• Share
  • Email
  • Embed
  • Like
  • Save
  • Private Content
K I Z K U L E Sİ,  M A I D E N’ S  T O W E R
 

K I Z K U L E Sİ, M A I D E N’ S T O W E R

on

  • 2,166 views

K I Z K U L E Sİ, M A I D E N’ S T O W E R

K I Z K U L E Sİ, M A I D E N’ S T O W E R

Statistics

Views

Total Views
2,166
Views on SlideShare
2,162
Embed Views
4

Actions

Likes
3
Downloads
45
Comments
7

1 Embed 4

http://www.slideshare.net 4

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel

17 of 7 previous next Post a comment

  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    K I Z K U L E Sİ,  M A I D E N’ S  T O W E R K I Z K U L E Sİ, M A I D E N’ S T O W E R Presentation Transcript

    • 25/03/10 03:27 PM
    •  
    • GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KIZKULESİ   Geçmişi 2500 yıl öncesine dayanan bu eşsiz yapı, İstanbul`un tarihine eş bir tarih yaşamış ve bu kentin yaşadıklarına görgü şahitliği yapmıştır. Antik çağda başlayan geçmişiyle, Eski Yunan`dan Bizans İmparatorluğu’na,  Bizans`dan Osmanlıya, tüm tarihi dönemlerde var olarak günümüze kadar gelmiştir.     M.Ö. Kızkulesi   İstanbullu bir Rum olan araştırmacı Evripidis’in anlattığına göre önceleri Asya sahillerinin bir çıkıntısı olan kara parçası zamanla sahilden kopmuş ve Kızkulesi’nin üzerinde bulunduğu adacık oluşmuştur.   Kızkulesi’nin üzerinde yer aldığı kayalıktan ilk kez M.Ö. 411’de söz edilir. Bu tarihte Atinalı komutan Alkibiades, Boğaz’a girip çıkan gemileri denetlemek ve vergi almak amacıyla bu küçük ada üzerine bir kule inşa ettirir. Sarayburnu'nun bulunduğu yerden, kulenin bulunduğu adaya zincir gerilir ve kule böylece Boğaz’ın giriş ve çıkışlarını kontrol eden bir gümrük istasyonu halini alır.   Bundan yıllar sonra yani M.Ö. 341’de Yunan Komutan Chares, kulenin bulunduğu adacığa eşi için, mermer sütunlar üzerine bir anıt mezar yaptırır. 
    • Hasan Esat Güney
    • Roma Dönemi   M.S. 1110’lara gelindiğinde ise bu küçük adacığın üzerindeki ilk belirgin yapı (kule), İmparator Manuel Comnenos tarafından inşa ettirilir. 1143 – 1178 yılları arasında hükümdarlık süren İmparator Manuel, şehrin savunmasına yardım için iki tane kule yaptırmıştır. Bunlardan birini Mangana Manastırı yakınına (Topkapı Sarayı’nın sahili) diğerini ise Kızkulesi’nin bulunduğu yere inşa ettiren İmparator Manuel, hem düşman gemilerini Boğaz’a sokmamak, hem de ticaret gemilerinin gümrük vergisi vermeden geçişine engel olmak için, iki kule arasına zincir bağlatmıştır.     Bizans Dönemi   Daha önceleri zaman zaman harap olan ve yeniden onarılan Kızkulesi, İstanbul’un fethi sırasında Venedikliler tarafından üs olarak kullanılır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı sırada Bizans’a yardım etmek için Venedik’ten Gabriel Treviziano komutasında gelen bir filo burada üslenmiştir.    
    • Muhammet Ceylan
    • Osmanlı Dönemi   Fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet bu küçük kaleyi yıktırır ve yerine taştan, etrafı mazgallarla çevrili küçük bir kalecik yaptırır ve buraya toplar yerleştirir. Kaleye konulan bu toplar, liman içindeki gemiler için etkili bir silah olmuştur. Ancak kule, Osmanlı döneminde savunma kalesi olmaktan çok bir gösteri platformu olarak kullanılmış ve Mehterler burada top atışları ile birlikte nevbet (bir çeşit İstiklal Marşı) okumuşlardır.  Bugün gördüğümüz kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih devri yapısıdır.   Osmanlı dönemi boyunca Kızkulesi’nin onarılarak ya da yer yer yeniden yapılarak yaşatıldığı bilinmektedir. 1510 yılında meydana gelen ve “küçük kıyamet” olarak anılan depremde İstanbul’daki pek çok yapı gibi Kızkulesi de büyük hasar görmüş, kulenin onarımı Yavuz Sultan Selim döneminde gerçekleştirilmiştir.   Çevresinin sığ olması sebebiyle 17. asırdan sonra kuleye bir de fener konulmuştur. Bu tarihten itibaren kule, artık bir kale değil bir deniz feneri olarak hizmet vermeye başlamıştır. Kuledeki toplar da bu dönemde artık korunma için değil, merasimlerde selamlama için atılıyordu. Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra tahta geçmek için İstanbul’a gelen Şehzade Selim, Üsküdar’dan geçerken, Kızkulesi’nden atılan toplarla selamlanmıştır. Bundan sonra uzun süre tahta geçen her Padişah için bu selamlama yapılarak, Padişah’ın tahta geçişi top atışları ile halka duyurulmuştur.   1719 yılında fenerde yağ kandilinin rüzgâr etkisiyle etrafı tutuşturmasından dolayı çıkan yangın ile iç kısmı tamamen ahşap olan kule yanmış,1725 yılında şehrin Baş Mimarı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından kapsamlı bir onarımdan geçirilmiştir. Bu onarım sonrası kule, kurşun kubbeli ve fener bölümü de kagir ve camlı olarak restore edilmiştir. Ardından 1731 yılında kulenin feneri ile top mazgalları ve diğer yerleri yeniden onarımdan geçmiştir.    Kızkulesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş devrine girmesi ile tekrar savunma kalesi olarak kullanılmaya başlar. Daha önce eğlenceler ve kutlamalar için yapılan top atışları, bu dönemde artık savunma amaçlı yapılır.   Kule, 1830-1831'de ise, kolera salgınının şehre yayılmaması için karantina hastanesine dönüşür. Daha sonra 1836- 1837'de görülen ve 20-30 bin kişinin öldüğü veba salgını sırasında hastaların bir kısmı burada kurulan hastanede tecrit edilmiştir. Kızkulesi’nde tesis edilen bu hastanede uygulanan karantina ile salgının yayılması önlenmiştir.   Kızkulesi’nin Osmanlı dönemindeki son büyük onarımı II. Mahmud döneminde yapılmıştır. Kule’nin bugünkü şeklini veren 1832-33 yılındaki tadilat sonrasında, ünlü hattat Rakım'ın yazısı ile Kızkulesi’nin kapısının üzerindeki mermere Sultan II. Mahmut'un tuğrasını taşıyan bir kitabe yerleştirilir. Osmanlı-barok mimari tarzında yapılan bu restorasyonda, kuleye dilimli kubbe ve kubbe üzerinden yükselen bayrak direği ilave edilir.   1857 yılında bir Fransız şirketi tarafından Kuleye yeni bir fener yaptırılır.
    • Adem Aydın
    • Adem Aydın
    • Adem Aydın
    • Cumhuriyet Dönemi   İkinci dünya savaşı döneminde Kızkulesi’nde yenileme çalışması yapılır. Kulenin çürüyen ahşap kısımları tamir edilir ve bazı bölümleri yıkılarak betonarmeye çevrilir.   1943’de yeniden büyük bir onarım geçiren kulenin çevresine büyük kayalar yerleştirilerek denize kayması önlenmiştir. Bu arada kulenin oturduğu kayanın etrafındaki rıhtımdaki ambar ve gaz depoları kaldırılmıştır. Yapının dış duvarları korunarak içi betonarme olarak yenilenmiştir.   Kızkulesi, 1959 yılında Askeriye'ye devredilmiş ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı, Boğazın deniz ve hava trafiğinin denetlenmesini sağlayan bir radar istasyonu olarak kullanılmıştır. “ Deniz Kuvvetleri Tesisi Mayın Gözetleme ve Radar İstasyonu” olan binadaki sarnıç, 1965’de yapılan tadilatlar sırasında üzeri beton dökülerek kapatılmıştır.   1983 yılından sonra kule, Denizcilik İşletmeleri'ne bırakılmış ve 1992 yılına kadar ara istasyon olarak kullanılmıştır.    
    • İsmail Aydın Sakaoğlu
    • Ersin Güller
    • Günümüzde Kızkulesi…   Antik Çağ'da Arkla(küçük kale) ve Damialis(dana yavrusu) adları ile anılan Kule, bir ara da "Tour de Leandros"(Leandros'un kulesi) ismi ile ün yapmış, günümüzde ise Kızkulesi – Maiden’s Tower ismi ile bütünleşmiştir.   1995 yılında Hamoğlu Holding tarafından 49 yıllığına işletmesinin alınmasıyla Kızkulesi’nin restorasyon süreci başlar. Binlerce yıllık gizemli bir tarihe sahip bu özel mekan, kendine özgü kimliğine ve geleneksel mimarisine bağlı kalarak tamamlanan restorasyon çalışması sonrasında 2000 yılında kapılarını ziyarete açar. Bugün gündüzleri cafe-restaurant, akşamları ise özel restaurant olarak yerli ve yabancı ziyaretçilerine hizmet veren Kızkulesi, düğün, toplantı, lansman, iş yemeği gibi pek çok özel davet ve organizasyona da ev sahipliği yapmaktadır.
    • Serkan Demirci
    • Serkan Demirci
    • Serkan Demirci
    • Nesrin Kefeli
    •  
    •  
    • MAIDEN’S TOWER THROUGHOUT THE HISTORY   This unique tower with a history dating back to 2500 years, has eye - witnessed everything that the city has encountered throughout the history. This tower has been erected during the ancient age and constructed by renovations from the ages of the Ancient Rome, the Byzantine Empire, and the Ottoman Empire, the tower has reached to present time with its mysterious appearance.      Maiden’s Tower at B.C   The island that the Maiden’s Tower is located on was just a small mull from Asian shores and it drifted apart forming the present image of the island.    The first notes about the tower dates long way back to B.C. 411. During those days, the Athenian commander Alkibiades, constructed a small tower on this island in order to control the passage of boats from Bosphorus and tariff their journey. From the cape in the ancient city of Istanbul called “Sarayburnu” uniting the Golden Horn to the Marmara sea to the island, a long chain was stretched so that the tower was handled as a customs station controlling the entrance and departure from Bosphorus.   After many years in B.C. 341, dedicated especially on the honor of his wife, Greek commander Charles built a mausoleum over marble columns on this island.
    • Hasan Esat Guney
    • Roman Period   The first specific structure of the tower was constructed by Emperor Manuel Commenos in A.C. 1110.   Emperor Manuel asked the construction of two watchtowers for defending the city. One built near to the Mangana Abbey (at the shore of Topkapi Palace) and the second one at the island where Maiden’s Tower is located on currently. Emperor Manuel constrained a chain between these two towers to block the entrance of enemy boats to Bosphorus and prevent the entrance without paying the custom tariffs.      Byzantine Period   Damaged many times throughout the history and reconstructed again, Maiden’s Tower was used as an installation by Venetians during the conquest of Istanbul. Under the command of Gabrial Treviziano from Venice, a fleet located their operation command center to Maiden’s Tower in order to support Byzantine effectively.
    • Muhammet Ceylan
    • Ottoman Empire   After the conquest of Istanbul in 1453, Fatih Sultan Mehmet asked that tower to be rebuilt as a stone building and placed artillery inside for defending the city from enemy boats crossing over Bosphorus. However, during Ottoman Empire, the tower used more as a manifestation platform than a defense tower and Janissary band played anthem along with artillery shootings there. The recent structure of the tower including the stereobate and the ground floor layout are mainly left from Fatih period.          It is known that Maiden’s Tower was reconstructed and went through many renewal functions during Ottoman Empire. After one of the biggest earthquakes of Istanbul in 1510, known as “little doomsday”, Maiden’s Tower experienced serious damages as other structures in Istanbul and the reconstruction process was proceeded during the period of Yavuz Sultan Selim.   Since the sea level around the island that Maiden’s Tower is located on is very shallow, a lighthouse was placed over the island and the duty of the tower switched from a defense castle to a lighthouse, cautioning boats passing from Bosphorus. The loopholes on the island were no more fired for defense but for salutation during celebrations. During the arrival of Prince Selim to Istanbul for ascending to the throne after the death of Kanuni Sultan Suleyman, he was welcomed by salvo fire. Since then the ceremony was settled as a tradition for throne announcements to the public.    Maiden’s Tower was a stone building with wooden inner design. In 1719, the inner part of the tower was all burned down due to oil lamb inflamed by the strong wind and it was renovated by the head architect of the city named Damat Ibrahim Paşa from Nevsehir in 1725. During the restoration process, a leaden dome and a stone lighthouse was added to the tower. Again in 1731, the lighthouse, loopholes and some other parts went through a restoration.   During the collapse period of Ottoman Empire, Maiden’s Tower again began to be used as a defense castle and artillery shootings done only for defending the city.   Between the years 1830 – 1831, the tower turned to be a quarantine area in order to prevent the expansion of epidemic cholera into the city. Afterwards, between the years 1836 – 1837, great plaque caused the death of 20 – 30 thousand citizens and some of the patients were kept in the hospital positioned in Maiden’s Tower for safety precautions.   The ultimate restoration was carried out during the Ottoman Empire between 1832-1833 and the writing of famous calligrapher named Rakim together with the epigraph that carries the signature of Sultan Mahmut the second were placed to the marble at the top of the tower’s door. The restoration was made in Ottoman - baroque style and a slotted dome with a flagpole were added to the tower.   Then in 1857 a new lighthouse was reconstructed by a French company.
    • Adem Aydın
    • Adem Aydın
    • Adem Aydın
    • Republic Period   During the period of Second World War, again the tower experienced a restoration process; the rotted wood parts were fixed and some of the sections were reinforced the concrete building structure.    In 1943, boulders were placed around the surrounding of Maiden’s Tower to prevent the tower to slide towards the sea. Also the warehouses and gas yards were all cleared away from the surrounding of the island.   In 1959 Maiden’s Tower was alienated to military; Turkish naval forces command and began to be used as a radar station controlling the sea and air navigation. In 1983, the tower was left to the management of maritime lines and handled as an en route station.
    • Ismail Aydın Sakaoglu
    • Ersin Guller
    • Maiden’s Tower in present time….   The tower called as Arcla (little tower) and Damilias (veal) during the ancient age, also made a reputation by the name of “Tour de Leandros” through out the history and currently it is recalled by the name of Maiden’s Tower.   In 1995, Hamoglu Holding Company received the management rights of the tower for 49 years. After the restoration adequate to its characteristics and traditional architecture was completed, Maiden's Tower opened its doors to the public for the first time in 2000. Now Maiden's Tower welcomes you in a charming atmosphere where it serves as a café – restaurant during the day time, a special restaurant in the evenings and a unique venue for gala dinners, weddings, launch cocktails and any kind of private events you may ever dream of… So why not step a foot on it and seize the legend for yourself?  
    • Serkan Demirci
    • Serkan Demirci
    • Serkan Demirci
    • Nesrin Kefeli
    •