükler nedeniylegelişemiyor. Bu aşamada sektör ve devlet arasında uyum önemli. Çünkü yukarıda da belirttiğimiz gibiağır vergi yükü, rekabetin yerleşmemesi vb. konular sorun teşkil ediyor. Halbuki Telekomünikasyon
  5. 5. sektöründe inovasyonun varlığının anahtarlarından biri de sektörde rekabetin eşit şartlardayürütülmesi.Turkcell Servis ve Ürün Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayrakdar’a göre Ar-Geyapabilecek insanlara altyapıyı, desteği ve vizyonu sunma konusunda da engellerin ortaya çıkmasınaneden oluyor. Bayrakdar ekliyor:“Türkiye’de çok nitelikli insan kaynağı var. Ancak, önemli olan nokta, bu nitelikli insan kaynağına Ar-Ge yapabilecekleri altyapıyı, desteği ve vizyonu sunabilmek. 2003 yılında Türkiye’nin ilk teknolojiöngörü projesi Vizyon 2023 TÜBİTAK önderliğinde gerçekleştirildi. Bu projenin çıktısı olan,Türkiye’nin uzun vadeli Ar-Ge ve teknoloji yol haritasının hayata geçirilmesi kritik önemli.Ayrıca bu planın her yıl gözden geçirilerek, gelişme ve ihtiyaçlara göre revize edilmesi gerekiyor.Dünyada gelişmiş tüm ülkeler bu konuya önem veriyor ve teknolojik öngörü çalışmalarını sistematikolarak planlıyor, çıktılarını hayata geçiriyor ve düzenli olarak revize ediyorlar. Artık dünya, bilgidünyası. Ülkelerin mevcut kaynaklarını göz önünde bulundurarak, dünyada en az bir alanda en iyiolmayı hedeflemesi ve bu alana yatırım yapması gerekiyor.Özellikle bu alanda Ar-Ge destekleri girişimcilere ve Ar-Ge yapan şirketlere hızlı ve etkin bir şekildeaktarılmalı. Inkübasyon ve risk sermayesi altyapılarının da aciliyetle kurulması çok faydalı olur. Bazendünyayı değiştiren fikirler hiç umulmadık yer ve kişilerden çıkabiliyor. Ar-Ge kaynaklarını aktarırkenbiraz daha fazla risk alınabilir. İnovasyon konusunda en ileri olan ülkeler arasında yer alan İsrail, 10girişimden birinin başarılı olmasının son derece kabul edilebilir bir oran olduğunu savunuyor. Bazenöyle fikirler ortaya çıkıyor ki, 100 tane Ar-Ge projesini finanse edebiliyor.”(Bilgi Çağı)Görüldüğü gibi yenilik yaratabilmenin temelinde sürekliliği sağlayacak politikaların belirlenmesi veizlenmesi ile iç dinamiklerin geliştirilmesi geliyor. Bunun için de inovasyonu artırıcı teşvikler veyasal çerçevenin yaratılması geliyor.‘Modern Rekabet Stratejileri’ oluşturma konusunda dünyanın en önemli otoritesi olarak kabul edilenve dünyanın önde gelen şirketlerine strateji danışmanlığı yapan Harvard Business Schoolprofesörlerinden Michael E. Porter, Turkcell sponsorluğunda gerçekleşen Liderler Konferansı’nda“Türkiye’nin dünya ekonomisinde rekabet gücü ve doğrudan yabancı yatırımlar odaklı” çalışmasınınsonuçlarını açıkladı.Porter, “Amacımız Türkiye’nin dünya ekonomisi içindeki rekabet gücünü ortaya çıkarmak ve bu gücüartırıcı öneriler geliştirmekti” diyerek şöyle devam etti:“ Ulusal rekabet stratejisinin geliştirmesi için Türkiye’de devlet ve özel sektör liderlerinin birliktehareket etmesi gerekiyor. Türkiye ekonomisi son yıllarda rekabetçilikte büyük tecrübe kazandı. Bununen önemli nedeni ise ülkedeki rekabetin bugüne kadar hiç olmadığı kadar zorlu bir hale gelmesidir.İşte bu nedenle Türkiye’de devlet ve özel sektör işbirliği için yeni bir ruha ihtiyaç var. Türkiye’ninekonomik geleceği için, devlet politikaları ve özel sektör yatırımlarının ortak bir vizyona sahip olmasılazım. Bunun için de özel sektör öncülüğünde Ulusal ve Bölgesel Rekabet Konseylerinin kurulmasıgerekir.”Prof. Porter tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Rekabet Gücü Ulusal Ekonomik Strateji ve İşDünyasının Rolü” başlıklı raporundan satırbaşları şu şekilde:  Türkiye ekonomisi yakın geçmişte iyi bir performans gösterdi. Ekonomi politikalarındaki iyileşmeler, Türk şirketlerinin büyümesi için yeni fırsatlar yarattı.  Türkiye ekonomisinin rekabetçilik konusunda kendine has üstünlükleri var.Bunlardan bazılarını büyük iş gücü, girişimcilik geçmişi, önemli bir iç pazar olması, geniş coğrafyası ve kritik konumuyla dünyanın heterojen bölgelerine erişimi olması ve diğer gelişmekte olan ekonomilere nazaran kurumlarını daha kuvvetli oturtmuş olması diye sıralayabiliriz.
  6. 6.  Türkiye ekonomisi geçmişte rekabetçilik konusunda çok iyi bir performans gösterdi, birçok güçlüğü aşarak ekonomisini bir üst seviyeye çıkardı ancak, bu seviyede yeni ve eskisinden daha zorlu güçlükleri yenmeye hazırlanması gerekiyor.  Bu güçlükleri de aşarak ekonomiyi daha da rekabetçi kılmak için, devlet ve özel sektörün yakın bir şekilde çalışacağı yeni bir işbirliği modeline ihtiyaç var.  Türkiye’nin ekonomik stratejisi üzerinde fikir birliği sağlamak çok önemli ve bunun için özel sektör öncülüğünde “Ulusal ve Bölgesel Rekabet Konseyleri” kurulması gerekir. Ekonomik kalkınma ajanslarının bu konuya katkısı büyük olacak.  Türk ekonomisi doğal olarak bölgesel ve endüstriyel kümeler etrafında organize oluyor. Bu anlamda, kümelenme çalışmaları son derece önemli ve desteklenmesi gerekir.  Coğrafi konumunun tüm potansiyelini kullanmak için komşu ülkeleri ile ekonomik koordinasyonu sağlamalı. Porter’ın özetle söylediği şu: “Büyük bir potansiyeliniz var; bunun temel nedeni de coğrafi konumunuz; yer aldığınız bölge. Pek çok ülke, böyle bir coğrafi konuma sahip olabilmek ve ondan yararlanmak için canını verirdi! Ama siz, elinizin altındaki bu potansiyeli kullanabilecek misiniz? İşte esas mesele bu.” Porter’a göre Türkiye’nin bir sıçrama yapabilmesi için anahtar kavramlar şunlar: 1) Stratejik düşünmek (olmazsa olmaz koşul) 2) Önce yakın çevremize ve bölgemize bakmamız 3) İş dünyasının birbirine kenetlenmesi 4) En iyi olmak değil, en özgün olmakC) AB’ye uyumda Bilgi Toplumu, Medya faslı ve inovasyonTürkiye, hem Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde hem de küresel değişimleri yakalama noktasında,telekomünikasyon sektöründe son yıllarda önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Türkiyenin AvrupaBirliğine tam üyelik süreci çerçevesinde "Bilgi Toplumu ve Medya" faslı, fasla ilişkin açılış kriterlerininkarşılanmış olması nedeniyle 19 Aralık 2008 tarihinde müzakerelere açılmıştır. Bununla birlikte, herne kadar açılış kriterlerini karşılamış olsa da, telekomünikasyon sektörünün Avrupa Birliğineuyumunu içeren söz konusu başlık altında tartışılacak konularda ve küresel düzeydeki performansbağlamında Türkiye’nin daha fazla çaba sarf etmesi gerekmektedir.Avrupa Komisyonu tarafından 5 Kasım 2008 tarihinde yayımlanan İlerleme Raporu’nda, Türkiye’ninBilgi Toplumu ve Medya başlığı altında kaydettiği ilerlemeler ve gerçekleştirmesi gereken atılımlarsıralanmaktadır. Bu çerçevede, sabit ve genişbant piyasalarındaki rekabet düzeyinin yetersiz olması,şehir içi telefon hizmetinin serbestleşmesindeki aksaklık, iletişim hizmetlerinden alınan yüksekvergiler ve evrensel hizmet yükümlülüklerinin alanı ve uygulamasına ilişkin AB müktesebatına uyum,ihtiyaç duyulan ilerlemeler arasında yer almaktadır.Öte yandan, 31 Aralık 2008 tarihinde kabul edilen ve Türkiye’nin AB müktesebatına uyumtaahhütlerini takvimlendiren Üçüncü Ulusal Program’da Bilgi Toplumu ve Medya başlığı altında, sözkonusu düzenlemelerin genel itibariyle 2009–2010 yılları arasında gerçekleştirileceği taahhütedilmektedir. Böylelikle, elektronik haberleşme sektörünün liberalleşmesi, iyi işleyen bir rekabetortamı yaratılması, bilgi ve iletişim alanındaki gelişmelere uyum sağlanması ve ilgili alanlardaaltyapının ve hukuksal dayanakların tesisi hedeflenmektedir. Bu çerçevede, mevzuatın uyumu ve
  7. 7. uygulanması için gerekli kurumsal yapılanma için yaklaşık 8 milyon Euro düzeyinde bir finansmanihtiyacı belirlenmiştir.Avrupa Politikaları Merkezi (Center for European Policy Studies-CEPS) adına, Prof. Andrea Renda, Dr.Selen Guerin ve Dr. Emrah Arbak tarafından hazırlanan "Bilgi Toplumu ve Medya" Başlıklı 10. FasılHakkında Etki Değerlendirmesi raporunda söylenenler aslında telekomünikasyon alanında Avrupa’yaoranla durumumuzu çok güzel yansıtıyor.Kasım 2009’da yayınlanan son raporda da elektronik haberleşme konusunda Türk mevzuatının ABhukuki çerçevesine uyumu açısından ilerleme kaydettiği belirtiliyor. İkincil mevzuatın kabul edilmesive uygulanmasının, çerçeve kanunun pazar üzerindeki etkisinin sağlanması açısından önemli olduğubelirtilmesine rağmen sabit telefon ve internet geniş bant pazarında rekabetin gelişmediği ve budurumun düzenleyici yükümlülüklerin etkin biçimde uygulanması ihtiyacının doğduğu kaydediliyor.Raporda doğrudan inovasyona atıf yapılmamasına rağmen, yenilikçi çalışmaların oranının düşükolmasını sektörün gelişimini engelleyen düzenlemelerin eksikliğine ya da etkin biçimdeuygulanamıyor olmalarına bağlamak mümkün.Raporda 2009 yılının Türkiye için 3G yılı olarak geçtiğine değiniliyor. Temmuz 2009’da kullanımaaçılan 3G teknolojisi ile film, müzik gibi eğlence endüstrisinin yapı taşlarını oluşturan içeriklere yenibir erişim kanalı açıldı. 3G ile özellikle UGC (user generated content) olarak adlandırılan kullanıcılartarafından üretilen içerikler, facebook, myspace gibi sosyal ağ ortamları ve bunlarla bütünleşikçalışabilen mobil uygulamalar daha fazla önem kazanmaya başladı. Öte yandan, hızlı mobil internet,mobil ticareti desteklemek amacıyla geliştirilen teknolojiler ve bunların olanak tanıyacağı sponsorluhizmetler, reklam, mobil ödeme ve ticaret, mesajlaşma ile müzik/video servisleri daha da gelişecekgibi görülüyor.Ancak bu gibi hizmetlerin gelişmesi elbette kendi kendine olmuyor. Telekomünikasyon firmaları çokbüyük yatırımlar yaparak yeni uygulama ve hizmetler geliştiriyorlar. Ancak devletten de bazıbeklentileri var. Turkcell Servis ve Ürün Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı CenkBayrakdar “Milli politika oluşturmak açısından devletle sektör arasında daha yakın bir işbirliği ve ortakbir bakış açısı önemlidir.Ar-Ge desteklerinin uygulanmasında yazılım sadece bir araç olarak kabul edilmemeli. Yani tekniğinbilinen durumunu geliştiren bir buluş, bilimsel literatürde geliştirme ya da araştırma (research) riskiiçermiyor olsa da, çalışmanın yazılım içermesi değer taşımalı. Sonuçta tüm diğer alanlarda verilen Ar-Ge destekleri gibi yazılım çalışmalarına verilen desteklerin artırılmasını bekliyoruz” diyor. Bayrakdar,yeni Ar-Ge destek yasalarında yazılıma özel bir yer verilmeye çalışıldığını söyleyen Bayrakdar,teknoloji serbest bölgeleri ile ilgili değişiklik taslağında seri üretimin vergiden muafiyetidüzenlemesinin aslında imalat sanayini hedeflese de yazılım sektörü için önemli olduğunu belirtiyor.D) Ekonomik Kriz, Yenilikçilik ve Tersine Beyin GöçüUluslararası arenada faaliyet gösteren şirketlerde çalışmak ve yurtdışında yaşamak birçok kişininhayali. Ancak bu şansı bir süre değerlendirdikten sonra yurda dönenler de yok değil. Özellikle 2008 yılısonunda önce ABD ve İngiltere’de başlayan, daha sonra tüm dünyayı etkisi altına alan küresel malikrizin etkileri, kendi ülkeleri dışında çalışanların yurda dönmelerini sağladı.Kriz döneminde özellikle araştırma ve geliştirmede uygun olanakları kullanarak yurt dışında görevyapan kişiler Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlarca sunulan hibe programlarındanyararlanarak ülkelerine dönüyorlar.TÜBİTAK 7. Çerçeve Programı (ÇP) Ulusal Koordinatörü Hüseyin Güler’in açıklamasına göre son ikiyılda AB fonlarının sunduğu imkanları kullanarak Türkiyeye dönme başvurusu 100’ü aşkın Türk bilimadamı var. Güler, Araştırmacıların Dolaşımı ya da Kişiyi Destekleme Özel Programı adlı programile Avrupanın Ar-Ge insan kaynağının geliştirilmesi, beyin göçünün önlenmesi ve Avrupanınaraştırmacılar için cazip hale getirilmesi amacını taşıdığını bildirdi.Türkiye, yurt dışına kaptırdığı genç beyinleri, tersine beyin göçüyle ülkeye kazandırma yarışında, İsrail,İngiltere, İspanya ve Yunanistandan sonra 5. sırada yer aldı.
  8. 8. Programla, teknolojik olarak gelişmiş ABD, Kanada, Japonya gibi ülkelerde bulunan AB üyesi ülkevatandaşı araştırmacıların, Avrupa araştırma alanına kazanımının hedeflendiğini anlatan Güler,program sayesinde söz konusu ülkelerde belli süre kalan araştırmacıların 2-4 yıl arasındadesteklendiğini kaydetti.Araştırmacıların dönecekleri ülkelere dair bir sınırlama olmamasına rağmen hibelerden faydalananaraştırmacıların büyük çoğunluğunun bulundukları ülkelerde bulunan ev sahibi kuruluşları tercihettiğini dile getiren Güler, bu nedenle tercih edilen ülkelerin dağılımının özellikle yurt dışındakiaraştırmacılarla irtibatın korunma düzeyini de gösterdiğini ifade etti.İki yıl içinde 28 araştırmacının Türkiyedeki çeşitli üniversitelerden ve özel sektördeki kuruluşlardankabul aldığını ve yurt içinde göreve başladığını kaydeden Güler, şu bilgileri aktardı:Türkiye 7. ÇP programlarının başlamasından bu yana Avrupa Birliğinde tersine beyin göçü aracını eniyi kullanan en iyi beş ülke arasında yer aldı. Kabul edilen araştırmacı sayısına göre Türkiye, İsrail,İngiltere, İspanya ve Yunanistandan sonra listede yer aldı.Listede İsrail, 14 ve 13 araştırmacının döndüğü iki üniversitesi ile dolaşım programından en çokyararlanan ülke oldu. Sabancı Üniversitesi ise listeye 7 araştırmacı ile dördüncü sıradan girdi. Bilkent,Yüksek Teknoloji ve Koç Üniversiteleri de 2şer araştırmacı ile listenin 25., 26. ve 27. sırasında yeraldı.Güler, Türkiyenin yalnızca bu rakamların 7. ÇPde, 6. ÇPden çok daha başarılı olduğunun ortayakoyduğunu, bu başarının gelecek yıllarda da artacağını gösterdiğini vurguladı.Türkiyeye dönen araştırmacıların genellikle gençlerden oluştuğunu ve çoğunlukla ABDden dönüşyaptığını belirten Güler, son çağrı sonuçlarına göre, ilk defa bir Türk şirketi olan Turkcellin de bufondan yararlandığını ve bir araştırmacının burada göreve başladığını dile getirdi.Dünyada önemli işlere imza atmış, fark yaratan, başarılı çalışanlar her zaman odak alanımız olmayadevam edecek” diyor. Bugüne kadar Turkcell Teknoloji olarak yurtiçi ve yurtdışından 47 bine yakın işbaşvurusu aldıklarını söyleyen Kocabaş, çalışanları vasıtasıyla iletilen başvuru sayısının son dereceyüksek olduğunu dile getiriyor.Kadrolarında şu anda 300’e yakın mühendisin bulunduğuna dikkat çeken Turkcell Teknoloji Araştırmave Geliştirme A.Ş. Genel Müdürü Semih İncedayı ise “İstihdamı artırarak tam bir teknoloji üretim üssühaline gelmeyi planlıyoruz” diyor.E) Telekomünikasyonda inovasyon için rekabette eşitlikTelekomünikasyon Türkiye’de diğer birçok sektöre kıyasla inovasyonun en çok görüldüğü sektör.Altyapı ve insan kaynağı olarak Avrupa’nın gerisinde olmadığımız bu sektörün gelişimi için öncevizyona daha sonra da gerekli bütçenin doğru şekilde finanse edilmesine ihtiyaç var. Geniş çaplı veetkin bir inovasyon stratejisi için yalnızca özel sektörün çabaları yeterli olmuyor. Devlet politikalarınında bu yönde şekillenmesi, bu alanda yatırımların ve teşviklerin artması gerekiyor.Burada kilit nokta rekabet. Rekabet deyince çok fazla operatörün olduğu, müşteriye farklı farklıhizmetlerin sunulduğu, düzenlemeler sayesinde herkesin rahat hareket edebildiği ve bir oyuncunundaha avantajlı durumda olmadığı bir ortamdan söz ediliyor. Bu konuda da Türkiye’de değişimyaşanıyor ancak ne sektörün ne de kullanıcıların istediği hızda değil.Önümüzdeki yıllarda telekomünikasyon sektörünü ve inovasyonu bir arada duyacağımız konubaşlıkları arasında mobil cihazlarda yapay zeka, augmented reality (dilimize “zenginleştirilmişgerçeklik” olarak çevrilebilir), bölgesel servisler (Location Based Services) , semantik web gibiuygulamalar geliyor.İleride daha sık duymaya başlayacağımız augmented reality, bir kamera ve bir işaret aracılığıyla, 3Ddijital objelerin gerçek dünyada pozisyonlandırılması olarak tanımlanabilir. Augmented Reality ile
  9. 9. gazete, dergi, afiş, poster gibi basılı materyallere yerleştirilen kodlarla kullanıcıların mobil cihazlarıüzerinden daha çeşitli hizmetlere ulaşması sağlanıyor. İşte telekomünikasyon sektöründe yaşanan bugelişme ile gerçek dünya ve dijital içerik birleşmiş oluyor.Her ne kadar şu an bize daha çok bilgisayar ekranlarından hazırlanan ve görüntülenebilen birpazarlama yöntemi olarak gözükse de asıl değerinin offline dünyada ve mobil arayüzlerde olacağınısöylemek mümkün.SONUÇDünya çapında telekomünikasyon sektörü, yıllık cirosu ve sağladığı istihdam koşulları bakımındangittikçe artan bir öneme sahip olmasının yanı sıra Avrupa Birliği düzeyinde de özel bir öneme sahipolan bilgi toplumu yaratma hedefinin de anahtarı konumunda.Telekomünikasyon sektörü, küresel krizden en az etkilenen sektörler arasında yer almasına rağmen,krizin sektöre ilişkin yatırımlar üzerinde yine de olumsuz bir etkisi oldu.İşte bu sebeple, krizin sıkıntılarından kurtulmak ve uzun dönemli sürdürülebilir bir büyüme yakalamakiçin, hızla değişen telekomünikasyon sektöründe açık bir inovasyon modelinin uygulanması veinovatif girişimlerin desteklenmesi bilhassa önem taşıyor.www.ufukkilic.com.trKaynakça:GFK Türkiye http://www.gfk.com/gfkturkiye/Bilgi Çağı http://www.bilgicagi.com/YaziDetay.aspx?ArticleID=2236Digital Age (Kasım 2009 ) http://www.digitalage.com.tr/http://europa.eu/rapid/searchAction.dohttp://ec.europa.eu/information_society/eeurope/i2010/index_en.htmhttp://europa.eu/rapid/pressReleasesAction.do?reference=IP/08/1397World Economic Forum:www.weforum.org/en/initiatives/gcp/Global%20Information%20Technology%20Report/index.htm

×