• Share
  • Email
  • Embed
  • Like
  • Save
  • Private Content
ANATOMİ hareket sistemi
 

ANATOMİ hareket sistemi

on

  • 11,075 views

 

Statistics

Views

Total Views
11,075
Views on SlideShare
11,075
Embed Views
0

Actions

Likes
0
Downloads
61
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Adobe PDF

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    ANATOMİ hareket sistemi ANATOMİ hareket sistemi Document Transcript

    • ÜNİTE 3Hareket SistemiAmaçlarBu üniteyi çalıştıktan sonra,■ Kemiklerin yapısını ve sınıflandırılmasını,■ Eklemlerin yapısını ve sınıflandırılmasını öğrenmiş olacaksınız.İçindekiler■ Hareket Sistemi■ Kemikler■ Periost■ Kemikler Arası Birleşmeler ve Eklem çeşitleri■ İskelet Sisteminin Bölümleri ve Eklemleri■ Gövde iskeleti■ Kafatası ve Kemikleri■ Kafatası Boşluğu ve Çukurları■ Uzuvlar ve ilgili Eklemler■ Alt Ekstremite Eklemleri■ Özet■ Değerlendirme soruları■ Sözlük ve Kavram DiziniÖneriler■ Lise yıllarında görmüş olduğunuz anatomi ders notlarını gözden geçirmeniz konuyu anlamanızı kolaylaştıracaktır.■ Ünite sonundaki soruları lütfen yardımsız cevaplamaya çalışınız. Eğer cevaplayamı- yorsanız üniteyi tekrar çalışınız.
    • 1. HAREKET SİSTEMİHareket sistemi; iskelet (veya kemik) sistemleri ile, kasların meydana getirdiği bir sistemlerbütünüdür. Canlı, bu sistemlerin oluşturduğu olanaklar ile bulunduğu ortamda yer değiştire-bilir ve hayati ihtiyaçlarını giderebilir. Canlının bulunduğu ortamda yer değiştirmesi ve iste-nilen hareketleri yapması, mekanik bir olayın varlığını ortaya koyar. Bununla birlikte, hare-ket sisteminin önemli komponenti olan kaslar aracılığı ile, yüzün görünüşünde (mimik) bazıdeğişiklikler yapılabildiği gibi, insanın konuşması veya nefes alabilmesi de bir fonksiyonunvarlığını ortaya koyar. Dikkat edilirse, bütün bu faaliyetler, hareket sisteminin önemli birkısmını oluşturan kaslar tarafından gerçekleştirilir.İnsan vücudunun çatısını (destek yapısını) iskelet sistemi oluşturur. Bu sistem fonksiyonelolarak düşünüldüğünde, kendi içerisinde; kemikler, eklemler ve bağlardan oluşmuştur.Bunların yanısıra, değişik yapılarda ve çeşitli eklemlerde yer alan ve çeşitli görevler yüklen-miş olan kıkırdakları da unutmamak gerekir. Çoğu zaman, eklemi oluşturan kemiklerin, ar-tiküle eden yüzleri, ince kıkırdak bir tabaka ile örtüldüğü gibi, özellikle birbirlerine uyumsağlamayan eklem yüzeyleri arasında kıkırdak yapıdan oluşmuş elastiki elemanlar yer alır.Özel yapıdaki bu kıkırdak oluşumlar ile eklem yüzeyleri birbirlerine uygun bir hale getirilir.Böylece fonksiyon içerisinde uyumlu bir bütünlük oluştururlar. Yukarıda belirtilen ve iskeletsisteminin önemli kısımlarını oluşturan yapılar, hareket sisteminin pasif elemanlarıdır. Hal-buki, hareketin olabilmesi için belirli bir kuvvete ihtiyaç vardır. Bu işlem, hareket sistemi içe-risinde önemli bir komponent olarak yer alan kas yapı tarafından sağlanır. Böylece kaslar,hareket sisteminin aktif elemanlarını oluştururlar. Kasların çalışması ile ortaya çıkan kuv-vetlerin ilgili kemiklere aktarılmasında kirişler (bağlar) önemli görevler yüklenmişlerdir.Bunlarla birlikte, kasları bazen oldukça ince bazende kalın yapılar halinde (fonksiyonel ola-rak) saran örtülerde vardır (fasciae). Kaslar, sahip oldukları kirişler aracılığı ile eklemlerekadar uzanırlar ve ortaya çıkan kuvvetler de yine bu kirişler üzerinden ilgili kemiklere ak-tarılır. Aynı zamanda, karşılıklı eklem yapan kemikler de, fonksiyonel olarak uyumlu bir or-ganizasyon içerisine girmiş bulunurlar.Vücut ağırlığının yaklaşık olarak %50-70 kadarını hareket sistemini oluşturan elemanlarmeydana getirir. Bu sistemin beslenmesi ile ilgili olan, kan damarları ve linfa sistemi deönemli görevler yüklenirler. Kasların innervasyonları (uyarılmaları) sinir sistemi tarafındansağlanır ve istenen hareketler böylece ortaya çıkar. ? Hareket sistemi hangi sistemlerden meydana gelir? Özetleyiniz. - 31 -
    • 2. GENEL BİLGİLER2.1. Kemiklerİnsan vücudunun büyüklüğü ve formu, belirli esaslar içinde oluşmuş ve belirli bir sistem ilebiraraya gelmiş kemikler ve bu kemikleri eklem yerlerinde birbirlerine bağlayan kıkırdakyapılardan meydana gelir. Vücudun dış görünüşü, bir başka deyişle, vücudun modelajı, yi-ne hareket sisteminin önemli bir komponenti olan kaslar ve aynı zamanda yumuşak doku ilesağlanır. Hareket sisteminin pasif elemanlarını oluşturan kemikler; şekil, durum ve fonksi-yonel yapı olarak değişik özellikler gösterirler. Örneğin, kemik sistemi, koruyucu bir yapıolarak düşünülebilir. Böylece, beyin ve omuriliğin birer koruyucu kemik yapı içinde bulun-dukları görülür. Aynı şekilde göğüs bölümünde yer alan kalp ve akciğerler de, kaburgalarınve yardımcı diğer kemiklerin oluşturduğu bir kafes içinde yer alırlar. Öteyandan, kemikyapının oluşmasında "azami amaç elde etme ve aynı zamanda iktisadi hale uymaya" dikkatedilmiştir. Bu bakımdan kemikler, yapı olarak masif bir organ halinde oluşmamışlardır. Ke-miklerin ana yapıları, çok sayıda kemik trabeküllerinden (bölmelerinden) ve bu bölmelerarasındaki boşluklardan oluşmuştur. İnsan vücudunda bu tarife uymayan kemik yapıya he-men hemen hiç rastlanmaz. Öte yandan, kemik bölmelerin (trabekül) oluşmasında son de-recede güzel mimari bir tarz vardır. Burada, trabeküllerin basınçlara ve germe kuvvetlerinekarşı düzenlenmiş bir yapıya sahip oldukları görülür. Böylece kemikler, statik duruma vekas çekmelerine karşı fonksiyonel bir yapı kazanmış olurlar.Bütün kemikler sağlam bağ dokusundan yapılmış bir örtü (periost) ile sarılmışlardır. Bu örtüaracılığı ile ilerleyen kan damarları ve sinirler, çok ince kanalcıklardan geçerek kemiğin içle-rine kadar uzanırlar. Kemiğin beslenmesi de bu şekilde sağlanmış olur. Buna karşılık, ke-mik boşlukları içinde bulunan kemik iliği, kemik üzerinde oluşmuş küçük kanalcıklardan ge-çerek gelen damarlardan direkt olarak beslenir. Bu deliklere foramen nutricium adı verilirÜzerleri sanki bir kılıf gibi kesintisiz periost tarafından sarılmış bulunan kemiklerde, eklemeiştirak eden yüzeylerde periost bulunmaz. Yaralanmalarda ve kemiğin enine büyümelerin-de periostun önemi çok fazladır. Kemiklerin iç boşluklarına bakan yüzeyleri de yine çok incebir örtü ile döşenmiştir. "Endost" adı verilen bu yapı, kemik iliği ve kemik arasındaki sınırdayer alır.Kemikler dış görünüşlerine ve formlarına göre incelenirler. - 32 -
    • 2.1.1. Uzun Kemikler (Ossa longa)Bu kemikler vücudun serbest kısımlarında (ekstremite) bulunurlar. Kol, önkol, uyluk ve ba-cak kemikleri bu grup içinde yer alırlar. Bu kemiklerin gövdelerinin içinde bir boşluk vardır.Boşluk içinde ise kemik iliği bulunur. Kemik iliğinin rengi çocuklarda kırmızı, yaşlılada isekahverengi görünümdedir. Uzun kemiklerin ucu arasında kalan esas kısımlarına diafiz (di-aphysis), uçlarına ise epifiz (epiphysis) adı verilir.Özellikle ekstremite kemiklerinin epifizleri kalınlaşırlar ve bu kısımları ile komşu kemiklerarasında eklemleşmeler yaparlar. Uzun kemiklerin diafizlerinin duvar yapısı oldukçasağlam kompakt bir oluşum gösterir. Halbuki bu yapı, epifizlere doğru gittikçe zayıflar.Böylece, uzun kemiklerin uçlarında, bir takım bölmeler ile odacıklar şeklinde oluşmuşsüngerimsi (spongios) bir yapı karakteri ortaya çıkar. Bu spongios yapı içinde oluşmuşbölmeler, basınç ve kas çekmelerindeki kuvvetlerin iletilmesine göre mimari bir karakter ka-zanmışlardır.Uzun kemiklerde epifiz ve diafiz arasındaki sınırda, bir kıkırdak geçiş hattı veya çizgisi bulu-nur. Bu kemiklerde uzunluğuna olan gelişim bu bölgede sağlanır.2.1.2. Yass ı Kemikler (Ossa plana)Bu kemikler, yassı ve geniş bir oluşum gösterirler. Kürek kemiği (scapula), kafatası kemikle-ri ve leğen (pelvis) kemikleri, bu grup için örnek olarak verilebilir. Yassılaşmış durumda vesıkı yapıda iki tabaka ile, bu iki tabaka arasında spongios bir bölümden oluşur. İki dış tabakasağlam ve kompakt bir yapıdadır. Bu yapıya substantia compacta adı verilir. Spongioskısım ise "diploe" adı ile belirtilir. Yassı kemikler grubu içinden craniumu oluşturanların birözelliği vardır. Bu kemikler hem iç, hem de dış yüzden örtü ile döşenmiş durumdadırlar. İçörtüyü "dura mater encephali" oluşturur.2.1.3. Kısa Kemikler (Ossa brevia)Özellikle el ve ayak iskeleti içerisinde bulunurlar. Sıkı yapıda ince bir kompakt tabaka ile(subtantia compacta) sarılmış, büyük bölümü oluşturan spongios (subtantia spongiosa)kısmından meydana gelmişlerdir. Bunlarda, uzun kemiklerde olduğu gibi diafiz ve epifizkısımları ayırdedilemez. Genellikle küp veya prizmatik bir şekilde bulunurlar. Durumlarınagöre, eklem yüzleri de taşırlar. - 33 -
    • 2.1.4. Ş ekilsiz Kemikler (Ossa pneumatica)Bu kemikler, tarif edici özel bir şekil göstermezler. Yapıları içinde, kemik kısımlarından birbölüm gerilemiş veya dumura uğramıştır. Bu bakımdan kemik yapı içinde birtakım boşluklarortaya çıkar. Yüz çevresinde bulunan bazı kemikler buna güzel bir örnektir. Kemiklerin için-deki boşluklar aynı zamanda hava ile doldurulmuş durumdadır. Cranium da yerini bulantemporal kemik de yine bu grup için örnek olarak verilebilir. Hem şekilsizdir ve özel bir tarifeuymaz, hem de processus mastoideus adı verilen bölümü küçük odacıklar halinde veboşluklu bir yapı gösterir (cellulae mastoidea).Kemiklerin şekilleri üzerinde hem fonksiyonel hem de komşu organ ve oluşlumların (kaslar,kan damarları ve sinir gibi) etkileri de vardır. Basınç tarzındaki etkiler, kemikte bir derin-leşme (veya çukur) yaratır. Bu çukurlar veya açıklıklar değişik latince adlar ile belirtilir. Buadlandırmada impressio, incisura, sulcus, fossa, fovea gibi terimler kullanılır. Buna karşılıkkasların çekmelerine bağlı olarak da, ilgili kemik bölümlerinde dışarıya doğru bir çıkıntı veyakabarıklık ortaya çıkar. Bunlar da şekillerine göre yine değişik adlarla belirtilirler. Proces-sus, spina, crista, tuber, tuberculum, tuberositas gibi. ? Uzun, yassı, kısa ve şekilsiz kemikleri özetleyip örnekler verin.2.2. Periost (periosteum)Sağlam yapıda bir örtüdür. Eklem yüzleri dışında kemiği bütünü ile sarar. Kemiğin eklemeiştirak eden yüzleri ise ayrı yapıdaki kıkırdaklar tarafından döşenir. Bu kıkırdak yapı, bulun-duğu yere ve fonksiyonuna göre farklı kalınlıklarda olabilir.Periost, kuvvetli bağ dokusundan oluşmuştur. Zengin damar ve sinirler periost aracılığı ilekemiğin içlerine kadar uzanırlar ve özellikle kemiğin sert kabuk kısmında (sustantia com-pacta) dallanırlar. Daha öncede belirtildiği gibi, periosttan gelen kan damarları, kemiğinkompakt yapısının beslenmesini sağlar. Halbuki kemik iliğinin beslenmesi, kemikler üzerin-de bulunan ve foramen nutricium adı verilen deliklerden geçen damarlar yolu ile sağlanır.2.2.1. Kemik Dokusunun Esas Yapıs ıKemiklerin dış yüzeyinde, duruma göre ince veya kalın olmak üzere oluşmuş, sağlam bir ta-baka vardır. Bu tabakaya susbtantia corticalis veya subtantia compacta adı verilir. Bu - 34 -
    • sağlam yapıdaki, tıkız kompakt tabakalar arasında ise, daha yumuşak bir oluşum gösterenbir bölüm vardır. Buna da subtantia spongiosa denir.Subtantia compacta, uzun kemiklerde, özellikle diafiz kısmında çok sağlam bir yapılaşmagösterir. Buna karşılık substantia spongiosa ise, bu tür kemiklerin epifizlerinde bulunur. Da-ha öncede belirtildiği gibi, bu bölgelerde özellikle kuvvetlerin geçiş yönüne bağlı olarak birtakım bölmeler oluşur. Böylece bölmeler arasında oluşan küçük odacıklar, süngerimsi birgörünüm ortaya koyarlar. Boşluklar kemik iliği ile doldurulmuşltur.2.2.2. Kemik İ liğ i (Medulla ossium)Canlı (taze) kemiklerde, kemik içindeki boşluklar (uzun kemiklerde cavum medullare) ke-mik iliği tarafından doldurulmuştur. Kemik iliği, rengine göre kırmızı ve sarı olmak üzere iki-ye ayrılır. Sternum, costae, vertebraların korpusları, el ve ayak kemiklerinin gövdelerindeve uzun kemiklerin de epifizlerinde, kırmızı kemik iliği bulunur. Kemik iliğinin değişik renkdurumu, yaşa bağlı olarak da ortaya çıkar. Kemik iliği, erken yaşlarda daha kırmızıyken ileriyaşlarda fazla yağ ihtiva etmesine bağlı olarak rengi sarımtırak bir duruma döner. ? Canlı kemik kaç bölümden oluşur? Özetleyiniz.2.3. Kemikler Arası Birleşmeler ve EklemlerKemikler birbirleri ile hareketsiz veya hareketli olarak birleşirler. Hareketli birleşmede ek-lemler meydana gelir.2.3.1. Hareketsiz Birle ş meler (Synarthrosis)Yalancı eklem olarak da tanımlanırlar. Bu eklemleşmelerde bazen çok az bir hareketgörülebilir veya hiçbir hareket bulunmaz. Bu tür kemik birleşmeleri, kemikler arasındaki bir-leştirici materyalin özelliğine ve birleşme şekline göre kendi arasında sınıflandırılır.2.3.1.1. Fibros Bağ lantılı eklem (Syndesmosis) : Burada iki kemik, geniş birşekilde oluşmuş bir bağ veya fibros doku aracılığı ile birleşmişlerdir. Bazen de, iki kemik - 35 -
    • arasında çok dar bir bağ dokusu bölümü bulunur. Bu tür eklemlerde ya çok az bir hareketolabilir, ya da hiçbir hareket görülmez. Ön kol ve bacak kemikleri arasındaki membrana inte-rossea ve kafa kemiklerinin sutural (dikişsi) birleşmeleri, bu grup eklemleşmeye örnek ola-rak verilebilir.2.3.1.2. Kık ırdak Ba ğ lantılı Eklem (Synchondrosis) : İki kemik arasındakibirleşme, hyalin kıkırdak aracılığı ile oluşur. Bu eklemleşmede geçici bir durum söz konusu-dur ve daha ileri yaşlarda, aradaki kıkırdak tabaka da kemikleşerek ortadan kalkar. Göğüskemiği (sternum) ile kaburgalar arasındaki eklemler buna örnek olarak verilebilir.2.3.1.3. Kemik Ba ğ lantılı Eklem (Synostosis) : Burada, iki kemik arasındakibirleşme, kemikleşmiş bağ veya kıkırdak doku aracılığı ile oluşur. Kafa kemikleri arasındakisuturaların daha ileri yaşlarda kemikleşerek ortaya koydukları eklem şekli verilebilecek entipik örnektir.2.3.2. Hareketli Birle ş meler (Diarthrosis)Bu şekilde birleşmelerin en büyük özelliği, eklemi oluşturmak için biraraya gelen kemiklerin,birbirlerine göre ileri derecede hareketli bir durum ortaya koymalıdır. Bu durumda gerçekeklemden söz edilmiş olur. Diarthros eklemlerin ortak özellikleri şunlardır :■ Eklem yüzleri■ Eklem kapsülü■ Eklem boşluğu■ Eklem sıvısı2.3.2.1. Eklem Yüzleri : Kemiklerin eklem yapan uçları, bu eklemin hareket özelliğinegöre şekillenmişledir ve özel bir yapı gösterirler. Harekete katılan yüzler, eklemin durumunagöre ya hyalin, ya da fibröz kıkırdak ile döşenmiştir. Değişik kalınlıklarda olabilen bu örtüler,hareket sırasında ortaya çıkan kuvvetlerin karşılanmasını ve aynı zamanda artiküle edenkemik yüzeylerin aşınmalarını önleyici bir rol oynar.Bazı eklemlerde karşılıklı eklem yüzleri son derecede güzel bir uyum gösterirler. Bunakarşılık bazı eklemlerde ise (çene eklemi gibi) karşılıklı kemik yapıların şekil bakımından - 36 -
    • uyumları çok zordur. Bu durumda eklem yüzlerinin fonksiyonel uyumu, eklem aralığında yerbulan kıkırdak bir yapı (discus veya meniscus) aracılığı ile sağlanır. Bazen eklem çukuru-nun, eklem başına göre çok küçük olduğu görülür. Bu durumda, eklem çukuru çevresindeyer alan, yine kıkırdaktan oluşmuş, dudak şeklindeki bir yapı ile, artiküle eden yüzey ge-nişletilir ve karşılıklı fonksiyonel uyum sağlanır. Bu yapı fibröz kıkırdak karakterindedir velabrum adını alır.2.3.2.2. Eklem Kapsülü (Capula articularis) : Bağ dokusundan iki tabakadanoluşmuş bir yapıdır. Dış tabaka, daha kuvvetli bir yapıya sahip olup, kemiğin peritosu ile de-vam eder. Eklem kapsülünün dış tabakasına membrana fibrosa adı verilir. İç tabaka ise,bağ dokusundan oluşmuştur ve membrana synovialis adı ile tarif edilir. Bazı eklemlerdekapsül, yer yer bağ dokusu liflerinin bir araya gelerek bantlar oluşturmaları ile kuvvetlendiril-miştir. Bu şekilde oluşan bantlar (ligament) bir yandan eklem kapsülünü kuvvetlendirirken,öte yandan eklemde ortaya çıkan hareketleri yönlendirir veya kısıtlayabilirler. Eklemkapsülünün iç tabakası (membrana synovialis) damar ve sinirlerden zengindir. Eklem içisıvısı (synovia) bu tabaka tarafından salgılanır.2.3.2.3. Eklem Boş luğ u (Cavum articulare) : Bazen eklem aralığı olarak da be-lirtilir. Bu şekilde tanımlanmasına rağmen, büyük hacimli bir boşluk anlaşılmamalıdır. Ta-mamen tersine, kapiller bir aralık halindedir. Normal olarak hermetik bir durumdadır. Bu du-rumda atmosfer basıncı eklem üzerine oldukça büyük sınırlarda etki yaparak, eklemioluşturan yüzeyleri birbirine yaklaştırır. Bu bakımdan eklem aralığındaki negatif havabasıncı önemli fonksiyonel bir rol oynar.2.3.2.4. Eklem sıv ıs ı (synovia) : Yapışkan, kaygan bir sıvıdır. Bu yapısı nedeniyleeklem yüzlerinin karşılıklı hareketlerini kolaylaştırır. Yüzeylerin birbirlerine karşı kaymalarıdaha rahat sağlanır. Bazı durumlarda, membrana synovialisin patalojik nedenlerinden do-layı daha çok miktarda synovia salgılanır. Bu durumda eklem kapsülü gerilir. Ağrılar ortayaçıkarDiarthros eklemlede bazı yardımcı elemanlara da rastlanır. Discus articularis veya menis-cuslar bu tür yapılardandır. Eklem yapan yüzlerin birbirlerine uyumunu sağlayan ve eklemçukuru etrafından bir dudak şeklinde yapılaşma gösteren kıkırdak yapılar da (labrum)yardımcı oluşumlardandır. Bunlara ilaveten, kaymayı kolaylaştırıcı içi sıvı dolu keseler (bur- - 37 -
    • sa synovialis) ve yine içi sıvı dolu olan kılıflar (vaginae synoviales) da belirtilmelidir. ? Hareketsiz ve hareketli birleşmeleri özetleyin ve örnekler verin.2.4. Eksenlerine Göre EklemlerEklemler, konveks eklem yüzlerinin şekillerine göre gruplara ayrılabildiği gibi, eklem ile ilgiliana eksenlerin sayısına göre de sınıflandırılabilirler. Eksenlerine göre bir sınıflandırmayapıldığında, üç ana eklem grubu elde edilir.■ Tek eksenli eklemler■ İki eksenli eklemler■ Çok eksenli eklemler2.4.1. Tek Eksenli EklemlerMenteşe şeklinde eklemler olarak da adlandırılırlar. Bu eklemde, hareketlerin elde edilme-si, sadece bir düzlemde ve tek bir eksene göredir. Dirsek eklemi ve parmak falankslarıarasın-daki eklemler bu tür eklemlerdir. Bu eklemlerle fleksion ve ekstension hareketleri el-de edilir.2.4.2. İ ki Eksenli EklemlerBu tür eklemlerde iki düzlemde hareket elde edilir. Eksenler hem birbirlerine hemde kemikeksenine dik durumdadır. Eğer şeklinde veya elipsoid şekilde bulunurlar. El bileği ve elbaşparmağının eklemleri buna örnek olarak verilebilir. Fleksion/ekstension ve abduksion/adduksion hareketleri elde edilir.2.4.3. Çok Eksenli EklemlerBu tür eklemlerde en az üç eksen bulunur. Yüzlerden birisi konkav, diğeri ise konvekstir.Omuz ve kalça eklemleri bunun için bir örnek olarak verilebilir. Bu tür eklemlerde üç ana ek-sen de eklemin ortasındaki bir noktadan geçerler. Horizontal, sagittal ve vertikal olarakuzanırlar. Bu eklemlerde; fleksion/ekstension, abduksion/adduksion ve iç rotasyon/dış ro- - 38 -
    • tasyon hareketleri elde edilir. Bir de, bu hareketlerin hepsinin katılımı ile ortaya çıkan sir-kumdiksion hareketi de yapılır. ? Eksenlerine göre eklemleri özetleyin ve örnekler verin.3. İSKELET SİSTEMİNİN BÖLÜMLERİ VE EKLEMLERİBütün kemikler, değişik şekillerde birleşerek, insan vücudunun büyüklüğünü ve şeklini be-lirleyen temel yapıyı oluştururlar. Bu temel yapının tümüne birden "iskelet sistemi" adı veri-lir. Kemiklerin biraraya gelişleri sırasında ortaya çıkan yapısal tarzlar, bazı önemli hayati or-ganların korunması için çok önemlidir. Kafa kemiklerinin oluşturduğu kranium (cranium)beyni, kaburgaların (costae) oluşturduğu göğüs kafesi (thorax) de kalbi ve akciğerleri koru-yan önemli oluşumlar olarak belirtilebilir.İnsan iskeleti ile diğer memeli iskeletleri arasında çok fazla ortak yanlar ve paralellikler bulu-nur. Ancak, insanın gelişimi, son derecede yüksek bir özellik gösterir. Örneğin, sinir sistemi-nin daha ileri ve gelişmiş bir durum kazanması ve insanın iki ayak üzerinde kalkması ile,dengenin sağlanmasına yönelik fonksiyonel şekillenme, bu bakımdan önemli farklılıklar ya-ratır.Gençlerde kemik yapı, kıkırdak bakımından çok zengindir ve bu nedenle bükülebilir özelliğide daha fazladır. Bunun için genç insanlarda ve çocuklarda kemik kırıkları daha az ortayaçıkar. Buna karşılık, bazı kötü duruş alışkanlıkları sonucu, özellikle sandalyeye oturuş tarz-ları veya çok defa aşırı ağırlıkları daima aynı tarafta taşıma alışkanlıkları, (örneğin okul çan-tasının taşınması gibi) iskelet sisteminin ilgili kısımlarında kolayca bükülmelere ve şekil bo-zukluklarına yol açar. Bu şekildeki, yanlış alışkanlıklara bağlı olarak ortaya çıkan vücut biçi-mi anormallikleri, erken zamanda hekim tavsiyesi ile giderilebilir. Ancak, vücudun gelişiminitamamlamasından sonra, iyi bir sonuç alınması çok zordur. Hatta imkansızdır. Zamanındaolaya el atılmaması durumunda, vücuttaki biçim bozuklukları kalıcı bir karakter kazanır.Yaşlılığın ileri dönemlerinde kemik kıkırdağı büyük boyutlarda kaybolur. Buna bağlı olarakhem kemik elastikiyetinde azalma, hemde kemiklerde küçülme ortaya çıkar. Sonuç olarakda, kemik kırıklarının daha kolay meydana geldiği ve kırık durumunda, kemik yenilenmesi-nin zorlaştığı görülür.İskelet sistemi, bu sistemi oluşturan kemiklerin, fonksiyonel olarak sınıflandırılması ileaşağıdaki başlıklar altında incelenebilir. - 39 -
    • ■ Gövde iskeleti (truncus) ■ omurga ve omurlar (columma vertebralis ve vertebrae) ■ omurgaya fonksiyonel bir bakış ■ Kaburgalar (costae) ■ Köprücük kemiği (clavicula) ■ Kürek kemiği (scapula) ■ Göğüs kemiği (sternum) ■ Göğüs kafesi (thorax) ■ Kafatası (cranium) ■ Erişkinde kafatası ■ Yeni doğanda kafatası ■ Kafatası boşluğu ve çukurları■ Uzuvlar (extremitas/ekstremite)■ Üst uzuv (ekstremite) kemikleri ■ Kol kemiği (humerus) ■ Ön kol kemikleri (radius ve ulna) ■ El iskeleti kemikleri (ossa manus) ■ El bileği kemikleri (ossa carpi) ■ El tarağı kemikleri (ossa metacarpi) ■ El parmak kemikleri (ossa digitorum=phalanges)■ Üst ekstremite eklemleri■ Alt uzuv (ekstremite) kemikleri ■ Leğen (pelvis=os coxae + os sacrum + os coccygis) ■ Uyluk kemiği (femur) ■ Diz kapağı kemiği (patella) ■ Bacak kemikleri (tibia ve fibula) ■ Ayak iskeleti kemikleri (ossa pedis) ■ Ayakbileği kemikleri (ossa tarsi) ■ Ayaktarağı kemikleri (ossa metatarsalia) ■ Ayak parmak kemikleri (ossa digitorum, pedis) ? İskelet sisteminin fonksiyonel olarak sınıflandırmasını yapın. - 40 -
    • 3.1. Gövde İskeleti (truncus)3.1.1. Omurga ve Omurlar (Columna vertebralis ve vertebrae)Omurga, insan vücudunun ekseni olarak kabul edilebilir. İnsanda 33-34 omurun birleşme-sinden oluşur. Omurlar arasındaki kıkırdak yapılı oluşumlar, bir yastık fonksiyonu görürler.Omurlar, vücutta bulundukları bölgelere göre adlandırılırlar ve sayılarıda bölgesel olarakdeğişir. Bölgelere göre omur sayıları aşağıdaki gibidir:7 adet boyun omuru (vertebrae cercivales)12 adet göğüs omuru (vertebrae thoracicae)5 adet bel omuru (vertebrae lumbales)5 adet sağrı omuru (vertabrae sacrales = os sacrum)4-5 adet kuyruksokumu omuru (vertebrae coccygeae = os coccygis)Bütün omurlar, genel olarak yüzük şeklinde bir yapı gösterirler. Büyük bir omur cismi (cor-pus vertebrae) ve omur cisminden başlayarak önce yanlara, daha sonra da arka-orta çizgi-ye doğru uzanan sağlam yapılı kemik uzantılardan (arcus vertebrae) oluşmuşlardır. Ver-tebra cisminin yapıları, bulundukları bölgenin fonksiyonel özelliğine göre karakter kazanır.Yanlara doğru uzanan omur kavisleri, arkada orta çizgiye uygun bir şekilde birbirleri ile bir-leşerek, bir boşluğu çevrelemiş olurlar. Bu boşluğa foramen vertebrale adı verilir. Vertebrakemerlerinin arkada birleşmesinden sonra oluşan çıkıntılara ise processus spinosus denir.Omur gödelerinin (corpus) dış yüzeyleri, ince fakat dayanıklı bir kemik örtü ile sarılmıştır (la-mina compacta). İç yapıları ise, daha gözenekli ve zayıf bir şekilde oluşmuştur (spongiosa).Bu gevşek ve gözenekli yapının içinde kırmızı kemik iliği bulunur.Bütün vertebraların yedi adet çıkıntısı vardır.Processus spinosus 1 adet (arkaya doğru)Processus transversus 2 adet (yanlara doğru)Processus articularis 4 adet (yukarı ve aşağıya)Bu çıkıntılar, vertebraların bulundukları bölgelere göre hem diziliş, hemde yapısal olarakbazı ayrı özellikler gösterirler. Yedinci boyun vertebrası arkaya doğru, oldukça uzun ve çokbelirli bir çıkıntı ile diğer boyun omurlarından ayrılır. Bu çıkıntı deri altından el ile temas edile-rek bulunabilir. Buna karşılık, diğer boyun vertebralarının arka çıkıntılarını, aynı şekilde bul-mak mümkün değildir. Göğüs ve bel bölgesinin vertebralarının hepsinin arka çıkıntıları, sırtderisi üzerinden, aynı şekilde elle bulunabilir. Ayrıca özel vücut durumlarında (tabureyeoturmuş ve öne eğilmiş durumda) göz ile de görülebilir. Bu özellikler pratik hekimlikde - 41 -
    • önemlidir.Göğüs vertebralarında, karakteristik özellik olarak, kaburga başlarının eklemleşmeleri içinyarım eklem yüzleri ve enine (transvers) çıkıntılarında da kaburga tümseklerinin birleştiğieklem yüzleri bulunur.Herbir vertebrada, iki adet üst ve iki adet de alt eklem çıkıntısı vardır. Bunlar, vertebra co-pusları ile arcuslarının birleşme yerlerine uygun olmak üzere, sağda ve solda yer bulurlar vebunlara "processus articularis" adı verilir. Columna vertebralisi oluşturmak üzere birbiriüzerine oturan omurlar, bu eklem çıkıntıları ile eklemleşirler. Processus articularisler üze-rinde bulunan eklem yüzlerinin, değişik düzlemlere göre organizasyonları, vertebralarınbölgesel olarak değişik hareketler oluşturmasını sağlar. Örneğin, boyun bölgesi omur-larının oluşturdukları vertebral kolon bölümünde yanlara doğru eğilme ve sağ-sol dönmehareketleri, diğer bölgelere göre daha fazladır. Bu hareket bel bölgesi vertebral kolonundayoktur.Omur gövdesi (corpus vertebrae), omur kemerleri (arcus vertebrae) ve çıkıntılarının (pro-cessus) tümü birden fonksiyonel bir bütünlük oluştururlar. Bir insan vücudunda başın,gövdenin ve kolların ağırlığı, vertebra gövdeleri (corpus) üzerine aktarılır. Yaklaşık olarakinsan gövdesinin 2/3 ü bu şekilde taşınır ve leğen (pelvis) bölümüne aktarılır. Columna ver-tebralisin fonksiyonel bir birlik halinde oluşması sırasında, vertebra aralarında yer bulankıkırdak yapılı yastıklar da (disci intervertebrales) önemli bir yer tutar. Bu yapılar, sağlambağ dokusundan oluşmuşlardır ve orta kısımların da yumuşak bir bölüm bulunur (nucleuspulposus).Vertebral kolonun teşekkülü ile, vertebra kavislerinin oluşturdukları halkalar, üst üste gele-rek bir kanal yaparlar (canalis vertebralis). Bu kanal içinde, sinir sisteminin önemli birbölümü olan omurilik (medulla spinalis) yer alır.Genel yapılarına göre kısaca yukarıdaki şekilde incelenen vertebralar, vertebral kolununbölgesel fonksiyonlarına göre, birbirlerinden farklı bazı özelliklere de sahiptirler. Bu konudaayrıntılı bilgi edinmek için anatomi kitaplarına başvurulabilir.3.1.2. Omurgaya (Columna vertebralis) Fonksiyonel BakışColumna vertebralisin (omurga) hareketli bölümlerinde, bu bölümü oluşturan omurlarınherbirisi, diğeri ile hareketli eklemler aracılığı ile birleşirler. Burada müstakil, hareketli bir ek-lemin bütün özellikleri bulunabilir. Omur kemerleri (arcus vertabrae) arasında normal olarak24 çift eklem ve bu eklemlere ait değişik sayıda bantlar (ligament) bulunur. 23 adet discus, - 42 -
    • omurların aralarında yer alır ve omurların birleşmelerini sağlar. Tam bir yastık görevi üstle-nen bu kıkırdak yapıların dış kısımları, fibröz kıkırdaktan yapılmıştır. Bu yapı oldukçasağlam bir biçimde, discusu çepeçevre sarmıştır. Orta kısım ise daha yumuşaktır ve nucle-us pulposus adını alır. Yumuşak kısım fonksiyonunu görürken, bir su kesesi gibi görev ya-par.Sadece iki vertabra (omur) düşünüldüğünde, bu omurlar arası eklemleşmede, söz edilme-ye değer büyüklükte bir hareket bulmak mümkün değildir. Fakat, üst üste oturarak, eklem-leşmiş omurların oluşturduğu omurga (vertebral kolon) bir bütün olarak düşünülürse dahabüyük ve istenen hareketler elde edilir. Bu hareketlerin genişliği ve çeşiti ise, yine vertebra-ların özelliklerine ve yapmış oldukları eklem durumlarına göre değişir. Örneğin; boyun vebel bölümünde, göğüs bölümüne göre daha büyük bir hareket çeşiti ve genişliği vardır.Omurga meydana gelirken, tamamen düz bir sütun şeklinde oluşmaz. Boyun ve belbölümünde öne doğru bir bükülme (lordoz), göğüs kısmında ise arkaya doğru bir çıkıntı(kyphoz, kifoz) oluşur. Esasen, hemen her insanda bulunan, omurganın yan eğrilikleri, da-ha çok artarsa, "skolioz" den söz edilir.3.1.3. Kaburgalar (Costae)Uzun, kavisli-yay şeklinde ve yassı kemiklerdir. Bir kısmı kıkırdak ve diğer bir bölümü de ke-mik yapıdadır. Bir insan vücudunda normal olarak 12 çift kaburga (costae) bulunur. Bunlar-dan 7 çifti doğrudan göğüs kemiği (sternum) ile eklem yaparlar. Daha sonra gelen üç kabur-ga (8., 9. ve 10.) ise birbirleri üzerine yatarak önce kendi aralarında eklem oluştururlar. Da-ha sonra da tek bir uç halinde sternuma birleşirler. Bu kaburgaların birbirleri ile birleşmelerisırasında bir kavis oluşur. Buna arcus costalis adı verilir. Arcus, deri üstünden el ile kolaycabulunabilir. 11. ve 12. kaburgaların ön uçları sternuma kadar ulaşamaz. Karın ön duvarınıyapan kaslar arasında serbest şekilde sonlanırlar. Bazen bu şekilde sonlanma durumuna10. kaburga da da rastlanabilir.Kaburgalar; baş (caput), boyun (collum) ve bir de cisim (corpus) olmak üzere üç esasbölümden oluşur.Başları ile, göğüs omurlarının cisimleri üzerinde gördüğümüz eklem ylüzleri ile, eklemleşir-ler.Bu şekilde oluşan hareketli eklemler, nefes alma ve verme işinde önemli bir görev yüklenirler. - 43 -
    • 3.1.4. Köprücük Kemiğ i (Clavicula)Göğüs ön duvarında ve üst kısımda yer alan bu sağlam yapılı kemik, hafifçe bükülmüş bir"s" harfi şeklindedir. Bir ucu ile göğüs kemiğine, diğer ucu ile de kürek kemiğinin çıkıntısıolan acromiona tutunur. Deri üstünden doğrudan el ile kolayca bulunabilir. Hatta bazıkişilerde göz ile de görülebilir. Bulunduğu yerin durumuna göre boyun ve göğüs bölümleriarasındaki sınırı oluşturur.3.1.5. Kürek Kemi ğ i (Scapula)Yassı, geniş ve üç köşeli bir kemiktir. Üst, dışyan ve içyan olmak üzere üç kenara sahiptir.Aynı zamanda bu kenarlar arasında üç köşesi bulunur. Scapulanın ön yüzü hafif konkavolup kaburgalara bakar (facies costalis). Arkayüz (facies dorsalis) ise sağlam bir kemikçıkıntı (spina scapulae) ile üst ve alt olmak üzere iki çukura ayrılmıştır. Üstteki kısma fossasupraspinata, alttakine ise fossa infraspinata adı verilir. Arka yüzdeki kemik çıkıntı (spinascapulae) dışarıya doğru devam eder. Burada, omuz üstünde genişleyen çıkıntının ucunaacromion adı verilir. Bu çıkıntı bir bakıma omuz eklemini yukarıdan koruyan bir yapı şeklin-dedir.Scapula, dış yan köşede (angulus lateralis) bir eklem çukuru taşır. Konkav yapıdaki bu ek-lem yüzüne cavitas glenoidalis adı verilir. Omuz ekleminde, kol kemiği (humerus) bu eklemyüzü ile birleşir. Cavitas glenoidalisin üst kısımlarında, gaga şeklinde çıkıntı yapmış olarakgörülen kemik yapı ise processus coracoideus adını alır. Üst kenardan başlayan bu parmakşeklindeki sağlam kemik çıkıntı, omuz eklemini üstten destekleyen ve kapatan bazı önemlibağların tutunmasına yardım eder.3.1.6. Göğ üs Kemi ğ i (Sternum)Yassı bir kemik olup, yaklaşık 18-20 cm. uzunluktadır. Göğüs ön duvarının orta kısmındayer alır. İlk yedi kaburga öne doğru uzanarak, kıkırdak bölümleri ile göğüs kemiğine (ster-num) eklem yaparlar. Bu yassı kemiğin dış yüzleri, ince kompakt bir tabaka ile kaplanmıştır.Bu kompakt yüzler arasındaki kısım ise, daha zayıf yapıda bir spongios durum gösterir vekırmızı kemik iliği ile doludur. Sternumun hemen deri altında bulunması ona ulaşılmasınıkolay kılar. Hem kolay ulaşılması hemde spongios bölümde kırmızı kemik iliğinin bulun-masından dolayı, gerektiğinde "sternal punction" adı verilen işlem buradan yapılır. - 44 -
    • 3.1.7. Göğ üs Kafesi (thorax)Gövde iskeletinin esas kısımlarından birisi de göğüs kafesidir (thorax). Bu bölüm önde ster-num, arkada buraya isabet eden omurga kısmı, yanlarda ise kaburgalardan oluşur. Bu du-rumu ile de bir sepet görünüşündedir ve önden arkaya doğru olan büyük bir koniyi andırır.Göğüs kafesi içinde kalp ve akciğerler gibi önemli organlar bulunur. Thorax, içinde bulunanorganları koruyan güzel bir yapıdır.Göğüs kafesini oluşturan elemanların, birbirleri ile hareketli eklemler yoluyla birleşmelerininpratikte önemi vardır. Örnek verilecek olursa; nefes alma ve verme olayında, kaburgalarınhareketleri sonucunda, güğüs boşluğu genişler ve daralır. İlk yardımda suni teneffüs veyakalp masajının yapılabilmesi ancak thoraxın bu yapısı ile mümkün olabilmektedir. ? Gövde iskeletini oluşturan kemiklerin fonksiyonlarını özetleyiniz.3.2. Kafatası (Cranium)Kafa iskeleti içerisinde değişik yerlere ait olmak üzere, erişkinlerde ve normal gelişimini ta-mamlamış kişilerde toplam 29 adet kemik bulunur. Bu sayı içerisine, 7 adet beyin bölümü,15 adet yüz kısmı ve her iki kulaktaki küçük kemikçikler dahildir. Aynı zamanda, fonksiyonelbir birlik içinde görüldüğü için, müstakil bir kemik halinde boyun bölümünde yer bulan oshyoideum da kafatası iskeletini yapan kemikler içerisine dahil edilir.Bu şekilde, yukarıda da belirtildiği gibi toplam sayı 29 adedi bulur. Ancak erişkin kafatası is-keleti ile yenidoğan çocuğun kafatası iskeleti arasında bazı yapısal farklılıklar bulunur. Bunedenle her ikisini de ayrı ayrı ele alıp incelemek yerinde olacaktır.3.2.1. Eriş kinde Kafatas ıCraniumu oluşturan kemikler, bulundukları yerlere göre iki ana bölüme ayrılarak incelenir.Beyin bölümü ile ilgili olan ve bu kısmı koruyacak biçimde eklemleşmeler yapan kemiklereossa cranii (neurocranium) adı verilir. Yüz bölgesinde bulunup, bazı önemli duyu organ-larını da koruyan kemikler ise ossa faciei (vissero cranium) adını alır. Baş bölümü kemikleri-nin yapısal biçimleri ve eklemleşme şekilleri, bir yandan beyin bölümünü diğer yandanönemli duyu organlarını korumaya yöneliktir. Yüz bölgesi kemikleri arasında bulunan açık-lıklar ve yollar ile, hava ve yemek ihtiyacı da karşılanır. - 45 -
    • Neorocraniumu yapan kemikler, aralarında dikişsi eklemler yaparlar. Bunlara "sutura" adıverilir. Bu birleşmede, kemikler karşılıklı olarak çok sıkı ve dikişsi kenetlenmeler yaparlar.Neurocraniumun iki yan kemiği, üstte ve ortada önden arkaya doğru birleşme yaparlar. Buekleme sutura sagittalis adı verilir. Alın kemiği ile bu iki kemik arasında oluşan eklem yerineise sutura coronalis denir. Bu, görünüşte taç şeklinde bir birleşmedir. Aslında adı da bugörünüşü dolayısıyle verilmiştir. Kafatasının yan kemikleri arkada, ard kafa kemiği (os occi-pitale) ile birleşme yapar. Burada ortaya çıkan dikişsi birleşmeye ise sutura lambdoidea de-nir. Küçük çocuklarda, neucraniumu oluşturan kemikler arasında ve birleşme yerlerindeyumuşak alanlar vardır. Yeni doğmuş olanlarda, bu kısımlar hemen ele gelir. Bunlara fonti-culus (bıngıldak) denir. Normal olarak her insanda, başlangıçta 6 adet fonticulus vardır.Viscerocranium adı altında toplanan kemikler genel olarak yüz bölgesinde bulunurlar. Bunedenle ossa faciei (faciales) adı ile de belirtilirler. Genel yapılarından dolayı neurocrani-umu oluşturan kemiklere göre daha çok girintili ve çıkıntılıdırlar. Bazılarının içinde oldukçabüyük hava boşlukları vardır. Araştırmacılar, bu boşlukların değişik fonksiyonel özellikleri-nin olduğunu belirtmektedirler.3.2.1.1. Ossa Cranii (Neurocranium) : Bu bölümü oluşturan kemikler yapılarara-sındaki boşluğu, beyin tam olarak doldurur. Burada yedi kemik bulunur. Bunlardan ikisiçift, diğerleri tek kemiklerdir. Kemik yapılar içeriden kuvvetli bir yapıya sahip dura mater iledöşenmiştir. Dura mater beyni dışarıdan bir torba gibi sararak korur. Özellikle kafatasınıntabanında değişik kemik bölgelerine de sıkıca tutunur. Bu bölge kemiklerinin oluşturduklarıboşluk, aynı zamanda cavum cranii adını alır.Neurocraniumu aşağıdaki kemikler oluşturur :■ Os occipitale .................... tek kemik■ Os sphenoidale ............... tek kemik■ Os frontale ...................... tek kemik■ Os parietale .................... iki kemik■ Os temporale .................. iki kemikOs occipitale : Cavum craniinin arka kısmını oluşturur. Büyük bir kısmı yassı kemik yapı-sındadır ve oldukça kuvvetlidir. Kafatası tabanının orta bölümünde bulunan os sphenoidaleile önden eklem yapar. Yanlardan ise, os temporale ve os perietale adı verilen kemikler ilebirleşir. Oksipitalin iç yüzünde beyin ve beyincik bölümlerinin yer aldığı kısımlar bulunur vebu kısımlar biriz daha çukurdur. - 46 -
    • Alt ve ön kısım, kemiğin diğer bölümlerine göre biraz daha kuvvetli gelişmiş ve daha sağlambir yapıya sahip görünür. Burada omuriliğin geçmesine yarayan büyük bir delik bulunur. Budelik foraman (occipitale) magnum adı ile tarif edilir. Os occipitalenin sağlam yapılı bu altkısmında, aşağı yönde ve her iki yanda fasulye benzeri çıkıntılar bulunur. Bu çıkıntılar, birin-ci boyun omuru (atlas) ile eklem yaparlar. Birinci boyun omurunun üst yüzünde ise, buçıkıntılara uyan hafif çukurca eklem yüzleri (fovea articularis superior) bulunur. Oksipital ke-mik çıkıntılarının alt kısımlarında yer alan kanaldan (canalis hypoglossi) önemli bir kafa sini-ri olan N.hypoglossus geçer.Os occipitalenin geniş ve yassı olan büyükçe kısmına sguama occipitalis adı verilir. Bukısmın iç yüzünde ve hemen hemen tam ortasına isabet edecek yerde meydana gelmişolan büyükçe kemik çıkıntıya ise protuberantia occipitalis interna adı verilir.Os sphenoidale : Kafanın tabanında bulunur. Kendisini oluşturan bölümleri ile çok kompli-ke bir yapı gösterir. Önden büyük bir kısmı fossa cranii medianın yapısına katılır. Ortada yeralan gövdesi (corpus) ve yanlara doğru açılmış gibi görünen ikisi üstte küçük, ikiside alttadaha büyükçe oluşmuş kanatsı kemik bölümlerden oluşur. Bu yan oluşumlara ala minor vemajor adı verilir. Büyük kanatlardan (ala major) başlayan ve aşağıya doğru çıkıntı yapan ikikemik lamina arasında oluşan çukurluk ise fossa pterygoidea adını alır. İki laminanın (lamialateralis ve medialis) beraberce oluşturdukları ana çıkıntı ise processus pterygoidei adı ilebelirtilir.Corpusun üst kısmında bulunan çukurluk (fossa hypophysialis) içine hipofiz bezi yer-leşmiştir. Bazen bu çukur sella turcica (Türk eğeri) adı ile de belirtilir. Sifenoid kemiğin kor-pusunun içi boştur ve burası burun boşluğu ile bağlantılıdır.Yanlara doğru açılmış bulunan kanatlar arasında veya üzerlerinde çok önemli açıklıklar vedelikler bulunur. Bu açıklıklar ve deliklerden damar ve sinirler geçer.Os frontale : Tek başına, kafatasının bir kısmını meydana getirir. Aynı zamanda göz çu-kurunun tavanını da yapar. Kişilere göre değişik şekiller alan alın çıkıntısı bu kemik tarafın-dan yapılır. Kemiğin öne doğru çıkıntı yapan bir dikey bölümü (squama frontalis) ile, yanlar-da oluşmuş iki horizontal bölümü (partes orbitales) esas olarak ele alınır. Yanlardaki orbitalbölümler, aralarında derin bir boşluk ile ayrılmış durumdadırlar. Bu boşluğa, kafanınbütününde, kalbursu kemik (os ethmoidale) oturur.Alın kemiğinin, dikey ve yatay kısımlarının birleştikleri yerde ve iki kemiğin laminası arası-nda her iki yanda değişik büyüklükte boşluklar oluşur. Mukoza ile döşeli bu boşluklara sinüs - 47 -
    • frontalis adı verilir. Sağ ve sol boşluklar ortada bir kemik bölme ile birbirlerinden ayrılmıştır.Her iki boşluk birer açıklık ile burun boşluğundaki orta meaya (meatus nasi medius) açılır-lar.Os parietale : Paryatal kemikler, her iki yanda kafatası kubbesinin önemli bir kısmını örter-ler. Dış yüzleri çıkıntılı (konveks) iç yüzleri ise çukur (konkav) bir yapılaşma ile birlikte yassıve parlak bir oluşum gösterirler. İç yüzde önemli damar uzantılarının izleri bulunur (sulci ar-teriosi). Her iki paryatal kemik, yukarıda ve orta hat boyunca dişli bir eklemleşme yaparlar.Bu ekleme sutura sagittalis denir. Sutura sagittalis boyunca iç yüzde meydana gelen olukdura mater sinüslerinin bir bölümünü oluşturur.Os temporale : Neurocraniumun yapısına katılan çift kemiklerdendir. Bir bölümü ile kafa-tası kaidesinin yapısına katılırken, diğer bölümü ile de boşluğu yanlardan kapatır.Temporal kemik aslında çok karışık bir yapıda olup, bulunduğu yer dolayısıyla da önemli birfonksiyona sahiptir. Öncelikle işitme organının buraya yerleştiğini belirtmek gerekir.Erişkinlerde os temporale; pars squamosa, pars petrosa ve pars tympanica olmak üzere üçana kısımdan oluşmuştur.Pars squamosa, kemiğin yassı ve oldukça düzgün bir yapı gösteren kısmıdır. Os sphenoi-dalenin ala majoru ile os parietale arasındaki boşluğu kapatarak kafatasının oluşumunu ta-mamlar. Bu bölümden başlayarak öne doğru çıkıntı yapan, iyi gelişmiş bir kemik oluşum(processus zygomaticus) önde Os zygomaticum ile birleşerek kuvvetli bir yay (arcus) mey-dana getirir. Bu çıkıntının hemen başlangıç kısmına yakın ve dış kulak yolunun ön kısmındaoluşmuş olan bir çukurluk (fossa mandibularis), çene ekleminde mandibula başının otur-duğu yeri oluşturur.Pars petrosa, kemiğin en sağlam yapılı bölümüdür. Üç yüzlü bir piramide benzer. Tepesiönde ve tabanı arkada olmak üzere, uzun ekseni dıştan içe ve arkadan öne doğrudur. Parspetrosanın önemli bir kısmı ise, arkaya doğru çıkıntı yapmış olarak görünen processusmastoideustur.İç yapısı, küçük hava boşluklarından oluşan processus mastoideusa bazı önemli kaslar tu-tunur. Pars petrosanın iç yapısı çok karmaşık bir durum gösterir. Orta ve iç kulak bölümleribu kısmın içinde yer almıştır. Aynı zamanda denge organları da bu bölümde bulunur. Da-mar ve sinirlerin girip çıkmalarına yarayan delikler ve aralıklar ile, değişik çukurlar, pars pet- - 48 -
    • rosanın dış görünüşünü de düzgün olmayan bir duruma sokmuştur.Pars tympanica, küçük bir bölümdür ve burada orta kulağın dış duvarını yapan timpan zarı(membrana tympani) bulunur. Dış kulak yolu (meatus acusticus externus) buradan başlar.Os temporalenin pars petrosa ve pars tympanica adını alan kısımları, kafatası tabanınınyapısına; pars squamosa ise kubbe kısmının yan duvarlarının oluşumuna katılır.3.2.1.2. Ossa faciei (visserocranium) : Yüz bölümünü oluşturan kemikleresasın-da ossa faciei adını alır. Fakat aynı zamanda bu ad altında, os hyoideum ve kulakkemikçikleri de incelenir. Böylece, visserocraniumu oluşturan kemiklerin tümü tek olarakele alındığında 22 adedi bulur. Yüzün esas yapısını oluşturan 16 adet kemik ise cranium fa-ciale adı altında yeniden gruplandırılır. Kulak kemikçikleri ise Ossicula auditus adını alırlar.Cranium faciale aşağıdaki kemikler tarafından oluşturur. Os ethmoidale tek kemik Conchae nasales inferiores iki kemik Os nasale (ossa nasalia) iki kemik Os lacrimale (ossa lacrimalia) iki kemik Vomer tek kemik Os zygomaticum (ossa zygomatica) iki kemik Os palatinum (ossa palatina) iki kemik Maxillae iki kemik Mandibula tek kemik Os hyoideum tek kemikOs ethmoidale : Tek kemiklerdendir. Burun, göz ve kafatası ön kısmı boşluklarınınyapılarına katılır. Alın kemiğinin, pars orbitalis adı verilen iki yan bölümü arasında oluşanbüyük centiğe doğru sokularak eklem yapar. Lamina cribrosa, lamina perpendicularis velabyrinthus ethmoidalis adını alan bölümleri vardır.Lamina cribrosa, burun tavanının ve orbita boşluğunun duvarlarının bir kısmını yapar. Bubölüm üzerinde küçük delikler bulunur. Koku sinirleri (Nn. olfactorii) bu deliklerden geçerekcraniuma girerler.Lamina perpendicularis, orta hatta uygun olmak üzere, dik olarak yukarıdan aşağıyadoğru uzanır ve burun boşluğunu ikiye ayıran kemik bölmenin oluşumuna katılır. İnen bukısmın kafatası içinde devam eden uzantısı crista galli adını alır. - 49 -
    • Labyrinthus ethmoidalis, kemiğin hava boşluğu içiren, küçük odacıklar şeklindeki kısmınıoluşturur. Boşlukların iç yüzleri mukoza ile döşenmiştir. Bu bölümün medial yüzünde ve heriki yanda önemli kemik kıvrımları vardır (concha nasalis superior et media). Bu yapılar, bu-run boşluğunun dış duvarının iç yüzünde yer alırlar. Aralarında oluşan geçitlerden (meatusnasi) teneffüs ile alınan hava geçerek, solunum organlarına gelir. Kıvrımlar arasındaki bugeçitler de mukoza ile döşenmiştir. Etmoid kemiğe ait iki konkadan başka, burun boşluğun-da, kendi başına bir kemik olarak, üçüncü bir konka daha bulunur (concha nasalis inferior).Concha nasalis inferior : Embryonal gelişimin çok önceki dönemlerinde Os ethmoi-daleden ayrılmış ve müstakil hale gelmiş bir kemiktir. Burun boşluğunda yer alır ve öndemaxillaya, arkada ise os palatinuma tutunur. Bu kemiğin alt kısmında oluşan açıklığa mea-tus nasi inferior adı verilir. Göz yaşı kanalı (canalis nasolacrimalis) buraya açılır.Os nasale (ossa nasalia) : Burun sırtının yapısına katılan, orta çizgi üzerinde bir-leşmiş iki kemiktir. Yüz iskeletinde, burun boşluğu ön açıklığının (apertura piriformis) üstbölümünü yapar.Os lacrimale (ossa lacrimalia) : Dört köşeli ve küçük bir kemiktir. Göz boşluğunun(ortiba) iç duvarının yapısına ve burun boşluğunun lateral duvarına da katılır. Orbitaya ba-kan yüzlerinde bulunan küçük bir oluk, göz yaşını burun boşluğuna götürür.Vomer : Tek kemiklerdendir ve ince bir kemik lamel şeklindedir. Burun boşluğu bölmesi-nin bir bölümünü oluşturur. Kemiğin arkada serbest olarak bulunan kenarı, burunboşluğunun yutağa bakan açıklığını (choanae) ikiye ayırır. Bu kemiğin alt kenarı maxilla ileeklem yapar. Üst kenarı ise os ethmoidalenin dikey laminası (lamina perpendicularis) ilebirleşir.Os zygomaticum (ossa zygomatica) : Çift kemiklerdendir. Birleştikleri kemiklerinadlarını alan iki çıkıntısı (processus temporalis ve frontalis) ve üç yüzü bulunur (facies late-ralis, orbitalis ve temporalis). Kemiğin korpus (corpus) kısmında üç ince kanalcık vardır. Bukanalcıklar içinde N.maxillaris adı verilen sinirin dalları uzanır.Os palatinum (ossa palatina) : Çift kemiklerdendir. Üst damağın kemik bölümününarka kısmını tamamlar. Dikey ve yatay olmak üzere iki laminadan oluşmuştur (lamina hori-zontalis ve lamina perpendicularis). Bazı bölümleri ile hem orbitanın hem de burun - 50 -
    • boşluğunun yapısına katılır.Maxilla : Yüzün büyük bir bölümünü oluşturan ve yapısı nedeniyle de klinik önemi olan birkemiktir. Çift kemiklerdendir. Her kişide değişik olarak ortaya çıkan yüz şekli, temel olarakbu kemiğin biçimine bağlıdır. Göz, ağız ve burun boşluklarının yapılarına katılır. Aynı za-manda sert damağın büyük bölümü de, karşılıklı eklem yapmış durumda maxilla tarafındanoluşturulur. Corpus maxilla, dört çıkıntıya sahiptir. bunlara aşağıdaki adlar verilir : Processus frontalis Processus zygomaticus Processus alveolaris Processu palatinusProcessus alveolaris üzerinde oluşmuş küçük oyuklara üst çene dişleri oturur. Diğerçıkıntılar, adları ile belirtilen kemiklere uzanarak eklem yaparlar.Kemiğin yapısını oluşturan corpus maxiallenin içinde büyük bir boşluk vardır. Bu boşluğasinüs maxillaris adı verilir. Corpus maxiallae, yapısı nedeniyle beş yüze sahiptir. Bu yüzler-den, burun boşluğuna bakan facies nasalis üzerinde sinüs maxillarisin açılma deliği (hiatusmaxillaris) vardır. Bu açıklık, normalde bazı oluşumlar tarafından daraltılmıştır. Orbita ile ir-tibatlı olan ve facies orbitalis adını alan yüzü, sinüs maxillaris ve göz boşluğunun topoğrafi-leri düşünüldüğünde oldukça önemlidir. Ayrıca, üst diş kökleri ile, sinüs maxillaris ilişkileri-nin de klinik bakımdan önemi unutulmamalıdır.Mandibula : Alt çene kemiği (mandibula) ramus mandibulae ve corpus mandibulae ol-mak üzere ikiye ayrılır. Corpus mandibulae, üst çene kemiği (maxilla) yapısına uygun olmaküzere fonksiyonel bir karakter kazanır ve üzerinde çiğnemeyi sağlayacak dişleri taşır.Sağlam bir yapıya sahiptir. Arkada, corpus ve ramus bölümleri bir açı yaparak birleşirler(angulus mandibulae). Bu bölümün iç ve dış yüzeylerine çiğneme kasları tutunur.Ramus mandibulae, yukarıya doğru çıkıntı yapan iki önemli kısma sahiptir. Bunlardan pro-cessus condylaris, yukarıda şakak kemiği (os temporale) ile birleşerek çene ekleminioluşturur. Öndeki çıkıntı processus coronoideusa ise önemli çiğneme kasları tutunur.Ramus mandibulaenin iç yüzünde bir kanalın başlangıç deliği (foramen mandibulae)görülür. Buradan başlayan kanal (canalis mandibulae) kemik içinde öne doğru devam eder.Bu kanalda ilerleyen alt çene siniri (n.alveolaris inferior), alt çene dişlerinin ve çevre doku-ların innervasyonu ile görevlidir. - 51 -
    • Os hyoideum : Kafatası iskeleti ile ilişkisi olmayan bir kemiktir. Alt çene kemiği ile gırtlak(larynx) arasında bulunur. Buna göre yeri, insan vücudunda boyun kısmıdır. At nalı şeklindebir yapıya sahiptir. Asıl görevi, çeşitli kasların ve bağların tutunmasına hizmet etmektedir.Yutma ve konuşma fonksiyonunda önemli yeri vardır. Temporal kemiğin sitiloidçıkıntısından başlayan kuvvetli bir bağ (lig. stylohyoideum) aşağı ve öne doğru uzanarak,hyoid kemiğe gelip tutunur. Bu kemik boynun ön kısmında deri altında el ile rahatlıkla bulu-nabilir.3.2.2. Yeni Doğ anda Kafatas ıYeni doğan bir çocukta kafatası kemikleri arasında bağ dokusundan oluşmuş, oldukçabüyük bazı alanlar görülür. Belirli kemikler arasında ve bölgelerde lokalize olmuş bu yu-muşak ve zayıf yapıdaki alanlara fonticulus (bıngıldak) adı verilir. Median çizgi üzerinde vebirisi önde (fonticulus anterior) diğeri arkada (fonticulus posterior) iki bıngıldak ile, iki önyanda ve iki de arka yanda olmak üzere (fonticulus sphenoidalis ve mastoideus), yenidoğan bir çocukta toplam altı adet olmak üzere bu yapıya rastlanır. Yaşın ilerlemesi ile,oluşumların yumuşak özelliği gittikçe kaybolur ve zamanla buralar kemikleşerek kapanır (1-2 yaş arası). Bu yapılar içinde en büyüğü önde yer alan, fonticulus anteriordur. Yaklaşık ola-rak ikinci yaşa doğru kapanır. Fonticulus posterior ise daha küçük olup, birinci yaşın bitiminedoğru ortadan kalkar. Bu, her iki fonticulus, parmak yardımı ile rahatlıkla bulunabilir. Yanlar-da bulunanlar, kaslar tarafından örtüldüğü için, direkt olarak temas ile tesbit edilemez vepratik bir önemi de yoktur.3.2.3. Kafatas ı Boş luğ u ve Çukurlar ıKafatası (cranium), dıştan ve içten karakteristik bazı boşluklara sahip bir yapı olarakgörülür.3.2.3.1. Orbita (Göz boş luğ u) : Uzun ekseni dıştan içe ve önden arkaya uzanan,tabanı önde, tepesi arkada piramit şeklinde bir boşluktur. Çeşitli kemiklerin biraraya gelmesi ileoluşmuştur. Damar ve sinirlerin giriş ve çıkışları için, önemli açıklık, kanal ve deliklere sahip-tir.3.2.3.2. Cavum nasi (Burun boş luğ u) : Yüzün orta kısmında oluşmuş büyük birboşluktur. Bir bölme ile (septum nasi) ikiye ayrılmıştır. Boşluğun ön açıklığına apertura piri-formis, arka açıklığına ise choanae adı verilir. Arka açıklık yutak (pharynx) ile irtibat sağlar. - 52 -
    • Baş ve yüz çevresinde bulunan bazı kemiklerin içindeki boşluklar (sinüs paranasales) vegöz yaşı kanalı (ductus nasolacrimalis) burun boşluğuna açılırlar. Cavum nasi mukoza iledöşenmiştir. Bu yapının bir bölümü koku fonksiyonu ile ilgilidir ve buraya regio olfactoria adıverilir. Daha büyük diğer bölüm ise solunum sistemi ile ilgilidir. Buraya da regio respiratoriadenir.Kafatasına tabanından bakıldığında (norma basilaris), kemikler arasında pek çok açıklık,delik, kanal ve kemik çıkıntılar görülür. Bu açıklıklardan önemli damar ve sinirler geçer. İçyüzden bakıldığında da, kafatasının üç esas boşluğa sahip olduğu görülür. Bu boşluklarabeynin ve beyinciğin bölümleri oturur ve aşağıdaki gibi adlandırılırlar:■ Fossa cranii anterior (ön boşluk)■ Fossa cranii media (orta boşluk)■ Fossa cranii posterior (arka boşluk)3.2.3.3. Fossa cranii anterior (ön boş luk) : Beynin frontal lobunu ve koku ile il-gili sinirlerini içine alan kısımdır. Aslında bu boşluğun tabanını, orbitanın tavanı ve sifenoidkemiğin bir bölümü yapar. Kemik üzerinde, buraya oturan beynin girinti ve çıkıntılarına uy-gun yapılar vardır. Bu boşluk arkada sifenoid kemiğin küçük kanatlarına kadar devam eder.3.2.3.4. Fossa cranii media (orta boş luk) : Hemen hemen tamamen beyinintemporal lobları tarafından doldurulmuştur. Os sphenoidalenin büyük bir kısmı, buboşluğun yapısını sağlar. Ancak temporal kemiğin bir kısmı da (pars petrosa) buranınyapısına katılır. Hipofiz (hypophysis) bezinin oturduğu kemik yapı (sella turcica), buboşluğun ortalarında bulunur. Boşluğun ön sınırı, fossa cranii anteriorun arka kenarınauyar. Arka kenarı ise temporal kemiğin kaya parçasının (pars petrosa) üst-iç kenarına kadardevam eder.3.2.3.5. Fossa cranii posterior (arka boş luk) : Hemen hemen tamamen ardkafa kemiği (Os occipitale) tarafından oluşturulur. Ancak, temporal kemiğin pars petrosakısmı da buranın yapısına katılır. Bu boşluk içinde, beynin oksipital lobu ve beyincik (cere-bellum) oturur. Fossa cranii posteriorun ortalarında büyük bir delik vardır ve foramen mag-num adını alır. Foramen megnumdan geçerek cranium içine ilerleyen omurilik (medulla ab-longata), oksitipal kemiğin tabanı üzerindeki oluk (clivus) üzerine yatarak, bir miktar önedoğru bükülür ve sinir sisteminin önemli kısımları ile bağlantı sağlar. Yine bu bölgede yeralan çok sayıdaki kanal, delik ve açıklıklardan önemli damar ve sinirler, craniuma giripçıkarlar. - 53 -
    • ? Kafatasını oluşturan kemikleri özetleyin.3.3. Uzuvlar (Extremitatis)İnsan vücudunun yapı planı içerisinde, gövde ile bağlantılı, baş ve boynun dışında dört adetekstremite (uzuv) vardır. Bunlardan ikisi yukarıdadır ve üst ekstremiteleri oluştururlar. Diğerikisi ise aşağıdadır ve alt ekstremiteleri yaparlar. Bu uzuvlar bulundukları yere ve fonksiyo-nel özelliklere göre yapısal karakter kazanmışlardır. Öncelikle, üst ve alt uzuvlar arasında,bu uzuvları oluşturan yapı elemanları bakımından (kuvvet ve hacim olarak) farklılıklargörülür. Öte yandan, normal gelişim ile, ekstremiteler vücudun genel yapısına göre belirliproporsiyonal ilişkiler içerisindedirler. Örneğin, yeni doğanlarda, ekstremite uzunluğununvücut uzunluğuna oranı 3/8 iken, yaşın ilerlemesi ile ekstremite uzunlukları artar ve buuzunluk erişkinde vücut uzunluğunun yaklaşık olarak yarısına ulaşır. Ancak, büyüme ve ge-lişimde, genetik bazı faktörlerin de bunlara etkili olduğunu unutmamak gerekir.3.3.1. Üst Uzuv KemikleriÜst ekstremitelerin iskelet yapısı, birbirleri ile fonksiyonel ilişki sağlayan, değişik şekilli ke-miklerin biraraya gelişi ile oluşur. Bu yapıların fonksiyonel birliği içerisine scapula (omuz ke-miği) ve clavicula (köprücük kemiği) de dahil edilir. Adı belirtilen bu kemikler daha önceki ko-nularda ele alınmıştı.3.3.1.1. Kol Kemiğ i (Humerus) : Kişilere göre değişen bir uzunluk gösterir. Uzun-luğu yaklaşık 25-30 cm arasındadır. İçi boşluklu bir yapıya sahiptir. İki ucu ve bir gövdesivardır. Bir ucu ile omuz ekleminin yapısına katılırken (caput humeri), öteki ucu ile de dirsekeklemini oluşturur (trochlea humeri ve capitulum humeri). Omuz eklemine katılan ucunda,caput humeriden başka, iki kemik çıkıntı daha bulunur (tuberculum majus ve minus). Bu ke-mik çıkıntılara bazı kaslar tutunur. İki kemik çıkıntı arasında ise, kolun ön tarafında bulunanbüyük pazu kasının uzun kirişinin geçtiği oluk (sulcus intertubercularis) yer alır.Humerusun dirsek ekleminin yapısına katılan distal ucunda görülen makara şeklindekiyapı (trochlea humeri) ile, ön kol kemiklerinden ulna eklem yapar. Yine aynı yerde bulunanve küçük yuvarlak bir küre şeklindeki capitulum humeri ile de yine önkol kemiklerinden radi-us, eklem yapar. Böylece dirsek eklemi içinde, kol ve önkol kemiklerinin katılması ile üç ke-mik bulunur. Ancak bu birleşme sırasında, aynı zamanda önkol kemikleri de (radius ve ulna) - 54 -
    • ayrıca kendi aralarında bir eklem oluştururlar.Trochlea humerinin iç yan tarafında oluşan bir oluktan (sulcus n.ulnaris) nervus ulnaris adıverilen önemli bir sinir geçerek önkola uzanır.Humerusun gövdesi (corpus humeri) üzerine tutunarak sonlanan önemli kaslar vardır. Bukaslar, omuz kemeri kas grubunu oluştururlar. Humerusa kadar gelen diğer bazı kaslar ise,gövdenin uzak yerlerinden başlayarak buraya uzanırlar. Bu kasların, fonksiyonel izlerini hu-merus üzerinde görmek mümkündür ve bu izlerin bir kısmı da özel adlar alırlar, (örneğin, tu-berositas deltoidea gibi). Ayrıca burada, nervus radialis ile humerusun gövdesi (corpus hu-meri) arasında, klinik bakımdan önemli bir komşuluğun olduğunu belirtmek gerekir. Sözüedilen sinir, kendi adı ile tarif edilen bir oluk içinde (sulcus nervi radialis) aşağıya doğru de-vam eder. Özellikle bu bölge kırıklarında, n.radialisin klinik olaylarına oldukça sık rastlanır.3.3.1.2. Önkol Kemikleri (Radius ve ulna) : Önkolda iki ayrı kemik bulunur. Bukemikler uzun ve içi boşluklu bir yapı gösterirler. Radiusun distal ucu, ulnanın ise proksimalucu daha iyi gelişmiştir. Bu durum fonksiyonel karakterlerine uygundur. Anatomik durumgösteren bir vücutta, radius, ön kolun dışyan tarafında; ulna ise içyan tarafında yer alır. Buaçıklamalara göre, baş parmak tarafında radius, küçük parmak tarafında ise ulna aran-malıdır.Radiusun proksimal ucu, dirsek eklemine katılır ve eklem yapmaya çok uygun bir yapıgösterir. Dirsek eklemi bütünlüğü içinde, burası bir yandan ulna ile eklem yaparken, öte yan-dan humerusun distal ucundaki capitulum humeri adı verilen küremsi çıkıntı ile birleşir. Dis-tal uçta, radius oldukça kuvvetli ve gelişmiş bir kemik yapılaşma gösterir. Radius bu ucu iledoğrudan, el bileğini oluşturan kemik sıranın birincisi ile eklem yapar.Önkolda küçük parmak (serçe parmağı) tarafında bulunan ulnanın arka kenarı oldukça iyigelişmiştir. Deri üzerinden el ile rahatlıkla bulunabilir. Ulna proksimal uçta oldukça kuvvetlibir yapı oluşturur ve dirsek ekleminin oluşumuna katılır. Hemen hemen, dirsek ekleminin enbüyük yükünü de bu kemik taşır. Yarım ay şeklinde çentikli bir yapı gösteren ulnanın buucuna, humerisun distalinde gördüğümüz makara şeklindeki kemik kısım oturur. Böylecedirsek ekleminde ortaya çıkan bükülme ve açılma (flexion-extention) hareketleri, aslında buiki kemik arasında oluşur. Ulnanın el bileğine doğru uzanan distal ucu, bilek kemiklerindenuzak kalır. Bu nedenle el bileği ekleminin oluşumu sırasında, ulnanın ucu ile bilek kemikleriarasında kıkırdak bir yapı yer alır (discus articularis). - 55 -
    • Radius ve ulna, önkolun bütünlüğü içinde kuvvetli bir ara örtü (membrana interossea)aracılığı ile birbirleri ile bağlantılıdırlar. Bağ dokusundan oluşmuş bu sağlam yapı kuvvetle-rin distalden proksimale veya ters yönde aktarılışı sırasında fonksiyonel bir önem taşır.3.3.1.3. El İ skeleti Kemikleri : El iskeletini oluşturan kemikler, bulundukları yeregöre kendi aralarında üç ana kısma ayrılırlar. Bu kısımlar şunlardır. El bileği kemikleri (ossa carpi) El tarağı kemikleri (ossa metacarpi) El parmağı kemikleri (ossa digitorum=phalanges)Değişik şekil ve yapılarda olan bu kemikler, aralarında çeşitli eklemler oluşturarak, insandahassas ve ince el fonksiyonlarının yapılabilmesini sağlarlar.El Bileğ i Kemikleri (Ossa carpi) : İki sıra üzerine dizilmiş küçük kemiklerdir.Değişik şekilleri vardır ve bu şekillere göre adlandırılırlar. Her iki sırada da dörder adet ke-mik bulunur. Bu kemikler aşağıdaki gibi adlandırılırlar. I. Sıra (proksimal) II. Sıra (distal) Os scaphoideum Os trapezium Os lunatum Os trapezoideum Os triquetrum Os capitatum Os pisiforme Os hamatumBirinci ve ikinci sırayı oluşturan kemikler, yan yana dizildiklerinde düz bir çizgi oluşturmaz-lar. Eklemleşme sırasında elin sırtına doğru hafif kubbemsi bir çıkıntı yapacak şekilde bir-leşme gösterirler. Bu nedenle,elin sırt kısmı hafif konveks, ön kısmı (palmar yüz) ise konkavbir durum gösterir. Nitekim, konkav olan ön yüzden bir takım kanal ve aralıklar aracılığı ile si-nirler, damarlar ve kas kirişleri geçerek parmaklara ve buradaki kemiklere kadar uzanırlar.Böylece çok dar bir aralıkta, yüksek fonksiyonel önemleri olan çok sayıda oluşum, ilgilibölgelere kadar uzanırlar.El tara ğ ı kemikleri (ossa metacarpi) : El tarağını oluşturan bu kemikler kısayapılı ve içi boşluklu bir oluşum gösterirler. Proksimal uçları ile el bileğinin distal sırası (ikincisıra) kemikleri ile eklem yaparlar. Baş kısımları ile de parmak kemiklerinin tabanlarına ek-lemleşirler. Beş adet olan bu kemikler, elin fonksiyonel yapısında el bileği kemikleri ile birlik-te palmar taraftaki konkavitenin oluşmasına yardım ederler. - 56 -
    • Parmak Kemikleri (Ossa digitorum manus=phalanges) : Herbir parmak,birbirleri ile eklem yapmış üç ayrı kemikten oluşmuştur. Bu küçük kemiklere phalanx adı ve-rilir. Phalanxlar bazen romen rakamı ile I., II., III. şeklide belirtililer. Bazen de, phalanx prok-simalis, media ve distalis olmak üzere adlandırılır. Bu kemikler de kısa ve içi boşluklu biryapıdadırlar. Baş parmakta iki adet phalanx bulunur.3.3.1.4. Üst Ekstremite EklemleriKolun hareketleri ile ilgili üç esas eklem vardır :■ Articulatio sternoclavicularis■ Articulatio acromioclavicularis■ Articulatio humeriYukarıda birinci ve ikinci sırada verilmiş olan eklemlerde esas eleman, köprücük kemiğidir(clavicula). Her iki eklemde claviculanın dış ve iç uçları birleşmeye katılırlar. Omuz eklemin-de meydana gelecek bir harekette, claviculanın yaptığı bu eklemler de harekete katılırlar.Yukarıya, öne, arkaya ve hatta bir miktar aşağıya doğru oluşturdukları hareketleri ile, omuzekleminde ortaya çıkan hareket genişliğini artırırlar. Her iki eklem de, gerçek eklem yapısın-dadır. Bu nedenle eklem boşluğu, kapsülü, discus ve bağları vardır.Articulatio humeri (omuz eklemi) tam oynar eklemlerdendir. Ekleme katılan kemik yüzeyler-den birisi küre şeklinde, diğeri ise bunu içine alacak şekilde çukur yapıdadır. Eklem çukuru(cavitas glenoidalis), eklem başını bütünü ile içine alamaz. Eklem başı çukura göre yaklaşıkdört defa daha büyüktür. Ancak, iki eklem yüzeyini birbirine uyumlu hale getiren bir kıkırdakyapı vardır (labrum glenoidale). Omuz ekleminde harekete yön veren sadece kaslardır. Buyapı içerisinde kemik ve ligamentlerin, hareketin yönü bakımından hiçbir etkisi yoktur. Bunedenle insan vücudu içinde en fazla serbest hareket eden eklem olarak kabul edilir. Aslı-nda, omuz ekleminde değişik nedenler ile sık olarak görülen çıkıkların da nedeni budur.Önkolun, kola göre hareketleri dirsek ekleminde sağlanır. Dirsek ekleminin (articulatio cubi-ti) yapısı içinde, üç ayrı eklem bulunur. Bu üç eklem fonksiyonel bir bütünlük gösterirler veaşağıdaki gibi adlandırılırlar. Humerus ile ulna arasında Art. humeroulnaris Humerus ile radius arasında Art. humeroradialis Radius ile ulna arasında Art. radioulnaris proximalisBurada, önkol kemikleri ile kol kemiği arasında oluşan eklemlerde, sadece bükülme (flexi- - 57 -
    • on) ve açılma (extention) hareketleri söz konusudur. Halbuki ulna ve radius arasındaki ek-lemde ise, önkolun uzun eksenine göre içe ve dışa doğru dönme hareketleri de ortaya çıkar.Bu hareketlere pronation ve supination adı verilir. Anatomik durumda iken, avuç içi (palmaryüz) öne doğru bakar. Pronationda ise bunun tersi bur durum vardır. Pronation hareketin-de, radius ulnayı üstten çaprazlar.El hareketleri, el bileğini meydana getiren kemikler ile, önkol kemiklerinin distal uçları ara-sında oluşan eklem sayesinde sağlanır. Sagittal ve horizontal iki ekseni olan elbileği ekle-minde, iki ana hareket ortaya çıkar. Yatay eksene, göre flexion ve extention, sagittal eksenegöre ise abduction ve adduction hareketleri elde edilir. Bu iki harekete, el bileğinin bütün ke-mikleri katılır. Hareket, el bileğini oluşturan iki sıra kemiğin arasında ve aynı zamanda birincisıra ile önkol kemikleri arasındaki eklemde ortaya çıkar.El bileğinin distal sıra kemikleri ile, el tarağı kemikleri arasında da eklemler oluşur. Bunlariçinde, başparmağa ait olanı diğerlerinden ayrıdır ve özel bir eklem yüzeyine sahiptir (eğerşeklinde). Bu şekildeki eklem yüzeyi sayesinde başparmak, diğer parmaklara yaklaştırılırveya uzaklaştırılır. Böylece yakalama fonksiyonu sağlanır.Parmakları oluşturan kemikler (phalanx) arasında, menteşe şeklinde eklemler bulunur. Bunedenle, sadece kapama (flexion) ve açma (extention) hareketleri yapılabilir. Bu eklemlerinözellikle yan bağları kuvvetlidir. Phalanxların proksimalleri ile el tarağı kemiklerininbaşcıkları arasındaki eklemlerde ise kısmi yan hareketler de yapılabilir.3.3.2. Alt Uzuv KemikleriAlt ekstremiteler, canlıların boşlukta yer değiştirmesini sağladıkları gibi, durma veya hare-keti sabit tutmaya da hizmet ederler. Bu nedenle, alt uzuvların stabilitesi önemlidir. Bu sis-tem içinde kalça ekleminden, ayak ucuna kadar devam eden fonksiyonel zincir, özelliklevücudun dik durması bakımından da önemli görevler yüklenmiştir. Alt uzuvlar, leğen (pel-vis) bölümü ile gövdeye bağlanmıştır. Alt ekstremite kemikleri arasında oluşan eklemleriçinde kalça, diz ve ayakbileği eklemleri, temel eklemler olarak kabul edilir.Üst ve alt ekstremitelerin yapıları ve sistem içerisindeki fonksiyonel ilişkileri, birbirlerine çokbenzemektedir. Ancak, vücudun hemen bütün ağırlığı alt uzuvlar tarafından taşındığından,alt ekstremitelerin ve eklemlerin oluşması, üst uzuvlara göre biraz daha kuvvetli ve farklıolarak ortaya çıkar. - 58 -
    • 3.3.2.1. Leğ en İ skeleti (Pelvicum) : Leğen (pelvis) iskeleti os coxae ve os sacrumadı verilen, kuvvetli iki kemiğin birleşmesi ile ortaya çıkar. Her iki yanda os coxae ve arka or-tada os sacrum yer alır ve bu iki kemik çok kuvvetli eklemleşmeler ile sağlam bir kemeroluştururlar.Os sacrum : Omurganın (columna vertebralis) aşağıya doğru devam eden kısmı olarakgörülür. Dört veya beş adet omurun üst üste kaynaşmasından oluşmuş sağlam yapıda birbütündür. Pelvis boşluğunu arkadan kapatacak şekilde yerleşmiş ve yan yüzleri de os co-xaelar ile eklem yapmıştır.Os coxae : Pelvisi yanlardan kapatan iki adet kemiktir. Önde ve ortada birbirleri ilekıkırdak bir yapı aracılığı ile birleşirler. Herbir koksa, üç ayrı kemikten oluşur (os ilium, os isc-hii ve os pubis). Bu üç kemiğin birleşme yerleri çocuklarda "Y" harfi şeklinde görülür. Buradadış yüzeyde, kalça ekleminin çukurluğu bulunur (fossa acetabuli). Ayrıca bu kemiklerin bir-leşmeleri sırasında oluşan geniş deliğe ise foramen obturatorium denir. Bu açıklık sağlambir membran tarfından kapatılmıştır.Pelvisin iki önemli görevi vardır. Birincisi karın boşluğunun tabanını oluşturması ve aynı za-manda pelvis organlarını korumasıdır. İkincisi ise alt extremitelerin fonksiyonel durumunusağlamasıdır. Pelvis boşluğu, yukarıda daha geniş ve aşağıda dar olmak üzere iki boşlukhalindedir. Büyük pelvisin duvarları genel olarak kemik yapıdan oluşurken, küçük pelvisduvarları kemik yapının yanısıra bağlar ve kaslardan da yapılmıştır. Küçük pelvis boyutu-nun ve çapının özellikle hamile kadınlarda önemli olduğunu belitmek gerekir. Doğum önce-sinde ve doğum sonrasında, burada yer alan bazı bağ ve eklemlerde gevşeme (yu-muşama) ortaya çıkar. Bunun sonucu olarak, bir yandan yavrunun böyümesi için yer im-kanı, öte yandan doğumun daha kolay olması sağlanır.3.3.2.2. Uyluk Kemi ğ i (os femoris) : İnsan iskelet sistemi içinde, içi boşluklu veuzun kemiklerin en kuvvetlisidir. İki ucu ve birde gövdesi vardır. Proksimal ucu eklem yap-maya uygun ve küre şeklinde bir çıkıntı yapar. Bu çıkıntı kalça ekleminin oluşmasını sağla-yacaktır. Buraya caput femoris adı verilir. Caput femoris ile gövdeyi birleştiren boğazkısmına ise, collum femoris denir.Femurun proksimal ucunda aynı zamanda iki büyük kemik çıkıntı daha bulunur (trochantermajor ve minor). Bu çıkıntılara önemli kaslar tutunur. Trochanter major, klinikte oryantasyonbakımından faydalanılacak bir noktadır. Bunun nedeni, kalça ekleminin dış yüzünden ko- - 59 -
    • layca elle bulunabilmesidir.Femurun distal ucu da kuvvetli bir yapı gösterir. Her iki yanında kuvvetli olarak oluşmuş ke-mik çıkıntılara condylus medialis ve lateralis adı verilir. Bunlar diz ekleminin esas eleman-larıdır ve eklem yapmaya elverişli düz yüzeyler taşırlar. İki condylus arasındaki düz ve par-lak eklem yüzeyine facies patellaris denir. Buraya diz kapağı kemiği (patella) oturur. İkiçıkıntı arasında ve arka yüzde oluşan çukur ise fossa intercondylaris adını alır.3.3.2.3. Dizkapağ ı Kemi ğ i (Patella) : Bu kemik insan vücudunun en büyük sesa-moid kemiğidir. Uyluk ön tarafında bulunan önemli bir kasın (M. quadriceps femoris) sonuçkirişi arasında bulunur. Üç köşeli ve iki yüzlü bir yapı gösterir. Tabanı yukarıda tepesiaşağıda üçgen şekillidir. Ekleme katılan yüzü düzgün ve parlaktır.3.3.2.4. Bacak Kemikleri (Ossa cruris) : Diz kapağından ayakbileğine kadarolan kısım bacak (crus) olarak adlandırılır. Buradaki kemikler tibia ve fibula adını alırlar. Heriki kemiğin arasında, kuvvetli bir yapı şeklinde oluşmuş olan membran (membrana interos-sea) önemli fonksiyonlar yüklenmiştir. Fibulanın zayıf oluşmasına karşılık, tibianın yapısıdaha kuvvetlidir. Bu nedenle, gerek diz ekleminde gerekse ayakbileği ekleminde, önemlirolü tibia yüklenmiştir. Aslında fibula, değişik kasların tutunmasına hizmet eden bir trapezgörevi görür.Kaval Kemik (tibia) : Bacağın en kuvvetli kemiğidir. Yatay bir kesitte, üçgen şeklindegörülür. Hemen hemen bütün vücut ağırlığını bu kemik taşır ve anatomik durumda iç yandayer alır. Kemiğin ön kenarı, deri altından el yardımı ile rahatlıkla bulunabilir. Hatta, zayıfyapılı pek çok kimsede göz ile de görülebilir. Uyluk kemiğinin distal ucundaki eklemçıkıntılarına uygun olmak üzere, tibianın proksimal ucu daha genişçe oluşmuştur. Eklemyüzleri oldukça düzdür. Diz ekleminde, femur ile tibia arasında meniscus adı verilen ve fonk-siyonel önemi çok fazla olan kıkırdak oluşumlar vardır. Diz ekleminin yapısı içinde önemlioluşumlardan olan çapraz bağlar da, yine tibianın proksimal ucundan başlayarak yukarıyadoğru uzanırlar. Burada kemik üzerinde öne doğru oluşan çıkıntılı kısma tuberositas tibiaeadı verilir. Uyluğun ön lojunda bulunan kuvvetli kas (M. quadricep femoris) sonuç kirişi ile buçıkıntılı kısma tutunur. Tibianın alt ucu (distal uç) ayakbileğinin kemikleri ile birleşerek ek-lem yapar ve bu eklemleşmeye uygun bir yapı gösterir. İç kısımda oluşan kemik çıkıntıyamalleolus medialis adı verilir. - 60 -
    • Kam ış Kemik (fibula) : Bacak iskeletinin diğer kemiği de fibuladır. Oldukça zayıf biryapıya sahiptir. Bacakta, dış yanda yer alır. Daha çok, kasların tutunmalarına hizmet edenfonksiyonel bir görev yüklenmiştir. Fibulanın distal ucundaki kemik çıkıntıya malleolus late-ralis denir. Böylece ayak bileği eklemi oluşurken, bir yandan tibianın öte yandan fibulanınçıkıntısı bir özengi gibi ayakbileği kemiklerinden talusu sıkıca kavrar.3.3.2.5. Ayak İ skeleti Kemikleri : Ayak iskeleti (ossa pedis) değişik şekilli kemikle-rin oluşturduğu bir bütün olarak görülür. Bu kemikler birbirleri ile çeşitli eklemler yaparlar.Burada da el iskeletini oluşturan kemikler gibi, ayak bileği, ayak tarağı ve parmak kemikleriolmak üzere bir gruplama yapılır.Ayak bileği kemikleri (ossa tarsi), yedi adettir. Bunların içinde en büyüğü ve kuvvetli olantopuk kemiğinin (calcaneus) üzerine, aşık kemiği (talus) oturur. Ossa tarsi içinde yer alandiğer kemikler ise; os naviculare, os cuboideum ve ossa cuneiforme (mediale, intermediumve laterale) adını alır.Ayak tarağı kemikleri (ossa metatarsi), beş tanedir. Distal uçları yuvarlak bir baş (caput),proksimal uçları ise tabanı (basis) oluştururlar. Medialden laterale olmak üzere, Romen ra-kamı ile I. den V. ye kadar numaralanarak tarif edilirler.Ayak Parmağı Kemikleri (ossa digitorum pedis), dış görünüşleri ile tamamen el parmakkemiklerine benzerler ve onlar gibi phalanx adını alırlar. Ancak daha ağır fonksiyonel özellikkazandıklarından yapı olarak daha kuvvetli oluşmuşlardır. Kendi aralarındaki eklemleşme-leri ve bu eklemlerde ortaya çıkan hareketler, yine el parmakları gibidir. ? Uzuvlar nelerden oluşur? Özetleyin.3.4. Alt Ekstremite EklemleriPelvis (leğen) kemerini oluşturan kemikler, kuvvetli bir yapı oluştururlar. Gövdenin ağırlığıbu kemer üzerinden uyluk ve bacak kemiklerine ve nihayet ayağa aktarılır. Pelvisi oluşturankemikler üç yerde eklem yaparlar. Önde her iki yandaki os coaxenin birleşmesi ile - 61 -
    • symphysis pubica, arkada iki yanda os sacrum ile os coaxeların oluşturdukları articulatiosacroilica. Günlük vücut hareketleri içinde; kalça eklemi (articulatio coxae), diz eklemi (arti-culatio genu), ayak bileği eklemi (articulatio talocruralis) ve diğer ayak kemikleri arasındaoluşan eklemler (articulationes pedis) önemli yer tutarlar.3.4.1. Articulatio coxae (kalça eklemi)Küre şeklinde yapı gösteren femur başı ile, bu küreyi içine alacak şekildeki bir çukur (aceta-bulum) arasında oluşur. Tam oynar bir eklemdir. İki eklem yüzü arasında ve eklem kapsülüiçinde bir iç bağ (ligamentum capitis femoris) bulunur. Eklem kapsülü dıştan kuvvetli bağlarile desteklenmiştir ve eklem boşluğunu çepeçevre kapatır. Böylece eklem boşluğu içindenegatif bir hava basıncı ortaya çıkar. Bu negatif hava basıncı eklem yüzlerinin birbirlerinegöre durumlarının korunması için önemlidir. Eklem kapsülünü dışarıdan destekleyenbağların en önemlisi ligamentum iliofemorale adını alır. İnsan vücudunun en kuvvetli vekalın bağıdır. Kalça ekleminde üç ana eksene göre (vertikal, sagittal ve transvers) hareket-ler elde edilir. Eklem mekaniği bakımından en geniş hareket 130-140 derece arasında yapı-labilen anteversion, en dar hareket ise 10-15 derece arasında oluşan retroversiondur3.4.2. Articulatio genu (diz eklemi)İnsan vücudundaki büyük eklemlerdendir. Femurun distal ucu ile tibianın proksimal ucuarasında oluşur. Bu ekleme bir de patella katılır. Menteşe gibi çalışlarak hareket sağlar. Ek-lem yüzleri arasında kıkırdak yapılı meniscus adı verilen oluşumlar yer alır. Bu eklem, yanbağlar ile kuvvetlendirilmiştir. Bu tür eklemlerde yan bağlar her zaman kuvvetli olarakoluşur. Ayrıca diz eklemin içinde çapraz bağlar da vardır.Çapraz bağlar eklem hareketlerini kısmen kısıtlarlar. Eklem kapsülü, ekleme katılan kemikyüzeylerini her yandan kuşatır. Bu eklemde, transver eksene göre flexion ve extention hare-ketleri elde edilir. Ancak, flexion durumunda bir miktar iç rotasyon da yapılabilir.3.4.3. Articulatio talocruralis (ayak bileğ i eklemi)Tibia ve fibulanın distal uçları arasında oluşan çatal şeklideki yapı ile, ayak kemiklerindentalus arasında oluşur. Transvers eksene göre dorsal flexion (ayak ucunun yukarı kalkması)ve plantar flexion (ayak ucunun aşağıya inmesi) hareketleri yapılabilir. Ancak, ayak kemik- - 62 -
    • leri arasında oluşan diğer bir eklem aracılığı ile (articulatio talocalcaneonavicularis) ayaktasupinasyon ve pronasyon hareketleri de yapılabilir. Bu hareketlerin yapılması sırasında, ar-ticulatio talocruralis de işe katılınca hareketin genişliği artar.Ayak iskeletini oluşturan diğer kemikler arasında çeşitli eklemler bulunur. Bu eklemlerinoluşumu ve fonksiyonları yine eldeki eklemlere benzer.Genel yapısı içinde ayak, fonksiyonel bakımdan son derecede önemli bir kubbeye sahiptir.Bu ayak kubbesi, çeşitli kas ve kirişler tarafından desteklenir. Herhangi bir nedenle, ayakkubbesini destekleyen elemanların fonksiyonel özelliklerini kaybetmeleri, kubbeninçökmesine neden olur. Böylece düz tabanlık (pes planus) ortaya çıkar. Özellikle ayakta vehareketli olarak mesleklerini sürdüren kişilerde, bu durumun ortaya çıkması önemli şikayet-ler doğurur. ? Alt ekstremite eklemlerini özetleyin.ÖzetHareket sistemi, kemik çatı (iskelet) ve kasların birliğinden meydana gelir. İskelet sistemi,insan vücudunun destek yapısı olarak görev yapar. Bu çatıda tamamlayıcı yapılar olarak;kemikler, bağlar (ligament) ve kıkırdaklar önemli görevler yüklenmişlerdir. Kemikler arasın-da ortaya çıkan eklemler ile hareketler elde edilir. Hareketin aktif elemanları ise kaslardır.Kas sistemi içerisinde, yardımcı elemanlar olarak, kirişler, ince veya kalın kas örtüleri (fasci-ae), içi sıvı dolu keseler (bursa synovialis) ve aponevrotik kılıflar önemli görevler yüklenirler.Hareket sistemini oluşturan bütün yapılar morfolojik ve fonksiyonel olarak mükemmel birbirlik meydana getirirler. Bu birlik içerisinde, bazen destek, bazen de örtü yapı halinde bulu-nan kıkırdak doku (veya kıkırdak elemanlar), önemli fonksiyonel yapılar halindedirler.Kasların kasılmaları ile, eklem yapan kemiklerin birbirlerine karşı durumları ayarlanır ve be- - 63 -
    • lirli bir hareket ortaya çıkar. Eklem yapan kemiklerin şekilleri ve eklem yüzleri, ancak belirlihareketlerin yapılmasını mümkün kılar. Hareket sisteminin pasif elemanlarından olanbağlar (ligamentler) ise, belirli durumlarda ve yerlerde hareketleri kısıtladıkları gibi, yönlen-direbilirlerde.Değerlendirme Soruları1. Tam hareketli eklemler latince hangi isim ile belirtilir? A) Syndesmosis B) Synchondrosis C) Synarthrosis D) Synosthosis E) Diarthrosis2. Tek eksenli eklemlerde, aşağıdaki hareketleden hangisi elde edilir? A) Fleksion B) Abduksion C) Sirkumdiksion D) Adduksion3. Tam oynar hareketli eklemler için verilen bilgilerden hangisi yanlıştır? A) Eklem boşlukları vardır. B) Hepsinde eklem içi bir bağ bulunur C) Eklem kapsülleri vardır D) Eklem yüzleri kıkırdak ile döşenmiştir. E) Eklem boşluğu synovia ile doldurulmuştur.4. Boyun bölümü omurları (vertebrae cervicales) kaç adettir? A) 5 adet B) 12 adet C) 7 adet D) 4 adet E) 9 adet - 64 -
    • 5. Bir omurgada (columna vertebralis) kaç adet discus intervartebralis vardır? A) 19 adet B) 23 adet C) 21 adet D) 15 adet E) 17 adet6. Aşağıdakilerden hangisi neurocraniumu oluşturan kemiklerden değildir? A) Os occipitale B) Os sphenoidale C) Os temporale D) Os frontale E) Maxillae7. Hipofiz (bezi) aşağıdaki kemiklerden hangisinin üzerinde yer bulur? A) Os sphenoidale B) Os ethmoidale C) Os temporale D) Os frontale E) Os parietale8. Aşağıdakileden hangisi çift kemiklerdendir? A) Os hyoideum B) Mandibula C) Os zygomaticum D) Os ethmoidale E) Os frontale9. Yeni doğan bir çocukta fonticulus (bıngıldak) kaç adettir? A) 3 adet B) 2 adet C) 5 adet D) 6 adet E) 4 adet10. Aşağıdakilerden hangisi el bileğinin birinci sırasının kemiği değildir? A) Os scaphoideum B) Os capitatum C) Os triquetrum D) Os lunatum E) Os pisiforme - 65 -
    • Sözlük ve Kavram DiziniApertura : Açıklık, delik ağızArticulatio : EklemAtlas : Birinci boyun omuruAxis : İkinci boyun omuruCaput : BaşCarpus : El bileğiCavum nasi : Burun boşluğuChoanae : Burun boşluklarının arka açıklığıColumna vertebralis : OmurgaCollum : BoyunCompacta (compactus) : Sağlam, tıkız yapıCorpus : Gövde, kemiklede ana bölümCosta : KaburgaCranium : Baş, kafatasıCrista : İbikCrus : BacakDiaphysis : Uzun (boşluklu) kemiklerin orta bölümüDigitus : ParmakDiscus intervertebralis : Omurganın bütününde ve omurlar arasında yer bulan kıkırdak yapılarEpiphysis : Uzun (boşluklu) kemiklerin uç kısımlarıExtramitas : Kol, bacak, tarafFonticulus : BıngıldakForamen : Büyük açıklık, delikGenu : DizPharynx : Yutak - 66 -
    • Kyphosis (kifos) : Omurganın konveksitesi arkaya doğru olan eğriliğiLamina : Tabaka, levhaLarynx : GırtlakLigamentum : Bağ, bandManus : ElMeniscus : Yarım ay şeklinde kıkırdaktan oluşmuş özel yapılarMedulla spinalis : OmurilikNeurocranium : Kafatasının beyin bölümüOrbita : Göz boşluğuOs : KemikPelvis : LeğenPeriost (periosteum) Kemiğin örtüsüProcessus : ÇıkıntıSinus : Boşluk, oyukSkolios : Omurganın yanlara doğru yapmış olduğu eğriliklerSpina : DikenSpinosus : DikensiSpongiosus (spongiosa) : İçi boşluklu, süngersi (yapı)Sutura : DikişSynovia : Eklem sıvısıThorax : Göğüs kafesiTuberculum : Tümsekcik, küçük çıkıntıTuberositas : Pürtüklü, kabartılı alanVertebra : OmurVisserocranium : Kafatasının yüz bölümü - 67 -