İKLİMDEĞİŞİKLİĞİVEGIDAGÜVENCESİMimarveMühendisMayıs-Haziran2014Sayı:77
Sayı: 77 Mayıs - Haziran 2014
77
01
02 03
ATMOSFERD...
EDitörden…
Sıcak hava dalgaları, yağış, deniz
seviyesinin yükselmesi, insan sağlığını
direkt etkilemektedir. Bununla birli...
Mimar ve
Mühendis
77KAPAK24
İKLİM DEĞİŞikliği ve gıda güvencesi Her yerde ve elbette Türkiye’de de:
Batı’da ve doğu’da kav...
Bu sene kurak bir sonbahar ve kış mevsimi
geçirdik. Bunun yanı sıra mevsimler
arası geçişlerdeki dengesizlik ve ani hava
d...
KISA... KISA...
Mimar ve Mühendis6
Bizbize Konuşmalar etkinliğinde
14 Mayıs Çarşamba günü
Sosyal Girişimcilik, Para Vakıfl...
KISA... KISA...
Mimar ve Mühendis8
MMG Diyarbakır Şubesi, yönetim olarak Diyarba-
kır Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ufuk N...
Mimar ve Mühendis10
İBB GENEL SEKRETERİ MMG eski genEL bAŞKAN
yArdIMCISI dr. hayri baraçlı'yı ZİYARET ettik
Ziyaret esnası...
Mayıs - Haziran 2014 11
Mimar ve Mühendis12
G
übre Fabrikaları Türk Anonim
Şirketi (GÜBRETAŞ)’ın Mühendislik
ve Yatırım Müdürü ve MMG Gıda
ve Tarı...
Süleyman Ekşi Yapı İnşaat
Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Kısıklı Mah. Alemdağ Cad. AHES İş Merkezi
No:65-A Kat:3 Üskü...
Mimar ve Mühendis14 Mimar ve Mühendis14
ETKİNLİK
B
ursa Vali yardımcısı Feridun Cemal
Özdemir, Uludağ Üniversitesi Rektör
...
Mayıs - Haziran 2014 15
Mimar ve Mühendis16
ETKİNLİK
İ
stanbul Büyükşehir Belediyesi’nin
Sütlücede yer alan Yatırım ve Hiz-
metleri Bilgilendirme ...
Mimar ve Mühendis18
ETKİNLİK
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN
SOSYAL BOYUTUİstanbul Ticaret Odası (İTO) ile Mimar ve Mühendisler
Grubu (M...
Mayıs - Haziran 2014 19
bir evrim, şehirlerin de bir yenileşme
merkezi olduğunu belirterek, İstanbul’da
oluşturulan sitele...
MİMARLIK
Mimar ve Mühendis20
EMANET EDİLEN TABİATI
MUHAFAZA ve İLK SİT ALANI
İLK İLAN EDİLEN
SİT ALANI VE
YEŞİL BİNALAR
"İ...
Mayıs - Haziran 2014 21
Sa’ımıza bereket ver! Allah’ım! Medine’mize
bereket (ve bolluk) ver! Allah’ım! Medi-
ne’mize berek...
MİMARLIK
Mimar ve Mühendis22
yen, tabîi hayat konforu sağlayan, iklimlen-
dirilmelerinin kolay ve az maliyetli olacak
şeki...
MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR
GEOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA
PROJELERİ
KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ
DEPREM GÜVENLİĞİ...
GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
Mayıs - Haziran 2014 25
Her yerde ve elbette Türkiye’de de: Batı’da ve doğu’da
kavurucu orman yangınları, Karadeniz’de ve ...
GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞ
Mimar ve Mühendis26
DOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
Bilindiği gibi iklim değiş...
Mayıs - Haziran 2014 27
Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)
verilerine göre, 2050
yılına kadar, gelecekteki
talebi karşılayabilmek
...
Mimar ve Mühendis28
Su insanlığa, tüm canlılara sunulmuş en büyük nimetlerden, rızklardan ve lütuflardan
biridir. Tüm insa...
Mayıs - Haziran 2014 29
•Bir dönümlük arazideki otlar günde
6 ton su emer.
•Ekili bir tarlada 1 kilo buğday yetiş-
tirmesi...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
ve şefkat görmeye hakkı yok mu sizce?
Şimdi sıra “sudan...
şey su israfı demektir. Tasarruf ettiğimiz
her şey su tasarrufu demektir. Tasarruf
bilinci bireyde başlar, önce birey tasa...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
Mimar ve Mühendis32
1. Giriş
Yaklaşık olarak son 150 yı...
Mayıs - Haziran 2014 33
mine kendini uydurabilir ve ondan
korunabilir, fakat bitkiler ve hayvanlar
bu değişimlere ayak uyd...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
Mimar ve Mühendis34
Anadolu’yu da kapsayan güney bölü-
...
Mayıs - Haziran 2014 35
KAYNAKLAR
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi
http://unfccc.int/2860.php
IPCC...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
Mimar ve Mühendis36
ir sonuç olarak ortaya çıkan kurak-...
Mayıs - Haziran 2014 37
Dünyada iklim değişimi nedeniyle
ekstrem hava olayları meydana gel-
mektedir. Dünya nüfusunun süre...
MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
Mimar ve Mühendis38
DELAL, 2012; DSİ, 2012). Kalan tarı...
Mayıs - Haziran 2014 39
Mimar ve Mühendis40
Fosil yakıtları, sanayi, ulaştırma, arazi kullanım değişikliği, katı atık yönetimi, hatalı
tarımsal uy...
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi

412

Published on

Published in: Education
0 Comments
1 Like
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

No Downloads
Views
Total Views
412
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
0
Actions
Shares
0
Downloads
2
Comments
0
Likes
1
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Transcript of "İklim Değişikliği ve Gıda Güvencesi"

  1. 1. İKLİMDEĞİŞİKLİĞİVEGIDAGÜVENCESİMimarveMühendisMayıs-Haziran2014Sayı:77 Sayı: 77 Mayıs - Haziran 2014 77 01 02 03 ATMOSFERDEKİ DEĞİŞİM YER KÜREDEKİ DEĞİŞİM DENİZLERDEKİ DEĞİŞİM İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENLİĞİ GIDALARIN IŞINLANMASI SAĞLIĞA YARARLI MI, ZARARLI MI? KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDE NÜKLEER ENERJİNİN ROLÜ Gıda güvenliği, yaygın bir anlayışla yurt içinde bir yılda üretilen tarımsal ürün miktarının, ülke nüfusunun... Gıda ışınlaması; bakteri, küf, böcek ve parazit gibi canlıların gıdalardan yok edilmesi ile gıdaların raf ömrünün... Dünyamızın geçmiş yüz yıllık döneminde insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı nedeniyle küresel iklimde... İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
  2. 2. EDitörden… Sıcak hava dalgaları, yağış, deniz seviyesinin yükselmesi, insan sağlığını direkt etkilemektedir. Bununla birlikte, su ve besin kalitesi, tarım, kan emilmesi ile geçen hastalıklar, ve diğer bilinen veya bilinmeyen bazı enfeksiyon hastalıkları dolaylı olarak iklim değişikliğinden etkilenmektedir. İKLİMDEĞİŞİKLİĞİVEGIDAGÜVENCESİMimarveMühendisMayıs-Haziran2014Sayı:77 Sayı: 77 Mayıs - Haziran 2014 77 01 02 03 ATMOSFERDEKİ DEĞİŞİM YER KÜREDEKİ DEĞİŞİM DENİZLERDEKİ DEĞİŞİM İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENLİĞİ GIDALARIN IŞINLANMASI SAĞLIĞA YARARLI MI, ZARARLI MI? KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDE NÜKLEER ENERJİNİN ROLÜ Gıda güvenliği, yaygın bir anlayışla yurt içinde bir yılda üretilen tarımsal ürün miktarının, ülke nüfusunun... Gıda ışınlaması; bakteri, küf, böcek ve parazit gibi canlıların gıdalardan yok edilmesi ile gıdaların raf ömrünün... Dünyamızın geçmiş yüz yıllık döneminde insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı nedeniyle küresel iklimde... İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ İmtiyaz Sahibi Mimar ve Mühendisler Grubu adına Genel Başkan Murat Özdemir Sorumlu Yazı İşlerİ Müdürü Murat Alpay muratalpay@mmg.org.tr Yayın Kurulu Mahmut Çelik, Osman Şahbaz, Ali Reyhan Esen, Ali Osman Öncel, Yavuz Sarı, Mehmet Kürşat Çapar Bu Sayıya Katkıda Bulunanlar Doç. Dr. Erdal Osmanlıoğlu Şehmus Yıldırım Yayın Danışma Kurulu Avni Çebi, Prof. Dr. Nazif Gürdoğan, Prof. Dr. İlhan Kocaarslan Prof. Dr. Nizamettin Aydın, Prof. Dr. Zeki Çizmecioğlu, Yrd. Doç. Dr. Ömer Faruk Kültür, Mehmet Osmanlıoğlu Yrd. Doç. Dr. Yalçın Boztoprak, Fatih Dönmez, Yrd. Doc. Dr. İbrahim Güneş, Yakup Güler İletİşİm Adresİ Kuştepe Biracılar Sok. No: 7 Mecidiyeköy/İstanbul Tel: 212 217 51 00 Fax: 212 217 22 63 Web: www.mmg.org.tr E-posta: mmg@mmg.org.tr Yayın Koordİnatörü İsmail Şaşmaz ismail.sasmaz@abemedya.com Edİtör Fatih Göksu Görsel Yönetmen Ersan Topuz Reklam Serdar Erikci serdar.erikci@abemedya.com Eski Osmanlı Sok. Cansun Apt. 5/7 Mecidiyeköy/İstanbul Tel: 212 273 27 50 Fax: 212 273 27 51 Web: www.abemedya.com Basım Bilnet Matbaacılık 444 44 03 Yayın Türü İki ayda bir yayınlanır. Yerel Süreli Yayın Ücretsizdir Yazı ve reklamların içerik sorumluluğu sahiplerine aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. A BE MEDYA Sıcakların ve gündemin gi- derek yoğunlaştığı şu gün- lerde bizler de büyük bir telaşla Mimar ve Mühendis Dergimizin Mayıs-Hazi- ran aylarını kapsayan 77. sayısını bitirmenin keyfini yaşamaktayız. Her zaman olduğu üzere dolu bir içerikle karşınıza çıktığımız bu sayımızda dosya konumuz olarak “İklim Değişikliği ve Gıda” başlıklarını incelemeye çalıştık. İklim değişikleri- nin hayatımıza aldığımız besinler üzerinden nasıl dahil olduğunu, bu ve buna benzer olguların henüz tam olarak insanlarımıza anlatılmadığını varsayarak deyim yerindeyse çevresel bir kaynak oluşturduk. İklim değişikliği farkı- na vardığımız üzere son yıllarda giderek artmıştır. Sıcak hava dalgaları, yağış, deniz seviyesinin yüksel- mesi, insan sağlığını direkt etkilemektedir. Bununla birlikte, su ve besin kalitesi, tarım, kan emilmesi ile geçen hastalıklar, ve diğer bilinen veya bilinmeyen bazı enfeksiyon hastalıkları dolaylı olarak iklim değişik- liğinden etkilenmekte- dir. Kırsal kesimlerden şehirlere göç, şehirleşme, teknoloji, endüstri, toprak kullanım alışkanlıklarının değişmesi iklim değişikliği- ni hızlandırmaktadır. Çevre için önemli olduğu kadar bizim içinde ayrı bir öneme sahip olan iklim değişik- liği ve gıdalar üzerindeki etkisi mevzusunda birçok akademisyen ve uzmandan görüşler almanın haricinde konferans ve seminerleri- mizde konuyu enine boyu- na tartışma fırsatı bulduk. Tabi ki dergimizi her sayı- mızda olduğu gibi kültür sanat bölümümüzü oluş- turan sinema, kitaplık ve gezi sayfalarıyla eğlenceli hale getirirken şehirlerimiz üzerine değerli yazılar koy- mayı da ihmal etmedik. İyi okumalar dilerim
  3. 3. Mimar ve Mühendis 77KAPAK24 İKLİM DEĞİŞikliği ve gıda güvencesi Her yerde ve elbette Türkiye’de de: Batı’da ve doğu’da kavurucu orman yangınları, Karadeniz’de ve Akdeniz’de ani seller, güneydoğu’da sinsi kuraklık, tüm ülkede azalan yeraltı suları... Bunların hiçbiri birer rastlantı ya da “münferit vaka” değil. İklim değişiyor ve bu, ekmeğimizden suyumuza hayatımızın her yönünü, her anını derinlemesine etkiliyor... İçindekiler BİZDEN HABERLER KISA KISA ETKİNLİK 6 28 SUYU YAŞAT Kİ, SEN DE YAŞAYASIN RecepAliTopçuAdellArmat ür ve Vana FabrikalarıA.Ş.Yön. Kur . Bşk. 32 KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİMİ VE TÜRKİYE Prof . Dr. Mikdat KADIOĞLU İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü 36 KÜRESEL ISINMA: GIDA GÜV ENLİĞİNİN TEHDİT UNSURU Dr. Mustafa YILDIZ Bursa Ticaret ve Sanayi OdasıGıda Tarım Konseyi Başkanı 40 KÜRESEL ISINMA, GIDA İHTİYACI VE BUĞDAY ÖRNEĞİ Doç. Dr. Burhan KARA Süleyman Demirel ÜniversitesiZiraat Fakültesi,Tarla Bitkileri Bölümü 46 SANAYİLEŞME VE KENTLEŞMENİNİKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE ETKİSİ Prof . Dr. Doğanay Tolunay İstanbul Üniversitesi, Orman Fakültesi,Toprakilmive EkolojiAnabilim Dalı 50 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜV ENLİĞİ Dr. Müslüm BEYAZGÜL Ziraat Y. Mühendisi 56 GIDALARIN IŞINLANMASI SAĞLIĞA YARARLI MI, ZARARLI MI? Doç. Dr.Ahmet Erdal Osmanlıoğlu MMGYönetim Kurulu Üyesi 60 SINIR AŞAN MERİÇ NEHRİ HAVZASI VE TRAKYA BÖLGESİ SU SORUNLARI Prof. Dr.Ahmet İSTANBULLUOĞLU Namık Kemal ÜniversitesiZiraat Fakültesi 66 İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE BALIKÇILIĞA ETKİSİ Hacer Canan OKGERMAN - Mustafa YILDIZ İstanbul Üniversitesi Su ÜrünleriFakültesi 70 KÜRESEL ISINMA ve DENİZLERİMİZE ETKİLERİ Dr. Mustafa Tolay TOLAY Energy, Bakırköy, İstanbul 76 KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDE NÜKLEER ENERJİNİN ROLÜ Doç. Dr.Ahmet Erdal OSMANLIOĞLU MMGYönetim Kurulu Üyesi 80 Guar Ekimi ve İlaçlama Mehmet SITKI EMANET EDİLEN TABİATI MUHAFAZA ve İLK SİT ALANI MEHMET OSMANLIOĞLU MİMAR 20 86 MÜLAKAT KAZANILMASI GEREKEN SAVAŞ DEĞİLDİR MAHMUT ÇELİK MMGGENEL BAŞKAN YARDIMCISI
  4. 4. Bu sene kurak bir sonbahar ve kış mevsimi geçirdik. Bunun yanı sıra mevsimler arası geçişlerdeki dengesizlik ve ani hava değişiklikleri ile son yıllarda gündemde olan küresel ısınmanın iklim etkilerini yavaş yavaş görmeye başlıyor gibiyiz. İklimdeki bu ani değişikliklerin en önemli etkisi şüphesiz ki tarım sektörü üzerinde olmaktadır. O nedenle biz de Mimar ve Mühendis Dergimizin Mayıs- Haziran aylarını kapsayan 77. sayısını, İklim değişikliğine ve bunun gıda kaynaklarımız üzerine olan etkisini incelemeye ayırdık. Küresel ısınma aslında küresel bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği gibi küresel ısınmanın en önemli sebebini başta karbondioksit olmak üzere sera gazlarının salınımı oluşturmaktadır. Ülkemiz karbondioksit salınımında %1.3'lük payla dünyada 13. sırada yer almaktadır. İlk beş ülke tahmin edilebileceği gibi Çin, ABD, Hindistan, Rusya ve Japonya'dır. Bu nedenle küresel ısınmayla küresel bir mücadele gerekmektedir ki, zaten bu amaçla 16 Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe giren Kyoto protokolü yapılmıştır. Biz bu sayımızda salt küresel ısınmanın mekanizmasını incelemek yerine iklim değişikliklerinin gıda kaynakları üzerine olan etkisini değerlendirdik. Zira her ne olursa olsun insan yaşamının devam edebilmesi için beslenmeye ve sağlıklı gıda kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bu yıl ülkemizde tarım sektöründe oldukça kötü bir sezon yaşanmıştır. Kuraklık, don, dolu fırtına ve hayvan hastalıklarının üst üste gelmesi birçok üründe üretim kaybına neden olmuştur. Sonbahar ve kış aylarının kurak geçmesi ve kar yağışının olmamasıyla özellikle buğday ve diğer hububat ürünlerinde %20'ler seviyesinde üretim kaybı beklenmektedir. Ayrıca ilkbaharda kısa süreli de olsa meydana gelen don nedeniyle başta fındık, kayısı, elma, üzüm olmak üzere bir çok üründe büyük oranda üretim düşüşü meydana gelmiştir. Tarımsal üretimi etkileyen en önemli faktörlerden birisi olan iklim, her ne kadar tarafımızdan kontrol ve ıslah edilemezse de, meteorolojik hareketlerin uzmanları tarafından takip edilmesiyle yağış, don, sıcaklık, rüzgar, nem, güneşlenme süresi gibi tarımı etkileyen meteorolojik faktörlerle ilgili oldukça isabetli tahminler yapılabilmektedir. Bu nedenle bir bölgede tarımsal bir faaliyette bulunmadan önce toprakların yerinde ve verimli kullanılmasının yanı sıra, o bölgenin iklim hareketleri ve değişiklikleri takip edilerek, ekim ve hasat sürecindeki olası meteorolojik değişiklikler öngörülmeye çalışılıp ürün planlaması yapılmalı ve gerekli tedbirler için önceden hazırlıklı olunmalıdır. Her alanda olduğu gibi tarım alanında da ülkemiz sahip olduğu potansiyeli, son yıllarda yakalamış olduğu kalkınma ivmesi ile daha verimli bir şekilde değerlendirecek politikalar geliştirmelidir. Her gelişmekte olan ülke gibi nüfus artışı, yoğun şehirleşme ve sanayileşme baskısı altındaki ülkemizde tarım sektörü ihmal edilmemelidir. Zira, “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” diyen Kızılderili bilgenin uyarısını önemsemeli ve şimdiden gerekli tedbirleri almalıyız. Havasıyla, suyuyla, gıdasıyla sağlıklı, insanlarıyla huzur ve barış içerisinde gelişen, büyüyen, kalkınan ve hakça paylaşan bir Türkiye duasıyla… Murat ÖZDEMİR MMG GENEL BAŞKANI Her alanda olduğu gibi tarım alanında da ülkemiz sahip olduğu potansiyeli, son yıllarda yakalamış olduğu kalkınma ivmesi ile daha verimli bir şekilde değerlendirecek politikalar geliştirmelidir. Her gelişmekte olan ülke gibi nüfus artışı, yoğun şehirleşme ve sanayileşme baskısı altındaki ülkemizde tarım sektörü ihmal edilmemelidi Son Irmak Kurumadan…
  5. 5. KISA... KISA... Mimar ve Mühendis6 Bizbize Konuşmalar etkinliğinde 14 Mayıs Çarşamba günü Sosyal Girişimcilik, Para Vakıfları ve Mikrofinans konuları ele alındı. Mimar ve Mühendisler Grubu’nun Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen seminere, konuşmacı olarak İsmail Orun katıldı. Küreselleşme ile girişimcilik ve girişimcilerin çok önem kazandığını belirten Orun, genel hatlarıyla girişimci özelliklerini sıraladı. Osmanlı’dan günümüze girişimciliğin gelişimini anlattı. 1800’lü yılların ikinci yarısından sonra girişimciliğin öneminin Osmanlı tarafından farkedildiğini dile getiren Orun, Osmanlı’nın son döneminde tüm çabalara rağmen Türk mesleklerinin “askerlik ve memurluk” olduğu anlayışını ortadan kaldıramadığını söyledi. Mimar ve Mühendisler Grubu İzmir Şubesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) işbirliği ile bu yıl ikincisi düzenlenen Savunma Sanayi ve Havacılık Paneli, öğrenci, akademisyen ve Türkiye’nin önde gelen firmalarının temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. İYTE Girişim Topluluğu üyesi Yakup Aydın panelin amacını savunma sanayi ve havacılık alanındaki gelişmelerin yakından takip edilmesi ve edineceğimiz bilgiler ışığında geleceğimizi şekillendirmeyi hedeflemek olarak özetlerken. İYTE Kütüphane Gösteri Merkezi'nde, yapılan panelin açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Mustafa Güden, önümüzdeki dönemde bilgiyi elde etme ve onu faydalı bilgiye dönüştürmenin çok daha önem kazanacağına vurgu yaptı. Yapılan analizlere göre insanlık tarihi boyunca üretilen bilgi miktarından daha fazlasının son iki yılda üretildiğini belirten Prof. Dr. Güden, bu “Büyük Veri”nin (Big Data), en büyük araştırma alanlarından biri olacağına işaret etti. Mimar ve Mühendisler Grubu tarafından organize edilen Teknik Gezi kapsamında, 16 Nisan tarihinde, ülkemizde “Yer ve Gök” ile ilgili olarak bütünleşik izleme sisteminin ilk kurulduğu yer olarak bilimsel çalışmaların yapılmasına ve uzmanların yetişmesine katkı sağlayan Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü gezildi. Çok sayıda üyemizin katılımı ile gerçekleştirilen teknik gezide, Deprem Erken Uyarı İstasyonu, Sarsma Tablası Laboratuvarı, Afete Hazırlık Eğitim Birimi, Kandilli Bilim Müzesi ve Ulusal Deprem İzleme Merkezi ziyaret edildi. BİZBİZE’DE SOSYAL GİRİŞİMCİLİK VE MİKRO FİNANS KONUŞULDU İZMİR ŞUBEDEN HAVACILIK PANELİ Mimar ve Mühendisler Grubu’nun da destekçileri arasında bulunduğu “ICCI 2014 – 20. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı”, 24 Nisan 2014 Perşembe günü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın katılımlarıyla İstanbul Fuar Merkezinde Gerçekleştirildi. 24 – 26 Nisan tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen fuarda Mimar ve Mühendisler Grubu olarak stant açıp, fuarı ziyaret eden katılımcılara MMG'nin yaptığı etkinlikler ile “Enerjisini Arayan Türkiye” konusunu işlediğimiz Enerji dergimizi dağıtma fırsatı yakaladık. KONFERANS’DA YERİMİZİ ALDIK KANDİLLİ RASATHANESİ'Nİ ZİYARET ETTİK
  6. 6. KISA... KISA... Mimar ve Mühendis8 MMG Diyarbakır Şubesi, yönetim olarak Diyarba- kır Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ufuk Nurullah BİLGİN’i makamında ziyaret etti. Ziyarette MMG’nin çalışmaları, misyonu hakkında bölge müdürüne bilgiler verilirken ‘’Çevre ve şehircilik, kentsel dönüşüm ve deği- şim, Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel zenginliklerinin gelişti- rilmesi’’ konularında görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca Kentsel dönüşüm ve değişim ile ilgili bir panel düzenleme ve teknik gezi teklifinde bulunuldu. Bundan memnunluk duyacaklarını belirten Ufuk Nurullah Bilgin panele katkıda bulunmak istediklerini belirtti. MMG DİYARBAKIR ŞUBEDEN ZİYARETLER Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Merkezi’nde 16 Nisan 2014 tarihinde “Kutlu Doğum Haftası” etkinliği çerçevesinde düzenlenen “Bizbize Konuşmalar” programına Yrd. Doç. Dr. M. Sadık Hamidî (AYDIN) katılarak ‘’İslami Açıdan Mimar ve Mühendislerin Görevleri’’ konulu bir seminer verdi. Etkinliğe MMG Genel Başkanı Murat Özdemir, MMG Eski Genel Başkanlarından Avni Çebi’nin yanı sıra çok sayıda üye katıldı. Yrd. Doç. Dr. M. Sadık Hamidî, mimarlık ve mühendisliğin önemini vurgulaya- rak başladığı konuşmasında, “Dünya var olduğundan beri nice eserler ya- pılmış, nicesi günümüze kadar gel- miştir. Tıp da çok önemli bir bilim dalı, fakat çok üstün bir ameliyat yapıldığını varsayalım, bu ameli- yat insanlığa bir eser olarak gözler önünde durmaz. Bugün ülkemizde mimar ve mühendislik alanında çok büyük işler yapılıyor ve yapılmaya da devam etmelidir” dedi. MMG’DE KUTLU DOĞUM HAFTASI Mimar ve Mühendisler Grubu’ndan Başkan Murat Özdemir önderliğinde- ki bir heyet, KOSGEB İkitelli Şubesi'ne ziyarette bulundu. İkitelli Şube Müdürü Sn. Selahattin Kaya'nın makam odasında gerçekleştirilen görüşmede KOSGEB hakkında genel bilgiler verildi. İstanbul'da dört şubesi olan merkezin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile ilgili bir kuruluş olduğu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ) teknolojik yeniliklere süratle uyumlarını sağlamak, re- kabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek amacıyla faaliyetlerde bulunduğu anlatıldı. MMG çalışmalarını yakından takip ettiğini belirten KOSGEB İkitelli Şube Müdürü Selahattin KAYA, STK'ların da bu tür desteklerden yaralanması için gerekli desteği vereceklerini ifade etti. MMG' DEN KOSGEB’E ZİYARET Azerbaycan Cumhuriyeti Vektor Uluslararası İlimler Üniversitesi Bilimsel Genel Kurul Üyeleri ve Sena- tosunun kararıyla, Macaristan Kayseri Fahri Konsolosu ve Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) Genel Başkan Yardımcısı Osman Şahbaz'a İktisat ve Siyaset Bilimi alanında "Fahri Doktor" unvanı verildi. Courtyard Marriott İstanbul International Airport Hotel Hattusa Ballroom’da düzenlenen törende Macaristan Fahri Konsolosu ve Türk Macar İşadamları Derneği(TÜMİŞAD) Başkanı Osman Şahbaz'a, Fahri Doktor’luk beratını, Vektör Kurucu Başkanı ve Rektörü Prof. Dr. Elçin İskenderzade takdim etti. OSMAN ŞAHBAZ’A BÜYÜK ONUR
  7. 7. Mimar ve Mühendis10 İBB GENEL SEKRETERİ MMG eski genEL bAŞKAN yArdIMCISI dr. hayri baraçlı'yı ZİYARET ettik Ziyaret esnasında, 1994 yılında TEKDER üyesi iken MMG ile tanışıp yönetiminde yer aldığı MMG'nin önemli bir yerinin oldu- ğunu belirten Baraçlı, İETT'de görev alması ile aktif olmasa da temasla- rının devam ettiğini, MMG'yi yakın- dan takip ettiğini belirtti. MMG'nin diğer dernekler gibi olmadığını, teknik bilinirliğinin, etik kavram duruşunun önemli olduğu, elit pro- jelere imza atmasının önemini ifade etti. Doğru bildiği değerler konusun- da duruşunun değişmediği, teknik donanıma sahip üyeleri ve Şubeleri ile daha aktif görevler içinde bulun- masının faydaları değerlendirildi. İETT'de görev aldığı 2009-2014 yılları arasında özel sektör gibi çalı- şılması ile başarılı olduğunun konu- şulduğu ziyarette, İETT de başardığı bu çalışma disiplini ile kurum bilgisinin 128 dünya ülkesinden büyük olan İstanbul'un hak ettiği yere ulaşması için kullanılacağı, kamu bürokrasinden uzak dinamik bir çalışma içinde olacaklarını, lider kadro yetiştirmek için çaba sarfede- ceklerini ifade etti. 2024 (iki dönem) hedefi ile ulaşım, kentsel dönüşüm, çevre ve turizm ile ilgili önemli çalışmalar yapıla- cağı, özellikle Turizmde İstanbul'un hak ettiği yere gelmesi gerektiği ve bu çatı altında kültür, kongre, finans, sağlık ve eğitim turizmi olarak düzenlemeler yapılacağı, okumaya gelen üniversite öğren- cisine bile turist olarak bakılacak bir gözlem ile kendi şehrine dönüp orada değer üreteceği bir bilinç oluşturması çalışmaların düşünül- düğünü belirtti. İstanbul'un mıknatıs bir şehir olmaktan çıkartılması, hayatı kolaylaştıran düzenlemeler ile yerleşimi cazip kılan uygulamala- ra dikkat edilmesi, risk unsurları çerçevesinde ülke geneline nüfusun dağılması hususundaki projelere önem verilmesinin konuşulduğu ziyaret, İstanbul Beykoz Göllükö- yü Mevkiindeki Orman arazisinde Hayri Baraçlı adına 34 adet dikilen ağaç sertifikasının kendisine teslimi ile sonlandı. Mimar ve Mühendisler Grubu olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliği'ne atanan MMG üyemiz Dr. Hayri BARAÇLI'yı makamında ziyaret ettik. ETKİNLİK
  8. 8. Mayıs - Haziran 2014 11
  9. 9. Mimar ve Mühendis12 G übre Fabrikaları Türk Anonim Şirketi (GÜBRETAŞ)’ın Mühendislik ve Yatırım Müdürü ve MMG Gıda ve Tarım Kom. Bşk. Nihat ISMUK’un ev sahipliğinde NPK Gübre Üretim Tesisi ve Amonyak Terminali Şantiyesi’ne ziya- rette bulunduk. Söz konusu geziye MMG Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr Ali Osman ÖNCEL, Genel Sekreter Murat ALPAY ve sektöre yakın MMG üyelerimiz katıldı. MMG heyetini şantiyeye gelişinde Gübretaş Yarımca Tesisleri Müdürü Necdet BAR- LAS, Üretim Müdürü Mustafa VAROL ve Mekanik Montaj ve Proses Müdürü Hilmi KÜÇÜKGÖZE karşıladı. Gübretaş yetkililerinin de hazır bulundu- ğu ziyarette öncelikle tesisin yenilenen inşaatı hakkında katılımcılara proje hak- kında sunum yapıldı. Fabrikada gerçek- leştirilen faaliyetler hakkında bilgi verildi. GÜBRETAŞ’ın Mühendislik ve Yatırımından sorumlu Müdürü Nihat ISMUK’un sunu- munda; şirket tarihinin en büyük yatırımı- nın bu sene yapıldığı, pazarda lider firma olduklarını, satışta problem yaşamadıkla- rını, Gübretaş’ın eğitime destek verdiğini, öğrencilere burs verdiklerini ifade etti. Bu sunumdan devamla; büyük çaplı ithalatlar yapıldığı için tesisin deniz kenarında olması gerektiğini, fabrika arazisine ÇED belgesi alındıktan sonra liman yapılacağı, yapımı devam eden tesisin ise Kasım 2014’te bitmesinin beklendiğini söyledi. 34 metre yüksekliğinde 25 bin ton kapasitede yeni yapılan Amonyak Tankı’nın inşaatının Amerika'dan ithal edilen 193 adet Deprem İzolatörleri ile güçlendirildiği bir güne denk gelen Teknik Gezimiz sürecinde, Deprem Savarların (Deprem İzolatörleri) yerleşti- rildiğine tanıklık ettik. Bu kapsamda en güvenli Amonyak Tankı Gübretaş’ta olacak. Mevcut çalışan fabrika ile yenilenen tesis binalarının iç içe bulunduğu mekanda bir aksama olmadan üretiminin devam ettirildiği, toprak analizine dayalı özel gübre üretimini ülkemizde ilk başlatması, 2005 yılında başlattıkları Toprak Haritası Oluşturma Çalışmaları ile önemli AR-GE çalışmalarına verdikleri destek, ülkemizde tarımda gübre üretimi sahasında ülkemizin 2500 noktasına yayılmış dağıtım noktala- rıyla rakipsiz bir şirketleşmeyi oturtmuş bir kurum olan Gübretaş’ın pek çok sahada li- derlik eden ve çevre dostu ortamı işçilerine sağlayarak çalışanlarının yüzünü güldüren çağdaş bir kuruluş olduğu anlaşılmıştır. Oldukça samimi bir ortamda çalışanların ve yöneticilerinin güler yüzleri ile eşlik ettikle- ri gezimiz yenilen yemek ve yapılan son bir istişare toplantısı ile sonuçlandırılmıştır. Gübretaş’a Teknik Gezi Düzenledik Türk çiftçisinin kimyevi gübrelerden yararlanarak yüksek verimli ve kaliteli ürünler elde etmesi fikrinden yola çıkılarak tarım sektörüne kimyevi gübre girdisi tedarik etmek amacıyla 1953 yılında kurulan Gübre Fabrikaları Türk Anonim Şirketi’nin Yarımca’daki tesislerine Mimar ve Mühendisler Grubu olarak üyelerimizin katılımı ile teknik gezi düzenledik. ETKİNLİK
  10. 10. Süleyman Ekşi Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Kısıklı Mah. Alemdağ Cad. AHES İş Merkezi No:65-A Kat:3 Üsküdar / İstanbul Tel:(216) 327 88 22 Fax:(216) 327 88 25 info@sekinsaat.com Sakarya 25.000 Seyirci Kapasiteli Stadyum İnş. Küçükçekmece Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Yapımı K.B.B Olimpik Yüzme Havuzu Yapimi Gazi̇osmanpaşa Sarigöl-Yenidoğan Mahalleleri Kentsel Yenileme Projesi Kapsaminda Sarigöl Mahallesi 1452 Ada 34 Ve 37 Parsellerde Konut Yap
  11. 11. Mimar ve Mühendis14 Mimar ve Mühendis14 ETKİNLİK B ursa Vali yardımcısı Feridun Cemal Özdemir, Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Karagöz, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nu- rettin Yavuz, İnşaat Fakültesi Yapı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Adem Doğangün'ün de katıldığı konferansa ilgi yoğun oldu. Açılış konuşmasını yapan MMG Bursa Şube Baş- kanı Elektrik Mühendisi Ali Yılmaz Mimar Sinan'ın ülkemiz için önemli bir şahsiyet olduğunu, eserlerinin bugüne kadar ulaş- ması ve mimari dehasının hala konuşulur olması ve 300'den fazla eser bırakması- nın onun bir mimar olarak tarihimizde önemini ifade etti. Uludağ Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İrfan Karagöz ise Mimar Sinan'ın sadece Türkiye için değil birçok ülkede bıraktığı kalıcı eserler sebebiyle önemli bir mimar olduğu, bugün dahi çarpık kentleşme ve mimari tasarım- dan uzak eserlere bakıldığında onu daha iyi anlamamız gerektiğini, ayrı güzellik ve nitelikte olan eserleri sebebiyle adının yaşatılmasının önemi vurgulayarak bu tür faaliyetlerinden dolayı MMG'ye teşekkür- lerini ifade etti. MMG Genel Başkanı Murat Özdemir yaptığı konuşmada MMG'nin kuruluş amacı ve yaptığı faaliyetler ile Sözkonusu Konferansı niçin Bursa'da yap- mak istediklerini şöyle ifade etti; “9 Nisan Mimar Sinan'ın ölüm yıldönü- mü bu sebeple Nisan ayını onu anma ve anlamaya ayırıyoruz. MMG olarak şehir ve mimariye önem veriyoruz, söz konusu yapılanma ve uygulamaları yakından takip etmeye çalışıyor, şehirlerin insanı ölçekte herkes için yaşanır olmasının önemini vurguluyoruz. 1+1, 1+0 modelde yapılan, mahalleyi, küçük esnafı ortadan kaldıran, dev market alışveriş merkezleri, korunaklı izoleli yapılar ile, toplumu ayrıştıran, ken- tin kimliğine uygun olduğu düşünülmeden yapılan yapıların bir çok problemin ana çıkış kaynağı olduğunu düşünüyor, bu manada dergilerimizde bu konuları sıkça gündeme almaya çalışıyoruz. İstanbul'dan Diyarbakır'a, Kayseri, Kütahya, Edirne'den, Erzurum'a, Sofya'dan Kırım'a birçok yerde eser bırakan Sinan Bursa gibi önemli bir şehirde yapmamıştır. Çünkü Bursa ilk dönem Osmanlı eserleri ile bir bütünlük arz ediyor, Sinan kendi anlayışına göre bir eser yaparsa bunun bütünlüğü bozacağını yada ahengi bozmamak adına benzer bir eser yaparsa bunun da kendine yakışma- yacağını düşünüyor. Mevcut dokuya ve kendine olan saygısından Bursa'da eser inşa etmiyor. Ancak bugün İstanbul ve Bursa olmak üzere bu tür şehir kimlikle- rini bozan bir çok proje ortaya konuyor. MMG olarak bunu gündeme getirmemizi yanlışta ısrar etmemek adına önem arz eder” dedi. Konferansta MMG Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Y. Mimar Ali Reyhan Esen başkanlığında Mimar Sinan Üniversite- sinden Prof. Dr. Suphi SAATÇİ "Yazma Kaynaklara Göre Mimar Sinan", İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Dr. Y. Mimar Aras NEFTÇİ "Mimar Sinan'ı Görmek", Uludağ Üniversitesi'nden Doç. Dr. Özlem K. BAĞBANCI ''Mimar Sinan'ın Mekan An- layışı'' ve Doç. Dr. Özgür EDİZ ise "Sayısal Teknolojilerle Sinan'ı Anlamak" konula- rında sunumlarını yaptılar. Günün anısına verilen plaket ve fotoğraf çekimleri ile konferans hayırlara vesile olması temenni- leri ile sonlandı. YAŞAYAN MİMAR SİNAN'I ANLAMAK 2012 yılında MMG ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ile ortaklaşa yapılan "Mimar Sinan'ı Anlamak" konulu konferansın ikincisi olan "Yaşayan Mimar Sinan'ı Anlamak 2" konulu konferans 30 Nisan 2014 tarihinde MMG Bursa Şubemiz ve Uludağ Üniversitesi'nin katkıları ile Uludağ Üniversitesi Hasan Öztimur İnşaat Mühendisliği Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.
  12. 12. Mayıs - Haziran 2014 15
  13. 13. Mimar ve Mühendis16 ETKİNLİK İ stanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Sütlücede yer alan Yatırım ve Hiz- metleri Bilgilendirme Merkezi’nde kabul ettiği heyetimizi öncelikle İstanbul’a yapılan yatırımların sergilendiği salon- da gezdiren Sayın Topbaş; başkanlıkları döneminde gerçekleştirdikleri projeleri resimler, maketler üzerinde tek tek ayrın- tılı bir şekilde anlattı. Söz konusu projelere ilişkin tanıtım filminin de izlendiği ziyaret oldukça samimi bir ortamda gerçekleş- tirildi. Başkan Dr. Kadir Topbaş; göreve geldikleri günden itibaren Türkiye denince ilk akla gelen şehir olan İstanbul’un marka değerini daha da artırmanın gayreti içinde olduklarını, İstanbulluların her alanda hayatını kolaylaştıracak ve yaşam kalitele- rini yükseltecek başta teknolojik yenilikler olmak üzere çok sayıda hizmeti hayata geçirdiklerini, teknolojiyi en iyi kullanan yerel yönetimlerden biri olarak İstanbul’u, dünyayı takip eden değil dünyanın takip ettiği bir kent haline getirmek için hizmet- lerine devam ettiklerini dile getirdi. Yaklaşık olarak, giriş ve çıkışları ile nüfu- sunun on yedi milyona ulaştığı İstanbul gibi bir metropolün diğer şehirler ile bir tutulmadan ayrı bir yasa ve yönetim biçi- mi ile yönetilmesinin daha iyi olabileceği, kentsel dönüşüm kapsamında İstanbul’a yapılan yatırımlardan oluşan ranttan belediyelerinin yeterince pay alamadık- larını, bir değer artışı oluyorsa bunun kente geri dönmesi gerektiğini dile getirdi. Kentsel dönüşümün gerekliliklerinden bahseden Sayın Topbaş dünya ülkelerinin ciddi bir ekonomik kriz geçirdiği dönemde, Türkiye’nin bu krizden inşaat sektörün- deki hareketlilik sebebiyle etkilenmedi- ğini, birçok sektörü peşinden sürükleyen inşaattaki ivmenin ekonomiye hareketlilik sağladığı, bu dönem zarfında Türkiye’nin dünyadaki bu krizi sadece tekstil ve benzeri sektörlerle aşmasının mümkün olmamasından dolayı, bu manada kentsel dönüşüm için yapılan çalışmaların zarureti ve faydalarını ifade etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile 19 üniversite arasında imzalanan protokoller çerçevesinde Haziran 2006 tarihinden iti- baren yürütülmesine başlanan ve "Projem İstanbul" olarak adlandırılan akademik araştırmaların desteklenmesi projelerinin devam ettiğini ve bu kapsamda MMG’nin de yapacağı benzer çalışmaları destekle- meye hazır olduklarını belirten İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş ziyaretten duyduğu memnuni- yeti dile getirerek, MMG’nin toplumsal değerleri korumak adına gerçekleştirdikleri önemli etkinlikler ile topluma yön verdiği- ni söyledi. Kendisine sunulan Mimar ve Mühendis dergilerini inceleyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş MMG Yönetimini Genel Merkezinde ziyaret et- mek istediğini belirtti. Söz konusu ziyaret fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. MMG Olarak, MMG üyesi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Kadir Topbaş’ı Ziyaret Ettik Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Murat Özdemir, Başkan Yardımcıları Mahmut Çelik, Osman Şahbaz, Ali Reyhan Esen, Yönetim Kurulu Üyelerinden Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Yavuz Sarı ve Genel Sekreter Murat Alpay’ın katılımı ile gerçekleştirilen ziyarete MMG Etik Kurul Üyesi Avni Çebi ile Ümit Ünal eşlik etti.
  14. 14. Mimar ve Mühendis18 ETKİNLİK KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN SOSYAL BOYUTUİstanbul Ticaret Odası (İTO) ile Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) tarafından ortaklaşa düzenlenen 'Kentsel Dönüşümün Sosyal Boyutu' konulu sempozyum, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın katılımıyla İstanbul Ticaret Odası’nda (İTO) gerçekleştirildi. K entsel dönüşümün medeniyet, sosyalleşme ve insan açısından ele alındığı sempozyuma Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, İTO Yö- netim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar, İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Murat Kalsın ile Mimar ve Mühendisler Grubu Başkanı Murat Özdemir 'inde yer aldığı Sempozyuma ilgi oldukça yoğundu. MMG Başkanı Murat Özdemir: “Herkes için huzur beldeleri" Murat Özdemir konuşmasında "MMG olarak şehirlerimizin yapılanmalarını ve şehircilik uygulamalarını yakından takip etmeye çalışıyor ve şehirlerimizin insani ölçeklerde, herkes için huzur beldeleri olacak şekilde teşkil edilmelerinin öne- mini sürekli vurguluyoruz. Mahalleyi or- tadan kaldıran, kendi içinde bir dünyası olan, çevresinden izole adeta gettolaşan, isimlerinde Türkçenin kaybolduğu, çok katlı, korunaklı, havuzlu sitelerin, orta ve küçük ölçekli esnafı ortadan kaldıran dev market ve alışveriş merkezlerinin, çocuk, yaşlı ve engellilerin şehir içindeki var- lıklarını önemsemeyen, doğayla ve coğ- rafyayla mücadele eden bir yapılaşma gerçeğinin genellikle göz ardı edildiğini düşünüyoruz. Şehircilikle ilgili sağlıklı, içimize sinecek, bu coğrafyanın inanç ve kültür değerlerinin ürünü diyebileceği- miz şehircilik örneklerini Maalesef ortaya koyamadık. Toplumsal barışımıza ve insanımızın huzuruna katkı sağlayacak şehirleri yeni bir idrak ile inşa ve ihya ederken, şehirlerimizi yeni bir medeniye- tin taşıyıcıları olarak geleceğe taşımalı, bugün yaptığımız şehirlerle yarınlarımızı belirlediğimizi aklımızdan çıkarmamalı- yız” gibi konular üzerinde durdu. İTO Başkan Yardımcısı, Murat Kal- sın: “MMG’nin rolü önemli” İTO Başkan Yardımcısı, Murat Kalsın da; “Son yılların gündemi olan kentsel dönü- şümün öneminden bahisle, yapı stokları- nın eski olduğu, depreme uygun olmayan çok yapının bulunduğu, estetikten uzak çarpık yapılaşmanın olması sebebi MMG'nin bu işe gönlünü koymuş bir STK olarak bir fikir ve imar potası olarak gör- düğünü belirtti. Konunun sadece teknik değil sosyal boyutunun incelenmesini önemsiyorum” dedi. Başkan Topbaş: “Mahalle kültü- rünü koruyan bir yapılaşmaya ihtiyaç var” Sempozyumun açılışında konuşan Başkan Kadir Topbaş, kentliliğin sosyal SEMPOZYUM:
  15. 15. Mayıs - Haziran 2014 19 bir evrim, şehirlerin de bir yenileşme merkezi olduğunu belirterek, İstanbul’da oluşturulan sitelerin sosyalleşmeyi azalt- tığını ve insanlar arasındaki uçurumu arttırdığını söyledi. Yaşam alanlarını bir- biriyle ilişkili kılmak ve mahalle duygu- sunu daha çok yaygınlaştırmak zorunda oluğumuzu ifade eden Kadir Topbaş, “İn- sanlar sokağa çıktığında aidiyet duygusu gelişiyor. Yönetimleri sorgulayarak ve yönetimlere katılarak semtinin gelişme- sine katkıda bulunuyor” dedi. "Bir gerçek var: Dünya nüfusu artmakta. 7 milyar nüfusundan yakın gelecekte 9 milyara gidecek olan bir dünyadan bahsediyoruz. Kentler hızla gelişerek dengeler bozulmaya başladı. Kent yönetiminde karar organları olarak bu dengeleri doğru kurmak ve korumak... Kentler hangi fonksiyonları, işlevleri üstlenecekler, bunların kararını vermedi- ğimiz için, bugün maalesef yöneticilerin kendi siyasi perspektifleri doğrultusunda şehirler gelişti. Her yöneticiye göre yeni, farklı adımlar atıldığını görmekteyiz. Bu da gelecek adına kaygı verici. Kurumsal planlar yapılmalı" dedi. İstanbul’un deprem riski taşıyan bir şehir olduğuna ve sanayileşme sürecin- deki yanlışların izlerini taşıdığına dikkat çeken Başkan Topbaş, şöyle konuştu; “Şehrimizde geçmişte maalesef mü- hendislik hizmetleri almadan sadece barınma ihtiyacını dikkate alan yapılar yapılmış. Bu çarpık yapılaşmayı aşmak için deprem riskini bir şansa dönüştüre- rek İstanbul’un ranta dönüşmeden ye- nilenmesini arzu etmekteyiz. Sayın Baş- bakanımızın ‘TOKİ ve KİPTAŞ kanalıyla bakılmaması gerektiğini ifade etti. “Bu işin insani yanı, sosyolojisi, psikolojisi, birçok parametresi var. Sadece rakam- larla bakıldığı zaman, bina sayısıyla baktığımız zaman, bu bizi aldatır. Bina sayısını sayıyorsunuz, yüksekliği ölçü- yorsunuz, kilometreyi buluyorsunuz, yolun genişliğini ölçüyorsunuz, ama sosyal etkileri çok kolay ölçemiyor- sunuz, tartamıyorsunuz, belirleyemi- yorsunuz. Bunu ölçemediğiniz için de, kentsel dönüşümün etkilerini baştan iyi tartıp, biçip, konuşmak lazım. Sadece mühendis ve mimarlara bu işi bırak- mamak lazım" dedi. Bakan Güllüce, 81 ilde tespitleri yaparak binlerce binanın dönüşümüne başladıklarını hatırlata- rak, dönüşümün halkla birlikte yapıl- masına özen gösterdiklerini dile getirdi. “Olması gerekenle olabilecek olan bazen örtüşmüyor” diyen Güllüce, İstanbul’un imar sorunun Anadolu’daki göç veren şehirlerin imar ve istihdamından başla- dığını kaydetti. kār amacı gütmeyen modern yapılar yapınız’ talimatı var. Ancak maalesef dünyada bir rant ihtirası var. Paris’te Eyfel Kulesi’nin yakınındaki gökdelen- leri görmezini arzu ederim. İstanbul’da- ki bu yüksek yapılar konusunda mimar ve mühendisler odası ile sivil toplum kuruluşlarının daha çok fikir beyan etmelerini arzu etmekteyiz.” dedi. Bakan Güllüce: “Türkiye genelin- de kentsel dönüşüm sürüyor” Sempozyumda daha sonra söz alan Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce de Marmara depreminde yaşanan acı- lara dikkat çekerek, İstanbul’daki riskli yapıların, insanların geleceğinden kork- madığı çağdaş yapılara dönüştürmek için kentsel dönüşümün kaçınılmaz olduğunu söyledi. Kentsel dönüşümün sosyal ve insa- ni tarafına pek dikkat edilmediğini kaydeden Güllüce, sadece mühendis ve mimar gözüyle kentsel dönüşümlere Panel 1: MEDENİYETLERİN ŞEHİR ALGISI VE KENTSEL DÖNÜŞÜM Prof. Dr. Ali Osman ÖNCEL - MMG Yö- netim Kurulu Üyesi (Oturum Başkanı) Prof. Dr. Korkut TUNA, Tarihte Şehirler ve Dönüşümleri Prof. Dr. Nevin GÜNGÖR ERGAN, Kent- sel Dönüşüm Politikası ve Toplumsal Katılım Prof. Dr. Kemal SAYAR, Şehir ve Ruh Sağlığı Panel 2: KENTSEL DÖNÜŞÜM’DEN SOSYAL DÖNÜŞÜME Avni ÇEBİ - MMG Etik Kurulu Başkanı (Oturum Başkanı) Doç. Dr. Nail YILMAZ, Toplumsal Yapı Belediyeler ve Kentsel dönüşüm Yard. Doç. Dr. Berat FINDIKLI, Metro- polde Mekânsal ve Tinsel Ayrışmanın Çoğul Formları Yard. Doç. Dr. Murat ŞENTÜRK, Kentsel Dönüşüm Sosyolojisi Yard. Doç. Dr Aynur CAN, Turgut Canse- ver Düşüncesinde Şehir Tasavvuru Hasan POSTACI, Kentsel Dönüşümde İnsan Hakları İhlalleri Panel 3: ŞEHİRLEŞMEDE MEKÂNSAL DÖNÜŞÜMÜN TOPLUMSAL ETKİLERİ Y. Mimar Ali Reyhan ESEN - MMG Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı (Oturum Başkanı) Doç. Dr. Hatice AYATAÇ, Şehirleşmede Mekânsal Dönüşüm Mimar Semih AKŞEKER, Şehir ve Kent Ayrımı Prof. Dr. Abdurrahman GÜNER, Kentsel Dönüşümde Mühendislik Ahlakı Yard. Doç. Dr. Ömer Faruk KÜLTÜR, Şehirlerin Etkisinin İyileştirilmesi (Kentsel Dönüşüm Nasıl Olmalıdır) Ali ÖNER, Mekân İnsan İlişkisinin Sos- yo-psikolojik Değerlendirilmesi konulu sunumları gerçekleştirildi.
  16. 16. MİMARLIK Mimar ve Mühendis20 EMANET EDİLEN TABİATI MUHAFAZA ve İLK SİT ALANI İLK İLAN EDİLEN SİT ALANI VE YEŞİL BİNALAR "İbrahim ve İsmail'e: "Tavaf edenler, orada ibadet amacıyla oturanlar, rüku ve secde edenler için Evimi (Kâbe'yi) temizleyin!" diye emretmiştik" (el-Bakara, 2/135). Şüphe yok ki Yüce Allah temizdir, temizliği sever. İkramı boldur, ikramı sever. Cömerttir, cömertliği sever. Artık evlerinizin çevresini temiz tutun.(Et-Tıbbün Nebevi s.216) dem (a.s) dünyaya Allah’ın halifesi ola- rak gönderildiğinden beri arzın hüsnü muhafazasına dair yüklendiği emanet, onun yaratıcıya kulluğu müteakip en mühim vazifelerinden olmuştur. Müslümanların yediği, içtiği ve giyindik- leri kadar içinde yaşadığı çevrenin de temizliğine riayet etmesi onların mühim bir ahlakî sorumluluğudur. Evlerden başlayarak sokaklar, mahal- leler, köyler, kasabalar ve şehirler her ölçekte temizliğe riayet edilerek hüsnü muhafaza edilmelidir. İnsanlığa yeryü- zünün mescit kılınmasını müjdeleyen peygamberimiz, ona tüm arzı mescit temizliğinde muhafaza ve idame ettir- me vazifesini de bir kez daha esaslı bir şekilde hatırlatmaktadır. Allah’ın ayetlerinden olan tabiatı muhafaza; hilkati muhafaza sadedinde anlaşıl- malıdır. Tabiattan faydalanılırken onu tahrip etmeden ve sonraki nesillere ulaştırmanın mesuliyetini asla hatırdan çıkarmayan bir anlayış ve idrak içinde bulunmak lâzımdır. Allah (cc) "Şüphesiz Allah çok tövbe edenleri ve pisliklerden temizlenenleri sever" (el-Bakara, 2/222) buyururken manevî temizliği maddî temizlikten önce zikretmektedir. Bu bize manevî dünyalarındaki tüm kirlenmişliklerden arınma gayreti içinde olanların ancak hakikî mânada maddî dünyayı(arzı) temiz tutmak eylemi içine girebileceğini hatırlatmaktadır. Günü- müzde havayı, çevreyi, tabiatı ve deniz- leri kirlettikleri hâlde, çevre ve tabiatı muhafaza havarîleri kesilmiş kapitalist ve emperyalist batı dünyasının ikiyüz- lülüğü bunu daha net biçimde ifade etmektedir. Allah kâinatı herşeyin yerli yerinde oldu- ğu bir denge ile yarattı ve muhafazası- na insanları memur ederek "Yıldız, bitki ve ağaç secde ederler. Göğü Allah yük- seltti ve mizanı (yani dengeyi) O koydu. Sakın bu dengeyi bozmayın" (Rahman, 55/ 6,7) ayetleriyle yol gösterip ikaz etmektedir. Tabiî çevrenin hüsnü muhafazası maksadıyla İbrahim (a.s.) Mekke’yi , Peygamber Efendimiz (sav)’de Medîne ve Taif şehirlerini sit alanı ilan ederek buraları adeta dokunulmaz kılmışlardır. Bu hususta“Allah’ım! İbrahim Mekke’yi haram kıldı (kutsal belde ilan etti). Ben de Medine’nin iki taşlık arasını haram kıldım (kutsal yer/sit alanı ilan ettim). Orada hiç kan akıtılmayacak, savaşmak için silah taşınmayacak, hayvanları güt- mek gayesiyle kesilenden başka hiçbir ot ve ağaç kesilmeyecektir. Allah’ım! Medine’mize bereket ver! Allah’ım! A MEHMET OSMANLIOĞLU MİMAR
  17. 17. Mayıs - Haziran 2014 21 Sa’ımıza bereket ver! Allah’ım! Medine’mize bereket (ve bolluk) ver! Allah’ım! Medi- ne’mize bereket ver! Allah’ım! Bir bereketin yanında iki bereket ihsan et! Nefsim kudret elinde olana kasem ederim ki, Medine’nin hiçbir yolu ve geçidi yoktur ki, orasını koru- yan iki melek bulunmasın. Oraya varıncaya kadar onu korur-lar...” hadisi dikkat çeki- cidir.. Yine tabiat ve çevreyi korumayı, ağaç dikimini yaygınlaştırmayı İslâmi ve insanî bir görev olarak va’z eden peygamberimiz;“Kıyâmet kopmaya baş¬ladığında, birinizin elinde bir ağaç fidanı bu¬lunsa, kıyâmet kopmadan onu dikmeye gücü ye¬terse, hemen diksin”[9] hadisiyle eşsiz bir çevre bilincini öğretmek- tedir. "Yerdekilere merhamet edin ki gökte- kiler de size merhamet etsin" (Tirmizî, "Birr", 16) buyurarak merhamet olunmak isteyen- lere tüm yeryüzündeki varlıklara merhamet konuda şunları söylemiştir: "Bir Müslüman bir ağaç diker de bunun meyvesinden insan, evcil veya vahşi hayvan, veya bir kuş yiyecek olsa, yenen şey diken için bir sada- ka hükmüne geçer" (Müslim, "Müsakat", 10) Yeryüzü bana mescid kılındı, onun top- rağı temiz ve temizleyicidir," buyuran Hz Peygamber'in Mekke, Medine, Uhud dağı ve başka yerlere, şehir ve tabiata sevgisini dile getirmekte, gök cisimleriyle de ilgilene- rek onların doğuş ve batışlarını dua fırsatı olarak değerlendirmiştir. Çevreyi muhafaza hassasiyetinin oldukça yüksek olduğu Osmanlı’da ,Sümbül Efendi yerine vekil olarak Merkez Efendi'yi atar. Ve de, süs isteyen şeyhine kuru bir çiçek getirmesi ve sebep olarak:…İbadet halindeki yeşil çiçekleri ibadetten alıkoymak isteme- dim, cevabını verir.. Osmanlı topraklarını ziyaret eden Lamar- tine; - “Osmanlı Müslümanları canlı ve cansız mahlûkatın hepsiyle iyi geçinirler. Ağaç- lara, kuşlara, köpeklere, velhasıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler; bizim memleketlerde başıboş bırakılan veyahut eziyet edilen bu zavallı hayvan cinslerinin hepsine şefkat ve merhametlerini teşmil ederler. Bütün sokaklarda sokak köpekleri için muayyen (belirli) aralıklarla su kovaları sıralanır.” derken, “Moeurs et usages des Turcs“ adlı kaynakta “Osmanlı Devleti’nde kasaplar her gün belirli sayıda kedi ve köpek beslemekle yükümlüdürler... Şam’da hastalanan kedilerle köpeklerin tedavisi için bir hayvan hastanesi mevcuttur.” kayıtları- na rastlanmaktadır. ÇEVRE VE TABİAT KAYNAKLARININ MUHAFAZASI İnsanlığın yeryüzünde gerçekleştirdiği en büyük organizasyon, vücuda getirebildiği en büyük eser şehirdir. Şehri kurarken onun konumu, kültürel arka planını oluşturacak geçmişi, tarihle bağı, yönlendirilmesi, su kaynaklarına mesafesi, manzarası, güneş- lenme oranı, silueti, hâkim rüzgârla ilişkisi, büyüklüğü, topoğrafyaya uyumu ve buyur- gan bir irade olmadan insanların ihtiyaçla- rıyla teşekkülü önemli parametrelerdir. Şehirler inşaa edilirken insanı, tabiatı ve kaynakları tüketmeyen, enerji bağımlılığı asgaride tutulabilecek, fazla atık üretme- etmelerini tavsiye etmiştir. “O” Bir köpeğe su veren kadının bağış- landığını belirtirken, bir kediye eziyet edip ölümüne sebep olmanın Allah'ın gazabını çektiğini vurgulamıştır. Kendisi bir defasında beş yüz hurma ağa- cını birden dikmiş (İ Hanbel, 5:354) ve bu Allah kâinatı herşeyin yerli yerinde olduğu bir denge ile yarattı ve muhafazasına insanları memur ederek "Yıldız, bitki ve ağaç secde ederler. Göğü Allah yükseltti ve mizanı (yani dengeyi) O koydu. Sakın bu dengeyi bozmayın" (Rahman, 55/ 6,7) ayetleriyle yol gösterip ikaz etmektedir.
  18. 18. MİMARLIK Mimar ve Mühendis22 yen, tabîi hayat konforu sağlayan, iklimlen- dirilmelerinin kolay ve az maliyetli olacak şekilde kurgulanmaları gerekir. Kaynakların kullanımının önemli nispette gerçekleş- tirildiği binaların, işyerlerinin, evlerin ve giderek büyük ölçekteki mahalle ve şehir tasarımının, çevre dostu ve optimum kay- nak kullanımını öngörmesi daha da önem kazanmaktadır. İnsanların kendilerine emanet edilen kay- nakları -ne kadar bol olursa olsun- israf etmeden, sürdürülebilir ve yenilenebilir özel- likli seçerek, az atık üreten ve geri dönüşü- mü mümkün kılacak kaynaklara yönelerek kullanmaları, onların geleceğe daha huzur ve güvenle bakmalarını sağlayacaktır. Allah(cc) mutlak dengeyi, tabiatı ve nesli muhafazayı kur’an-ı Kerîm’de “O Allah Göğü yükseltmiştir ve dengeyi koymuştur”(Rahman,7-9), " Gerçekten biz, her şeyi bir ölçüde yarat- mışızdır." (Kamer,49), " İnsanların ellerinin işledikleri günahlar sebebiyle, karada ve denizde fesat meyda- na çıktı ki(Allah)yaptıklarının bir kısmını ken- dilerine tattırsın, olur ki, belki geri dönerler” (Rum,41), “İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözü senin hoşuna gider. Kal- bindekine de (özü sözüne uygun olduğuna) Allah’ı şahid tutar. Halbuki kendisi düş- manların en yamanıdır. (Senden) ayrıldı mı, yeryüzünde fesad çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çalışır. Allah ise fesadı sevmez."(Bakara, 204,205) emretmiş ve insanların kendi elleriyle karada ve denizde dengeyi bozduklarından ne denli büyük felaketlerle karşı karşıya geldiklerini bildir- mektedir. Aynı konuda bir gün Peygamberimiz (sav), sahabîlerden birinin abdest alırken suyu israf ettiğini görür. “Bu israf nedir?” diye sorar. Bunun üzerine sahabî, “Abdestte israf olur mu?” diye karşılık verir. Peygam- berimiz: “Evet, akan bir nehrin kenarında bile olsan, normal bir miktarın üzerinde su kullanman israf olur.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II) buyurarak kaynak ne kadar bol olursa olsun, ibadet maksadıyla dahi olsa israfın temel yanlışını –ihtiyaçtan fazla kullanmak- olarak ifade etmiştir. ÇEVREYE ZARARLI ETKİ OLUŞTUR- MAYAN, DAHA AZ ENERJİ KULLA- NAN (YEŞİL)BİNA YAPILABİLİR Mİ? Binaların kaynak tüketiminde başrolü oynamakta olduğu ve tüketimin önemli bir bölümünün binalarda gerçekleştiği bilin- mektedir. Yapılan araştırmalarda, elektriğin yaklaşık yüzde % 60’ı, kullanılan içme suyunun yak- laşık % 15’i binalarda tüketilmekte olup, binalardan kaynaklı sera gazı üretimi ise yaklaşık % 30 oranına ulaşmakta oldu- ğundan, çevre hassasiyeti yüksek toplum kesimleri %30-35 oranında daha az enerji, daha az doğal gaz ve daha az su tüketen, atık maliyetlerini % 50-90 oranında azal- tan çevre dostu binaların yapımına ilişkin taleplerini ortaya koymuşlardır. Çevre dostu ya da yeşil binalar yapı sek- töründe daha değerli, doğaya saygılı, eko- lojik, konforlu ve enerji tüketimini azaltan binalar olarak yeni bir yönelim ve sektör ortaya çıkarmıştır. Bu yapılara özelliğini; yer seçimi, tasarım, inovasyon, binada kullanılan yapı malzemelerinin özellikleri, yapım aşamasında dikkat edilen çevresel hassasiyetler, yapım tekniği, atık malze- melerin yeniden kullanımı konularındaki seçici yaklaşımlar vermektedir. Bu binaların yatırım maliyeti standart yolla inşa edilen yapılardan % 10-20 fazla olmasına rağmen, enerji kullanımında sağlanan tasarruf sayesinde kısa sürede maliyet farklarını tolere edebilecek özellik- lere sahiptir. Enerji tasarrufunun ve doğal enerji kay- naklarının kullanımının ön planda tutuldu- ğu bu binalarda, ısıtma ve havalandırma- da kullanılan enerji yarı yarıya düşürülebil- mekte; bu tür uygulamalar ile enerji tasar- rufu, doğayı koruma, yenilebilir enerjinin kullanımı ve konforlu bir yaşam ortamı ve aynı zamanda gelecek için temiz bir çevre bırakma özlemi hedeflenmektedir. Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre insanlar zamanlarının yüzde 90’ını bina içinde geçirmekte olduğundan, sağlık ve dolayısıyla verimlilikle ilgili sorunların büyük bir kısmı hava kalitesi düşük, gün ışığı ve manzarası olmayan ortamlardan kaynak- lanmaktadır. İç mekân ortam kalitesinin artırılmasının, çalışanlar üzerinde göster- miş olduğu olumlu etkiler ile verimlerinin ne kadar artırdığını hesaplamak çok zor olmakla birlikte, yapılan bir araştırmaya göre Yeşil Binalarda çalışanların, diğer binalardakilere göre yüzde16 daha az rahatsızlandıkları ve dolayısıyla yüzde 16 daha az iş kaybının olduğu tespit edilmiştir. NETİCE İnsanlık bir yandan kendilerine emanet edilen tabiat ve çevreyi hüsnü muhafaza ederken, öte yandan kaynakların optimum kullanılarak israfın engellendiği, enerji bağımlılığının asgariye indirildiği, tabîi malzemeler kullanılarak insanları zararlı etkilerden korunan bir şehir ütopya değildir. Şehirleri dolayısıyla hayatı yaşanılır kılmak ta, bir cehenneme dönüştürmek te elimiz- de.. İnanmak ve inancın gereği yaşamak. İslâm inancı Bakara 204-205’te tabiatı, çevreyi, kara ve denizleri ve nesli korumayı emrederken israfı yasaklıyor.. Çevre bilincini başka yerde aramaya gerek yok. GEOT DEPR Ç TEMEL GE D TEM GEOTEK DEPREM G ÇEVRE TEMEL ARA GEOTEKNİK P DEPREM GÜVENLİĞİ ÇEVRE KORUMA TEMEL ARAŞTIRMA
  19. 19. MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR GEOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ TEMEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJ GEOTEKNİK PROJELERMADEN PROJEL KENTLEŞME V DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM P TEMEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLER MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR GEOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ TEMEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ GEOTEKNİK PRO DEPREM GÜVENLİĞİ PRO ÇEVRE KORUMA PROJ TEMEL ARAŞTIRMA VE MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR TEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ REM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ L ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR GEOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJE DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ TEMEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR EOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ MEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR GEOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ TEMEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR KNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ GÜVENLİĞİ PROJELERİ KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ AŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ İ PROJELERİ PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ A VE ZEMİN ETÜDLERİ EKŞİOĞLU MİMARLIK MÜHENDİSLİK İNŞAAT VE TİCARET LTD. ŞTİ. Adres : Bağdat Caddesi No: 384/8 Maltepe - İSTANBUL Tel: 0216 442 19 53 (pbx) Faks : 0216 442 19 55 E-Posta : info@ematurkey.com Web-Site : www.ematurkey.com MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR GEOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ TEMEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ Firmamız yeraltı araştırmaları ile ilgili her türlü problemin çözümünde jeofizik, jeolojik ve geoteknik yöntemlerle zemin etüdü ve sondaj projelerinde 1990 yılından itibaren yüksek teknoloji ile kaliteli hizmete tecrübeli kadrosuyla devam etmektedir. KENTLEŞME VE DEPREM PROJELERİ MÜHENDİSLİK JEOLOJİ HARİTALAR GEOTEKNİK PROJELERMADEN VE SU ARAMA PROJELERİ DEPREM GÜVENLİĞİ PROJELERİ ÇEVRE KORUMA PROJELERİ ULAŞIM PROJELERİ TEMEL ARAŞTIRMA VE ZEMİN ETÜDLERİ DUMANKAYA RİTİM NUHOĞLU YEDİTEPE-KADIKÖY EGE YAPI BATI ATAŞEHİR TAŞ YAPI FİKİRTEPE AĞAOĞLU MYWORLD ATAŞEHİR
  20. 20. GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
  21. 21. Mayıs - Haziran 2014 25 Her yerde ve elbette Türkiye’de de: Batı’da ve doğu’da kavurucu orman yangınları, Karadeniz’de ve Akdeniz’de ani seller, güneydoğu’da sinsi kuraklık, tüm ülkede azalan yeraltı suları... Bunların hiçbiri birer rastlantı ya da “münferit vaka” değil. İklim değişiyor ve bu, ekmeğimizden suyumuza hayatımızın her yönünü, her anını derinlemesine etkiliyor... İklİm değİşiKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
  22. 22. GİRİŞ • MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞ Mimar ve Mühendis26 DOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ Bilindiği gibi iklim değişikliği aslında 20.yüzyılın ortasından itibaren etkilerini hissettiren ve dolayısıyla dikkatleri çekmeye başlayan bir konu. İklim değişikliğinin tek etkisi yalnızca artan ortalama sıcaklıklar değil. Küresel ısınma aynı zamanda dünyanın birçok bölgesinde çok şiddetli fırtınalara, aşırı yağışlara, sellere ve uzun kuraklıklara yol açıyor. T emel etkiler nedeniyle yeraltı su sevi- yeleri alçalıyor, buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor ve denizlere yakın yerlerde yer altı suları tuzlulaşıyor. Bütün bu değişikliklerin bitkisel üretim ya da yeni deyimiyle gıda güvencesi üzerinde olumsuz etkileri kadar gıda güvenliği üzerinde de çok farklı olumsuz etkileri bulunuyor. Artan ısı, yağışlardaki değişiklikler, daha fazla kuraklık ve son derece büyük hava olayları sonucun- da, buzulların erimesi ve deniz seviyesindeki artışın tümü, gelişmekte olan ülkelerin tarımı üzerinde olumsuz etki yaratacak ve gıda arzı dengesini bozacaktır. Tarımsal verim, gelişmekte olan ülkelerin çoğunda düşecektir. Su kaynaklarının ve kalitesinin azalması sonucunda beslenme bozuklukla- rında da artış olacaktır. Gıda ve Tarım Örgütü tarafından yapılan öngörülere göre 2050 yılında dünya nüfu- sunun 9.1 milyar olacağı tahmin edilmek- bilen ülkelerdir. Afrika ve Güney Asya ile Orta Amerika’nın bir kısmı iklim değişiklik- lerinden en çok etkilenecek bölgelerdir. Dünya işgücünün geçim kaynağının % 36’sını tarım oluşturmaktadır. Asya ve Afrika gibi nüfusun yoğun olduğu ülke- lerde bu oran %40-50 düzeylerinde olmaktadır. (ILO, 2007). İklim Değişimine bağlı olarak; tarımsal üretimin olumsuz etkilenmesi Asya ve Afrika gibi düşük gelir düzeyine sahip olduğu gelişmekte olan ülkelerde, milyonlarca insanın geçim kaynaklarının risk altına girmesine ve gıda TEHLİKENİN FARKINDA MIYIZ? tedir. Artan dünya nüfusunun beslenebil- mesi için doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanımı ile 2050 yılına kadar tarımsal üretimi ikiye katlanabilmesi gere- ği vurgulanmaktadır. Yine Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2050 yılına kadar, gelecekteki talebi karşılayabilmek için yıllık küresel buğday üretiminin 1 milyar ton artması, et üretiminin ise 200 milyon artışla 463 milyon tona ulaşması gerekiyor. (Global agriculture towards 2050) İklim değişikliğinin, gıda fiyatlarındaki artış ve kırsal çalışma ve geçinme şart- ları üzerindeki tehditi sonucunda, gıda üretimi üzerinde olumsuz etkisi olacağı düşünülmektedir. Bu durum açlık sınırında olan %10’luk nüfusun 2050 yılında %20’ye yükselmesine neden olacaktır. Gelişmek- te olan ülkeler, kaynaklarının yetersizliği nedeniyle değişikliklere en az adapte ola-
  23. 23. Mayıs - Haziran 2014 27 Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, 2050 yılına kadar, gelecekteki talebi karşılayabilmek için yıllık küresel buğday üretiminin 1 milyar ton artması, et üretiminin ise 200 milyon artışla 463 milyon tona ulaşması gerekiyor. İkinci konu ise küresel iklim değişikliğinin orta vadede durdurulamayacağı gerçeği karşısında buna uyum gösterme çabala- rının gerekmesidir. Yerel tohumlara önem verme, su hasadı gibi yöntemlerle bunu yapmak mümkün iken 2006 yılında çıka- rılan tohum kanunu ile yerel tohumların köylülerce satışına yasak getirildiğini görüyoruz. Hâlbuki bu alanda birçok ulus- lararası kuruluş ve araştırmacı çok uzun yıllardır agro-ekolojik yöntemlere dayanan tarım sistemi üzerinde yayınlar yapıyor ve ürettiği bilgiyi herkesle paylaşıyor. güvensizliğinin artmasına neden olacaktır. Küresel iklim değişikliğini durdurmak için tarımda da yapılacak şeyler vardır. Endüstriyel tarım küresel ısınmada çok büyük bir paya sahiptir. Yerel üret, yerel tüket anlayışını hâkim kılabilmek için küçük ve orta tarım işletmelerinin yok olmasını önleyecek önlemler alınmalıdır. Bu işletmelerin doğrudan pazarlama veya kooperatif pazarlama sistemleri kurmala- rına yardımcı olunmalıdır. Tarımsal des- teklemeler küresel şirketlerin hegemon- yasını önleyecek tarzda tasarlanmalıdır.
  24. 24. Mimar ve Mühendis28 Su insanlığa, tüm canlılara sunulmuş en büyük nimetlerden, rızklardan ve lütuflardan biridir. Tüm insanlığın ortak malıdır. Canlılara verilmiş en büyük hediyedir. Su insana emanettir ve suyun sorumluluğu yine insana yüklenmiştir. SUYU YAŞAT Kİ SEN DE YAŞAYASIN E Recep Ali Topçu vrenin her karesinde su vardır. Kur’an-ı Kerimde belirtildiği gibi canlı olan, hayat taşıyan her şey sudan yaratılmıştır. Allah’ın (cc) Hayy isminin tecellisinin en güzel görüleceği yer sudur. Su tüm canlıla- rın ortak hammaddesidir. Bir ölçüde hepimiz suyun ete, kemiğe bürün- müş haliyiz diyebiliriz. Dolayısıyla su hayattır, hayatın özüdür. Elementle- rin efendisi olarak tanımlanan su’yu hayatımızdan çıkardığımızda geriye hiç bir şey kalmayacaktır. Su yaşamın merkezinde… Doğadan evi, ekmeği, portakalı, diğer içecekleri her şeyi çıkarabilirsiniz, ancak suyu çıkardığınızda hiçbir canlılıktan bahsedilemez. İnsanlar, hayvanlar, ağaçlar susuz yaşayamaz. Varlıklar hiyerarşisinde suyun yeri bambaşkadır. Onu çıkardığınızda geriye bir şey kalmıyor. Dolayısıyla onu israf etmek, hayatı, canlılığı israf etmek demektir. Suyla başlayan hayatımız yine suyumuzun çekilme- siyle son buluyor, başka bir boyuta geçiyoruz. Aslında hayatımız iki su parantezi arasında bir süreçtir diye- bilir. Suyla gelir, suyla gideriz. Baş- langıçta % 100 su iken, cenin haline dönüştüğümüzde bu oran yüzde 85’e, yaşlılığa ilerleyen aşamalarda ise bu oran kademeli olarak azalmakta, sıfı- ra düşmesiyle birlikte ölüm gerçek- leşmektedir. Ölmüş ağaçlar için “suyu çekilmiş” der çiftçiler. Aynen öyle de tüm canlıların suyunun çekilmesi demek ölüm demek. Susuzluk, kurak- lık aynı zamanda hayatın kuruması anlamına geliyor. Bir bardak suya mülkümün yarısını veririm… Suyun maddi anlamını şu kısa anek- dot bize ne güzel anlatmaktadır. Evliyadan İbn-i Semmak (ra) bir gün Halife Harun Reşid’in (ra) huzuruna girer. Bu esnada Harun Reşid hiz- metçilerinden su ister. Bir bardak su getirirler. Tam içmek üzere iken İbn-i Semmak (ra): “Ey Müminlerin Emiri, biraz bekleyin” der. Sonra da: “Eğer bu suyu içmekten alıkonulsaydın onu kaça satın alırdın?” diye sorar. Halife “Mülkümün yarısını verirdim” diye cevap verir. Bunun üzerine İbn-i Semmak “Buyurun için, afiyet olsun” der. Halife suyu içince İbn-i Semmak: “içtiğiniz bu suyun vücudunuzdan çıkmaması halinde, onun dışarı çıkmasını ne ile satın alırdın?” diye sorar. Halife “Mülkümün hepsiyle satın alır- dım” diye cevap verir. Bunun üzerine İbn-i Semmak (ra) “ Kıymeti bir içim- lik su ve idrar kadar olan bir mülke rağbet etmek uygun olmaz” der. Bu sözler üzerine Harun Reşit (ra) çok ağlamıştır. Acaba bizler içtiğimiz bir bardak suyun değerinin farkında mıyız acaba? Araştırmalar, insanın yalnızca yemek yemeden yaklaşık 40 gün boyunca yaşamını sürdürebileceğini, susuzluğa ise, ancak 4 ila 10 gün dayanabileceği- ni gösteriyor. Yağmurun yeryüzünde- ki sadece insanlar için değil tüm can- lılar için ne kadar büyük bir rahmet olduğunu elbette biliriz. Bu konudaki bazı çarpıcı veriler şöyledir: •Üzerinde yaklaşık yedi milyon kadar yaprak bulunan bir çınar ağacı tek bir mevsimde 120 ton suyu topraktan çekmektedir. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ
  25. 25. Mayıs - Haziran 2014 29 •Bir dönümlük arazideki otlar günde 6 ton su emer. •Ekili bir tarlada 1 kilo buğday yetiş- tirmesi için 500 kilo suya gereksi- nim vardır. 10 dönümlük bir tarla ise doğru düzgün mahsul verebil- mesi için 5 milyon litre suya ihtiyaç vardır. •Bazı fasulyeler, çiçek açıncaya kadar 6 litre, çiçek açtıktan sonraları ile 5-8 litre su kullanılır. •Bataklık yosununun suya olan ihti- yacı öyle fazladır ki, mesela 150 kilo- luk bir adam cüssesine oranla batak- lık yosunu kadar su içmek istese, bu saniyede 4 litreye denk gelir. Sıradışı bir element… Hikmetli bir nimet… Uzay araştırmacıları uzaya çıktıklarında ilk baktıkları şey suyun olup olmadığı- dır. Su 4 temel elementten biridir. Su ve diğerleri… Hiçbir element suyun eline su dökemez. Suyun pek çok istisnai, mucizevi halleri vardır. Su, doğada eşi benzeri bulunmayan şaşırtıcı özel- liklere sahiptir. Suda görünenden öte değerler, hikmetler vardır. Suya 360 derece bakabilmek, suyu ebedi, dini, felsefi, metafizik, tasavvufi, mistik anlamlarıyla yorumlamak, suya hikmet gözüyle bakabilmek, sudaki hikmetleri görebilmek, ona bu gözle bakabilmek, onu anlayabilmek için gereklidir. Sudaki muhteşem sanat karşısında hayrete düş- memek mümkün değildir. Dolayısıyla bu kadar önemli bir elementi tanımamız, anlamamız, anlamlandırmamız önem kazanmaktadır. Gelin birlikte suyun hikmetlerine, derin manalarına bakalım, yağmur üzerinden bir tefekkür pencere- si aralayalım, onu anlamaya çalışalım. Yağmur rahmettir, bize, dünyamıza akan hayattır. Su, bizlere daha çok yağmur yoluyla ikram edilmektedir. Eğer yağmur tane- leri yeryüzüne inerken fizik kurallarına uysaydı her bir tanesi kurşun gibi ine- cek ve değdiğini öldürecekti. Yağmur taneleri mermi hızına (568 km/saat) erişmesi gerekirken sadece 8-10 km/ saat hızla iniyor dünyamıza. Bu limitin üstüne çıkmıyor. Daha çok denizlerden buharlaşma yoluyla bulutlara ulaşan su buharları tuzlu/acı olduğu halde orada manevi arıtmadan geçirilerek bize tatlı olarak gönderilmektedir. 1200 ile 10 000 metre yükseklikten inen yağmur- daki diğer bir hikmet ise inişi esnasında sürtünmeden dolayı ısınıp sıcak su ola- rak inmesi gerektiği halde yine canlıları düşünüyor ve soğuk su olarak iniyor. İnsanların, hayvanların, bitkilerin, ağaç- ların üzerine sanki onları okşarcasına iniyor. Dünyaya gelirken karıncaları bile düşünüyor. Onlarında üzerine de şefkatle iniyor. Hiçbir ayırım yapmıyor, hiç kimseyi incitmiyor. Herkesi seviyor demek ki… Su, büyük bir şefkat ve mer- hamet sahibidir. Su rahmettir… Görüldüğü gibi yağmurun miktarından tutun, damlaların düşüş hızına, iniş şekli- ne, kimyasal yapısına ve sıcaklığına kadar yağmurun her şeyinde bir ölçünün oldu- ğu ve yağmur hadisesinin insan merkezli tasarlandığı asrımızdaki ilmi çalışmalar neticesinde anlaşılmıştır. Akılsız bulutlar bize nasıl yağmur vere- bilir? Acaba yağmur damlalarının kurşun gibi inmesine müsaade etmeyen rahmet sahibi kim? Elbette damlaların kendisi olamaz. Yerçekimi kanunu da olamaz, zira ikisi de bizi tanımaz ve bize acımaz. Bu işi biz de yapmadığımıza göre kim yapıyor? Tüm işaretler bizi hepsinin arkasında bizi seven, bizi bilen yaratıcı- mız Cenab-ı Allah’ı (cc) gösteriyor. Bize bu kadar şefkat gösteren suyun da ilgi Varlıklar hiyerarşisinde suyun yeri bambaşkadır. Onu çıkardığınızda geriye bir şey kalmıyor. Dolayısıyla onu israf etmek, hayatı, canlılığı israf etmek demektir.
  26. 26. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ ve şefkat görmeye hakkı yok mu sizce? Şimdi sıra “sudan ucuz” diyerek itibar- sızlaştırdığımız suya ilgi ve şefkat göste- rerek itibarını iade etmekte. Bu şefkati esirgemeyelim ondan… Suda sevgiyi, muhabbeti, farklılıkların birlikteliğini, hoşgörüyü görmek, onun ardındaki, onu vazifelendiren, yaratan Yaratıcımızın (cc) büyüklüğünü ve sana- tını görmek farkındalığımızı arttırıyor, hayatımıza anlam katıyor. Hayata, onun içindekilere, hayatımıza hayat katan- lara, çevremizdeki insanlara, ağaçlara, hayvanlara yani bir ölçüde sudan kar- deşlerimize su gibi kardeşçe, yumuşakça yaklaşmak, onlara su gibi enerji taşımak, onların gönüllerine akmak ve onların sevgilisi, dostu haline gelebilmek ne güzel değil mi? Yine maddi hayatın koşuşturması için- de göremediğimiz, net resmini çekip görüntü edemediğimiz şeylerden birisi de suyu, olayları, eşyaları mana boyutuy- la değerlendirmek. Suyun, maddi yönü kadar manevi yönünü de tanımalıyız diye düşünüyorum. Her şey ancak mana- sıyla, ruhuyla, içsel değerleriyle birlikte olunca değer kazanır. Elin üstü öpülüyor ancak asıl iş yapan yeri iç kısmı. Kalp ve sevgi medeniyetinin torunlarıyız, temsil- cileriyiz. Dikkat etmemiz gereken husus maddi ihtiyaçlarımızı gidermek değil, manevi hayatı, manevi ihtiyaçları ve bes- lenmeyi ihmal etmemektir. Ruhumuzu, kalbimizi unutmamaktır. İlk önce sevgi, gönül tarlamızın suyu sevgi Sevgi güçlendiriyor. Sevgi tarafları, eşya- ları değerli hale getiriyor. Kendi varlıkla- rımıza, suya yeni bir değer kazandırmak, yeniden bir kimlik, yeniden bir anlam yüklemek mümkündür. Ecdadımızın suyla, eşyayla, tabiatla ilişkiler Rabbani şefkat, ilahi şefkat, merhamet eksenlidir. Su, aynen hayat gibi sevince daha güzel. Suyla iletişimimizi geliştirebilir, yeniden inşa edebiliriz. Suyla dost olmak ister misiniz? Su uzattığımız dost elimizi boş çevirmeyecek, muhakkak ses verecektir. İnsan ancak tanıdığını, bildiğini, sevdiği- ni korur. Gelin ilk önce suyumuzu seve- lim, onu bize ikram eden Yaratıcımızı, Cenab-ı Hakkı sevelim. O zaman o bizi daha çok sevecek, lütuflarını, ikramları- nı artıracaktır bize. İsrafsız hayat bize emredilmektedir Yememizde, içmemizde israf haram kılınmıştır bizlere. İhtiyaçlarımızı aşırıya kaçmadan, minimum miktardaki su ile karşılamalıyız. Hz. Enes (ra) rivayet ettiği- ne göre Allah Rasûlü bir sâ' (3,3 litre) ile beş müd (4,15 litre) arasındaki su miktarı ile yıkanırdı; bir müd (0,83 litre) ile de abdest alırdı. Biz kendimize bakalım ve kendimizi sorgulayalım. Evimizde, işi- mizde, hayatımızın her karesinde tüket- tiğimiz her şey aynı zamanda su tüketimi demektir. Bir A4 kağıdı 10 litre, bir ceket 400 litre, bir kitap 200 litre su demektir. Fazladan tükettiğimiz, israf ettiğimiz her Hayata, onun içindekilere, hayatımıza hayat katanlara, çevremizdeki insanlara, ağaçlara, hayvanlara yani bir ölçüde sudan kardeşlerimize su gibi kardeşçe, yumuşakça yaklaşmak, onlara su gibi enerji taşımak, onların gönüllerine akmak ve onların sevgilisi, dostu haline gelebilmek ne güzel değil mi? Mimar ve Mühendis30
  27. 27. şey su israfı demektir. Tasarruf ettiğimiz her şey su tasarrufu demektir. Tasarruf bilinci bireyde başlar, önce birey tasarruf edecek ki aile tasarruf etsin, aile tasarruf edecek ki ülke tasarruf etsin, ülke tasarruf edecek ki dünya yarar sağlasın. Parolamız 1 kişiyi değiştirebilmek olmalı, çünkü 1 kişiyi değiştirmek aileyi değiştirmek, aile- nin değişimi de Türkiye' nin değişimi ve gelişimi demektir... Sürdürülebilir bir yaşam, sürdürülebilir bir dünya için suyu korumak zorundayız. Sorumluluk hepimizin. Sorumluluk duy- gusuna sahip bir insan, her hareketinin muhtemel neticelerini düşünür. Tarihe karşı sorumluluk, tarih şuurunun, çevre- ye karşı sorumluluk vatan sevgisinin ve vatandaşlık şuurunun ifadesidir. Yaşa- dığı ülkeyi gerçekten seven insan, onu korumak için azami ölçüde gayret ve dikkat gösterir. Ülkesini, vatanını seven, sorumluluğunun bilincinde olan insan, suyu, toprağı, doğal kaynakları, giye- ceklerimizi, yiyeceklerimizi israf etmez, gerektiğinde bu kaynaklara kendisin- den daha az sahip canlılarla paylaşır. Yaşarken yaşatma idealini hiçbir zaman unutmaz. Küçük adımlarla hemen başlayalım. Küçük adımlarla başlayalım suyu, toprağı- mızı sevmeye. Önce israf etmemeye, onu anlamaya, anlamlandırmaya ve onunla ilişkimizi geliştirmeye güzel bir niyet ede- lim. Büyük sonuçlar küçük uygulamaların sonucudur. Küçük mütevazi adımların bileşkesi muhteşem iş ve hayat sonuçları- na götürür. Bütünün kalitesi bileşenlerin kalitesine bağlıdır. Hayat bütününün kali- tesi onu oluşturan detayların kalitesiyle ortaya çıkar. Suyu anlar, anlamlandırırsak onu ve sudan yaratılmış tüm insanları, canlıları korur, geliştiririz. İnsan bildiğine dost- tur, bilmediğine yabancıdır, düşmandır. Suyu tanırsak daha çok seveceğiz. Haydi suyumuzu sevmeyle başlayalım işe, sevgi içeren güzel sözler söyleyelim, su içerken bardağı öpen, dudak payına güzel sözler, ayetler yazan ecdadımız gibi biz de onu severek aziz kılalım. Haydi gelin onu sev- meyi, ona kalbimizi, gözlerimizi açmayı birlikte öğrenelim. Gönül mimarlarımız Hz. Mevlana (ks), Yunus Emre gibi büyük- lerimizin yaklaşımıyla Yaratanımızdan ötürü suyu ve sudan yaratılmışları sevdi- ğimizde önce kendimizle, sonra çevremiz- dekilerle iletişim kalitemiz yükselecek, yaşamımızın kalitesi artacaktır. Umulur ki, sevgiyi seven, nefretten nefret eden insanların yaşadığı böyle bir dünya gele- cekte huzur ve kardeşliğin yeşerdiği bir sulh adacığı haline gelir. Su bağı ile birbi- rine bağlı tüm insanlar, canlılar birbirini sever, bir dağı bölüşemeyen maddeci anlayıştakilere rağmen bir dalı paylaşan sudan kardeşler haline gelir. Sudan kar- deşliği büyütürsek, temiz ve duru su dam- laları olarak birleşip bir okyanus oluştu- rabilirsek canlıları birbirinden ayrıştıran hususlar azalacak, kardeşlik duyguları gelişecektir. Suyu yaşat ki, sen de yaşaya- bilesin. Su gibi duru, su gibi coşkulu ve su gibi aziz olunuz. Suyu anlar, anlamlandırırsak onu ve sudan yaratılmış tüm insanları, canlıları korur, geliştiririz. İnsan bildiğine dosttur, bilmediğine yabancıdır, düşmandır. Suyu tanırsak daha çok seveceğiz. Mart - Nisan 2014 31
  28. 28. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ Mimar ve Mühendis32 1. Giriş Yaklaşık olarak son 150 yıldır gittikçe artan ve aşırı miktarda tüketilen petrol, kömür ve doğal gaz gibi fosil yakıtları ve arazi örtüsündeki değişimler nedeniyle, büyük miktarda zararlı gaz ve parçacıklar atmosfere salınmaktadır. Bunların sonu olarak, atmosferdeki CO2 ozon (O3)'ü seyrelten kloroflorokarbon (CFC) gazları ve karbondioksit (CO2), metan (CH4) ile diazot monoksit (N2O) gibi sera gazlarının miktarlarında önemli artışlar olmuştur. Bu artışlardan dolayı atmosferde kuvvetlenen sera işlemi de beraberinde günümüzdeki küresel iklim değişimi ve küresel ısınma problemini ortaya çıkartmıştır. Sanayi devriminden önce dünyanın orta- lama hava sıcaklığı 15°C idi. Yani yaşama uygun hava sıcaklığını atmosferin sera etkisine borçluyuz. Atmosferin sera etkisi olmasaydı dünyada ortalama hava sıcaklığı -18°C olacaktı. Yani, atmosferin sera etkisi hava sıcaklığını 33°C arttırmıştır. Sanayi devriminden sonra atmosfere salınan sera gazları nedeniyle de dünyanın ortalama hava sıcaklığı 15,6°C ye yükselmiştir. Her ne kadar insanlar hızlı bir iklim değişi- Maalesef insanlığın son yüzyıl içinde karada ve suda yaptığı ve hala yapmakta olduğu tahribatın bir sonucu olarak toprak ve su ile birlikte havanın da bileşimi önemli ölçüde bozuldu. Artık hızla artan sanayi ve yerleşim bölgelerinden çıkan sera gazları ile çevre ve atmosfer büyük miktarda kirlenmekte ve küresel ölçekte havanın ısınma eğilimi de giderek artmaktadır. Sonuç olarak, artık insan iklimi, iklim de insanı büyük ölçüde etkiliyor. Bunun neticesinde 3. bin yılda insanlık küresel iklim değişimi problemiyle karşı karşıyadır. KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİMİ VE TÜRKİYE Prof. Dr. Mikdat KADIOĞLU İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü
  29. 29. Mayıs - Haziran 2014 33 mine kendini uydurabilir ve ondan korunabilir, fakat bitkiler ve hayvanlar bu değişimlere ayak uyduramadığı için insanların besin zincirini de oluşturan tüm ekolojik sistem tehlikededir. Özetle, IPCC (Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli) tarafından 2030 yılı için yapılan senaryolara göre artacak olan olası iklimsel tehlikeler (uç meteo- rolojik olaylar) şunlardır: • Sıcak hava dalgaları • Orman yangınları • Tarımsal haşereler • Kuraklık, su kıtlığı ve tarımsal rekoltede düşüşler • Şiddetli yağışlar (ani sel ve şehir sellerinde artış) • Tropikal fırtınaların, yani tayfunlar sayısı ve şiddeti, • Tarım, agro-kültür, hayvancılık, tatlı su depolamasının üzerindeki etkiler, • Sıtma ve malarya gibi hastalıkları taşıyan böceklerin normalde bulun- dukları bölgeden çıkarak yayılması. Yiyecek gıda ve içecek su kalmadığında diğer bütün sosyo-ekonomik kaygılar anlamsız kalır. Bu nedenle sürdürülebi- lir gelişme, “gelecek nesillerin ihtiyaçla- rından fedakârlık etmemelerini sağlaya- cak şekilde günümüz ihtiyaçlarının kar- şılanması, sosyal maliyetler de dikkate alınarak zamanında önlemlerin alınması ve uyum çalışmalarının yapılması” şek- linde temel hedef olarak alınmalıdır. Bu bakış acısı ile günümüzde hükümetler tarafından acil olarak ele alınması gere- ken kuraklık risk yönetimi geliştirilmeli, çevre kirliliği önlenmeli ve doğal kay- naklar korunmalıdır. 2. Türkiye’ye Olası Etkiler Türkiye, bugüne kadar insan kaynaklı iklim değişikliği ile ilgili çalışmaları küresel ölçekte incelemiş, bunların ülke- miz coğrafyasına etkilerinin değerlendi- rilmesinde ise yetersiz kalmış. Hâlbuki iklim değişikliği senaryolarının küresel ölçekten bölgesel ölçeğe, iklim modelleri yoluyla indirgenmesi ve sonuçlarının incelenmesi, ülkemizin enerji, tarım ve su kaynakları yönetimi gibi alanlardaki gelecekle ilgili planlamalarını yakından ilgilendirmekte. IPCC iklim değişikliği senaryoları genellikle 2070-2100 yılları arasında, atmosferdeki karbondioksit oranlarının günümüzden en az iki kat ve daha fazla olacağı varsayımından yola çıkar. Kötü senaryolardan biri, SRES A2 olarak adlandırılır. Bu senaryoya göre model sonuçlarından üretilen sıcaklık ve yağıştaki değişimler, bugünün (1961- 1990) ve geleceğin (2070-2100) iklimini temsil eden 30 yıllık periyotların farkı- nın alınmasıyla ortaya çıkar. Önol’un (2007) elde ettiği sonuçlara göre, Türkiye üzerinde, yıllık ortala- ma sıcaklıktaki artış 2,5-4°C arasında olmakla beraber, özellikle Ege Bölgesi ve Doğu Anadolu’nun önemli bir kıs- mındaki artış 4°C’ye ulaşmakta. Ege Bölgesi üzerinde yıllık ortalamadaki bu değişimin asıl nedeniyse, yaz ayların- daki Avrupa kaynaklı sıcak hava dal- gasının bu bölgemizi de etkilemesidir. Yaz aylarında sıcaklıklarda 6°C’ye varan artışlar beklenmekte (Şekil 1). Ortalama sıcaklıktaki bu düzeyde bir yükselme- nin orman yangınlarından hayvan ve bitki çeşitliliğine, oradan insan sağlığına kadar çok çeşitli alanlarda etkilerinin olacağı aşikâr. Sıcaklık artışı ayrıca mevsim geçişlerini de etkileyecek, ülke- miz üzerinde yaz mevsimi ilkbahar ve sonbahar aylarını da kapsayacak şekilde genişleyecek. Yağış açısından önemli değişiklikler yaşanacak. Özellikle kış aylarında, Türkiye’nin Ege, Akdeniz ve Güneydoğu hükümetler tarafından acil olarak ele alınması gereken kuraklık risk yönetimi geliştirilmeli, çevre kirliliği önlenmeli ve doğal kaynaklar korunmalıdır.
  30. 30. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ Mimar ve Mühendis34 Anadolu’yu da kapsayan güney bölü- münde yüzde 20 ila 50 arasında azalıyor (Şekil 2). Verilere göre, bu bölgelerdeki su havzalarımız ciddi tehlike altında. Karadeniz bölgemiz ise aynı oranda olmasa da önemli ölçüde yağış artışıyla karşı karşıya. Rüzgâr patenlerindeki değişimler güney bölgelerimize nem giri- şini yavaşlatacak ve yağışın azalmasına sebep olacak. Yine yağıştaki değişimin belirgin olduğu sonbahar mevsiminde ise Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun bir kısmını kapsayan bölgede yüzde 50’yi aşan artışlar beklenmekte. Yukarı ve orta Fırat-Dicle havzasını da kapsayan, ülkemizin su-enerji politikaları için çok önemli olan, bu bölgesindeki sonbahar mevsimindeki yağış artışının tek başına değerlendirilmesi yanlış olabilir. Çünkü kış mevsiminden kalan yağış bütçesin- deki açık ve gelecekteki sıcaklık artışıyla paralel artacak buharlaşma göz önünde bulundurulduğunda, ortaya pek olumlu bir görüntü çıkmıyor. Türkiye yarı kurak bir ülkedir. Ayrıca kuraklık sosyo-ekonomik etkileri, kalıcılı- ğı ve çözüm bulmadaki zorluk nedeniyle dünyadaki en tehlikeli doğal afet olarak kabul edilmektedir. Kuraklık şehirlerde kullanma suyu kıtlığının yanı sıra, tarım- sal ürün ve hidro elektrik üretiminde de büyük düşüşlere yol açabilir. Bu nedenle, su havzalarının ve tarım alanlarının korunması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca kuraklık, ülke içinde şehir sınırla- rını aşan sular ile beraber ülke sınırlarını aşan sularda da büyük sıkıntılara yol açabilecektir. Ülkemizde kuraklığın şiddetini yakın bir gelecekte bugünkünden çok daha fazla hissedebileceği açıktır. Bu nedenle, suyun artan önemi göz önünde bulundurula- rak, ilerideki yıllarda, suyun yönetimine, kuraklık planlarına, suyun yeniden kul- lanımıyla ilgili sistemlerin geliştirilmesi ve sulama tekniklerinin iyileştirilmesi çabaları yoğunluk kazanmalıdır. Akdeniz havzası genelindeki su kaynaklarıyla ilgili bölgesel değişiklikleri belirlemek üzere, bölgesel çalışmalara gereksinim vardır. Bu nedenle, su kaynakları yatırımlarının ve tesislerin planlanması ve işletilme- sinde iklim değişiminin söz konusu etki- lerinin de göz önünde bulundurulması zorunludur. Şekil 1. 2100 yılında hava sıcaklıklarında beklenen değişimlerin yersel ve mevsimsel dağılımı 2071-2100 yılları ortalamasının 1961-2000 yılları ortalamasından olabilecek farklar şeklinde gösterilmektedir (Önol, 2007). Şekil 2. 2100 yılında yağışlarda beklenen değişimlerin yersel ve mevsimsel dağılımı 2071-2100 yılları ortalamasının 1961-2000 yılları ortalamasından olabilecek farklar şeklinde gösterilmektedir (Önol, 2007). Türkiye yarı kurak bir ülkedir. Ayrıca kuraklık sosyo-ekonomik etkileri, kalıcılığı ve çözüm bulmadaki zorluk nedeniyle dünyadaki en tehlikeli doğal afet olarak kabul edilmektedir.
  31. 31. Mayıs - Haziran 2014 35 KAYNAKLAR Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi http://unfccc.int/2860.php IPCC, 2001: The Global Climate of the 21st Century WG I (Science) Summary for Policy-Makers, Third Assessment Report. Kadıoğlu, M. (Editör), 2001: Kuraklık Kıranı. Güncel Yayıncılık, İstanbul, 128.s. Kadıoğlu, M., 1993: Türkiye'de İklim Değişikliği ve Olası Etkileri. Çevre Koruma, 47, 34-37. Kadıoğlu, M., 1997: Trends in Surface Air Temperature Data Over Turkey. International Journal of Climatology, 17, 511-520. Kadıoğlu, M., 1998: Possible climate changes over Greater Anatolian Project (GAP), Int. Symposium on Water Supply and Tratment 25-26 May, 1998, İstanbul, pp. 65-144. Kadıoğlu, M., 2000: Regional Variability of Seasonal Precipitation in Turkey. Int. Journal of Climatology, 20, 1743-1760. Kadıoğlu, M., 2001: Küresel İklim Değişimi ve Türkiye:Bildiğiniz Havaların Sonu, Güncel Yayıncılık, 3.ü Baskı, İstanbul. Kadıoğlu, M., 2007: 99 Sayfada Küresel İklim Değişimi Söyleşi Serhan Yedig, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Önol, B., 2007: Downscaling climate change scenarios using regional climate model over Eastern Mediterranean. İTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü, Haziran 2007, p: 87. Ülkemiz için su, enerji ve tarım açısından da son derece önemlidir. Sulama ve enerji amaçlı ülkemizde çok sayıda su yapısı inşa edilmiş ve edilmektedir. Bu su yapılarının amaçlarına uygun faaliyet gösterebilmesi, ancak yeterli miktarda yağışın düşmesi ile mümkündür. Ülkemiz için su, enerji ve tarım açısın- dan da son derece önemlidir. Sulama ve enerji amaçlı ülkemizde çok sayıda su yapısı inşa edilmiş ve edilmektedir. Bu su yapılarının amaçlarına uygun faaliyet gösterebilmesi, ancak yeterli miktarda yağışın düşmesi ile mümkün- dür. Buharlaşma, küresel ısınma ile artacak ve ülkemizde daha şiddetli ve uzun süreli kuraklıklar görülecektir. Bu nedenle hem su kaynakları, hem de genelde yağışa bağlı olan kuru tarım ve hidro-elektrik enerji üretimini ciddi bir şekilde etkilenebilecektir. Ayrıca hidro- lojik döngüdeki değişimler, sulama ve su sağlama problemlerinin yanı sıra ani sel olaylarında da artışı beraberinde getire- bilecektir. 3. Sonuç Özetle, küresel iklim değişiminin ülke- mizdeki su kaynaklarına olası kötü etkileri başlıklar halinde şu şekilde özet- lenebilir: • Yağışta yazın büyük azalma olacak fakat buharlaşma artabilecek. • Yağışların mevsimsel dağılımı ve şiddeti değişecek. Ani sellerde artış- lar beklenmekte. • 1987’den beri zaten ortalamanın altında gerçekleşen kar örtüsü daha da azalabilecek. • Akımları sadece miktarı azalmaya- cak aynı zamanda pik zamanları da değişecektir. • Kuraklığın sıklığı ve şiddeti arta- bilecek. • “Su stresi” artacak. Şehir ve ülke sınırlarını aşan nehirlerin kullanımı dâhil birçok uluslararası, ulusal ve yerel su kaynağının paylaşımında problemler çıkabilecek. • Yüksek basınç kuşağının kuzeye kayması ile ülkemizde hâkim olabi- lecek tropikal iklime benzer bir kuru hava, daha sık, uzun süreli kuraklık- lara, orman yangınlarına ve tropikal hastalıklarda artışlara neden olabi- lecek. • Kuş cenneti ve benzeri milli park- lar tahrip olup, kuşların göç yolları ve konaklama yerleri değişecek. Sonuç olarak suyun kısıtlı, yağışların bazı bölgeler dışında miktar ve dağılı- mının düzensiz olduğu, büyük şehirler- de ve tarımsal üretimde suyun kısıtlı bulunduğu, içme, kullanma ve sulama suyu kalitesinin gün geçtikçe artan sana- yi ve diğer çevre kirlilikleri neticesinde düştüğü ve küresel ısınma düşünülürse, ülkemizin kuraklığın şiddetini çok yakın bir zamanda bugünkünden çok daha fazla hissedeceği açıkça görülmektedir.
  32. 32. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ Mimar ve Mühendis36 ir sonuç olarak ortaya çıkan kurak- lık aslında küresel ısınma ve iklim değişiminin devamıdır. Bu nedenle konunun küresel ölçekte değerlendi- rilmesi doğru bir yaklaşım olacaktır. İnsanlık; geleceğini tehdit eden çok boyutlu ve çok taraflı karmaşık bir sorun ile karşı karşıyadır. Ancak geleceğimizi ilgilendiren bu ciddi sorunun yeterince farkında olduğu- muz söylenemez. Konu; tüm dünyada bir takım marjinal grupların farklı siyasi amaçlarına kurban edilmekte- dir. İnsanlığın ortak sorunu olan bu önemli konu marjinal gruplara bıra- kılacak kadar basit ve naif bir konu değildir. Globalleşen dünyada bir çok sorun küresel kaynaklı olduğu için bu sorunların çözümleri de ülkeler düzeyinde olduğu kadar küresel ölçekte ele alınmalıdır. İnsanlığın kendi geleceği ile ilgili kararların alınması için oluşturduğu evrensel kurumların ( FAO, UNİDO,WHO, WMO) bu konuda bilimsel ve uygula- nabilir, somut sonuçlar elde edecek aksiyon planları geliştirmeli ve uygu- lamaya koymalıdır. Dünya da sür- dürebilir gıda güvenliği ve buna bağlı olarak sağlıklı bir yaşamın devamı en çok doğal kaynakların korunması, doğru yönetilmesi ile mümkündür. Geleceği kaybetmemek ve gıda güvenliğinin sürdürülebilir olmasını sağlamak için çevre ve iklim deği- şimlerine daha fazla duyarlı olmak bir insanlık borcudur. Bizim kurak- lık veya susuzluk olarak hissettiği- miz durum küresel bir çok etmenin ortaya çıkardığı bir sonuçtur. Bu oluşum zincirleme bir reaksiyon göstermektedir. Dünyada ve Türkiye'de 2013-2014 yılında özellikle kış aylarında beklenen yağışların yağmaması sonucu tarımsal üretim önemli ölçüde olumsuz etkilenmiş durumdadır. Bu durum günlük yaşamımızda tüketmekte olduğumuz gıda zinciri içerisindeki tüm maddelerin nitelik ve nicelik olarak azalmasına fakat fiyatlarının artmasına neden olacaktır. Burada daha büyük bir tehlike küresel ısınma ve iklim değişimine bağlı olarak kuraklığın küresel ölçekte sürekli hale gelmesidir. Bunun yaratacağı olumsuz etkilerin azaltılmasına dönük önlemler almak ve çözümler geliştirmek durumundayız. Bunun için bu tehlikeli durumun neden ve sonuç ilişkisini ortaya koymak, gündeme taşımak ve karar verme noktasında olanların dikkatini konuya çekmek, toplum hafızasının oluşmasına katkı yapmak geleceğimiz acısından önem taşımaktadır. KÜRESEL ISINMA: GIDA GÜVENLİĞİNİN TEHDİT UNSURU Dr. Mustafa YILDIZ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Gıda Tarım Konseyi Başkanı B
  33. 33. Mayıs - Haziran 2014 37 Dünyada iklim değişimi nedeniyle ekstrem hava olayları meydana gel- mektedir. Dünya nüfusunun sürekli artması ile artan nüfusun gıda güven- liğinin sağlanması ancak bugünkü gıda üretiminden daha fazla üretim yap- makla mümkün olacaktır. Bu nedenle önümüzdeki süreçte gıda üretimi daha önemli fakat zor hale gelecektir. Gıda üretiminin küresel ısınma ve iklim değişiminden olumsuz etkilenmesinin sürdürülebilir canlı yaşamı üzerinde ciddi yaşamsal ve sosyoekonomik etkileri vardır. FAO kaynaklarına göre Dünya nüfusu 7 milyar düzeyindedir ve 1,2 milyarı insan gıda güvenliğin- den yoksun durumdadır. Çok yakın bir gelecekte bu korkutucu durum önlem alınmaz ise daha büyük boyutlara ula- şacaktır. Dünyanın bu günkü durumu gıdaya erişim konusunda sürdürülebi- lir değildir. İklim değişikliğinin gıda güvenliği üzerine etkili olduğu kadar doğrudan canlıların yaşamı ve sağlığı üzerinde de etkili olmaktadır. Bunların en önemlileri; -Bulaşıcı hastalıkların vektörleri- nin dağılımının değişmesi, -Allerjik polenlerin mevsimsel tür- lerinin değişmesi, -Sıtma, Akdeniz humması, kolera, ishal, -Enfeksiyon hastalıklarının art- ması, -Akut ve Kronik hastalıklarda artış, -Yüksek sıcaklık ve radyasyona bağlı hastalıkların artması. Hızla artan fosil yakıt kullanımı ve çevre tahribatı atmosferin bileşimini değiştirmektedir. Buna bağlı olarak büyük oranda kirlenen atmosferin ısınma eğilimi gittikçe artmaktadır. İnsanların iklim değişimine entegre diğer canlılara göre daha hızlı olmak- tadır. Fakat bitkiler ve hayvanlar bu değişimlere uyum sağlayamamaktadır. Bunun sonucunda insanlığın gıda zin- cirini oluşturan eko sistem tehlikeye girmektedir ( FABBRI, 2003). Türkiye yarı kurak iklim kuşağında bir ülkedir ve kuraklık Türkiye de artık iklimin doğal bir parçası haline gelmiştir. Türkiye’de en tehlikeli doğal afetler- den biri olmasına karşın çok az bilin- mektedir. Gelip gecen bir doğa olayı Dünyada iklim değişimi nedeniyle ekstrem hava olayları meydana gelmektedir. Dünya nüfusunun sürekli artması ile artan nüfusun gıda güvenliğinin sağlanması ancak bugünkü gıda üretiminden daha fazla üretim yapmakla mümkün olacaktır. Küresel Isınma Kuraklık Gıda Güvenliği yokİklim Değişimi olarak algılanmaktadır. Küresel İklim Değişiminin Belirtileri ( Fabbri, 2003; Kadıoğlu, 2008) Kurak olan bölgelerin daha kurak hale gelmesi, • Yağış rejiminin değişmesi, • Mevsimlerin kayması ve sıra dışı doğa olayların artması, • Yağmurların büyük kısmının sağa- nak şeklinde yağması, • Buzulların erimesi, • Deniz su seviyesinin yükselmesi • Orman yangınlarında artış olması, • Sıcaklıkların artması, fırtına, sel gibi olayların sıkılığı ve şiddetinin artması, • Tarımsal üretimde verimlilik ve kalite kayıplarının artması, • Hastalık ve zararlıların çoğalması. Türkiye’ de tarım önemli su kullanıcısı olmasına karşın; genel su kaynaklarının sınırlı olması, sulama projelerinin yeter- sizliği ve yanlış su kullanımı gibi neden- ler tarımsal üretimin istenilen hedeflere ulaşmasını engellemiştir. Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyeli 112 milyar m3/yıl. Bunun sadece 42 milyar m3/yıl olan kısmını kullanıyoruz. Kullandığı- mız suyun 29,6 milyar m3/yıl tarımda kullanılmakta, 6,2 milyar m3/yıl içme ve kullanma suyu olarak tüketilmekte- dir. Ülkemiz 28 milyon hektar alanda tarım yapmaktadır. Bunun 16.7 milyon hektar sulamaya elverişli olmasına karşın sadece 5 milyon hektarı sulana- bilmektedir. Bu oran ekilebilir tarım alanlarımızın % 20 oluşturmaktadır (
  34. 34. MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ Mimar ve Mühendis38 DELAL, 2012; DSİ, 2012). Kalan tarım yapılabilir alanların %80 nin de kuru tarım yapılmaktadır. Bu göstermek- tedir ki Türkiye tarımının çok büyük bir kısmını doğal koşullara acık tarım uygulamaları ile yapmaktadır. Bu durum; büyük bir verimsizlik ve kali- te kaybına neden olmaktadır. Bilimsel çalışmalar kuru ve sulu tarım uygulamalarında verimliliğin 1/6 ora- nında olduğunu göstermektedir. Sulu tarım kuru tarıma göre altı kat daha verimli olduğu anlamına gelmektedir. Bu sonuç göstermektedir ki tarımsal üretimde kalite ve verimliliğin artırıl- ması, diğer tarımsal girdilerin etkin- liğinin sağlanmasında su en önemli faktördür. Türkiye sulamaya uygun tarımsal alanlarını etkin ve verimli bir model ile sulu tarıma uygun hale getirdiğinde bugünkü tarımsal üreti- mini 4 katına çıkaracak bir potansi- yele sahiptir. Görüldüğü gibi tarımsal üretimde verimliliğin arttırılması ve sürdürülebilir olması su ile birebir korelasyon göstermektedir. Kuru tarımda birim alandan alınan ürünün verimliliği düşük kalite olarak zayıf ürün anlamına gelmektedir. Türkiye çok yakın bir zamanda (2007 yılın- da) tarım sektöründe kuraklığa bağlı olarak %7 küçülme yaşamıştır. 2014 yılında buna yakın bir küçülmenin hububat, fındık, yağlı tohumlar ve zeytine kadar tüm tarım ürünlerini kapsayan geniş bir yelpazede olacağı tahmin edilmektedir. Küresel ısınma ve iklim değişiminin etkilerini azaltmanın, değişime uyum sağlayacak tedbirlerin alınması kadar bu değişimi meydana getiren neden- leri ortadan kaldırmakta gereklidir. Ülke bazında kısa ve orta vade eylem planları geliştirilirken küresel ölçekte insanlığın ortak kurumları kuraklığı ve iklim değişimini önlemek için hare- kete geçirilmelidir. Türkiye özelinde alınacak önlemleri, coğrafi avantajları ve dezavantajları dikkate alarak orta ve uzun vadeli önlemleri şöyle sıralanabilir ( KADI- OĞLU, 2008; DALAL, 2012) -Türkiye bütün kurumlarının katı- lımı ile bu konuda risk analizi yap- malı ve eylem planı hazırlamalıdır. -Eylem planı tüm iletişim kanalları kullanılarak kamuoyuna anlatılma- lı ve destek alınmalıdır. -Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim düzeyinde eğitim programlarına iklim değişimi ve kuraklık neden- lerini ve sonuçlarını içeren ders programları koymalıdır. -Su kaynaklarını etkin kullanım için gerekli yatırımlar süratle dev- reye alınmalıdır. -Sulamada etkinliğin artırılması için arazi koşullarına bağlı olarak sulama modeli geliştirilmelidir. -Kuraklığa dayanıklı yeni tohum çeşitlerinin geliştirilmesi için Ar-Ge çalışmaları yapılmalıdır. -Şehirleşme ve çevre yeni bir anla- yışla ele alınmalıdır. -Yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapılmalıdır. -Tarımsal ürünler yakıt olarak kul- lanılmamalıdır. -Kuraklık, erken uyarı izleme alt- yapısı kurulmalıdır. Sonuç olarak küresel ölçekte karşı- laşılan en büyük sorunlardan birisi olan küresel ısınma ve iklim değişi- mine bağlı olarak gelişen kuraklık doğal çevre, kent yaşamı, ekonomi, teknoloji, tarım, gıda, temiz su ve sağlık olmak üzere hayatımızın her aşamasını etkilemektedir. Bu nedenle İklim değişikliği geleceğin değil, bu günün sorunudur. Acilen önlem alın- malıdır. Çünkü insanlık için yiyecek gıda ve içecek su kalmadığı durumda diğer bütün sosyoekonomik kaygılar anlamsız hale gelmektedir. İnsanlık için Gıda zaman ve mekan ötesi bir olgudur. İnsanlık var oldukça önemi artarak devam edecektir. Küresel ısınma ve iklim değişiminin etkilerini azaltmanın, değişime uyum sağlayacak tedbirlerin alınması kadar bu değişimi meydana getiren nedenleri ortadan kaldırmakta gereklidir. Ülke bazında kısa ve orta vade eylem planları geliştirilirken küresel ölçekte insanlığın ortak kurumları kuraklığı ve iklim değişimini önlemek için harekete geçirilmelidir. KAYNAKLAR 1. KADIOĞLU,M: 2008;Küresel İklim Değişikliği ve Türkiye. Günümüzden 2100 yılına İklim Değişimi. S, 27-46 2. DELAL. İ: 2012; İklim Değişikliği ve Tarım. TMMO Ziraat Müh. Odası. 3. DSİ ( Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü): 2012; Tarımda Sulamanın Önemi. 4. FABBARI, M: 2003; İklim Değişiklikleri : Tehlikede Olan Nedir.
  35. 35. Mayıs - Haziran 2014 39
  36. 36. Mimar ve Mühendis40 Fosil yakıtları, sanayi, ulaştırma, arazi kullanım değişikliği, katı atık yönetimi, hatalı tarımsal uygulamalar, mera ve orman alanlarının azalması nedeniyle atmosferde başta CO2 olmak üzere, diğer sera gazları (metan-CH4, azot oksit-N2O ve flora clora karbonlar-CFC5, vb.) oranının artması sonucu tutulan uzun dalga boylu ışınlar, yüzey sıcaklıklarını artırmaktadır, sıcaklıklarda meydana gelen bu yükselmeye küresel ısınma denilmektedir. KÜRESEL ISINMA, GIDA İHTİYACI VE BUĞDAY ÖRNEĞİ Doç. Dr. Burhan KARA 2 0. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bilimsel çevrelerde dünya ikliminin yavaş yavaş değiştiği, bu değişmenin kara ve deniz yüzeylerindeki ortala- ma sıcaklığı artırdığı ve bazı bölgeler- de ortalama yağış miktarı azalırken, bazılarında arttığı, buzulların eridiği ve deniz seviyesinin yükselmesi şek- linde kendini göstermektedir (IPCC, 2007). Küresel ısınmaya bağlı olarak yeryüzünün bazı bölgelerinde meteo- rolojik veriler uzun yıllar otalamala- rından farklılık göstermeye başlamış- tır ve değişim devam etmektedir. Bu farklılık; genel olarak sıcak günlerin sayısının artacağı, soğuk günlerin sayısının azalacağı, dünyanın pek çok yerinde artan neme bağlı olarak şiddetli yağışların ve fırtınaların daha sık görüleceği, uzun ve sıcak geçecek olan yazların şiddetli kuraklıkları da beraberinde getireceği, kış aylarının daha ılık geçeceği, kar yağışının aza- lacağı, çölleşme ve iklime bağlı fela- ketlerin daha güçlü ve sık yaşanacağı şeklinde kendini göstereceği öngörül- mektedir (IPCC, 2001). Hükümetler arası iklim değişiklikleri panelinin (IPCC, 2007) Dördüncü Değerlendirme Raporuna göre, orta- lama yüzey sıcaklığı, 1906-2005 döneminde 0.74 °C artmıştır. 1901- MAKALE • SÖYLEŞİ • GÖRÜŞDOSYA: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE GIDA GÜVENCESİ Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü

×