Kongreler Yolu Ile öRgüTlenme Ve Kuvayi Milliye
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

Kongreler Yolu Ile öRgüTlenme Ve Kuvayi Milliye

on

  • 3,794 views

 

Statistics

Views

Total Views
3,794
Views on SlideShare
3,790
Embed Views
4

Actions

Likes
0
Downloads
16
Comments
0

1 Embed 4

http://www.slideshare.net 4

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    Kongreler Yolu Ile öRgüTlenme Ve Kuvayi Milliye Kongreler Yolu Ile öRgüTlenme Ve Kuvayi Milliye Presentation Transcript

    • 6. ÜNİTE KONGRELER YOLU İLE ÖRGÜTLENME VE KUVAYİ MİLLİYE
      • Kongre: Belli bir amaca ulaşmak isteyen kişilerin bir araya gelerek sorunları görüşmeleri ve hedefe varabilmek için kararlar almaları yolunda düzenledikleri toplantı.
      • Uluslararası da olabilir. Bir şirket, dernek ya da vakıf tarafından yasalara uygun olarak işlerini düzenlemek için de toplanabilir.
      • Ulusal Mücadele sırasında toplanan kongreler ya da dernekler sadece Türkler tarafından oluşturulmamıştır. Buna örnek olarak Genel Suriye Kongresi ’ni gösterebiliriz. Bu kongre:
            • Mondros Ateşkesi öncesi işgal edilen Arap ülkelerinde Suriye ’nin bağımsızlığı için toplandı. (2 Temmuz 1919)
            • Bu kongrede Suriye’nin Osmanlı’dan ayrılarak bağımsız olması kararlaştırıldı ve Emir Faysal da kral seçildi.
      • Ulusal Mücadele sırasında toplanan kongreler ve dernekleri şu şekilde sınıflandırabiliriz: (Bülent TANÖR’ün sınıflandırması)
            • Ufak, belli bir yöreyi kurtarmak için toplananlar: Örnek Balıkesir Kongreleri .
            • Anadolu içinde büyük bir coğrafi bütünü, bir bölgeyi kurtarmak için toplananlar: Örnek Alaşehir Kongresi. Erzurum Kongresi de ilk başta Doğu Anadolu için toplanmıştı. Ancak daha sonra aldığı kararlar ulusal bir nitelik taşıyacaktır.
            • Bütün ulusu içine alan (ulusal) kongreler: Ulusal Mücadele içindeki tek örneği Sivas Kongresi ’dir.
      • Ulusal Mücadele sırasında ortaokulda ve lisede öğrendiğimiz Erzurum ve Sivas kongreleri ile birlikte 29 kongre toplandı. (Belli başlıları: Kars İslam Şurası( Mondros’tan sonra ilk toplanan kongredir) , Pozantı kongresi, Milli Kongre )
    • ERZURUM KONGRESİ’NE KADAR GELİŞİM
      • Amasya Tamimi’nde Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanması gerektiği belirtilmişti.
      • Amasya Tamimi’ne kadar toplanan kongrelerin Doğu için olanlarında amaç, o bölgede Ermenilerin bir devlet kurmasına engel olmaktı.
      • İzmir’de ise Yunan işgalinin yaklaşması üzerine büyük bir toplantı toplanmıştı.
      • Ancak bu kongrelerin bütün ulusu birleştirici bir nitelik taşıdığı söylenemezdi.
      • Milli Kongre:
        • 29 Kasım 1918’de Ateşkes’in hemen ardından toplandı.
        • Göz Hekimi Esat Paşa ’nın girişimleriyle İstanbul’da toplandı.
        • Yurdun savunulması için bütün ulusal güçlerin toplanması, Osmanlı’nın Uluslar Kurumu’na (Milletler Cemiyeti / Cemiyet-i Akvam) alınmasının sağlanması, yurtdışına kurullar gönderilerek Türklerin uğradığı haksızlıkların anlatılması gibi amaçlar taşıyordu.
        • Ancak bu kongre, tarihimizdeki ilk milli kongre olmasına rağmen, adının önündeki “milli” (ulusal) sıfatına uyabilecek bir yapıda değildi. Çünkü bu toplantıdaki kararları uygulayacak bir dernek veya başka bir kuruluş yoktu. Toplantıya katılanlar arasında da bir düşünce birliği bulunmuyordu.
        • Başkent İstanbul’da toplanmış olması da başka bir başarısızlık nedeni idi. Çünkü İstanbul işgal altında idi ve padişah da bu işgalleri destekleyici bir tutum takınmıştı.
      • Vahdet-i Milliye Heyeti (Milli Blok): Milli Kongre ile aynı nedenlerle toplandı. Aynı nedenlerle de başarısız oldu.
      • Balıkesir Kongresi (27 Haziran-30 Temmuz): Yunan işgaline karşı cepheler kurulması ve ulusal birlikler oluşturulması için her türlü yola başvurulacağı bu kongrede alınan kararlar arasındandır.
        • Bu kongreler her ne kadar cesur ve yurtsever kararlar almış olsalar da ulusun birleşme ve bütünleşme sürecini kesebilir veya büyük ölçüde geciktirebilirdi. Bu yüzden Mustafa Kemal Paşa İstanbul dışında, güvenli bir yerde bütün yerel örgütleri ulus çatısı altında birleştirecek adımı bir an önce atmak istiyordu.
    • ERZURUM KONGRESİ (23 Temmuz–7 Ağustos 1919)
      • Toplanış Nedeni:
      • Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesini engellemek amacıyla kuruldu.
      • Ermenilere karşı “ Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-i Milliye” Cemiyeti etkinlik gösteriyordu.
      • Kars’ta da ardı ardına kongreler toplanıyordu. Bu kongrelerde bir çeşit “ halk meclisi” oluşturulmuştu ve bu kurul Doğu Anadolu’yu örgütlüyordu. Ancak İzmir’in işgalinden yaklaşık bir ay önce (13 Nisan 1919) İngilizler Kars’taki bu ulusal kuruluşu bastılar ve şehri Ermenilere teslim ettiler.
      • 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa Erzurum’u Ermenilere teslim etmemek için uğraşıyordu. Bu arada Ateşkes hükümlerinin yerine getirilip getirilmediğini denetleyen İngiliz subayı Rawlinson ’u oyalıyordu.
      • Mustafa Kemal Paşa’ya göre Erzurum Kongresi dört açıdan önemli olabilirdi:
            • 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın yardımı ile bütün yurda örnek olacak bir örgütlenme modeli kurulabilirdi. (Erzurum’daki 15. Kolordu yurttaki tek derli toplu güçtü. Çünkü Kazım Karabekir Paşa Ateşkese karşı gelerek, ordusunu terhis etmemişti .)
            • işgal buralara henüz büyük ölçüde sıçramamıştı. Bu yüzden kongre güven içinde yapılabilirdi.
            • Bununla birlikte her an Ermeniler tarafından işgal edilebilirdi. Kongre sonucu oluşacak örgüt 15. Kolordu’ya savunma için önemli yardımlar sağlayabilirdi. Zira bu askeri güç, terhis olmamıştı ve ancak halkın yardımı ile varlığını sürdürebilirdi.
            • Erzurum kongresi’nin başarısı Sivas Kongresi için de moral olabilirdi. Ayrıca Doğu’da kurulacak örgütün üyeleri de kendi bölgelerini Sivas’ta başarıyla temsil edebilirlerdi.
      • Mustafa Kemal Paşa’nın askerlik görevine Amasya Genelgesi sonrası, Erzurum Kongresi öncesi, 7-8 Temmuz gecesi İstanbul Hükümeti tarafından son verdi. Kendisi de Hem Saray’a hem de Harbiye Nezareti’ne istifasını verdi.
      • İstanbul Hükümeti Takvim-i Vekayi’de yayınladığı bir Padişah iradesi ile Mustafa Kemal Paşa’nın görevine son verildiğini duyurdu.
      • Ancak Erzurum halkı O’na sahip çıktı ve kendisini kentteki “Müdafaa-i Hukuk Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na” getirdi.
      • Erzurum Kongresi’nin Kararları ve Alınan Kararlar
      • Mustafa Kemal Paşa oybirliği ile kongre başkanlığına seçildi.
      • Ulusal bir kurulun oluşturulmasına ve geçici bir hükümet kurulmasına karar verildi.
        • Böylece Erzurum Kongresi kararlarına ulusal bir nitelik kazandırılmıştır.
      • Bu kongrede oluşan ulusal iradenin “Padişahlık ve Halifelik” makamını kurtaracağı belirtildi.
        • Hem “ulusal irade”, hem de “padişahlık ve halifelik” makamları birbirine tezat iki kavramdır. Mustafa Kemal Paşa ortamın henüz hazır olmadığını düşündüğü için niyetini açıkça belli etmemiştir.
      • Bölgedeki azınlıkların güvenlikte olduğu belirtildi.
      • Sömürüye yol açmaması koşulu ile dış yardım alınabileceği kararı alındı.
      • Doğu Anadolu’daki bütün direnme dernekleri “ Şarki Anadolu müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında toplandı.
      • Bu yeni derneğin işlerini görebilecek bir “Heyet-i Temsiliye” (Temsil Kurulu) oluşturuldu. Başkanlığına da Mustafa Kemal Paşa getirildi.
      • Erzurum Kongresi’nin Sonuçları
      • Yöresel direniş hareketlerinin tek çatı altında birleşebileceği kamuoyuna kanıtlandı.
      • Doğu Anadolu’yu temsil eden bir “Heyet-i Temsiliye” oluşturulduğu için, Osmanlı Hükümeti’nin buyrukları artık oralarda geçmez oldu. Bu olumlu gidişte Kazım Karabekir Paşa’nın çok önemli bir rolü vardır.
      • Kongre sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğini kamuoyu giderek benimsedi.
      • YENİ KONGRELER
      • İkinci Balıkesir Kongresi (26-30 Temmuz 1919)
      • Erzurum Kongresi sürerken toplandı.
      • Hacım Muhittin Çarıklı olmak üzere Egeli yurtseverler tarafından toplandı.
      • Yunanlılara karşı bütün güçlerin birleştirilmesi kararı alındı.
      • Ancak bazı kararlarda direnişin sadece bölgesel değil, işgal altındaki bütün yerlerde olması gerektiği şeklinde özendirici hükümler de bulunmaktaydı.
      • Bütün kongrelerde olduğu gibi bu kongrede de padişaha bağlılık telgrafları çekilmiştir.
      • Bu kongre sonrasında Ege’deki direniş bir ölçüde örgütlendi. Ancak Egeli yurtseverler kendi başlarına hareket etmeye o kadar meraklıydılar ki, Erzurum Kongresi ile oluşturulan, Doğu Anadolu’daki gibi sağlam bir örgütlenmenin olup olmadığı tartışma konusudur. Hatta ulusal bir kongre olan Sivas Kongresi’ne temsilci gönderme konusunda bile çekimser kaldılar.
      • İlk Balıkesir Kongresi de (27 Haziran-30 Temmuz tarihleri arasında toplanmıştı.)
      • Birinci Nazilli Kongresi (6-10 Ağustos 1919)
      • Yunan işgaline karşı toplandı.
      • Bu kongreyi Galip Hoca lakaplı Celal (Bayar) Bey topladı. Nazillili yurtseverler kongreyi henüz işgal edilmemiş olan Muğla ’da yaptılar.
      • Alınan karalar arasında, tabi ki padişaha bağlılık; Kuvayi Milliye birlikleri arasında uyum sağlama; buradan çıkan bir kurulun bölgedeki asayişi sağlaması sayılabilir.
        • Nazilli’yi Yunan işgalinden kurtarabilmek için Kuva yi Milliyeciler iş başındaydı. Bu birlikler Yörük Ali Efe ile Demirci Mehmet Efe adlı kişilerin komutasında idi.
        • Ancak bu iki lider arasında anlaşmazlıklar vardı.
        • Bu uyumsuzluğu giderme görevi de Celal Bey’e verildi.
      • Alaşehir Kongresi (16-25 Ağustos 1919)
          • Egeli yurtseverler, Orta Anadolu çizgisine kadar bütün Ege Bölgesi’ni birleştirecek ulusal bir kongreye ihtiyaç duydular. Alaşehir Kongresi bu amaçla toplandı.
          • Kongrede, Balıkesir, Nazili ve Erzurum Kongrelerinin sonuçları görüşüldü.
          • Yunanlıları kovmak için toplandı. Hatta bu uğurda gerekirse diğer Anlaşma Devletleri ile de görüşmeye oturulabilecekti.
            • Egeli yurtseverler, Yunanlıları Anadolu’ya salan ve destekleyen gücün İngiltere olduğunu pek kavrayamamışlardı. Ege’yi Yunanlılara vermektense, buraları “geçici” olarak diğer Anlaşma Devletlerinin işgal etmesine rıza gösterilebilirdi.
            • Bir diğer neden de Yunan işgali sırasındaki dehşeti gözleri ile görmeleri ve Anlaşma Devletlerinin bu işgallere tekrar izin vermeyeceklerini düşünmeleri idi.
            • Sivas Kongresi’nin anlamını tam olarak kavrayamamışlar ve “Doğu Anadolu’nun savunmasına sembolik bir katkı” olarak bu kongreye katılmışlardır.
          • Alaşehir Kongresi o ana kadar Ege’de yapılan kongrelerin en geniş kapsamlısı idi. Bu bakımdan bir bakıma ulusal bir nitelik taşıdığı söylenebilir. Anacak kongreye katılanlar ileriyi görme ve olaylar kapsamlı bir şekilde değerlendirme niteliklerinden yoksundular.
      • Alaşehir Kongresi yapılırken Sivas İçin Muğla Kongresi yapılmıştı (18 Ağustos 1919). Bunun Muğla’daki üçüncü toplantı olduğu da ileri sürülür.
      • Muğlalılar bütünsel kurtuluşu savunarak diğer Ege Kongrelerinden daha akılcı bir yol izlemişlerdir.
      • Bu kısa toplantıda, yerel Kuvayi Milliye’nin güçlendirilmesi kararı da alındı.
      • SİVAS KONGRESİ (4-11 Eylül 1919)
      • Kongre Öncesi
          • Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanması gerektiği ilk kez Amasya Tamimi’nde belirtilmişti.
          • Erzurum Kongresi’ne engel olamayan Damat Ferit, Sivas’taki ulusal kongreye engel olabilmek için iki yol izledi:
              • Mustafa Kemal ve arkadaşlarının “İttihatçı” oldukları kanısını yaymak: Az çok başarılı oldu.
              • Yunanlıları bir anlaşma ile durdurarak, bazı çevrelerin tepkisine son vermek: Damat Ferit’in bu düşüncesi üzerine İngiliz Generali Milne, Yunanlılarla görüşmeye ve onları “makul bir çizgide durmaları için” iknaya çalıştı. Hatta Alaşehir Kongresi’nde Milne ile görüşme kararı alınmış ve kendisine bazı öneriler gönderilmiştir.
          • Damat Ferit bir yandan bu taktikleri uygularken, bir yandan da Harbiye Nezareti’nde Mustafa Kemal’i tutan kadroyu temizledi. Bu bakanlığın başına da kendisiyle aynı görüşleri paylaşan Süleyman Şefik Paşa’yı getirdi.
          • Ayrıca Paris Barış Görüşmelerine tekrar katılmak için de İngilizlere yaltaklanmaya başladı. Ona göre barış bir an önce sağlanırsa, yurttaki bu “fesat” da biterdi!
      • Sivas Kongresi’nin Hazırlanışı
          • Sivas Kongresi’ne beklenenden az delege katıldı (31 kişi). Nedenleri:
              • Bu Kongrenin başta İngiltere olmak üzere Anlaşma devletlerinin tepkisini çekeceğinin düşünülmesi,
              • Kongrenin bir yarar sağlamayacağının düşünülmesi,
              • Alaşehir Kongresi’ne katılanlar gibi, bu Kongrenin yerel bir girişim olarak algılanması,
              • İstanbullu yöneticilerin engellemeleri.
          • Ancak Kongrenin her türlü olumsuzluğa rağmen toplanması büyük bir başarıdır.
      • SİVAS KONGRESİ’NİN ÇALIŞMASI VE ALINAN KARARLAR
          • Kongrenin Çalışmasına Engel Olan Tutumlar:
              • Mustafa Kemal’i başkan seçtirmek istemeyenlerin kulis çalışmaları (aralarında Rauf Bey de vardır). Ancak yine de Mustafa Kemal seçildi.
              • Padişaha bağlılık bildiren telgrafın abartılı bir üslupla yazılması,
              • Kongrenin “siyasetle uğraşmaması” gibi akıl dışı öneriler (Kongre baştan aşağı siyasi nedenlerle toplanmıştı. Demek ki delegeler “siyaset” sözcüğünün anlamından habersizdi!),
              • Kurtuluş için Amerikan mandasından başka yolun olmadığını savunanlar.
            • Bir ulusu manda altına alan ülkeye “mandater” denir. Bu terim, manda işlemi gereği yönetici atanan kişiye de verilir.
            • Uluslar Kurumu (Milletler Cemiyeti-Cemiyet-i Akvam), manda altına alınacak ulusları şu şekilde saptamıştı:
            • Sivas Kongresi’ne katılan delegelerin çoğunluğu Amerikan mandasını savunuyordu. Oysaki Amerika, manda sistemine karşıydı ve Amerikan Parlamentosu da Paris’te yapılan barış antlaşmalarının hiçbirini onaylamamıştı .
      • Manda isteyenler arasında Refet Bey gibi aydın subaylar ile İsmail Hami (Danişmet) gibi sivil aydınlar da vardı. Bu kişiler mandanın tanımında habersiz oldukları gibi, Amerikan yönetiminin tutumundan da habersizdiler. Sorun Amerikan senatosuna yazılan bir mektup ile çözüldü
          • Alınan Kararlar:
      • Yurtta dağınık halde bulunan cemiyetler “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirildi.
      • Manda ve himaye ile Türklerin yaşadığı bazı yerlerin terk edilmesi görüşü kesinlikle reddedildi.
      • Damat Ferit Hükümetinin düşürülmesi sağlanacak, yurtsever bir kadronun işbaşına gelmesi için çalışılacaktı. Böylece Anadolu’daki direniş hareketinin İstanbul’daki siyasi kadro tarafından desteklenmesi sağlanacaktı.
      • Osmanlı Mebusan Meclisi’nin tekrar açılmasına çalışılacaktı. Aksi takdirde yeni hükümet güvenoyu alamadığı için “sakat” kalacaktı.
            • Mustafa Kemal Paşa, Sivas Kongresi’ni “kurucu bir meclis” gibi çalıştırmak istemişti. Böyle bir meclis yeni bir devletin temellerini atabilirdi. Ancak Kongreye katılanların böyle bir bilinçleri yoktu. (Kongreye Erzurum’dan gönderdiği telgrafla katılan Kazım Karabekir Paşa ve Mustafa Kemal Paşa’nın en yakın arkadaşları bile yeni bir devlet düşüncesinden çok uzakta idiler.) Öyleyse kongreden yeni bir devlet çıkamazdı.
            • Sivas Kongresi’nde Osmanlı yönetimini ulus iradesi ile birleştirmek amacı güdülmüştür.
      • Kongre, alınan kararları uygulamak üzere bir “Heyet-i Temsiliye” seçti. Başkanlığına da Mustafa Kemal Paşa seçildi.
      • Sivas Kongresi’nin Sonuçları:
          • Her şeye rağmen başarılı bir kongredir.
          • Yurtta dağınık halde bulunan direniş örgütleri tek bir çatı altında toplandı.
          • Manda ve himaye isteklerinden vazgeçildi.
          • Damat Ferit Hükümeti’nin tutumuna karşı cephe alındı.
          • Padişah üzerinde Meclis-i Mebusan’ın toplanması için baskıda bulunuldu.
          • Padişah oldukça yumuşak bir üslupla bir bildiri yayınladı. Bildiride “ulusun başına gelen felaketlerden duyduğu üzüntüyü belirtiyor, ama aşırı davranışlardan kaçınılmasını, böyle hareketlerin Meclis-i Mebusan’ın toplanmasını geciktireceğini” söylüyordu.
            • Padişah, Meclis-i Mebusan’ın toplanması için aşırılıklardan sakınılması gerektiğini söyleyerek, Heyet-i Temsiliye’nin çalışmamasını sağlamaya çalışıyordu. Böylece pek çok kişi ulusal davadan sapacaktı. Heyet-i Temsiliye çalışmazsa seçim işleri bütünüyle Osmanlı Hükümeti’ne kalacak, böylece padişah dilediği siyaseti çizecekti.
            • Kuvayi Mlliyeciler bir yandan bu bildirinin dağıtılmasını önlemeye çalıştılar, bir yandan da Heyet-i Temsiliye’ye bağlılıklarını bildirdiler.
            • Bunun üzerine Damat Ferit istifa etti, yerine yurtsever bir aydın olan Ali Rıza Paşa hükümet kurdu. Bu Sivas kongresi’nin bir başarısıdır.
      • SİVAS’TAN SONRA TOPLANAN KONGRELER
          • Bu kongreler Sivas’ta alınan kararların uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa bunun nasıl yapılacağı sorunlarını görüşmek üzere toplandı.
          • Bu kongrelerin hepsi Batı Anadolu ve Trakya’da çalıştı. Bunun nedenleri:
      • Batı Anadolu’nun bir bölümü doğrudan Yunan işgali altında idi. Bu işgallere karşı hemen bir şeyler yapılmalı idi. O zamanlar yurdun Doğusu ve Batısı arasında sağlıklı ve hızlı bir haberleşme mümkün değildi. Bu yüzden de Sivas’ta toplanan kongre, Doğu Anadolu için toplanan bir kongre olarak görüldü.
        • Batı Anadolu kongreleri: 3. ve 4. Balıkesir Kongreleri, 2. ve 3. Nazilli Kongreleri, 1. Edirne Kongresi, Muğla Kongresi.
      • Doğu Trakya’da kurulan direniş örgütleri ise Sivas Kongresi’nin ve Heyet-i Temsiliye’nin kararlarına uyma kararı almıştır. Doğu Trakya, Batı Trakya ile birlikte hareket etmek istiyordu. Ancak Batı Trakya Bulgaristan’dan alınıp Yunanistan’a verilecekti. Ardından sıra Doğu Trakya’ya gelecekti.
      • KUVAYI MİLLİYE
      • Kuvayı Milliye’nin Oluşumu
          • Bu ad ilk önce 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda yitirilen bölgelerde etkinlikte bulunan yurtsever direniş güçlerine verilen addı.
          • Ardından Balkan Savaşları sırasında kullanıldığı da ileri sürülür. Yani düzenli ordunun yetersizliği, hatta yokluğu karşısında yerel halkın silahlanarak oluşturduğu birliklere bu ad verilir.
          • Kuvayı Milliye terimi en yaygın biçimi ile Kurtuluş Savaşı ’nda kullanıldı.
          • Önce Ege Bölgesi ’nde kuruldu. İlk başlarda bu bölgedeki milis güçleri ifade ederken, ardından düzenli ordu dışındaki bütün ulusal birlikleri içine alan bir kapsama erişti.
          • İlk Kuvayı Milliye gücünün İzmir’in işgali üzerine, büyük bir olasılıkla 19 Mayıs 1919 günü Alaşehir’de kurulması kararlaştırıldığı düşünülür.
          • Bu birlikler kendilerine katılan subay ve erlerle birlikte Yunan ileri hareketine çok büyük zararlar verdiler.
          • Ancak dağınık halde bulunuyorlardı ve otorite boşluğu vardı.
          • Erzurum Kongresi ’nde Kuvayı Milliye’yi güçlendirmenin esas olduğu verilen kararlar arasındaydı. Diğer kongrelerde de Kuvayı Milliye birliklerinin nasıl korunup güçlendirileceği ana sorun olarak alınmıştı. Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerinde Kuvayı Milliye birliklerine asker alınması yolunda kararlar alınmış ve bunlar büyük bir sebatla uygulanmıştır.
          • Mustafa Kemal Paşa Kuvayı Milliye birliklerine çekidüzen verebilmek amacıyla, Ali Fuat Paşa ’yı Batı Anadolu’daki Kuvayı Milliye birliklerine komutan olarak atadı. O da bu iş için Albay Refet (Bele)Bey ’i görevlendirdi. Bu çabalar sonucunda Ege Bölgesi’nde düşmana önemli zararlar verdiren birlikler ortaya çıktı.
          • Güney Anadolu’daki direniş ise daha şiddetli geçiyordu.
          • Mondros’un 7. maddesine dayanarak Fransızlar İngilizlerle birlikte Çukurova’yı işgal etmişti. Daha sonra İngilizler burayı tamamen Fransızlara bırakmıştı.
          • Daha önce İngilizlerce işgal edilen (Şanlı) Urfa, (Gazi) Antep ve (Kahraman) Maraş’ı da onlardan devralarak varlıklarını iyice duyurdular.
          • Güneydoğu Anadolu halkı Fransızlara karşı örnek bir milis direniş gösterdi. Maraş’ta başlayan direnme bütün bölgeye yayıldı.
          • Güneydoğu Kuvayı Milliyesi ile batı Anadolu Kuvayı Milliyesi arasındaki fark:
      • Güneydoğu Kuvayı Milliyesi kendiliğinden oluşmuştur. Kadın, erkek, çoluk-çocuk hep beraber sokak aralarında savaşmışlardır.
      • Batı Anadolu Kuvayı Milliyesi ile örgütlüydü ve savaş açık alanlarda olmuştur.
      • Kuvayı Milliye’ye Karşı Tepkiler:
          • Anlaşma Devletleri Kuvayı Milliye’nin başarılarından çok rahatsız oldu.
          • Anlaşma Devletleri adına Karadeniz Orduları Başkomutanlığı’na atanan İngiliz Generali Milne, Harbiye Nezareti’ne başvurarak, Kuvayı Milliye birliklerinin Yunanlılara saldırmaması için baskı yapılmasını istedi.
          • Damat Ferit tarafından 15 temmuz 1919 günü Muğla’da “Kuvayı Milliyecilik adı altında yapılmak istenen herhangi bir çoğulculuğa karşı sıkıyönetim” ilan edildi. Bu arada da İtalyan birlikleri Muğla’yı işgal ediverdi.
          • Konya’nın Bozkır ilçesinde Damat Ferit’i tutan bir valinin kışkırtmaları sonucunda Heyet-i Temsiliye’ye karşı bir ayaklanma çıktı.
          • Ardından İstanbul’da İngilizlerce silahla donatılan ve Damat Ferit’in adamı olan Anzavur, Bursa-Balıkesir yöresinde dehşet saldı. Ayaklanma bastırıldı, ama Anzavur yakalanamadı.
            • Bu ayaklanmalar Damat Ferit iktidardan uzaklaştıktan ve Heyet-i Temsiliye ile uzlaşma sağlayacak bir kadro işbaşındayken çıktı. İstanbul’da “devlet” kavramı ile ilgili bir gücün kalmadığını ve Damat Ferit’in ne kadar köklü tohumlar attığını anlayın.