CAMİLERİN YAPIMI
ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
ŞİRKET İÇİ SAKINCALI
MUHABBETLER
SU İLE DANS: RAFTING
Sayı: 76 Mart - Nisan 2014
76
YE...
EDitörden…
Son dönemde yapılan kanun
değişiklikleri ile daha da önemli
hale gelen yerel yönetimler şüphesiz
demokrasi kavr...
Mimar ve
Mühendis
76KAPAK26
Yerel yönetim dediğimiz zaman otomatik olarak geniş çaplı bir
örgütlenmeden bahsetmiş oluruz y...
Kimi zaman gündemi takip eden kimi
zaman da gündem oluşturan dosya
konularımızla hazırladığımız Mimar ve
Mühendis dergimiz...
KISA... KISA...
Mimar ve Mühendis6
Mimar Mühendisler Grubu “İş Güvenliği
Komisyonu” üyeleri Türkiye’de 1990
yılından bu ya...
Mart - Nisan 2014 7
KISA... KISA...
Mimar ve Mühendis8
Mimar ve Mühendisler Grubu Kayseri Şubesinin 9.
Olağan Genel Kurulu, İlim Yayma Cemiyet...
APPLIES TO
EUROPEAN
DIRECTIVE
FOR ENERGY
RELATED
PRODUCTS
APPLIES TO
EUROPEAN
DIRECTIVE
FOR ENERGY
RELATED
PRODUCTS
APPLIE...
Mimar ve Mühendis10
KISA... KISA...
Marmara Üniversitesi Rektörü Prof.
Dr. M. Zafer Gül: “Yerel Yönetimler
Önemli Liderler...
Mart - Nisan 2014 11
Yerel yönetimler daha
ziyade sosyal ve kültürel
alanlarda yoğunlaşmalı.
Yerel yönetimler özellikle
şe...
Mimar ve Mühendis12
ETKİNLİK
KAHVALTILITOPLANTIDA
VALİMİZİ AĞIRLADIK
Seçimlerden hemen önce 23 Mart Pazar günü Barcelo
Ere...
Mart - Nisan 2014 13
Mimar ve Mühendis14
ETKİNLİK
tamamlayan Özdemir, sözü toplantının
moderatörü MMG Genel Başkan Yardım-
cısı Mahmut Çelik’e ...
Mart - Nisan 2014 15
Mimar ve Mühendis16
ETKİNLİK
GRUBUMUZDAN DEPREM
HAFTASI BİLDİRİSİ
Bildiğiniz gibi, Mimar ve Mühendisler Grubu
olarak faali...
Mart - Nisan 2014 17
YENİLİK
ARAMA KURTARMA BOTU
TECRÜBE
TEKNOLOJİ VE
DÜNYANIN EN BÜYÜK
KARBON KOMPOZİT
KATAMARAN YOLCU FE...
Mimar ve Mühendis18
ETKİNLİK
disiplinlerden yer inceleme mühendisleri
(Jeofizik, Jeoloji ve Jeoteknik) tarafından
incelenm...
MİMARLIK
Mimar ve Mühendis20
CAMİLERİN YAPIMI
ÜZERİNE DÜŞÜNCELER – 2 (*)
“Mescidler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki...
Mart - Nisan 2014 21
III. Cami Projesi Hazırlanması İçin
Gerekli Belge, Bilgi Ve Raporlar
Bir cami projesinin hazırlanması...
MİMARLIK
Mimar ve Mühendis22
açan; onlara yararlı bilgiler edindiren;
İslâm dinini anlamayı ve gereklerini hak-
kıyla yaşa...
Mart - Nisan 2014 23
şahsiyetlerin türbe ve mezarların yer aldığı
“hazire”ler bulunmaktadır.
Ayrıca cami bahçesinde camiye...
MİMARLIK
Mimar ve Mühendis24
çay/nargile salonu, şark odası, misafirhane,
seminer salonları)
5. Bay/bayan tuvaletleri
6. B...
Mart - Nisan 2014 25
GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER
Mimar ve Mühendis26
Mart - Nisan 2014 27
Yerel yönetim dediğimiz zaman otomatik
olarak geniş çaplı bir örgütlenmeden
bahsetmiş oluruz yani her...
GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞ
Mimar ve Mühendis28
DOSYA: YEREL YÖNETİMLER
Yerel yönetimlerin varoluşunun siyasal gerekç...
Mart - Nisan 2014 29
Yerel yönetimler, gerek
demokratik hayatta
oynadıkları roller, gerekse
kamu hizmetlerinin halka
sunul...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER
Mimar ve Mühendis30
Biz, bu yazımızda yerel seçimler ve bu süreçlerdeki ad...
Mart - Nisan 2014 31
gibi aşağılayıcı kavramlarla nitelendiril-
miştir. (Aradan geçen 3000 yıldan fazla
zamana rağmen hala...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER
Mimar ve Mühendis32
ğunu, seçmeniyle arasında bir avantaj ve
iletişim biçi...
Mart - Nisan 2014 33
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER
Mimar ve Mühendis34
emokrasi açısından temsilcinin seçmenleri
ile aynı öze...
Mart - Nisan 2014 35
bağlıdır. İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu
10.000'in üzerindeki belediyelerde plan
ve bütçe komisyo...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER
Mimar ve Mühendis36
mek üzere bir konuyu meclis komisyo-
nuna havale edeme...
Mart - Nisan 2014 37
kim yönetir. Yerel yönetimlerde en çok
kimin sözü geçer? Burada önemli olan
yerel düzeyde aşağıdaki t...
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Yerel Yönetimler
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Yerel Yönetimler

367

Published on

Published in: Education
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total Views
367
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
0
Actions
Shares
0
Downloads
2
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Yerel Yönetimler

  1. 1. CAMİLERİN YAPIMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER ŞİRKET İÇİ SAKINCALI MUHABBETLER SU İLE DANS: RAFTING Sayı: 76 Mart - Nisan 2014 76 YEREL YÖNETİMLER DEMOKRASİNİN ÖZÜ
  2. 2. EDitörden… Son dönemde yapılan kanun değişiklikleri ile daha da önemli hale gelen yerel yönetimler şüphesiz demokrasi kavramının özünü oluşturmaktadır çünkü demokraside siyasal gücün var oluş nedeni; her türlü eylemin beraberce, ortak düzenlenmesinden kaynaklanır. İmtiyaz Sahibi Mimar ve Mühendisler Grubu adına Genel Başkan Murat Özdemir Sorumlu Yazı İşlerİ Müdürü Murat Alpay muratalpay@mmg.org.tr Yayın Kurulu Mahmut Çelik, Osman Şahbaz, Ali Reyhan Esen, Ali Osman Öncel, Yavuz Sarı, Mehmet Kürşat Çapar Bu Sayıya Katkıda Bulunanlar Prof. Dr. Recep Bozlağan, Doç. Dr. Erbay Arıkboğa, Ümit Ünal Yayın Danışma Kurulu Avni Çebi, Prof. Dr. Nazif Gürdoğan, Prof. Dr. İlhan Kocaarslan Prof. Dr. Nizamettin Aydın, Prof. Dr. Zeki Çizmecioğlu, Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür, Mehmet Osmanlıoğlu Yrd. Doç. Dr. Yalçın Boztoprak, Fatih Dönmez, Yrd. Doc. Dr. İbrahim Güneş, Yakup Güler İletİşİm Adresİ Kuştepe Biracılar Sok. No: 7 Mecidiyeköy/İstanbul Tel: 212 217 51 00 Fax: 212 217 22 63 Web: www.mmg.org.tr E-posta: mmg@mmg.org.tr Yayın Koordİnatörü İsmail Şaşmaz ismail.sasmaz@abemedya.com Edİtör Fatih Göksu Görsel Yönetmen Ersan Topuz Reklam Serdar Erikci serdar.erikci@abemedya.com Eski Osmanlı Sok. Cansun Apt. 5/7 Mecidiyeköy/İstanbul Tel: 212 273 27 50 Fax: 212 273 27 51 Web: www.abemedya.com Basım BİLNET MATBAACILIK Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş. 444 44 03 Yayın Türü İki ayda bir yayınlanır. Yerel Süreli Yayın Ücretsizdir Yazı ve reklamların içerik sorumluluğu sahiplerine aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. ABEMEDYA Seçimlerden henüz çıkmış olduğumuz şu günlerde “Yerel Yönetimler” başlığı altında hazırladığımız ve Mart-Nisan aylarını kapsayan Mimar ve Mühendis Dergisi ile sizlerle dopdolu bir içerik ile tekrar birlikteyiz. Bir önceki paragrafta bahsettiğim üzere bu sayımızdaki dosya konumuzda yerel yönetimler konusunu işlemekteyiz. Son dönemde yapılan kanun değişiklikleri ile daha da önemli hale gelen yerel yönetimler şüphesiz demokrasi kavramının özünü oluşturmaktadır çünkü demokraside siyasal gücün var oluş nedeni; her türlü eylemin beraberce, ortak düzenlenmesinden kaynaklanır. Bireyin siyasal topluma katılımı her iki tarafın da (hizmet sunan ve alan) faydasınadır. Katılımın en kolay, etkin, verimli ve sağlıklı olduğu alan yerel yönetimlerdir. Demokratik terbiye kuruluşları olarak yerel yönetimler, merkezi yönetim karşısında halkın sesini kolaylıkla duyurabildiği kurumlar olmuştur. Çünkü demokratik katılımın yereldeki işleyişinin, halkın yerel karar organlarını seçmesinden, merkezi idareden bağımsız karar vermek için gerekli yerel demokratik ilkelerin uygulanmasına zemin hazırlanmasına kadar birçok ihtiyacı karşılayabildiği görülmektedir. Mimar ve Mühendisler Grubu için de ayrı bir öneme sahip olan yerel yönetimler mevzusunda birçok akademisyen ve uzmandan görüşler almanın haricinde hem kahvaltılı toplantılarımızda hem de konferans ve seminerlerimizde konuyu enine boyuna tartışma fırsatı bulduk. Umuyoruz ki dergimizde yer verdiğimiz bu önemli yazıları yerel yönetimler konusunda kendini sorumlu hisseden her birey okuma fırsatı bulur. Tabi ki dergimiz her sayımızda olduğu gibi sinema, kitaplık ve gezi sayfalarıyla eğlenceli hale gelirken bu sayımıza da mimarlık ve şehir üzerine yazılar koymayı da ihmal etmedik. İyi okumalar dileklerim.
  3. 3. Mimar ve Mühendis 76KAPAK26 Yerel yönetim dediğimiz zaman otomatik olarak geniş çaplı bir örgütlenmeden bahsetmiş oluruz yani her grubun ya da cemaatin kendini yönetmesi için gerekli olan bir örgütlenme. Türkiye’de köy toplumları ile başlayan bu yerel yönetim örgütlenmeleri, ulusal yapının ayrılmaz bir parçası olarak, yurttaşlara en yakın yönetim kademesi olduğunu ve bu nedenle, yurttaşların yaşama koşullarıyla ilgili kararların alınmasına katılmalarını sağlamak ve toplumsal gelişmenin hızlandırılması konusunda onların bilgi ve yeteneklerini seferber etmek bakımlarından en elverişli konumda bulunduğunu gözönünde tutmalıdır. İçindekiler BİZDEN HABERLER KISA KISA MAKALE 6 YEREL SEÇİMLER VE ADAYLIK SÜREÇLERİNİN DEMOKRASİYE KATKILARI AV.DERYAYANIK GAZİOSMANPAFLAVEBÜYÜKFLEHİR BELEDİYESİMECLİSÜYESİ BELEDİYE MECLİSLERİNDEKİ KARAR ALMA SÜRECİNDE KOMİSYONLARIN ROLÜ DOÇ.DR. TARKANOKTAYİSTANBUL MEDENİYETÜNİVERSİTESİ,SİYASAL BİLGİLERFAKÜLTESİ BELEDİYE MECLİSLERİNİN GÜÇLENDİRİLMESİNE DAİR ÖNERİLER DOÇ.DR.ERBAY ARIKBOĞAMARMARAÜNİVERSİTESİ, SİYASALBİLGİLERFAKÜLTESİ KENTSEL DÖNÜŞÜMDE BARSELONA ÖRNEĞİ DR.FUNDABUDAK KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN SOSYAL BOYUTU DOÇ.DR.NAILYILMAZ MARMARAÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİMÜYESİ 6360 SAYILI YENİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE YASASI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME PROF.DR.HÜSEYIN GÜLSÜLEYMANDEMİRELÜNİVERSİTESİ KAMUYÖNETİMİBÖLÜMÜ BELEDİYELER VE KENT KONSEYLERİ: TEMSİLDEN KATILIMA ENESBATTALKESKİN BURSAKENTKONSEYİGENEL SEKRETERİ DİJİTAL BELEDİYECİLİK MEHMET KÜRŞATÇAPAR İSTANBUL’DA DEPREM AFET RİSKİ VE YEREL YÖNETİMLER PROF.DR.O.METİNİLKIŞIKARAMA KURTARMAVEACİLYARDIM DERNEĞİ KENT İÇİ ULAŞIM VE TRAFİK SORUNUNUN NEDENLERİ VE İSTANBUL ÖRNEĞİ PROF.DR. RAFETBOZDOĞANYALOVA ÜNİVERSİTESİMÜHENDİSLİK FAKÜLTESİDEKANI İSLAM ŞEHİRCİLİĞİNİN İLK MODELİ OLARAK HZ. MUHAMMED DÖNEMİNDE ŞEHİRCİLİK VE BELEDİYE HİZMETLERİ PROF.DR.VECDİAKYÜZMARMARA ÜNİVERSİTESİİLAHİYATFAKÜLTESİ YEREL’DEN YÖNETİM VE KAYNAKLARIN KULLANIMI DR.MÜH.MUSTAFAUYSAL ENVERDER,BURSAŞUBESİBAŞKANI KALKINMA PLANLARINDA İSTANBUL PROF.DR.RECEP BOZLAĞANMARMARA ÜNİVERSİTESİSİYASALBİLGİLER FAKÜLTESİDEKANI CAMİLERİN YAPIMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER – 2 (*) MEHMETOSMANLIOĞLUMİMAR 20 88 90 ŞİRKET İÇİ SAKINCALI MUHABBETLER… SU İLE DANS: RAFTING MAHMUTÇELİKMMGGENELBAŞKANYARDIMCISI OSMANARIMAKİNEMÜHENDİSİ 30 64 70 74 80 84 34 38 42 46 50 56 60
  4. 4. Kimi zaman gündemi takip eden kimi zaman da gündem oluşturan dosya konularımızla hazırladığımız Mimar ve Mühendis dergimizin Mart-Nisan aylarını kapsayan 76. sayısını, 30 Mart Yerel seçimleri münasebetiyle, "Yerel Yönetimler" konusuna ayırdık. Yerel yönetimler, sadece seçimleri yapılacağı için değil güncel hayatımızı doğrudan etkilediği ve bir açıdan da şekillendirdiğinden, bizler için oldukça önemli bir konudur. Ayrıca, Mimar ve Mühendisler Grubu olarak grubumuzun ilgi alanı içindeki şehircilikten ulaşıma, altyapı yatırımlarından çevre konularına kadar bir çok konu bir şekilde yerel yönetim konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. Gittikçe artan şehirleşme ve şehir nüfusu ile birlikte, şehirlerin yapılanması ve şehir halkının gerek çevresi gerekse birbirleriyle kurduğu ilişki biçimleri yeniden tanımlanmaktadır. Bu süreçte, küreselleşme ve internet çağının getirdiği imkanlar ile toplumlar ve kişiler arasındaki iletişim ve etkileşimin payı şüphesiz büyüktür. Yerel yönetimlerin görevleri ve işlevleri, sadece ulaşım, su temini, çöp toplamak vs. gibi teknik belediyecilik hizmetlerini vermenin çok ötesinde şehir yapılanmasını ve kültürünü oluşturması açısından da büyük önem arz etmektedir. Bu teknik hizmetlerin veriliyor olması, yerel yönetimlerin asli, zaten olmazsa olmaz görevleri olarak telakki edildikleri için verildikleri müddetçe ekstra bir hizmet olarak algılanmamakta, hizmette aksama olması halinde bir eksiklik veya başarısızlık olarak değerlendirilmektedir. Yerel yönetimlerden beklentiler daha ziyade sosyal ve kültürel alanlarda yoğunlaşmaktadır. Yerel yönetimler, özellikle şehirlerin yapılanması, planlanması ve şehre yapılan yatırımlar neticesinde oluşan şehir rantının ve hizmetlerin adil bir şekilde dağıtılmasının sorumluluk ve vebalini de taşımaktadırlar. Yerel yöneticiler, özellikle seçim dönemlerinde, söylemlerinde şehre ve yaşayanlarına "hizmet etmek" şeklinde ifadelerde bulunsalar da, genel işleyiş hizmet alan-hizmet veren ilişkisinden ziyade yöneten-yönetilen ilişkisi şeklinde, daha üst perdeden, hiyerarşik ve buyurgan bir şekilde yürümektedir. Oysa gelinen demokrasi anlayışında, özellikle de katılımcı demokrasi yaklaşımının geldiği noktada, insanlar kendi yaşam alanları ile ilgili kararların gerek alınma gerekse uygulanma aşamalarında bilgi ve söz sahibi olmak istiyorlar. Modern toplumlarda, insanlar hizmetin ve şehirle ilgili alınan kararların niteliğinden ziyade, karar alma süreçlerindeki katılımlarını önemsiyorlar ki, insanların şehirle ilgili verilecek kararlarda görüşlerini almak, günümüzde gelişen iletişim imkanları ile çok da kolay hale gelmiştir. Özellikle genç nesilde bireysel özgüvenin ve buna bağlı olarak ta bu talebin arttığını ve önemsendiğini görüyoruz. Bu yaklaşım, toplumsal yapımız içinde bugün için tamamen belirleyici olmasa da gelecekte daha etkili olacağı şüphesizdir. Şehirlerimizin yerel yönetim sistemleriyle ilgili olarak bugün geldiğimiz noktada, henüz ideal bir sistem oturttuğumuzu da söylemek pek mümkün gözükmemektedir. Bu konudaki arayışımız hala daha da devam etmektedir. Yereldeki sorunlara müdahale noktasında bir tarafta ilçe belediyeleri, oldukları yerde büyükşehir belediyeleri, bunların meclisleri, büyükşehirlerde kalkmadan önce ayrıca bir de il genel meclisi ve kaymakamlık ile valilik makamları... Birçok konuda birden fazla ilgili taraf olması nedeniyle yetki ve sorumluluk çakışması... Yerele yetki verilmesi ama bunun ne kadarının merkezden nasıl kontrol edilmesi gerektiği... Belediye meclislerinin güçlendirilmesi, komisyonların karar alma sürecindeki rolleri ve meclis üyelerinin sayısı, seçim ve hizmet kriterleri... Vatandaşın yerel yönetimlerine katılımlarını sağlayacak mekanizmalar... gibi konular hala daha üzerinde tartışılması gereken konular olarak ortada durmaktadır. Bunlarla ilgili kurulması gereken mekanizmalar, uygulanması gereken yöntemler konunun tüm paydaşlarıyla yapılacak çalışma ve istişareler neticesinde olgunlaşacaktır diye düşünüyor ve biz MMG olarak STK ayağında üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye gayret ediyoruz. Bu gayretlerimizin devletimiz ve milletimiz için hayırlara vesile olması duasıyla, Murat ÖZDEMİR MMG GENEL BAŞKANI Yerel yönetimler, sadece seçimleri yapılacağı için değil güncel hayatımızı doğrudan etkilediği ve bir açıdan da şekillendirdiğinden, bizler için oldukça önemli bir konudur. Ayrıca, Mimar ve Mühendisler Grubu olarak grubumuzun ilgi alanı içindeki şehircilikten ulaşıma, altyapı yatırımlarından çevre konularına kadar bir çok konu bir şekilde yerel yönetim konusu olarak karşımıza çıkmaktadır. YÖNETİM ANLAYIŞI DEĞİŞTİKÇE ŞEHİRLER DAHA İYİ YÖNETİLECEK
  5. 5. KISA... KISA... Mimar ve Mühendis6 Mimar Mühendisler Grubu “İş Güvenliği Komisyonu” üyeleri Türkiye’de 1990 yılından bu yana prefabrik ve hafif çelik yapı sektörünün önde gelen gruplarından biri olan “Vefa Group” a teknik gezi düzenledi. MMG “İş Güvenliği Komisyonu” Başkanı, Harun Urul ve komisyon üyelerinin katılımı ile gerçekleştirilen inceleme gezisine, firmayı temsilen Çevre Yüksek Mühendisi ve İş Güvenliği Uzmanı İlyas Bayraktar eşlik etti. İş Sağlığı ve Güvenliği Komisyonu tarafından komisyon üyelerini bilgilendirmek ve tecrü- be kazanımlarını arttırmak amacıyla düzenli olarak yapılmaya çalışılan ve İş Güvenliği Müfettişi, Komisyon Başkanı Harun Urul öncülüğünde gerçekleştirilen inceleme gezi- sinde firma yetkililerince önce “Vefa Group” hakkında bilgiler verildi. TEKNİK GEZİLERE DEVAM EDİLDİ Mimar ve Mühendisler Grubu Sakarya Şubesi, yerel seçimler öncesinde Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı ve yeni dönem başkan adayı Zeki TOÇOĞLU'nu; Serdivan Belediye Başkanı ve yeni dönem adayı Yusuf ALEMDAR'ı kahvaltılı toplantıda misafir etti. Tüvasaş Sosyal Tesisleri’nde gerçekleştirilen programa üyelerin ilgisi ve katılımı hayli yüksek oldu. Kahvaltılı toplantıda Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ülkemizde suya fazla ihtiyaç duymadan tarım yapılabilen arazilerin korunmasıyla ilgili çok önceden aldığı ve uygulamaya geçirdiği tedbirleri anlattı. Topçuoğlu konuşmasına şöyle devam etti: “İnsanın toprakla ve doğal yaşamla irtibatı koparılmadan yatay büyüme konusunda yaptığı açıklamalarda hemfikir oluşumuz bizleri sevindirdi. Nüfusu 800.000 civarında olan Sakarya'nın imar çalışmalarının bu prensiplere göre 2.500.000 kişiye göre hazırlanmış olması da ayrıca üyelerimizi memnun etti. Günümüzde İstanbul, Ankara gibi şehirlerin nüfus yoğunluğundan dolayı yaşadığı sorunların bilindiği, gelecekte Sakarya’ da yaşanabilecek benzer problemler için tedbirlerin alındığı ifade edildi. Çok yoğun bir maraton içinde olan Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ile yapılan program, daha sık bir araya gelinmesi hususunda sözleşilerek sona erdi. KAHVALTILI TOPLANTIDA SİYASİLERİ AĞIRLADIK Mimar ve Mühendisler Grubu Diyar- bakır Şubesi 19.03.2014 tarihinde ‘’Diyarbakır İlinin Su Potansiyeli ‘’ konulu bir panel düzenledi. DSİ.10.Bölge Müdür- lüğü seminer salonunda gerçekleşen ve çok sayıda davetlinin katıldığı panele DSİ 10.Bölge Müdürü Sn. Okan Bal, Bölge Müdür Muavini Sn.Veysi Kanat, Meteoroloji 15.Bölge Müdürü Abidin Aydın, Meteoroloji 15.bölge Müdür Yardımcısı Dr. M.Latif Gültekin, Dicle Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühen- disliği Hidrolik Anabilim- dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zeynel Fuat Toprak katıldı. DSİ. 10. Bölge Müdürü Sn. Okan Bal, Diyarba- kır ilinin yer altı ve yer üstü su kaynakları ,bu kaynaklar ile ilgili yapılan çalışmalar ve projeler hakkında bilgiler verdi. Ayrıca Silvan Barajı ,Kralkızı Barajı ,Dicle Barajı ile ilgili istatistiki bilgiler vererek GAP Projesinin öneminden bahsetti. Sonrasında söz alan Doç.Dr. Zeynel Fuat Toprak ise, Diyarbakır ilinin su potansiyeli ve dağılımını resmi istatistiklerle açık- layarak, Diyarbakır ilinin çevre barajları hakkında bilgiler verdi. Ayrıca küresel iklim değişikliği, suyun önemi, buharlaşma etkisi, temiz ve sürdürebilir enerji konularına da değinen Doç.Dr Z.Fuat Toprak suyun dikkatli kullanılmasının; israf edilmemesinin ileride doğabilecek su sorunları için bir çözüm olabileceğini aktardı. Meteoroloji 15.Bölge Müdür Yardımcısı Dr.M.Latif Gültekin, Diyarbakır ilinin yağış verilerini grafiklerle anlatarak ortalama ve yıllık yağışların etkilerinden bahsetti. Daha sonra küresel iklim değişimi ve sebeple- rinin Diyarbakır’daki belirtilerine değinen Dr.M.Latif Gültekin, fidan dikmenin önemi; çevre ve atmosferin korunması ve su israfı konularında uyarılarda bulundu. MMG Diyarbakır Şube Başkanı Sn. Mesut Işık’ın teşekkür konuşma- ları ve plaket takdimiyle sonuçlanan panele , serbest mühendislerin, kurum memurlarının ve üniversite öğrencilerinin yoğun katılımı nedeniyle salonun yetersiz kalması, birçok kişinin paneli dışarıdan takip etmesine sebep oldu. Soru cevap bölümün yoğun ve verimli geçmesi böyle etkinliklere ne kadar ihtiyaç olduğunu bir kez daha gösterdi. diyarbakır'da su paneli
  6. 6. Mart - Nisan 2014 7
  7. 7. KISA... KISA... Mimar ve Mühendis8 Mimar ve Mühendisler Grubu Kayseri Şubesinin 9. Olağan Genel Kurulu, İlim Yayma Cemiyeti Kayseri Şubesi Konferans Salonu’nda yapıldı. Açılış ve yoklama işlemlerinin ardından “Divan Heyeti” seçimiyle devam edi- len genel kurulda, divan başkanlığına Adnan EVSEN, divan üyeliklerine ise Özden DOĞU ve Muhammed BİÇİMVEREN oy birliği ile seçildi. Yeni yürütme organlarının seçimiyle devam edilen genel kurulda, Mimar ve Mühendisler Grubu Kayseri şubesinin 9. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Tevfik Rıza SÜMER (Elektronik Mühendisi), Başkan Yardımcılığı’na Hasan ARPACIK (Makine Mühendisi) ve Yönetim Kurulu asil üyeliklerine ise Adnan EVSEN (Jeoloji Mühendisi), Mustafa SAÇMACI (Makine Mühendisi), Fatih KALENDER (Makine Mühendisi), Yaşar BAYRAKDAR (Ma- kine Mühendisi), Rıza GENGEÇ (Mimar) seçildi. MMG KAYSERİ ŞUBE’DE DEĞİŞİM Budapeşte'nin Güneydoğusu'nda 184 km. mesa- fede Kaposvár Üniversitesi Rektörü Tanácsterem konferans salonunda ''Gelişen Türk-Macar İlişkileri ve Türkiye'deki Fırsatlar'' Konulu Macarca sunum yapılan bir konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak Türk Macar İşadamları Derneği ( TÜMİŞAD) Başkanı ve Ma- caristan Kayseri Fahri Konsolosu Osman Şahbaz katıldı. Konferans moderatörlüğünü üniversite uluslararası eğitim direktörü Lehőcz Gábor yaptı. Kaposvár Üniversitesi Rektörü Prof. Ferenc Szavai’nin selamlama konuşmasın- dan sonra, Hukuk Hocası Dr. Ujkéry Csaba kısaca Osman Şahbaz'ın özgeçmişini okudu. Fahri Konsolos Şahbaz, gelişen, büyüyen, yeni Türkiye'yi kısaca tanıttıktan sonra her iki ülke arasındaki ilişkilere değindi. OSMAN ŞAHBAZ MACARİSTAN’DA KONFERANSA KATILDI Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen “Bizbize Konuşmalar’’ etkinliğinin konuğu Fatıma Tuba Andı oldu. Andı'nın tanışma sohbetinden sonra, “Öfke Kontrolü ve Stres Yönetimi” başlığı altında yaptığı sunumda, stres nedir, türleri nelerdir, neden kaynaklanır, stresin vücudumuza etkileri nelerdir, stresli olduğumuzu nasıl anlarız ve stresle nasıl baş edebiliriz gibi sorulara cevaplar arandı. Misafirlerin interaktif olarak katıldığı uygulamalarla zenginleşen sunum ilgiyle izlendi. Stres herkesin hayatı boyunca karşılaştığı, vücudun içten ya da dıştan gelen uyaranlara (sıkıntı, zorlanma gibi) verdiği tepkisel bir durumdur diyen Andı, bu süreçte vücut fonksiyonlarındaki değişimleri, kalp, damar, karaciğer ve dalak gibi organlarda bir takım etkileşimlerin olduğu, göz bebeklerinin bü- yüdüğünü, sindirimin yavaşladığını, solunumun arttığını örneklerle açıkladı. Bunlar dışında stresin, yorgunluk, halsizlik, sinirlilik, huzursuzluk ve öfke gibi ciddi fiziksel sorunlara yol açabileceğinden yola çıkarak, toplumda emniyet güçlerinin suçla mücadele etmesi ne kadar önemliyse vücutta bağışıklık sisteminin de stresle mücadelede etkin olmasının önemini vurguladı. “Genel- likle kişiler stres altındayken bir çözüm üretmek yerine, içinde bulundukları durumun ne kadar kötü olduğunu, kolay kolay değişmeyeceğini düşünerek olayları zihinlerinde birçok kez canlandırır. Bu da onların kendilerini çaresiz ve edilgen hissetmesine neden olur.” diye konuştu. ÖFKE VE STRESLE BAŞA ÇIKMA YOLLARI Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Merkezi’nde gerçek- leştirilen “Bizbize Konuşmalar’’ etkinliğine MMG Şehir Planlama ve Harita Komisyonu Başkanı Mustafa Yalçınkaya katılarak ‘’Bilgiye Dayalı Entegre Şehir Yönetimi’’ konulu bir seminer verdi. MMG Genel Başka- nı Murat Özdemir’in de katıldığı seminerde “bilgi-veri” nedir, hangi stratejilerle verimli kullanılır, veri yönetimi şehircilikte nasıl bir önem arz eder gibi sorulara cevaplar aran- dı. “Veri, yapılan her işin bilgisa- yardaki karşılığıdır, mühendislikte ise veri her şeyimizdir. Verilerin anlamlı ve kullanılabilir olması, akıllı stratejiler geliştirilmesi ve bilgiye dönüştürülmesi ile mümkün olur. Böylece veriler bize doğru ya da yanlış yaptığımızı bildirir” diyen Yalçınkaya, ülkemizde yıllarca “önce iş, sonra veri” mantığıyla süregelen şehircilik anlayışında, günümüzde verilerin hizmetlerle aynı anda üretilmeye çalışıldığını, bununla beraber ideal olanın ise veriyi karar verme sürecinde kullanılır hale getirmek olduğunu vurgulayarak, “Gelecek projeksiyonumuz olmadık- ça, bugünkü çözümümüz, yarınki problemimiz olacaktır” dedi. BİZBİZE KONUŞMALAR’DA ŞEHİR YÖNETİMİ SEMİNERİ
  8. 8. APPLIES TO EUROPEAN DIRECTIVE FOR ENERGY RELATED PRODUCTS APPLIES TO EUROPEAN DIRECTIVE FOR ENERGY RELATED PRODUCTS APPLIES TO EUROPEAN DIRECTIVE FOR ENERGY RELATED PRODUCTS APPLIES TO EUROPEAN DIRECTIVE FOR ENERGY RELATED PRODUCTS APPLIES TO EUROPEAN DIRECTIVE FOR ENERGY RELATED PRODUCTS Dünyada doğa harikaları, WILO’da mühendislik harikaları… Cebelitarık Boğazı www.wilo.com.tr Cebelitarık Boğazı’nda tuz yoğunluğundan dolayı iki denizin birbirine karışmaması gerçek bir doğa harikası. %90’a varan enerji tasarrufuyla, verimlilik anlamında dünyada benzeri olmayan WILO ürünleri ise mühendislik harikası. Binanızda, teknik performans ve verimlilik anlamında yeni standartlar belirleyen WILO ürünlerini kullanın, tasarruf edin.
  9. 9. Mimar ve Mühendis10 KISA... KISA... Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül: “Yerel Yönetimler Önemli Liderler Yetiştirdi” Beşikten mezara kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan yerel yönetimler, toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel gelişiminin çekici gücü niteliğindedir. Bunun içindir ki gelişmiş ülkelerdeki kamu harcamalarının neredeyse yarıya yakını yerel yönetimler ta- rafından yapılmaktadır. Yerel yönetimlerin kendi doğasından kaynaklanan dinamizmi ülke kalkınmasındaki önemlerini de artır- maktadır” sözleriyle konuşmasına başlayan Zafer Gül, yerel yönetimlerin önemine değinerek bu bağlamda “Yerel Yönetimler” ön lisans, lisans ve doktora programlarının Türkiye’de ilk olarak Marmara Üniversitesi bünyesinde açıldığını, gelecekte Marma- ra Üniversitesi olarak yerel yönetimlere verdikleri önemin artarak devam edeceğini belirtti. MMG Genel Başkanı Murat Özdemir: “Yerel Yönetimlerin Görevi Sadece Çöp Toplamaktan İbaret Değildir” Konuşmasına yerel yönetimlerin görevleri ve yerel yönetimlerden beklentilere vurgu yaparak başlayan MMG Genel Başkanı Murat Özdemir “yerel yönetimlerin görevleri sadece ulaşım, çöp toplama, su temini gibi teknik görevler değil, şehir yapılanması ve kültürünü oluşturması açısından da büyük önem arz etmektedir” dedi. Genel Başkan konuşmasına şu şekilde devam etti: “Bu teknik hizmetlerin veriliyor olması yerel yönetimlerin asli, olmazsa olmaz görevleri telakki edildiği için verildikleri müddetçe ekstra bir hizmet olarak algılanmamakta, hizmette aksama olması halinde bir eksiklik olarak değerlendirilmektedir. Yerel yönetim- ler daha ziyade sosyal ve kültürel alanlarda yoğunlaşmalı. Yerel yönetimler özellikle şehirlerin yapılanması, planlanması ve şehre yapılan yatırımlar neticesinde oluşan şehir rantının ve hizmetlerin adil bir şekilde dağıtılmasının sorumluluk ve vebalini de taşımaktadır” dedi. “Belediye Meclislerinin Güçlendirilmesi” ko- nusunda sunum yapan Marmara Üniver- sitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Doç. Dr. Erbay Arıkboğa, Belediye Meclisleri’nin rolleri ve bu rollerin nasıl güçlendirilebileceği hususları üzerinde YEREL YÖNETİMLER KONUŞULMAYA DEVAM ETTİ Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin öncülüğünde Mimar ve Mühendisler Grubu ile Marmara Belediyeler Birliği’nin ortaklaşa düzenledikleri “Yerel Yönetimler” konulu konferans Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi – Beykoz Anadolu Hisarı Kampüsü Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Katılımın yoğun olduğu konferans, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül ve MMG Genel Başkanı Murat Özdemir’in açılış konuşmalarıyla başladı.
  10. 10. Mart - Nisan 2014 11 Yerel yönetimler daha ziyade sosyal ve kültürel alanlarda yoğunlaşmalı. Yerel yönetimler özellikle şehirlerin yapılanması, planlanması ve şehre yapılan yatırımlar neticesinde oluşan şehir rantının ve hizmetlerin adil bir şekilde dağıtılmasının sorumluluk ve vebalini de taşımaktadır. dururken bu meselenin temelde siyasi bir mesele olduğunu; kurumsal düzenleme- lerin ise bu siyasi bakışın bir yansıması olduğunu kaydetti. Sonrasında söz alan İstanbul Mede- niyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Doç. Dr. Tarkan Ok- tay, “Meclis Komisyonları’nın Karar Alma Sürecindeki Rolü” başlıklı sunumunda, karar alma sürecinin teknik boyutu, siyasal unsurların niteliği ve karar alma sürecine yaptıkları etkilere değindi. Sunumunda yerel siyasette karar alma mekanizmaları- nın işleyişi, bu süreçte etkili olan unsurlar ve kriterlerin yanı sıra komisyonların etkinliklerinin geliştirilmesi hususunda bilgiler verdi. Konuşmasında Meclis Grup Toplantıları’nın önemini vurgulayan Gaziosmanpaşa ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Av. Derya Yanı, parti politikalarının Grup Toplantıları’nda şekillendiğini ifade ederken, toplantıların siyasetin üretilme- sindeki etkinliğinin altını çizdi. "Siyasette yapısal sorunlardan bahsederken, çok parti- li sisteme geçeli henüz 64 yıl olduğunu unutmamalı" diyen Derya Yanı, “Teori ve pratik birbirinden farklı diye, teori üretme- yi bırakacak değiliz” dedi. “İstanbul Depremi ve Yerel Yönetimler” başlığı altındaki sunumunda Emekli Öğ- retim Üyesi Prof. Dr. Metin İlkışık, olası İstanbul depreminin sonuçlarına ve bunlara karşın alınacak önlemlere değindi. Son 50 yılda İstanbul’ un çok hızlı şekilde büyüdüğüne dikkat çeken İlkışık, 2010 yılı itibariyle İstanbul’da yaklaşık 1.450.000 bina olduğunu ve yaklaşık olarak her yüzyılda bir yıkıcı bir deprem yaşandığını bildirdi. Konferansta daha sonra söz alan Dr. Funda Budak, Barselona örneğinden yola çıkarak Türkiye’deki özellikle İstanbul’daki kentsel dönüşümün değerlendirmesini yaptı. Bu dönüşüm ile başlayan yıkım konusuna değindi. Kentsel dönüşümün rant arayışlarına da yol açabileceğini söy- leyen Budak, verdiği Barselona örneğinde kentsel dönüşüm esnasında şehrin tarihi ve kültürel dokusunun nasıl korunduğunu da yaptığı sunumla anlattı. Kentsel Dönüşümün sosyal boyutlarını ele alan Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Dekan Yardımcısı Doç Dr. Nail Yılmaz “Doğru kentsel dönüşüm için, doğru toplumsal tanımlama gerekir, her hastaya aynı ilacı verir gibi kentsel dönüşüm yapılamaz” dedi. Farklı gelir gruplarından oluşan yerleşim bölgele- rinde farklı stratejiler geliştirmek gerek- tiğini söyleyen Yılmaz, Türkiye’de bunun ihmal edildiğini ifade ederken ülkemizde deprem gerçeğinin 17 Ağustos Depremi ile anlaşıldığını hatırlattı. Sonrasında sözü alan konuşmacı Yalova Üniversitesi Müh. Fak. Dekanı ve Ulaştırma Müh. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rafet Bozdoğan, “Ulaşım ve Trafik” başlığı altındaki sunumunda kalıcı ve sürdürülebilir kent ve ulaşım planlaması- nın önemi, ulaşım sistemlerinin tek elden yönetilmesi, efektif ve cazip bir toplu taşı- ma sisteminin kurulması, optimum ulaşım alt yapısının inşası, etkin bir trafik yönetim sisteminin kurulması, trafiğin etkin de- netiminin kurulması, toplumda ulaşım ve trafik bilincinin oluşturulması gibi önemli kent içi ulaşım kriterlerini açıkladı. Yalova Üniversitesi Müh. Fak. Deka- nı ve Ulaştırma Müh. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Rafet Bozdoğan ise konuş- masında: “Bir şehirde nüfus 100.000’ i geçince toplu taşımaya geçilir, toplu taşıma ulaştırmanın temelidir. İstanbul’a her yıl, Samsun gibi, Eskişehir gibi bir şehir daha ekleniyor” diye konuştu. Sözlerine Türkiye'de deniz taşımacılığının zayıflığından bahsederek başlayan Emekli Genel Müdür ve Öğretim Üyesi Dr. Muammer Kantarcı ise “Sürdürülebilir Toplu Ulaşım Sistemleri” başlığı altında yaptığı sunumda, dünya trafik hacmi ve Türkiye’nin yeri hakkında bilgiler verdi. Kantarcı, toplu taşımacılıktaki vizyonun “müşteri memnuniyeti” değil “insan mem- nuniyeti” odaklı olması gerektiğini ifade ederken, “emniyet, dakiklik, hız, temizlik, konfor, bilgilendirme” gibi konuların öne- mini vurguladı. İstanbul’da ulaşımın genel özelliklerini de sıralayan Kantarcı, gelişen, değişen müşteri ihtiyaçlarını karşılamak için tek bir geleneksel çözüm değil, çok seçenekli, kapsamlı, modern çözümlerin olduğunu ifade etti. Konferansın son konuşmacısı MMG Bilişim Teknolojileri Komisyonu Başkanı Kürşat Çapar oldu. Çapar, “Dijital Belediyecilik” başlığı altında yaptığı sunumda dijital belediyeciliğin ne olduğu, seyri, ihtiyaçları, getirdikleri, sürdürülebi- lirliği ve geleceği hakkında bilgiler verdi. Verileri entegre kullanacak dijital alt yapının oluşturulmasının önemine değinen Çapar, “Sabıka Kaydı” örneği ile “mo- demlerin kolaylıkla yapabileceğini, insan yüklenmemeli, bugün E-Devlet sistemiyle rahatlıkla alabildiğimiz bir belge için eski- den ne kadar çok zaman kaybediyorduk” dedi. ”İşlerimizi halletmek için Belediye’de çalışan bir tanıdığa ihtiyacımız olurdu, şimdi ihtiyacımız sadece modemler” diye konuştu. Soru–cevap kısmı ve konuşmacılar adına dikilen üçer fidan sertifikaları ardından çe- kilen toplu fotoğrafla konferans sona erdi.
  11. 11. Mimar ve Mühendis12 ETKİNLİK KAHVALTILITOPLANTIDA VALİMİZİ AĞIRLADIK Seçimlerden hemen önce 23 Mart Pazar günü Barcelo Eresin Topkapı Hotel’de, Delta İnşaat sponsorluğunda gerçekleştirilen ve MMG Genel Başkanı Murat Özdemir’in yanı sıra Eski Genel Başkan Avni Çebi, Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Zafer Gül ile MMG Yönetim Kurulu üyeleri ve çok sayıda konuğun katıldığı “Merkezi İdare ve Yerel Yönetimler” Kahvaltılı Çalışma Toplantısının bu ayki konuğu İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu oldu. MMG Genel Başkanı Murat Öz- demir: “Mimar ve Mühendislik Alanında, MMG Büyük Bir Boşluğu Doldurmanın Çabası İçindedir” MMG Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Çelik’in sunuculuğunu ve moderatörlü- ğünü üstlendiği toplantı, MMG Genel Başkanı Murat Özdemir’in konuşması ile başladı. Konuşmasının başında sivil toplum yapılanmasının bu toprakların inanç ve kültür geleneğinde asırlardır var oldu- ğuna; vakti olanın vaktini, nakdi olanın nakdini, bilgisi olanın bilgisini paylaş- tığı bu medeniyetin aslında bir vakıf medeniyeti olduğuna değinen, MMG Genel Başkanı Murat Özdemir: “Bizler yaptığımız etkinliklerimizle sivil toplum kuruluşu olmanın bir sorumluluğu olarak değerlendirdiğimiz, önemli gördüğümüz konuları, kamuoyunun gündemine geti- rerek, kanun koyuculara ve uygulayıcı- lara yol gösterme, teşvik etme ve uyarıcı olmaya çalışıyoruz” dedi. Bir vatandaş olarak yerel yönetimler- den beklenenlere de değinen Özdemir, özellikle katılımcı demokrasi anlayışın- da, insanların kendi yaşam alanları ile ilgili kararların gerek alınma gerekse uygulama aşamalarında söz sahibi olmak istediğinin altını çizdi. Bunun- la beraber seçimle gelen idarecilerin, seçim dönemlerinde çokça kullandıkları "şehre ve yaşayanlarına hizmet etmeye geldikleri” söyleminin ardından, vatan- daşla hizmet alan-hizmet veren ilişki- sinin yöneten-yönetilen ilişkisine, daha üst perdeden, hiyerarşik ve buyurgan bir yönetim tarzına dönüşmemesi gerektiği- ni vurguladı. Başkan Özdemir “Biz MMG olarak şehirlerimizin, büyütme fetişizmi- ne kapılmadan, insani ölçeklerde herkes için huzur beldeleri olacak şekilde teşkil edilmelerinin önemini sürekli vurguluyo- ruz” sözleriyle de dikkat çekti. “Yönetimler, planlama ve karar alma süreçlerinde vatandaş, STK katılım ve kat- kılarını önemsemelidir” diyerek sözlerini
  12. 12. Mart - Nisan 2014 13
  13. 13. Mimar ve Mühendis14 ETKİNLİK tamamlayan Özdemir, sözü toplantının moderatörü MMG Genel Başkan Yardım- cısı Mahmut Çelik’e bıraktı. Başkan Yar- dımcısı Çelik, kısa özgeçmişini sunduğu, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu kürsüye davet etti. T.C. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu: “Önemli Olan Münferit Olarak İller, İlçeler Değil, Millet- tir” İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, üniversite sınavına giren gençlere başarı dileklerinde bulunarak, “Gençler geleceğimizin teminatıdır, onları çok iyi yetiştirmemiz gerekir ve onları çok iyi yetiştiren okullarımız var. Ayrıca böylesine güzel bir grubu oluşturdukları, böylesine güzel etkinlikler düzenledik- leri için MMG’ ye teşekkür ediyorum” ifadelerini kullanarak sözlerine başladı. Türkiye’de Yerel Yönetimlerin tarihçe- sinden başlayarak bugüne dek yaşanan değişimleri anlatan Vali Mutlu, Os- manlı Dönemi’nden başlayan merkezi yönetim, mahalli yönetim ayrımının Cumhuriyet’in ilanı ile tam manada önem kazanarak, yerel yönetimlerle ilgili ilk önemli kanunun 1930 yılın- da yapıldığını, özellikle 2002 yılından itibaren çok kapsamlı Kamu Yönetimi reformlarının uygulamaya geçirildiğini, son düzenlemelerin ise 2012’de yapıldı- ğını belirtti. Nüfusun yüzde 75'inin büyükşehirler kapsamında hizmet aldığını belirten Vali Hüseyin Avni Mutlu, “En son yasayla, Ordu vilayetimizin de dahil edilmesiyle Büyükşehir Belediyelerimizin sayısı 30'u buldu. Büyükşehirlere yeni yasayla bir- likte önemli yetkiler de transfer edildi. Bu yetkilerin en önemlisi ise aslında kaynak kullanma yetkisidir. Büyükşehir- lerimiz artık bütçeden vergi gelirlerinin yüzde 6'sı oranındaki bir payı alabile- cekler. Bunlar büyükşehir belediyeleri- nin payı olarak yüzde 1.5 civarında, ilçe belediyelerinin payı olarak yüzde 4.5 civarında bir şekilde dağıtılacak. Dolayı- sıyla bundan böyle büyükşehir belediye- leri devletin vergi gelirleri içerisinde çok önemli bir kalemi kullanmaya devam edecek" ifadelerinde bulundu. Bununla beraber, 1913 tarihli yasa ile temelleri atılan il özel idarelerinin, büyükşehir statüsündeki illerde 30 Mart 2014 tarihinden itibaren kaldırılacağını bildiren Vali Mutlu, diğer illerde ise, merkezi yönetim, belediyeler ve il özel idarelerinden oluşan yapının devam edeceğini belirtti. İl özel idarelerinin bugüne dek gerek eğitim, gerek gençlik ve spor etkinlikleri, gerekse sağlık, aile ve sosyal politikalar alanlarında önemli hizmetler verdiğinin altını çizen Vali Mutlu, gelecek dönemde büyükşehir belediyelerinin bu alanlarda hizmet- lerinin daha yoğun olacağına dikkat çekti. Yine büyükşehirlerde il özel idarelerinin kaldırılmasının, merke- zi idarenin yatırım ve hizmetlerini yürütecek, denetleyecek, raporlayacak bir başka kuruma ihtiyaç doğurduğunu belirten Vali Mutlu, bunun sonucunda valilik bünyesinde “Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı” adı altında yeni bir resmi kurum oluşturulduğunu bildirdi. Ulaşım, şehir yapılanması, kültürel faaliyetler, sosyal hizmetler, hukuki mevzuatlar gibi konuların ele alındığı törende, Vali Hüseyin Avni Mutlu, Delta İnşaat Yönetim Kurulu Başka- nı Nihat Yeşil’e ve İstanbul İl Özel İdaresi Genel Sekreter Yardımcısı ve MMG Etik Kurulu Üyesi Ümit Ünal’a plaketlerini takdim ederken, Delta İn- şaat adına Sayın Nihat Yeşil ve Mimar ve Mühendisler Grubu adına Genel Başkan Murat Özdemir’in katılımların- dan dolayı Sayın Vali H. Avni Mutlu’ya teşekkürleri ile toplantı sona erdi. Bir vatandaş olarak yerel yönetimlerden beklenenlere de değinen Özdemir, özellikle katılımcı demokrasi anlayışında, insanların kendi yaşam alanları ile ilgili kararların gerek alınma gerekse uygulama aşamalarında söz sahibi olmak istediğinin altını çizdi. Bununla beraber seçimle gelen idarecilerin, seçim dönemlerinde çokça kullandıkları "şehre ve yaşayanlarına hizmet etmeye geldikleri” söyleminin ardından, vatandaşla hizmet alan-hizmet veren ilişkisinin yöneten-yönetilen ilişkisine, daha üst perdeden, hiyerarşik ve buyurgan bir yönetim tarzına dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
  14. 14. Mart - Nisan 2014 15
  15. 15. Mimar ve Mühendis16 ETKİNLİK GRUBUMUZDAN DEPREM HAFTASI BİLDİRİSİ Bildiğiniz gibi, Mimar ve Mühendisler Grubu olarak faaliyet alanımıza giren konularda hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de başta kanun koyucular ve yürütücüler olmak üzere, sorumlu taraflara geliştirdikleri ve geliştirecekleri projelerde yol gösterici olmak amacıyla çok disiplinli mühendislik yaklaşımlarına dayalı proje ve çözüm odaklı çalışmalar yapmaktayız. Bu kapsamda, DEPREM HAFTASI münasebeti ile de kamuoyunun ilgisini hepimiz için çok hayati öneme sahip deprem konusuna çekmek istedik. Deprem Araştırma Komisyonu'nun meclise sunduğu rapora göre 'Ülke topraklarımızın yüzde 96'sı deprem kuşağındadır ve bunun da yüzde 66'lık bölümü 1. ve 2. derece deprem bölgesidir. Bu bölgeler ülke nüfusumuzun %70'ini ve sanayimizin de % 75'ini kapsamaktadır. Fakat bu raporun hazırlanmasına esas olan Deprem Tehlike Haritasının 1996 yılından günümüze kadar hala güncellenmemesin- den dolayı güncel deprem kuşaklarında yapılaşma ve risk durumunun son durumu bilinememektedir. Ülkemizde son 30 yılda terör yüzünden 30.000 kişi hayatını kaybetmiştir. 17 Ağustos’ta meydana gelen 7.4 büyüklü- ğündeki Adapazarı depreminde ise 45 saniyede 18.000 kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 20 milyar dolardan fazla ekonomik bir zarara neden olmuştur Bugün Allah'a şükür ki terör afeti çözüm sürecine girmiştir. Ancak en fazla 1 - 1.5 dakika sürmesi beklenen büyük Marmara depremlerinden İstanbul’a en yakın olması düşünülenlerden birinin olması durumun- da öngörülen 50.000 can kaybı riski hala daha söz konusudur. Dolayısıyla, deprem gerçeği hayatımızdaki en büyük afet riski olarak durmaktadır. Depremin ne zaman, nerede, nasıl olacağı, fayın yeri, çalışma ve kırılma mekaniz- maları gibi daha çok teknik ve akademik tartışmaları kamuoyunun önünde yapmak yerine, konunun uzmanlarıyla akademik çevrelerde tartışıp ortaya çıkan somut sonuçları kamuoyuyla paylaşmak gerekti- ğini düşünüyoruz. Bu tip teknik konuların kamuoyu önünde tartışılması ve konu ile ilgili olarak çok farklı görüşlerin ortada dolaşması, kamuoyunun deprem konu- sundaki algısını sulandırmakta ve konuyu ciddiyetinden uzaklaştırmaktadır. Ülkemizin geneli deprem bölgesi altında bulunduğu, zaman zaman mal ve can ka- yıplarına neden olan depremleri yaşadığı halde deprem bilincinin oluşmasının ve deprem konusunun gündeme gelmesi- nin miladı 17 Ağustos 1999 Adapazarı depremi olmuştur. Bunun nedeni olarak da bu depremi hisseden ve etkilenen nüfus sayısının önceki depremlere oranla çok daha fazla olması, depremin İstanbul’a yakın olması, İstanbul’u da etkilemesi ve İstanbul’un olası depreminin habercisi olması gibi faktörler sayılabilir. Bizim esas yapmamız gereken bu milat- tan sonra yapılanları ve bundan sonra yapılması gerekenleri “deprem öncesinde ve deprem sonrasında yapılması gereken- ler” olarak, uluslararası mühendislik ve bilim standartlarına uygun olarak somut şekilde değerlendirmektir. Bu kapsamda, öncelikli olarak, depreme karşı hazırlıklı olmayı sağlayabilmek için, depreme karşı duyarlılığı arttırıcı kampanyalar yaparak kamuoyunda zaman içinde kaybolan deprem riski bilincini arttırmak ve olası bir deprem öncesinde vatandaş odaklı risk değişimlerinin izlenmesiyle kentsel dönü- şümde öncelikli alanların belirlenmesi ve sonrasındaki erken uyarı odaklı kurtarma faaliyetlerini de bugünden örgütlemek ge- rekmektedir. Kentsel Risk bilincinin okul- lara inmesi açısından Liselere Afet Bilgisi dersi konarak risk eğitiminin toplumsal tabanını sağlamlaştırabilir. Depremden korkmamıza sebep depremin neden olduğu yıkımdır. Deprem sonra- sında binalarımızda toptan göçme, ağır hasar, orta hasar, hafif hasar ve hasarsızlık durumlarından biriyle karşılaşmaktayız. Bizim için öncelikli olan, can kaybına neden olan ve deprem sonrası kullanıla- maz hale gelen, toptan göçme, ağır hasar ve orta hasar riski taşıyan binaların tespit edilebilmesidir. Adapazarı depreminde Toptan göçme % 6, Ağır hasar % 7 ve Orta hasar % 12 mertebelerinde gerçekleşmiş- tir. Yani, öncelikli olarak yapı stokumuz içinde risk taşıyan % 25'lik yapıyı tespit etmemiz gerekmektedir. Yapılacak bu tespitte büyük ve yıkıcı deprem öncesinde meydana gelen, halkımızı uyaran dep- remlerin kullanılması yararlı olabilir. Bu amaçla ALO Deprem Hattı Projesi'yle uya- rıcı depremleri hisseden vatandaşlardan internet veya telefon üzerinden toplanacak büyük deprem öncesi bilgilerle, riskli alan ve riskli yapılı binaların hızlı ve düşük maliyetle tespiti yapılabilir. Bu amaçla, İl AFAD Müdürlükleri vatandaş odaklı öncü depremleri hisseden vatandaşlardan gelen bilgilere göre kent içinde zayıf yapı ve alan odaklarının belirlenmesinde görevlendiril- mesi gerekir. Deprem neticesinde oluşan yıkımı etkile- yen faktörleri basit olarak, depremin ni- teliği, zeminin özelliği ve binanın kalitesi olarak sıralayabiliriz. Bunlardan depremin niteliğine (büyüklüğü, yeri ve derinliğine) bizim müdahale etmek imkanımız bulun- mamaktadır. Ancak olması muhtemel dep- remin niteliğini tahmin edebilmekteyiz. Zemin kalitesini ise bölgeler itibariyle ge- nel olarak biliyoruz fakat yer özelliklerinin çok değişken olmasından dolayı yapılaşma öncesinde yer inceleme mühendislerinin incelememesinden kaynaklı, depremlerde meydana gelen hasarın büyük oranda zeminden kaynaklandığını da hatırlatmak istiyoruz. Ancak müstakilen inşaata konu olacak bölgelerin durumlarının da farklı
  16. 16. Mart - Nisan 2014 17 YENİLİK ARAMA KURTARMA BOTU TECRÜBE TEKNOLOJİ VE DÜNYANIN EN BÜYÜK KARBON KOMPOZİT KATAMARAN YOLCU FERİBOTU STANDARTLARA UYGUN AÇIK VE KAPALI TESİS
  17. 17. Mimar ve Mühendis18 ETKİNLİK disiplinlerden yer inceleme mühendisleri (Jeofizik, Jeoloji ve Jeoteknik) tarafından incelenmesi ve üç farklı mühendislik im- zasıyla Yer İnceleme Projesi'nin hazırlatıl- ması zorunlu olmalıdır. Bina kalitesini de projelerinin uygun- luğu ile kullanılan malzeme ve işçiliğin kalitesi belirlemektedir. Binaların durumu hakkında binaların yapılma yılları, yapım şekilleri, projeleri ve kullanılan malzeme- lerden yola çıkarak belli değerlendirmeler yapmak imkanına sahibiz. Mevcut bütün binaları aynı anda değerlendirmek imka- nına sahip olamayacağımız için daha riskli olanlardan daha az riskli olanlara göre bir öncelik sırası tespit edip çalışmalara başlanmalıdır. Bu kapsamda öncelikli olarak mevcut yapı stoğumuzu hem zemin hem de bina kalitesi olarak değerlendirmeliyiz. Zemin kalitesini, yapılaşmaya elverişli olmayan bölgeler, zemin iyileştirmesi ile yapılaştır- maya uygun hale gelebilecek bölgeler ve yapılaşmaya uygun bölgeler olarak gerek- çeleri ile beraber ortaya koymalıyız. Mev- cut yapı stoğumuzu da, bilimsel, teknik ve mühendislik verileriyle, mümkün mertebe somut, basit, kamuoyunun anlayabileceği, ikna olabileceği ve spekülasyona neden olmayacak şekilde değerlendirmeliyiz. Binalarımızı üç kısımda sınıflandırabi- liriz. a) 1997 yılı Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik öncesi yapılar, b) 1997 yılı Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmeliğe göre yapılan yapılar, c) 2007 yılı Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmeliğe göre yapılan yapılar. Bu sınıflandırma kapsamında öncelikli olarak 1997 deprem şartnamesi öncesin- de yapılan yapılar ile projesi olmayan ve hazır beton kullanılmamış olan yapılar ele alınmalıdır. Yapı stoğumuzun içerisinden öncelikli olarak belirlenecek toptan göçme ve ağır hasar riski taşıyan binalar öncelikli olarak yenilenmelidir. Orta hasar riski ta- şıyan binalarda ise güçlendirme de çözüm olarak düşünülmelidir. Kamuoyunda "Kentsel Dönüşüm Kanunu" olarak bilinen "6306 Sayılı Afet Riski Altın- daki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun" aslında bu dönüşüm için tarihi bir fırsat sağlamaktadır. Ancak bu kanunun çıkış amacı, öncelikli olarak risk taşıyan binaların yenilenmesi olduğu halde bugün gelinen noktada, yukarıda bahsettiğimiz tasnifin öncelikli olarak yapılmaması nedeni ile, ağırlıklı rant taşıyan binaların yenilenmesi gerçekleştirilmektedir. Onun için kanunun teşvik ve istifadeleri öncelikle riskli binalara uygulanmalı ve bu vesile ile oluşan imar rantları kamuya aktarılmalıdır. Öncelikli olarak yapı müteahhitliği herkesin el attığı bir alan olmaktan çıkarılmalı, belli teknik eleman, donanım ve mali şartlar gözetilerek mesleki-kurumsal yeterlilik ve belgelendirme sistemi getirilmelidir. Profesyonel mühendislik kavramı yer- leştirilerek mezuniyet sonrası belli bir tecrübe ve yetkinlik kazanan mühendisler, müstakilen proje yapma yetkisine sahip olmalıdır. İnşaatlarda çalışan işçi, usta ve kalfalar eğitimden geçirilerek serti- fikalandırılmalıdır. Yapı ve yer denetim sistemi geliştirilerek gerek yapılar gerekse inşaat öncesinde ve sürecinde sorumluluk alanları için Mali ve Mesleki Sorumluluk Sigortası ile desteklenmeli ve etkin bir yapı ve yer denetimi yapılmasının takipçisi olunmalıdır. İnşaatların özellikle kaba yapılarının fiili olarak inşaat mühendisi nezaretinde yapılması sağlanmalı ve konu ciddi olarak denetlenmelidir. Sektörü düzenleyen, devlet, yerel yönetimler, üni- versite ve mesleki sivil örgüt ayakları olan bir üst kurul oluşturulmalıdır. Üniversite- lerde yeni İnşaat ve Jeofizik Mühendisliği bölümleri açılması yerine mevcut bölüm- ler Yer Bilimleri Mühendislik Fakülteleri ve Yapı Mühendisliği Fakülteleri şeklinde fakülte boyutuna taşınarak laboratuar, öğretim üyesi, derslik vs. gibi ihtiyaçları giderilerek eğitim kalitesi arttırılmalıdır. Eski binaların güçlendirilmesi konusunun da başlı başına bir mühendislik konusu olduğu, gelişigüzel yapılacak güçlendirme çalışmaları ile binayı depreme karşı daha da güçsüz duruma getirilebileceği konu- sunda da kamuoyu bilgilendirilmelidir. Bugünden üzerinde çalışılması gereken bir konu da olası bir deprem sonrasın- daki kurtarma faaliyetleridir. Kurumlar, genelde kendi bünyelerindeki elemanları görevlendirerek kurtarma faaliyetlerini organize etmektedir. Oysa Adapazarı depreminde de somut olarak görülmüştür ki, deprem sonrasında depremi yaşayan bölge insanının maddi ve manevi durumu bu tip kurtarma faaliyetlerinde bulunmaya elverişli olmamaktadır. Adapazarı depremi sonrasında olduğu gibi bölgedeki kurtarma faaliyetleri komşu il ve ülkelerden gelen ekipler tarafından gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla İstanbul'da olası bir deprem sonrası kurtarma faaliyetleri için öncelikle Bursa, Bolu, Edirne, Tekirdağ, Eskişehir, Kocaeli gibi çevre vilayetlerdeki ekipler ile bir çalışma öngörülmelidir. Büyük depremler sonrası kullanılacak transfer deprem şehirleri kurulması son Van dep- reminde 1 milyon insanın sokakta kalması gibi insan vicdanını sızlatan bir durumla tekrar karşılaşılmamasını sağlayabilir. TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Başkanı olan Sayın İdris Güllüce'nin şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanı olmasının, bu konudaki tecrübe, bilgi ve birikimleri ile, ülkemizin deprem afetine karşı mücade- lesinde bundan sonraki dönemde daha fazla etkinlik sağlayacağını ümit ediyoruz. Ülkemizdeki deprem riskini ciddiye alarak, yapacağımız inşaatlarda daha dikkatli ve özenli olup, olası bir şerden, yapı ve yaşam kalitemizin artmasına vesile olacak, hayırlar çıkarmanın yollarını aramalı ve vatandaş, yöneticiler, STK ve basın olarak konunun takipçisi olmalıyız. Kamuoyuna saygıyla duyurulur... Mimar ve Mühendisler Grubu
  18. 18. MİMARLIK Mimar ve Mühendis20 CAMİLERİN YAPIMI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER – 2 (*) “Mescidler yeryüzünde Allah’ın evleridir. Gökteki yıldızların yer ehlini aydınlattıkları gibi, onlar da gök ehlini aydınlatırlar. (Heysemi, Mecmeuz-Zevaid 117) llah yeryüzünü müminlere mescit kılmıştır. İlk mescitten günümüze sadelik ve tevazu ile inşa edilen tev- hidin ibadet binaları giderek gelişmiş, geliştirilirken de iç ve dış mekânı kimi zaman tam anlamıyla ihtiyaca müteveccih boyutta inşa edilirken, kimi zaman da bu sadelik ve ihtiyacı karşılamaktan öte bir güç yarıştırma- sına, devletin gücünün, cesametinin üç boyutlu ifadesine dönüşmüştür. Günümüzde oldukça abartılı ve gerek- siz süslemeli, estetik değerden yoksun ve nispetleri bozuk, ihtiyaçla örtüş- meyen, projesiz ya da ortada dolaşan tip projelerle inşa edilen yapıların çoğunlukta olduğu da bir hakikattir. İyi bir cami projesini, uygun ölçek ve mimari tarzda, çevreye değer katacak anlayışla inşa edebilmek için lüzumlu bazı kurallar aşağıda belirtilmektedir. Temennimiz bu kuralların hayata geçi- rilerek makul ölçekli ve bütçeli, ihti- yacı karşılayacak cami ve mescitlerin inşa edilmesidir. I. Cami Projesine Başlarken Bir cami projesine başlamak için; • Önce bu hayrın gerçekleştirilmesin- de halis niyetle yola çıkacak “müteşeb- bis heyet”in teşkil edilmesi, • Buna müteakip yapılacak camiin kapasitesine uygun bir “parselin” ayrılmış olması • Caminin tarzı ve ihtiyaç programının oluşturulmasında müteşebbis heyetin yanında gönüllü mimar, mühendis, ilahiyatçı, sosyolog, tarihçi ve sanat tarihçilerinden katkı sağlanmalı, • Son olarak ta finansal kaynağın hazır olması ya da taahhüt edilmesi gerek- lidir. Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim de; "Allah’ın mescidlerini ancak Allaha ve âhiret gününe îman eden, namazı dos- doğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler i’mâr eder. İşte doğru yola ermişlerden olma- ları umulanlar bunlardır "(Tevbe,18) buyurmaktadır. Amr İbnu Abese (radı- yallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:"Kim içerisinde Allah(ın adı) zik- redilsin diye bir mescid bina ederse, Allah da ona cennette bir ev bina eder" [Nesâî, Mesacid 1,(2, 31).] buyurmak- tadır. II. Cami Projelerini Hazırlayacak Mimarlarda Hangi Hususiyetler Bulunmalı? Dini yapılar sadece yapı malzemeleri ve onları yapıya uygulayacak yapım teknolojilerinden ibaret değildir. Onu yaptıranların niyet ve amaçları taşa top- rağa sinerek ibadetle harmanlanır ve eser vücuda gelir. Camileri tasarlayacak mimarların İslam öğretilerini iyi bilen, inanç değerlerini hazmetmiş, İslam mimarisi hakkında yeterli kanaat ve bilgi sahibi olmaları zaruridir. Mima- rın tasarımına ruhundan bir şeyler katabilmesi için ibadet eylemlerini yerine getirmesi ve onunla aynileşe- rek metafizik derinliği içinde hissedi- yor olması oldukça önemlidir. Geçmişte Müslüman mimarlarca özgün Osmanlı mimarisiyle inşa edilen“Bursa Ulu Camii(1399)”,“Şehzade Meh- met Camii(1548)”,“Süleymaniye A Camii(1558)”, “Selimiye Camii(1575)”, “Sultanahmet Camii(1616)” ve “Valide Sultan Camii(Yeni Cami-1663)”lerinde yapılan ibadetten duyulan vecd, huşû ve manevî duygu coşkunluğunun gay- rimüslim mimarlarca batı tarzı barok ve ampir üslubuyla tasarlanıp- inşa edilen“Nuruosmaniye Camii”(1755), Nusretiye Camii”(1826),Küçük Mecidiye Camii”(1848), Ortaköy Büyük Mecidiye Camii”( 1853), Dol- mabahçe Bezmialem Valide Sultan Camii”(1855), Pertevniyal Valide Sul- tan Camii” (1871) ve Yıldız Hamidiye Camii”(1886)lerinde yaşanamaması, tasarımcının ruhundan esere bir şeyler katamamasıyla izah edilebilmektedir. Çünkü yapılan her şey inancın sanat ve mimariye yansımasından başka bir şey değildir. Bunlar içinde “Nuruosmaniye Camii’nin revaklı avlusu ve Yıldız Hamidiye Camii’nin hanımlar mahfili"nin kıbleye müteveccih olmayıp, açılı bir şekilde tasarlanması Müslümanların ibadet derinliğinden ve İslâm’ın ruhundan uzaklaşmanın bariz örneklerindendir. Halbuki camilerde bahçe de dahil hemen her şeyin, zemindeki taş döşe- melerin dahi kıbleye müteveccih ya da saf düzenine uygun tasarlanması tevhidî mimarinin esaslarındandır. Ayrıca "Yıldız Hamidiye Camii'nin sahın bütünlüğünü ihlâl eden orta yerdeki iki sütunu ile barok ve ampir tarzında yapılan son dönem Osmanlı camilerinin insan ölçeğini bozan devasa pencereleri Osmanlı cami mimari geleneğine ziyadesiyle aykırı bir tutumu yansıtmaktadır. MEHMET OSMANLIOĞLU MİMAR
  19. 19. Mart - Nisan 2014 21 III. Cami Projesi Hazırlanması İçin Gerekli Belge, Bilgi Ve Raporlar Bir cami projesinin hazırlanması için; 1. Talep edilen caminin yapılacağı yere ve mahalli mimari tarza ilişkin bilgiler Projenin yapılacağı ülke, bölge ve şehrin tarihî ve kültürel geçmişine ilişkin mimar- lık mirasına dair bilgi, belge, resim, gravür ve fotoğraflar ışığında yapılacak tasarımla ortaya çıkacak eserin bünyesinde evren- sel değerlerin yanında mahalli karakteri de barındırması sağlanmalıdır. Teknik ve sanatsal içerikli bu veriler tümüyle tasarımcı mimar tarafından elde edilerek müteşebbis heyete takdim edilmeli ve temel tercihler ortak aklın değerlendirmeleriyle teşkil edil- melidir. 2. Proje Tasarım İlkeleri ve Mimari Tarz Seçimi Proje Tasarım ilkeleri • Bir proje esasen hazırlanmış olduğu arsaya ilişkin konum, yollarla ilişkisi, arazi yapı- sı, yörenin mimari tarz ve yerel malzeme imkânlarına göre “o arsa özelinde ve yörenin ihtiyaçlarına göre tasarlanmış olduğundan başka bir yerde aynen uygulanması teknik yönden mümkün değildir. • Bu nedenle cami projeleri sadece esas hazırlandığı arsa için –tekrardan kaçınarak-bir kez uygulanmalı, meslek ahlâkı gereğince ve cami mimarisinin sürekli yenilenip gelişebilmesi için herhangi bir sebep veya şekilde aynen uygulanmak üzere bir başka proje sahi- bine satılmamalı, bağışlanmamalı, aynen uygulatılmamalı ve seri üretim biçiminde tip proje hazırlanmamalıdır. • Büyük Usta Mimar Sinan inşa ettiği hiçbir eserini aynen tekrar etmeden her seferinde daha da geliştirerek ustalık eseri olan“Edirne Selimiye Camii ve Külli- yesi” şaheserine ulaşmıştır. Mimari Tarz Seçimi Cami tasarımında tercih edilecek mima- ri tarzın; yörenin tarihî geçmişiyle irti- batlı, iklim şartlarına uygun, toplumun değişen ve gelişen sosyal ihtiyaçlarını karşılayan, yerel malzeme kullanı- mına imkân veren, finansal imkânları aşmayan ve seçilen yapım tekniklerine uygun olması gereklidir. Bu çerçevede; • Klasik/Neoklasik[1] • Modern • Post-modern • Ultra-modern • Fantastik tarzlardan uygun olanı tercih edilmelidir. [1] Osmanlı /Selçuklu tarzı klasik tasa- rımlarda geçmişin aynen kopyasını inşa etme yanlışına kapılmadan, günün ihti- yaçları, yeni malzeme ve yapım teknolo- jileri ile diğer imkân ve şartlar göz önüne alınarak tarihî form ve fonksiyonlar yeniden yorumlanmalıdır. 3. Farklı Büyüklükte ve Özel İhtiyaç Programlı Cami Alternatifleri; • Büyük Ölçekli Cami ve Külliyesi /Selâtin camii (5.000 kişi ve daha fazla kapasiteli) • Üniversite / Şehir Meydanı Sembol Camii (1.000-3.000 kişi kapasiteli) • İlahiyat Fakültesi / İmam-Hatip Lisesi Tatbikat Camii (500-2.000 kişi kapasiteli) • Küçük ve Orta Ölçekli Cami(300-1.000 kişi kapasiteli) • Çeşitli sosyo-kültürel birimlerle beraber tasarlanan Özel Programlı Cami (500-750 kişi kapasiteli) • Mahalle Mescidi (150-300 kişi kapasiteli)
  20. 20. MİMARLIK Mimar ve Mühendis22 açan; onlara yararlı bilgiler edindiren; İslâm dinini anlamayı ve gereklerini hak- kıyla yaşamayı kolaylaştıran merkezler, insanların sevgi yumağı hâlinde ilmi pay- laştıkları; birbirlerinin derdiyle dertlenip, sevinciyle mutlu oldukları; "Allah" zikri ve fikri ile huzur buldukları; hoşgörülü insan- ların toplantı mahalleri ve İnsanlığın ortak kaderi olan ölüm ötesi yaşam gerçeğine sevgi ve irfan yollu bir anlayışla hazırlan- mayı amaç ve hedef edinmiş insanların toplanma mekânları” olarak tarif edilmek- tedir. Memleketimiz dışındaki İslâm coğrafya- sında camiden çok mescit kelimesi daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde cuma namazları ayırımı yapılmaksızın içinde “namaz kılınan yapılar” için yaygın olarak “câmi” adı kullanılmaktadır. Mekân boyutları itibariyle daha küçük yapılara da “mescit” denildiği gözlemlenmektedir. İslâm geleneğinde, özellikle de mahallî farklılıklarıyla birlikte Arap dünyasın- da insanları toplama, bir araya getirme fonksiyonu itibariyle cuma ve bayram namazlarının kılındığı ve içinde hatibin hutbe okuması için minber bulunan mes- citler cami, minberi bulunmayan yani cuma namazı kılınmayan küçük mâbetler ise sadece mescit olarak anılır olmuştur. V.(miladi XI.) yüzyıl İslâm hukukçularından Mâverdîve Ebû Ya'lâ da bu ayırımı açıkça belirtmektedir. Ancak Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Aksa ve genel- likle mezhep imamlarıyla, ileri gelenlerinin kabirlerinin bulunduğu camilere de mescit denilmektedir. Osmanlılar döneminde padişahlar, vâlide sultânlar, şehzâdeler tarafından kişisel servetleriyle inşa ettirilen, iki minaresi(nadiren ikiden fazla) ve hanedan ailesinin emniyetle namaz kılabilmesi için “hünkar mahfili” ve bazılarında “hünkâr kasrı” olan, sürekli açık bulundurulan, büyük camilere "selâtin camileri", vezirler ve diğer devlet ricali tarafından yaptırılan orta büyüklükteki camilere bânisinin adına izafeten sadece “cami”, küçük olup minber bulunmayanlara da“mescit” denilmiştir. Mescitlerin cuma namazı kılınan cami- ye tahvili ise berat ve izinle olmaktaydı. "Namaz kılınan yer" demek olan musalla, Hz. Peygamber döneminde bayram ve cenaze namazı kılınan yerler için kullanıl- • Terminal, Alışveriş Çarşıları ve Site Mes- cidi (100-150 kişi kapasiteli) • Akaryakıt İstasyonu/Küçük Ölçekli Ter- minal Mescidi (10-15 kişi kapasiteli) 4. Cami ve yapılacağı yere ait gerekli belge ve bilgiler • Kadastral bilgiler (aplikasyon krokisi, plan örneği, plan kote) • Tapu veya arsa/arazi tahsis belgesi • İmar Durumu • İnşaat İstikamet Rölövesi • Hâkim rüzgâr yönü • Arazi kot kesiti • Arazi Zemin etüt raporu • Varsa parsel üzerinden/yanından geçen enerji nakil hattı koordinatları • Sit alanı içinde olup/olmadığı • Parsel plan örneği üzerine harita mühen- disince işlenmiş kıble istikameti • Cami kapasitesi ve bina ihtiyaç programı • Cami arazisinin çeşitli açılardan ve yük- sekliklerden mevcut halinin fotoğrafları IV. Cami Projesi Kapsamı a) Proje • Mimari Proje • Statik Betonarme ve Çelik Projesi • Mekanik Tesisat Projesi • Elektrik / Aydınlatma Projesi • Peyzaj Projesi • İç Mekân Düzenleme Projesi • Akustik ve Seslendirme Projesi • Metraj, keşif maliyeti b) İnşaat Yapımı ve Teknik Danışmanlık Hizmetleri • Komple İnşaat Yapımı (Anahtar Teslimi) • İnce Yapı ve Doğal Taş Kaplama İşleri • Tezyinat Hat İşleri • Proje Teknik Danışmanlık Hizmetleri V. Mimarlık Kültürümüz Ve Cami Mimarisinin Gelişimi 1. Cami Kavramı; Tanım ve Genel Bil- giler Cami terimi etimolojik olarak Arapça kökenli olup;“dağınık şeyi toplamak, biriktirmek, birleştirmek, elbise giymek, müellif, mürettip” kökünden türemiştir. Arapça "c-m-`a" kökünden türeyen topla- yan, bir araya getiren" anlamındaki cami' kelimesi, başlangıçta sadece cuma namazı kılınan büyük mescitler için kullanılan el-mescidü'l-câmi" (cemaati toplayan mescit) tamlamasının kısaltılmış şeklidir, "el-Mescidü'l-câmi'" tabiri, ünlü hadis bil- gini Taberâni’nin bir rivayetine göre bizzat Hz. Peygamber tarafından kullanılmıştır. Dinî terim olarak, Müslümanların toplu ola- rak ibâdet ettikleri mekânlara cami denil- mektedir. Kur'ân ve sünnette câmi “mescit” kavramı ile ifade edilmiştir. Mescit; secde edilen yer anlamındadır. İspanya'da yaşayan İslam uygarlığı Endülüs’ten miras kalan ve İspanyolca- da cami demek olan ‘mezquita’ sözcüğü Arapça ‘mescid’ kelimesinden gelmektedir. Diğer batı dillerinde cami karşılığı olarak kullanılan “mosque”, “mosquee”,“moschee” vb. kelimeleri mescidin farklı dillerdeki telaffuzundan kaynaklanmaktadır. Tasavvufi bakış açısıyla cami;“gösterişten uzak, sâde ama insanların düşünce ufkunu
  21. 21. Mart - Nisan 2014 23 şahsiyetlerin türbe ve mezarların yer aldığı “hazire”ler bulunmaktadır. Ayrıca cami bahçesinde camiye bitişik veya ayrık abdestlikler ile kıble tarafında olmamak kaydıyla bay ve bayan tuvalet- leri bulunmaktadır. Abdestlik ile tuvalet yan yana yapılmayacağı gibi, erkeklerde istibra sağlanması için imkânlar dahilin- de yekdiğerine 25 m (40 adım) mesafede konumlanmaktadır. • Harem/İç Avlu/Revaklı Avlu; Cami bina- sına bitişik ve giriş istikametinde, iç tara- fında sütunlar üzerine oturan revaklar yer alan, tabanı mermer döşeli ve etrafı pen- cereli yüksek duvarlarla çevrili kısımdır. Revaklari avluyu dört tarafından çepeçevre kuşatır ve yüksekçe bir seki şeklinde olup zeminden yüksektir. İç avlunun ortasında cemaatin abdest alması için yapılmış bir şadırvan bulunur Avlu revaklarının cami ile birleşen taraftaki kısmında ise“son cemaat mahalli” bulunmaktadır. İç avlunun ekseni ile cami içinin ekseni aynı istikamette olup, mihraptan geçen bu eksenin iç avlu duvarında bir kapı bulunur. Bu kapıya "cümle kapısı" denir . Bundan başka Selçuklu’da ortada yer alan Osmanlı’da ise iç avlunun sağ ve sol yan- larında, esas mekâna yakın kısımlarında da birer kapı vardır. Bunlara da "koltuk kapı" denir. Haremsaraya (merkez sahına) revakların binaya bitişik olan kısmının merkezinde yer alan büyük ana kapıdan girilir. Bu kapının bulunduğu cami duva- rının iç avluya bakan yüzünde, kapının sağında ve solunda son cemaat yerinde namaz kılanların kullanması için birer “mihrap nişi”(mihrabiye) vardır. Yine bu duvar üzerinde avluya çıkmalı balkon şeklinde müezzinlerin kamet veya tekbir mıştır. Yol boylarındaki üstü açık mescitle- re ise Farsçada namazgâh denilmiştir. Geleneksel bir camide; dış avlu, harem (revaklı avlu), harim (sahın/kubbe altı/ haremsaray), yan ve arka sahınlar, hanım- lar mahfili, hünkâr mahfili, müezzin mah- fili, son cemaat mahalli, imam-müezzin odası, kütüphane, itikâf odası, minare, mihrap, minber, vaaz kürsüsü, mihrabiye, hazîre ve şadırvan bölümleri yer almak- tadır. Günümüzde camilere engelli erişi- mini kolaylaştırıcı tasarımlar yapılmakta, ihtiyaca göre ilave olarak bayanlara ait ibadet ve sosyal hizmet alanları, derslikler, çok amaçlı salon, aşevi, gıda ve eşya bağış birimleri, sanal kütüphane ve internet eri- şim birimleri, sağlık kabini gibi mekânlar eklenmektedir. VI. Cami Ana Bölümleri Osmanlı Camileri genellikle 4 ana bölüm- den müteşekkildir. 1. Muhavvata da denilen “Dış Avlu” 2. Harem/İç Avlu / Revaklı Avlu 3. Harim/Ana İbadet Mekânı /Haremsa- ray/Merkez Sahın 4. Son Cemaat Mahalli • Muhavvata/Dış avlu; Caminin bahçesi- ni içermekte olup, revaklı avlu ve sahını çevreleyen, etrafı pencereler açılmış taş duvarlarla çevrilmiş ve pencerelerine lokma demir parmaklıklar takılan en dış- taki avludur. Bu avluya girişi sağlamak için çeşitli yerlerine kapılar açılmıştır. Bu dış avlular Selatin Camilerinde çok büyük olup, peyzaj düzenlemesi yapılmış toprak zeminli, ağaç ve yeşilin çeşitli renkleriyle bezenmiş bahçesi ve taş döşeli yaya yolları yer almaktadır. Muhavvata da denilen dış avluda bazı camilerde önemli manevi getirdiği yer manasına gelen mahfillere de "Mükebbire" (Me’zene) denir. • Harim/Ana İbadet Mekânı/Sahın; Caminin içi, ana kubbe altı ve yanların- da sahınları yer alan, namaz kılmaya tahsis edilen ve halı kaplı olan ana iba- det mekânına “harim (merkezi sahın/ sahın)”denilmektedir. Harim Allah’la O’nun kulu arasında manevî rabıtanın kurul- duğu mahal olması sebebiyle caminin en önemli kısmıdır. Namaz dışında eğitim ve öğretim faaliyetlerine açık olmakla birlikte, diğer mahallere nispetle cami âdâbına uygun hareket edilmesi en elzem olan bir mahâldir. Camiler Allah’ın kur’an-ı kerimdeki (Bakara,143-144)emri gereği Mekke’ye/Kâbe istikametine mütevveccih olarak inşa edilirler. Merkezî ana kubbe mimari üslûp ve ebadına bağlı olarak genellikle dört fil ayağı ve sütunlar üzeri- ne oturur. Merkez sahının iki yanında bir basamak yüksekliğinde yan sahınlar, kapı tarafında arka sahın ve cemaatin bazen bunlara dış avludan doğrudan girebile- ceği kapılar yer almaktadır. Bazı büyük camilerde yan ve arka sahınların üzerinde mahfil katı, “hanımlar mahfili,fevkaniye veya tabaka” diye tabir edilen ikinci bir kat daha bulunur. Bu tabakaların padişah- lara ayrılmış ve dışarıdan ayrı bir kapı ve merdivenle çıkılan kısımlarına "Hünkar Mahfili" denir. İlk Osmanlı camilerinde merkezi sahının ortasında genellikle bir fıskiye bulunurdu. Bu fıskiyenin üstünde veya merkez sahının herhangi bir yerinde yüksekçe bir "Müezzin Mahfili" yer alırdı. • Son Cemaat Mahalli: Namaza sonradan gelenlerin cemaate katılmalarını sağlamak veya namaz vaktinden sonra gelenlerin saflar teşkil ederek namaz kılabilmeleri amacıyla yapılan, giriş kapısı önündeki avludan zemince daha yüksek, revaklı, üstü kubbe ile örtülü bölümlere “son cemaat mahalli” adı verilmektedir. Sahın ile iç avlu arasında olan ve caminin sahın kısmından bir duvarla ayrılmış bulunan üstü tonoz veya küçük kubbelerle örtülü, caminin eninde revaklı uzunlamasına konumlanan bu mahaller bazen caminin içinde de yer alabilir.Son cemaat mahalli Osmanlı cami- lerinde “sahın” denilen asıl namaz kılma alanına avludan girilen kapının iki yanın- da kalıp, avluya bakan revak altı mekanı olup zemini avlu döşemesinden yarım
  22. 22. MİMARLIK Mimar ve Mühendis24 çay/nargile salonu, şark odası, misafirhane, seminer salonları) 5. Bay/bayan tuvaletleri 6. Bay/bayan duş(birer adet) 7. Bay/bayan abdesthaneler 8. İmam-Müezzin daireleri 9. Dernek Yönetim Odası 10. İlk Yardım Odası 11. Cenaze namazı mahalli/Musalla Taşı 12. Çocuk oyun parkı 13. Fıskiyeli havuz 14. Kameriyeler 15. Peyzaja uygun ağaç, yeşil ve çiçeklen- dirme alanları, yürüyüş yolları 16. Oturma bankları/oturma grupları 17. Bağış ve Yardım Toplama Standı 18. Otopark (oto ve bisiklet için) 19. Bahçe temizlik ve malzeme odası 20. Jeneratör odası 21. Su deposu 22. Zemin suyu toplama kuyusu B. Zemin Kat 1. Son Cemaat Mahalli 2. Harim/Merkezi sahın/ana ibadet mekânı 3. Yan ve Arka Sahınlar 4. İmam ve Müezzin Odaları 5. Kütüphane 6. Hanımlar Namaz Kılma Mahalli 7. Çocuk bakımı, emzirme ve oyun odası 8. Kur’an eğitim/öğretim sınıfları 9. Kat temizlik odası 10. Işık/ses kumanda odası C. Mahfil Katı 1. Hanımlar Mahfili 2. İtikâf Mahalli(İtikâf odaları) 3. Yüksek Güvenlikli Özel Mahfil 4. Kat temizlik odası 5. Yangın Merdiveni 6. Asansör D. Bodrum Kat 1. Rezerv namaz kılma mahalli/Çok Mak- satlı Salon 2. İlk yardım odası 3. Malzeme depoları 4. Tesisat Odaları(Elektrik ve mekanik) 5. Afet acil yardım istasyonu 6. Kat temizlik odası (*) İlki dergimizin 75.sayısında yayınla- nan yazımızın ikincisini yayınlıyoruz. metre kadar yüksektedir. Bazı son cema- at mahallerinde sağ ve sol tarafta birer mihrabiye bulunur. VII. Osmanlı Camileri • Selatin Camiî: Padişah ya da ailesi adına yaptırılmış camilere denir. Beyazıd Camii, Fatih Camii, Süleymaniye Camii “Selatin Cami” örnekleridir. • Zaviyeli Cami: Osmanlıların ilk dönem- lerinde gezgin dervişlerin barınma sorun- larını çözen çok maksatlı camilere denir. “Tabhaneli Cami”, “Çok İşlevli Cami”, “Ters T Planlı Cami” gibi isimleri de var- dır. Bursa’da Yeşil Cami ve Muradiye; İstanbul’da Mahmut Paşa ve Murat Paşa camileri bir ana cami mekanına eklenmiş yan mekanlardan oluşur.Çok işlevli Cami modeli 16. yüzyılın ikinci yarısından sonra artık uygulanmaz olmuştur. • Ulu Cami: Bursa’daki Ulu Cami’yi andı- ran çok kubbeli camilerin tipine verilen addır. Bu camilerin kökeni ilk dönem İslam mimarisinin payeler ve sütunlar üzerine oturan düz dam ile örtülü avlulu camile- rine dayanmaktadır. Bu camilerin sıcak ülkelerde açık bırakılan avlusu, Anadolu’da küçültülerek caminin içine alınmış ve cami her yanıyla dışarıya kapatılmıştır. Selçuklu- lar zamanında bu çeşit camiler düz dam ile örtülürken, Osmanlılarda çok sayıda kubbe kullanılmış ve ilk kez abidevî bir mekân ortaya çıkmıştır. Her şehirde görülen Ulu Camiler cuma namazlarının kılındığı yerlerdir. Bu camiler bulunulan yerin Müs- lüman yurdu olduğunun en büyük ifadesi sayılırdı. Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Beylikler döneminde Anadolu'nun dört bir köşesinde sultanların insanlara güven vermek, dini vecibelerini yerine getirme- lerine yardımcı olmak, komşularına mali ve askeri güçleri ile kültürel ve mimari zenginliklerini göstermek amacıyla inşa ettirdiği ulu camiler, bugün ibadet işlevinin dışındaki yönleriyle pek hatırlanmamak- tadır. Diyarbakır, Bursa ve Divriği Ulu Camii bunların önemlilerindendir.'Câmi-i kebîr' olarak da isimlendirilen ulu câmiler, inşa edildiği beldede yaşayan halkın cuma ve bayram namazını bir arada kılmasına imkân verecek şekilde tasarlandığından, yapıldığı dönemin şartlarına göre olabildi- ğince büyük inşa edilmiştir. Çoğunun etra- fına türbeler, hanedan mezarları (hazire), medrese, imaret ve hamamlar inşa edil- miştir. Ulu câmiler, taştan veya taş-tuğla karışımından sağlam bir şekilde inşa edile- rek, şehirlerin ortasına, yüksek duvarları, minaresi, taç kapısı ve kubbesi ile âdeta hürriyetin bir sembolü olan bayrak gibi dikilmişlerdir. • Çok Ayaklı Cami: Namaz kılınan alanın çatısını taşımak için eş aralıklı dizilmiş çok sayıda sütundan yararlanılan bir örtü sistemine sahip cami plan tipidir. (Kûfe Ulu Camii, Basra Ulu Camii, Sivas Ulu Camii, Sil- van Ulu Camii, Bursa Ulu Camii …) • Mescit: Cami-mescit ayırımı yalnız Türkiye’de vaki olup diğer İslam ülkele- rindeki mescit sözcüğü Türkçedeki cami karşılığı olarak kullanılır. Memleketimizde geçmişte içinde minbersiz tek mekânlı iba- det yapıları mescit olarak adlandırılırken günümüzde tümünde minber mevcut olup Cuma namazı kılınmaktadır.Camiler semt ölçeğinde hizmet verirken mescitler mahal- le ölçeğinde ihtiyacı karşılarlar. VIII. Günümüz Camilerinde Bulunması Gerekli Mekânlar A. Bahçe / Dış Avlu 1. Revaklı Avlu 2. Şadırvan 3. Sebil 4. Bay/bayan sosyo-kültürel tesisler( büfe,
  23. 23. Mart - Nisan 2014 25
  24. 24. GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER Mimar ve Mühendis26
  25. 25. Mart - Nisan 2014 27 Yerel yönetim dediğimiz zaman otomatik olarak geniş çaplı bir örgütlenmeden bahsetmiş oluruz yani her grubun ya da cemaatin kendini yönetmesi için gerekli olan bir örgütlenme. Türkiye’de köy toplumları ile başlayan bu yerel yönetim örgütlenmeleri, ulusal yapının ayrılmaz bir parçası olarak, yurttaşlara en yakın yönetim kademesi olduğunu ve bu nedenle, yurttaşların yaşama koşullarıyla ilgili kararların alınmasına katılmalarını sağlamak ve toplumsal gelişmenin hızlandırılması konusunda onların bilgi ve yeteneklerini seferber etmek bakımlarından en elverişli konumda bulunduğunu göz önünde BULUNDURmalıdır. demokrasİnİn özü YEREL YÖNETİMLER
  26. 26. GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞ Mimar ve Mühendis28 DOSYA: YEREL YÖNETİMLER Yerel yönetimlerin varoluşunun siyasal gerekçesinin özünde demokrasi yatar. Buna rağmen günümüzde en çok suistimal edilen kuruluşların başında da yine yerel yönetimler gelmektedir. Siyasal anlamda her ne kadar demokrasi inancıyla ortaya çıkmış olsalar da merkezi idare karşısındaki güçsüzlükleri yerel yönetimlerin gerektiği gibi çalışmasına engel olabilmektedir. Günümüz toplum yaşamının en önemli özelliklerinden birisi, toplum halindeki yerleşme birimlerinden olan kentlerin giderek büyümesidir. Sanayi devrimini izleyen dönemlerde, göçler şeklinde ortaya çıkan 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanarak artan kentleşme hareketi inanılamayacak boyut ve etkilere sahip olmuştur. Kentleşmenin bu boyutu yerel yönetimlerin de önemini artırmıştır. Çünkü kentleşmenin ulaştığı boyutlar tahminleri alt üst etmiştir diyebiliriz. Toplum yaşantısı açısından ürkütücü yönleri de bulunmaktadır. İvedi bir şekilde çözülmesi gereken, iktisadi, sosyal, teknik ve mali nitelikteki birçok problemi de barındırmaktadır. Yerel yönetimler, ülke sınırları içinde yerleşik olan değişik büyüklükteki köy, kasaba ve kent gibi yerleşim yerlerinde yaşayan başta insan olmak üzere tüm canlıların ortak ve merkezi hükümetlerin yükünü de azaltacağına en azından azaltması gerektiğine inanmak gerekmektedir. “Sosyal devlet” fikrinin önem kazanması ile merkezi idare ve mahalli idareler arasındaki görev paylaşımı yeniden düzenlenmiş; merkezi idare tarafından yerine getirilen bazı hizmetler belediyelere devredilmiş ya da belediyelerce yürütülen bazı hizmetler merkezi idare tarafından üstlenilmiştir. Uygulamada yerel yönetimlerin görevlerini istenilen düzeyde ifa edememesi nedeniyle YEREL YÖNETİMLER yerel nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla belli bir hukuk düzeni içinde oluşturulmuş anayasal kuruluşlardır. Yerel yönetimler halka en yakın birimler olmaları ve yerel halkın ihtiyaçlarını yerinde tespit etmeleri sebebiyle hizmet üretiminde önemli bir yere sahiptirler. Yerel yönetimler, gerek demokratik hayatta oynadıkları roller, gerekse kamu hizmetlerinin halka sunulmasında ve erişiminde yüklendikleri fonksiyonlar sebebiyle yerel halkın yönetime katılmasının ilk aşamasıdır. Yerel yönetimlerin kuruluş yasalarıyla tanımlanmış bütün görevleri, kendileri tarafından yerine getirilmesi esası kabul edilmiştir Yerel yönetimlerin sayıca fazla olmasından ziyade niteliklerinin ve hizmet kapasitelerinin artırılmasına yönelik yapılacak düzenlemelerin yerel demokrasinin güçlenmesine yarar sağlayacağı gibi
  27. 27. Mart - Nisan 2014 29 Yerel yönetimler, gerek demokratik hayatta oynadıkları roller, gerekse kamu hizmetlerinin halka sunulmasında ve erişiminde yüklendikleri fonksiyonlar sebebiyle yerel halkın yönetime katılmasının ilk aşamasıdır. özellikle kurumlar arası işbirliği önem taşımaktadır. Bu bağlamda başta üniversitelerimiz olmak üzere, toplumun diğer yapısal unsurlarına çözümleyici roller düşmektedir. Yerel yönetimlerde etkinlik, sosyal adalet ve tarafsızlık, bu idarelerin görevlerini yerine getirebilecek düzeyde gelir kaynaklarına sahip kılınması ile sağlanabilir. Genel eğilim, yerel yönetimlerin kendi öz sorumluluk alanlarında etkin, verimli ve özerk kuruluşlar haline getirilmesi yönündedir. yeniden yapılandırılmaları gereği kaçınılmaz olmuş ve buna yönelik arayışlar, hemen her ülkenin gündeminde önemli bir yer tutmuştur. Kamu, özel ve sivil işbirliği pratiklerini uygulayabilme önemli bir konudur. Siyasi erk merkezde tek karar verici ve yürüten olmamalıdır. Yerel yönetimlerin kapasiteleri geliştirilmediğinde, gerek yerel gerekse merkezi yönetimine yabancılaşma ve güvensizlik kaçınılmazdır. Sorunların çözümünde dayanışma, aktif katılım ve
  28. 28. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER Mimar ve Mühendis30 Biz, bu yazımızda yerel seçimler ve bu süreçlerdeki adaylık pratiğinin, demokrasiye katkılarını incelemeye çalışacağız. Söze, “insanlık tarihi, kendisine en uygun yönetim biçimini aramakla geçmiştir.” diyerek başlamak kanaatimizce yanlış olmayacaktır. YEREL SEÇİMLER VE ADAYLIK SÜREÇLERİNİN DEMOKRASİYE KATKILARI arihin başlangıcından bu yana insanlık, kabile toplumları, site devletleri, monarşi- ler, meşruti monarşiler, oligarşik yönetim- ler vb. çeşitli yönetim biçimlerini uzun ve bazen kanlı- mücadelelerle tecrübe ettik- ten sonra modern zamanlara geldiğimizde nihayet demokraside karar kılmıştır. Demokrasi, kavram olarak her ne kadar Yunanca “dimokratia” sözcüğünden türe- miş ve Antik Yunan’daki demokrasi uygu- lamalarına göndermelerde bulunuyor ise de, Antik Yunan’ın seçkinler demokrasisi ile günümüz demokrasisi arasında kıyas kabul etmeyecek bir ontolojik farklılığın olduğu da izahtan varestedir. Her ne kadar “demokrasi”nin anlamı ve tanımı konusundaki tartışma hala sürüyorsa da; “demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir” şek- lindeki tanım genel kabul görmüş olanıdır. Demokrasilerin ortak özelliği “halk”a dayanmasıdır. Ancak, tarih içinde “halk” ile kimlerin kastedildiği hususunda da muhtelif görüş ve uygulama farklılıkları- nın olduğunu belirtmek gerekir. Demok- rasi, anayurdu Eski Yunan'daki filozoflar Aristo ve Eflatun tarafından eleştirilmiş, halk içinde "ayak takımının yönetimi" T Av. Derya Yanık Gaziosmanpaşa ve Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi
  29. 29. Mart - Nisan 2014 31 gibi aşağılayıcı kavramlarla nitelendiril- miştir. (Aradan geçen 3000 yıldan fazla zamana rağmen hala “çobanın oyuyla eşit oya sahip olma kompleksinin devam etmesine bakarak demokrasinin yolunun daha epey uzun olduğunu söyleyebiliriz.) Nitekim Antik Yunan demokrasisinde kadınlar, köleler ve o site devletinde doğmamış olanlar demokratik haklara sahip değildir. Demokrasinin uygulama pratikleri ve halkın demokratik haklarını kullanma biçimlerini uzun uzadıya anlatmak bu yazının konusunu da kapsamını da aşar. Biz burada sadece, ülkemizde “temsili demokrasi” modelinin uygulandığını belirtmekle yetineceğiz. Temsili demok- rasi, halkın demokratik haklarını seçtiği temsilciler (meclis, parlamento, senato vb) eliyle kullanmasıdır. Burada, ülkemizin demokrasi tarihine “demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir” kısaca atıfta bulunmak gerekliliğine inanıyoruz. Üzerinde yaşadığımız coğ- rafyada, “demokrasi”nin öncülü olarak “özgürlük” hareketlerini kabul etmek mümkündür. Tanzimat Fermanı’yla başlayan tarihsel süreç, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti- mizin kuruluşuyla başka ve yepyeni bir evreye girmiştir. 1923’ten 1950’ye kadar geçen sürede tek parti iktidarı ile siyasi hayatını idame ettiren Türkiye, 1950 yılında ilk kez çok partili siyasal sisteme geçmiştir. (Bu meyanda, Ser- best Fırka ve 1946 seçimlerinde sonuca ulaşmayan çok partili seçim denemesini inceleme dışında tutuyoruz.) Nitekim uluslararası siyasetin de baskılamasıyla, ülkemizde, 1950 yılında çok partili sis- teme geçilebilmiştir. Ne var ki yerleşik statükonun bu geçişi çok da içselleş- tiremediğini; halkın teveccüh ettiği her siyasal hareketi, darbe, muhtıra, post-modern darbe vb. çeşitli hukuk ve demokrasi dışı yollarla ortadan kal- dırmaya çalıştığını biliyoruz. Bu hukuk dışı müdahalelerin bir kısmına bizler de tanık olduk. Genelde seçimler ve özelde yerel seçim- ler, ülkemizde, halkın kendi iradesine sahip çıktığı, siyasal sisteme ve/veya yönetici iradeye deyim yerindeyse “manifesto” sunduğu dönemlerdir. Yerel seçimleri, türdeşlerinden ayıran bazı özellikleri vardır. Bu farklılıkların öne çıkanları, yerel yöneticinin seçmen nezdinde diğer seçilmiş olanlara göre daha geniş bir temas ve tanınırlık ora- nına sahip olması, adaylık sürecinde doğrudan ve interaktif iletişime geçme- si, halkın yerel yöneticiyle seçildikten sonra da sürekli temas imkanının bulun- ması, yerel yöneticinin ürettiği (ya da üretmediği!) her türlü hizmetin halkın günlük yaşamında kısa sürede etkisinin görülmesidir. Böyle olduğu için, halk, yetki ve görev alanında olsun olmasın her türlü talep ve beklentisini yerel yöneticiye yöneltmekte beis görmemiş- tir. Malum olduğu üzere, “Sana Belediye baksın!” sözü günlük yaşamda epey yay- gınlık kazanmıştır. Yakın zamana kadar hal böyle iken, son yıllarda kurumların şeffaf ve ulaşılabilir hale gelmesiyle yerel yönetimlerin yükleri bu anlamda bir parça hafiflemiştir. Özellikle kırsalda, hala yerel yönetimlerden beklentilerin yüksekliğini kabul etmek zorundayız. Ancak bu durum, yerel yöneticiler için fırsattır. Halkın talep yoğunluğu ve çeşitliliği yerel yöneticiyi ayırıcı ve rakiplerinden öne çıkarıcı özelliği de içinde barındırmaktadır. İyi bir yerel yönetici, bizim yukarıda açıklamaya çalıştığımız beklenti ve talep yoğunlu-
  30. 30. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER Mimar ve Mühendis32 ğunu, seçmeniyle arasında bir avantaj ve iletişim biçimine dönüştürme potansiye- lini de taşıyan/uygulayan yöneticidir. Yukarıda arz etmeye çalıştığımız Yerel Seçimleri türdeşlerinden ayıran farklılıklardan yola çıkarak, seçim ve adaylık sürecinin; 1) Bir önceki dönem de seçilmiş ve tek- rar aday olan siyasi için, geride bıraktığı dönemin “ibra” ve “onanması”, 2) Adayın yönetme stratejisi hususunda seçmeni ikna çabalarına sahne olması, 3) Adayın hizmet ve projelerini anlatma- sı, interaktif iletişimle seçmenin talep ve beklentilerini öğrenmesi, 3) Proaktif yönetim için veri tabanı oluş- turması olduğunu söyleyebiliriz. Madde içeriklerini biraz daha açacak olursak; Hali hazırda yerel yönetici (Belediye Başkanı veya Meclis Üyesi) olan siyasi, tekrar adaylık döneminde, geride bırak- tığı seçim döneminin halk nezdinde nasıl değerlendirildiğini, memnuniyet sağlayıp sağlayamadığını, halkın kendisini onayla- yıp onaylamadığını da görmüş olacaktır. Biraz daha teknik bir ifade ile halk, siya- si ibra sağlayacaktır. Yine, her seçim dönemi bir ikna çabası- dır esasında… Aday, halkı, talip olduğu görevi yapabileceğine, rakiplerinden daha iyi yapabileceğine ikna etmeye çalışır. Bu ikna çabası, seçmen profiliyle doğrudan ilintilidir. Kimi zaman yöne- tim stratejisi, seçmenle devam edecek iletişimin boyut ve biçimi anlatılırken, kimi zaman da seçmenin kısa, orta ve uzun vadeli beklentilerini nasıl karşıla- nacağının anlatılması önem kazanır. Üçüncü olarak, aday, seçmen huzuruna kendi hazırlığını yapmış olarak çıktı- ğı halde, seçim çalışmaları ve adaylık sürecini bir yandan da seçmenin gerçek ihtiyaç ve beklentilerini öğrenmek, seçmenin bunları ifade etmesine zemin hazırlamak olarak kullanır. Yukarıda arz etmeye çalıştığımız üzere, yerel seçim- lerde adaylar çoğunlukla seçmen nez- dinde daha “tanıdık” ve “yakın” aday- lardır. Hal böyle iken aday ve seçmen beklentilerinde büyük ölçüde örtüşme sağlanacağını varsaysak dahi, adaylık süreci, aday açısından seçmenle doğ- rudan ve yoğun temas nedeniyle veri tabanının, hizmet ve proje taslaklarının sağlamasını yapma imkanı da sunar. Son olarak proaktif adaylık kavramını da örneklemek gerektiği kanaatindeyiz. Her seçim dönemini bir periyot aralığı kabul edecek olursak, son birkaç döne- me kadar yerleşik algı, adayların halkın talep ve beklentilerine uygun hizmet görmesinin, somut ve tespit edilebilir ihtiyaçlara cevap vermesinin yeterli ola- cağı şeklindeydi. Ancak, kentleşmenin doğurduğu doğal sonuçlar, ülkemizde göç olgusunun hala devam ediyor olma- sı, genç nüfus oranının çokluğu gibi çeşitli etkenler yerel yöneticileri proak- tif davranmaya zorlamaktadır. Adaylık süreçleri proaktif veri tabanını oluştur- mak için en verimli dönemlerdir. Aday, seçim çalışmaları süresince seçmenin yaş, cinsiyet, demografik ve kültürel özellikler, eğitim, sosyal yapı ve benzeri her türlü kişisel ve toplumsal özellikle- rini öğrenerek, yönetmeye talip olduğu süreçte karşısına çıkacak yeni durumları öngörebilir. Örneğin, seçmen yaş profili- ne, çocuk sayısına göre yönettiği mahal- de yeşil alan, park, sosyal mekan vb. ihtiyaçların neler olacağını planlaması ve icra etmesi mümkündür. Seçim ve adaylık süreçleri, siyasilerin “agora meydanı”dır. Bu meydanda ken- dini iyi ve doğru ifade eden ipi göğüsle- yecektir. Yerel seçimlerde adayların değerlen- dirilmesi aşamasında, her bir seçmen, kendi kişisel, sosyo-kültürel, ekonomik, toplumsal özelliklerine göre birbirinden farklı kriterler kullanacaktır. İşte biz bu değerlendirme sürecine, adaylık ve seçim çalışmalarının demokrasiye kat- kısı diyoruz. Zira demokrasi tam da bu sürecin sonunda sandıktan zuhur eden sonuçtur. Bu vesile ile yaklaşan yerel seçimlerde - oluşturulmaya çalışılan her türlü kaos ortamına rağmen - seçmen iradesinin tam ve doğru olarak sandığa yansıması- nı; ülkemize ve milletimize hayırlı olma- sını temenni ederim.
  31. 31. Mart - Nisan 2014 33
  32. 32. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER Mimar ve Mühendis34 emokrasi açısından temsilcinin seçmenleri ile aynı özellikleri taşımasından daha çok, temsil ettiği kesimin taleplerine duyarlı olması ve onların kamu yararı çerçevesin- deki çıkarlarını savunması daha önemlidir. Yerel siyaset, yerel düzeydeki toplumu bağlayıcı karar alma süreçlerine ilişkin, siyasal sistem içindeki unsurların rolleri ve süreci etkileme çabalarının bütünü olarak tanımlanabilir. Kentlerde yerel siyasetin odağında belediyeler yer almaktadır. Yerel düzeydeki siyasal karar alma mekanizma- sını oluşturan belediyeler, bu durumun bir sonucu olarak siyasal mücadelenin de odak noktasında bulunmaktadır. Belediyenin yönetimini elde etmek, belediyenin kendi çıkarları doğrultusunda karar almasını ve uygulamasını sağlamak, belediyenin yürüt- tüğü yerel düzeydeki kaynak ve değer dağı- tımı sürecini etkilemek bu siyasal mücade- lenin temel noktalarını oluşturur. Belediye meclisleri yerel siyasetin oda- ğında yer alırken, komisyonlarda belediye meclisindeki karar alma sürecinin oda- ğında yer almaktadır. Belediye Kanunu’na göre nüfusu 10.000 ve aşağı olan belediye meclislerinde komisyon kurulması isteğe Yerel yönetimlerde halkın seçimi ile oluşan meclislerin, toplumdaki kesimleri ne derecede temsil ettiği, yerel siyaset bağlamında temel tartışma alanını oluşturmaktadır. Bu tartışmanın iki yönü vardır. İlki, tüm boyutları ile seçim sürecinin toplumsal kesimlerin meclise optimal düzeyde yansımasını sağlamaya elverişli olup olmadığıdır. İkincisi ise, meclisteki temsilcilerin aldıkları kararlar üzerinde hangi iradenin ne düzeyde etkili olduğudur. Temsil ettikleri halkın iradesi mi, yoksa halkın iradesinin önüne geçen oligarşik grupların, bürokratik yapıların veya çıkar gruplarının iradesi mi? BELEDİYE MECLİSLERİNDEKİ KARAR ALMA SÜRECİNDE KOMİSYONLARIN ROLÜ Doç. Dr. Tarkan Oktay İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi D
  33. 33. Mart - Nisan 2014 35 bağlıdır. İl ve ilçe belediyeleri ile nüfusu 10.000'in üzerindeki belediyelerde plan ve bütçe komisyonu ile imar komisyonu- nun kurulması zorunludur. Diğer alan- larda komisyon kurulması ise meclisin isteğine bırakılmıştır. Belediye meclisi, üyeleri arasından en az 3 en fazla 5 kişi- den oluşan komisyon kurabilir. Büyük- şehir belediye meclisleri için komisyon üye sayısı en az 5, en çok 9 olarak belir- lenmiştir. Meclis ihtisas komisyonu üyeleri, seçil- dikten sonra ilk toplantılarında kendi aralarından bir başkan ve bir başkan vekili seçer. Komisyon, üye tam sayısı- nın salt çoğunluğu ile toplanır ve toplan- tıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Belediye meclislerindeki meclis komisyonlarından bazıları şu şekildedir: İmar, Plan ve Bütçe, Eğitim ve Kültür, Gençlik ve Spor, Tarife ve Esnaf, Çevre ve Sağlık, Hukuk, Sosyal Hizmetler, Ulaşım ve Trafik, Dış İlişkiler, Halkla İliş- kiler, Doğal Afet. Ayrıca, belediyenin bir önceki bütçe yılına ait gelir ve giderleri ile bunlara ilişkin hesap kayıt ve işlem- lerin denetlenmesi amacıyla denetim komisyonu kurulmaktadır. Belediye meclisi gündeminde gelen imar ve bütçe ile ilgili konularda karar alınabilmesi için konunun komisyonda görüşülmesi zorunlu tutulmuştur. İmar ve bütçe ile ilgili gündem maddesi önce ilgili komisyona havale edilir. Komis- yonda görüşüldükten sonra ortaya çıkan görüş rapor halinde meclise sunulur. Komisyon raporundan sonra meclis o konuda karar alabilir. İmar ve bütçe dışındaki konuların komisyonlara havale edilmesi ve komisyonlarda görüşülmesi ise zorunlu değildir. Meclis üyeleri tara- fından istenirse ilgili komisyona havale edilebilir. Gerektiğinde bir konu meclis başkanınca birden fazla komisyona da havale edilebilir. Meclis dışında belediye başkanı ya da başka bir makam, görüşül- Marmara Bölgesinde 95 belediyedeki 512 komisyon üzerinde yapılan bir araştırmada meclis komisyonu üyeleri ile ilgili ilginç verilere ulaşmak mümkündür. Komisyon üyelerinin % 49.4’Ü lisans ve üstü eğitime sahiptir. İkinci ağırlıklı dilimi % 25 ile lise mezunları oluşturmaktadır. % 11’lik ilkokul mezunu üyenin varlığı da dikkat çekicidir. İhtisas komisyonu üyeleri, seçildikten sonra ilk toplantılarında kendi aralarından bir başkan ve bir başkan vekili seçer. Komisyon, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. MECLİS
  34. 34. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: YEREL YÖNETİMLER Mimar ve Mühendis36 mek üzere bir konuyu meclis komisyo- nuna havale edemez. Belediye meclisi, ihtisas komisyonlarının raporları doğ- rultusunda karar almak zorunda değil- dir. Komisyon raporları alenîdir, çeşitli yollarla halka duyurulur. Komisyon raporları, isteyenlere belediye meclisi tarafından tespit edilecek bedel karşı- lığında verilir. Komisyon toplantılarına meclis üyeleri dışında resmi ve sivil çeşitli kurum temsilcilerinin ve uzman kişilerin katılımı sağlanarak görüşlerini aktar- malarına imkan tanınmıştır. Mahalle muhtarları ve ildeki kamu kuruluşla- rının amirleri ile ildeki kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, üni- versiteler, sendikalar ve gündemdeki konularla ilgili sivil toplum örgütleri- nin temsilcileri komisyon toplantıları- na katılabilecek kişiler olarak kanunda belirtilmiştir. Ancak, bu önemli katılım mekanizmasının uygulamada meclis komisyonları tarafından etkin kullanıl- madığı görülmektedir. Marmara Bölgesinde 95 belediyedeki 512 komisyon üzerinde yapılan bir araştırmada meclis komisyonu üyeleri ile ilgili ilginç verilere ulaşmak müm- kündür. Komisyon üyelerinin %49.4’ü lisans ve üstü eğitime sahiptir. İkinci ağırlıklı dilimi %25 ile lise mezunla- rı oluşturmaktadır. %11’lik ilkokul mezunu üyenin varlığı da dikkat çeki- cidir. Sadece büyükşehir belediye mec- lislerindeki komisyonlara bakıldığında lisans ve üstü mezunların oranının %70 gibi yüksek düzeye ulaştığı görül- mektedir. Belediye meclislerinin temel komisyo- nu olan imar komisyonlarının eğitim profili nispeten orta düzeylerdedir. Lisans ve üstü eğitimde imar komis- yonu %57.6’da kalmaktadır. İmar komisyonundaki ilkokul ve ortaokul mezunlarının oranı (%20.2) da birçok komisyondan yüksektir. Buna karşın sadece büyükşehir belediyelerine bakıldığında imar komisyonlarında lisans ve üstü mezun oranının %92 gibi çok yüksek bir düzeye sahip oldu- ğu görülmektedir. Komisyon üyelerinin meslekleri genel olarak incelendiğinde en fazla görülen ilk beş meslek alanı sırasıyla esnaf, emekli, mühendislik, ticaret ve avu- katlıktır. Büyükşehir belediyelerindeki komisyonlarda ise en fazla görülen meslek %21 ile mühendisliktir. Meslek analizi sadece imar komisyonları için yapıldığında mühendisler %24.8 ile ilk sırayı almaktadır. İmar komisyonların- da çok görülen diğer meslekler mimar- lık (%13.9), esnaf (%12.5), emekli (%10.9) ve serbest meslek (%5.9) olarak sıralanmaktadır. Yerel siyasetle ilgili en önemli soru, kentin yönetimi ile ilgili kararları kimin aldığıdır. Karar alma yapısı- na egemen olan aktörler, kararların birincil belirleyicileri kimlerdir? Çoğunluğun ya da halkın karar alma- da etkisi nedir? Kısaca yerel siyaseti Baskı Grupları Belde Halkı Belediye Birlikleri Cemaatler Ekonomik Seçkinler Etnik Gruplar Hemşeri Dernekleri Hükümet Üyeleri Kanaat Önderleri Kent Konseyi Üyeleri Mahalle Muhtarları Medya Merkezi Yönetim Bürokrasisi Meslek Örgütleri Milletvekilleri Önemli Aileler Sivil Toplum Örgütleri Siyasi Parti Teşkilatları Spor Kulüpleri Uluslararası Örgütler Karar Alma Süreci Üzerinde Etkili Belediye Dışı Unsurlar Belediye Meclis Kararı Süreci Belediye Başkanının Gündemi Belirlemesi İhtisas Komisyonları Meclis Kararı Belediye Başkanı Mülki İdare Amiri Üyelerin Gündem Önerisi Meclis Toplantısı
  35. 35. Mart - Nisan 2014 37 kim yönetir. Yerel yönetimlerde en çok kimin sözü geçer? Burada önemli olan yerel düzeyde aşağıdaki tabloda yer alan siyasal unsurların meşru, resmi, şeffaf ve eşit erişime dayanan mekanizmalar çerçevesinde karar alma ve komisyon süreçlerine katılmalarının sağlanma- sıdır. Aksi durumda gayrı meşru, gayrı resmi, gizli ve sınırlı kesimlerin ulaşabil- diği, kamu yararı yerine bireysel men- faatin öne çıktığı karar alma süreçleri kurulabilmektedir. Belediye meclis üyeleri gündemdeki bir konu hakkında karar verirken bir dizi rehber ilkeyi göz önüne almalıdır. Mec- lis kararı ile ilgili bu ilkeleri şu şekilde sıralayabiliriz: a) vatandaşların hayatına kısa, orta ve uzun vadede etkileri, b) kamu yararına uygunluk, c) hizmette etkinlik ve verimlilik ilkesine uygunluk, d) stratejik plan ve performans progra- mına uygunluk, e) kararın bütçeye etki- leri, f) kabul edilebilir fayda-maliyete sahip olma, g) etik kurallara uygunluk, h) kararla ilgili tüm bilgilere açık ola- rak ulaşılabilmiş olma. Belediye meclis komisyonlarının hazırladığı raporlar bu ilkeleri dikkate alan, ilkeler konusunda meclis üyelerini aydınlatıcı, yeterli bilgi sağlayıcı ve anlaşılabilir nitelikte olma- lıdır. Meclis komisyonlarının etkinliğinin çok yönlü geliştirilmesi konusunda yararlı olabilecek genel ve özel bazı öneriler şu şekilde belirtilebilir. • Yerel siyasetin demokratik niteliğinin geliştirilmesi. • Belediye meclislerinin güçlendirilmesi ve katılımcı ortamın geliştirilmesi. • Belediye meclislerine üye olma konu- sundaki sınırlılıklarının kaldırılması. • Kent konseylerinin etkinliğinin arttı- rılması. • Komisyon çalışmalarına katılımın genişletilmesi. • Meslek odalarının ilgili komisyonlarda KAYNAKLAR Kaynak: Tarkan Oktay, Yerel Siyaset Bağlamında Belediye Meclis Komisyonları: Marmara Bölgesi Örneği, İstanbul: MBB Yayını, 2013. Link: (http://www. marmara.gov.tr/document/kitap/meclis_komisyonlari. pdf) daha etkin hale getirilmesi. • Komisyon üyelikleriyle ilgili olarak etik ilkelerin tespiti ve uygulanması. • Komisyonlar tarafından yazılan raporların meclis üyelerine karar önce- sinde yeterli düzeyde bilgi verecek nitelikte olması. • Komisyon Raporların web sayfasında güncel olarak yayımlanması. • Büyükşehirlerdeki komisyon üyele- rine yardımcı olmak üzere uzmanların meclis bünyesinde istihdamının sağ- lanması. • Komisyonlar ile bürokrasi arasında sağlıklı bir ilişki düzeninin kurularak bilgi akışının etkin işletilmesinin sağ- lanması. • Komisyon üyelerine yönelik seçim sonrasında eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının çok yönlü yürütülmesi. • Muhalefet üyelerinin çoğunluğa bakılmadan komisyonlarda yer alması- nın sağlanması. Meclis gündemine gelen bir konu üze- rinde görüş bildirme konumundaki komisyon üyelerinin, iç çevre yanında belediye dışındaki çevre ile de sağlıklı bir ilişki düzeni içinde olması önem kazanmaktadır. Komisyon üyelerinin, Belediye Kanunu’nda da öngörülen çerçevede, toplumun çeşitli kesimle- rinin, uzmanların, üniversite, kamu kurumları ve kent konseyi gibi orga- nizasyonların görüşlerini almaları raporların niteliğini zenginleştiren bir yöntemdir. Komisyonlar kendi çalışma alanlarında belediye paydaşlarının bilgi ve görüşlerini ifade etmeleri nok- tasında adeta bir organizatör ve mode- ratör rolüne sahip olmalıdır. Bu yakla- şım, “kim yönetir?” sorusuna “halk için temsilciler yönetir” cevabının verilebil- mesi için bir ön koşul durumundadır.

×