İli̇m öğrenmek ve ali̇me saygi i̇dris yavuzyi̇ği̇t

  • 3,120 views
Uploaded on

 

  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Be the first to comment
No Downloads

Views

Total Views
3,120
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
3

Actions

Shares
Downloads
14
Comments
0
Likes
1

Embeds 0

No embeds

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
    No notes for slide

Transcript

  • 1. T.C. AZĠZĠYE MÜFTÜLÜĞÜ DADAġKENT MERKEZ CAMĠĠIlim’in ÖnemiVe Alimlere Saygı Ġdris YAVUZYĠĞĠT Dadaşkent Merkez Camii Imam Hatibi
  • 2. İlim ilim bilmektirİlim kendin bilmektirSen kendin bilmezsen Bu nice okumaktır Yunus emre
  • 3. İnsan Allah tarafından yaratılmıştır ve varlığınıYaratıcı’ya borçludur. O, yaradılışı icabı kötü Ġnsan hiçbir ġey Bilmeyerek Doğardeğildir, fakat cehaleti sebebiyle bir şekilde kötülükişleyebilmektedir. Bu yüzden insanın bilgi ve eğitimeihtiyacı vardır. Dünyaya hiçbir şey bilmez halde gelen insan(Nahl, 16/78) hayatta kendisi için gerekli olan bilgilerisonradan öğrenir. Demek ki insana rehberlikedilmesi, başkalarıyla münasebetlerini düzenli biçimdesağlayacak değerlerin ona öğretilmesi gerekmektedir.İşte bunların hepsi eğitimle gerçekleşir.
  • 4. Allah, insanı yaratmaklayetinmemiş, ayrıca ona kalemle yazmayıve bilmediği şeyleri öğretip onu Kur’an’laeğitmiştir. Kuranın Hedefi Her çağın şaşmaz rehberi olanKur’an, insanları bilgilendirici ve eğiticiayetlerle doludur. Kuranın temel amaçlarındanbiri, insanı aklen ve ahlaken Allah’ayöneltip onu kötülüklerden ve cahilcedavranışlardan alıkoymaktır.
  • 5. Eğitim; Belli bir bilim dalı veya sanatkolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitmeişi, çocukların ve gençlerin toplum yaşayışındayerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri veanlayışları elde etmelerine, kişiliklerini Eğitimgeliştirmelerine yardım etme, terbiye, Öğretim ise; Belli bir amaca göre gerekenbilgileri vermeişi, tedris, tedrisat, talim, öğrenmeyikolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, gereçlerisağlama ve kılavuzluk etme işi olarak tarifedilmektedir
  • 6. Eğitim, insanın doğuştangetirdiği yeteneklerini geliştirme veşekillendirme; onu, din ve dünya ileilgili vazifelerini hakkıyla yapabilecek Eğitimduruma getirme faaliyetidir. Bu faaliyet;Aileler, Okullar, Camiler, Öğretmenler, DinGönüllüleri OlanHocalarımız, Alimlerimiz, Kitaplar vesilesiile sağlanmaktadır.
  • 7. Eğitim ve öğretim sadece belli yaşla belliyerlerle sınırlı değildir. Özellikle günümüzde tıbbınilerlemesi neticesinde, anne karnında bulunanbebeklerin dahi annenin davranışlarındanetkilendiğini, söylenen sözleri duyduğunu, anneninkendisiyle kurmuş olduğu güzel iletişimden dolayı mutlu Eğitimolduğu tespit edilmektedir. Bu da bize göstermektedir ki, insanoğlununeğitimi, anne karnına düşmekle başlayıp, doğumuyladevam eden ve ölüme kadar sürecek olan bir süreçtir. Peygamberi ifadeyle “Beşikten mezara kadarilim tahsil edin” sözü bu hususu ne kadar da güzelözetlemektedir.
  • 8. İnsanı yönlendiren, hayatını belirleyenbilgidir. İnsanın bütün yapıp etmelerinintemelinde bilgi vardır. İnsan bilmediği bir şeyi isteyemez. Bilginin KaynağıBilmediği bir şeyi yapamaz. İnsan, hayatabağlantıyı ancak bilgisine sahip olduğu şeylerlekurar. İnsanın hayattaki başarısı da yapıp-etmelerindeki bilgi ölçüsündedir. İşte bilgi edinmenin en önemli yolu daokumaktır. Allah Teala vahyin ilkayetinde, Rasulünün şahsında bütün insanlığa“oku” diye hitap etmektedir.
  • 9. . . Kuranın Ġlk Emri Oku . . "Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanıpıhtılaşmış kandan yarattı. Oku, insanabilmediklerini belleten, kalemle (yazmayı)öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir." (Alâk,96/1-5)
  • 10. Bu ayetler, Kuran’ın ilk nazil olanayetleridir. Allah’ın biz kullarına ilk emridir bu.Ayette okuma emredilirken neyin okunacağı Neyi Okumakbelirtilmemiştir. Kişinin kendisi, içinde yaşadığı toplum,hatta insanlık için yararlı olacak bütün ilimlerinokunup, öğrenilmesi bu emrin kapsamıiçindedir.
  • 11. Bilenlerle Bilmeyenler EĢit midir? Kur’an-ı Kerim’de ilmin her çeşidiövülmüş, bilenlerle bilmeyenlerin birolmayacağı açıkça belirtilmiştir. “(Ey Muhammed) De ki: Hiç bilenlerlebilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akılsahipleri bunları hakkıyla düşünür.”( Zümer, 39/9.)
  • 12. Ġlim Öğrenmek Herkese Farzdır“İlim öğrenmek her müslümana farzdır.” (İbn Mace, Mukaddime, 17)
  • 13. Yüce Dinimiz ilmi, faziletlerin en üstünü saymıştır.İslam dininde ilimden kast edilen, sadece dini ilimlerdeğildir. Ömer Nasuhi Bilmen Büyük İslam İlmihalinde Fıkhen Ġlim Öğrenmenin Hükmükonumuzla ilgili şunları söylemektedir. Her Müslüman’ın yapmakla yükümlübulunduğu dini görevlerini yerinegetirmek, doğruyla yanlışı, helal ve haramıayırt etmek için bilgi sahibi olması farzdır. İlim öğrenmek hem ferler için, hem de toplumiçin gereklidir. Ferdin kendi ihtiyaçlarını giderecek ilmiöğrenmesi farz-ı ayn (yani her bir Müslüman’ınyapması gerekli şey)’dir. Allah rızası gözetilmek kaydıyla, insanlarafaydalı olacak, toplum hayatı için gerekli her türlü ilimöğrenilmesi farz-ı kifaye olarak hükme bağlanmıştır.
  • 14. İlim insana hem dünyada hem de ahirettefaydalıdır. Bilgisiz yapılan ibadet bile makbul değildir. Ġlim Maldan HayırlıdırÖyle ise dinimiz ve dünyamız için gerekli olan bilgileriöğrenmeli ve bu konuda çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. Hz. Ali(ra) buyuruyor: “İlim maldan hayırlıdır. Çünkü malı sen koruyacaksın, ilim ise seni korur. İlim hakim, mal mahkumdur.Mal harcamakla azalır, ilim harcamakla çoğalır.” (İmam Gazali, İhyaü Ulumi’d-Din, I, 7)
  • 15. Peygamberimiz ve sahabe-i kiramı örnekalan atalarımız öyle yapmışlardı. Sadece dini Çocuklarımıza Ġlim Öğretmekilimlerde değil, diğer ilimlerde de zamanlarınagöre ileri gitmiş; müspet ilimlerin temelleriniatmışlardır. Bizler de onlar gibi dinimizin emir vetavsiyelerine kulak vererek, yavrularımızın iyiyetişmelerine özen göstermeli bir takım zararlıakımlarla ilgilenmelerine imkan vermemeliyiz. Çocuklarımıza mal bırakmak yerinemalımızı onların bilgi sahibi olmaları içinharcamalıyız.
  • 16. Yüce Yaratanımızın indirmiş olduğu Peygamber Öğretmendikuran-ı Kerim ve Sevgili PeygamberimizinSünneti İslam dininin en temel iki eseridir. Nitekim Hz. Peygamberde birçok kez şöyle buyurmuştur. “Allah beni bir muallim (öğretmen) olarak göndermiş bulunuyor”
  • 17. Allah Teâlâ Peygamberimize şöyle emrediyor: Faydalı Ġlim Öğrenmek Ġçin Dua"(Ey Muhammed) de ki: Rabbim, benim ilmimi artır.”(Tâhâ, 20/114) Peygamberimiz de bu emre uyarak: "Allahım, bana öğrettiğin ilimden beniyararlandır, yararlı olacak ilmi bana öğret.İlmimi artır. Her hal üzere Allaha hamd olsun." (İbn Mâce, Mukaddime, 23, (259))
  • 18. “Allah’ın kulları arasında O’ndankorkan, ancak alimlerdir.” (Fatır, 28); Kuranda Ġlim Ve Alim “Biz bu misalleri insanlaraveriyoruz. Onları ancak bilenleranlayabilir.” (Ankebut, 43); “Eğer bilmiyorsanız zikirerbabına(alimlere, bilenlere) sorunuz.”(Nahl, 43)
  • 19. Kuranda Ġlim Ve Alim “Fakat Onlardan ilimde derinleşmişolanlara, sana indirilen kitaba ve senden önceindirilen kitaba inanan müminlere, nazmakılanlara, zekat verenlere, Allah’a ve ahiregününe inananlara, elbette büyük ecir vardır.”(Nisa, 162)
  • 20. Ġlim Öğrenmek Ġçin Yola Çıkanlar Ebud-Derda (ra)’dan Resûlullah (sav)ın şöyle buyurduğurivayet edilir: “Kim ilim öğrenmek için bir yol tutarsa, Allah da onucennete giden yollardan birine dahil eder. Melekler, ilimöğrenmesinden hoşnut olarak o kimseyi korurlar. İlim öğrenen içingöklerde ve yerde olanlar, hatta denizdeki canlılar bile istiğfarederler. Âlimin ibadet edene üstünlüğü, dolunaylı gecede ayın diğeryıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerinvârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne de dirhem mirasbırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim ilme sahip çıkarsa, büyükbir nasip elde etmiş olur.” (Ebû Davûd, İlim 1(3641); Tirmizî, İlim, 19)
  • 21. Alimin Abide Üstünlüğü“Allah hakkında hayır dilediği kimseyi dinde fakih kılar.” (Buhari, Farzul Humus 7; İlim, 13; İtisam 10) Ebu Ümâme (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sav)a biri âbiddiğeri âlim iki kişiden bahsedilmişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizden enbasitinize olan üstünlüğüm gibidir”. (Tirmizî, İlim 19)
  • 22. Enes (ra)’dan Hz. Peygamber’in şöyle buyurduğurivayet ediliyor: “İlim talebi için yola çıkan kimsedönünceye kadar Allah yolundadır.” (Tirmizî, İlim 2) Ġlm Öğrenmek Sahbere (ra)dan merfu olarak rivayet edildiğine göre Hz.Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kim ilim öğrenmeğitalep ederse, bu onun geçmişteki günahlarınakefaret olur.” (Tirmizî, İlim 2) Ebu Hüreyre (ra) “Resûlullah (sav)’in şöyle buyurduğunurivayet ediyor: “Hikmet (Bilgi), müminin yitiğidir.Mümin hikmeti nerde bulursa onu sahiplenir.”
  • 23. Peygamberimiz Her Vesile İle İlmin ÜstünlüğüneDikkat Çekmiştir. Bir defasında Ebû Zer (r.a.)a hitaben Kurandan Bir Ģey Öğrenmenin Değerişöyle buyurmuştur: Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (a.s), bana dediler ki: "Ey Ebu Zerr! Senin evden çıkıp Allahınkitabından bir ayet öğrenmen, senin için yüz rekatnamaz kılmandan daha hayırlıdır. Keza gidip ilimden birbab (mevzu) öğrenmen -ki bu işle amel edilsin veyaedilmesin- senin için bin rekat namaz kılmandan dahahayırlıdır." (İbn Mâce, Mukaddime, 16)
  • 24. Gıpta Edilecek Ġki KiĢi "Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir:Allahın kendisine ihsân ettiği malı hakyolunda harcayıp tüketen kimse; Allahın kendisine verdiği ilimle yerliyerince hükmeden ve onu başkalarına daöğreten kimse."
  • 25. Gıpta Edilecek Ġki KiĢi Emevi halifesi Ömer b.Abdulaziz: “Bilmiş olunuz ki bir memleketteilim adamlarının mevcudiyeti güneş karlüzumlu sayılmadıkça o memleketkalkınamaz, kısa bir müddet içindekalkınsa bile zevali yakındır.”
  • 26. “Siz cennetin ağaçlarından bir bağarastlasanız hemen o ağacın gölgesinin Cennet Ağacı Alimleraltına oturunuz. Ve o ağacın meyvesindenyiyiniz”, deyince Sahabe-i Kiram:”YaRasulellah bu dünyada bu mümkün mü?Bu nasıl olur?” dediler. Peygamberimiz “İşte o cennetinmeyveli ağacına benzeyen ulemadır.Onlara gidiniz ve onların ilminden istifadeediniz.” buyurmuşlardır.
  • 27. Ebu’l Esved ed Düeli: “İlimden daha aziz bir şey yoktur. Alimler Krallar halka hükmederler.Alimler de krallara hükmederler.”
  • 28. “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” Gıpta Edilecek Ġki KiĢiBir Müslüman’ın öğreneceği ilk şeyin Kur’an ve ilmihal bilgisi olması gerekir. Makamı- mevkii, cinsiyeti, milliyeti ne olursa olsun, İlmini hangi alanda yaparsa yapsın, hangi sahanın mütehassısı olursa olsun Müslümanlar için bu gerçek değişmez. Kur’an okuyanına şefaat edecektir “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.
  • 29. “Sakın cahillerden olma!” (El-Enam, 5/35) Cahillerden Uzak Dur “Cahillerden yüz çevir.” (Araf, 199)ÇünküHer fenalığın, küfrün, şirkin başı bilgisizlik ve cehalettir.İlim sahibi olmayan kimse Allah’ı tanıyıp bulamaz.Allah’ın büyüklüğünü, kuvvet ve kudretini idrakedemez.Kalbine iyi ve güzel duyguları yerleştiremez.İnsanlara faydası olmadığı gibi onlara zararı dokunur.
  • 30. Hz. Peygamber(sav) tebliğe memur edilir edilmez bucehaleti, insanlığa hele hele Müslümanlığa yakışmayan bu durumu Ġlim Öğrenmek Ġçin Yola Çıkanlarortadan kaldırmak için var gücüyle mücadeleye başladı. İnen Kur’an ayetlerini ashabına ezberlettiğigibi, onları yazmalarını da emretti. Medine’de mescidinbitişiğinde bir yer yaptırıp buraya toplanan kişilerin(Ashab-ı Suffa) bütün ihtiyaçlarını temin edip, onlarınher türlü dünya meşguliyetinden, telaşından uzak olarak,sadece ilimle meşgul olmalarını sağladı. İlk medresenin, ilk ilim ocağının temelleriniRasulullah(sav) böyle attı. Mescid-i Nebevi’nin yanında yapılan bu mekanda kalansahabiler, yanı Ahsab-ı Suffa vakitlerini ilimle geçirmişler,Rasulullah’tan en çok hadisi-i şerif rivayet eden Ebû Hüreyre,firaseti ve bilgisiyle diğer sahabilere ve ümmet-i Muhammed’e feyizkaynağı olan Salman-ı Farisi gibi büyük sahabiler buradayetişmişlerdir.
  • 31. Fıtratın Gereğine Göre YaĢamamak: Cahiliye İslam güneşi ufukta doğmadan önce insanlık, bilhassaAraplar öyle bir zulmet ve bataklık içinde idiler ki; kendi özevlatlarını diri diri toprağa gömüyor, ok ve mızrak yarışlarındainsanları canlı hedef yapıyor, kadına mirastan pay vermiyorlardı.Erkek evlat babası ölünce üvey annesiyle evlenebiliyordu. Kadın bir mal gibi satılıyor, insan kendi eliyleyaptığı putlara tapıp, onlardan dar ve sıkıntılızamanlarında yardım istiyordu. Zayıf devamlı eziliyor.İnsanlara köle diye akla, hayale gelmedik eza ve cefalaryapılıyordu. Basit bir mesele yüzünden kabileler arası çatışmalardabinlerce insan ölüyordu. Şiir ve edebiyat alanında güzel eserlerortaya çıkarabilmelerine rağmen, cemiyetin büyük çoğunluğuokuma yazma bilmiyor, söylediklerini irticali olarak söylüyorlardı.Rivayetlere göre koskoca Mekke’de okuma-yazmabilenler yaklaşık 17 kişi idi. Bu sebeple İslam o döneme“Cahiliyye dönemi” adını vermiştir.
  • 32. Rasulullah’ın ilme verdiği önemi, cehaletinkökünü kazma hususundaki hassasiyetinianlamak için şu hareketi bize yeterli bilgiyi verir: Ġlmin Yayılması ĠçinBedir savaşını mülümanlar kazanmış vemüşriklerden 70 kadar esir alınmıştır. Bu esirlerden okuma-yazma bilenlerekurtulabilmek için, hürriyetlerine kavuşabilmekiçin on Müslüman çocuğuna okuma-yazmaöğretme şartını koymuş, bunu başaranlardankurtuluş akçesi, fidyesi gibi başka bir para talepedilmemiştir ki bu tarihte ilk uygulanan biricraattır. (Hz. Muhammed, D. İ. B. yay. Ankarak, 1988, 254)
  • 33. Rasulullah(sav)ın ilme ve alime verdiği değeri deşu tablodan anlamak mümkündür: “Hz. Peygamber(sav)bir talep üzerine Ra’l, Zekvan, Useyye ve Ben-i Lıhyankabilelerine ensâr-ı kiramdan kendilerine “Kurra” adı Ġlmin Ortadan Kalkmasıverilen yetmiş kadar muallimi göndermiştir. Bunlar BİR-İ MAUNA denilen yere vardıklarındabu kabilelerin ahalisi ihanette bulunarak onları şehitettiler. Hz. Peygamber’e bu haber ulaşınca tam bir ay okatillere bedduada bulundu. Kendisini Taif’te taşlayıp mübarek vücudunu yaralayanlarabile beddua etmeyen rahmet ve şefkat peygamberinin, ilimerbabına yapılan bu ihanet karşısında bedduada bulunması, ilme veilim hizmetine mani olanların ne büyük bir cürüm işlediklerinin birgösterisi olduğu gibi, Kur’an hizmetkarlığını ihlasla ifa etmenin Allahve Rasulü nazarında ne şerefli bir mevkii bulunduğunun da açık birdelilidir.( Topbaş, Osman Nuri, Musahebe, 223)
  • 34. Ġlmin Ortadan Kalkması İbn Amr İbnil-Âs’dan rivayet edildiğine göreResûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah, ilmiinsanlardan söküp almak suretiyle yok etmez.Fakat ilim, alimlerin ölümüyle yok olur. Öyle ki, tek bir âlim kalmaz, halk da cahilleri (alimsanarak ilimde) önder edinir. Bunlar kendilerine sorulanmeselelere bilgisizce fetva verirler. Hem kendilerini hemde başkalarını yanıltırlar.” (Buhârî, İlim 34; Müslim, İlim 13 (2573))
  • 35. “Ümmetimin alimlerine tazim Alimlere Hürmet ve hürmet ediniz. Zira onlar yeryüzünün yıldızlarıdır.”
  • 36. Ecdadımızın Alimlere Hürmeti Osman Gazi oğluna nasihat ederken: “Alimler edipler devletin bedeniningücüdür, bunlara iltifat ve ikramda bulun, öyleprogramlar yap, öyle çalış ki devletinde maariferbabı, faziletli insanlar ve alimler çoğalsın.”
  • 37. Az uyuyan, çok okuyan, her öğün tek çeşityemek yiyen, ağaçtan tabak kullanan, dünyevi Ecdadımızın Alimlere Hürmetilezzetlerden hoşlanmayan Yavuz Sultan Selim, veli vealim insanların yanına girdiği zaman büyük bir saygı veedep gösterirdi. Devrin alimlerinden Şam’da yetişen MuhammedBedahşi Hz.’ni Ziyaretinde hiç konuşmamış, sadecedinlemiş sonrada huzurdan öylece ayrılmış. Beraberinde bulunan devlet ricali cedelli birpadişah olan Yavuzun haline şaşırmış: “Sultanım! Sadecedinlediniz bir kelam bile etmediniz.” diye sormuşlar. Yavuz: “Büyük evliyaullahın meclisinde, onlarkonuşurken, başkasının konuşması, -velev ki cihanpadişahı da olsa- uygun düşmez. Biz sultan da olsakböyle manevi sultanların himmetine muhtacız”.
  • 38. Alimin Çamuru Yavuz sultan selim han devrin meşhur Ecdadımızın Alimlere Hürmetialimlerinden kemal paşa zade ile mısır seferi dönüşündeyan yana at üstünde sohbet ederek gidiyorlardı. Birden kemal paşa zadenin atı ürktü ve atınınayağından fırlayan çamurlar yavuzun kaftanını çamuraboyadı. Kemal paşa üzüldü, rengi atıp benzi sarardı.Celalli padişahın kızacağını zannetti. Nedimeler padişahın kaftanını temizlemeyekalkışınca “bırakın, temizlemeyin” dedi ve alimedönerek mütebessim bir çehre ile “Ulemanın atınınayağından sıçrayıp bizi boyayan çamur, bizim içinşereftir, mübarektir. Bu çamurlu kaftanı ben ölüncesandukamın üzerine kapatın” buyurmuştur.
  • 39. Kanuni Sultan Süleyman, Süleymaniye Ecdadımızın Alimlere HürmetiCamiinin temel atma töreninde devrin büyükalimi Şeyhülislam Eub’s Suud Efendiyi ilerisürerek “O bu işe benden daha layıktır” diyerektemel taşını ona koydurmuştur. Caminin yapımı bitince anahtarı padişahateslime gelen Mimar Sinan’a “Bu camii şerifi senyaptın kapıları ibadete açmakta seninhakkıdır.”demiştir.
  • 40. Sultan 1. Ahmet, sanat harikası olan SultanAhmet Camiinin temelleri atılırken temele ilk harcı Ecdadımızın Alimlere Hürmetikoyma şerefini devrin en meşhur meşayih ve alimi AzizMahmud Hüdai hazretlerine lutfetmiştir. Sultan AhmetCaminin temelinde ilk gün bir amele gibi çalışmış elinekazma küreği almış gayret göstermiştir. Aziz Mahmud Hüdai’ye babam diyecek kadarbağlı bir padişah, şeyhine abdest suyu dökecek kadarmütevazı ve saygılı bir lider. Bir ara padişah, şeyhten keramet göstermesiniistemiş, Hüdayi haretleri tebessüm ederek cihanpadişahının kendisine abdest suyunu dökmesi ve validesultanın peşkir uzatmasından daha büyük bir kerametinolmayacağını arifane bir şekilde göstermiştir.
  • 41. İlmiyle Amil Olmayanların , Bildiğini Öğretmeyenlerin Durumu “Kendilerine Tevrat yükletilip de sonraonu taşımayanların (Amel etmeyenler)durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumugibidir. Allahın âyetlerini yalanlayanlarındurumu ne kötüdür. Allah zalim toplumu doğruyola iletmez.” (Cuma/:5)
  • 42. Âlim de gurur olmamalı, âlim derviş kadar mütevazı ve ilminceamil olmalıdır. II. Murat Alimlere, ilme ve dervişlere saygılı bir hükümdardı. Birgün yakınlarıyla bu zümreler hakkında konuşurken “Acaba alimlerledervişlik arasında ne fark vardır?” demiş orada bulunanlardan biri buizah etmekle anlaşılmaz, onların meclislerinde bulunup müşahedeetmek gerekir. İsterseniz tebdili kıyafet yapıp toplantılarına katılalım Alimde Gurur Olmamalıdemiş. Ertesi akşam alimlerle dervişlerin toplantısı vardır. Orayagiderken yolda bir alime raslar ve sorarlar: acaba toplantıya gelenlerarasınd en alimi, bilgilisi kimdir? Alim benden ileride kim var?Bilmiyorum der ve geçer. Gelen ikinci alime sorarlar: benim olduğumsöyleniyor der. Üçüncüsü: tabiî ki ben, ismimi duymadınız mı?Dördüncüsü: beni tanımadınız herhalde, hepsi ben ben ben deyipdurmuşlar. Bu alimler grubunun arkasından dervişler gelmeye başlamış veilk dervişe sormuşlar: gelenler içinde en bilgili, en faziletliniz kimdir?Diye sormuşlar, derviş: arkamdan gelendir demiş. İkincisi: hayır bendeğilim arkamdan gelendir demiştir, diğer dervişlerde aynı veya benzercevapları vermişler. Sonuncu derviş gelince onada sormuşlar “içinizde enbilgili en alim en fazıl derviş kimdir?” derviş boynunu bükmüş ve“Maalesef hepsi benden önce girdiler” demiş.
  • 43. Bilmediğin ġeyin Ardına DüĢme “Hakkında kesin bilgi sahibiolmadığın şeyin peşine düşme. Çünkükulak, göz ve kalp bunların hepsi ondansorumludur.”( İsra,17/36)
  • 44. Peygamberimizin arkadaşlarından Ebû Hureyre (r.a.), hemen hemen Peygamberin Mirasının PaylaĢıldığı Yerlerpeygamberimizden hiç ayrılmayan bir sahabi idi. O, peygamberimizlebulunduğu sürece, ilim öğrenir, peygamberimizin sözlerine dikkat ederekonları ezberlerdi.Bu sahabi, bir gün Medinede sokağa çıktı. Halk sokakta dolaşıyordu.Onlara şöyle seslendi:-Peygamberimizin mirası bölüşülüyor, siz ise burada vakitgeçiriyorsunuz, gidip o mirastan payınızı alsanız ya? Deyince, halk:-Nerede bölüşülüyor? Diye sorarlar. Ebû Hureyre (r.a.):-Mescidde bölüşülüyor, diye cevap verir. Halk koşarak mescide gider, sonrageri dönerler. Ebû Hureyre (r.a.) onların geri geldiklerini görünce, sorar:-Ne oldu? Onlar cevap verir:-Biz mescide gittik, ama sizin söylediğiniz gibi orada taksim edilenherhangi bir şey görmedik, derler. Ebû Hureyre tekrar sorar:- Siz mescidde hiç kimse görmediniz mi? Der. Onlar:- Evet, bazı kimseler gördük, bir kısmı namaz kılıyor, bir kısmı Kuranokuyor, bir kısmı da helâl ve haram gibi konuları tartışıyordu, derler.Bunun üzerine Ebû Hureyre radıyallahu anh:-Yazıklar olsun size, işte o, peygamberin mirasıdır, der.(15)Evet, alim yaşadığı sürece çevresini aydınlatarak, bu tavrı ile Allahın rızasınıkazanacağı gibi, yetiştirdiği öğrenciler ve bıraktığı yazılı eserlerle öldüktensonra da amel defterinin kapanmamasını sağlar.
  • 45. Çocuklarımıza en iyi istikbâli hazırlamakonları İslâm terbiyesiyle yetiştirmeklemümkündür. Zira, Efendimizin buyurduğu gibi,hiçbir ana baba çocuğuna İslâm edebinden daha Çocuğuna Sahip Çıkdeğerli bir hediye veremez (Tirmizî, Birr 33). Bugün, İslâmiyetten önceki karanlıkdevirde yapıldığı gibi çocukları diri diri toprağagömme âdeti kalmamıştır; ama onlarınruhlarını aç bırakma ve böylece kendilerini haketmedikleri bir ölümün kucağına atma âdetidevam etmektedir.
  • 46. Acaba çocuklarını en iyi okullarda Çocuklara İlmi Şuur Vermeliokutan ve onları iyi bir meslek sahibi yapananne baba, yavrusunu hayatın ezici, yıpratıcıfırtınalarına karşı da korumuş oluyor mu? İnsanı çâresiz, savunmasız, güçsüz vedayanaksız bırakan felâketler ve darbelerkarşısında neye tutunarak ayakta kalabileceğinide öğretmiş oluyor mu?
  • 47. Ġlimle Ġmanı BirleĢtirmek Mânevî terbiye ile beslenen ruhlar, insanısarsan olaylar karşısında pes etmez. Güvendiğikimseler tarafından aldatılmak, işinikaybetmek, sevdiklerini yitirmek ve hayattayapayalnız kalmak insanı derin acılara gömsebile, Allaha ve ebedî bir hayata olan imanı onadayanma ve direnme gücü verir.
  • 48. Yüce Allah ana babaya çocukalarıneğitimini emretmiş, onları buna teşvik etmiş veşu sözleriyle de onlara sorumluluk yüklemiştir. Ġlimle Ġmanı BirleĢtirmek “Ey iman edenler kendinizi ve aileniziyakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.O ateşin başında iri gövdeli, sert yapılı Allah’ınkendilerine emrettiklerine isyan etmeyen veemrolunduklarını yapan melekler vardır.”(Tahrim,66/6)
  • 49. Hz.Ali bu ayet hakkında şu açıklamayı yapmıştır:“Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun demek, kendinizeve ailenize hayrı öğretiniz demektir.” Fahreddin er-Razi de şunları söylemiştir: Ġlimle Ġmanı BirleĢtirmek“Ayet, Allah’ın yasakladığı şeylerden vazgeçmek suretiylekendinizi koruyun demektedir.” Mukatil ise “Müslümanın kendisini ve ailefertlerini eğitmesi, onlara iyiliği emretmesi ve kötülüktenalıkoyması şeklinde anlarız.”demiştir. Zemahşeri de Keşşaf’da şu izahı yapar:“Günahları bırakmak ve ibadetleri yapmakla kendinizikoruyun, kendinizi sorumlu tuttuğunuz şeylerle onlarısorumlu tutmakla da aile fertlerinizi koruyunuz. O haldeçocukların ıslahı, yanlışlarının düzeltilmesi ve onlara iyialışkanllıklar kazandırma hususunda devamlı gayretsarfedilmelidir. Zaten peygamberlerin de yolu budur.
  • 50. Ġlime Değer Ver "Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen, yada ilmi seven ol. Fakat beşincisi olma (yanibunların dışında kalma) helâk olursun." (Mecmeuz-Zevâîd ve Menbeul-Fevâid, c. 1, s. 122.)
  • 51. Gurur insanların kurdu, tevazu ise zinetidir. Ekin tarlalarında başı dik duran başaklar içi boş başaklardır. Cemiyet içinde sert adımlar başları göktedolaşanlar, mağrurlar ve kafalarının içi boş olan cahillerdir. Dikkat!!!!!!!!!!Alimin kıymeti ilmi ile amil olduğu zamandır. İlim ameli gerektirir. İlmiyle amil olmak ilmini hareketlerinde gösterebilmek erdem ve marifettir. Lokman As oğluna: “Oğlum Alimler meclisine devam et. Bahar yağmuru ile yeri yeşillendiren Allah, hikmet nuru ile de müminlerin kalbini aydınlatır.” “Misafirlikte gözüne, alimlerin yanında da diline dikkat et.”
  • 52. Hayatımızı doğru yönde şekillendirmede bizlereyardımcı olan, bizlere bilmediklerimizi öğreten,bildiklerimizi ise daha iyi anlamamıza vesile olan vebütün zorluklara göğüs gererek bizleri yetiştiren Ġlime Değer Veröğretmenlerimizi saygıyla ve minnetle yad ediyoruz. Kendilerini çok sevdiğimizi ve onları aslaunutmayacağımızı dile getiriyoruz. Ahirete intikal etmişolan öğretmenlerimize Rabbimizden rahmet, dünyadayaşayan öğretmenlerimize esenlikler diliyoruz. Bu vesile ile kendilerinin 24 Kasım Öğretmenlergününü kutluyoruz. Yüce Rabbim öğretmenlerimizibaşımızdan eksik etmesin. Kendilerine dünya ve Ahiretmutluluğu nasip etsin.
  • 53. Efendimiz şöyle buyuruyor. Ġlime Değer Ver "Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir.Sadece Allahı zikretmek ve Ona yaklaştıran şeylerle,ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundanmüstesnadır.” [ Riyazü’s-salihin Hadis No: 1387]