• Save
Üç Büyükler ve Hubel
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

Üç Büyükler ve Hubel

on

  • 2,358 views

www.yolyordam.com

www.yolyordam.com

Statistics

Views

Total Views
2,358
Views on SlideShare
2,358
Embed Views
0

Actions

Likes
0
Downloads
0
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

Üç Büyükler ve Hubel Üç Büyükler ve Hubel Presentation Transcript

  • Üç Büyükler ve Hubel
  • Bir önceki gece Avrupa Futbol şampiyonası çerçevesinde Türkiye-İsviçre maçı vardı…
  • Türkiye maçı 4-2 kazandığı halde ilk maçı 2-0 kaybettiği için elenmişti…
  • “ Elenmiş” diyorum çünkü ben maçı izlememiştim…
  • … ve şimdi hayatımın azımsanmayacak bir kısmını heder eden böyle tutkularım kalmadığı için çok şükrediyorum…
  • İşte bu olaylı maçın ertesi günü okuldayız ve ben öğretmenler odasında duyuyorum neler olup bittiğini…
  • Her nedense maç söz konusu olunca özellikle de milli maçlarda, sağcı-solcu, dindar-dindar olmayan birleşiyor…
  • Dindar arkadaşlardan biri: “Bağırmaktan sesim kısıldı, şekerim yükseldi” diyor.
  • Aynı heyecanla din öğretmeni Hayri Bey, “Ben bağırmadım ama hop oturdum hop kalktım; sinirlerim bozuldu” diye ilave ediyor…
  • Diğer öğretmenler de benzeri şeyler söylüyorlar…
  • Ben “Desenize en k â rlı benim, iyi bir uyku çekip dinlendim.” diyorum.
  • Girdiğim sınıflarda da maçın etkisini uykusuz gözlerden okuyorum. Maç sohbetleri yaparlarken maça endeksli morallerin sıfır olduğunu görüyorum…
  • “ Maçı seyretmeyen var mı?” diye sorduğum bir sınıfta, yüzüme garip garip bakıyorlar.
  • Bir öğrenci “70 milyon bu maçı seyretti; ne demek hocam?” diyor.
  • Ben “Hayır, 70 milyon eksi bir” diyor ve ekliyorum: “Çünkü ben seyretmedim ve rahatım”
  • Sonra “Çok üzüldünüz mü?” diye soruyorum tekrar. “Sorma hocam! Pisi pisine kaybettik!” diye cevaplıyorlar.
  • Ben “sabah namazını kılmamışsanız daha büyük bir şey kaybettiniz.
  • Ve her kılmadığınız namaz, yapmadığınız ibadetler için çok daha önemli şeyler kaybediyorsunuz, farkında mısınız?” diye sordum; şaşırdılar…
  • Sahi kazanmak ne, kaybetmek ne? Asıl kazanç ve kaybın Allah katındaki kazanç ve kayıplar olduğunu anlamamız için illa ölmemiz mi gerekiyor?
  • Kur’an sadece Cennet’e gidenler için “İşte onlar kazananlardır.” derken;
  • Cehenneme gidenler içinse, “İşte onlar kaybedenlerdir.” diye sık sık uyarmıyor mu bizi? Ah bir bilebilsek!..
  • İslam öncesi Arabistan yarımadasında her kabilenin bir putu vardı…
  • Lat, Menat ve Uzza ise Mekke’deki üç büyük kabile putlarıydı. Bunlara “üç büyükler” denirdi.
  • Bir de Hubel vardı ki, tüm kabilelerin ortaklaşa tapındıkları en büyük puttu, bu. Ona saygıda her kabile birleşiyordu…
  • İsl â m geldi ve putperestliği ortadan kaldırdı…
  • Ancak modern çağ insanları yeni ve daha modern putlar edindiler…
  • … .Ve onlardan fayda bekleyerek sevinçlerini ve üzüntülerini onlara bağlayarak oyalanıp gidiyorlar…
  • Kur’an, gerçekte fayda ve zarar vermediği halde tapınırcasına bağlanılan ve önemsenen şeylere “put” diyor.
  • Bir insan Allah’ı sever gibi başka şeyleri seviyorsa, maçı namaza tercih ediyorsa,
  • … inançlarına ayırdığı zamandan daha fazla, başka şeylere zaman ayırıyorsa, onları putlaştırma tehlikesiyle karşı karşıya demektir…
  • “ Bir peşin fikri yok etmek atomu parçalamaktan zordur.” biliyorum ama,
  • “ Bu meselede kendimizi bir kez daha sorgulayalım” derim. Dikkat lazım!
  • Metin: Seyfettin Bulut Sunum: Ahmet Yordam www.yolyordam.com