Yeni Çağın Bakış Açısı: Fütürizm

1,334 views

Published on

Zorlu Grubunun hazırladığı Fütürizm konusunu işleyen dergi

Ümit Akademi Fütürsizm Kulübü
http://futurizm.weebly.com/

Published in: Education
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
1,334
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
117
Actions
Shares
0
Downloads
5
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Yeni Çağın Bakış Açısı: Fütürizm

  1. 1. Zorlu Grubu iç iletişim yayınıdır. Üç ayda bir yayımlanır. Nisan-Mayıs-Haziran 2012 37 Yeni çağın bakış açısı: Fütürizm
  2. 2. Tarihi, doğası, kültür mirası ile ülkemizin göz bebeği İstanbul, son yıllarda yalnızca turistik özellikleri ile değil, Avrupa’nın en hızlı yükselen şehirlerinden biri olarak ve uluslararası şirketler için artan cazibesiyle de gündeme ge- liyor. Türkiye’nin dünya arenasında yakaladığı başarılar da İstanbul’un ününe ün, değerine değer katmaya devam ediyor. En hızlı büyüyen metropol ekonomileri arasında yer alan İstanbul’umuz gayrimenkul yatırımında çekiciliği ile de adından söz ettiriyor. Zorlu Grubu olarak biz de beş yıl önce, “İstanbul’un şanına” layık bir armağan vermek amacıyla yola çıktık. İstanbul’a “değer” katmak amacıyla projeler geliştirmeyi hedefleyen şirketimiz Zorlu Gayrimenkul’ün örnek projesi Zorlu Center ile İstanbul’un kalbine yepyeni bir cazibe merkezi inşa ettik. Yapılmamışı yapmayı kendimize görev edindik ve Zorlu Center’ı eşsiz fonksiyonlarla süsledik. Zorlu Center’ın projelendirme sürecindeki titizliğimizi, tüm fonksiyonların içerik aşamasında da gösterdik ve her bir fonksiyonunun en iyiyi sunması için özenle çalışmalar yürüttük, hala da devam ediyoruz. Zorlu Center içinde yer ala- cak otel için tercihimizi “premium luxury” otel markası Raffles Hotel & Resorts’tan yana kullandık. Otelin iç dekoras- yonunu ise dünyaca ünlü otellerde imzası olan Hirsch Bedner Associates’e yaptırdık. Bayrağı en yükseğe dikerek, Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün tek ismi Amerikalı Nederlander Worldwide Entertaintment ile Perfor- mans Sanatları Merkezi’nin operatörlüğü için anlaşma yaptık. Zorlu Center içinde yer alacak olan alışveriş merkezini ise, İstanbul’un yeni lezzet ve moda odağı olacak şekilde tasarladık. Zorlu Center AVM’nin yeşil alanları ve zengin peyzajıyla İstanbullulara yeni bir buluşma merkezi sunmasını hedefledik. Dünyanın çeşitli yerlerinden iş geliştirme konusunda aldığımız davetler ve ödüller, projemizin ne kadar doğru bir adım olduğunu bizlere gösteriyor. Dergimizin bu sayısında tüm bu çalışmaları ve daha fazlasını detaylarıyla okuyabileceksiniz. Zorlu Grubu ekonominin temel sektörlerinde, İstanbul için olduğu kadar Türkiye’nin yarınları için de çalışıyor, bu anlamda kültürel ve sosyal sorumluluklarını yerine getirerek ilerliyor. Zorlu Tekstil, tekstilde ülkemizi ve ürünleri- mizi tercih edilebilir kılmayı hedeflediği “Bir De Sen Tasarla Yarışması” ile 10 yıldır bu anlamda önemli bir görev üstleniyor… Tasarıma verdiği önemi bir adım öteye taşıyan Vestel, Türkiye’nin tasarım alanındaki etkinliğini dünyaya göstermede önemli rol oynayacak bir etkinlik olan İstanbul Tasarım Bienali’ni destekliyor… Mehmet Zorlu Vakfı, Zorlu Çocuk Tiyatrosu ile ülkemizdeki onbinlerce çocuğu tiyatroyla tanıştırmaya devam ediyor… Zorlu Enerji, dünya çapın- daki yatırımlarına devam ederken, Project Finance Dergisi ödülü gibi dünyanın prestijli yayınlarından, projeleriyle takdir görüyor… Türkiye’de ve bölgede nikel konusunda önemli bir üretici olmak hedefiyle gerçekleştirdiğimiz nikel maden yatırımlarımız da sürüyor… Çalışmalarımızın, yatırımlarımızın gördüğü ilgi, ülke ekonomisine, kültürüne yaptığımız katkı bizi gururlandırıyor. Yü- rüdüğümüz her sektörde, gerçekleştirdiğimiz her projede “en iyisini yapmaya, en yükseğe çıkmaya” devam edeceğiz. Sevgi ve saygılarımla, Ah­met ZOR­LU “Türkiye’nin yarınları için çalışıyoruz” sunuş 01
  3. 3. Zorlu Holding A.Ş. Adına Sahibi Olgun Zorlu Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Yaprak Özer Yayın Kurulu Vedat Aydın, Lale İlalan, Necmi Kavuşturan Yayın türü: Yerel, süreli, 3 aylık Süreli Yayınlar Koordinatörü Nilüfer Eyiişleyen Yayın Editörü Esra Melek Yiğitsözlü Yazı İşleri Umut Bavlı İsmail Polat Yasemin Barlan İçerik ve Tasarım Uygulama indeks içerik-iletişim danışmanlık Kore şehitleri Cad. Atılım İş Merkezi No: 28 K: 4 D: 4 34397 Zincirlikuyu-İstanbul Tel: 0212 347 70 70 Faks: 0212 347 70 77 e-mail: indeks@indeksiletisim.com web: www.indeksiletisim.com 04 Kapak / Yeni çağın bakış açısı: Fütürizm 14 Gece-gündüz yaşayacak bir merkez 20 Prof. Dr. Kerem Alkin / Yüzde 4’lük büyüme mümkün mü? 22 Raffles İstanbul, HBA imzalı iç dekorasyonuyla büyüleyecek 24 Zorlu Holding’den “Dünya Saati”ne destek 28 Öbür Elif 32 Tasarım bienalinde Vestel imzası 34 New York’ta İstanbul konuşuldu 36 Zorlu Gayrimenkul’e 14 ülkeden davet 41 Vestel, IP&TV World Forum 2012’deydi 44 Vestel, CeBIT’e damgasını vurdu 45 Vestel Almatı, dünyanın en büyüğü 46 Vestel, gözünü eğitime dikti 47 Türkiye’nin ilk “akıllı okul”u 48 Vestel’den beyaz eşya laboratuvarı 49 A’dan Z’ye Servis 50 Metin Salt / Bilgisayarınız kaç numara? 52 Vestel Akademi farkıyla öndeyiz 54 Vestel, 70 ödül topladı 56 Vestel, geleceğimizi aydınlatacak 58 Korteks, uluslararası fuarlarda beğeni topluyor 59 Zorlu Dış Ticaret, rakiplerini geride bıraktı 60 Korteks’e yurtdışı ziyaretleri 62 ETD, liberal piyasa ve enerji sektörünün beklentilerini paylaştı 63 Tereshkovo Doğal Gaz Santrali’nin elektrik üretim tesisleri devrede 64 Zorlu’da bir amatör telsizci 68 Ayşegül Güngör / Rubikon’u geçmek 72 Spor / Yaz sporlarına merhaba 74 Zorlu Enerji’den sıfır ayak izi 75 Kısa kısa 78 Gökyüzünün getirdikleri 80 Kültür sanat 82 English summaries 02 içindekiler Türkiye’de ve Dünyada Zorlu Dergisi, Zorlu Holding A.Ş. yayınıdır. Para ile satılmaz. Katkıda Bulunanlar: Ayşegül Güngör / Minerva Eğitim Teknolojileri A.Ş. Genel Müdürü 1989’da İstanbul Üniversitesi Ekonometri Bölümü’nden lisans derecesi, 1991’de Eko- nometri Bölümü’nden yüksek lisans derecesi aldı. Bankacılık sektöründeki kariyerinin yanı sıra 1995’te Marmara Üniversitesi Çağdaş Bilimler Vakfı, Çağdaş İşletmecilik Sertifika Programı’nda hazine ve sermaye piyasaları konusunda dersler verdi. 2001’den bu yana yönetici ortağı olduğu Minerva Eğitim ve Danış- manlık bünyesinde, çeşitli kurum ve kuruluşlara eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriyor. Metin Salt / Vestek Genel Müdürü Metin Salt 1990’da ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. ABD’de Digital Microwave Corp. ve Cellnet Technology Inc. Adlı şirketlerde Ar-Ge grup yöneticiliği yaptı. Halen Vestel Şirketler Grubu’nun Ar-Ge çalışmalarını yürüten Vestek Elektronik Araştırma Geliştirme A.Ş.’de genel müdür olarak görev yapıyor. ABD, Avrupa ve Türkiye patent enstitüleri tarafından verilen altı patenti bulunuyor. Prof. Dr. Kerem Alkin / BloombergHT Genel Yayın Yönetmeni İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. 1998’de doçentlik, 2004’te ise profesörlük unvanı aldı. Halen İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve Ticari Bilimler Fakültesi Bankacılık ve Finans Bölüm Başkanlığı yapıyor. Aynı zamanda Genelkurmay Başkanlığı ATASE Komutanlığı SAREM biriminde Planlama ve Değerlendirme Kurul Üyesi. BloombergHT’de ise Genel Yayın Yönetmenliği görevini sürdürüyor.
  4. 4. FotoğraflarGörsel Yönetmen Esen Ataman Kürklü Grafik Tasarım Serkan Bengin Emre Ergül İdari İşler Buket Çelikol Renk Ayrımı ve Basım Biltur Basım Yayın ve Hizmet A.Ş. Dudullu Organize Sanayi Bölgesi 1. Cadde No: 16 Ümraniye/İstanbul Telefon: 444 44 03 Dergi Yönetim Yeri Zorlu Plaza, 34310 Avcılar - İstanbul Telefon: 0212 456 20 00 Faks: 0212 422 00 49 e-posta: zorludergisi@zorlu.com 61 Zorlu’dan eğitime önemli katkı 66 Sizin hala bir blog’unuz yok mu? 70 Sağlıklı fastfood olur mu? 26 Mehmet Zorlu Vakfı, 450 bin çocuğa ulaştı 16 Bir De Sen Tasarla’da 10. yıl coşkusu 25 Pakistan Rüzgar Santrali’ne Euromoney’den ödül 38 Vestel CFO’su Alp Dayı: “Vestel ciddi bir okul” 12 Broadway şovları Zorlu Center’a geliyor “Zorlu” Dergisi’nin içerik ve tasarımı İndeks İçerik İletişim Danışmanlık tarafından yaratılmış olup, Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında eser olarak koruma altındadır. “Zorlu” Dergisi’nde yayınlanan yazı ve fotoğrafları yayma hakkı ve “Zorlu” markası ve logosu Zorlu Holding A.Ş.’ye ait- tir. Kaynak gösterilse dahi, hak sahiplerinin yazılı izni olmaksızın ticari amaçlarla kullanılamaz. Dergide yayınlanan yazılar, yazarların kişisel görüş, yorum ve tavsiyelerini içermektedir, İndeks İçerik İletişim Danışmanlık veya Zorlu Holding A.Ş., yazılarda yer alan bilgi, görüş ve tavsiyeler nedeniyle doğabilecek maddi veya manevi zararlardan hiçbir şekilde sorumlu değildir. 03
  5. 5. 04 kapak Yeni çağın bakış açısı: Fütürizm Gelecek, hemen herkes için günümüzün en önemli konularından biri. “Oluşmuş bir gelecek vardır, biz ona gider ya da onu tahmin ederiz” algısını değiştirmeyi hedefleyen yeni çağın bakış açısı “fütürizm”, bireyleri ve şirketleri geleceklerini tasarlamaya davet ediyor. G elecek ifadesinin geçmediği neredeyse hiçbir alan yok. Bu konuda son yıllarda “fütürizm ve uzgörü” kavramlarını sık duymaya başladık. “Olumlu gelecek tasarımcılığı, gelecek yaşam senaristliği” diye tanımlanan fütürizm, 1900’lerde İtalya’da protest bir sanat akımı olarak ortaya çıkmış. Sanayileşmenin başladığı, insanın teknoloji ile entegre olmaya çalıştığı o dönemde, makineyi ve hızı edebi- yata taşıyan bu akım, geçmişten kopuşu, yenilik ve değişik- liğe yönelişi ilke edinmiş. 1966’da ABD’de Dünya Fütüristler Birliği’nin kurulmasıyla birlikte, fütürizm yeniden anlamlandı- rılmaya ve bugünkü halini almaya başlamış. Günümüzün fütürizm anlayışına göre; her birey, şirket, kurum ve toplum, uzgörülü, multidisipliner şekilde, aklını kullanarak, bilgi ve teknolojiden yararlanarak gelecek vizyonunu belirle- yip onu etkileyecek olayları göz önüne alarak geleceğini şe- killendirebiliyor. Fütürizm Türkiye’de 2005 yılında Türkiye Fütüristler Derneği’nin (TFD) kurulmasıyla tanınmaya başladı. Sosyal yaşamın ve iş yaşamının gelecekte nasıl şekilleneceğine dair uzgörülerde bulunmak ve multidisipliner çalışmalar yapmak üzere kurulan derneğin, kurucularından ve aktif çalışanların- dan biri olan Ufuk Tarhan, “Gelecek tahmin edilemez, ama tasarlanabilir. Fütürizmde, yarın olmasını istediğimiz şeyleri belirlemeye çalışıyor ve onun için kararlar alıyoruz. Fütüristle- rin yaptığı iş, o kararların oluşması için nitelikli gelecek bilgi- lerini paylaşmak, geliştirmek, almak, vermek” diyor. Tarhan, önümüzdeki dönemin bireysel, kurumsal ve toplumsal olarak türbülanslarla yepyeni sistemler, iş yaşam formları yaratmaya çalışacağımız bir süreç olacağını dile getirerek şu açıklamaları yapıyor: “Herkesin kazanması gereken en temel beceri, geliş- tirmesi gereken tutum, ‘esnek ve rasyonel’ olmak. İnsanların yerini hızla yüksek teknoloji, dış-yapay zeka, robotik sistemler alacak. İnternet girişimciliği altın çağ yaşayacak, mobil uygu- lamalar, ürünler bulan, satan, pazarlayanlar yükselen yıldız olacak. Birleşme ve satın almalarla büyükler daha büyüyecek, büyüyemeyenler parçalanıp, küçülecek ya da göz açıp kapa- yıncaya kadar silinip gidecek.” “Ben geleceğe karışacağım, daha iyiyi yapacağım” gibi bir he- yecanı ve enerjisi olan herkesin fütürist olabileceğini belirten Tarhan, 21. yüzyıl fütüristlerinin özelliklerini ise şöyle sıralı- yor: • Kendisi ve tüm insanlık için olumlu, ilerici, yenilikçi vizyon geliştirir. • Kişi, kurum ve toplumların yararlı, etkin yol haritası oluştur- malarına yardımcı olur. • İnsanlıktan sorumlu olduğunu bilir. • Geleceğin seyircisi değil tasarımcısı olması gerektiğinin far- kındadır. • Çağdaşlık sözcüğünün bugünü yaşamakla sınırlı olmadığını gösterir ve davranışlarında bunu yansıtır. • Geleceği uzgörür. • Dünyayı kendine, kendini dünyaya ait hisseder. • Dünyanın örgütlenmesinde yer almak ister. • Fütürist yaklaşımları kullanarak, kitlelerin fütürist bilinç ge- liştirmesine önderlik eder. Techcast Projesi kapsamında 100 yönetici, bilim insanı, mühendis ve fü- türiste “Gelecek nasıl olacak?” diye soruldu. Alınan yanıtlar ortaya şöyle bir tablo çıkardı: • 2020’de dünyanın enerji kaynağının yüzde 30’unu alternatif enerji kaynakları oluşturacak. Deniz suyu arıtması günlük kullanıma geçecek. • 2015’te nanotek trilyon dolarlık pazara ulaşırken, 2020’de üretim akıllı robotların kullanılması ile hızlanacak. • 2022’de yapay organlar vücudumuzda önemli organları değiştirmeye başlayacak. 2023’te kanser sorun olmaktan çıkacak. 2030 ve sonrası ya- şam sınırı 100’ü geçecek. • Hibrid araçlar 2012-2018’de yüzde 30’a ulaşırken, 2025’de otoyolların yüzde 30’u araçların otomatik olarak aktığı hale gelecek. Kara ulaşımı, yerin altına döşenen sistemlerin oluşturduğu Otomatik Otobanlar üze- rinde gerçekleştirilecek. • 2014’te dünyadan 50-100 mil uzaklıktaki turistik uzay yolculuğu başla- yacak. Ay’da koloni oluşturma ise 2025’de gerçekleşecek. M-GEN Gelecek Planlama Merkezi tarafından yapılan araştırmalarla uz- görüye göre hazırlanan, geleceğin mesleklerine dair bazı örnekler: Taşeron-fason yöneticiliği, değişim yöneticiliği, yönetici menajerliği, hot-line işletmeciliği, akıllı tedarik yöneticiliği, sanal market işletmeci- liği, robotik sorunlar avukatlığı, senaryo tasarımcılığı, yapay zeka pazar- lamacılığı, 5 duyu reklam tasarımcılığı, soru bankası tasarımcılığı, elekt- ronik gazetecilik, duygu tasarımcılığı, gen terapistliği, genetik ekonomi, bilgi madenciliği, alternatif besin mühendisliği, franken food denetçiliği, siber teknoloji mühendisliği, enformasyon-bilgi mühendisliği, nano yapı mühendisliği. 2022’de yapay organlar çıkacak Geleceğin meslekleri
  6. 6. 05
  7. 7. 06 Y aşam felsefesi olarak benimsediği fütürizmi işe dönüştürmeyi başaran M-GEN Gelecek Planlama Merkezi’nin kurucusu Ufuk Tarhan, fütürist, dijital, farklı, yaratıcı, yenilikçi ve gerçekçi stratejiler, projeler, iş modelleri tasarlayıp uyguluyor. Fütüristik bakış açısını iyice anlayıp uygulamaya başladığından beri, kendisine ikinci bir hayat bahşedilmiş gibi hissettiğini söyleyen Tarhan’dan fü- türizmi, yeni çağın iş dünyasını ve uzgörülerini dinledik. Z: Ekonomi bölümünden mezun oldunuz. Bugüne kadar çe- şitli sektörlerde yöneticilik yaptınız. Fütüristlik yoluna na- sıl girdiniz? Kendinize nasıl bir plan yapmıştınız? Fütürizmle 1995 yılında tanıştım. Bir yurtdışı seyahatinde dünyanın en önemli fütürizm dergisi “The Futurist” elime geçti ve çok heyecanlandım. Bakış açısını kendime çok yakın hissettim. Hem dergiye, hem de Dünya Fütüristler Birliği’ne (World Future Society) üye oldum. Dergiyi düzenli okumaya ve birliğin yıllık konferanslarına gitmeye başladım. O yıllarda zaten IT sektöründe çalışıyordum. Teknolojinin şirketleri, in- sanları ve insan hayatını nasıl dönüştürdüğünü çok yakından gözlemleme fırsatım oldu. O zamanlar bir dönüşüm sürecin- den geçiliyordu. Bilgisayarların yaygınlaşıp insan hayatına daha çok girmeye başladığı bir dönemdi. Gördüm ki bunların insanların yaşam biçimlerinde çok derinden etkileri oluyor. Buna fütürist bakış açısını entegre edince, hayatın tesadüfen yaşanmadığını, başarıların tesadüfen elde edilmediğini ve aslında her şeyin bir tasarım olduğunu anladım. Tasarımdan kastım, bir şeyi yapmadan önce kafamızda bitmiş halini gör- mek. Fütürizme bu kadar yakınlaşmam ve bunun benim için bir meslek haline gelmesi 2004-2005 yıllarını buldu. Bu ba- kış açısını benimsediğiniz zaman; geleceği, etrafınızdakileri ve işleri sürekli sorguluyorsunuz. Yaptığım çalışmalara geri dönüp bakınca fark ettim ki, 2005 yılından sonra insanlarda çok büyük bir gelecek kaygısı ve merakı vardı. Ben de ileri- de bir karışıklık olacağını uzgörerek, bireylerin o yıllarda çok ciddi gelecek bilgisine ve geleceği daha farklı algılamaya ih- tiyaçları olacağını, kurumların bir kez daha dönüşüm süreci- ne girmeleri gerekeceğini düşündüm. Kendi iş yaşamımda da aynı durum söz konusu olacaktı. Bu nedenle insanların ileri- de değişik ihtiyaçları olabileceğini de düşünüp Türkiye’nin ilk, kendini “fütürist iş tasarımcısı” ve “iş avatarı” olarak tanımlayan, M-GEN Gelecek Planlama Merkezi’ni kurdum. 2005’te Alphan Manas ve kurucu üyelerle birlikte Fütüristler Derneği’ni de kurduk. O günden bu yana dernekte aktif görev yapıyorum. Z: Fütürizm, hayatınızda nasıl bir değişiklik yaptı, size neler kazandırdı? Fütüristik bakış açısını iyice anlayıp uygulamaya başladı- ğımdan bu yana, kendime ikinci bir hayat bahşedilmiş gibi hissediyorum. Bir kere, çok motiveyim ve çok heyecanlıyım. Çünkü, geleceği hakikaten benim oluşturduğumun bilinci çok yüksek. Ve herkesin bunu yapabileceğini görmek de çok yüce bir duygu. Hem müşterilerin heyecanı, hem de kendim için yapabileceklerimi anlayınca duyduğum heyecan tarifsiz. Gelecekte neler olsun diye düşünerek, bildiğin şeylerden çok korkmuyorsun ve sanki geleceği biliyormuşsun gibi geli- yor. Bu nedenle hem kendim hem işim hem de eşlik ettiğim kapak • İnsan ilk defa bilgiyi, teknolojiyi, aklını ve duygularını entegre bir şekilde kullanmak üzere bu kadar yetkin bir hale geldi. Çünkü son 20-25 yılda çok fazla bilgi edindik ve birbirimiz hakkında çok fazla şey öğrendik. • Daha çok paylaşmak zorunda olduğumuzu kabul edip daha ma- kul, daha akılcı, kaybettiği değerleri geri alan, daha çok seven ve sayan insanlar olmak zorundayız. • Türküz, doğruyuz, çalışkanız. Kendimize çok ulvi özellikler at- fediyoruz. Hayır, hiç de öyle değiliz. Deprem olduğu zaman, in- sanlar felaketlere uğradığı zaman koşturuyoruz sadece. Onda da yarım yamalak. • Son 10-15 yılda internet ve GSM dönüştürüyordu, şimdi ise nano teknoloji ve genetik dönüştürüyor. Genetikle canlıların formü- lünü, nano teknoloji ile her şeyin moleküler yapısını çözüyoruz. Artık her şeyi baştan aşağıya yeniden yapabileceğimizi biliyoruz. Bu nedenle, şu anda uyguladığımız sistemlerin sürdürülebilirliği yok. • Eğitim süreleri çok kısalacak. Çocukların, sınıfta hoca dinleyerek, proje yaparak, belli bir standart içinde eğitim alması konusunda daha fazla ısrar edemeyiz. • Eskiden parayla saadet olmaz deniyordu. Bu daha sonra parayla saadet olura döndü. Şimdi ise “neyle saadet olur?”u arıyoruz. • Gerçek meslek tanımı aslında beceriyi, uzmanlığı, karşılanan ih- tiyacı, çözülen problemi ifade etmeli. Bu açıdan bakınca meslek tanımları, içerik ve karşılanan ihtiyaç açısından ve gelecekteki gelişim, dönüşümlere cevap verme açısından yetersiz. • Toplumsal huzur ve barış için sivil toplum kuruluşlarının önemi daha da artacak. Bir fütüristin gözünden… Geleceği tasarlamak elinizde İş dünyasının tam bir dönüşüm çağından geçtiğini söyleyen Türkiye’nin ilk fütüristlerinden Ufuk Tarhan, “Dijital ok, yaydan çıktı. 2012’de bütün kişi ve kurumlar için dijitalleşme, stratejik başarı faktörlerinden birisi” diyor. Ufuk Tarhan
  8. 8. insanlar açısından fütürizmin çok olumlu etkileri olduğunu söyleyebilirim. Z: Fütürist bakış açısını nasıl uyguluyorsunuz? Yeniçağda anlamamız gereken en önemli şey, büyümek ve ilerlemek durumunda olduğumuz ve bunu sürdürebilir bir biçimde yapmak. Bunu nasıl gerçekleştiriyorum? Bir kere, düşünüyorum ve düşünülmesini sağlıyorum. Çünkü bu son 25-30 yıldır, bilgisayarlar sanki her şeyi düşünecek, bütün sistemler kurulacak, insanlar da orada misafir gibi duracak gibi bir anlayış var. Ama öyle değil, çünkü ciddi ciddi düşü- nüyoruz. Neyi düşünüyoruz? En çok odaklanılan şey ne olsun isteniyor? Birincisi, bu durumdaki rahatsızlıklar nedir? İkinci- si, daha iyi bir durum için neler yapmamız lazım? Ve bu iste- nilen şeylerin ne süre için, ne zaman için istendiği ve o zaman için başta nelerin olabileceği. İşte fütürist düşünce burada devreye giriyor. O istenilen zamanda, sosyolojik, psikolojik, fizyolojik, ekonomik ve ekolojik açıdan olasılıkları bir bilgi olarak veriyoruz. O istenilen şey ile olması gerekenleri bu potada eritip iş tasarlıyoruz. Nasıl bir düğüne giderken “Ne giyeyim?” diye düşünülüyorsa, biz de buna aynı şekilde yak- laşıyoruz. Çok soru sorarak, irdeleyerek hedefleri belirliyor ve bir plana oturtuyoruz. Plandan sonra uygulamaya geçili- yor. Uygularken bir taraftan da yeni planlar yapılarak akışkan bir süreç başlıyor ve hedefe doğru yola çıkılıyor. Amacımızı biliyorsa, bu süreç çok keyifli bir yolculuğa dönüşüyor. Z: Şirketlerin geleceğe nasıl hazırlanması gerekiyor? Bu ko- nuda tavsiyelerinizi alabilir miyiz? İş dünyasında türbülans çok yüksek, ev ödevi çok fazla. Tam bir dönüşüm çağından geçiyor. Öncelikle gerçek anlamda dijitalleşmenin ne olduğunu anlamak gerekiyor. Şirketlerin önce kafa yapılarında, organizasyonlarındaki insan kaynak- larında ve teknik altyapılarında değişim yaşamaları, birim- lerini buna göre kurgulamaları çok önemli. Artık sorunlar eskiden çözüldüğü gibi çözülmeyecek, eskiden geliştiği gibi gelişmeyecek. Şirketlerin CEO, genel müdür ve üst düzey yö- neticilerinin iyi bir dijital eğitimi alması gerekiyor. Bu konu- “Paraya yeniden anlam vermeye çalışıyoruz. Para bir kaynak değil- dir, bir kaynağı temsil etmez. Bizim insan olarak ihtiyaç duyduğumuz maddi-manevi kaynaklar her zaman aynıdır. Fiziksel olarak temiz ha- vaya ve gıdaya, manevi anlamda da sevgiye ihtiyacımız var. Bir de tabii neyin bizim için öncelikli olduğunu unutmamaya” diyen Tar- han, insanın, hayattaki figürleri anlamlandırmakla ilgili çok önemli dönüşümler yaşayacağını, bunların başında da para, iş ve yaşam modelleri geldiğini vurgulayarak bu görüşünü bir düşünce zinciri ile şu şekilde açıklıyor: “Öncelikle, bugün çalıştığımız gibi çalışmayaca- ğız. İş tarifi, para kazanma tarifi ve bunlarla ilgili ihtiyaç kurgumuz değişecek. Bugün para lazım diyoruz. O parayı kazanmak için de iş lazım diyoruz. İş de şu anda kurumsal alanlarda kurguladığımız, daha çok bilgisayarlar yardımıyla yürüttüğümüz, biraz alın teri, bi- raz akıl teri gerektiren işler. İşlerin çoğunu teknolojik aletlere terk ediyoruz. Bunun sonucunda da eskiden, ucuz olanın kalitesiz olduğu yönünde gelişen algı yıkılmaya başladı. Gelecekte daha da ucuza ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz için insanlar çalışmaya bugünkü kadar ihtiyaç duymayacak. Manevi anlamda da sistem içi kalma dü- şüncesinden sıyrılmış olmak ve çalıştıklarında da temel ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde çalışmak onları daha mutlu edecek.” Para, iş ve yaşam modelleri değişiyor 07
  9. 9. 08 kapak yu mutlaka derinlemesine anlayıp, organizasyonlarında ve iş bölümlerinde gereken değişiklikleri yapmalılar. Şirketler ve markalar, isteseler de istemeseler de, her şey dijital dünyada söz edilir hale geldi. Bunlar arama motorlarındaki, arama so- nuçlarında karşımıza çıkıyor. Bu nedenle arama sonuçlarını iyi yönetemeyen şirketlerin işi çok zor. Dijitalleşme bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluk. İşlerini dijital ve sibernas- yon kurallarına göre, gerekliliklerine göre organize etmenin farkında olmayan kişi ve kurumlar çok üzülecekler. Bunun için de çok hızlı hareket etmeliler. Z: Türk insanının buluşa değil, ama inovasyona, iyileştirme- ye ve adaptasyona çok açık olduğunu söylüyorsunuz. Bunun nedeni nedir? Buluşçu olmamamızın nedenleri arasında; eğitim sistemi- miz, yetiştiriliş tarzımız, aile baskısı ve kültür baskısı yer alıyor. İçinde bulunduğumuz ortamlar da bizi buluşa teşvik edecek nitelikte değil. Ama artık sosyal paylaşımın yaygın- laşması, herkesin her şeye erişir noktaya gelmesi ve bundan sonra buluşların dijital ortamda yapılacak olması, Türk insa- nının işini daha da kolaylaştıracak. Bu konuda herhangi bir sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum. Birkaç yıl içinde ebe- veynlerin, aklı geçmişte kalan yöneticilerin, akademisyenle- rin ve güç unsurlarının da, bu işleri anlamaya başlayacağını ve bundan sonrası için daha iyi ilerleyeceğimizi düşünüyo- rum. Ben çok umutluyum. Bireyler ve şirketler için bundan böyle buluşçuluktan başka, gelişme, ilerleme, değişim ve dönüşüm şansı yok. Herkesin ileride mutlaka buluşçu olması gerekiyor. Z: Bu konuda neler yapılmalı? Bunu gerçekten istemek gerekiyor. Fütürist bakış açısı, bu- luşçuluğa çok yardımcı bir bakış açısıdır. Dijital dünyayı anlamak, sosyal medyayı çok etkin kullanmak için sürekli bir gayret içinde olmak önemli. Pazarlama iletişimi, marka ve markalaşma konusunda araştırma yapılması gerekiyor. Bugün kafalardaki kategorik ayrımlar bunu engelliyor. Bu ortadan kalktığı zaman buluşçuluk, inovasyon, değişim ve dönüşüm yolundaki ilerleme de başlayacak. İlk yapılması gereken, sosyal medyaya girmek, markalaşmayı ve dijital dünyada arama motoru yaratmanın önemini anlamaktır. Artık sosyal medyayı anlamlı kullanmayı öğrenmek, okuma- yazmayı öğrenmek gibi oldu. Bütün bu gelişmeler o kadar hızlı yaşanıyor ki, gelecekte hem şirketlerin, hem insanların kendi başlarına üstesinden gelemeyecekleri konular olacak ve avatarlarla, antrenörlerle çalışmaları gerekecek. Özellik- le antrenörlük deyimini çok önemsiyorum. Çünkü gerçekten tıpkı spor ve sanatta olduğu gibi beceri geliştirmek gereke- cek ve bu konuda antrenörlere ihtiyaç olacak. En çok diplomalı işsize sahip ülkelerden birinin Türkiye olduğuna, ancak bunun dünya genelinde de yaşanan ortak bir sorun olduğu- na dikkat çeken Tarhan, eğitim sisteminin dünya genelinde çök- tüğünü düşünüyor ve ekliyor: “Kısa bir süre sonra, eğitim belirli bir süre ile kısıtlı bir şey olmaktan çıkacak ve ömür boyu devam eden bir yapıya bürünecek. Ayrıca eğitim bugün dahi birden çok disiplini ilgilendiriyor, yarın bu durum daha da artacak. Örneğin ben bir ekonomist olmama karşın, genellikle tıp fakültelerinde ko- nuşmalar yapıyor, nano teknoloji ile ilgili bilgiler veriyorum. Ayrıca inşaat sektörüne yönelik çalışmalar da yapıyorum. Kendimden ör- nek verdim ama pek çok insan artık böyle çalışıyor. Çünkü günü- müzde her şeye dokunabiliyor, hissedebiliyoruz. Tabii insanların bunun için artık eskiye göre daha genç yaşta hedefini, hayatının amacını, vizyonunu belirlemiş olması gerekiyor. Bence yeni nesil- ler şu andakinden çok daha erken yaşta karar verecek, gelecekte ne yapacağına. Artık insanlar herhangi bir dalda sabit kalmayacak. Kendi dalıyla ilgili mümkün olan en çok şeyi öğrenecek, ama diğer her şeyden de bir parça bilmesi gerekecek.” Eğitim sistemi çöküyor
  10. 10. 09 Mavi okyanuslara yelken açmak Şirketlerimizde fütürist analizlerle geleceği tahmin ederek, değişen çağa ve sonuç olarak müşteri kitlesine uygun olarak ürünler tasarlayabilmek için süreçlerimizi gözden geçirmeli ve yenilikçiliği bir temel süreç haline getirerek mavi okyanuslara yelken açabilmeliyiz. Ü zerinde yaşamakta olduğumuz dünyada olup bitenle- re baktığımızda evimiz olan dünyamızı ve bizi etkile- yen temel unsurlar şöyle sıralanabilir: Küreselleşme, zenginliğin artması, dünya nüfusundaki artış ve tıp alanındaki gelişmeler ile ortalama ömrün uzaması, kaynakların hızla tü- kenmesi, sanayi çağından teknoloji çağına geçiş (.com furyası) ve uzay çağının rekabetin yeni adresi olması. Saydığımız bu temel güçler bizleri gelecekte neyin beklediği konusundaki belirleyici etkenler. Özellikle küreselleşme ile artık her türlü mal ve hizmetin nihai tüketiciye ulaşması konusundaki sınırlar ortadan kalktı, kalkmaya da devam ediyor. Tüketiciler önlerin- de çok fazla seçeneğe sahip. Zenginliğin artması ile tüketicile- rin beklentileri de değişiyor. Geçmiş zamanda eskimedikçe yeni bir ürün alınmazken artık metropolleşme ile kaybolan sosyal iletişimsizliğin sebep oldu- ğu eksik kalan duygularımızı tatmin etmek için tüketir olduk. Teknolojinin ve özellikle internetin gelişimi ile her türlü bilgiye çok daha kolay ulaşıp hem kıyaslama yapma hem de detay- lı bilgi edinme şansına sahibiz artık. Bu duygularımızı tatmin ederken aklımızın kenarında bir yerlerde, küresel kaynakların tüketimi ile torunlarımıza nasıl bir dünya bıraktığımızı da sor- guluyoruz. Ancak torunlarımızın geleceği için aynı ürünün eko- lojik olanına daha fazla para ödemeyi bugün önemsemiyoruz. Bugün önemsediğimiz kendimiz ve çocuklarımız ama daha ötesi değil. Çocuğumuza organik domates almak istiyoruz ama arabaların da en heybetlisine binmek istiyoruz. Değişen dünya şartları bizim bu konulardaki farkındalığımızın gelişme- sini mutlaka sağlayacak. 37 yaşındayım. Bu yaşıma kadar Türkiye’de bir hortum oluşup arabaları havada uçuşturduğunu hatırlamıyorum. Benzer bir şe- kilde dünyanın dört bir tarafında iklim değişikliği sonucu olup bitenler ortada. Bu tarz etkileri her geçen yıl daha fazla yaşa- yacağız. Devletler hala kendi aralarında karbondioksit gazı sa- lınımının azaltılması konusunda anlaşamazken, neyse ki büyük markalar konuyu ele aldılar. M&S’in “PlanA” adı altında yürüt- tüğü tüm tedarik zincirinin daha sürdürülebilir hale getirilmesi, Levi’s markasının geliştirdiği “waterless” denim pantolonlar, şirketlerin yatırımcılar gözünde bir diğer performans gösterge- si olarak Dow Jones Sustainability Index’i kullanmaları, birçok markanın WWF ile birlikte geliştirdiği “Better Cotton Initiative” adı altında daha az kimyasal ve su tüketimi ile geliştirilmiş olan pamuğu kullanarak sattıkları ürünlerin çevre üzerindeki olum- suz etkilerini ortadan kaldırmaya çalışmaları sürdürülebilir bir dünya yaratma çabası için verilebilecek örneklerden bazıları. Ancak yukarıda belirttiğim gibi tüketiciye ulaşan ürüne sade- ce gelecekte temiz bir çevre yaratmaya yönelik özellikleri için daha fazla para ödenmiyor. Bununla ilgili HTT Dergisi’nde 19 Nisan’da çıkan haber başlığı “Survey: Consumers like being green, but not paying more for it”. Gerçekten müşterilerimize yaptığımız sunumlarda da benzer tepkileri alıyoruz. Tüketicilerin seveceği ürünler tasarlamak Dünyadaki zenginliğin artması ile daha fazla bilgili ve daha çok seçenek içerisinden ürün seçebilecek olan müşteri, gerçekten kendisinin işine yarayacak bir ürün için o ürüne ait katma de- ğeri de ödemeye hazır. “.COM” sayesinde de ürünlerinizin özelliklerini daha çok anlatabileceğiniz bir ortamınız var. Bu da size fonksiyonel ürünler geliştirmede cesaret veriyor. Para- sı olan, zamanı olmayan kesim internet üzerinden istediği ürü- nü bulabiliyor. Bir başka tüketici kitlesi ise yaşlı nüfus. Burada da sağlığı el vermediği için mağaza mağaza gezemeyen ama fonksiyonel ürünlere ihtiyacı olan kesim, istediği niş ürünleri çok daha kolay bulabiliyor. Artık teknoloji o kadar hayatımızın içine giriyor ki, ileride bilgisayarların kalmayacağı dahi öngö- rülüyor. Çünkü bilgisayarların yaptığı her şey bir şekilde haya- tın komponentleri içerisine dahil ediliyor. Bu akımlar bizlere de fikirler veriyor. Örneğin bebeğin veya yaşlı insanların hayati fonksiyonlarını, elektronik sinyallerin tekstilin içerisine dahil edilmesi ile elde edilen yatak tekstilleri ile takibi, uzun süreli ameliyatlarda hastanın hypotermiye girmesini engelleyecek ısıtıcılı çarşaflar gibi örnekler teknolojinin tekstilin içerisine dahil edildiği bazı örnekler. Artık yeni dünya düzeninde müşteri isteklerini anlamak değil, müşterinin kullanmaktan hoşlanacağı fonksiyonları yaratma dönemi başladı. Apple iTunes servisini çıkardığında hiç kim- senin böyle bir talebi yoktu, ama iTunes ile sunulan olanakla- rı tüm müşteriler benimsedi ve bu servisi sağlayan aygıtları edinmek için sıralara girildi. Harvard Üniversitesi’nden Prof. Christiensen’in yıkıcı inovasyon (disruptive innovation) olarak tanımladığı bu süreç, pazarın tabanında basit aplikasyonlar- la başlayıp pazarın geneline yayılması ve sonuç olarak mevcut rakiplerin ortadan kaldırılması şeklinde basitçe ifade edilebilir. Günümüzde şirketler artık bu tarz süreçlere odaklanarak ken- dilerine rekabetin daha az olduğu mavi okyanuslar yaratmak zorundadır. Kızıl okyanusların rengi rekabetin sonucu dökülen kandan gelmektedir. Bizler de şirketlerimizde fütürist analizlerle geleceği tahmin ederek, değişen çağa ve sonuç olarak müşteri kitlesine uygun olarak ürünler tasarlayabilmek için süreçlerimizi gözden geçirmeli ve yenilikçiliği bir temel süreç haline getirerek mavi okyanuslara yelken açabilmeliyiz. “2050” kitabında Prof. Passig ülkeler arası hakimiyet rekabetinin, iki boyutlu düzlem- den çıkarak uzaya hakim olma çabasına dönüştüğünün altını çizmektedir. Uzaydan attığımız her adım izlenebilirken rekabet kızıştıkça hayatta kalma duygusu ve korkusu ile çok daha agresif davranacak olan rakiplerimize karşı hazırlıklı olmalıyız. Yazı: Ertürk Kurtça, Zorluteks Tekstil Pazar Geliştirme ve Proje Müdürü
  11. 11. G elecek herkesin merak ettiği yegane ortak konu. Yeni iş, yeni hedefler, yeni aşk... Günler birbiri ardına hızlı olduğu kadar heyecanla geçiyor. Hayatın dinamikleri değişiyor. Dün önemsiz bir konu, bugün gündem yaratabiliyor. Yarın neyin öne geçeceğini, nasıl pozisyon almamız gerektiğini düşünüp duruyoruz. Astroloji, geleceği öğrenmek için başvuru- lan konuların başında geliyor. Öyle ki birçoğumuz güne astro- logların yorumlarını okuyarak başlamayı ihmal etmiyoruz. Peki astroloji nedir, ne işe yarar? Ünlü astrolog Hakan Kırkoğlu, ast- rolojinin amacını “Gelecekten haber vermek değil; doğuştan var olan fabrika ayarlarımızı anlamak ve farkındalığımızı artırmak” şeklinde özetliyor ve ekliyor: “Astroloji yollar ve alternatifler konusunda farkındalık yaratır ve ‘Önüne şunlar çıkacak, senin de fabrika ayarların böyle. Buna göre hareket et’ der. Yani ast- rolog farkındalık yaratarak seçimler için yardımcı olur. ‘Bu böyle olacak, sen de şu şekilde davran’ demenin bir anlamı yok.” Bir araya gelip çalışmalarını ve yorumlarını dinlediğimiz Kırkoğlu, 2011’i değerlendirdi, bize 2012’yle ilgili önemli bilgiler verdi. Z: Titrlerinizi saymakla bitmiyor. Danışman, astrolog, yazar eğitmen… Zaman içinde birtakım tarafları daha iyi kullanıyoruz. Sonra on- ların hepsini dinlendiriyoruz, tekrar kullanıyoruz. Eğitim benim hayatımda her zaman önemli bir yer tuttu. Hatta şu an yeniden yüksek lisans programına başladım. Tarih Bölümü’ndeyim. As- lında bu konuya biraz daha ağırlık vermek istiyorum. Z: İTÜ İşletme Mühendisliği’nden mezun oldunuz. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki ekonomi master’ınızdan sonra uzun yıllar bankacılık yaptınız. Bankacılığı aniden bırakmanızın nedeni, krizi önceden görmeniz miydi? O dönemin bankacılık koşulları şimdikinden çok farklıydı. Sek- tör içinde kaoslar, sürekli olarak el değiştirmeler vardı. Ben 1993’te başlayıp 2000’de bıraktım ki büyük krizler oldu. Z: Yoksa bankacılık krizini önceden gördüğünüz için mi bırak- tınız sektörü? Bankacılığı aniden bırakınca insanlar bana, “Bak, sen krizi bildi- ğin için bıraktın” dediler. O dönemde iç dünyamda hesaplaşma- lar vardı. 2000 yılını hep önemli bir referans olarak görüyordum. Hatta çok uzun yıllar önce, 2000 yılında başıma çok büyük bir olayın geleceğini aileme söylüyordum. Astrolojik olarak gös- tergeler olabilir ama siz nasıl düşünüyorsunuz, siz hayatı nasıl yorumluyorsunuz, nasıl okuyorsunuz, bu çok önemli. İkisinin kesiştiği bir nokta oldu bence. O zamanki durumumu şöyle an- latabilirim; sanki bir odanın içindeyim, yavaş yavaş su doluyor ve odayı terk etmezsem boğulacağım. Belki de ani olması gere- kiyordu. Bu tür bir sıçramayı yavaş yavaş yapamıyorsunuz. Ya o anda çıkacaksınız ya da kalacaksınız. Şunu da söylemeliyim; in- sanın hayatını 10 yıllık aralıklarla yıkıp yeniden yapması bence çok doğru bir şey. Çünkü hayat mutlaka değişimi gerektiriyor. Siz belli bir konfor alanına alıştıkça orada ölüyorsunuz. Ve ben şimdi hayatımı değiştirmek için yeniden sınavlara giriyorum. Yeniden yüksek lisans yapıyorum ve ötesini düşünüyorum. Böy- le bir kimlik yenilemenin doğru ve gerekli olduğunu düşünüyo- rum. Bence şu an tüm dünya da bunu yaşıyor. Z: “Hakan Kırkoğlu” astrolojide nasıl bir fark yaratıyor? Bu işin belli bir eğitimi ve sistematiği var. En büyük farkım ku- rumsallaşma. Astroloji hakkında ciddi eğitimler aldım. İki üç yıl içinde bu aşamaya gelemiyorsunuz. Zamanla sistemli ve ilkeli duruşunuz kulaktan kulağa yayılıyor ve insanlar tarafından ter- cih ediliyorsunuz. Bu işi kahvelerdeki fallarla karıştırmayın. Ast- roloji çok daha ciddi bir iş, ben de öyle yapıyorum. Z: 2011, beklentilerimizi karşılayan bir yıl oldu mu? 2011’i Temmuz’dan önceki ve sonraki kısım olmak üzere ikiye ayırmamız gerekiyor. Genelde Türkiye incelenirken her zaman Temmuz ayı kritik oluyor. Çünkü Türkiye 29 Ekim 1923 doğum- lu. 29 Ekim’den üç ay geriye giderseniz 29 Temmuz’a geliyor- sunuz. Yani üç ay öncesinden yeni etkiler gelmiş oluyor. Her yılın kendine ait temaları varsa, o temalar Temmuz’dan sonra yavaş yavaş girmeye başlıyor. Temmuz 2011’de seçim oldu. Bu nedenle Temmuz ayına kadar olan dönem belki daha dinamik bir dönemdi, toplum daha heyecanlıydı. Temmuz sonrasındaki dönem Türkiye’nin özellikle iç işleri, ülkenin huzuru ve yeni ana- Gelecekte ne olacak? Hakan Kırkoğlu, ekonomist astrolog. Geleceği iyi okuyor. Günceli ve farklı bilimsel disiplinleri izlediği için yorumları ve analizleri tutuyor. Zorlu Dergisi okurları için dünü ve bugünü değerlendirip yarın ne olacağını anlatan Kırkoğlu, önemli mesajlar verdi. kapak10 Hakan Kırkoğlu
  12. 12. 11 “Türkiye büyümeye devam ediyor, diğer ekonomilere göre belki daha iyi şeyler yapıyor. Ancak yine de ben 2012-2015 döneminde sadece ekonominin değil, siyasetin şekilleneceği birtakım dengelerin de bu atmosferi etkileyeceğini düşünüyorum.” yasa yapılması için gerekli olan konuları ve diplomatik konuları çok fazla önümüze getirdi. Ayrıca ekonomi boyutunda, Ağustos ile beraber, içerisinde Merkez Bankası’nın olduğu, para politi- kalarını ilgilendiren konularda bazı yanlış değerlendirmeler, bazı hatalar ve sıkıntıların olacağından bahsetmiştim. Z: Bu noktada da haklı çıktım mı diyorsunuz? Temmuz ayından itibaren piyasalarda kırılmalar, dövizde hare- ketlenme, genel olarak bir sarsıntı dönemi başladı. Bir yıl önce, yine bir haberde “Ekonomistler mi doğru okur, astrologlar mı?” diye espri konusu yapmışlardı. Sanıyorum astrologların daha doğru bildiği ile ilgili bir şüphe uyandırdık. Z: Bu kadar iniş ve çıkışı bekliyor muydunuz? Temmuz ayından sonra nefes alınamayacak tuhaf bir sarmaldaydık. Haklısınız. Temmuz’dan sonrası problemlerin daha fazla kronik- leştiği ve daha acilen birtakım şeylerin yapılması gerektiği bir durum oldu. Herkes hiçbir şeye yetişemediğinden bahsediyor. Bu belki bir sıkışma ama bu sıkışma sadece 2011’e ait bir durum değildi. 2012 ile başlayıp 2015’e kadar devam edecek süreçte, Türkiye’yi ve dünyayı etkileyen, liderleri etkileyen, her şeyi yıkıp döken bir sürecin içinde olacağımız anlaşılıyor. Z: Ağzınızdan bal damlamıyor... Her yıl Türkiye ile ilgili öngörüleri, gerçekten sakinleştirici alıp kasmadan yapmak için çaba sarf ediyorum. Bu belki de doğal. Çünkü biz değişiklik istemiyoruz ama hayatın getirdiği dinamik süreç bizi değişime itiyor. Değişim yapmazsak değişim bizi alıp sürüklüyor. Belki de bunu o şekilde yorumlamak daha anlamlı. Z: 2012’de ekonomik sorunlarımız devam edecek mi? Ne yapa- cağız? Nelere dikkat edeceğiz? Ben genellikle Ekim-Kasım döneminde ekonomide gelişmelere dikkat edilmesinden, sanal ya da çok gerçekçi olmayan politi- kaların gündeme gelebileceğinden ya da hata yapabileceğimiz- den söz etmiştim. Eğer hata yapmışsak, bu hataların bedeli bu dönemde daha fazla karşımıza gelebilir. Piyasaların belirsiz du- rumlarda tercih ettiği güvenli yatırımlara ya da araçlara gitmek daha uygun olacaktır ya da en azından çok acele karar vermeyip biraz şartların olgunlaşmasını beklemek daha doğru olur. Z: Birey, şirket ve ülke olarak farklı farklı mı bakmak lazım? Tabii. Bireylerin belirli bir risk anlayışları ve astrolojik harita- larda bir risk kişiliği var. Bazı kişiler risk almadan yaşayamıyor, bazıları da mümkün olduğunca riskten kaçıyor. Aynı ekonomik atmosfer farklı kişilere çok farklı sonuçlar getirebiliyor. Z: Birey derken kim? Birey derken yatırımcıyı kastediyorum. Makro ekonomik denge- leri nasıl okuyor? Mesela en son yaptığım bir görüşmede, piya- salarda alternatif yatırım araçlarını kullanan bir yatırımcı bana, “2011’in ikinci yarısında Türkiye’de bir sıkıntı ya da bir sarsıntı lafınız benim çok işime yaradı.” Demek ki ona göre kendi po- zisyonunu değerlendirdi. Ülkenin genel olarak ekonomik olarak sıkışıklığı, enflasyonist bir baskıda kurlar arsında bir baskı an- lamına gelebilir. Bizim için cari açığın çok tehlikeli ya da riskli gelmesi gibi. Bütün bu makro dengeleri okumak gerek. Türkiye büyümeye devam ediyor, diğer ekonomilere göre belki daha iyi şeyler yapıyor. Ancak yine de ben 2012-2015 döneminde sadece ekonominin değil, siyasetin şekilleneceği birtakım dengelerin de bu atmosferi etkileyeceğini düşünüyorum. Z: Şu an nasıl bir dönemden geçiyoruz? Cesaret göstermenin ve şartları değiştirmenin zaruri olduğu bir dönemdeyiz. Z: Büyüme rakamlarıyla dünya ikincisiyiz. 2011’in son çeyre- ğinde Çin’i geçtik. 2012’deki büyümemizi nasıl görüyorsunuz? Ekonominin 2011’deki kadar basınç yaratacağını sanmıyorum. Tabii ki canlılık bir ölçüde devam edecektir. Z: Çok bilen adam olmak nasıl bir şey? İnsanlar bana “Hakan Bey, ne güzel siz kendi haritanızı biliyor- sunuz” diyor. Ama böyle bir şeyin olması insanın aklını yitirme- sine neden olur. Her şeyi yıldızlara göre yapayım diyemeyiz. Ben kendimi analiz etmekte çok başarılı olduğumu söyleye- mem. Çünkü belli bir önyargınız var, objektif olamıyorsunuz. Z: İş dünyasıyla nasıl bir işbirliğiniz var? Benim iş dünyasındaki yoğunluğum yöneticilerin hayatları üze- rinden oluyor. Holding sahibi de karşıma geliyor, sanayici de. Normal bir kişinin hayatı üzerinden konuştuğumuz gibi evlilik hayatı, kariyeri ve ilişkileri üzerine konuşuyoruz. Bazen lans- manları ve toplantıları konusunda danışanlar oluyor. Onlara özellikle zamanlama konusunda yardımcı oluyorum. Bu dönem- de başlamamak ya da yatırım için doğru zamanın bu olduğunu veya olmadığı konusunda önerilerim oluyor. Z: Ne sıklıkla danışmanlık verebiliyorsunuz? Yüksek lisansımı sürdürdüğüm için, haftada sadece iki görüşme yapıyorum. Eskiden dört görüşme yapıyordum. Bu nedenle çok büyük bir yığılma oluyor. Z: “Kehanetlerinizin hiçbiri olmadı” diyenler oluyor mu? Hiçbir zaman öyle bir şey ile karşılaşmadım. Bana tekrar geli- yorsa bunda mutlaka bir şey var. Diyorlar ki, “Hakan Bey, sizin söylediklerinizi o kafayla anlayamamışım, olayların gelişiyle birlikte anladım.” Çünkü biliyorsunuz algı çok seçicidir ve algı- mız şu anda yaşadıklarımızla da şekillenir. Haritaya baktığınız- da gelecekten ya da en azından ileriye ait koşullardan bahse- diyorsunuz. Yani bilmediğiniz, henüz şekil almamış şeylerden… Böyle olunca algınız onları yakalamakta zorlanıyor. Z: 2012 ile ilgili başka neler söyleyebilirsiniz? 2012’nin hayatımıza getirdiği şey, aldığımız risklerin mutlaka bize kişisel bir getirisinin de olduğunu görebilmemiz. Korkuyu ancak yeniyle karşılaşarak ve eskiyi geride bırakarak aşabiliriz.
  13. 13. haber12 Broadway şovları Zorlu Center’a geliyor Zorlu Gayrimenkul, dünyanın en ünlü gösterilerine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nin operatörlüğü için, Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün öncüsü olan Amerikalı Nederlander Worldwide Entertainment (NWE) ile anlaştı. Broadway şovları Zorlu Center’a geliyor Zorlu Gayrimenkul, dünyanın en ünlü gösterilerine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nin operatörlüğü için, Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün öncüsü olan Amerikalı Nederlander Worldwide Entertainment (NWE) ile anlaştı. Z orlu Gayrimenkul’ün, Broadway şovlarının ve canlı eğlence sektörünün öncüsü olan NWE ile anlaşması 10 Mayıs’ta New York’ta gerçekleştiril- di. NWE’nin New York Broadway Minksoff tiyatrosunda düzenlenen buluşmaya NWE’nin ikinci kuşak yöneticisi baba Robert Nederlander (Sr.), üçüncü kuşak yöneticisi Robert Nederlander (Jr), Zorlu Gayrimenkul Yönetim Ku- rulu Üyesi Emre Zorlu, Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even, Zorlu Gayrimenkul yöneticileri ve Türkiye’den basın mensupları katıldı. David T. Ne- derlander tarafından 100 yıl önce kurulan ve üç kuşaktır dünyanın en büyük canlı eğlence organizasyonlarından birini yöneten NWE, bu anlaşma ile ABD, Çin, Singapur, Taivan, Küba ve Brezilya’nın ardından operatörlük yapa- cağı ülkelere Türkiye’yi de ekledi. Bu önemli buluşmada konuşan Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi Emre Zorlu, Zorlu Center’ın dünya çapında bir proje olduğunu söyledi. Bu proje ile İstanbul’un merkezinde yeni bir kent meydanı ve çekim merkezi kurduklarını ifade eden Zorlu, sözlerine şöyle devam etti: “Zorlu Center’ın projelendirme sürecindeki titizliğimizi, tüm fonksiyonların içerik aşama- sında gösteriyor ve her bir fonksiyonun en iyiyi sunması için özenli bir çalışma yürütüyoruz. Performans Sanatları Merkezi’nin işletmesi için dünyada bu konuda en iyi ve köklü şirketlerden biri olan Nederlander’ı tercih etmemiz de bunun önemli bir göstergesi. Zorlu Gayrimenkul olarak
  14. 14. Zorlu Center ekibi ve basın mensupları Lion King’e gitti, Back Stage’te özel tur yaptı. Wicked 13 Avrupa’nın en iyi performans sanatları merkezlerinden bi- rini İstanbul’un tam kalbinde inşa ediyoruz.” Broadway şovları İstanbul’a büyük katkı sağlayacak Nederlander Worldwide Entertainment’in ikinci kuşak yöne- ticisi baba Robert Nederlander (Sr.), konuşmasında, “Türkiye binlerce yıllık bir tarihin, zengin kültürün ve geleneklerin ege- men olduğu bir ülke. İstanbul’un merkezinde yer alan ve dün- ya standartlarında bir proje olan Zorlu Center’da bulunan Per- formans Sanatları Merkezi’ni yönetecek olmak bizim büyük onur” dedi. Broadway’in en iyi şovlarının gerçekleştirileceği Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nin uluslararası ve yerel şovların merkezi haline geleceğini belirten Nederlander, konuşmasını şöyle sürdürdü: “İstanbul dünyanın en mükem- mel şehirlerinden biri ve buradaki amacımız Zorlu Center’ın mükemmeliyetin yeni standardı haline gelmesine katkı sağla- maya çalışmak. İstanbul sofistike bir izleyici kitlesine sahip. İnanıyoruz ki Broadway şovları hem artistik olarak hem de ti- cari yönden İstanbul’da da başarıya ulaşacak.” NWE’nin üçüncü kuşak yöneticisi Robert Nederlander (Jr) ise Broadway şovlarının ekonomik katkısına değindi ve “Broadway şovları, gösterildiği şehirlere ekonomik katkı yapıyor. İstanbul’a da kültürel ve ekonomik gelişimine bü- yük katkı sağlayacaktır” dedi. İstanbul kültürel bir merkez olacak NWE ile yaptıkları anlaşmanın İstanbul’u kültürel olarak bir merkez yapma yönünde büyük önem taşıdığını belir- ten Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even, “Bugün New York’u, Londra’yı veya Paris’i ziyaret eden bir turist nasıl programına bir müzikali veya bir tiyat- royu dahil ediyorsa, İstanbul’a gelen turistler de dünyanın en iyi gösterilerini Zorlu Center’da izleyecek” dedi. Bugüne kadarki tüm tanıtım çalışmalarında Zorlu Center kadar, İstanbul’u tanıtmaya da büyük özen gösterdikleri- ni dile getiren Even, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde yer alacak tüm gösteriler ve sanatsal aktiviteler İstanbul’un kültürel bir merkez olmasında önemli rol oynayacak. Performans Sanatları Merkezi, 3 bin 70 kişilik kapasitey- le İstanbul’un en büyük gösteri sanatları merkezi olacak. 300 milyon Dolar yatırım yapılan ve 50 bin metrekare ka- palı alana sahip olan Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi dünyanın önde gelen müzikal, konser, dinleti, tiyatro ve dans gösterileri, resim sergisi ve müzayedeleri gibi birçok sanatsal faaliyete ev sahipliği yapacak. Böyle- ce İstanbul, Avrupa’daki birçok şehirle bu konuda rekabet edebilecek.” Disney Lion King Mamma Mia
  15. 15. 14 söyleşi Gece-gündüz yaşayacak bir merkez İnşaatı devam eden Zorlu Center’daki Performans Sanatları Merkezi’nin tasarımını, akustik, ses, ışık projelerini üstlenen Anne Minors, Zorlu Center’ı “muhteşem” bir proje olarak tanımlıyor. Minors’tan proje için yaptığı çalışmaları dinledik. Z orlu Center projesi geliştirilirken, İstanbul’un en çok ihtiyaç duyduğu konulardan birinin de kültür sanat et- kinliklerinin gerçekleştirilebileceği alanlar olduğunu gözlemleyen Zorlu Gayrimenkul, bu konuda üzerine düşeni yapmak hedefiyle Performans Sanatları merkezi projesini ha- yata geçiriyor. 300 milyon Dolar gibi önemli bir yatırımla yapı- lan, İstanbul için kültür ve sanatın tüm kollarını kucaklayacak Performans Sanatları Merkezi’nin inşaatı tüm hızıyla devam ediyor. Sanatın çeşitli dallarına ev sahipliği yapmak üzere çok amaçlı sanat merkezi olarak tasarlanan, aynı zamanda Londra-West End, New York-Broadway’de gösterimi gerçekleştirilen mü- zikallerin ve oyunların dünya prömiyerlerinin sergileneceği Performans Sanatları Merkezi, 50 bin metrekare kapalı alana sahip. Biri amplifiye akustik özelliğe sahip 2 bin 300 kişi ka- pasiteli; diğeri doğal akustik donanımla tasarlanan 770 kişi kapasiteli iki salon, İstanbul’u dünyaca ünlü eserlerle buluş- turacak. Ayrıca farklı katlarda her türlü ihtiyaca yönelik toplam 20 bin metrekare fuaye alanında sergi, kafe ve mağazalar da bu merkezin içinde yer alacak. Tüm katlardaki bağlantılar sa- yesinde rezidans, alışveriş merkezi ve otel fonksiyonlarına ko- layca ulaşım sağlanacak. Böylesine önemli bir merkezin proje, inşat ve işletme konularında Türkiye’nin ve dünyanın alanında en iyi uzmanlarıyla çalışılıyor. Bunlardan biri de merkezin ta- sarımını, akustik, ses, ışık projelerini yapan Londra merkezli Anne Minors Performance Consultants ve Sound Space De- sign. İki firmanın sahibi Anne Minors, “etkileyici ve kaliteli” dediği Zorlu Center’da yaptıkları çalışmalardan büyük keyif aldığını söylüyor. Z: Sound Space Design ve Anne Minors Performance Consultants’ın hikayesini bize kısaca anlatır mısınız? İki firmamız var; Sound Space Design 10 yıllık, Anne Minors Performance Consultants ise 16 yıllık bir firma. Sound Space Design, eşim Bob Essert tarafından işletiliyor. Ben eski çalış- tığım yerden ayrılıp 1996’da Anne Minors Performance Con- sultants firmasını kurdum. İlk projemiz, İngiltere’de Covent Garden’da Royal Opera House idi. Tiyatro salonunun tasarımı- nı ve Glyndebourne Opera için oturma düzenini oluşturmuş- tum. Z: Türkiye’nin kültürel değerleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Türkiye coğrafi olarak çok önemli bir noktada yer alıyor. Doğu ve batının birleştiği bir nokta olarak her zaman dünyanın çok önemli bir parçası oldunuz. Bu durum şehrin görüntüsünden ve karışık mimari yapıdan da belli oluyor. Bunun yanı sıra Türkiye’nin başta şehirlerde olmak üzere çok etkileyici ve sü- rekli değişen kendine has bir kültürü var. Türk kültürü, geniş bir coğrafi alanı etkilemiş durumda. Z: Türkiye’de hiç sahne performansı izlediniz mi? Evet, özellikle açık hava gösterilerini, modern Türk müziği ve bazı opera gösterilerini izledim. Tiyatroya ise lisan kısıtlama- ları nedeniyle pek gidemedim. Z: Zorlu Center’daki Performans Sanatları Merkezi projesine nasıl hazırlandınız, hazırlık aşamasıyla ilgili bilgi verir mi- siniz? Öncelikle, Zorlu Center konseptinde bir toplanma alanı dü- şüncesi vardı. Bunun yapısı zaman içinde geliştirildi. Zor- lu Center’dan ve projenin mimarisini yapan Tabanlıoğlu ve Emre Arolat Mimarlık’tan sahada ne istendiği, en iyi işlevin ne olacağı ve İstanbul’u neyin heyecanlandıracağına dair bir brief geldi. İyi tasarlanmış, iyi işlev görecek ve her akşam in- sanlarla dolacak gösteri alanları isteniyordu. Gösteri alanları İstanbul’da mevcut olan alanları tamamlayıcı nitelikte görülü- yordu. İstanbul için eşsiz ve ihtiyaç duyulan alanların ortaya çıkarılması bekleniyordu. Biz de öncelikle Performans Sanat- ları Merkezi’nde gösterilecek performans türlerini ve bunlar için ne tür sahne ve ekipman ihtiyaçları olacağını düşündük. Daha sonra sahneden oditoryuma geçtik. İnsanlar sahnede- ki performansla nasıl ilişki kuracaktı? Ayrıca, uzun süre canlı kalabilmesi için sahnedeki esnekliği de dikkate aldık. Zorlu Anne Minors
  16. 16. 15 Center yetkilileri ve mimarlara sunumlar yaptık. Karşılıklı fikir alış verişi yaptık. Zaman içinde hep daha fazla ayrıntı eklendi. Zorlu Center’dan özel bir talep geldi. Biz bilgi almayı sürdü- rürken, Zorlu da yerel firmalarla birlikte, ne istediklerine dair araştırma yaptı. Bize gösteri yapılacak sanat kollarından biri- nin Türk dansı olacağını ve Zorlu Center’ın bunun için eşsiz bir alan olacağını ve mekanda gerekli genişliğe ihtiyacı olacağını bildirdiler. Müzikal tiyatro alanında özel gösterilerin yanı sıra epik gösteriler de sunulacağı için tasarımı ona göre şekillen- dirdik. Tiyatro alanının hem yerel gruplara hem de büyük çaplı müzikal prodüksiyonlarına uygun olarak döşenmesi için plan yaptık. Gösterilere uyum sağlamak için uçan sahne ve düzen- lenebilir sahne seviyeleri olacak. Z: Teknik detaylardan bahsedebilir miyiz? Örneğin akustik için özel malzemeler kullandığınızı biliyoruz. SSD akustik uzmanlardan oluşan bir ekip ve AMPC ile birlikte mekanın şekli üzerinde çalışıyorlar. SSD, duvar yüzeylerine nerede ihtiyaç duyacaklarını, tavana nerede ihtiyaç duya- caklarını ve ses için gerekli alan yüksekliği ve hacme karar veriyor. Müzikal tiyatronun kuru bir akustiği vardır. Böylece müzikallerin güçlü ses yapısı, gösterinin ses sanatçıları ve prodüktörleri tarafından istendiği şekilde net ve duyulabilir hale gelir. Bazı emici malzemeler ve bazı yansıtıcı malzemeler vardır. AMPC ve SSD birlikte her iki alan için de ortak form- lar bulmuşlardır. AMPC performans ışıklandırmasını sahneyle doğru uyumu oluşturacak şekilde belirler. Müzikal tiyatroda ayrıca nesneleri oditoryumun arkasından uçurmak için imka- nımız var. Operadaki Hayalet’i izlediyseniz, gösterinin başı Paris operasında geçer. Hayalet, binayı hiç terk etmemiş olan mimarlardan biridir ve bu da benim gibi insanlar için bir uyarı niteliğindedir: İşiniz bittikten sonra gitmeyi unutmayın. Se- yircinin üzerinde asılı duran bir şamdan vardır. Sonra birden bu şamdan aşağı iner ve sahneye çarpar. Doğrudan insanla- rın üstüne gelir, bu çok etkileyici bir andır. Dolayısıyla, bizim de böyle gösteriler yapmak için imkanlarımız var. Projelerde temel şekli oluşturduktan sonra, mimar gerekli malzemele- ri ekler, ki burada bu malzeme ahşaptır. SSD ile doğru sesi oluşturmak için, müzikallerin güçlü ses sistemini sağlamak ve mimarların aradığı görsel etkiyi de yaratmak için neler yapı- labileceği görüşülüyor. Ahşabın kalınlığı, çubuklar arasındaki boşluk, ahşabın arkasındaki malzeme incelikle tayin ediliyor. Daha az göz önünde olan bir çok alanda, alanlar arasında uy- gun ses ayrımını sağlamak adına SSD, Performans Sanatları Merkezi’nde düzenlemeleri ve detayları incelemiştir. Z: Orkestra alanı için özel bir tasarımınız var. Bu tasarımı na- sıl gerçekleştirdiniz? Bu sanırım Türkiye için yeni bir şey. Sahne önündeki ilk üç oturma sırası, beş ayrı yapboz alanına bölünüyor. Biz bunla- ra vagon adını veriyoruz. Yerin yüzeyi sayesinde hava akımı alttan geliyor. Koltuklar üstten sabitleniyor. Sahne uzantısı olarak orkestra alanı kaldıracı da kullanılabiliyor. Bu durum- da, gösteri yaklaşık üç metreye kadar alanın içine girebiliyor. Yani, seçim yapma şansı oluyor. Z: Tüm prodüksiyon işi mimarlık ekibi tarafından gerçekleş- tirildi... Evet, tüm tasarım ekibiyle birlikte. Bu projenin çok büyük bir proje olduğu belli ve ana müteahhit dışında sahada çalışan bir tedarik ekibi var, biz bu ekiple doğrudan çalışıyoruz. Zorlu Center projesinde işçilik kalitesi gerçekten etkileyici. Projenin sonunda, tüm teknik ekipmanla birlikte projenin test edilme- sine ve hizmete sunulmasına şahit olacağız. Sunduğumuz hiz- met binanın bütün ömrü içindir. Z: Zorlu Center projesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz? Bence proje muhteşem. İngiltere’de 1978 yılında açılan Barbi- can Center isimli benzer büyüklükte bir projemiz daha vardı. Sanırım tasarımına 1956 yılında başlanmıştı. Büyüklük açısın- dan kıyaslandığında, Zorlu Centre projesinin çok daha az bir zamanda tasarlanıp inşa edildiğini görüyorum. Proje başlayalı ne kadar süre oldu ki? Beş yıl. Gerçekten çok etkileyici. Z: Zorlu Center içinde Performans Sanatları Merkezi fikri nasıl doğdu? Projenin başlangıcında bir kültür merkezinin olması da planlandı. Önce limitli bir kültür merkezi düşünülmüştü. Ancak İstanbul’a sağlayacağı katkıyı göz önüne alarak projenin ölçeği büyütüldü. Profesyonel bir yö- netimi olan, sadece bir ay bir performansın izlenip sonra üç ay kapalı olmayan, dünya çapındaki ve lokal pazardaki gösterilere de yer vererek gece-gündüz yaşayan bir kültür sanat merkezi olmasına karar verildi. Z: Performans Sanatları Merkezi diye bir tanımlama Türkiye’de çok yaygın değil. Burada birçok ilkle karşılaşılacak. Nedir bunlar? Binanın teknik alt yapısı oldukça doyurucu özelliklere sahip. Bu an- lamda özellikle Londra’dan Anne Minors Performance Consultants ve Sound Space Design olarak iki yabancı danışmanlık firmasıyla çalıştık. Türkiye’de bazı gösterileri izleyemememizin sebebi aslında teknik ye- tersizlikler. Türkiye’deki alt yapı ve donanıma göre gösteriler gelebili- yor. Zorlu Center’da iyi bir altyapı ve donanım olacağı için dünya çapın- da prodüksiyonları izleyebileceğiz. Örneğin Amerika’da ve Londra’da izlediğimiz Broadway şovlarını, ünlü müzikalleri izleyebileceğiz. Belli alt yapıya sahip operaları, bale gösterilerini, konserleri, müzikalleri de izletebileceğimiz çok amaçlı bir büyük salona da sahibiz. Amacımız performansa yönelik tüm gösterilere ev sahipliği yapabilmek, aynı za- manda dünya prömiyerleri, sergi organizasyonları düzenlemek. Z: Bazı lounge alanları ve mağazalar da olacak, değil mi? Hem alışveriş merkezine hem de Performans Sanatları Merkezi’ne ba- kan çift cepheli bazı mağazalarımız var. Kitapçı ve hobiye yönelik ma- ğazalar olacak. Yaklaşık 1000-1500 metrekarelik bir dijital kütüphane alanımız da bulunuyor. Burayı daha çok eğitim amaçlı konumlandırdık. Z: Yılda kaç kişi ağırlamayı hedefliyorsunuz? Zorlu Center’a yılda 18 milyon ziyaretçi bekleniyor. Şu an programla- ma çalışmaları yeni başladığı için Performans Sanatları Merkezi olarak yeni bir mutabakat imzaladık. O planlama sonrasında bir yılda burada yer alacak etkinliklerin sayısına göre ziyaretçi sayısı netleşecek. Per- formans için hedefimiz yüksek. Sadece yazın aylarında değil, yılın 12 ayı etkin bir mekan olmasını hedefliyoruz. Bu izleyiciyi oluşturmak adı- na yürüteceğimiz birtakım kampanya ve çalışmalar olacak. Z: Performans Sanatları Merkezi’nin Zorlu Center’daki diğer fonksi- yonlarla entegre olmasıyla ilgili bilgi verebilir misiniz? Performans Sanatları Merkezi bizim AVM’nin de en büyük mağazala- rından biri gibi. AVM’de mağazaların misyonu alışveriş merkezine zi- yaretçi çekmektir. Performans Sanatları Merkezi’n de gün boyu aktif olmasını istiyoruz. Gündüz çocuklara, akşamları yetişkinlere yönelik programlarımız olacak. AVM’ye de çok büyük bir ziyaretçi artısı olaca- ğını düşünüyoruz. Zaten otelimizde de birtakım kongreler yer alabilir. Buradaki balo salonu ile oteldeki balo salonu arasında entegrasyon olabilir. Bizim beş fonksiyonumuzun ve karma kullanımın önemli bir sirkülasyon sağlayacağını düşünüyoruz. Bütün projeleri tizlikle sürdü- rüyoruz. Performans Sanatları Merkezi’ne 300 milyon Dolar gibi çok ciddi bir yatırım yapıldı. Dünya üzerinde böyle bir örnek yok. Zorlu gru- bunun ve Zorlu ailesinin yaptığı çok büyük bir yatırım. Zorlu Center, Ticari Proje ve Kiralama Müdürü İrem Yücel Kaymak
  17. 17. 16 yarışma Bir De Sen Tasarla’da 10. yıl coşkusu Zorlu Tekstil Grubu’nun ev tekstil alanındaki lider markası Taç’ın 10.’sunu düzenlediği “Bir De Sen Tasarla Yarışması”nda dereceye girenler, 3 Mayıs’ta gerçekleştirilen görkemli bir ödül töreni ile açıklandı. E v tekstili sektörünün lider markası Taç’ın Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) işbirliği ile bu yıl 10’uncusunu düzenlediği “Bir De Sen Tasarla Yarışması” sonuçlandı. Türkiye genelindeki üniver- sitelerin Mimarlık ve Güzel Sanatlar Fakülteleri’nde öğrenim gören lisans öğrencileri ile Eğitim Fakülteleri’nin Resim – İş Öğretmenliği Bölümü lisans öğrencilerinin katıldığı, 10. Taç Bir De Sen Tasarla Yarışması’nın sonuçları, 3 Mayıs’ta Sabancı Müzesi içinde yer alan the Seed’de düzenlenen törende açık- landı. Gazeteci ve Program Yapımcısı Özlem Gürses’in moderatör- lüğünü üstlendiği ödül törenine, Zorlu ailesinin üyeleri, Zorlu Holding Tekstil Grubu Başkanı, Zorlu Holding ve Zorlu Tekstil Grubu yöneticileri, Can Yalman Design Kurucusu endüstriyel tasarımcı Can Yalman, akademisyenler ve üniversite öğrenci- lerinin yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Törenin açılış konuşmasını yapan Bir De Sen Tasarla Yarışması Jüri Başkanı Prof. Dr. Günay Atalayer, yarışmanın 10 yıllık sü- reçte geçirdiği aşamalara, bugün geldiği noktaya, öğrenciler ve sektör için önemine değindi. Endüstriyel tasarımcı Can Yalman ise konuşmasında tasarımın dinamiklerini ve önemini anlatarak öğrencilere çeşitli tavsiyelerde bulundu. “Bu yarışma ülkemizi ve ürünlerimizi tercih edilebilir kıla- cak” Zorlu Holding Tekstil Grubu Başkanı Vedat Aydın, törende yaptığı konuşmada, “Her alanda olduğu gibi tekstil sektörün- de de ‘sürdürülebilirlik’ bizim temel başarı ölçütümüz. Taç Bir De Sen Tasarla Yarışması da bu bakış açımızın en önemli yan- sımalarından birisi. Bu yarışma tekstilde, ülkemizi ve ürünle- rimizi tercih edilebilir kılacak. İyi yetişmiş insan gücünün sağ- lanması ve ülkemizin 100. yıl hedeflerine ulaşması konusunda da sosyal alanda örnek gösterilen önemli bir proje” dedi. Günümüzde rekabetin, dünya ölçeğinde derinleştiğini vurgu- layan Aydın, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Özellikle tekstil sektörünü ayakta tutacak, rekabet avantajı sağlayacak en önemli unsurlardan biri tasarımdır. Taç Bir De Sen Tasarla Ya- rışması, ev tekstili sektörü hakkında gençlerimizi bilinçlendir- mek, sektörü sevdirmek, iyi eğitimli ve sektöre katma değer sağlayabilecek nitelikli genç çalışanlar yaratmak konusunda da 10 yıldır önemli bir görev üstleniyor.” Yarışma birincisi, ödülünü Olgun Zorlu’nun elinden aldı 10. Taç Bir De Sen Tasarla Yarışması’na 34 üniversiteden, 512 eser katıldı. Kazananlar; Zorlu Tekstil Grubu yöneticileri, med- ya temsilcisi, art direktör, Taç bölge bayileri, TETSİAD temsil- cisi ve akademisyenlerin aralarında bulunduğu yarışma jürisi tarafından belirlendi. Ödül töreninde, 10. Taç Bir De Sen Tasarla Yarışması’nda bi- rincisi seçilen Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakül- tesi öğrencisi Ahmet Ağlamaz, 10 bin TL değerindeki ödülünü Zorlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi Olgun Zorlu’nun elinden aldı. Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Nurefşan Ateş’in ikinci olduğu yarışmada, üçüncülük ödülü-
  18. 18. 17 Prof. Dr. Günay Atalayer Bir De Sen Tasarla Yarışması, Jüri Başkanı Ödül törenindeki konuşmasında, Bir Desen Tasarla Yarışması’nın 10. yılına ulaşmayı başarmış, gelecek vaat eden girişimlerden birisi olduğunu söyleyen Marmara Üni- versitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Tekstil Sanatları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Günay Atalayer, yarışmanın uzun vadeli bir planla başlayıp bunu gerçekleştirdiğini ve bir- çok açıdan ilkleri başardığını dile getirdi. Atalayer, yarışmanın başarılı olduğu yönleri şu şekilde özetledi: “Yarışmanın tasa- rımcı adaylarını tanıtmak ve yaratıcılığı özendirmek amacı taşıdığı göz ardı edilmek- sizin tüm sektöre hizmet verildiği, hizmetin zaman içinde hem firmaya hem eğitim dünyasına hem de sektöre döneceği asla unutulmadı. İlk kez tasarımcıya eserini hemen uygulanmış olarak görme şansını veren yarışma, tasarımcıların özgeçmişin- de sunduğu önemli bir aşama olarak yer aldı. Kazananların onları yetiştiren öğretim üyeleriyle birlikte çeşitli fuarlara katılması sağlandı. İlk iki yıl dernek adına raportör- lük yaptığım bu oluşum, artık kurumsal bir yapıda sürdürülüyor. Bu oluşum içinde yer almaktan çok mutluyum.” Zorlu Tekstil Grubu’nu duyarlı yaklaşımları için kutlayan Atalayer, “Yeni önerileri- mizle yarışmanın bir okul olarak sürdürüleceğini ve tasarımcının yaşamında dönüm noktalarından biri olmaya devam edeceğini umuyorum. İyi niyet, iyi hedef ve iyi ça- lışmalarla ortaya konulan bu yarışmanın varlığının temeli olan tasarımcı adaylarını yaratıcı emekleri, dünyaya duyarlı bakış açıları; iyiyi, yeniyi, farklıyı yakalamak yolunda katkıları için kutluyorum” dedi. “Bir De Sen Tasarla Yarışması ilkleri başardı” Can Yalman 10. Taç Bir De Sen Tasarla Yarışması’na 34 üniversiteden, 512 eser katıldı. Kazananlar; Zorlu Tekstil Grubu yöneticileri, medya temsilcisi, art direktör, Taç bölge bayileri, TETSİAD temsilcisi ve akademisyenlerin aralarında bulunduğu yarışma jürisi tarafından belirlendi.
  19. 19. Yarışma finalinin ardından ödül kazanan tasarımcılar, Facebook’ta özel olarak hazırlanan www.facebook.com/tacbirdesentasarla sayfası üzerinden bir kez de kendi aralarında yarıştı. Facebook oylaması sonucunda Sosyal Medya Ödülü’nün sahibi belirledi. Sevda Barandır Evim Dergisi Yayın Yönetmeni Bir De Sen Tasarla geleneksel hale gelmiş, öğ- rencilerin ve üniversitedeki öğretim üyelerinin her yıl merakla beklediği bir yarışma. Her yıl gelişerek büyüyor. Tekstil sektörünün öncü ku- ruluşlarından Zorlu Tekstil Grubu’nun böyle bir yarışma düzenle- yip bunu geleneksel hale getirmesi önemli bir başarı. Bu yarışma genç tasarımcıların önünü açıyor, tasarımcılarla üreticileri buluş- turuyor ve genç yetenekleri sektöre kazandırıyor. Bu sayede teks- til sektörünün gelişmesine de ciddi bir katkı sağlıyor. “Bir De Sen Tasarla Yarışması, her yıl merakla bekleniyor” nün sahibi ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Yeşim Endes oldu. Törende, altı adet Mehmet Zorlu Vakfı Özel Bursu ve TETSİAD Özel Ödülü de sahiplerini buldu. Finalistler Facebook’ta da yarıştı Yarışma finalinin ardından ödül kazanan tasarımcılar, Facebook’ta özel olarak hazırlanan www.facebook.com/tac- birdesentasarla sayfası üzerinden bir kez de kendi aralarında yarıştı. Yarışmacılar, tasarımlarına ait görselleri ve isteyenler tasarımlarını anlattıkları videolarını Facebook’taki “Taç Bir De Sen Tasarla Sayfası”na yükleyerek 15 gün boyunca Facebook kullanıcıları tarafından oylandılar. Halk oylaması niteliği ta- şıyan Facebook oylamasını kazanan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Çağlar Arığa, 3 bin TL değerindeki para ödülünün sahibi oldu. Taç, ayrıca dereceye giren eserlerin üretimini gerçekleşti- rerek www.tac.com.tr adresinde online satışa sunacak ve tasarımlara tüketici katalogunda da yer verecek. Kazanan- lar isterlerse, Zorlu Tekstil Grubu’nda iş veya staj imkanı da elde edebilecek. Birincilik ödülü, 10.000 TL: Ahmet Ağlamaz, Dokuz Eylül Üniversite- si Güzel Sanatlar Fakültesi İkincilik ödülü 7.000 TL: Nurefşan Ateş, Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Üçüncülük ödülü 5.000 TL: Yeşim Endes, Mimar Sinan Güzel Sanat- lar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mehmet Zorlu Vakfı Özel Bursu: Yasemin Atak (Marmara Üniversi- tesi Güzel Sanatlar Fakültesi), Ceren Bek (İstanbul Teknik Üniver- sitesi Mimarlık Fakültesi), Neriman Özaslan (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi), Hilal Beder (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi), Emel Erden (İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi), Aslı- han Çiftçi (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fa- kültesi) TETSİAD Özel Ödülü 3.000 TL: Çağlar Arığa, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sosyal Medya Özel Ödülü 3.000 TL: Çağlar Arığa, Çanakkale Onse- kiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dereceye girenler ve ödülleri Çağlar Arığa Çağlar Arığa’nın Sosyal Medya Özel Ödülü kazanan tasarımı 18 yarışma
  20. 20. Ahmet Ağlamaz, yarışma birincisi Daha önceki yıllarda da yarışmaya katıldım. Bu yıl “genç” teması doğrultusunda “bağ” adını verdiğim bir desen tasarladım. Fikri bulmam üç gün sürdü. Gençler bağcıklı ayakkabılara çok düşkün olduğu için, ayakkabı bağcıklarından oluşan bir desen tasarla- dım. Birinci olmak çok büyük bir mutluluk. Ev tekstili alanında ça- lışmayı istiyorum. Bu yarışmanın hedeflerime ulaşmak için bana ciddi katkıları olacağını düşüyorum. Zorlu Tekstil Grubu’na böyle önemli ve değerli bir yarışma düzenlediği için çok teşekkür edi- yorum. Nurefşan Ateş, yarışma ikincisi Bir De Sen Tasarla Yarışması’nı yakından takip ediyordum. Çok başarılı bir yarışma. Umarım uzun yıllar devam eder. Bu yıl ben de katılmak istedim. Nasıl bir desen tasarlayacağımı düşünürken evimin penceresinden dışarı bakıyordum. O manzarayı desene ak- tarabileceğimi düşündüm. Çarpık kentleşmeyi, karikatürize ederek desenime aktardım. Özgürlüğü temsil eden kuşlar çizdim. Gökyü- zünün maviliği yeni umutları simgeliyor. İkinci olduğumu duyunca çok şaşırdım, çok mutlu oldum. Zorlu Tekstil Grubu’na çok teşekkür ediyorum. Yeşim Endes, yarışma üçüncüsü Bir De Sen Tasarla Yarışması’nın çok profesyonelce hazırlanan, çok başarılı bir yarışma olduğunu düşünüyorum. Hem sektör hem öğrenciler için çok önemli fırsatlar sağlıyor. Bu yılki yarışmaya bü- yük bir hevesle katıldım. Gençlik denince akla gelen ilk şey dijital dünya. Ben de tasarımıma bunu yansıtmak istedim. Farklı genç gruplarını temsil eden desenler yaptım. Üçüncü olmak sürpriz oldu, çok sevindim. Gurur verici. Zorlu Tekstil Grubu’na ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Tüm öğrencilere, yarışma- ya katılmalarını tavsiye ediyorum. Öğrenciler mutlu, gururlu 19
  21. 21. 20 8 Mayıs’ta açıklanan Mart ayı sanayi üretim verileriyle, 2012 yılının ilk çeyreğine ait verileri tamamladık. Yılın ilk çeyreğinde sanayi üretimindeki artış yüzde 2,77 dü- zeyinde kaldı. Oysa, 2010 yılının aynı çeyreğinde sanayi üreti- mindeki artış yüzde 17,17; 2011 yılının ilk çeyreğinde de yüzde 14,6 olmuştu. Diyelim ki, 2010 yılındaki yüksek orandaki sana- yi üretim artışı 2009 yılının telafisiydi. 2011 yılındaki yüksek üretim artışı ise, telafinin üzerine ciddi bir üretim artışı oldu ve Türkiye Cumhuriyet tarihinin rekor sanayi üretim düzeyine ulaştı. Bu noktada esasen, 2010 ve 2011 yıllarının ilk çeyreklerindeki rekor düzeydeki sanayi üretim artışlarının üzerine, yani rekor düzeydeki üretimin üzerine, sanayi üretiminin 2012 yılında da hala yüzde 2,77 daha artmış olması küçümsenecek bir artış ol- masa gerek. Ancak, Türkiye’nin 2023 hedefleri göz önüne alın- dığında, yeterli bir üretim artışı olmadığı kesin. Üzülmeyelim, bozulmayalım, kendimize kızmayalım ama, sanayi üretiminde artış oranını ortalama olarak yüzde 7’nin altına indirmemiz gerekiyor. Bu yıl sanayi üretimindeki artış yüzde 4 ve altında kalır ise, tüm yılın büyümesi için görebileceğimiz en iyi veri yüzde 3 civarı büyüme olacaktır. Oysa biz 2012 yılı için “yüzde 4 büyümenin altında kalmayalım” diyorduk. İhracat odaklı büyüme için hızlanmalıyız 2011 yılının ilk 107 günü ile bu yılın ilk 109 günü karşılaştırıl- dığında, ihracat hacmindeki artış sadece yüzde 5,9. Oysa yıla başladığımızda ihracat sanki 2012 yılı için yüzde 10 ile 12 ara- sında artış oranı ile tüm yılı götürecekmiş gibi gözüküyordu. Görünen o ki, Euro Bölgesi ve genel anlamda AB piyasasın- daki keyifsizlik ve bu bölgedeki ihracat bağlantı kayıplarımızı diğer coğrafyalara yaptığımız ihracat hamleleri ile tam denge- leyemememiz sebebiyle, ihracat hacim artışında zorlanıyoruz. Türk sanayisinin üretimini belirli bir tempoda artırabilmesi için, eğer iç talep üzerinde baskı ve tedbir var ise, var gücü- müzle ihracata yüklenmemiz gerekiyor. İhracat kesimimizin desteklenmesi amacıyla ek tedbirleri acil olarak gözden ge- çirmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Çünkü yüzde 11’i geçmiş olan enflasyonu ve ancak 75,3 milyar Dolar’a gerile- miş olan cari açığı kontrol altında tutmak, cari açığı 2012 yılı sonunda 72 milyar Dolar ve altına, yıllık enflasyonu da yüzde 7’nin altına çekebilmemiz için iç talebi baskı altında tutmamız gerekiyor. Bu durumda, ekonominin iç dinamiklerini soğutmayı, “yumu- şak iniş” için işi sıkı tutmayı sürdüreceksek; Merkez Bankası, enflasyonu düşürmek için işi sıkı tutacağını her fırsatta söylü- yorsa, o zaman ihracat odaklı büyüme için hızlanmamız gere- kiyor. Yeni Teşvik Sistemi, Türk Ticaret Kanunu, 2B Arazileri, Mütekabiliyet Yasası derken, ihracatımız yine ekonomi günde- minin gerilerine düştü. İlgiyi bir miktar artırmamızda yarar var. 2012 için dikkatli olmalıyız Öncelikle, 2012-2014 Orta Vadeli Program’da (OVP) 2011 yılı büyüme tahmininin yüzde 7,5 olarak revize edildiğini belirtsek de, her ne kadar verinin açıklanmasına bir aya yakın bir süre kala Ekonomi Yönetimi’ni temsil eden bakanlar tarafından ka- baca yüzde 8,5 telaffuz edilmeye başlanmış olsa da, gerçek- leşme Orta Vadeli Program’a göre 1 puanlık sapma ile yüzde 8,5 oldu. Şahsi tahmin aralığımın dip noktası yüzde 8,61 idi. Küçük bir farkla tutturduğumuz söylenebilir. Keza, 4. çeyrek büyüme tahmin aralığımın alt noktası da yüzde 5,35’ti. Finans piyasası kurumlarının ekonomistlerinin 4. çeyrek büyüme beklentisi ortalaması ise yüzde 4,9’du. Yüzde 5,2’lik gerçekleşme, yine tahminimizin daha yakın olduğuna işaret edi- yor. Yine, 2011 yılı için tahmin edilen 1 trilyon 281 milyar TL’lik GSYH büyüklüğü de 1 trilyon 294 milyar TL olarak gerçekleşti. Dolar cinsinden 761 milyar Dolar düzeyinde tahmin edilen GSYH büyüklüğü ise, 2011 yılı için 772,3 milyar Dolar olarak açıklandı. 10 bin 363 Dolar düzeyinde tahmin edilen kişi başına GSYH de- ğeri ise, 10 bin 444 Dolar olarak duyuruldu. 2011 yılında reel katma değer artışı başarısı açısından, en yük- sek üç sektör sırasıyla, toptan-perakende ticaret, inşaat ve Yüzde 4’lük büyüme mümkün mü? 2012 yılında sanayi üretimindeki artış yüzde 4 ve altında kalır ise, tüm yılın büyümesi için görebileceğimiz en iyi veri yüzde 3 civarı büyüme olacaktır. Oysa biz 2012 yılı için “Yüzde 4 büyümenin altında kalmayalım” diyorduk. köşe yazısı/prof. dr. kerem alkin ÇEYREK SANAYİ ÜRETİMİ ÜZERİNDEN BÜYÜME TAHMİNİ Çeyrek Sanayi Üretiminde GSYH Dönem Değişim (%) Büyümesi (%) 2009 1. Çeyrek -22,03 -14,74 2. Çeyrek -15,46 -7,77 3.Çeyrek -8,07 -2,77 4. Çeyrek 9,87 5,86 2009 Yıllık -9,88 -4,83 2010 1. Çeyrek 17,17 12,22 2. Çeyrek 14,56 10,22 3. Çeyrek 10,00 5,28 4. Çeyrek 12,06 9,25 2010 Yıllık 13,11 9,20 2011 1. Çeyrek 14,60 12,04 2. Çeyrek 8,03 8,81 3. Çeyrek 7,63 8,22 4. Çeyrek 6,57 5,20 2011 Yıllık 8,91 8,49 2012 1. Ç Tahmin 2,77 2,25-2,80
  22. 22. 21 ulaştırma-depolama-haberleşme sektörleri oldu. Tarım sek- törü 2010 yılında sadece yüzde 2,4’lük bir katma değer artışı yakalamış iken, 2011 yılında katma değer artışı performansını yüzde 5,2 ile iki katından daha yüksek oranda bir performansa dönüştürdü. Bununla birlikte, Ekonomi Yönetimi’nin finansal istikrar riski- ni, yani Türk bankacılık sektöründeki kredi hacmindeki yüksek artışı ve ısınmış Türk ekonomisinin sonucu olarak hızla artan cari işlemler açığını kontrol altına almak adına aldığı “eko- nomiyi soğutma” tedbirleri, 2011 yılının son çeyreğinde hem inşaat, hem de toptan-perakende ticaretin katma değer per- formansına yansımış durumda. Aynı durumun, kısmen imalat sanayinin katma değer üretme performansına da yansıdığı söylenebilir. Bir önceki çeyrek döneme göre, en yüksek katma değer üretim performans kaybı toptan-perakende ticarette, ardından imalat sanayinde ve ikisinin ardından inşaat sektö- ründe gözleniyor. Tüketim ve yatırım harcamalarında rekorlar 2011 yılının son çeyreğinde “ekonomi soğutma” tedbirlerinin bir sonucu olarak, bir çeyrekte yurtiçi yerleşik hane halkının tüketim harcamaları toplamı, 3. çeyreğin çok az da olsa altın- da kaldı. 2008 ve 2009 yıllarında bu durum, küresel krizin net etkisi ile, daha yüksek miktarda bir farkla gerçekleşmişti. Yüz- de 9 büyüme ile Türkiye dünya dördüncülüğünü 2010 yılında yakaladığında, Türk halkı 3. çeyreğe göre, 4. çeyrekte 3 milyar TL daha fazla para harcadı. Sonuç olarak, bir çeyrekte 240 milyar TL’ye yakın bir hane hal- kı tüketim harcaması ile Türk halkı yeni bir Cumhuriyet tarihi tüketim harcaması rekoru kırdı. Yıllıklandırılmış olarak da, 921 milyar TL’lik bir yurtiçi hane halkı tüketim harcaması ile yeni bir Cumhuriyet rekoru da kırılmış oldu. Türkiye’ye gelmiş olan turistlerin gerçekleştirdikleri tüketim harcaması da hesaba ka- tıldığında, 959 milyar TL’yi bulmuş durumdayız. Bir rekor da hiç kuşkusuz yatırım harcamalarında. Sadece bir yılda 283,2 milyar TL ile tüm zamanların en yüksek sabit sermaye yatırım harcamasına ulaşıldı. Bu rekor kamu sektörü için 48,6 milyar TL, özel sektör için ise 234,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Kamu sektörü inşaat yatırımları 41,5 milyar TL ile Cumhuriyet tarihi rekoruna ulaşırken, özel sektör inşaat ya- tırımları da 76,5 milyar TL ile yeni bir rekora imza attı. Yani, inşaat sektörü yatırımları 118 milyar TL’ye ulaştı. Yani, 39-40 milyar TL düzeyinde bir yapı, inşaat malzemesi kullanımı ger- çekleştiğini tahmin edebiliriz. Bu durumda, 24 milyar TL yurti- çi piyasa talebi ve 16 milyar Dolar düzeyinde bir ihracat hacmi ile sektörün toplam talep hareketliliğinin 40 milyar Dolar dü- zeyinde olduğu ifade edilebilir. “Ekonomi soğutma” tedbirleri etkisini gösteriyor Bununla birlikte, tüm 2011 yılında reel olarak yüzde 7,7 ar- tan yurtiçi yerleşik hane halkları tüketim harcamalarının, yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 7,8 artışla yıl ortalamasına yakın bir performansa işaret ederken, 2011 yılının son çey- reğinde bir anda reel olarak tüketim harcamaları artışının yüzde 3,4’e gerilemesi, Ekonomi Yönetimi’nin “ekonomiyi soğutma” tedbirlerinin etkisini son çeyrekte hissettirdiğini gösteriyor. Keza, toplam yatırım harcamaları da 2011 yılında reel olarak yüzde 18,3 artmışken, son çeyrekte artış oranı yüzde 2,4 ile yıl performansının ciddi oranda altında kalmış durumda. Alınan tedbirlerin sonucu olarak, kamu yatırım harcamalarının tüm yıl için reel olarak yüzde 3,2 gerilediği, bu gerilemenin reel olarak son çeyrekte yüzde 9,8’e ulaştığı görülüyor. Kamu inşaat ya- tırımları 2011 yılının 3. çeyreğinde reel olarak yüzde 3,8 artış yakalamışken, ekonomiyi soğutma tedbirleri ile 4. çeyrekte yüzde -8,1’lik bir negatif büyümeye dönüşmüş. Özel sektör yatırımları ise reel olarak yüzde 22,8’lik artış ile dünya sıralamasında istisnai bir performans yakalamış gö- züküyor. Ama son çeyrek de özel sektörün yatırım harcama- larındaki artış oranı yüzde 5,2 düzeyine kadar ivme kaybına, performans kaybına uğramış gözüküyor. İlginçtir, performans kaybının gerekçesi, özel sektör inşaat yatırımlarındaki per- formans kaybından değil, makine ve teçhizat yatırımlarındaki performans kaybından kaynaklanıyor. Özel sektör inşaat yatırımları reel olarak 2010 yılında yüzde 17,7 arttıktan sonra, 2011 yılında da yüzde 16,4’lük bir artış ya- kalamış. 2011 yılının ilk yarısında reel olarak yüzde 20, ikinci yarıda ise reel olarak yüzde 12,5 arttığı söylenebilecek bir özel sektör inşaat yatırımı performansı var. Özel sektör makine ve teçhizat yatırımlarındaki 4. çeyrek artış ise bir anda ivme kay- bederek, yüzde 2’de kalmış. 2011 yılının son çeyreğine damgasını vurduğu açıkça görülen “ekonomiyi soğutma” tedbirleri, 2012 yılının ilk çeyreğinde etkisini hissettirdi. Bununla birlikte, geride bıraktığımız 2012 yılı Ocak-Mart döneminin büyüme ve harcama performansı ile ilgili sonuçlarını ancak 30 Haziran’da öğrenebileceğiz. Bu noktada, yılın ilk çeyreğine ait imalat sanayi kapasite kul- lanım oranlarından şimdilik elde ettiğimiz izlenim, 2012 yılı- nın ilk çeyreğinde GSYH büyümesinin reel olarak yüzde 2,25- 2,75 düzeyinde gerçekleşmiş olabileceğine işaret ediyor. Cari açık ise, Mart ayı sonunda 72 milyar Dolar’ın altına inerek sevindirdi. “Ekonomi soğutma” tedbirlerinin etkisi böyle gi- derse, Türkiye’nin yıl sonunda cari açık ve enflasyonda imajı düzelebilir.
  23. 23. haber22 Raffles İstanbul, HBA imzalı iç dekorasyonuyla büyüleyecek Raffles İstanbul Zorlu Center’ın iç dekorasyonu, dünyaca ünlü otellerde imzası olan Hirsch Bedner Associates (HBA) tarafından yapıldı. Raffles İstanbul Zorlu Center, İstanbul’un tarihi ve karakteristik özelliklerini yansıtan eşsiz tasarımıyla konuklarını büyüleyecek. Z orlu Center, içerisinde yer alan “premium luxury” otel markası ve Condé Nast Traveler ve Travel & Leisure’ın ödüllerinin de sahibi olan Raffles özel bir yere sahip. Raffles İstanbul Zorlu Center’ın iç dekorasyonu, Peninsula NY, The Ritz Carlton Dubai, Mandarin Oriental New York gibi dün- yaca ünlü otellerin de iç dekorasyonunu tasarlayan HBA tarafın- dan yapıldı. Otelin iç dekorasyonunda geçmişten gelen öğelerin günümüze uygun bir konseptle harmanlanmasına özen gösteri- lerek İstanbul’un renklerine uygun bir renk skalası oluşturuldu. Her odaya farklı tasarım Her bir odanın farklı tasarlandığı Raffles İstanbul Zorlu Center’da, toplam 184 odanın 136’sı standart, 47’si süit ve 1 ta- nesi de presidential suite olacak. İstanbul’un eşsiz güzelliğinin; rahat, konforlu ve lüks bir şekilde yaşanabilmesi için odaların büyüklüğü ortalamanın üzerinde tutuldu. Lüks kavramı İstanbul’un dokusuyla harmanlanıyor “Premium luxury” hizmet anlayışında kişiye özel hizmet (but- ler) ile “imkansız” kelimesinin yer almayacağı Raffles İstanbul Zorlu Center’ın, iç dekorasyonuyla benzerlerinden ayrışacağını belirten Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even şunları söyledi: “Toplam 3 milyon Dolar yatırım yapılan Raffles İstanbul Zorlu Center’ın tasarımında müşterinin otele gelip ayrıldığı ana kadar gördüğü her ayrıntının incelikle tasar- landığı bir yaklaşımla, lüks kavramını İstanbul’un dokusuyla harmanlıyoruz. İstanbul’a değer katacak olan Zorlu Center pro- jesinde önemli bir yere sahip olan otelin eşsiz tasarımı, Boğaz manzarası ve benzersiz ev sahipliği anlayışı ile iş, finans, eğlen- ce ve sanat çevrelerini bir araya getirecek.” Raffles İstanbul Zorlu Center’ın “business & leisure” konseptin- de olması ve markanın diğer otellerinde olduğu gibi geleneksel özelliklerini koruyarak İstanbul’un tarihi ve karakteristik özel- liklerini yansıtması hedefleniyor. Örneğin; altın mozaikler gibi Bizans etkileri alınıyor ve lobideki kolonlarda bir detay olarak kullanılıyor. Çevreci yaklaşımın öne çıktığı tasarımda tamamen geri dönüşümlü malzeme ve ışıklandırma için de yüzde 95 ora- nında tasarruflu LED kullanılıyor. Sanat, tasarımda öne çıkan unsur Otel tasarımını yaparken öncelikle bulunduğu yerden ilham alan HBA’in 30 yıldır aynı şirkette olan Yönetim Kurulu Başkanı Howard Pharr, Raffles İstanbul Zorlu Center’ın tasarımının eşsiz olacağını belirterek şunları söyledi: “Markanın sunumu içinde Türkiye’den tasarımlar, detaylar, sanat eserleri ve el sanatları ile sanatı tasarımın ana unsuru olarak kullanıyoruz. Yabancı ve Türk sanatçıları ‘Hayallerindeki İstanbul’u yaratmak üzere bir araya getiriyoruz. Otel lobby, restaurant gibi ortak kullanım
  24. 24. alanlarında ve odalarda uluslararası sanatçıların imzasını taşı- yan sanat eserleri yer alacak.” Raffles İstanbul Zorlu Center için, HBA’den yedisi Atlanta’da, üçü Londra’da olmak üzere 10 kişi yoğun bir çalışma yürütüyor. Işıklandırma, sanat danışmanlığı, yönlendirme grafiği gibi alan- larda çalışanlarla birlikte bu sayı toplamda 35 kişiye ulaşıyor. Batı ile Doğu’nun eşsiz dünyası tasarımda buluşuyor Raffles İstanbul Zorlu Center’ın iç dekorasyonunda kullanılan özel obje ve temalar her mekan için ayrı tasarlanıyor. Lobide kullanılacak olan özel kaya kristali ve yer panoları tasarıma farklı bir kimlik kazandırırken, binlerce üfleme el yapımı cam yıldızın kullanıldığı balo salonu, Avrupa ve İstanbul’dan izler ta- şıyan özel restoranlar, 3 bin metrekarelik SPA ve sanat eserleri otelin tasarımını eşsiz kılıyor. Yaklaşık 3 bin metrekarelik dünya çapındaki SPA’da kişiye özel ve çiftler için özel masaj odaları, saunalar, buhar odaları, özel parti hamamı, buz çeşmeleri, fit- ness, bay-bayan kuaför bulunuyor. SPA tasarımında şehrin geç- mişindeki zengin kültür katmanlarından alınan ilhamın etkisiyle batı ile doğunun dünyası eşsiz bir kültür dokusunda bir araya geliyor. İki ana keşif alanı olan aktif bölge ve terapi bölgesinde- ki ortak akan su teması, beden ile ruh arasındaki dengeyi besle- yen uyumlu bir his yaratmayı amaçlıyor. Raffles İstanbul Zorlu Center’da, seçkin etkinliklere ev sahipli- ği yapacak olan 1.200 kişilik balo salonu bulunacak ve salonun yüksekliği 11 metre olacak. Otelde 50 kişilik düzende ayrıca yedi salon daha bulunacak. Farklı özellik ve tarzda iki adet gurme restaurant da yer alacak. Bunlardan bir tanesinde özel aşçısı ve pişirme düzeneği olan bir masa bulunacak. Ayrıca Long Bar isteğe bağlı olarak 12 kişilik özel bir mekana da dönüşebilecek şekilde tasarlanıyor. Raffles İstanbul Zorlu Center ile birlikte dünyanın premium mutfak&yemek konseptleri, ünlü isimleri İstanbul’da olacak. Long Bar’ın bir diğer özelliği de özel cam ve taş mozaikten olu- şan zemin çağdaş bir Bizans etkisi ortaya çıkarması. Bunların yanı sıra, yerden tavana cam duvarlar, özel şampanya odası ve misafirlerin birbirini görebileceği geniş oturma alanları bulunu- yor. Oturma odası ve modern bar konseptini bir araya getiren Library Lounge; kitaplarla dolu rafları ve özgün tasarımıyla otele gururla imzasını atıyor. Renkli dökme camdan duvarı, barın en belirgin özelliğinin başında geliyor. Açık ve kapalı ha- vuz ve helikopter pistinin de yer alacağı Raffles İstanbul Zorlu Center’da, açık havuz kurgulanan özel tasarımla yaz aylarında çeşitli etkinlikler için mekan ve yazlık sinema olarak da kulla- nılabilecek. Pek çok ödüllü projenin sahibi HBA, kurulduğu 1964 yılından bu yana konaklama alanında iç tasarım sektöründe lider konumunu koruyor. HBA, dünya çapında 100 büyük mimarlık ve iç mimarlık fir- masının sıralandığı listede 10 yıldır ilk sırada yer alıyor. Dünyanın önde gelen otellerinin iç tasarımlarında imzası bulunan HBA, dört kıtaya yayılmış 11 ofisi ile yaratıcı projeler geliştiriyor. HBA, 54 ülke- de 1000’den fazla çalışanıyla beş yıldızlı üst segment otel tasarımı yapıyor. HBA, müşterinin otele gelip ayrıldığı ana kadar gördüğü her ayrıntının incelikle tasarlandığı bir yaklaşımla çalışıyor. Yıllık cirosu yıllık 84 milyon Dolar olan HBA, bugüne kadar aralarında Pe- ninsula NY, The Ritz Carlton Dubai, Mandarin Oriental New York gibi dünyaca ünlü birçok premium otelin iç tasarımını gerçekleştirdi. HBA hakkında Emre Zorlu, Howard Pharr, Mehmet Even Champange room SPALobby Presidential suit Ballroom Lobby 23
  25. 25. 24 haber Zorlu Holding’den “Dünya Saati”ne destek Zorlu Holding, dünyamızın sağlıklı geleceği için değişim yolları aramak ve iklim değişikliği ile mücadeleye dikkat çekmek amacıyla Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yürütülen “Dünya Saati” kampanyasına katıldı. A vustralya’nın Sydney kentinde binlerce kişinin ik- lim değişikliğiyle mücadeleye dikkat çekmek için 2007’de Mart ayının son Cumartesi günü 20.30’da ışıklarını bir saatliğine kapatmasıyla başlatılan Dünya Saa- ti (Earth Hour) kampanyası, kısa bir süre içinde küresel bir kampanya haline geldi. 135 ülkeden, bir milyardan fazla insanın katıldığı dünyanın bu en büyük çevre hareketinde bugüne kadar, aralarında Avustralya’dan Sydney Opera binası, Çin’den Kuş Yuva- sı Stadyumu, Mısır’dan Gize Piramitleri, Fransa’dan Eyfel Kulesi, Amerika’dan Empire State, İstanbul’dan Boğaziçi Köprüsü’nün de bulunduğu binlerce sembolik yapı yer aldı. Türkiye’den katılım artıyor Bu kampanya Türkiye’de de 2009 yılından bu yana giderek artan katılımlarla etkin bir şekilde yürütülüyor. 2011 yılında bu uygulamaya, Boğaziçi Köprüsü’nün yanı sıra 267 kurum, 12 Valilik, 20’nin üzerinde Belediye ve binlerce kişi destek verdi. Bu yıl 31 Mart Cumartesi günü 20.30-21.30 saatleri arasında gerçekleştirilen ve yoğun ilgi gören Dünya Saati kampanya- sına, Zorlu Holding de katıldı. Başta Zorlu Holding ve Zor- lu Center olmak üzere Grup şirketleri; Zorlu Gayrimenkul, Vestel, Korteks, Zorluteks ve Zorlu Enerji’ye ait tüm üretim tesislerinde ve binalarda, güvenlik amacıyla kullanılan ay- dınlatmalar dışındaki ışıklar bir saatliğine kapatıldı. İklim değişimi ve küre- sel ısınmaya dikkat çek- meyi amaçlayan “Dün- ya Saati” kampanyası bu yıl da büyük ilgi gör- dü. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Maan, “BM’nin ışıklarını dünya nüfusu- nun, elektrik kullanma imkanı olmayan yüzde 20’lik kesimiyle dayanışma göstermek üzere söndürdük. Dünyada temiz, verimli ve pahalı olmayan enerjiye ihtiyaç var” dedi. İngiltere: İngiltere’nin başkenti Londra’da Buckingham Sarayı, St. Paul Katedrali, St. Stephen’s Tower ve birçok anıt karanlığa gömül- dü. Sydney: Sydney kentindeki ünlü Harbour Köprüsü ile Opera Bina- sı, Wellington’daki Parlamento Binası ile Auckland’daki Sky Tower karanlığa gömüldü. Fransa: Fransa’nın başkenti Paris’te aralarında Notre Dame Kated- rali ve Zafer Anıtı’nın da bulunduğu 230 anıt bir saatliğine ışıklarını kapattı. Rusya: Rusya’nın St. Petersburg kentinde halk, kağıttan fenerler uçurdu. Almanya: Berlin’deki Brandenburg Kapısı önünde toplanan çevreci- ler, Dünya Saati’ni 5 bin mumdan oluşan bir küre ile kutladı. Türkiye: İstanbul’daki Boğaiçi Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olmak üzere, Dolmabahçe Sarayı, Saat Kulesi, Beylerbeyi Sarayı, Küçüksu Kasrı, Galata Kulesi, Ayasofya Müzesi, Kastamo- nu Kalesi ve Ankara Opera Binası ışıklarını bir saatliğine söndür- dü. Dünya karanlığa gömüldü
  26. 26. 25 Pakistan Rüzgar Santrali’ne Euromoney’den ödül Zorlu Enerji, 158 milyon Dolarlık yatırımla Pakistan’da inşa ettiği rüzgar santrali projesi ile Euromoney Uluslararası Yayın Grubu’na ait Project Finance dergisi tarafından verilen “2011 Ortadoğu’nun En İyi Yenilenebilir Enerji Finansmanı Ödülü”nü aldı. Z orlu Enerji’nin Pakistan’ın Jhimpir eyaletinde inşasını sürdürdüğü, ülkenin ilk rüzgar santrali projesi, Euro- money Uluslararası Yayın Grubu’nun bir yayını olan aylık ekonomi ve finans dergilerinden Project Finance tarafın- dan “2011 Ortadoğu’nun En İyi Yenilenebilir Enerji Finansma- nı Ödülü”ne layık görüldü. 35 yıldır finans, hukuk, enerji ve taşımacılık sektörleri için iş dünyasına yönelik bilgiler sunan Project Finance dergisi, bu yıl 13.’cü kez alanında önemli ba- şarılara imza atmış şirketlere ödül verdi. 350 proje arasında yenilik, problem çözme, en iyi uygulama, risk azaltma, altyapı projelerinde finansman teslimat hızı, sürdürülebilirlik gibi kri- terler dikkate alınarak sıralama yapıldı. Dubai’de düzenlenen ödül töreninde ödülü Zorlu Enerji adı- na Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak aldı. Pakistan Rüzgar Santrali’nin, ülkede bir yabancı yatırımcının, yabancı finans kaynakları ile gerçekleştirdiği ilk yenilenebilir enerji yatırımı olması açısından özel bir proje olarak değerlendirilmesinden mutluluk duyduklarını belirten Ak, “2006 yılında başlattığımız Pakistan Rüzgar Santrali projemizi 56,4 MW kurulu gücüyle bu yıl içinde faaliyete geçireceğiz. Gharo – Keti – Bandar – Hyde- rabad rüzgar koridorunda inşa edilen projemiz, tam kapasite üretime geçtiğinde, yılda 159 GW/saat elektrik olmak üzere, Pakistan’da 20 yıl süreyle elektrik sağlayacak” dedi. Zorlu Enerji, Pakistan Rüzgar Santrali’nin inşa sürecinde bugü- ne kadar önemli finansal anlaşmalara imza attı. Ekim 2011’de Uluslararası Finans Kurumu IFC (38,1 milyon Dolar), Asya Kal- kınma Bankası (36,8 milyon Dolar), ECO Ticaret ve Kalkınma Bankası (20 milyon Dolar) ve Pakistan’ın en büyük özel ban- kalarından Habib Bank Limited (16,2 milyon Dolar) ile toplam 111,1 milyon Dolar tutarında kredi anlaşması imzalandı. Böyle- likle, toplam maliyeti 158,7 milyon Dolar olan projenin santral inşaatı, uluslararası finans kuruluşlarından sağlanan kredi ile hız kazandı. Aralık 2011’de ise, Zorlu Enerji Pakistan, Pakistan Ulusal İletim ve Dağıtım Şirketi ve Pakistan Alternatif Enerji Geliştirme Kurulu ile Enerji Satış ve Uygulama Anlaşması’na imza attı. Zorlu Enerji Pakistan, imzalanan bu sözleşmelerle santralin 20 yıllık elektrik satış garantisini sağlamanın yanı sıra mevzuat değişikliği ve rüzgar hızındaki olası değişiklik gibi üretimi etkileyebilecek risklere karşı Pakistan devletinin teminatını aldı. Zorlu Enerji Grubu’nun yüzde 100 sahibi olduğu Zorlu Enerji Pakis- tan Ltd., 13 Eylül 2007 tarihinde, rüzgar enerjisine dayalı elektrik enerjisi üretim tesisleri kurmak ve bu tesislerde üretilen enerjiyi satmak üzere kuruldu. 26 Ekim 2006’da Pakistan’da rüzgar enerji santrali kurmak üzere Pakistan Alternatif Enerji Geliştirme Kurulu (AEDB) ile anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre Zorlu Enerji Pakistan Ltd., Haydarabat-Jhimpir bölgesinde yer alan rüzgar enerjisi geliş- tirme bölgesinde rüzgar enerji santrali kurarak 20 yıl boyunca elekt- rik üretecek. Zorlu Enerji Pakistan Ltd.

×