Haftalik dusunce ozgurlugu bulteni_13.08.02_31

191 views

Published on

Düşünce Özgürlüğü Bülteni_sayı31

Geçtiğimiz hafta, yine gözümüz kulağımız sokaklarda, hastanelerde, gazetelerin koridorlarında,
üniversitelerde ve mahkeme salonlarındaydı.
Haftaya ifade özgürlüğünü savunan ve teşvik eden küresel ağ IFEX’in çağrısıyla, Gezi Parkı
eylemleri nedeniyle hayatını kaybeden “7 kişi için, 7 şehirde, 7 dakika” #duranadam eylemi
haberi ile başladık. Türkiye büyükelçilikleri ve AB binaları önünde gerçekleştirilen eylemlerde,
biber gazı ve TOMA müdahalesi olmadı(!).
Ya İstanbul? Gezi Parkı olaylarının mahalle aralarına sıçradığı 16 Haziran’da, ekmek almak
için evinden çıkan 14 yaşındaki Berkin Elvan, polis tarafından biber gazı fişeğiyle kafasından
vurulmuştu. 31 Ağustos günü Taksim’de basın açıklaması yapmak isteyen Berkin’in ailesine de
izin verilmedi. Berkin’in ailesi, kendilerine destek vermeye giden 200 kişi ile birlikte, ağır bir
polis müdahalesiyle karşılaştı, 2 kişi gözaltına alındı.

Published in: News & Politics
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
191
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
1
Actions
Shares
0
Downloads
1
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Haftalik dusunce ozgurlugu bulteni_13.08.02_31

  1. 1. Düşün, düşün… Haftalık Düşünce Özgürlüğü Bülteni (Sayı 31/13, 2 Ağustos 2013) Geçtiğimiz hafta neler oldu? (27 Temmuz-2 Ağustos 2013) Geçtiğimiz hafta, yine gözümüz kulağımız sokaklarda, hastanelerde, gazetelerin koridorlarında, üniversitelerde ve mahkeme salonlarındaydı. Haftaya ifade özgürlüğünü savunan ve teşvik eden küresel ağ IFEX’in çağrısıyla, Gezi Parkı eylemleri nedeniyle hayatını kaybeden “7 kişi için, 7 şehirde, 7 dakika” #duranadam eylemi haberi ile başladık. Türkiye büyükelçilikleri ve AB binaları önünde gerçekleştirilen eylemlerde, biber gazı ve TOMA müdahalesi olmadı(!). Ya İstanbul? Gezi Parkı olaylarının mahalle aralarına sıçradığı 16 Haziran’da, ekmek almak için evinden çıkan 14 yaşındaki Berkin Elvan, polis tarafından biber gazı fişeğiyle kafasından vurulmuştu. 31 Ağustos günü Taksim’de basın açıklaması yapmak isteyen Berkin’in ailesine de izin veıilmedi. Berkin’in ailesi, kendilerine destek vermeye giden 200 kişi ile birlikte, ağır bir polis müdahalesiyle karşılaştı, 2 kişi gözaltına alındı. Gazeteler üzerindeki iktidar baskısı da keskin bir şekilde hissedilmeye devam ediyor. Demirören Grubu’na ait olan Milliyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak, görevinden alındı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hasan Cemal için, “Eğer böyle gazetecilik yapacaksan, batsın senin gazeteciliğin...” dediği günden bugüne gazetelerde sular durulmuyor. Bültenimizi hazırlarken, üç haftadır köşe yazıları yayımlanmayan Can Dündar’ın akıbetine ilişkin haber de geldi; Can Dündar da işten çıkarıldı. Dündar kendi internet sitesinde yaptığı açıklama da: ‘Erdoğan Demirören'den aldığım bir telefonla öğrendim görevime son verildiğini... Epeydir bekliyordum; sürpriz olmadı. Konuşmanın içeriğini yazmam yakışık almaz... Nedenini herkes biliyor zaten...' dedi. Bu haftadaki haberlerde, akademisyenlerin üzerindeki ifade özgürlüğü baskısını da göreceksiniz... Gidişatın ipuçları ise, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in yorumlarında açığa çıktı. Gezi Parkı protestolarına ilişkin açılan cezai soruşturmaların, müebbet hapis öngören TCK 312. Madde çerçevesinde değerlendirilmesi planlanıyor. Bültenimizi geçen hafta İngiliz The Times gazetesinde Başbakan Tayyip Erdoğan için ünlüler tarafından yazılan ilana Türkiyeli sanatçı ve akademisyenlerden gelen yanıt ve İçişleri Bakanı Muammer Güler’in stadlarda siyasi ve ideolojik slogan atılmasını ceza kapsamına aldıklarını söyleyen açıklamasıyla bitiriyoruz.
  2. 2. Küresel Gezi eylemi: 7 kişi için, 7 şehirde, 7 dakika ‘duranadam’ İfade özgürlüğünü savunan ve teşvik eden küresel ağ IFEX’in çağrısıyla, Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybeden Mehmet Ayvalıtaş (20), Abdullah Cömert (22), Ethem Sarısülük (26), İrfan Tuna (47), Mustafa Sarı (27), Selim Önder (88) ve Ali İsmail Korkmaz (19) için ‘duranadam’ eylemi gerçekleştirildi. PEN, Article 19, Amnesty gibi farklı kuruluşların temsilcileri, 28 Temmuz Pazar günü yerel saatle 12:00’de; Brüksel, Bükreş, Cenevre, Karakas, Londra, New York ve Toronto’da, hayatını kaybeden isimlerin fotoğraflarıyla 7 dakika boyunca durdu. Türkiye’de polis şiddetinin protesto edildiği eylemler, Brüksel’de Avrupa Birliği Merkezi önünde, Bükreş, Karakas ve Londra’da Türkiye Büyükelçiliği önünde, Cenevre ve New York’ta Birleşmiş Milletler binası önünde, Toronto’da Türkiye Başkonsolosluğu önünde yapıldı. Ölen 7 kişiyi temsil etmek için, her şehirden 7 kişinin bulunduğu ‘duranadam’ eylemleri sonrasında, katılımcılar Türkiye hükümetinin ifade, toplantı ve gösteri hakkını savunan halka karşı şiddet kullanmasının kabul edilemeyeceğini belirtti. Eyleme öncülük eden ve destek veren kuruluşlar için: http://is.gd/fzXaK8
  3. 3. Prof. İnceoğlu: İfade özgürlüğünün sınırı nefret söylemidir Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adaneuer Stiftung (KAS) 29 Temmuz’da “Gazetecilik ve Nefret Söylemi” konulu panel düzenledi. Panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, “Nefret söylemi ile nefret suçu arasındaki fark göz ardı edilmemeli. Ancak nefret söyleminin nefret suçuna yol açan ana faktörlerden biri olduğu da unutulmamalı” dedi. Prof. Dr. İnceoğlu, “Hrant Dink öldürülmeden önce gazetelerde, ‘Ya Sev Ya Terk Et’, ‘Ermeni Köpeği’ gibi inanılmaz ifadeler yer aldı. Bu toplumu nefret suçuna teşvik değil midir?” sorusunu sordu. Prof. İnceoğlu, medya okuryazarlığı dersinin, RTÜK ve MEB aracılığıyla yani iktidarın elindeki iki kurum tarafından verildiğini, bu nedenle tarafsızlığın ve şeffaflığın sağlanamadığına dikkat çekti. İnceoğlu, siyasi ve toplumsal hayatta ifade özgürlüğünün sınırının nefret söylemi olduğunu belirtti. “Bilim özgürlüğüne yönelik saldırıları önleyin” ABD, Çin, Fransa, Hollanda, Avustralya, Kanada, İsviçre’nin içinde bulunduğu 14 ülkeden, dünyanın en etkili 61 sosyal bilim akademisyenleri, imzaladıkları mektupta, Gezi olaylarına akademik ilgi ve desteklerini gösterdikleri için, Prof. Veysel Batmaz ve diğer akademisyenlere verilen rahatsızlığı ve yapılan saldırıları protesto ettiklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Doç. Dr. Abdullah Gül, Yükseköğretim Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet’e gönderilen mektupta,
  4. 4. “Üniversite profesörleri sadece profesör değil, aynı zamanda Cumhuriyetin vatandaşlarıdır. Vatandaş olarak, kendi hayatlarını da ilgilendiren meselelerde devlet otoritesine yandaş veya karşı sivil toplum hareketlerine destek vermeleri onların Anayasal hakları ve sivil sorumluluklarıdır” ifadeleri yer aldı. Ne olmuştu? Dönem sonu sınavlarında Taksim Gezisi eylemlerine katılmış olan öğrencilerine 20 puan ek not vereceğini kapısına astığı bir açıklama ile ilan eden İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Veysel Batmaz’a ve Gezi ile ilgili soru soran diğer akademisyenlere, Hükümete yakın medya tarafından sorgulama ve saldırı başlatılmıştı. Mahallede herkes muhbir olacak! Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Dairesi Başkanlığı, ‘Sırdaş Polis İhbar Noktası Projesi’ başlatıyor. Emniyet'in yeni uygulamasına göre, polisin uygun gördüğü sokak ve mahallelere yazılı ve sesli ‘ihbar kutuları’ yerleştirilecek. Kimliğinin deşifre olmasını istemeyen vatandaşlar, mahallelere kurulacak sistemle yazılı veya sözlü olarak isimsiz bir şekilde ihbarda bulunabilecek. Bu kutulara yapılan ihbarlar, ‘gizli’ tutulacak. Projenin kısa süre içinde başlatılması hedefleniyor. Emniyetin konuya ilişkin açıklamasında, “Toplumun ve yerleşim alanlarının en küçük birimi olan mahallelerde yaşayan insanların birbirini çok iyi tanımasa da, herkesin birbiri hakkında bilgisi ve gözlemi olduğu” dile getirilerek, uygulamanın gerekçesi de buna dayandırıldı. Sistem şimdiden büyük tepkiyle karşılanıyor. Uzmanlar bu sistemin muhbirliğe özendirdiğini ve toplumda büyük sıkıntılara neden olabileceği konusunda uyarıyor.
  5. 5. Önce Derya Sazak görevden alındı, sonra Can Dündar Milliyet Gazetesi, Genel Yayın Yönetmeni Derya Sazak’ın işine son vererek yerine Ankara Temsilcisi Fikret Bila’yı getirdi. Sazak’ın ardından gazetede 3 haftadır yazıları yayımlanmayan Can Dündar’ın da işine son verildi. Gazetenin patronu Yıldırım Demirören, Sazak’ın görevden alınmasına şu gerekçeleri gösterdi: “Anlaşamıyor, geçinemiyorduk.”, “Derya Sazak dönemi çok masraflıydı.” Derya Sazak'ın Can Dündar'la birlikte protestolar sırasında Gezi Parkı'nı ziyaret etmesi de diğer sebepler arasında gösteriliyor. Dündar, kendi internet sitesinde, “Önce Derya (Sazak) gitti, sonra ben, enkazı Fikret (Bila) devraldı” diye yazarak işten ayrılış hikayesini yazdı: http://goo.gl/stba6a Milliyet’te işine ilk son verilenlerden Hasan Cemal Milliyet’te olanları ‘Beyefendi rahatsız olmasın’ gazeteciliği...’ başlığı ile yazdı: http://goo.gl/GVrEqO 27 Mayıs’ta başlayan Gezi olaylarında bugüne kadar işten atılan, istifa eden ya da zorunlu izne çıkarılan gazetecilerin sayısı 80’e yaklaştı. Yazar Doğan Akhanlı kırmızı bültenle aranıyor Hakkındaki beraat kararının Yargıtay tarafından bozulmasının ardından Çağlayan'da görülen ilk duruşmada yazar Doğan Akhanlı için kırmızı bültenle arama kararı verildi. Duruşmayı Almanya'dan yazar Günter Wallraff'ın da aralarında bulunduğu yirmi kişilik bir heyet de takip etti. Duruşmadan önce yaptığı basın açıklamasında "Eleştirel seslerin terörist olarak damgalanması, egemen güçlerin sıkça başvurdukları bir yöntemdir" diyen Wallraff şunları
  6. 6. ekledi: "Düşünce özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı için vatandaşların yasadışı dinlenmesine son verilmesi şarttır. Devletin keyfi uygulamalarına karşı tavır alan bu insanlar terörist ya da devlet düşmanı değil, yeryüzünün her köşesinde acilen ihtiyaç duyduğumuz aktif demokratlardır." Bir sonraki duruşma 4 Ekim'de yapılacak. Doğan Akhanlı’nın tutuklanma sürecini linkten okuyabilirsiniz: http://is.gd/3v8CP1 'Darwin' hukuk mücadelesini kazandı TÜBİTAK'ın Bilim ve Teknik dergisinin kapağını, 2009'un 'Darwin Yılı' olması nedeniyle Charles Darwin'e ayıran ve bu nedenle görevden alınan derginin Genel Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Atakuman, verdiği hukuk mücadelesini kazandı. Atakuman, derginin içeriğine müdahale edilerek değiştirilmesinden sonra görevinden alınmış, sicil notu düşürülmüş, hakkında disiplin soruşturması başlatılmış ve arşiv kayıt odasında görevlendirilmişti. Son olarak, TÜBİTAK'tan baskılar nedeniyle istifa eden Atakuman, kurum hakkında bütün bu uygulamalarla ilgili davacı olmuştu. TÜBİTAK’a karşı dört ayrı dava açan Atakuman’a verilen disiplin cezası, Danıştay 12. Dairesi ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından bozuldu. Danıştay, disiplin cezasını geçen günlerde bütünüyle iptal etti ve TÜBİTAK soruşturmasının usülsüz olduğuna işaret etti.
  7. 7. Berkin Elvan’ın ailesinin basın açıklamasına polis müdahale etti Taksim'de Gezi Parkı eylemlerinin sürdüğü 16 Haziran günü, evinden ekmek almak için bakkala gittiği sırada bir polis tarafından atılan biber gazı kapsülü ile başından ağır yaralanan Berkin Elvan için yapılan destek eylemine, polis müdahale etti. Halen yoğun bakımda tedavi gören 14 yaşındaki Berkin Elvan’ın ailesi ve avukatlarının Taksim’deki basın açıklaması sırasında, kalabalığı önce kalkanla iten polisler daha sonra TOMA aracıyla su sıktı. Akrep aracının üzerindeki bir polis de plastik mermi attı. Polislerin önüne geçen CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu da polis tarafından tartaklandı. Polisle karşı koymaya çalışanlar arasında sert tartışmalar yaşandı. Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan ve babası Sami Elvan da polislerin arasında kaldı. Bu sırada göstericilerden biri yaralandı. Gece geç saatlere kadar devam eden olaylar sırasında, İstiklal Caddesi'nde Göker Özaltın'ın gözaltına alındığı anı görüntüleyen bir kişi de, polis tarafından böyle gözaltına alındı. http://is.gd/Q93SQ7 Polis müdahalesi gece boyunca devam etti: http://is.gd/SY8q6o
  8. 8. Mehmet Ali Şahin: Gezi eylemleri müebbetlik suç kapsamında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Gezi Parkı protestolarının müebbet hapis öngören TCK 312. Madde çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Şahin, şu yorumları yaptı: “İzlenimim, bu eylemlerin Hükümeti düşürmeyi amaçlayan eylemlere dönüştüğü yönünde. Çünkü İstanbul’da Dolmabahçe’yi işgal etme, Başbakanlık Konutu’nu işgal etme, Sayın Başbakan’ın konutunu bile işgal etme şeklinde eylemcilerin bir takım hedefleri zorlamış olmaları, hatta sabahlara kadar zorlamış olmaları, bu amaca yönelik tavırlar... Bu eylemleri başlatıp yönlendirenlerin Hükümeti devirmeyi ve görevden uzaklaştırmayı amaçladıklarını düşünüyorum. Ancak, devletin güvenlik güçleri ve Hükümetin basiretli davranışı bu heves içinde olanların amacına ulaşmasını engellemiştir. Bundan sonra bu tür eylemlere tevessül edilebileceğini de düşünmüyorum.” Tribünde siyasi slogan atılmasına izin verilmeyecek İçişleri Bakanı Muammer Güler, sporda şiddetle ilgili çalıştayda, yeni sezonda başlayacak uygulama ile ilgili bilgi vererek, stadlarda siyasi ve ideolojik slogan atılmasını ceza kapsamına aldıklarını söyledi. E-bilet ve yüz tanıma sistemini de içeren yeni karar, tarafların yakından izlenmesini sağlayacak. Hukukçular, yeni sezonda alınan kararları fişleme ve hukuksuzluk olarak değerlendirirken,
  9. 9. siyasiler de durumu eleştirdi. Kombine alan taraftarlara imzalatılan "Futbol Sezon Kart Taahhütnamesi"ndeki maddelere tepki gösteren aynı zamanda Beşiktaş kongre üyesi de olan- CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, "Taraftar slogan attı. Ne yapacaksınız sayın savcılar? Ben gideceğim, o gün, orada slogan atacağım. Hodri meydan size. Gelin dava açın bakayım" dedi. The Times'taki ilana karşı bildiri Geçtiğimiz hafta İngiliz The Times gazetesinde Sean Penn, Ben Kingsley, David Lynch'in de aralarında bulunduğu bazı ünlü isimler, Başbakan Tayyip Erdoğan’a Gezi Parkı olaylarındaki şiddetin durması için bir ilan göndermişti. Bu ilana karşılık, Türkiye'den bir grup yazar, gazeteci, sanatçı ve akademisyen, karşı bildiri yayımladı. "Bizde çok adam bulunur!" başlığını taşıyan bildiride, The Times gazetesindeki ilanda ifade edilen görüşler eleştirildi. Bildiride şu ifadelere yer verildi: “Bu görüşlerin, ülkesini ve milletini kendi grup ve çıkarlarının üstünde tutarak seven insanları nezdinde hiçbir kıymeti yoktur. Bu cüretkar teşebbüs, insanımızın yakından bildiği ve sadece ülkemize değil yeryüzüne de aşikar ettiği bir tuzaktır. Varlığını kavrayış derinliğine değil, vaat edilmiş kazanımlara borçlu ve ancak suni solunumla hayatta kalabilen bu tutumun insan hakları, sanat, düşünce ve medeniyet ikliminde yeri, karşılığı ve hükmü bulunmamaktadır.” “Dostlukla yürütülmesi gereken sanat ve düşünce yarışına hile de karıştıran bu muhteris aktörler şımarık ve nezaketsiz bir tavrın ürünüdürler.” “Türkiye kendi sorunlarını kendisi bilen, aşan, çözen güçlü ve uzun soluklu insanların ülkesidir: Çünkü kadını- erkeği, genci-yaşlısıyla bizde çok adam bulunur.” Bildirinin tamamını linkten okuyabilirsiniz: http://www.hurriyet.com.tr/planet/24444867.asp ***************************************************************************** Web sitemizden ifade özgürlüğü ile ilgili haberlerin detaylarına ve haftalık bültenlere ulaşabilirsiniz: http://www.antenna-tr.org/sites.aspx?SiteID=21

×