Türkiye ktisat Tarihi
                                                                   1 9 0 8 -1 9 8 5

               ...
I. DEVR M VE SAVA YILLARI:1908-1922

1913 ve 1915 y llar nda yap lan sanayi say mlar , bugünkü Türkiye s n rlar içinde kal...
geli me biçimine angaje oldu unu; 19. yüzy lda her iki kolun Bat dü ünürleri aras nda
partizanlar n n bulundu unu belirtel...
K sacas , 1914-1922 y llar n n getirdi i tüm y k ma ra men, sava y llar n n bitiminde Anadolu
ekonomisi sava öncesine k ya...
II. AÇIK EKONOM KO ULLARINDA YEN DEN N A: 1923-1929

Devlet deste iyle yerli sermayedar yeti tirme giri imlerinin en etkil...
1923 y l n n ubat ay nda toplanan ve pratik olmaktan çok sembolik önem ta yan bir kongre de
dönemin önemli u raklar ndan b...
1923-1929 y llar nda ana sürükleyici sektördür ve sava ve y k m y llar ndan sonra ekonominin
yeniden in as esas olarak tar...
ortaya ç km t . 1923-1929 y llar nda sanayiin geli me h z , ekonominin tüm di er sektörlerini
gerisinde kalmakta idi.

Aç ...
gözlüyoruz. ... bu plan, Sovyet planlamas ndan sonra dünyadaki ilk planlama deneyimlerinden
birini temsil eder.

Y ll k mi...
az nl klarca ödenmi ve böylece Varl k Vergisi, rk ve din ayr m na dayal bir vergi uygulamas
olarak maliye tarihimize geçmi...
1945 sonras n n siyasi geli melerinde egemen s n flar n bu iki ana grubu, iki ayr yol izledi. Birinci
grup, esas olarak De...
Türkiye, IMF, Dünya Bankas ve Avrupa ktisadi birli i Örgütü ne 1947 de, NATO ya 1952 de üye
olmu tur.

1946-1953 döneminin...
kamu yat r mlar n geni letme zorunda kalm t r. ... Bu y llar, ayn zamanda, düzensiz kentle me ve
gecekondula ma y llar d r...
1962 sonras nda iktisat politikalar planlama taban na oturtulmu tur.

Geli me biçimi bak m ndan bu dönem, korumac iç pazar...
blok aleyhine bozulma ihtimalinin güçlendi i durumlarda, rejime müdahalelerle durum
 düzeltilmi tir.

Ücretleri siyasi yön...
Fiyatlar konusunda ilginç bir saptama, döviz kurunun sabit tutuldu u 1960 l y llarda enflasyon
oran n n %5 dolaylar nda do...
ise enflasyon h z ile genel likle ba a ba faiz hadleri uygulayan bankalar sistemi ve bu
uygulamay belirleyen para politika...
karlar n pay n n gerilemesi) sanayi burjuvazisini popülizmin bölü üm politikalar na ve toplu
sözle me-grev hakk na veto çe...
mallara dönük kamu yat r mlar n n giderek tasfiyesi ve baz K T lerin özelle tirilmesinin
hedeflenmesi; K T fiyatlar n n yü...
manevi de erlerinin h zla gerilemesi, emekçi s n flar n saflar ndaki küçük burjuva ya am
biçimlerinin ve bunlar n ideoloji...
Sürekli devalüasyonlar n ve ihraç te viklerinin yürürlükte oldu u bir dönemde, bu politikalar
üreticiye de il, ticaret ser...
kapitalizmin hukuki ve kurumsal üst-yap s n n (ço u kez Bat dan aktararak ve bu yüzden ulusal bir
sentez olu turamama ele ...
devrimler sonunda olu an burjuva demokrasileri, uzun mücadel eler pahas na da olsa emekçi
s n flar n etkili ekonomik ve si...
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Turkiye iktisattarihi

881

Published on

Published in: Education
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total Views
881
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
0
Actions
Shares
0
Downloads
26
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Turkiye iktisattarihi

  1. 1. Türkiye ktisat Tarihi 1 9 0 8 -1 9 8 5 Korkut Boratav Korkut Boratav, 1935 te do du. 1959 da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi ni bitirdi. 1960 sonunda Siyasal Bilgiler Fakültesi ne maliye asistan olarak girdi. 1964 te, ayn fakültede, iktisat doktoras n tamamlad . 1964-1966 da Cambridge Üniversitesinde ara t rmalar yapt . 1972 de doçent oldu. 1974 te Birle mi Milletler Cenevre Ofisi nde dan manl k yapt . 1980 de Ankara Üniversitesi Senatosu nca profesörlü e yükseltildi. 1983 te Ankara S k yönetim Komutanl nca 1402 say l yasaya göre üniversitedeki görevine son verildi. 1984-1986 da Zimbabwe Üniversitesinde ö retim üyeli i yapt . *** ARKA KAPAK Meslekten iktisatç olmayanlar hedeflenmi se de, iktisatç lar n ba ucu kitab olacak güçte, kal c bir yap t. Tutarl dönemlendirmeler, nesnel nicel k staslar, dengeli iktisat-siyaset birlikteli i, duru, ak c bir dil ve 80 e yak n y l n Türkiye si, önsöz hariç 140 sayfa ... / Boratav n kitab bugünü anlamak için son derece yarar , bir yap t. Dünü bilmek, yar n görmek için Boratav n kitab okunmal ... Bir daha okunmal ... (Zafer Toprak, Türkiye nin Siyasal ktisad ; Cumhuriyet, 28 Nisan 1988) Her eyden önce belirtilmesi gereken nokta, kitab n döneml emesinin, imdiye kadar hiçbir eserde rastlanmad k ölçüde iktisadi k staslara dayanmas ve dolay s yla iktisat-siyaset diyalekti inde, yazar n iktisada a rl k veren görü üyle fevkalade tutarl olmas d r. / De erli ara t rmac Korkut Boratav n kitab , Türkiye ekonomisinin nereden geldi i ve nereye gitti i konusunda derin dü ünmek isteyenlere bir rehber olarak önerilir ve üniversitede ders kitab olarak okutulmas beklenir. (M. Ali K l çbay, Türkiye Ekonomisinin Öteki Çehresi, Yay n Dünyas nda ÇERÇEVE, Mart 1988). *** Ç NDEK LER Önsöz .............................................................................................................................. 5 Giri .................................................................................................................................. 7 I) Devrim ve Sava Y llar : 1908-1922 ........................................................................... 11 II) Aç k Ekonomi Ko ullar nda Yeniden n a: 1923-1929 ............................................. 28 III) Korumac -Devletçi Sanayile me: 1930-1939........................................................... 45 IV) Bir Kesinti kinci dünya sava : 1940-1945 .............................................................. 63 V) Dünya Ekonomisi ile Farkl Bir Eklemlenme Denemesi: 1946-1953 ........................ 73 VI) T kanma ve Yeniden uyum: 1954-1961 .................................................................. 85 VII) çe Dönük, D a Ba ml Geni leme (1962-1976) ve Yeni Bunal m (1977-1979).. 94 VIII) Sermayenin kar Sald r s : 1980-1985 ...................................................................... 119 IX) Sonuç: Baz Ana Çizgiler .......................................................................................... 139 Kaynaklar .......................................................................................................................... 152 www.altinicizdiklerim.com 1
  2. 2. I. DEVR M VE SAVA YILLARI:1908-1922 1913 ve 1915 y llar nda yap lan sanayi say mlar , bugünkü Türkiye s n rlar içinde kalan Bat Anadolu ve Marmara bölgelerinde, yani ülkenin en geli mi yerlerinde, 1908 den önce kurulmu s nai tesislerin, 20 un de irmeni, 2 makarna, 6 konserve, 1 bira fabrikas , 2 tütün ma azas , 1 tuz, 3 tu la, 3 kireç, 7 kutu, 2 ya , 2 sabun, 2 porselen imalathanesi, 11 tabakhane, 7 marangoz ve do rama atölyesi, 7 yün, 2 pamuklu iplik ve dokuma, 36 ham ipek, 1 ipekli dokuma v e 5 sair dokuma fabrikas , 35 matbaa, 8 sigara ka d , 5 madeni e ya ve 1 kimyasal ürün fabrikas ndan ibaret oldu unu ortaya koyuyor. ... Ülkenin s nai profilinin büyük bölümünü içerdi inden üphe olmayan bu kurulu lar, 1908 y l nda ça da anlam yla bir Osmanl sanayiinin varolmad n aç k seçik ortaya koymaktad r. Osmanl mparatorlu u nun yar sömürge niteli inin en aç k belirtisi, d borçlanmalar-Düyun-u Umumiye sürekli imtiyazlar arayarak ülkeye giren yabanc sermaye yat r mlar , giderek a rla an ve yayg nla an kapitülasyonlar zinciri sonunda ülke yönetiminin önce iktisadi, sonra büyük ölçüde askeri ve siyasi alanlarda emperyalizmin denetimine girmi olmas idi. 1908-1913 y llar ttihat ve Terakki Cemiyetinin siyasi iktidar denet1edi i ve etkiledi i, fakat hiçbir zaman tamamen elinde tutamad y llard r. 1913-1918 alt dönemi ttihatç lar n iktidar tamamen ellerine geçirdikleri bir zaman kesiti olarak önceki alt dönemden ayr l r. Dönemin ana özelli i, ulusal nitelikteki bir kapitalizme yöneli olmakla birlikte, bu hareketin kar s na ç kan çe itli nesnel ve öznel engeller hiçbir zaman tamamen a lamam ; bu yüzden köktenci bir dönü üm gerçekle ememi tir. Neydi bu engel ler? Nesnel engellerin ba nda ekonominin, yukar da k saca aç klanan yar -sömürge statüsünün yaratt ba ml l k ili kileri gelmekteydi. ... Birinci Dünya Sava n n bitimine kadar genellikle milliyetçi ve ba ms zl kç kadrolar iktidarda olmakla birlikte, bunlar, uluslararas sermayenin ve büyük devletlerin Osmanl mparatorlu u üzerindeki kurumsalla m ve güvenceler alt na al nm denetim, müdahale ve bask mekanizmalar kar s nda çaresiz kalm lar; sonunda büyük güçlerden hangisine yana mak ehv endir? sorusuna s nm lard r. 1908-1914 y llar nda ngiltere ve Almanya taraftar siyasiler aras nda aras ndaki çeki melerin arkas nda bu çaresizlik yatar. ... Siyasi ba ms zl n, iktisadi ba ms zl a giden yolda gerekli, ancak yeterli olmayan bir a ama oldu u sonraki on y l n iktisadi ini ve ç k lar nda aç kça gözlenecektir. Demokratik bir devrim hareketinin kar s na ç kan bir di er nesnel engel, 1908 i izleyen 14 y l n hemen hemen k esintisiz bir dizi isyan ve sava la dolu olmas ndan do ar. ... Öyle bir olaylar zinciridir ki, bu gaileler alt nda bunalan iktidarlar n yeni bir toplum düzeni kurma do rultusundaki özlemlerini biçimlendirmesi ve hele uygulayabilmesi bir mucize olurdu. Ulusal nitelikte bir kapitalizme yöneli in kar s na ç kan belki de en çetin nesnel engel, Türk burjuvazisinin c l zl ndan kaynaklanmakta idi. ... Bu durumda, e er gerçekle ecekse, burjuva devriminin burjuvazi d ndaki sosyal gruplarca yap lmas zorunlu oluyordu. Türkiye ko ullar nda bu tarihi misyonu küçük burjuva ayd nlar üstlenecektir. Genel olarak burjuva ideolojisinin iktisat politikalar na uzanan iki ana kolu oldu unu; bunlardan birinin ulusal bir kapitalizme, di erinin ise serbest ticaretçi, entegrasyoncu ve beynelmilelci bir www.altinicizdiklerim.com 2
  3. 3. geli me biçimine angaje oldu unu; 19. yüzy lda her iki kolun Bat dü ünürleri aras nda partizanlar n n bulundu unu belirtelim. Milli ktisat görü ü, gerekirse sava n yaratt k tl k ko ullar ndan yararlanarak ve devlet deste iyle bir yerli ve milli burjuvazinin yeti tirilmesi gerekti ini; bunun hem mümk ün, hem de kalk nma ve modernle me için zorunlu oldu unu ileri sürmekte idi. Büyük bir hububat alan olan ç Anadolu dan stanbul a bu day nakletmek, New York tan bu day ithal etmekten % 75 daha pahal idi. Bu nedenl erle stanbul, hububat tüketimini büyük ölçüde Avrupa ve Amerika kaynakl unlardan sa l yordu. Birinci Dünya Sava , Bat dan stanbul a ula an ticaret yollar n büyük ölçüde t kad . Bu, stanbul nüfusunu çok a r bir beslenme s k nt s içerisine sürükledi. Sonraki y llar n kapitalizm do rultusundaki toplumsal ve ekonomik dönü ümlerinin ilk filizlenmeleri de bu olay n çevresinde olu tu. Bir kere, ttihat ve Terakki hükümetlerinin sava dönemi iktisat politikalar içinde stanbul un ia esi, çözümü en önce gereken sorunlardan biri olarak ortaya ç kt . kinci olarak, Anadolu dan stanbul a hububat sevki, sava y llar n n en karl faaliyeti olarak ortaya ç kt . ... ttihatç lar, bir yandan karaborsayla mücadele eder görünürlerken, bir yandan da kendilerine yak n gruplar n nemaland bir ilkel birikimin de geli mesine yol açt lar. ... bu birikim biçiminin sadece nesnel, zorunluluklardan do mad n , ayn zamanda bilinçli olarak istenmi bulundu unu gösteren dolayl kan tlard r. Sultan n ve bürokratik aristokrasinin devlet örgütü ve toplumsal has la üzerindeki keyfi egemenli ini bir kalemde de ilse bile küçük darbeler ve kemirmelerle ortadan kald ran uygulamalar n hukuki dayana n olu turan bir dizi kanun ve kararname, bu dönemin ba lar nda, kapitalistle me sürecinin asli unsurlar ndan biri olarak görülmelidir. Tüm k s tlay c hükümlerine ra men Tatil-i E gal Kanunu önemli bir örnektir. Sermaye-emek ili kilerini yok sayan istibdat döneminin yasaklamalar n n aksine bu kanun, s n f mücadelesi gerçe ini gözledikten sonra, sorunu sermaye lehine k s tlamalarla çözmeye çal an modern, yani kapitalistçe, bir düzenleme say lmal d r. Öte yandan, sanayii koruyucu bir gümrük politikas na kar , bir yandan liberal Cavit Bey okulunun ideolojik egemenli inden; öte yandan d ticaret politikas n ipotek alt nda tutan ticaret anla malar ndan gelen engel ler sava y llar nda a labilmi ve müttefikimiz Almanya n n kar ç kmas na ra men, gümrük resimleri önce %15 e, sonra %30 a ç kar lm ; daha sonra da ithal edilen mal n ölçü birimi veya adedi üzerinden hesaplanmaya imkan v eren spesifik gümrük tarifelerine geçilmi ti. Kapitülasyonlar n tek yönlü olarak kald r lmas da sava y llar nda gerçekle ir. stiklal Harbinin finansman n n sadece yakla k % 10 u d kaynaklardan (Sovyet yard m ve ba lardan) sa lanm t . www.altinicizdiklerim.com 3
  4. 4. K sacas , 1914-1922 y llar n n getirdi i tüm y k ma ra men, sava y llar n n bitiminde Anadolu ekonomisi sava öncesine k yasla biraz daha bütünle mi , daha ulusal bir nitelik kazanm bulunuyordu. 1915 say m nca kapsanan s nai i letmelerin say s 255 idi ve bunlar n 72 si, yani % 28 i 1908 sonras nda kurulmu idi. Bu geli meye ra men sanayi kesimi fevkalade ilkel bir nitelik ta makta idi. 1913 te % 83,5 i, 1915 te 13 te % 83,5 i, 1915 te ise % 82,3 ü g da ve dokuma sanayiinden kaynaklan yordu; bu iki endüstri ayn y llarda toplam i çi say s n n % 71 ve % 75,8 ini çal t rmakta idi. ... Bu day ö üterek, tütün ve deri i lemekten ve geleneksel ipekçilikten olu an üretim faaliyetlerinin bütünü ile bugünkü anlamda sanayi olmad , Osmanl ekonomisinin büyük ölçüde sanayisiz bir ekonomi say labilece i ve toplumun s nai ürün tüketiminin esas olarak ithalat yoluyla kar land , abartmal say lmamal d r. Sava y llar bu c l z ekonomik yap y derinden sarsm t r. Erkek nüfusun çok önemli bir bölümünün silah alt na al nmas ve genel sava ko ullar , sava n ilk y llar nda tar msal üretimde öneml i daralmalara yol açt . ... 1914-1918 aras nda bu day üretimi % 47, tütün % 51, kuru üzüm %54, f nd k % 65, ya koza %69 dü mü ; koyun say s %45, keçi say s %33 azalm t . Düyun-u Umumiye daresi nce haz rlanan fiyat endekslerine göre fiyatlar 1914-1920 aras nda 100 den 1406 ya ç km t r. 1908-1913 y llar nda bürokratik aristokrasinin i kinle tirdi i devlet kap s nda büyük boyutlu tensikat ve tasfiye yap lm ; maa larda da ayr cal kl gruplar ilgilendiren a r l klar törpülenmi ti. ... Memur maa lar , sava n ba lamas ile birlikte % 50 oran nda indirilmi ve bu durum bir y l kadar sürmü tür. 1908 i izleyen y llarda, ttihatç lar n piyasa için üretimin önem ta d bölgelerde ve ürünlerde orta ve zengin çiftçiye yönelik sistemli politikalar izlediklerini; üretici birliklerinin ve kooperatiflerin kurulmas n bu gruplar lehinde i leyecek unsurlar getirerek desteklediklerini görüyoruz. Bu çiftçi gruplar n n bir bölümünün üretimdeki daralmaya ra men yüksek fiyatlardan ötürü sava y llar nda yüksek gelir art lar sa lad n gözlüyoruz. Buna kar l k Anadolu bozk rlar n n geçimlik üretime mahkum k ld geni ve yoksul köylü kitlesi, on y l a k n sava ve y k m döneminin en çok sarst s n f olu turmu tur. Bu s n f n yeti kin erkekleri Yemen ile Galiçya aras ndaki uçsuz bucaks z topraklarda kan n dökerken geride kalanlar yerel mütegalibenin sava ve karga a y llar nda daima geli iveren kaba sömürü ve soygun yöntemleri alt nda ezilmekte idi. Sava y llar n n bilinçli zenginle tirme politikalar ndan en çok nasibini alan grup, tabiat yla, siyasi iktidarla yak n ba lar kurmay ba arm Müslüman ticaret burjuvazisi idi. www.altinicizdiklerim.com 4
  5. 5. II. AÇIK EKONOM KO ULLARINDA YEN DEN N A: 1923-1929 Devlet deste iyle yerli sermayedar yeti tirme giri imlerinin en etkili ve yayg n yöntemlerinin ba nda, devlet tekellerinin imtiyazl özel ah s ve irketlerce i letilmesi gelir. ... Lozan n gümrük resimleri ve vergilerle ilgili k s tlay c hükümlerinden kurtulman n bir yolu birçok mal n ve hizmetin üretim veya ithalini devlet tekeline almak oluyordu. Ne var ki, dönemin genel felsefesine uygun olarak bu tekeller daha sonra imtiyazl yerli ve yabanc irketlere devredilmi , pek ço unda üst düzeyde siyasi kadrolardan ve devlet kat ndan önemli ki ilerin de ortak ve hissedar oldu u bu irketler, devletin sa lad tekel durumundan yararlanarak yüksek kazançlar elde etmi lerdir. ... Kibrit ve çakmak, ispirto ve alkollü içkiler, barut ve patlay c maddeler, petrol-benzin ithali ve dört büyük liman n i letilmesi ile ilgili tekeller bu dönemin imtiyazl irketlerinin en önemli faaliyet alanlar n olu turuyordu. 1924 y l nda kurulan Bankas ... yerli ve yabanc sermaye ile siyasi iktidar aras ndaki bütünle me sürecinde fevkalade aktif bir rol oynam ve çe itli iktisat politikas kararlar n sermaye çevrelerinin istekleri do rultusunda yönlendirmede çok etkili bir bask grubu olu turmu tur . ... Dönemin dikkatli gözlemcilerinden Falih R fk , Çankaya adl kitab nda, Bankas n n bir nevi politikac lar bankas olarak kurulmu olmas , Cumhuriyet tarihi için pek ac bir aferizm salg n n n ba lang c olmu tur... Kolay kazanç elde etmeye çal anlar ... Ankara da nüfuz tüccarlar n bulmakta ve onlar vas tas yla bankay kendi te ebbüsleri içine sürüklemekte idi. diye yaz yor. evket Süreyya ... Hemen hepsi milli, mücadele günlerinin asker, idareci, yahut siyasetçi elemanlar , aras nda türeyen baz insanlar n yeni devrin iktisadi imkanlar n , az çok maskeli ekillerde, fakat daima devletin nüfuzuna dayanarak, kendi menfaatlerine kullanma çabalar olmu tur. gözlemlerini yapmaktad r. Kapitüler ayr cal klar aramamak art yla yabanc sermayeye davetkar olan yakla m, dönemin resmi tutum ve politikalar na tamamen egemendir. 1920-1930 y llar aras nda kurulan 201 Türk anonim irketinden 66 s nda yabanc sermaye ortakl vard r ve bunlar tüm anonim irketlerin toplam ödenmi sermayelerinin % 43 ünü (31,3 milyon TL) olu turmakta idi. Osmanl devletinin borçlanmalar tarihindeki topraklar ile Lozan n öngördü ü s n rlar dikkate al narak Osmanl borcu, Türkiye Cumhuriyeti ile mparatorlu un topraklar n payla an di er devletler aras nda da t l yor; ancak sonuçta Türkiye ye toplam borcun 2/3 sini olu turan yak1a k 85 milyon alt n liral k bir tutar yükleniyordu. Y ll k borç, ödemeleri 6 milyon lira civar nda saptanmakta; ancak, daha sonraki bir düzenleme ile 1929 y l na kadar ertelenmekte idi. Bu y l biraz yüklü (15 milyon liral k) bir ilk taksit ödemesi, Cumhuriyet hükümetini önemli sonuçlar do uracak bir para ve kambiyo bunal m na sürükleyen bir etken olarak ortaya ç kacakt . Lozan Antla mas na ek olarak imzalanan Ticaret Sözle mesi ise, 5 y l süre ile Türkiye nin d ar ya kar uygulayabilece i iktisat politikalar n dondurmakta ve baz istisnalar d nda ithalat ve ihracat yasaklar n n kald r lmas n ve yenilerinin konmamas n , gümrük tarifelerinin ise 5 y l süre ile de i memesini öngörmekte idi. Uygulanmas kabul edilen tarife, 1916 Osmanl gümrük tarifesini esas almakta idi. www.altinicizdiklerim.com 5
  6. 6. 1923 y l n n ubat ay nda toplanan ve pratik olmaktan çok sembolik önem ta yan bir kongre de dönemin önemli u raklar ndan biri say lmal d r: zmir ktisat Kongresi. ... Kongredeki i çi ve sanayici üyelerin daha çok resmi zevattan, yüksek bürokrasi ve mebusl ardan derlendi i ... anla lmaktad r. zmir ktisat Kongresi nin çal malar sonunda kabul edilen iktisadi esaslar , ana çizgileriyle dileklerden ibaret olmas na ra men, bu dönemin ba lang c nda egemen olan iktisadi felsefeyi ve görü leri temsil etmesi bak m ndan önem ta r. ... Genel olarak kalk nmac , yerli ve yabanc sermayeyi ve piyasaya dönük çiftçiyi özendirici, ekonomik hayat n denetiminin milli unsurlara geçmesini kolayla t r c ve l ml bir korumac l öngören tezlerin ön plana ç kt ve Kongreye stanbul tüccar n n sürükledi i ticaret burjuvazisi ile toprak unsurlar n n egemen ol du u söylenebilir. Yabanc sermayenin belirli ko ullarda te vikini öngören ana yöneli , .yar -sömürge Osmanl ekonomisinin miras olan demiryolu ebekesinin ve tütün rejisinin millile tirilmesini önlemedi. Tar m kesimine dönük en önemli yenilik, yar -feodal bir ortaça vergisi olan a ar n 1925 te kald r lmas olmu tur. Ayn y l, eker fabrikalar için özel te vik ve imtiyazlar getiren bir kanun getirilmi ; buna dayanarak kurulan (ve Halk F rkas n n baz önde gelen simalar n n hissedar oldu u) Alpullu ve U ak eker irketleri, sonradan üretimden daha karl gördükleri eker ithalat na yönelmeyi ye lemi lerdir. Lozan Antla mas n n gümrük tarifeleri için koydu u s n rlamalar 1928 içinde son buluyor, dolay s yla 1929 dan itibaren (ve herhalde daha korumac ) bir gümrük tarifesi uygulanmas imkan dahiline giriyordu. Ayr ca, Osmanl borçlar n n ilk taksitinin ödenmeye ba layaca y l da (yine Lozan a göre) 1929 idi. Dolay s yla, o y l dünya ekonomisini sarsacak olan büyük buhran patlak vermese idi dahi 1929 y l Türkiye ekonomisi bak m ndan bir dönüm noktas olma özellikleri ta makta idi. O. Kurmu un hesaplamalar na göre, % 12,9 ortalama nominal koruma sa layan Lozan-sonras tarifesine kar l k yeni tarifenin ortalama koruma oran % 45,7 idi. 1929 y l nda Osmanl borç taksitlerinin ödemeler dengesi üzerindeki yükü, 15 milyon TL civar nda idi. Bu, o y l n ihracat gelirlerinin yakla k %10 unu olu turmakta idi. Ancak ilk kez yap lacak olan bu ödeme, yeni gümrük tarifelerinin yürürlü e girmesinden önce stoklama ve spekülasyon amac yla yap lan ve önceki y la göre 33 milyon TL art gösteren a r ithalatla birle ince Türk paras n n d de erini a r bir bask alt na soktu. 1923-1929 y llar tar msal üretim bak m ndan alt n y llar olarak görülebilir. ... Bu olumlu geli mede, Anadolu nun erkek nüfusunun yeniden topra a dönmesine imkan veren bar ko ullar en önemli rolü oynamakla birlikte, tar ma dönük olumlu politikalar n fiyat ve vergi de i kenleri yoluyla çiftçiler lehine kaynak yaratan sonuçlar da belirleyici olmu tur. ... Özellikle Bat Anadolu da nüfus mübadel esinin yaratt de i meler baz ticari tar m ürünleri üzerinde olumsuz etkiler icra etmi olmas na ra men, 1924-1929 y llar aras nda tar msal has lan n y ll k büyüme h zlar n n ortalamas %16,2 yi buluyordu. Bu, dönemin s nai büyüme h z olan %8,5 in hemen hemen iki misli, milli has la art h z olan % 10,9 un %50 üstündedir. Görüldü ü gibi, tar m www.altinicizdiklerim.com 6
  7. 7. 1923-1929 y llar nda ana sürükleyici sektördür ve sava ve y k m y llar ndan sonra ekonominin yeniden in as esas olarak tar m kesiminin dinamizmi sayesinde gerçekle mektedir. 1927 Sanayi Say m na göre, imalat sanayiinde çal an 237,000 i çinin 109,000 i 4 ten az i çi çal t ran i yerlerinde istihdam edilmekte idi. Bu dönem içinde gelir da l m üzerinde yap lan en önemli iktisat politikas operasyonu, a ar n 1925 y l nda kald r lmas d r. Keyder in saptamalar na göre 1924 y l nda a ar, bütçe gelirlerinin %22 sini olu turmakta idi. Ancak, a ar iltizam yoluyla topland için, bu vergi dolay s yla devletin eline geçen mebla dan %20 fazlas mültezime intikal etmekte idi. A ar n kald r larak dolayl vergilerin ( eker-gazya vb. vergilerinin) yükseltilmesi ana hatlar yla kentli emekçi tüketici s n flardan tar m kesimine (genel olarak köylülü e) bir gelir aktar m olarak yorumlanmal d r. Geni leyen bir d ticaret (özellikle ithalat) hacmi, d a dönük ticaret burjuvazisinin karlar n üphesiz art rm t r. Ancak, bu art n yüksek kar oranlar ndan de il, miktar (sürüm) art lar ndan sa land söylenebilir; zira, ithalat n büyük ölçüde serbest, ithal edilen s nai ürün fiyatlar n n ucuz oldu u bir ortamda ithalatç lar n tekelci fiyatlardan yararlanmas söz konusu de ildir. Buna ra men d ticaretin milli has la içindeki pay n n sonraki elli y l boyunca a lamayaca bu dönemin ithalatç ve ihracatç sermaye gruplar taraf ndan da alt n y llar kabul edilmesi do ald r. Memurlar n milli gelirden ald klar pay a a yukar de i meden (%6 n n biraz alt nda) kalm t r. Bu saptama, dönem boyunca memurl ar n milli ekonomi içindeki göreli durumlar n n korundu u ve (e er devlet memurlar n n say s nda milli gelir büyüme h z n a an bir artma olmam sa) y lda %8,5 oran nda büyüyen bir ekonomide bu tabakan n reel gelirlerinde de ilerleme sa land anlam na gelir. K sacas bu y llar, bar ortam na dönü ko ullar içinde milli gelirde sa lanan büyüme h z dolay s yla reel gelir art lar n n bütün sosyal s n f ve tabakalara yay ld bir dönem olu turmaktad r. III. KORUMACI DEVLETÇ SANAY LE ME: 1930-1939 1930-1939 döneminde iktisat politikalar bak m ndan iki belirleyici özellik vard r: Korumac l k ve devletçilik. 1908 sonras nda ttihatç lar n ve 1923 zmir ktisat Kongresi nden sonra Kemalistlerin modern bir kapitalist ekonominin olu mas için öngördükleri ana mekanizma, devletin bireyleri zenginle tirecek ortam ve deste i sa lamas , böylece olu acak (ve k smen siyasi kadrolardan kaynaklanacak) yeni burjuvazinin yabanc sermaye ile ( e it ko ullarda ) i birli i ve ortakl k ili kileri içine girerek geli meyi ve sanayile meyi gerçekle tirmesi idi. Bir burjuva devriminin ve milli nitelikte bir kapitalist geli imin vazgeçilmez unsuru ol an sanayile menin bu modelle gerçekle emeyece i, 1920 li y llar n sonuna gelindi inde aç k seçik www.altinicizdiklerim.com 7
  8. 8. ortaya ç km t . 1923-1929 y llar nda sanayiin geli me h z , ekonominin tüm di er sektörlerini gerisinde kalmakta idi. Aç k kap -serbest ticaret modelinin, 1929 u izleyen y llarda azgeli mi ülkeleri metropol ülkelerdeki, buhran n kuyru una takarak kronik bir durgunlu a sürüklemesi, bu nedenl erle kaç n lmaz oluyordu. Bu durumda, tüketim ve gelir düzeyinin dü mesine kar do al bir savunma tepkisi olarak ithalat denetleyen koruma önlemlerine gidilmesi, k sacas d a kapanarak buhran n iç yans malar n s n rlamak, durgunlu u a man n ön ko ulu oluyordu. Koruma duv arlar arkas nda, yayg n (ve eskiden ithal edilen) s nai tüketim mallar ndan ( üç beyazlar olan un, eker, kuma tan) ba layan ithal ikameci yat r mlar, 20. yüzy l n ilk yar s nda Üçüncü Dünya ülkelerinin birço unda ilk sanayile me hamlelerini olu turdu. ... 1929 sonlar ndan itibaren ad m ad m d ticareti denetleyen ve korumac bir yap ya geçen Türkiye nin deneyimi de ayn yöndedir. 1932 den sonra korumac l k, devletçilikle tamamlanm t r. 1930 ve 1931 y llar , iç ekonomiye dönük müdahale önlemlerinin al nmad , ancak d ticaret ve kambiyo rejimIerinin denetlendi i y llard r. Yarat lan olumlu koruma ko ullar n insafs zca sömüren yeni yetme sanayicilerin, bu y llarda yayg n bir ho nutsuzluk yaratt anla lmaktad r. Öte yandan, büyük buhran n etkisiyle tar m ürünlerinin fiyatlar nda meydana gelen büyük dü meler çiftçi nüfusun hayat ko ullar nda çok ciddi sars nt lar yaratt . Bu day fiyat 1929 dan 1932 ye %68 dü tü. Köylünün bankalara, tefecilere ve devlete borçlar ise önceki dönemin yüksek fiyat ko ullar nda belirlenmi ti. ... 1930 y l nda güdüml ü Serbest F rka muhalefetinin halk y nlar nca yayg n bir kabul görmesi, ba ta Gazi olmak üzere siyasi liderleri iktisadi alanda yeni at l mlar n ve bir model de i ikli inin zorunlulu una ikna etti. Ve 1932 y l nda bir dizi devletçi ve devletle tirici kanunla bu model de i ikli i uygulamaya konuldu. Bankas grubuna yak n çevreler, do rudan do ruya Gazi yi ikna ederek (ve ba vekil smet Pa a n n kar ç kmas na ra men) ktisat vekili Mustafa eref in istifas n ve Bankas genel müdürü Celal Bey in iktisat vekilli ine getirilmesini sa lad lar. Yeni iktisat vekili, i çevrelerini teskin edecek uygulamalara derhal ba lad ve 1932 kanunlar n n sivri kö eleri törpülendi. D ticaret ve kambiyo denetimleriyle ilgili önlemlerin büyük bölümü 1929-1931 y llar aras nda gerçekle tirilmi tir. ... (Türk Paras n n K ymetini Koruma Hakk nda Kanun ile) hükümete veren mevzuat bu y llara aittir. 1930 sonras nda yabanc sermayeye kar tutum da de i mektedir. ... Celal Bayar 1933 te, bu memleketin çocuklar memlekette sanayi vücuda gelsin diye büyük bir külfete katlan rken bunun nimetini ecnebilere kapt racak de iliz derken bu tavr dile getirmekte idi. ... Ayr ca, dönemin ikinci yar s nda Almanya ile ticaretin toplam ticaret hacminin yar s na yakla mas ve Türkiye nin bu ülkeden bir türlü rahatça kullanamad alacaklar n n birikmesi, d ekonomik ili kilerin yap s na öneml i bir sapma getirmi tir. Ancak, devletçi politikalar n en belirleyici yönü, tar m d ndaki üretken alanlarda devletin asli yat r mc ve üretici unsur olarak ortaya ç kmas d r. ... Devletin bu alanlardaki faaliyet ve yat r mlar n n 1934 y l ndan itibaren Birinci Be Y ll k Sanayi Plan içinde programland n www.altinicizdiklerim.com 8
  9. 9. gözlüyoruz. ... bu plan, Sovyet planlamas ndan sonra dünyadaki ilk planlama deneyimlerinden birini temsil eder. Y ll k milli gelir büyüme h zlar n n 1930-1939 ortalamas ise % 6,8 dir. ... dünya ekonomisinin büyük buhran içinde bulundu u ve kapitalist ülkelerde reel gelirlerde çok önemli dü melerin meydana geldi i bir dönemde ortalama % 7 ye yakla an bir büyüme temposunun öneml i bir ba ar oldu u söylenmelidir. Bu dönemde baz d krediler al nm olmakla birlikte, d a ba ml l n önemli bir göstergesi olan d ticaret aç 1930-1939 y llar nda ortadan kalkm t r. Dönem boyunca, 1938 hariç, her y l d ticaret fazla vermi tir. ... D ticaret dengesinin, esas olarak ithalat n yakla k yar yar ya k s lmas ile sa land gözlenmektedir. Bu bulgular k saca yorumlayacak olursak, ücretlerin milli gelirden pay n n sanayile meye (ve i çi ve ücretliler toplam ndaki art a) ba l olarak artt n söyleyebiliriz; kapsanan alt-sektördeki ücret pay n n dü mesinin ise sektör-içi sömürü oran n n artmas anlam na geldi ini ifade edebiliriz. ... Zira, sanayi kesimi, ortalama gelir düzeyi daha dü ük olan bir sektörden (tar mdan ve k rsal kesimden) kaynaklanan nüfus kaymalar ile geni ler; farkl bir ifadeyle, s nai i çilerin say sal art , bu s n fa kat lan eski köylüler ile gerçekle ir. Eski köylüler in hayat düzeyleri, bu kayma sonunda yükselecektir. Ne var ki, bu yeni i çiler in ücretleri, önceki i çilerin ortalama ücretlerinin alt nda olaca için, ücretlerin genel ortalamas dü ecektir. Böylece, hiçbir grubun durumu mutlak olarak bozulmad halde, ortalama reel ücretler dü mü olabilir. Sanayile menin yükü esas olarak bu day üreticileri ile i çi s n f taraf ndan payla lm ; önceki dönemle kar la t r l rsa d a dönük ticaret burjuvazisinin göreli durumu da bozulmu tur. IV. B R KES NT - K NC DÜNYA SAVA I: 1940-1945 Türkiye, kinci Dünya sava na girmedi; ancak, cephelerde fiilen sava man n d nda sava ekonomisinin ko ullar n tüm a rl yla ya ad . ... 1940-1945 dönemini bu anlamda, yani iktisadi geli me surecinin durmas anlam nda, bir kesinti olarak nitelendirmek do rudur. Refik Saydam hükümetinin sava ta uygulamaya çal t iktisadi önlemler, baz yönleriyle Milli Korunma Kanunu, Varl k Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi, Çiftçiyi Toprakland rma Kanunu, Köy Enstitüleri ve Milli E itim Bakanl n n liberal , hümanist ve ayd nlanmac kültür politikas , belli bir küçük burjuva reformizminin etkili oldu u at l mlar olarak yorumlanabilir. Toprak reformu, e itim politikas , özellikle Köy Enstitüleri gibi konulardaki çalkant ve çeki meler, sava bitiminde CHP içindeki yap de i mesine ve çok partili rejimin do mas na yol açan önemli olaylar olarak siyasi tarihimizde de yer al rlar. 1940-1945 y llan, 1946 da Türkiye yi hem iktisat politikalar hem dünya içindeki konumu, hem de siyasi yap s bak m ndan tamamen farkl bir geli me do rultusuna yöneltecek yeni güç dengelerinin kurulmas na yol açan dönü ümlerin olu tu u öneml i bir kuluçka dönemi olarak da görülebilir. Saraço lu hükümetinin ... Varl k Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi. Kas m 1 942 de kabul edilen ... Kanun metni bir ayr m yapmamakla birlikte, toplam vergi tahsilat n n yar dan fazlas www.altinicizdiklerim.com 9
  10. 10. az nl klarca ödenmi ve böylece Varl k Vergisi, rk ve din ayr m na dayal bir vergi uygulamas olarak maliye tarihimize geçmi tir. 1944 ba lar nda yürürlükten kald r ld nda 114.000 mükelleften 315 milyon liral k varl k vergisi tahsil edilmi idi. Vergi uygulamas , ayr ca, 1400 mükellefin A kale ye sevk edilmesi sonucunu do urmu idi. Bu verginin tahsilat , 1943 y l n n (katma bütçeler ve yerel yönetimler dahil) devlet harcamalar n n %38 ini; milli gelirin %3,5 ini; sanayi ve hizmetler kesimlerinde yarat lan has lan n yakla k %8 ini olu turmu tur. Sava ko ullar nda h zla artan tar msal kazançlara ise 1944 y l nca kabul edilen Toprak Mahsulleri Vergisi ile ula lmaya çal ld . Gayri safi üretimden %10 al nmas ile a ar and ran ve 1946 da kald r lan bu vergiden sava y llar nda 167 milyon lira kadar toplanm t r. ... A ar n kald r lmas ndan beri ilk kez tar ma yönelik büyük çapta ilk dolays z vergi olarak önem ta r ve piyasa için üretmeyen küçük ve yoksul köylünün üzerinde çok a r bir yük olu turdu u tahmin edilebilir. Varl k Vergisi bütünü ile burjuvazi taraf ndan ödenmekle birlikte, bu s n f n içinde nesnel ölçütlere göre uygulanmam , siyasi iktidarla gev ek ba lar olan gruplar ve özellikle az nl klar ezilmi ler; birçok halde vergi borçlar n sermaye ve mülklerini tasfiye ederek ödemek zorunda kalm lard r. Bu tasfiye sürecinin mütekabili olarak bu karga a içinde yok pahas na emlak kapatan, i yerlerini devralan, önemli bir bölümü Anadolu kökenli yeni zenginlerin büyük servet birikimi sa lad klar da do rudur. Sava boyunca memurl ar n hayat standard n n, sadece milli has ladaki gerileme oran nda dü tü ü, göreli durumlar n n bozulmad söylenebilir. Memurlar için söz konusu olan bu göreli istikrarla kar la t r l rsa i çi s n f n n durumunda hem göreli, hem mutlak bir bozulma vard r. V. DÜNY A EKONOM S LE FARKLI B R EKLEMLENME DENEMES : 1946-1953 1946 y l , Cumhuriyet Türkiye sinin tarihinde hem siyasi, hem iktisadi bak mdan yeni bir dönüm noktas olu turur. Siyasi bak mdan 1946 y l , tek parti rejiminden çok partili parlamenter rejime geçi in ba lang ç tarihidir. 5 Eylül 1945 te Milli Kalk nma Partisi nin, 7 Ocak 1946 da Demokrat Partinin kurulu lar ile ba layan ve 21 Temmuz 1946 da, bütün bask ve yolsuzluklara ra men ilk kez tek dereceli seçimlerin yap labilmesi ile sürdürülen ve 14 May s 1950 de yine seçim yoluyla iktidar n el de i tirmesine yol açan bu siyasi dönü ümün önemi hiçbir biçimde küçümsenemez. K sa süren bir yayg n demokrasi denemesinden sonra 1946 y l sonunda solcu partiler ve bunlar n paralelindeki sendikalar kapat larak sosyalist hareket yasal siyasetin d na itildi. 1946 y l na salt iktisadi bak mdan da bir dönüm noktas niteli i kazand ran özellik, 16 y ld r kesintisiz olarak izlenen kapal , korumac , d dengeye dayal ve içe dönük iktisat politikalar n n ad m ad m gev etildi i; ithalat n serbestle tirilerek büyük ölçüde art r ld ; d aç klar n kronikle meye ba lad ; dolay s yla d yard m, kredi ve yabanc sermaye yat r mlar ile ayakta duran bir ekonomik yap n n yerle mesi olmu tur. ... Liberal d ticaret politikalar bu dönemin bitiminde çok uzun bir süre için terk edilecektir. www.altinicizdiklerim.com 10
  11. 11. 1945 sonras n n siyasi geli melerinde egemen s n flar n bu iki ana grubu, iki ayr yol izledi. Birinci grup, esas olarak Demokrat Parti hareketini örgütlemeye ve desteklemeye yönelirken, kaderlerini CHP iktidarlar na ba layan ikinci grup, CHP içinde topluma da yans yan bir temizlik harekat ba latt ve ba ard : Köy Enstitülerinin çökertilmesi, üniversitede tasfiye ve sava sonunda filizlenmeye ba layan ilerici, solcu ve demokrat olu umlar n ezilmesi böylece sa land . Bu operasyon 1947 CHP Kurultay nda Parti içindeki reformcu kanad n kesin yenilgisiyle mümkün k l nd . Kapitalist sistemin yeni ve tart mas z lideri ABD idi ve Türkiye nin bu sistemin içinde Amerikan nüfuz alan içinde yer almas sava bitmeden kesinle mi ti. Uzun süreli bir geni leme dönemine giren, kapitalist dünya ekonomisinin merkezlerinde yeniden serbest ticaret doktrini egemen oluyor; sermaye hareketlerine konan engeller y k l yor ve Amerikan kaynakl sermaye yat r mlar , d yard m ve krediler, bu geni leme sürecinin kritik araçlar n olu turuyordu. ... 1930 dan beri d ticaret aç vermeden ayakta durabilmi (ve sava y llar nda h zla büyüyebilmi ) bir ekonominin birdenbire (ve d ticarette liberalizasyona paralel olarak) d aç k vermeden ya ayamaz bir yap ya dönü mesi, büyük ölçüde kapitalist dünya ekonomisinin sava sonu konjonktürü taraf ndan belirlenen bir dönü üm olarak görülmelidir. 1946 plan n n haz rlanmas ndan birkaç ay sonra, 7 Eylül 1946 da bir dolar kar l Türk liras 1,28 den 2,80 e ç kar larak Cumhuriyet tarihinin ilk büyük devalüasyonu, ekonomiyi dünya ekonomisine entegre etmeye yönelik liberalizasyon tedbirleri ile birlikte uygulamaya konuyor ve d yard m aray lar na giri iliyordu. 1947 CHP Kurultay bu do rultudaki yeni yöneli in kesinle ti i bir u rak olarak alg lanabilir. Parti d nda solcu ve ilerici ak mlar n tasfiyesinden, parti içinde de reformcu ve demokrat gruplar n etkisiz b rak lmas ndan sonra yap lan Kurultay, sermaye çevrelerinin ekonomik taleplerinin pek ço unu benimsiyor ve devletçili i esas olarak özel te ebbüse yard m etmeye dönük bir ilke olarak yeni ba tan yorumluyordu. ... CHP ve DP nin bu y llardaki iktisadi platformlar aras nda büyük bir paralellik vard r. Tek önemli fark, say lan alanlar n d nda kurulmu olan devlet i letmelerinin giderek özel te ebbüse devrini isteyen stanbul burjuvazisi ile DP yakla m na kar , bu alanlarda yeni kamu yat r mlar na giri meyi kabullenmekle birlikte, varolan i letmelerin devrini benimsemeyen CHP tutumu aras nda gözlenmektedir. Sava sonuna 250 milyon dolarl k, yani 1946 ithalat hacminin iki mislinden daha fazla bir döviz rezervi ile giren ve 1946 y l nda da 100 milyon dolara yak n bir d ticaret fazlas veren Türkiye nin, hiçbir ekonomik mant a dayanmad halde yo un bir d yard m arama çabas na girmesi, önce Truman Doktrini, sonra da Marshall Plan çerçevesi içinde yard m almaya ba lamas , CHP ve DP hükümetleri dönemlerinde kesintisiz olarak ve ayn yakla m içinde süregelmi tir. ... Yabanc sermayeye konulan s n rlamalardaki ilk gev etmeler CHP taraf ndan May s 1947 ve Mart 1950 de yap lm ; DP iktidar ayn yöneli i 1951 de Yabanc Sermaye Yat r mlar n Te vik Kanunu, 1954 ba lar nda ise Yabanc Sermayeyi Te vik Kanunu ile Petrol Kanununu kabul ederek sürdürmü tür. DP nin 1950 Haziran nda ... ilan edilen ithalat rejimi ile oldukça ileri bir a amaya getirilmi ve üç y l boyunca Türkiye, gümrük tarifeleri d ndaki koruma önlemlerinin büyük ölçüde kald r ld bir d ticaret politikas izlemi tir. www.altinicizdiklerim.com 11
  12. 12. Türkiye, IMF, Dünya Bankas ve Avrupa ktisadi birli i Örgütü ne 1947 de, NATO ya 1952 de üye olmu tur. 1946-1953 döneminin ana ekonomik göstergeleri, h zl bir büyüme sürecini yans tmaktad r. ... Ancak bu h zl büyümenin baz ilginç özellikleri vard r. Bir kere, 1945 sonras nda gerçekle en büyümenin, büyük ölçüde sava y llar n kapsayan alt y ll k bir gerilemenin telafisi niteli inde oldu u söylenmel idir. kincisi, 1946-1953 y llar n n, esas olarak tar msal geli me y llar oldu u söylenebilir. D ticaret fazlas n n Cumhuriyet tarihi boyunca kaydedildi i son y l 1946 d r. ... 1946-1953 y llar nda d ticaret aç toplam olarak 500 milyon dolar bulmu ve bu aç klar ABD yard mlar ve d kredilerle kapat lm t r. Sava y llar nda mutlak hayat standartlar belirgin bir biçimde dü en emekçi gruplar n, 1950 y l na gelindi inde sava öncesinin reel gelir düzeylerini a t klar anla lmaktad r. Bu y llar, bu nedenle geni halk y nlar n n bilinçlerinde bir refah art ve bolluk dönemi olarak yer edecektir ve do al olarak bu bilinç bu alt n y llar , CHP nin iktidardan uzakla t r ld 1950 y l ile ba latma e iliminde olacakt r. 1946 y izleyen y llarda siyasi iktidarlar n, özellikle DP nin, s n fsal konumlar tar ma dönük politikalarda büyük toprak sahipleri ile küçük çiftçi ç karlar n n çat t her durumda birincilerin gözetilmesi sonucunu da vermi tir. 1946-1953 y llar , böylece, tüm sosyal gruplar n mutlak durumlar n n ve ya am ko ullar n n düzeldi i, reel gelirlerinin artt ; buna kar l k ücretli maa l gruplar n göreli durumlar n n geriledi i; genel olarak mülk gelirlerinin ve özellikle ticaret sermayesinin milli has ladan paylar n n artt ; geni köylü kitlelerinin ise fiyat hareketleri nedeniyle bozulan bölü üm ili kilerini, üretim dinamizmi içinde fazlas yla telafi edebildikleri bir dönem olma özelli i gösterir. VI. TIKANMA VE YEN DEN UYUM: 1954-1961 1954-1961 y llar , sava sonunun geni leme konjonktürünün ve liberal d ticaret politikalar n n son buldu u; ekonominin göreli bir durgunluk içinde dalgalanmalara tabi oldu u, ihraç mallar na yönelik talepteki dü me ve d kaynak1ann belli bir düzeyi a mamas yüzünden do an d t kanmaya tepki olarak ithalat s n rlamalar na gidildi i bir dönem olarak nitelendirilebilir. ... Liberal Demokrat Parti, ekonomik zorlamalar sonunda, bir yandan kontrollü bir d ticaret rejimine, öte yandan da, tüketim mal ithalat ndaki daralmalar telafi etmeyi amaçlayan ve önemli ölçüde devlet yat r mlar yla gerçekle tirilen bir ithal ikamesi politikas na bu dönemde angaje olmu tur. 1954 Öncesinde ithalat n %20-25 ini olu turan tüketim mallar n n ithalattan pay %10 un alt na dü mü tür. Bu gerileme bir yandan mal yokluklar , kuyruklar ve karaborsaya; bir yandan da ithalat tüketim mallar nda ikame eden bir sanayile me sürecine yol açm t r. Devlet i letmelerinin özel sektöre devri slogan ile iktidara gelmi olan Demokrat Parti, bu dönemde www.altinicizdiklerim.com 12
  13. 13. kamu yat r mlar n geni letme zorunda kalm t r. ... Bu y llar, ayn zamanda, düzensiz kentle me ve gecekondula ma y llar d r. Sanayile menin muharrik gücü olan devlet kesiminin simgeledi i devletçi modele kamu kesiminin nicel boyutlar bak m ndan benzeyen, ancak, devlet kesiminin özel sektöre destek niteli inin ön plana ç kmas nedeniyle ondan ayr lan yeni bir karma ekonomi anlay kurumsalla m t r. 1961 sonras nda da ekonomik yap ya ve iktisat politikalar na egemen olmaya devam edecek olan bu özelliklerin sonraki dönemden ana fark , ekonomik geli menin bir önceki ve bir sonraki dönemlere göre durgun bir konjonktürde bulunmas nda ve plans z-programs z-günü gününe yönlendirilmesinde yatar. D ticaret rejiminde kontrollere ve korumac l a gidilmesine yol açan temel etken, serbest ticaret rejiminin sürekli ve giderek büyüyen d aç klara yol açmas ve d yard m ve kredileri sa lamakta kar la lan güçlüklerdi. ... DP iktidar , devalüasyon, deflasyonist önlemler ve d ticarette liberasyona dayal istikrar politikas yerine, Milli Korunma Kanununu yeniden yürürlü e koyarak, fiyat ve piyasa kontrolleri izlemeyi ve bir yandan ithal ikameci yat r mlar n, öte yandan köylüye dönük popülist politikalar n sürükledi i geni leyici ve enflasyonist politikalarda srar etmeyi ye ledi. Ne var ki, dolar cinsinden ithalat n 1953-1958 aras nda % 40 tan daha fazla dü mesi ve d bask lar n giderek artan dozu, 4 A ustos 1958 de dolar n TL kar s nda 2,2 misli de erlenmesi sonucunu do uran fiili bir devalüasyonun kabul edilmesini kaç n lmaz k ld . 4 A ustos kararlar , devalüasyonun yan s ra, 1953 sonras nda uygulamaya konan d ticaret kontrollerinin s n rl ölçüde gev etilmesine, Milli Korunma Kanunu uygulamalar n n fiilen durdurulmas na, kamu i letmelerinde zamlara ve bütçe aç klar n n daralt lmas na dayand r l yordu. Bunlar n kar l nda, ba ta ABD olmak üzere Bat l devletler 600 milyon dolarl k d borcun ertelenmesini kabul ediyor ve 359 milyon dolarl k yeni kredi taahhüdüne giriyorlard . 1958 sonras ndaki üç y l boyunca, hem DP iktidar , hem 27 May s izleyen hükümetler serbest ticaretçi olmaktan çok deflasyonist özellikler ta yan bu istikrar politikas n ana hatlar yla uygulamaya devam etmi lerdir. 1954-1961 y llar , kendisinden önceki ve sonraki dönemlere göre, milli gelir büyüme h z n n belirgin bir biçimde dü ük oldu u bir dönemdir. ... Ekonominin art k tabi oldu u birikim biçiminin ve büyüme h z n n temel belirleyicisi, d kaynaklard r. Ekonomi, s nai tüketim mal ithalinden ziyade, giderek ithal mal girdilere ba ml hale geldi i için, bu girdi ak m nda t kanmalara yol açan ithalat güçlükleri do du unda, büyüme h z zorunlu olarak dü ecektir. thalat n bile iminde, tüketim mallar n n pay n n azal p, yat r m ve ara mallar n n pay n n artt gözlenmektedir. VII. ÇE DÖNÜK, DI A BA IMLI GEN LEME (1962-1976) VE YEN BUNALIM (1977-1979) 1954 y l nda ba layan d t kanma ve göreli durgunluk konjonktürüne kar uygulanan istikrar ve uyum politikalar 1961 y l ile son buluyor ve ekonomi yeni bir geni leme sürecine haz r duruma getiriliyordu. www.altinicizdiklerim.com 13
  14. 14. 1962 sonras nda iktisat politikalar planlama taban na oturtulmu tur. Geli me biçimi bak m ndan bu dönem, korumac iç pazara dönük ve ithal ikameci görüntüsüyle 1930 lu y llara ve 1954-1961 dönemine benzer görünmekle birlikte, sanayile menin içeri i, yat r mlar n da l m ve sektör öncelikleri bak m ndan tamamen farkl özellikler ta maktad r. ... Kentli ve ta ral burjuvazinin ula t gelir düzeyleri bu s n flar n tüketim tercihlerinin kaynak tahsisine egemen olmas na yol açacak bir etki gücü olu turmakta idi. ... Devlete egemen ol an s n flar n ve siyasi karar alma sürecini denetleyen gruplar n zevk ve e ilimlerini yans tan bu tüketim talebinin kar lanmas kaç n lmazd . Ancak, d ticaret t kanmalar geçerli iken bu mallar n ithalinin serbest b rak larak k t dövizin lüks mallara tahsisi, 1960 l y llar n çok partili demokrasi ko ullar nda söz konusu olmayacakt . ... lk ba ta salt montaj biçiminde kurulan dayan kl tüketim mallar sanayii, zamanla daha fazla yerli katk yla ve çevresinde besledi i yan sanayi kollar yla modern sanayi görüntüleri kazanacakt . Ancak bu üretim kollar teknoloji ve temel girdiler bak m ndan d a ba l olmaya, üretim ölçe i, birim maliyetler ve kalite bak m ndan Bat l emsallerinden geri kalmaya devam edecekler; bu özellikleri ile d pazarlara yönelme imkanlar çok s n rl kalacakt . Bu geli meyi tamamlayan ve büyük ölçüde ona ba l bir di er ithal ikamesi süreci, özellikle kamu kesiminin katk s yla demir-çelik, bak r, alüminyum, petro-kimya ve kimya, in aat malzemeleri gibi temel ara mallarda gözlenmi tir. Kamu sektörü, ço u kez maliyetlerin alt nda fiyatland rd temel girdilerde özel sanayiinin ve (yapay gübrede oldu u gibi) tar m n girdi ihtiyac n ucuza kar lamaya çal yor ve bu politikalar ekonominin temel dengelerine ve bölü üm ili kilerine özel damgalar vuruyordu. lk bak ta ekonominin d a ba ml l n zaman içinde azaltmakm gibi görünen bu sanayile me biçimi, beklenenin z dd bir sonuç vererek, ekonominin ithalata ba ml l n art rm t r. hracat n göreli zay fl n n arkas nda yatan bir di er nesnel zorlama, iç pazara dönük bir sanayile me sürecinin oldukça ileri a amalar na kadar, ihracat n geleneksel tar m ürünl erinden olu maya devam etmesi gere inden do makta idi. ... hracatta anlaml bir geli menin s nai ürünlere dayanmas zorunlu idi. ... S nai ürünler ihracat n n ciddi ve sürekli bir ilerleme göstermesinin nesnel ko ullar , sanayile me sürecini belli bir e i i a acak düzeye ula mas nda ve s nai yat r mlarda modern teknoloji ve optimum öl çeklerin gerçekle mesinde yatar. A r ithal ba ml l ve ihracattaki göreli durgunlu a ra men 1962-1976 aras nda düzgün v e yüksek bir büyüme temposunun sürdürülebilmesinin temel nedeni, ekonomiye öneml i boyutlarda d kaynak enjekte edilmesi olmu tur. ... çi dövizlerinin de d kaynak say lmas kan m zca do ru olur. 1965-1969 aras nda 100 milyon dolar civar nda oynayan i çi dövizleri, 1970 li y llarda h zla artarak 1 milyar dolar e i ini a m ve d ticaret aç n n kapat lmas nda en önemli kalem haline gelmi tir. ... Bu dönem boyunca d kaynak sa laman n göreli olarak kolay olmas , ekonominin ithal ba ml l n n kronik bir hal almas na ve ihracat n ihmaline önemli katk lar yapm ; nas l olsa d kaynak bulunabilece i bilinci, döviz kazanc na veya döviz tasarrufuna dönük çabalar pe inen baltalam t r. 1962-1976 döneminin bir di er belirleyici özelli i, siyasi rejimin, popülist denebilecek bölü üm politikalar na angaje olmas d r. ... Böylece, egemen blo un uzun dönemli ç karlar ile geni halk kitlelerinin k sa dönemli ç karlar aras nda belli bir denge sa lanm olur. Bu dengenin, egemen www.altinicizdiklerim.com 14
  15. 15. blok aleyhine bozulma ihtimalinin güçlendi i durumlarda, rejime müdahalelerle durum düzeltilmi tir. Ücretleri siyasi yöntemlerle bask alt nda tutmak için (örne in ihracata dönük sanayile me modellerinin aksine) bir zorunluluk yoktur. ... Piyasan n bir bölümünde (kamu kesiminde) izlenen yüksek ücret politikalar n n piyasan n tümünü, dolay s yla özel kesimi ayn do rultuda etkilemesi kaç n lmazd r. Popülist politikalar n bir di er yans mas , Türkiye nin oldukça ileri bir sosyal güvenlik sistemi kurabilmi olmas d r. Böylece i çi s n f , ücret d nda önemli güvencelere ve parasal olmayan gelir türlerine kavu abilmi tir. ... Bütün bu geli melerin sonunda, dönem sonuna gelindi inde Türkiye benzer geli me düzeyindeki azgeli mi ülkeler aras nda göreli olarak yüksek ücretli grupta yer alm t r. Popülist politikalar, k rsal kesimde de benzer sonuçlar yaratm t r. Popülist iktisadi ve sosyal politikalar n egemen güçler blo u için ciddi sorunlar yaratmamas n n bir ko ulu, korumac politikalardan do an göreli fiyat avantajlar ndan sanayi ve ticaret sermayesinin oldu u gibi yararlanmas n önleyecek engellerin do mamas idi. ... Özel kesime girdi ve hizmet satan kamu i letmeleri fiyatlar n n sistematik olarak dü ük tutulmas , sözü geçen fiyat avantajlar n n piyasa ili kileri içinde kamu kesimine intikal etmesini önlemi tir. Genellikle herkesi belli ölçülerde ho nut k lmaya dayanan bu model, 1971 deki askeri müdahaleyi saymazsak, 1977 y l ndaki bunal m konjonktürüne kadar sürdürülebilmi tir. 1960 l y llar, d ticaret rejiminin büyük ölçüde, sabit bir döviz kuru, kambiyo kontrolleri ve kotalarla yürütüldü ü bir zaman kesitidir. ... Yasaklar ve izinlerden olu an ve her a amada idari kontrolleri gerektiren bu politika modeli, bir yandan plan öncelikleri do rultusunda selektif önlemleri içerir; öte yandan da, izin ve yasaklar n çok büyük ekonomik avantajlar n do mas na ya da önlenmesine yol açmas nedeniyle, devlet mekanizmas n n büyük ç karlar kar s nda yozla mas n n nesnel ko ullar n olu turur. 10 A ustos 1970 te 1 dolar resmen 9 TL den 15 TL ye ç kar larak, ithal teminatlar ve damga resimleri dü ürülerek ve liberasyon listeleri geni letilerek d telkinler do rultusunda bir operasyon yap ld . Ancak, 10 A ustos kararlar n n, geleneksel IMF modeli do rultusundaki eksiklerinin giderilmesi, yedi ay sonra, yani 12 Mart 1971 sonras nda olu an yar -askeri rejimin grevleri ve toplu sözle meleri ask ya almas ve ücretleri dondurmas sonunda gerçekle mi tir. Petrol fiyatlar ndaki ani s çrama bu rahat gidi e son verdi. ... Ham petrol fiyat n n dünyada üç misli artt bu y llarda Türkiye de petrol türevlerinin fiyatlar pek az de i tirildi. ... Dünya ekonomik bunal m içinde debelenirken Türkiye ekonomisi bu yapay yöntemlerle 1975 ve 1976 da %8 dolaylar nda büyümekte idi. Bu büyümenin zorlama niteli i, 1976 y l nda ihracat n ithalat kar lama oran n n 1/3 e dü mesi ile ortaya ç k yordu. ... Artan siyasi istikrars zl k ve partiler aras çeki menin iddetlenmesi biçiminde tezahür eden politik güçlükleri yapay bir refah konjonktürü yaratarak a maya çal an Demirel çizgisinin ba ar s zl a u ramas kaç n lmazd . Nitekim bu zorlamalar n genel seçim ko ullar nda sürdürüldü ü 1977 y l , ertelenmi ekonomik bunal m n nesnel olarak da patlak verdi i y l olmu tur. www.altinicizdiklerim.com 15
  16. 16. Fiyatlar konusunda ilginç bir saptama, döviz kurunun sabit tutuldu u 1960 l y llarda enflasyon oran n n %5 dolaylar nda dola t , devalüasyonu izleyen ve göreli esnek kurlar n uyguland 1970 sonras nda ise ayn oran n %15 i a t d r. 1960-1961 ortalamas olarak hizmetlerin milli has ladan pay %46 iken, 1975-76 da bu oran % 51,7 ye yükselmi , ekonominin üretken olmayan kesimi, böylece, sanayiden daha büyük bir h zla geni lemi tir. ... Dolay s yla, sanayile me sürecinin istihdam yaratma yetene i s n rl kalm , çal anlar n giderek artan bölümleri geçimlerini üretken olmayan faaliyetler içinde sa lar olmu lar, kentle me sanayile menin önünde gitmi tir. Çok yayg n bir mülksüzle me-proleterle me sürecine dayand için iddetli s n f kavgalar yla iç içe girmi olan Bat Avrupa sanayile mesi ile kar la t r ld nda, bu esnek gel i me biçiminin belirgin farklar içerdi i söylenebilir. Bir kere, tar mda küçük mülkiyet-küçük i letme biçimlerinin Türkiye de çok daha yayg n ve kal c bir özellik ta d söylenebilir. Bu yap ,nüfus fazlas n n k rsal kesimle ekonomik ba lar n koparmadan, hatta tar m zorunluluk halinde ba vurulabilecek bir dayanak olarak görmenin güvencesi içinde kente kaymas n n imkanlar n yaratmaktad r. Sadece sanayile meye dayal bir kentle me, bu nüfus ak m n sanayi i çili i ile i sizlik seçenekleri aras nda kar kar ya b rakarak s n rlayacak iken, hizmetlerin ve marjinal-verimsiz faaliyetlerin i kinli i böyle bir s n rlamay önemli ölçüde gev etebilmektedir. Gecekondu bölgelerinde k rsal hayat k smen de ol sa yeniden üretebilen, köyle kuvvetli ekonomik ba lar süren, ailenin çe itli bireyleri farkl zamanlarda dolmu kahyal ndan i portac l a, hizmetçilikten pazarc l a; bekçilikten pavyon fedaili ine kadar çok farkl biçimler içinde hayatlar n sürdürebilen a a s n flara dayal bir kentle me süreci, sanayi devriminin her an patlamaya haz r barut f ç lar n and ran ve proletarya-burjuvazi çeli kisi üzerine kurulu Bat Avrupa kentle mesine göre egemen s n flar aç s ndan önemli istikrar unsurlar ta maktad r. 1963-1980 aras nda sanayiin en h zl geli en alt-kesimlerinin dayan kl tüketim mallar ile ara-mallar oldu u anla lmaktad r. 1930 lu y llar n tekel ürünlerinde, eker ve tekstildeki devlet yat r mlar n n uzant s olarak yayg n tüketim mallar nda odakla an devlet sanayiinin görüntüsü, 1960 l y llar n ba nda hala sürmektedir. Üçüncü bir saptama, bu dönemde sanayide kamu kesiminin göreli olarak daralma e ilimi içinde oldu udur. ... 1980 e gelindi inde devlet sanayii sadece ara mallarda özel sanayiden daha geni bir yer kaplamaktad r. Ulusal ekonomi d kaynak bulabildi i sürece büyüyebilmi , ihracat n potansiyel olarak en dinamik kesimi olan s nai ürünlerde d a yönelme, ancak 1970 li y llar n ortalar na do ru ba layabildi i için, d ticaret aç klan büyümü ve d kaynak ihtiyac milli gelirden daha fazla artm , normal kredi kanallar n n yetersizli ini gidermek için i çi dövizleri ve Dövize Çevrilebilir Mevduat hesaplar ile sa lanan s çramalarla 1973-1976 y llar idare edildikten sonra bunal m kaç n lmaz hale gelmi tir. Devlet sanayiinin izledi i fiyat politikas bu dönemde böl ü üm süreçlerinin öneml i belirleyicilerinden biri olarak ortaya ç kmaktad r. Mevduata enflasyon oran n n alt nda, krediye www.altinicizdiklerim.com 16
  17. 17. ise enflasyon h z ile genel likle ba a ba faiz hadleri uygulayan bankalar sistemi ve bu uygulamay belirleyen para politikalar , özel sanayi ve ticaret sermayesinin geni lemesinde finansman sorunl ar ndan ciddi engeller do mamas n sa lam t r. K sacas , ithal ikamesi politikalar ndan (ve buna ba l d ticaret ve kambiyo kontrollerinden) do an fiyat avantajlar , devlet sanayiinin dü ük fiyat politikalar n n bu ürünleri kullanan üretken sektörlere (ve/veya tüketicilere) sa lad ilave rantlar , dü ük faizli kredi kullanarak geni leyen sermaye gruplar n n sa lad kazançlar, toplumsal art n sermaye çev releri aras nda payla lma biçimlerini belirlemi tir. 1963 y l ndan itibaren giderek yayg nla an özgür bir sendika hareketi ve grev hakk ile desteklenen bir toplu sözle me rejimi içinde olu an i çi ücretleri, bu düzenin ask ya al nd 12 Mart 1971 i izleyen bir iki y l d nda her y l reel olarak artm t r. 1974 sonras nda petrol fiyatlar ndaki s çramaya paralel olarak dünya ekonomisinin sürüklendi i durgunluk haline Türkiye sürekli bir seçim konjonktürü içinde, k sa dönemli borçlanma kanallar n sonuna kadar zorlayarak ve ithalat ve milli gelirdeki büyüme h zlar n sürdürmeye, böylece çal arak tepki gösterdi. Böylece, 1974-75 y llar nda planl ve rasyonel anti-kriz önlemleri ile hafif atlat labilecek ekonomik bunal m, üç y l gecikme ile, fakat çok daha iddetle geldi. 1977 y l nda d ticaret göstergeleri iddetle bozulmu tur. hracat bir önceki y la göre 200 milyon dolar gerilerken, ithalat adeta son bir çaba ile- %13 (660 milyon dolar) art r lm , ihracat n ithalat kar lama oran %30 a dü erken d ticaret aç 4 milyar dolar a m t r. Milli has lan n %5 e yakla an bir oranda büyümesine imkan veren ve k sa dönemli, yüksek faizli DÇM, banker borçlar ve ticari kredilerle mümkün k l nan bu zorlama, y l sonu geldi inde bütün kredi kanallar n n t kanmas ile sonuçland ve petrol dahil tutar, halat n pe in ödeme ile yap lmas zorunlulu unu do urdu. Bu noktada iktidara gelen Ecevit hükümeti iki y l boyunca önceki iktidar n a r ekonomik miras ile u ra t . Ancak iktidar, bunal m ko ullar nda uygulanabilecek bir alternatif politikaya ne kuramsal ne de politik bak mdan haz r de ildi. ... Sonuç, yemeklik ya lardan benzine kadar uzanan bir dizi temel malda kuyruklar ve (mal n cinsine göre de i en boyut ve biçimlerde) karaborsalar olu mas ve genel fiyat düzeyinin 1978 de % 53, 1979 da % 64 oranlar nda art r lmas oldu. ... 1946, 1958, 1970 y llar ndaki gibi istisnai bir operasyon say lan devalüasyon, 1977 den itibaren her y l, gerekirse birkaç kez ba vurulabilecek bir ayarlama haline gelmekte idi. 1976 sonras , göreli fiyatlar n tar m aleyhine, sanayi lehine döndü ü y llard r. Reel ücretler, sanayi anketlerine göre 1979 da, SSK istatistiklerine göre 1977 de azami noktaya ula makta, bundan sonra gerilemektedir. 1976 = 100 al n rsa, reel ücretler birinci seriye göre 1977 de % 20,1, 1978 de % 0.4, 1979 da ise % 5,6 artm ; ikinci seriye göre ise 1977 de % 2,4 artt ktan sonra, 1978 de % 7, 1979 da % 13,6 gerilemi tir. Özel sanayideki ücret/kar ili kilerine gelince, 1970-74 aras nda katma de er içinde ortalama % 32,1 olan ücret pay , 1975-79 y llar nda % 34,1 e yükselmi tir. Ücret paylar ndaki bu yükselme (ve www.altinicizdiklerim.com 17
  18. 18. karlar n pay n n gerilemesi) sanayi burjuvazisini popülizmin bölü üm politikalar na ve toplu sözle me-grev hakk na veto çekmeye yönelten etkenlerden biri olarak görülmelidir. 24 Ocak 1980 kararlar ile ba layan ve 12 Eylül sonras nda peki tirilen yeni iktisadi politikan n arkas nda bu do rultudaki etken ve özlemlerin belirleyici oldu u, sonraki y llarda aç kça ortaya ç kacakt r. VIII. SERMAYEN N KAR I SALDIRISI: 1980-1985 Üretimde art lar n durdu u bir h zl enflasyon konjonktüründe ... de i ik ve yeni i adamlar gurubunun palazlanmas na yol açan bir çerçeve olu makta idi. ... Grevler yüzünden yitirilen i günlerinin göreli a rl 1977-80 y llar nda, 1973-76 y llar yla kar la t r l rsa iki buçuk misli artm t . Dolay s yla, büyük sermaye çevreleri bu ba bo gidi e dur denilmesi nin, sendikalar n disiplin alt na al nmas n n, sermaye için gerekli güven ortam n n yeniden yarat lmas n n ça r lar n 1979 y l ndan itibaren aç kça yapmaya ba lam lard . Y l sonuna do ru ara seçimlerdeki yenilgiyi bahane eden Ecev it istifa ederek hükümeti siyasi rakibi Demirel e devretmi oldu. Demirel, yeni bir istikrar program haz rlama görevini ba bakanl k müste arl na getirdi i Turgut Özal a verdi. 24 Ocak program nda yer aralan boyutlar yla devalüasyon, K T zamlar ve fiyat denetimlerinin kald r lmas gibi ok tedavisi ö elerinin, IMF nin üç y ld r Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinden istedi i nicel boyutlar fazlas yla a m oldu unu, yani istenenden fazlas n n verilmi oldu u nu saptayabiliyoruz. kinci olarak, bu kararlar, sadece bir istikrar program niteli i ta mamakta idi; beynelmilel sermayenin, özellikle Dünya Bankas arac l yla pazarlad ve içte ve d a kar piyasa serbestisi ile beynelmilel ve yerli sermayenin eme e kar güçlendirilmesi gibi iki stratejik hedef etraf nda olu an bir yap sal uyum perspektifi de ta makta idi. Program n bu boyutu zaman çinde daha da ön plana ç kacakt . Demirel hükümeti bu program , Özal n ve sermaye çevrelerinin yukar da aktard m z istekleri do rultusunda, yani sistemli ve sürekli olarak emek aleyhtar bir do rultuda uygulayabilmenin ve geli tirmenin araçlar ndan yoksundu. te 12 Eylül 1980 de gerçekle en rejim de i ikli i, 24 Ocak program n n önündeki bu öneml i engeli ortadan kald rd . ... 12 Eylül müdahalesinden hemen sonra kamuoyuna ilk kez hitap eden K. Evren in konu mas nda da yüksek ücretler den ikayet edilmesi ilginç ve ö reticidir. Ba tan sona kadar alternatifi yoktur slogan ile ve çok yo un bir ideolojik kampanya ile halk kitlelerine ve kamuoyuna sunulan 24 Ocak modeli ne Türkiye, ne de dünya bak m ndan orijinal bir önlemler paketi de ildir. Bu kararlar, 1970 li y llarda IMF nin d t kanma ko ullar alt nda bunalan pek çok azgeli mi ülkeye empoze etti i standart istikrar politikas paketi ile daha ziyade Dünya Bankas taraf ndan geli tirilen tipik bir yap sal uyum program n n tüm bilinen unsurlar n içermektedir. Sürekli devalüasyonlar do rultusunda i letilen günl ük kur ayarlamalar na ba l ve zaman içinde serbestlik derecesi art r lan bir kambiyo politikas ; ithal kotalar n n ad m ad m kald r lmas yla liberasyona yönelen bir ithalat rejimi; pahal döviz, ucuz kredi ve vergi iadesi gibi te vik ve sübvansiyonlarla desteklenen ihracat n bir ulusal öncelik haline getirilmesi; a r sanayi ve temel www.altinicizdiklerim.com 18
  19. 19. mallara dönük kamu yat r mlar n n giderek tasfiyesi ve baz K T lerin özelle tirilmesinin hedeflenmesi; K T fiyatlar n n yükseltilmesine paralel olarak fiyat kontrollerinin ve temel mallar n ço undaki sübvansiyonlar n kald r lmas ; grev, toplu sözle me ve sendikal faaliyetlerin yasakland dört y l boyunca ücretlerin zorunlu tahkim sistemiyle, daha sonra ise fevkalade s n rl bir yasal ve kurumsal çerçeve içinde saptanmas ; benzer s n rlay c gelir politikalar n n memur maa lar ve tar mda taban fiyatlar için uygulanmas ve iç talebin daralt lmas , 24 Ocak kararlar ile ekonomiye damgas n vuracak olan iktisat politikalar n n temel unsurlar d r. nceledi imiz alt y l boyunca modelin bölü üm ili kileri bak m ndan belirleyici özelli i genel olarak sermaye ile genel olarak emek, yani geni anlamda burjuvazi ile emekçi s n flar aras ndaki temel çeli kiyi sistemli olarak emek aleyhinde denetlemeye ve düzenlemeye kalk mas olmu tur. Kat ks z askeri rejim y llar n olu turan 1981-83 ara döneminin ortalar na do ru, bankerlerin ve baz bankalar n çökü ü Özal hükümetten ayr lmaya zorlar; ancak serbest faiz yerine, kontrollü yüksek faiz yakla m n n geçmesi d nda, ... 1983 y l n n politikalar önceki üç y ldan farkl de ildir. ... Yeni anayasan n getirdi i yeniliklerden biri olarak kanun hükmündeki kararnameler iktisadi konularda hükümetlere sadece geni yetkiler vermekl e kalm yor, bu yetkileri parlamento ve Say tay gibi temel kurumlar n denetimi d nda fevkalade keyfi bir biçimde kullanma imkanlar n da sa l yordu. ncelememizi 1985 y l ile noktalamam z n nedeni, böylece ortaya ç k yor: Bu y l, askeri rejim alt nda kurumsalla t r lm olan iktisat politikas ö elerinin saf biçimiyle süregeldi i; parlamentarizmin etkisi alt nda zorlanmaya ba lanmad son y l temsil, eder. 1980 li y llar n bir di er özelli i burjuva ideolojisinin öncelikle ekonomik konularda toplum hayat na önceki dönemlerle kar la t r lmayacak kadar egemen ol mas d r. ... Serbest piyasa ekonomisi , hür te ebbüs , orta direk , kö eyi dönme gibi 1980 li y llarda yayg nla an terimlerin ideolojik içerikli oldu u aç kt r. ktisadi konularda liberal bir görüntü ta yan bu söylemin, Türkiye nin siyasi tarihinin bask c dönemlerinden birinde ye ermesi elbette rastlant de ildir. ... Türk- slam sentezi ile her türlü tarih perspektifinden ar nd r lm , içeriksiz bir Atatürkçülük karmas , bu resmi ideolojinin genel çerçevesini olu turdu. Askeri ve sivil bürokrasi do rudan do ruya bu ideolojik tavr n ta y c s olmakla görevlendirildiler. lk ve orta e itim ile YÖK denetimi alt ndaki yüksek e itim, genç ku aklar n anti-komünizm , milli bütünlük , ülkeyi parçalamak isteyen zararl ve y k c ideolojiler gibi temalar arac l yla tekdüze bir biçimde yeti mesi için kullan ld . Bu ku aklarda her türlü ele tirici, ileri ve radikal dü ünce insafs zca mahkum edildi. Bu geli melere hangi aç dan bak l rsa bak ls n, bu resmi ideoloji ile, burjuvazinin yukar da ele ald m z ideolojik sald r s aras nda mükemmel bir uyum ve i bölümü oldu u söylenmelidir. Sözünü etti imiz ideolojik sald r n n geni halk kitleleri içinde de ba ar lar kazand söylenebilir. Sol siyasi ak mlar n susturuldu u, örgütlü ve sendikal mücadelenin felce u rad bu ekonomik ve siyasi kriz döneminde, özellikle kentli emekçilerin saflar nda, önceki dönemde kök salmaya ba layan s n f bilincinin ve yeni yeni filizlenmeye ba lam bir kentli i çi s n f kültürünün h zla a nmaya ba lad gözlenmektedir. Bu a nma, bireyselle me, dine sar lma, toplumsal ya am oda n n i yerinden ve üretimden, mahalleye, semte, semt (veya kent) tak mlar na, aile içine kaymas gibi e ilimler içinde ortaya ç kmaktad r. ... Kriz ko ullar nda, eme in ve i çili in maddi ve www.altinicizdiklerim.com 19
  20. 20. manevi de erlerinin h zla gerilemesi, emekçi s n flar n saflar ndaki küçük burjuva ya am biçimlerinin ve bunlar n ideolojik yans malar n n geli mesi için uygun ortamlar yaratm t r. stikrar programlar dünyan n her yerinde ithalat hacmi frenlenerek ba lat ld halde, Türkiye de bu program n uygulamaya kondu u 1980 y l nda ithalat n bir önceki y la göre 5069 milyon dolardan 7909 milyon dolara (yani %56 oran nda); cari i lemler aç n n ise 2,8 misli art r labilmesine imkan sa lanm t r. thal mal , ara-mallara ve yat r m mallar na ba ml l azalmam , aksine artm olan Türkiye ekonomisi bu y llarda bol miktarda d kaynak sa layarak, yani d borçlar n art rarak büyüyebilmi tir. ktisat politikalar n yürütenlerin ana ba ar s , uygun ve do ru politikalar bulmak de il, Türkiye nin d aç klar n n kapat lmas nda beynelmilel finans çevrelerinin ola anüstü deste ini kazanmak olmu tur. 1978/79 daki kriz ko ullar nda, özellikle sanayide üretken kapasitenin kullan m oranlar n n çok fazla dü mü oldu unu biliyoruz. te, 1980 li y llarda gözlenen s nai büyüme, esas olarak, i letmelerin kapasite kullan m oranlar yükseltilerek gerçekle mi ; varolan üretken kapasitelerin geni leme h z ise önceki döneme göre büy ük ölçüde gerilemi tir. Sanayi için yapt m z bu gözlemin, ekonominin tümü için de büyük ölçülerde geçerli oldu unu söyleyebiliriz. Ancak as l vahim gözlem, sanayi kesimine yap lan yat r mlarla ilgili: Sabit fiyatlarla (reel olarak) s nai yat r mlar n hacmi, 1985 y l nda, 1978/79 ortalamas n n sadece % 65,9 u düzeyindedir. ... 1980 li y llar n ko ullar nda sanayi sermayesi, özellikle a r faiz yükü alt nda ezilerek (adeta can havliyle ) varolan kapasitelerini daha fazla üretim için kullanarak ihracata yönelmekte, ancak gelece e ili kin öngörüleri karamsar oldu u için yeni kapasite yaratmaktan kaç nmakta, yani önceki döneme göre, çok daha az yat r m yapmaktad r. 1980 li y llarda siyasi iktidarda özel birikimden yana kesin bir tav r egemen olmas na ra men, kamu yat r mlar büyümenin sürükleyici gücü olmaya hala devam etmektedir. Kamu kesiminin toplam yat r mlar 1978/79 ile 1985 aras nda reel olarak %25,6 artarken, özel kesim yat r mlar n n %14 oran nda gerilemi olmas bu yarg y destekliyor. Ancak, kamu yat r mlar ndaki bu art n, enerji, haberle me, ula m ve belediye alt-yap lar nda kümel endi i ve sanayiden uzakla ma e iliminin, yukar da da de indi imiz gibi, belirgin bir hal ald ortaya ç k yor. malat sanayii anketi ve say mlar ndan hesaplanan reel ücretlerin, 1978 /79 ile 1984 aras nda %26,6 oran nda gerilemi oldu u ortaya ç k yor. 1976-85 y llar n n, Cumhuriyet tarihi boyunca, Türkiye köylüsünün kar la t en büyük iki fiyat çöküntüsünden birini (belki de en a r n ) olu turdu u ortaya ç kar. Ancak, bu ikinci fiyat bunal m meydana geldi inde, köylü nüfusun 1930 lu y llara göre çok daha yüksek bir üretkenlik ve gelir düzeyine ula m oldu u unutulmamal d r. 1980 li y llarda temel tüketim mallar nda sübvansiyonlar n ve fiyat denetimlerinin kald r lmas veya gev etilmesi nedeniyle, tüketim fiyat /çiftçi fiyat makas tüm ürünlerde hem tüketici, hem de çiftçi aleyhine aç lm t r. Bu da, makas n, bu ürünleri pazarlayan ticaret sermayesi lehine aç lmas anlam na gelir. Benzeri bir geli me iki temel ihraç ürünü olan pamuk ve tütünde de gözleniyor. ... www.altinicizdiklerim.com 20
  21. 21. Sürekli devalüasyonlar n ve ihraç te viklerinin yürürlükte oldu u bir dönemde, bu politikalar üreticiye de il, ticaret sermayesine yaram t r. Art k kitlesinin tümü, üretim sürecini kontrol eden kapitalistin (sanayi sermayesinin) elinde kalmaz; çe itli ekonomik mekanizmalarla faiz, kira, ticari kar ve s nai kar kategorileri aras nda payla l r. Bu payla m çeki mesinin 1962-1976 y llar içinde, genellikle sanayi sermayesi lehine seyretti i, 1980 li y llarda ise durumun tersine döndü ü söylenebilir. ... Sanayi ürünleri ihracat nda yüksek te viklerin, üretici sanayiciye de i1, ihracatç sermaye irketleri ad alt nda örgütlenen büyük ticaret sermayesine verildi ini de hat rlamak gerekir. IX. SONUÇ: BAZI ANA Ç ZG LER Türkiye nin 1908-1985 y llar n n, yani 20. yüzy l n büyük bir bölümünü kapsayan bir zaman diliminin iktisat tarihi ne gibi ana çizgiler ortaya koymaktad r? Bizce bu genel lemeleri üç grup alt nda toplayabiliriz. Birinci olarak, incelenen zaman süresi içinde üretim güçlerinin küçümsenmeyecek bir h zla geli ti i, Türkiye ekonomisinin dura an de il, dinamik bir özellik kazand söylenebilir. kinci olarak, 1908-1985 aras , Türkiye de kapitalizmin geli ti i ve yerle ti i y llard r ve bu dönü üm, 1908 de patlak veren ve bütün tökezlemelerine ve aksakl klar na ra men sonraki y llarda devam eden bir burjuva devrimi ile ba lam t r. Üçüncü olarak, bu burjuva devrimi yetmi küsur y lda bir türlü tamamlanamam ... azgeli mi likten kurtulamam , kemale ermi bir burjuva demokrasisi yerine, popülizm ile çe itli renklerde (ancak yüzy l n sonlar na do ru reformist de il tutucu karakterleri a r basan) askeri rejimler aras nda yalpalamaya mahkum kalm t r. Milli has la serileri; Cumhuriyet öncesi dönem için yoktur. 1923-1986 y llar n n milli has la rakamlar n inceledi imizde ... gayr safi milli has lan n y ll k de i melerinin aritmetik ortalamas 63 y ll k bu uzun zaman diliminde %5,5 luk bir ortalama büyüme h z na tekabül ediyor. Bu büyüme h z n n 63 y l boyunca, düzgün bir seyir gösterdi i söylenemez. 1923-1986 y llar n n %5 - %6 oranlar nda bir büyüme çizgisi izleyebilmesi çarp c bir ba ar d r. ... Geli mi lik olgusunun süregelmesini ... dura anl k yarg s ndan türetmek yanl t r. Üretim güçlerinde meydana gelen bu geli menin, hem Türkiye de kapitalist üretim biçiminin topluma giderek egemen olmas na imkan verdi i, hem de bu üretim biçiminin geli imi sayesinde gerçekle ti i söylenebilir. Böylece, 20. yüzy l Türkiye iktisat tarihi, ayn zamanda Türkiye de kapitalizmin geli iminin tarihidir. Kapitalist bir toplumsal sistemin yerle mesinin evrensel de ilse, bile yayg n bir ön-ko ulu, siyasi iktidar ve üstyap sorunlar n , bir burjuva devrimi ile çözmesidir. Kemalist devrimin, bu anlamda,1908 devrimini tamamlayan ikinci bir dalga oldu u söylenebilir. Milli mücadele, cumhuriyetin kurulu u ve bu kurulu u izleyen üst-yap devrim leri, bir kere, ulusal bir kapitalist geli menin ön-ko ulu olan siyasi ba ms zl k sorununu radikal bir biçimde çözmü ; ikinci olarak bürokratik aristokrasiyi siyasi iktidardan kesinlikle uzakla t rm ve üçüncü olarak da www.altinicizdiklerim.com 21
  22. 22. kapitalizmin hukuki ve kurumsal üst-yap s n n (ço u kez Bat dan aktararak ve bu yüzden ulusal bir sentez olu turamama ele tirisine kendisini aç k tutarak) ana unsurlar n in a etmi tir. Buna kar l k ulusal bir ekonomi olu turma sürecinin kal c ve ciddi bir biçimde 1930 sonras nda ba lad n söyleyebiliriz. Büyük dünya buhran n n korumac -devletçi iktisat politikas senteziyle kar lanmas ve 1950 sonras ndan farkl olarak ulusal (ve esas olarak Devletin harekete geçirdi i) kaynaklara dayanarak (d denge içinde) sanayile meyi ba latabilmesi, Türkiye kapitalizminin geli iminde öneml i bir olgunla ma a amas d r. 20. Yüzy l Türkiye iktisat tarihinin bir di er ilginç ö retisi, iktisat politikalar n n (ve bu politikalara ba l ideolojik tav rlar) üzerinde, iki ayr çizginin, aç k veya kapal biçimde, fakat sürekli bir çat ma ve hesapla ma içinde bulunmalar d r. ... Türkiye nas l kalk nabilir? sorusunun yan tlar olarak gösterilen bu çizgilerden birisi, d a aç k entegrasyoncu ve serbest piyasaya dayal , di eri ise korumac , ulusal, müdahaleci politikalardan olu maktad r. 1960 sonras nda DPT nin kurucular , Yön Dergisi ve çok say da sola dönük yazar ve iktisatç taraf ndan savunulan, kalk nman n sanayile me anlam na geldi i, bunun da geri kalm bir ülkede d a kar koruma, içte ise Devlet eliyle sa lanan planl bir birikimle gerçekle ebilece i görü ü de pek az yeni unsurla zenginle erek zaman m za kadar gelmi tir. Özellikle 1946 sonras nda Türkiye ekonomisi giderek artan d ba ml l k özellikleri kazanmas bak m ndan klasik kapitalizmin geli mesinden fark gösterir. Bu tarihten sonra Türkiye, dünya ekonomisi ile eklemlenmesini ulusal kaynaklar ile gerçekle tirmeyi bir türlü ba aramam , birikim sürecini, büyük boyutlarda d kaynaklara ba vurarak sürdürmek zorunda kalm t r. Üstelik, bu anlamdaki d ba ml l k göstergeleri giderek bozulmu tur. 1947 den 1986 ya kadar Türkiye nin hiçbir y l d ticaret fazlas verememi olmas bu bak mdan çok dü ündürücü olmal d r. çsel yap ya dönük ekonomik göstergelerde de kronik bozukluklar ve gerilik unsurlar vard r. Sanayile me sürecinde, ücret mallar (yayg n tüketim mallar ) ile geni anlamda yat r m mallar temel mallard r. Bunlar, (üretilerek veya ithal edilerek) var olmadan sanayile meyi sürdürmek teknik anlamda imkans zd r. Ve uzun dönemde bir ekonominin kendi ayaklar üzerinde durabilmeye yönelmesi, temel mallar n ulusal kaynaklarla sa lanabilmesini veya bu gerçekle inceye kadar temel olmayan mallar n üretim ve tüketimi için kaynak tahsisinin asgaride tutulmas n gerekli k lar. Türkiye de ise sanayile menin belli bir kritik a amas ndan (1960 l y llar n ba ndan) itibaren temel olmayan mallar n, farkl bir ifadeyle ba lang çta varl kl s n flar n tüketim taleplerini kar layan mallar n üretimi için (yukar daki anlamda) çok fazla kaynak tahsis edilmi oldu unu gözlüyoruz. Bat kapitalizminin geli iminde sanayile meyi izleyerek, ona destek olarak geli en ve sanayile menin tüm kritik merhaleleri a ld ktan sonra (ve 1930 lu y llar dolaylar nda) i meye ba layarak sanayiin önüne geçen hizmetler kesimi, Türkiye de ba ndan beri sanayiden (hatta zaman zaman tar mdan) daha geni bir yer kaplam t r. Bat kapitalizminin geli imiyle, Türkiye de kapitalizmin geli imi aras nda gözlenen ve siyasi uzant lar özellikle önem ta yan bir di er temel fark, burjuva demokrasisi ile popülizm aras ndaki ayr m çizgisi ile ifadesini bulur. Feodal toplumla aras ndaki tüm siyasi, ideolojik ve hukuki ba lar n kopmas anlam na gelen (ve geni halk kat l m ile gerçekle en) demokratik www.altinicizdiklerim.com 22
  23. 23. devrimler sonunda olu an burjuva demokrasileri, uzun mücadel eler pahas na da olsa emekçi s n flar n etkili ekonomik ve siyasi örgütlenmesine ve iktidara (kendi ba ms z örgütleri ile) ya rakip ya ortak olmas na imkan veren bir dengeye dayan r. Bunun, sosyo-ekonomik kurulu un üst yap düzleminde çok geni bir çe itlenme ve özgürlük alan olu turdu u da bilinen bir olgudur. Buna kar l k Türkiye de emekçi s n flar n siyaset sahnesine ç kabildikleri en etkili biçim, Cumhuriyetin ilk 25 y l n kapsayan reformcu ve otoriter bir paternalizmi izleyen ve yukar da popülizm diye adland rd m z parlamenter rejim içinde olmu tur. Popülist rejimin, burjuva demokrasisinden temel fark , emekçi s n flar n somut ve örgütlü siyasi mücadeleler sonunda belli haklar koparan de il, egemen s n flar n inisiyatifinde sadece ödünler verilen aktörler olarak yer almalar d r. ... Emekçi s n flar n ekonomik mücadeleleri egemen s n flar n haz m s n rlar n n ötesinde edinimler kazanmaya ba lad veya bu mücadelelerin ba ms z siyasi biçimler kazanarak rejimin gerçek bir burjuva demokrasisine dönü me ihtimalinin güçlendi i durumlarda popülizm son bulur; askeri darbeler arac l yla tutucu-otoriter bir rejim gündeme gel ir. Türkiye nin burjuva demokrasisine bir türlü geçemeyi ini burjuva devrimini tamamlayamam olmas ile aç klamak yeterli de ildir; zira bu iki olay büyük ölçüde ayn eydir. Daha temelden bir aç klama Türkiye de (ve benzer di er üçüncü dünya ülkelerinde), burjuvazinin bir s n f olarak özellikleri üzerine in a edilebilir. Özellikle milli denebilecek bir burjuvazinin tarih sahnesine çok geç ç kmas ve c l z kalmas , bu s n f n üzerine dü mesi gereken tarihi misyonun (ve en ba ta burjuva devriminin) hep ba ka s n f ve tabakalar taraf ndan üstlenilmesi sonucunu vermi ; bunun sonunda devlet ve küçük burjuva ayd nlar ile burjuvazi aras nda Bat modellerinden farkl karma k ba nt lar, vesayet ve temsil ili kileri do mu tur. Türkiye de güçlü bir s n f haline gelirken bile burjuvazi bu gücünü, k yas ya rekabet ko ullar nda etkinli ini ve üstünlü ünü her gün ekonomik olarak kan tlama zorunlulu undan kaynaklanan bir dinamizmden de il, devlet mekanizmas n n kendisine sa lad özel imkanlardan kazanm , dolay s yla ba ar s n bu mekanizmaya ula mada ve onu etkilemedeki becerilerine borçlu olmu tur. Bu özellikleri ile burjuvazi, Bat daki benzerlerinden farkl olarak, toplumun demokratikle me sürecine olumlu katk lar yapan de il, aksine bu sürece ayak ba olan bir konumda ol mu tur. te azgeli mi lik denen olgu da yukar da say lan (ve Bat kapitalizminin dünü ve bugünü ile kar la t r ld nda belirginle en) temel farklar n bir bile kesinden ba ka bir ey de ildir. ... Bunlara, büyüme sürecinde kat edilen önemli mesafelere ra men, üretim güçlerinin geli imi bak m ndan ve özellikle teknoloji alan nda emperyalist sistemle bir türlü mutlak anlamda kapat lamayan fark da eklersek, Türkiye toplumunun ve ekonomisinin 20. yüzy l n sonlar na yakla l rken niçin hala azgeli mi olarak nitelendirilmesi gerekti i ortaya ç kacakt r. Yukar da gözden geçirdi imiz tüm olumsuzluklar na ra men Türkiye toplumu s n f çeli kilerinin çe itlili i ve s n fsal dinamikler bak m ndan pek çok Üçüncü Dünya ülkesinden ileri özellikler ta maktad r. www.altinicizdiklerim.com 23

×