Your SlideShare is downloading. ×
Anatomi dolaşım sistemi
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Thanks for flagging this SlideShare!

Oops! An error has occurred.

×
Saving this for later? Get the SlideShare app to save on your phone or tablet. Read anywhere, anytime – even offline.
Text the download link to your phone
Standard text messaging rates apply

Anatomi dolaşım sistemi

8,125
views

Published on

Published in: Education

0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total Views
8,125
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
0
Actions
Shares
0
Downloads
86
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

Report content
Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
No notes for slide

Transcript

  • 1. ÜNİTE 5 Dolaşım Sistemi AmaçlarBu üniteyi çalıştıktan sonra,■ Kalp,■ Damarlar,■ Limfoid organlar,■ Endokrin organları öğrenmiş olacaksınız. İçindekiler■ Kalp, Damarlar, Limfoid ve Endokrin Organların Tanıtımı■ Kalbin Boşlukları■ Kalp Kapakları■ Kalbin Damarları■ Kalbin örtüleri■ Damar Sistemi■ Dolaşım Sisteminde Arterler■ Aorta■ Dolaşım Sisteminde Venler■ Akciğer Ven Dolaşımı■ Vena Portae■ Dolaşım Sisteminde Limfa Yolları■ Limfoid Organlar■ Dalak■ Timus■ Endokrin Bezler (İç Salgı Bezleri)■ Hipofiz■ Epifiz■ Trioid Bezi■ Paratiroid Bezler■ Langerhans Adacıkları■ Gonadlar■ Özet■ Değerlendirme soruları■ Sözlük ve Kavram Dizini Öneriler■ Lise yıllarında görmüş olduğunuz anatomi ders notlarını gözden geçirmeniz konuyu anlamanızı kolaylaştıracaktır.■ Ünite sonundaki soruları lütfen yardımsız cevaplamaya çalışınız. Eğer cevaplayamı- yorsanız üniteyi tekrar çalışınız.
  • 2. 1. KALP, DAMARLAR, LİMFOİD VE ENDOKRİN ORGANLARIN TANITIMIKalp ve dolaşım sistemi ile ilgili araştırmalar, bu sistem ile ilgili hastalıkların çoğalmasınabağlı olarak, son yıllarda büyük boyutlarda artmıştır. Çünkü, ileri endüstriyel ülkelerde kalpve dolaşım sistemi rahatsızlıkları, ölüm istatistiklerinde hemen hemen ilk sırayı tutmaktadır.Tıbbın bütün ihtisas dallarında çalışan ve sağlıkla ilgili olan bütün tıp mensupları, bu sistemile ilgili, değişik şikayetler ile gelen hastalar ile karşılaşabilmektedirler. Bunun için bu sistemile ilgili hastalıkların anlaşılmasında ve tedavisinde ön şart, "Dolaşım Sistemi"nin normalanatomi ve fizyolojisinin iyi bilinmesidir.Organların ve dokuların canlılıkları ancak ihtiyaçları olan besin maddelerinin, insan vücu-dundaki en küçük canlı birim olan hücrelere kadar iletilmesi ile sağlanabilir. Bunun yanısıra,oksijenin de sevki ile ilgili birimlerde, oksidasyonun meydana gelmesi, CO2 in ve meta-bolizma artıklarının atılması, enzimlerin, vitaminlerin, hormonların vücutta dağılması vebütün bunların yanısıra vücut ısısının sağlanması gibi görevler için böyle önemli bir sistemmeydana getirilmiştir. Bu bakımdan dolaşım sistemi; beslenme, solunum, metabolizma,transport, regülasyon ve vücut müdafaası için son derece önemli bir organizasyondur. Bu-rada transport aracı kan, transport yolu ise kan damarlarıdır. Ancak bu arada, özelliklevücudun savunma sistemi içerisinde önemli yeri olan Limfa ve Limfa yollarını"da unutma-mak gerekir. Bu bakımdan, limfa sistemi ve bu sistem içerisindeki önemli organlar da, genelolarak "dolaşım sisteminin" kapsamında ele alınır.Bütün bunlardan sonra, dolaşım sisteminin fonksiyonel bir bölümlenmesi yapılmalıdır.Çünkü burada, gerek kanın aktif bir şekilde merkezden çepere gönderilmesini sağlayan biroluşuma,gerekse çepere kadar giden kanın bu gidişi sırasında, kapalı bir sesteme (yola) ih-tiyaç vardır. Burada hareketin merkezi kalp, kanın iletim yolları da, kalibreleri ve fonksiyonelsınıflandırılması çok değişik olarak ortaya çıkan damarlar olarak görülür. Başka fonksiyonelsınıflandırmalar da yapılabilirse de, kan damarları genel olarak,oksijenden zengin kanın,en ince kılcal damarlara (capiller) kadar iletilmesini temin eden ve içlerinde daha yüksekbasınç bulunan atardamarlar (arterler) ile, fonksiyonunu tamamlamış, oksijenden fakir kanımerkeze (kalbe) getiren toplardamarlar (venler) olarak bir sınıflamaya tabi tutulabilirler. Ar-terlerde olmamasına rağmen, bazı venlerin içlerinde (özellikle bacak venlerinde) bulunanküçük kapakçıklar, kanın geriye (merkeze) dönmesine yardımcı oluşumlar olarak fonksiyongörürler.Dolaşım sistemi ile yakından ilişkili olup, ürünlerini doğrudan kana veren iç salgı bezleri"En-dokrin Sistemi" oluştururlar. Bez yapıları içinde mevcut kapiller damar ağı, bir bakıma bu - 90 -
  • 3. sistem ile dolaşım sistemini içiçe getirmiştir. Klasik inceleme bakımından "Endokrin Sistem"müstakil olarak ele alınırsa da, burada konunun bütünlüğü açısından, endokrin bezleri (sis-temi) dolaşım sistemi içinde incelenecektir.1.1. Kalbin Durumu ve KomşuluklarıKan dolaşımının motor organı kalptir. İçi birtakım bölmeler ile ayrılmış ve bu bölmeler ara-sında önemli fonksiyonel kapaklar içeren ve sanki bir emme-basma tulumba gibi çalışan,esas itibariyle kas yapıda, içi boşluklu bir yapıdır.Kalp normal olarak birbirleri ile ilişkileri olmayan iki esas kısma ayrılmıştır. Kendine ait, kuv-vetli bir yapı halinde oluşmuş torba (kese) içinde yer almıştır. Bu torba ile kalbin dış yüzüarasında oluşan kapiller aralık (cavum pericardii) seröz bir sıvı ile doludur. Bu sıvı, torbaiçindeki kalbin rahat hareketine imkan sağlar.Dıştan bakıldığında kalp, uzun ekseni sağdan sola, yukarıdan aşağıya ve arkadan önedoğru uzanan bir durumda ve thorax içinde (göğüs boşluğunda) orta hatta göre daha çoksola kaymış bir durumda yer almıştır. Bu durumu ile daha çok göğüs ön duvarına yakınkomşuluk halindedir. 2/3 kısmı da göğsün sol tarafında yer almıştır. Buna göre tepesi soldave tabanı sağda bulunan bir huni şeklinde görülür. Kalbin tabanında sekiz adet giren veçıkan büyük damarlar yer alır. Orta çizgiye göre göğsün sol tarafında yer alan kalbin tepesi,ortalama bir tarif ile, beşinci interkostal aralıkta bulunur. Bu nokta diğer bir tarife göre; kadı-nlarda köprücük kemiğinin (clavicula) ortasından dik inen çizgi üzerinde (medioclavicularçizgi), erkeklerde ise meme çizgisinin üzerinde yer almıştır. Buradan kalbin tepe noktasıpalpe edilebilir. Böylece klinikte kalbin fonksiyonu ile ilgili aydınlatıcı ip uçları elde edilir.Göğsün ön kısmında (mediastinum anterior), yer bulan kalp, yanlardan akciğerler ilekuşatılmış durumdadır. Böylece sadece küçük bir kısmı ile doğrudan göğüs ön duvarı ilebağlantılıdır. Aşağıda ise, kalp; göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran kas yapıdakibölmenin (diaphragma) orta kısmında oluşmuş kuvvetli bölüm (centrum tendineum) üzeri-ne oturmuş haldedir. Diaphragmanın kirişsi yapıdaki bu bölümüne kalbin sağ taraf boşluk-larının büyük kısmı oturmuş durumdadır.Kalbin duvarları; yapısı, innervasyonu ve fonksiyonu ile kendine has özellikler gösteren"kalp kası" tarafından oluşturulmuştur. Yapı olarak çizgili kas (iskelet kasları) özelliği göste-ren kalp kası, innervasyonu bakımından otonom sisteme ve ayrıca kendi özel uyarı sistemi-ne bağlıdır. Kalbin duvarlarının (kas yapının) iç ve dış yüzleri parlak, kaygan ve ince bir örtü - 91 -
  • 4. ile (bağ dokusu tabakası) ile döşenmeştir. Kalbin duvarı 3 tabakaya ayrılır:■ Endokard (endocardium) : İç boşluğu örten tabaka.■ Myokard (myocardium) : Kalbin esas kas tabakası.■ Epikard (epicardium) : Kalbin dış yüzünü örten tabaka.Kalbin duvarının esas yapısını oluşturan kas tabakası, kalp boşluklarının duvarlarının her-birisinde ayrı kalınlıkta oluşum gösterir. Kalbin ön boşlukları (atrium) duvar yapılarına göreventrikül duvarlarından daha ince ve zayıf bir yapıya sahiptirler. Bu yapısal durumları fonk-siyonel karakterlerine uygun bir sonuç olarak ortaya çıkmıştır. Atriumlar daha çok kanıntoplanma alanları; ventriküller ise kalpte toplanan kanın pompalanma boşlukları olarakgörev yaparlar. ? Kalp, damarlar, limfoid ve endokrin organları özetleyin.1.2. Kalbin BoşluklarıYukarıda belirtildiği gibi, kalp, bir ana bölme tarafından iki kısma (boşluğa) ayrılmıştır. Fa-kat, daha sonra tekrar bir bölme ile yeniden ayrılmıştır. Bu iki bölme sanki birbirleri ile dikyönde ve bir haç şeklinde buluşurlar. Bu bölümler değişik hacimdeki boşluklara ayrılırlar.Böylece normal olan bütün kalplerde görülen, atrium ve ventricül adı verilen kalp odacıklarımeydana gelir.Bu odacıklar birbirleri ile kapakçıklar ve bunların kapattıkları aralıklar (delikler) aracılığı ileirtibatlıdırlar. Bu bölümlenmeye göre, sağ taraf atrium ve ventrikülü oksijenden fakir venözkanın toplandığı boşluklar, sol yanın atrium ve ventrikülleri ise oksijenden zenginleştirilmişkanın depo edildiği boşluklar olarak ortaya çıkar. Başka bir deyişle, sağ yan boşluklarındaküçük dolaşım, sol yan boşluklarında ise büyük dolaşım sağlanır.1.2.1. Sağ Yan Boş lukları1.2.1.1. Artrium dextrum : Sağ atriuma yukarıdan vena cava superior, aşağıdan ve-na cava interior açılır. Bu damarlar ile, dolaşımını tamamlamış, oksijenden fakir olan kankalbe döner. Ayrıca, sinüs coronarius adı verilen küçük bir havuzcuk yolu ile de bir kısım - 92 -
  • 5. kan, yine sağ atriuma gelir. Sağ atriumun bir bölümü, kalbin büyük damarı aortu dışarıdansaracak şekilde uzanır. Buraya kulakçık (auricula atrii) adı verilir.Sağ ve sol atriumlar arasında yapı olarak oldukça ince gelişmiş bir duvar bulunur ve normalgelişmiş bir kişide bu duvar iki boşluğu birbirinden ayırır (septum interatriale). Bu bölme üze-rinde fetal hayatta iken var olan fakat erişkinlerde kapanarak ortadan kalkan bir aralık (fora-man ovale) vardır. Kapandıktan sonra çukur bir yapı halinde görülür ve fossa ovalis adı veri-lir. Fakat %20 oranında bu boşluğun kapanmamış durumları da vardır. Bu durumda, oksi-jenden zengin kan ile fakir olan kanın birbirlerine karışmaları söz konusudur (siyanoz).Kalbin sağ yan tarafını oluşturan, sağ atrium ile sağ ventrikül birbirleri ile büyük bir delikaracılığı ile irtibatlıdırlar. Bu delik ağzında üçlü kapaklar (valva tricuspidalis) bulunur.1.2.1.2. Ventriculus dexter : Piramid şeklinde bir boşluk olup, kalbin ön yüzününbüyük kısmını oluşturur. Bu boşluk, fonksiyonel bakımdan, kanın geldiği ve kanın gittiği(yükseldiği) kısım olarak iki esas bölümden oluşur. Kanın geliş ve gidiş yollarının alanları,dar bir açı şeklinde birbirleri ile birleşirler (dar bir açı yaparlar). Bu birleşim yerinde ve ikisiarasında kalp duvarının boşluğa doğru çıkıntı yapması ile meydana gelmiş olan bir bölmebulunur. Böylece, geliş ve gidiş yönlerine göre kan akımı, "V" şeklinde bir yola sahip olur. Buher iki bölüm arasında morfolojik olarak farklılıklar da vardır. Kanın geliş yolunu oluşturanbölümde çok sayıda kas çıkıntıları (trabecul) bulunur. Halbuki çıkış bölümü ise oldukça düzve kaygan halde bir iç duvar yapısı gösterir. Kan buradan süratle, akciğerlere giden damar-ların lümeni içerisine aktarılır (a. pulmonalis).1.2.1.3. Atrium sinistrum : Bu bölüme akciğerlerden oksijen bakımından zengin-leştirilerek gönderilen kanı getiren dört adet akciğer veni (venae pulmonales) açılır. Bun-ların açılma yerlerinde kapak bulunmaz. Sağ atriuma açılan sinüs coronarius gibi bukısımda oluşumlar yoktur. Yine bu kısım, sağ atriumda olduğu gibi öne ve ileriye doğru ku-lak şeklinde bir çıkıntı yaparak (auricula sinistra), bu defa aortu sol yanından kuşatır. Sol at-rium ve sol ventrikül arasında yine büyükçe bir delik ve bu delikte ise iki tane kapak yeralmıştır (valva bicuspidalis veya mitralis).1.2.1.4. Ventriculus sinister : Koni biçiminde bir yapıya sahiptir. Bu bölümde dasağ yanda olduğu gibi, kanın geliş ve gidiş yolları arasında "V" şeklinde bir yapılaşma söz - 93 -
  • 6. konusudur. Sol yan boşlukları, sağ yan boşluklarına göre daha kuvvetli bir duvar yapısınasahiptir. Bu durum, sol yan boşluklarının fonksiyonel özelliklerinden dolayı ortaya çıkmış birsonuçtur. Çünkü sol ventrikülün ana görevi, akciğerlerden gelen ve oksijenden zenginleşti-rilmiş olan kanı en ince kapillerlere kadar, vücudun bütün köşelerine göndermektir. Buradabir bakıma bir pompa görevi üstlenmiştir. Sol ventrikül kaslarında fonksiyon kaybı veyagörev yapma bozukluğu ortaya çıktığında, hayati bakımdan arzu edilmeyen sonuçlargörülür.Sol ventrikül duvarında oldukça iyi gelişmiş kas çıkıntılarına da rastlanır (musculus papilla-ris). Bu kas çıkıntılarının tepelerinden başlayan ve kirişsi yapı gösteren ince iplikçikler, atri-um ve ventrikül arasındaki delikte bulunan kapaklara kadar uzanırlar ve bu kapaklara tutu-nurlar. Sol ventrikülün iç duvar yüzü de yine oldukça düz bir yapı gösterir. Hatta bu parlaklıkve kaygan yapılaşma, sağ ventrikül duvarına göre biraz daha fazladır.Sağ ve sol ventriküller arada kalın bir bölme ile ayrılmışlardır (septum interventriculare). Bubölmenin kalbin tepesine doğru olan büyük kısmı kas yapısında, tabana doğru olan veyadiğer bir ifade ile atrium-ventrikül bölmesine doğru uzanan kısım membranoz yapıda olup,biraz daha zayıftır. Çok defa bu membranoz bölümde defektler (açıklıklar) bulunur ki, bu du-rumda sol ventrikül boşluğu ile, sağ atrium boşluğu birbirleri ile bağlantı sağlamış olurlar.Klinik bakımdan önemli arazlar ortaya çıkar ve bir gelişim hatası olarak görülür (siyanoz).Sol ventrikül boşluğunun üst kısmında aortun açılma deliği ve bu delik ağzından ise üçlü ka-paklar, valva aortae (semiluner kapaklar) bulunur. ? Kalbin boşluklarını özetleyin.1.3. Kalp KapaklarıGenel olarak bakıldığında kalp kapaklarının aynı düzlem üzerinde lokalize olduklarıgörülür. Bu düzlem atriumlar ile ventriküller arası bölmedir (septum atrioventriculare). Bura-ya kalbin ventil yüzeyi de denir. Bu yüzeyde dört adet açıklık (delik) ve bu delikler içerisindeyer almış kalp kapakları bulunur. Kapaklar bulundukları deliklere, çepeçevre fibröz yapıdabir materyal ile tutunmuşlardır. Kalp kapaklarında damarlanma yoktur ve bu kapakların bes-lenmesi ancak diffüzyon yolu ile sağlanır. Kapaklarda damarlanmanın görülmesi, daha ev-velce burada meydana gelmiş olan bir hastalığın göstergesidir. Atrium ve ventriküller arası-nda yer bulan kapakların her iki yüzeyi de kalbin iç yüzünü döşeyen ince örtü ile döşenmiştir.Buna karşılık kalpten başlayan büyük damarların (aort ve truncus pulmonalis) açılma delik- - 94 -
  • 7. lerinin ağzındaki kapakların kalbin boşluklarına bakan yüzeyleri kalp boşluğu örtüsü, da-mar lümeni yüzeyleri ise damarların iç tabakası tarafından döşenmiştir.1.3.1. Bölmeler Aras ı KapaklarBu kapaklar, atriumlar ile ventriküller arasındaki deliklerin ağzında yer almışlardır. Boşluk-lara bakan her iki yüzleri de kalbin iç örtüsü tarafından döşenmiştir. Serbest kenarlarına,chordae tendineae denilen ve ventrikül boşluklarının duvarlarında görülen papilla muscula-rislerin tepesinden başlayarak buraya uzanan ince fibröz yapıdaki iplikçikler tutunurlar. Bumekanizma sayesinde, ventriküllerin sistolü sırasında kapakların arasındaki açıklık da-raltılır ve böylece, ventrikül içindeki kan, ilişkili olduğu istikamete dolaşıma sevkedilir (büyükve küçük dolaşım). Ancak bu kapaklar ventriküllerin diastolünde açılırlar ve böylece kan buboşluklara dolma imkanı bulmuş olur.Sağ atrium ile ventrikül arasındaki bölmede bulunan delik ağzında üç kapak (valva tricuspi-dalis) bulunur. Bu kapaklar, birisi ventriküller arası bölmeye birisi öne ve diğeri de arkayagelmek üzere bir konum gösterirler.Sol atrium ve ventrikül arasında ise ikili kapaklar (valva mitralis = bicuspidalis) bulunur. Bun-lardan birisi önde ve diğeri ise arkada yer almışlardır.Klinikte rahatsızlıklar, ilgili oldukları kapakların adları ile belirtilirler. Örneğin; Mitral darlığı,Trikuspid yetmezliği vb.1.3.2. Büyük Damar Kapaklar ıBu kapaklar ventriküllere bağlanan büyük damarların açılma delikleri ağzında bulunurlar.Morfolojik yapılarından dolayı bunlara "semilunar valf" adı verilir. Küçük kırlangıç yuvaları-na benzer boşluklar ihtiva ederler. Bu boşluklar damar lümenlerine doğru tanzim edilmişler-dir. Kapakların birbirleri ile temas eden serbest kenarları biraz daha kalınlaşmıştır ve bura-da, birbirleri üzerine temas eden küçük çıkıntılar bulunur.Akciğerlere kanı götüren büyük damar (truncus pulmonalis) ağzındaki kapaklar, valva trun-ci pulmonalis adını alırlar. Sağ ventriküle ait bir kapak sistemi oluşturmuşlardır.Valva aortae ise, sol ventriküle ait olup, oksijenden zengin olan kanın büyük dolaşıma sev-kedildiği aort deliğinin ağzında bulunurlar. Aort kapakları seviyesinde (yüksekliğinde) aort-tan ayrılan çok önmeli damarlar, kalbin beslenmesinini sağlarlar. Buradan ayrıldıktan son- - 95 -
  • 8. ra, heriki yönde sanki bir taç şeklinde kalbi dolanarak ilgili bölgelere kadar uzanırlar. ? Kalp kapaklarını özetleyin1.4. Kalbin DamarlarıKalbin beslenmesi özel damarlar üzerinden sağlanır.Aort kapakları hizasında doğrudan aorttan ayrılan ve sanki bir taç şeklinde kalbi sağdan vesoldan saran koroner damarlar aracılığı ile kalbe besleyici kan gelir. Koroner damarlaraortdan ayrıldıktan sonra, atrium ve ventriküller arasındaki bölüme isabet eden oluk içinde(sulcus coronarius) yollarına devam ederler. Sağ koroner arter (a.coronaria dextra) kalbinsağ bölümünü ve arka duvarın büyük bir kısmını besler. Sol koroner arter (a. coronaria si-nistra) ise, kısa bir gidişten sonra hemen iki kola ayrılır. Bu uzantılar ana dallar halindedir.Dallardan birisi, önde iki atrium arasındaki bölmeye isabet eden çizgi üzerinde ve hafif olukiçinde kalbin tepesine doğru devam eder (ramus interventricularis anterior). Diğeri ise, soladoğru ve ventriküller arası olukta bir yay çizerek devam der (ramus sircumflexus). Sol koro-ner arter sol ventrikül duvarını ve arka duvarın bir bölümünü besler.Kalbi besleyici bu ana damarlar arasındaki bağlayıcı kolların bulunmasına rağmen (kollate-ral), büyük damarladan birisinin aniden kapanması durumunda, myokart infarktusu meyda-na gelir. Ancak, böyle olmakla beraber, damarlardaki daralma yavaş bir seyir ile meydanagelir ise (koroner skleroz), kollateral damar gelişiminde kuvvetli bir durumu ortaya çıkar. Budurum ise akut olayını engeller.Kalbin duvarlarının venöz kanı ise sonuç olarak, genişçe bir ven havuzunda toplanır (sinüscoronarius). Kalbin arka yüzünde ve yine atrium-ventricul arasındaki olukta meydana gel-miş bulunan sinüs coronariusta toplanan venöz kan, sinüsün açılma deliği ile (ostium sinuscoronarii) sağ atriuma boşaltılır. ? Kalbin damarlarını özetleyin.1.5. Kalbin ÖrtüleriKalp, dış yüzden ince ve oldukça kaygan yapılı bir örtü ile döşenmiştir (epicard). Kalbi olduk- - 96 -
  • 9. ça sıkı bir şekilde dış yüzden döşeyen bu ince yapılı örtü, kalbe girip-çıkan büyük damarlarkısmına geldiğinde ayrı bir yaprak oluşturur (parietal). Bu yaprak bu defa kalbi sanki bir tor-ba gibi her yanından sararak kapatır. Bu durumda kalp kendini saran sağlam yapılı bu torbaiçinde sanki asılı durumdadır. Torbaya Pericard adı verilir. Pericard aşağı kısımda, kalbinüzerine oturarak yakın komşuluk yaptığı diaphragma ile oldukça sıkı bir birleşme yapmıştır.Pericard ile epicard arasında, bütün seröz boşluklarda olduğu gibi, çok az miktarda serözsıvı ile doldurulmuş kapiller bir aralık vardır. Böylece, gerek bu sıvı ve gerekse kalbi üstyüzden (dış yüzden) döşeyen ve saran örtülerin (epicard-pericard) kaygan yapıları saye-sinde kalbin hareketleri kolayca meydana gelir. ? Kalbin örtülerini özetleyin.2. DAMAR SİSTEMİ2.1. Kan DamarlarıKalbin tabanında sekiz büyük damarın, kalbe girdiği veya çıktığı görülür. Burada sözü edi-len damarlar arter ve ven damarları olmak üzere ayrılırlar.Arterlerde, kalpden kanın ritmik basınçları şeklinde ortaya çıkan kan dalgaları vardır. Budalgalar parmakların yardımı ile, damar vuruşu (kan basıncı) olarak alınabilir. Vücudundeğişik yerlerinde kan basıncını almaya yarayan damar bölümleri vardır. Bütün arterler,kanı kalpten organlara doğru sevkeden bir yol üzerinde fonksiyon görürler.Venler ise, arterler aracılığı ile organlara kadar dağıtımı yapılmış ve burada fonksiyonunutamamlayarak, oksijenden fakirleşmiş olan kanın, tekrar kalbe getirilmesi işi ile görevlidir-ler. Ancak burada belirtmek gerekir ki, bir damarın arter veya ven olarak isimlendirilmesin-de, içinde taşımış oldukları kanın oksijenden fakir veya zengin olması bir ölçü olarak alı-nmaz. Bu durumda sadece kanın taşındığı yön önemlidir. Buna güzel bir örnek akciğe da-marlarıdır. Arteria pulmonalisler oksijenden fakir kan taşırlarken, vena pulmonalisler oksi-jenden zengin kan transportu ile görevlidirler ve akciğerden gelen bu kanı sol atriuma sev-kederler. Böylece, arterler ve venler, içlerinde kanı nakleden, kapalı ve boru şeklinde bir sis-tem meydana getirmiş olurlar. Arterler ile venler arasında, vücudun bazı yerlerinde, son de-recede ince çaptaki damarlar (capiller) aracılığı ile anastomoz durumu da görülür. Buralargeçiş bölgeleridir. - 97 -
  • 10. 2.1.1. ArterlerArterlerin duvar yapısı üç tabakadan oluşur ve aşağıdaki adları alır.■ İç tabaka = tunica intima (intima)■ Orta tabaka = tunica media (media)■ Dış tabaka = tunica externa (adventitia)İç Tabaka (intima); uzun ve çok ince endotel hücrelerinden ve bağ dokusu kısmındanoluşmuştur. İntima ve media arasındaki sınırda, elastik bir membran (membrana elasticainterna) bulunur. Bu yapı, enine kesitlerde mikroskopik preperatlarda, kırmalı boyun yakasışeklinde görülür.Orta Tabaka (media); arter duvarının en kuvvetli katıdır. Kalp yakınındaki arterlerde buyapı, çok sayıda, konsantrik düzenlenmiş elastik membrandan oluşmuştur. Bu membran,aralarda düz kas hücreleri ihtiva eder (elastik tip). Küçük ve kalpten uzakta bulunan arterle-de ise bu tabaka, tamamen spiral (vida şeklinde) düzenlenmiş düz kas hücrelerinden mey-dana gelmiştir (muscular tip).Dış Tabaka (adventitia); kollagen ve elastik liflerin oluşturduğu bir ağ şeklindedir. Bu ağ lif-leri birbirleri ile bağlantı halinde ve çepeçevre sarmış durumdadır. Media ve adventitiaarasında da elastik bir membran (membrana elastica externa) bulunur. Fakat bu membraniçerdeki membrana elastica internaya göre daha incedir.2.1.2. VenlerVen duvarının yapısı, arter duvarlarının yapısı gibi çok kuvvetli değildir. Kas yapıdan dolayıoldukça zayıftır. Elastik lifler ise tek tük görülür. Bu nedenle venlerin duvarları arterlerin du-varına göre daha incedir. Fakat lümenleri, kendilerine uyan arterlerinkine göre oldukça ge-niştir. Orta veya küçük çaplı bir artere, daima iki ven refakat eder.Özellikle alt ekstremite venleri için ayrı ve özel bir yapı olarak, lümenleri içinde oluşmuşküçük kapakçıklar bulunur. Yarım ay şeklinde cepler halinde ven duvarlarından, lümenleri-ne doğru çıkıntı yapan bu kapakçıklar, venler içinde bulunan kanın sirkülasyon sırasındageriye dönüşünü engelleyerek, kalp istikametinde akışını kolaylaştırırlar. Kasların faaliyet-leri ile venler üzerine yapılan basınçla ortaya çıkan kan hareketini, bu sirkülasyon içinde venkapakçıklarıda regüle ederler. Bu kapakçıkların daima kalp istikametine doğru açıldıklarıda unutulmamalıdır. - 98 -
  • 11. 2.1.3. Kapiller (Kılcal) DamarlarArter ve venler arasındaki bağlantıyı bu ince damarlar sağlar. Ortalama çapları 5-25 mikronkadardır. Kapillerlerin ince yapılı duvarları sayesinde kan gazları, metabolizma artıkları,gıda maddeleri, vitaminler ve hormonların değişimi sağlanır. Aynı zamanda lökositler de bukapiller duvarlarındaki açıklıklar yolu ile amiboid hareketler yaparak, yer değiştirirler (leuko-diapedese).Esas itibariyle 5-25 mikron çaplara sahip (bazı kaynaklara da 5-15 mikron) olan kapillerle-den başka, çapları biraz daha büyük özel yapıda olanları da vardır. Karaciğer kapillerleri gibi(bunlara sinusoid adı verilir). Canlılığın devamı süresince kapiller damarlarda tomurcuklan-ma yolu ile yeniden oluşma söz konusudur. ? Damar sistemini özetleyin.3. DOLAŞIM SİSTEMİNDE BAZI ÖNEMLİ ARTERLERVücuttaki kan dolaşımını sağlayan bütün damarlar aortadan ayrılırlar ve taşımış olduklarıoksijenden zengin kan ile vücudun beslenmesini sağlarlar.3.1. AortaKalbin sol ventrikülünden başlayan aort, önce hafifçe sağa ve yukarıya doğru uzanır. Bukısma, yani yükselen bölümüne, çıkan aort (aorta ascendens) adı verilir. Bu bölüm az bir gi-dişten sonra, sola doğru bir kavis yaparak döner ve solda akciğere giden sol ana hava yolu-nu (bronchus principalis dexter) üstten çaprazlayıp, aşağıya doğru uzanır. Aşağıya doğrugidişi sırasında önce vertebral kolunun sol yanında iken, daha sonra yavaş yavaş kolununönüne doğru kayar. Aort başlangıcından itibaren gidiş istikametlerine göre 3 esas kısmaayrılarak tarif edilir:■ Yükselen aort = aorta ascendens■ Aort yayı = arcus aorta■ İnen aort = aorta descendensAortun inen bölümü ise (aort descendens) bulunduğu gövde bölümüne göre iki kısma ayrılırve aşağıdaki gibi adlandırılır. - 99 -
  • 12. ■ Aorta thoracica = göğüs bölümü■ Aorta abdominalis = karın bölümü3.1.1. Aorta ascendensAortun bu bölümü tam olarak kalbin torbası (pericard) içinde bulunur. Buradan aort kapak-ları seviyesinde her iki tarafa doğru koroner arterler ayrılır ve ilgili kalp duvarlarını beslemeküzere, sulcus atrioventricularis içinde yollarına devam ederler.3.1.2. Arcus aortaAortun yükselen bölümü az bir gidişten sonra, açıklığı aşağıya bakan bir kavis yaparak, ver-tebral kolunun önünden sola doğru geçer ve daha sonra bu kolun sol yanında aşağıyadoğru yönelir. Aortun bu kavisinden (arcus aorta) üç önemli ve büyük arter ayrılır:Truncus brachiocephalicusA. carotis communis (sinistra)A. subclavia (sinistra)Bu üç arter de, başın ve kolların (üst ekstremitelerin) kan ile beslenmelerini sağlar. Sol yanınyukarıya doğru ayrılan arterleri ayrı ayrı aort kavsinden çıkmalarına rağmen, sağ yan tarafınarterleri yukarıda da belitildiği gibi önce bir büyük kütük halinde (truncus brachiocephalicus)ayrılıp, daha sonra a.subclavia dextra ve a. carotis communis dextra olmak üzere bölünür.Her iki yanda yukarıya doğru yükselen boynun büyük arterleri (a. carotis communis), yan-larda yaklaşık hyoid kemik hizalarında tekrar ayrılır ve iki önemli ve kalın dalı oluştururla.Bunlardan a. carotis externa, daha sonra yapacağı dallanmalar ile, boyun, yüz ve başbölümünün dış kısmının kan ihtiyacını karşılar. Dil, larynx, tiroid bezi, yüz ve çiğneme kas-ları ve dişler bu arterin dalları aracılığı ile kanlarını alırlar.A. carotis interna ise, yapacağı dallanmalar ile beynin bir bölümünün ve orbitanın kan ihti-yacını karşılar. Her iki yanda a. subclavialar, claviculanın (köprücük kemiği) alt kenarınakadar bu isim ile tarif edilirler. Daha sonra bunlar koltuk altı çukuruna doğru uzanırlar. Adlarıda koltuk çukurunda a.axillaris ve koltuk çukurundan sonrada a. brachialis olarak değişir.Kol arteri (a. brachialis), kolda m. brachialisin medial kenarında bulunur ve buradan kolay-ca da parmak ile bulunabilir. Nihayet kolda aşağıya doğru uzanıp, dirsek eklemine kadar ge- - 100 -
  • 13. len bu arter burada a. radialis ve a.ulnaris olmak üzere ikiye ayrılır. Bu arterin dalları, kol kas-larının ve dirsek bölümünün kan ihtiyacını giderirler. Önkolda ilerleyen a. radialis ve a. ulna-ris, elin avuç kısmında (palmar yüz) birbirleri ile birleşerek önemli ve kuvvetli bir arter yayıoluştururlar. Bu arter yayı yüzeyel ve derin olmak üzere iki oluşum halinde ortaya çıkar.A. radialis önkolun üçte iki alt kısımlarında oldukça yüzeyelleşir ve bu durum el bileğikısımlarında çok açık bir hal alır. Buradan arterin pulsasyonu rahatlıkla alınabilir. Nabızsayımı için önemli yerlerden birisidir.A. subclavianın dalları içinde belirtilmesi gerekli en önemlilerinden birisi a.vertebralistir.Her iki yanda yukarıya doğru yükselen a. vertebralisler altıncı boyun vertebrasının yanla-rındaki deliklerinden (foramina transversaria) girerek yukarıya yükselirler. Nihayet birinciboyun vertebrası olan atlasın üst yüzündeki bir oluktan geçip (sulcus a.vertebralis), dahasonra kafatası içine dahil olurlar ve az bir gidişten sonra beyin tabanında karşılıklı vertebralarterler birleşerek önemli bir yeni arter kütüğü oluştururlar (a. basilaris). A. basilaris, vermişolduğu ince uzantılar ile bir yandan beyincik (cerebellum) ve diğer yandan ise beynin birbölümünün beslemesini sağlar. Aynı zamanda bu arterin dalları, arteria carotis interna yoluile gelen diğer arter uzantılarının da katılması ile beyin tabanında yedi köşeli poligonal bir ar-ter halkası, meydana getirir (Willis poligonu). Bu arter poligonu (circulus arteriosus) beyninbeslenmesi bakımından, damarların herhangi birisinin tıkanmasında önemli rol oynar. Ayrı-ca, bu tür arter beslemesinin, Neuoroşirurjide klinik bakımdan son derecede pratik önemivardır.3.1.3. Aorta descendensAort kavisinden sonra, aşağıya doğru inen bölüme, aorta descendens adı verilir. Önce, ver-tebral kolunun sol yanında iken, aşağıya doğru indikçe, yavaş yavaş sağa doğru kayıp, he-men hemen orta çizgiye uygun olacak bir şekilde, diaphragma üzerindeki kendine ait delik-ten (hiatus aorticus) geçerek karın boşluğuna dahil olur. Aorta descendensin bu gidişinedikkat edilirse, iki önemli bölümde yol almış olur ve buna göre de iki kısma ayrılır.■ Göğüs bölümü = Aorta thoracica■ Karın bölümü = Aorta abdominalis3.1.3.1. Aorta thoracica : Bu bölüm, dördüncü göğüs omurunun sol yanından başlarve 12ci göğüs omuruna kadar devam eder (aortun diaphragmayı aştığı yere kadar). Aortunbu kısmından göğüs bölümünde bulunan orgnalar ile, kalp kesesine, diaphragmaya ve ka- - 101 -
  • 14. burgalar arasında uzanmak üzere bu bölüm kaslarının beslenmesi için ince dallar ayrılır(Rami bronchiales, Rr.oesophagei, Rr. pericardiaci, Aa. phrenicae superiores, Aa, inter-costales porteriores, Rr. mediastinales).3.1.3.2. Aorta Abdominalis : Thorax ile karın boşluğunu ayıran bölmedeki (diaph-ragma) kendine ait olan delikten (hiatus aorticus) geçen aort artık karın bölümüne ulaşır veadı da değişir (aorta abdominalis). Karın bölümünde aort, 4.cü bel omuru hizasına kadariner ve yaklaşık bu seviyede sağ ve sol yana gitmek üzere iki önemli ve büyük dalına ayrılır(bifurcatio aortica).Karın aortunun dalları karın organları ile pelvis organlarına giderler. Aortun karınbölümünde vermiş olduğu en büyük dallardan birisi, kalınca bir kütük halinde ayrılan trun-cus coeliacustur. Bu kök daha sonra önemli üç dala ayrılır :■ A. gastrica sinistra■ A. hepatica communis■ A. lienalisBu dallar ile karnın üst kısmında yer alan önemli organlar ihtiyaç duydukları kanı almış olur-lar. Mide, pankreas, onikiparmak barsağı (duodonum), karaciğer ve dalak bu yolla kanınıalır.Bu kalın arter kütüğünden sonra karın aortundan, yine çevre organlara ve aşağılara kadaruzanan önemli damarlar ayrılırlar.■ A. mesenterica superior■ A. mesenterica inferior■ Aa. suprarenales mediae■ Aa. renales■ Aa. testiculares (veya ovarica)■ Aa. phrenicae (inferiores)■ Aa. lumbalesYukarıda adları verilen arterlerin bazıları tek olup, diğerleri ise aortun hariki yanından simet-rik durumda ayrılan damarlar olarak görülürler. Barsakların, böbrek üstü bezlerinin, böbrek-lerin, testislerin (veya ovariumların), diaphragma ile bel bölümü kaslarının beslenmeside buuzantılar aracılığı ile sağlanır.Böylece karın bölümünde, değişik yönlerde bir takım dallar vererek aşağıya doğru inen - 102 -
  • 15. aort, yaklaşık 4.cü lumbal vertebra hizasına gelice ikiye ayrılır (bifurcatio aortae) ve pelvisboşluğuna doğru uzanan, sağlı-sollu simetrik iki yeni damar halinde devam eder (Aa. iliacaecommunes). Pelvis (leğen) boşluğu içinde bu boşluğun duvarlarına yaslanarak devameden bu kalın arter dalları, az sonra herbirisi tekrar ikişer kola ayrılır (a. iliaca externa ve a. ili-aca interna). Arteria iliacae interna pelvis boşluğu içerisinde bulunan organların (genital or-ganlar ve duvarını oluşturan yapılar) besleyici damarı olarak görev yüklenmiştir ve buradayeniden pekçok dallara ayrılacaktır.A.iliaca externa ise, aşağıya doğru devam ile, uyluğun ön tarafına kadar gelir. Buraya gelir-ken uyluktaki önemli bir bağın (lig. inguinale) altından geçer ve bu sırada yanında uyluk önkısım veni ile daha aşağılarda uzantıları devam eden siniri de bulunur. A. iliaca externa, uy-luk ön lojuna geldiğinde adı değişerek a. femoralis adını alır. Bu arter uylukta aşağıya doğruilerler ve bu bölümün iç kısmında yer alan adduktor kaslar ile uyluk kemiği arasında oluşanbir kanaldan (canalis adductorius) geçerek, bu dafa dizardı çukuruna ulaşır ve adı da bura-da arteria poplitea olur. A. popliteanın dizardı çukurunda aşağılarda ikiye ayrılması ile a. tibi-alis posterior ve a. tibialis anterior adı verilen dalları meydana gelir ki, bu iki arterin devameden dalları aracılığı ile bacak ve ayak bölümünün kan beslenmesi sağlanmış olur. ? Dolaşım sisteminde arterleri özetleyin.4. DOLAŞIM SİSTEMİNDE BAZI ÖNEMLİ VENLERDaha öncede belitildiği gibi, insan vücudunda kan damarı sistemi iki önemli bölümdenoluşur. Oksijenden zengin kanı perifere taşıyacak damarlar (arterler) ve dolaşımını yapıp,görevi tamamladıktan sonra tekrar bir araya toplanan oksijeni azalmış olan kanı merkeze(kalbe) getirecek damarlar (venler). Sol ventrikülden aorta yardımı ile perifere dağılankanın geriye dönüşü ise venler aracılığı ile sağ atrium boşluğuna olacaktır. Buraya gelişleride yine çapları oldukça büyük damarlar aracılığı ile sağlanır. Venler içerisinde merkezedönen kanın bu yöndeki hareketi, arter duvarlarında olmayan bazı kapakçıklar (özellikle altekstremitelede) ve aynı zamanda kasların aktif basınçları ile sağlanır. Kalbin sağ atriumun-dan sağ ventrikülüne geçen kan, oksijenden zenginleştirilmek üzere bu defa kalpten, ak-ciğerlere yine büyük yapıdaki damar aracılığı ile (truncus pulmonalis) nakledilir. Akciğeryapısı içerisinde bir ağaç dalı gibi pek ince dallanmalara tabi olan ve venöz kan taşıyan da-marlarda karbondioksit ve oksijen alış verişi yapılır. Böylece oksijenden zengin kan bu defatekrar vena pulmonalis adı verilen sağlı-sollu dört adet damar vasıtasıyla kalbin sol atriumu- - 103 -
  • 16. na sevkedilir.Burada görüldüğü gibi, kalp ile perifer arasında ve kalp ile akciğerler arasında esas bakım-dan birbirinden ayrı iki kan dolaşımı söz konusudur. İşte akciğer ve kalp arasında oluşan do-laşıma küçük dolaşım, diğerine ise büyük dolaşım adı verilir.Hemen her artere bir ven karşı düşerek oluşan bir dolaşım sisteminde, özellikle ekstremit-lerde ve derin katlarda bulunan her arter için iki venin düzenlenmiş olduğu görülür. Böylece,geriye doğru bir gidiş ile, daha da çapları kalınlaşmış venler, nihayet iki büyük ve önemli kökhalinde kalbin sağ atriumuna açılırlar. Açılma ağızlarında (deliklerinde), aort ve truncus pul-monaliste olduğu gibi kapakçık sistemleri görülmez. Bu iki büyük ven aşağıdaki adları alır.■ Vena cava superior : Vücudun üst kısmının (yarısının) kanını sağ atriuma getirir,■ Vena ceva inferior : Vücudun alt yarısının (ve tabiiki karın bölümünün) venöz kanını yine sağ atriuma geri getirir.Arterler söz konusu olduğunda, bunların daha çok vücudun derinliklerinde ve hatta kaslararasında daha derinlerde yer aldıkları görüldüğü halde, venlerde durum biraz daha değişik-tir. Venler, deri altından renkleri ile de rahatlıkla ayrılabilecek bir halde ve oldukça yüzeyelolarak belirlenebilir. Ayak sırtında, el sırtında ve dirsek ekleminin ön kısmında venler ra-hatlıkla parmak yardımı ile bulunabilir. Diğer pek çok ven ise, daha derinlerde ve kaslararasında arterler ile birlikte uzanırlar. Gerek derin ve gerekse yüzeyel uzanan venler birbir-leri ile pekçok ve değişik tarzdaki uzantılar ile bağlantı sağlar. Bu bakımdan venleri ilgilendi-ren variasyonlar pek fazladır. Bu variasyon durumları bazen cerrahi müdehalelerde önemlisonuçlar doğurur (Trakeotomi; Laryngetomi vb.).Daha öncede belirtildiği gibi venlerin lümenleri içinde, aralıkları herzaman sabit olmayanuzaklıklarda yer alan birtakım kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar, çevre organ kaslarınınve ven duvarında bulunan kasların, yaptıkları basınç ile merkeze doğru sevkedilen kanın,geriye dönüşünü engelleyecek mekanizmalardır. Genel olarak ven duvarlarındaki kas ta-baka oldukça az gelişmiştir veya hemen hiç yoktur. Ancak, bacak ve karın venlerinde kasyapı daha kuvvetli olarak görülür.Önceden de sözedildiği gibi, sonuçta vücutta bütün venler, iki büyük vene açılarak sonlanı-rlar (V. cava superir ve inferior). Bununla beraber, arterlere uymayan bir düzen içinde vendolaşımı belli sıra ile ele alınabilir. Buna göre şu şekilde bir sınıflama yapılabilir:■ Gövdenin dorsal (sırt) venleri - 104 -
  • 17. ■ Kafatası içinin venleri (beyin venleri ve sinüsler)■ Pelvisin ven plexusları (plexus venosus)■ Ekstremitelerin ve boynun deri venleri■ Vena portaeBütün bu venlerin regional ve indivüdüel olmak üzere bir takım variasyonlar gösterdikleridaha öncede belirtilmiş ve klinik önemine değinilmişti. Özellikle bu variasyonlar ekstremite-lerin deri venlerinde fevkalade büyük boyutlarda ortaya çıkar. Bu durum ise klinikte son de-rece önemlidir. Zira, herşeydan önce kolun venleri kan alma veya enjeksiyon yapma bakı-mından önemli yerlerdir.Bacak yüzeyel venlerinde ve özellikle bacakta, uzun süre ayakta kalarak iş yapan kişilerde(öğretmen gibi) kanın yığılması veya ven duvarlarının zayıflaması sonucu, ven duvarların-da dışarıya doğru şişkinlikler ortaya çıkar (varis). Bu durum ise rahatsız edici ağrılara sebepolur.4.1. Akciğer Ven DolaşımV.cava superior ve inferior yolu ile kalbe dönen venöz kan (oksijenden fakir), sağ ventrikül-den truncus pulmonalis yolu ile akciğerlere sevkedilir. Burada, kapiller damarlarda oksijenve karbondioksit değişimi yapıldıktan sonra, bu defa ikisi sağda ve ikisi de solda olmak üze-re, dört adet ven ile (v.pulmonales) kan sol atriuma sevkedilir. Böylece oksijenden zengin-leştirilmiş olan bu kan daha sonra sol ventrikülden aort yardımı ile büyük dolaşıma aktarıla-caktır.Caval venlerin kalbe açılma durumları ile, akciğerlerden kalbe gleen Vv. pulmonalesler, bir-birlerini sanki bir haç şeklinde çaprazlar durumdadırlar. Buna göre, vena cavalar çaprazındikey bacağını, Vv. pulmonalesler ise horizontal uzantısını oluştururlar.4.2. Vena portaeMide, dalak, barsaklar ve pankreasdan gelen venler, doğrudan vena cava inferiore açıl-mazlar. Bunlar önce kendi aralarında birleşirler ve bir ven kütüğü oluştururlar. Karaciğerinalt yüzü ve pankreas başı civarında meydana gelen bu ven kütüğüne "Vena portae" adı veri-lir. Bu kütük bir bütün olarak karaciğerin alt yüzündeki kapısından (porta hepatis) içeriyedoğru sokulur.Karın organlarının kanı, karbonhidrat ve albümin nakli bakımından önemlidir. Bu yapılar, - 105 -
  • 18. karaciğer içinde işlenerek vücut için hazır hale getirilir. Karaciğer içine sokulan vena portae,burada daha çok dallara ayrılır ve sanki bir kapiller sistem oluşturur. Daha sonra, karaciğeriçerisinde dağılan ve işlenmiş duruma getirilen kan, tekrar karaciğerde küçük damarlar(venler) halinde toplanmaya başlar ve nihayet, karaciğerden venae hepaticae adı verilenküçük damarlar aracılığı ile, vena cava inferiore açılırlar.Herhangi bir nedenle vena portadaki kan akımının engellenmesi veya bizzat karaciğerinyapısında meydana gelen klinik bazı vakalar sonrasında (siröz) veya karciğer içi venlerininrahatsızlıklarına bağlı olarak kan, sirkülasyon yapmak için yeni kollateral yollar bulmayamecbur olur. Bu durumda ortaya çıkan anastomozlar oldukça büyük bir genişleme yapabi-lir. Örneğin, mide veya özofagus venleri üzerinde veya karın ön duvarı venleri üzerindeböyle bir anastomoz söz konusu olabilir. Karın ön duvarı venlerinin göbek deliği çevresindebir ağ yapacak şekilde genişlemesi ile ortaya çıkan klinik vaka "Caput medusae" olarak ad-landırılır. Özofagus venlerinin genişlemesi, hayatı tehdit edeci kanamalara yol açabilir. Zirabu varisler (ven genişlemeleri) mukozanın hemen altında meydana gelirler ve çok kolay birşekilde tahrip olabilirler. ? Dolaşım sisteminde venleri özetleyin.5. DOLAŞIM SİSTEMİNDE LİMFA YOLLARI (Limfa sistemi)Kan damarları sisteminin yanısıra, diğer bir damar sistemi de vücudun önemli bir yapısı ola-rak yer almıştır. Damarlardan ve vücudun belli yerlerinde lokalize olmuş birtakım düğümler-den oluşmuş bu düzene, limfa sistemi adı verilir.Bu sistem doku içerisine, ince kan damarları (kapiller) yolu ile (duvarlardaki küçük açıklıklaryolu ile) verilen maddelerin (albumin, su ve elektrolit gibi) naklinde önemli görevler üstlen-miştir.Limfa sistemi, çok ince ve hassas bir yapı gösteren ve aynen kan kapillerleri gibi çok ince birşekilde dallanmalar yapan limfa kapillerleri halinde başlar. Normal durumda bu yapınıngörülmesi ve hatta disseksiyonu çok güçtür ve özel teknikler gerektirir. Periferden kapillerhalinde başlayan limfa yolları, birbirleri üzerine aktarılarak ve merkeze doğru gitmek üzere,daha büyük lenfa damarlarını oluştururlar. Limfa damarlarının duvar yapısı da, kan damar-ları gibi bir oluşum gösterir. (İntima, media ve adventitia). Ancak duvar kalınlığı çok öncedir.Duvar yapısı içinde yer yer düz kas lifleri de bulunur. Büyük limfa damarlarının duvar yapı- - 106 -
  • 19. ları ise, venlerin yapısına benzer. Limfa damarları da aynen ven sisteminde olduğu gibiküçük kapakçıklara sahiptir. Bu yapılar limfa sıvısının tekrar geriye dönmesini engeller.Vücudun bütün limfa sıvısı, sonunda iki büyük limfa kütüğü tarafından (ductus thoracicus vetruncus lymphaticus dexter) taşınır ve belirli yerlerde venöz sisteme aktarılır.Yukarıda adları verilen kütüklerden ductus thoracicus diaphragmanın alt yüzünde ve 1. - 2.lumbal vertebralar hizasında bulunan küçük bir havuzcuktan (cisterna chyli) başlar ve di-aphragmayı aort deliğinden (hiatus oarticus) geçtikten sonra, göğüs boşluğunda vertebralkolonun sol yanında olmak üzere yukarıya doğru yükselir. Yukarıya doğru devam eden bukısım Ductus thoracicusdur. Yolu boyunca önemli thorax organları ile yakından arkadaşlıkyapar. Bu limfa kanalı en sonunda sol ven açısına (angulus venosus sinister) açılarak son-lanır. Ductus thoracicus bütün olarak düşünüldüğünde; alt ekstremitelerin, pelvisin ve karınorganlarının, göğüs organlarından sol yanda bulunanların, sol üst ekstremitelerin, başın veboynun sol yarısının limfa sıvısını toplar.Vücudun sağ üst bölümünün limfası ise, Truncus lymphaticus dexter tarafından toplanır.Kısa bir gidişten sonra bu dafa bu kanal da, sağ ven açısına açılarak sonlanır (angulus ve-nosus dexter).Her vücut bölgesinin özel (kendine ait) limfa damarları, bu bölgelere ait olan küçük bir takımdüğüm şeklindeki yapılardan geçerler. Limfa düğümleri adı verilen bu oluşumlar, yuvarlakveya oval yapıda, fasulye şeklinde oluşumlarlar. Büyüklükleri değişik olmakla beraber, bellibölgelerde ve özel görevler yüklenmiş olan bazı limfa düğümleri bilhassa gelişmiş olarakgörülürler (Rosenmüller düğümü gibi.). Gerek bu limfa düğümleri ve gerekse limfa damar-ları, aynen venlerde olduğu gibi yüzeyel veya derin bölgelerde olmak üzere dağılım göste-rirler ve limfa damarları venler ile birlikte uzanırlar. İltihaplanma durumlarında, hemen deri-nin altında bulunan limfa damarlarının kırmızı çizgileri rahatlıkla görülebilir.Limfa yollarının uğradıkları Bölgesel limfa düğümleri, vücut için zararlı maddelerinsüzülmesinde önemli rol oynarlar (bakteriler ve hücreler gibi).Büyük eklemlerin büklüm yapan taraflarında, göğüs karın ve pelvis boşluklarının bağ doku-su içerisinde, boyunda, mide ve barsak civarında, büyük organların damar ve sinirlerinin gi-riş-çıkış yaptıkları kapılarında (hilus) değişik sayılarda ve büyüklüklerde oluşmuş önemlilimfa düğümleri bulunur. Bölgesel olarak bulunan ve değişik şekilde düzenlenmiş olan limfadüğümleri, çeşitli rahatsızlıklarda önemli teşhis vasıtası olurlar. (Koltukaltı, boyun yan ta-rafı, kulak altı bezi, uyluk bölümü limfa düğümleri gibi). ? Dolaşım Sisteminde Limfa yollarını özetleyin. - 107 -
  • 20. 6. LİMFOİD ORGANLAR6.1. Dalak (Lien)Karın bölümünde bulunan bir organdır. Fonksiyonu nedeniyle, limfatik organ olarak kabuledilir. Kırmızı mavimsi bir renkte olup, kahve çekirdeğine benzer. Karnın sol üst kısmında,normal olarak 9. - 11. kaburgalar arasında bulunur ve uzun ekseni 10. kaburgaya paralel du-rumdadır. Bulunduğu yere göre sol böbrek ve böbrek üstü bezi, mide ve kalın barsağın sol-da yapmış olduğu büklüm ile (flexura coli sinistra) sıkı bir komşuluğu vardır. Birtakım bağlararacılığı ile mideye ve diaphragmaya tutunmuştur. Yaklaşık 200 gr. kadar ağırlıkla olup, 12cm. kadar uzunluğu ve 8 cm. kadar da genişliği vardır. Kalınlığı ise 3 cm. civarındadır.Dalak, kan bakımından zengin, yoğurulabilir bir organ olup, etrafı sağlam bağ dokusundanoluşmuş bir kapsül ile çevrilmiştir. Bağ dokusundan ayrılan birtakım sağlam bölmeler, ay-nen limfa düğümlerinde olduğu gibi, dalağın içerilerine kadar uzanarak, organı birtakımbölmelere ayırır. Bu yapılar birbakıma organın iskeletini oluştururlar.Dalak içlerine kadar uzanan trabeküller arasında organın pulpası bulunur. Dalak pulpası;kan damarı, kan, birtakım hücre, kan boşlukları, limfatik doku ve retiküler bağ dokusundanoluşmuştur. Bu durumu ile dalak, bir bakıma kanı filtre eden bir yapı olarak da kabul edilebi-lir.Dalağın girişinde (hilus lienis) bu organın önemli arteri (a. lienalis) birçok dala ayrılırı ve budallar trabeküller boyunca uzanırlar. Daha sonra uzanan arterler, tekrar çok sayıda dallan-ma yaparak, dalak pulpasında yoğunlaşırlar. Dalak pulpası kendi içinde kırmızı ve beyazpulpa olmak üzere iki kısma ayrılır. Beyaz pulpada limfositler bulunur ve esas yapı eleman-ları olarak da bu oluşumlar görülür. Kırmızı pulpa içinde ise, karakteristik yapı olarak küçükkıvrımlı, kılcal damar şeklinde yapılar (sinüs) vardır. Bu yapılar, kırmızı kan cisimciklerinitoplayarak, ihtiyaç olduğunda tekrar geriye verebilirler.Özet olarak dalağın fonksiyonu şu şekilde verilebilir :Kırmızı kan cisimciklerinin yıkımı,Kan depolama,İmmun sistemde fonksiyon görme,Limfosit oluşumu. - 108 -
  • 21. 6.2. Timus (Thymus)Göğüs ön tarafında bulunan sternumun hemen arkasında yer alır. Lobuler yapıda olan buorganın lobçukları, kişiden kişiye değişir. Doğrudan, kalbin dış tarafını saran torbası (peri-card) ile temastadır. Timusun esas yapısı bir retiküler dokudur. Hücre ağının boşluklarındabol miktarda limfosit depo edilir. Bunlara, timosit (tymocit) adı verilir.Timus çocuklarda oldukça büyüktür ve büyümesi de yaklaşık olarak 11. - 15. yaşlara kadardevam eder. Bu sıralarda en büyük haline erişir (ağırlık olarak). Bu yaşlardan sonra ise tek-rar küçülmeye başlar ve hatta erişkinlerde yerinde sadece bir yağ dokusu olarak yapı kalır.Ancak, bazen timus artıklarına da rastlamak mümkündür. Timusun fonksiyonu uzun süretam bir açıklıkla belirlenememiştir. Fakat bugün bu organın bazı fonksiyonları artık belirlen-miştir. İmmunolojik savunma durumlarında ve limfosit oluşumunda görevi olduğu bugün bi-linmektedir. Bunların yanısıra, son zamanlarda yapılan araştırmalar ile bu organın özelliklebir dejeneratif kas hastalığı ile (Myasthenia gravis pseudoparalytica) sıkı bir ilişkisi olduğugörülmüştür. Cerrahi müdehale ile timusun çıkarılmasından sonra belirtilen kas has-talığının ortaya çıktığı tesbit edilmiştir. ? Limfoid organları özetleyin.7. ENDOKRİN BEZLER = İÇ SALGI SİSTEMİEndokrin sistem, salgılarını doğrudan kana veren çeşitli iç salgı bezlerinin biraraya gelişioluşur. Bu bezlerin salgılarına hormon adı verilir. Doğrudan kana verilen bu salgılar, insanorganizmasında organ fonksiyonlarının regülasyonu için büyük öneme sahiptirler.Endokrin organlar içinde şunlar vardır :■ Hipofiz (Hypophysis)■ Epifiz (Epiphysis = corpus pineale)■ Glandula thyreoidea■ Glandula parathyreoidea■ Pankreasın langerhans adacıkları■ Gonadlar (Testis ve Ovarium)■ Timus (Thymus)Burada adları verilen organların hepsi, salgılarını doğrudan kana verirler. Bunlara ilaveten, - 109 -
  • 22. paraganglion adı verilen küçük yapılı oluşumlar da vardır. Bu oluşumlar, bazı damar ve or-ganların çevresinde yer bulurlar ve yine salgılarını doğrudan dolaşım sistemine verirler.Aynı zamanda endokrin faaliyet de gösteren timus hakkında, limfoid organlar bahsinde ge-rekli bilgiler verilmişti.7.1. Hipofiz (hypophysis)Bu organ küçük bir fasulyeye benzer. İnce bir sap ile beyin tabanına asılmış durumdadır.Genişlemiş olan kısmı, craniumun tabanını oluşturan Os sphenoidalenin sella turcica adıverilen kısmına oturur. Adenohipofiz ve Nörohipofiz adı verilen iki kısımdan oluşur.Hipofiz hormonu diğer iç salgı bezlerini kontrol edici bir özellik taşır. Bunun yanısıra; düzkasların kontraksiyonları, vücuttaki sıvı dengesinin regülasyonu, üreme bezlerinin fonksi-yonları gibi, faaliyetler üzerinde etkili bir bezdir.7.2. Epifiz (Epiphysis = corpus pineale)Çam kozalağı şeklindedir. İsmi de bu bakımdan "Epifiz" olarak verilmiştir. Beyin kökünün ar-ka tarafından yer alır. Biraraya gelmiş epitel (pineal) hücrelerden oluşmuştur. Üzeri bağ do-kusundan meydana gelmiş bir örtü ile kaplanmıştır. Yaşlanma ile artan bir şekilde, beziniçinde kum tanecikleri ortaya çıkar. Bunlara beyin kumu (acervulus) adı verilir. Bu bezin hor-monu (salgısı) çocuklarda cinsiyet hormonlarının oluşumunda frenleyici bir etki gösterir.Epifizin etkisinin ortadan kalkması durumunda, özellikle erkek çocuklarda cinsel gelişme-nin hızlandığı görülmüştür.7.3. Tiroid bezi (Glandula thyroidea)Boynun ön tarafında ve tiroid kıkırdağın her iki yanında yer almış iki büyük lob şeklindegörünür. Bu iki büyük lob, ortada bir ara parça ile bağlanmıştır. Bez dıştan, bağ dokusundanmeydana gelmiş iki kapsül ile kuşatılmıştır. Dış kapsül daha gevşek bir halde bulunur ve ko-laylıkla dokudan ayrılabilir. İki kapsül arasında ve arka yüzde paratiroid bezler yer alır. Ayr-ıca bu iki kapsül arasında beze gelen önemli damar ve sinirler de bulunur. Büyüklük olaraknormalde bez, boyun ön kısmından görülmez ve hatta el ile yoklandığında da hissedilmiz.Ancak bir bez rahatsızlığı durumunda bu durumun dışına çıkılır. - 110 -
  • 23. Bezinüç önemli salgısı vardır (thyroxin, calcitonin ve trijodthyronin). Bu salgıları ile özellikleorganizmada yanma olayını ve bazal metabolizmayı ayarlar. Bezin çok veya az çalışması-na bağlı olarak, ilgili hormanların yapımı değişeceğinden; klinikte önemli rahatsızlar ortayaçıkar (Kretinismus, Miksodem, Basedow gibi).7.4. Paratiroid bezler (Glandula parathyreoidea)Bu bezler, tiroid bezlerinin yan loblarının arka kısımlarında bulunur. Küçük epitel topluluk-larıdır. Normal olarak ikisi üst ve ikisi de alt olmak üzere dört tanedirler. Ancak sayılarındadeğişme olabilir. Tiroid bezi ameliyatlarında bu bezlerin sayıları, durumları ve yerleri mutla-ka gözönünde bulundurulmalıdır. Bezlerin salgıladıkları hormon, fosfor metabolizması vekandaki kalsium miktarının ayarlanmasında önemli fonksiyon görülür. Kemik, barsak,böbrek ve sinir sistemi üzerine de etkili bezlerdir. Bezin hiç bulunmaması (veya çalışma-ması) durumunda, bütün kasların kasılmaları ortaya çıkar. Bu duruma kalp kasları da katıla-bilir. Bezlerin aşırı çalışmalarında da önemli kemik rahatsızlıkları görülür.7.5. Langerhans adacıkları (Pankreas)Pankreasın parankiminde bulunurlar. Adacıklar halindedir ve sayıları 1-2 milyon kadardır.İç salgı olarak insulin ve glukagon adı verilen hormonları yaparak kana verirler. İnsulin mik-tarında azalma, şeker hastalığı adı verilen tabloya yol açar (Diabetes mellitus).7.6. Gonadlar (Testis ve ovarium)Erkek dış genital organlarından scrotumların içinde yer almış yumurta şeklindeki oluşumla-ra testis adı verilir. Testisler endokrin faaliyet yaptıkları gibi, dış salgı bezi olarak da fonksi-yon görürler. Burada yapılan hormon ile (testosteron) cinsiyet organları gelişimi ve sekon-der cinsiyet belirtileri yakından ilişkilidir.Ovariumlar ise, büyükçe bir badem şeklinde oluşmuş yapılardır. Pelvis boşluğunda kendi-lerine ait çukurlarda bulunurlar. Bir çift dişi cinsiyet organıdırlar. Ovariumlarda iki önemlihormon yapılır (Östrogen ve Progestoron). Uterusun gelişim ve uterus mukozasının kalın-laşması ve sekonder genital belirtilerin ortaya çıkışı ovarial hormonların etkisi ile olur. Buhormonlar aynı zamanda menstrual siklus ve hamilelik durumlarında önemli fonksiyon - 111 -
  • 24. görürler.Burada çok kısa olarak değinilen endokrin bezler (sistem) hakkında geniş bilgi için, ilgili ki-taplara başvurulmalıdır. ? Endokrin bezleri özetleyin.ÖzetOrganizmada transport aracı kandır. Organlar ve dokular canlı kalabilmek için kan yolu ilebeslenmeye ihtiyaç gösterirler. Herşeyden önce, sindirim ile alınan gıdanın, kan dolaşımıile vücudun en küçük birimlerine kadar taşınması şarttır. Aynı zamanda, metabolizma ile or-taya çıkan artık maddelerin de vücut dışına atılması gerekir. Öteyandan, canlı organiz-manın ihtiyacı olan oksijeni alıp, artık madde olarak karbondioksiti de atması canlılık içinşarttır. Bu bakımdan dolaşım sistemi, vücutta son derece önemli bir organizasyon olarak or-taya çıkar.Genel olarak gözlendiğinde, dolaşım sisteminde kalp motor; damarlar ise (kan ve limfa da-marları) bu sistemin dağıtıcı ve toplayıcı bölümleri olarak görev yüklenmişlerdir. Bunun içinkalp, devamlı çalışarak kanı vücudun en küçük birimlerine kadar yollar. Kanın ve limfasıvısının vücutta sirkülasyonu için, özel yapıda yollar (damarlar) oluşmuştur. Bütün bun-ların yanısıra; dolaşım sistemi ile yakından fonksiyonal ilişki içerisinde bulunan endokrinbezler de, salgılarını (hormon) doğrudan kana vererek, organ fonksiyonlarının regülasyo-nunda önemli görevler yaparlar. - 112 -
  • 25. Değerlendirme Soruları1. Mitral kapak (valvula mitralis) nerede bulunur? A) Truncus pulmonolisin başlangıç deliğinde B) Ostium atrioventriculare dextrumda C) Aortun başlangıç ağzında D) Ostium atrioventriculare sinistrumda2. Sinüs coronarius hangi organın yapısında bulunur? A) Dalak B) Timus C) Kalp D) Karaciğer E) Hipofiz bezinde3. Kapiller damarçapları yaklaşık olarak hangi değerler arasındadır? A) 1 - 2 mikron B) 30 - 40 mikron C) 0,1 - 0,3 mikron D) 5 - 25 mikron4. Hangi damar Aortun karın bölümünden ayrılmaz? A) Aa.renales B) A.mesenterica superior C) A.lienalis D) A.carotis communis E) Aa.ovarica5. Aşağıdakilerden hangisi limfoid organdır? A) Karaciğer B) Tiroid bezi C) Pankreas D) Böbrekler E) Timus6. Hangisi endokrin bez değildir? A) Dalak B) Hipofiz C) Epifiz D) Testis E) Tiroid bezi - 113 -
  • 26. Sözlük ve Kavram DiziniAorta : Kalbin sol karıncığından ayrılan vücuttaki en büyük atardamar.Atrium : Kalbin yapısında iki adet olarak bulunan ön odacıklar.Endocardium (Endokard) : Kalbin boşluklarının iç yüzünü örten ince epitel yapıdaki zar.Epicardium (Epikard) : Kalbin kas tabakasının dış yüzünü sıkıca döşeyen ince zar örtü. Pericardın visseral yaprağı.Myocardium (Myokard) : Kalbin kas tabakasıTruncus pulmonalis : Kalbden akciğerlere uzanan büyük kan damarı kökü. Kalbin sağ karıncığından başlar ve az sonra iki büyük dala ayrılır (a. pulmonalis dex. ve sin.)Valva : KapakValvula : KapakçıkVentriculus : Karıncık. Kablin yapısı içinde bulunan duvarları kalın kas tabakasından oluşmuş boşluklar. - 114 -