adem
                                            www.ademdergisi.com




                                                 ...
quot;Oku, yaratan Rabbin adına! O insanı bir 'alak'tan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz ikram sahibidir.
                O ki, ...
İmtiyaz Sahibi
                        Markakent
                Reklam ve Tanıtım Hizmetleri

                       Gene...
quot;En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında
eğri yola gidenleri bır...
03   “ikra” Okumanın Önemi

08   Hz.Adem(a.s.)

11   Şair Nabi

16   Hz.Hatice(r.a.)

19   Çobanın Aşkı

21   Tesettür

24...
Cihan YILDIZ




 Kabul Olunan Dua
            Yaşanmaz oldu hayat. İnsanlar, aşklar, sevgiler                Ne kadar da ...
i
                                       m
                                      ne
                           Ö
         ...
Peygamberliğin ve ilk ayetin geldiği mağara, Hira ( Nur) dağında ki mağara...




                              Adem | Say...
quot;Bilin ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulurquot;   (Ra'd, 28)




                       Adem | Sayfa 05
Adem | Sayfa 06
“And olsun, Biz insanı çamurun özünden yarattık. Sonra onu sağlam bir karar yerinde (rahim)
bir nutfe yaptık. Sonra nutfey...
n
                                        sa
                                    İn
                                      ...
yolunu secenler icin ilk defa cennette baslamis                Hz.Ademi Ates yakmaz su bogmazdi o
olan insan macerasi tekr...
Adem | Sayfa 10
“S
                                                                     “Ş
                                               ...
Sakın terk-i edebden
Sakın terk-i edepten, kûy-i Mahbûb-i Hudâ'dır bu;
 Nazargâh-ı ilâhîdir makam-ı Mustafâ'dır bu.!..

 F...
Sa
                                                                           kı
                                         ...
“De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır,
daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamış...
“Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek
    kardeşlerinin oğullarından, kız kard...
)
                                                       a.
                              si


                           ...
Annelerin Annesi
 Hz.Hatice
İsmin insanlığın doğan güneşi,
Billahi,cihanda yoktur bir eşi,
Anaların,anası, Hatice kişi,
İs...
quot;Ve size Resulullah (mal ve diğer hususlardan) ne verirse onu alınız.
     Ve sizi neden men ederse hemen ondan vazgeç...
Çobanın Aşkı
           Aşıktı delikanlı. Sevgilisinin isminden başka bir şey              tükendi her şey, hiç tükendi, a...
Adem | Sayfa 20
“Ey Ademoğulları! Şeytan ana ve babanızı kötü yerlerini kendilerine göstermek için
 elbiselerini soyarak nasıl cennetten ç...
Ademoğulları! Her mescide gelişte zinetinizi




                     e
                                                  ...
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Adem Dergisi
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Adem Dergisi

2,517

Published on

Adem Dergisi Sayı 1

Published in: Self Improvement
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total Views
2,517
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
1
Actions
Shares
0
Downloads
22
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Transcript of "Adem Dergisi"

  1. 1. adem www.ademdergisi.com 1 Subat 2009 | 5tl . “Lütfen bel seviyesinden yukarı tutunuz”
  2. 2. quot;Oku, yaratan Rabbin adına! O insanı bir 'alak'tan yarattı. Oku, Rabbin sonsuz ikram sahibidir. O ki, kalemle yazmayı öğretti. O öğretti bilmediğini insana! quot; Alak ( 1-5 ) Adem | Sayfa 02
  3. 3. İmtiyaz Sahibi Markakent Reklam ve Tanıtım Hizmetleri Genel Müdür ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü Cihan YILDIZ Reklam Satış Pazarlama Müdürü Eray BAL Editörler Harun Yigit Volkan Öz Ercüment Ekinci Eray Bal Yavuz Aslan Yazarlar Senai Demirci Mustafa Islamoglu Hattat H. Bengisu Kübra Fotoğraf Harun Yigit Volkan Öz Grafik Tasarım Markakent Reklam ve Tanıtım Hizmetleri Merkez İletişim www.ademdergisi.com bilgi@ademdergisi.com Promosyonlar için: promosyon@ademdergisi.com Tel: 0266 374 32 17 İstanbul Şube Said Çetin Sultanahmet Binbirdirek mah. Şehitmehmetpaşa yokuşu sok. No:40 Sultanahmet-ISTANBUL 0554 289 45 45 said@ademdergisi.com harun@ademdergisi.com Ankara Şube Eray BAL İvedik organize sanayi bölgesi Melih Gökçek bulvarı 731 / 34 Ostim / Ankara Tel : (0312) 395 01 30 Fax : (0312) 394 35 76 ankara@ademdergisi.com İzmir Şube Ercüment Ekinci 850 Sokak Pekmen İş Merkezi Daire:203 Konak / İZMİR Tel: 0(232) 446 08 560 - (232) 457 77 42 izmir@ademdergisi.com Yayın Türü Yerel Süreli Basımcı ve Adresi Neyir Matbaacılık LTD ŞTİ Dağıtım Telekurye Basım Tarihi 28 Aralık 2008 ADEM DERGİSİ’NİN yayın hakkı imtiyaz sahibine aittir. Bu dergi ahlaki kurallara ve medya ahlakına uymayı milli ve manevi değerlere saygılı olmayı, basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder.
  4. 4. quot;En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin. Onun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır.quot; Araf ( 180 ) ALLAH(cc)! Sensin Allah(cc) sanadır kulluğum Sendedir çarem seninledir varlığım Seni arar ruhum seni anar kalbim Baskasina değil sana muhtacım Başkasını değil seni çağırırım Başkası yaratılmıştır sen yaradansın Başkası devamsızdır sen daimsin ve daim eyleyensin Başkaları muhtaçtır sen ihtiyaçsızsın ihtiyaçları görensin Başka ilah yok sen Allah(cc)’sın Sen ki eşi benzeri olmayansın Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin Cemaline çevir yüzümü başkasına rağbet ettirme kalbimi Senai DEMİRCİ
  5. 5. 03 “ikra” Okumanın Önemi 08 Hz.Adem(a.s.) 11 Şair Nabi 16 Hz.Hatice(r.a.) 19 Çobanın Aşkı 21 Tesettür 24 Veysel Karani 29 Futuhu’l Gayb 35 Kurban 39 Söyleşi 43 Mesnevi-i Şerif (Hz.Mevlânâ) 57 Gülşen-i Raz ( Mahmûd Şebisteri (k.s)
  6. 6. Cihan YILDIZ Kabul Olunan Dua Yaşanmaz oldu hayat. İnsanlar, aşklar, sevgiler Ne kadar da çok aciziz değilmi? Ne kadar da hatta doğan güneş bile anlamsız geliyor. çok ihtiyacımız var? iste iste bitmiyor. Biz istemekten Sizde bu yukarıda saydıklarıma katılıyor bıkıyoruz, ama O vermekten bıkmıyor. Krallar, hüküm- musunuz? Hayatınız ekşimiş yoğurt tadında mı? Çıkış darlar, yada diğer yöneticiler gibi; “-sen kötüsün, sana yolunuz, kurtuluşunuz yokmu? Yediğiniz çilekten, birşey yok” demiyor. Çünkü O herşeyin Rabbi. Dağlar çikolatalı pastadan, bitter çikolatadan, iskender kebap- dik durmak için, kuşlar uçmak için, deniz dağılmamak tan, ayrandan, süzme koyun yoğurdundan tat almıyor için, sonbahar yaprağı düşebilmek için O’na muhtaç. O musunuz? ise hiçbirşeye muhtaç değildir. Durun... Sakinleşin... Derin derin nefes alın... Hani bazen birşey için okadar çok dua ederiz Gözünüzü kapatın... Şimdi hayal edin... Gözünüzü ki; geceler gündüzlere karışır. Ama yinede istediğimiz çevirdiğiniz her yer alabildiğine beyaz. Etrafta olmaz. Biz, duamız kabul olunmadı diye düşünürüz. Yani huzurunuzu bozacak hiçbirşey yok. Şimdi kalbinizi duanın kabul olmasının kıstası dilediğimizin olmasıdır. yerinden söküp, en temiz sular ile yıkadığınızı düşünün. Peki O’nun dileği ve kıstası nedir? Kalbinizde eskiye dair hiç birşey kalmasın. Yalan, gıybet, Bir örnek ile açıklayalım; Örneğin biz bir araba iftira, kalp kırma, ihanet, içki, kumar. Kısacası Allah’ın istiyoruz. Dualarımız hep buna yönelik “ Allahım sevmediği herşeyi yıkayıp atın. (Hatta çıkmaz ise kireç hayırlısıyla bir araba istiyorum, ne olur nasip et.” Ve çözücü bile kullanabilirsiniz.) duamızın karşılığında arabamız olmadı. bu olayı şöyle Kalbiniz artık tertemiz, bütün yüklerinden değerlendirmeliyiz. Arbayı almak bizim için hayırlı arınmış, bize verildiği gibi tertemiz. Ve evet, eller semaya olmayabilirdi. İşte bu yüzden Allah bize vermemiştir. Yani bir olana kalkıyor. İçinizden ne geçiyorsa isteyin. Bakın, duamız kabul olmuştur. size “sıraya gir bakiyim” demeyecek, dilekçe Ayet-i kerimede de buyuruyor. “ Sizin hayır istemeyecek, “randevu al” demeyecek, sizi eliboş bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır....” çevirmeyecek. Hani bazen kapınıza “-Allah rızası için” diye gelenler oluyorya. İşte siz onlar gibi eli boş geri döndürülmeyeceksiniz. İsteyin, ev, araba, mal, zenginlik, sağlık, sıhhat, hayırlı kısmet vs vs vs.. Hatta ayakkabınızın bağını kaybetti- yseniz onu bile isteyin. Adem | Sayfa 01
  7. 7. i m ne Ö et ın Ay an il um ” ve Ok k ku de İlk inen ayetlerden, onun hangi varlık sorularını sorduğunu, hangi sancılarla iz kıvrandığını gayet kolay anlıyorduk. Onun im yoğunlaştığı iki alan dinle felsefenin buluştuğu “O in ender eklem noktalarından biriydi: Varlık ve Ramazan Kur'an ayıdır. Çünkü D bilgi. O, quot;ben kimim?quot; ,quot;varoluşun anlamı ne?quot;, insanlığa gönderilen tüm ilahi mesajların quot;kim, nasıl var etti?quot;, quot;nereden gelip nereye sertacı olan Kur'an vahyi, yine Kur'an'ın gidiyorum?quot;, quot;hakikati kimden, nasıl, neyle kendi beyanına göre bir Ramazan ayında öğrenebilirim?quot; inmeye başlamıştır. Leyl suresinde, Kur'an'ın Bu sorular varlık sorularıydı. Ayetler, işte indiği Ramazan gecesine quot;Kadir Gecesiquot; adı bu varlık sorularına cevap olarak geliyordu ve verilmekte ve Kur'an'ın doğumuna şahit olan bu quot;Oku!quot; emriyle başlıyordu. meçhul gecenin quot;bin aydan daha hayırlıquot; olduğu O okuyordu elbet. Kendisini okuyordu, müjdelenmektedir. kainatı okuyordu, varlığı ve eşyayı okuyordu. Bir geceyi bin aydan daha hayırlı kılan Fakat Allah'ın adıyla okumayı beceremiyordu. da, o gecenin içerisinde yer aldığı bütün bir ayı Bu okuyuşu kitapla taçlandırmadıkça yarım (Ramazan) mübarek kılan da Kur'an'ın o kalan bir okuyuş olacaktı. Dolayısıyla, hedefine gecede/ayda doğmuş olmasıdır. Demek ki, varmamış bir okuyuş olacaktı. İşte vahiy bu soylu parmağın gösterdiği ay burada Kur'an'dır. Rama- okuyuşa kutsiyyet kattı ve quot;okunanquot; anlamına zan da, Kadir Gecesi de, tüm kadr u kıymetini gelen Kur'an inmeye başladı. Kur'an'ın doğuş zamanı olmalarından almaktadırlar. Her kitap bir Kitab'ın anlaşılması için Kur'an'ı bir tarafa bırakıp da Ramazan'ın ya da Kadir Gecesi'nin bereketine Ramazan, aklın, kalbin ve ruhun nail olmayı istemek, müsebbibe sırt çevirip beslenmesi için bedenin aç bırakılmasıdır. Ruh sebebe sarılmaktır ki, amacı atıp aracı tutmak beslenmesi için bulunmaz bir ilahi fırsat olan kadar abestir. Ramazan'ı quot;beslenme ayıquot;na çevirip, sofralarını Ramazan iklimi Kur'an iklimidir. Karun sofrasına çevirmek için her türlü gıda Kur'an'ın diriltici soluğunun en ölü yüreklerde bile stoklayanların, kitapların şahı olan bir Kitab'ın çiçeğe durduğu bir özge mevsimdir. Ruhuna doğum ayında ruh beslenmesi için kitap ihanet edilmemiş bir Ramazan, hoyrat eller stoklamaları günün anlam ve önemine daha tarafından kundaklanmış milyonlarca yüreğe bir uygun olmaz mıydı? rahmet sağanağı olup inecek, yaralı gönülleri quot;Oku!quot; emrinin tüm bir insanlığa onaracak, yaslı gönülleri şad ü handan edecek, verildiği bu ayı, bu emirden soyutlayarak umut tohumlarını yakıp kavuracak kadar kutlamaya kalkışmanın abesliği üzerinde kuraklaşıp çöle dönen kalpleri tekrar duracak değilim. Fakat, Ramazan'ın tüm yeşertecektir. bereketini toplayarak gönüllerimize konuk Bütün bu güzelliklere vesile olan olmayışının sebebini de burada aramak yerinde Kur'an'ın, bundan yaklaşık 1433 yıl önce, olur sanırım. Hıra'nın baştan ayağa sancılı ve çok farklı Ramazan ilahi bir gündemdir. Bu ilahi konuğuna, hangi cümlelerle inmeye başladığını gündem karşısında basit, sentetik ve geçici Oku, yaratan Rabbin adına! özellikle bugünlerde hiç aklımızdan gündemlerimiz gün görmüş kar gibi erimiyorsa, O insanı bir 'alak'tan yarattı. çıkarmamamız gerekiyor. bu muhteşem imkanı israf ettiğimizin resmidir. Oku, Rabbin sonsuz ikram İşte son vahiy, Son Elçi'ye quot;oku!quot; emriyle Doğduğu ayı Ramazan diye sahibidir gelmeye başlıyordu. Bu emir quot;ilet, bildir, tebliğ etquot; kutladığımız Kur'an'a sunacağımız doğum günü O ki, kalemle yazmayı anlamlarından önce, kelimenin birincil anlamı çiçeği kitaplardan oluşmuş bir buket olmalıdır. öğretti olan quot;okumayaquot; tekabül ediyordu. Çünkü, henüz Bu buketi Kur'an'a arz etmeliyiz. Hepsinden öte, O öğretti bilmediğini insana! ortada tebliğ edilecek bir quot;bildiriquot; bulunmuyordu Kur'an'la olan ünsiyetimizi bu ayda zirveye bu bir, ikincisi bu vahiyden sonra aylar süren bir çıkarmalı, onunla aramızda bir dostluk peyda vahiy kesilmesinin ardından Müddessir suresinin etmeliyiz. Allah'a karşı quot;esas duruşumuzuquot; ilk ayetleriyle asıl quot;risaletquot; başlıyor ve quot;kalk, uyar!quot; bozmadığımıza Kur'an'ı şahit kılmalı, bu dostluğu diye emrediliyordu. Anlaşılıyordu ki, Alak suresi- bir quot;şahitliğequot; dönüştürmeliyiz. nin ilk ayetleri quot;nübüvvetequot; ilişkin, Müddessir Çeçenistan dağlarında, imanına en suresinin ilk ayetleri ise quot;risaletequot; ilişkindi. değerli varlığı olan canını şahit kılıp quot;aşkınıquot; isbat eden 'en büyük aşık'ların şahitliğinden mahrum İçinde bulunduğu toplumun her alanda iflah olabilirsiniz. olmaz çözülüşünü ve ahlaki kokuşmasını gördük- ten sonra, başını alıp dağlara vuran sancılı bir Fakat, imanınıza Kitab'ı, kitapları, zamanı, günü yürek, bu kutlu sancının sonunda sadece kendi geceyi şahit gösterememek... 'ben'ini doğurmakla kalmıyor, aynı zamanda insanlığı aydınlatacak bir güneşe de hamile İşte en büyük mahrumiyet. ( 20 Aralık 1999 ) kalıyordu. Mustafa İSLAMOĞLU Adem | Sayfa 03
  8. 8. Peygamberliğin ve ilk ayetin geldiği mağara, Hira ( Nur) dağında ki mağara... Adem | Sayfa 04
  9. 9. quot;Bilin ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulurquot; (Ra'd, 28) Adem | Sayfa 05
  10. 10. Adem | Sayfa 06
  11. 11. “And olsun, Biz insanı çamurun özünden yarattık. Sonra onu sağlam bir karar yerinde (rahim) bir nutfe yaptık. Sonra nutfeyi aleka halinde, alekayı mudga halinde yarattık. Mudgayı da kemik halinde yarattık; kemiklere ise et giydirdik. Sonra da onu bambaşka yaratışla inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah’ın şânı en yücedir.” (Mü’minun, 12-14)
  12. 12. n sa İn halde seni secdeden alikoyan nedir?dedi.Beni em atesten,onu camurdan yaraddin ben ondan k ustunum cevabini verdi. Allah'in oradan,orada il buyuklenmek sana dusmez,sen alcagin birisin ve dedi.iblis:Insanlarin tekral dirilecekleri gune r kadar beni ertele dedi. Allah:Sen muhlet be Ad verilenlerdensin dedi.iblis:Beni azdirdigin icin am andolsunki, senin dogru yolun uzerinde insanlara karsi duracagim;cogunu sana yg sukreder bulamayacaksin dedi.Allah:Yerilmis ve Hayatı ve Risaleti Pe kovulmussun,oradan defol;andolsunki insan- lardan sana kim uyarsa, onlari ve sizi hepinizi z. k cehenneme dolduracagim.dediquot;(Araf,7/11-18) Adem a.s ilk insan ve ilk peygamberdir. il Kur'an-i Kerim,onun topraktan yaratildigini ifade Iste boylece, insanla iblis arasindaki H ederek,yaratilis safhasini cesitli acilardan anlatir. mucadelede baslamis oldu.Bu mucadelenin kiyamete kadar surecegi,yukaridaki ayetler- Hazreti Adem 'den once Melekler ve dende acikca anlasilmaktadir.Yuce Seytan vardi.Insanligin Babasi Ademe ilk ,itiraz Allah,seytanin aldatma planlarini Kitabinda Meleklerden gelmisti. Yuce Allah: quot;Ben yeryu- bizlere haber vermekte ve seytana... zunde bir halife yaratacagim, quot;buyurdugunda;Melekler: quot;Orada bozgunculuk quot;Kullarim uzerinde senin nufusun yapacak,kan dokecek birimiyaratacaksin? olamaz.Ancaksana uyan sapiklar bunun Oysaki biz,seni overek yuceltiyor ve seni takdis disindadir,(Hicr,42)uyarisinda ediyoruz,quot;dediler(Bakara,2/30) bulunmaktadir.Seytanin insan uzerinde bir nufus sahibi olmayacagini belirterek biz kullarini Meleklerin itirazina sebeb, seytana karsi metin olmaya cagirmaktadir. quot;Ben,balciktan,islenebilen kara topraktan bir insan yaratacagim.Onuyaratip,ona ruhumdan ufledigimde,hemen onasecdeye kapanin(Hicr,28-29)ayetinden anlasildigi SEYTANIN ILK OYUNU VE uzere,bu yeni yaratilanin,kendilerinden INSANIN ILK GUNAHI Şeytanın farkli.Allah'a halife olmaya layik birisi lanetlenmesinin sebebi olmasindan ileri gelse gerektir.Fakat,Allah,quot;Ben Allah, Hazreti Ademe es olarak Havva kendisini büyük görmesiydi. sizin bilmediklerinizi bilirimquot;kelamiyla melekleri anamizi yaratti.Onlarin cennetteki hayatini ve quot;Andolsun ki, sizi uyarmis ve Adem Aleyhisselama,butun isimleri seytanin oyununu Kur'an-i Kerim'den dinleyelim: yarattik,sonra sekil ogretmi,sonra onlari,Meleklere gostererek:quot;Eger quot;Ey Adem! Sen ve esin cennette kalin ve istedig- verdik,sonra sozunuzde samimi iseniz,bunlarin isimlerini iniz yerden yiyin,yalniz su agaca yaklasmayin meleklere,Ademe secde edin bana soyleyinquot;(Bakara,2/31)buyurmustur. yoksa zalimlerden olursunuz.seytan,ayip dedik;iblis'ten baska hepsi yerlerini kendilerine gostermek icin onlara secde etti,o secde edenler- Bunun uzerine melekler: fisildadi: Rabbinizin sizi bu agactan men etmesi den olmadi. Allah:'sana quot;Sen munezzehsin,ogrettigindenbaska bizim bir melek olmanizi veya burada temelli kalmanizi emrettigim halde seni bilgimiz yoktur.Suphesiz sen hem bilensin,hem onlemek icindir. Dogrusu ben size ogut veren- secdeden alikoyan Hakimsin,dedilerquot;(bakara,2/32) lerdenimdiye ikisine yemin etti. Boylece onlarin nedir?dedi.Beni atesten,onu Hadisinin devamini kur'an-i Kerim'den dinleye- yanilmalarini sagladi. Agactan meyva tattiklar- camurdan yaraddin ben lim: inda kendilerine ayip yerleri goruldu,cennet ondan ustunum cevabini quot;Allah:Ey Adem,onlara isimlerini soyle yapraklarindan oralarini ortmeye koyuldular. verdi. Allah'in oradan,orada dedi.Adem,isimlerini soyleyince,Allah:Ben Rableri onlara: Ben sizi agactan menetmemis- buyuklenmek sana goklerde veyerde gorunmeyeni biliyorum,sizin miydim? Seytan sizeapacik dusman oldugunu dusmez,sen alcagin birisin acikladiginizi ve gizlemekte oldugunuzuda soylememismiydim?diye seslendiHer ikisi: dedi.iblis:Insanlarin tekral biliyorum,diye size soylememismiydim? Rabbimiz kendimize yazik ettik bizi bagis- dirilecekleri gune kadar beni dedi.quot;(Bakara,2/32-33) Neticede Melekler,hep lamazsanve bize merhamat etmezsen biz ertele dedi. Allah:Sen muhlet birlikte Adem Aleyhisselema secde ettiler. kaybedenlerden oluruz dediler. Allah buyurdu: verilenlerdensin Boyleceinsan,yaratilir yaratilmaz,Allah'in Birbirinize dusman olarak inin. Siz yeryuzunde dedi.iblis:Beni azdirdigin icin lutfuyla,Allah'a halife olabilecegini ispatlamis bir muddet icin yerlesip gecineceksiniz.orada andolsunki, senin dogru oldu.Topraktan yaratildi ama,Melekler,onundequot; yasar orada olur ve oradan dirilip yolun uzerinde insanlara secdeye kapandilar. cikarilirsiniz.(araf,7/19-257) karsi duracagim;cogunu sana sukreder bulamaya- Melekler arasinda bulunan iblis. Ayetlerde her sey acikca anlatilmistir. caksin dedi.Allah:Yerilmis ve Adem'e secde etmemekte direndi.Tabii ki bu Demekki Hazreti Adem ile Havva nin yeryuzune kovulmussun,oradan direnis,ayni zamanda Allah'in emrinede karsi gonderilisine seytan vesile olmustur.Artik defol;andolsunki insan- cikisti. Olayi yine kur'an-i Kerim'den dinleyelim: kiyamete kadar Adem ve Havva'nin cocuklari lardan sana kim uyarsa, burada dogup burada olecekler;seytanla onlari ve sizi hepinizi quot;Andolsun ki, sizi yarattik,sonra sekil mucadelelerini burada surdureceklerdir cehenneme verdik,sonra meleklere,Ademe secde edin .YuceAllah zaman zaman kendilerine peygam- dolduracagim.dediquot;(Araf,7/1 dedik;iblis'ten baska hepsi secde etti,o secde berler gondererek hidayet yolunu gosterecek 1-18) edenlerden olmadi. Allah:'sana emrettigim seytana karsi kendilerini uyaracaktir.Hidayet Adem | Sayfa 08
  13. 13. yolunu secenler icin ilk defa cennette baslamis Hz.Ademi Ates yakmaz su bogmazdi o olan insan macerasi tekral cennette devam bu dunyanin efendisiydi.Zaten Allah.Kur'an-i edecektir. Kerim'de dunyayi ve icindekileri insanin emrine Insanla seytan arasinda mucadele surerken verdigini ve insani kendisine halife yaptigini nAdem aleyhisselam'in oglu Habil ile Kabil beyan buyurmuyormu?Ilk insan olmasi hasebi- arasinda bir baska mucadele basladi,insanin yle dunya ve icindekiler Hz.Ademin emrine insanla olan bu ilk mucadelesi.olumle netice- muntazirdi. lendi Kabil Katil,Habil maktul oldu.Kabil Kur'an-i Hz.Ademin cocuklari cogalip cemaatler Kerim'in ifadesiyle:quot;Kardesini oldurmekle nefsine oluncada esya onunla konusmaya devam uydu ve onu oldurerek zarara ugrayanlardan etmisti.Kendi soyunu hak dine ve hidayete oldu.(maide,5/30) cagirmakla vazifalendirilen Hz. Adem zaman Bu aci hadiseden sonrailk insan olan Hazreti zaman muftelif bolgelerde yerlesmis kendinden Adem'e ilk peygamberlik vazifeside verildi. ureme insan topluluklarina ugrar;onlari kotuluklerden menedip iyiligi emreder ve hak dine cagirirdi. ILK PEYGAMBER Ilk peygamber Hz.Adem'le baslayan Bir gun hac etmek uzere yola cikan bumukaddes vazife Hatemulenbiya Hz.Adem tastan yapilma putlara tapan insan- Hz.Muhammet Mustafa'ya(s.a.v)kadar devam larla karsilasti,insan istemucerredi kavrayamay- edip gitti.Peygamberler insanlari hidayete inca musahhasa muracaat eder ve kendine put cagirip kurtulusa gotururler.Onlari seytandan yapma yoluna gider.Hz.Adem onlari bu isten korurlar.Ayni zamanda mucadelelerin en cetini vaz gecmeye bir ve tek olan Allah'a iman ve en amansizi olan insanin insanla mucade- etmeye cagirdi.Kendi sulbunden bu insanlar lesini bitirip kardeslik baglarini yeniden tesis onun davetini kabul etmediler.Bunun uzerine etmek icin ugrasirlar.Ne mutlu onlarin uyarila- putu getirmelerini soyledi getirdiler.Bu kez Alla'in Ilk peygamber Hz.Adem'le rina kulak verip kurtulusa erenlere.Rivayete gore daha yarattigi zaman butun ilimlerle mucehhez baslayan bumukaddes Adem aleyhisselam bin yil yasamis ve neslinin kildigi Hz.Adem nputa hitap etti. Put derhal dile vazife Hatemulenbiya kirk bine ulastigini gormustur. gelip konustu ve kendisine tanri diye tapan- Hz.Muhammet lardan sikayete basladi.quot;ey Resul beni bu Mustafa'ya(s.a.v)kadar cahillerin elinden kurtarquot;diye yalvardi.Bunun devam edip uzerine Hz. Adem putu parcaladi puta tapicilar gitti.Peygamberler insanlari bu manzara karsisinda sasirip kaldilar ve hidayete cagirip kurtulusa Hz.ADEM’in MUCİZELERİ hatalarim kavramakta gecikmediler. ve Babalari gotururler.Onlari seytandan Adem Aleyhisselama kulak verip hidayete korurlar.Ayni zamanda Insanligin babasi ve peygamberin ilki erdiler. mucadelelerin en cetini ve olan Hz.Ademe Yuce Allah elli suhuf vermis ve en amansizi olan insanin seriat sahibi peygamberlerden kilmistir.Oki ilk Hz.Adem’ki dunyaya dunyanin efendisi insanla mucadelesini bitirip Insan ve ilk peygamber olmasinin ve Allahin halifesi olarak gonderilmis. Her seyin kardeslik baglarini yeniden yanisira;cennet hayatini ilk yasayandi,Dunya ilk kesvedicisi oydu. Kendi soyunun ilk rehberi tesis etmek icin hayatini ilk yasayandi;ilk hata yapandi,ilk tevbe oydu. Habil ile Kabil arasinda hasetlikle ugrasirlar.Ne mutlu onlarin edendi,ilk ortunendievlat acisini ilk baslayan mucadele sekilden sekile boyadan uyarilarina kulak verip duyandi...Elhasilher seyde ilk oncu, ilk boyaya girerek süre geldi, süregidecek. Zaten kurtulusa erenlere.Rivayete yolaciciydi.Ilk imtihan olan ve ilk iman-küfür mücadelesi de ta o çağglarda gore Adem aleyhisselam bin kazanandi,seytanla mucadeleyi ilk baslatandi. başlamammışmıydı? yil yasamis ve neslinin kirk Elbette Hz.Ademin en buyuk mucizesi,su dunya bine ulastigini gormustur. topragini Allah'in lutfuyla ilk defa isleyip ondan Ilk Insan Ilk Peygamber,ilk ogretici,ilk Yuce Allah'in Tin suresinde yararlanmasini ogretmesidir.Allah'in yeryu- yolacici Hz.Ademde bu dunyadaki omrunu isaret buyurdugu gibi,quot;Insan zundeki evi Kabe-i Muazzama'yi ilk olarak tastan tamamladi ve ebediyet alemine geldigi aleme en guzel sekilde yapan odur.ilk evi hemde evlerin en kutsalini geri dondu. Kabriquot;Ebukubeysquot;dagindadir. yaratilmistir.quot;Ne varki bu yapma serefi ona aittir. Kendinden bir yil sonra vefat eden esi Havva insan dahaHz.Adem anamizinda Ciddede topraga verilmis oldugu zamaninda yine ayni surede Taslar Hz.Ademin dilegiyle pinar riyayet edilir. selat ve selam Adem Aleyhisse- isaret edildigi uzerequot;asaginin olurdu lezzetli sular akitirdi.Beraberinde Agaclar lama olsun Hz.Ademin cocuklari cogalip en asagisinaquot;dusmekte kufur yurur taslar kendiliginden onun istedigi sekilde cemaatler oluncada esya onunla konusmaya batakligina gomulmekte dizilirdi.Hatta esya Hz.Ademle konusurdu.Zaten devam etmisti.Kendi soyunu hak dine ve gecikmedi.Bir kere ezeli butun bunlar olmasa boyle mucizeleri su issiz hidayete cagirmakla vazifalendirilen Hz. Adem dusmani seytan vardi ona dunyada bir basina yasamasi nasil mumkun zaman zaman muftelif bolgelerde yerlesmis her bir tarafindan yakla- olurdu?Tarlaya ektigi tohumun ayni gun mahsul kendinden ureme insan topluluklarina sarak saptiran ve gunaha verdigi soylenir.Sayet oyle olmasaydi ilk zaman- ugrar;onlari kotuluklerden menedip iyiligi bulastiran. Hz.Adem lar gecinmesi ailesini beslemesi mumkun emreder ve hak dine cagirirdi. yasadigi muddetce insanlari olabilirmiydi? seytanin igvalarindan kurtarmaya calisti. Adem | Sayfa 09
  14. 14. Adem | Sayfa 10
  15. 15. “S “Ş ai ai Yu su r r f Na Na bi bi ” ” Osmanlı şâiri ve velî. İsmi Yûsuf'dur. olması için hocama baş vurdum. Hocam Eserlerinden bâzıları şunlardır: 1) Nâbî, evliyâlar ve enbiyâlar şehri olarak bilinen benden safını bulamadı da, ders vereceği ve zikr Türkçe 'Dîvân'ı: Şiirlerinin bir kısmının toplandığı bir eserdir. Rûha (Urfa) da 1642 (H.1052) senesinde yaptıracağı yerde, bana hep kuzusunu Bulak'da ve İstanbul'da basılmıştır.2) doğdu.1712 (H.1124) senesi Rebî'ül-evvel ayının otlattırıyor. Bu iş ne zamâna kadar sürecek? ' Farsça Dîvânçe,3) Tercüme-i Hadîs-i üçünde Cumartesi günü vefât etti. Üsküdar'daki diye düşündü. Bu düşüncesi hocasına Allahü Erba'în,4) Hayriyye: On yedinci yüzyılın en mühim, en güzel, en Karacaahmed kabristanlığına defnedildi. Kabri, teâlânın izniyle mâlûm oldu. Hocası derhal ustaca, bizde ve Avrupa'da en çok Sultan İkinci Mahmûd ve Sultan İkinci Abdül- Nâbî'yi yanına çağırdı. Feyz saçan gözlerini tanınmış mesnevîsi olan bu eser, hamîd Hân devirlerinde tâmir edildi. öğrencisinin gözlerine dikerek; 'Senin bir talebe ahlâkî yönden Türk edebiyâtında, gibi eğitilmeye ihtiyâcın yok. Sen ilimden çocuğa hitâp eden ilk eser ünvânını kazanmıştır. Yedi yaşındaki oğlu Nâbî'nin yirmi beş yaşına kadar olan nasîbini doğuştan almışsın. Çobanlık yaptırarak, Ebü'l-Hayr MehmedÇelebi'ye hitâb hayâtı hakkındaki bilgiler rivâyetlere seni denemek istedim. Seni ilmin deryâsı olan eden bir üslubla yazılmıştır. Oğluna, dayanmaktadır. Çocukluğunda Arapça ve İstanbul'a göndermek istiyorum. Gitmek ister hayatta gitmesi gerektiği yolu göstermek, muvaffakiyetin sırlarını Farsça'yı, anadili Türkçe ile birlikte en iyi şekilde misin? ' dedi. Hiç beklemediği durum karşısında veİslâm ahlâkını öğretmek kaynağından öğrendi. Daha sonra Yâkûb Halîfe şaşıran Nâbî; 'İlmi fazlası ile öğrenmiş yılların maksadıyla nasîhatlar vererek, her isimli bir Kâdirî şeyhine talebe oldu. Şeyh Yâkûb talebeleri dururken, benim gibi üç günlük bir devirde hüküm süren husûsiyetleri Halîfe, talebesi Yûsuf Nâbî'yi, ilk önceleri bir talebenin yüzmeyi bilmeden ilim deryâsına dile getirmiştir. Nâbî'ye göre, iyi bir insan olmanın ilk şartı, her işte ve kuzusuna bakmakla vazifelendirdi. Kısa bir süre dalması nasıl olur? ' deyince, Yâkûb Halîfe; mevzûda her zaman Allahü telâyı sonra çobanlıktan usanan Nâbî, kendi kendine 'Sâdece şöyle olur.' diyerek ilim nûru gözlerini hatırlamaktır.5) Hayrâbâd,6) nefs muhâsebesi yaptığı sırada; 'Ben bu yola Nâbî'nin gözlerine birleştirdi. Nâbî o anda ilmin Sûrnâme,7) Fetih-Nâme- iKameniçe,8) Münşeât,9) Tuhfet-ül- Hakk'ı bulmak ve Hakk'ı bulmamda rehber birçok mertebelerini aşarak kemâle erdi. Haremeyn,10) Zeyl-i Siyer-i Veysî. Adem | Sayfa 11
  16. 16. Sakın terk-i edebden Sakın terk-i edepten, kûy-i Mahbûb-i Hudâ'dır bu; Nazargâh-ı ilâhîdir makam-ı Mustafâ'dır bu.!.. Felekte mâh-ı nev Bâbu's-selâm'ın sîne-çâkidir; Bunun kandîli, cevzâ matla-ı nûr-i ziyâdır bu! Habîb-i Kibriyâ'nın, hâbgâhıdır fazîlette; Tefevvuk kerde-i arş-ı Cenâb-ı Kibriyâ'dır bu. Bu hâkin pertevinden oldu, deycûr-i adem zâil; Amâdan açtı mevcûdât, çeşmin tûtiyâdır bu. Murââd-ı edeb şartıyla gir Nâbî bu dergâha; Metâf-i kudsiyândır, bûsegâh-ı enbiyâdır bu.! Adem | Sayfa 12
  17. 17. Sa kı n M us Te ta fa DE rk İnsanoğlunda edep bulunmazsa o M İR insan değildir. Çünkü insan ile hayvan -i Cİ arasındaki fark edeptir.” Hz. Mevlânâ (k.s) Serlevhası “Edep Yâ Hû” olan sûfiler sülûk ehlini E hem Hakk (c.c)’a hem de halka karşı, zâhiren ve davranışlarını gördüm. Yemin ederim ki; hiçbir bâtınen edepli hale getirmeyi amaç krala adamlarının Hz. Muhammed (s.a.v)’in de edinmişlerdir. Öyle ki, bu gâye ile davet ettikleri adamlarının kendisine saygı gösterdiği gibi nurlu yolu edep kelimesiyle tanımlayanlar bile saygı gösterdiğini görmedim. pt olmuştur. Ebu Hafs el-Haddâd (k.s) bunlardan Şayet tükürse; kimin eline değerse birisidir. “Tasavvuf edepten ibarettir.” der. değsin onu tenine yüzüne sürüyor. Muhammed en “Ziyafete davet etmek” manasındaki “edb” veya (s.a.v)’in ağzından bir söze çıkmaya görsün onu “Zarif ve edepli olmak anlamındaki “edeb” hemen yerine getirmek için herkes birden masdarından isim olan edep; lügatte “davet, iyi fırlıyor. Abdest aldığında abdest suyunu tutum, kibarlık ve incelik, takdir ve hayranlık” aralarında mücadele ederek kapışıyorlar. Yere kelimeleriyle ifade edilmiştir.1 “Sevgilim düşmesine fırsat kalmıyor. Birinin eline bir konuşunca hep güzelliklerden bahseder. damla dahi geçmemişse diğerinin yaş eline elini Susunca da hep güzel şeyler yapar.” diyen edip sürerek yüzüne sürüyor. Huzurunda çok alçak edebi ne güzel anlatır. Marifetulaha talip olan sesle konuşuyorlar. Önünde asla yüksek sesle sûfîler bu yakınlığın nasıl elde edileceği bağırmıyorlar. Edeplerinden dolayı gözlerini hususunda ciltler dolusu eserler ortaya dikerek O’na bakmıyorlar. Sakalından veya koymuşlardır. Her biri meşrebine göre metodlar başından bir kıl düşse onu yerden hemen belirlemiştir. Ancak hepsinin buluştuğu ortak alıyorlar. O’na saygı ve hürmet gösteriyorlar. nokta “edeb” olmuştur. Çünkü yine hepsinin Kısacası ben hiçbir lidere Muhammed (s.a.v)’e ortak hedefi marifetullahtır. Marifetullah ise olduğu gibi bir saygı ve muhabbet gösterildiğini kulun sultan ile yakınlaşmasıdır, perdelerin görmedim.” 3 aralanmasıdır. Bu yakınlık sultanın sarayında Bu saygı, muhabbet ve edeb çağlayanı bulunmak gibidir. Ki; “Kurb-i Sultan, âteş-i her devirde nefesini hissettirmiş benzersiz sûzândır.” güzelliklere temel teşkil etmiştir. Edebinden Yani sultana yakın olmak yakıcı ateşe dolayı Allah Rasülü (s.a.v)’nün dolaştığı çöl yakın olmakla eşanlamlıdır. Huzurda edebe kumlarına ayakkabılarıyla basmaktan haya riayetsizliğin bedeli çok ağırdır. Bu sebebledir ki; eden, yalınayak bir ömür kızgın çöl kumlarında “Kâmil manada edep, ancak peygamberlerde dolaşan gönüller sultanı Bişr-i Hafî (k.s) devrinin ve sıddîklarda olur.” edep şâhikası olarak karşımızda durmaktadır. Çağımız insanları bütün kavramların içini Muhabbet bağının güllerini koklayan ve aldıkları boşaltmış kuru ifadeler manzumesi haline râyihaları şiirlerle ölümsüzleştiren âşık, şâir getirmiştir. Bugün edep denilince anlaşılan; Nâbi, sevgilisi Muhammed Mustafa (s.a.v)’nın şekillere ve levhalara hapsedilmiş ruhsuz ravzay-ı pâkine yaklaşınca şehrin girişinde mola birtakım davranış biçimleridir. Oya bütün vermişti. Yol arkadaşı yorgunluktan uyuya “Efendi! Bilmiş ol ki edep; ilhamını Kur’an-ı Kerim’den ve Sünnet-i kalınca; onun ayaklarını uzatmasına gönlü razı insanın bedenindeki ruhtur. Rasülullah (s.a.v)’tan alan hakikat ehli edebi olmamış, gayr-i ihtiyâri dilinden şu mısralar Efendi! Edep; ricalullahın birçok yönden farklı biçimlerde derin mânâlar dökülmüştü: göz ve gönlünün nurudur. yükleyerek hayatına taşımıştır. Onlara göre “Sakın terk-i edepten kû-yı mahbûb-i Eğer şeytanın başını ezmek edep, kulluğun zîneti, süsüdür. Onlar namazdan Hüdâdır bu Nazargâh-ı ilâhîdir makâm-ı dilersen; gözünü aç ve gör. başlayarak sefer, hareket, ikâmete kadar Mustafa’dır bu.” Sevgilisi de onun sözlerini “Şeytanın katili edeptir.” uzanan bütün vazifelerini bir edep çizgisi sabah namazı vakti müezzine rüyasında telkin dahilinde ifâ etmişlerdir. ile onun edebine, ihtiramına müezzinin yanık “Beni rabbim terbiye etti ve edebimi sesiyle şiirini okutturarak karşılık vermiştir. Bu ve güzel yaptı.”2 buyuran güzeller güzeli Rasülullah benzeri örnekleri saymakla bitiremeyiz. Bilinmesi (s.a.v)’ın âşıkları, edebinden, sîretinden nasibdâr gereken odur ki; gönüllerini Allah (c.c)’a ve olan sâdıkları, O’nu hakkıyla severek, izini takip O’nun Rasülüne açabilen iman sahipleri her an ederek, tarihte eşi-benzeri görülmeyen göz huzurda olmanın hazzı ile püredep yaşamışlar, kamaştırıcı edep tabloları çizmişlerdir. Hudey- bununla da yetinmeyip kıyamete kadar geçerli biye görüşmeleri sırasında müslüman olmadan edeb kuralları ile süslenmiş tasavvufî öğretileri önce Kureyş’in elçiliğini yapan Urve b. Sâkif insanlığa miras olarak sunmuşlardır. Ne acıdır (r.a)’in Allah Rasülü (s.a.v) ve ashâbı hakında ki, bugün edepsizliğin ve hâyâsızlığın hüsnü anlattıkları çok mühim mesajlar ve numuneler kabul gördüğü bir dönemin kirli havasında içermektedir. Urve (r.a), Efendimiz (s.a.v) ve yaşıyoruz. Ne diyelim? arkadaşları ile ilgili izlenimlerini şu cümlelerle Âh Edep! aktarır: “Ey Kureyş! Ben anlı şanlı kralların Âh Edep! huzuruna gittim. Kayser, Kisrâ ve Necâşî’lerin Âh Edep!.. saraylarında girip onların krallarına Selam ve duâ ile... Adem | Sayfa 13
  18. 18. “De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir. ” İhlas Suresi Adem | Sayfa 14
  19. 19. “Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mümin kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey peygamber hanımları! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla şahittir.” Ahzab (55) Adem | Sayfa 15
  20. 20. ) a. si . (r ne Rasûlullah (s.a.s.)'in evlendigi ilk kadin, e An Huveylid'in kizi Hatice'dir. Hz. Hatice ilk olarak Atik b. Aziz'le evlendi, ondan bir kizi oldu. Onun ic ölümünden sonra, Temim ogullarindan Ebû Hale n ile evlendi. Ondan da bir oglu ve bir kizi oldu. ri Onun da ölümünde sonra, Rasûlullah (s.a.s.) ile at le evlendi (Ibn Ishak, a.g.e., 229). ne Hz. Hatice'nin Rasûlullah (s.a.s.)'den Fâtima, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Rûkiyye An H adinda dört kizi, Kâsim ve Abdullah adinda da iki oglu dünyaya geldi. Kelbî'nin rivâyet ettigine Hz. Hatice, Hz. Muhammed (s.a.s)'in göre, önce Zeynep, sonra Kâsim, sonra Ümmü z. temiz, iffetli ve yüce ahlâk sahibi olan hanimlar- Gülsüm, daha sonra Fâtima, ondan sonra inin ilki. O, Araplarin en asil kavmi olan Kureys Rûkiyye ve en sonunda Abdullah dünyaya geldi. kavminden ve Kureys kavminin de, en asil, pak Ali b. Aziz el-Cürcânî de, Kâsim'in Zeynep'ten H ailelerinden idi. Babasi Huveylid, annesi daha önce dogdugunu nakletmistir (Ibn el-Esir, Fâtima'dir (Ibn Ishak, es-Sîre, Nesr. Muhammed Usdü'l-Gâbe, I, 434). Hamidullah, s. 60). Hz. Hatice'nin baba tarafindan soyu Kusay'da Peygamberimizin baba Hz. Hatice(r.anha), Rasûlullah (s.a.s.)'e, tarafindan soyu ile birlestigi gibi, annesi Peygamberliginden evvel son derece saygi tarafindan da soyu yine Peygamberimizin baba gösterip onu mutlu ettigi gibi, Peygamberligi tarafindan dedesi olan Lüey'de bilesmektedir (M. döneminde de, ona ilk inanan, onunla beraber Asim köksal, Islâm Tarihi, Mekke Devri, 96). namaz kilip ona ilk cemaat olan kisi vasfini kazandi. Daima Hz. Muhammed (s.a.s.)'e destek Hz. Hatice(r.anha), Hz. Hatice, ticaretle ugrasan zengin, oldu, ona moral verdi, son derece güzel davranis haysiyetli, serefli bir kadindi. Ücretle tuttugu Allah'in selâmina ve ve sözleri ile, onun basarilarina katkida bulun- adamlarla Sam'a ticaret kervanlari düzenlerdi. maya çalisti. Rasûlullah (s.a.s.)'in Hz. Muhammed (s.a.s.)'in dogru sözlü, güzel övgüsüne nâil olacak ahlâkli ve son derece kendisine güvenilen bir Hz. Hatice, Rasûlullah (s.a.s.)'e (Allah insan oldugunu ögrenince, O'na ticaret ortakligi derecede faziletli ve kendisini Peygamberlikle sereflendirdigi zaman) önerdi. Hz. Muhammed (s.a.s) Hz. Hatice'nin bu teskin etmek için; quot;ey amca oglu, beni melek serefli bir kadindi. O, teklifini kabul etti. Hz. Hatice O'nun baskanlig- geldigi zaman haberdar edebilir misin?quot; diye imanda, sabirda, inda bir ticaret kervanini Sam'a gönderdi. Ayni sordu. Resûlullah (s.a.s.); quot;evetquot; cevabini verdi. zamanda kölesi Meysere'yi de O'nunla beraber iffette, güzel ahlâkta, Bir gün Hatice'nin yaninda iken, ona Cibril geldi gönderdi. Meysere, yolculuk sirasinda Hz. ve; quot;Ey Hatice! Iste bu Cibril'dir, bana geldiquot; dedi. kisacasi her yönü ile Muhammed (s.a.s.)'de harikulade hallere sâhid Hatice quot;Su anda onu görüyor musun?quot; diye örnek olan bir oldu. Gittikleri yerde, Peygamberimiz (s.a.s.) sordu. quot;Evetquot; karsiligini verdi. Hatice bu kez sag satacaklarini satti ve alacaklarini da aldi. Ondan anneydi. Rasûlullah tarafina oturmasini söyledi. Rasûlullah (s.a.s.) sonra geri döndüler. Hz. Hatice bu ticaret Hatice'nin sag tarafina oturdu. Hz. Hatice; quot;Simdi (s.a.s.); quot;hristiyan kervanindan çok memnun oldu. Daha önce görüyor musunquot; sorusunu tekrarladi. Rasûlullah kadinlarinin en gönderdigi ticaret kervanlarina nazaran, bu sefer (s.a.s.) yine olumlu cevap verince, Hz. Hatice daha fazla kâr elde etti. Hz. Peygamber (s.a.s.) hayirlisi Imrân'in kizi örtüsünü çikarip atti. O sirada Rasûlullah hakkinda Meysere'yi de dinleyince, O'na olan (s.a.s.)in hâlâ kucaginda oturuyordu. quot;Onu, Meryem, müslüman itimadi ve sevgisi daha da artti. O'na anlastiklari simdi görüyor musun?quot; diye tekrar sordu. kadinlarinin en ücretten fazlasini verdi ve Hz. Muhammed Rasûlullah (s.a.s.) bu kez quot;hayirquot; cevabini yerince, (s.a.s)'e evlenme teklifinde bulundu (Ibn Ishak, hayirlisi ise. Hz. Hatice; quot;Bu seytan degil; bu kesinlikle melek, a.g.e., 59). ey amca oglu! Sebat et, seni müjdelerimquot; dedi Hüveylid'in kizi (Ibn Ishâk, a.g.e., 114). Hatice'dirquot; buyurdu. Hz. Peygamber (s.a.s.) durumu amcasi Ebu Talib'e anlatti. Ebu Talib Hz. Hatice'yi Hz. Bu konudaki diger Bir gün Cebrâil (a.s.) Rasûlullah Muhammed (s.a.s.) için istedi. Iki aile anlasti. (s.a.s.)'e gelerek söyle buyurdu: quot;Hatice'ye bir hadisinin meali Dügünleri o zamanin örf ve adetlerine göre, Hz. Allah'in selâmlarini söyle.quot; Rasûlullah (s.a.s.): quot;Ya söyledir: quot; Dünya ve Hatice'nin evinde yapildi. dügünde Ebû Talib ve Hatice, bu Cebrâil'dir, sana Allah'tan selam Hz. Hatice'nin amcasi Amr b. Esed birer konusma âhirette degerli dört getirdiquot; deyince, Hz. Hatice, Allah'in selamini yaptilar. Ikisi de konusmalarinda hikmetli büyük bir memnuniyetle kabul etti ve Cebrâil'e de kadin vardir. Imran'in ifadelerde bulundular ve evlenecekler hakkinda iadei selâmda bulundu (Ibn Hisâm, es-Sîre,, I, kizi Meryem; güzel seyler söylediler. Ondan sonra misafirlere 257). ikram yapildi, yemekler yenildi. Ebû Talib nikâh- Firavun'un karisi larini kiydi. Mehir olarak 500 dirhem altin tesbit Allah'in rizasini, yuvasinin mutlulugunu, dünya ve Asiye, Hüveylid'in kizi edildi (Ibn, Sa'd Tabakat, VIII, 9). âhiretin huzur ve saadetini düsünen bütün Hatice ve O zaman, rivâyetlerin ekseriyetine göre, anneler için en güzel örnegi teskil eden Hz. Hz. Muhammed (s.a.s.) 25 ve Hz. Hatice 40 Muhammed (s.a.s.)'in Hatice (r.a.), nübüvvetin onuncu yilinda, Rama- yasinda idiler. Aralarinda 15 yas fark vardi (Ibn zan ayinda vefât etti ve Mekke'deki Hacun kabris- kizi Fâtimaquot; (Ibn Hacer, el-Isâbe, 539). Bazi rivâyetlerde bu yas tanina defn edildi Ishak, a.g.e. s. 228). farkinin daha az oldugu kayitlidir. Adem | Sayfa 16
  21. 21. Annelerin Annesi Hz.Hatice İsmin insanlığın doğan güneşi, Billahi,cihanda yoktur bir eşi, Anaların,anası, Hatice kişi, İslamın üzerine doğan güneşsin, Rasullullaha (sav) inanan kutlu bir eşsin. Allahın Rasulüne gönlünü verdin, Varlığını Rasulün önüne serdin, Ebu Cehillere sen göğüs gerdin İslamın üzerine doğan güneşsin, Süreyya yıldızına benzer bir eşsin. Doğuş günlerinden mesaj gönderdin.! . Herkesten,önce sen,kemale erdin, İnandın,Muhammed'e Allah bir dedin, İslamın üzerine doğan güneşsin, Ümmetin anası cevher bir eşsin. O gün varlığınla, kutsi, bir ana oldun, Bu gün varlığınla,kalplere doldun, Ruhumuzu aydınlatan nurlu bir yoldun, İslamın üzerine doğan güneşsin, Cevheri gül olan kutlu bir eşsin. Ey islamın güneşi,Hatice anam, Varlığına misyonuna ben kurban olam, Günahlardan sıyrılıp mağfiret dolam, Sara'ya,Hacer'e,Meryem'e,Havva'ya eşsin, Anaların üzerine doğan,doğan güneşsin... Nurullah Muslu Adem | Sayfa 17
  22. 22. quot;Ve size Resulullah (mal ve diğer hususlardan) ne verirse onu alınız. Ve sizi neden men ederse hemen ondan vazgeçinquot; (Haşr, 7) Adem | Sayfa 18
  23. 23. Çobanın Aşkı Aşıktı delikanlı. Sevgilisinin isminden başka bir şey tükendi her şey, hiç tükendi, an bitti, sadece bir söz kaldı: Allah... bilmediğinden mi, konuşmaya mecali olmadığından mı bilinmez, Kırk günün dolmasına üç-beş gün kala, mağaradaki dervişin arkadaşı anlatıyordu onun halini: namı bütün ülkeyi sarmış, nihayet sarayın koridorlarında - Gözleri günlerdir uyku görmedi efendim, diyordu, yemiyor, konuşulur olmuştu. Meselenin aslını merak eden padişaha, bu içmiyor, işi gücü, gecesi gündüzü havası suyu o kız oldu sanki. Ne insanların bir yerde sürekli kalmadıklarından, bulundukları desem kâr etmiyor, son bir çare diye geldik size. Halbuki quot;sen bir mekâna bereket getirdiklerinden, ne yapıp edip bu dervişi ülkeler- garip çobansın, o padişahın kızı, davul bile dengi denginequot; dedim inde yaşamaya ikna etmeleri gerektiğinden uzun uzun bahsetti ya, dinlemiyor efendim, ama herhalde aşkın gözü kördür diye de başveziri. Ne yapması gerektiğini artık bilen padişah, nasıl buna diyorlar, değil mi efendim... yapması gerektiğini bilemediği bütün zamanlarda yaptığı gibi, dağ İhtiyar adam bu esnada gözlerini dikmiş, iskeletinin üstüne deriden kulübesinin yolunu tuttu. Hürmetle diz çöktü bilge ihtiyarın önünde. bir zırh giydirilmişcesine zayıf, çelimsiz, saçı sakalına karışmış, Derdini anlattı, derman diledi. Sarayının yanına bir saray uzaklara dalıp dalıp giden, gözlerinde aşktan gayrısı kalmayan yaptırmaktan, o dervişi veziri yapmaya, sancak-tuğ vermeye kadar diğer çobanı süzüyordu. Sonra bir ah çekti, yüzünü nefes almadan saydığı her şey, bilgenin: konuşmasını sürdüren delikanlıya çevirip tebessüm etti. - Hünkârım, gönül erleri mala-mülke, makama-mansıba itibar - Kolay evlat kolay, dedi, çaresizseniz çare sizsiniz. Ve tane tane etmezler, demesiyle son buldu. anlatmaya başladı. Kaderdi bu, padişahlarla köleleri aynı eteğin önünde diz çöktürür, İki genç çobanın, çökmek üzere olan bu kulübesinde dertlerine birinin derdini diğerine derman eyler, ikisini de aynı tebessümle derman aradıkları ihtiyar adam, aslında padişahın bütün bahtiyar ederdi. Güldü ihtiyar: dertlerini paylaştığı, her meselesini danıştığı bir bilge idi. Yıllar - Neden kerimenizin nikâhını teklif etmiyorsunuz sultanım, önce padişah kendisini tanıyıp sevdiğinde bir tek şey istemişti dedi. Şaşırma sırası padişaha gelmişti. ondan; burada yaşamaya devam edecekti ve kimsecikler - Nasıl yani, diyebildi, bu şerefi bize lütfederler mi, kabul bilmeyecekti kim olduğunu. O günden beri de bu kulübede ederler mi? yaşıyar, gelen geçene ikram edip, gül alıp gül satıyordu. Kırkıncı günün güneşi batmak üzereydi genç aşığın Padişahın kızının aşkıyla eriyip muma dönen genç çoban ve mağarasının üstünden... Padişah ve ihtiyar bilge en yanındaki kadim dostu nereden bilsindi bu garip ihtiyarın önde, arkalarında vezirler, onların arkasında halktan padişahın gönlüne sultan olduğunu. meraklı bir kalabalık ve en arkada da olup biten- Aşık genç, ihtiyar adamın anlattıklarını dinledikten lere bir mana vermeye çalışan aşık çobanın sonra, her şeyin bittiği anda başlayan son ümide arkadaşı, mağaraya doğru yürümeye sımsıkı sarılanların o saf ve tertemiz teslimiyetiyle: başladılar. Bu arada bizim aşık kendinden - Sahiden bu kadar kolay mı efendim, dedi, yani öylesine geçmiş, tesbihiyle öylesine bir olmuştu o mağarada elimde tesbih, kırk gün Allah ki, gelenler içeri girseler ve bir tesbihten başka dersem sevdiğime kavuşabilir miyim, onunla bir şey bulamasalar şaşırmazlardı. evlenebilir miyim? Padişah edepte kusur etmemeye çalışarak içeri - Evet, dedi bilge, kırk gün o mağarada gece girdi, ellerini birbirine bağladı, duyulması güç gündüz Allah diyeceksin, kırk gün sonra bir sesle; padişahın kızı senindir. - Efendim, dedi, sizi ziyarete geldik. İki dost hemen yola çıktılar, aşık çobanın yüzüne Yavaşça başını çevirdi aşık, sonra bütün kan, dizlerine derman, yüreğine yeniden can vücuduyla döndü, gözlerinde en ufak bir gelmişti. Arkadaşına sarılıp, elinde tesbih, şaşkınlık emaresi yoktu, sapsarı bir heykel gibiydi. gönlünde aşk, yüzünde ümit çiçeklerinden örülme bir Herkes heyecan içinde. Vezirler, halk, genç çoban, tebessüm, mağaranın yolunu tuttu. Gelir gelmez hiç mağara, tespih, sessizlik, duvar... Hatta güneş bile vakit kaybetmeden diz çöktü, dualar etti, gözlerini batmaktan vazgeçmiş, kafasını mağaranın içine doğru kapattı, kalbini padişahın kızına bağladı, eline tesbihi uzatarak olan biteni görme telaşındaydı. aldı ve dudakları kıpırdamaya başladı: Allah, Allah, Padişah meramını anlattı, türlü tekliflerde bulundu. Ne Allah... saray, ne vezirlik, ne tuğ ne de sancak, hiç birinde gözü Günler günleri padişahın kızının hayaliyle tespih taneleri gibi yoktu dervişin. kovalayadursun, mağaranın yakınındaki köyleri bir söylenti - Efendim, diyebildi en son, sessizce, benim bir kızım var çoktan sarmıştı. Herkes birbirine karşı dağdaki mağarada gece efendim, zat-ı âlinize layık değil belki, ama lütfeder nikâhınıza gündüz Allah diyen gençten bahsediyordu. Cami çıkışında ihtiyar- alırsanız bizi bahtiyar edersiniz... lar, çeşme başında kadınlar, tarlada işçiler, top oynarken çocuklar, Kırk günlük çile nihayet bitmiş, olmaz denilen olmuştu. İşte aşık herkes onu konuşuyordu: maşukuna kavuşacak, murad hasıl olacaktı. Bizimkinin arkadaşı - Şu karşı mağarada bir genç varmış, kendini Allah'a adamış, gece sevinçten ağlıyordu. Soru ve cevap sanki bu soru sorulsun, cevabı gündüz durmadan Allah diyormuş, Allah Allah...quot; verilsin diye yaratılmıştı. Sessizlik ilk defa bağırmak, haykırmak Aşık dostunun ne halde olduğunu merak eden genç çoban, istiyordu ve bütün gözler genç adamdaydı. mağaraya geldiğinde üç hafta geride kalmıştı bile. Bizimkinin Usulca doğruldu oturduğu yerden, etrafını şöyle bir süzdükten gözleri kapalıydı, dudaklarının da kıpırdamadığını görünce, sonra, gözlerini padişahın gözlerine dikti, sarhoş gibiydi. Kend- uyuyakaldı herhalde diye düşündü. Tespih tanelerinin inden emin bir ifadeyle: parmaklarının arasında dolaşmaya devam ettiğini görünce de, bu - Hayır, dedi, kızınızı istemiyorum. nasıl uyku diye sordu kendine. Bu sırada gözlerini açan genç adam, Birden ortalığı bir sessizlik kaplayıverdi. Padişah mahzundu, halk karşısında arkadaşını görünce, günlerdir yalnızlığıyla paylaştıklarını hayret içindeydi, vezirler şaşkınlıkla birbirine bakıyor, bilge birbiri ardına anlatmaya başladı: Kırk günün yarıdan fazlası tebessüm ediyordu. Aşık çobanın genç arkadaşı yaşlı gözlerini geçmişti, o durmadan Allah diyordu, ama ne padişahın kızı vardı, silip, birden ileri atılarak bozdu sessizliği. Dostunun yanına geldi, ne bir haber, ne bir ümit kırıntısı... Acaba, diyecek oluyor, kulağına eğilip: yutkunuyor, hayır diyor, tespihine bakıyor, bir kalp gibi atan sağ el - Sen ne yapıyorsun, dedi, kırk gündür bu çileyi ne diye çektin sen, işaret parmağını sabitlemeye çalışıyor, avuçlarını sıkıyor, gözleri neyi reddettiğinin farkında mısın? doluyordu. Vedalaştılar. Ay ışığında dostunun gözlerine yayılan Güldü aşık çoban gözleriyle ihtiyar bilgeyi arayarak: başkalık dikkatini çekmişti genç çobanın. - A dostum, dedi, ben kırk gün padişahın kızı için Allah dedim, Aşık çoban yeniden eline tesbihini aldı, gözlerini kapattı, boynunu Allah padişahla vezirlerini ayağıma getirdi. Ya bir de Allah için neye bağlayacağını bilemediği kalbine doğru büktü, dudakları Allah deseydim... Adem | Sayfa 19 kıpırdamıyordu artık, sustu gece, mağaranın duvarları sustu,
  24. 24. Adem | Sayfa 20
  25. 25. “Ey Ademoğulları! Şeytan ana ve babanızı kötü yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennetten çıkardıysa, sizi de aldatmasın.” (el-A’râf, 7/27) Adem | Sayfa 21
  26. 26. Ademoğulları! Her mescide gelişte zinetinizi e giyin.” (el-A’raf, 7/31.) Ayet, tavafı ve namaz için mescide gelmeyi kapsamına alır. Buradaki nm “zinet” sözcüğü “elbise, giysi” olarak tefsir edilmiştir. Böylece namaz ve tavaf gibi ibade- ür tlerde avret yerlerinin örtülmesi farîzasını İslam tt getirmiş oldu. (bk. Ebu Bekr el-Cassas, se Ahkamu’l-Kur’an. tahk. M. es-Sadık Kamhavî Te Kahire (t.y.), IV, 205 vd.; Elmalılı, a.g.e. 2. baskı, ü istanbul 1960, III, 2151, 2152.) Başka bir ayette; gizli yerlerini örtüp koruyan erkeklerle 1) Tesettürün niteliği: kadınların Yüce Allah’ın affına ve büyük bir rt mükafata ulaşacakları belirtilir. (bk. el-Ahzab, Bir kimsenin örtmesi gereken ve 33/35.) başkasının bakması haram olan yerlerine “avret Örtünmede karşı cinsin bakışlarından Ö yeri” denir. Gerektiğinde evlenmeleri caiz olan, korunmak söz konusu olunca, İslam bakanla karşı cinslerin biri diğerinin yanında olunca avret ilgili olarak da bir sınırlama getirmiştir. yerlerini örtmesi gerektiğinde görüş birliği vardır. Erkeklerin gözlerini sakınması, kadınların iffetini Sağlam görüşe göre, bir kimse tek başına korumak içindir. Ayette şöyle buyurulur: olduğu zaman da örtünmelidir. Buna göre; bir “Mü’min erkeklere söyle. Gözlerini zinadan kimsenin temiz elbisesi bulunduğu halde, sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu, kendileri kimsenin olmadığı yalnız başına bir odada için daha temizdir.” (en-Nûr, 24/30.) çıplak olarak kılacağı namaz sahih olmaz. (İbn Kadınların örtünmesi konusunda ise şöyle Âbidin, Reddü’l-Muhtar, Mısır (t.y.), I, 375) buyurulur: “Mü’min kadınlara da söyle: Yıkanma, tuvalet ihtiyacı ve taharetlenme gibi Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını ihtiyaçlar dışında, bir yerde de bulunulsa, korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. mü’minin namaz içinde veya namaz dışında Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı avret yerlerini örtmesi farzdır. Bunun delili müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne Kur’an, Sünnet ve sahabe uygulamasıdır. koysunlar. Zinet yerlerini kendi kocalarından, kocakarının babalarından, oğullarından, 2) Tesettürün dayandığı deliller kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin a) Kur’an-ı Kerim’den deliller: oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, İnsanın örtünme ihtiyacının ilk insan Adem ve kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik Havva ile başladığı, çıplaklığın çirkin bir şey duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz olduğu ayette şöyle belirtilir: “Ey Ademoğulları! kadınların gizli yerlerine muttali olmayan Şeytan ana ve babanızı kötü yerlerini kendilerine çocuklardan başkasına göstermesinler. göstermek için elbiselerini soyarak nasıl cennet- Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da ten çıkardıysa, sizi de aldatmasın.” (el-A’râf, vurmasınlar. Ey mü’minler! Hepiniz Allah’a 7/27) “Ey Ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi tevbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin, örtecek bir giysi, bir de giyip süsleneceğiniz bir umduğunuza nail olursunuz.” (( en-Nûr, 24/31.) giysi indirdik. Takva örtüsü ise daha hayırlıdır.” Ayetteki “humur (baş örtüleri)” sözcüğünün tekili (el-A’râf, 7/26) Hayvan yünlerinden giysi için “hımar” olup, sözlü-te; kadının kendisi ile başını yararlanmanın gereğine şöyle işaret edilir: örttüğü şey, demektir. Saîd b. Cübeyr (Ö. “Davarları da o yaratmıştır ki, bunlarda sizin için 95/713), baş örtüsünün kadının boyun ve göğüs ısıtıcı ve koruyucu maddeler ve nice nice yararlar kısımlarını örtecek ve bunlardan hiçbir şey vardır.” (en-Nahl, 16/5) göstermeyecek nitelikte olması gerektiğini Örtünmenin gayesi başkasının söylemiştir. (bk. el-Kurtubî, a.g.e., XII, 153; İbn bakışlarından korunmak ve ırzı meşru olmayan Kesir, Muhtasar Tefsir, thk. M. Ali es-Sabünî, 7. cinsel isteklerden sakınmaktır. İnsandaki edep ve baskı, Beyrut 1402/1981, II, 600, Elmalılı, haya duygusu örtünmeyi gerektirir. Ancak a.g.e. İst. (t.y.), VI, 15.) mü’min erkek ve kadınların örtünmede asıl Kadınların ev dışında veya yabancı gayesi Yüce Allah’ın rızasını kazanmak erkeklerin yanına çıkarken normal ev içi Tesettür, arapça “setere” olmalıdır. Çünkü Allahü Teala’nın emir ve giysilerinin üstüne bir dış elbise daha giymeleri kökünden “tefe’ul” vezninde yasaklarına uymak bir ibadettir. Namaz ve oruç gerekir. Ayette şöyle buyurulur: “Ey Peygamber! bir mastar olup, sözlükte; gibi ibadetleri emreden Allah (c.c), ibadet içinde Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına örtünmek, gizlenmek, bir ve dışında örtünmenin şekil ve sınırlarını da dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu, şeyin içinde veya arkasında belirlemiştir. onların tanınıp kendilerine sarkıntılık edilmemesi saklanmak anlamlarına Cahiliye döneminde Arap toplumu Kabe’yi için daha uygundur. Allah çok yarlığayıcı ve çok gelir. Bir fıkıh terimi olarak çıplak tavaf ederlerdi. Gündüz erkekler, gece esirgeyicidir.” (el-Ahzâb, 33/59) tesettür, erkek veya kadının kadınlar gelir ve tavaflarını anadan doğma Ahzab suresi ve dolayısı ile yukarıdaki ayet, şer’an örtülmesi gereken yaparlardı. Onlar; “içinde günah işlediğimiz Medine’de 5-7. hicret yılları arasında inmiştir. yerlerini örtmesi demektir. giysilerimizle tavaf yapamayız” diye bir gerekçe Ayetteki “celabîb” sözcüğü “cilbab”‘ın çoğulu Günümüzde çok dündemde de gösterirlerdi. olup sözlükte; geniş elbise, gömlek ve baş olan TÜRBAN ( baş örtüsü) İşte daha Mekke döneminde İslam örtüşü gibi anlamlara gelir. Kadını baştan aşağı tesettürün sadece bir kısmını toplumunun tavaf sırasında ve namazda örten çarşaf, ferace, manto gibi giysiler de oluşturmakta dır. örtünmesi gerektiğini bildiren şu ayet indi: “Ey cilbab kapsamına girer, “Cilbab” bir fıkıh terimi Adem | Sayfa 21

×