• Like
Similar and Common Idioms and Proverbs in English and Turkish Literature / İngilizce ve Türkçe'deki Benzer ve Ortak Atasözleri ve Deyimler
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×

Similar and Common Idioms and Proverbs in English and Turkish Literature / İngilizce ve Türkçe'deki Benzer ve Ortak Atasözleri ve Deyimler

  • 1,209 views
Uploaded on

This study aims to show the similarities between English and Turkish language especailly in proverbs and idioms which are the best indicatiors of understanding and cultural accumulation.

This study aims to show the similarities between English and Turkish language especailly in proverbs and idioms which are the best indicatiors of understanding and cultural accumulation.

More in: Education
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Be the first to comment
    Be the first to like this
No Downloads

Views

Total Views
1,209
On Slideshare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
1

Actions

Shares
Downloads
9
Comments
0
Likes
0

Embeds 0

No embeds

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
    No notes for slide

Transcript

  • 1. Similar and Common Idioms and Proverbs in English and Turkish Literature Fatih Poyraz www.fatihpoyraz.com
  • 2. LAST WORD Not the ones speaking the same language, but the ones sharing the same feeling understand each other. Mawlana Jalaluddin Rumi
  • 3. INTRODUCTION This study is prepared to understand and share the similarities and common understandings of two different nations and cultures by analyzing the idioms and proverbs in English and Turkish Literature.
  • 4. METHODOLOGY The results reached are compiled by comparative analysis of The Oxford Dictionary of English Proverbs and mainly The Dictionary of Turkish Idioms and Proverbs of the Ministry of National Education of Turkey.
  • 5. METHODOLOGY Once the idiom or proverb from the Oxford Dictionary of English Proverb seems to have the same or similar meaning in Turkish,the equivalent idom or proverb is checked from the Dictionary of Turkish Idioms and Proverbs of the Ministry of National Education of Turkey and other relevant sources.
  • 6. METHODOLOGY Going in alphabetical order, you will see at first the English idiom and proverb and secondly it’s Turkish equivalent in Turkish
  • 7. A 1-We are all Adam’s children. Hepimiz Adem’in çocuklarıyız.
  • 8. A 2-Abundance of money ruins youth. Fazla para delikanlıyı bozar.
  • 9. A 3-Afraid of his own shadow. Gölgesinden korkan
  • 10. A 4-All men are mortal. Bütün insanlar fanidir.
  • 11. A 5-All must be as God will. Allah’ın dediği olur.
  • 12. A 6-All truths are not to be told. Her doğru her yerde söylenmez.
  • 13. A 7-Alms never make poor. Mal sadaka ile eksilmez.(Hadis)
  • 14. A 8-Anger punishes itself. Keskin sirke küpüne zarar.
  • 15. A 9-Apparel makes the man. Erkek ondur,dokuzu dondur.
  • 16. A 10-To be ashamed to look one in the face. Birinin yüzüne bakamayacak derecede mahcup olmak
  • 17. A 11-Between asleep and awake. Uyku ile uyanıklık arasında
  • 18. B 12-Bad money drives out good. Kötü para iyi parayı kovar.
  • 19. B 13-Barking dogs never bite. Havlayan köpek ısırmaz.
  • 20. B 14-Good is the enemy of the best. En iyi iyinin düşmanıdır.
  • 21. B 15-Better die with honour than live with shame. Utançla yaşamaktan şerefle ölmek daha iyidir.
  • 22. B 16-Better give than take. Veren el alan elden üstündür.
  • 23. B 17-Blushing is virtue’s colour.(is a sign of grace) Haya imandandır.
  • 24. C 18-Call the bear « uncle» till you are safe accross the bridge. Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de.
  • 25. C 19-A cat has nine lives. Kediler dört ayak üzerine düşer.
  • 26. C 20-Cleanliness is next to godliness. Temizlik imandandır.
  • 27. C 21-All clouds bring not rain. Her bulut yağmur getirmez.
  • 28. C 22-Cold as ice. Buz gibi soğuk.
  • 29. C 23-Come to himself. Kendine gelmek.
  • 30. C 24-Come with the wind,go with the water. Hayy’dan gelen Hu’ya gider.
  • 31. C 25-Command your man and do it yourself. Bir iş buyur,kendin yap.
  • 32. C 26-Constant dropping wears the stone. Taşı delen damlaların sürekliliğidir.
  • 33. C 27-Content is more than a kingdom. Kanaat en büyük zenginliktir.
  • 34. C 28-Conversation makes one what he is. Üslub-u beyan,ayniyle insan.
  • 35. C 29-Cowards die often. Cesurlar bir gün, korkaklar her gün ölür. Korkak olana gölge bile düşmandır.
  • 36. C 30-Cleanlinessis next to godliness. Temizlik imandandır.
  • 37. C 31-To cry with one eye and laugh with the other Bir göz ağlarken,diğer göz güler.
  • 38. C 32-All the colours of the rainbow. Gökkuşağının bütün renkleri…
  • 39. C 33-Conversation makes one what he is. Üslub-u beyan, ayniyle insan.
  • 40. C 34-Every cloud has a silver lining. Her şerde bir hayır vardır.
  • 41. D 35-Death is sure to all. Her nefis ölümü tadacaktır.
  • 42. D 36-They die well that live well. Nasıl yaşarsan,öyle ölürsün.
  • 43. D 37-When I die,the world dies with me. Ölen insanın kıyameti kopmuştur.
  • 44. D 38-To dig a pit for another and fall into it oneself. Başkasının kuyusun kazan, o kuyuya kendisi düşer.
  • 45. D 39-A disease known is half cured. Teşhis, tedavinin yarısıdır.
  • 46. D 40-Divide and rule. Böl,parçala,yönet.
  • 47. D 41-Do as the friar says,not as he does. İmamın dediğini yap,yaptığını yapma.
  • 48. D 42-Dogs bark but the caravan goes non. İt ürür,kervan yürür.
  • 49. D 43-Dogs that bark at a distance bite not hand. Havlayan köpek ısırmaz.
  • 50. D 45-To draw water to one’s mill. Birisinin değirmenine su taşımak.
  • 51. D 46-To drink of the same cup. Aynı kaptan su içmek.
  • 52. D 47-To drink of the same cup. Aynı kaptan su içmek.
  • 53. E 48-Easy come,easy go. Haydan gelen,huya gider.
  • 54. E 49-To eat one’s word. Bir kişinin sözünü yemesi.
  • 55. E 50-To have all your eggs in one basket. Bütün yumurtaları bir sepete koymak.
  • 56. E 51-An empty sack does not stand upright. Boş çuval ayakta durmaz.
  • 57. E 52-Empty vessels make the greatest sound. Boş çuval ayakta durmaz.
  • 58. E 53-The end of passion is the beginning of repentence. Hırsın sonu pişmanlıktır.
  • 59. E 54-That never ends ill which begins in God’s name. Besmele her hayrın başıdır.
  • 60. E 55-I escaped the thunder and fell into the lightning. Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
  • 61. E 56-Every day brings its bread with it. Her günün rızkı tayin edilmiştir.
  • 62. E 57-Eveyday comes night. Her gün akşamlıdır.
  • 63. E 58-Eveything has an end. Her şeyin bir sonu vardır.
  • 64. E 59-Exception proves the rule. İstisnalar kaideyi bozmaz.
  • 65. F 60-Face is the index of the heart. Yüz,kalbin aynasıdır.
  • 66. F 61-Fair gainings make fair spendings. Helal kazanç helal yolda harcanır.
  • 67. F 62-Fall away from a horse-load to cart-load. Attan inip eşşeğe binmek.
  • 68. F 63-He that falls today may rise tomorrow. Hayat iniş çıkışlarla doludur.
  • 69. F 64-One father is enough to govern one hundred sons but not a hundred sons one father. Bir baba on çocuğuna bakar ama on çocuk bir babaya bakamaz.
  • 70. F 64-One father is enough to govern one hundred sons but not a hundred sons one father. Bir baba on çocuğuna bakar ama on çocuk bir babaya bakamaz.
  • 71. F 65-Fear of death is worse than death itself. Cesurlar bir kere,korkaklar ise binler kere ölürler.
  • 72. F 66-To fight against the wind. Rüzgara karşı bevl etmek.
  • 73. F 67-To fight with one’s own shadow Kendi b..uyla /gölgesiyle kavga etmek
  • 74. F 68-The first breath is the beginning of death. Her doğan ölümle nişanlanır.
  • 75. F 69-Make no fire,raise no smoke. Ateş olmayan yerden duman yükselmez.
  • 76. F 70-First think,then speak. Konuşmadan önce düşün.
  • 77. F 71-First thrive,then wive. Önce iş,sonra eş.
  • 78. F 72-Fish begins to stink at the head. Balık baştan kokar.
  • 79. F 73-Like a fish out of water. Sudan çıkmış balık gibi olmak
  • 80. F 74-Like a fish out of water. Sudan çıkmış balık gibi olmak
  • 81. F 75-No flying from fate. Kader başa gelir.
  • 82. F 76-To follow one’s nose. Burnunun doğultusunda gitmek
  • 83. F 77-A fool may throw a stone into a waell which a hundred men can not pull out. Deli kuyuya bir taş atar.Yüz akıllı çıkaramaz.
  • 84. F 78-There is great force hidden in a sweet command. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
  • 85. F 79-The lecture of the mind both lie in the forehead and the eye. Gözler kalbin ve zekanın aynasıdır.
  • 86. F 80-Fortune is blind. Kör talih.
  • 87. F 81-Free as a bird in air. Havadaki kuşlar gibi hür.
  • 88. F 82-Fresh as a rose. Gonca gibi taze.
  • 89. F 83-A friend is never known till a man have need. Hakiki dost ihtiyaç anında belli olur.
  • 90. F 84-Friends may meet but mountains never greet. Dağ dağa kavuşmaz,insan insana kavuşur.
  • 91. F 85-All are not friends that speak us fair. Yüzüne güzel konuşan herkesi dost sanma.
  • 92. F 86-To add more fuel to the fire. Yangına körükle gitmek.
  • 93. F 87-Like a full moon. Dolunay gibi.
  • 94. F 88-Like a full moon. Dolunay gibi.
  • 95. G 89-Giving much to the poor,doth enrich a man’s store. Sadaka bereketi çoğaltır.
  • 96. G 88-Giving much to the poor,doth enrich a man’s store. Sadaka bereketi çoğaltır.
  • 97. G 89-Good beginning makes a good ending. Nasıl başlarsan,öyle biter.
  • 98. G 91-Good finds good. İyi iyiyi bulur.
  • 99. G 92-Good is the enemy of the best. İyi,en iyinin düşmanıdır.
  • 100. G 93-A good life makes a good death. Nasıl yaşarsanız,öyle ölürsünüz.
  • 101. G 94-A good life makes a good death. Nasıl yaşarsanız,öyle ölürsünüz.
  • 102. G 95-While the grass grows, the horse starves. Ölme eşeğim ölme,yoncalar biter de yersin.
  • 103. G 96-While the grass grows, the horse starves. Ölme eşeğim ölme,yoncalar biter de yersin.
  • 104. G 97-The great fish eat up the small. Büyük balık küçük balığı yer.
  • 105. G 98-Great men have great faults. Büyük insanların hatası da büyük olur.
  • 106. G 99-Great pains quickly find ease. Her zorlukta bir kolaylık vardır.
  • 107. G 100-A great ship asks deep waters. Büyük gemiler derin sularda yüzer.
  • 108. G 101-A great ship asks deep waters. Büyük gemiler derin sularda yüzer.
  • 109. G 102-Great winds blow upon high hills. Dağın başı boran olur.
  • 110. G 103-The greatest hate springs from greatest love. Büyük nefretler büyük aşklardan doğar.
  • 111. G 104-Grief is lessened when imparted to others. Mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır,üzüntüler paylaşıldıkça azalır.
  • 112. G 105-He has more guts than brains. Kafasından çok midesi çalışıyor.
  • 113. G 105-Grief is lessened when imparted to others. Mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır,üzüntüler paylaşıldıkça azalır.
  • 114. H 105-Half is sometimes more than the whole. Yarım bazen bütünden fazladır.
  • 115. H 106-Half is sometimes more than the whole. Yarım bazen bütünden fazladır.
  • 116. H 107-Half is sometimes more than the whole. Yarım bazen bütünden fazladır.
  • 117. H 108-Half a word is enough for a wise man. Leb demeden leblebiyi anlamak
  • 118. H 109-Whatever is made by the hand of man may be overturned. Kul yapısı bu, elbet bozulur.
  • 119. H 110-One hand washes another and both the face. Bir elin nesi var,iki elin sesi var.
  • 120. H 111-With unwashed hands. Elinin kiri ile.
  • 121. H 112-Call no man happy till he dies. Bu dünyadan murad olmaz.
  • 122. H 113-As hard as a stone. Kaya gibi sert.
  • 123. H 114-Hard nut to crack. Çetin ceviz.
  • 124. H 115-Hard with hard makes not the stone wall. Kaba güçle iş olmaz.
  • 125. H 116-Haste makes waste. Acele giden ecele gider.
  • 126. H 117-Hatred is blind as well as love. Aşkın gözü kördür. Kör nefret
  • 127. H 118-Have God and have all. Allah’a malik olan neden mahrumdur? Allah’tan mahrum olan neye maliktir?
  • 128. H 119-The head and feet keep warm.The rest will take no harm. Ayağını sıcak tut,başını serin.
  • 129. H 120-He that has a head of glass must not throw stones at another. Camdan evi olanlar başkasına taş atmamalı.
  • 130. H 121-Health is not valued till sickness comes. Hastalık gelmeden sağlığın kıymeti bilinmez.
  • 131. H 121-Hear all parties. Bütün tarafları dinlemek.
  • 132. H 122-Hear much,speak little. Çok dinle,az konuş.
  • 133. H 123-From hearing comes wisdom. İlmin başı güzel dinlemektir.
  • 134. H 124-From speaking,comes repentance. Çok söyleyen pişman olur.
  • 135. H 125-His heart is in his mouth. Ahmağın kalbi dilinde,akıllının dili kalbindedir.
  • 136. H 126-His heart is in his mouth. Ahmağın kalbi dilinde,akıllının dili kalbindedir.
  • 137. H 126-What the heart thinks,the tongue speaks. Dervişin fikri ne ise,zikri de odur.
  • 138. H 127-Hell is full of good meanings and wishes. Cehennemin yolu iyi niyet taşları ile döşelidir.
  • 139. H 128-Hell is paved with good intentions. Cehennemin yolu iyi niyet taşları ile döşelidir.
  • 140. H 129-No herb will cure love. Aşkın ilacı yoktur.
  • 141. H 130-Here today,gone tomorrow. Bugün varız,yarın yokuz.
  • 142. H 131-The higher the mountain,the greater the descent. Büyük dağın büyük dumanı olur.
  • 143. H 132-History repeats itself. Tarih tekerrürden ibarettir.
  • 144. H 133-To hit below the belt. Bel altına vurmak.
  • 145. H 134-Hoist your sail when the wind is fair. Rüzgar iyiyken yelkenleri şişirmek.
  • 146. H 135-Hoist your sail when the wind is fair. Rüzgar iyiyken yelkenleri şişirmek.
  • 147. H 136-Hoist your sail when the wind is fair. Rüzgar iyiyken yelkenleri şişirmek.
  • 148. H 137-Honesty is the best policy. Dürüstlük en büyük siyasettir.
  • 149. H 138-Hope keeps man alive. İnsanı umudu ayakta tutar.
  • 150. H 139-An hour in the morning is worth two in the evening. Gündüzün şerri gecenin hayrından iyidir.
  • 151. H 140-Hunger break stone walls. Aç köpek fırın deler.
  • 152. H 141-Hungry as a dog. Aç köpek gibi olmak.
  • 153. I 142-I today,you tomorrow. Bugün bana,yarın sana.
  • 154. I 143-I today,you tomorrow. Bugün bana,yarın sana.
  • 155. I 143-An idle brain is the devil’s shop. Aylak insan şeytanın çöplüğüdür.
  • 156. I 144-Of idleness come no goodness. Aylaklıktan hayır gelmez.
  • 157. I 145-Ignorance is the mother of impudence. Cehalet bütün kötülüklerin anasıdır.
  • 158. I 146-An ill beginning, an ill ending. Nasıl başlarsa,öyle biter.
  • 159. I 147-Immitation is the sincerest flattery. Taklit aslını yüceltir.
  • 160. I 148-Innocent as a new born baby. Bebek gibi masum.
  • 161. I 149-Everyone is held to be innocent until he is proved guilty. Beraet-i zimmet asıldır.
  • 162. I 150-Iron not used soon rusts. İşleyen demir ışıldar.
  • 163. I 151-Iron with use grows bright. İşleyen demir ışıldar.
  • 164. I 152-Iron not used soon rusts. İşleyen demir pas tutmaz.
  • 165. J 153-Before one can say Jack Robinson . Kaşla göz arasında.
  • 166. J 154-The joy of the heart makes the face fair. Yüz,kalbin aynasıdır.
  • 167. K 155-Kill two birds with one stone. Bir taşla üç kuş vurmak.
  • 168. K 156-King died.Long live the King. Kral öldü,yaşasın yeni Kral!.
  • 169. K 157-He that kisses his wife in the market place, shall have many teachers. Yol üstünde ev yapanın müteahhiti çok olur.
  • 170. K 158-Know thyself. Kendini bil.
  • 171. K 158-To know which way the wind blows. Rüzgarın hangi yönden estiğini hesap etmek
  • 172. K 159-Knowledge is power. Bilgi güçtür.
  • 173. K 160-Who knows most,speaks least. Çok bilen az konuşur.
  • 174. L 161-The last drop makes the cup run over. Bardağı taşıran son damla.
  • 175. L 162-Last repentance is seldom true. Son pişmanlık fayda vermez.
  • 176. L 163-Last repentance is seldom true. Son pişmanlık fayda vermez.
  • 177. L 164-Who laughs at last,laughs best. Son gülen iyi güler.
  • 178. L 165-Learn young,learn fair. Ağaç yaşken eğilir.
  • 179. L 166-Something must be left to chance. İşi şansa bırakmak.
  • 180. L 167-Lend your money and lose your friend. Arkadaşlığını bitirmek istiyorsan ona borç ver.
  • 181. L 168-Let sleeping dogs lie. Uyuyan fitneyi uyandırma.
  • 182. L 169-Liar is not beleived when he speaks the truth. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.
  • 183. L 170-One lie calls for many. Yalan yalanı doğurur.
  • 184. L 171-In many words a lie or two may escape. Çok söz yalansız olmaz.
  • 185. L 172-In many words a lie or two may escape. Çok söz yalansız olmaz.
  • 186. L 173-Life is a shadow. Bu dünya bir gölgeliktir.
  • 187. L 174-The lion’s share. Aslan payı.
  • 188. L 175-Live and let live. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.
  • 189. L 176-Live and learn. Yaşa ve gör.
  • 190. L 177-They that live longest must die at last. Ne kadar uzun yaşarsan yaşa,sonunda öleceksin.
  • 191. L 178-Long absent,soon forgotten. Gözden ırak olan gönülden ırak olur.
  • 192. L 179-Love is blind. Aşkın gözü kördür.
  • 193. L 180-Lover is not where he is but where he loves. Kişi sevdiğiyle beraberdir.
  • 194. M 181-A man can do no more than he can. Benim adım Hıdır.Elimden gelen budur.
  • 195. M 182-The man in the street. Sokaktaki adam.
  • 196. M 183-Man is a wolf to man. İnsan, insanın kurdudur.
  • 197. M 184-As a man lives, so shall he die.As a tree falls,so shall it lie. İnsana dayanma,ölür.Ağaca dayanma,kurur.
  • 198. M 185-Man proposes,God disposes. Kul ister,Allah verir.
  • 199. M 186-Man punishes action but God the intention. Mü’minin niyeti amelinden kıymetlidir.
  • 200. M 187-Marry your equal. Davul bile denginle .
  • 201. M 188-Marry your equal. Davul bile dengi dengine .
  • 202. M 189-There is a measure in all things. Herşeyin bir ölçüsü vardır.
  • 203. M 190-There is a measure in all things. Herşeyin bir ölçüsü vardır.
  • 204. M 191-Measure thrice what thou buyest and cut it but once. Bin ölç,bir biç.
  • 205. M 192-Every medal has its reverse. Madalyonun öbür yüzü.
  • 206. M 193-Every medal has its reverse. Madalyonun öbür yüzü.
  • 207. M 194-Money begets money. Para parayı çeker.
  • 208. M 195-Money draws money. Para parayı çeker.
  • 209. M 196-More royalist than the king. Kraldan fazla kralcı olmak.
  • 210. M 197-Like mother,like daughter. Anasına bak,kızını al.
  • 211. N 198-Naked as he was born. Anadan üryan.
  • 212. N 199-Names and natures do often agree. İsmiyle müsemma olmak.
  • 213. N 200-Names and natures do often agree. İsmiyle müsemma olmak.
  • 214. N 201-Narrow gathered,widely spent. Zor kazanılan,çabuk harcanır.
  • 215. N 202-It’s as natural to die as to be born. Doğum ne kadar normalse ölüm de o kadar normaldir.
  • 216. N 203-Nature has given us two ears,two eyes but one tongue; to the end we should hear and see more than we speak. Göz iki,kulak iki,ağız ise tektir.
  • 217. N 204-Near neighbour is better than a fardwelling kinsman. Yakın komşu uzak akrabadan hayırlıdır.
  • 218. N 205-Neccessity is the mother of invention. Mecburiyet en büyük öğretmendir.
  • 219. N 206-Never too old to learn. Öğrenmenin yaşı yoktur.
  • 220. N 207-No fire,no smoke. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
  • 221. N 208-No man can do two things at once. Bir koltukta iki karpuz olmaz.
  • 222. N 209-Nothing so certain as death. Dünyada en kat’i gerçek ölümdür.
  • 223. N 210-He’s no man’s enemy but his own. İnsanın en büyük düşmanı kendisidir.
  • 224. N 211-Noah’s ark. Nuh’un Gemisi.
  • 225. N 212-Nothing is impossible to God. Allah ol der,oluverir.
  • 226. N 213-Nothing new under the sun. Tarih tekerrürden ibarettir.
  • 227. N 214-Nothing succeeds success. Hiçbir şey başarının yerini tutamaz.
  • 228. N 215-Now or never. Ya Hep Ya Hiç!
  • 229. N 216-Number one. Bir numara.
  • 230. O 217-Old loves are not forgotten. Eski aşklar unutulmaz.
  • 231. O 218-Where one door shuts,another opens. Bir kapı kapanırsa yeni bir kapı açılır.
  • 232. O 219-One flower makes no garland. Bir çiçekle bahar olmaz.
  • 233. O 220-To have one foot in the grave. Bir ayağı mezarda olmak.
  • 234. O 221-At open doors dogs come in. Ehl-i diller babını kitler girer,kitler çıkar Kitlemezsen babını itler girer itler çıkar.
  • 235. O 222-At open doors dogs come in. Ehl-i diller babını kitler girer,kitler çıkar Kitlemezsen babını itler girer itler çıkar.
  • 236. O 223-Out of sight,out of mind. Gözden ırak olan gönülden ırak olur.
  • 237. P 224-As pale as ashes. Kül gibi sararıp solmak.
  • 238. P 225-Pandora’s box. Pandora’nın kutusu.
  • 239. P 226-Pardoning the bad is injuring the good. Pardon çıktı eşşeklik oldu mübah.
  • 240. P 227-Things past can not be recalled. Geçen günler geri gelmez.
  • 241. P 228-Patience is the plaster for all sores. Sabır bütün acıların ilacıdır.
  • 242. P 229-Patient men win the day. Sabreden derviş muradına ermiş.
  • 243. P 230-In time of peace,prepare for war. Hazır ol cenge istersen sulh-u salah.
  • 244. P 231-The Pen is mightier than the sword. Kalem kılıçtan üstündür.
  • 245. P 232-Piss not against the wind. Rüzgara karşı bevl etmek.
  • 246. P 233-There is no place like home. İnsanın evi gibisi yoktur.
  • 247. P 234-To play with the fire. Ateşle oynamak.
  • 248. P 235-He plays best that wins. İyi oynayan kazansın.
  • 249. P 236-Nothing to be got without pain. Emeksiz yemek olmaz.
  • 250. P 237-A poet is born not made. Şair olunmaz doğulur.
  • 251. P 238-Poor but honest. Fakir ama gururlu.
  • 252. P 239-Practise what you preach. Öğüt verdiğini uygula.
  • 253. P 240-Poor but honest. Fakir ama gururlu.
  • 254. P 241-Prevention is better than cure. Hastalıklardan korunmak tedaviden daha iyidir.
  • 255. P 242-Promise is debt. Söz vermek borçtur.
  • 256. Q 243-Quickly come,quickly go. Rüzgarla gelen fırtınayla gider.
  • 257. R 244-To rain cats and dogs. Bardaktan boşanırcasına yağmurun yağması
  • 258. R 245-Ready money will away. Hazıra dağlar dayanmaz.
  • 259. R 246-To refuse with the right hand and take with the left. İstemem yan cebime koy.
  • 260. R 247-To refuse with the right hand and take with the left. İstemem yan cebime koy.
  • 261. R 248-Who remove stones,bruise their fingers. Taşları yerinden oynatmak
  • 262. R 249-Revenge is a dish that should be eaten cold. İntikam soğuk yenilmesi gereken bir yemektir.
  • 263. R 250-He is rich enough that wants nothing. En büyük zenginlik gönül zenginliğidir.
  • 264. R 251-He is his right hand. Sağ kolu olmak.
  • 265. R 252-All roads lead to Rome. Bütün yollar Roma’ya çıkar.
  • 266. R 253-No rose without a thorn. Dikensiz gül olmaz.
  • 267. R 254-There is no rule without some exception. İstisnalar kaideyi bozmaz.
  • 268. S 255-Safety first. Önce güvenlik.
  • 269. S 256-The same knife cuts bread and fingers. Bıçakla ekmek de kesilir insan da.
  • 270. S 257-Save a stranger from the sea and he’ll turn your enemy. İyilikten maraz doğar.
  • 271. S 258-Say well or be still. Ya hayır konuş ya da sus.
  • 272. S 259-You can not see the wood for trees. Ağaçları görüp ormanı görememek.
  • 273. S 260-There sleeps a scorpion under avery stone. Her taşın altından çıkmak.
  • 274. S 261-Secret is thy prisoner.If you let it go,you art a prisoner to it. Söz senin esirindir.Ağzından çıktı mı sen onun esiri olursun.
  • 275. S 262-To see no further than the end of one’s nose. Burnunun önünü görememek.
  • 276. S 263-To see with one’s own eyes. Kendi gözleriyle görmek.
  • 277. S 264-You seek hot water under cold ice. Öküzün altında buzağı aramak.
  • 278. S 265-He that seeks finds. Arayan Mevlasını da belasını da bulur.
  • 279. S 266-He that seeks trouble never misses. Arayan Mevlasını da belasını da bulur.
  • 280. S 267-Seldom seen,soon forgotten. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
  • 281. S 268-Long absent,soon forgotten. Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
  • 282. S 269-Self preservation is the first law of nature. Önce can,sonra canan.
  • 283. S 270-To sell one’s bacon. Kişinin bedenini satması.
  • 284. S 271-Seven Sleepers. Ashab-ı Kehf.
  • 285. S 272-The Seventh Heaven. Yedi kat cennet.
  • 286. S 273-Sharp as a razor. Jilet gibi keskin.
  • 287. S 274-As sharp as vinegar. Keskin sirke küpüne zarar.
  • 288. S 275-Let every sheep hang by its own shank. Her koyun kendi bacağından asılır.
  • 289. S 276-Sick Man. Hasta adam.
  • 290. S 277-Silence gives consent. Sükut ikrardandır.
  • 291. S 278-Silent as death. Ölüm sessizliği.
  • 292. S 279-Silly child is soon lyred. Adam olacak çocuk bellidir.
  • 293. S 280-Sin pulls on sin. Günah günahı çeker.
  • 294. S 281-To sing the same song. Aynı nakaratı tekrar etmek.
  • 295. S 282-Who sings on Friday,will weep on Sunday. Bugün ağlayan yarın güler.
  • 296. S 283-Sink or swim. Ol ya da öl.
  • 297. S 284-What if the Sky fall? Et kokarsa tuz çare,tuz kokarsa ne çare?
  • 298. S 285-Sleep is the brother of death. Uyku ölümün kardeşidir.
  • 299. S 286-To sleep with one eye open. Gözleri açık uyumak.
  • 300. S 287-To nourish a snake in one’s bosom. Koynunda yılan beslemek.
  • 301. S 288-A snow year,a rich year. Kar çok yağdığında bereket bol olur.
  • 302. S 289-So far,so good. Buraya kadar sorun yok.
  • 303. S 290-So far,so good. Buraya kadar sorun yok.
  • 304. S 291-As soon as a man is born he begins to die. İnsan doğunca ölmeye başlar.
  • 305. S 292-The soul is not where it leaves but where it loves. Kişi sevdiğiyle beraberdir.
  • 306. S 293-To sow the wind and reap the whirlwind. Rüzgar eken fırtına biçer.
  • 307. S 294-He sows good seed shall reap good corn. Meyvenin güzelliği tohumun asaletindendir.
  • 308. S 295-He sows good seed shall reap good corn. Meyvenin güzelliği tohumun asaletindendir.
  • 309. S 296-Sparing is a great revenue Kanaat en büyük hazinedir.
  • 310. S 297-Speak well of the dead. Ölüleri hayırla yadediniz.Hadis-i Şerif
  • 311. S 298-He that speaks lavishly shall hear as knavishly. Her istediğini söyleyen hiç istemediğini işitir.
  • 312. S 299-He that speaks lavishly shall hear as knavishly. Her istediğini söyleyen hiç istemediğini işitir.
  • 313. S 300-Speech is silvern,silence is golden. Söz gümüşse,sükut altındır.
  • 314. S 301-Speech is the picture of the mind. İnsanı sözü ele verir.
  • 315. S 302-He spits on his own blanket. Kendi yemek yediği kaba tükürmek.
  • 316. S 303-Let me spit in your mouth. Ağzına tüküreyim.
  • 317. S 304-Still waters run deep. Derin sular sessiz akar.
  • 318. S 305-To stop one’s mouth. Birisinin çenesini kapamak.
  • 319. S 306-A storm in a teacup. Bir bardak suda fırtına koparmak.
  • 320. S 307-Straight as a line. İp gibi olmak.
  • 321. S 308-Straight as a line. İp gibi olmak.
  • 322. S 309-Strike but hear. Vur ama dinle.
  • 323. S 310-Strike when the iron is hot. Demir tavında dövülür.
  • 324. S 311-Where the sun enters,the doctor does not. Güneş giren eve doktor girmez.
  • 325. S 312-If each would sweep before his own door,we should have a clean city. Herkes kapısının önünü süpürürse, şehrimiz temiz olur.
  • 326. S 313-Sweet as honey. Bal gibi tatlı.
  • 327. S 314-Sweet things are bad for the teeth. Tatlı yiyecekler dişler için zararlıdır.
  • 328. S 315-To swim like a fish. Balık gibi yüzmek.
  • 329. T 316-To take the bread out of one’s mouth. Ekmeği aslanın ağzından almak.
  • 330. T 317-Tale never loses in the telling. El öpmekle dudak aşınmaz.
  • 331. T 318-Tastes differ. Damak tadı kişiye göre değişir.
  • 332. T 319-Tell ne whom thou goest,and I’ll tell yu what thou doest. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
  • 333. T 320-A thief knows a thief as a wolf knows a wolf. Biz kırk kişiyiz,birbirimizi biliriz.
  • 334. T 321-Think well of all men. Bütün insanlar hakkında iyi düşünmek
  • 335. T 322-Luck in odd numbers. Allah tektir,tek olanı sever.Hadis-i Şerif
  • 336. T 323-Thread breaks where it’s weakest. İnceldiği yerden kopsun.
  • 337. T 324-Not worth three half pence. Beş para etmez.
  • 338. T 325-Time is money. Vakit nakittir.
  • 339. T 326-Time lost can not be won again. Geçen zaman geri gelmez.
  • 340. T 327-There is a time to speak and time to be silent. İnsan ne zaman susup ne zaman konuşması gerektiğini bilmeli.
  • 341. T 328-Time tries truth. Gerçekler zamanla anlaşılır.
  • 342. T 329-Times change and we with them. Zaman değişir.Biz de ona ayak uydurmaya çalışırız.
  • 343. T 330-If today will not,tomorrow may. Bugün olmazsa yarın.Bir gün mutlaka…
  • 344. T 331-Tongue breaks bone but herself has none. Dilin kemiği yoktur ama kırdığı kalp çoktur.
  • 345. T 332-The tongue talks at the head’s cost. Söz ola kestire başı.
  • 346. T 333-Too many cook spoil the broth. Ebe çok olunca çocuk sakat doğar.
  • 347. T 334-Trade is the mother of money. Rızkın onda dokuzu ticarettedir.
  • 348. T 335-He that travels far knows much. Çok gezen çok bilir.
  • 349. T 336-A tree is known by its fruit. Meyvenin asaleti ağacındandır.
  • 350. T 337-Put your trust in God but keep your powder dry. Eşeğini sağlam kazığa bağla,sonra Allah’a tevekkül et.
  • 351. T 338-Truth and oil are ever above. Zeytinyağı gibi üste çıkmak.
  • 352. T 339-The truth shows best being naked. Hakikat bütün çıplaklığı ile ortada.
  • 353. T 340-On the turf,all men are equal and under it. İnsanların tümü toprağın altında eşittir.
  • 354. T 341-To make a person turn in his grave. İnsanı mezarında rahat bırakmamak.
  • 355. T 342-To turn Turk. Yüzde yüz değişmek.
  • 356. T 343-To turn with the wind. Rüzgar gülü olmak.
  • 357. T 344-Two and two make four. İki kere iki dört eder.
  • 358. T 345-To have two faces in one hood. İki yüzlü olmak.
  • 359. T 346-To make two friends with one gift. Bir taşla iki kuş vurmak.
  • 360. T 347-Two hands are better than one. Bir elin nesi var,iki elin sesi var.
  • 361. T 348-If two ride on a horse,one must ride behind. Üç kişi yola çıkıyorsa,bir kişiyi baş tayin etsin.Hadis-i Şerif
  • 362. T 349-When two Sundays come together. Kırk Çarşamba bir araya geldiğinde…
  • 363. T 350-Two wrongs don’t make a right. İki yanlış bir doğru etmez.
  • 364. T 351-Two wrongs don’t make a right. İki yanlış bir doğru etmez.
  • 365. T 352-My name is Twyford,I know knothing of the matter. Benim adım Hıdır,elimden gelen budur.
  • 366. U 353-An unbidden guest knows where to sit. Davetsiz misafir mindersiz oturur.
  • 367. U 354-In union is strength. Birlikten kuvvet doğar.
  • 368. U 355-In union is strength. Birlikten kuvvet doğar.
  • 369. U 356-Better untaught than ill taught. Yarım hoca dinden,yarım doktor candan eder.
  • 370. U 357-To have many ups and downs. İnişleri çıkışları olmak.
  • 371. U 358-To use one like a dog. Yanında köpek gibi gezdirmek.
  • 372. U 359-The used key is always bright. İşleyen demir ışıldar.
  • 373. V 360-The noblest vengeance is to forgive. En iyi intikam affetmektir.
  • 374. V 361-There is no venom to that of the tonge. Bıçak yarası geçer dil yarası geçmez.
  • 375. V 362-Eggs in one basket. Bütün yumurtaları tek sepete koymak
  • 376. V 363-Virtue and trade are the best portion for children. Babanın çocuğuna bırakacağı en büyük miras terbiyedir.Hadis-i Şerif
  • 377. V 364-The voice of the people,The voice of God. Halkın sesi, Hakk’ın sesidir.
  • 378. W 365-Wait and see. Bekler,gör.
  • 379. W 366-Wait till you are asked. Sorulmadan konuşma.
  • 380. W 367-Wake not a sleeping lion. Uyuyan aslanı uyandırma.
  • 381. W 368-Walls have ears. Yerin kulağı var.
  • 382. W 369-For want of a nail the shoe is lost.For want of a shoe the horse is lost.For want of a horse the rider is lost. Deveyi yardan uçuran bir avuç ottur.
  • 383. W 370-He that is warm thinks all so. Kişi etrafı kendisi gibi bilir.
  • 384. W 371-To wash one’s hands of a thing. Bir işten tövbe etmek.
  • 385. W 372-Much water has run under the bridge since then. Köprünün altından çok sular geçti.
  • 386. W 373-Fair water makes all clean. Su her şeyi temizler.
  • 387. W 374-Every man has his weak side. Herkesin zayıf bir yönü vardır.
  • 388. W 375-The greatest wealth is contenment with a little. Kanaat en büyük zenginliktir.
  • 389. W 376-Well begun is half done. Başlanan iş yarı bitmiş sayılır.
  • 390. W 377-To make white black. Akı kara yapmak.
  • 391. W 378-Every white has its black and every sweet it sour. Her nimetin bir külfeti vardır.
  • 392. W 379-Wife is the key of a house. Yuvayı dişi kuş yapar.
  • 393. W 380-As the wind blows,you must set your sail. Musluklar akarken kaplarını doldurmalısın.
  • 394. W 381-Wise man learn by other men’s mistakes ; fools by their own. Akıllı insanlar başkalarının akılsız insanlar kendi hatalarından ders alırlar.
  • 395. W 382-Wishes never can fill a sack. Olsa ile bulsayı toprağa ekmişler,hiç bitmiş.
  • 396. W 383-If wishes were horses,beggars would ride. Halamın sakalı olsaydı amcam olurdu.
  • 397. W 384-Better wit than wealth. Akıl maldan üstündür.
  • 398. W 385-There is a witness everywhere. Yerin kulağı vardır.
  • 399. W 386-The wolf eats often of the sheep that have been warned. Sakınan göze çöp batar.
  • 400. W 387-Wolf in sheep’s clothing. Kuzu postuna bürünmüş kurt.
  • 401. W 388-A woman’s work is never at an end. Kadının işi bitmez.
  • 402. W 389-From the womb to the tomb. Beşikten mezara.
  • 403. W 390-One woodcock does not make a winter. Bir çiçekle bahar olmaz.
  • 404. W 391-To draw wool over a person’s eyes. Bir kişinin gözüne perde çekmek.
  • 405. W 392-While the word is in your mouth,it’s your own;when ‘tis once spoken ‘tis another’s. Bir söz söylenmeden önce sizin söylendikten sonra başkasınındır.
  • 406. W 393-A word to a wise man is enough. Aptala fazla söylenir.
  • 407. W 394-He has not a word to throw at a dog. Yaralı parmağa bevl etmez.
  • 408. W 395-Words bind man. Kelimeler insanı bağlar.
  • 409. W 396-Words bind man. Kelimeler insanı bağlar.
  • 410. W 397-Words cut more than swords. Kalem kılıçtan keskindir.
  • 411. W 398-What is a workman without his tools? Alat ile olur kemalat.
  • 412. W 399-This world is astage and everyman plays his part. Dünya bir sahnedir.Herkes orada yerini alır.
  • 413. W 400-The world is nought. Bu dünya boştur.
  • 414. W 401-The world is round. Dünya yuvarlaktır.
  • 415. W 402-The world will not last alway. Bu dünya fanidir.
  • 416. W 403-Wrong never comes right. İki yanlış bir doğru etmez.
  • 417. W 404-Wrong never comes right. İki yanlış bir doğru etmez.