Meteo Hafta10 11
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Like this? Share it with your network

Share
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Be the first to comment
    Be the first to like this
No Downloads

Views

Total Views
3,724
On Slideshare
3,712
From Embeds
12
Number of Embeds
1

Actions

Shares
Downloads
13
Comments
0
Likes
0

Embeds 12

http://www.slideshare.net 12

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
    No notes for slide

Transcript

  • 1. Vize sonrası ilk hafta 10. hafta (10-11-12)
  • 2.
    • Yağışların Dağılışı
    • Yeryüzünde yağışların coğrafi dağılışı bölgeden bölgeye büyük farklılık gösterir. Bu konuda rol oynayan etkenleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.
  • 3.
    • Rejyonal Etkenler
    • Herhangi bir yerin, hava kütlelerine, cephelere ve siklonların güzergahlarına nazaran durumu gerek bu yerde, gerekse yeryüzünün tümünde yıllık yağış dağılışının ana çizgilerini tayin eder.
  • 4.
    • Reliyef
    • Arazinin şekli yağış dağılışı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Dağlık alanlarda hava yükselmeye zorlandığından, bu alanların çevrelerine nazaran daha fazla yağış almalarına neden olur. Buna karşılık yüksek dağlarla çevrili alanlar daha az yağış alırlar. Örneğin: Kenarları dağlık bölgelerle çevrili İç Anadolu gibi.
  • 5.
    • Bakı
    • Hava kütleleri ile karşılaşarak onların yükselmesine neden olan rüzgara maruz yamaçlar genel bir kural olarak daha fazla yağış alırlar. Buna karşılık dağların diğer yamaçları daha kurak olup, Yağmur gölgesi teşkil ederler. Örneğin: Doğu Karadeniz dağlarının kuzey yamaçları bol yağış aldıkları halde, güney yamaçları ve bunların eteğindeki çukur alanlar yağmur gölgesinde kalırlar.
  • 6.
    • Yamaç Eğimi
    • Dik yamaçlar, daha kuvvetli ve sürekli yükselmelere neden olduklarından daha bol ve şiddetli yağış sağlarlar.
  • 7.
    • Yükselti
    • Yağış miktarı genellikle yükselti ile doğru orantılı olarak artar. Zira, yükseldikçe sıcaklığın azalması doyma noktasına daha kolay erişilmesini sağlar. Ancak, bu olguyu her yerde geçerli matematik bir kesinlikle formüle etmek çok güçtür. Bu konuda yerden yere çok değişen çeşitli etkenler rol oynar. Nitekim, yağış ile yükselti arasındaki ilişkiyi vermek üzere çeşitli formüller geliştirilmiştir. Bunlardan S h r e i b e r formülü nün yurdumuzda oldukça iyi sonuçlar verdiği ifade edilmektedir. Çekoslovakya'nın Ezgebirge dağlık yöresinde geliştirilen bu formülde, yağışın her 100 metrelik yükselişe karşılık 54 mm lik bir artış gösterdiği esas alınmaktadır:
  • 8.
    • Yh = Y0± 54h
    • Yn = Dağlık alanda yükseltisi bilinen bir noktada bulunmak istenen yağış miktarı.
    • YQ = Dağ eteğinde yükseltisi bilinen ve yağış gözlemleri yapan bir istasyonda saptanan yağış miktarı
    • 54 = Katsayı (her 100 m yüksekliğe karşılık yağışın 54 mm arttığı esasına dayanır)
    • h = Dağın eteğindeki istasyon ile yağış miktarı bulunmak istenen nokta arasındaki yükselti farkı (hektometre (hm.) olarak).
  • 9.
    • Örneğin
    • Yükseltisi 100 m olan bir gözlem istasyonunda yıllık ortalama yağış 700 mm dir.
    • Bu istasyon çevresindeki dağlık alanda 1100 m yükseklikte yer alan bir proje sahasında yıllık ortalama yağış miktarı ne kadar olacaktır.
  • 10.
    • Yh = 700+ 54 (11-1) Yh = 700 + 540 = 1240
    • Alandaki yıllık ortalama yağışın 1240 mm dir.
  • 11.
    • Bir ülkenin hemen her noktasını kapsayacak bir gözlem şebekesi düşünülemez.
    • Bu nedenle, belli sınırlar içerisinde kalınarak yapılan bu gibi değerlendirmeler normal karşılanabilir.
    • Oysaki, yurdumuzda yüksek alanları temsil edebilecek dağ istasyonlarının yok denecek kadar az oluşu bunu bir sorun haline getirmektedir.
    • Çoğu zaman deniz düzeyinden yüzlerce ve binlerce metre yükseklerde yapılan ağaçlandırma çalışmalarında özellikle yağış verilerinden yoksun bir proje uygulaması düşünülemeyeceğinden sık sık bu yola başvurulmakta ve yağış tahmin edilmektedir.
    • Ancak bu gibi tahminler, zaman zaman yanılgılara da yol açabilmektedir. Zira bu konuda, yağış verilerinden yararlanılacak çevre istasyonunun seçimi büyük önem taşımaktadır.
    • Örneğin, Doğu Karadeniz bölgesindeki sıra dağların kuzey yamacında 1900 m yükseltide uygulanacak bir proje için gerekli yağış verilerini tahmin etmek üzere yukarıda geçen Schreiber formülünden yararlanılmak istenildiğinde, proje sahasına aynı uzaklıkta bulunan sahil veya daha yüksekteki bir istasyonun yağış verilerini baz olarak almak farklı sonuçlar vermektedir.
  • 12.
    • Yükselti
    • Yağış ilişkilerinde üzerinde durulması gereken bir diğer husus da yükselti ile ortaya çıkan yağış artışının sınırsız olmayışıdır. Zira, yükselmeye devam eden hava kütlesi yağış bırakarak nem bakımından gittikçe fakirleşir, oysaki yükseklerde havanın nem bakımından yeniden zenginleşmesi söz konusu olamayacağına göre, yükselti ile yağış artışının bir sınırı ve bu sınıra ulaşıldıktan sonra da yağış miktarında bir azalma olması gerekmektedir.
    • Bu sınıra M a k s i m a I yağışın üst s ı n ı r ı adı verilmektedir. Günümüz koşullarında sürdürülen araştırmalar bu sınıra, yağış gözlemlerinin yapıldığı yükseltilerin çok üzerinde ve 5000-5500 metreden daha yukarılarda erişildiğini ortaya koymuştur.
  • 13.
    • Ormanlar
    • Ormanların bulundukları bölgelerdeki yağışı etkileyerek arttırmaları yıllarca tartışma konusu edilmiş ve bunun sanıldığı kadar büyük olmadığı anlaşılmıştır.
    • Ormanlık alanlar üzerinde, ağaçların terlemesinden oluşan su buharı kütlelerinin, o alandaki yağışı arttırıcı bir etkisi olmamaktadır.
    • Çünkü bu yolla oluşan su buharı kütleleri rüzgarlarla diğer alanlar üzerine sürüklenmektedir. Bununla beraber, ormanlık alanlarda havanın orografik olarak yükselmeye zorlanması ve orman havasının daha fazla nem taşıması nedeniyle yağış esnasında yere düşmekte olan su damlacıklarının daha az buharlaşması sonucu yağışların az da olsa (%3-6) bir artış gösterdikleri saptanmış bulunmaktadır.
    • Diğer taraftan bu etki dağlık arazilerde topografik yapı tarafından gölgelendiğinden düzlüklerde yer alan ormanlık alanlarda daha belirgin bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
  • 14.
    • Orografık Yağış NEDİR?
    • Nemli hava kütlelerinin dağlarla karşılaştıkları alanlarda bu dağları aşmak üzere yükselme ve ona bağlı olarak soğumaları sonucunda oluşurlar. Bu tip yağışların sağladıkları nem miktarı, hava kütlesinin nemlilik derecesi ve sıcaklığın yanında, dağların yükseklik ve bakılarına bağlı olarak da değişim gösterir. Türkiye'nin kuzey ve güneyinde yer alan sahil bölgelerinde dağların dış yamaçlarının fazla yağış alması ve yağış haritası ile topoğrafya haritası arasındaki genel benzerlik, yoğunlaşma ve bulutların oluşumu ile topoğrafik yapı arasındaki sıkı bağlılığın, dolayısıyla orografik yağışların bir sonucudur.
  • 15.
    • Denizden Uzaklık
    • Bu konuda genel bir kural olarak, yağışların kıyılardan içerilere doğru gidildikçe azaldığı söylenebilir. Zira, havakütleleri daha sıcak iç bölgelere doğru ilerledikçe alttan ısınma yoluyla oluşan konveksiyonal yağışlar kütlelerin içerdiği nem miktarına paralel şekilde giderek azalır. Siklonik yağışlarda da aynı azalma söz konusudur. Bunun en güzel örneğini Batı Avrupa'dan Doğu Avrupa ve Sibirya'ya doğru azalan yağışlarda izleriz. Öte yandan, sıcak denizler üzerinden doğan nemli hava kütleleri, serin karalar üzerine gelirse orografik yolla yağış oluşturabilecek hiç bir engele çarpmasalar bile sürekli ve bol yağışlara neden olabilirler. Hindistan'da Ganj çukurluğuna giren muson rüzgarlarının meydana getirdiği yağışlar bunun güzel bir örneğini oluşturur.
  • 16.
    • Deniz Akıntıları
    • Deniz akıntıları, denizler ve karalar arasındaki sıcaklık farklılıklarının yağışlar üzerindeki etkisini belirginleştirir. Sıcak denizler veya sıcak deniz akıntıları, üzerlerindeki hava kütlelerinin ısınarak nem kapsamlarının artmasına neden olurlar.
    • Nem yüklü bu hava kütleleri serin karalar üzerine yöneldiklerinde yağış bırakırlar.
    • Ancak, aynı şeyi soğuk denizler ve soğuk deniz akıntıları için söylemek mümkün değildir. Zira bunlar üzerinde soğuyan hava kütleleri sıcak karalar üzerine yöneldiklerinde ısınacakları için yağış bırakmaları güçleşecek veya az yağış bırakacaklardır.
    • Aslında taşıdıkları mutlak nem kapsamları da az olacağından bırakacakları yağışlar da hiçbir zaman sıcak kütleler kadar olamayacaktır.
  • 17.
    • Sıcak deniz akıntıları, karalara doğru esen rüzgarların etkisinde oluştuklarından, etkileri kara içlerine kadar uzanır. Bu konuda İngiltere, Japonya, İngiliz Kolombiyası ve Queensland kıyılarını örnek verebiliriz.
    • Soğuk deniz akıntıları ise daha çok karadan denize esen rüzgarlardan kaynaklanır. Dolayısıyla, etkileri kara içlerine doğru genişleyemez. Sonuçta sıcak deniz akıntıları kıyılara bol yağış getirdikleri halde soğuk akıntılar için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bu nedenle Kalahari, Atakama ve Patagonya çölleri soğuk deniz akıntılarının yaladığı kıyılarda oluşmuşlardır (Erol, 1988).
  • 18.
    • Yağışlarda Zamana Bağlı Değişimler
  • 19.
    • Oluşumları bakımından farklılıklar gösteren yağışlar, zaman içerisinde gösterdikleri değişimlerle de farklılıklar sergilerler.
    • Bunlar;
    • Günlük,
    • Aylık,
    • Mevsimlik ve
    • Yıllık değişimlerdir.
  • 20.
    • Yağışlarda Günlük Değişim
  • 21.
    • Atmosferin genel sirkülasyonu içerisinde gelişen orografik ve siklonik yağışlarda dikkat çekecek boyutta günlük dönemsel değişimler sözkonusu olmaz.
    • Ancak konveksiyonel yağışla karıştıklarında, konveksiyonel hareketlerin fazlalaştığı saatlerde yağış artışı gözlenir. Konveksiyonel yağışlarda ise günlük dönemsel değişimler belirginleşmektedir.
    • Burada Karasal ve Denizsel olmak üzere başlıca iki tip ortaya çıkmaktadır.
  • 22.
    • Konveksiyonel Yağış NEDİR?
    • Bu tip yağışlar, çevresine nazaran fazla ısınarak hafifleyen hava kütlelerinin yükselmesi sonucunda meydana gelir. Böyle bir hava kütlesi, yoğunluğu kendi yoğunluğuna eşitbir düzeye gelinceye kadar yükselir ve sıcaklığı da o düzeydeki sıcaklığa düşer. Böylece doyma noktasına ulaşılır ve yağış oluşur. Bu tip yağışlar genellikle sağnak şeklinde düşerler.Özellikle intertropikal bölgelerde görülen bu yağışlar ılıman bölgelerde daha ziyade yaz mevsimlerinde dikkati çekerler.
  • 23.
    • Siklonik ve Frontal Yağış NEDİR? Yeryüzündeki yağışların büyük çoğunluğu siklonlara ve değişik hava kütlelerinin temas yüzeyleri yani cepheler boyunca meydana gelen düşey hareketlere bağlı olarak oluşurlar. Siklonik yağışlar, siklon merkezine doğru yatay istikamette yaklaşan hava kütleleri tarafından oluşturulurlar. Frontal yağışlar ise cephelere bağlı hareketlerin neden olduğu soğumalar sonucunda meydana gelir ve daha bol yağışlar şeklinde oluşmaları ile dikkati çekerler.
  • 24.
    • Karasal Tip Günlük Değişim - Karalar üzerinde gece-gündüz arasındaki sıcaklık farklılıkları daha belirgindir. Gündüzleri yüzey öğleden sonra fazla ısındığından üzerindeki hava kütlelerini yükselmeye zorlar. Hızlı yükselmelerle gerçekleşen bu hava hareketleri yağış oluşumuna yol açar. Geceleri ise, hava genellikle durgun ve açıktır. Dolayısıyla bu tipte yoğun yağışlar daha ziyade öğleden sonraları görülür. Günün diğer saatlerinde pek yağış görülmez veya çok az miktarlarda gerçekleşir.
  • 25.
    • Denizsel Tip Günlük Değişim - Denizlerde ve onunla yakın temasta bulunan fazla nemli alt katmanlarda aşırı sıcaklık değişimleri sözkonusu değildir. Ancak uzun kış gecelerinde üst katmanlarda ışıma yoluyla meydana gelen aşırı soğuma sonucu hava kararsızlaşarak konveksiyonel yağışların oluşumuna yol açar. Bu nedenle, denizsel tip günlük değişimde geceyarısı yağışları ağırlık kazanır.
  • 26.
    • Ekvatoral ve Tropikal bölgelerde daha ziyade karasal tip egemen olmasına rağmen, Tropiklerde rüzgarların yönüne bağlı olarak bir mevsim deniz, diğer mevsimde ise karasal tip günlük yağışlar görülebilir. Öte yandan sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki yağış fazlalığı gösteren ara tipte istasyonlar da vardır. Orta enlemlerde ise daha ziyade yazın karasal, kışın ise denizsel tip günlük yağış değişimleri söz konusudur.
  • 27.
    • METEOROLOJİK GÖZLEMLER VE DEĞERLENDİRİLMELERİ
  • 28. Meteorolojik gözlemler
    • Meteoroloji gözlemlerin hizmet ettiği amaçlar;
    • Hava tahmini amacıyla sürdürülen gözlemler (Sinoptik gözlemler)
    • Diğer amaçlara için sürdürülen gözlemler (Klimatolojik gözlemler)
  • 29.
    • Ormancılık çalışmalarında klimatolojik amaçlı gözlemler ağırlık taşımaktadır. Ancak çığ kontrolü ve orman yangınlarıyla savaş konularında sinoptik amaçlı gözlemlerden de yararlanılmaktadır.
  • 30. Meteoroloji istasyonları kurulurken;
    • Genellikle düz ve etrafı açık olan, kolay gidilip gelinebilen ve bütün gün gölge düşmeyen yerler tercih edilir.
    • Bina, ağaç gibi engellerle çevrili yerler, dar ve derin vadi ağızları, su baskınına maruz kalan yerler, bina üstleri, yüksek duvar ya da çitlerle çevrili yerler, bayır ve yamaçlar, göl kenarları, bataklık ve deniz kumsalları, çevresine ısı yayan fabrika vs gibi tesislere yakın yerler, zemini asfaltlanmış yerler, yol kenarına yakın yerler tercih edilmemelidir.
  • 31. Meteorolojik gözlemlerin değerlendirilmesi
    • Meteoroloji istasyonlarında;
    • 7:00-14:00-21:00 saatlerinde günlük gözlemlerin sonuçları belirli sürelerle (günlük, haftalık, aylık, yıllık vb.) yayınlanır. Gözlemlerin değerlendirilmesinde genellikle ortalam, en yüksek ve en düşük değerlerden yararlanılır.
    • Meteorolojik veriler sayısal ve grafik olmak üzere genellikle iki şekilde değerlendirilir.
  • 32.
    • Sayısal değerlendirme
    • 1. Sıcaklık
    • Günlük ort. Sıcaklık
    • Aylık ort. Sıcaklık
    • Yıllık ort. Sıcaklık
    • 2. Yağış
    • Günlük yağış miktarı
    • Aylık yağışlar
    • Yıllık yağış
    • Grafik değerlendirme
  • 33. Günlük ort. sıcaklık
    • Gün içerisinde 7:00, 14:00 gözlemlerinde ölçülen değerlerle 21:00 gözleminde ölçülen değerin iki katı alınarak hesaplanır.
    • Sıcaklık değeri;
    • 7:00 3.8 ° C
    • 14:00 10.6 ° C
    • 21:00 5.4 ° C
    • (3.8+10.6+2x5.4)/ 4= (3.8+10.6+10.8)/4 = 25.2/4 = 6.3 = Günlük ort. Sıcaklık 6.3 ° C
  • 34. Aylık Ort. Sıcaklık
    • a). Yıl içerisinde yer alan her hangi bir ay için:
    • Ay içindeki günlerin ortalama sıcaklıkları toplanır ve gün sayısına bölünür.
    • [t1+t2+……+t30(31)]/30 veya 31 = aylık ortalama sıcaklık
    • b). Uzun süreli gözlem yapıldığı taktirde aylık ort. sıcaklık
    • Uzun süreli gözlem yıllarında (20-30-40 ve daha fazla) aynı aylara ait sıcaklık değerlerinin aritmetik ortalamasıdır.
  • 35. Yılllık ort. Sıcaklık
    • a). Sadece belirli bir yıl için hesaplanması istenen yıllık ort.sıcaklık
    • Yılın on iki ayına ait ort.sıcaklıkların toplanarak 12 ye bölünmesiyle elde edilir.
    • (T1+T2+…..+T12)/12 = yıllık ortalama sıcaklık
    • b). Uzun süreli gözlemlerden yararlanılarak saptanan yıllık ort.sıcaklık
    • Uzun süreli gözlem yıllarında saptanmış olan sıcaklık değerlerinin aritmetik ortalamasıdır.
    • (T1+….Tn)/n T, her yıla ait sıcaklık değeri n, yıl sayısı
  • 36. Yağış
    • 1. Günlük yağış miktarı
    • Saat 7:00 dan ertesi gün 7.00 ye kadar geçen 24 saatlik süre içinde düşen yağışların toplamıdır. Milimetre veya kg/m ² olarak ifade edilir.
    • 14:00 gözlemi+21:00 gözlemi+7:00 gözlemi = Günlük yağış
    • 2. Aylık yağışlar
  • 37.
    • 2. Aylık yağışlar
    • Bir yılın belirli bir ayına ait yağış miktarı, o ay içinde düşen yağışların toplanmasıyla bulunur.
    • 5, 7, 8, 16, 21, 30. günler yağışlı geçtiyse bu aya ait yağış miktarı, bu tarihlerde ölçülen yağışların toplamıdır.
    • Aylık ortalama yağış
    • Uzun süreli gözlem yıllarında aynı aylara ait aylık yağış değerlerinin aritmetik ortalamasıdır.
    • (P1+…..Pn)/n
  • 38. Yıllık Yağış
    • Bir yıl içinde düşen bütün yağışların toplamıdır.
    • Yıllık ortalama yağış
    • Uzun süreli gözlem yıllarında saptanmış olan yıllık yağışların aritmetik ortalaması olarak bulunur.
  • 39. Grafik değerlendirme
    • Grafik değerlendirmede veriler bir yöne ağırlık verilerek değerlendirilir, zamansal ve mekansal süreklilik üzerinde durulur.
    • Grafik değerlendirme şekillerinin başında;
    • Klima diyagramı (iklim diyagramı) çizimi gelir.
    • İklim diyagramına örnek - Walter yöntemi
  • 40. Walter yöntemi
  • 41.
    • Apsiste aylar
    • Ordinat eksenlerinde sıcaklık ve yağış değerleri
    • Değerlerin gösterildiği noktaların birleştirilmesi ile eğriler oluşturulur
  • 42. İklim diyagramlarının bir diğer şekli
    • Klimograf (Hytergraf veya Klimogram) dır.
    • Bu grafik değerlendirme şekilleri aylık ortalama değerlere dayanılarak iklim koşulları bakımından aynı iklim koşullarına sahip alanları (analog veya homoklimatik) belirlemek için kullanılırlar.
    • Bu grafik değerlendirmelerde genellikle sıcaklık, yağış ve bağıl neme yer verilir.
    • Bunların iklim diyagramlarından farkı meteorolojik parametrelerin ayrı ayrı eğrilerle değil, kapalı tek bir eğri halinde gösterilmesidir.
  • 43.
    • Klimograf çiziminde istasyona ait veriler (aylık ortalama sıcaklık, yağış vs.) apsis veya ordinatta alınarak karşılaştırılırlar. 12 aya ait kesişme noktaları şekil üzerinde işaretlenir ve bu noktalar birleştirilerek kapalı eğrilerden oluşan klimograf elde edilir.
  • 44.  
  • 45.
    • Klimografı meydana getiren kapalı eğrinin şekli, o yerde etkili iklim koşullarına göre farklılıklar gösterir. Örneğin kapalı eğrinin meydana getirdiği şekil uzun ise sıcaklık ve yağış değerleri bakımından mevsimler arasında çarpıcı bir farklılığın bulunduğunu, yuvarlak ise bu değerler arasındaki farklılığın daha az olduğunu ortaya koyması bakımından büyük yarar sağlar.
  • 46. Ormancılık uygulamaları açısından değerlendirildiğinde;
    • Değişik ağaç türlerinin adaptasyonunda yani yabancı ağaç türleriyle veya değişik yörelerden yapılacak tohum transferleriyle gerçekleştirilecek ağaçlandırmalarda tercihlerin sağlıklı olmasında bu yörelere ait klimograflar arasındaki benzerlik büyük önem taşımakta yükselti-iklim basamakları, deniz etkisi, karasallık gibi değerlendirmelerde önemli ip uçları verir.
  • 47.
    • Çığ ve Yangın Meteorolojisi
  • 48. Çığ Meteorolojisi
    • Yoğun kar yağışlarının dağlık yamaçlarda biriktirdiği kar kütlelerinin çeşitli etkenlerle ani kopmalar sonucu hareket ederek aşağı kesimlerde zarara yol açacak duruma gelmesine ÇIĞ denir.
  • 49.
    • Çığ olayları genellikle ormanlık ya da yamaç özellikleri bakımından sürekli bitki örtüsü altında kalması veya korunması gereken yüksek arazi kesimlerinde görülmektedir.
    • Meydana gelişlerinde ormansızlaşma ve ormanlık alanlarda yapılacak her türlü faaliyetin büyük etkisi vardır.
    • Veri toplama, araştırma, uygulama, ikaz, önlem ve kurtarma faaliyetleri ormancılık örgütleri içerisindeki birimlerce yürütülmektedir.
  • 50. Çığların başlangıç zonları genellikle çok yüksek ve sarp yamaçlar üzerinde yer almaktadır.
  • 51.
    • Çığ başlangıç zonlarında kar kütlelerinin yapısal gelişimini izlemek mümkün olmadığından çığ oluşumunun tahmini dağlardaki hava koşullarının tahminine bağlı kalmaktadır. Hava koşulları ne kadar doğru tahmin edilirse, çığ oluşumu tahminleri de o oranda doğruluk taşır.
  • 52.
    • Farklı tipteki çığların tahmininde;
    • a). Sinoptik
    • b). İstatistiksel
    • c). Sayısal
    • d). Aletsel
    • olmak üzere dört değişik yöntem kullanılmaktadır.
  • 53.
    • Ülkemiz koşullarında çığ oluşumunun tahmini için meteorolojik parametreler kullanılmaktadır.
    • Çığ olayları genellikle yoğun ve uzun süreli kar yağışlarından kaynaklanmaktadır.
    • Dolayısıyla çığ konusuyla ilgilenenlerin bu tip yağışlara yol açan geniş hava hareketlerini izleyebilmek için atmosferik basınç ilişkilerini iyi bilmeleri gerekmektedir.
  • 54.
    • Atmosferik basınç normal olarak yükselti arttıkça azalmaktadır. Meteorologlar gerçekte geniş hava kütlelerine bağlı olarak değişmekle beraber genelde deniz seviyesini;
    • 1000 mb deniz seviyesini
    • 700 mb 3000 m yükseltiyi
    • 500 mb 5500 m yükseltiyi temsil etmektedir.
  • 55.  
  • 56.
    • En tehlikeli çığ olaylar
    • 500-1000 mb basınç seviyelerini ifade eden yükseltiler arasında
    • 700 mb seviyesinde yağılan sıcaklık, nem ve rüzgar ölçümlerine çığ meteorolojisinde büyük önem verilir. Bu amaçla kullanılacak istasyonlardaki ölçümler, gözlem siperleri ve cihazlar metal bir iskeletten oluşan kuleler üzerine monte edilerek, kar yüzeyinden belli bir yükseklikte kalmalarını sağlayacak şekilde kaldırılıp indirilebildikleri bir düzen içerisinde gerçekleştirilmektedir.
  • 57.  
  • 58.
    • Bu istasyonlarda kar kütlesinin toplam derinliği
    • 24 saatlik yeni kar ve su eşdeğeri
    • Fırtınadan kaynaklanan kar ve su eşdeğeri
    • Fırtına sırasında kısa aralıklarla düşen kar ve su eşdeğeri
    • Radyasyon
    • Nem
    • Rüzgar
    • Karın kristal yapısı vs gözlemler yapılmaktadır.
  • 59.
    • Rüzgara açık yamaçlar üzerinde kurulan istasyonlarda ölçülen kar miktarının yorumlanması çığ oluşumunu tahminde kullanılan asıl sorunu oluşturmaktadır.
    • Çığ tehlikesinin söz konusu olduğu yamaçlarda ölçüm istasyonlarının yamacı temsil edecek en yüksek noktada kurulması avantaj sağlar.
  • 60.
    • Dağlık alanlarda kar yığılmaları rüzgar tarafından kontrol edildiğinden hava akımlarının arazi engebeleri üzerinde nasıl hareket ettiğini anlamak gerekmektedir.
    • Yapılan gözlemler zirvelerin yaklaşık 10 m üzerinde rüzgar hızı ve yönünün serbest hava akımına yakın olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak zirveye yaklaştıkça etkilenme başlar. Zirvenin altındaki hava akımı ise arazinin şekline göre değişiklik gösterir. Bir vadi tabanında genellikle vadi yönünde sapma gösterir. Sapmanın miktarı ise vadinin sarplığına ve uzunluğuna bağlıdır.
  • 61.
    • Arazi geometrisindeki farklılıklar hızlanma ve yavaşlamaların meydana gelmesine neden olmaktadır.
  • 62.  
  • 63.
    • Oyuntu çukurları ve sırtlar, rüzgar yönünü değiştirebildiği gibi hızını da etkilemektedir. Buralarda hava akımlarının yavaşlaması nedeniyle meydana gelen saçaklanma ve birikimler çığların oluşumunu kolaylaştıran değişimlerdir.
  • 64.  
  • 65.
    • Çığ olaylarının çoğu fırtına dönemlerinin hemen ardında görüldüğünden çığ oluşumu tahmininde fırtına dönemlerinin analizinden yararlanılmaktadır. Bu durumda fırtına dönemi veya periyodu geniş anlamda kar yağışı ve taşınma aşamalarını veya her ikisini de kapsayacak biçimde ele alınmaktadır.
  • 66. Yangın Meteorolojisi
    • Orman yangınlarına çözüm ararken ormancılık uygulamaları ile meteorolojik veriler arasında ilişki kurulur.
    • Orman yangınları ile savaşın temel öğeleri arasında “yangın tehlike tahmin sistemleri” nin geliştirilmesi gerekmektedir.
    • Bu sistemlerde ormanlar veya doğal mera alanlarındaki bakılar, yangın tehlikesine göre değerlendirilerek yangının hangi nedenle çıkabileceği ve tahmin yapıldığı yer ve süre içinde çıkacak bir yangının etkinlik derecesi belirlenmeye çalışılmaktadır.
  • 67.
    • Yangın tehlikesi, çıkış nedeni, rüzgar ve yanacak emvalin nem kapsamına bağlı olarak günden güne değişebilmektedir.
    • Orman yangınlarında yanacak emval veya yakıt, ölü ve canlı yakıtlar olmak üzere iki grupta toplanmaktadır.
    • Ölü yakıtların nem kapsamı bağıl nem, yağış ve sıcaklık gibi çevre faktörlerine bağlı kalır. Canlı yakıtları oluşturan bitkilerin nem düzeylerini belirleyen ana etken ise yaşam sürecidir.
    • Ölü yakıtlar, bir yakıt parçacığının başlangıç nemi ile denge nemi arasındaki fark yaklaşık %63 e ininceye kadar geçen süre (time lag) esas alınarak sınıflandırılırlar.
    • Canlı yakıtlar iki grupta toplanırlar 1- buğdaygiller başta olmak üzere otsu bitkiler
    • 2- çalılar, özellikle dal ve yapraklardır.
    • Otsu bitkiler de tek ve çok yıllık olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar. Bunlardan tek yıllık sığ köklü bitkiler kuraklıktan ilk etkilenen türleri oluşturmaktadır. Bunlardan sonra ise çok yıllık otsu bitkiler ve çalılar gelmektedir.
  • 68. Yangın meteoroloji istasyonları
    • Yangın tehlike tahmininde kullanılacak bir sistemde temel prensip, çevresel faktörlerin etkisi altında bulunan yakıtın nem kapsamı üzerinde yoğunlaşmak gerektiğidir. Bu parametrede gözlemlere yakıt-nem çubuklarının ölçülmesi de dahil edilmektedir. Böylece hem yangın tehlikesi hem de yangınların davranış biçimleri tahmin edilirken tahmindeki doğruluk derecesi artmaktadır.
  • 69.  
  • 70.
    • Yangın meteoroloji istasyonları hizmet amaçlarına göre;
    • Sürekli ve geçici istasyonlar iki gruba ayrılmaktadır.
  • 71. Sürekli ve geçici yangın meteoroloji istasyonları
    • SYMİ- Genellikle yangın tehlike tahminine yönelik verileri,
    • GYMİ- Herhangi bir yangın olayında yangının davranış biçiminin saptanmasında ihtiyaç duyulan verileri sağlamak amacıyla kurulmaktadır.
  • 72.
    • Ayrıca;
    • Ulaşılması güç ve yüksek kesimlerde yerel farklılıkları ortaya koymak amacıyla gereksinim duyulan verileri sağlamak için de “uzakta otomatik çalışan yangın meteoroloji istasyonları” (UOYMİ) da kurulmaktadır.
  • 73.
    • Ne tip olursa olsun yangın meteoroloji istasyonlarından sağlanan verilerin güvenilir ve karşılaştırmaya olanak verecek nitelikte olması gerekir. Bu yüzden belirli standartlara göre yapılmalarına bağlıdır.
  • 74. YMİ Yer seçimi ve kuruluşu
    • 1- istasyonun yeri, bitki örtüsü, topografik yapı, yükselti, iklim ve yerel hava koşulları bakımından temsil etmesi istenene alandaki koşullara uygun olmalıdır.
    • 2- Yol, bina, otopark kurulma, bitkilerin büyüyerek engel teşkil etme olasılığı, sürekli gözlemci bulabilme imkanları gibi özellikler dikkate alınarak uzun süre değişmeden hizmet verebilmeli
    • 3- Kurulduğu alandaki yerel koşulları temsil edebilecek şekilde düzenlenmeli ve ölçmelerde kullanılacak cihazların bu konudaki gereklerini (cihazın konumu, hakim rüzgar yönü, güneşin hareketi, topoğrafik yapı, bitki örtüsü, yakınında ışınları yansıtıcı yüzeylerin bulunması ve rüzgarları engellenmesi gibi) yerine getirebilecek niteliklere sahip olmalıdır.
  • 75. Dikkat edilecek noktalar
    • İstasyonlar; yol oto park gibi toz kalkan yerlerden rüzgar yönünde en az 30 m uzakta kurulmalıdır.
    • Sulanan çim, otlak ve bahçeler, göller, bataklık ve nehirler gibi nemli yüzey oluşturan alanlardan kaçınılmalı, ya da en az 100 m uzağında olmalıdır.
    • Beyaza boyanmış binalar gibi geniş yansıtıcı yüzeylerden kaçınmak, mümkün değilse gölgesinde kalmayacak biçimde kuzey kenarından bina yüksekliği kadar uzakta (20 m veya daha) bulunmalıdır.
  • 76.
    • Yüzeyi kaplanmış alanlar, oto park vb. yerlerin rüzgar yönünde en az 20 m uzağında olmalıdır.
    • Büyük binalar, boylu ağaçlar ve sık bitki örtüsüyle kaplı alanlardan en az bina veya ağaç boyu kadar uzakta yer almalıdır.
    • Sırtlar, zirve, çukur dik yamaçlar, dar vadiler gibi topoğrafik yapının belirgin biçimde değiştiği yerlerden kaçınılmalıdır.
  • 77.
    • İstasyonlarda bulunacak cihazlar genellikle meteorolojik ölçümlerde kullanılan standart cihazlardır. Bunlar;
    • Gözlem siperi
    • Max-min termometre
    • Vantilasyonlu psikometre
    • Anemometre
    • Rüzgar yön göstergesi (Jiruet)
    • Yağış ölçer
    • Orman yangınları açısından özellikle önem taşıyan higrotermograf
  • 78. Anemometre
  • 79. psikometre
  • 80.  
  • 81. Terimler
    • Anemometre , rüzgar/hava hızını ölçen alettir. Havalandırma sistemlerinde ve Meteoroloji istasyonlarında kullanılır. Yunanca 'da rüzgar anlamına gelen anemos kelimesinden gelir.
    • Psikometre
    • Nem ve Sıcaklık ölçümü
    • HİGROTERMOGRAF (HYGROTHERMOGRAPH)
    • Tek kayıt diyagramına hem sıcaklık hem de nispi nemi birlikte kaydedebilen otomatik cihaz. Sıcaklık ve nispi nem çizgilerinde karmaşa yaşanmaması için, yazıcı kalemlerde farklı renkmürekkepler kullanılır. Alet hem termograf hem de higrograf prensiplerin göre çalışır.
  • 82.
    • Hava kütleleri ve cepheler