Sinaps
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

Sinaps

on

  • 7,176 views

 

Statistics

Views

Total Views
7,176
Views on SlideShare
7,176
Embed Views
0

Actions

Likes
2
Downloads
83
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    Sinaps Sinaps Presentation Transcript

    • SİNAPSLAR (KAVŞAKLAR) Yrd. Doç. Dr. Seçil Binokay Uzm.Dr. Ayper Boğa Pekmezekmek
    • Bir nöron nasıl çalışır?
    • Nöronlar diğer nöronlar ile nasıl ilişki kurar?
    • Sinapslar (Kavşaklar)
      • Bir aksonla diğer nöronlar arasındaki veya bir effektör organ arasındaki (kas gibi)
      • bağlantılardır
      • Sinirler arasındaki boşluktur.... Öyleyse elektriksel sinyaller nasıl iletilir ?
    • Sinaps
      • Sinaps, bir nöronun başka bir nöronun aksonuna (aksoaksonik), dendritine aksodendritik) , somasına (aksosomatik) , kas veya salgı bezi hücresine uyarının iletildiği bölgedir.
    • Memelilerde sinapsta gerçek anlamda bir temas yoktur Bir kimyasal kavşağın her bir presinaptik ucu postsinaptik yapılardan 10-40 nanometre genişliğinde bir kavşak yarığı ile ayrılmıştır.Kavşak yarığının karşısındaki kavşak ardı zarda bir çok nörotransmitter almacı bulunur ve genellikle bir postsinaptik zar kalınlaşması görülür. iki nöronu birbirinden ayırır ve bir yalıtkan görevi yapar. Postsinaptik membranda nörotransmitter salınımı olmadığı için, sinaptik ileti tek yönlü işleyen bir iletidir. Bazı önemli transmitterler: asetilkolin, norepinefrin, gama-aminobütirik asit (GABA), dopamin, glisin, glutamattır Bir transmitter yapısına göre eksitatör (artırıcı) veya inhibitör(önletici) etki gösterir.
    • Sinapsların görevleri Kavşaklar ,dürtülerin iletimine genellikle sadece tek yönde, presinaptik nörondan postsinaptik nörona doğru izin verir.
    • Uyarıların (sinyal) ilişkileri
    • Sinyallerin ilişkisi Post sinaptik nöron üzerindeki kavşak düğümlerinin sadece birkaçı , tek bir presinaptik nöronu ucudur. Hücreye gelen girdiler çok sayıdadır. 1 . Iraksama (ayrışım): B irçok presinaptik nöronun aksonları, farklı postsinaptik nöronlarda sonlanmak için çok sayıda dallara bölünür. 2.Yakınsama (kavuşum): Yani birçok presinaptik nöron tek bir post sinaptik nöron üzerinde kavuşmaktadır.
    • Sinyallerin ilişkisi
      • Vücudumuza dışarıdan gelen her türlü bilgi (ses,ışık, koku,tat vb.) elektriğe çevrilir
      • (reseptör (dereceli) p otansiyeli)
      • Elektriksel olarak ilgili birimlere iletilir (aksiyon potansiyeli)
      • Daha üst birimlere iletilip iletilmeyeceğine elektriksel olarak karar verilir
      • (sinaptik potansiyeller)
      • Beynin üst kademelerine kadar gelmeyi hak eden bilgi ilgili b ölgelere elektriksel olarak iletilir
      • (aksiyon potansiyeli)
      • Hareket etme, konuşma, salgı bezlerinin aktivasyonu gibi sonuçlar ortaya çıkar
    • Sinaps türleri
    • Elektriksel sinaps
      • *Elektriksel kavşaklarda, kavşak önü ve ardı nöronların zarları birbirlerine yaklaşır ve hücreler arasında gap kavşaklar (yarıklar) oluşur. Akımlar gap kavşaklar aracılığı ile direkt iletilir
      • *Gap kavşaklarda, hücreler arası aralık 25 nm’den 3 nm’ye düşmüş ve hücre zarında, konnekson adlı altıgen şeklinde düzenlenmiş protein birimleri, bir hücreden diğerine doğru döşenmiştir.
      • *Her konnekson , ortada bir kanalı kuşatan altı alt birimden yapılmış olup, bu kanal,komşu hücrenin , kendisine karşılık gelen konneksonundaki kanalla bağlanmakta ve bu yolla maddelerin ECF’ye geçmesine gerek kalmadan, hücreler arasında karşılıklı aktarılması sağlanmaktadır.
    • * Kanal çapı normalde 2 nm olduğundan iyonlar, şekerler, amino asitler ve molekül ağırlıkları yaklaşık 1000 kadar olan diğer solütlerin geçişine izin verilirken, *gap kavşaklar bu yolla elektriksel etkin liğin bir hücreden diğerine hızlı yayılmasına ve çeşitli kimyasal habercilerin karşılıklı alışverişine de izin verir. *Her kanalın çapı hücre içi Ca 2+ tarafından düzenlenmekte olup, Ca 2+ derişimindeki bir artış, altbirimlerin birbirlerine yaklaşmasına ve böylece kanal çapının azalmasına neden olur. *Kanal çapı pH ve voltaj tarafından da düzenlenebilir.
    • Sinapslarda...
      • Akson sonlarında (presinaptik terminal) kimyasal nörotransmitter içeren veziküller vardır
      • Eğer bir aksiyon potansiyel ile uyarılırlarsa bu veziküller içeriklerini boşaltırlar
      • Bu transmitterler sinaptik aralığı geçerek post sinaptik uca ulaşırlar
    • LE 28-7 Dendrites Myelin sheath Axon Receiving cell body Inhibitory Excitatory Synaptic terminals SEM 5,500  Synaptic terminals
    • S inaptik Potansiyeller
      • Aksiyon potansiyeli presinaptik nöron boyunca yayılarak terminal düğümden bir transmitter maddenin serbestlenmesine neden olur.
      • Tipine bağlı olarak bu madde postsinaptik membranda depolarizasyona (eksitasyon) ya da hiperpolarizasyona (inhibisyon) yol açar.
    • Postsinaptik uçta....
      • N ö rotransmitterler reseptörlere bağlanırlar
      • Membran Na + kanallarının (depolariza syon ) veya K + , C I - kanallarının (h i perpolariza syon ) açılması ile cevap verir
      • Sinir impulslarının iletiminde hangi farklı etkiler oluşur ?
    • Nörotransmitter görevini yaptıktan sonra ?
      • Sinaptik aralıkta bulunan enzimler nörotransmitterini yıkımlarlar
      • VEYA, nörotransmitterler veziküllere aktif olarak geri alınırlar
      • Belli başlı nörotransmitter: Norepine f rin (PSS ve MSS sinirleri) ve A s et i l k olin (kaslara giden sinirler)
    • Aksiyon P otansiyeli F rekansının A rtması S erbestlenen M adde M iktarını A rtırır
    • Sinaptik potansiyeller için ya hep ya hiç yasası geçerli değildir. Uyarının şiddeti arttıkça genliği artar
      • Duysal sinirlere uygulanan tek bir uyarı postsinaptik nöronda karekteristik ilerleyici bir aksiyon potansiyelinin oluşumuna neden olmaz.
      • Bunun yerine bu uyarı ,ya geçici kısmi bir depolarizasyona (EPSP) yada geçici bir hiperpolarizasyona (IPSP) yol açar.
      • Eksitatör Postsinaptik Potansiyel (EPSP)
      • Bir uyarı kavşak önü uçlara ulaştığında kavşak ardı
      • nöronda bir yanıt elde edilmeden önce kavşak gecikmesi denen O.5msn’lik bir zaman süresi geçer.
      • Yani, aksiyon potansiyeli bir presinaptik terminale ulaştıktan 0.5 msn sonra oluşur (transmitterin serbestlenme ve difüzyon süresi). Tepe noktasına 1-1.5 ms sonra ulaşır ve daha sonra üslü olarak azalır.
      • Asetilkolin, glutamat eksitatör transmitterlere örnektir
    • Bu potansiyel esnasında, başka bir uyarıya karşı nöronun uyarılabilirliği artar ve sonuçta, bu potansiyele uyarıcı kavşak ardı potansiyel (eksitatör postsinaptik potansiyel:EPSP) adı verilir. EPSP, etkin kavşak düğmesinin hemen altında yer alan postsinaptik hücre zarının depolarizasyonuna bağımlıdır. Uyarıcı transmitter içe yönelik bir akım oluşturmak üzere postsinaptik zardaki Na + veya Ca 2+ iyon kanallarını açar. Bu şekilde yaratılan akım alanı o kadar küçüktür ki hücre zarının tümünü depolarize etmeye yeterli artı yükler hücre içine çekilemez. Onun yerine EPSP kaydedilir .
    • EPSP’de T emporal (zamansal) ve S pasyal (uzaysal) S umasyon
      • Tek bir kavşak düğmesinin etkinliği ile oluşan EPSP küçük olmakla beraber her bir etkin düğmenin yaptığı depolarizasyonlar yığışır (sumasyona uğrar).
      • (Birkaç tanesi aksiyon potansiyeli oluşturacak eşik değerin aşılmasını sağlayabilir)
      • Yığışma (sumasyon) a. uzaysal(spasyal) b. zamansal (temporal) olabilir. Birden fazla kavşak düğmesinde aynı anda etkinlik varlığında uzaysal sumasyon oluşur ve bir kavşak düğmesindeki etkinlik, bir diğerindeki etkinliği, eşik düzeyine yaklaştırmak için kolaylar (fasilite).
      • Zamansal sumasyon bir önceki EPSP sona ermeden yineleyen afferent uyarılarla yeni EPSP’lerin oluşması ile oluşur.
    • EPSP’lerin uzaysal (A-C) ve zamansal (D-F) su-masyonu. Sunulan kayıtlar, bir elektrodun, postsinaptik hücrenin içine yerleştirilmesi ile alınmış potansiyel değişikliklerini göstermektedir. A-C: Şiddeti giderek artan afferent uyarı dizileri verilmiştir. Giderek daha çok sayıda sinaptik düğmenin etkinleşmesiyle, C ’de eşik seviyesine ulaşılmış ve bir aksiyon potansiyeli meydana getirilmiştir. D-F: Aynı şiddette iki ayrı uyarı dizisi verilerek bunlar arasındaki zaman süresi kısa tutulmuştur. F’de eşik düzeyine erişilmiş ve bir aksiyon potansiyeli oluşmuştur. Açıkça görüldüğü gibi, EPSP oluşumu için gerekli zaman sabitesi uzadığında, sumasyonun oluşması için uygun durumun ortaya çıkması daha da artar , yandaki şekilde uzaysal ve zamansal kolaylama gösterilmiştir.
    • Zamansal Birikimin özellikler;
    • Zamansal ve Uzaysal birikimin oluşumu
    • Sinaptik aktivitenin düzenlenmesi
    • Presinaptik nöronda önleme(inhibisyon) ve kolaylaştırma(fasilitasyon) Uyarıcı uçlarda sonlanan nöronların akso-aksonal kavşaklar oluşturarak aracılık ettiği * presinaptik inhibisyon(duraklatma ).: Presinaptik almaçların etkinleşmesinin CI - iletkenliğinde artışa neden olmasıdır. Buna bağlı olarak uyarıcı sinir ucuna ulaşan potansiyelinin şiddetinin düştüğü gösterilmiştir. Bunun sonucunda Ca 2+ girişi dolayısı ile salınan uyarıcı transmitter salınımı azalmaktadır. *Bunun aksine aksiyon potansiyeli uzadığında ve Ca 2+ kanalları daha uzun süre açık kaldığında Kavşak önü kolaylama oluşur.Buna örnek deniz salyangozunda serotoninin aracılık ettiği presinaptik kolaylamadır .
    • İnhibitör Postsinaptik Potansiyel (IPSP)
      • Gama-aminobütirik asit (GABA) inhibitör transmittere örnek verilebilir
      • Bu transmitterler potasyum geçirgenliğini (g K + )artırır, ama sodyum geçirgenliğini artırmaz (g Na + ).
      • Membran hiperpolarize olur ve hücrenin uyarılabilirliği azalır
      • EPSP’ler afferent girdi uyarılar tarafından oluşturulur.Fakat diğer girdilerin uyarılması da hiperpolarize edici yanıtlara neden olur. EPSP’ler gibi bunlar,uyarıdan 1-1.5 m sonra tepe noktasına ulaşır ve bir zaman sabiti ile yaklaşık 3 msn’de üslü olarak azalır.
      • Bu potansiyel esnasında nöronun diğer uyarılara karşı uyarılabilirliği azaldığından buna bastırıcı (inhibitör) kavşak ardı potansiyel (IPSP) adı verilir.
    • Postsinaptik İletime Karar Verilmesi
      • Bir hücrede aynı zamanda EPSP ve IPSP ortaya çıkabilir
      • Tüm EPSP ve IPSP’lerin toplamı, bir aksiyon potansiyelinin postsinaptik olarak iletilip iletilmeyeceğini belirler
    • Kavşak etkinliğinin kimyasal iletimi Kavşakların çoğunda iletim kimyasaldır. Sinir uçlarına elektriksel enerjiyi kimyasal enerjiye dönüştüren biyolojik çevireçler adı verilir. Bu çevrim olayı transmitter ajanların sentezini, kavşak veziküllerinde depolanmasını ve kavşak yarığına sinir dürtüleriyle salınımını gerektirir. Salınan transmitter daha sonra postsinaptik hücre zarı üzerindeki uygun almaçları (reseptörleri) etkiler ve sızmayla, metabolizma ile ve birçok durumda presinaptik nörona geri alınımla kavşak yarığından hızla uzaklaştırılır .
    • A . Nöromüsküler ileti B. Uyarılma-Kasılma Bağlantısı A. Uyarıların Sinirden İskelet Kas liflerine ileti
      • İskelet kas lifleri büyük miyelinli sinir lifleri ile uyarılır. Her sinir lifi normalde bir çok kez dallanır ve üç ile birkaç yüz iskelet kasını uyarır. Uyarılar bir sinir hücresinden diğerine kavşaklarda iletilir. Kavşaklar bir hücrenin kavşak önü hücre: (presinaptik hücre) akson, diğer nöronun dendritleri, soması veya aksonu üzerinde veya bir kas hücresi üzerinde (kavşak ardı hücre : postsinaptik hücre) sonlandığı noktalardır.
      • Sinaptik kavşakların çoğunda ileti kimyasaldır; presinaptik aksonlardaki uyarı asetilkolin gibi bir nörotransmitterin salınmasına neden olur.
    • Sinir terminallerinden asetilkolin sekresyonu
      • Bir sinir-kas uyarısı sinir-kas kavşağına ulaştığında, yaklaşık 125 asetilkolin vezikülü terminalden sinaptik aralığa boşaltılır.
      • Nöral membranın iç yüzeyinde koyu çubuklar (dense barlar) vardır. Bu çubukların 2 yanında voltaj kapılı kalsiyum kanalları olduğuna inanılır.
      • Aksiyon potansiyeli terminal boyunca yayıldığında bu kanallar açılır ve çok miktarda kalsiyumun terminal içine diffüze olmasını sağlar. Bazı veziküller membranla birleşir ve asetilkolin içeriklerini ekzositozla sinaptik aralığa boşaltırlar. Şekilde görülen asetilkolin (Ach) reseptörleri , asetilkolin veziküllerinin yoğun olarak boşaltıldığı subnöral kıvrımların ağızlarında yerleşmiştir.
      • Asetilkolinin sinaptik aralıkta kaldığı kısa süre (ancak birkaç milisaniye) hemen hemen bütün kas liflerini uyarmaya yeterlidir. Asetilkolinin hızla uzaklaştırılması kas lifinin yeniden uyarılmasını engeller.
      • Ach kanalları açılınca çok sayıda sodyum iyonları çok sayıda pozitif yükü taşıyarak lifin içine girerek, kas lifinde son plak potansiyeli denen lokal bir potansiyel değişimi oluşturur. Bu potansiyel kas membranında (zar) aksiyon potansiyelini başlatır ve kas kasılmasına neden olur.
      • İskelet kas lifleri çok büyük olduğu için membran boyunca yayılan aksiyon potansiyeli, lifin derin kısımlarında hemen hiç akım oluşturamaz.
      • Kasılma oluşturabilmesi için bu elektrik akımlarının bütün miyofibrillerin yakınlarına inmeleri gerekir. Bu durum, aksiyon potansiyellerinin kas lifi boyunca bir yandan diğer yana uzanan transvers tübüllerle (T tübülleri) taşınması sayesinde gerçekleşir.T tübülü aksiyon potansiyeli sırasında , kalsiyum iyonlarının sarkoplazmik retikulumdan miyofibrillerin hemen yanına serbestlemesine neden olur ve kalsiyum iyonları kasılmayı sağlar. Bütün bu olaylara uyarılma-kasılma bağlantısı denir.
      • İSKELET KASINDA KASILMA VE GEVŞEME OLAYLARI
      • Kasılma
      • 1. Motor nöronun uyarılması
      • 2. Motor son plaktan asetilkolin salınması
      • 3. Asetilkolinin nikotinik asetilkolin reseptörlerine bağlanması
      • 4. Son plak zarında Na+ ve K+ geçirgenliğinde artma
      • 5. Son plak potansiyelinin oluşması
      • 6. Kas lifinde aksiyon potansiyeli oluşması
      • 7. Depolarizasyonun T tübülileri boyunca yayılması
      • 8. Ca 2+ ‘un sarkoplazmik retikulumun terminal sisternasından salınıp kalın ve
      • ince filamentlere difüzyonu
      • 9. Ca 2+ ‘un troponin C’ye bağlanıp aktin üzerindeki miyozin bağlanma bölgelerini açması
      • 10. Aktin ve miyozin arasında çapraz köprülerin kurulması ve ince filamentlerin kalın filamentler üzerinde kayması
      • Gevşeme
      • 1.Ca 2+ ‘un sarkoplazmik retikuluma geri pompalanması
      • 2. Ca 2+ ‘un troponin’den ayrılması
      • 3. Aktin ile miyozin arasındaki etkileşimin durması
    • Motor son plak Üstteki şekilde büyük miyelinli sinir lifi ile kas lifi arasındaki sinir-kas kavşağını göstermektedir. Sinir lifi uç kısmında terminal dallara ayrılır ve kas lifi içine doğru girer, fakat lifin plazma membranının dışında kalırlar.Bu yapının tamamına motor –son plak denir. Alttaki şekilde bir akson terminali ile kas lifi membranı ilişkisi gösterilmektedir. Membranın invajinasyonuna sinaptik oluk veya sinaptik çukur denir. Terminalle lif membranı arasındaki boşluğa sinaptik yarık denir. Oluğun tabanında subnöral yarık denen kas membranının yaptığı çok sayıda küçük kıvrım vardır. Bunlar sinaptik transmitterlerin etkili olacağı yüzey alanını artırır. Akson terminalindeki mitekondriler transmitterlerin ( Örn.Asetilkolin) sentezi için gerekli enerjiyi sağlar.
    • İletim Sırasında Görülen Olaylar Dizisi Motor sinirden kasa dürtülerin ietimi sırasında meydana gelen olaylar diğer kavşaklarda oluşanlara bir ölçüde benzerlik gösterir. Motor nöronun ucuna ulaşan dürtü, bu ucun Ca 2+ ’a geçirgenliğini artırır. Sinir uçlarına giren Ca 2+ , asetilkolin içeren veziküllerin ekzositozunda belirgin bir artışı tetikler. Asetilkolin motor son plak zarının kavşak kıvrımında yoğunlaşmış kas tipi nikotinik astilkolin almaçlarına doğru sızar. Asetilkol’ inin bu almaçlara bağlanması ,zarın Na ve K iletkenliğini artırır. Bunun sonucunda Na’un içe akışı, son plak potansiyeli adı verilen depolarize edici bir potansiyel meydana getirir. Bu yerel potansiyelle yaratılan akım tuzağı, bitişik kas zarını eşik değerine depolarize eder.Asetilkolin daha sonra, sinir-kas kavşağında yüksek derişimde bulunan asetilkolinesteraz tarafından sinir-kas kavşağından uzaklaştırılır.Aksiyon potansiyelleri son plağın her iki tarafında oluşturulur. Ve kas lifi boyunca, son plaktan her iki yöne doğru iletilir. Kas aksiyon potansiyeli, kas kasılmasını başlatır.
    • Presinaptik Terminal Dendrit (post sinaptik)
    • Nörotransmitterlerin bırakılması
    • Reseptör tarafı
    • LE 28-6 Sending neuron Vesicles Synaptic terminal Axon of sending neuron Synaptic cleft Receiving neuron Vesicle fuses with plasma membrane Neurotransmitter is released into synaptic cleft Action potential arrives Synapse Neurotrans- mitter binds to receptor Receptor Neurotransmitter Ion channels Neurotransmitter molecules Receiving neuron Ions Ion channel opens Ion channel closes Neurotransmitter broken down and releases
    •  
    •  
    •  
    •  
    • RESEPTÖRLER ve NÖROTRANSMİTTERLER
    • Nörotransmitterler
      • Asetilkolin
      • Asetilkolin, kolinerjik nöronların terminal düğmelerindeki küçük berrak veziküller içinde yüksek yoğunlukta bulunur. Asetilkolin serbestleştiren nöronlar kolinerjik nöron diye adlandırılır.
      • Asetilkolin Reseptörleri
      • Asetilkolin reseptörleri 2 ana tipe ayrılır:
      • a.Muskarinik reseptörler
      • Düz kaslar ve salgı bezlerinde asetilkolinin uyarıcı etkisini taklit eder.
      • b. Nikotinik reseptörler
      • Nöromüsküler kavşaklarda bulunur.
      • Şekilde nikotinik reseptörünün yapısı gösterilmektedir.
      • Bu reseptör protein yapısındadır. Reseptör hücre içinden dışına doğru uzanır. ve hücre dışında genişleyip hücre zarı içine gittikçe daralan bir kanal çevresinde simetrik tarzda bulunur. Asetilkolin molekülü altta görülen alfa alt birimine bağlandığında proteinde bir değişiklik olur ve kanal açılır.
      • Na + ve diğer katyonların iletkenliği artar. Sonuçta,depolarizasyona yol açan potansiyel oluşur.
      • Kolinesterazlar
      • Repolarizasyonun tekrar oluşabilmesi için asetilkolin hızla sinapsdan uzaklaştırılmalıdır. Uzaklaştırma asetilkolinin kolin ve asetata hidrolize edilmesi yolu ile oluşur. Bu reaksiyon asetilkolinesteraz enzimiyle katalizlenir. Asetilkolinin bu enzimle hidrolizi, sinaptik ileti esnasında Na + iletkenliğinde gözlenen değişiklikleri açıklamaya yetecek kadar hızlıdır.
      • Asetilkolin Sentezi
      • Asetilkolinin sentezi kolinin asetatla reaksiyona girmesini gerektirir. Asetil-CoA ve kolin arasındaki reaksiyon kolin asetiltransferaz enzimi tarafından katalizlenir. Bu enzim kolinerjik sinir uçlarının sitoplazmasında yüksek yoğunlukta bulunur.
    • Asetilkolinin Beyindeki reseptörleri muskarinik, Renshaw hücrelerindeki nikotinik ve α-motor sinirler üzerine engelleyici etkilidir. Öğrenme ve kısa süreli hafıza için önemli Fizostigmin (Ach esterazı engeller) Renshaw hücresi: Nöronlar geribildirimli yolla kendi kendilerini de inhibe edebilir. Örn.spinal motor nöronlar, aynı spinal nöronların veya başka spinal motor nöronların hücre gövdelerinde sonlanan inhibitör bir ara nöronla kavşak yapan , birbirine zıt yönde giden yan dalları düzenli olarak verir.Bu özgün inhibitör nörona onu bulan kişinin adına atfen Renshaw hücresi de denir.)
      • Noradrenalin ve Adrenalin
      • Noradrenalin ve adrenalin böbreküstü bezi tarafından salgılanır. Noradrenalin, kendini salgılayan nöronların sinaptik düğmelerinde yoğun bir çekirdeği olan karekteristik veziküller (granüllü veziküller) içinde depo edilir.
      • Katekolaminlerin Biyosentez ve Salınması
      • Vücutta bulunan esas katekolaminler, noradrenalin, adrenalin ve dopamin, fenilalanin ve tirozin amino asitlerinin hidroksilasyonu ve dekarboksilasyonuyla oluşur.
    • Tirozinin bir bölümü fenilalaninden oluşurken çoğu diyetle alınır. Fenil alanin hidroksilaz esas olarak karaciğerde bulunur. Hücrelerin stoplazmasında tirozin hidroksilaz dopaya ve dopa dekarboksilaz’la dopamine dönüştürülür. Dopamin daha sonra, dopamin Beta hidroksilazla noradreneline dönüştürüldüğü vezikül içine girer. Bazı nöronlar ve böbreküstü iliği hücreleri de noradrenalinin adrenaline dönüşümünü katalizleyen feniletanolamin N-metil transferaz (FNMT) içerir.
    • Katekolaminler otonom nöronlar ve böbreküstü ilik hücrelerinden ekzositozla salınır. Noradrenalin kavşak yarığından presinaptik ve postsinaptik almaçlara bağlanarak, presinaptik nöronlarca geri kapılarak veya katabolizma sonucu uzaklaştırılır. Şekilde görülen MAO (monoamin oksidaz NA’yı okside ederek, COMT(Katekol-O Metil Transferaz) ise metilasyonla etkinsiz ürün haline getirir. Hem adrenalin, hem noradrenalin Alfa ve beta reseptörlere etki ederler. Katekolaminlerin, Diffüz yayılma, böylece daha fazla alanı etkileme özelliği vardır. ß-res. Üzerinden inhibitör, hem α-res hem ß-res. üzerinden eksitatör etkilidir. Yokluğu: depresyon, fazlalığı manik hastalıklara yol açar. Uyanıklık oluşturur, vazomotor merkezler üzerinden merkezi kan basıncının düzenlenmesine katılır.
    • Dopamin Otonom gangliyonlarda ve beynin belirli bölümlerindeki küçük hücrelerde katekolamin sentezi dopamin aşamasında durur. Ve bu katekolamin kavşak transmitteri olarak salınır. Dopaminin Na+ ve CI _ bağımlı bir taşıyıcı ile geri kapılması söz konusudur. Dopaminde MAO ve KOMT tarafından , NA gibi etkinsizleşir. Dopaminin 5 ayrı reseptörü vardır.
    • D1 ve D2 res. üzerinden inhibitoriktir Bazal ganglion sisteminde(beynin her iki yarısında yer alan yapılar:hareket planlama ve programlamada veya soyut bir fikrin istemli bir etkinlik aline çevriminde rol alır) motor sistem üzerine önemli etkisi var; Dopamin / Ach oranı dopamin aleyhine bozulursa Parkinson (orta yaşlı ve yaşlı kimselerde istemli hareketlerin başlatılmasında güçlük çok çarpıcıdır, motor etkinlik yoktur. Dinlenme sırasında belirip etkinlik esnasında kaybolan kas titremesi görülür.), Ach aleyhine bozulursa Huntington hastalığı (30-50 yaşlarnda başlar. Aşırı istemsiz hareketler görülür, konuşma bulanıklaşır ve bunama oluşur.)ortaya çıkar. Hipofiz ise hormonların sekresyonunu kontrol eder M.oblongatadaki D2 res. aracılığı ile bulantı ve kusma oluşturur (Dopamin agonistlerinin yan etkisi ! ) Şizofrenide beyinde bulunan D4 almaç sayısının 6 kat arttığı bildirilmiştir.
      • Serotonin
      • Serotonin, trombositler ve sindirim kanalında en yüksek derişimde bulunurlar. Beyin ve retinada az miktarda bulunur.
      • Serotonin vücutta esansiyel bir amino asit olan triptofanın hidroksilasyonu ve dekarboksilasyonu ile yapılır.
      • Normalde hidroksilaz satüre değildir, bu sebeple, besinlerle alınan triptofan miktarı arttığında beyin serotonin miktarıda artar.
      • Serotonerjik nöronlardan salındıktan sonra serotonin aktif bir geri alım mekanizmasıyla hücreye geri döner ve MAO ile inaktive edilir. 7 tip serotonin reseptörü vardır.
      • Serotonin, Endojen opiatlarla sinerjik etkili Hipotalamusda otonom reaksiyonların kontrolü, yeme davranışları, ısı düzenlenmesi, kan basıncı ve seksüel fonksiyonların kontrolüne katılır . Uyku,dikkat, keyif üzerine etkili, anksiyolitik, canlılık vericidir.
      • Histamin
      • Histaminerjik nöronların hücre gövdeleri
      • beynin tüm bölümlerine uzanır.
      • Histamin, mide mukozasında ve hipofiz bezinin ön ve arka lobunda bolca bulunan mast hücresi adı verilen hücrelerde bulunur.
      • Histamin,histidin amino asitin dekarboksilasyonu ile oluşur. 3 tip reseptörü vardır. Her üçü de periferik dokularda ve beyinde bulunur.
    • Histamin: Beyinde sınırlı olarak bulunur. Mast hücrelerinde lokalizedir. Korteks ve hipokampusa akson veren beyin kökündeki nöronlarda tesbit edilmiştir. Hem uyarıcı hem engelleyici etkili Ağrı duyusunun alınmasında etkilidir.
      • Eksitatör Amino Asitler
      • Glutamat ve Aspartat
      • Glutamat ve aspartat iyontoforezle (elektrik akımı etkisiyle iyonların hareketi) hücre zarına uygulandığında çok sayıda farklı memeli nöronunu depolarize eder. Glutamat eksitatör bir transmitter olarak beyinde çok yaygın kullanılır ve beyindeki eksitatör iletimin %75’inden sorumludur.
      • Glutamat reseptörü 2 tiptir. Metabotropik ve ligand kapılı iyon kanalları.
      • Glutamatta tanımlanan 3 iyon kanalı bulunmuş ve azami yanıt verdikleri glutamatın farmakolojik türevlerine göre ad verilmiştir.
      • Bunlar kainat, AMPA ve NMDA (N-Metil D-Aspartat) reseptörüdür. NMDA reseptörleri hipokampusta yüksek yoğunlukta bulunur.
      • Bu reseptörler bellek ve öğrenme olaylarında rol oynayabilirler. Glutamat ve aspartat beyinde ve uyarıcı, öğrenme ve uzun süreli hafıza üzerine etkilidir.
      • İnhibitör Amino Asitler
      • Gama-Aminobütirat
      • Gama aminobütirik asit (GABA) beyin ve retina da presinaptik inhibisyondan sorumlu bir mediyatördür. Vücut sıvılarında GABA, glutamatın dekarboksilasyonu ile oluşur. Glutamat dekarboksilaz enzimi bu reaksiyonu katalizler.
      • GABA- transaminaz transaminasyonu katalizleyen enzimdir. 2 farklı reseptörü vardır. GABA, (öz. Omurilikte): inhibitorik, epilepsinin patofizyolojisinde ve narkozda rol oynar ( antinosiseptif)
    • Glisin Beyin sapı ve omurilikte doğrudan inhibisyondan sorumlu ara nöronlardan salınan mediyatördür. Glisin reseptörü bir glikoproteinden oluşan bir klor kanalıdır (CI-) . - Motor nöron ve inter nöronların hiperpolarizasyonu. Peptitler: Beyin ve gastrointestinal kanal morfin bağlayan reseptörler içerir. Araştırmalar sonucu bu opiat reseptörlere bağlanan enkefalinler adı verilen 2 pentapeptid bulunmuştur. Enkefalin ve endorfinler: Duyusal özellikli ağrılı uyarıların işlenmesinde önemlidirler.
      • P maddesive nörokinin :
      • P maddesi barsakta ,değişik periferik sinirlerde ve merkezi sinir siteminin birçok kısmında bulunan bir polipeptiddir. P maddesi takininler denen 6 tane memeli polipeptidi içeren bir ailenin üyelerinden birisidir. 2 gen tarafından kodlanır; nörokinin A ve nörokinin B. Nöronların yavaş uyarılmasından sorumludur. P maddesi, deri içine zerk edildiğinde kızarıklığa, şişmeye neden olur.,
      • -Nörokinin: hiperaljezi
      • Sinaptik plastisite ve öğrenme
      • Sinaptik işlevde uzun süreli değişiklikler bir sinapsdaki deşarjın geçmişi sonucu oluşabilir,yani geçmiş deneyimin ışığında sinaptik ileti şiddetlenebilir veya azaltılabilir.
      • Habitüasyon
      • İyi bir uyarı tekrar tekrar yinelendiğinde uyarıya verilen yanıt kademeli olarak ortadan kaybolur (habitüasyon). Bu yanıt azalması, azalan hücre içi kalsiyum nedeniyle presinaptik terminalden nörotransmitter salınımının azalmasıyla ortaya çıkar.
      • Duyarlanma
      • Deney hayvanının çoktan alıştığı bir uyarı ile rahatsız edici bir uyarının birleştirilerek birkaç kez veya defalarca hayvana uygulanması sonrasında uzun süreli, şiddetli postsinaptik yanıtların oluşmasına duyarlanma (sensitizasyon) denir.