Halk edebiyatı

  • 1,973 views
Uploaded on

 

  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Be the first to comment
    Be the first to like this
No Downloads

Views

Total Views
1,973
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
0

Actions

Shares
Downloads
18
Comments
0
Likes
0

Embeds 0

No embeds

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
    No notes for slide

Transcript

  • 1. HALK EDEBİYATI
  • 2. HALK EDEBİYATI ANONİM HALK EDEBİYATI AŞIK EDEBİYATI TASAVVUF EDEBİYATI
  • 3. HALK EDEBİYATI ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ 1. Dil sade ve özentisizdir. 2. Nazım birimi dörtlük, ölçü hece ölçüsüdür. 3. Çoğunlukla yarım uyak ve redif kullanılır. 4. Halk şairleri okur-yazar değildir. Şiirler meraklılar tara- fından yazıya geçirilmiştir. Bunlara “cönk” denir. 5. Şiirler saz eşliğinde doğaçlama söylenir. Yaşamla iç içedir. Hayalden çok gözlem vardır. 6. Aşk, özlem, gurbet, ölüm, doğa, yurt güzellikleri, yiğitlik, din, özgürlük konuları işlenir. 7. Şiirlerin son dörtlüğünde şairin adı geçer. 8. 18.yy’dan sonra aruzu ve dolayısıyla Arapça, Farsça sözcük- leri kullananlarda olmuştur.(Dertli, Erzurumlu Emrah, Zihni)
  • 4. ANONİM HALK EDEBİYATI
    • Yaratıcısı bilinmeyen edebiyattır.
    • Anonim şekilde oluşan ürünler:
    • Destanlar, Masallar, Maniler, Türküler, Ninniler,
    • Bilmeceler, Halk öyküleri(Dede Korkut), Karagöz,
    • Orta oyunu… gibi halkın ortak malı haline gelmiş
    • ürünlerdir.
  • 5.
    • 4 mısradan oluşur.
    • 7’li hece ölçüsüyle yazılır.
    • Kafiye düzeni: a,a,x,a
    • Asıl anlatılmak istenen duygu/düşünce genellikle son iki
    • mısradadır.
    • Hemen her konuda yazılır.
    • Cinaslı (Ayaklı) manilerde mısra sayısı fazla olabilir.
    • İki kişinin karşılıklı söyledikleri manilere “deyiş” denir.
    • Doğu Anadolu’da “Bayatı”, Urfa’da “Hoyrat” denir.
    MANİ TÜRKÜ
    • Genellikle; aşk,doğa,güzellik,kahramanlık,sosyal olayları
    • konu alır.
    • Kendine özgü bir ezgiyle söylenir.(Bozlak,Barak)
    • Yapı bakımından iki bölümden oluşur;
    • 1. BÖLÜM;Türkünün asıl sözlerinin söylendiği bölümdür.Bu
    • bölüme “ bent ” denir.
    • 2. BÖLÜM;Bentlerin sonunda tekrarlanan nakarat bölümüdür.
    • Bu bölüme “ kavuştak ” denir.
    • Türküler bazı özelliklerine göre 3 gruba ayrılır;
    • a) Ezgilerine göre:
    • 1) Usullü Ezgiler:Oyun Havaları
    • 2) Usulsüz Ezgiler:Uzun Hava
    • b) Konularına göre : Aşk türküsü, kahramanlık türküsü
    • Yapılarına göre : Manilerden kurulanlar,dörtlüklerden
    • kurulanlar.
    • Türküler kavuştaklarına göre kafiyelenir
  • 6. AĞIT
    • Sevilen bir kişinin ölümünden duyulan acıyı dile
    • getiren ve her zaman ezgiyle söylenen şiirlerdir.
    • Aslında bir türkü çeşididir.
    NİNNİ
    • Küçük çocukları uyutmak için özel bir ezgiyle
    • söylenen şiirdir.
    • Aslında türkünün bir çeşididir.
    ATASÖZÜ
    • Uzun deneyim ve gözlem ürünü olan, topluma öğüt
    • vererek doğru yolu göstermeye çalışan kısa
    • özlü sözlerdir.
    BİLMECE
    • Bir varlık ya da nesnenin adını anmadan niteliklerini
    • üstü kapalı bir biçimde o varlığı buldurmayı amaç-
    • layan sözlerdir.
    FIKRA
    • Güldürürken düşündürmeyi amaçlayan kısa, nükteli
    • sözler.
  • 7. HALK HİKAYELERİ (DEDE KORKUT)
    • Oğuz Türklerinin geleneklerini, göreneklerini, tarihi ve
    • coğrafi konumlarını, savaşlarını Oğuz Türkçesiyle anlatır.
    • 12 öykü ve bir önsözden oluşur.
    • Bunlar destan geleneğinden halk hikayeciliğine geçiş dö-
    • neminin ürünleridir.
    • Nazım nesir karışıktır.
    • İslamiyet’in izlerini taşır.
    • Tabiat ve hayvanlar ön planda tutulmuş, canlı bir
    • şekilde işlenmiştir.
    • Aliterasyonlara yer verilmiş.
    • Yazma nüshaları “DRESTEN VE VATİKAN” dadır
    HALK TİYATROSU
    • Karagöz, ortaoyunu ve meddah gibi seyirlik oyun-
    • lardır.
    • Geleneksel sözlü tiyatronun örneğidir.
    • Hem göze hem kulağa seslenir.
    • Şive taklidinden yararlanır.
    • Oyunlar doğaçlama oynanır.
  • 8. KARAGÖZ
    • Bir kukla oyunudur, eğlendirme amacı taşır.
    • Oyunun bel kemiğini Karagöz adlı cahil biriyle , Hacivat
    • adlı bilgili geçinen biri arasındaki diyaloga dayanır.
    • Klişeleşmiş bölümleri vardır.
    • Kuklayı oynatan kişi , konuşmaları tek başına
    • yapar.
    ORTAOYUNU
    • Şehir meydanlarında ya da kendileri için hazırlanan
    • yerlerde Pişekar ,Kavuklu ,Zenne gibi sabit tiplerle
    • oynanan güldürü amaçlı seyirlik oyundur.
    • Oyunun bel kemiğini şive taklitleri oluşturur.
    • Metinsiz ,suflörsüz bir oyundur.
    MEDDAH
    • Tek kişilik bir oyundur.yüksekçe bir yere çıkan meddah,
    • değişik şivelerle konuşarak anlattığı bir olayla güldürü
    • oluşturur.
  • 9. AŞIK EDEBİYATI
    • Aşık, Ozan denilen saz şairlerinin; gurbet, aşk,
    • ayrılık, sevgili, doğa, yiğitlik, eleştiri gibi konularda
    • saz eşliğinde söyledikleri ürünlerdir.
    • Dil sadedir, hece ölçüsü kullanılmıştır.(Aruzu kulla-
    • nanlar da olmuştur.)
    • Aşıklar, usta-çırak ilişkisiyle yetişen gezginlerdir.
    • Yarım uyak ve cinaslara yer verilmiş.
    • Şiirlerin son dörtlüğünde şairin adı geçer.
    • Şiirler doğaçlama yazılır.
    • Bu şiirler “CÖNK” adı verilen defterlere yazılır.
  • 10. AŞIK EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ
    • 11’li hece ölçüsüyle oluşturulur.
    • Dörtlüklerden oluşur, dörtlük sayısı üç ile beş arasında değişir.
    • Halk ve Aşık edebiyatının en çok kullanılan nazım biçimidir.
    • Divan edebiyatındaki gazele benzer.
    • Dili sade ,anlatımı yalın ve içtendir.
    • Son dörtlükte ozanın adı geçer.(Tapşırma)
    K O Ş M A
  • 11. Konuları Bakımından Şöyle İncelenir: TAŞLAMA
    • Kişilerin ve toplumun kötü yanlarını
    • yeren eleştiren şiirlerdir.
    • Divan edebiyatı; Hicviye
    • Batı edebiyatı; Satir
    • Günümüz edebiyatı; Yergi
    • Dertli, Seyrani, Kazak Abdal,
    • Aşık Veysel bu türde eser veren
    • en ünlü ozanlardır.
    KOÇAKLAMA
    • Yiğit anlamına gelen “ koçak ” söz-
    • cüğünden türetilmiştir.
    • Bu türde yiğitlik, kahramanlık ve
    • savaş konuları işlenir.
    • Köroğlu ve Dadaloğlu bu türde en
    • güzel örnekleri vermiştir.
    GÜZELLEME
    • Sevgilinin ve doğanın güzelliklerini
    • konu edinen şiir türüdür.
    • Bu türün en önemli şairleri:
    • Karacaoğlan ve Noksani’ dir.
    • Sevilen bir kişinin ölümünden duyu-
    • lan üzüntüyü dile getirmek için
    • söylenir.
    • İslamiyet önceki Türk Edb.-Sagu
    • Divan Edebiyatında-Mersiye
    • En önemli şairleri: Kağızmanlı Hıfzı
    • Bayburtlu Zihni’dir.
    AĞIT
  • 12. VARSAĞI
    • Toroslar’daki Varsak boyu ozanlarınca söylenmiş.
    • Çok yaygın değildir.
    • 8’li hece ölçüsüyle, abab/cccb/dddb uyak düzeninde
    • yazılmıştır.
    • Özel bir ezgiyle söylenir.
    • “ bre, hey, behey” gibi ünlemler kullanılarak yiğitçe
    • söylenir.
    • Konu bakımından “Koşma”ya benzer.
    SEMAİ
    • Bütün özellikleriyle koşmaya benzer.
    • 8’li hece ölçüsüyle yazılır.(Bu yönüyle koşmadan ayrılır.
    DESTAN
    • Aşık edebiyatının en uzun nazım biçimidir.
    • 11’li hece ölçüsüyle yazılır. Nazım birimi dörtlüktür.
    • Savaş, kahramanlık, ayaklanma, kıtlık, hastalık, doğal
    • afet gibi konular işlenir.
    • Bu türün en önemli şairleri: Kayıkçı Kul Mustafa,
    • Selimi, Seyrani
  • 13. AŞIK EDEBİYATI SANATÇILARI
        • Osmanlı topraklarını karış karış gezmiş gördüğü her güzeli şiirleştirmiştir.
        • Şiirlerinde aşk güzellik başta olmak üzere; ayrılık, yoksulluk, yiğitlik, gurbet ve
        • ölüm temalarını işlemiştir.
    • Sevgili onun şiirlerinde sevgili somuttur hatta bazen vuslat mümkündür.
    • Bölge dilini başarıyla kullanmıştır, eserlerinde benzetme ve canlı tasvirlere yer vermiştir. Doğa
    • her şeyiyle eserlerine girmiştir.
    • Halk şiiri geleneğine oldukça bağlıdır. Şiirlerini 11’li hece ölçüsüyle yazmış, semai ve koşma-
    • larıyla şöhret kazanmıştır.
    • İrticalen şiir söylemesi, eserlerinde daha çok yarım ve tam kafiyeye yer vermesine yol açmıştır.
    • Bütün aşık edebiyatı şairlerini etkilemiştir.
    KARACAOĞLAN Karac’oğlan söyler sözün başarır Aşkın deryasını boydan aşırır Seni bir mecliste hacil düşürür Kötülerle konup göçücü olma
  • 14. KÖROĞLU
        • Geleneği iyi bilen bir şairdir.
        • Şiirleri arasında yiğitçe, coşkun bir seslenişle söylenmiş koçaklamaları önemli bir yer
        • tutar.
    • Aruzun tesirinde kalmamış, şiirlerini hece vezni ile yazmıştır.
    • Tabiata dayanan benzetmeleri ve sade bir dili vardır.
    • Aşk, tabiat gibi konuları işlediği şiirleri de vardır.
    • Bolu Bey’i ile yaptığı mücadele ile tanınan “ Köroğlu ” ile karıştırılmamalı.
    Köroğlu der ki n’olacak Takdir yerini bulacak Mavilim kaldı alacak İlle mavili mavilim
  • 15.
    • III. Murat zamanında yaşadığı şiirlerinden anlaşılmaktadır.
    • 8’li ve 11’li hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri vardır.
    • Biçim bakımından ilk Türkü metnini 16.yy’da Öksüz Dede
    • vermiştir.
    • Şiirlerine bakarak canlı tasvir ve benzetmeleriyle devrinin
    • önde gelen şairlerinden olduğunu söyleyebiliriz.
    ÖKSÜZ DEDE Acem’i yutmakta kasdı Abdalların giyer postu Öksüz Dede der Hak dostu Allah’tan korktun mu geldin AŞIK ÖMER Aşık Ömer geldi ise Hak inayet kıldı ise Ferhat dağı deldi ise Ben koyam dağı dağ üzre
    • Asıl adı Ömer olup bir ara Adli mahlasını da kullanmıştır.
    • Saz şairleri arasında üstat bilinen Âşık Ömer Klasik şair-
    • ler arasında da tanınmaktadır.
    • Asıl şöhretini halk zevkine uygun olarak hece vezni ile
    • söylediği şiirleriyle kazanmıştır.
    • Şiirini bilgi dağarcığını aldığı medrese eğitimiyle zengin-
    • leştirmiştir.
    • En çok bilinen şiiri; 38 dörtlükten oluşan ve içinde 105
    • şairin adı geçen Şairnamesidir.
    • Âşık maşuk ilişkisini diyalog yoluyla şiirine katmıştır.
    • “ Dedim dedi” şiiri bunun en güzel örneğidir.
  • 16. KAYIKÇI KUL MUSTAFA
    • Yeniçeri şairlerinin en tanınmışıdır.
    • Halk zevkine bağlı doğal bir söyleyişi vardır.
    • Genç Osman için yazdığı destan önemlidir.
    Kul Mustafa’m daim söyler özünden Gaziler de cenk eylemiş yolundan Koyverin Türk’ü bilek demirinden Boyuna küffarı ururun demiş ERCİŞLİ EMRAH
    • Hem bir halk hikâyesi kahramanı (Emrah
    • ile Selvihan) hem de güçlü bir saz şairidir.
    • Dilinin mahalli kelimelerle örtülü olması
    • belirli bir tahsilinin olmadığını ortaya koy-
    • maktadır.
    • Hece vezni ile yazmış, tasavvuf konula-
    • rına şiirlerinde yer vermemiştir. Bu da onu
    • Erzurumlu Emrah’tan ayırır.
    • Şiirlerinde benzetme ve tabiat güzellikle-
    • rinden yararlanmıştır.
    • Aşıklık geleneğini sürdürmüştür.
    Bugün men bir güzel gördüm Bahar cennet sarayınnan Kamaştı gözümün nuru Onun hüsn-i cemalınnan
  • 17. GEVHERİ
    • Şiirlerinde yabancı kelimelere ve divan edebiyatı mazmun-
    • larına yer vermiştir.
    • Şiirlerinden Şam’a, Arabistan’a gittiğini bir kaynaktan da
    • Rumeli de bulunduğunu ve bir paşanın yanında kâtiplik
    • yaptığını öğreniyoruz.
    • Şiirlerinde divan edebiyatının etkisi vardır. Aruz veznini
    • kullanmıştır. Fakat hece ile yazdığı şiirlerinde daha başarı-
    • lıdır.
    • “ Aşk, gurbet, firkat” üçlemesi ile Türkçenin öğretiminde
    • önemli adımlar atmıştır.
    Ela gözlü nazlı dilber Seni kandan sakınurum Kandan değil hey efendim Seni candan sakınurum BAYBURTLU ZİHNİ
    • Şiirlerinin incelenmesinden, onun iyi bir tahsil gördüğü
    • anlaşılmaktadır.
    • Sürgünlerle geçen memuriyet hayatı ölümüne kadar sürer.
    • İnatçı mizacı, isyankâr ruhu, mısralarında yer aldıkça huzu-
    • ru kaçacaktır.
    • Hece vezni ile yazdığı şiirleri ve asıl şöhretini sağlayan des-
    • tanları Sergüzeştname ’sinin sonunda yer almaktadır.
    Semgütlü Gafur’a gider hırlarım Kapısında eşek gibi zırlarım Hakim efendiye varır zorlarım Yıkarım başına halk-ı cihanı
  • 18. DADALOĞLU (Ferman Padişahın, Dağlar Bizimdir)
        • Toroslar’daki göçebe Türkmenlerin Avşar boyundan olan Dadaloğlu’ nun hayatı
        • hakkında fazla bilgimiz yoktur.
        • Şiirlerinde yiğitçe bir sesleniş olduğu gibi içli söyleyiş de vardır.
    • İçinde bulunduğu tarih ve toplum olaylarını şiirlerine yansıtmıştır.
    • Tipik bir aşiret aşığıdır. Aşiretine duyduğu hayranlığı dile getirmiştir.
    • Yayla hayatı, Avşar güzelleri ve iskân şiirlerinin konusunu oluşturmuştur.
    • Koşma ,türkü, varsağı, Semai ve destanları kudretli bir sanat ifadesi taşır.
    DERTLİ
    • İlk mahlası Lütfi’ dir. Yaşamının güçlüklerinden dolayı Dertli mahlasını almıştır.
    • Hem aruz hem hece ölçülerini kullanmıştır. Pek çok klasik şairimizin tesiri altında kalmıştır.
    • Divan ’ı vardır.
    • Asıl şöhretini hece ile yazdığı şiirlerden kazanır.
    • Dini konulara rahat bir üslupla yaklaştığı için din adamlarıyla arası iyi değildir.
    • Dut ağacından teknesi
    • Kirişten bağlı perdesi
    • Behey insanın teresi
    • Şeytan bunun neresinde
  • 19. ERZURAMLU EMRAH
          • Şiirlerine bakarak medrese eğitimi gördü-
          • ğünü söyleyebiliriz.
    • Aruz vezniyle olan şiirleri Divan-ı Emrah adıyla yayımlanmış
    • tır.
    • Her iki vezinde de yazdığı şiirlerinde klasik şiirin kokusu bu-
    • lunmaktadır.
    • Şiirlerinde hem dini tasavvufi konuları işler, hem
    • de “Âşıklık geleneğini” devam ettirir.
    • Kastamonu’ da evlenip oturmuştur.
    Dedim Emrah gibi var mı aşığın Dedi elbet benim senin layığın Dedim halinde bil bağrı yanığın Dedi bilmez idim anca inandım SEYRANİ
    • Türk saz şiiri vadisinin en önde gelen hiciv ustasıdır.
    • Sarayın önde gelenlerini hicvetmesi yüzünden İstanbul’dan
    • kaçırılmıştır.
    • Dini tasavvufi konularda da pek çok şiirler söylemiştir.
    • Dilinin ağır olması şöhrete kavuşmasını engellemiştir.
    Seyrani bilmem mert midir Yoksa cana cömert midir Eyyub’ün derdi dert midir Ben ondan besbeter çektim
  • 20. AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU
        • Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivri alan köyünde doğmuştur.
        • Çocukluğunda geçirdiği çiçek hastalığı yüzünden gözlerini kaybetmiştir.
        • İçli bir saz şairidir.
    • Şiirlerinde insan, yurt, tabiat sevgisi sade bir dille dile getirmiştir.
    • Ankara ve İstanbul radyolarında program yapmıştır.
    • Pek çok şiiri bestelenmiş, plak ve kaset olarak geniş kitlelere ulaştırılmıştır.
    • Ahmet Kutsi Tecer tarafından edebiyatımıza kazandırılmıştır.
    • DEĞİŞLER, SAZIMDAN SESLER, DOSTLAR BENİ HATIRLASIN
    Gün ikindi akşam olur Gör ki başa neler gelir Veysel gider adı kalır Dostlar beni hatırlasın
  • 21. ERZURUMLU YAŞAR REYHANİ
    • Aşık tarzı şiirin bütün türlerinde şiirler söylemiştir.
    • Ülkemizi yurt dışında da temsil etmiştir.
    • Şiirlerinde halk öykülerinden de yararlanmıştır.
    KARSLI MURAT ÇOBANOĞLU
    • Doğaçlama, atışma, türkü ve halk hikayesi dalla-
    • rında oldukça başarılıdır.
    • Şiirleriyle öğütler vererek insanları güzel ahlaklı
    • ve vatansever olmasını ister.
    ŞEREF TAŞLIOVA
    • Doğaçlama şiir söylemede ve saz çalmada üstün
    • bir yeteneği vardır.
    • Avrupa’ daki Türklere konserler vermiştir.
  • 22. TASAVVUF EDEBİYATI
    • Tasavvuf felsefesine bağlı, dini içerikli bir edebiyattır.
    • Tasavvufa göre: Tek varlık Allah’tır. Bütün evren Tanrı’nın görüntü-
    • sünden başka bir şey değildir. İnsan Tanrı’nın özelliklerini taşır. İn-
    • sanda iki özellik bulunur: varlık ve yokluk. İnsan yokluk öğesini or-
    • tadan kaldırıp Tanrı’ya yönelmelidir. Tanrı’ya aşk ile ulaşılır. Bu de-
    • ğerlere ulaşmak için tekke şairleri bir tarikata girip, şeyhe bağlan-
    • malıdır.
    • Divan edebiyatı ile halk edebiyatını birleştiren bir “edebiyat köprüsü”
    • vazifesi görür.
    www.edebiyatogretmeni.net
  • 23. TASAVVUF EDEBİYATI NAZIM ŞEKİLLERİ İ L A H İ
    • Allah aşkıyla insan sevgisini bütünleştiren lirik
    • şiirdir.
    • 7’li, 8’li, 11’li hece ölçüleriyle yazılır.
    • Özel ezgiyle söylenir.
    N U T U K
    • Tekke önderlerinin (mürşid) tarikata yeni giren
    • dervişleri aydınlatmak, onlara bilgi vermek için
    • söyledikleri şiirdir.
    • Didaktiktir.
    Ne varlığa sevinirim Ne yokluğa yerinirim Aşkın ile avunurum Bana seni gerek seni Edebdür Hakka yakın Bilür isan Hak Hakkın Edebsüz olma sakın Var edeb öğren edeb
  • 24. Ş A T H İ Y E
    • İnançlardan alaycı bir dille söz ediyormuş gibi
    • söylenen şiirlerdir.
    • Görünüşte saçma olan bu şiirlerin yorumlandığında
    • tasavvufla ilgili çeşitli kavramlara değindiği görülür.
    İnip Beytullah’tan kendün dinlersün Cibril’e perde altunda söylersün Bu ateş-i Cehennemi neylersün Hamamın mı var ya külhancı mısun D E V R İ Y E
    • Tasavvufa göre, evrenin ve insanın Allah’tan gelip
    • tekrar Allah’a dönmesi düşüncesini işler.
    • Tekke edebiyatının en karmaşık ve izahı en zor
    • türlerinden biridir.
    Ak süt iken kızıl kana karışıp Emr-i Hak’la coşup cevlana geldim Ma’i cari ile akıp, yarışıp Katre-i na-çizden ummana geldim Dokuz ay on gün batn-ı maderde Kudretten gözüne çekildi perde Çıkıp ten donundan cihana geldim
  • 25. TASAVVUF EDEBİYATI SANATÇILARI MEVLANA
        • 13.yy Anadolu’nun en büyük tasavvuf şairidir. İslam dinine tam bir ihlâsla bağlıdır.
        • Doğu’da ve Batı’da büyük bir sanat, bir duyuş, düşünüş ve inanış cereyanının coşkun
        • kaynağıdır.
    • 1244’te Konya’ya gelmiş Şems-i Tebrizi ile tanıştıktan sonra tasavvufa gönül vermiştir.
    • Eserlerini Farsça yazmasına rağmen hem Türk mutasavvıf ve şairleri hem de diğer Müslüman şa-
    • irler üzerinde etkili olmuştur.
    • Mevlana’nın ölümünden sonra çeşitli şehirlerde Mevlevi dergâhları açılmış, Anadolu’da Türk bir-
    • liğinin sağlanmasında bu tarikatın büyük etkisi olmuştur.
    • Mevlana için ölüm bir son değil başlangıçtır. Vahdet-i Vücut (Allah’ın Birliği) nazariyesini savu-
    • nur.
    • Her dinden, her mezhepten, her milletten her insanı; insan olduğu ve büyük bir yaratıcıdan bir
    • nur taşıdığı için sevmek inanışındaki İslam panteizmi onun eserlerinde mevcuttur.
    • Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi Mafih, Mektubat, Mecalis-i Seb’a
  • 26. HACI BEKTAŞ VELİ
          • Bektaşilik tarikatının kurucusudur.
          • 13.yy’da yaşamıştır, Türkistan’ın Nişabur şehrinde doğmuştur. A.Yesevi’nin
        • isteğiyle Anadolu’ya gelmiştir.
          • Bilinen en önemli eseri ‘’Makalat’’tır. Sohbetler sözler anlamına gelir.
          • Hz Âdem’in yaratılışı, Şeytan ve Şeytani işler, Allah’ın birliği gibi konuları
          • ele almıştır.
    • Kitabu’l-Feva’id, Fatiha Suresi Tefsiri, Şathiyye, Hacı Bektaş’ın Nasihatleri, Besmele
    • Şerhi, Hadis-i Erbain’in Şerhi, Makalat-ı Gaybiyye ve Kemalat-ı Ayniye, Makalat
  • 27.
          • Eskişehir’de doğup öldüğü söylenir.
          • Hayatı efsanelerle örülmüştür.
          • Dili sadedir.
          • Allah inancını ve insan sevgisini işler.
    • Şiirlerinde coşkun bir lirizm vardır. Lirik bir şairdir.
    • Şiirlerinde hem aruz hem de hece vezni kullanılmıştır.
    • İşlediği konular yönüyle evrenseldir.
    • Bir gönül adamıdır. Halka beraberliği, doğruluğu, gönül kazanmayı, dostluğu öğütlemiştir.
    • Dünyaca tanınmıştır.
    • Divan, Risaletü’n-Nushiyye
    YUNUS EMRE www.edebiyatogretmeni.net
  • 28.
    • Anadolu’da Türkçe tasavvuf şiirleri söyleyen sofi şairdir.
    • İran kültürünü bilen, medrese tahsili görmüş coşkun bir
    • mutasavvıfdır. Anadolu’da Mevlana’dan önce Türkçe şiir
    • söylemiştir.
    • Mevlana Celalettin Rumi’nin babası Baheddin Veled’den
    • ders almış, geniş din bilgilerine sahip bir fakih olarak büyük
    • şöhret kazanmıştır.
    • Çarhname
    AHMET FAKİH
    • Anadolu Türkçesi ve tasavvuf açısından önemlidir.
    • Türkçeyi bir sanat dili haline getirmeye çalışmış
    • Felekname, Aruz Risalesi, Mantıku’t Tayr
    • Matık’ut Tayr adlı eserinde Türkçeye bir kuş inceliği
    • ve ahengi kazandırmaya çalışmış. Bu eserde kuşlar
    • arasında geçen tasavvufi konular anlatılmış.
    GÜLŞEHRİ
  • 29.
    • Yunus tarzı söyleyişi vardır.
    • Anadolu’daki Alevi-Bektaşi edebiyatının ilk şairlerindendir.
    • XIV.yy erenlerinden Abdal Musa’ya mensuptur.
    • Şiirlerini samimi, lirik, derin bir heyecan, zekâ çizgileriyle ve
    • bir inanış serbestliğiyle söyleyen kuvvetli bir halk tasavvuf
    • şairidir.
    • Şiirlerinde dili sade, yer yer mertlik sahnelerini hatırlatan, gizli
    • bir kahramanlık ve bir destan dili havası vardır.
    • Eserleri:
    • Manzum eserleri: Divan, Gülistan, Mesneviler, Gevhername,
    • Minbername, Dolabname, Salatname
    • Mensur eserleri: Budalaname, Miglataname, Vücudname,
    • Risale-i Kaygusuz
    • Manzum + Mensur Eserleri: Dilguşa, Sarayname
    KAYGUSUZ ABDAL
  • 30.
    • Kuvvetli bir medrese tahsili görmüş müderrisliğe kadar yükselmiştir.
    • Halvetiye ve Nakşibendiye Tarikatlarını birleştirerek “Bayramiyye
    • Tarikatı”nı kurmuştur.
    • Anadolu’daki milli edebiyatın ve tasavvufi hayatın gelişip yayılmasında
    • büyük rolü vardır.
    • Mevcut bir eseri olmamakla birlikte bugün elimizde aruzla iki, hece ile
    • üç şiiri bulunmaktadır.
    HACI BAYRAMI VELİ
          • 16.yy.da yaşamış bir Alevi-Bektaşi şairidir. Sivas’ın
        • Banaz köyünde doğmuştur. Hızır Paşa tarafından
        • Sivas'ta öldürülmüştür.
          • Tasavvuf, tabiat, aşk ve halkın gerçek yaşayışıyla
        • ilgili konular işler.
    • Divan edebiyatından etkilenmemiştir. Dili sadedir.
    • Bazen isyancı bir ruhu, bazen de toplumun sosyal konularına rahatlıkla
    • eğilen ve onları acımasızca tenkit edebilen yanları
    • vardır.
    PİR SULTAN ABDAL
  • 31.
    • Tahsil ve terbiyesini Mısırda tamamladığı için Mısri lakabını almıştır.
    • Arapça ve Türkçe çok sayıda manzum ve mensur eseri bulunan
    • Niyazi-i Mısri aruzla yazdığı şiirlerde Nesimi ve Fuzuli; hece ile yaz-
    • dıklarında ise Yunus Emre etkisinde kalmıştır.
    • Yunus Emre Şathiyesini açıklamıştır.
    • Divan, Risale-i vahdet-i Vücud, Sure-i Yusuf Tefsiri,
    • Şerh-i Nutk-ı Yunus Emre, Şerh-i Esma-i Hüsna, Mektubat,
    • Divan-ı İlahiyat, Risaletü’t-Tevhid, Es’ile ve Ecvibe,
    • Risale-i Devriyye
    NİYAZİ-İ MISRİ
  • 32.