• Share
  • Email
  • Embed
  • Like
  • Save
  • Private Content
Sarigul yazisi
 

Sarigul yazisi

on

  • 314 views

 

Statistics

Views

Total Views
314
Views on SlideShare
314
Embed Views
0

Actions

Likes
0
Downloads
0
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Adobe PDF

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    Sarigul yazisi Sarigul yazisi Document Transcript

    • Gezgin Postası(1): Sarıgül’ü Seven Dikenine Katlanmalı mı? Yrd.Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin, 6 Aralık 2013, ulasbasar@gmail.com Tüm Yapıtları: http://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka Kılıçdaroğlu, sonunda İstanbul adayını açıkladı: Mustafa Sarıgül (bkz. http://siyaset.milliyet.com.tr/kilicdaroglu-chp-nin-istanbul/siyaset/detay/1801128/default.htm ). CHP başkanının bu açıklamayı ABD’de yapması ne kadar tepki topladıysa, “merak etmeyin, onu aday göstermiyoruz” sözleriyle CHP’yi savunmaya çalışan birçok taraftarı da hüsrana uğrattı. AKP örneğinde de olduğu gibi, CHP, aslında bir ittifaklar partisi. Partide, Kemalist-ulusalcı kesimle sosyal demokrat kesim yanyana. CHP’yi eleştirenler, ya ulusalcı açıdan sosyal demokrat kesimi eleştiriyor ya da sosyal demokrat bir bakışla ulusalcı kesimi... Bu, anlaşılır bir durum. Ancak, Sarıgül, bunların ikisinin de gönlünü kazanabilecek bir aday değil. Uzun süre CHP’nin dışında kalması ve Gezi’yi CHP’ye dönmek için fırsat olarak değerlendirmesi, yapılan eleştiriler arasında. Dahası, İslami kesimdeki kimi aykırı sesler, onun Gülen Cemaati’ne yakınlığına dikkat çekip cemaatin Sarıgül üzerinden muhalefeti kontrol etme olasılığını vurguluyorlar. Erdoğancemaat çatışmasında (dikkat: ‘AKP-cemaat çatışması’ ifadesi yanlış; çünkü AKP’de cemaate bağlı ya da yakın birtakım siyasetçiler olduğu biliniyor.), cemaatin oylarının Sarıgül’e gideceğinden kuşku duyulmuyor; ancak, asıl önemli olan, bu oyların karşılığında, CHP ve Sarıgül ile cemaat arasında hangi pazarlıkların yapıldığı/yapılacağı... Örneğin, 1999 seçimlerinde, cemaatin, Erbakan’ın partisi yerine Ecevit’in DSP’sine oy verdiği biliniyor ve bu anlaşmanın sonucu olarak, Ecevit’in, cemaatin yurtdışındaki okullarının resmi kabulü için önemli bir araç olarak kullanıldığı da... “Bu kez, DSP yerine CHP, pazarlıkta neler verecek?” diye kuşkulu hareket etmekte yarar var. HDP’nin Sarıgül’e bakışı, olumlu değil. Bu, temel olarak şu noktaya bağlanabilir: BDP, seçimlere doğuda girecekken; HDP, batıda giriyor. Dolayısıyla, HDP bileşenleri içindeki Kürt hareketi ile sol arasında coğrafi bir işbölümü sözkonusu. Batı’da, direksiyon, çoğunluğu sosyalist olan partilerde ve diğer bileşenlerde. HDP’deki solun temel ekseni, rant belediyeciliği. Neoliberal bir belediyecilik anlayışı, Gezi Ruhu’na da, HDP’nin soluna da ters. AKP’nin belediyeciliği ile CHP’nin belediyeciliği arasında fark olmadığı ölçüde ve halkın değil müteahhitlerin sözünün geçtiği noktada, HDP içindeki ve dışındaki solun talepleri, yerinde. CHP, hâlâ birçok müteahhiti barındırıyor ve partinin bir kesimi, yerel seçimlere, yerel politika gütmeleri gerekirken, “Cumhuriyet elden gidiyor” tarzı genel seçim sloganlarıyla giriyor. Halkın yerel sorunlarına karşılık gelmeyen bu seçim stratejisi, CHP’nin oyunu arttırmayıp tam tersine düşüşüne yol açabilir. Ataşehir’e bağlı Emekevler’de halkın evlerini başlarına yıkan belediyecilik anlayışı (bkz. http://www.radikal.com.tr/turkiye/atasehirde_yikim_gerginligi1148155 ve http://www.etha.com.tr/Haber/2013/08/28/guncel/emekevlerde-akp-chp-isbirligi-ileyikim/ ), CHP’li de olsa AKP’li de olsa, mahkum edilmeli. Üstelik, bu yıkım, CHP’li belediyenin yönetimde olduğu ve CHP seçmeninin yoğun olduğu bir mahallede gerçekleşiyor. Ataşehir’de ve Maltepe’de, ‘çantacılar’ olarak adlandırılan CHP’li/AKP’li müteahhitler, halkı, depremle, kentsel dönüşümle, artan suç olaylarıyla vb. korkutup onların mülklerini ucuza kapatma sevdasında. Bütün bunlar, CHP’nin Gezi Ruhu’nu hiç mi hiç anlamadığını gösteriyor. Bu eleştirilere verilen yanıt, “O yıkımları biz yapmıyoruz; Büyükşehir yapıyor; bizim yetkimiz
    • yok” biçiminde. Bu yanıt, bir durumun itirafı: İlçe belediye başkanlarının yetkisi yoksa, seçimin bir anlamı da yok. Şimdi Mustafa Sarıgül’ün belediye başkanı olduğu Şişli’ye geçelim. Burada, Şişli Merkez Mahallesi Forumu’nun görüşlerine yer verelim. TMMOB’un 22-24 Kasım 2013’te düzenlediği 3. İstanbul Kent Sempozyumu’nun İTÜ Maçka yerleşkesinde gerçekleşen forum bölümünde (bkz. http://www.tmmob.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=9449 ), Şişli Merkez Mahallesi Forumu’ndan bir temsilci, bir metin okudu (metnin tamamı, şuradan okunabilir: http://kurtulusdayanismasi.blogspot.com/2013/11/sisli-forumlarnn-tmmob-3-istanbul-kent.html ). Bu metinden, birkaç bölümü alıntılayalım: “İstanbul’un tamamı şantiyeye dönerken Şişli’nin de beton yığınına çevrilmiş olması meselenin adaylar ya da partilerle değil yönetim biçimi ve politik anlayışla ilgili olduğunu somut olarak göstermektedir. (...) Tamamen beton yığınına dönüşmüş olan Şişli’de rahatlıkla ulaşabileceğimiz mesafede ve yeterli genişlikte park yapılmalıdır. (...) Şişli Belediyesi’nin aldığı kararların ve bütçesinin şeffaf ve denetlenebilir olması, kentsel dönüşüm adı altında yapılacak uygulamalar başta olmak üzere ilçemizi ilgilendiren her tür kararda Şişli halkına bilgi verilmesi ve alınacak kararlarla ilgili halkın fikrinin alınacağı mekanizmaların oluşturulması sağlanmalıdır. (...) Araç trafiğinden ve inşaatlardan kaynaklanan gürültü kirliliğini engelleyecek önlemler alınmalıdır. (...) İSPARK’ın insanların kapısının önüne park ettiği araçtan dahi ücret alması kabul edilebilir değildir. Şişli’deki otopark sorununu çözecek ve Şişli’de yaşayan insanlar için ücretsiz otopark imkanının sağlanmasını talep ediyoruz. (...) İlçemizde gökdelenlerin mahallelerin afet sonrası toplanma alanlarına yapılmış olması ve ilçenin genelinde nefes alacak alanın kalmamış olması herhangi bir afet durumunda karşılaşacağımız sorunun ne kadar devasa olduğunu ortaya koyuyor. Toplanma alanlarına ilişkin acilen ve kentsel düzenleme açısından hiçbir mağduriyet yaratmayacak bir plan geliştirilmeli ve uygulanmalıdır. Acil müdahale planı konusunda mahallelerde bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır. (...) Deprem nedeniyle yıkım ve yenileme çalışmaları yapılan yerleşim yerlerindeki dayanıksız binaların yapımındaki usulsüzlükler geriye dönük araştırılmalı, depreme dayanıklı konutların yapımı süreci yurttaşların sırtına yük edilmemelidir, Kentsel dönüşümün yarattığı eşitsizliğe dikkat çekilmeli ve kentsel dönüşüm bahanesiyle mahallelerde rant yaratılarak, yoksul insanların yerlerinden edilmesine karşı çıkılmalıdır, (...)” Maçka Forumu ve Tatavla Dayanışması’nın da imzacı olduğu bu metin, Sarıgül belediyeciliğinin nasıl bir belediyecilik olduğuna ilişkin bir fikir de veriyor. Liberallere hitap eden bir çokkültürcülük ve hoşgörü anlayışına gökdelen belediyeciliği eşlik ediyor.
    • Daha önce, basında, Sarıgül’ün İstanbul belediye başkan adayı yapılacağı zaten ileri sürülmüştü. Kılıçdaroğlu örneğinde de görüldüğü üzere, İstanbul’a aday olanın daha sonra genel başkan olması gibi, adı konulmamış bir işleyiş sözkonusu. Kılıçdaroğlu’nun ileride koltuğunu bırakıp cumhurbaşkanı adayı olacağı söyleniyordu; ama o bunu yalanlamıştı (bkz. http://www.odatv.com/n.php?n=cumhurbaskani-adayi-misiniz-1911131200 ). Bu senaryo doğru olsa da olmasa da, Sarıgül’ün adaylığından CHP içinde hoşnut olmayan birçok ismin bulunduğu ortada. 2009 yerel seçimini anımsatalım (bkz. http://secim.haberler.com/2009/sonuc.asp?il=istanbul ). Kılıçdaroğlu’nun aldığı oy yetmemiş; Kadir Topbaş, yaklaşık 3.1 milyon oyla, Kılıçdaroğlu’nun yaklaşık 2.6 milyonluk oyuna karşı kazanmıştı. MHP adayı, yaklaşık 360 bin; DTP adayı, ise yaklaşık 325 bin oy almıştı. Saadet Partisi’nin ise, 340 bin oyu vardı. Bu tür sonuçlar, kazanamayan partilerde, her zaman bir açılım ve ittifak yönelimi doğuruyor. Bu, çok doğal. Ancak, CHP, oy kullanmamış, kullanmayan ya da kullanmayı düşünmeyen milyonlarca çapulcuya açılmak yerine, AKP’yle sorun yaşayan cemaatlere açıldıkça, kendi mezarını kazmış oluyor. Seçim sonuçlarının 2009’daki gibi mi olacağı sorusu, yanıtlanabilecek bir soru değil. Yine de, şu, belli: Sarıgül, muhafazakar kesimden ek oylar alabilir; ancak CHP’nin kemikleşmiş seçmeninin (o ünlü % 20) tümünden oy alması zor görünüyor. Parti, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabilir. Halka sormadan aday belirleyen merkezler, yenilmeye mahkum. Sarıgül’ü seven, dikenine katlanıyor olabilir; ancak, kaybeden, Şişli’de olduğu gibi, daha fazla betonlaşan ve daha fazla ormansızlaştırılan İstanbul olacak ve elbette hepimiz...