• Share
  • Email
  • Embed
  • Like
  • Save
  • Private Content
Islam usulleri ve prensipleri
 

Islam usulleri ve prensipleri

on

  • 242 views

 

Statistics

Views

Total Views
242
Views on SlideShare
242
Embed Views
0

Actions

Likes
0
Downloads
0
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft Word

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    Islam usulleri ve prensipleri Islam usulleri ve prensipleri Document Transcript

    • Önsöz Muhakkak ki hamd Allah’adır. O’na hamd eder,O’ndan yardım ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizinşerrinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız.Allah kimi hidayete erdirirse onu saptıracak yoktur.Kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur.Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O,tektir ve ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki,Muhammed O’nun kulu ve rasulüdür. Allah O’nasalât ve çokça selam eylesin. Rasullerin gelmesinden sonra insanların Allah’akarşı öne sürebilecekleri hiçbir hüccetlerinin olma-ması için Allah, alemlere rasullerini göndermiştir.Hidayet ve rahmet olarak, nur ve şifa olarak kitapla-rını indirmiştir. Geçmişte peygamberler sadecekendi kavimlerine gönderilir, kendilerine indirilen ki-tapları ezberletirlerdi. Bu nedenle, kitapları hafıza-lardan silindi. Şeriatları değiştirildi ve tahrif edildi.Çünkü o, belirli bir ümmete belirli bir süre için indi-rilmişti. Sonra Allah, peygamberi Muhammed sallallahualeyhi ve sellem’i rasullerin ve nebilerin sonuncusuyapmak üzere seçti. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    • 3 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym(Muhammed sizin adamlarınızdan birinin babasıdeğildir. Fakat o, Allah’ın Rasulü ve peygam-berlerin sonuncusudur)1 O’na indirilmiş en hayırlıkitabı, Kur’an-ı Kerim’i ikram etti ve o kitabınkorunmasını üstlendi. Onun korunmasını insanlarabırakmadı. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphe yokki o zikri (Kur’an-ı Kerim’i) biz indirdik, onukoruyacak olan da biziz.)2 Muhammed sallallahualeyhi ve sellem’in şeriatını, Kıyamet’in kopmasınakadar kalıcı kıldı. O’nun şeriatının kalıcı olmasınıngereklerinden birinin de o şeriata iman etmek, onadavet etmek ve bu davet sırasında karşılaşılanzorluklara sabretmek olduğunu açıkladı.Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in metodu vekendisine uyanların O’ndan sonra uyguladıklarımetot, Allah’a basiret ile davet etmekti. Allah Teâlâbu metodu açıklayarak şöyle buyurur: (De ki: “İştebu, benim yolumdur. Ben, Allah’a bir basiretüzere davet ediyorum; ben de bana uyanlar da.Allah’ı noksanlıklardan tenzih ederim. Ben müş-riklerden değilim)3 O’na, Allah yolunda sabretmeyi1 33/el-Ahzab/40 Bu, Allah’ın Muhammed sallallahualeyhi ve sellem’e indirdiği Kur’an-ı Kerim’den bir ayettir.Bu kitabımda, Kur’an-ı Kerim’den bir çok ayet yeralmaktadır. Bunlar çoğunlukla, “Allah Teâlâ şöylebuyurur” ifadesiyle belirtilmektedir. Bu kitabın ilerleyensayfalarında Kur’an-ı Kerim ile ilgili kısa bir tanıtımbulabilirsiniz.2 15/el-Hicr/93 13/Yusuf/108
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 4emretti. Şöyle buyurur: (Peygamberlerden büyükazim sahiplerinin sabrettiği gibi sen de sabret)4Ve şöyle buyurur: (Ey iman edenler! Sabredin,(düşman karşısında) sebat gösterin, (cihad için)hazırlıklı ve uyanık bulunun. Allah’tan korkun ki,kurtuluşa eresiniz)5 Bu yüce ilahi metoda uyarak,Allah’ın Kitabı’nın ışığıyla ve Rasulü sallallahualeyhi ve sellem’in sünnetinin rehberliğiyle Allah’ınyoluna davet etmek için bu kitabı yazdım. Bu ki-tapta, kısaca kainatın yaratılışını, insanın yaratılışınıve şereflendirilmesini, rasullerin gönderilmesini vegeçmiş dinlerin hallerini açıkladım. Sonra, anlamı veesasları ile İslam’ı tanıttım. Hidayeti dileyene hida-yetin delillerini gösterdim. Kurtuluşu isteyene kurtu-luşun yolunu açıkladım. Nebilerin, rasullerin ve salihinsanların izinden yürümek isteyenlere işte onlarınyolu. Onlardan yüz çeviren de kendini bilmez bir şe-kilde davranmış ve sapıklık yoluna koyulmuştur. Şüphesiz her dinin mensupları insanları o dineçağırır. Doğrunun onda olduğuna ve diğerlerindeolmadığına inanırlar. Her inancın mensupları; in-sanları, inançlarının kurucusuna uymaya ve o yolunliderini yüceltmeye çağırırlar. Müslüman ise kendi yoluna tabi olmaya davetetmez. Çünkü Müslüman’ın kendine has bir yoluyoktur. Onun dini, Allah’ın kendisi için razı olduğudindir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Şüphesiz Allah4 46/el-Ahkâf/355 3/Âl-i Imrân/200
    • 5 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymkatında din İslam’dır)6 Hiçbir insanın yüceltilme-sine davet etmez. İnsanların hepsi Allah’ın dinindeeşittir ve aralarında takvadan (Allah korkusundan)başka bir fark yoktur. Bilakis insanları Rablerininyoluna koyulmaya, rasullerine iman etmeye,rasullerinin sonuncusu Muhammed sallallahu aleyhive sellem’e indirdiği ve tüm insanlara tebliğ etmesiniemrettiği şeriata uymaya çağırır. Bu nedenle, Allah’ın razı olduğu ve rasullerininsonuncusuna indirdiği dine davet amacıyla; doğruyubulmak isteyene yol göstermek ve mutluluğu iste-yene rehberlik etmek için bu kitabı yazdım. Allah’ayemin olsun ki, hiç kimse gerçek mutluluğu bu dinindışında bulamaz. Allah’ı rabb olarak, Muhammed’i-sallallahu aleyhi ve sellem- peygamber olarak, İs-lam’ı da din olarak kabul edip iman etmeyendenbaşkası huzuru bilemez. Geçmişte ve günümüzdehidayete erip İslam’a giren binlerce kimse, gerçekhayatı ancak İslam’a girdikten sonra tanıdıklarını vemutluluğu sadece İslam’ın gölgesinde tattıklarını dilegetirmiştir. Çünkü her insan mutlu olmayı ister, hu-zuru arar ve gerçeği araştırır. Bu kitabı hazırladıktansonra Allah’tan, bu çalışmamı kendi rızası için haliskılmasını, Allah’ın yoluna davet edici kılmasını veonu kabul eylemesini dilerim. Onu, sahibine dünyave ahirette fayda veren salih amellerden eylemesinidilerim.6 3/Âl-i Imran/19
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 6 Kitabı, her hangi bir dilde basmak isteyene veyabir başka dile çevirmek isteyene çevireceği dilenaklederken ilmi emanete uyması, yapılan çalışma-nın tekrarlanmaması ve çeviriden faydalanmak içinbir nüsha tarafıma göndermesi kaydıyla izin veriyo-rum. Ayrıca; gerek kitabın Arapça aslıyla, gerekseherhangi bir çevirisiyle ilgili bir mülahazası veya ek-leyeceği olan herkesin aşağıda zikredeceğim adreskanalıyla mülahazasını bana ulaştırmasını dilerim. Başında ve sonunda, gizli ve aşikarda hamdAllah’adır. Dünya ve ahirette hamd O’nadır. Göklerve yer dolusu, dilediği şeyler dolusu hamd O’nadır.Allah; nebimiz Muhammed’e, ashabına, metoduüzere yürüyen ve yoluna koyulanlara Kıyamet’e ka-dar salât ve çokça selam eylesin. Yazar Dr. Muhammed b. Abdullah b. Salih es-Suheym Riyad 13/10/1420 hicri PO BOX: 261032 Riyad 1342 PO BOX: 6249 Riyad 11442 Bu kitabın çevirisi, İslamî Davet ve Eğitim Komitesi tarafından gerçekleştirilmiştir.
    • 7 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Medine-i Münevvere www.alharamainonline.org Bu gidiş nereye? İnsan büyüdüğü ve akletmeye başladığı zamankafasına bir çok soru takılır: “Nereden geldim?” “Ni-çin geldim?” “Gidiş nereye?” “Beni ve etrafımı saranbu kainatı kim yarattı?” “Bu kainatın sahibi ve yöne-ticisi kim?” Ve bunun gibi bir çok soru... İnsan bu soruların cevabını kendi başına vere-mez. Modern ilim de yalnız başına bu soruların ce-vabına ulaşamaz. Çünkü bu konular, dinin kapsa-mına giren konulardır. Bu nedenle bu konuda birçok şey nakledilmiş; konu etrafında, insanın şaşkın-lığını ve endişesini artıran çeşitli hurafeler ve hika-yeler uydurulmuştur. Bu konularla ilgili yeterli ce-vapları öğrenmesi ancak Allah’ın kendisini, bu vebenzeri konulara açıklayıcı bilgiler getiren doğrudine yöneltmesi ile mümkündür. Çünkü bu konular,
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 8gaybi konulardır. Sadece sahih din gerçeğe vedoğru söze sahiptir. Çünkü yalnızca o, Allah tarafın-dan nebilerine ve rasullerine vahyedilmiştir. Bu ne-denle, insanın hak dine yönelmesi gerekir. Şaşkınlı-ğının gitmesi, şüphelerinin ortadan kalkması vedoğru yol üzere olması için o dini öğrenmesi ve onaiman etmesi gerekir. Bundan sonra okuyacağınız sayfalarda sizi Al-lah’ın dosdoğru yoluna tâbi olmaya davet ediyor;acele etmeden ve önyargısız düşünerek bakmanıziçin, bu dinin bazı delillerini gözlerinizin önüneseriyorum. Allah’ın Varlığı ve Birliği, Rubûbiyyeti ve Ulûhiyyeti• İnsanların bir çoğu ağaç, taş ve insan gibi ya-ratılmış ve elle yapılmış ilahlara ibadet eder. Bu ne-denle Yahudiler ve müşrikler Rasûlullah sallallahualeyhi ve sellem’e Allah’ın sıfatlarını ve O’nun nedenolduğunu sorarlar. Allah Teâlâ da şu ayetleri indirir:(De ki: “O Allah birdir. Allah, Samed’dir. Doğur- Daha geniş bilgi için bkz. El-Akidetu’s Sahiha ve maYudaadduha / Abdulaziz b. Bâz ve Akidetu Ehli’s Süneve’l Cemaa / Muhammed b. Salih el-Useymin
    • 9 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymmamıştır ve doğurulmamıştır. O’nun hiçbir dengiyoktur.)7 Kullarına kendini tanıtarak şöyle buyurur:(Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gündeyaratan, sonra Arş’a istivâ eden; geceyi,durmadan kendisini kovalayan gündüze bürü-yüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyuneğmiş durumda yaratan Allah’tır. Bilesiniz ki, ya-ratmak da emretmek de O’na mahsustur. Alem-lerin Rabbi Allah ne yücedir!) 8 Ve şöyle buyurur:(Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarakyükselten, sonra Arş’a istivâ eden, güneşi ve ayıemrine boyun eğdiren Allah’dır. (Bunların) herbiri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O;Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanma-nız için her işi düzenleyip ayetleri açıklamakta-dır. Yeri döşeyen, onda sabit dağlar ve ırmaklaryaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifteryaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine Oörter.) Ve ayetlerin devamında şöyle buyurur: (Herdişinin neye gebe kalacağını, rahimlerin neyi ek-sik neyi ziyade edeceğini Allah bilir. O’nun ka-tında her şey ölçü iledir. O; görüleni de görül-meyeni de bilir, çok büyük ve yüceler yücesi-dir.)9 Yine şöyle buyurur: (De ki: “Göklerin ve ye-rin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah’dır.” O halde deki: “O’nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar7 112/el-İhlas/1-48 7/el-A’raf/549 13/er-Ra’d/2-3, 8-9
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 10verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindi-niz?” De ki: “Körle gören bir olur mu hiç? Ya dakaranlıklarla aydınlık eşit olur mu?” YoksaO’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular dabu yaratma onlarca birbirine benzer mi gö-ründü? De ki: “Her şeyi yaratan Allah’dır. O; bir-dir, karşı durulamaz güç sahibidir.)10 AllahSubhanehu, delil olarak ayetlerini ortaya koyarakşöyle buyurur: (Gece ve gündüz, güneş ve ayO’nun ayetlerindendir. Eğer Allah’a ibadet etmekistiyorsanız, güneşe de aya da secde etmeyin.Onları yaratan Allah’a secde edin. Eğer insanlarbüyüklük taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin ya-nında bulunan (melekler) hiç usanmadan, gecegündüz O’nu tesbih ederler. Senin yeryüzünükupkuru görmen de Allah’ın ayetlerindendir. Bizonun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, hareketegeçip kabarır. Ona can veren, elbette ölüleri dediriltir. O, her şeye kadirdir.)11 Ve şöyle buyurur:(O’nun ayetlerinden biri de; gökleri ve yeri ya-ratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişikolmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için derslervardır. Gece olsun gündüz olsun uyumanız daO’nun ayetlerindendir.)12 Allah azze ve celle kendi nefsini güzellik ve mü-kemmellik sıfatlarıyla tanımlar. Şöyle buyurur: (Al-10 13/er-Ra’d/1611 41/Fussilet/37-3912 30/er-Rûm/22-23
    • 11 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymlah... O’ndan başka ilah yoktur. Diridir.Kayyûm’dur. O’nu ne bir uyuklama alır, ne de biruyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi yalnızO’nundur. O’nun izni olmaksızın nezdinde kimşefaat edebilir? O, kulların yaptıklarını ve yapa-caklarını bilir. O’nun ilminden, kendisinin diledi-ğinden başka hiçbir şeyi kavrayamazlar.) 13 Veşöyle buyurur: (O; günahları bağışlayan, tevbelerikabul eden, azabı çetin ve nimeti pek bol olandır.O’ndan başka ilah yoktur. Dönüş yalnız O’na-dır.)14 Yine şöyle buyurur: (O Allah’dır ki O’ndanbaşka hiçbir ilah yoktur. O; mülkün sahibidir,eksiklikten münezzehtir, selamet verendir, emni-yete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstün-dür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi ol-mayandır. Allah, müşriklerin ortak koştuklarışeylerden münezzehtir.)15 İşte bu Rabb, kullarına kendisini tanıtan, herşeye gücü yeten ve hikmet sahibi ilahtır. Ayetlerinidelil ve şahit olarak ortaya koymuştur. Kendini,ilahlığına ve rabb olmasına delalet eden mükem-mellik sıfatları ile tanımlamıştır. Peygamberlerin şe-riatları, aklın kabul etmeye zorladığı gerçekler, ya-ratılıştan sahip olunan fıtrat ve tüm ümmetler bunoktada birleşmiştir. Bunlardan bir kısmını aşağıda13 2/el-Bakara/25514 40/Ğafir/el-Mü’min/ 315 59/el-Haşr/23
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 12açıklayacağım. Allah’ın varlığının ve rabb olmasınındelilleri şunlardır: 1- Bu kainatın ve içerisinde bulunanbenzersiz varlıkların yaratılması: Ey insan! Seni çepeçevre saran bu yüce kainatgöklerden, yıldızlardan ve galaksilerden oluşmakta-dır. Geniş bir yeryüzü ve içerisinde; farklı farklı bit-kilerin yeşerdiği birbirine komşu alanlar, her tür ürünve her canlının erkek ve dişisinden bir çift... Bu kai-nat kendini yaratmadı. Mutlaka onun bir yaratıcısıvar. Çünkü, kendini yaratması imkansız! Öyleyse bueşsiz düzeni yaratan, onu bu güzellikte tamamlayanve bakanlara bir işaret kılan kim? Elbette gücünekarşı konulamayan, kendisinden başka rabb vekendisinden başka ilah olmayan bir tek Allah... AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Acaba onlar herhangi biryaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendilerimi yaratıcıdırlar? Yoksa göklerle yeri onlar mıyarattılar? Hayır! Onlar bir türlü anlayıp inan-mazlar.)16 Bu iki ayet şu üç soruyu içerir: 1- Hiçbir yaratıcı olmadan kendiliğinden mi va-roldular? 2- Kendilerini mi yarattılar? 3- Gökleri ve yeri mi yarattılar? Kendiliğinden varolmadıklarına ve kendileriniyaratmadıklarına göre, gökleri ve yeri de yaratma-16 52/et-Tûr/35-36
    • 13 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymdıklarına göre onları yaratan, gökleri ve yeri yaratanbir yaratıcının varlığını kabul etmek kaçınılmaz olur.O yaratıcı da, tek ve karşı konulamaz güç sahibiolan Allah’tır. 2- Fıtrat: Mahlukat; doğuştan, yaratıcıyı kabullenme duy-gusuyla yaratılmıştır. Bu her şeyden daha önemli vedaha büyüktür. Bu olay, matematiksel ilimlerin ilke-lerinden daha kuvvetli bir şekilde fıtrata yerleşmiştir.Fıtratı bozulan ve kabullenmesine engel olacak du-rumlara uğrayanların dışında hiç kimseye isbatı içindelil sunulmasına gerek yoktur.17 Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıt-rat... Allah’ın yaratışında değişme yoktur. Dos-doğru din işte budur.)18 Rasulullah sallallahualeyhi ve sellem de şöyle buyurur: “Her doğan fıtratüzere doğar. Anne- babası onu Yahudileştirir,Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir. Nitekimhayvanın, derli toplu bir hayvan doğurduğu gibi.Bu hayvanda hiç bir kesik aza görüyormusunuz?"19 Ve yine şöyle buyurur: "Rabbim,bugün bana öğrettiği şeylerden bilmediklerinizi sizeöğretmemi emretti. (Ve buyurdu ki): "Benim bir kula17 Bkz. Mecmûu’l Fetâvâ / İbni Teymiyye 1/47-49, 7318 30/er-Rûm/3019 Buhari; Kitabu’l Kader, Bâb no: 3 ve Müslim; Kitabu’lKader, Hadis no: 2658
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 14verdiğim bir mal helaldir. Ben bütün kullarımı hanif 20olarak yarattım. Ancak şeytanlar onlara gelip,dinlerinden alıp götürdüler, kendilerine helal kıldığımşeyleri haram kıldılar. Kendisine bir güç vermediğimşeyi bana şirk koşmalarını emrettiler."21 3- Ümmetlerin icması: Geçmişte ve günümüzde bütün ümmetler, bukainatın bir yaratıcısı olduğunda birleşmiştir. O ya-ratıcı Alemlerin Rabbi Allah’tır. Göklerin ve yerin ya-ratıcısıdır. Hükümranlığında ortağı olmadığı gibi ya-ratmasında da ortağı yoktur. Geçmiş ümmetlerin hiç birinden ilahlarının ya-ratmada Allah’a ortak olduğuna inandıkları nakle-dilmemiştir. Bilakis; Allah’ın, kendilerinin yaratıcısıve ilahlarının yaratıcısı olduğuna, O’ndan başka ya-ratıcı ve rızık verici olmadığına, fayda ve zararınO’nun elinde bulunduğuna inanıyorlardı.22 AllahTeâlâ, müşriklerin Allah’ın rububiyyetini kabul ettik-lerini bildirerek şöyle buyurur: (Eğer onlara “Gök-leri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu al-tında tutan kimdir?” diye sorsan onlar elbette“Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl yüz çeviripdöndürülüyorlar? Allah kullarından dilediği kim-20 Hak din ve doğru inanç üzere olan. (Çev.)21 Ahmed; Müsned (4/162) ve Müslim; Kitabu’l Cenne veSıfati Naîmiha ve Ehliha, Hadis no: 286522 Bkz. Mecmûul Fetâva / İbni Teymiyye (14/380-383 ve7/75)
    • 15 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymseye rızkı genişletir ve bazen de ona daraltır.Şüphesiz ki Allah her şeyi çok iyi bilendir. Eğeronlara “Gökten suyu indirip onunla yeri ölü-münden sonra dirilten kimdir?” diye sorsan,onlar elbette “Allah’dır” derler. “Allah’ahamdolsun” de. Fakat onların çoğuakletmezler.)23 Ve şöyle buyurur: (Andolsun ki on-lara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsanelbette “Onları hüküm ve emrinde galip, her şeyien iyi bilen (Allah) yarattı” derler.)24 4- Akli zorunluluk: Akıllar, bu kainatın yüce bir yaratıcısı olduğunukabul etmekten başka bir yol bulamaz. Çünkü akıl,kainatın sonradan ortaya çıkmış ve yaratılmış oldu-ğunu, kendini yaratmadığını ve sonradan ortaya çı-kan bir şeyin mutlaka bir ortaya çıkaranı olduğunugörür. İnsan, zorluklardan ve sıkıntılardan geçtiğini bi-lir. Bu sıkıntıları bir beşer gideremeyince kalbiylesemaya yönelir. Diğer günlerinde Rabbini inkar edipkendi putlarına ibadet etse bile, üzüntüsünü gider-mesi ve sıkıntıdan kurtarması için Rabbinden yar-dım diler. Bu kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Hayvanlar bilebir musibetle karşılaşınca başını kaldırır ve gözlerinisemaya diker. Allah; insanın başına bir sıkıntı ge-23 29/el-Ankebut/61-6324 43/ez-Zuhruf/9
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 16lince süratle Rabbine yöneldiğini ve sıkıntısını gi-dermesini dilediğini bildirerek şöyle buyurur: (İnsanabir zarar isabet etse o, Rabbine dönerek O’nadua eder. Sonra ona kendi lütfundan bir nimetverirse; evvelce O’na yalvardığını unutur ve Al-lah’a eşler koşar.)25 Müşriklerin halini anlatırken deşöyle buyurur: (Sizi karada ve denizde gezdirenO’dur. Hatta siz gemilerde bulunduğunuz, o ge-miler de içindekileri tatlı bir rüzgarla alıp götür-dükleri ve (yolcular) bu yüzden neşelendiklerizaman, o gemiye şiddetli bir fırtına gelip çatar,her yerden onlara dalgalar hücum eder ve onlarçepeçevre kuşatıldıklarını anlarlar da dini yalnızAllah’a has kılarak “Andolsun eğer bizi bundankurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız”diye Allah’a yalvarırlar. Fakat Allah onları kurta-rınca bir de bakarsın ki onlar, yine haksız yeretaşkınlık ediyorlar. Ey insanlar! Sizin taşkınlığı-nız ancak kendi aleyhinizedir; (bununla) sadecefani dünya hayatının menfaatini elde edersiniz;sonunda dönüşünüz yine bizedir. O zaman yap-makta olduklarınızı size haber vereceğiz.) 26 Veşöyle buyurur: (Dağlar gibi dalgalar onları kuşat-tığı zaman , dini tamamen Allah’a has kılarakO’na yalvarırlar. Allah onları kurtararak karayaçıkardığı vakit içlerinden bir kısmı orta yolu tu-25 39/ez-Zumer/826 10/Yunus/22-23
    • 17 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymtar. Zaten bizim ayetlerimizi, ancak nankör ha-inler bilerek inkar eder.)27 Kainatı yoktan vareden, insanı en güzel şekildeyaratan; insan fıtratına kendisine kulluğu ve teslimolmayı yerleştiren; akılların, rububiyyetine veuluhiyyetine boyun eğdiği ve ümmetlerinrububiyyetini ittifakla kabul ettiği bu ilah mutlakarububiyyetinde ve uluhiyyetinde bir olmalıdır. Ya-ratmada ortağı olmadığı gibi aynı şekildeuluhiyyetinde de ortağı olmamalıdır. Bu konuda birçok delil vardır.• Bunlardan bazıları şu şekildedir: 1- Bu kainatta ancak bir ilah vardır. O, yaratıcıve rızık vericidir. O’ndan başkası fayda veremez vezararı defedemez. Bu kainatta başka bir ilah ol-saydı, onun da bir fiili, yaratması ve emri olurdu. Veiki ilahtan biri diğerinin ortaklığına razı olmazdı. 28Mutlaka biri diğerine galip gelir, ona istediğini yaptı-rırdı. Mağlup olanın ilah olması olanaksızdır. Galipgelen, gerçek ilahtır. Rububiyyetinde kendisine hiç-bir ilah ortak olamadığı gibi uluhiyyetinde de hiçbirilah kendisine ortak olamaz. Allah Teâlâ şöyle buyu-rur: (Allah hiçbir evlat edinmedi. Onunla birlikteherhangi bir ilah da yoktur. Eğer olsaydı, bu tak-dirde her bir ilah yarattığını alır, elbette kimisi27 31/Lokman/32 Daha geniş bilgi için bkz. Kitabu’t Tevhid / Muhammedb. Abdulvahhâb28 Bkz. Şerhu’l Akideti’t Tahaviyye (sf. 39)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 18kimisine üstünlük sağlardı. Allah onların niteleyegeldiklerinden münezzehtir.)29 2- Göklerin ve yerin hükümdarı olan Allah, iba-dete layıktır. Çünkü insan kendisine fayda veren vekendisinden zararı gideren, kötülüğü ve fitneleriuzaklaştıran ilaha yönelir. Bunları yapmaya da gök-lerin ve yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümdarıolan Allah’dan başkasının gücü yetmez. Müşrikleriniddia ettiği gibi O’nunla beraber başka ilahlar olsaydıbile kullar, gerçek hükümdar olan Allah’a ibadete gi-den yollara koyulurlardı. Çünkü Allah’ın dışında bü-tün bu ibadet edilenler Allah’a ibadet ediyor ve O’nayaklaşmaya çalışıyor olurlardı. Fayda ve zararvermek elinde olana yaklaşmak isteyenin de-içerisinde Allah’dan başka ibadet edilen bu ilahlarlabirlikte- göklerde ve yerde olanların hepsinin ibadetettiği gerçek ilaha ibadet etmesi daha uygundur.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (De ki: Eğer söylediklerigibi Allah ile birlikte başka ilahlar da bulunsaydı,o takdirde bu ilahlar, Arş’ın sahibi olan (Allah’a)ulaşmak için çareler arayacaklardı.)30 Hakkı ara-yan, Allah Teâlâ’nın şu kavlini okusun: (De ki: “Al-lah’dan gayrı (ilah diye) iddia ettiklerinize duaedin bakayım. Onlar göklerde de yerde de zerreağırlığınca bir şeye sahip değildirler. Onların buikisinde hiçbir ortaklığı yoktur ve O’nun bunlar-dan hiçbir yardımcısı da yoktur.” O’nun29 23/el-Mu’minun/9130 17/el-İsrâ/42
    • 19 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymnezdinde şefaat, kendisine izin verdiklerindenbaşkasına fayda vermez.)31 Bu ayetler, kalbin Al-lah’dan başkasına bağlanmasını dört açıdan keser: Birincisi: Şirk koşulanlar, Allah’ın yanında zerremiktarınca bir şeye sahip değillerdir. Zerre mikta-rınca bir şeye sahip olmayan fayda ve zarar vere-mez. İlah olmayı ya da Allah’a ortak olmayı haketmez. Onlara sahip olan ve onlar üzerinde ta-sarrufta bulunan yalnızca Allah’dır. İkincisi: Onlar, göklerde ve yerde bir şeye sahipdeğillerdir. Göklerde ve yerde de zerre miktarı or-taklıkları yoktur. Üçüncüsü: Allah’ın, yaratıklarından bir yardım-cısı yoktur. Bilakis O, onlara hiç bir şekilde muhtaçolmaması ve onların kendisine muhtaç olmaları ne-deniyle, kendilerine fayda veren işlerde onlara yar-dım eder, zarar veren şeyleri onlardan uzaklaştırır. Dördüncüsü: Şirk koşulanlar, Allah katındakendilerine tâbi olanlara şefaat etme hakkına sahipdeğildir. Bunun için onlara izin verilmez. AllahSubhanehu ancak dostlarına şefaat etmeleri için izinverir. Allah dostları da ancak Allah’ın sözünden,amelinden ve inancından razı olduğu kimselere şe-faat ederler.32 3- Alemin bütününün düzeni ve herşeyin yerliyerinde olması onu düzenleyenin tek bir ilah, tek bir31 34/Sebe’/22-2332 Bkz. Gurratu Uyûni’l Muvahhidîn / Abdurrahman b.Hasen (sf. 100)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 20melik ve tek bir rabb olduğuna en açık delildir. Ya-ratıklar için O’ndan başka ilah yoktur. Onlar içinO’ndan başka rabb da yoktur. Nasıl ki bu kainatın ikiyaratıcısının olması imkansızsa, iki ilahın olması daaynı şekilde imkansızdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Eğer göklerle yerde Allah’dan başka ilahlar ol-saydı, ikisinin de düzeni bozulup gitmişti.) 33 Gök-yüzünde ve yeryüzünde Allah’dan başka bir ilahınvarolduğu farzedilse yeryüzü ve gökyüzünün düzenibozulurdu. Bu bozulma şöyle olurdu: Allah ile birliktebaşka bir ilah daha olsaydı her birinin dilediğiniyapmaya ve yaptırmaya gücü yeterdi. Aralarındaçekişme ve anlaşmazlık olur ve bu nedenle bozulmagerçekleşirdi.34 Bir bedende onu idare eden iki eşitruhun bulunması imkansızsa ve böyle bir şeyinolması halinde bedenin düzeni bozulup mahvolursa,böyle bir şey imkansızsa nasıl olur da ondan dahabüyük olan bir kainatta böyle bir şeydüşünülebilir?!35 4- Nebilerin ve rasullerin bu konuda birleşme-leri: Bütün milletler, nebilerin ve rasullerin insanlarınen akıllıları, nefsi yönden onların en temizleri, ahlakiaçıdan en üstünleri, kendilerine tâbi olanlara en çokuyarıda bulunan ve Allah’ın muradını en iyi bilenleri,doğru yola en iyi yöneltenleri olduğu görüşünde bir-leşir. Çünkü onlar Allah’dan vahiy almakta ve onu33 21/el-Enbiya/2234 Bkz. Fethu’l Kadir (3/403)35 Bkz. Miftâhu Dâri’s Seâde (1/260)
    • 21 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheyminsanlara iletmektedirler. Bütün nebiler ve rasuller,ilki Adem aleyhisselam’dan sonuncusu Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’e kadar, kavimlerini Al-lah’a iman etmeye ve O’ndan başkasına ibadet et-meyi terketmeye çağırma noktasında ve O’nun hakilah olduğu konusunda birleşmiştir. Allah Teâlâşöyle buyurur: (Senden önce hiçbir rasülgöndermedik ki ona “Benden başka ilah yoktur,o halde bana ibadet edin” diye vahyetmişolmayalım.)36 Allah azze ve celle bizlere; Nuhaleyhisselam’ın, kavmine şöyle dediğini anlatır:(“Allah’dan başkasına ibadet etmeyin. Gerçektenben sizin için acıklı bir günün azabındankorkuyorum.”)37 Allah Subhanehu, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’in kavmine şöylesöylemesini isteyerek buyurur ki: (De ki: Banasadece, sizin ilahınızın ancak bir tek Allah ol-duğu vahyedildi. Hâlâ müslüman olmayacak mı-sınız?)38 Bu ilah, kainatı yoktan yaratıp varedendir. İn-sanı en güzel şekilde yaratıp şereflendirendir. İnsanfıtratına kendisinin rububiyyetini ve uluhiyyetini ka-bullenmeyi yerleştirendir. İnsanı ancak O’na teslimolduğunda ve yolunda yürüdüğünde huzura erdiren,insan ruhunu ancak varedicisine sığındığında ve ya-ratıcısı ile bağ kurduğunda mutmain kılandır. Değerli36 21/el-Enbiya/2537 11/Hûd/2638 21/el-Enbiya/108
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 22elçilerinin bildirdiği doğru yoldan başka, nefsinO’nunla iletişime geçecek başka bir bağı yoktur. Builah, insana, ancak O’na iman ettiğinde işlerinin yo-luna gireceği ve görevini en güzel şekilde yerine ge-tireceği bir akıl vermiştir. Fıtrat düzgün olup, ruh mutmain olunca, nefissükunet bulup akıl iman edince insan için dünya veahirette huzur, güvenlik ve mutluluk gerçekleşir. İnsan bunu inkar ederse dünyada dağınık birşekilde amaçsızca dolaşır. Dünyanın sahte ilahlarıarasında dağılır. Kendisine kimin fayda vereceğini,kimin kendisinden kötülüğü savacağını bilemez. İmanın nefiste yerleşmesi ve küfrün çirkinliğininaçıkça ortaya çıkması için Allah örnek verir. Çünküörnek, anlamayı kolaylaştırır. Bu örnekte işleri birçokilah arasında dağınık olan insanla, bir tek Rabbineibadet eden insanı karşılaştırır. Şöyle buyurur:(Allah, çekişip duran bir çok ortakların sahipolduğu bir adam ile yalnız bir kişiye bağlı olanbir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir?Hamd, Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğubilmezler.)39 Allah, tevhid ehli kula ve müşrik kulabirçok ortağın sahip olduğu ve ortakların onukullanmada birbirleriyle çekiştiği bir köleyi örnekverir. O köle onların arasında dağılmıştır. Onlardanher birinin bir isteği vardır. Her birinin verdiği birgörev vardır. Bu köle, sahiplerin arasında şaşırıpkalmıştır, bir metot tutturamaz ve bir yol39 39/ez-Zümer/29
    • 23 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbelirleyemez. Yönünü ve kuvvetini dağıtan farklı vebirbirine ters beklentilerini yerine getirip onları razıedemez. Sadece bir efendinin sahip olduğu,efendisinin ne istediğini ve ne görev verdiğini bilenrahattır. Belirli bir yolda yürür. İşte bu ikisi bir olmaz.Bu bir efendiye boyun eğer; bilgi, yakin ve belirli biryolda yürümenin rahatlığıyla nimetlenir. Diğeri ise,birbiriyle geçimsiz efendilere boyun eğer; sürekli birtedirginlik işkencesi altındadır. Belli bir hal üzereolmaz. Hepsini razı etmek bir tarafa, birini dahimemnun edemez. Allah’ın varlığı, rububiyyeti ve uluhiyyeti hakkın-daki delilleri bu şekilde açıkladıktan sonra, şimdi deO’nun, kainatı ve insanı yaratmasını ve bundakihikmeti tanımaya çalışalım. Kainatın Yaratılışı Gökleri ve yeriyle; yıldızları, nehirleri, denizleri,ağaçları ve her türlü hayvanları ile bu kainatı AllahSubhanehu ve Teâlâ yoktan yaratmıştır. Allah Teâlâşöyle buyurur: (De ki: Siz, yeri iki günde yaratanıinkar edip O’na ortaklar mı koşuyorsunuz? O,alemlerin Rabbidir. Yeryüzüne sabit dağlaryerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada dörtgünde, rızıklarını arayanlar için eşit gıdalartakdir etti. Sonra buhar halinde olan göğeyöneldi, ona ve yerküreye; “İsteyerek ya da
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 24istemeyerek gelin!” dedi. İkisi de; “İsteyerekgeldik” dediler. Böylece onları, yedi gök olarakiki günde var etti ve her göğe görevini vahyetti.Ve biz, dünya semasını kandillerle donattık,bozulmaktan koruduk. İşte bu; o izzet sahibi, herşeyi bilen (Allah)’ın takdiridir.)40 Ve şöyle buyurur: (İnkar edenler, göklerle yerbitişik bir halde iken bizim onları birbirinden veher canlı şeyi sudan yarattığımızı düşünmedilermi? Yine de inanmazlar mı? Onları sarsmasındiye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Oradageniş geniş yollar açtık; tâ ki maksatlarınaulaşsınlar. Biz, gökyüzünü sağlam bir tavanyaptık. Onlar ise, gökyüzünün ayetlerinden yüzçevirirler.)41 Allah bu kainatı sayısız ve yüce hikmetlerle ya-ratmıştır. Onun her bir parçasında büyük hikmetlerve göz alıcı mucizeler vardır. Bu mucizelerden birinedahi iyice baksan şaşırtıcı şeyler görürsün. Allah’ınbitkilerdeki eserinin neredeyse her yaprakta, herdamarda ve her meyvede bulunan ve insan aklınınanlamakta güçlük çektiği hayret verici yönlerine bak. İnsanın dikkatlice bakmazsa göremeyeceği ka-dar zayıf şu cılız ve ince damarlardaki su yollarınabak. Nasıl da suyu aşağıdan yukarıya çekebiliyor.Sonra su o yolların genişliğine ve talebine göre taşı-nıyor. Sonra gözün göremeyeceği küçüklükte dağı-40 41/Fussilet/9-1241 21/el-Enbiya/30-32, Ayrıca bkz. Ra’d Suresi ilk ayetleri
    • 25 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymlıp yayılıyor. Sonra ağacın meyve vermesinin olu-şumuna, gözlerden uzak ceninin değişimi gibi birhalden diğer bir hale geçişine bak. O’nu örtüsüzçıplak bir odun olarak görürken birden Rabbinin,yani yaratıcısının ona yapraklarla en güzel örtüyügiydirdiğini görürsün. Sonra zayıf ve cılız bir şekildemeyvesini çıkartır. Bu, o zayıf meyvenin sıcaktan,soğuktan ve afetlerden kendisine sığınması için birörtü olarak; onu korumak için yapraklarının çıkarıl-masından sonra olur. Sonra meyvelere o damarlar-dan ve yollardan rızkı ve gıdası götürülür . Ve mey-veler, çocuğun anne karnında beslenmesi gibi bes-lenir. Sonra onu, olgunlaşıncaya kadar büyütüp ge-liştirir. Sonuçta; o kuru odundan bu yumuşak ve lez-zetli ürünü çıkartır. Yeryüzünün nasıl yaratıldığına bakarsan, yineyaratıcısının ve varedicisinin en büyük ayetini görür-sün. Allah Subhanehu yeryüzünü bir döşek ve beşikgibi yaratmış ve onu kullarının hizmetine vermiştir. Kulların rızıklarını, geçim kaynaklarını ve ya-şantılarını yeryüzünde kılmıştır. İhtiyaçları ve işleriiçin bir yerden diğer bir yere gidebilmeleri amacıylayollar belirlemiştir. Yeryüzünü dağlarla sağlamlaş-tırmış ve dağları, yeryüzünü sallanmaktan koruyanbirer kazık kılmıştır. Yeryüzünü yayıp genişletmiş,uzatıp düzlemiştir. O’nu ölülere ve dirilere toplanmayeri kılmıştır. Yeryüzünün üstü canlıların vatanı, altıda ölülerin vatanıdır. Sonra; güneşi, ayı, yıldızları veburçları ile dönen şu galaksiye bir bak! Bu alem,ömrünün sonuna kadar bu tertip ve düzen içinde
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 26nasıl da dönüyor? Bu dünyada gece ve gündüzün,mevsimlerin, sıcak ve soğuğun değişmesine bak.Yeryüzünde bulunan hayvanların ve bitkilerinbundan nasıl faydalandıklarına bak. Sonra gökyüzünün yaratılışını düşün. Bakışla-rını arka arkaya gökyüzüne çevir. Gökyüzünün yük-sekliğinde, genişliğinde, sabitliğinde, ne altında birdireğin ne de üzerinde bir bağın olmamasında enbüyük ayeti görürsün. O, gökleri ve yeri tutan Allah’ın kudreti ile tutul-maktadır. Bu kainatın ve parçalarının bir araya geti-rilmesine, yaratıcısının gücünün mükemmelliğinedelalet eden o en güzel düzenine bakınca onu, ihti-yaç duyulan her şeyin ve bütün eşyaların hazırlan-dığı bir ev gibi görürsün. Gökyüzü üzerindeki tava-nıdır. Yeryüzü yatağıdır, üzerinde yaşananikametgahıdır. Güneş ve ay ışık veren iki lambadır.Yıldızlar, fenerleri ve süsüdür. Bu dünyada yolcuyayol gösterir. Mücevherler ve madenler, hazırlanmışstoklar gibi onun içinde saklanmıştır. Her şey, faydalı olacağı iş içindir. Bitki çeşitleriamacı için hazırlanmıştır. Hayvan çeşitleri faydalıolacakları işler için ayarlanmıştır. Bazıları binmek,bazıları sütünü almak içindir. Bazıları gıda bazılarıgiyim içindir. Bazıları da koruma içindir. İnsan ise,davranışı ve emriyle bütün bunları yöneten sorumluhükümdar kılınmıştır. Bu kainatın bütününe ya da parçalarından bi-rine iyice bakarsan hayret verici şeyler görürsün.İyice düşünürsen, heva ve taklitten kurtulup insaflı
    • 27 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymolursan bu kainatın yaratılmış olduğunu kesin olarakanlarsın. O’nu kudret ve hikmet sahibi, her şeyi bilenyaratmıştır. Güzel bir şekilde takdir etmiş ve en gü-zel şekilde düzenlemiştir. Öyle ki, yaratıcının iki ol-ması mümkün değildir. Bilakis ilah birdir ve O’ndanbaşka ilah yoktur. Göklerde ve yerde Allah’danbaşka bir ilah daha olsaydı, gökler ve yer ifsat olur,düzeni bozulur ve sağladığı faydalar ortadan kal-kardı. Yaratmayı, yaratıcısından başkasına nispetediyorsan bir ırmak üzerinde dönen, aletleri incelikledüzenlenmiş, her parçası yerli yerince ve güzelceyerleştirilmiş, ona bakanın yapısında ya dagörünüşünde hiçbir bozukluk göremeyeceği suçarkına ne dersin? Büyük bir bahçe üzerindekurulmuş; o bahçede her türlü meyve var ve buçarkla o meyve ağaçları sulanıyor. O bahçede işleridüzenleyen, gözetimini ve kontrolünü yapan, bütünişlerini gören biri var ki; hiçbir aksama olmaz vemeyveler telef olmaz. Sonra o bahçenin ürünü hasatzamanı ihtiyaçlarına ve zaruri gereksinimlerine göreihtiyaç sahiplerine, her gruba kendine uygun olarakpaylaştırılır ve bu paylaştırma böylece devam eder. Ne dersin; bu bir yapıcı ve düzenleyici olmadantesadüfen gerçekleşebilir mi? O hayvanların vebahçenin varlığı, bütün bunlar hiç bir fail ve düzenle-yici olmadan gerçekleşmiş bir tesadüf olabilir mi?
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 28Aklın, sana bu konuda ne diyor? Nasıl bir açıkla-mada bulunuyor? Seni neye yönlendiriyor?42 Kainatın Yaratılışındaki Hikmet: Bu dönüp dolanmadan ve kainatın yaratılışınabakıştan sonra, Allah’ın bu yüce kainatı ve parlakayetleri yaratmadaki nimetlerinden bazılarını zikret-memiz uygun olur. Bunlardan bazıları şu şekildedir: 1-) İnsanın hizmetine vermek: Allah, bu dünya-da kendisine ibadet edecek ve yeryüzünü imaredecek bir halife yaratmaya hükmedince; onunhayatının düzeni, yaşam ve ölümü için gerekli herşeyi yarattı. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (O, göklerde veyerde ne varsa hepsini size boyun eğdirmiştir.) 43Ve şöyle buyurur: (Gökleri ve yeri yaratan, göktensuyu indirip onunla rızık olarak size türlümeyveler çıkaran, izni ile denizde yüzüpgitmeleri için gemileri emrinize veren, nehirleride size akıtan ancak Allah’dır. Adetleri üzereseyreden güneşi ve ayı size faydalı kılan, geceyive gündüzü istifadenize veren yine Allah’dır. Osize istediğiniz her şeyden verdi. Eğer Allah’ınnimetini sayacak olsanız sayamazsınız! Doğrusuinsan çok zalimdir, çok nankördür!)4442 Bu bölüm, Miftâhu Dâri’s Seâde’nin çeşitli yerlerindenderlenmiştir. (1/251-269)43 45/Câsiye/1344 14/İbrahim/32-34
    • 29 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym 2-) Gökler ve yerler, kainatta bulunan diğer var-lıklar Allah’ın rububiyetine şahitlik etsinler ve birliği-nin ayetleri olsunlar diye... Çünkü bu dünyadaki enbüyük olay Allah’ın rububiyyetini kabul etmek vebirliğine iman etmektir. Bu en büyük olay olunca dabunun üzerine en büyük şahitler tayin etmiş ve onuniçin en büyük deliller ortaya koymuştur. Onun için enaçık deliller getirmiştir. Allah Teâlâ gökleri, yeri vediğer varlıkları buna şahitlik etsinler diye yaratmıştır.Bu nedenle şu ayetlerde olduğu gibi Kur’an-ıKerim’de "Onun ayetlerinden biri de..." ibaresiçokça geçer: (O’nun ayetlerinden biri de göklerive yeri yaratmasıdır.) (O’nun ayetlerinden biri degeceleyin uyumanız, gündüzün de Allah’ınlütfundan (nasibinizi) aramanızdır.) (O’nunayetlerinden biri de, korku ve ümit vermek üzereşimşeği göstermesidir.) (Göğün ve yerin O’nunbuyruğu ile durması da O’nun ayetlerindendir.)45 3-)Öldükten sonra yeniden dirilişe şahit olmalarıiçin... Çünkü hayat iki hayattır; dünya hayatı veahiret hayatı.. Ve ahiret hayatı gerçek hayattır. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Bu dünya hayatı sadece biroyun ve oyalanmadan ibarettir. Ahiret yurdunagelince, işte asıl hayat odur. Keşke bilmişolsalardı!)46 Çünkü ahirette cennet ehli içincennette ebedi kalış ve cehennem ehli içincehennemde ebedi kalış vardır.45 Ayetler için bkz. 30/er-Rûm/22-2546 29/el-Ankebût/64
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 30 Ahiret hayatına insan ancak öldükten sonraulaşacağı ve ölümünden sonra yeniden diriltileceğiiçin Rabbi ile bağı kopmuş fıtratı bozulmuş ve aklıifsat olmuş kişiler bunu inkar eder. Bu nedenle Al-lah, nefisler ölümden sonra yeniden dirilişe iman et-sin ve kalpler kesin olarak inansın diye delillerkoymuş ve kanıtlar sunmuştur. Çünkü yaratılışıyeniden yapmak, ilk olarak yaratmaktan dahakolaydır. Hatta, göklerin ve yerin yaratılışı, insanınyeniden yaratılmasından daha büyüktür. Allah Teâlâşöyle buyurur: (İlk olarak mahluku yaratıp sonrabunu tekrarlayan O’dur ki, bu O’nun için pekkolaydır.)47 Ve şöyle buyurur: (Göklerin ve yerinyaratılması, insanların yaratılmasından elbettedaha büyük bir şeydir.)48 Yine şöyle buyurur:(Allah; görmekte olduğunuz gökleri direksizolarak yükselten, sonra Arş üzerine istivâ eden,güneşi ve ayı emrine boyun eğdirendir. Her biri,belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O,Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarakinanmanız için işi düzenleyip ayetleriaçıklayandır.)49 Ey insanoğlu:47 30/er-Rûm/2748 40/ Ğâfir/el-Mü’min /5749 13/er-Ra’d/2
    • 31 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Tüm bu kainat senin hizmetine verilmiş;Allah’dan başka ilah olmadığına, O’nun tek ol-duğuna ve ortağının olmadığına şahitlik eden ayet-ler gözlerinin önüne dikilmiştir. Yeniden dirilişinin veölümden sonraki hayatının, göklerin ve yerinyaratılışından daha kolay olduğunu, Rabbinekavuşacağını ve O’nun seni ameline göre hesabaçekeceğini öğrendin. Bütün bu kainatın Rabbineibadet ettiğini, bütün mahlukatın Rabbini hamd iletesbih ettiğini de bildin. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Göklerde ve yerde olanların hepsi mülkünsahibi, mukaddes, izzet ve hikmet sahibi Allah’ıtesbih eder)50 O’nun yüceliği önünde secde ettiğinibildin. (Görmedin mi ki, göklerde olanlar ve yerdeolanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar,hayvanlar ve insanların bir çoğu Allah’a secdeediyor. Bir çoğunun üzerine de azap hakolmuştur.)51 Hatta bütün bu kainatın, Rabbineuygun bir şekilde ibadette bulunduğunu bildin.(Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanatçırpıp uçan kuşların Allah’ı tesbih ettiklerinigörmez misin? Her biri kendi tesbihini veduasını bilmiştir.)52 Bedenin, Allah’ın takdirine ve düzenine uygunbir şekilde yürüyor. Kalp, akciğer, karaciğer ve diğerbütün organlar Rabbine teslim olmuş; idarelerini50 62/el-Cum’a/151 22/el-Hacc/1852 24/en-Nûr/41
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 32Rablerine teslim etmiş... Bütün bunlardan sonra eyinsan; Rabbine iman etme ve onu inkar etmearasında tercih yapmak zorunda olduğun kişiselkararın, etrafındaki kainatın ve hatta bedenininmübarek seyrine aykırı ve sapık bir karar mıolacak?! Akıllı ve olgun insan, aykırılığı ve sapıklığıkendine yakıştıramaz. İnsanın Yaratılışı ve Şereflendirilmesi Allah, bu kainatın imarına uygun bir mahluk ya-ratmaya hükmetti. Bu mahluk, insandı. Allah’ın hik-meti gereği insanın yaratıldığı madde yeryüzü olduve insanı yaratmaya çamurdan başladı. Sonra ona,taşıdığı bu güzel şekli verdi. İnsanın şekli tamamla-nınca ona ruh üfledi ve ortaya işiten ve gören, hare-ket eden, konuşan en güzel şekilde bir insan çıktı.Rabbi onu cennetine yerleştirdi. Ona bilmesi gere-ken her şeyi öğretti. Cennette olan her şeyi onamubah kıldı. İmtihan olarak, ona bir ağacı yasakladı.Allah, onun makamını ve derecesini göstermek is-tedi ve meleklere, ona secde etmesini emretti. Bü-tün melekler ona secde etti. İblis hariç... O, inadı vebüyüklenmesi nedeniyle secde etmekten kaçındı.Emrine karşı geldiği için Rabbi ona kızdı ve onurahmetinden kovdu. Çünkü o, büyüklenmişti. İblis,
    • 33 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymRabbinden ömrünü uzatmasını ve Kıyamet gününekadar kendisine süre vermesini istedi. Rabbi onasüre verdi ve ömrünü Kıyamet gününe kadar uzattı.Şeytan, kendisine ve nesline üstün kılındığı içinAdem aleyhisselam’ı çekemedi. Bütün ademoğulla-rını; onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından vesollarından yaklaşarak saptıracağına dair Rabbiadına yemin etti. Allah’ın, takva sahibi, sadık ve ihlaslı kulları ha-riç.. Çünkü Allah onları şeytanın hilesinden ve tuza-ğından korumuştur. Allah, Adem aleyhisselam’ışeytanın tuzağına karşı uyardı. Şeytan, Ademaleyhisselam’a ve eşi Havva’ya onları cennetten çı-karmak ve onlara ayıp yerlerini göstermek için ves-vese verdi. Onlara, “Ben size nasihatte bulunuyo-rum. Allah size, melek olmamanız ya da kalıcı ol-mamanız için bu ağacı yasakladı” diye yemin etti. Bunun üzerine Adem ve Havva, Allah’ın kendi-lerine yasakladığı ağaçtan yediler. Allah’ın emrinekarşı gelmelerinin cezası olarak kendilerine ilk isa-bet eden ayıp yerlerinin görünmesiydi. Allah onlara,şeytanın tuzağına karşı uyarısını hatırlattı. Ademaleyhisselam Rabbinden bağışlanma diledi ve Rabbionu bağışladı. Tevbesini kabul etti ve O’na doğruyugösterdi. Oturduğu cennetten artık ikamet edeceğive bir vakte kadar içinde yaşayacağı yeryüzüne in-mesini emretti. O’na (Adem’e) ondan yaratıldığını,onun üzerinde yaşayacağını, orada öleceğini ve on-dan diriltileceğini haber verdi.
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 34 Adem aleyhisselam ve eşi Havva yeryüzüneindi. Nesilleri üredi. Emrettiği şekilde Allah’a ibadetediyorlardı. Çünkü Adem aleyhisselam bir peygam-berdi. Allah, bize bu olayı bildirerek şöyle buyurur:(Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik,sonra da meleklere “Adem’e secde edin” diyeemrettik. İblisten başka hepsi secde ettiler.Fakat o, secde edenlerden olmadı. Allah(şeytana) buyurdu ki: “Sana emrettiğim vakitseni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis):“Ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü beni ateştenyarattın, onu da çamurdan yarattın” dedi. Allah,“Öyle ise” dedi, “Oradan (cennetten) in; oradabüyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık!Çünkü sen aşağılıklardansın!” İblis, “Bana(insanların) tekrar dirilecekleri güne kadarmühlet ver” dedi. Allah, “Haydi sen mühletverilenlerdensin” buyurdu. İblis, “Öyle ise beniazdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları(insanları) saptırmak için senin doğru yolununüstünde tuzak kuracağım. Sonra onlaraönlerinden, arkalarından, sağlarından,sollarından sokulacağım ve sen, onlarınçoklarını şükredenlerden bulamayacaksın!”dedi. Allah şöyle buyurdu: Haydi sen, yerilmişve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki,onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizicehenneme dolduracağım. (Allah buyurdu ki:)Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşin,
    • 35 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymdilediğiniz yerden yiyin. Ancak şu ağacayaklaşmayın, sonra zalimlerden olursunuz.Derken şeytan avret mahallerini kendilerinegöstermek için onlara vesvese verdi ve“Rabbiniz, sırf melek olursunuz veya ebedikalanlardan olursunuz diye sizi bu ağaçtanmenetti” dedi. Ve onlara “Ben gerçekten sizeöğüt verenlerdenim” diye yemin etti. Böyleceonları hile ile aldattı. Ağacın meyvesinitattıklarında avret mahalleri kendilerine göründü.Ve cennet yapraklarından üst üste yamayıpüzerlerine örtmeye başladılar. Rableri onlara;“Ben sizi o ağaçtan menetmedim mi ve şeytansize apaçık bir düşmandır demedim mi?” diyenida etti. (Adem ile eşi) dediler ki: “Ey Rabbimiz!Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz vebize acımazsan mutlaka ziyan edenlerdenoluruz.” Allah buyurdu ki: “Birbirinize düşmanolarak inin, sizin için yeryüzünde bir süreyekadar yerleşip kalma ve yaşayıp faydalanmavardır.” “Orada yaşayacaksınız, oradaöleceksiniz ve oradan (diriltilip) çıkarılacaksınız”dedi.)53 Allah’ın bu insanı yaratmadaki yüce sanatınıdüşündüğünde onu en güzel bir şekilde yarattığını,ona bütün şeref elbiselerini giydirdiğini görürsün.Akıl, ilim, anlayış gücü, konuşma, şekil ve güzel birbiçim, şerefli bir görünüm, dengeli bir cisim,53 7/el-A’râf/11-25
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 36düşünme ve sonuç çıkarma yoluyla ilim elde etme,iyilik, itaat ve uysallık gibi üstün ve değerli huylarasahip olma.. Rahim içinde, oraya konulmuş bir nutfeykenkiilk hali ile Adn cennetlerinde melek yanına gelirkenkihali arasında ne kadar da fark var? (Yapıpyaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!) 54 Dünya bir köydür, insan da onun sakini... Herşey onunla meşgul ve onun faydasına çalışır. Herşey onun hizmeti ve ihtiyaçları için konulmuş. Onukorumakla görevli melekler gece ve gündüz onukorurlar. Yağmurla ve bitkilerle görevli melekleronun rızkı için çalışıp, gayret ederler. Gezegenleronun hizmetine sunulmuş, onun faydasına dönerler.Güneş, ay ve yıldızlar hizmetine verilmiş; zamanınıve yiyeceklerinin düzenini ayarlaması için akıp git-mektedir. Gökyüzü alemi rüzgarlarıyla, havasıyla,bulutuyla, kuşuyla ve içindeki diğer varlıklarla onunhizmetindedir. Yeryüzü aleminin tümü onun hizme-tindedir. Yer, dağlar, denizler, nehirler, ağaçlar,meyveler, bitkiler, hayvanlar ve yeryüzünde bulunanher şey onun yararına yaratılmıştır. (Gökleri ve yeriyaratan, gökten suyu indirip onunla rızık olaraksize türlü meyveler çıkaran, izni ile denizdeyüzüp gitmeleri için gemileri emrinize veren,nehirleri de size akıtan ancak Allah’dır. Adetleriüzere seyreden güneşi ve ayı size faydalı kılan,geceyi ve gündüzü istifadenize veren yine54 23/el-Mü’minûn/14
    • 37 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymAllah’dır. O size istediğiniz her şeyden verdi.Eğer Allah’ın nimetini sayacak olsanızsayamazsınız! Doğrusu insan çok zalimdir, çoknankördür!)55 Onu şereflendirmesinin mükemmelliği dolayı-sıyla onun dünya hayatında ihtiyaç duyduğu herşeyi ve ahiret hayatında onu yüksek derecelereulaştıracak vasıtaları da yaratmıştır. Ona kitaplarınıindirmiş ve kendisine Allah’ın şeriatını bildiren veAllah’a çağıran rasüllerini göndermiştir. Sonra onuniçin nefsinden -yani Adem aleyhisselam’ınnefsinden- kendisiyle sükunet bulacağı fıtrî (nefsî,aklî, bedenî) ihtiyaçlarına cevap verecek, yanındarahat, huzur ve sükunet bulacağı bir eş yarattı. Oikisi bir araya geldiklerinde sükunet, yeterlilik, sevgive rahmet hissederler. Çünkü bedenî, nefsî vesinirsel yapılarında her birinin, diğerinin isteklerinecevap verebilecek ve yeni bir nesil oluşturacak ortaközellikleri görülür. Nefislerine bu hisler ve duygularyerleştirilmiş ve bu bağda, nefis ve sinirler için birsükunet, beden ve kalp için bir rahatlama, hayat veyaşantı için bir istikrar, ruhlar ve vicdanlar için birtanışıklık, erkek ve kadın için eşit şekilde bir huzuryaratılmıştır. Allah, insanoğulları arasında mü’min kullarınaayrı bir özellik vermiştir. Onları, dost edinmiştir. On-ları kendisine ibadet için seçmiştir. Onlar, Allah için55 Miftâhu Dâri’s Seâde (1/327-328), Ayetler:14/İbrahim/32-34
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 38ve şeriatına uygun olarak, cennetinde Rablerininyakınında olabilmek amacıyla çalışırlar. Onlar ara-sından; nebiler, rasüller, veliler ve şehitler seçmiştir.Onlara bu dünyada nefislerin tattığı en büyük nimetibağışlamıştır. Bu nimet; Allah’a ibadet, O’na itaat veO’na yalvarmadır. Ayrıca onlara başkalarının bula-madığı nimetler vermiştir. Emniyet, huzur ve mutlu-luk bunlardan bazılarıdır. Bundan daha büyüğü iseonların, rasüllerin getirdiği gerçeği bilmeleri ve onaiman etmeleridir. Allah onlar için ahiret hayatındakalıcı nimetler ve büyük bir kurtuluş, keremine layıkşeyler hazırlamıştır. İmanlarının ve samimiyetlerininkarşılığını onlara verir. Hatta ihsanı dolayısıyla,daha fazlasını verir. Kadının Konumu İslam’da kadın geçmiş milletlerin ulaşamadığıve gelecek milletlerin de yetişemeyeceği yüksek birkonuma ulaşmıştır. Çünkü İslam’ın insana kazan-dırdığı şerefe kadın ve erkek eşit şekilde ortaktır.Onlar bu dünyada Allah’ın hükümleri önünde eşittir.Ahirette sevabı ve cezası önünde eşit olacaklarıgibi... Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Biz gerçektenademoğlunu şereflendirdik.)56 (Ana ve babanınve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir payvardır; ana ve babanın ve yakınların56 17/el-İsrâ/70
    • 39 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır.)57(Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi,kadınların da erkekler üzerinde bir takım iyidavranışa dayalı hakları vardır.)58 (Mü’minerkeklerle mü’min kadınların da bir kısmı birkısmının velileridir.)59 (Rabbin; sadece kendisinekulluk etmenizi, ana-babanıza da iyidavranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardanbiri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa,kendilerine “Of!” bile deme; onları azarlama.İkisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyereküzerlerine kanat ger ve “Rabbim! Küçüklüğümdeonlar beni nasıl yetiştirmişlerse, sen de onlarıesirge!” de.)60 (Bunun üzerine Rableri onlarındualarını kabul etti, “Ben; erkek olsun kadınolsun, içinizden çalışan hiçbir kimsenin yaptığınıboşa çıkarmayacağım” (dedi).)61 (Erkek veyakadın, kim mü’min olarak salih amel işlerse, onumutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. Ve onlarınmükafatlarını, yapmakta olduklarının en güzeliile veririz.)62 (Erkek olsun kadın olsun, her kimde mü’min olarak salih ameller işlerse, işte onlar57 4/en-Nisâ/758 2/el-Bakara/22859 9/et-Tevbe/7160 17/el-İsrâ/23-2461 3/Âl-i Imrân/19562 16/en-Nahl/97
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 40cennete girerler ve zerre kadar haksızlığauğratılmazlar.)63 Kadının İslam’da kazandığı bu şerefin hiçbirdinde ve millette, hiçbir kanunda örneği yoktur.Roma medeniyeti; kadının erkeğin kölesi olduğunukararlaştırmıştır. Kesinlikle hiçbir hakkı yoktur.Roma’da büyük bir toplantı düzenlenmiş ve kadınkonusunu araştırılmıştır. Sonuçta kadının, nefsiolmayan bir varlık olduğu; bu nedenle onun içinahiret hayatının olmayacağı ve pislik olduğukararlaştırılmıştır. Atina’da kadın düşük bir eşya kabul edilir, alınırve satılırdı. Eski Hint kanunları; veba, ölüm, cehennem, yı-lan zehri ve ateşin , kadından daha hayırlı olduğunukararlaştırmıştır. Kadının yaşam hakkı, efendisi olankocasının ömrünün bitmesiyle sona ererdi. Kocası-nın cesedini yakılırken görünce kendini onun ate-şine atardı. Böyle yapmazsa lanetlenirdi. Yahudilikte ise kadın hakkında “Eski Ahit”te şuhüküm bulunmaktadır. “Ben ve kalbim dolaştık; bil-mek için, aramak için ve talep etmek için şerrin ce-halet olduğunu, ahmaklığın delilik olduğunu.. Veölümden daha acı bir şey buldum: Kadın... Onunkendisi tuzak, kalbi bağ, elleri prangadır.”6463 4/en-Nisâ/12464 Sifru’l Câmia, (7/25-26) Eski Ahit’i Yahudiler de,Hıristiyanlar da kutsal kabul eder ve ona inanır.
    • 41 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym İşte bu eski çağlardaki kadın.. Kadının ortaçağdaki ve modern çağdaki halini ise aşağıdakiolaylar en iyi şekilde açıklar. Danimarkalı yazar “Wieth Kordsten” Katolik kili-sesinin kadına bakışını şu sözlerle açıklar: “Ortaçağda kadına verilen değer (kadını ikinci sınıf birmahluk sayan Katolik mezhebinin görüşü doğrultu-sunda) gerçekten çok sınırlıydı. Miladi 586 yılında kadın konusunu görüşmeküzere bir toplantı yapıldı. Kadın insan sayılacak mı,yoksa sayılmayacak mı? Tartışmalar sonucu top-lantıya katılanlar kadının insan olduğuna, fakat er-keğe hizmet etmek için yaratıldığına karar verdiler. Fransız kanununun 217. maddesinde şu belir-tilmektedir: “Evli kadının -evliliği kocasının mülkiyetive kendi mülkiyetinin ayrılığı esasına dayansa da-hibe etmesi, mülkiyetini başkasına devretmesi verehin vermesi caiz değildir. Kocasının anlaşmayakatılımı ya da yazılı onayı olmadan karşılıklı ya dakarşılıksız mülk edinemez. İngiltere’de 8. Henry, İngiliz kadınına Kutsal Ki-tabı okumayı yasakladı. Kadınlar miladi 1850 yılınakadar vatandaş sayılmadılar. Yine miladi 1882 yılınakadar kişisel haklardan yoksun kaldılar.65 Avrupa’da, Amerika’da ve sanayi ülkelerindeyaşayan bugünkü kadına gelince o, ticari amaçlarlakullanılan sıradan bir varlıktır. Reklam kampanyala-65 Silsiletu Mukaareneti’l Edyân / Dr. Ahmed Çelebi(3/210-213)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 42rının bir parçasıdır. Hatta durum öyle bir hal almıştırki, reklam kampanyalarında malların, onun üzerindesunulması için, bedeni mubah görülmüş ve erkekle-rin koyduğu kurallar gereği, her alanda erkekler içinsadece bir eğlence olarak sunulmuştur. Kadın, eliyle, düşüncesiyle ya da bedeniyle birşeyler verebildiği müddetçe ilgi odağıdır. Fakatyaşlanıp verme gücünü kaybedince, fertleri ve mü-esseseleri ile toplum onu terk eder. Yalnız başınaevinde ya da bakım evlerinde yaşar. Şimdi bunu Allah Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerim’indezikrettiği şu sözleri ile karşılaştır: (Mü’minerkeklerle mü’min kadınların da bir kısmı birkısmının velileridir.)66 (Erkeklerin kadınlarüzerindeki hakları gibi, kadınların da erkeklerüzerinde bir takım iyi davranışa dayalı haklarıvardır.)67 (Rabbin; sadece kendisine kulluketmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızıkesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya herikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine “Of!”bile deme; onları azarlama. İkisine de güzel sözsöyle. Onları esirgeyerek üzerlerine kanat ger ve“Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasılyetiştirmişlerse, sen de onları esirge!” de.)68 Rabbi kadını bu şekilde şereflendirerekinsanlığa kesin bir şekilde şunu bildirmektedir. O,66 9/et-Tevbe/7167 2/el-Bakara/22868 17/el-İsrâ/23-24
    • 43 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymkadını; anne, eş, kız çocuğu ve kız kardeş olmasıiçin yaratmıştır. Ve bunun için erkekleri kapsamayankadına has kurallar koymuştur. İnsanın Yaratılış Hikmeti Geçen bölümde Allah’ın Adem’i yarattığı ko-nusu zikredilmişti. Allah, Adem için eşi Havva’yı ya-rattı ve onları cennete yerleştirdi. Sonra AdemRabbine karşı geldi. Daha sonra yaptığından dolayıbağışlanma diledi ve Allah da O’nu affetti. O’nadoğru yolu gösterdi ve cennetten çıkmasını, yeryü-züne inmesini emretti. Allah Subhanehu veTeâlâ’nın bu emrinde akılların idrak edemeyeceği,dillerin tanımlayamayacağı kadar çok hikmetler var-dır. Biz burada, bu hikmetlerden bir kısmını sunaca-ğız: 1- Allah Subhanehu, yaratıkları kendisine ibadetetmeleri için yaratmıştır. Bu, onların yaratılış gaye-sidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Cinleri ve insanlarıancak bana ibadet etsinler diye yarattım.)69 Ya-ratılanlardan istenilen kulluğun kemâlinin, ebedilikve nimetler yurdunda gerçekleşmeyeceği bilinen birşeydir. Bu ancak, imtihan ve sınanma yurdundagerçekleşir. Ebedilik yurdu, imtihan ve sorumluluk69 51/ez-Zâriyât/56
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 44yeri değil, lezzetlerden ve nimetlerden faydalanmayeridir. 2- Allah Subhanehu, onlardan nebiler verasuller, veliler ve şehitler edinmek istemiştir. Onlarısever ve onlar da O’nu sever. Onları düşmanları ilekarşı karşıya bırakır ve onları, düşmanları ile imtihaneder. Allah’ı kendi nefislerine tercih edip canlarını vemallarını O’nun rızası ve sevgisi için verince de rı-zasını ve sevgisini kazanırlar. Bunun dışında birşeyle ulaşılamayacak derecede O’na yaklaşırlar.Rasullük, nebilik ve şehitlik dereceleri Allah katındaderecelerin en üstünleridir. İnsan buna, ancak AllahSubhanehu’nun Adem aleyhisselam’ı ve zürriyetiniyeryüzüne indirmeyi takdir etmesiyle ulaşabilirdi. 3- Allah Subhanehu, apaçık ve hak hükümdar-dır. Emreden ve yasaklayan, mükafâtlandıran vecezalandıran, aşağılayan ve şereflendiren, izzet vezillet veren hükümdardır. O’nun bu hükümdarlığı,Adem’i ve zürriyetini hükümdarlığının kurallarınınüzerlerinde gerçekleşeceği bir dünyaya indirmeyigerektirmiştir. Sonra onları yaptıklarının karşılığınıgörecekleri bir dünyaya nakleder. 4- Allah, Adem aleyhisselam’ı yeryüzünün heryanından alınmış bir avuç topraktan yaratmıştır.Yeryüzünde kötü de vardır, iyi de vardır. Zorluk davardır, kolaylık da vardır. Allah Subhânehu, Ademaleyhisselam’ın zürriyetinde cennette yaşamasıdoğru olmayanlar bulunduğunu bildiği için O’nu, iyi-nin ve kötünün birbirinden ayrılacağı bir dünyaya in-dirmiştir. Sonra Allah Subhânehu onları iki kısma
    • 45 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymayırır: İyileri kendi yanına ve cennetine almış, kötü-leri ise bedbahtların ve kötülerin yeri olan cehen-neme koymuştur. 5- Allah Subhânehu’nun güzel isimleri vardır.El-Ğafûr (çokça bağışlayan), er-Rahîm (merhameteden), el-Afuvv (affedici) ve el-Halîm (acele etme-yen ve yumuşak davranan) O’nun isimlerindendir.Bu isimlerin etkisinin mutlaka ortaya çıkması gere-kir. Allah’ın hikmeti, Adem aleyhisselam’ı ve zürriye-tini, güzel isimlerinin etkisinin onların üzerinde gö-rüleceği bir dünyaya indirmeyi gerektirmiştir. Böy-lece Allah, dilediğini bağışlar, dilediğine merhameteder. Dilediğini affeder ve dilediğine yumuşak dav-ranır. Ve bu şekilde isim ve sıfatlarının etkisi ortayaçıkar. 6- Allah Subhânehu, Adem aleyhisselam’ı vezürriyetini hayra ve şerre uygun, şehvet ve fitne ille-tine, akıl ve ilim illetine gereksinim duyan bir birle-şimden yaratmıştır. Bu nedenle Allah Subhânehu,Adem’de akıl ve şehveti yaratmış ve bunları, içerik-leriyle birlikte illet olarak tayin etmiştir. Böylece, mu-radı tam olarak yerine gelir ve hikmetindeki ve gü-cündeki üstünlüğü kulları için aşikar olur. Hüküm-ranlığındaki ve mülkündeki lütfu, iyiliği ve rahmetiortaya çıkar. Hikmeti, Adem aleyhisselam’ı ve zürri-yetini, imtihanın tamamlanması için yeryüzüne in-dirmesini gerektirmiştir. Böylece insanın bu illetlerkarşısındaki tepkisinin görülür ve bunun sonucu ola-rak insan, şereflendirilir ya da aşağılanır.
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 46 7- Fayda veren iman, bilinmeyene inanmaktır.Kıyamet günü gördükten sonra zaten herkes imanedecektir. Nimetler yurdunda yaratılmış olsalardı,bilinmeyene iman ile ulaştıkları dereceyi, lezzeti veşerefi elde edemezlerdi. Bu nedenle Allah onları, bi-linmeyene iman etmelerine imkan olan bir dünyayaindirdi. 8- Allah Subhânehu Adem’i ve zürriyetini yeryü-züne indirmekle, kendilerine nimet verdiği kullarının,O’nun nimetlerinin değerini bilmelerini dilemiştir.Böylece onların sevgileri ve şükürleri daha büyükolur. Allah’ın onlara bağışladığı nimetlerden dahaçok lezzet alırlar. Yine Allah Subhânehu, düşmanla-rına yaptığını ve onlar için hazırladığı azabı göster-miştir. Nimet verdiği kullarını, kendilerini nimetlerleayrıcalıklı kıldığına şahit tutmuştur. Bu şekilde onla-rın sevinci artar ve mutlulukları daha büyük olur. Bu,onlara bağışladığı nimetinin kemâli ve onlara olansevgisi nedeniyledir. Dolayısıyla; onların mutlakayeryüzüne indirilmesi, imtihan edilmesi ve seçilmesigerekmiştir. Rahmeti ve fazlı ile dilediğini başarılıkılar. Hikmeti ve adaleti ile dilediğini terk eder. O,her şeyi bilen ve hikmet sahibidir. 9- Allah, Adem aleyhisselam ve zürriyetinin engüzel halleriyle cennete dönmelerini dilemiştir. Bunedenle onlara önceden dünya meşakkatini,üzüntülerini, kederlerini ve acılarını tattırmıştır.Bunlar, ahiret hayatında cennete girmenin değerini
    • 47 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymonların yanında büyük kılar. Çünkü bir şeyin tersi,tersi olduğu şeyin güzelliğini ortaya çıkarır.70 İnsanın yaratılışını ve dünyaya indirilişini izahettikten sonra, onun sahih dine olan ihtiyacınıaçıklamamız uygun olacaktır. İnsanların Dine İhtiyacı İnsanların dine ihtiyacı, yaşam için gereklişeylere olan ihtiyaçlarından daha büyüktür. Çünküinsan, Allah’ın neden razı olacağını ve neyekızacağını mutlaka bilmelidir. Mutlaka yarargetirecek bir hareketi ve zararı defedecek birhareketi olmalıdır. Allah’ın şeriatı, yarar getirecekşeyleri ve zarar verecek şeyleri birbirinden ayırır.Şeriat, Allah’ın yarattıkları arasındaki adaletidir.Kulları arasındaki nurudur. İnsanların, yapacaklarıve terk edecekleri şeyleri ayırt edecekleri bir şeriatolmadan yaşamaları mümkün değildir. İnsanın bir iradesi olduğu için mutlaka neistediğini bilmelidir. İstediği onun için faydalı mıdıryoksa zararlı mıdır? İyiliğine midir yoksa kötülüğünemidir? Bunu bazı insanlar fıtratları ile bilir. Bazılarıda akıllarını kullanarak bilir. Bazıları ise ancak70 Bkz. Miftâhu Dâri’s Seâde (1/6-11)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 48peygamberlerin bildirmesi ile, onlara bunuaçıklaması ve doğru yolu göstermesi ile bilir.71 Ateist ve materyalist akımlar ne kadar ortayaçıkıp güzel gösterilirse gösterilsin, görüşler vedüşünceler ne kadar çoğalırsa çoğalsın fertlerin vetoplumların doğru dine ihtiyacını gideremez. Ruhunve bedenin gereksinimlerine cevap veremez.Tersine, fert bu düşünce ve akımların derinineindikçe onların kendisine bir güvenliksağlamadığının ve susuzluğunu gidermediğinin,onlardan kurtuluşun ancak doğru dine sığınmaktaolduğunun kesin bir şekilde farkına varır. ErnestRinan şöyle der: “Her şeyin zamanla eriyip yokolması; aklı, ilmi ve üretimi kullanma özgürlüğününilga edilmesi mümkündür. Fakat dindarlığın silinmesiimkansızdır. Bilakis dindarlık, insanı yeryüzühayatında değersiz şeylerle sınırlamak isteyenmateryalist düşüncenin batıllığını haykıran bir kanıtolarak kalacaktır.”72 Muhammed Ferid Vecdî ise şöyle der:“Dindarlık düşüncesinin yok olması imkansızdır.Çünkü o, nefsin eğilimlerinin en yücesi veduygularının en değerlisidir. İnsanın başını dik tutanbir eğilim olduğunu ise söylemeye bile gerek yoktur.Bilakis bu eğilim daha da artacaktır. Akıl sahibionunla güzeli ve çirkini anladıkça insanın fıtratında71 Bkz. Et-Tedmûriyye / İbn Teymiyye (sf.213-214),Miftâhu Dâri’s Seâde (2/383)72 Bkz. Ed-Din / Muhammed Abdullah Derrâz (sf.87)
    • 49 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymvarolan dindarlık gelip onu bulacak ve insanınyaratılışındaki bu olgu, onun zihinsel yeteneklerininyüksekliği ve bilgisinin gelişmişliği ölçüsünceartacaktır.”73 İnsan, Rabbinden uzaklaştıkça zihinselyeteneklerinin yüksekliği ve bilgi ufkunun genişliğiölçüsünce, Rabbini ve O’nun için yapması gerekenibilmediğini fark eder. Nefsini, onun yararına vezararına olacak şeyleri, onu mutlu edecek vebedbaht kılacak şeyleri, astronomi ve atom enerjisigibi bilimlerin her türlü inceliğini bilmediğini farkeder. Böylece bilgili insan, gurur ve kibirdenalçakgönüllülüğe ve teslimiyete dönüş yapar. Bubilimlerin ardında hikmet sahibi bir bilenin, tabiatınardında güçlü bir yaratıcının olduğuna inanır. Bugerçek, insaf sahibi araştırmacıyı gayba imanetmeye, doğru dine boyun eğmeye, fıtratının veyaratılışında var olan eğilimin sesine kulak vermeyemecbur kılar. Şayet insan bunu terk ederse, fıtratıbozulur ve dilsiz hayvan seviyesine düşer. Böylece;tevhid ile Allah’ı birleme ve belirlediği şekilde O’naibadet etmeye dayalı gerçek dindarlığın, yaşam içinzaruri bir unsur olduğu sonucunu çıkarırız. Öyle ki;kişi, onunla Alemlerin Rabbi Allah’a kulluğunugerçekleştirsin. Dünya ve ahirette mutsuzluktan,yorgunluk ve bitkinlikten kurtulsun ve mutluluğu eldeetsin. O, insandaki nazari gücün tamamlanması için73 a.g.e. (sf. 88)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 50zaruridir ve akıl, yalnızca onunla açlığını giderir. Oolmadan, yüksek hedeflerini gerçekleştiremez. O, ruhun arınması ve vicdan kuvvetinin eğitimiiçin zaruri bir unsurdur. Çünkü seçkin duygular,dinde geniş bir alan ve kaynağı tükenmeyen birpınar bulur; böylece gayesine ulaşır. O, desteklediği en büyük etkenler ve iticigüçlerle, ümitsizlik ve çaresizlik faktörlerine karşıdonattığı en büyük araçlarla irade kuvvetinintamamlanması için zaruri bir unsurdur. Bu nedenle; nasıl “İnsan, yapısı gereğimedenidir” diyenler varsa, bizim de “İnsan, yaratılışıgereği dindardır”74 dememiz gerekir. Çünkü insanıniki gücü vardır: Teorik bilgi gücü ve irade gücü. Tam mutluluğu, bilgi ve irade güçlerinintamamlanmasına bağlıdır. Bilgi gücününtamamlanması ise ancak şunları bilmesiylegerçekleşir: 1. İnsanı yoktan var eden ve üzerine nimetleryağdıran, rızık verici ve yaratıcı ilahı bilmesi. 2. Allah’ın isimlerini ve sıfatlarını, O’nun içinolması gerekenleri ve bu isimlerin, kulları üzerindekietkisini bilmesi. 3. Allah Subhanehu’ya ulaştıran yolu bilmesi. 4. İnsan ile bu yolu ve bu yolun ulaştırdığıbüyük nimetleri bilmesi arasına giren afetleri veengelleri bilmesi.74 Bkz. a.g.e. (sf. 84, 98)
    • 51 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym 5. Nefsini gerçek anlamda bilmesi, onun neyeihtiyacı olduğunu, neyin onu ıslah ettiğini veya ifsatettiğini bilmesi. İşte bu beş bilgi ile insan; bilgi gücünütamamlar. Bilgi ve irade güçlerinin tamamlanması,ancak Allah Subhanehu’nun kulu üzerindekihaklarının gözetilmesiyle, bu hakların ihlas vedoğrulukla, samimiyet ve devamlılıkla, Allah’ınkendisine bağışını görerek yerine getirilmesiylegerçekleşir. Bu iki gücün kemale ermesi için O’nunyardımından başka yol yoktur. O’nun, dostlarınısevk ettiği dosdoğru yola kendisini de sevketmesine insanın zaruri olarak ihtiyacı vardır.75 Doğru dinin, nefsin çeşitli güçlerine ilahi biryardım olduğunu öğrendikten sonra şunu dabilmeliyiz ki din aynı zamanda toplum için koruyucubir zırhtır. Çünkü beşeri hayat ancak üyeleriarasındaki yardımlaşma ile gerçekleşir. Buyardımlaşma da, ancak ilişkilerini düzenleyen,görevlerini belirleyen ve haklarını garanti altına alanbir düzenle gerçekleşir. Bu düzen de, nefsin onuçiğnemesini engelleyen; düzeni korumaya onuteşvik eden, nefislerdeki heybetini garanti altına alanve değerlerinin çiğnenmesini önleyen birhükümrandan yoksun olamaz. Öyleyse buhükümran nedir? Derim ki: Yeryüzünde; düzeninsaygınlığını garanti altına almada, toplumun75 Bkz. El-Fevaid (sf 18,19)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 52bütünlüğünü ve toplum düzeninin istikrarınıkorumada, rahatlık faktörlerini bir araya getirmedeve huzuru sağlamada dindarlık gücüne eşit ya daona yaklaşan bir başka güç daha yoktur. Bunun sırrı şudur: İnsan, kendi seçimine bağlıhareketleri ve davranışları ile diğer canlı varlıklardanayrılır. Bu hareket ve davranışların yönetimini, gözlegörülmeyen ve kulakla işitilmeyen bir şey üstlenir kio da, ruhu arındıran ve organları geliştiren imaninancıdır. İnsan, doğru ya da yanlış kesinlikle bir inancınyönetimindedir. İnancı düzgün olursa her şeyidüzgün olur. İnancı bozuk olursa her şey bozuk olur. İnanç ve iman, insan üzerindeki oto-kontroldürve bu ikisi, insanlığın genelinde görüldüğü gibi ikişekildedir: -Dış gözetimden ve maddi cezalardan muaftutulsa bile yüce kişiliklerin ters düşmekten hayaedeceği fazilet, insanlık şerefi ve benzeri soyutanlayışlara inanmak -Allah Subhanehu ve Teâlâ’ya, O’nun gizlidüşünceleri gözettiğine, sırları ve gizlenenleribildiğine inanmak. Şeriat, hükümranlık gücünüO’nun emir ve yasaklarından alır. O’na olansevgiden veya O’nun korkusundan ya da her ikisinedeniyle duygular, O’ndan haya ederek tutuşur.Şüphesiz inanmanın bu şekli, insan nefsi üzerindehükümranlık kurma bakımından daha güçlüdür.Heva ve heves fırtınalarına, duyguların alt üstolmasına karşı en dirençli olanıdır. İnsanların
    • 53 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymgenelinin ve özelinin kalplerine daha hızlı nüfusedendir. Bu nedenle din, insanlar arasında adalet veinsaf kaidelerine göre ilişkiler kurulmasının en iyigarantisidir ve bu nedenle kaçınılmaz bir toplumsalgereksinimdir. Dinin ümmet içerisinde, kalbinvücuttaki konumu gibi bir konum almasındaşaşılacak bir durum yoktur.76 Genel olarak din bu konumda ise, bu gündünyada görülen, dinlerin ve inançların çokluğudur.Her topluluk, kendi dinleriyle sevinmekte ve onatutunmaktadır. Öyle ise; insan nefsinin ihtiyacı olanşeyi gerçekleştiren doğru din hangisidir? Hak dininölçütleri nelerdir? Hak Dinin Ölçütleri Her ümmetin mensubu, kendi ümmetinin hakolduğuna inanır. Her dinin mensupları, kendidinlerinin en mükemmel din ve en doğru yololduğuna inanır. Tahrif edilmiş dinlere ya da insanlartarafından konulmuş dinlere mensup kişilereinandıklarının delilini sorduğun zaman, babalarını biryol üzere bulduklarını ve kendilerinin de onların izinitakip ettiğini söyler. Sonra da isnadı sahih olmayan,metin yönünden illetlerden ve kusurlardan uzak76 Bkz. Ed-Din (sf. 98,102)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 54olmayan haberler ve hikayeler zikrederler. Kiminsöylediği ve kimin yazdığı, ilk kez hangi dildeyazıldığı ve hangi ülkede bulunduğu bilinmeyen,kendilerine miras olarak kalmış kitaplara itimatederler. Bu kitaplar, oradan-buradan toplanmış veyüce kabul edilmiştir. Senedi ve metni kontrol edenhiçbir bilimsel inceleme yapılmadan nesilden neslemiras kalmıştır. Bu meçhul kitaplar, hikayeler ve körü körünetaklit, din ve inanç konusunda delil olamaz. Tahrifedilmiş bütün bu dinler ve insanlar tarafındanbelirlenmiş inançlar doğru mudur? Hepsinin haküzere olması imkansızdır. Çünkü hak, çok sayıdadeğil, birdir. Bütün bu tahrif edilmiş dinlerin veinsanlar tarafından konulan inançların, Allahkatından olması ve hak olması imkansızdır. Bunlarbirden çok olduğuna ve hak da bir olduğuna göre,hak nerededir? Hak dini batıl dinden ayıracak birtakım ölçütler olmalıdır. Bu ölçütlerin bir dineuyduğunu bulursak onun hak olduğunu biliriz. Buölçütler ya da onlardan biri bir dinde eksik olursa, odinin batıl olduğunu anlarız. Hak dini ve batıl dini birbirinden ayıracağımızölçütler şunlardır: Birincisi: Din, Allah katından olmalıdır. Allah;kullarına tebliğ için meleklerden biri aracılığıylapeygamberlerden birine indirmiş olmalıdır. Çünkühak din, Allah’ın dinidir. Kıyamet günü, kendilerineindirdiği din üzere yaratılmışları hesaba çekecek veyargılayacak olan Allah Subhanehu’dur. Allah Teâlâ
    • 55 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymşöyle buyurur: (Biz Nuh’a ve ondan sonrakipeygamberlere vahyettiğimiz gibi sana davahyettik. Ve (nitekim) İbrahim’e, İsmail’e,İshak’a, Yakub’a, Esbat’a (torunlara), İsa’ya,Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’avahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.) 77 Ve şöylebuyurur: (Senden önce hiçbir rasul göndermedikki ona: “Benden başka ilah yoktur; şu haldebana kulluk edin” diye vahyetmiş olmayalım.) 78Buna binaen, herhangi bir şahsın getirdiği ve Allah’adeğil de kendine dayandırdığı bir din kesinlikle batılbir dindir. İkincisi: İbadette Allah Subhanehu’yu birlemeye,şirki ve şirke götüren yolları haram kılmayaçağırması. Çünkü tevhide davet, bütün nebilerin verasullerin davetinin temelidir. Her peygamberkavmine şöyle demiştir: (Allah’a ibadet edin. SizinO’ndan başka ilahınız yoktur.)79 Bu nedenle şirkiçeren ve Allah’dan başka bir peygamberi, bir meleğiya da veliyi O’na ortak koşan bir din; mensuplarıpeygamberlerden birine bağlı olduklarını söyleselerbile batıl bir dindir. Üçüncüsü: Yalnızca Allah’a ibadet etmek,Allah’ın yoluna davet etmek; şirki, anne-babayakötülüğü haksız yere cana kıymayı haram kılmakgibi peygamberlerin çağırdığı asıllarla uyuşuyor77 4/en-Nisa/16378 21/el-Enbiya/2579 7/el-A’râf/73
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 56olmalıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Senden öncehiçbir rasul göndermedik ki ona: “Benden başkailah yoktur; şu halde bana kulluk edin” diyevahyetmiş olmayalım.)80 Ve şöyle buyurur: (De ki:”Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığınıokuyalım: Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın.Anaya babaya iyilik edin. Yoksullukendişesinden dolayı çocuklarınızı öldürmeyin.Çünkü sizinde onlarında rızkını Biz veririz.Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın.Hak ile olmadıkça Allah’ın haram kıldığı canıöldürmeyin. İşte (Allah) akıl edersiniz diye sizebunları emretti.)81 Ve yine şöyle buyurur: (Sendenönce gönderdiğimiz elçilerimize sor!Rahman’dan başka ibadet edilecek ilahlar kılmışmıyız?)82 Dördüncüsü: Bir kısmı diğer bir kısmı ile farklıve çelişiyor olmamalıdır. Bir şeyi emredip sonra birbaşka emirle onu çiğnememelidir. Bir şeyi haramkılıp sonra onun bir benzerini hiçbir neden olmadanmübah kılmamalıdır. Bir şeyi bir gruba helal kılıpdiğer bir gruba haram kılmamalıdır. Allah Teâlâşöyle buyurur: (Hâlâ onlar Kur’ân’ı gereği gibidüşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah’danbaşkasından gelseydi elbette içinde birbirinitutmayan birçok şeyler bulurlardı.)8380 21/el-Enbiya/2581 6/el-En’âm/15182 43/ez-Zuhruf/4583 4/en-Nisa/82
    • 57 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Beşincisi: Din; insanların dinlerini, ırzlarını,mallarını, canlarını ve nesillerini koruyan unsurlariçermeli; bu beş bütünü koruyan emirler ve yasaklar,kısıtlamalar ve ahlak kuralları belirlemelidir. Altıncısı: Din, insanlara rahmet olmalıdır. Kendinefislerine zulmetmeyi ve bir kısmının diğerinezulmetmesini yasaklamalıdır. Bu zulüm gerekhakların çiğnenmesi şeklinde olsun, gerek doğalkaynakları tekeline alma şeklinde olsun, gereksebüyüklerin gençleri saptırması şeklinde olsun durumaynıdır. Allah Teâlâ, Musa aleyhisselam’a indirdiğiTevrat’ın içerdiği rahmeti haber vererek şöylebuyurur: (Musa’nın öfkesi dinince levhaları aldı.Onlardaki yazıda Rablerinden korkanlar içinhidayet ve rahmet vardı.)84 İsa aleyhisselam’ıngönderilişi hakkında şöyle buyurur: (Biz O’nuinsanlar için bir âyet ve bizden bir rahmetkılacağız.)85 Salih aleyhisselam’dan bahsederekşöyle buyurur: ((Salih) dedi ki: “Ey kavmim! Eğerben Rabbimden (verilen) apaçık bir delilüzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmetvermişse buna ne dersiniz?)86 Ve Allah azze vecelle Kur’an hakkında şöyle buyurur: (BizKur’ân’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o,mü’minler için şifa ve rahmettir; zalimlerin iseancak ziyanını artırır.)8784 7/el-A’raf/15485 19/Meryem/2186 11/Hûd/6387 17/el-İsra/82
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 58 Yedincisi: Allah’ın şeriatına yöneltmeyi; insana,Allah’ın ondan istediğini işaret etmeyi; neredengeldiğini ve nereye gideceğini haber vermeyiiçermelidir. Allah Teâlâ, Tevrat’tan bahsederekşöyle buyurur: (Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik ki,onda bir hidayet ve nur vardır.)88 İncil hakkındaşöyle buyurur: (Biz ona, içinde hidayet ve nurbulunan İncil’i verdik.)89 Kur’ân-ı Kerim hakkındaise şöyle buyurur: (O (Allah), müşriklerhoşlanmasalar da dinini bütün dinlere üstünkılmak için Rasulünü hidayet ve hak din ilegönderendir.)90 Hak din; Allah’ın şeriatınayöneltmeyi içeren; her vesveseyi defederek, hersoruya cevap vererek ve her sorunu açıklığakavuşturarak kişiye güvenlik ve huzur sağlayandindir. Sekizincisi: Doğruluk, adalet, güvenilirlik, haya,iffet ve cömertlik gibi güzel ahlaka çağırmasıdır.Anne-babaya kötülük etmek, cana kıymak, çirkinsöz söylemek, yalan söylemek, zulmetmek, azgınlıkyapmak, cimrilik yapmak gibi kötü ahlaktan vedavranışlardan da sakındırmasıdır. Dokuzuncusu: Kendisine inanana mutluluksağlamasıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Tâ-Hâ.Biz Kur’ân’ı sana güçlük çekesin diyeindirmedik.)91 Bozulmamış fıtrata uygun olmasıdır:88 5/el-Maide/4489 5/el-Maide/4690 9/et-Tevbe/3391 20/Tâ-Hâ/1-2
    • 59 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym(İnsanın fıtratı Allah’ın yarattığı fıtrattır.) 92 Doğruakla uygun olmasıdır. Çünkü doğru din, Allah’ınşeriatıdır. Doğru akıl, Allah’ın yarattığıdır. Allah’ınşeriatı ile yarattığının birbirine ters düşmesiimkansızdır. Onuncusu: Hakka yönlendirmesi ve batıldansakındırmasıdır. Hidayete yöneltmesi ve sapıklıktankaçındırmasıdır. İnsanları hiçbir eğriliği olmayandosdoğru bir yola çağırmasıdır. Allah Teâlâ; cinlerinKur’ân’ı işittikleri zaman birbirlerine söylediklerinihaber vererek şöyle buyurur: (Ey kavmimiz dediler,doğrusu biz Musa’dan sonra indirilen,kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve doğruyola ileten bir kitap dinledik.)93 Onları,mutsuzluklarına yol açacak şeylere çağırmamalıdır.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Tâ-Hâ. Biz Kur’ân’ısana güçlük çekesin diye indirmedik.)94 Helakolmalarına neden olacak şeyi emretmemelidir. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Kendinizi öldürmeyin.Muhakkak ki Allah, size çok rahmet edendir.)95Mensuplarını; ırk, renk ve kabile esasına göre ayırtetmemelidir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Eyinsanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişidenyarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizikavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak kiAllah yanında en değerli olanınız, O’ndan en çok92 30/er-Rum/3093 46/el-Ahkaf/3094 20/Tâ-Hâ/1-295 4/en-Nisa/29
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 60korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdardır.)96 Hak dinde dikkate alınanüstünlük ölçüsü, Allah’dan hakkıyla korkmaktır. Hak dini batıl dinden ayıran ölçütleri sunduktanve Kur’ân-ı Kerim’de gelen bu ölçütlerin Allahkatından gönderilen sadık peygamberlerin hepsi içingeçerli olduğuna işaret eden delilleri tanık olarakgetirdikten sonra dinlerin kısımlarını sunmamızuygun olacaktır. Dinlerin Kısımları İnsanlık, dinlerine göre iki gruba ayrılır: Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar gibi birkısmın Allah katından indirilmiş kitabı vardır.Yahudiler ve Hıristiyanlar kitaplarında gelen ile ameletmedikleri için, insanları Allah’ın dışında rableredindikleri için ve aradan uzun süre geçtiği için;Allah’ın, peygamberlerine indirdiği kitaplarkaybolmuştur. Din adamları onlar için Allah katındanolduğunu öne sürdükleri bir takım kitaplar yazmıştır.Oysa onlar Allah katından değildir. Gerçekte onlar;yalancı insanların haksız yere sahiplendiği ve aşırıgidenlerin saptırdığı kitaplardır. Müslümanların kitabı Kur’ân-ı Kerim’e gelince;o, zaman bakımından ilahi kitapların ensonuncusudur. Güvenilirlik açısından en sağlamıdır.O’nu korumayı Allah üstlenmiş ve bunu insanlara96 49/el-Hucurat/13
    • 61 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbırakmamıştır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Kur’ân’ıkesinlikle biz indirdik; elbette onu yine bizkoruyacağız.)97 Kalplerde ve satırlardakorunmuştur. Çünkü O, Allah’ın bu insanlığa hidayetgaranti ettiği en son kitaptır. O’nu, Kıyametkopuncaya kadar üzerlerine hüccet kılmıştır. Onuniçin ebedilik yazmış; her zaman O’nun sınırlarını veharflerini uygulayan, şeriatıyla amel eden ve O’naiman eden insanlar hazırlamıştır. İleriki bir bölümde bu kitapla ilgili daha genişaçıklama gelecektir. Bir kısmın ise Allah katından indirilmiş kitaplarıyoktur. Hindular, Mecusiler, Budistler, Konfüçyüs’einananlar ve Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in peygamber olarak gönderilmesindenönceki Araplar gibilerinin elinde inançlarınınkurucusuna nispet edilen ve kendilerine miraskalmış kitapları vardır. Her bir ümmetin dünyevi işlerini görecekölçülerde bilgisi ve ameli vardır. Bu, Allah’ın herinsana, hatta her hayvana verdiği genelyönlendirmelerdir. Hayvan, kendisine yarayacakyiyeceği ve içeceği edinmeye ve zarar verecekşeyleri defetmeye yönlendirilmiştir. Allah onda, ilkinekarşı sevgi ve ikincisine karşı tiksinti yaratmıştır.Allah Teâla şöyle buyurur: (O en yüce Rabbininismini tesbih et! O ki yaratıp düzenleyendir! O ki97 15/el-Hicr/9
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 62takdir edip yol gösterendir.)98 Musa aleyhisselamFiravun’a şöyle der: (Bizim Rabbimiz, her şeyehilkatini veren, sonra da doğru yolugösterendir.)99 İbrahim aleyhisselam şöyle der:(Beni yaratan ve bana doğru yolu gösterenO’dur.)100 En ufak bir görüşe ve düşünceye sahip herakıllının bildiği bir şey var ki, din ehli yararlı ilimlerdeve salih amellerde din ehli olmayanlardan dahaeksiksizdir. Müslümanların dışındaki din ehlindenolanların sahip olduğu her hayrın, Müslümanlardaha mükemmeline sahiptir. Din ehlinden olaninsanlar, başkalarında olmayan şeylere sahiptir.Çünkü ilimler ve ameller iki türlüdür. Birinci tür; akıl ile elde edilir. Matematik, tıp veüretim gibi. Bu işler başkalarında olduğu gibi dinehlinde de vardır. Hatta onlar bu konuda dahamükemmeldir. Sadece akılla bilinemeyen ilahi vedini ilimler ise din ehline hastır. Bunlardan birkısmına akılla delil getirilebilir. Rasuller, insanlara bukonudaki akli delilleri göstermiş ve onlarıyönlendirmiştir. Bunlar, akli ve şer’i delillerdir. İkinci tür ise; ancak rasullerin haber vermesiylebilinir. Bunu akıl yoluyla elde etmenin imkanı yoktur.Allah hakkındaki, isimleri ve sıfatları hakkındaki;ahirette, itaat edene verilecek nimetler ve isyan98 87/el-A’lâ/1-399 20/Tâ-Hâ/50100 26/eş-Şuara/78, Bkz. El-Cevâbu’s Sahih limenBeddele Dine’l Mesih (4/97)
    • 63 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymedene verilecek azap hakkındaki, Allah’ın şeriatıhakkındaki haberler, ümmetleri ile beraber geçmişpeygamberler ve benzeri haberler bu türdendir.101 Mevcut Dinlerin Durumu Büyük dinler, onların eski kitapları vegeçmişteki kuralları, boş şeylerle uğraşanların hedeftahtası haline gelmiştir. Münafıkların ve gerçeğiçarpıtanların oyuncağı olmuştur. Kanlı olaylara vebüyük sorunlara hedef olmuştur. Sonuçta ruhunu vekimliğini kaybetmiştir. Şayet ilk mensupları vegönderilen peygamberleriyeniden diriltilse, onları kabul etmez ve önemsemez. Yahudilik• bugün ruhsuz görenekler vebirtakım dini adetler haline gelmiştir. Bunu da gözönüne almazsak; Yahudilik, belirli bir kavme ve ırkahas soydan gelen bir dindir. Dünya için mesajtaşımaz. Milletlere bir çağrısı ve insanlığa birrahmeti yoktur. Bu din; geçmişte dinler ve milletlerarasında bir şiarı olan temel inancında bozulmayauğramıştır. Oysa onun asıl inancında şerefinin sırrıbulunmaktaydı. O inanç, İbrahim aleyhisselam’ın ve101 Bkz. Mecmûu’l Fetâvâ / Şeyhulislam İbni Teymiyye(4/210-211) Daha geniş bilgi için bkz. “İfhâmu’l Yehûd” / Samuel binYahya el-Mağribi. Yazar, Yahudiliği terkedipMüslümanlığı seçmiştir.
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 64Yakup aleyhisselam’ın, oğullarına vasiyet ettiğitevhit inancıdır. Yahudiler, komşu oldukları vesultası altında yaşadıkları milletlerin bozukinançlarından bir çoğunu; onların cahili ve putperestadet ve geleneklerinin bir çoğunu alıntılamıştır.Bunu, Yahudilerin insaflı tarihçileri dekabullenmektedir. Yahudi Ansiklopedisinde şuzikredilir: “Peygamberlerin, putlara ibadete olan kızgınlığıve öfkesi; putlara ve ilahlara tapmanınİsrailoğulları’nın nefislerine iyice işlediğine, şirk vehurafe olan inançları kabullendiklerine delalet eder.Putperestlikte, Yahudilere has bir çekicilikbulunduğuna Talmut da şehadet eder.”102 Yahudilerin kutsamada aşırı gittikleri veTevrat’a üstün tuttukları Babil Talmut’u103 miladialtıncı yüzyılda Yahudiler arasında dolaşmakta idi.İçerisinde dolup taşan akılsızlık ve saçmalıkörnekleri, Allah’a karşı cüretkarlık, gerçeklerle alayetme, din ve akıl ile oynama; o çağdaki Yahuditoplumunun içine düşüğü akıl çöküntüsüne ve dinialgılama bozukluğuna işaret eder.104102 Jewish Encyclpaedia Vol. XLL (P.7) XLL. P. 568-69103 Talmut kelimesi, Yahudi dinini ve âdâplarını öğretenkitap anlamındadır. Talmut, çeşitli çağlardaki Yahudialimlerinin “El-Mişna/Eş-Şeria” kitabına yazdıklarıhaşiyelerden ve şerhlerden oluşmaktadır.104 Daha çok ayrıntı için bkz. “El-Yehûd alâ Hasebi’tTelmûd” / Dr. Rohlange, Fransızca’dan Arapça’yaçevrilmiştir. “El-Kenzu’l Marsûd fi Kavâidi’t Telmûd” /
    • 65 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Hıristiyanlığa• gelince; aşırıların çarpıtmasına,cahillerin yanlış yorumuna ve sonradan Hıristiyanolan Romalıların putperestliğine uğramıştır.105 İlkçağından itibaren bütün bunlar bir yığın oluşturmuş;Mesih’in yüce öğretileri onun altına gömülmüştür.Tevhid nuru ve Allah’a ibadette ihlas, bu yoğunkümelerin altına gizlenmiştir. Hıristiyan bir yazar, teslis inancının miladidördüncü yüzyılın sonlarından itibaren Hıristiyantopluma ne derece işlediğini anlatarak şöyle der:“Bir ilahın, üç özün birleşmesinden oluştuğuinancının, Hıristiyan dünyasının yaşantısındaki vedüşüncesindeki nüfuzu dördüncü yüzyılın sonçeyreğinden itibarendir ve Hıristiyan dünyasının herköşesinde resmi inanç olarak devam ede gelmiştir.Teslis inancının gelişimi ve sırrı üzerindeki perdeancak miladi on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısındakaldırılmıştır.”106 Hıristiyan bir tarihçi ise “Çağdaş ilmin ışığındaHıristiyanlığın tarihi” isimli kitabında putperestliğin,Yusuf Hanna Nasrullah Daha geniş bilgi için bkz. “El-Cevâbu’s Sahih limenBeddele Dine’l Mesih” / Şeyhulislam İbni Teymiyye,“İzhâru’l Hakk” / Rahmetullah bin Halil El-Hindi, “Tuhfetu’lErîb fi’r Reddi alâ Ubbâdi’s Salîb” / Abdullah Et-Tercüman. Hıristiyanlığı terk ederek İslam’ı seçmiştir.105 Avrupalı meşhur yazar Draper’in “Es-Sıraa’ beyne’dDîni ve’l İlim” isimli eserine (sf. 40-41) bak.106 Dâiratu’l Meârifi’l Katolikiyye el-Cedide’nin özeti,Mukaddes Teslis Makalesi (14/295)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 66Hıristiyan toplumda (çeşitli renklerde vegörüntülerde) ortaya çıkışını; Hıristiyanların şirkegark olmuş dinlerden ve milletlerden sloganları veadetleri, bayramları ve putperest kahramanlarıtaklit, beğeni ya da cahillik nedeniyle alıntılamadakimaharetlerini anlatır ve şöyle der: “Putperestlik bittifakat tamamen yok olmadı. Bilakis nefislerin içineişledi ve orada Hıristiyanlık adıyla ve onun örtüsüaltında her şey devam etti. İlahlarından vekahramanlarından ayrılan ve onları bırakanlarşehitlerinden birini aldılar ve onu ilahların sıfatlarıile adlandırdılar. Sonra onun heykelini yaptılar. Veböylece şirk ve putlara tapma o yerli şehitleregeçmiş oldu. Bu çağ bittiğinde Hıristiyanlar arasındaşehitlere ve velilere ibadet yayılmış ve yeni bir inançoluşmuştu. Bu inanca göre veliler, ilahlık sıfatlarınıtaşıyordu. Veliler ve azizler, Allah ile insan arasındaorta bir yaratık halini almıştı. Putperestlikbayramlarının isimleri, yeni isimlerle değiştirildi.Miladi 400. yılda eski güneş bayramı Mesih’indoğum bayramına dönüştürüldü.”107 Mecusiler ise eskiden beri tabiat unsurlarınaibadetle tanınmıştır. Son olarak kendilerini tabiatunsurlarının en büyüğü olan ateşe ibadet etmeyeverdiler. Ateş için tapınaklar ve mabetler yaptılar.Ülkenin her yanında enine boyuna ateş evleri107 Rev. Jamecs Houstion Baxter in the History ofChristionity in the Light of Modern Knowledge Glasgow,1929, P. 407.
    • 67 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymyayıldı. Ateşe tapmanın ve güneşi kutsamanındışındaki bütün inançlar ve dinler giderek yok oldu.Din onlar için belli mekanlarda yaptıkları dini ayinlerve görenekler haline geldi.108 “Sasaniler zamanında İran” kitabınınDanimarkalı yazarı Arthur Kristensen, dinibaşkanları ve görevlerini anlatarak şöyle der: “Bu görevlilerin günde dört kez güneşe ibadetetmeleri vacip idi. Aya, ateşe ve suya ibadet etmekde buna ilave edildi. Ateşi söndürmemekle ateşi vesuyu birbirine değdirmemekle ve madenipaslandırmamakla emrolunmuşlardı. Çünkümadenler onlar için kutsaldı.”109 Her çağda çift tanrı inancına inandılar. Buonların şiarı oldu. İki ilaha inandılar. Birincisi“Ehurmizda” ya da “Yezdan” olarak adlandırdıklarıışık veya iyilik ilahı; ikincisi ise “Ehraman” dediklerikaranlık veya kötülük ilahı. İnançlarına göre bu ikisiarasındaki çekişme ve savaş hala devametmektedir.110 Hindistan’da ve Orta Asya’da yaygın olanBudizm’e gelince, gittiği her yere putları daberaberinde götüren putperest bir dindir. Bulunduğu108 Bkz. “İran fi Afdi’s Sasaniyyin” / KopenhangÜniversitesi Doğu Dilleri Öğretim Görevlisi ve İran TarihiUzmanı Prof. Arthur Kristensen, “Tarihu İran” / ŞahinMakareus El-Mecusi109 İran fi Ahdi’s Sasaniyyin (sf. 155)110 a.g.e. Bâbu’d Dini’z Zerdüşti Diyanetu’l Hukumeti(sf.183-233)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 68her yerde tapınaklar yapar ve “Buda” heykelleridiker.111 Hindistanlıların dini “Brahmanizm” ise,ilahlarının ve tanrılarının çokluğuyla şöhretbulmuştur. Miladi altıncı yüzyılda putperestlikdoruğa ulaşmış, o yüzyılda ilahların sayısı 330milyonu bulmuştur.112 Her çekici ve ürkütücü şey,her faydalı şey ibadet edilen bir ilah haline gelmiştir.Bu dönemde heykel yontma sanatı ilerlemiş; ince birişçilik olmuştur. Hindu yazar C. V. Vidya, “OrtaHindistan Tarihi” isimli kitabında Arapyarımadasında İslam’ın ortaya çıkışının hemenardındaki dönem olan Kral Haraş (606-648 miladi)dönemini anlatarak şöyle der: “Hinduizm ve Budizm tamamen aynı birputperestlikti. Belki de Budizm, putperestlikteHinduizm’i geride bırakmıştı. Bu dinin, yaniBudizm’in başlangıcı, ilahı inkar etmekti. Fakatzamanla Buda’yı en büyük ilah kabul etti. Sonra ona“Bodhistava” gibi ilahlar ekledi. Putperestlik,Hindistan’da doruğa ulaştı. Öyle ki, bazı doğudillerinde “Buda” kelimesi put kelimesiyle eşdeğeroldu.111 Bkz. "El-Hindul Kadime" / Haydarabat ÜniversitesiHint Uygarlığı Tarihi Öğretim Görevlisi Aishura Toba,"İktişaful Hind; The Discovery of India" / Hindistan eskiBaşbakanlarından Cevahir Lâl Nehru (sf. 201-202)112 Bkz. "El-Hindul Kadime" / R. Dit, (3/276), "El-Hindukiyye Es-Saaide" / L. S. S. O. Malley (sf. 6-7)
    • 69 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Şüphesiz, putperestlik bütün dünyada yaygındı.Atlas Okyanusu’ndan Pasifik Okyanusu’na kadarbütün dünya putperestliğe gark olmuştu.Hıristiyanlık ve semavi dinler, Budizm; putlarıululamada ve kutsamada sanki birbirleriyleyarışıyordu. Bir kulvarda yarışan yarış atlarıgibiydi.”113 Bir başka Hindu yazar ise “Mevcut Hinduizm”adını verdiği kitabında şöyle der: “İlah yapımıoperasyonu bu noktada son bulmadı. Tarihin değişikdönemlerinde bu ilah meclisine çok sayıda küçükilahlar katılmaya devam etti ve sonuçtasayılamayacak kadar büyük bir topluluk oluştu.”114 Dinlerin durumu böyle... Büyük hükümetlerçıkaran, bir çok ilmin yaygın olduğu; uygarlığın,üretimin ve edebiyatın beşiği olan medeni ülkeleregelince, bu ülkelerde dinler tamamen bozuldu,asaletini ve kuvvetini kaybetti. Islahatçılar kayboldu,doğruyu öğreten insanlar yok oldu. Dinsizlik açıkçakendini gösterdi ve kötülük çoğaldı. Ölçüler değişti.Bu ülkelerde insanlar kendini önemsemedi ve bunedenle intiharlar çoğaldı. Ailevi bağlar parçalandı.Toplumsal ilişkiler koptu. Psikologlarınmuayenehaneleri hastalarla dolup taştı, büyüpazarları kuruldu, ruhunu doyurmak, kendini mutluetmek ve gönül huzuru bulmak için bu ülkelerde113 C. V. Vidya: History of Mediaval Hindu Vol I (Poone1921)114 Bkz. "Es-Siyretun Nebeviyye" / Ebul Hasen En-Nedvi(sf. 19-28)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 70insan her türlü eğlenceyi denedi ve her yeni akımatabi oldu... Bu eğlenceler, inançlar ve görüşler bunugerçekleştirmede başarılı olamadı. Yaratıcısı ile bağkurup O’na, razı olduğu ve peygamberlerineemrettiği şekilde ibadet edene kadar da bumutsuzlukta ve ruhi bunalımda kalmaya devamedecektir. Allah Teâlâ, rabbinden yüz çeviren vebaşkasının yoluna koyulanın halini açıklayarak şöylebuyurur: (Kim de beni anmaktan yüz çevirirseşüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve bizonu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.) 115Allah Subhanehu ve Teâlâ mü’minlerin güvenliklerinive bu dünyadaki mutluluklarını haber vererek şöylebuyurur: (İnanıp da imanlarına herhangi birhaksızlık bulaştırmayanlar var ya, işte güvenonlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.) 116 Veşöyle buyurur: (Mutlu olanlara gelince, onlar dacennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler veyer durdukça onlar da orada ebedi kalacaklardır.Bu bitmez, tükenmez bir lütuftur.)117 İslam’ın dışındaki bu dinlere daha öncebelirttiğimiz hak dinin ölçütlerini uygulayacak olursak–bu kısa sunudan da açıkça anlaşılacağı gibi- ounsurların çoğunu kaybettiklerini görürüz.115 20/Tâ-Hâ/124116 6/el-En’am/82117 11/Hûd/108
    • 71 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Bu dinlerin kaybettikleri en büyük unsur, Allah’ıbirlemektir. Bu dinlerin mensupları, Allah’a başkailahları ortak koşmuşlardır. Ayrıca bu bozulmuşdinler insanlara, zaman ve mekana uygun;insanların dinlerini, ırzlarını, nesillerini, mallarını vekanlarını koruyan bir şeriat sunmaz. Onları, Allah’ınemrettiği şeriata yönlendirmez. İçindeki çelişki vetezatlar nedeniyle mensuplarına huzur ve mutlulukvermez. İslam’a gelince onun; Allah’ın, kendisi veinsanlık için seçtiği kalıcı hak dinin olduğu ilerikibölümlerde açıklanacaktır. Bu bölümün ardından nübüvvetin hakikatini venübüvvetin delillerini, insanların ona olan ihtiyacınıtanıtmamız; peygamberlerin davetinin asıllarını, sonve ebedi çağrının hakikatini açıklamamız uygunolacaktır. Peygamberlik Gerçeği İnsanın bu dünyada bilmesi gereken en büyükşey onu yoktan vareden ve üzerine nimetleryağdıran Rabbini tanımaktır. Allah’ın mahlukatıyaratmasındaki en büyük gaye yalnızca O’na ibadetetmeleridir. Fakat insan Rabbini gerçek anlamda nasıltanır? Haklarını ve ödevlerini, Rabbine ne şekildeibadet edeceğini nasıl bilir? İnsan; hayatın inişinde
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 72ve çıkışında kendisine yardım eden, hastalığıntedavisinde, ilaç temininde, mesken bina etmede vebenzeri işlerde işini gören birini bulur. Fakat diğerinsanlar arasında ona Rabbini tanıtacak ve Rabbinenasıl ibadet edeceğini açıklayacak birini bulamaz.Çünkü akıllar, Allah’ın onlardan dilediğini tekbaşlarına bilemezler. İnsan aklı, kendisi gibi birbeşerin dilediğini dahi, o dileğini haber vermedenbilemezken, Allah’ın dilediğini nasıl bilir? Bu görev;Allah’ın mesajını tebliğ için seçtiği rasuller venebilerle sınırlıdır. Onlardan sonra gelen ve hidayetüzere olan peygamberlerin mirasçıları imamlarlasınırlıdır. Bu imamlar, peygamberlerin metotlarınıtaşırlar ve onların izinden yürürler. Onların adına,mesajlarını iletirler. Çünkü insanların, doğrudanAllah’dan bilgi alması mümkün değildir. Onlar bunagüç yetiremezler. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Allahbir insanla ancak vahiy yoluyla veya perdearkasından konuşur, yahut bir elçi gönderipizniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir,hakimdir.)118 Mutlaka Allah’dan şeriatını kullarınailetecek bir aracı ve elçi olmalıdır. Bu elçiler vearacılar, rasuller ve nebilerdir. Melek, Allah’ınmesajını peygambere taşır. Peygamber de onuinsanlara iletir. Melek, mesajları doğrudan insanlarataşımaz. Çünkü melekler alemi, yapı bakımındaninsanlar aleminden farklıdır. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Allah meleklerden de, insanlardan da118 42/eş-Şûrâ/51
    • 73 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymelçiler seçer. Şüphesiz Allah işitendir,görendir.)119 Allah’ın hikmeti; onunla konuşabilmeleri vekarşı karşıya gelebilmeleri nedeniyle onu iyiceanlamaları için elçinin, kendilerine elçigönderilenlerin cinsinden olmasını gerektirmiştir.Şayet elçi meleklerden gönderilmiş olsaydı, onunlakarşı karşıya gelemez ve ondan hiçbir şeyalamazlardı.120 Allah Teâlâ şöyle buyurur:("Muhammed’e bir melek indirilseydi ya!"dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydikelbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bileaçtırılmazdı. Eğer peygamberi bir melekkılsaydık muhakkak ki onu insan suretine sokar,onları yine düşmekte oldukları kuşkuyadüşürürdük.)121 Ve şöyle buyurur: ((Rasulüm!)Senden önce gönderdiğimiz bütünpeygamberlerde hiç şüphesiz yemek yerler,çarşılarda dolaşırlardı.)122 Ve devamında şöylebuyurur: (Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bizeya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizigörmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar kendilerihakkında kibre kapılmışlar ve azgınlıkta pek ilerigitmişlerdir.)123 Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Senden119 22/el-Hac/75120 Tefsirul Kuranil Azim / Ebul Fidâ İsmail bin Kesir El-Kureşi (3/64)121 6/el-En’âm/8-9122 25/el-Furkan/20123 25/el-Furkan/21
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 74önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerdenbaşkasını peygamber olarak göndermedik.)124Ve şöyle buyurur: ((Allah’ın emirlerini) onlaraiyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendikavminin diliyle gönderdik.)125 Bu rasuller ve nebiler; akıl mükemmelliği, fıtratdüzgünlüğü, sözde ve davranışta doğruluk,kendisine verileni iletmede güvenilirlik, insanyaşantısını kirletecek şeylerden korunmuş olma,göze itici gelen ve sağlıklı zevklerin hoşlanmayacağıbedensel kusurlardan uzak olma niteliklerinesahiptir.126 Allah onların nefislerini ve ahlaklarınıarındırmıştır. Onlar, yaratılış bakımından insanlarınen mükemmelidir. Nefis bakımından en arınmışıdır.Cömertlik bakımından en üstünüdür. Allah onlarda,güzel ahlakı ve iyi huyları bir araya toplamıştır.Yumuşak huyluluğu, ilmi, hoşgörüyü, cömertliği,cesareti ve adaleti onlarda toplamıştır. Böylece buhuylarla, kavimleri arasında diğer insanlardanayrılırlar. İşte Salih aleyhisselam’ın kavmi... AllahTeâlâ’nın bildirdiğine göre Salih aleyhisselam’aşöyle derler: (Dediler ki: Ey Salih! Sen bundanönce içimizde ümit beslenen birisiydin. (Şimdi)babalarımızın taptıklarına tapmaktan biziengelliyor musun?)127 Şuayb aleyhisselam’ın124 16/en-Nahl/43125 14/İbrahim/4126 Bkz. "Levâmiul Envâr El-Behiyye" (2/265), "El-İslam" /Ahmed Çelebi (sf. 114)127 11/Hûd/62
    • 75 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymkavmi ise Şuayb aleyhisselam’a şöyle der: (Dedilerki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını, yahutmallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa senyumuşak huylu ve çok akıllısın!)128 Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem, kendisine peygamberlikinmeden önce kavmi arasında “el-Emin/Güvenilir”lakabıyla meşhur olmuştur. Rabbi celle ve alâ daO’nu şöyle nitelendirir: (Muhakkak ki sen yüksekbir ahlak üzeresin.)129 Onlar, Allah’ın yarattıklarıarasından seçtikleridir. Allah onları, mesajınıtaşımak ve emniyeti ilerletmek üzere seçmiş vetercih etmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Allahpeygamberliğini kime vereceğini daha iyi bilir.)130Ve şöyle buyurur: (Gerçekten Allah, Adem’i,Nuh’u, İbrahim ve İmran’ın ailesini seçipalemlere üstün kıldı.)131 Bu rasuller ve nebiler, Allah’ın onlarıvasıflandırdığı üstün niteliklere ve tanındıkları yücesıfatlara rağmen yine de insandırlar. Diğerinsanların başına gelen onların da başına gelir.Onlar da acıkırlar, hastalanırlar, uyurlar, yemekyerler, evlenirler ve ölürler. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Muhakkak sen de öleceksin, hiçşüphesiz onlar da öleceklerdir.)132 Ve şöyle128 11/Hûd/87129 68/el-Kalem/4130 6/el-En’am/124131 3/Âl-i İmran/33132 39/ez-Zümer/30
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 76buyurur: (Andolsun ki Biz senden öncepeygamberler göndermiş, onlara da eşler veevlatlar vermişizdir.)133 Daha da ötesi zulmeuğrayıp öldürülebilir, ülkelerinden çıkarılabilirler.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Hani o kafirler senitutup bağlamak yahut öldürmek yahut seniçıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar butuzağı kurarlarken Allah da bunun karşılığındakendilerine tuzak kuruyordu. Allah, tuzakkuranlara karşılık verenlerin en hayırlısıdır.) 134Fakat dünyada ve ahirette sonuç ve zafer onlarındır:(Allah, (dinine) yardım edene elbette yardımeder.)135 Allah Subhanehu şöyle buyurur: (Allah:“Andolsun ki ben ve peygamberlerim mutlakagalip geleceğiz” diye yazmıştır. Şüphesiz Allahgüçlüdür, galiptir.)136 Peygamberliğin Alametleri Peygamberlik, ilimlerin en şereflisiniöğrenmenin, amellerin en değerlisini ve yücesiniyerine getirmenin aracı olduğu için AllahSubhanehu, rahmeti gereği o peygambere işareteden, insanların onları tanımasını sağlayanalametler yaratmıştır. Gerçekte her bir çağrı öne133 13/er-Ra’d/38134 8/el-Enfal/30135 22/el-Hac/40136 58/el-Mücadele/21
    • 77 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymsürenin üzerinde, doğru söylüyorsa doğruluğunubelirten, yalancı ise yalanını ortaya çıkaran durumlarve belirtiler görülür. Peygamberliğin alametleriçoktur. Bunlardan bazıları şu şekildedir: 1. Peygamberin, yalnızca Allah’a ibadet etmeyeve O’nun dışındakilere ibadeti terk etmeyeçağırmasıdır. Çünkü bu Allah’ın mahlukatıyaratışındaki gayedir. 2. İnsanları kendisine iman etmeye ve Onudoğrulamaya, onunla gönderilenlerle amel etmeyeçağırmasıdır. Allah, peygamberi Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’e şöyle demesiniemreder: (De ki: "Ey insanlar! Ben Allah’ın size,hepinize gönderdiği peygamberiyim.")137 3. Allah’ın onu, çeşitli peygamberlik delilleriyledesteklemesidir. Peygamberin getirdiği mucizeler budelillerdendir. Kavmi onun mucizelerini reddedemezve bir benzerini de getiremez. Musa aleyhisselam’ınasayı yılana dönüştürdüğündeki mucizesi, İsaaleyhisselam’ın –Allah’ın izniyle- doğuştan körü vealacalıyı iyileştirdiği zamanki mucizesi, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’in okuma-yazmabilmeyen ümmi bir insan olmasına rağmen getirdiğiKur’an-ı Kerim mucizesi ve peygamberlerin diğermucizeleri bunlardandır. Bu delillerden biri de,nebilerin ve rasullerin getirdiği apaçık gerçektir.Muhalifleri onu çürütemez ve inkar edemez. Bilakis137 7/el-A’raf/158
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 78o muhalifler bile, peygamberlerin getirdiğinin inkaredilmeyecek bir gerçek olduğunu bilir. Allah’ın yalnızca peygamberlere has kıldığı halolgunluğu, güzel nitelikler, değerli özellikler vehuylar da bu delillerdendir. Yine; Allah’ın, muhaliflerine karşı onlara yardımetmesi, çağırdıkları şeyi üstün kılması budelillerdendir. 4. Çağrısının asıllarda, rasullerin ve nebilerinkendisine çağırdığı asıllarla uyuşuyor olmasıdır.138 5. Kendisine ibadete ve ibadet olan bir şeyionun için yapmaya çağırmamasıdır. Kabilesini vegrubunu yüceltmeye çağırmamasıdır. Allah;peygamberi Muhammed’e, insanlara şöylesöylemesini emreder: (De ki: "Ben size yanımdaAllah’ın hazineleri vardır, demiyorum. Ben gaybıda bilmem. Size şüphesiz ben bir meleğim dedemiyorum. Ben ancak bana vahyolunanauyarım.")139 6. İnsanlardan, çağrısına karşılık dünyalık birçıkar talep etmemesidir. Allah Teâlâ, peygamberleriNuh, Hud, Salih, Lut ve Şuayb (Allah’ın selamıonların üzerine olsun) hakkında haber vererek,kavimlerine şöyle söylediklerini bildirir: (“Bensizden bunun için herhangi bir ücret deistemiyorum. Benim mükafatım ancak alemlerin138 Bkz. Mecmûul Fetâvâ / Şeyhulislam İbni Teymiyye(4/212-213)139 6/el-En’âm/50
    • 79 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymRabbine aittir.”)140 Muhammed sallallahu aleyhi vesellem de kavmine şöyle dedi: (De ki: "Bunakarşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum ve benkendiliğinden bir şeyler uyduranlardan dadeğilim.")141 Niteliklerinden ve peygamberliklerinindelillerinden bir bölüm zikrettiğim bu rasuller venebiler çoktur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Andolsun ki Biz her ümmete: “Allah’a ibadetedin, tağuttan kaçının” diye bir peygambergöndermişizdir.)142 İnsanlık onlarla mutluluğubulmuştur. Tarih, onların haberleriyle doludur.Dinlerinin kuralları, nesilden nesle nakledilmiştir vebu kurallar, hak ve adalettir. Yine Nuh kavminintufanla yok olması, Firavun’un suda boğulması, Lûtkavminin başına gelen azap, Muhammed sallallahualeyhi ve sellem’in düşmanları karşısındaki zaferi vedininin yayılması gibi Allah’ın onlara yardımı vedüşmanlarını helak etmesi de nesilden nesleaktarılmıştır. Bunu bilen; onların iyilik ve hidayet getirdiğini,insanları kendilerine fayda veren şeylere yönelttiğinive zarar veren şeylerden sakındırdığını kesin olarakbilir. Onların ilki Nuh aleyhisselam ve sonuncusuMuhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir.140 26/eş-Şuara/109, 127, 145, 164, 180141 39/Sâd/86142 16/en-Nahl/36
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 80 İnsanların Peygamberlere İhtiyacı Peygamberler, Allah’ın kullarına gönderdiğielçilerdir. Onlara, Allah’ın emirlerini iletirler. O’nunemirlerine itaat etmeleri durumunda Allah’ın onlariçin hazırladığı nimetleri müjdelerler. O’nunyasaklarına uymazlarsa uğrayacakları kalıcıazaptan sakındırırlar. Onlara geçmiş ümmetlerinhaberlerini, Rablerinin emrine karşı gelmelerinedeniyle dünyada başlarına gelen azap ve cezayıanlatırlar. Bu emirleri ve yasakları, akılların tekbaşına bilmesi mümkün değildir. Bu nedenle Allah;insana değer vererek, onları şereflendirerek veonların çıkarlarını koruyarak kurallar belirlemiş,emirler ve yasaklar koymuştur. Çünkü insanlar, şehvetlerinin peşine takılıpharamları çiğneyebilir. İnsanlara saldırıp haklarınıellerinden alabilirler. Allah’ın onların arasına zamanzaman elçiler göndermesi derin hikmetindendir.Onlara Allah’ın emirlerini hatırlatırlar. O’na isyanetmekten sakındırırlar. Onlara öğüt verirler vegeçmiştekilerin haberlerini bildirirler. Şüphesiz;şaşırtıcı haberler kulaklara gelince ve ilginçdüşünceler zihinleri uyandırınca akıllar bundanyararlanır. Bilgisi artar ve anlayışı düzelir. Çokdinleyen insanın hatırası çok olur. Hatırası çokolanın düşüncesi çok olur. Düşüncesi çok olanınbilgisi çok olur. Peygamberlerin gönderilmesinden
    • 81 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbaşka bir yol ve hak düzeninde onların bir alternatifiyoktur.143 Şeyhülislam İbni Teymiyye 144 rahimehullahşöyle der: Peygamberlik, kulun dünyasının veahiretinin ıslahı için kaçınılmazdır. Ahiretinin ıslahıancak peygamberin getirdiğine uymaktadır. Aynışekilde yaşamının ve dünyasının ıslahı da ancakpeygamberin getirdiğine uymaktadır. İnsan, şeriatakaçınılmaz olarak ihtiyaç duyar. Çünkü o, iki hareketarasındadır: Kendisine fayda veren şeyi edinmehareketi ve kendisine zarar veren şeyi uzaklaştırmahareketi. Şeriat; insana fayda veren şeyi ve zararveren şeyi açıklayan ışıktır. Allah’ın yeryüzündekinuru ve kulları arasındaki adaletidir. İçerisine gireningüvenlikte olduğu kalesidir. Şeriat ile istenen, faydalı ve zararlı şeylerinduyu ile ayırt edilmesi değildir. Çünkü bu, hayvanlariçin geçerlidir. Eşek ve deve, arpa ile toprağıbirbirinden ayırıp seçebilir. Bilakis şeriat ile istenen;sahibine dünyasında ve ahiretinde zarar veren fillerile, fayda veren filleri ayırmaktır. İmanın, tevhidin,adaletin, iyilik ve ihsanın, güvenilirliğin, iffetin,cesaretin, ilmin, sabrın, iyiliği emretmenin vekötülükten sakındırmanın, akrabalık bağını143 Alâmun Nübüvve / Ali bin Muhammed El-Maverdi (sf.33)144 Ahmed bin Abdulhalim bin Abdusselam. İbni Teymiyyeismiyle meşhur. Hicri 661 yılında doğdu ve 728 yılındavefat etti. İslam alimlerinin büyüklerindendir. Eşsiz bir çokeseri vardır.
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 82gözetmenin, anne-babaya iyi davranmanın,komşulara iyilik etmenin, hakları yerine getirmenin,ibadeti Allah’a has kılmanın, Allah’a tevekkületmenin ve O’ndan yardım dilemenin, kaderine razıolmanın, hükmüne boyun eğmenin, Allah’ı verasullerini bildirdikleri her şeyde doğrulamanın vebenzerinin faydası gibi, kulun dünyası ve ahireti içinyararlı davranışları bilmesidir. Bunun tersinde isekulun mutsuzluğu, dünyasında ve ahiretinde zararıvardır. Peygamberlik olmasaydı; akıl, hayattaki yararlıve zararlı şeylerin ayrıntısını bilemezdi. Allah’ınkullarına olan nimetlerinin en büyüğü ve onlaralütfunun en değerlisi, onlara elçiler göndermesidir.Onlara kitaplar indirmesi ve doğru yoluaçıklamasıdır. Şayet bu böyle olmasaydı onlarhayvanlar seviyesinde ve hayvanlardan daha kötübir halde olurdu. Allah’ın mesajını kabul eden veonun üzerinde dosdoğru yürüyen, insanların eniyilerindendir. Kim de reddederse ve onun dışınaçıkarsa insanların, en kötülerindendir. Köpekten vedomuzdan daha kötü bir durumdadır. Her değersizşeyden daha değersizdir. Yeryüzü ehli için kalıcılıkancak içlerinde bulunan peygamberliğin izleri iledir.Peygamberlerin izleri yeryüzünden tamamen yokolup, hidayet yollarının işaretleri silinince; Allah, ulvive süfli alemleri yıkar ve kıyameti koparır. Yeryüzü ehlinin peygambere ihtiyacı; güneşe veaya, rüzgara ve yağmura olan ihtiyacı gibi değildir.İnsanın, hayatına ihtiyacı gibi değildir. Gözün ışığa,
    • 83 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbedenin yiyecek ve içeceğe ihtiyacı gibi de değildir.Bilakis bunlardan daha büyüktür. Tahmin edilen veakla gelen her şeye ihtiyaçtan daha şiddetlidir.Peygamberler (Allah’ın salat ve selamı onlarınüzerine olsun), Allah Teâlâ ile kulları arasındaemrini ve yasağını iletmede aracıdırlar. Onlar, Allahile kulları arasında elçidirler. Onların sonuncusu veefendisi, Rabbi katında en değerli olanı, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’dir. Allah O’nu, alemlererahmet ve bütün yaratılmışlara hüccet olarakgöndermiştir. O’na itaat etmeyi ve O’nu sevmeyi,O’na saygı duymayı ve O’nu desteklemeyi, O’nunhaklarını yerine getirmeyi kulları üzerine farzkılmıştır. Bütün nebiler ve rasullerden, kendisineulaşmaları halinde O’na iman etmeleri ve uymalarıüzerine ahit ve söz almış, kendilerine uyanmü’minlerden de bu konuda söz almalarını onlaraemretmiştir. Allah O’nu, kıyametin hemenöncesinde, müjdeci ve uyarıcı, izniyle Allah’açağıran ve aydınlatan bir ışık kaynağı olarakgöndermiştir. O’nunla peygamberliği sonaerdirmiştir. O’nunla sapıklıktan hidayete yöneltmişve cehaletten çıkararak bilgilendirmiştir. O’nunpeygamberliği ile kör gözleri, sağır kulakları vekapalı kalpleri açmıştır. Yeryüzü, karanlıktan sonraO’nun peygamberliği ile aydınlanmış vedağınıklıktan sonra kalpler birbirine ısınmıştır. AllahO’nunla eğri milleti düzeltmiş ve aydınlık yoluaçıklamıştır. O’nun göğsünü ferahlatmış, yükünühafifletmiş ve zikrini yükseltmiştir. Zilleti ve aşağılığı,
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 84O’na muhalefet edenlerin üzerine kılmıştır. O’nupeygamberlerin gelmediği ve yok olduğu, sözlerinçarpıtılıp şeriatların değiştirildiği, her kavmin kendigörüşünün zulmüne dayandığı, bozuk görüşleri vehevaları ile kulları arasında Allah hakkında hükümverdikleri bir dönemde göndermiştir. Allah, O’nunlainsanları hidayete erdirmiş ve yolları açıklamıştır.O’nunla insanları karanlıklardan aydınlığaçıkarmıştır. Kurtuluş ehli ile günah ehlini O’nunlaayırmıştır. O’nun yolunda ilerleyen hidayetibulmuştur. O’nun yolundan çıkan da sapıtmış vehaddini aşmıştır. Allah O’na, diğer rasullere venebilere salat ve selam eylesin.145 İnsanın, peygambere ihtiyacını şu şekildeözetleyebiliriz: 1- O, yaratılmış ve yetiştirilmiş bir insandır.Mutlaka yaratıcısını tanıması, ondan ne istediğini veniçin yaratıldığını bilmesi gerekir. İnsan tek başınabunu bilemez. Bunun için, nebileri ve rasulleribilmesinin ve onların getirdiği hidayet ve nurubilmesinin dışında bir yol yoktur. 2- İnsan, beden ve ruhtan oluşmuştur. Bedeningıdası, bulabildiği yiyecek ve içecektir. Ruhungıdasını ise, yaratıcısı belirlemiştir. Bu da, doğru dinve salih ameldir. Nebiler ve rasuller doğru dinigetirmiş ve salih amele yönlendirmiştir.145 Kâide fi Vücûbil İtisâm bir Risâle / Şeyhulislam İbniTeymiyye. Bkz. Mecmûul Fetâvâ (19/99-102), Bkz.Levâmiul Envâr El-Behiyye (2/261-263)
    • 85 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym 3- İnsan, fıtratı gereği dine ihtiyaç duyar.mutlaka uyacağı bir dini olmalıdır. Bu din de,mutlaka doğru olmalıdır. Nebilere ve rasullereinanmanın, onların getirdiğine iman etmenin dışındadoğru dine götürecek bir yol yoktur. 4- İnsan; dünyada Allah’ın rızasına, ahirette decennetine ve nimetine ulaştıracak yolu bilmeyemuhtaçtır. Ancak nebiler ve rasuller bu yola yöneltirve yönlendirir. 5- İnsanın kendisi zayıftır. Ve bir çok düşmanonu gözetlemektedir. Şeytan onu yoldan çıkarmakister. Kötü arkadaşlar ona çirkini güzel gösterir.Kötülüğü emreden bir nefis vardır. Bu nedenle o,kendisini düşmanlarının tuzağından koruyacak birşeye muhtaçtır. Nebiler ve rasuller, buna yöneltir vebunu ona en güzel şekilde açıklar. 6- İnsan, yaratılışı gereği medenidir. İnsanlarlabir arada bulunmasının ve onlarla birlikteyaşamasının mutlaka bir takım kuralları olmalıdır kiinsanlar adaleti ve hakkı gözetsinler. Değilsehayatları, orman hayatı gibi olur. Bu kurallar aşırıyakaçmadan ve ihmal etmeden her hak sahibininhakkını korumalıdır. Bu kapsamlı kuralları da ancaknebiler ve rasuller getirir. 7- İnsan; nefsi açıdan huzur ve güvenliğisağlayacak gerçek mutluluk faktörlerine onuyönlendirecek şeyleri bilmeye muhtaçtır. İşte bu,nebilerin ve rasullerin yönlendirdiği şeydir. İnsanların, nebilere ve rasullere ihtiyacınıaçıkladıktan sonra ahireti zikretmemiz ahirete işaret
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 86eden delilleri ve kanıtları açıklamamız uygunolacaktır. Ahiret Her insan, kaçınılmaz olarak öleceğini kesinliklebilir. Fakat ölümden sonraki hali ne olacaktır? Mutlumu yoksa mutsuz mu olacaktır? Milletlerin vehalkların bir çoğu, öldükten sonra yenidendiriltileceklerine, yaptıkları üzerine hesabaçekileceklerine ve yaptıkları hayırsa hayır, şerse şerbulacaklarına inanır.146 Bu olayı, yani yenidendirilmeyi ve hesaba çekilmeyi, sağlıklı akıllar onaylarve ilahi şeriatlar destekler. Bu inanç şu üç temelüzerine kurulmuştur: 1- Allah Subhanehu’nun ilminin, kusursuzolduğunu onaylama. 2- Allah Subhanehu’nun kudretinin kusursuzolduğunu onaylama. 3- Allah Subhanehu’nun hikmetinin kusursuzolduğunu onaylama.147 Öldükten sonra yeniden dirilmeyi ispat etmedenakli ve akli deliller birbirini desteklemektedir. Budelillerden bazıları şu şekildedir. 1- Göklerin ve yerin yaratılışını ölüleri diriltmeyedelil olarak getirmek. Allah Teâlâ şöyle buyurur:146 Bkz. El-Cevâbus Sahih (4/96)147 Bkz. El-Fevâid / İbnul Kayyım (sf.6-7)
    • 87 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym(Peki, göklerle yeri yaratmış ve onlarıyaratmaktan dolayı yorulmamış olan Allah’ın,ölüleri diriltmeye de kadir olduğunu görmezlermi? Evet, muhakkak ki O, her şeye gücüyetendir.)148 Ve şöyle buyurur: (Göklerle yeriyaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir değilmidir? Evet. Ve O, biricik yaratandır, her şeyi eniyi bilendir.)149 2- Allah’ın; mahlukâtı, daha önce bir benzeriolmadan yaratmasındaki kudretini tekrar bir kezdaha yaratma kudretine delil olarak getirmek.Yoktan var etmeye gücü yetenin tekrar yaratmayadaha çok gücü yeter. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Yaratıkları ilkin yoktan var eden sonra da onutekrar iade eden O’dur. Ve bu O’na göre dahakolaydır.)150 Ve şöyle buyurur: (Kendi yaratılışınıunutarak Bize bir misal getirip dedi ki:"Çürümüş kemikleri kim diriltecektir?" De ki: "O,her türlü yaratmayı en iyi bilendir.")151 3- İnsanın, bu eksiksiz şekliyle; organlarıyla vegücüyle; etten ve kemikten, damarlardan vesinirlerden, açıklıklardan ve aletlerden, bilgilerdenve iradelerden, üretimlerden oluşan nitelikleriyle engüzel biçimde yaratılması, Allah’ın ölüleri diriltmekudretine en büyük delil teşkil eder.148 46/el-Ahkaf/33149 36/Yâsin/81150 30/er-Rum/27151 36/Yasin/78-79
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 88 4- Dünya hayatında ölüleri diriltmeyi AllahSubhanehu’nun ahirette ölüleri diriltme kudretinedelil getirmek. Allah’ın, peygamberlerine indirdiğiilahi kitaplarda bununla ilgili haberler gelmiştir.Ölülerin –Allah’ın izniyle- İbrahim aleyhisselam veİsa aleyhisselam tarafından diriltilmesi ve benzeri birçok haber bunlardandır. 5- Allah’ın yeniden diriltmeye ve bir arayatoplamaya benzeyen olaylardaki kudretini, ölüleridiriltme kudretine delil getirmek. Bu olaylardanbazıları şöyledir: a- Allah’ın ihsanı bedenin her bölgesindedağılmış durumda bulunan bir damla menidenyaratması. Bu nedenle bütün organlar cinsel ilişkininzevkine ortak olur. Allah bu meni damlasını bedeninher köşesinden toplayarak bir araya getirir. Sonra odamla çıkar ve rahme yerleşir. Allah ondan insanıyaratır. Bu parçalar ayrı iken onları bir arayatoplayan ve ondan da o şahsı oluşturanın, buparçalar ölüm ile tekrar ayrılınca onları yenidentoplayıp bir araya getirmesi nasıl imkansız olabilir?Allah azze ve celle şöyle buyurur: (Söyleyinöyleyse döktüğünüz meni nedir? Onu siz miyaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?)152 b- Her çeşidiyle bitki tohumları ıslak toprağadüşünce ve üzerini toprak ve su kaplayınca, aklibakışa göre çürümesi ve bozulması gerekir. Çünküsu ve topraktan biri çürümenin gerçekleşmesi için152 56/el-Vakıa/58-59
    • 89 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymyeterlidir. İkisi birlikte olunca çürümenin olması dahaevladır. Fakat o tohum bozulmaz. Bilakis korunmuşolarak kalır. Sonra rutubet artınca tohum yarılır veondan bitki çıkar. Peki bu, kusursuz bir kudrete vekapsamlı bir hikmete işaret etmez mi? Bu kudret vehikmet sahibi ilah, parçaları birleştirmekten veorganları yerleştirmekten nasıl aciz olur? AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Şimdi bana ektiğinizi haberverin. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitirenbiz miyiz?)153 Bunun bir benzeri de Allah Teâlâ’nınşu ayetidir: (Sen yeryüzünü kupkuru ve ölü birhalde görürsün. Fakat biz, üzerine yağmurindirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve herçeşitten iç açıcı bitkiler verir.)154 6- Her şeyi bilen, kudret ve hikmet sahibiyaratıcı, mahlukatı boş yere yaratmaktan ve başıboş bırakmaktan münezzehtir. Allah celle celaluhuşöyle buyurur: (Göğü, yeri ve ikisi arasındakileribiz boş yere yaratmadık. Bu, inkar edenlerinzannıdır. Vay o inkar edenlerin ateştekihaline!)155 Bilakis onları büyük bir hikmet ve yüce biramaç için yaratmıştır. Şöyle buyurur: (Ben cinlerive insanları ancak, bana kulluk etsinler diyeyarattım.)156 Bu ilahın katında kendisine itaat edenlekendisine isyan edenin eşit olması O’na yakışmaz.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Yoksa biz, iman edip153 56/el-Vakıa/63-64154 22/el-Hacc/5155 38/S’ad/27156 51/ez-Zariyat/56
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 90de iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculukyapanlar gibi mi tutacağız? Veya korkanlarıyoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?)157 Bunedenle, hikmetinin kusursuzluğu ve karşı konulmazgücünün büyüklüğü gereği; her insana amelininkarşılığını vermek; iyilik yapanı sevaplandırmak,kötülük yapana azap etmek için Kıyamet günüinsanları yeniden diriltir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Allah’ın gerçek bir va’di olarak hepinizindönüşü ancak O’nadır. Çünkü O, mahlukatı önceyaratır, sonra da iman edip iyi işler yapanlaraadaletle mükafat vermek için (huzuruna) geriçevirir. Kafir olanlara gelince, inkar etmekteoldukları şeylerden ötürü onlar için kaynarsudan bir içki ve elem verici bir azap vardır.)158 Ahiret gününe ve öldükten sonra yenidendirilmeye inanmanın, fert ve toplum üzerinde bir çoketkisi vardır. Bu etkilerden bazıları şu şekildedir: 1- İnsanın bu günün mükafatını arzulayarak,Allah’a itaate gayret etmesi ve bu günün cezasındankorkarak O’na isyandan uzak durmasıdır. 2- Ahiret gününe imanda; mü’min, ahiretnimetlerini ve mükafatını umarak kaçırdığı dünyanimetleri ve dünya malı için teselli bulur. 3- İnsan, ahiret gününe inanmakla, ölümdensonra ne olacağını bilir. Amelinin karşılığını; iyi ise157 38/Sâd/28158 10/Yunus/4, Geçen konular için bkz. “El-Fevâid” /İbnul Kayyım (sf. 6,9), “Et-Tefsirul Kebir” / Er-Râzi(2/113-116)
    • 91 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymiyi, kötü ise kötü bulacağını, hesaba çekilmek içindurdurulacağını, kendisine zulmedenden hakkınınalınacağını, kendisinden de zulmettiği ve haklarınıçiğnediği kişilerin haklarının alınacağını bilir. 4- Allah’a ve ahiret gününe iman, insanlık içingüvenliğin azaldığı ve savaşların hiç bitmediği birzamanda barış ve güvenlik sağlar. Çünkü Allah’a veahiret gününe inanmak; insanı, gizli ve aşikarhallerinde kötülüğünü başkalarından geri tutmayazorlar. Hatta, kalbinde gizlediğine işleyerek –şayetvarsa- kötü niyeti doğmadan yok eder. 5- Ahiret gününe inanmak; insanı başkalarınazulmetmekten ve haklarını çiğnemekten alıkoyar.İnsanlar ahiret gününe inanınca birbirlerinezulmetmekten uzak olurlar ve hakları korunur. 6- Ahiret gününe inanmak; insanın dünyaya,hayatın tümü olarak değil, bilakis hayatınaşamalarından biri olarak bakmasını sağlar. Bu bölümün sonunda kilisede çalışırkenMüslüman olan ve ahiret gününe imanın meyvesinigören Amerikalı Hıristiyan Win Betin şu sözünüşahit olarak zikretmemiz uygun olacaktır. Şöyle der:“Şimdi ben, hayatımı meşgul eden şu dört sorununcevabını biliyorum: Ben kimim? Ne istiyorum? Niçingeldim? Nereye gidiyorum?”159 Peygamberlerin Davetinin159 Mecelletud Davetis Suudiyye, Sayı: 1722 Tarih:19.09.1420 Hicri (sf. 37)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 92 Asılları Bütün nebiler ve rasuller, genel asıllara davettebirleşmiştir.160 Bu asıllardan bazıları şu şekildedir:Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine,ahiret gününe, hayır ve şerri ile kadere iman. Tek veortağı olmayan Allah’a ibadeti, O’nun yoluna uymayıve aykırı yollara uymamayı emretmek; dört şeyi;gizli ve aşikar kötülükleri, günahı, haksız yerezulmetmeyi, Allah’a ortak koşmayı ve putlara ibadetetmeyi haram kılmak... Eşi ve çocuğu, ortağı, dengive benzeri olmaktan Allahı tenzih etmek; Allahhakkında gerçeğin dışında konuşmayı yasaklamak;çocukları öldürmeyi haram kılmak, haksız yere canakıymayı haram kılmak, faizi ve yetim malı yemeyiyasaklamak, anlaşmalarda, ölçü ve tartıdagüvenilirliği; anne-babaya iyiliği, insanlar arasındaadaleti, sözde ve davranışta doğruluğu emretmek,israfı, büyüklenmeyi ve insanların malını haksız yereyemeyi yasaklamak. İbnu’l Kayyım 161 rahimehullahşöyle der: “Aralarında farklılıklar olsa da şeriatlarınhepsi asıllarda birleşir ve güzelliği akıllara yerleşir.Gerçekte olduğundan başka şekilde olsaydı hikmet,160 Şu surelerin belirtilen ayetlerinde, bu genel asıllaraişaret edilmiştir: 2/el-Bakara/285,286; 6/el-Enam/151,153; 7/el-Araf/33; 17/el-İsra/23,38161 Muhammed b. Ebi Bekr b. Eyyub Ez-Zeri. Hicri 691yılında doğdu ve 751 yılında vefat etti. İslam alimlerininbüyüklerindendir. Çok değerli eserleri vardır.
    • 93 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymmaslahat ve rahmetin dışına çıkardı. Daha da ötesi,getirdiğinin tersine bir şekilde olması imkansızdır.(Eğer hak, onların kötü istek ve arzularınauysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlardabulunanlar bozulur giderdi.)162 HakimlerHakimi’nin şeriatının onda var olanın aksi ilereddedilmesini akıl sahibi nasıl olur da mümküngörebilir?”163 Bu nedenle, peygamberlerin dini bir idi. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Ey peygamber! Temiz olanşeylerden yeyin ve salih amel işleyin. Ben sizinyaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim. Şüphesiz buinsanlar bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir.Ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bendensakının.)164 Ve şöyle buyurur: (“Dini ayakta tutunve onda ayrılığa düşmeyin” diye Nuh’a tavsiyeettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim’e, Musa’yave İsa’ya tavsiye ettiğimizi Allah size de dinkıldı.)165 Daha da ötesi din ile amaçlanan; kulların,kendisi için yaratıldıkları, tek ve ortağı olmayanRablerine ibadete ulaşmalarıdır.166 Onlar için, yerine162 23/el-Mü’minun/71163 Miftahu Dâri’s Seâde (2/383). Bkz. El-Cevâbu’s Sahihli Men Bedelde Dine’l Mesih (4/322) ve Levâmiu’l Envâr;es-Sefârini (2/263)164 23/el-Mü’minun/51-52165 42/eş-Şura/13166 Mecmûul Fetâvâ / Şeyhulislam İbni Teymiyye (2/6)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 94getirmeleri gereken haklar koyar ve görevler belirler.Onları, bu amaca ulaştıracak araçlarla destekler. Kulu paramparça yapmayan; kulun kişiliğine;fıtratı, ruhu ve çevresindeki kainat arasındaçatışmaya götürecek bir şizofreni hastalığı isabetettirmeyen ilahi bir metoda uygun olarak dünya veahiret mutluluğunu ve Allah rızasınıngerçekleşmesini sağlar. Bütün peygamberler ilahidine çağırır. Bu din, insanlığa iman edeceği birinanç esası ve hayatı boyunca üzerinde yürüyeceğibir şeriat sunar. Bu nedenle Tevrat, inançtan veşeriattan oluşuyordu. Mensupları, onun hükmünebaşvurmakla sorumlu tutulmuştu. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Biz, içinde doğruya rehberlik ve nurolduğu halde Tevrat’ı indirdik. Kendilerini(Allah’a) vermiş peygamberler onunlaYahudilere hükmederlerdi. Allah’ın kitabınıkorumaları kendilerinden istendiği için Rablerineteslim olmuş zahitler ve bilginler de...) 167 Sonra;içinde hidayet ve nur olan, kendinden öncekiTevrat’ı tasdik eden İncil ile birlikte İsa aleyhisselamgeldi. Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (Kendindenönce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarakpeygamberlerin izleri üzerine, Meryem oğluİsa’yı ardından gönderdik. Biz O’na içindehidayet ve nur olan İncil’i verdik.) 168 Daha sonra,Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, kendinden167 5/el-Maide/44168 5/el-Maide/46
    • 95 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymönceki şeriatlara egemen olan ve onların hükmünüortadan kaldıran son şeriatı ve eksiksiz dini getirdi.Allah O’na, kendinden önceki kitapları tasdik edenKur’ân’ı verdi. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Biz sanada Kitabı hak ile, kendinden önce indirilenkitapları doğrulayıcı ve onlara karşı bir şahitolmak üzere indirdik. O halde aralarında Allah’ınindirdiği ile hükmet. Sana gelen hakkı bırakıponların heveslerine uyma!) 169 Ve Allah Subhanehuve Teâlâ; Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem veberaberlerindeki mü’minlerin geçmiş nebilerin verasullerin iman ettiği gibi O’na iman ettiğini açıkladı.Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (O peygamber,kendisine Rabbinden indirilene iman etti.Mü’minler de. Onların her biri, Allah’a,meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı.“Allah’ın peygamberlerinden hiçbiri arasındaayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimizaffına sığındık! Dönüş sanadır” dediler. )170 Ölümsüz Çağrı•169 5/el-Maide/48170 2/el-Bakara/285 Daha geniş bilgi için bkz. "Er-Rahikul Mahtûm" /Safiyyurrahman El-Mubarekfûri
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 96 Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik, Zerdüştlük veçeşitli putperestlikler gibi dinlerin durumunusunduğumuz geçmiş bölümler; insanlığın, miladialtıncı yüzyıldaki halini açıklamaktadır.171 Dinbozulmuş; siyasi, toplumsal ve ekonomik durumlarbozulmuş... Kanlı savaşlar yayılmış, baskı ortayaçıkmış... İnsanlık tam bir zifiri karanlığın içindeyaşamakta... Küfür ve cehalet nedeniyle kalplerkararmış, ahlak kirlenmiş, namuslar lekelenmiş vehaklar çiğnenmiş, karada ve denizde bozgunculukbaş göstermiş... Öyle ki akıllı bir kimse düşünse;Allah, insanlığın yolunu aydınlatmak ve onları doğruyola yönlendirmek için peygamberlik ve hidayetmeşalesini taşıyan yüce bir reformcu ile imdadınayetişmezse o dönemde insanlığın ölmek üzereolduğunun ve çöküş alametlerinin görüldüğününfarkına varır. İşte o zaman, Yüce Beyt’in bulunduğuMekke-i Mükerreme’den ebedi peygamberliknurunun doğmasına izin verdi. Mekke ortamı; şirk,cehalet, zulüm ve baskı bakımından diğer insanlıkçevrelerinin bir benzeri idi. Bununla birlikte diğerçevrelerden birçok yönüyle ayrılmaktaydı.Bunlardan bazıları şu şekildedir: 1. Yunan, Roma ve Hint felsefelerininşüphelerinden etkilenmemiş saf bir çevre idi.Fertlerini ağırbaşlılık, parlak zihin ve yaratıcı kişilikledonatıyordu.171 Bu kitaptaki, "Geçmiş Dinlerin Durumu" bölümünebakınız.
    • 97 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym 2. Dünyanın tam ortasında bulunmaktadır.Avrupa, Asya ve Afrika’nın ortasında bir yerdedir.Bu, ebedi çağrının kısa zamanda bu kıtalaraulaşmasında ve hızla yayılmasında önemli bir etkenolmuştur. 3. Güvenli bir beldedir. Ebrehe işgal etmekistediği zaman Allah onu korumuştur. Fars ve Rumgibi komşu imparatorluklar onu yönetimi altınaalamamıştır. Bilakis, kuzeye ve güneye ticareti dahigüvende olmuştur. Bütün bunlar, bu şereflipeygamberin gönderişine hazırlık idi. Allah, Mekkeehline bu nimeti hatırlatarak şöyle buyurmuştur: (Bizonları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyinürünlerinin toplanıp getirildiği, güvenli,dokunulmaz bir yere (Mekke-i Mükerreme’ye)yerleştirmedik mi?)172 4. Çöl çevresi idi. Bu da; cömertlik, komşuyukoruma, namusuna duyarlılık ve benzeri övgüyelayık niteliklerden bir çoğunu korumuştu. Buözellikler onu, ebedi çağrı için en uygun yer olmayalayık kılmıştı. Allah; bu yüce mekandan; güzelkonuşması, belâğâtı ve güzel ahlakı ile ünlenenşeref ve üstünlük sahibi Kureyş kabilesinden;nebilerin ve rasüllerin sonuncusu olmak üzerepeygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’iseçti. Miladi altıncı yüzyılda, yaklaşık 570 yılındadünyaya geldi. Yetim olarak büyüdü. Sonra annesive dedesi öldü. O zaman altı yaşındaydı. Amcası172 28/el-Kasas/57
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 98Ebu Talip bakımını üstlendi. Yetim olarak büyüdü.Üzerinde üstünlük alametleri görülüyordu.Alışkanlıkları, ahlakı ve özellikleri kavmininadetlerinden farklı idi. Konuşmasında yalansöylemez, kimseye eziyet etmezdi. Doğruluk, iffet vegüvenilirlikle tanındı. Öyle ki; kendi kavmine mensupbir çok kişi değerli mallarını Ona emanet ediyor,Ona bırakıyordu. O da, kendi malını ve canını korurgibi onları koruyordu. Bu, onların kendisini “el-emin/güvenilir insan” olarak adlandırmalarına yol açtı.Hâyâ sahibi idi. Buluğa erdiğinden beri kimseyebedenini çıplak olarak göstermemişti. Temiz vetakvâlı idi. Kavminde gördüğü putlara ibadet, içkiiçme, kan dökme gibi durumlar ona acı veriyordu.Kavminin işlerinden razı olduğuna onlarla birliktekatılıyordu. Arsızlık ve günahkarlık hallerindeonlardan uzaklaşıyordu. Yetimlere ve dullara yardımediyor, açları doyuruyordu... Yaşı kırkayaklaştığında çevresindeki kötülüğe tahammülükalmamıştı. Bütün vaktini Rabbine ibadete vermeyeve O’ndan, kendisini doğru yola iletmesini istemeyebaşladı. O, bu hal üzere iken, meleklerden bir melekRabbinden kendisine vahiy getirdi. Bu dini insanlarailetmesini, Rablerine ibadete ve O’nun dışındakişeylere ibadeti terk etmeye çağırmasını emretti. Buçağrı günden güne, yıldan yıla sürdü. SonundaAllah, insanlık için bu dini kemale erdirdi veüzerlerine nimeti bütünüyle tamamladı. Rolütamamlanınca Allah O’nu vefat ettirdi. Ölümü anındaaltmış üç yaşındaydı. Kırk yıl peygamberlikten önce,
    • 99 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymyirmi üç yıl da nebi ve rasul olarak yaşamıştı.Peygamberlerin hallerini inceleyen ve tarihleriniokuyan kesin olarak şunu bilir ki; peygamberlerdenher birinin peygamberliğinin sabit olduğu yollaMuhammed sallallahu aleyhi ve sellem’inpeygamberliğinin de sabit olması daha evladır.Musa ve İsa aleyhisselam’ın peygamberliklerininnasıl nakledildiğini araştırınca, tevatür yoluylanakledildiğini bilirsin. Muhammed sallallahu aleyhive sellem’in peygamberliğinin nakledildiği tevatüryolu; daha büyük ve daha sağlam, zamanbakımından daha yakındır. Yine mucizelerinin ve delillerinin nakledildiğitevatür şekli de aynıdır. Bilakis bu, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’e gelince daha büyüktür.Çünkü O’nun mucizeleri daha çoktur. Mucizelerininen büyüğü de yazılı ve sesli olarak tevatür yoluylahâlâ nakledilmekte olan bu Yüce Kur’ân’dır. Musa aleyhisselam ve İsa aleyhisselam’ıngetirdikleri ile Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in getirdiği doğru inancı, sağlam hükümleri vefaydalı ilimleri karşılaştıran onların hepsinin birkaynaktan, peygamberlik kaynağından çıktığınıanlar. Peygamberlere uyanların halleri ile Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’e uyanların hallerinikarşılaştıran onların insanlar için en hayırlı insanlarolduğunu bilir. Daha da ötesi onlar, peygamberlereuyanlar arasında kendilerinden sonrakilere etkibakımından en büyüktürler. Tevhidi ve adaleti
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 100yaymışlardır. Güçsüzlere ve fakirlere rahmetidiler.173 Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’inpeygamberliğine delil olarak getirilebilecek daha çokşey istiyorsan sana Ali b. Rabban et-Taberi’ninHıristiyanken bulduğu ve Müslüman olmasına sebepolan delilleri ve alametleri aktarayım. Bu delillerşunlardır: 1- Bütün peygamberlerin yaptığına uygunolarak yalnızca Allah’a ibadete ve O’nundışındakilere ibadeti terk etmeye çağırmıştır. 2- Ancak Allah’ın peygamberleriningetirebileceği apaçık mucizeler göstermiştir. 3- Gelecekte olacak olaylar bildirmiş ve buolaylar bildirdiği gibi olmuştur. 4- Dünya ve dünya devletleri ile ilgili bir çok olaybildirmiş ve bunlar bildirdiği gibi gerçekleşmiştir. 5- Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ingetirdiği kitap –Kur’ân- peygamberlik mucizelerindenbiridir. Çünkü o, en beliğ kitaptır. Allah onuokumayan ve yazmayan ümmi bir kişiye indirmiş vebir benzerini ya da ondan bir surenin bir benzerinigetirmeleri konusunda en düzgün konuşan insanlarameydan okumuştur. Ve çünkü Allah; onunkorunmasını üstlenmiş, onunla doğru inancı173 Bkz. "Mecmûul Fetâvâ" / Şeyhulislam İbni Teymiyye(4/201,211), "İfhâmul Yehûd" / Samuel El-Mağribi (sf.58,59)
    • 101 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymkorumuştur. En kusursuz şeriatı onun içineyerleştirmiş ve onunla en üstün ümmeti kurmuştur. 6- O, peygamberlerin sonuncusudur. Şayetgönderilmemiş olsaydı, O’nun gönderileceğinimüjdeleyen peygamberlerin peygamberlikleri batılolurdu. 7- Peygamberler; ortaya çıkmasından çok uzunsüre önce O’nu haber vermişlerdir. Peygamberolarak gönderilişini, beldesini, milletlerin ve krallarınO’na ve ümmetine boyun eğeceğini tanımlamışlarve dininin yayılacağını belirtmişlerdir. 8- O’nunla savaşan milletlere karşı zaferkazanması peygamberliğin işaretlerinden biridir.Çünkü yalancı bir şahsın, Allah tarafındangönderilmiş bir peygamber olduğunu öne sürmesive sonra da Allah’ın O’nu zafer ve hükümranlıkla,düşmanlarına karşı üstünlükle, davetinin yayılmasıve taraftarlarının çoğalmasıyla desteklemesikesinlikle imkansızdır. Çünkü bu, ancak doğruyusöyleyen bir peygamberin eliyle gerçekleşebilir. 9- İbadet hayatı, iffeti, doğruluğu, övgüye layıkyaşantısı, sünnetleri ve şeriatı; bütün bunlar ancakbir peygamberde toplanabilir. Doğru yolu bulan bu insan, bu delilleri saydıktansonra şöyle der: “Bunlar, parlak nitelikler ve yeterlidelillerdir. Bunları taşıyanın peygamberliği kesindir.O’nu doğrulamak vaciptir. Bunları reddedenin ve
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 102inkar edenin çabası boşa gitmiştir, dünya veahiretini zarara uğratmıştır.”174 Bu bölümün sonunda sana iki şahitliksunacağım. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemile aynı çağda yaşamış olan geçmişteki Rumkralının şahitliği ve bu çağda yaşayan İngilizmisyoner John Sentin şahitliği... Birinci şahitlik: Herakl’ın şahitliği. Buharirahimehullah, Ebu Süfyan b. Harb’in Rum Kralıkendisini çağırdığındaki kıssasını zikrederek şöylebuyurur: “Ebu’l Yemân el-Hakem b. Nâfi’; kendisineŞuayb’ın Zühri’den bildirdiğini, ona da Ubeydullah b.Abdullah b. Utbe b. Mes’ud’un Abdullah b.Abbas’tan şunu haber verdiğini bildirir: Ebu Süfyanb. Harb, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’inEbu Süfyan ve Kureyş kafirleri ile sulhta 175 olduğudönemde, Kureyş’ten bir grup ile Şam’da ticaret içinbulunurlarken Herakliyus’un kendisine habergönderdiğini anlatır. İlye’delerken176 onlara habergelir. Herakliyus onları meclisine çağırır. EtrafındaRum büyükleri vardır. Onları çağırır ve sonratercümanını getirtir. Şöyle der: “Peygamber174 Ed-Din ve’d Devle fi İsbâti Nübüvveti NebiyyinâMuhammed sallallahu aleyhi ve sellem / Ali b. Rabben et-Taberi (sf. 47) Bkz. El-İ’lâm / el-Kurtubi (sf. 362 vesonrası)175 Yani Hudeybiye Sulhu döneminde ki, bu sulhun süresion yıldır ve hicretin altıncı yılında yapılmıştır. Bkz. Fethu’lBâri (sf. 34)176 Şamda bir belde
    • 103 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymolduğunu zanneden şu adama nesep bakımındanhanginiz daha yakın?” Ebu Süfyan der ki: “Onlarınnesep bakımından en yakını benim” dedim. Dedi ki:“Onu bana iyice yaklaştırın, arkadaşlarını da onunarkasında kalacak şekilde yakına getirin.” Sonratercümanına dedi ki: “Onlara söyle, ben şuna, opeygamber olduğunu zanneden kimse hakkındasoracağım. Eğer cevaplarında bana yalansöylemeye kalkarsa, onu yalanlasınlar!” Ebu Süfyander ki: “Allaha yemin olsun ki, eğer beni yalancılığanispet ederler korkusu olmasaydı, cevaplarımsırasında yalan söylerdim. Sonra bana sorduğu ilksoru şuydu: “Onun aranızdaki nesebi nasıldır?”dedi. Ben; “O, aramızda asil bir nesebe sahiptir”dedim. “Bu sözü ondan önce hiç sizden biri söyledimi?” dedi. “Hayır” dedim. “Onun ecdadı arasındakral var mıydı?” dedi. “Hayır” dedim. “Ona insanlarıneşraf takımı mı tabi oluyor yoksa zayıflar takımı mı?”dedi. “Bilakis, zayıflar takımı” dedim. “Artıyorlar mıyoksa eksiliyorlar mı?” dedi. “Bilakis, artıyorlar”dedim. “Dine girdikten sonra hoşnutsuzlukladininden vazgeçen (irtidad eden) oldu mu?” dedi.“Hayır” dedim. “O söylediğini (peygamber olduğunu)söylemeden önce onu yalancılıkla suçluyormuydunuz?” dedi. “Hayır” dedim. “Anlaşmasınaaykırı davranıyor mu?” dedi. “Hayır; ancak,aramızda bir sulh var, bu esnada ne yapacakbilmiyoruz!” dedim ve Allaha yemin olsun okonuşmamız esnasında, (aleyhte) bundan başka birşey söyleme imkanı bulamadım. “Onunla savaştınız
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 104mı?” dedi. “Evet” dedim. “Onunla savaşınız nasıldı?”dedi. “Savaş bizimle onun arasında münavebelidir;o bize hasar verir, biz ona hasar veririz” dedim.“Size neyi emrediyor?” dedi. “Yalnızca Allah’a ibadetedin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın, atalarınızınsöylediği şeyi terk edin, diyor. Bize namazı,sadakayı, iffeti ve sıla-i rahmi emrediyor” dedim.Sonra tercümanı aracılığıyla dedi ki: “Sana onunnesebini sordum. Onun aranızda asil bir nesebesahip olduğunu söyledin. İşte peygamberler deböyledir, kavimleri içerisinde nesepliler arasındangönderilir. Sana, “Sizden hiç kimse bu sözü söyledimi?” diye sordum. Söylemediğini belirttin. Ben dederim ki: ”Şayet ondan önce biri bu sözü söyleseydi,“kendisinden önce söylenen bir sözü örnek alan biradam” derdim.” Sana ecdadı arasında kral olupolmadığını sordum. Olmadığını belirttin. Derim ki:“Eğer ecdadı arasında bir kral olsaydı, “ecdadınınkraliyetini arayan bir adam” derdim.” Sana,“Söylediğini (peygamber olduğunu) söylemedenönce onu yalanla suçlar mıydınız?” diye sordum.Suçlamadığınızı belirttin. Böylece anladım ki o,insanlar adına yalan söylemeyi bırakıp Allah adınayalan söyleyecek biri değildir. “İnsanların eşraftakımı mı ona uyuyor yoksa zayıf takımı mı?” diyesordum. Onların zayıf takımının ona uyduğunubelirttin. İşte onlar peygamberlere uyanlardır.“Artıyorlar mı yoksa eksiliyorlar mı?” diye sordum.Onların arttığını belirttin. Tamamlanıncaya kadariman işi işte böyledir. “Dine girdikten sonra hoşnut
    • 105 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymolmayarak dininden dönen oldu mu?” diye sordum.Olmadığını söyledin. İmanın sevinci kalplerekarışınca işte böyle olur. “Anlaşmasına aykırıdavranıyor mu?” diye sordum. “Hayır” dedin. İştepeygamberler de böyledir, anlaşmalarına aykırıdavranmazlar. Size neyi emrettiğini sordum. Size;Allah’a ibadet etmenizi ve O’na hiçbir şeyi ortakkoşmamanızı emrettiğini, putlara ibadetten sizisakındırdığını; namazı, sadakayı ve iffeti emrettiğinisöyledin. Şayet söylediğin gerçekse, mülkü buayaklarımın bulunduğu yere kadar ulaşacak. Onunçıkacağını biliyordum ama sizden olacağınızannetmiyordum. Eğer, ona kavuşabileceğimdenemin olsam karşılaşmayı çok isterdim. Yanındaolsaydım, ayaklarını yıkardım.” Sonra, Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem’in Dıhyetu’l Kelbi ileBasra hakimine gönderdiği mektubu getirtti ve onuokuttu. Mektupta şöyle diyordu: “Rahman ve Rahimolan Allah’ın adıyla. Allahın elçisi MuhammeddenRumun büyüğü Herakliyusa. Selam hidayete tabiolanlara olsun. Bundan sonra… Seni İslamaçağırıyorum. İslama gir, selameti bul! Allah da ecriniiki kat versin. Yüz çevirirsen, bütün tebeanın günahıüzerine olsun. “Ey Ehl-i Kitap! Sizinle bizimaramızda ortak olan bir söze gelin: “Allahtanbaşkasına ibadet etmeyelim. Ona hiçbir şeyi ortakkoşmayalım, Allahı bırakıp da birbirimizi Rabb
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 106edinmeyelim.” Eğer onlar yüz çevirirse siz, "Şahitolun, biz Müslümanlarız” deyin.”177 İkinci şahitlik: Bu çağda yaşayan İngilizmisyoner John Sent’in şahitliği... Şöyle der: "İslam’ınfert ve topluma hizmetteki ilkelerinin ayrıntılarını,toplumu eşitlik ve birlik temelleri üzerine kurmadakiadaletini uzun bir süre inceledikten sonra kendimi,bütün aklım ve ruhumla hızla İslam’a doğru gidiyorbuldum. O gün, Allah Subhanehu’ya İslam’açağıran, her yerde İslam’ın hidayetini müjdeleyenbiri olacağıma dair söz verdim." O, bu kesin inancaHıristiyanlığı okuduktan ve onda iyice derinleştiktensonra ulaştı. Hıristiyanlığın; insanların yaşantısındadolaşan bir çok soruya cevap vermediğini gördü.Aklına şüpheler gelmeye başladı. Sonra Komünizmive Budizm’i inceledi. Onlarda da aradığını bulamadı.Sonra İslam’ı inceledi ve onda derinleşti. İslam’ainandı ve ona çağırdı.178 Peygamberliğin Sona Erdirilmesi Peygamberliğin gerçeği, ölçütleri ve işaretleri,peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve177 Buhari; Kitabu Bed’il Vahy, Bâb no: 1178 Ed-Dinu’l Fıtri el-Ebedi; Mübeşşir et-Tırâzi el-Hüseyni(2/319)
    • 107 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymsellem’in peygamberliğinin delilleri geçenbölümlerde açıklandı. Peygamberliğin sonaerdirilmesini konuşmadan önce, Allah Subhanehuve Teâlâ’nın aşağıdaki sebeplerden biri dışında elçigöndermediğini mutlaka bilmelisin: 1- Peygamberin mesajının bir kavme hasolması ve o elçinin, mesajını komşu milletlereiletmekle emrolunmaması. Bu nedenle Allah, diğerbir ümmete özel bir mesaj ile başka bir elçi gönderir. 2- Önceki peygamberin mesajının silinmişolması. Böylece Allah, insanlara dinleriniyenileyecek bir peygamber gönderir. 3- Önceki peygamberin şeriatının kendi zamanıiçin geçerli olması ve daha sonra gelecek zamanlariçin uygun olmaması. Bunun üzerine Allah, zamanave mekana uyan bir şeriat ve mesaj gönderir. AllahSubhanehu hikmeti gereği, Muhammed sallallahualeyhi ve sellem’i yeryüzü ehli için genel, herzamana ve her mekana uygun bir mesajlagöndermiştir. İnsanların yaşadığı canlı bir mesajolarak ve değişiklik ve tahrif şüphelerinden arınmışolarak kalması için bu mesajı değiştirilmeye vebozulmaya uğramaktan korumuştur. Bu nedenle;Allah onu, çağrıların/ risaletlerin en sonuncusuyapmıştır.179179 Geçen konular için bkz. "El-Akidetut Tahaviyye" (sf.156), "Levâmiul Envâr El-Behiyye" (2/269,277),"Mebâdiul İslam" (sf. 64)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 108 Allah’ın, Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’e verdiği ayrıcalıklardan biri de O’nun,peygamberlerin sonuncusu olmasıdır ve O’ndansonra peygamber yoktur. Çünkü Allah, O’nunlaçağrılarını tamamlamıştır. Şeriatları sonlandırmış vebinayı tamamlamıştır. O’nun peygamber olarakgelmesiyle İsa aleyhisselam’ın müjdesigerçekleşmiş oldu. Şöyle demişti: “Bina yapanlarınkabul etmediği ve sonunda köşe başı olan taşıkitaplarda hiç okumadınız mı?”180 Rahip İbrahim Halil – ki sonradan müslümanolmuştur- bu metni Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in kendi hakkındaki şu sözüne uygun bulur:“Benim örneğim ve benden önceki peygamberlerinörneği bir ev inşa eden, (bir köşede bir tuğla yerihariç) onu en iyi ve en güzel şekilde yapan kişininörneği gibidir. İnsanlar evi dolaşmaya başlar, onubeğenirler ve “Bu tuğlayı da koysaydın ya” derler.Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:“Ben o tuğlayım; ben peygamberlerin ensonuncusuyum.”181180 Matta İncili (21:42)181 Bkz. "Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem fi’tTevrâti ve’l İncil" / İbrahim Halil Ahmed (sf. 73). Hadisiise; Buhari, Kitâbu’l Menâkıb’da, 18. Bâb’da rivayet eder.Hadisin lafzı Buhari’den alınmadır. Müslim de, Kitâbu’lFedâil’de, (Hadis no: 2286), Ebu Hureyre radıyallahuanh’tan merfu olarak rivayet eder. Hadis, İmam Ahmed’inMüsned’inde de rivayet edilir. (2/258,312)
    • 109 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Bu nedenle Allah Subhanehu, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği kitabı geçmişkitaplara hükümran ve onların hükmünü ortadankaldırır kılmıştır. Aynı şekilde O’nun şeriatını, bütüngeçmiş şeriatların hükmünü ortadan kaldırırkılmıştır. Allah, O’nun çağrısını korumayı üzerinealmıştır. Bu nedenle mütevatir olarak nakledilmiştir.Kur’ân-ı Kerim, ses ve yazı olarak tevatür yoluylanakledilmiştir. Yine O’nun sözlü ve fiili sünneti,tevatür yoluyla nakledilmiştir. Bu dinin şeriatının,ibadetlerinin ve sünnetlerinin, hükümlerinin fiiliuygulaması da mütevatir olarak nakledilmiştir. Siyer ve hadis kitaplarını inceleyen, sahabilerin(Allah onlardan razı olsun) Rasulullah sallallahualeyhi ve sellem’in her halini, bütün sözlerini vedavranışlarını insanlık için koruduğunu görür.Rabbine ibadetini, cihadını, Allah Subhanehu’yuzikredişini ve O’ndan bağışlanma dileyişinicömertliğini ve cesaretini, sahabileriyle ve kendisinegelen heyetlerle ilişkilerini nakletmişlerdir. Aynışekilde sevincini ve üzüntüsünü, yolculuğunu veikametini; yeme, içme ve giyinme şeklini; uyanık veuyku halini nakletmişlerdir. Bunu hissedersen, budinin, Allah’ın koruması ile korunduğunu kesinolarak anlarsın. İşte o zaman; O’nun, nebilerin verasullerin sonuncusu olduğunu bilirsin. Çünkü AllahSubhanehu, bizlere bu peygamberin,peygamberlerin sonuncusu olduğunu habervermiştir. Şöyle buyurur: (Muhammed, sizinerkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 110O, Allah’ın Rasulü ve peygamberlerinsonuncusudur.)182 Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem de kendisi hakkında şöyle buyurur: “Bütüninsanlara gönderildim ve benimle peygamberlersona erdirildi.”183 Ve şimdi; İslam’ı tanıma; gerçeğini vekaynaklarını, esaslarını ve derecelerini açıklamazamanı geldi. İslam Kelimesinin Anlamı Sözlüklere müracaat edersen, “İslam”kelimesinin anlamının “itaat etme ve boyun eğme,teslim olma, emredenin emrine ve yasaklamasınaitiraz etmeden uyma” olduğunu görürsün. Allah, hakdini “İslam” olarak adlandırmıştır. Çünkü o, Allah’aitaat ve itirazsız emrine boyun eğmektir. İbadeti,Allah Subhanehu’ya has kılmak, haber verdiğinidoğrulamak ve inanmaktır. İslam ismi, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği dinin özel ismiolmuştur.182 33/el-Ahzab/40183 İmam Ahmed; Müsned, (2/411,412), Müslim; KitâbulMesâcid, Hadis no: 523. Hadisin lafzı, Müslimdekirivayete aittir.
    • 111 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym İslam’ın Tanıtımı• Din niçin “İslam” olarak adlandırılmıştır?Şüphesiz yeryüzünde bulunan çeşitli bütün dinler,kendi adlarıyla adlandırılmıştır. Ya özel bir kişininveya belirli bir ümmetin adına nisbet edilmiştir.Hıristiyanlık (Nasraniyye) adını “en-Nasara”kelimesinden almıştır. Budizm, kurucusu “Buda”nınadıyla adlandırılmıştır. Zerdüştlük, bu isimletanınmıştır, çünkü onu kuran ve yayan kişi “Zerdüşt”tür. Aynı şekilde Yahudilik de, “Yahuda” adıylatanınan bir kabilenin arasında ortaya çıkmış veYahudilik olarak adlandırılmıştır. İslam hariç, bu hepböyledir. Çünkü İslam; ismini özel bir kişiden veyabelirli bir ümmetten almaz. Onun ismi yalnızca İslamkelimesinin içerdiği özel niteliğe delalet eder. Buisimden ortaya çıkan şudur: Bu dinin varlığı vekuruluşu ile bir insan kasdedilmemiştir ve diğerümmetlerin dışında belirli bir ümmete de hasdeğildir. Gayesi yalnızca bütün yeryüzü halkınıİslam’ın niteliği ile donatmaktır. Bu sıfatla nitelenengeçmişteki ve şimdiki herkes, Müslüman’dır.Gelecekte onunla donanacak herkes de müslümanolacaktır. Daha geniş bilgi için bkz. "Mebâdiul İslam" / Hamûd binMuhammed El-Lâhim, "Delilun Muhtasarun li Fehmilİslam" / İbrahim Harb
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 112 İslam Gerçeği Bu kainattaki her şeyin belli bir kaideye ve sabitbir yola uyduğu bilinen bir gerçektir. Güneş, ay,yıldızlar ve yeryüzü genel bir kaidenin yönetimialtındadır. Kıl kadar dahi onun dışında hareketedemez ve dışına çıkamazlar. Hatta; bizzat insanınyapısını inceleyince, onun da Allah’ın kurallarınatamamen boyun eğdiğini görürsün. Yaşamınıdüzenleyen ilahi takdirin dışında nefes alamaz; suyave gıdaya, ışığa ve ısıya ihtiyacını hissedemez. Butakdire, bütün organları boyun eğer. Bu organlaryerine getirdikleri görevleri ancak Allah’ın onlar içintakdir ettiği şekliyle yerine getirirler. Gökyüzündekien büyük yıldızdan yeryüzündeki en küçük kumzerresine kadar bu kainatta bulunan her şeyin O’naboyun eğmekten ayrılamadığı ve kendisine teslimolduğu bu kapsamlı takdir; her şeye gücü yeten,yüce, hükümran bir ilahın takdiridir. Göklerde, yerdeve o ikisinin arasında bulunan her şey bu takdireboyun eğdiğine göre bütün alem, kendisini yaratan,her şeye gücü yeten bu hükümdara itaat ediyor veemrine uyuyor demektir. Bu bakışla şu ortaya çıkar:İslam, bütün bir kainatın dinidir. Çünkü İslam, azönce öğrendiğin gibi, emredenin emrine veyasağına itiraz etmeden uyarak ona boyuneğmektir. Güneş, ay ve yeryüzü teslim olmuştur.
    • 113 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymHava, su, ısı, ışık ve karanlık teslim olmuştur.Ağaçlar, taşlar ve hayvanlar teslim olmuştur. Hatta;Rabbini tanımayan ve varlığını inkar eden, ayetlerinireddeden veya başkasına ibadet eden ve başkasınıO’na ortak koşan insan dahi fıtrat gereği teslimolmuştur. Bunu anlamışsan; gel, bir de insan olayınabakalım; iki şeyin onu çektiğini göreceksin. Birincisi: Allah’ın insanı yaratırken ona verdiğifıtrat. Allah’a teslimiyet, O’na ibadeti ve O’nayaklaşmayı sevmek; Allah’ın sevdiği hakkı, hayır vedoğruluğu sevmek; Allah’ın hoşlanmadığı batıldan,kötülük, baskı ve zulümden hoşlanmamakfıtrattandır. Malı, aileyi ve çocuğu sevmek; yemeye,içmeye ve evlenmeye rağbet etmek; bunlarıngerektirdiği görevleri organların yerine getirmesi defıtrata tabi nedenlerdir. İkincisi: İnsanın dilemesi ve seçmesidir. Hak ilebatılı, hidayet ile sapıklığı, hayır ile şerri birbirindenayırsın diye Allah insana elçiler göndermiş vekitaplar indirmiştir. Seçiminde basiretli olsun diyeonu akıl ve anlayış ile desteklemiştir. Dilerse iyilikyoluna koyulur ve bu onu hakka ve hidayete götürür.Dilerse de kötülük yollarına koyulur ve bunlar onukötülüğe ve kötülük de helak olmaya götürür. İnsana birinci olay açısından bakınca onunteslimiyet üzere yaratıldığını ve fıtratında kaçınılmazbir şekilde buna bağlılık olduğunu, insanındurumunun da diğer mahlukatın durumu gibiolduğunu görürsün.
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 114 İnsana ikinci olay açısından bakınca ise; onudilediğini tercih eden seçici biri görürsün. YaMüslüman olur, ya da kafir olur: (İster şükrediciolsun, ister nankör.)184 Bu nedenle insanların ikiçeşit olduğunu görürsün. Yaratıcısını bilen birinsan... Rabb olarak, mutlak hükümdar ve ilaholarak O’na iman eder. Yalnızca O’na ibadet eder.Takdirine uyup, kaçınılmaz olarak Rabbine teslimolmak üzere yaratıldığı gibi seçici olduğu yaşamındaO’nun şeriatına uyar. İşte bu, teslimiyetinitamamlamış kusursuz Müslüman’dır. Bilgisi doğruolmuştur. Çünkü o; yaratıcısını, kendisini yoktan vareden, kendisine elçiler gönderen, ilim ve öğrenmegücü veren Allah’ı tanımıştır. Aklı düzgün, görüşüdoğru olmuştur. Çünkü o, düşüncesini çalıştırmış vesonra, kendisine işleri görme ve anlama melekesibağışlayan Allah’tan başkasına ibadet etmemeyekarar vermiştir. Dili, doğru ve hakkı söyler olmuştur.Çünkü o, şimdi yalnızca bir rabbi onaylamaktadır. Oda, kendisine konuşma ve söz söyleme gücü verenAllah Teâlâ’dır. Ve sanki hayatında doğruluktanbaşka bir şey kalmamıştır. Çünkü o, seçme gücübulunan işlerde Allah’ın şeriatına uymaktadır.Onunla kainattaki diğer yaratılmışlar arasındatanışma ve yakınlaşma bağı kurulmuştur. Çünkü o,ancak bütün yaratılmışların takdirine uyduğu,emrine boyun eğdiği ve kendisine ibadet ettiği, ilimve hikmet sahibi Allah’a ibadet etmektedir. Ey insan!184 76/el-İnsan/3
    • 115 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymAllah bütün bu mahlukatı da senin hizmetinesunmuştur. Küfür Gerçeği Bunun karşısında diğer insan... Teslimiyetiçinde doğmuş ve teslimiyetini hissetmeden ya dafarkına varmadan hayatı boyunca teslimiyet içindeyaşamıştır. Rabbini tanımaz ve şeriatına inanmaz.Peygamberlerine uymaz. Allah’ın bağışladığı ilmi veaklı kendisini yaratanı, gözünü ve kulağını açanıbilmek için kullanmaz. O’nun varlığını inkar eder vebüyüklenip O’na ibadetten kaçınır. Yaşantısıyla ilgili,seçim ve serbest davranma gücü verilen işlerdeAllah’ın şeriatına boyun eğmez veya O’na ortakkoşar. Birliğine işaret eden mucizelere inanmayıreddeder. İşte bu kafirdir. Çünkü küfrün anlamı;gizlemek, örtmek ve üstünü kapatmaktır. Kişielbisesiyle zırhını örtünce ve elbiseyi zırhınınüzerine giyince “kefera dır’ahu bi sevbihi / zırhınıelbisesiyle gizledi” denir. Bu gibi kişilere “kafir” denir.Çünkü o; fıtratını gizlemiş, cahillik ve arsızlıkörtüsüyle üzerini örtmüştür. Oysa onun, İslam fıtratıüzere doğduğunu, vücut organlarının İslam fıtratınauygun hareket ettiğini öğrenmiştik. Çevresindekidünya bütünüyle ancak teslimiyet kurallarına uygun
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 116olarak hareket eder. Fakat o, cahillik ve arsızlıkörtüsüyle bu gerçeğin üzerini örtmüştür. Dünyanınyapısı ve kendi fıtratı basiretinden uzak kalmıştır.Düşünce ve bilgi gücünü ancak fıtratına ters düşenşeylerde kullandığını görürsün. Sadece fıtratınıbozan şeyleri görür ve onu işlevsiz duruma getirenşeylere gayret eder. Şimdi kafirin yozlaşarak içine düştüğü apaçıkaşırılığı ve derin sapıklığı kendi kendinedeğerlendirebilirsin.185 İşte bu da senden zor bir emri değil, bilakisAllah’ın kolaylaştırdığı kimse için kolay olanı isteyenİslam... İslam; bu kainatın tümünün üzerindeyürüdüğüdür: (Göklerde ve yerdekiler isteristemez O’na teslim olmuştur.)186 Allah Teâlâ’nın(Allah katında hak din İslam’dır) 187 buyurduğu,Allah’ın Dini’dir. O, yüzünü Allah’a teslim etmektir.Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (Eğer seninletartışmaya girerlerse de ki: “Bana uyanlarlabirlikte ben kendimi Allah’a teslim ettim.”)188 Nebisallallahu aleyhi ve sellem , İslam’ın anlamınıaçıklayarak şöyle buyurur: “Kalbini Allah’a teslimetmen, yüzünü Allah’a çevirmen ve farz kılınanzekatı vermendir.”189 Bir adam, Rasulullah sallallahu185 Mebâdiul İslam (sf. 3,4)186 3/Âl-i İmram/83187 3/Âl-i İmran/19188 3/Al-i İmran/20189 İmam Ahmed; Müsned, (5/3), İbni Hibban; Sahih(1/377)
    • 117 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymaleyhi ve sellem’e “İslam nedir?” diye sorar. Şöylebuyurur: “Kalbinin Allah’a teslim olması,Müslümanların senin elinden ve dilinden eminolmasıdır.” Adam “İslam’ın hangisi daha üstündür?”der. “İman” diye cevap verir. Adam “İman nedir?”der. Şöyle buyurur: “Allah’a, meleklerine,kitaplarına, peygamberlerine ve öldükten sonrayeniden dirilmeye inanmandır.”190 Yine, Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “İslam;Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in,Allah’ın rasulü olduğuna şehadet etmen, namazıkılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman veoraya bir yol bulabilirsen Beyt-i (Kabe’yi)haccetmendir.”191 Ve şöyle buyurur: “Müslüman,Müslümanların kendisinin elinden ve dilinden eminolduğu kişidir.”192 Bu din; İslam Dini; Allah’ın, daha öncekiinsanlardan da, sonradan gelecek insanlardan da,kendisinden başka din kabul etmeyeceği dindir.Çünkü bütün peygamberler, İslam Dini üzeredir.190 İmam Ahmed; Müsned, (4/114), Heysemi, MecmeuzZevâidde (1/59) şöyle der: "Ahmed ve benzerini Taberaniel-Kebirde rivayet eder. Ricali sika (güvenilir)dir. Bkz."Risâletu Fadlil İslam" / Muhammed b. Abdulvahhab (sf.8)191 Müslim; Kitâbul İman, Hadis no: 8192 Buhari; Kitâbul İman, Bâb "El Müslimu men selimelMüslimune min Lisanihi ve Yedihi". Hadisin lafzı,Buharideki rivayete aittir. Müslim; Kitâbul İman, Hadisno: 39
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 118Allah Teâlâ, Nuh aleyhisselam hakkında şöylebuyurur: (Onlara Nuh’un haberini oku. Hani Okavmine demişti ki: “Ey kavmim! Eğer benim(aranızda) durmam ve Allah’ın ayetlerinihatırlatmam size ağır geldiyse ben yalnız Allah’agüvenip dayanırım.)193 Ve ayetin sonunda şöylebuyurur: (Bana Müslümanlardan olmamemrolundu.)194 Allah celle ve alâ, İbrahimaleyhisselam hakkında şöyle buyurur: (ÇünküRabbi O’na: “Müslüman ol” demiş, O da;“Alemlerin Rabbine boyun eğdim” demişti.)195 VeMusa aleyhisselam hakkında şöyle buyurur: (Musadedi ki: “Ey kavmim! Eğer Allah’a inandıysanızve O’na teslim olduysanız sadece O’na güvenipdayanın.)196 İsa aleyhisselam hakkında da şöylebuyurur: (Hani havarilere, “Bana vepeygamberime iman edin” diye ilham etmiştim.Onlar da, “İman ettik, bizim Allah’a teslim olmuşkimseler olduğumuza sen de şahit ol”demişlerdi.)197 Bu din; yani İslam; kurallarını, inançesaslarını ve hükümlerini ilahi vahiyden –Kur’ân veSünnet’ten- almaktadır. Şimdi bunlar hakkında sanaözet bir bilgi sunacağım.193 10/Yunus/71194 10/Yunus/72195 2/el-Bakara/131196 10/Yunus/84197 Et-Tedmuriyye (sf. 109-110), Ayet: 5/el-Maide/111
    • 119 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym İslamın Asılları ve Kaynakları Hükmü kaldırılmış dinlerin ve insanlar tarafın-dan konulmuş inançların mensupları kendilerineatalarından miras kalan, eski zamanlarda yazılmışkitapları kutsamayı alışkanlık edinmiştir. Hatta; ger-çekte bu kitapları kimin yazdığı, kimin tercüme ettiğibilinmez. Her bir beşer için geçerli olan zayıflık veeksiklik, nefsine uyma ve unutkanlık gibi durumlarkendileri için de geçerli olan bir takım insanlar tara-fından yazılmıştır. İslam ise, başkalarından farklıdır. İlahi vahiyolan Kuran ve Sünnete, hak kaynağa dayanır.Şimdi bu iki kaynak hakkında öz bir bilgi verelim: A- Kuran-ı Kerim: Geçtiğimiz bölümlerde İs-lamın, Allahın dini olduğunu öğrendin. Bu nedenleAllah; takva sahiplerine bir hidayet, Müslümanlarabir düstur, Allahın kendileri için şifa istediği gönül-lere bir şifa ve Allahın kendileri için kurtuluş ve ay-dınlık istediği kimseler için bir ışık olmak üzereRasulü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemeKuranı indirmiştir. Kuran; Allahın peygamberlerigönderme nedeni olan asılları içerir.198 Nasıl kiMuhammed sallallahu aleyhi ve sellem ilkgönderilen peygamber değilse, Kuran da ilkgönderilen kitap değildir. Allah; İbrahim198 Es-Sünnetu ve Mekânetuha fi’t Teşri’ El-İslami /Mustafa Es-Sıbâi (sf. 376)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 120aleyhisselama sahifeler indirmiş, Musaaleyhisselamı Tevrat ile şereflendirmiştir. İsaaleyhisselam ise İncili getirmiştir. Bu kitaplar;Allahın bir vahyidir. Nebilerine ve rasullerine vahiyolarak göndermiştir. Fakat bu geçmiş kitapların birçoğu kaybolmuş, büyük bir bölümü silinip gitmiş, bukitaplarda tahrifat ve değişiklikler yapılmıştır. Kuran-ı Kerime gelince, Onun korunmasınıAllah üstlenmiştir. Onu, kendinden önce gelen ki-taplara hükümran ve onların hükmünü ortadankaldıran bir kitap kılmıştır. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Sana da, daha önceki kitabıdoğrulamak ve onu korumak üzere hak olarakKitab’ı gönderdik.)199 Allah celle ve alâ Onu, herşey için bir açıklama olarak tanımlamıştır. Şöylebuyurur: (Bu Kitab’ı sana her şey için biraçıklama olarak indirdik.)200 Onun, bir hidayet verahmet kaynağı olduğunu bildirerek şöyle buyurur:(İşte size de Rabbinizden açık bir delil, hidayetve rahmet geldi.)201 Ve Onun en doğru yolailettiğini belirterek şöyle buyurur: (Şüphesiz ki buKur’ân en doğru yola iletir.)202 O, hayatının bütünişlerinde beşeriyeti, en doğru yola iletir. Kuranınnasıl indirildiğini ve nasıl ezberlendiğini şöyle biraklına getiren Kuranın değerini bilir ve niyetiniAllaha has kılar. Allah Teâlâ şöyle buyurur:199 5/el-Maide/48200 16/en-Nahl/89201 6/el-En’am/157202 17/el-İsra/9
    • 121 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym(Muhakkak ki bu (Kur’ân) Alemlerin Rabbininindirmesidir. O’nu Ruhu’l Emin senin kalbineindirdi. Uyarıcılardan olasın diye.)203 Kuranı indiren Alemlerin Rabbi Allahdır. Onu getiren, Ruhul Emin Cebrailaleyhisselamdır. Kalbine indiği kişi ise Nebi sallallahu aleyhi vesellemdir. Bu Kuran, Kıyamete kadar kalacak mucizeleriçerisinde, Muhammed sallallahu aleyhi ve selleminkalıcı bir mucizesidir. Geçmiş peygamberlerin ayet-leri ve mucizeleri, hayatlarının bitmesi ile birliktesona ererdi. Oysa bu Kuranı Allah, kalıcı bir delilkılmıştır. O; apaçık bir delil, parlak bir mucizedir. Allah in-sanlardan; Onun bir benzerini, Onun benzeri onsure ya da Onun surelerinden birini getirmeleriniisteyerek onlara meydan okumuştur. Harflerden vekelimelerden oluşmasına ve üzerine indiği ümmetdüzgün konuşmasıyla ve belağatıyla tanınmasınarağmen, onlar buna güç yetirememiştir. Allah Teâlâşöyle buyurur: (Yoksa O’nu (Kur’ân’ı)(Muhammed) uydurdu mu diyorlar. De ki: Eğersizler doğru iseniz; Allah’tan başka, gücünüzünyettiklerini çağırın da O’nun benzeri bir suregetirin.)204203 26/eş-Şuara/192-194204 10/Yunus/38
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 122 Bu Kuranın Allah katından vahiy olduğunaşehadet eden bir şey de, geçmiş ümmetler hakkındabir çok haber içermesidir. Gelecekte olacak birtakım olaylarla ilgili bilgi vermesi ve bunların, haberverdiği şekilde gerçekleşmesidir. Bilim adamlarınınbazılarına ancak bu çağda ulaşabildiği bir çokbilimsel kanıt zikretmesidir. Bu Kuranın Allahkatından bir vahiy olduğuna şehadet eden bir başkaşey de, Kuranın kendisine indiği peygamberden,Kuranın inişinden önce Onun ne bir benzeriduyulmuş ne de Ona yakın bir şey nakledilmiştir.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (De ki: “Allah dileseydionu size okumazdım, Allah da onu sizebildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyuiçinizde durmuştum. Hâlâ akıl erdiremiyormusunuz?)205 Daha da ötesi O, okumayan veyazmayan bir ümmi idi. Hiçbir hocaya gitmemiş vehiçbir öğretmenin yanında oturmamıştır. Bununlabirlikte dili en düzgün ve en güzel şekildekonuşanlara, bir benzerini getirmeleri üzere meydanokur. (Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne deelinle onu yazardın. Öyle olsaydı, batıla uyanlarkuşku duyarlardı.)206 İncilde ve Tevratta okuma veyazma bilmeyen ümmi biri olarak tanımlanan bukişiye, ellerinde Tevrattan ve İncilden kalıntılarbulunan Yahudi ve Hıristiyan din adamları gelerek,anlaşmazlığa düştükleri şeyleri sorarlar. Tartıştıkları205 10/Yunus/16206 29/el-Ankebut/48
    • 123 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymkonularda Onun hükmüne başvururlar. Allah Teâlâ,Tevratta ve İncildeki Onunla ilgili haberiaçıklayarak şöyle buyurur: (Yanlarındaki Tevrat veİncil’de yazılı buldukları o elçiye, o ümmipeygambere uyanlar, işte o peygamber onlaraiyiliği emreder, onları kötülükten men eder,onlara temiz şeyleri helal, pis şeyleri haramkılar.)207 Yahudi ve Hıristiyanların, Muhammedsallallahu aleyhi ve selleme soru sorduklarınıbildirerek şöyle buyurur: (Ehl-i kitap senden,kendilerine gökten bir kitap indirmeniistiyorlar.)208 Ve şöyle buyurur: (Sana ruhhakkında sorarlar.)209 (Sana Zülkarneyn hakkındasorarlar.)210 Yine şöyle buyurur: (Doğrusu buKur’ân, İsrailoğullarına, hakkında ihtilafedegeldikleri şeylerin pek çoğunuanlatmaktadır.)211 Rahip İbrahim Philips, doktara çalışmasındaKurana leke sürmeye çalışır. Fakat buna gücü yet-mez. Kuran; hüccetleri, kanıtları ve delilleri ile onualteder. Sonunda aciz kaldığını itiraf eder, yaratıcı-sına teslim olur ve müslüman olduğunu ilan eder.212207 7/A’raf/157208 4/en-Nisa/153209 17/el-İsra/85210 18/el-Kehf/83211 27/en-Neml/76212 Bkz. “El-Müsteşrikûn ve’l Mubeşşirûn fi’l Âlemi’l Arabive’l İslami” / İbrahim Halil Ahmed
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 124 Müslümanlardan biri Amerikalı doktor JeffreyLanga bir Kuran-ı Kerim meâli hediye ettiğinde,Amerikalı doktor Kuranın kendine hitap ettiğini, so-rularına cevap verdiğini ve nefsi ile arasındaki en-gelleri ortadan kaldırdığını görür. Hatta şöyle der:"Kuranı indiren sanki, benim kendimi tanıdığımdandaha çok beni tanıyor."213 Nasıl tanımasın?. Kuranıindiren, insanı yaratanın ta kendisi olan AllahSubhânehudur. (Hiç yaratan bilmez mi? O, enince işleri görüp bilmektedir ve her şeydenhaberdardır.)214 Daha sonra Kuran-ı Kerim meâliokuması onun müslüman olmasına ve sözününaklettiğim kitabını yazmasına sebep olur. Kuran-ı Kerim, insanoğlunun ihtiyaç duyduğuher şeyi kapsar. Kuralları, inanç esaslarını, hüküm-leri, ikili ilişkileri ve âdâbı içinde bulundurur. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Biz o Kitap’ta hiçbir şeyieksik bırakmadık.)215 İçinde; Allahı birlemeye çağrıvardır. Allahın isimleri, sıfatları ve fiilleri zikredilir.Nebilerin ve rasullerin getirdiğini doğrulamayaçağırır. Ahireti, ceza ve hesabı onaylar. Bununlailgili deliller ve kanıtlar sunar. Geçmiş ümmetlerinhaberlerini, dünyada başlarına gelen ibret vericiolayları, ahirette onları bekleyen azap ve cezayızikreder.213 Es-Sıraa’ min ecli’l İman / Dr. Jeffrey Lang, Çeviri: Dr.Münzir El-Absi, Daru’l Fikr (sf.34)214 67/el-Mülk/14215 6/el-En’am/38
    • 125 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Kuran-ı Kerimde, bilim adamlarını dehşete dü-şüren bir çok mucize, delil ve kanıt vardır. O, herçağa uygundur. Bilginler ve araştırmacılar, aradıkla-rını Onda bulur. Şimdi sana, bunu ortaya koyan sa-dece üç örnek sunacağım. Bu örnekler şunlardır: 1- Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Birinin suyu tatlıve susuzluğu giderici, diğerininki tuzlu ve acı ikidenizi salıveren ve aralarına bir engel, aşılmazbir sınır koyan O’dur.)216 Ve şöyle buyurur: (Yahut(onların amelleri) derin bir denizdeki karanlıklargibidir. Onu bir dalga örter; onu da üstündenbaşka bir dalga kaplar. Onların üzerlerinde isebulutlar vardır. Birbiri üstünde karanlıklar... Eliniçıkarsa neredeyse onu dahi göremeyecektir.Allah kime nur vermemişse onun nuru olmaz.)217 Şu bilinen bir gerçektir ki; Muhammed sallallahualeyhi ve sellem hiç gemiye binmemiştir. Onun ça-ğında, denizin derinliklerini keşfetmeye olanak tanı-yacak maddi imkanlar da yoktu. Öyleyse bu bilgileri,Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme Allahdanbaşka kim verdi?!. 2- Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Andolsun ki bizinsanı süzülmüş bir çamurdan yarattık. Sonraonu, sağlam bir karargahta yerleşen bir nutfekıldık. Sonra o nutfeyi alaka kıldık. Sonra oalakayı bir parça et ve o bir parça eti kemikyaptık; kemiğe de et giydirdik. Sonra onu216 25/el-Furkan/53217 24/en-Nur/40
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 126bambaşka bir hilkat olarak var ettik. Yaratanlarınen güzeli olan Allah’ın şanı ne yücedir!) 218 Bilimadamları, ceninin yaratılışındaki aşamaları bu kadarince ayrıntısıyla ancak bu çağda keşfedebilmişlerdir. 3- Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Gaybınanahtarları O’nun yanındadır. Ondan başkasıbunları bilmez. Karada ve denizde ne varsa Obilir. Bir yaprak düşmeye görsün, mutlaka onubilir. Yeryüzünün karanlıklarında tek bir taneyaş-kuru müstesna olmamak üzere hepsi apaçıkbir kitaptadır.)219 İnsanlar, bu kadar kapsamlıdüşünmeye alışkın değildir. Gücü yetmesi bir tarafabunu düşünmez. Daha da ötesi; bilim adamlarındanbir grup, bir bitkiyi ya da bir böceği gözlemleyiponun hakkında öğrendiklerini kaydettiklerinde buyaptıklarına hayranlık duyarız. Bilinmelidir ki; o bitkiya da böcek hakkında kendilerine gizli kalan, onlarlailgili gözlemlediklerinden daha çoktur. Fransız bilim adamı Maurice Bucaile; Tevrat,İncil ve Kur’ân ile göklerin, yerlerin ve insanlarınyaratılışı ile ilgili son keşiflerin ulaştığı bilgilerikarşılaştırmış ve çağımızda ulaşılan bulgularınKur’ân’da gelen bilgilerle uyum içinde olduğunugörmüştür. Bugünkü İncil ve Tevrat’ın ise göklerinve yerin, insanın ve hayvanın yaradılışı ile ilgili birçok yanlış bilgi içerdiğini görür.220218 23/el-Mü’minun/12-14219 6/el-En’am/59220 Bkz. “Et-Tevrâtu ve’l-İncilu ve’l Kur’ânu fi Dav’i’lMeârifi’l Hadise” / Maurice Bucaile. Fransız bir doktor
    • 127 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym B- Nebevi Sünnet: Allah; Rasulullah sallallahualeyhi ve sellem’e Kur’ân-ı Kerim’i indirmiş ve O’nunbir benzerini de vahyetmiştir. Bu da; Kur’ân’ıaçıklayan ve şerheden nebevi sünnettir. Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Dikkatedin! Şüphesiz bana Kur’ân ve O’nunla birlikte birbenzeri verildi.”221 O’na; Kur’ân’daki genel, özel vebütün olarak belirtilenleri açıklama izni verilmiştir.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (İnsanlara, kendilerineindirileni açıklaman için ve düşünüp anlasınlardiye sana da bu Kur’ân’ı indirdik.)222 Sünnet, İslam kaynaklarının ikincisidir. Sünnet;Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’den –sahih veRasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kadarbirbirine bağlı bir senetle – rivayet edilen söz ve fiil,onaylama ve tanımlamadır. Sünnet; Allah’tan, Rasulü Muhammed sallallahualeyhi ve sellem’e bir vahiydir. Çünkü Nebisallallahu aleyhi ve sellem hevasından konuşmaz.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (O arzusuna görekonuşmaz. O, ancak vahyedileni konuşur. O’naçetin güçler sahibi öğretti.)223 İnsanlara ancakkendisine emredileni iletir. Allah Teâlâ şöyleolan yazar, Hıristiyanlığı terk ederek İslam’ı seçmiştir. (sf.133- 283)221 İmam Ahmed; Müsned, (4/131), Ebu Davud; Sünen,Kitâbu’s Sünne, Bâbu Luzûmi’s Süne, Hadis no: 4604,(4/200)222 16/en-Nahl/44223 53/en-Necm/3-5
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 128buyurur: (Ben sadece bana vahyedilene uyarım.Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.)224 Sünnet-i Mutahhara; ahkam, akide, ibadet,muamelât ve âdâp bakımından İslam’ın fiiliuygulamasıdır. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem,kendisine emredileni yerine getiriyor ve onu,insanlara açıklıyordu. Onlara, tıpkı kendisinin yaptığıgibi yapmalarını emrediyordu. Örneğin şöylebuyurur: “Benim namaz kıldığımı gördüğünüz gibinamaz kılın.”225 Allah mü’minlere; imanlarınıneksiksiz olarak tamamlanması için, O’nudavranışlarında ve sözlerinde örnek almalarınıemretmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Andolsunki sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü ümit edenve Allah’ı çokça anan kimseler için,Rasulullah’ta güzel bir örnek vardır.)226 Sahabe-iKiram, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’in sözlerinive davranışlarını kendilerinden sonrakilerenakletmiş, onlar da bunu kendilerinden sonrakilerenakletmiştir. Sonra bunlar, Sünnet kitaplarındatoplanmıştır. Sünneti nakledenler, kendilerindennaklettikleri kişiler hakkında titiz davranırlardı.Senedin, rivayet eden kişiden Rasulullah sallallahualeyhi ve sellem’e kadar birbirine bağlı olması içinkendisinden naklettikleri kişinin, bu bilgiyi aldığıkişiyle çağdaş olmasını; senetteki bütün ravilerin224 46/el-Ahkaf/9225 Buhari; Kitâbu’l Ezân, Bâb no: 18226 33/el-Ahzab/21
    • 129 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymgüvenilir, adil, doğru sözlü ve emin olmasınıararlardı.227 Sünnet; İslam’ın fiili uygulaması olduğu gibi,Kur’ân’ın da açıklamasıdır. Ayetlerini şerheder veKur’ân’da genel olarak belirtilen hükümlerinayrıntısını verir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem,kendisine indirileni bazen sözlü, bazen fiili ve bazende her ikisiyle birlikte açıklardı. Sünnet; Kur’ân’dabelirtilmeyen bazı hükümleri ve kuralları daaçıklayabilir. Kur’ân ve Sünnet’in, İslam dininin ikiana kaynağı olduğuna mutlaka inanmak gerekir. Oikisine uymak, onlara başvurmak, emirlerine uymakve yasaklarından kaçınmak, verdikleri haberleridoğrulamak; onlarda geçen Allah’ın isimlerine,sıfatlarına ve fiillerine, Allah’ın dostları mü’minler içinhazırladıklarına ve düşmanları kafirleri tehdit ettiğişeylere iman etmek gerekir. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Hayır! Rabbine andolsun ki aralarındaçıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıpsonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbirsıkıntı duymaksızın onu tam manasıylakabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.)228 Ve227 Bu eşsiz metot ve Sünnet-i Nebeviye nakletmedeki budikkat sonucu, Müslümanlar arasında “Cerh ve Ta’dil” ve“Mustalahu’l Hadis” olarak bilinen ilim dalları doğmuştur.Bu iki ilim dalı, İslam Ümmeti’ne has özelliklerdendir vedaha önce kullanılmamıştır.228 4/en-Nisa/65
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 130şöyle buyurur: (Peygamber size ne verdiyse onualın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.)229 Bu dinin kaynaklarını tanıttıktan sonra, onunderecelerini belirtmemiz uygun olacaktır. Bunlar;İslam, iman ve ihsan şeklindedir. Bu derecelerintemel prensiplerini özet olarak ele alacağız. Birinci Derece: İslam• İslamın rükünleri beş tanedir: Kelime-i şehadet,namaz, zekat, oruç ve hac. Birincisi: Allah’tan başka ilah olmadığına veMuhammed’in Allah’ın rasulü olduğuna şehadetetmek229 59/el-Haşr/7 Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. "Kitâbut Tevhid","El-usûlus Selâse" ve "Âdâbul Meşyi iles Salât" /Muhammed b. Abdulvahhab, "Dinul Hak" / AbdurrahmanEl-Umer, "Mâ lâbudde min Marifetihi anil İslam" /Muhammed b. Ali El-Irfec, "Erkânul İslam" / Abdullah b.Cârullah el-Cârullah, "Şerhu Erkânil İslam vel İman" /Telif: Bir grup ilim öğrencisi, Gözden geçirme: AbdullahEl-Cibrin
    • 131 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym “La ilahe illallah / Allah’tan başka ilah yoktur”unanlamı şudur: Yerde ve gökte, yalnız Allah’tanbaşka ibadete layık bir ibadet edilen / ma’budyoktur. O, gerçek ilah’tır. O’nun dışındaki bütünilahlar batıldır.230 Bu şehadet, ibadeti yalnızcaAllah’a has kılmayı ve O’nun dışında hiçbir şeyeibadet etmemeyi gerektirir. Bu şehadette şu iki olaygerçekleşmezse onun söyleyenine bir faydasıyoktur. Birincisi: “La ilahe illallah / Allah’tan başka ilahyoktur” sözünü inanarak, bilerek, şüphe duymayarakdoğrulayarak ve severek söylemek. İkincisi: Allah’tan başka kendisine ibadetedilenleri inkar etmek. Kim bu şehadeti söyler de,Allah’tan başka kendisine ibadet edilenleri inkaretmezse, bu söz ona fayda vermez.231 Muhammed’in Allah’ın rasulü olduğuna şehadetetmenin anlamı ise emrettiğinde O’na itaat etmek,haber verdiğinde O’nu doğrulamak, yasakladığı vemen ettiğinden kaçınmak ve Allah’a ancak O’nunbelirlediği şekilde ibadet etmektir. Muhammed’in;Allah’ın bütün insanlara gönderdiği elçisi olduğunubilmek ve buna inanmaktır. O, kendisine ibadetedilmeyen bir kul, yalanlanmaması gereken birelçidir. Bilakis O’na itaat edilmesi ve uyulmasıgerekir. O’na itaat eden cennete girer, O’na karşıgelen ise cehenneme girer. İnanç alanında ya da230 Dinul Hak (sf. 38)231 Kurratu Uyûnil Muvahhidin (sf. 60)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 132Allah’ın emretmiş olduğu ibadetlerde, yönetme vekanun koyma düzeninde, ahlak alanında, aile kurmaalanında ya da helal ve haram belirleme alanındakurallar ancak bu şerefli elçi, Muhammed sallallahualeyhi ve sellem kanalıyla alınmalıdır. Çünkü O,Allah’ın şeriatını ileten elçisidir.232 İkincisi: Namaz• Bu, İslam’ın rükünlerinden ikincisidir. Hattaİslam’ın direğidir. Çünkü namaz kul ile Rabbiarasında bir bağdır, her gün beş kez onu tekrareder. Onunla imanını yeniler ve nefsini, günahlarınpisliklerinden arındırır. Onunla günahların vekötülüklerin arasına girer. Kul; sabahleyinuykusundan uyanınca, dünya işleriyle meşgulolmadan önce Rabbinin huzurunda temiz ve arınmışbir şekilde kıyama durur. Sonra Rabbini tekbir eder.Kulluğunu kabullenir; O’ndan yardım ve hidayetdiler. Secde ederek, kıyamda durarak ve rükuederek, Rabbi ile arasındaki itaat ve kullukanlaşmasını yeniler. Bunu her gün beş kez tekrareder. Bu namazı eda etmek için kalbinin, bedeninin,elbisesinin ve namaz kılacağı yerin temiz olmasıgerekir. Mümkünse Müslümanın, namazı Müslümankardeşleriyle birlikte, kalpleriyle Rablerine yönelmiş,232 Dinul Hak (sf. 51-52) Daha geniş bilgi için bkz. "Keyfiyyetu Salâtin Nebisallallahu aleyhi ve sellem" / Abdülaziz b. Bâz
    • 133 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymyüzlerini Allah’ın Evi Kabe-i Müşerrefe’ye çevirmişolarak cemaatle kılması gerekir. Namaz; kullarının,Allah Tebarake ve Teâlâ’ya ibadet ettikleri şekillerinen mükemmeli ve en güzeli üzerine kurulmuştur.Çeşitli organların Allah’ı yüceltmesini; dilintelaffuzunu; ellerin, ayakların, başın, duyuorganlarının ve bedenin diğer kısımlarının fiiliniiçerir. Her biri, bu yüce ibadetten nasibini alır. Duyu organları ve diğer âzâlar ondan nasibinialır. Kalp ondan nasibini alır. Namaz; övgüyü,hamdetmeyi, yüceltmeyi, tesbih ve tekbiri, hakkaşahitlik etmeyi, Kur’ân-ı Kerim okumayı; Rabbinönünde, aciz bir kulun ve her şeyi idare edenRabbin karşısında boyun eğen birinin duruşuylaayakta durmayı içerir. Sonra bu makamda O’nunönünde alçalır, boyun eğer ve O’na yaklaşır. Dahasonra Allah’ın izzeti karşısında küçülerek vebüyüklüğü karşısında boyun eğerek, huşu veteslimiyet ile rüku eder, secde eder ve oturur. Kalbiyumuşamış, bedeni Allah’a itaat etmiş ve organlarıO’na boyun eğmiştir. Sonra namazını Allah’a övgüve Nebisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’esalât ve selam ile tamamlar. Sonra Rabbinden,dünya ve ahiret hayırlarını diler.233 Üçüncüsü: Zekat•233 Miftâhu Dâris Seâde (2/384) Daha geniş bilgi için bkz. "Risâletâni fiz Zekâti vesSıyâm" / Abdülaziz b. Bâz
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 134 Zekat; İslam’ın rükünlerinden üçüncüsüdür.Zengin Müslüman’a, malının zekatını vermesifarzdır. Zekat; fakirlere, miskinlere ve zekatvermenin caiz olduğu diğer kimselere verilen az birmiktardır. Müslüman’ın; zekatı vermesi uygun olankimseye bunu gönül rahatlığı ile vermesi gerekir.Zekat verdiği kimselerin başına bunu kakmamalı veonlara bu nedenle eziyet etmemelidir. Müslüman’ın,Allah rızasını arzu ederek zekatını vermesi gerekir.Bununla, insanlardan hiçbir karşılık ve teşekkürbeklememelidir. Bilakis; riya ve gösteriş yapmadanyalnızca Allah rızası için zekatını vermelidir. Zekat vermek bereket getirir. Fakirlerin,miskinlerin ve ihtiyaç sahiplerinin gönüllerini hoştutar. Onları, el açarak küçülmekten kurtarır. Zekatonlar için bir rahmettir. Zekat vermek; kişiyecömertlik ve kerem, özveri, fedakarlık ve merhametliolma sıfatları kazandırır. Cimrilik ve aşağılıksıfatlarından arındırır. Zekat ile, Müslümanlardayanışma içinde olur. Zenginleri fakirlerine acır. Buibadet tam anlamıyla uygulansa, toplumda hiçbirşeyi olmayan fakir, borç yükü altında kalmış insanve yolda kalmış bir yolcu kalmaz. Dördüncüsü: Oruç• Daha geniş bilgi için bkz. "Risâletâni fiz Zekâti vesSıyâm" / Abdülaziz b. Bâz
    • 135 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Yani, Ramazan ayı orucunu tutmaktır. Fecrindoğuşundan güneşin batışına kadar oruçlu kimse,yemeyi, içmeyi, cinsel ilişkiye girmeyi ve buhükümde olan şeyleri Allah Subhanehu ve Teâlâ’yaibadet niyetiyle terk eder. Nefsini, şehvetlerindenalıkoyar. Allah; hastaya ve yolcuya; hamile ve çocukemziren kadına; hayızlı ve nifaslı kadına oruç tutmakonusunda kolaylık sağlamıştır. Bunlardan herbirinin kendine uygun hükmü vardır. Bu ayda; Müslüman, nefsini şehvetlerindenalıkoyar. Nefsi bu ibadetle, hayvanlara benzemeseviyesinden Allah’a yaklaştırılmış meleklerebenzeme seviyesine çıkar. Öyle ki oruç tutan kimse,dünyada Allah rızasını elde etmekten başka birarzusu olmayan varlık suretine bürünür. Oruç, kalbi diriltir. Dünyaya rağbeti azaltır. Allahkatında olana teşvik eder. Zenginlere, fakirleri veonların durumunu hatırlatır. Kalplerini onlara karşıyumuşatır. İçinde bulundukları, Allah’ın nimetlerinibilirler ve şükürleri artar. Oruç, nefsi arındırır veAllah’tan hakkıyla korkma üzere bina eder. Ferdi vetoplumu, gizli ve aşikar hallerinde, sevinç ve sıkıntıanında, Allah’ın üzerlerindeki gözetimini hissederhale getirir. Çünkü toplum, tam bir ay boyunca buibadet ile Rabbini gözeterek yaşar. Allah Teâlâ’dankorkması, Allah’a ve ahiret gününe iman etmesi,Allah’ın gizli-saklı her şeyi bildiğini ve kişinin bir günmutlaka Rabbinin önünde durup küçük-büyük bütün
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 136amellerinden sorulacağını kesin olarak bilmesi onuböyle davranmaya sevk eder.234 Beşincisi: Hacc• Mekke-i Mükerreme’deki Beytullahi’l-Haram’ıhaccetmek her baliğ, akıllı ve gücü yeten;Beytullah’a götürecek araca ya da ücretine vebakmakla yükümlü olduğu kişilerin nafakasınındışında gidiş-dönüş masraflarına yetecek miktardaparaya sahip olan, yolda can güvenliği olan veyokluğunda ailesinin güvenliğinden emin olan herMüslüman’a farzdır. Hac yapmak isteyen kimsenin, nefsinigünahların kirinden temizlemesi için Allah’a tevbeetmesi gerekir. Mekke-i Mükerreme’ye ve hacibadetinin yapıldığı kutsal mekanlara ulaştığında,Allah’a kulluğunu ifade ederek ve O’nu yücelterekhac ibadetlerini yerine getirir. Allah’ın dışında;Kabe’ye ve hac ibadetlerinin yapıldığı diğer yerlereibadet edilmeyeceğini, onların fayda ve zararvermeyeceğini bilir. Şayet Allah oralara gidip hacyapmasını emretmeseydi Müslüman’ın o mekanlaragidip hac yapması doğru olmazdı.234 Bkz. Miftâhu Dâris Seâde (2/384) Daha geniş bilgi için bkz. "Delilul Hâc vel Mutemir" /Telif: Bir grup alim, "Et-Tahkik vel İzâh li Kesirin minMesâilil Hacci vel Umra" / Abdülaziz b. Bâz
    • 137 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Hacda, hac yapan kişi izar ve rida olarak ikibeyaz kumaştan oluşan ihram elbisesini giyer.Yeryüzünün bütün bölgelerinden Müslümanlar biryerde toplanır. Tek bir elbise giyerler ve bir Rabbeibadet ederler. Yöneten ve yönetilen, zengin vefakir, siyah ve beyaz arasında fark yoktur. HerkesAllah’ın yarattığıdır ve O’nun kuludur. Müslüman’ın,Müslüman karşısında takva ve salih amelden başkaüstünlüğü yoktur. Müslümanlar birbirleriyle tanışır veyardımlaşır. Allah’ın onları hep birlikte yenidendirilteceği ve hesap için bir alanda toplayacağı günühatırlarlar. Böylece, Allah Teâlâ’ya itaat ederek ölümsonrası için hazırlanırlar.235 İslam’da İbadet• İslam’da ibadet, maddi ve manevi olarak Allah’akulluk etmektir. Allah yaratıcıdır, sen ise yaratılmış.Sen kulsun ve Allah senin efendindir. Bu böyleolunca, kişi bu dünyada mutlaka, şeriatına uyarakve peygamberlerinin izini takip ederek Allah’ındosdoğru yolunda yürümelidir. Allah; kullarına,Alemlerin Rabbi’ni tevhid ile birlemeleri, namaz,zekat, oruç ve hac gibi yüce ibadetler belirlemiştir.İslam’daki ibadet anlayışı daha kapsamlıdır. Allah’ınsevdiği ve razı olduğu gizli ve aşikar yapılan bütün235 Bkz. a.g.e. (2/385), Dinul Hak (sf. 67) Daha geniş bilgi için bkz. "El-Ubûdiyye" / Şeyhulislamİbni Teymiyye
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 138ameller ve sözler ibadettir. Daha da ötesi Allah’ayaklaşma niyetiyle yaptığın her güzel adet ibadettir.Annenle ve babanla, eşinle ve çocuklarınla,komşularınla güzel geçinmen bununla Allah rızasınıelde etmeyi kasdedersen bir ibadettir. Evde, çarşıdave iş yerinde insanlara güzel davranman Allah’ınrızasını dileyerek yaparsan bir ibadettir. Emanetiyerine getirmek, doğruluk ve adalete bağlı kalmak,eziyet vermemek, güçsüze yardım etmek, helalkazanç sağlamak, aileye ve çocuklara harcamak,düşkünü teselli etmek, hastayı ziyaret etmek, açolanı doyurmak ve zulme uğrayana yardım etmek;bütün bunlar Allah rızası gözetilerek yapılırsa bireribadettir. Allah’ın rızasını kasdederek kendin için,ailen için, toplumun ve ülken için yaptığın her iş biribadettir. Allah’ın sana mubah kıldığı ölçüler içindenefsinin şehvetlerini gidermen salih bir niyetlebirlikte olursa ibadet olur. Rasulullah sallallahualeyhi ve sellem şöyle buyurur: “Sizden birinin cinselilişkiye girmesinde dahi bir sadaka vardır.” Derler ki:“Ey Allah’ın Rasulü! Bizden biri şehvetini gidermeyegelir de ona ecir mi olur?” Şöyle buyurur: “Nedersiniz; onu haramda giderseydi üzerine bir günaholur muydu? Aynı şekilde onu helalde giderinceonun için bir ecir olur.”236 Yine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemşöyle buyurur: “Her Müslüman’ın üzerine bir sadakavardır.” Denilir ki: “Ne dersin, şayet bulamazsa?”236 Müslim; Kitabu’z Zekât, Hadis no: 1006
    • 139 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymşöyle buyurur: “Elleriyle çalışır; kendine faydalı olurve sadaka verir.” Denilir ki: “Ne dersin, şayet güçyetiremezse?” Şöyle buyurur: “Kederli ihtiyaçsahibine yardım eder.” Denilir ki: “Ne dersin, şayetgüç yetiremezse?” Şöyle buyurur: “İyiliği ya da hayrıemreder.” Denilir ki: “Ne dersin, (ya bunu da)yapmazsa?” Şöyle buyurur: “Kötülükten kendinialıkoyar. Şüphesiz bu bir sadakadır.”237 İkinci Derece: İman• İmanın rükünleri altıdır: Allah’a, meleklerine,kitaplarına, rasullerine, ahiret gününe iman vekadere iman. Birincisi: Allah’a iman Allah Teâlâ’nın rububiyetine; yani O’nun herşeyin Rabbi, yaratıcısı ve hükümranı; bütün işlerinidare edicisi olduğuna ve O’nun dışındaki her237 Buhari; Kitâbuz Zekât, Bâb no: 29, Müslim; KitâbuzZekât, Hadis no: 1108. Hadisin lafzı Müslimdeki rivayeteaittir. Daha geniş bilgi için bkz. "Şerhu Usûlil İman" /Muhammed b. Salih el-Useymin, "El-İman" / Şeyhulislamİbni Teymiyye, "Akidetu Ehlis Sunne vel Cemaa" /Muhammed b. Salih el-Useymin
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 140mabudun/ ibadet edilen şey ya da kişinin batılolduğuna iman etmen ve O’nun isim ve sıfatlarına;yani O’nun en güzel isimlere, kâmil ve yüce sıfatlarasahip olduğuna iman etmendir. Bütün bunlarda Allah’ın birliğine; rububiyetinde,uluhiyetinde, isimlerinde ve sıfatlarında ortağıolmadığına iman etmendir. Allah Teâlâ şöylebuyurur: ((O) Göklerin, yerin ve ikisiarasındakilerin Rabbidir. Şu halde O’na kulluket; O’na kulluk etmek için sabırlı ve metanetli ol.O’nun adıyla anılan bir kimse biliyor musun?)238 O’nu hiçbir uyku ve uyuklamanın almadığına,O’nun görünen ve görünmeyeni bildiğine, göklerinve yerin mülkünün O’nun olduğuna iman etmendir:(Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Ondanbaşkası bunları bilmez. Karada ve denizde nevarsa O bilir. Bir yaprak düşmeye görsün,mutlaka onu bilir. Yeryüzünün karanlıklarındatek bir tane yaş-kuru müstesna olmamak üzerehepsi apaçık bir kitaptadır.)239 Allah Teâlâ’nınyaratıklarından yüce ve arşının üzerinde olduğuna,aynı anda ilmi ile onlarla birlikte olduğuna; onlarınhallerini bildiğine, sözlerini işittiğine, yerlerinigördüğüne, işlerini yönettiğine, fakire rızık verdiğine,kırılanı onardığına, dilediğine mülk verdiğine ve238 19/Meryem/65239 6/el-En’am/59
    • 141 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymdilediğinden de mülkü çekip aldığına, O’nun herşeye gücü yettiğine inanmandır.240 Allah’a imanın meyvelerinden bazıları,şunlardır: 1- Kula, Allah’ı sevme ve O’nu yüceltmekazandırır. Bunlarda, O’nun emrini yerine getirmeyive yasakladığından uzak durmayı gerektirir. Kulbunu yerine getirince, dünya ve ahirette korkusuzmutluluğa ulaşır. 2- Allah’a iman etmek, nefiste izzet oluşturur.Çünkü o, kainattaki her şeyin gerçek sahibinin Allaholduğunu, O’ndan başka zarar veren ve fayda verenolmadığını bilir. Bu bilgi onu, Allah’tan başkasınaihtiyaç duymaz hale getirir. O’ndan başkasınınkorkusunu kalbinden söküp alır. Sonuçta ancakAllah’tan umar ve O’dan başkasından korkmaz. 3- Allah’a iman, nefsinde alçak gönüllülükoluşturur. Çünkü o, sahip olduğu nimetin Allah’tanolduğunu bilir. Şeytan onu aldatamaz. Kibirlenipbüyüklenmez. Kuvveti ve malıyla övünmez. 4- Allah’a iman eden kesin olarak bilir ki,Allah’ın razı olduğu salih amelden başka kurtuluşagiden bir yol yoktur. Oysa başkası batıl inançlarasahiptir. Örneğin; insanların suçlarına keffâretolması için Allah’ın, oğlunun asılmasını emrettiğineinanır. Ya da bir takım ilahlara iman eder. Onların,isteğini yerine getirdiğine inanır. Oysa gerçekteonlar, fayda ya da zarar vermezler. Ve yahut ateist240 Bkz. Akidetu Ehlis Sunne vel Cemaa (sf. 7, 11)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 142olur ve hiçbir yaratıcının varlığına iman etmez...Bütün bunlar birer kuruntudur. Öyle ki; Kıyametgünü Allah’ın huzuruna varınca ve gerçekleri kendigözleriyle görünce apaçık bir sapıklık içerisindeolduklarının farkına varacaklar. 5- Allah’a iman etmek; Allah’ın rızasınıdileyerek, dünyada yüce görevler üstlendiği zaman,insana kararlılık ve sabır, sebat ve tevekkülnoktasında büyük bir güç kazandırır. Göklerin veyerin hükümdarına dayandığına, O’nun kendisinidesteklediğine ve yardım ettiğine kesin olarakinanır. Sabrında, sebatında ve tevekkülünde dağlargibi sağlam olur.241 İkincisi: Meleklere iman Allah’ın onları, kendisine itaat etmeleri içinyarattığına inanmaktır. Allah onları şu şekildetanımlar: (Onlar mükerrem kullardır. Sözleri ileO’nun önüne geçmezler; onlar O’nun emrigereğince iş görürler. Onların önündekini dearkalarındakini de bilir. O’nun razı olduğukimselerden başkasına şefaat etmezler. OnlarO’nun korkusundan titrerler.)242 (O’nunhuzurunda bulunanlar, O’na ibadet hususundakibirlenmezler ve yorulmazlar. Onlar, bıkıp241 Bkz. Akidetu Ehlis Sunne vel Cemaa (sf. 44),Mebâdiul İslam (sf. 80, 84)242 21/el-Enbiya/26-28
    • 143 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymusanmadan gece ve gündüz (Allah’ı) tesbihederler.)243 Allah onları bizim için görünmezkılmıştır. Bu nedenle onları göremeyiz. Onlardan birkısmını bazı nebilerine ve rasullerine göstermiştir. Meleklerin yüklendikleri bir takım ameller vardır.Bu meleklerden vahiyle görevli melek olan Cibril,vahyi Allah katından, kulları arasından O’nundilediğine indirir. Ruhları almakla görevli melek debunlardandır. Rahimlerdeki ceninler ile görevlimelek vardır. Ademoğullarını korumakla görevlimelekler vardır. Amellerin yazılmasıyla görevlimelekler vardır. Herkesin iki meleği vardır: (Sağdave solda otururlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki,yanında gözetleyen, yazmaya hazır bir melekbulunmasın.)244 Meleklere imanın meyvelerinden bazılarışunlardır: 1- Müslüman’ın akidesi, şirkin şüphelerinden vepisliğinden arınır. Çünkü Müslüman; Allah’ın, bubüyük görevleri yüklediği meleklerin varlığına imanedince, kainatın seyrine katkıda bulunan hayalivarlıkların varlığına inanmaktan kurtulur. 2- Müslüman, meleklerin fayda ve zararvermediğini, onların sadece Allah’ın kendilerineikram edilmiş kulları olduğunu onlara emrettiğişeylerde, Allah’a isyan etmediklerini ve kendilerine243 21/el-Enbiya/19-20244 50/Kâf/17-18. Bkz. Akidetu Ehlis Sunne vel Cemaa(sf.19)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 144emredilenleri yaptıklarını bilir. Bu nedenle onlaraibadet etmez. Onlara yönelmez ve onlarabağlanmaz. Üçüncüsü: Kitaplara iman Allah’ın, nebilerine ve rasullerine hakkıaçıklamak ve ona davet etmek için kitaplarindirdiğine iman etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Andolsun ki Biz peygamberlerimizi apaçıkdelillerle gönderdik. Onlarla birlikte insanlaradaleti ayakta tutsunlar diye Kitabı ve mizanıindirdik.)245 Bu kitaplar çoktur. İbrahimaleyhisselam’a verilen sahifeler, Musaaleyhisselam’a verilen Tevrat, Davud aleyhisselam’agönderilen Zebur ve İsa aleyhisselam’ın getirdiğiİncil bunlardandır. Geçmişteki bu kitaplara iman; Allah’ın onlarıelçilerine indirdiğine ve o kitapların, o dönemdeAllah’ın insanlara iletmesini istediği şeriatı içerdiğineinanmakla gerçekleşir. Allah’ın bizlere bildirdiği bu kitaplar ortadankaybolmuştur. İbrahim aleyhisselam’a gönderilensahifelerden hiçbiri dünyada yoktur. Tevrat, İncil veZebur’a gelince; Yahudiler ve Hıristiyanların yanındaisimleri ile bulunsalar da tahrif edilmiş vedeğiştirilmişlerdir. Çoğu kaybolmuş ve onlardanolmayan şeyler onlara sokulmuştur. Daha da ötesi,245 57/el-Hadid/25
    • 145 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymsahiplerinden başkasına nispet edilirler. Eski Ahit’tekırktan fazla sifr (kitap, kutsal metin) var ve sadecebeşi Musa aleyhisselam’a nispet edilmektedir.Bugün mevcut olan İncil’den ise bir tanesi bile İsaaleyhisselam’a nispet edilmemektedir. Allah katından indirilen kitapların sonuncusu iseMuhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e indirilenYüce Kur’ân’dır. Kur’an, Allahın koruması ilekorunmaktadır. Harflerinde, kelimelerinde,harekelerinde veya manalarında hiçbir değişikliğeya da tahrife uğramamıştır. Kur’ân-ı Kerim ilegeçmişteki kitaplar arasındaki fark çok yönlüdür.Bunlardan bazıları şu şekildedir: 1- Geçmişteki bu kitaplar ortadan kaybolmuş,onlara tahrif ve değişiklik sokulmuştur.Sahiplerinden başkalarına nispet edilmiş; şerhler,açıklamalar ve tefsirler eklenmiştir. İlahi vahye, aklave fıtrata ters düşen bir çok şey içermektedir. Kur’ân-ı Kerim ise; Allah’ın koruması ilekorunmaya devam etmektedir. Allah’ın, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’e indirdiği aynı kelimelerve harfler ile korunmaktadır. Tahrife uğramamış vehiçbir ilave yapılmamıştır. Çünkü Müslümanlar,Kur’ân-ı Kerim’in her türlü şüpheden uzakkalmasına gayret göstermiş ve O’nu; Rasulullahsallallahu aleyhi ve sellem’in siyeri, sahabilerinhayat hikayeleri, Kur’ân-ı Kerim’in tefsiri, ibadet vemuamelat hükümleri ile karıştırmamıştır. 2- Eski kitapların bugün tarihsel bir senedibilinmemektedir. Daha da ötesi, kime indiği ve hangi
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 146dilde yazıldığı dahi bilinmemektedir. Bir kısmı,kendisine gönderilen kimseden başkasına nispetedilmiştir. Kur’ân’ı ise Müslümanlar, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’den yazılı ve sözlü olaraktevatür yoluyla nakletmişlerdir. Her çağda ve hermekanda, Müslümanların bu kitabı ezbere bilenbinlerce hafızları ve bu kitaptan yazılı binlercenüsha vardır. Sözlü olarak ezberlenen ile yazılıolarak bulunan nüshalar uyuşmaz ise farklı olannüshalar kabul edilmez. Ezbere bilinenlerle yazılıolanlar mutlaka birbirine uymalıdır. Bunun da ötesinde; Kur’ân, sözlü olaraknakledilmiştir ki dünyada başka hiçbir kitaba bunasip olmamıştır. Hatta bu şekilde nakil sadece Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’in ümmetinde vardır. Bunakil şu şekilde gerçekleşir: Öğrenci; Kur’ân’ıhocasından dinleyerek ezberler. Hocası da, kendihocasından bu şekilde ezberlemiştir. Sonra hocaöğrencisine “icazet” denilen diplomayı verir. Hocabu diplomada, hocaları yanında okuduğunuöğrencisine okuttuğuna şahitlik eder. Senet,Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ulaşıncayakadar her biri hocasını adıyla zikreder. Bu şekildesözlü senet; öğrenciden, Rasulullah sallallahu aleyhive sellem’e kadar zincir şeklinde devam eder. Kur’ân-ı Kerim’den her surenin ve her ayetinnerede ve ne zaman Muhammed sallallahu aleyhive sellem’e indiğini bildiren kuvvetli deliller ve
    • 147 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymtarihsel kanıtlar da aynı şekilde senet ile yoğunolarak nakledilmiştir. 3- Geçmişteki kitapların indirildiği diller, uzunzaman önce silinip yok olmuştur. Bu çağda o dillerikonuşan hiç kimse yoktur ve anlayanlar çok azdır.Kur’ân’ın indiği dil ise; bugün milyonlarca kişininkonuştuğu, yaşayan bir dildir. Yeryüzünün herbölgesinde okutulup öğretilmektedir. Onuöğrenmeyen de her yerde Kur’ân-ı Kerim’inanlamını kendisine anlatacak birini bulur. 4- Geçmişteki kitaplar belirli bir dönem içindi.İnsanların tümüne değil, özellikle bir milleteyönelikti. Bu nedenle onlar o millet ve o dönemeözgü hükümler içermiştir. Böyle olunca da bütüninsanlara hitap etmesi uygun olmaz. Kur’ân-ı Kerim ise her zamanı kapsayan ve hermekana uygun olan bir kitaptır. Her millete ve herçağa uyan hükümler, ahlak ve ilişki kuralları içerir.Çünkü Kur’ân’ın hitabı, bütün insanlara yöneliktir. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki; asılnüshaları bulunmayan ve yeryüzünde ilk yazıldıklarıdilde konuşan hiç kimse kalmayan kitaplarla Allah’ıninsanlara hüccetinin gerçekleşmesi mümkündeğildir. Allah’ın, kulları üzerine hücceti ancak;fazlalıktan, eksiklikten ve tahriften uzak vekorunmuş, nüshaları her yerde yaygın, milyonlarcainsanın okuduğu ve onunla insanlara Allah’ınçağrısını ilettiği canlı bir dilde yazılmış bir kitaplagerçekleşir. İşte bu kitap Allah’ın, Muhammedsallallahu aleyhi ve sellem’e indirdiği Yüce
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 148Kur’ân’dır. O, geçmiş kitapların hükmünü ortadankaldırmıştır. Onların, tahrife uğramadan öncekihallerini doğrular ve onlara şahitlik eder. Kendilerinebir nur ve şifa, hidayet ve rahmet olması için; bütüninsanlığın uyması gereken kitaptır. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (İşte bu (Kur’ân), bizim indirdiğimizmübarek bir kitaptır. Bana uyun ve Allah’tankorkun ki size merhamet edilsin.)246 Ve şöylebuyurur: (De ki: Ey insanlar! Ben size, hepinizegönderilmiş, Allah’ın elçisiyim.)247 Dördüncüsü: Peygamberlere iman Allah’ın yarattıklarına, Allah’a iman edipgönderilen elçileri doğrulamaları halindekavuşacakları nimetleri müjdeleyen ve isyan ettiklerizaman uğrayacakları azaptan sakındıran elçilergönderdiğine iman etmektir. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Andolsun ki Biz her ümmete: “Allah’aibadet edin, tağuttan kaçının” diye birpeygamber göndermişizdir.)248 Ve şöyle buyurur:(Müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberlergönderdik ki insanların peygamberlerden sonraAllah’a karşı bir bahaneleri olmasın!)249246 6/el-En’am/155247 7/el-A’raf/158. Geçen konular için bkz. El-AkidetusSahiha ve mâ Yudaadduha (sf. 17), Akidetu Ehlis Sünnevel Cemaa (sf. 22), Mebâdiul İslam (sf. 89)248 16/en-Nahl/36249 4/en-Nisa/165
    • 149 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Bu elçiler çoktur. Onların ilki, Nuh aleyhisselamve sonuncusu Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’dir. İbrahim, Musa, İsa, Davud, Yahya,Zekeriyya ve Salih aleyhisselam gibi, bazılarınıAllah bize bildirmiş, bazılarını da bildirmemiştir.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Bir kısımpeygamberleri sana daha önce anlattık, birkısmını ise sana anlatmadık.)250 Bu elçilerin hepsi, Allah’ın yarattığı birerbeşerdir. Rabblık ve ilahlık özellikleri yoktur. Bunedenle hiçbir ibadet onlar için yapılmaz. Kendileriiçin dahi, fayda ya da zarar verme gücüne sahipdeğillerdir. Allah Teâlâ, rasullerin ilki olan Nuhaleyhisselam’ın kavmine şöyle dediğini bildirir: (Bensize: “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır”demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim”de demiyorum.)251 Onların sonuncusu olanMuhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e de şöyledemesini emreder: (Ben size: “Allah’ın hazineleribenim yanımdadır” demiyorum, gaybı dabilmem. “Ben size bir meleğim” dedemiyorum.)252 Ve şöyle demesini emreder: (BenAllah’ın dilediğinden başka kendime herhangibir fayda ya da zarar verecek güce sahipdeğilim.)253250 4/en-Nisa/164251 11/Hud/31252 6/el-En’am/50253 7/el-A’raf/188
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 150 Peygamberlerin hepsi; Allah’ın seçip çağrısınıiletmekle şereflendirdiği ve kul olmakla nitelendirdiğideğerli kullardır. Dinleri; Allah’ın kendisinden başkadin kabul etmediği İslam’dır. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Allah katında hak din İslam’dır.)254Çağrıları temelde birdir ve şeriatları farklı farklıdır.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Her birinize bir şeriatve bir yol verdik.)255 Bu şeriatların en sonuncusu,Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in şeriatıdır.O’nun şeriatı, kendinden önceki bütün şeriatlarınhükmünü ortadan kaldırmıştır. O’nun çağrısı,çağrıların en sonuncusudur ve O, elçilerin ensonuncusudur. Bir peygambere iman edenin, onların hepsineiman etmesi gerekir. Bir peygamberi yalanlayan da,onların hepsini yalanlamıştır. Çünkü bütünpeygamberler Allah’a, meleklerine, kitaplarına,rasullerine, ve ahiret gününe imana çağırır. Dinleribirdir. Onların bir kısmını ayıran veya bir kısmınaiman edip bir kısmını inkar eden, onların hepsinibirden inkar etmiş olur. Çünkü onların her biri bütünnebilere ve rasullere iman etmeye çağırır. 256 AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Peygamber, Rabbitarafından kendisine indirilene iman etti,mü’minlerde (iman ettiler). Her biri Allah’a,meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman254 3/Al-i İmran/19255 5/el-Maide/48256 Bkz. El-Akidetus Sahiha ve mâ Yudaadduha (sf. 17),Akidetu Ehlis Sünne vel Cemaa (sf. 25)
    • 151 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymettiler. “Allah’ın peygamberlerinden hiç biriarasında ayırım yapmayız” (dediler).)257 Ve şöylebuyurur: (Allah’ı ve peygamberlerini inkar edenlerve (inanma hususunda) Allah ilepeygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip “Birkısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız”diyenler ve bunlar (iman ile küfür arasında) biryol tutmak isteyenler yok mu? İşte gerçektenkafirler bunlardır. Ve biz kafirlere alçaltıcı birazap hazırlamışızdır.)258 Beşincisi: Ahiret gününe iman Bütün yaratılmışların dünyadaki sonu ölümdür!Peki ya insanın ölümden sonraki hali nedir?Dünyada işkence görmekten kurtulan zalimlerin haline olacak? Zulümlerinin cezasını çekmektenkurtulacaklar mı? Dünyada, yaptıkları iyiliklerinkarşılığını göremeyen iyilik sahiplerinin ecirleri boşamı gidecek? Bütün beşeriyet nesil nesil peş peşe ölümegitmektedir. Bu durum; Allah, dünyanın sonaermesine izin verinceye ve dünya üzerindeki heryaratılmış ölünceye kadar devam eder. Sonra Allah,Kıyamet günü bütün yaratılmışları yeniden diriltir.Öncekileri ve sonrakileri bir araya toplar. Sonra;dünyada kazandıkları hayır ya da şer amellere göre257 3/el-Bakara/285258 4/en-Nisa/150-151
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 152kulları hesaba çeker. Mü’minler cennete götürülür.Kafirler ise cehenneme sürülür. Cennet; Allah’ın, mü’min kulları için hazırladığınimettir. İçinde, kimsenin tanımlayamayacağı nimetçeşitleri vardır. Cennette yüz derece vardır. Her birderecede, Allah’a imanlarına ve O’na itaatlerinegöre kalanlar vardır. Cennet ehlinin derecebakımından en aşağıda olanına, dünyadaki birkralın mülkünün benzeri ve onun on katı daha verilir. Cehennem ise; Allah’ın, kendisini inkar edeniçin hazırladığı azaptır. Cehennemde, bahsedilmesibile korkutan çeşitli azaplar vardır. Şayet Allah;ahirette bir kimsenin ölmesine izin verseydi,cehennem ehli sadece onu görmekle ölürdü. Allah ilmiyle, her insanın hayır ya da şer, gizliya da aşikar ne yapacağını bilmiştir. Sonra herinsan için iki melek görevlendirmiştir. Onlardan biriiyilikleri yazar; diğeri ise kötülükleri yazar. Hiçbir şeyikaçırmazlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (İnsanhiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyenyazmaya hazır bir melek bulunmasın.)259 Buameller, Kıyamet günü insana verilecek bir kitabakaydedilir: (Kitap ortaya konmuştur: Suçluların,onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarınıgörürsün. “Vay halimize! Derler, bu nasılkitapmış! Küçük-büyük hiçbir şey bırakmaksızınhepsini sayıp dökmüş!” Böylece yaptıklarınıkarşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç259 50/Kâf/18
    • 153 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymkimseye zulmetmez.)260 İnsan, kitabını okur vehiçbir şeyi inkar edemez. Amellerinden bir şeyi inkaredenin ise Allah; gözüne ve kulağına, ellerine veayaklarına ve cildine bütün yaptığını anlattırır. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Derilerine, "Niçin aleyhimizeşahitlik ettiniz?" derler. Onlar da, "Her şeyikonuşturan Allah, bizi de konuşturdu. İlk defasizi O yaratmıştır. Yine O’nadöndürülüyorsunuz" derler. Siz nekulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne derilerinizinaleyhinize şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz,yaptıklarınızdan çoğunu Allah’ın bilmeyeceğinisanıyordunuz.)261 Ahiret gününe; Kıyamet ve yeniden dirilişgününe iman etmeye bütün nebiler ve rasullerçağırmıştır.• Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Seninyeryüzünü kupkuru görmen de Allah’ınayetlerindendir. Biz onun üzerine suyuindirdiğimiz zaman, harekete geçip kabarır. Onacan veren elbette ölüleri de diriltir. O, her şeyekadirdir.)262 Ve şöyle buyurur: (Gökleri ve yeriyaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın,ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğinidüşünmezler mi? Evet O, her şeye kadirdir.) 263260 18/el-Kehf/49261 41/el-Fussılet/21-22 Yeniden diriliş hakkında daha çok delil için bu kitaptaki"Ahiret" bölümüne bakınız.262 41/el-Fussılet/39263 46/el-Ahkaf/33
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 154Bu, ilahi hikmetin gereğidir. Çünkü Allah,yarattıklarını boş yere yaratmamış ve onları başıboşbırakmamıştır. İnsanların akıl yönünden en zayıfıdahi, gayesiz bir şekilde önemli bir iş yapmaz.İnsanın böyle bir iş yapması düşünülemez ise nasılolur da insan, Rabbinin yarattıklarını boş yereyarattığını ve onları başıboş bırakacağınızannedebilir? Allah, onların söylediklerindenoldukça yücedir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Sizisadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikatenhuzurumuza geri getirilmeyeceğinizi misandınız?)264 Ve şöyle buyurur: (Göğü, yeri ve ikisiarasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkaredenlerin zannıdır. Vay o inkar edenlerin ateştekihaline!)265 Ahiret gününe imana, bütün akıl sahibi insanlarşahitlik eder. Çünkü bu aklın gereğidir. Bozulmamışfıtrat ona teslim olur. Çünkü insan; Kıyamet gününeiman edince, Allah’ın katında olanı umarak,terkettiğini niçin terkettiğini ve yaptığını niçinyaptığını bilir. Yine; insanlara zulmedenin mutlakacezasını göreceğini, Kıyamet günü insanların ondanhakkını alacağını, hayır ise hayır, şer ise şer;insanın mutlak yaptığının karşılığını alacağını veilahi adaletin gerçekleşeceğini bilir. Allah Teâlâşöyle buyurur: (Kim zerre miktarı hayır yapmışsa264 23/el-Mü’minun/115265 38/Sad/27
    • 155 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymonu görür. Kim de zerre miktarı şer yapmışsaonu görür.)266 Kıyamet gününün ne zaman geleceğini,yaratılmışlardan hiç kimse bilmez. O, gönderilmişhiçbir peygamberin ve Allah’a yaklaştırılmış meleğindahi bilmediği bir gündür. Allah, onun bilgisiniyalnızca kendine has kılmıştır. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Sana kıyameti, ne zaman gelipçatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancakRabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndanbaşkası açıklayamaz.)267 Ve şöyle buyurur:(Kıyamet hakkındaki bilgi ancak Allah’ınkatındadır.)268 Altıncısı: Kaza ve kadere iman Allah’ın, olmuş ve olacak her şeyi; kullarındurumlarını ve amellerini, ecellerini ve rızıklarınıbildiğine iman etmektir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir.)269 Veşöyle buyurur: (Gaybın anahtarları O’nunyanındadır. Ondan başkası bunları bilmez.Karada ve denizde ne varsa O bilir. Bir yaprakdüşmeye görsün, mutlaka onu bilir. Yeryüzününkaranlıklarında tek bir tane yaş-kuru müstesna266 99/ez-Zilzal/7-8. Bkz. Dinul Hak (sf. 19)267 7/el-A’raf/187268 31/Lokman/34269 29/el-Ankebut/62
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 156olmamak üzere hepsi apaçık bir kitaptadır.)270Bütün bunları, kendi katında bir kitaba yazmıştır.Şöyle buyurur: (Biz, her şeyi apaçık bir kitaptasayıp yazmışızdır.)271 Ve şöyle buyurur: (Bilmezmisin ki, Allah, yerde ve gökte ne varsa bilir? Bubir kitapta mevcuttur. Bu Allah için çokkolaydır.)272 Allah bir şey dilediğinde ona “Ol!” derve olur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Bir şeyiyaratmak istediği zaman O’nun yaptığı “Ol!”demekten ibarettir. Hemen oluverir.)273 AllahSubhanehu; her şeyi takdir ettiği gibi, her şeyin deyaratıcısıdır. Şöyle buyurur: (Biz her şeyi birölçüye göre yarattık.)274 Ve şöyle buyurur: (Allahher şeyin yaratıcısıdır.)275 Kulları, kendisine itaatetsinler diye yaratmış, itaati onlara açıklamış ve itaat270 6/el-En’am/59 Kur’an-ı Kerim’de yalnızca bu ayetolsaydı bile, O’nun Allah katından olduğuna apaçık birdelil ve kesin hüccet olarak yeterdi. Çünkü insanlık çağlarboyunca, bilimin yaygın hale geldiği ve insanoğlununbüyüklendiği bu çağda dahi, bu kapsamlı bilgiyi -gücüyetmesinin ötesinde- düşünememektedir. Bütün yaptığı,bir takım sırlarını keşfedebilmek için bir ağacı ya da birböceği belirli bir ortamda gözlemlemektir ve bilmedikleri,bildiklerinden daha çoktur. Her açıdan kapsamlı bilgi vedüşünce ise, insanlığın alışık olmadığı ve gücününyetmeyeceği bir olaydır.271 36/Yâsin/12272 22/el-Hacc/70273 36/Yâsin/82274 54/el-Kamer/49275 39/ez-Zümer/62
    • 157 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymetmelerini emretmiştir. Kendisine isyan etmeyionlara yasaklamış ve isyanı onlara açıklamıştır.Kudret ve dileme özelliği vermiştir. Bu kudret vedileme özelliği ile Allah’ın emirlerini yerinegetirirlerse sevap kazanırlar; O’na isyan ederlerseazabı hak ederler. İnsan, kaza ve kadere iman ederse kendisi içinşunlar gerçekleşir: 1- Sebepleri yerine getirirken Allah’a itimateder. Çünkü O; sebebin de, sonucun da Allah’ınkazası ve kaderi ile olduğunu bilir. 2- Nefsi rahat ve kalbi huzurlu olur. Çünkü o;bunun, Allah’ın kazası ve kaderi ile olduğunu;hoşuna gitmeyen ve takdir edilmiş olan bir şeyinkaçınılmaz olarak gerçekleşeceğini bilir. Gönlü rahateder ve Allah’ın kazasına razı olur. Kadere imanedenden daha huzurlu, gönlü rahat ve yaşantısı iyikimse yoktur. 3- İsteğinin gerçekleşmesi halinde kendinibeğenmekten uzak olur. Bilir ki onun gerçekleşmesiAllah’ın bir nimetidir, Allah hayır ve başarısebeplerini takdir etmiştir. Bu nedenle, Allah’aşükreder. 4- İsteğinin gerçekleşmemesi ya da istemediğibir şeyin olması halinde endişe ve kaygıyakapılmaz. Bilir ki bu, Allah’ın takdiridir. Allah’ınemrini geri çevirecek ve hükmünü bozacak kimseyoktur. O mutlaka gerçekleşir. Bu nedenle sabrederve karşılığını Allah’tan bekler: (Yeryüzünde vukubulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 158musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, birkitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’agöre kolaydır. (Allah bunu) elinizden çıkanaüzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerleşımarmayasınız diye açıklamaktadır. ÇünküAllah, kendini beğenip böbürlenen kimselerisevmez.)276 5- Tamamen, Allah Subhanehu’ya tevekküleder. Çünkü Müslüman, fayda ve zarar vermeninyalnızca Allah’ın elinde olduğunu bilir. Gücündendolayı hiçbir güçlüden korkmaz ve insanlardanbirinin korkusuyla hayır işlemeyi terk etmez.Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, İbni Abbasradıyallahu anhuma’ya şöyle buyurur: “Bil ki, ümmetsana fayda vermek için bir araya gelse, Allah’ınsenin için yazdığından başka bir şeyle sana faydaveremezler. Ve sana zarar vermek için bir arayagelseler, Allah’ın senin için yazdığından başka birşeyle zarar veremezler.”277 Üçüncü Derece: İhsan276 57/el-Hadid/22-23 Bkz. El-Akidetu’s Sahiha ve maYudâdduha (sf. 19), Akidetu Ehli’s Süne ve’l Cemaa(sf.39), Dinu’l Hak (sf.18)277 İmam Ahmed; Müsned, (1/293), Tirmizi; Sünen,Ebvâbu’l Kıyâme (4/76)
    • 159 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym İhsan, sadece bir rükündür. Allah’a, O’nugörürcesine ibadet etmendir. Çünkü sen O’nugörmesen de şüphesiz O seni görmektedir. İnsan,Rabbine bu şekilde ibadet etmelidir. O’na yakınolduğunu ve huzurunda bulunduğunu hissetmelidir.Bu durum; huşûyu, korkuyu ve saygıyı gerektirir.İbadetin eda edilmesinde samimiyeti, ibadetin dahagüzel ve tam olarak yerine getirilmesi için çabasarfetmeyi gerektirir. Kul, ibadet ederken Rabbinigözetir. O’nu görürcesine kendini O’na yakın olarakdüşünür. Şayet başaramazsa; Allah’ın kendisinigördüğüne; gizli ve aşikarını, içini ve dışını bildiğine,hiçbir işinin Allah’a gizli kalmadığına imanıyardımıyla bunu gerçekleştirmeye çalışır.278 Bu dereceye ulaşan kul, Rabbine samimi olarakibadet eder. O’ndan başka hiç kimseye yönelmez.İnsanların övgüsünü beklemez ve kötülemelerdende korkmaz. Çünkü ona; Rabbinin ondan razıolması ve Mevlâsı’nın onu övmesi yeterlidir. O, gizlisi ve aşikarı eşit olan bir insandır.Yalnızken ve insanlar arasındayken, Rabbine ibadeteder. Allah’ın, kalbinde gizli olanı ve nefsininvesvesesini bildiğine kesin olarak inanır. İmankalbine hakim olmuştur. Kalbi, Rabbinin gözetiminihisseder. Âzâları, yaratıcısına teslim olmuştur.Onlarla ancak, Allah’ın sevdiği ve razı olduğuamelleri yapar.278 Bkz. Câmiu’l Ulûmi ve’l Hikem (sf.128)
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 160 Kalbinin, Rabbine bağlandığı yerde, Allah’tanbaşkasına ihtiyaç duymadığı için yaratılmıştanyardım dilemez. Hiçbir insana şikayetini dilegetirmez. Çünkü ihtiyacını Allah Subhanehu’yailetmiştir ve yardımcı olarak O yeter! Hiçbir yerdeyalnızlık hissetmez ve hiç kimseden korkmaz.Çünkü, her halükarda Allah’ın kendisiyle olduğunubilir. O, kendisine yeter. O ne güzel yardımcıdır!Allah’ın emrettiği hiçbir işi terk etmez ve Allah’aisyan olan hiçbir şey işlemez. Çünkü o, Allah’tanutanır. Allah’ın emrettiği yerde onu bulamamasındanve yasakladığı yerde onu bulmasından hoşlanmaz.Aşırı gitmez, insanlara zulmetmez ve haklarınıyemez. Çünkü Allah’ın kendisini gördüğünü veyaptıkları ile onu hesaba çekeceğini bilir. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaz. Çünkü;yeryüzündeki hayırların Allah Teâlâ’nın mülküolduğunu ve Allah’ın onları, kulların hizmetinesunduğunu bilir. Ondan ihtiyacı kadarını alır veRabbine şükreder. ****** Bu kitapta zikrettiğim ve ortaya koyduğumsadece önemli konular ve İslam’ın büyükrükünleridir. Bu rükünler, kulun onlara iman etmesive onlarla amel etmesi durumunda Müslümanolacağı rükünlerdir. Değilse İslam –daha önce debahsettiğim gibi- din ve dünyadır, ibadet ve yaşambiçimidir. Kapsamlı ve eksiksiz, ilahi bir nizamdır.
    • 161 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymKuralları hayatın bütün alanlarında; itikadi, siyasi,ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında fert vetoplumun ihtiyaç duyduğu her şeyi içerir. İnsanİslam’da; barışı ve savaşı, gözetilmesi gerekenhakları düzenleyen; insanın, hayvanın ve çevrenindeğerini koruyan; insanın, hayatın ve ölümün,öldükten sonra yeniden dirilişin gerçek yönünüaçıklayan usuller, kaideler ve hükümler bulur. Yineİslam’da, çevresindeki insanlarla ilişkisi için enuygun metodu bulur. Örneğin, Allah Teâlâ şöylebuyurur: (İnsanlara güzel söz söyleyin.)279 Veşöyle buyurur: ((O takva sahipleri) insanlarıaffederler.)280 Yine, şöyle buyurur: (Bir kavmeduyduğunuz kin sizi adaletsizliğe sevk etmesin.Adaletli olun. Bu takvâya (Allah korkusuna) dahauygundur.)281 Bu dinin derecelerini ve her dereceninrükünlerini sunmuşken, onun güzelliklerinden birparça bahsetmemiz güzel olur. İslam’ın Güzel Yönleri•279 2/el-Bakara/83280 3/Al-i İmran/134281 5/el-Maide/8 Bu konu ile ilgili daha geniş bilgi için bkz. “Ed-Durretu’lMuhtasara fi Mehâsini’d Dini’l İslami” / Abdurrahman es-
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 162 Kalem, İslam’ın güzelliklerini her yönüyleanlatmakta aciz kalır. Kelimeler, bu dininüstünlüklerini hakkıyla ifade etmekte yetersiz kalır.Çünkü bu din, Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın dinidir.Nasıl ki göz Allah’ı tam olarak idrak edemez vebeşer, O’nu bütünüyle bilemezse; şeriatı da aynıdır,kalem onu her yönüyle vasfedemez. İbnü’l Kayyımrahimehullah şöyle demiştir: “Bu dosdoğru dindekive hanif inancındaki; hiçbir ifadenin mükemmelliğineulaşamayacağı, hiçbir anlatımın güzelliğineerişemeyeceği ve akıl sahibi insanların akıllarının –onların en mükemmeli üzerinde toplansa bile- dahaüstününü öneremeyeceği Şeriat-ıMuhammediyye’deki göz alıcı hikmeti düşününce,erdem sahibi ve kusursuz akıllara düşen onungüzelliğini anlamak ve üstünlüğünü onaylamaktır.Dünyaya daha mükemmel, daha büyük ve dahayüce bir şeriatın gelmediğine şahitlik etmektir.Peygamber onun için hiçbir delil getirmese bile,bizzat kendisi Allah katından olduğuna delil ve şahitolarak yeter. Tamamı, ilmin ve hikmetinmükemmelliğine; rahmetin, iyiliğin ve ihsanıngenişliğine; görüneni ve görünmeyeni kuşatmasına,başlangıç noktalarını ve sonuçlarını bilmesine;Allah’ın, kullarına bağışladığı en büyük nimetlerdenbiri olduğuna şahittir. Kullarına; kendilerini onaSa’di, “Mehâsinu’l İslam” / Abdulaziz es-Selman
    • 163 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymyönlendirmekten, kendilerini onun ehlinden ve onuniçin seçtiği kimselerden kılmasından daha büyük birnimet bağışlamamıştır. Bu nedenle, kullarınakendilerini ona yönlendirmesini nimet olarakhatırlatır. Şöyle buyurur: (Andolsun ki Allah,müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetleriniokuyan, onları arındıran ve onlara kitap vehikmeti öğreten bir Peygamber göndermeklebüyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, dahaönce apaçık bir sapıklık içindeydiler.)282Kendilerine bağışladığı nimetin büyüklüğünükullarına bildirerek ve hatırlatarak, kendilerini onunehlinden kılmasına şükretmelerini isteyerek şöylebuyurur: (Bugün dininizi kemale erdirdim)283 Budinin güzelliklerinden bir kısmını zikretmek, Allah’aşükür görevimizin bir gereğidir: 1. Allah’ın dinidir: Allah’ın kendisi için razı olduğu,peygamberlerini onunla gönderdiği; kullarına, onunçerçevesinde kendisine ibadet etme izni verdiğidindir. Nasıl ki Yaratıcı, yaratılmışa benzemezse;aynı şekilde O’nun dini olan İslam da insanlarınkanunlarına ve dinlerine benzemez. AllahSubhanehu’nun mutlak mükemmellik sıfatına sahipolması gibi O’nun dini de insanların dünyasını ve282 3/Âl-i İmran/164283 Miftahu Dâri’s Saâde (1/374-375), Ayet: 5/el-Maide/3
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 164ahiretini düzenleyen kuralları kapsamada; AllahSubhanehu’nun haklarını ve kulların O’na karşıgörevlerini, kulların birbirleri üzerindeki hakları vebirbirlerine karşı görevlerini kuşatmada mutlakmükemmelliğe sahiptir. 2. Kapsamlıdır: Bu dinin en belirgin güzelliklerinden biri de, herşeyi kapsamasıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Bizkitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır.) 284 Budin; Allah’ın isimleri, sıfatları ve hakları gibi Yaratıcıile ilgili tüm konuları; kurallar ve yükümlülükler,ahlak ve davranış gibi yaratılmışlarla ilgili tümkonuları içerir. Bu din; öncekilerin ve sonrakilerin,meleklerin, nebilerin ve rasullerin haberlerini içerir.Gökyüzü ve yeryüzü, gezegenler ve yıldızlar,denizler, ağaçlar ve kainat hakkında konuşmuştur.Yaratılışın sebebini, gayesini ve sonunu bildirmiştir.Cenneti ve iman edenlerin sonunu, cehennemi vekafirlerin sonunu bildirmiştir. 3. Yaratılmışı Yaratıcı’ya bağlar: Her batıl din ve inanç, insanı kendisi gibi ölümeve güçsüzlüğe, acizliğe ve hastalığa açık bir insanabağlama özelliğine sahiptir. Hatta bazen, yüzlerceyıl önce ölmüş ve kemikleri toprak olmuş bir insana284 6/el-En’am/38
    • 165 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbağlar. İslam Dini’nin özelliği ise insanı doğrudanYaratıcısı’na bağlamasıdır. Ne bir papaza, ne birazize ve ne de bir kutsal sırra bağlar. BilakisYaratıcı ile yaratılan arasında direk bağlantıdır. Aklı,Rabbi’ne bağlar ve böylece akıl aydınlanır veolgunlaşır. Yücelir ve yükselir. Mükemmelliği arar.Değersiz ve küçük şeylere tenezzül etmez.Yaratıcısı ile bağ kurmayan her kalp hayvandandaha aşağıdır. İslam dini, Yaratıcı ile yaratılmış arasındakibağdır. Yaratılmış insan; İslam dini aracılığıyla,Allah’ın kendisinden istediğini öğrenir ve böylecebilinçli bir şekilde O’na ibadet eder. O’nun razıolduğu yerleri öğrenir ve onlara yönelir. Kızdığıyerleri öğrenir ve onlardan uzak durur. İslam Dini, Yüce Yaratıcı ile güçsüz ve mutsuzyaratılmış arasındaki bağdır. Böylece O’ndandestek, yardım ve başarı talep eder. Hilekarlarınhilesinden ve şeytanların oyunundan kendisinikorumasını O’ndan ister. 4. Dünya ve ahiret yararlarını gözetir: İslam Şeriatı, dünya ve ahiret yararlarınıgözetme ve güzel ahlakı tamamlama üzerinekurulmuştur. Ahiret yararları şu şekilde açıklanabilir: Buşeriat, ahiretin bütün yönlerini açıklamış, hiç bir şeyiihmal etmemiştir. Bilakis onları bilinmeyen hiçbir şey
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 166kalmaması için yorumlamış ve açıklamıştır. Ahiretnimetini vaat etmiş ve azabı ile tehdit etmiştir. Dünyevi yararlar ise şu şekilde açıklanabilir:Allah; bu dinde; insanın dinini, canını, malını,nesebini, namusunu ve aklını koruyan kurallarbelirlemiştir. Güzel ahlakın açıklaması ise şu şekildeyapılabilir: Bu din, gizli ve açık hallerde güzel ahlaklıolmayı emretmiş, ahlakın çirkinini ve değersiziniyasaklamıştır. Gözle görülen güzel davranışlardanbiri de temizlik ve taharet, kirlerden ve pisliklerdenarınmadır. Güzel koku sürünmeye ve görünüşügüzelleştirmeye teşvik etmiştir. Zina yapmak, içkiiçmek; leş, kan, domuz eti yeme gibi pis şeyleriharam kılmıştır. Temiz yiyeceklerin yenmesiniemretmiş, israfı ve gerekenden fazla harcamayıyasaklamıştır. İç temizliği ise çirkin huyları terk etmek, güzelve övgüye layık huylarla donanmaktır. Çirkin huylar;yalan, sefahat, öfke, haset, cimrilik, aşağılık, makamsevgisi, dünya sevgisi, kibir, kendini beğenme veriya benzeri huylardır. Övgüye layık huylar ise; güzelahlak, insanlarla güzel geçinmek, onlara iyiliketmek, adalet, alçak gönüllülük, doğruluk, cömertlik,Allah’a tevekkül, ihlas, Allah’tan korkmak, sabır veşükür benzeri huylardır.285285 Bkz. “El-İ’lâm bima fi Dini’n Nasârâ mine’l Fesad ve’lEvham”; el-Kurtubi (sf. 442-445)
    • 167 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym 5. Kolaydır: Bu dini üstün ve ayrıcalıklı kılan niteliklerden biride kolay olmasıdır. Kurallarının her birinde ve herbir ibadetinde kolaylık vardır. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Allah dinde sizin için bir zorlukkılmamıştır.)286 Bu kolaylıkların ilki şudur: Bu dinegirmek isteyen kimsenin beşeri bir aracıya ya dageçmişi itirafa ihtiyacı yoktur. Bilakis ona düşen;temizlenmesi ve arınması; Allah’tan başka ilaholmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın Rasulüolduğuna şehadet etmesi; bunların anlamınainanması ve gereğini yerine getirmesidir. Sonra; insan yolculuğa çıkınca veyahastalanınca kolaylık ve hafifletme olan her ibadetiçin ikamet halinde ve sağlıklı iken yaptığı ibadetinsevabının aynısı yazılır. Daha da ötesi, Müslüman’ınhayatı, kolay ve huzurlu olur. Kafirin hayatı isebunun tersine, zor ve sıkıntılı olur. Aynı şekilde imanedenin ölümü de kolay olur. Ruhu, kaptan bir damlaçıkar gibi çıkar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Takvasahipleri o kimselerdir ki, melekler, canlarını hoşve rahat halde alırlar. "Selam size, yapmışolduğunuz güzel işlerin mükafatı olarak girincennete" derler.)287 Kafire ise; ölümü anında güçlüve şiddetli melekler gelir ve ona kırbaçlarla vururlar.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (O zalimlerin halini286 22/el-Hacc/78287 16/en-Nahl/32
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 168ölüm şiddeti içindeyken bir görsen! Melekleronlara ellerini uzatırlar ve "Ruhunuzu teslimedin. Bugün, Allaha karşı haksız şeylersöylediğinizden ve Onun âyetlerine karşıböbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azaplacezalandırılacaksınız" derler.)288 Ve şöyle buyurur:(Melekler, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vuravura ve "Tadın bakalım cehennem azabını!" diyediye canlarını alırken hallerini bir görmeliydin.)289 6. Adaletlidir: İslam’ın kurallarını belirleyen yalnızca Allah’tır.O, beyazı-siyahı, erkeği-kadını ile bütün insanlarınyaratıcısıdır. Onlar; hükmü, adaleti ve rahmetikarşısında eşittirler. Erkek ve kadından her biri içinkendisine uygun kurallar belirlemiştir. Bu nedenleşeriatın, kadının aleyhine erkeği kayırması ya dakadını üstün tutup erkeğe zulmetmesi, beyaz insanaayrıcalık tanıması ve siyah insanı onlardan mahrumetmesi söz konusu değildir. Herkes, Allah’ın şeriatıönünde eşittir. Takvalı olmaktan başka aralarındahiçbir fark yoktur. 7. İyiliği emreder ve kötülükten alıkoyar:288 6/el-En’am/93289 8/el-Enfal/50
    • 169 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Bu şeriat, değerli bir meziyet ve yüce bir nitelikiçerir ki, o da iyiliği emretmek ve kötülüktenalıkoymaktır. Büluğa ermiş, akıllı ve gücü yeten herMüslüman’ın gücü yettiğince emretmesi veyasaklaması gerekir. Emretme ve yasaklamaaşamalarına göre; eliyle emretmesi ve yasaklaması,gücü yetmezse diliyle ve yine gücü yetmezsekalbiyle bunu yapması gerekir. Böylece ümmetinhepsi, ümmet üzerinde gözlemci olur. Her ferdin,yöneten veya yönetilen olsun, gücü yettiğince ve bukonuyu düzenleyen şeriat kurallarına uygun olarak,iyiliği ihmal eden veya kötülük işleyene iyiliğiemretmesi ve kötülüğü yasaklaması gerekir. Buolay, görüldüğü gibi, her ferdin üzerine gücüyettiğince vaciptir. Oysa çağdaş siyasi düzenlerdenbir çoğu, muhalefet partilerine hükümetinçalışmasını ve resmi kurumların işleyişinigözlemleme fırsatı vermekle övünmektedir. Bunlar İslam dininin güzelliklerinden bazılarıdır.Bu konuyu daha da uzatmak istersek taşıdığı derinhikmeti ve sağlam yasamayı, sonsuz güzelliği vebenzersiz mükemmelliği açıklamak için her birkuralın ve farzın, her emrin ve yasaklamanınüzerinde durmamız gerekecektir. Bu dinin kurallarını inceleyen; onun Allahkatından olduğunu, içerisinde şüphe bulunmayangerçek ve hiçbir sapma bulunmayan hidayet yoluolduğunu kesin olarak anlar. Allah’a yönelmek ve şeriatına uymak, nebilerinve rasullerin izinden gitmek istiyorsan önünde tevbe
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 170kapısı açıktır. Rabbin; çokça bağışlayan ve çokçamerhamet edendir, bağışlamak için seniçağırmaktadır. Tevbe Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöylebuyurur: “Her ademoğlu günah işler. Günahişleyenlerin en hayırlısı tevbe edenlerdir.”290 İnsanınnefsi zayıftır, iradesi ve kararlılığı zayıftır. Günahınınve hatasının getirisine katlanamaz. Bu nedenleAllah; insana acıyarak yükünü hafifletmiş, onun içintevbe kuralını koymuştur. Tevbenin aslı; Allah’tankorkarak ve Allah’ın kulları için hazırladığı ödülleriumarak, çirkinliği nedeniyle günahı terk etmek, ogünahı işlediğine pişman olmak ve ona geridönmemeye kesin karar vermek, ömrün geri kalankısmını salih amellerle değerlendirmektir.291Görüldüğü gibi tevbe, yalnızca kalple yapılan veAllah ile kul arasında olan bir ameldir. Hiçbir zorluğuve meşakkati yoktur. Ağır fiillerde sarfedilen gücü degerektirmez. Bilakis yalnızca kalbin eylemidir.Günahı terk etmek ve ona dönmemektir. Bir şeydenkaçınmakta onu terk etmek ve rahatlamak vardır.292290 İmam Ahmed; Müsned (3/198), Tirmizi; Sünen,Ebvâbu Sıfati’l Kıyâme (4/49), İbni Mâce; Sünen, Kitâbu’zZühd (4/491)291 El-Mufredât fi Ğaribi’l Kur’ân (sf. 76) Az bir değişiklikle.292 El-Fevâid / İbnu’l Kayyım (sf. 116)
    • 171 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Durumunu açığa vuracak, sırrını açıklayacak vegüçsüzlüğünü fırsat bilecek bir insanın önündetevbe etmene gerek yoktur. Tevbe, yalnızca seninleRabbin arasındaki bir yakarıştır. O’ndan bağışlanmave hidayet dilersin, O da senin tevbeni kabul eder.İslam’da; atalardan miras kalan bir günah da yoktur,bu günahtan kurtarması gereken bir insan da yoktur.Bilakis Avusturyalı bir Yahudi iken hidayete ererekMüslüman olan Muhammed Esed’in gördüğü gibidir.Şöyle der: “Kur’ân’ın hiçbir yerinde Hıristiyanlıktaolduğu gibi fidyeye ihtiyaç olduğuna dair hiçbir şeybulamadım. İslam’da fertle sonu arasında duran,geçmişten miras kalmış ilk günah yoktur. Çünkü(Doğrusu insana çalışmasından başka bir şeyyoktur.)293 İnsandan, kendisine tevbe kapılarınınaçılması ve günahtan kurtulması için bir kurbansunmasını ya da canına kıymasını talep etmez.”294Bilakis Allah Teâlâ’nın buyurduğu gibi (Hiçbirgünahkâr başkasının günah yükünüyüklenmez.)295 Tevbenin büyük etkileri ve sonuçları vardır.Bunlardan bazılarını şu şekilde zikredebiliriz: 1. Kulun; Allah’ın, onun hatasını örtmedekilütfunu ve keremini bilmesidir. Şayet Allah dileseydi,günahının cezasını hemen verir, kulları arasındaonu rezil ederdi. Böylece o, onlarla birlikte rahat bir293 53/en-Necm/39294 Et-Tarik ile’l İslam / Muhammed Esed; sf 140, Az birdeğişiklikle295 53/en-Necm/38
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 172yaşam süremezdi. Oysa Allah, hatasını örterek onuyüceltmiş ve şefkati ile kuşatmıştır. Ona güç vekuvvet, rızk ve yiyecek vermiştir. 2. Nefsinin gerçek yüzünü, kötülüğü çokçaemreden bir nefis olduğunu bilmesidir. Kendisindenkaynaklanan hata, günah ve kusurun nefsininzayıflığına ve haram kılınan şehvetleresabredememesine işaret ettiğini; nefsini arındırmakve doğru yola yönlendirmek için göz açıpkapayıncaya kadar dahi olsa Allah’tan müstağniolamayacağını bilmesidir. 3. Allah Subhanehu tevbeyi, kulun mutluluğunusağlayan en büyük faktörün kendisiyle elde edilmesiiçin belirlemiştir. Bu faktör, Allah’a sığınma veO’ndan yardım dilemedir. Yine onunla; dua veyakarış, sevgi, korku ve ümit çeşitleri elde edilir.Böylece nefis, tevbe ve Allah’a sığınma olmadangerçekleşmeyen özel bir yakınlaşma ile yaratıcısınayaklaşır. 4. Allah’ın, onun geçmiş günahlarınıbağışlamasıdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Okâfirlere de ki: Eğer bu işe son verirlerse dahaönce yaptıkları bağışlanacak.)296 5. İnsanın kötülüklerinin, iyiliklere çevrilmesidir.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ancak, tevbe ve imanedip iyi davranışlarda bulunanlar başka; Allah296 8/el-Enfal/38
    • 173 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymonların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çokbağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.)297 6. İnsanın, kendi türünden olan insanlara,kendilerine yaptıkları kötülüklerde ve hatalarında;yaptığı kötülüklerde, hatalarda ve günahlardaAllah’ın kendisine davranmasını istediği gibidavranmasıdır. Çünkü karşılık fiil türündendir.İnsanlara bu güzel davranışla davranınca RabbTeâlâ’dan aynısını görür. İnsanların kötülüğüneiyilikle karşılık verdiği gibi, Allah Subhanehu daonun kötülük ve günahlarına ihsanı ile karşılık verir. 7. Nefsinin bir çok hatası ve ayıbının olduğunubilmesidir. Bu da onun, insanların ayıplarınıaraştırmaktan geri durmasını, başkalarının ayıplarınıdüşünmek yerine kendi nefsini ıslah ile meşgulolmasını gerektirir.298 Bu bölümü Nebi sallallahu aleyhi ve sellem’egelerek, “Ey Allah’ın Rasulü! Hiçbir günahbırakmadan işledim” diyen bir adamın haberiylenoktalamak istiyorum. Rasulullah sallallahu aleyhive sellem ona üç kere “Allah’tan başka ilaholmadığına ve Muhammed’in, Allah’ın rasulüolduğuna şehadet ediyor musun?” diye sorar.Adam, “Evet” deyince, “Bu ona karşılık gelir”buyurur. Başka bir rivayette de, “Bu, onların hepsinekarşılık gelir” buyurur. 299297 25/el-Furkan/70298 Bkz. Miftahu Dâri’s Seâde (1/358,370)299 Ebu Ya’la; Müsned (6/155), Taberâni; El-Mu’cemu’lEvsat (7/132) ve Es-Sağir (2/201), Ziya; El-Muhtâra
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 174 Diğer bir rivayette ise, Rasulullah sallallahualeyhi ve sellem’e gelerek “Bütün günahları işleyenama Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayan; bu şekildehiç günah bırakmadan işleyen bir adam için tevbevar mıdır?” der. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, ona “Müslüman oldun mu?” buyurur. Adam;“Bana gelince; Allah’tan başka ilah olmadığına,O’nun tek olduğuna ve ortağı bulunmadığına vesenin, Allah’ın rasulü olduğuna şehadet ediyorum”der. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöylebuyurur: “Evet (Onun için tevbe vardır). İyilikleriyapar ve kötülükleri terk eder. Böylece Allah onlarısenin için tümüyle iyiliklere dönüştürür.” Adam derki: “İhanetlerimi ve ahlaksızlıklarımı da mı?”Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; “Evet”deyince, “Allahu ekber / Allah en büyüktür!” der vegözden kayboluncaya kadar tekbir getirmeye devameder.300(5/151-152) İsnadının sahih olduğunu belirtir. Heysemi,Mecmeu’z Zevâid’de der ki: "Ebu Ya’la, Bezzâr birbenzerini ve Taberâni Es-Sağir ve El- Evsat’ta rivayet etti.Ricalleri sikadır."300 İbni Ebi Âsım; El-Âhâd ve’l Mesâni (5/188), Taberâni;El-Kebir (7/53 ve 318). Heysemi, Mecmeu’z Zevâid’de(1/32) der ki: “Taberâni ve Bezzâr bir benzerini rivayetetti. Bezzâr’ın ricali, Muhammed b. Harun Ebi Neşit hariç,sahihin ricalidir. O da, sikadır.
    • 175 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym İslam’a Girmeyenin Sonu Bu kitapta sana açıklandığı gibi, İslam Allah’ındinidir. Hak dindir. Bütün nebilerin ve rasulleringetirdiği dindir. Allah; ona inanana dünya ve ahirettebüyük mükafat ayarlamış, onu inkar edeni şiddetliazapla tehdit etmiştir. Allah yaratıcı ve bu kainatta dilediği gibitasarrufta bulunan mutlak hükümran olduğuna göreve sen de ey insan, O’nun yarattıklarından biryaratık olduğuna göre; kainattaki her şeyi seninhizmetine sunduğu, senin için kurallar belirlediği veonlara uymanı istediğine göre; iman edersen, sanaemrettiğine itaat eder ve sana yasakladığını terkedersen; Allah’ın ahirette sana vaat ettiği kalıcınimeti kazanırsın. Dünyada da sana bağışladığıçeşitli nimetlerle mutlu olursun. Yaratılmışların akılbakımından en mükemmel ve nefis yönünden enarınmış olanlarına; nebilere, rasullere, salihlere veAllah’a yaklaştırılmış meleklere benzersin. Şayet inkar eder ve Rabbine isyan edersen,dünyanı ve ahiretini ziyana uğratırsın. Dünyada veahirette, Allah’ın nefretine ve azabına uğrarsın.Yaratılmışların en çirkinlerine, akıl bakımından eneksik ve nefis yönünden en düşük olanlarına;şeytanlara, zalimlere, bozgunculara ve tağutlarabenzersin ki bu, inkarının genel sonucudur.
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 176 Şimdi de sana, inkar etmenin diğer bazısonuçlarını ayrıntılı olarak açıklayacağım: 1- Korku ve güvensizlik: Allah, kendine iman edip elçilerine tabi olanlaradünya hayatında ve ahiret hayatında tam güvenlikvaat etmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (İmanedenler ve imanlarını zulüm ilekarıştırmayanlar... İşte güven onlarındır ve doğruyolu bulanlar da onlardır.)301 Allah, mutlakanlamda güvende kılan ve kainatı düzenleyipgözetendir. Kainatta bulunan her şeyin sahibidir.İmanı nedeniyle bir kulu sevince ona güvenlik, huzurve sükunet bağışlar. Kişi O’nu inkar edince isehuzur ve güvenliği ondan çekip alır. Böylece onun;ahiretteki sonundan korktuğunu, felaketlere vehastalıklara maruz kalmaktan korktuğunu,dünyadaki geleceği için korku duyduğunu görürsün.İşte bu nedenle canlar ve mallar için güvenliksigortaları kurulmuştur. Çünkü güvenlik yoktur.Çünkü Allah’a tevekkül yoktur. 2- Sıkıntılı yaşam: Allah insanı yaratmış ve kainattaki her şeyionun hizmetine sunmuştur. Her yaratılmışın rızktanve ömürden nasibini ayırmıştır. Kuşun rızkını301 6/el-En’am/82
    • 177 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbulmak için yuvasından uçtuğunu ve onu aldığını,daldan dala konduğunu ve en tatlı nağmelerleşakıdığını görürsün. İnsan da, rızkı ve ömrü ayrılanbu yaratılmışlardan biridir. Rabbine iman eder veO’nun koyduğu kurallar doğrultusunda dosdoğruyürürse Rabbi ona mutluluk ve istikrar bağışlar. Endüşük geçim vasıtalarına dahi sahip olmasa bileonun işini kolaylaştırır. Şayet Rabbini inkar eder vebüyüklenip O’na ibadetten yüz çevirirse, Rabbi onunyaşamını sıkıntılı kılar. Bütün rahatlık vasıtalarına veher türlü varlığa sahip olsalar bile üzüntü vekederleri başına toplar. Fertler için bütün refaharaçlarını garanti eden devletlerde intihar edenlerinçokluğunu görmüyor musun? Yaşamdan zevkalmak için çıkılan çeşitli yolculukları ve eşyatürlerindeki israfı görmüyor musun? Bu konudaisrafa sevk eden kalbin imandan yoksun oluşudur.Darlık ve sıkıntı hissetmedir. Bu endişeyi, yeni vedeğişik bir takım araçlarla giderme çabasıdır. Allah,şöyle buyururken ne doğru söylemiştir: (Her kim debenim zikrimden (Kurândan) yüz çevirirse,(bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onuKıyamet günü kör olarak haşrederiz.)302 3. Kendisiyle ve çevresindeki kainatlaçatışma içinde yaşar:302 20/Tâ-Hâ/124
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 178 Çünkü nefis tevhid üzere yaratılmıştır. AllahTeâlâ şöyle buyurur: ((O halde yüzünü), Allahı birtanıyarak dine, Allahın insanları üzerineyaratmış olduğu fıtratına (doğrult).) 303 Vücudu,yaratıcısına teslim olmuş ve O’nun düzenine uygunhareket etmek istemektedir. Kafir ise onunyaratılışını bozmaktan başkasını kabul etmez. Kendiseçimine bırakılan işlerde Rabbinin emrine aykırıyaşar. Vücudu teslim olsa da, onun seçimivücudunun teslimiyetine aykırıdır. O, çevresindekikainat ile de çatışma içindedir. Çünkü en büyükgezegeninden en küçük haşeresine kadar bukainatın tamamı, Rabbinin kendisi için belirlediğikader üzere hareket eder. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Sonra duman halinde bulunan göğeyöneldi. Ona ve yerküreye: "İsteyerek veyaistemeyerek buyruğuma gelin." dedi. Her ikiside: "İsteyerek geldik" dediler.)304 Daha da ötesibu kainat, Allah’a teslimiyetinde kendisine uyanısever ve bu konuda kendine ters düşendenhoşlanmaz. Kafir, Rabbine muhalif ve O’na karşı birkonuma oturmuştur. Bu nedenle; göklerin, yerin vediğer yaratılmışların ondan nefret etmeleri,küfründen ve inkarından nefret etmeleri hak olur.Allah Teâlâ şöyle buyurur: ((YahudilerleHıristiyanlar) "Rahmân, çocuk edindi" dediler.Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.303 30/er-Rûm/30304 41/el-Fussılet/11
    • 179 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymAz kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak,yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı, ORahmâna çocuk isnat ettiler diye... HalbukiRahmâna çocuk edinmek yaraşmaz. Göklerdeve yerde bulunan hiçbir kimse yoktur ki(Kıyamet günü) Rahmânın huzuruna kul olarakçıkmasın.)305 Allah Subhanehu, Firavun ve askerlerihakkında şöyle buyurur: (Gök ve yer onlarınüzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi.)306 4. Cahil olarak yaşar: Çünkü küfür cahilliktir. Daha da ötesi, cehaletinen büyüğüdür. Çünkü kafir, Rabbini bilmez.Rabbinin yarattığı ve eşsiz bir şekilde yoktan varettiği bu kainatı seyreder, kendi üzerindeki büyüksanatı ve yüce yaratılışı görür, sonra da bu kainatıyaratanı ve kendisini bir araya getireni tanımaz. Bucahilliğin en büyüğü değil midir? 5. Kendi nefsine ve etrafındakilerezulmederek yaşar: Çünkü kendisini, yaratıldığı şeyin dışında biramacın hizmetine sunmuştur. Rabbine ibadetetmemiş, hatta başkasına ibadet etmiştir. Zulüm, birşeyi bulunması gereken yere koymamaktır. Hangi305 19/Meryem/88-93306 44/ed-Duhan/29
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 180zulüm; ibadeti, ibadete layık olmayana yöneltmektendaha büyük olabilir? Lokman el-Hakim, şirkkoşmanın çirkinliğini açıklayarak şöyle demiştir:Hani bir zaman Lokman, oğluna öğüt vererekdemişti ki: ("Yavrucuğum! Allaha ortak koşma,çünkü Allaha ortak koşmak (şirk), elbette büyükbir zulümdür.")307 O, etrafındaki insanlara ve diğeryaratıklara da zulmetmiştir. Çünkü, hak sahibinehakkını vermez. Kıyamet günü gelince de, zulmettiğiher insan veya hayvan, hakkını ondan almasınıtalep eder. 6. Kendini dünyada, Allah’ın öfkesine venefretine maruz bırakır: Geciktirilmeden verilmiş bir ceza olarakfelaketlerin ve musibetlerin inmesine hedef olur.Allah celle celâluhu şöyle buyurur: (Sinsice kötütuzaklar kuranlar, Allahın kendilerini yerindibine geçiremeyeceğinden, yahutbilemeyecekleri bir yerden azabıngelmeyeceğinden emin mi oldular? Yahut (rızkiçin) dolaşıp dururlarken (Allahın azabının)kendilerini yakalayıvermesinden emin mioldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici dedeğillerdir. Yahut da kendilerini azar azaryakalayıp helak etmesinden emin mi oldular?Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatlidir, çok307 31/Lokman/13
    • 181 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymmerhametlidir.)308 Ve şöyle buyurur: (O küfürdedirenenlerin kendi sanatlarıyla başlarına musibetinip duracak, ya da yurtlarının yakınına konacak.Nihayet Allahın vaadi gelecek. Muhakkak ki,Allah vaat ettiği zamanı şaşırmaz.)309 Ve yineşöyle buyurur: (Yoksa o ülkelerin halkı, kuşlukvakti eğlenirlerken onlara azabımızıngelmeyeceğinden emin mi idiler?)310 Bu Allah’ınzikrinden yüz çeviren herkesin durumudur. AllahTeâlâ geçmişte yaşayan ve Allah’ı inkar edenmilletlerin uğradıkları cezaları bildirerek şöylebuyurur: (Nitekim onlardan her birini günahlarısebebiyle suç üstü yakaladık. Kiminin üzerinetaşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kiminikorkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibinegeçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlarazulmetmiyor, asıl onlar kendilerine yazıkediyorlardı.)311 Ayrıca etrafında, Allah’ın cezasınauğramış insanların başına gelen musibetlerigörürsün. 7. Onun için başarısızlık ve hüsranyazılması: İşlediği zulüm nedeniyle, kalplerin ve ruhlarınyararlandığı en büyük nimeti kaybetmiştir. Bu;308 16/en-Nahl/45-47309 13/er-Ra’d/31310 7/el-A’raf/98311 29/el-Ankebut/40
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 182Allah’ı tanımak, O’na yakararak yalnızlığınıgidermek ve O’nunla huzur bulmaktır. Dünyayıkaybetmiştir, çünkü orada dert ve şaşkınlık dolu biryaşam sürer. Kendisi için topladığı nefsini kaybeder,çünkü onu yaratıldığı amaca uygun kullanmamıştır.Dünyada onunla mutlu olmamıştır. Çünkü bedbahtolarak yaşamış, bedbaht olarak can vermiştir vebedbahtlarla birlikte yeniden diriltilecektir. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Kimin (sevap) tartıları hafifgelirse, işte onlar da âyetlerimize haksızlıketmelerinden ötürü kendilerini ziyanasokanlardır.)312 Ailesini kaybetmiştir; çünkü onlarlabirlikte Allah’ı inkar üzere yaşamıştır. Onlar dakendisi gibi aynı bedbahtlığın ve sıkıntının içindedirve sonunda da gidecekleri yer cehennemdir. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Asıl hüsrana düşenler,Kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyanedenlerdir.)313 Kıyamet günü cehenneme sürülürlerve bu ne kötü bir sondur. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Toplayın mahşere o zulmedenleri, eşlerini veAllahtan başka taptıkları şeyleri. Toplayın dagötürün onları sırata (cehennem köprüsüne)doğru.)314 8. Rabbini inkar ederek ve O’nun nimetlerinekarşı nankörlük ederek yaşar:312 7/el-A’raf/9313 39/ez-Zümer/15 ve 42/eş-Şûrâ/45314 37/es-Saffat/22-23
    • 183 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Allah onu yoktan var etmiş, üzerine bütünnimetleri yağdırmıştır. Bu nedenle, nasıl olur dabaşkasına ibadet eder, başkasını dost edinir vebaşkasına şükreder. Hangi inkar bundan dahabüyüktür? Hangi nankörlük bundan daha çirkindir? 9. Gerçek hayattan mahrum kalır: Çünkü gerçek hayata layık olan insan, Rabbineiman edendir. Gayesini bilen, nereye gittiği belliolan, yeniden dirileceğine kesin olarak inanan ve bunedenle her hak sahibine hakkını veren, hiç hakyemeyen ve hiçbir yaratılmışa eziyet vermeyendir.Mutluluk içerisinde yaşar; dünyada ve ahirette, iyihayata ulaşır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Erkekolsun, kadın olsun, mümin olarak kim iyi amelişlerse muhakkak onu güzel bir hayat ileyaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerindaha güzeliyle mükafatlarını elbette 315vereceğiz.) Ahirette ise, (Adn cennetlerinde hoşyerlere koyar. İşte büyük kurtuluş budur.)316 Bu dünyada hayvanların yaşadığı gibi yaşayan;Rabbini tanımayan, gayesini ve nereye gittiğinibilmeyen, daha da ötesi bütün amacı yeme, içme veuyuma olana gelince, onunla hayvanlar arasında nefark vardır? Hatta o, onlardan daha da değersizdir.315 16/en-Nahl/97316 61/es-Saff/12
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 184Allah celle ve alâ şöyle buyurur: (Andolsun ki,cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennemiçin yarattık. Onların kalpleri vardır, fakat onunlagerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarlagörmezler. Kulakları vardır, fakat onlarlaişitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hattadaha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin takendileridir.)317 Ve şöyle buyurur: (Yoksa sen,onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğiniyahut akıllanacağını mı sanıyorsun? Gerçekteonlar hayvanlar gibidir, hatta gidişçe dahasapıktırlar.)318 10. Ebedi olarak azapta kalır: Çünkü kafir bir azaptan diğerine dolaşır.Eziyetlerini ve musibetlerini tatmış olarak dünyadanahirete göçer. Ölüm meleklerinin kendisine uğradığıilk anda azap melekleri ona hak ettiği azabıtattırmak için ölüm meleklerinin önüne geçer. AllahTeâlâ şöyle buyurur: (Melekler, o kâfirlerinyüzlerine ve sırtlarına vura vura canlarını alırkenhallerini bir görmeliydin.)319 Sonra ruhu çıkıpkabre konulunca daha şiddetli bir azapla karşılaşır.Allah Teâlâ, Firavun ailesinin halini bildirerek şöylebuyurur: (Onlar, sabah akşam ateşe arz olunurlar.317 7/el-A’raf/179318 25/el-Furkan/44319 8/el-Enfal/50
    • 185 Dr. Muhammed b. Abdullah es-SuheymKıyamet kopacağı gün de: "Firavun hanedanınıazabın en şiddetlisine tıkın!" (denilecektir).)320Sonra da; Kıyamet günü gelip yaratılmışlar yenidendiriltilince, ameller ortaya konulunca ve kafir, yaptığıbütün amellerin Allah azze ve celle’nin (O günherkesin amel defteri ortaya konulmuştur.Günahkârların, amel defterlerinden korkarak:"Eyvah bize! Bu nasıl deftermiş ki, büyük küçükhiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş"dediklerini görürsün.)321 buyurarak haber verdiğikitapta toplandığını görünce; işte orada kafir toprakolmayı dileyecektir. (O gün kişi ellerinin ne takdimettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah neolaydı, ben bir toprak olaydım.")322 Bulunduğu konumun korkusunun şiddetindeninsan yeryüzünde bulunan her şeye sahip olsa, ogünün azabından kurtulmak için feda etmekisteyecek. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Eğer bütünyeryüzündekiler ve bir o kadarı da beraber ozulmedenlerin olsaydı, Kıyamet günü azabınkötülüğünden kurtulmak için onu mutlaka fedaederlerdi.)323 Ve şöyle buyurur: (Birbirlerinegösterilirler. Suçlu o günün azabındankurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,eşini ve kardeşini, kendisini barındıran, içindeyetiştiği tüm ailesini, ve yeryüzünde320 40/Ğafir/el-Mü’min/46321 18/el-Kehf/49322 78/en-Nebe/40323 39/ez-Zümer/47
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 186bulunanların hepsini ki, tek kendinikurtarabilsin.)324 Çünkü o yurt; temenni etme yurdu değil,yapılanın karşılığını alma yurdudur. İnsan mutlakayaptığının karşılığını; iyi ise iyi, kötü ise kötüalacaktır. Kafirin ahirette karşılaşacağı en kötü şeycehennem azabıdır. Allah, yaptıkları işlerin vebalinitatmaları için cehennem ehline çeşitli azaplarbelirlemiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (İşte bu,suçluların yalanladığı cehennemdir. Onunlakaynar su arasında dolaşırlar.)325 Ve cehennemehlinin içeceğini ve giyeceğini bildirerek şöylebuyurur: (İnkar edenler için ateşten elbiseleribiçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar sudökülür. Bununla karınlarındaki ve derilerieritilir. Bir de bunlara demirden kamçılarvardır.)326 Sonsöz Ey insan! Tamamen bir hiçtin. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (O insan, daha önce hiçbir şey değilken324 70/el-Meâric/11-14325 55/er-Rahman/43-44326 22/el-Hacc/19-21
    • 187 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymkendisini yoktan var ettiğimizi hatırlamaz mı?)327Sonra Allah seni bir damladan yarattı. Seni işitir vegörür yaptı. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Gerçekteninsan üzerine zamandan öyle bir müddet geldi kio zaman o, anılmaya değer bir şey değildi.Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışıkbir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattıkda onu işitici, görücü yaptık.) 328 Sonragüçsüzlükten adım adım güçlülüğe geçtin. Sonunda yine bir başka güçsüzlüğedöndürüleceksin. Allah Teâlâ şöyle buyurur: (AllahOdur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonragüçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonrakuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe veihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, herşeyi bilir, her şeye gücü yeter.)329 Ve şüphesizson ise ölümdür. Sen bu aşamalarda birgüçsüzlükten diğerine geçerken güç, kuvvet vebesin gibi Allah’ın verdiği nimetlerden yardımalmadan ne kendinden zararı uzaklaştırabilirsin, nede kendine fayda sağlayabilirsin. Sen, yaratılışıngereği fakir ve muhtaçsın. Hayatının devamı içinihtiyacın olan ve elinin altında bulunmayan ne çokşey var! Bazen ona ulaşırsın, bazen deulaşamazsın. Sana yarar sağlayan ve sahip olmak327 19/Meryem/67328 76/el-İnsan/1-2329 30/er-Rum/54
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 188istediğin bir çok şey var ki; bazen elde edersin,bazen de edemezsin. Sana zarar veren, ümitlerini yıkan, çabalarınıboşa çıkaran, sana sıkıntılar ve felaketler getiren vekendinden uzaklaştırmak istediğin bir çok şey var ki,bazen uzaklaştırırsın, bazen deuzaklaştıramazsın… Allah Teâlâ, (Ey insanlar! SizAllaha muhtaçsınız. Allah ise zengin ve herhamde lâyıktır.)330 buyururken Allah’a ihtiyacını veyoksulluğunu hissetmiyor musun? Çıplak gözlegörülmeyen küçücük bir virüs sana musallat olur daseni hasta düşürür. Onu kendindenuzaklaştıramazsın ve seni tedavi etmesi için, kendingibi güçsüz bir insana gidersin. Bazen verilen ilaçdoğru olur. Bazen de doktor çaresiz kalır; hasta da,doktor da ne yapacağını bilemez. Ne kadar da güçsüzsün, ey ademoğlu! Sinekbile senden bir şey alsa, onu tekrar ondan gerialamazsın. Allah ne doğru buyurur: (Ey insanlar!Bir misal verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin:Sizin Allahı bırakıp taptıklarınız bir arayagelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır.Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar.İsteyen de, istenen de âcizdir.)331 Sineğin aldığınıdahi kurtaramazken, kendi işinden neye sahipsin?“Yönetimin, Allahın elinde ve nefsin O’nun elindedir.Kalbin, Rahman’ın parmaklarından iki parmağın330 35/el-Fatır/15331 22/el-Hacc/73
    • 189 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymarasındadır, dilediği gibi onu çevirir. Hayatın veölümün O’nun elindedir. Mutluluğun ve mutsuzluğunO’nun elindedir. Hareketin, sükunetin ve sözlerinAllah’ın izni ve dilemesiyledir. Ancak O’nun izniylehareket eder ve ancak O’nun dilemesiyle yaparsın.Seni kendi nefsine bıraksa acizliğe, güçsüzlüğe,ihmale, günaha ve hataya bırakmış olur. Senin için,göz açıp kapayıncaya kadar O’ndan müstağniolmak yoktur. Bilakis sen, nefes alıp verdikçe, gizlive aşikar hallerinde O’na muhtaçsın. Üzerine,nimetler yağdırır ve sen O’na, her yönden şiddetleihtiyaç duyduğun halde, günahlar ve küfürle kötükarşılık verirsin. O’na döndürüleceğin ve O’nunönünde duracağın halde O’nu tamamen unuttun!”332 Ey insan!.. Güçsüzlüğüne ve günahlarınınsonucuna katlanmaktan aciz oluşuna bakarak(Allah, (ağır yükümlülükleri) sizden hafifletmekistiyor. Çünkü insan sabır ve tahammülbakımından zayıf yaratılmıştır.)333 Allah; rasullergönderdi, kitaplar indirdi ve kurallar belirledi. Doğruyolu önüne koydu. Açıklamalar ve hüccetler, şahitlerve deliller koydu. Hatta her şeyde senin için;birliğine, rabliğine ve ilahlığına işaret eden bir ayetyarattı. Sen ise hakkı batılla uzaklaştırıyorsun.Allah’ın dışında şeytanı dost ediniyorsun ve haksızyere tartışıyorsun. (İnsan, her şeyden çok332 İbnu’l Kayyım’ın, “el-Fevaid” isimli eserinden özetle.(sf.56)333 4/en-Nisa/28
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 190mücadelecidir.)334 İçerisinde dönüp durduğunAllah’ın nimetleri sana başlangıcını ve sonunuunutturdu! Bir damla sudan yaratıldığını, sonununbir çukur olacağını ve ölümden sonra cennete ya dacehenneme gideceğini hatırlamıyor musun? AllahTeâlâ şöyle buyurur: (İnsan, kendisini bir damlasudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçıkbir hasım kesildi? Yaratılışını unutarak bize birde misal getirmeye kalkıştı: "Kim diriltecekmiş oçürümüş kemikleri?" dedi. De ki: "Onları ilk defayaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir.") 335 Veşöyle buyurur: (Ey insan! Seni yaratıp senidüzgün ve dengeli kılan, seni istediği bir şekildebirleştiren, ihsanı bol Rabbine karşı seni aldatannedir?)336 Ey insan!.. Fakirlikten kurtarıp zenginleştirmesi,hastalıktan kurtarıp şifa vermesi, sıkıntını gidermesi,günahını bağışlaması, darlıktan kurtarması, zulmeuğradığında sana yardım etmesi, şaşkınlığadüştüğünde ve saptığında seni doğruyayönlendirmesi, bilmediğini öğretmesi, korktuğundaseni güvende kılması, güçsüz halinde sana acıması,düşmanlarını senden uzaklaştırması ve sana rızkınıvermesi için Allah’ın huzurunda durup yalvarmanınlezzetinden niçin kendini mahrum ediyorsun?337334 18/el-Kehf/54335 36/Yâ-Sîn/77-79336 82/el-İnfitar/6-8337 Bkz. Miftahu Dâri’s Seâde (1/251)
    • 191 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheym Ey insan! Din nimetinden sonra, Allah’ın insanabağışladığı en büyük nimet akıl nimetidir. Öyle kionunla kendisine yarar verecek ve kendisine zararverecek şeyleri ayırsın. Allah’ın emir ve yasaklarınıanlasın. En büyük gayeyi, bir tek olan ve ortağıbulunmayan Allah’a kulluğu bilsin. Allah Teâlâ şöylebuyurur: (Sizde nimet namına ne varsa hepAllahdandır. Sonra size sıkıntı dokununcaAllaha feryat edersiniz. Sonra Allah bu sıkıntıyısizden kaldırdığı zaman, bir de bakarsınız ki,içinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortakkoşarlar.)338 Ey insan!.. Akıllı insan değerli işleri sever veaşağılık işlerden hoşlanmaz. Peygamberler vesalihler gibi her değerli ve salih insanı rehberedinmek ister. Onlara katılmak için çaba gösterir.Bunun yolu, Allah Subhanehu’nun şu kavliylekendisine yönlendirdiği şeydir: (Gerçekten Allahıseviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsinve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çokesirgeyici ve bağışlayıcıdır.)339 Bunu yerinegetirince Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Kim Allaha vePeygambere itaat ederse işte onlar, Allahınkendilerine nimet verdiği peygamberlerle,sıddıklarla, şehitlerle, iyilerle birliktedir. Bunlarne güzel arkadaştır!)340338 16/en-Nahl/53-54339 3/Âl-i İmran/31340 4/en-Nisa/69
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 192 Ey insan!.. Sana, nefsinle baş başa kalmayıöğütlerim. Sonra sana gelen hakkı incelersin.Delillerine bakar ve üzerinde düşünürsün. Şayet onuhak bulursan ona tabi ol! Adet ve geleneklerin esiriolma! Bil ki; nefsin senin için yaşıtlarından,arkadaşlarından ve dedelerinin mirasından dahadeğerlidir. Allah, kafirlere bunu öğütlemiş ve onlarıbuna teşvik etmiştir. Allah Subhanehu şöylebuyurur: (Size sadece bir tek nasihat edeceğim.Şöyle ki: Allah için ikişer, üçer ve teker tekerkalkarsınız, sonra da iyi düşünürsünüz."Arkadaşınızda (peygamberde) delilikten eseryoktur. O, yalnız şiddetli bir azabın önünde, sizisakındıracak bir peygamberdir.)341 Ey insan!.. Müslüman olduğunda hiçbir şeykaybetmeyeceksin. Allah Teâlâ şöyle buyurur:(Bunlar, Allaha ve ahiret gününe iman etselerdive Allahın verdiği rızıktan gösterişsizharcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allahonların söz ve işlerini çok iyi bilendir.) 342 İbniKesir rahimehullah şöyle der: “Şayet Allah’a imanedip övülen yola koyulsalardı, güzel bir şekildeibadet eden için ahirette vaat edileni umarak Allah’aiman etselerdi, Allah’ın kendilerine verdiği rızıktanbir kısmını, Allah’ın sevdiği ve razı olduğu yönlerdeinfak etselerdi onlara ne zarar verirdi? O, onlarındüzgün ve bozuk niyetlerini bilendir. Onların341 34/es-Sebe/46342 4/en-Nisa/39
    • 193 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymarasından başarıya layık olanları bilendir. Onubaşarılı kılar ve ona ilham eder. Ona, onunlakendisinden razı olacağı salih ameli nasip eder.Yüce ve ilahi huzurundan kovulmayı ve terkedilmeyi hak edeni de bilendir. O’nun kapısındankovulan dünya ve ahirette ziyana uğramış vekaybetmiştir.”343 Müslüman olman, Allah’ın sanahelal kıldığı hiçbir şeyi yapmana veya almana engeldeğildir. Bilakis Allah, dünyanı düzelten ve malını,makamını ve şerefini artıran bir fiil bile olsa Allah’ınrızasını dileyerek yaptığın her fiil için senimükafatlandırır. Daha da ötesi, Allah için haramıbırakıp helal ile yetinmeye niyet ettiğinde, yaptığınmubah işlerde bile senin için bir mükafat vardır.Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:“Sizden birinin cinsel ilişkiye girmesinde dahi birsadaka vardır.” Derler ki: “Ey Allah’ın Rasulü!Bizden biri şehvetini gidermeye gelir de ona ecir miolur?” Şöyle buyurur: “Ne dersiniz; onu haramdagiderseydi üzerine bir günah olur muydu? Aynışekilde onu helalde giderince onun için bir ecirolur.”344 Ey insan! Allah’ın elçileri hakkı getirdi veAllah’ın isteğini iletti. Bu hayatta basiret üzereyürümek ve ahirette kazananlardan olmak içininsanın, Allah’ın şeriatını bilmeye ihtiyacı vardır.Allah Teâlâ şöyle buyurur: (Ey insanlar, Rasul343 Tefsiru’l Kur’ân-i’l Azim (1/497) Az bir değişiklikle.344 Müslim; Kitâbu’z Zekat, Hadis no:1006
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 194size, Rabbinizden hakkı (gerçeği) getirdi. Kendiyararınıza olarak ona inanın. Eğer inkârederseniz, bilin ki göklerde ve yerde olanlarınhepsi Allahındır. Allah bilendir, hikmetsahibidir.)345 Ve şöyle buyurur: (De ki: "Eyinsanlar! İşte size Rabbinizden hak geldi. Artıkkim hidayeti kabul ederse kendi canı için kabuletmiş olur. Kim sapıklık ederse kendi zararınasapıklık etmiş olur. Ve ben sizin üzerinize vekildeğilim.")346 Ey insan! Müslüman olursan, ancak kendinefayda vereceksin. İnkar edersen de, ancak kendinezarar vereceksin. Şüphesiz Allah, kullarındanmüstağnidir. İsyan edenlerin isyanı O’na zararvermez. İtaat edenlerin itaati de O’na fayda vermez.O’na ancak O’nun bilgisi dahilinde isyan edilir veancak izni ile ona itaat edilir. Nebisi sallallahu aleyhive sellem’in bildirdiği gibi, Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Ey kullarım! Ben nefsime zulmü haram ettim, onusizin aranızda da haram kıldım. Öyleyse birbirinizezulmetmeyin. Ey kullarım! Hidayet verdiklerimdışında hepiniz doğru yoldan sapmışlarsınız.Öyleyse benden hidayet isteyin de size hidayetvereyim! Ey kullarım! Benim yedirdiklerim hariç,hepiniz açlarsınız. Öyleyse benden yiyecek isteyinde size yiyecek vereyim! Ey kullarım! Benimgiydirdiklerim hariç hepiniz çıplaklarsınız! Öyleyse345 4/en-Nisa/170346 10/Yunus/108
    • 195 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymbenden giyinme talep edin de sizleri giydireyim! Eykullarım! Sizler gece ve gündüz hata işliyorsunuz.Ben ise bütün günahları affederim. Öyleyse bendenbağışlanma talep edin de sizleri bağışlayayım. Eykullarım! Bana zarar verme mevkiine ulaşamazsınızki bana zarar veresiniz! Bana fayda sağlamamertebesine de ulaşamazsınız ki bana menfaatsağlayasınız. Ey kullarım! Şayet sizlerin öncekileri,sonrakileri; insi olanları, cinni olanları hepsi desizden en muttaki bir insanın kalbi üzere olsaydınız,bu benim mülkümde hiç bir şeyi zerre miktarartırmazdı. Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz vesonrakileriniz, insi olanlarınız, cinni olanlarınızsizden en facir bir kimsenin kalbi üzere olsaydınız,bu benim mülkümden zerre kadar bir şeyeksiltmezdi. Ey kullarım! Eğer sizlerin öncekileri vesonrakileri, insi olanları, cinni olanları bir düzlüktetoplanıp bana talepte bulunsaydınız, ben de herinsana istediğini verseydim bu, benim katımdaolandan, iğnenin denize batırıldığı zaman denizdeoluşturduğu eksilme kadar bir noksanlık ancakmeydana getirirdi. Ey kullarım! Bunlar sizinamelleriniz, onları sizin için sayıyorum. Sonrabunların karşılığını size vereceğim. Öyleyse sizdenkim bir hayırla karşılaşırsa Allaha hamd etsin. Kimde hayır değil de başka bir şey bulursa, kendindenbaşkasını kınamasın.”347347 Müslim; Kitâbu’l Birr ve’s Sıla, Bâbu Tahrimi’z Zulm,Hadis no: 2577
    • İslam: Usulleri ve Prensipleri 196 Alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun. Nebilerinve rasullerin en değerlisi, Nebimiz Muhammed’e;ailesine ve tüm ashabına salât ve selam olsun. İçindekilerÖnsöz ................................................................... 2Bu Gidiş Nereye? ...................................................7Allah’ın Varlığı ve Birliği, Rubûbiyyeti ve Ulûhiyyeti 8Kainatın Yaratılışı ............................................... 23Kainatın Yaratılışındaki Hikmet .......................... 28İnsanın Yaratılışı ve Şereflendirilmesi ................ 32Kadının Konumu ................................................ 38İnsanın Yaratılış Hikmeti .................................... 43İnsanların Dine İhtiyacı ....................................... 47Hak Dinin Ölçütleri .............................................. 53Dinlerin Kısımları ................................................ 60Mevcut Dinlerin Durumu ..................................... 63Peygamberlik Gerçeği ........................................ 72Peygamberliğin Alametleri .................................. 77İnsanların Peygamberlere İhtiyacı ...................... 80Ahiret .................................................................. 86Peygamberlerin Davetinin Asılları ...................... 93Ölümsüz Çağrı ................................................... 96Peygamberliğin Sona Erdirilmesi ....................... 107İslam Kelimesinin Anlamı ...................................111İslam Gerçeği .....................................................113Küfür Gerçeği .....................................................116
    • 197 Dr. Muhammed b. Abdullah es-Suheymİslamın Asılları Ve Kaynakları ........................... 120İslam Dininin Dereceleri .................................... 132Birinci Derece: İslam ......................................... 132İslamda İbadet .................................................. 139İkinci Derece: İman ............................................ 141Üçüncü Derece: İhsan ....................................... 160İslamın Güzel Yönleri ........................................ 1631-Allahın dinidir ................................................ 1652-Kapsamlıdır ................................................... 1653-Yaratılmışı Yaratıcıya bağlar ........................ 1664-Dünya ve ahiret yararlarını gözetir ................ 1675-Kolaydır ......................................................... 1686-Adaletlidir ....................................................... 1697-İyiliği emreder ve kötülükten alıkoyar ............. 170Tevbe ................................................................ 171İslama Girmeyenin Sonu .................................. 1761-Korku ve güvensizlik ...................................... 1772-Sıkıntılı yaşam ............................................... 1783-kendisiyle ve çevresindeki kainatla çatışmaiçindeyaşar ................................................................ 1794-Cahil olarak yaşar ......................................... 1805-Kendi nefsine ve etrafındakilere zulmederekyaşar ................................................................ 1806-Kendini dünyada, Allahın öfkesine ve nefretinemaruz bırakır .................................................... 1817-Onun için başarısızlık ve hüsran yazılması ... 1838-Rabbini inkar ederek ve Onun nimetlerinekarşı nankörlük ederek yaşar .................................... 183