Your SlideShare is downloading. ×
2.Uluslararası İtibar Yönetimi Konferansı - Dünya Turizminde Türkiye Markasının Yönetilen İtibarı ve Gezi Parkı Krizinin Etkileri / Dr. Rafet Aykut AKAY
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Thanks for flagging this SlideShare!

Oops! An error has occurred.

×
Saving this for later? Get the SlideShare app to save on your phone or tablet. Read anywhere, anytime – even offline.
Text the download link to your phone
Standard text messaging rates apply

2.Uluslararası İtibar Yönetimi Konferansı - Dünya Turizminde Türkiye Markasının Yönetilen İtibarı ve Gezi Parkı Krizinin Etkileri / Dr. Rafet Aykut AKAY

269
views

Published on


0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total Views
269
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
1
Actions
Shares
0
Downloads
2
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

Report content
Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
No notes for slide

Transcript

  • 1. Dünya Turizminde Türkiye Markasının Yönetilen İtibarı ve Gezi Parkı Krizinin Etkileri Dr. Rafet Aykut AKAY Marmara Üniversitesi 2.Uluslararası İtibar Yönetimi Konferansı 3-4 Ekim 2013, İstanbul
  • 2. Dünya Turizminde Türkiye Markasının Yönetilen İtibarı ve Gezi Parkı Krizinin Etkileri
  • 3. Türkiye’de Turizm TARİHSEL PERSPEKTİF • Türkiye coğrafi konumu gereği, çok eski tarihlerden itibaren gezginlerin çeşitli nedenlerle seyahatlerinde uğrak yeri olmuştur. • Sergi-i Umumi-i Osmani: Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait ilk modern turizm hareketi 1863 yılında “Sergi-i Umumi-i Osmani” adını taşıyan serginin açılışı dolayısıyla başta Avusturya olmak üzere farklı ülkelerden turistlerin gelmesi ile gerçekleşmiştir. • Seyyahin Cemiyeti: Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra turizm alanında faaliyet gösteren ilk organizasyon “Seyyahin Cemiyeti” dir. Seyyahin Cemiyeti, M.K.Atatürk’ün isteği doğrultusunda yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıtma amacını taşımıştır. 1930 yılında ‘’Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu’’na dönüştürülerek hizmetini bugünlere taşımıştır. • Turizm Bankası: 1955 yılında kurularak turizm sektörünün finansman ihtiyacının karşılanması amaçlanmıştır. • Basın Yayın ve Turizm Vekâleti: 1957 yılında Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü, “Basın Yayın ve Turizm Vekâleti” adıyla Bakanlık haline getirilmiştir.
  • 4. • 1960 İhtilali: Türkiye’de 1960 ihtilaliyle birlikte turizm sektörüne yönelik yatırımların büyük çoğunluğu durdurulmuş, yapımına başlanan projeler iptal edilmiş ve krediler kesilmiştir. • Turizm Bakanlığı: 1960’lı ve 80’li yıllarda ise turizm Türkiye açısından durgunluk döneminden çıkıp tekrar hareketlenmenin sağlanmaya çalışıldığı bir dönem olmuştur. 1963 yılında Turizm Bakanlığı’nın kurulması bu dönemde atılan en önemli adımlardan biridir. • TÜRSAB: 1972 yılında Türkiye’de hizmet veren seyahat acentelerini bir çatı altında toplamak amacıyla Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) kurulmuştur. • Turizmi Teşvik Kanunu: Türkiye’de turizm için dönüm noktalarından biri olan gelişme ise 1982 yılında 2634 sayılı “Turizmi Teşvik Kanunu”nun yürürlüğe girmesidir. Bu yasa, yatırımların öncelikli olarak turizmin gelişmesini sağlayacak alanlara yönlendirilmesini ve kıt kaynakların etkin bir şekilde kullanımını hedeflemiştir. • Sektörleşme: Takip eden yıllarda ise Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), Turizmi Geliştirme Vakfı (TUGEV), Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) gibi birlik ve dernekler kurularak Türkiye turizminin gelişmesine dönük özel sektör temsilcilerinin desteği sağlanmıştır.
  • 5. • Kalkınma Planları: Türkiye’de turizme 1963 yılından itibaren beşer yıllık hazırlanan Kalkınma Planları ile yön verilmeye çalışılmıştır. • İlk Dört Kalkınma Planı: 1963-1983 yıllarını kapsayan kalkınma planları incelendiğinde, hemen hepsinde turistlerin gruplar halinde gelmesini teşviki edici planlamalar yapılarak kitle turizminin gelişmesi sağlanmıştır. • 24 Ocak Kararları: 1980 yılındaki 24 Ocak Kararları turizmin canlanması için atılan önemli adımlardan biridir. Dövizle ilgili ülke sınırlamalarının kalktığı kararlar özellikle etkili olmuştur. • Turist Sayısı: 1980’lerin başında ülkeye gelen turist sayısı 1 milyon civarlarına ulaşırken, uygulanan turizm politikalarının bir sonucu olarak 1984-1985 yıllarında rakam 2 milyona ulaşmıştır. • Beşinci Kalkınma Planı: 1985-1989 yılarını kapsayan bu dönemde ise alternatif turizm potansiyellerinin değerlendirilmesi, kış, sağlık ve gençliğe dönük turizm planlamaları yer almış ve ilk dört plandan farklı olarak bireysel turizm politikalarının geliştirilmesi için çalışmalara başlanmıştır.
  • 6. • 6. ve 7. Kalkınma Planı: 6. (1990-1994) ve 7. (1996-2000) Kalkınma Planlamalarında, tesislerin doluluk oranları artırıcı, turistik hizmetlerin kalitesini artırmaya, turizm sezonunun daha geniş bir zamana yayılmasına, kültürel mirasın korunmasına dönük planlama ve politikalara yer verilmiştir. • Herşey Dahil Sistemi: 90’lı yılların sonlarında 2000’li yılların başlarında başlayan “herşey dahil” sistemi ise Türkiye turizmine önemli oranda katkılar sağlayarak Akdeniz ülkeleri ile olan rekabette önemli bir avantaj sağlamıştır. • 2000’li Yıllar ve Dünya Turizmi: 2000’li yıllarla birlikte dünya turizminin daha geniş bir zemine yayıldığı dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. • Bu dönemde dünya turizmi tek tip turizm yapısından koparak diğer alternatiflerin yer aldığı kış, kongre, kültür, sağlık, eğlence turizmlerine yönelmiştir. • Bu dönemde turizm kıyı kesimlerden ülkelerin potansiyel olan tüm bölgelerine taşınmaya, turizm sezonluk bir süreç olmaktan çıkarılıp tüm yıla yayılan bir sürece kavuşturuluyor.
  • 7. • 2000’li yıllarla birlikte teknolojideki değişimin turist taleplerine de yansıyacak olması turist yapısındaki değişimi de etkin bir hale getiriyor. • 8. ve 9. Kalkınma Planı: 8. (2001-2005) ve 9. (2007-2013) Kalkınma Planları 2000’li yılların değişen dünya turizm trendlerine bağlı olarak hazırlanmıştır. • Sağlık Turizmi: 9. Kalkınma Planı’nda önceki planlarda ele alınan konulara ek olarak öne çıkan en önemli konu sağlık turizmi olmuştur. Rekabet üstünlüğünü elinde bulunduran Türkiye’nin sağlık turizmine yönelik ihtiyaç duyduğu planlamalar burada oluşturulmuş ve sağlık turizmi alanında Türkiye dünyanın sayılı ülkeleri arasına girmiştir. • Pazar Genişlemesi: 9.Kalkınma Planı’nda en fazla turistin geldiği Avrupa pazarına ek olarak Çin gibi Doğu Asya ülkelerinin, İran, Suriye gibi komşu ülkelerin ve Orta Doğu ülkelerinin pazar paylarının artırılmasına dönük planlamalar da yer almıştır.
  • 8. • 2000’li Yıllarda Türkiye Turizmi: Türkiye, 2000’li yıllarda uluslararası turizm pazarında gerek turizm gelirleri ve gerekse gelen turist sayısı bakımından ilk on ülke içerisinde yer almayı başarmıştır. • Türkiye, 2000 yılında gelen turist sayısı bakımından dünyada 20. sırada yer alırken 2011 yılında 6. sıraya yükselmiş ve bu sıradaki yerini 2012 yılında da sürdürmüştür. Turizm gelirleri açısından 2000 yılında 20. sırada yer alan Türkiye, 2011 yılında 9. sıraya yükselmiştir.
  • 9. • 2000’li Yıllarda Türkiye Turizmi: 2000 yılında Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı 10.4 milyon kişiyken, 2011 yılında bu sayı yaklaşık 3 katına çıkarak 31.4 milyon kişiye, 2012 yılında yükselişini sürdürerek 31.7 milyon kişiye ulaşmıştır. • Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre 2002-2010 yılları arasında turist sayısı bakımından dünyada % 34,6‟lık bir büyüme yaşanırken Türkiye bu oranın üzerinde bir artış sergilemiştir.
  • 10. • 2000’li Yıllarda Türkiye Turizmi: Türkiye’nin 2000 yılında 7.6 milyar dolar olan turizm gelirleri ise 2011 yılında 23 milyar dolara yükselerek dünyadaki büyüme hızının çok üzerine çıkmıştır.
  • 11. 2000’li Yıllarda Türkiye Turizm Atılımları • Türkiye’nin turizm sektöründeki 2000’li yıllara giriş sonrası gösterdiği gelişmenin ardında tanıtıma dönük yapılan yatırımlar da önemlidir. 2002 yılında yaklaşık 44 milyon TL olan yurtdışı tanıtım bütçesi 3.5 kat artarak 2011 yılında 155 milyon TL’ye kadar yükselmiştir. • 2002 yılında 100 uluslararası tanıtım fuarına katılan Türkiye 2011 yılında 153 fuara katılmıştır. • 2002 yılında 127 Mavi Bayrak ödüllü plaja sahipken 2011 yılında 324 Mavi Bayraklı plaj ile dünya 4.’sü olmuştur. • 2002 yılında 7.685 olan turist rehberi sayısı 2011’de 13.214’e yükselmiştir. • 2002 yılında 4.344 olan belgeli seyahat acentası sayısı 2011 yılında 6.366’ya yükselmiştir. • 2002 yılında 396.148 olan işletme belgeli yatak kapasitesi, % 71.7 artış kaydederek 2011 yılında 680.323’e yükselmiştir.
  • 12. Dünya Turizminde Türkiye Markasının İtibarı 2000’li Yıllarda Büyüyen Türkiye • Türkiye özellikle 2000’li yıllarla birlikte dünyanın dikkatini çekmeye başlayan bir ülke oldu. • Özellikle 2008 krizi yaşayan dünya ekonomisinde Türkiye’nin güçlü ve istikrarlı duruşu dikkatleri çeken en önemli noktadır. • Ekonominin yanı sıra 2002 yılından bu yana yaşanan siyasi istikrar pozitif algının oluşmasında etkili oldu. • Bölgede ‘’Arap Baharı’’ ile başlayan rejim değişikliklerinin sonucunda ortaya çıkan kaotik durumda Türkiye, bölgenin parlayan yıldızı haline geldi. • Dünyanın en büyük yabancı sermayelerinin yatırım yaptığı ülke haline gelen Türkiye, uluslararası arenada geçmişinde hiç olmadığı kadar prestijli bir konuma erişerek itibarını artırdı. • 2000’li yılların Türkiye’sindeki en önemli büyüme ve atılım ise ülkenin en büyük sermayesi olan ‘’turizm’’ alanında oldu.
  • 13. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • Türkiye, sahip olduğu tarihi, kültürü ve doğal güzellikleri ile doğal bir turizm ülkesidir. • Türkiye’nin elindeki en büyük ve en önemli sermayesi yani ‘’bacasız sanayisi’’ olarak tabir edilen turizme ilk ciddi devlet teşvikleri, yatırımları 1980’li yıllardan itibaren yapılmıştır. • 1999 yılından itibaren ise gerçek anlamda sektör ve ülke tanıtımına başlanmıştır.
  • 14. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • 2000’li yıllardan itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığı turizm sektörü ile birlikte her yıl bir tanıtım stratejisi belirleyip, reklam ajansları ile de bu stratejilere uygun kreatif çözümler üretmektedir. • Bakanlık son yıllarda yapmış olduğu tanıtım çalışmalarını reklam odaklı gerçekleştirmektedir. • Türkiye’yi turizmde markalaştırmak adına eskiye oranla daha bilinçli ve profesyonel çalışmalar yürütmektedir.
  • 15. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • 2000 yılında lale motifiyle tasarlanmış olan logo tercihiyle turizmde markalaşma adımı atılmış, eskilerden farklı olarak turizm yatırımlarının doğru kullanımı için sektör profesyonellerinden ve kuruluşlarından destek alınmıştır. • Türkiye son yıllarda reklam tanıtımı ve tasarımını uluslararası boyuta taşımaktadır. Amerika, Orta ve Kuzey Avrupa, Güney Avrupa ve Balkanlar, Doğu Avrupa ve Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Uzak Doğu ve Hindistan olmak üzere 5 ya da 6 farklı bölgeyi turizm pazarı olarak hedeflemektedir. • Bu pazarlarda ise ayrı ayrı hizmet veren uluslararası ajanslarla işbirliğine gidilmektedir.
  • 16. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • Türkiye son yıllardaki turizm stratejilerinde, doğuyu batıyla birleştiren bir ülke konsepti sunmakta ve aynı zamanda batının yöntemiyle doğuyu anlatmaya çalışmaktadır. • Benzer anlatım İstanbul 2020 Olimpiyat adaylığında da kullanılmıştır. (Bridge Together) • Türkiye turizm için son yıllarda sürdürülebilir bir pazarlama bütçesi sağlamaktadır. Nitekim Türkiye’nin şimdilerde yıllık tanıtım bütçesi 110 milyon dolar. Bu bütçenin yaklaşık 40 milyon doları medyaya harcandı.
  • 17. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • Türkiye’nin turizm tanıtımları daha çok satış odaklı kampanyalarla ilerlemektedir. Bunun en önemli nedeni ise kitlesel turizm destinasyonuna ve doldurulması gereken zengin yatak kapasitesine sahip olmasıdır. • Çoğunlukta Türkiye’ye gelecek potansiyel ziyaretçileri hedefleyen satış kampanyaları yapılmaktadır. Özellikle son yıllarda Orta Doğu’da yaşanan kaotik durum nedeniyle Türkiye Arap turistlerin cazibe merkezi haline gelmiş durumdadır.
  • 18. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • Türkiye’nin 2000’den itibaren markalaşma hedefleri sadece ülkesel bazda kalmayıp, turizm potansiyeli yüksek kentlerin de markalaşmasına dönük yatırımlarla gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır. • Türkiye’nin, her profilden ziyaretçiye uygun vaatler sunabilmesi en önemli avantajlarından birisidir. 50-60 yaş üstü ziyaretçiye kültür, tarih ya da sağlık turizmi imkanı sunabiliyor. Genç yaştaki ziyaretçilere ise deniz, kum, güneş ve eğlence hayatı sunabiliyor.
  • 19. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • Türkiye’yi turizm tanıtımı açısından oldukça pozitif etkileyen en önemli unsurlardan birisi de Türk Havayolları gibi bir markaya sahip olmasıdır. Son yıllarda göstermiş olduğu büyüme performansı onu Türkiye’nin uluslararası en güçlü markalarından biri haline getirmiştir. 80 yıl önce 5 uçakla başladığı yolculuğuna bugün dünyanın 4. büyük uçuş ağına sahip havayolu olarak devam ediyor. • THY’nin marka tanıtımı için yaptığı tüm yatırımlar ülke tanıtımına ve turizmine doğrudan katkı sağlamaktadır. • Türkiye’nin turizm tanıtımında yatırımları doğru yapması ve o yatırımlarla ilgili detayları doğru planlaması gerekiyordu. Nitekim bunu genel hatlarıyla gerçekleştirmeye çalıştığı noktada başarıyı yakalamaya başlamıştır.
  • 20. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı • Türkiye yabancı ziyaretçilerinin duygularına ‘’mutluluk ve huzur’’ vadetmeye çalışıyor ve bunu da satış kampanyalarında farklı sloganlarla ve görsellerle dile getiriyor. Duygulara ve ihtiyaçlara seslenen bir ülke cazip kılınıyor. • Sahip olduğu doğal güzelliklerin yanısıra, kültürü, tarihi ve son yıllardaki parlayan duruşuyla merak uyandırması ve bunun tanıtımlarda pekiştirilmesi de pozitif sonuçlar yaratmıştır.
  • 21. Türkiye’nin Turizm Tanıtımı Türkiye’nin turizm tanıtımında kullandığı bazı slogan ve afiş tasarımları • 2013 yılında Orta Doğu pazarına dönük hazırlanan kampanyada ‘’YALLA TURKEY’’ (Haydi Türkiye) sloganını kullanmış ve ‘’JOIN US’’ ifadesiyle de ‘’Bize Katıl’’ çağrısı yapılmıştır. • Kampanyada 12 ay turizm vurgusu olsa da ağırlıklı olarak yaz turizmi görselleri kullanılmıştır.
  • 22. Türkiye’nin turizm tanıtımında kullandığı bazı slogan ve afiş tasarımları • 2012 yılında yapılan reklam kampanyalarında ‘’UNLIMITED’’ (Sınırsız) ve ‘’EXPECT MORE’’ (Daha Fazlasını Bekle) sloganları kullanılmıştır. ‘’Unlimited Green’’ – ‘’Unlimited Pleasure’’ – Unlimited History vb. çeşitlendirilmiştir. • Bu kampanyalarda 12 ay turizm vurgusu vardır.
  • 23. Türkiye’nin turizm tanıtımında kullandığı bazı slogan ve afiş tasarımları • 2008 yılında hazırlanan kampanyalardan birinde ise ‘’TURKEY / OPEN FOR EVERYONE’’ (Türkiye / Herkese Açık) sloganı kullanılmıştır. Tarih, kültür ve yaz turizmi klasik görsellere beslenmiştir. • Bu kampanya da 12 ay Türkiye’de turizm vurgusuyla yapılmıştır.
  • 24. Türkiye’nin turizm tanıtımında kullandığı bazı slogan ve afiş tasarımları • 2007 yılında hazırlanan reklam kampanyalarında ise ‘’GO WITH THE RHYTHM…ENJOY TURKEY’’ (Ritimle Git… Türkiye’nin Keyfini Çıkar) sloganı kullanılmıştır. • Bu kampanya da ağırlıklı olarak yaz turizmi vurgusu yapılmıştır.
  • 25. Türkiye’nin daha itibarlı bir turizm markası olması için -1 • Türkiye yakın geçmişinde terör, deprem, siyasi ve ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken dünyanın ilk 10 destinasyonuna giren bir turizm ülkesidir. Bu başarıyı kısa sürede elde etmiş olmasına rağmen eksikleri ve hataları olan bir ülkedir. • Öncelikle Türkiye’nin pazarlanmaya elverişli bir kültür endüstrisi oluşturması ve bunu entegre bir biçimde sunabilmesi gerekir. • Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere, turizm bölgelerinin belediyeleri ve kalkınma ajansları kültür endüstrisinin oluşumuna dönük yatırımlarını artırmalı, yabancı ziyaretçileri tatil köylerine kapanmaktan kurtararak onların Türkiye’de daha fazla kalmasını sağlayacak kültürel ve sanatsal her türlü yatırımı etkin kılmalıdır. • Oluşturulacak olan kültür endüstrisi zaman içerisinde gelen ziyaretçinin daha kaliteli olmasını, daha fazla zaman ayırarak daha fazla harcama yapmasını sağlamalıdır. • Türkiye turizminin şu anda en önemli sorunu, ülkeye gelen yabancı ziyaretçi sayısına göre elde edilen gelirin düşük olmasıdır. Her geçen yıl artan kalite ile fiyat da artabilmelidir. ‘’Herşey dahil’’ sistem de bu gerekçeyle kaldırılmalıdır.
  • 26. Türkiye’nin daha itibarlı bir turizm markası olması için - 2 • Türkiye satış odaklı reklam kampanyalarını, tanıtım odaklı halkla ilişkiler kampanyaları ile entegre bir biçimde yürütmelidir. • Türkiye’nin 2000 yılından beri kullandığı logosu gibi etkili ve kalıcı bir sloganı olmalı. Bu slogan Türkiye’yi doğru tanımlayan ve Türkiye’yle özdeşleşen bir söyleme sahip olmalı ve her yıl değiştirilmemelidir. • İnternet dünyasında Türkiye’nin tanıtımı daha sistemli, dinamik ve modern hale getirilmelidir. • Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye’nin hedef pazarlarında daha güçlü lobi faaliyetleri gerçekleştirmelidir. • Batı’nın yöntemiyle Doğu’nun anlatıldığı ve yaşandığı bir turizm ülkesi konsepti pekiştirilmelidir.
  • 27. Türkiye’nin daha itibarlı bir turizm markası olması için - 3 • Sağlık, inanç, spor, kış turizmi gibi alternatifler turizm kanallarına daha fazla yatırım yapılarak sadece yaz mevsiminin değil her mevsimin ülkesi algısı oluşturulmalıdır. • Turizm çalışanlarının eğitim seviyesi, yaşam kalitesi, çalışma koşulları iyileştirilmeli, meslekte profesyonellik bilinci uyandırılmalıdır. • Türkiye iletişim stratejilerinde yaratıcı, ilgi çekici, özgün bir kimliğe sahip olmalıdır. • Hedef kitlesi üzerinde merak uyandırmalı, Türkiye ziyaretini bir prestij unsuru olarak düşünebilmelidir. • Kampanyalardaki iletişim tonu samimi, sıcak, doğal, dinamik ve çarpıcı olmalıdır. • Kampanyaların bir kimliği olmalıdır. Profesyonellerce yönetilmelidir. Daha organize bir sistem dahilinde planlanarak uygulanmalıdır.
  • 28. Gezi Parkı Krizi ve Turizme Etkileri GEZİ PARKI: İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan ve sadece umumi hizmette kullanılmak koşulu ile tapuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) tahsis edilmiş olan park. KRİZİN ORTAYA ÇIKIŞI: Taksim Gezi Parkı'na ‘’Taksim Yayalaştırma Projesi’’ çerçevesinde başlayan küçük çaplı yıkımlar ve kesilen ağaçlarla birlikte parkın yerine tarihi Topçu Kışlası konseptindeki AVM’nin yeniden inşa edilmesi planının engellenmeye çalışıldığı eylem olarak başlamıştır. Parkta yapılacak çalışmaları durdurmaya çalışan aktivistlerin polisin orantısız müdahalesine maruz kalması sonucu kriz ortaya çıkmıştır.
  • 29. KRİZİN BÜYÜME NEDENLERİ: • Emniyet güçlerinin parkta yer alan eylemcilere orantısız müdahale etmesi. • Gezi Parkı’nda yaşananların kısa sürede sosyal medyada yer alması ve milyonlarca kişinin gelişmelerden haberdar olması. • Vali, belediye başkanı gibi kent yetkililerinin olayları başından itibaren diyalogla çözmeye yanaşmaması ve doğru bilgilendirme eksikliği.
  • 30. KRİZİN BÜYÜME NEDENLERİ: • Başbakanın konuyla ilgili duyarlı yaklaşmaması ve aksine olayları tırmandıracak türden açıklamaları. (Bu açıklamalar nedeniyle başbakan ve hükümet daha fazla hedef haline gelmiştir.) • İlk gün yapılması gereken açıklamaların olayların büyümesinden sonra (4. gün) yapılmış olması. • Algı yönetimine önem vermeyen ve projesini topluma anlatamayan bir yerel yönetim anlayışı.
  • 31. KRİZİN BÜYÜME NEDENLERİ: • Toplumun sesine kulak vermeyen bir yönetim anlayışı algısının oluşması ve krizi polis şiddetiyle çözme eğilimi ve hergeçen gün büyüyen olaylara artan polis şiddetiyle cevap verilmesi. • Ülke medyasının bu konuda sessiz kalması nedeniyle bilgi edinmenin, sadece sosyal medyadan sağlanması ve dolayısıyla doğruluğu tartışılır birçok haberin gündemi meşgul etmesi ya da insanları yanlış yönlendirmesi. • Siyasilerin sorumlu davranmayıp, taraf olmayı, ötekileştirmeyi tercih etmesi.
  • 32. KRİZİN BÜYÜME NEDENLERİ: • Türkiye’ye yayılan eylemler sonucu ölüm haberlerinin ve ağır yaralanma haberlerinin gelmeye başlaması olayların daha da şiddetlenmesine, büyümesine neden olması. • Özellikle gençlerin öncülüğünde yapılan eylemlerde polis şiddetine karşı mizahi dil kullanılması ve bunun birçok kesim tarafından sempatiyle karşılanması ve destek görmesi. Kitlesel bir harekete dönüşmesini kolaylaştırması. • Krizin ortaya çıkışından hemen önce TBMM kararıyla alkol satışına getirilen sınırlamanın ‘’yasak’’ olarak algılanması ve İstanbul’a yapılacak 3.köprüye verilen isime belirli kesimlerce tepki gösterilmesi... ………………. Gibi nedenler…
  • 33. KRİZ YÖNETİMİ ZAAFLARI : • Kriz iletişimi krizden önce başlayamadı. Kriz iletişim planı, kriz masası , kriz yönetimi ekibi, kriz sözcüsü gibi bir dünya kenti yönetimi için olmazsa olmazların olmayışı. Dolayısıyla kriz öngörüsü düşük bir yönetimin var oluşu. • Kriz başgösterdiği andan itibaren çözümün uzlaşı ve sükunetten yana olması gerekirken diyalogtan uzak ve tek yönlü iletişimin tercih edilmesi krizin en önemli büyüme nedeni oldu. • Kamuoyunu bilgilendirmek, yanlış anlamalar varsa gidererek çözüm sunmak yerine şiddet kullanımı içeren çözüm tercih edildi.
  • 34. KRİZ YÖNETİMİ ZAAFLARI : • Vaililik, belediye başkanlığı ve emniyet müdürlüğü gibi kent yönetiminde söz sahibi makamların krizlere dönük planlama eksikliğinin olması. • Kriz başgösterdiği anda doğru bilgi paylaşımı yapmak ve iyi niyet belirtmek yerine, kriz tırmandıktan sonra yetkililerin açıklama yapmaya çalışması. • Gençlerin dilinden konuşabilen ve onları barışçıl önerilerle sükunete çağıran söylem eksikliğinin olması. (Brezilya Devlet Başkanı ülkesindeki eylemci gençler hakkında, ‘’Protesto gençlere çok yakışıyor’’ demişti.)
  • 35. KRİZ YÖNETİMİ ZAAFLARI : • Krizin büyümesini engelleyecek olan kent yöneticilerinin pasif duruşu ve zamansız çıkışları. • Medyanın kamuoyunu bilgilendirmede doğru ve verimli kullanılamaması. Kent yöneticilerinin, işi kontrolü oldukça güç olan sosyal medya üzerine bırakması ve buradan da insanlarla tek yönlü iletişime geçmeye çalışmaları. • Kriz henüz ortaya çıktığı zamanda devlet yetkililerinin, kamuoyu önderi niteliğindeki kişiler ve sivil toplum örgütleri ile birlikte yapmaları gereken görüşmeler ve sükunet çağrısı olması gereken zamandan çok daha geç gerçekleşmesi.
  • 36. SONUÇLAR: • İstanbul’da ortaya çıkan ve kısa zamanda tüm Türkiye’ye yayılan eylemler sonucunda çok sayıda insan polis şiddetine maruz kaldı. • Türkiye çapında 79 ilde gerçekleşen olaylar sonucunda 6 kişi öldü ve 8 bine yakın insan yaralandı. • Türkiye genelinde yaklaşık 2.5 milyon kişi eylemlere katıldı, 4 bin 900 eylemci ‘’şüpheli’’ olarak gözaltına alındı.
  • 37. SONUÇLAR: • Olaylar sonucunda 58 kamu binası, 337 işyeri, 90 belediye otobüsü, 214 özel araç, 240 polis aracı hasar gördü. • İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok kentinde etkisi günlerce süren olağanüstü şiddet ve huzursuzluk başgösterdi. • İstanbul’un en turistik bölgelerinden biri olan Taksim günlerce şiddetin yaşandığı bir sıkıyönetim bölgesi haline geldi.
  • 38. SONUÇLAR: • Olaylar günlerce dünya medyasını meşgul etti. Dolayısıyla tüm dünyanın dikkatini çeken şiddet görüntülerinin hakim olduğu bir İstanbul ve Türkiye görüntüsü ekranlara yansıdı. • Olaylar sırasında eylemlere destek veren ya da vermeyen markalarla ilgili itibarsızlaştırma, ürünleri boykut etme ve zarar ettirme gibi girişimler oldu.
  • 39. SONUÇLAR: • Olaylar halkta, esnafta, piyasalarda tedirginliğe neden oldu. Ülke siyaseti, ekonomisi ve turizmi derinden etkilendi. • Siyaset: Siyasiler, iktidar, muhalefet ve mevcut demokrasi günlerce tartışma konusu oldu. Yoğun eleştiri, siyasi boşluğa neden oldu. Ötekileştirme içeren söylemler toplumda kutuplaşmayı tırmandırdı. • Ekonomi: Olayların ilk günlerinden itibaren İstanbul borsasında sert düşüşler yaşandı, piyasalarda tedirginlik oluştu, devlet tahvilleri uluslararası piyasalarda değer kaybetti. Türkiye ekonomisi zarar gördü. • Turizm: İstanbul’un en önemli turistik merkezlerinden biri olan Taksim başta olmak üzere birçok bölgede otel rezervasyon iptalleri gerçekleşti. Taksim’de konaklayan turistler ise başka bölgelere geçmek zorunda kaldı. Sultanahmet, Kapalıçarşı gibi turistik bölgelerde önemli itibar ve ekonomi kayıpları oluştu. Olayların etkisi tüm Türkiye’yi sarınca diğer turistik bölgeler için dönemsel bir tedirginlik yaşandı ve bu da belirli oranda rezervasyon iptallerine neden oldu.
  • 40. ABD Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylarla ilgili kaygılı olduklarını açıkladı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi ise barışçıl halk gösterilerinin demokratik ifadenin bir parçası olduğunu belirtip "kamu otoritelerinin sorumlu ve itidalli davranmalarını bekliyoruz" dedi. Avrupa Komisyonu orantısız güç kullanılmasını kınayan iki açıklama yaptı. Avrupa Parlamentosu Gezi Parkı protestolarında polisin aşırı güç kullanmasını kınayan bir karar tasarını onayladı. Almanya Başbakanı Angela Merkel protestoları değerlendirirken, hukuk devleti anlayışının, güvenlik makamlarının her zaman orantılı ve uygun hareket etmesini gerektirdiğini belirterek, tarafları itidale çağırdı. Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da vatandaşlara, "Türkiye'de gösterilerin yapıldığı yerlerden ve kalabalık gruplardan uzak durun" uyarısı yapıldı. Uluslararası Af Örgütü 31 Mayıs 2013 günü yayınladığı basın bildirisinde olayları protesto etti. Bu açıklamada polislerin aşırı ve gereksiz güç kullanmasının soruşturulması ve sorumlu emniyet görevlilerinin yargılanması çağrısı yapıldı. Birçok uluslararası sanatçı, siyasetçi, düşünür şiddetin karşısında olduklarını çeşitli yollarla dile getirdi. ULUSLARARASI TEPKİLER
  • 41. GEZİ PARKI KRİZİNİN TURİZMDE YARATTIĞI ETKİ - 1 • Gezi Parkı krizi yarattığı sonuçlar açısından Türkiye’de oldukça derin izler bırakan kitlesel bir eylem olmuş ve hala etkisi zaman zaman ortaya çıkan bir kriz olarak ülke tarihine geçmiştir. • Gezi Parkı krizi Türkiye’nin 2000’li yıllardan itibaren tırmanışa geçen turizm itibarına gölge düşürmüştür. • Bir turizm ülkesi olarak 2012 verilerine göre dünyanın en çok ziyaret edilen 6. ülkesi konumunda olan Türkiye, özellikle yaz turizminin hareketlenmeye başladığı günlerde Gezi Parkı krizi yaşayarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin belirli bölgelerinde büyüme kayıpları yaşamıştır. • Turizmde yaşanan büyüme kaybının en önemli nedenleri: • Yabancı ülkelerin medya organlarında yer alan şiddet görüntüleri, • Krizin ‘’Arap baharı’’ benzeri bir ayaklanmaya ve karmaşaya dönüşmesi endişesi, • Türkiye’ye gelecek olan turistin can ve mal güvenliği endişesi, • Siyasi ve ekonomik açıdan karmaşa yaşayan bir ülkeye gitmeme isteği, • Türkiye’dekine benzer nitelikte tatil yapabileceği başka ülke alternatiflerinin varlığı, • Yabancı ülke temsilciliklerinin Türkiye hakkında ülkelerine negatif raporlar sunması, • Yabancı ülke yöneticilerinin vatandaşlarına Türkiye’deki karmaşadan dolayı ‘’gitme’’ uyarısında bulunmaları…
  • 42. GEZİ PARKI KRİZİNİN TURİZMDE YARATTIĞI ETKİ - 2 • 2013 yılının ilk beş aylık döneminde yüzde 21'lik yabancı ziyaretçi artışı yakalayan İstanbul, Gezi Parkı olaylarının etkisiyle artış oranında ciddi kayıp yaşadı. • İstanbul turizmi, en çok umut bağladığı ay olan Haziran'da sadece yüzde 2 oranında ziyaretçi artışı yakalayabildi. • 2013 Haziran ayı gelen yabancı sayısı 957.894 ile geçen yıla (939.508) göre yüzde 2 arttı. 2013 yılı ay bazında 15-20'lerde gerçekleşen artış oranı, bu ay yüzde 2 ile artış oranında bir azalma şeklinde gerçekleşti.(KAYNAK: İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğü) TÜRKİYE İSTANBUL 2012’ye Göre Değişim Oranı (Aylık) 2012’ye Göre Değişim (Kümülâtif)2012 2013 2012 2013 OCAK 981.611 1.104.754 451.662 532.276 17,8 17,9 ŞUBAT 997.571 1.268.440 494.124 617.015 24,9 21,6 MART 1.460.563 1.841.154 659.826 838.201 27,0 23,8 NİSAN 2.168.715 2.451.031 818.788 936.961 14,4 20,6 MAYIS 3.232.926 3.809.190 867.511 1.058.771 22,0 21,0 HAZİRAN 3.882.592 ? 939.508 957.894 2,0 16,8 12.723.978 4.231.419 4. 941.118 İSTANBUL’A GELEN YABANCI ZİYARETÇİ SAYISI
  • 43. GEZİ PARKI KRİZİNİN TURİZMDE YARATTIĞI ETKİ - 3 • Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2013 Haziran ayı verilerine göre Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı 4 milyonun üzerinde görünmektedir. Üstelik 2011 ve 2012 yıllarına göre artış sağlamış olsa da 2013 yılının ilk 5 aylık büyüme verilerine göre oldukça hızlı bir düşüş yaşamıştır. Mayıs 2013’te dahi % 17.86’lık büyüme görünürken, Haziran 2013’te büyüme sadece % 4.93 olmuştur. Temmuz ayında da % 0.48’lik büyüme kaybıyla devam etmiştir. • Dolayısıyla turizmde yakalanan büyüme ivmesi, yaşanan Gezi Parkı krizinin etkisiyle sadece İstanbul’da değil tüm Türkiye verilerine büyüme kaybı olarak yansımıştır.
  • 44. GEZİ PARKI KRİZİNİN TURİZMDE YARATTIĞI ETKİ - 4 • Türkiye için asıl tehlike en çok ziyaretçi gönderen ülkeler bazında yaşadığımız kayıplar. Örneğin 2012 sonunda 5 milyon yabancı ziyaretçi sınırını aştığımız ve Türkiye'ye en çok turist gönderen ülke konumundaki Almanya'da haziran ayında yaşanan düşüş tehlike sinyallerini de beraberinde getiriyor. (KAYNAK: Kültür ve Turizm Bakanlığı) • Türkiye'ye en çok turist gönderen ikinci ülke konumundaki Rusya Federasyonu, haziran ayında Alman pazarındaki gibi bir kan kaybı olmasa da ilk beş aylık dönemdeki büyüme hızında düşüş yaşandığı da aşikâr. (KAYNAK: Kültür ve Turizm Bakanlığı)
  • 45. GEZİ PARKI KRİZİNİN TURİZMDE YARATTIĞI ETKİ - 5 • İngiltere pazarı da Haziran ayı ile birlikte düşen ana pazarlarımızdan biri durumunda. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre, ilk 5 aylık dönemde yüzde 6,57 oranında artan İngiliz turist sayısı haziran ayında gerilemiş durumda. (KAYNAK: Kültür ve Turizm Bakanlığı) • Almanya, Rusya, İngiltere gibi Türkiye’nin en önemli pazarlarında yaşanan büyüme kaybı Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı Haziran ayı sonunda harekete geçirdi. Temmuz ayı sonuna kadar sürecek program dışı tanıtım çalışmaları planlandı. • Plan dahilinde yeniden puan kazanmayı sağlayacak heyetler gönderildi. Bu heyet çalışmalarına ek olarak tanıtım standları açıldı, yoğun dergi reklamları verildi ve Gezi Parkı krizini ortadan kaldırmaya dönük halkla ilişkiler odaklı bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirildi.
  • 46. SONUÇ • Gezi Park krizi sonunda ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrarı, güçlü turizm yapısı sayesinde ülke turizmini derinden etkileyecek izler bırakmamıştır. İstanbul gibi önemli bir dünya kenti puan kaybetmiştir. • Gezi Parkı krizi, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin tüm turistik bölgelerinde önceki yıllara oranla sağladığı büyümede önemli kayıplar yaşamasına neden olmuştur. • Gezi Parkı krizi, yıllardır yaşanan güneydoğu terörü ve bunun yarattığı derin izleri milyarca dolarlık yatırımlarla ortadan kaldırmaya çalışan Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın öncülüğündeki tüm yatırımların 2013 yaz dönemi için de olsa zarar görmesine neden olmuştur. • Gezi Parkı krizi, Türkiye’nin dünyanın gözünde son yıllardaki ekonomik, siyasi ve turizm noktalarındaki gelişim trendine ve edindiği itibara zarar vermiştir. • Gezi Parkı krizi nedeniyle, yabancı bir turist için çok önemli bir unsur olan can ve mal güvenliği noktasındaki ‘’Türkiye’de güvende olma’’ hissi zarara uğramıştır.
  • 47. SONUÇ • Turizm için ‘’huzur’’ son derece önemliyken Türkiye ‘’huzur’’ ve ‘’mutluluk’’ sunan vaatlerindeki samimiyetinde güven kaybı yaşamıştır. • Türkiye ekonomisinin ‘’bacasız sanayisi’’ rezervasyon iptalleri sonucunda yabancı ziyaretçilerinin önemli bir kısmını rakiplerine kaptırarak ekonomik büyüme kayıplarına yol açmıştır. • İspanya ve İtalya gibi en güçlü rakiplerinin turizmde düşüş yaşadığı bir yılda yeterli büyümeyi gerçekleştiremeyerek hakettiği büyümeyi gelecek yıllara erteleyerek önemli bir fırsatı kaçırmıştır. • Gezi Parkı krizinden çıkarılacak dersler vardır. İletişim hatalarının bir daha yapılmaması gerektiğine dair dersler… Yönetim, liderlik ve katılımcı yönetim anlayışına dair dersler vardır. Çıkarılabilecek de iki olumlu sonuç: • Dünyanın gözünde çevreye, yaşamına, doğaya sahip çıkan ve bunun için mücadele eden bir Türkiye izleniminin bırakılmış olma olasılığı ve özgürlükleri için, daha fazla demokrasi için mücadele eden bir toplum izleniminin bırakılmış olma olasılığı… • Kriz iletişimine dair çalışmalara başlamış olduğunu umduğumuz bir İstanbul yönetimi olasılığı…
  • 48. Teşekkürler… rakay@marmara.edu.tr RafetAykutAkay