• Share
  • Email
  • Embed
  • Like
  • Save
  • Private Content
Gezgin Şiirleri 2000-2005
 

Gezgin Şiirleri 2000-2005

on

  • 898 views

Gezgin Şiirleri 2000-2005

Gezgin Şiirleri 2000-2005

Statistics

Views

Total Views
898
Views on SlideShare
897
Embed Views
1

Actions

Likes
0
Downloads
1
Comments
0

1 Embed 1

https://twitter.com 1

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Adobe PDF

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    Gezgin Şiirleri 2000-2005 Gezgin Şiirleri 2000-2005 Document Transcript

    • Gezgin Şiirleri (2000-2005)Ulaş Başar Gezgin
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 1Dr. Ulaş Başar Gezgin, 1978’de stanbul’da doğdu. Darüşşafaka Lisesi’nden sonra, lisans(2000) ve yüksek lisans (2002) derecesini Boğaziçi Üniversitesi’nden aldı. Yansıbilim(psikoloji) eğitiminin ardından, krallıkla yönetilen Tayland’da Prens Okulu’nda fen bilgisiöğretmenliği yaptı. ODTÜ Enformatik Enstitüsü’nde Eylül 2003’te başlayıp Mayıs 2006’datamamladığı ‘Relationship of Bodily Communication with Cognitive and PersonalityVariables’ adlı doktora tezi, bilişsel bilimler alanında Türkiye’de verilmiş ilk doktora teziolma özelliğini taşımaktadır.2004’te, Canterbury Üniversitesi nsanbilim Doktora Bursu’na değer görülerek, YeniZelanda’da Canterbury Üniversitesi’nin Toplumbilim- nsanbilim (Sosyoloji-Antropoloji)Bölümü’nde insanbilim doktorasına başladı. Tez danışmanının Avustralya’daki birüniversiteye geçmesi nedeniyle, insanbilim doktora tezini yarıda bıraktı. Kimi zamanlar,Avustralya’da, kaldığı yerden sürdürmeyi düşünüyor.2000 yılından başlayarak çeşitli tür ve alanlardaki çalışmaları, sanat (örn/ Evrensel Kültür) vebilim (örn/ Bilim ve Gelecek) dergilerinde yayınlandı. ‘Saat Kulesi’ başlığı altında dünyanınsorunları ve özellikle Asya ülkeleri üzerine kaleme aldığı köşe yazıları ve ‘Kara Kutu’ başlığıaltında bilişim ve toplum üzerine kaleme aldığı köşe yazıları, çeşitli dergi ve gazetelerdeyayınlanmaktadır.Boğaziçi’nde iki yıl asistanlık (2000-2002) yaptıktan sonra, çeşitli yükseköğretimkurumlarında; yansıbilim, insanbilim, dilbilim ve bilişsel bilimler alanlarında ders vermiştir.lk kitabı, spanyolca’dan çevirdiği ‘Kartal mı Güneş mi?’ adlı düzyazılmış şiir kitabıdır(Octavio Paz, stanbul: Virtüel Yayınları, 2000). Aynı yıl, öyküleri, Gençlik KitabeviÖdülü’ne değer görülüp yayınlanmıştır. Sanat dünyasında, daha çok, şiirleri ve şiirçevirileriyle tanınmıştır. Yayınlanmayı bekleyen 4 telif kitabı, 2 çevirisi ve 1 derleme-çeviriyapıtı bulunmaktadır.Çoksesli korolarda edindiği müzik birikiminden, arada bir yazdığı opera ve bale eleştirilerindeyararlanmaktadır. Son dönem yapıtları arasında, bir eski Hint biçimselliği içinde kalemealdığı, sa’dan Önce 2500’lerde Hasankeyf, Dicle Nehri, Hint Okyanusu, Hindistan,Himalayalar vb.’de geçen ‘Cana ve Hubli Purana’ adlı bir opera librettosu bulunmaktadır.Dr. Ulaş Başar Gezgin, 15 Aralık 2005’te yayın yaşamına başlayan, Almanya tabanlı HavuzDergisi’nin (http://dergi.havuz.de ) kurucularından biri olarak, derginin editörlüğünü ve yazıişleri danışmanlığını sürdürmektedir.Ağ sayfası: http://ulas.teori.orgE-posta yerleği: ulas@teori.orgCogprints’te yayınlanan yapıtları: http://cogprints.org/perl/user_eprints?userid=6477Linguistlist’teki sayfası: http://cf.linguistlist.org/cfdocs/new-website/LL-WorkingDirs/people/personal/get-personal-page2.cfm?PersonID=63707Son Güncelleme: Mart 2007
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 2GEZG N Ş RLER (2000-2005)Ankara, stanbul, Bangkok, Samyan, Kleng, Avustralya çölleri, RotterdamUlaş Başar Gezgin, ulasbasar@gmail.comOkyanus Yazıtı ODTÜ, Ankara 2004Yılbaşı Niraatı Bahçelievler, stanbul 2005‘Noel Baba’nın UğramadığıÇocuklar çinBahçelievler, stanbul 2005Kod Adı: Leyla Ürgüp 2002Akarsu Marşı Bahçelievler, stanbul 2005Gece Işıkları – BinyılAteşleriAvustralya çölleri üzerinde 2004Göçmen Türküsü Rotterdam, Hollanda 2002Ortodoks Bir Rahibe Derdi ki-Çook Çook EskiZamanlarda, YürürkenSokakta-Aksaray, stanbul 2001Diyor ki Budist Rahip Boğaziçi Üniversitesi,stanbul2001Buda’nın Çağcıl Zamanlarçin Birinci SöyleviBangkok, Siyam 2546 (2003)Milan Kundera Atlası Samyan, Siyam 2546 (2003)Bir Tablet Üstüne Boğaziçi Üniversitesi,stanbul2002Haymatlos Baladı Akkent, Mersin 2003Fevkelale Toros dağ köyleri, Mersin 2002Guadanya 040977 Galatasaray Üniversitesi,stanbul2002Mersin talyan Kilisesi’ndeKatolik Burjuva leMersin Öğretmen Evi 2002Ödip Kargaşası Mersin Limanı 2002Baba klimi Bangkok, Siyam 2546 (2003)Hubli stanbul 2001“Resimdeki Gözyaşları” Boğaziçi Üniversitesi,stanbul2001Saat Kulelerine Terzerima Boğaziçi Üniversitesi,stanbul2001Sırılsıklam Aksaray, stanbul 2002ki Nemrut’a Triyole Boğaziçi Üniversitesi,stanbul2001Son Muson Yağmuru Samyan, Siyam 2546 (2003)Karanlık Öpüşü Suyun:Küçük BalıkçıGalatasaray Üniversitesi,stanbul2001Bir Arkeolog Jübilesi Mersin Limanı 2002Şimendifer Hırsızı Bir ETT otobüsü, stanbul 2002Cin, Toplu Sözleşmede ODTÜ, Ankara 2002Joan Miro Atlası Mersin Üniversitesi, Mersin 2002Fikret Kızılok için ŞarkıSözüOrhan Veli Şiirevi, Beyoğlu,stanbul2002
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 3Çanakkale’de Denize KarşıBalık-Ekmek Yeme HakkıAksaray, stanbul 2001Bakır’ın Zangoçu Diyor kiDilci Hanım’aBoğaziçi Üniversitesi,stanbul2001Arkaya Bir Kişilik Galatasaray Üniversitesi,stanbul2002Aynen Boğaziçi Üniversitesi,stanbul2001Bayezit Bimarhanesi’nde Bayezit Bimarhanesi, Edirneve stanbul2001Toro Letal’a Ağıt Boğaziçi Üniversitesi,stanbul2001Değillememi Değillemelisin(~(~p))Ankara Tren Garı 2002Grotesk Gece Aksaray, stanbul 2001Unutulmuş VarlıklarAnsiklopedisiGazi Üniversitesi, Ankara 2002Hatırlar mısınız? Aksaray, stanbul 2001Islak Eldiven Aksaray, stanbul 2001brahim Aksaray, stanbul 2001lan Bir ETT otobüsü, stanbul 2002ş Arıyorum Aksaray, stanbul 2001Kesin Lazımdı Aksaray, stanbul 2001Kızkalesi’nde Onüç skelet Aksaray, stanbul 2001Peynir Gemisi YürütüyorLafla PeynirciBoğaziçi Üniversitesi,stanbul2002Postanedeki Memuriyetim Aksaray, stanbul 2001Tam Karar Olmaz Şiir Aksaray, stanbul 2001Yokşarkı Aksaray, stanbul 2001Yolcu Kalmasın Bir ETT otobüsü, stanbul 2001Cırcırlı Kale Mersin Öğretmenevi 2002Guadanya 2015 Batıkent, Ankara 2002Uzaklardan Beykoz’aBakmakÇao Paya Irmağı Kıyısı’nda,Bangkok, Siyam2546 (2003)Göçmen Fil Bangkok, Siyam 2546 (2003)Devlet Sanatçısı Bangkok, Siyam 2546 (2003)Sizin Oralarda Samyan, Siyam 2546 (2003)Aksamalar Merter, stanbul 2001Canım Teresa Aksaray, stanbul 2001CWTHPIA (SOTER A) Aksaray, stanbul 2000
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 4Okyanus YazıtıIGelenler hep acı getirdi bize hep yıkım.Gidenler hep yaslı koydu bizleri.Bugün dalgalar gelir üstümüze,Dünse toplu tüfekli ordular.Gelenler hep acı getirdi bize.Kaçacak ülkeleri var onların, kalacak yerleri.Ve yıkılan, onların değil bizim evlerimiz.Dalgalar üstümüze üstümüze geliyor bizim, onların değil.Ve bir ülke, vatandaşlarını arıyor aramızda,Seçip çıkarıyorlar onları, evsizlerimiz topraksızlarımız arasındaölüler yaralılarımız arasında,inanılası değil!Uygarlığa daha yakın, onlar,Ve daha yakınlar, birbirlerini tutmaya,Asyalılar pahasına.Ve kendi depremlerinde yardımcı olan kim varsa 130 milletten,Kim varsa, alt sınıftan üst sınıftan, aç sınıftan, tok sınıftan,Pişmanlar yardım ettiklerine,Kendinden başka kimseye dost olmayan bir ülkeye yardım ettiklerine.ülkelerindeki haber kanalları ki,Gösteriyorlar uzun uzun, yıkılan evlerimizi, yüzen ümitlerimizi."Derme çatma" diyorlar uyuduğumuz yerler için, uyandığımız yerler için."Derme çatma" diyorlar "ondan yıkıldı,Evleri, caddeleri, hastaneleri."Sormak istiyorum: "ya sizin ülkenizde,niye onca insan öldü? Azıcık sallanınca apartmanları."Kendi söküğünü görmeyen terzilerin ülkesi,Kendi kelini görmeyen berberlerin ülkesi,Gözlüklerini göremeyen yurttaşların ülkesi.Ama güzel şairleriniz var sizin,Güzel ressamlarınız.Siz daha da uygarlaştınız, uygarlaşmadılar size uyup.öylece kaldılar, bize yakın kaldılar.Ve içlerinden biri dedi ki:"Ve öyle çok şey getirdiler ki,Ve öyle çok şey getirdiler ki,Ve öyle çok şey getirdiler ki,Bağımsızlığa yer kalmadı ülkede."Bağımsızlığa yer kalmadı ülkemizde.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 5Ve duydu okyanus tanrısı feryadımızı,Sizsiz, özgür ülkeler kurabilmemiz için,Dev dalgalar yarattı, kocaman dalgalar.IIBalığa çıkmıştı oğlum,Eşim balığa çıkmıştı,Kıyıdaki palmiyeleri yutmuş diyorlarUzaklardan gelen dalgalar.şimdi hangi palmiyeye yaslansam.Hangi toprağa uzansam, hangi taşa?Hangi göğe elimi uzatsam?Islak.Dalgalara karışıyor yaşlarım,Ne yana bakayım,Nasıl durayım...IIIKarım yeni doğum yapmıştı,18 kez gece görmüştü yalnızca, yavrum.Yavrum benim daha 18 kez uyanmıştı.Nereye taşımıştır şimdi dalgalar onu?Dalgalar hangi yunusun sırtına bırakmıştır yavrumu...IVKerpiç evler yüzüyordu okyanusta, oyuncak bebekler,Son kez gördüm haritadan artık silinmiş köyleri.Yüzen, çocukluk resimlerim idi, ilk karnem,Yazmayı söktüğümde verilen kurdele.Yitirdiklerimiz oldu, derinden yitirdiklerimiz,Gelenlerin getirdikleri, gidenlerin götürdükleri.VSürekli denize bakıyordum ve sürekli idi deniz,Beyaz giysiler içinde denize bakıyordum ve beyazlamış idi deniz,Parıldıyordu tuzlar, kumlar üzerinde ve parıldıyor idi deniz,Beyaz bir çizgi belirene dek ufukta, ayırana dek evreni,ötesindekiler çizginin, kaldılar,Berisindekiler gitti.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 6VI"Hiçbirşey olmasa deneyimdir" derler ve bense,Bir kez daha öğrendim seslerinDaha yavaş olduğunu dalgalardan,"Su geliyor" diye koşuverdiğinde cankurtaran,O kurtaran ki can kurtaran.Koşuveriyordu cankurtaran.Savaş alanı oldu bir anda deniz,Sahil denize karıştı ve paçalarını sıvamış yürüyen aşıklardan,Düşlerine girecek korkulu anılar kaldı,Ortak düşlerine.önce kendi canını kurtarmalıdırSavaş alanlarında cankurtaranlar,Yarın öbürgün kurtaracakları,Onlarca insana sayalım.Onları buraya getirmiş aşk,Sınamak için yükseltti dalgaları,Sınamak için çocuksu aşklarını.Budur bana öğrettiği, deneyimin.VIIBankamatikte kalan paraları kurtarmakla uğraştım,Dalgalar bankaya doğru geldiğinde,Bir güvenlik görevlisi olarak.çünkü bana korumam emredilmişti, ne pahasına olursa olsun, paraları,çünkü bana ceza verirler, paraları dalgalara verirsem.VIII"Odayı su basmışmış ha ha ha.Gülerim buna,Biz srail`de işgalci Filistinlilerin ne baskınlarını gördük yer miyiz!"Dedi Yahudi, açmadan kapıyı.Ve sular.Dalgalar daha işgalciydi lanet Filistinlilerden.IXölü köpek balıkları gördümKöpek ölüleri gördümTekne kalıntıları.ipe tutunup ağaca tırmanmışlar gördüm, tırmanamamışlar gördüm
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 7Kıyıya doğru yüzenler, yüzemeyenler.Ve sordum: "niye bunca acı var? Keder niye bunca çok?"Dalgakıran yanıtlar aradım, kuru yanıtlar.Herşey ıslaktı.XSizin oralarda daha hızlı dönüyor bu gezegen, daha vitaminli, daha tok.Sizin oralarda daha ağır doğuyor bebekler, daha çok süt ve oyuncak.Sizin oralarda daha dayanıklı, gökdelenler; köprüleriniz daha sağlam.Asansörlü gökdelenleriniz var, metro namlı yerdelenleriniz var.Kulübelerimiz vardı hasır şapkalı, okyanus oldular.Gölgesi bol ormanlarımız vardı koca gövdeli, muz, ananas, hindistan cevizi, kauçuk.Suda dağıldılar.Kocalarımız, çocuklarımız vardı,Karılarımız, çocuklarımız.Yengelerimiz, teyzelerimiz,Amcalarımız, dayılarımız.Ve ey sen evinden rahat koltuğunda izleyen bizi,Ey Avrupalı ey Türkiyeli,Yalnız bizim buralarda büyük değildir dalgaların boyları.Ve timsah gözyaşları dökerken siz, "şöyle şöyle olmuş uzaklarda" diyerek,Bilin,Doymayabilir toprağa dalgaların boylarıVe içine alabilir sizi de, uzak ülkenizi de.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 8YILBAŞI N RAATIEy sevgili! Çok az düştü yolum illerineVe başka nere gezdimse,Acı, kan ve gözyaşı vardı.Gözleri bağlıydı Ebu Gureyb’de insanlığın,Guantanamo’da insanlığın, bacakları sayrı,Topraksız bir halk (,) önderini yitirdi,Eski önderini yeniden seçti kana susamış bir halk.Ey sevgili! Acı, kan ve gözyaşı vardı.Geçenlerde bir camide vuruldum,Daha önce sağ kurtulmuştumşgal güçlerinin talanından.Daha önce Filistin’de vuruldum,Misket oynamaya çıkmış çocuktum,Taş attım misketimi çalan askerlere,Daha çocuktum.Ey sevgili! Daha ben çocuktum.Yıllar geriye değil ileriye dönük oldukça,Herşey hatırlatmaktaysa yaşlandığımızı bir yıl daha,Daha acısı var: Iraklı çocuklar hasta, Iraklı çocuklar aç.Daha acısı var: Asyalı çocuklar kaygılı, Asyalı çocuklar ıslak.Daha mutsuzuz.Ve daha fazla, mutsuzların sayısı.“Çiçek açacak 2005’te” dediler,Açmadı.“Onların silahları var ama onlar, iyi insanlar” dediler,nanmak istedik.Onlar yanlışlıkla vuruyorlarmış abimizi amcamızı.“Karnınız artık doyacak” dediler “yeni yılda.”Bu düşle besledik kendimizi.“Dünyanın gerçek efendisi sizsiniz” dediler, “hele bir büyüyün.”“Hele bir büyüyün.”Büyüdük, bilinmedi büyüdüğümüz.Ey sevgili! Büyüdük,Bilinmedi büyüdüğümüz.Sofra kuralım, yoğurt ekmek koyalım,Doyalım –temsili bir doyma bu- Sri Lankalı genç adam için.Sular çekilsin diye yalvaralım güneşe,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 9Yalvaralım kan emiciler tükürsünler diye emdiklerini,Çeksinler diye suları, petrol karışmamış suları.Uçak yapalım delik deşik palmiye yapraklarından,Gövdesinden tekne yapalım, dünyayı fethetmek için.Biz ancak böyle fetih yapabiliriz elimizdekilerle.Yalnızca palmiye gemilerle.Ey sevgili! Yalnızca palmiye gemilerle.Yıllar geriye değil ileriye dönük oldukça,Herşey hatırlatmaktaysa yaşlandığımızı bir yıl daha,Daha acısı var: Iraklı çocuklar hasta, Iraklı çocuklar aç.Daha acısı var: Asyalı çocuklar kaygılı, Asyalı çocuklar ıslak.Daha mutsuzuz.Ve daha fazla, mutsuzların sayısı.Niraat: Siyam şiirinde, yolculuk şarkısı. En belirgin temsilcisi, Siyam’ın ulusal şairi SunThorn Phu idi.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 10‘NOEL BABA’NIN UĞRAMADIĞI ÇOCUKLAR Ç NŞur’da iki kolsuz çocuk uzanmaktadır,Şur’da iki topal çocuk.Yürüyememektedirler koltuk değnekleri olmaksızın.Koşamamaktadırlar.Bacaklarını götürdü onların dalgalar,Dalgalar, onların ellerini, parmaklarını.Ümitleri vardı insanlıktan,Gelir diye düşündüler “yardım gelir”“ve kurtulur iltihap kapmış ayaklarımız, kollarımız”“Kurtulur kesik kulaklarımızKesilmekten, kopmaktan.”Şur’da iki burunsuz çocuk dilenmektedir,Şur’da iki tekgöz çocuk.Uzatmayın menekşe, uzatmayın gül,Koklayamamaktadırlar.Göstermeyin henüz açan yaseminleri,Görememektedirler.Burunları,Patlayan bir arabada kalmışşgalcilerin orta yerinde.Gözleri, işgalcilerin gözleri değil.Kurşun yağmuruna tutulmuş,Uçaklardan atılanlara direnebildilerse.Oyuncakları vardı renk renk çeşit çeşit.Mermiden başkası yok şimdi ellerinde.Bir de mayınlar var bastıkları,Bir kez daha basamadıkları mayınlar.Şur’da iki çocuk büyüyememişler,Öylece yatmaktadırlar yerde.Bir işgal ordusunun askerlerinde,Yenilgi korkusu başgöstermiştir,Ateş açmaktadırlar rastgele.Onların küçücük bedenlerini,Ülkeden ülkeye savuruyor dalgalar.Uzak adalara düşüyor yolları,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 11Onları siper alıyor savaşçılarO küçücük bedenleri.şte bunun için, tam da bunun için,Takvimlere bakmaya gerek yok.Zamanın geçtiğini,Artışından anlıyoruz sayısının,Topal çocukların, kör çocukların,Çolak çocukların, aç çocukların.Geleceğin yetişkini çocukların.Beklemeyelim onlardan yarın öbürgün,Bitkinlere merhamet, yaşlılara saygı.BeklemeyelimSakın ha beklemeyelim onlardan,Bizleri iyi anmalarını.şte bunun için, tam da bunun için,Haritaya bakmaya gerek yok,Gerek yok krokilere.Çocuk ölümlerinden anlıyoruz,Genç ölümlerinden,Bu dünyada yaşadığımızı,Başka yerde değil.şte bunun için, tam da bunun için,Aynaya bakmaya gerek yok,Gerek yok sormaya başkalarına.Gaddarız ve hunharca, davranışlarımız.Ve o çocuklar yanılmayacaklar,Bize baktıklarında anlayacaklar,Kimin dost kimin düşman olduğunu.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 12KOD ADI: LEYLASayrı duruyor elim, yüreğim hasta,Bir isim veremiyorum şimdilik sana,Bağlayıp bombaları karnına,Yaşam için ölümü tercih eden kız!Belki Ramallah’taydın bir Mart sabahı,Belki Kudüs’te küçük bir dükkanda,Yakılmıştı köyün, bir uçtan bir uca,Gem vuramaz olmuştun duygularına....Bu şiiri ben şimdi nereye bırakayım,Kazdırayım dize dize hangi mezartaşına,Önce Filistin, sonra tüm dünya, vatanınsa,Savuruyorum her bir harfi dünyanın dört yanına!Savruluşu gibi yüreğinin senin, durulmazlığı gibi,Savruluşu gibi çocukluğunun, genç kızlığının, analığının,Savruluşu gibi yedi kat toprağın göğe,Savrulsun bu şiir de, kabus olsun zalime!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 13AKARSU MARŞI-CM’ye, Ali Rıza’ya, Sufi’ye, Balcı’ya ve Reha’ya-Ak! Yavaş dönerse dönsün dünya!Akışına bırak zamanın!Ak! Ki o dev kayalar,Ancak yavaş yavaş yerinden oynayacak.Sen oynatacaksın onları yerinden,Hızlı akarak, daha hızlı akarak,Aldırmadan yavaşlığına oynayışın.Aktığın yerlerde taşlar fırlatılacak!Yine de ak!Toprak aldırış etmezse de akışına,Çamura batsa da tüm çaban,Yürümeye çalışırken,Dünyaya, o yavaş dünyaya.Ve elbette, suyuna ne taşlar atılacak.Bak ve gör ki yavaş yavaş kıpırdayan kayalar,Senin akışınla katılacak okyanusa.Ve bir taştan başkacası olmayacakKoca okyanusta,Senin kıpırdatmakta zorlandığın kaya.Doğrudur.nanarak filozoflarına eski çağların,De ki “yıkanılmayacak aynı suda, yıkanılamayacak”.Ve şu an denize savurduğun taş da,Zorladığın kayadan başkacası.Ak! Gör ki çoğalacak, kabaracak okyanus.Ak! Gör ki açlara zindan olan kayalar,Unufak olacaklar,Dokunuşuyla,Milyonlarca elin.Ak ve bil! Sen burada akarken,Çok uzaklarda,Başkaları da akar,Ve birgün kavuşursun onlara.Kolay olmayacak kavuşması okyanusa,Taş taşı, kaya taşı, Sisifus’un arkadaşı.De ki “aşağıya akıyorum,Milyonlarca insana,Yukarıya, koyaklara ulaşmaktansa,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 14Güçlünün haklı olduğu uygarlıklara.”“Ey” de! “Ey uygarlıkların çocukları!Ey varedenler yokluğu, açlığı!Ben okyanusa akıyorum!Ve mevsim kuraklığı,Bu kez, daha ağır vuracak varsıllığınızı.”Ak! Yavaş dönerse dönsün dünya!Akışına bırak zamanın!Ak! Ki o dev kayalar,Ancak yavaş yavaş yerinden oynayacak.Sen oynatacaksın onları yerinden,Hızlı akarak, daha hızlı akarak,Aldırmadan yavaşlığına oynayışın.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 15GECE IŞIKLARI- B NYIL ATEŞLERGeçtiğim ülkeler var üstlerinden,yaşadıklarım yanında,Ne bir ışık kimisinde ne ufacık bir belirtiyaşamak adına...Ya büsbütün okyanus bir uçtan bir ucaya da çöl kumlu kumsuz,vardır tek hane en fazla...Ama yine de yurt demişler kimi insanlar,kumlu kumsuz çöllere,uçsuz bucaksız okyanuslara,soğuk mu soğuk kutuplara...Ama yine de fenerler kondurmuşlar insanlarRobinson adalarına,Kardaklara,gel-git varlıklarına yokluklarına...“ nsanı anlamak zor, yurttan anladığını da”diyecektim tam,Avustralya üstünden geçer olduk ve bu kocaman kıta,Geçiş vizesi istedi havaalanında birkaç saatçik durmak için bile...Demek ki daha da zor, insanı anlamak,yurttan anladığını anlamak.“ nsanı anlamak zor, yurttan anladığını da”diyorum ve ışıklı ülkeler geçiyorumröntgen filmine bakmak gibi birşey,mikroskopik hayvanlara bakmak gibi birşey...Hanenin en küçüğünün bunca gürültü patırtıdan sonrauyumasına mı bağlamalı şu lambanın sönüşünü,yorgun bir öğrencinin artık dayanamayışınamı ağır sınav öncesi son turları atmasına;Politik bir eylem gibi mi algılamalı yanıp sönüşünü şu lambanın,yoksa bitmekte olan bir sokak lambası mı çekiyor dikkatimizi? Anlamadım.Bulutlanıyor hava ansızın ve belki yağmuryağıyor ve söndürmeyecek ışıklarıyağmur ve ışıklamayacak okyanuslarıve çölleri ve kutupları.“Uygarlık böyle birşey değil” dediğimizdebiz yerliler; anlamadılar göçmenlernerede yanıldıklarını...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 16Ve sözümona uygarlık getirdiler bize,ve tarihte belki de ilk kez,uygarlık getirdiler bize ve uysallaştırdıkonları...Akrabalarımızın uzun, çetin yolculuklarıvar çok-satarlar arasında, koca kıtada,şaşılası değil.Dedelerimizin romanlarıvar uzak bir ülkede gidiyor kapış kapış,şaşılası değil.Ama işte bizim ateşimizin, kocamanateşimizin görülmemesi beyaz uzunbulutlar arasından,Sönük durmasi konaklarımızın, çergelerimizin,Hiç kabullenilecek gibi değil, gibi değil.Uçaklar geçiyor ülkeler üzerinden,Kocaman kanatları, upuzun kuyrukları var.Ve yolcular göremeyeceklerse ateşlerimizi,Faydası yok bakmanin aşağılara...Biz yerliler belki bin yıl görünmeyeceğiz,Işıklı uygarlıklara tapan yolculara,Biz yerliler belki bin yıl söndümeyeceğiz,bin yıl önce yaktığımız harlı ateşi!Ve sizin ampülleriniz ki,Çabuk geçmeklikleriyle ünlü,Ha sönecek ha söndü...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 17GÖÇMEN TÜRKÜSÜYad ellere gideceğim diyormuşsun yaseminTüm dünya vatanındır, yol senin yolak senin....Madem ki Çin’de, Şam’da, Hindistan’da doğmuşsun,"Tüm dünya vatanındır," Avrupa hariç....Her kalkan, kaçırdığın jet uçaklar olacak,Tüm yerler dolacak hep, boş yerler kalmayacak,Gümrükte, senden başka bekleyen olmayacak,"Tüm dünya vatanındır," Fransa hariç....Belki yarın soluğunu bir teknede alacaksın,Yanında binbir türlü milletten dert ortağın,Onca insan teknede, batıyor bir bakmışın,"Tüm dünya vatanındır," talya hariç...."Niye geldin?" diyecek gümrükteki görevli,Görünce kaş-gözünü, görüp esmer tenini,"Yabancıyım" dedin mi, sıkmayacak elini,"Tüm dünya vatanındır," Belçika hariç....Senden konuşulduğunu duymayacak ruhun bile,Sanır mısın bakmazlar ne yiyip içtiğine,Lanet edeceksin gelmeyi düşündüğün ilk güne,"Tüm dünya vatanındır," spanya hariç...."Sana yer yok bu bayrağın altında" diyecekler,"Damga yok yabancının kartına" diyecekler,"Ev de oda da vermem yabancıya" diyecekler,"Tüm dünya vatanındır," Hollanda hariç....Yer yok sana buralarda yasemin nasıl olsa,Karar ver, durma fazla, at kendini okyanusa,Sen Çinli’nin, Hintli’nin, Arap’ın çocuğusun,Açtığı anda solan çiçeği okyanusun....Burada açmak için Latince bilmelisin,Latince bilsen bile yetmiyor ki yasemin,Sen Hindistan yerine Norveç’te doğmalısın,Doğduğun yer nereyse, sen o kadar insansın.Uzaklaşıyor artık limanın ışıkları,Bırakıp gitti seni, koca transatlantik,Suyun bunca derinine inen olmamıştı hiç....Sen dünyanın her yerinde açarsın beyaz sarı,"Tüm dünya vatanındır," kıtalar hariç!...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 18ORTODOKS B R RAH BE DERD K -ÇOOK ÇOOK ESK ZAMANLARDA,YÜRÜRKEN SOKAKTA-Ve dün seni Surp Agop Mezarlığı,Ve dün seni Evliya Kul Kabristanı,Ve dün seni Sen Avgustus MaşatlığıYapan şey ne idi?...O ne idiydi ki, bir baştan bir başa aşıverirdiRum atlılar, yaz, kış, hazan demeden....Ortodoks bir rahibenin gözlerinden görmedeyim şimdi seni....Düşün bir; mezarlar arasında seyir masaları,En iyi Boğaz manzarası meftalara olunmuş ki tahsis,Herkes bahri onların gördüğü yerden görmek istemekte....Dahildir yabancı heyetler, harp divanları, sirk cambazları....Ortodoks bir rahibenin dudaklarında telaffuz etmedeyim şimdi ismini....Şimdilik yalnızca burada, yalnızca burada içiliyor mezarlıkta,Ben senin yarın öbür gün alacağın hali de bilirim;Her yere dağılacak mezarlar, bunu söylemeli öncelikle,Ve mezar bakışlı olacak her bir insan,Manastıra sığınacağım hemencecik....Ortodoks bir rahibeyim -yalanım yok- şimdi....Ve doğrudur taksim edildiği, bu kentin sularının,Beyzadeler, uzun uzun yıkansın diye,Çatlasın diye dudakları küçük çocukların....Hep dipte kalsın böyle olacaksa,Su yoksa, herkesin ağzı kurusun....Ortodoks bir rahibenin kutsal su kasesinde -gör, bak- nasıl bir damlayım şimdi....Kent kararıyor kimi zaman bir anda,Kömür mü soluyor yorgun insanlar,Soluklarını mı tutuyorlar daha çok?...Bu tranvay yolculuğu belki bir son bulacak,Ama bilet gösterelim şimdi müfettiş beye,Ve şöyle süzecek bi, hayranlıkla beyaz tenimi,“Güneş yüzü görmemiş oluyor bunların yüzü,Bembeyaz, düşünsene, bir tek daha ver....”Diyecek yarenine bir rakı sofrasında....Ortodoks bir rahibenin bin yıllık ak yüzüyüm şimdi....Çok tören oluyor bu aralar kilisede,Vaftiz elbet.... Düğün tabii.... Ama daha çok cenaze....Bir şeyler duyuyorum tütsüler arasında,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 19Çeviriyorum yüzümü, sağa sola, arkaya,Hayır.... Yitip gidene böyle yetişemiyorum....Süzülüyor parmaklarımdan takdis suyu, dökülüyor....Ortodoks bir rahibenin ellerinden kayıp giden, benim işte....Haykıracağım bir gün taş sokaklarda,Sabaha karşın, henüz karanlıkken haykıracağım!Diyeceğim, “beni sırtlayacak bir tabut bir gün,Dün kimi sırtladıysa, sessiz, usul usul,Beni titretecek” diyorum, “titretecek beni!”Ve çıkacağım umarsızca çan kulesine,Bu kent için son bir kez çan çalacağım,Boynuma bağladığım çanın ipiyle....Ortodoks bir rahibenin çanın çalışıyla inip çıkan artık buza kesmiş bedeniyim şimdi....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 20D YOR K BUD ST RAH PAtmayın efendim diyorum, atmayın çiçek bana,Hem Budist, hem rahibim; o güzel çiçek bana,Hem diken görünecek, hem de günah saçacak....Alışkın değilim ben, varlığına bedenin,Yok-bedene alıştım küçücük hücrelerde,Ruhum ancak böyledir ki enginlere uçacak....Bu güzel insanlardan, ne mi vardı kaçacak?...Bu rezil insanlığa, ne var ki yaklaşacak?...Bir tür soru yumağıdır, tüm yaşam kimi zaman....Bugün böyle geçti de, yarın ne mi olacak?...Dün ve bugün nasılsa, yarın öyle olacak....Geç farkediyor bunu, dışarda olunca insan....Kavrıyor bir çırpıda, mabedde olunca insan;Bir varlık olduğunu, serçelerce büyücek,Küçücük, yıldızlarca.... Kainatta bir böcek....Kainatta bir böcek.... Budur işin gerçeği....Kainat da küçülür içten bakınca gerçi....Kainat bir yüreğe, sığar o vakit, bir an....Ekmek lazım yine de, yeter bir dilim olsa....Başaramadık henüz, besinsiz varolmayı....Bedenim ile ruhum, çoktan ayrıldıysa da....Çok özledim çoğu zaman, puslu bir dağ olmayı,Yüzyıllık koca ağaç, sayılamayan, halkaları,Göğsümde karşılamak isterdim, rıhtım olup, dalgaları....şte böyle şişman bir gerçeklik var içimde....Pirinç verin en iyisi, acıktım demiş miydim?...Girmedi asırlardır, bir tane, boğazımdan....şte böyle kocaman bir açlık var içimde....Doyacağım bir avuçta, yarım avuç, çeyrek avuç....Rüyada kendimi bir kez, pirinçlikte gördüydüm,Bunca pirinç içinde, ölecektim açlıktan....Bir asırdır ölmüyorum, yaşamıyorum, konuşmuyorum,Demeyin siz bana şimdi, Şundan da ye, şundan iç....Ben tüm içimdekileri, boşaltma çabasındayım....şte böyle koca bir boşluk olsun içimde....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 21Atmayın efendim diyorum, atmayın çiçek bana,Hem Budist, hem rahibim; o güzel çiçek bana,Hem diken görünecek, hem de günah saçacak....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 22BUDANIN ÇAĞCIL ZAMANLAR Ç N B R NC SÖYLEVKendini aşan insana tapan insanlar,Aşamazlar kendilerini, kendi başlarına...Kendini başkasına açan, kendine kapatan insan,Açamaz kendini, kendine; başkaları olmadıkça...Ve dağlar da düzlenemez, ovalar yükselemez,Okyanus durulamaz, yollar uzanamaz,Yağmurlar dinmek bilmez, güneş doğamaz,nsan kendin aşmak için yaşamadıkça!Kendini aşan insana tapan insanlar,Aşan insanlar olsunlar, kendilerine tapsınlar!...Kendini aşan insana tapan insanlar,Kendilerine tapan insanlar olmalıdırlar!...Kendini aşan insana tapan insanlar,Ancak kendilerine taptıklarında insan olacaklar!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 23M LAN KUNDERA ATLASI2/ BEAUTE et CONNAISSANCEHani başa çıkılmazdı sorunlarıyla dünyanın,Hani çöreklenirlerdi başımıza, boğarlardı bizi?....Peki biz birbirlerinden kafası şişenler, kafa patlatanlar,Niye kamburuzdur niye hep yüklü hep bükük?Sorunlar büyük olsaydı, kocaman olsaydı,Dimdik dururduk, vakit kalmazdı kamburlaşmaya.En güzel insanlar, en bilge insanlar,Küçük sorunlarıyla kamburlaşanlar.5/ CHEZ SOI/ DOMOW-Çekoslovak Ulusal Marşı’ndan esinlenerek-Doğduğum yer mi doyduğum yer mi?Acıktığım yer, öleceğim yer mi?Benim yuvam neresi, yuvam neresi?“Pasaportuna bak” mı diyorsunuz?“Okyanus derini, dağlar yücesi” yazarGöçmen kuşların kanadında....Çalı çırpı toplamadı babam benim, harç karmadı.Görmedim ki anamın, doğurduğunu beni.Kardeşim, zeytin dalıyla çıkagelmedi birgün.“Yuva yapmış” diyorlarsa hakkımda, yalan!Yuvam, kafeste, göğüs kafesimde.Soludukça büyür, soludukça küçülür.Yuvam, buram buram kan gölü yuvam.Büyür yuvarlandıkça, toparlanmamacasına.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 24Ne güzel olurdu sıcak bir yuva, dişi bir yuva.Ama yuvam yok işte; yuvam olsaydı,Sanır mısınız göçerdim dünyanın öbür ucuna....10/ DESTIN“Dün gece sen uyurken, ismini” fısıldadılar, söylemedim.Söylemedim ner’de uyuduğunu, ner’de uyandığını, ner’de uyuduğunu.Bilemezdim uyurken; soranın sen olduğunu.Sen’le ben’in aynı kişi olduğunu düşünmeye itiyor bu durum:Sen ner’de isen, hemen or’da bitiyorum.Dün gece ismini fısıldadım, hemen geldi ismin.Seni fısıldasam, belki de sen gelecektin.11/ ELITISMEÇürük yumurtaların, kalburüstü olmaları bir biçimdeVe kalburun heryerini kokutmaları.Ancak parça parça olduklarında kurtulur kalbur.12/ EUROPEDünyanın en büyük adası, Robinson’u Cuma’sıyla,Ama beklemez hiçbir gemi, çağrı koymaz şişelere....Çağrılı şişeleri de almaz, gemileri yanaştırmaz.Birbir batırır karasularında göçmen gemilerini.Değil mi ki gerek yoktur daha fazla Cuma’ya.Europe: En büyük ada, suların yutacağı ilk ada.18/ IDEESYaşama hastası olduğumuz için mi sarardı Sarı Irmak,çimizden içimize aktığı için mi?
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 25Ne düşünsek, Kızılırmak....Akıyor deltalara....Yaşamasak ölürüz, yaşama hastasıyız,Irmakların kızarıp bozarmasından da biz sorumluyuz.21/ INEXPERIENCESekizimde yaşıyorken bilemezdim,Yaşlılığın nasıl birşey olduğunu.Seksenimde ölüyorken anımsamıyorum,Sekizimde yaşamak nasıl birşeydi.Sekizimde seksenimi bilse idim,Seksenimde sekizimi bilecek miydim?Bu sorular gelmiyor insanın aklına,Yirmi-otuz-elli-altmış yaşında....25/ KITSCHDünyayı koca bir klozet gibi görengözlüğüyle egemen,Hacet görür her vakit. Sular hep kesiktir.Dünyanın birçok ülkelerinde, birçok bölgelerinde‘Televizyon’ adıyla da bilinir.26/ LEGERETESu gibi aziz ol, su gibi hafif ol evladım,Havalar ısındığında, yerler ısındığında.Su gibi hafif, denizsuyu gibi ağır,Karadeniz’de gemilerin battığında.Sudan ucuz ol insanlar açsa,Pahalı ol, yoksulluk yoksa.Sudan hafif ol, kanatsız uçabilesin!Sudan hafif ol, suda yüzebilesin!Sudan hafif ol, yaşam bir sudur,Sudan hafif olduğunca yaşayabilirsin!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 2629/ LYRISME et révolutionDevrimcilerin ilk işi, devrim anında,Çalgıcıları tutuklamak, lirleri koparmak.Ya da yeni teller takıp, bir daha bir daha çalmak.Durumun simgeselliğini hiç de gizlemeden.Bir kez Girit’te olmuş diyorlar,Yeni teller icat edildiğinde.Çalgıcılar da değişmeli devrim olacaksa,Tel değişmek yetmiyor, bet sesten kurtulmaya.Teller koptu, yaşasın lircilik!35/ MODERNE (art moderne; monde moderne)Moderen dünya ile, sanat ile,recep’in, Fatoş’un işi ne?....Ya sizin, açlıkla, yoksullukla, kıtlıkla işiniz ne?....Vicdanınız: Gelişmemekte ısrarlı bir ülke.36/ MODERNE (etre moderne)Tuvalet bir tuvaldir her insan için,Sanatı buradan anlamalı.‘Geri kalmış’ deniyor, oturma odasında yapılan için,Mutfak sanatı da kaale alınmıyor.Yeni sanata göre yalnızca:Tuvalet ve yatak odası, merceğe alınmalı.Tek gözlü evler de var, burunlarının dibinde,Ama göremez onları, yüce sanat değerleri içinde,Modern sanatçı....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 2737/ MYSTIFICATION“Dünya benim” diyerek, tapularını satmak dünyanın,Küçük dünyasında yaşayanlara,Beyaz Tanrı’nın geldiğine inananlara.Söndür mumu görünmesin çirkinliği, çirkefliği,‘Mistik’ dediğin, loş ışık ister; değil mi ki....39/ OCTAVIOKendi içinde gezinen derviş....Kendi dışına taştığında yazar.Türkiye’de yazı-tura atsaydı,Kimbilir ne olurdu ilk kitabının adı.Octavio, bu oyunun ilk raundu,Bir de Paz var ki, deftere sığmaz.42/ OUBLIHubli’dir adım benim.Unutulmuş bir şehriyim Hint ülkesinin.Hubli’dir adım benim.Yaralı ceylanlar bendedir, bendedir ölgün serçeler. Yoksul ölümleri yunusların, bende.Kollarımı açabilirim size, yolunuz düşerse; kol kanat gerebilirim size.Ama bir kez geldiniz mi siz, unutulmamış olacağım.Demek ki yokolmuş olacağım.Bu nasıl bir, bu nasıl bir, bu nasıl bir muamma.Gelişiniz, yokoluşum pahasına.Unutuldu gitti sömürgecilerin katlettikleri,Yokoluşumuz pahasınaydı gelişi, onların da!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 2843/ PSEUDONYMETakma adımı ben birşey yazıyorsam,Takma yazımı kim olursam olayım ben.Takma adım, henüz takılmamış adım,Koşarken çalılara takılmamış adım.Takma adımı, çalılara tak saygını.Takma çalıyı, ağaca bağla adağını.Beş-para-etmezlik taktılar alnıma,Takma ayağına takılan dalı.Takma adımı birşey yazıyorsam,Takma adımı yazıyorum yalnızca.Gerçek adım, yürütür insanı.Takma adım, şu benim yalancı adım.44/ REFLEXIONBir refleks olarak düşünüveriyorum,Karnım acıktı mı, tüm açları.“Kendini düşün” diyor “yalnızca” Batı,Kendim sayılır, dünyanın tüm açları.47/ RIRE (Européenne)Alıktır, salaktır çoğu zaman,Yine de hükmetmişler dünyaya.Zaten ne ilgisi var gülmekle hükmetmenin.Herşey onların olmuş, kalmışız bir başımıza.Bir tek gülmek bizim olmuş,Fazla gülemiyoruz oysa.50/ ROMAN (Européen)Kendi içinde bir çelişki, bir çatışma.Roman çıktığı zamandır dağılışı Avrupa’nın.“Biz o yollarda on kere gidip gelmişken,siz kısa donunuzla misket oynuyordunuz”diyor Hindistan, ran, Çin.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 2951/ RYTHMEKalbinin sesini duyuyorum,Duyuyorum, korkuyorum duracak diye.Yaşamı başlatan, bu ses; bana kalırsa.Davulların sesini duyuyorum,Duyuyorum, korkuyorum bastıracaklar diye,Yaşamı başlatan sesi.Korkutuyor beni fırtına,Davullardan fazla gümleyecek diye,Balmumuyla tıkadığım kulağımda.Sesin, iniş çıkışları ekranda,Duruşu sesin, son buluşum benim.Sesin, benim de sesim, senin de sesin.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 30HAYMATLOS BALADIBu para, bu sakız alınmaz para geldiğinde yeniden iktidara,Döneceğim ellerim kelepçesiz, tırnaklarım yerli yerinde,Topallamaksızın, titremeksizin, sendelemeksizin bir kez olsun...Hep olacak yokuşlar, bir değil inişleri çıkışları,Döndüğümde güneş olacak, deniz olacak, yokuş olacak bir kez daha,Yine çıkacak yine ineceğiz, yine doğacak yine batacak...Pek önemsemeyeceğim kırış kırış sergisini ellerinin,Saçlarının söyleyişini grinin de varolduğunu,Hiç önemsemeyeceğim söyleşmelerini vergi memurlarıyla...Bunca yıl diyeceğim uzaklarda isen, ufuk çizgisinde yürüyor isen,Say ki yaşamamışız; say ki doğmamışız hiç; yorulmamış, dalgalar hiç bir çarpışlarındarıhtıma umarsız,Daha ne söylesin kanyak, daha ne söylesin fokurdayışı çaydanlığın, daha ne söylesin ekmekbıçakları, tahtaları, havanlar...Fırtına mıydı gidişim, uzun bir fırtına, kasıp kavuran, yalnızca ve yalnızca beni?...Dinginliğe yer açıldığında söz dağarında kentin, geleceğim diyorum,Başlatmak için yeni fırtınaları, keklik salgınlarını, tohum kuşatmalarını...Hayır, dönmeyeceğim! Döneceğim iklim, döneceğim mevsim,Sular altında kaldı, lavlar altında, kumlar altında, hiç üzülmedim...Hem sana koca bir yalan söyledim:Benim doğduğum diyarda para vermez çocuklar sakız almak için,Ve tüm dünyada, memleketten başkaca,Tüm paralar iktidardadır ayrım gözetmeksizin,Demir, kağıt, gümüş paralar,Mecidiyeler, beşibiryerdeler, dolar sayıltıları...Ekmeği böldüm; karnımı doydum; ülkemde değildim...Bir kuş olsam, kıştan donsam, bilmem, nereye giderdim...Okyanuslar yazıyor sahte pasaportumda; yanardağlar; kum tepeleri; telefon direkleri...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 31B R TABLET ÜSTÜNEBu tabletÇok yol katettiYerin tam da merkezinden....Öyle sıcak, öyle yoğun......Bu tablet,Gezdi bir hayliOkyanuslar üzerinde....Öyle uzak, öyle engin....Omlet yaptı Spartaküs onun üstünde,Son çarpışmasından önce....Tek şeydi o,Kölelerin olan....Öyle ender, daha değerli, elmastan....Bir kalkan olarak taşıdılar Alman köylüler onu,Yaşça Ortaçağ insanları ama kafada değil....Verimlice kullandı Afrikalı köleler onu,Kızgın göğe karşı şemsiye olarak....Öyle kullanışlı, öyle rahatlatıcı....Kuşandığında silahını Ho Şi Minh,Yalnız değildi....Halkı, eritip bir kapta onu,Tanklar yaptılar, bombalar, uçaklar....Öyle uçucu, öyle uyumlu....Gandi, öz-imgesi olarak sahipti ona,Bakarken kendine aynada....Bir tablet, anlaşılmaz,Ama bilir ner’de durulmalı dünyada....Öyle bilinçli, öyle mütevazi....Duvar kağıdıydı Lumumba’nın,Ofisinde, evinde....Düştü mü güneş duvarlara,Yayılır Afrika üzerine....Öyle kocaman, öyle sevecen....Yarım yüzyıl önce sahipti ona Behrengi,Aras nehri kıyısında,Kılıcı olarak küçük kara balığın.Nere gider, bilirdi onu da....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 32Öyle küçük, öyle ağır....Bir bayrak oldu ellerinde Marks’ın,Avrupa’dan Asya’ya dek....ngiliz Müzesi’nde ne yazdıysa,Farklı değildi ondan pek fazla....Öyle yorucu, öyle tanıdık....Ne yazıyor? Görebildin mi?Ne görebilir Hintli gözler,Hintli eller nasıl dokunur,Şafak ona sızdı mı bi’?...Eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve aşk!Söylemiyor daha fazlasını tablet,nsanlarındır gerisi;Spartaküs, Alman köylüler, Ho Şi Minh, Afrikalı köleler,Gandi, Lumumba, Behrengi, Marks....Bundandır yaşanmaya değer olması, soluk almaya değer olması....Ve bundandır ki seviyorum seni -eşit, kardeş ve özgür olmak için!...Sıkı tut o tableti, onu okşa,Odur insanlıktan kalan tek hatıra....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 33FEVKELALELale Devri mi?IBalık kokacak ellerimiz seninle bu gece,Akşam, sulak deltaya düşmeden önce,Sayacağız adlarını göçmen kuşların bir bir,Şu, defne ağacı; şu mersin; şu, sedir; Lübnandan gelme...Şu levrek buralıdır doğma büyüme...Balık bakacak gözlerimizden dünyaya bu gece,Diyecek, "yetti bunca yaşadığımız, denizde,Nerde yaşar olta atan tanrılar?..."Yüzbinlerin yazgısı elimizde,Savuracağız yaylalara, dağ köylerine...Salaş meyhanesinde sahil köyünün,Buna itiraz eden olmayacak...Ala tüyleriyle tavus kuşları,Bundan sonra kimselerden korkmayacak,Nere isterse keyifleri oraya...Balık duyacak bizi, kuş duyacak, sağır...Kesik kesik inlemelerimizi, titremelerimizi...Cebimde kefen bezi, omzumda çifte,Paşa duyacak bizi, Topkapı, Yıldız Sarayı,Önce bir kaşıntı olacak, büyüyecek sonra sesimiz!...Kısa sürdü gece, dağılıyoruz,Ummazdık sonumuz bunca yakın; bunca uzak, batımız, doğumuz,Bunca üşüyeceğiz, koyun koyuna bile, ummazdık dişlerimiztakırdayacak, parmaklar kaskatı, dilimiz tutuk...Kıyıya vuruyor cesedimiz her bir dalgayla...IIŞu Torosun içinde nereye baksam,Nerede bir taş bulsam da lime lime etsem,Görsem çapak çapak katmanlarını kireçtaşının,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 34Hangi oyuğa sığınsam, hangi tepeyi aşsam,Keçileri izlesem, zeytinlerini... Sen!...Kabuklu, kabuksuz, çıplak, yarıçıplak,Çökeltiyi geç fark etmiş, derman bulamamış,Kirpikleri suya düşmüş, kendisi kalmış,Bin yıl, milyon yıl, taşlarda hapis, yaşayıp gitmiş,Sen ki, yaşayıp gitmiş bir deniz canlısı!...Sandal ağacının gövdesindeki kızıllıksın daha çok,Ekmeği bölüştüğüm, silah çattığım dostum,Bin yıllık derenin tükengeç suyu,Bin çileli Ayşekadının solmuş yaşmağı,Ayaz köyün is bürümüş çeşmesi sensin!...Nohutla bulgur buluştuğunda bir tencerede,Seni katarlar çobanlar tuz diye,Üç gün peynir görmemiş karınlarına...Uçuşur dağların sarp etekleri poyrazla,Tipi gider, toz toprak gider, sen kalırsın...Hangi çiçek bunca sevilmiş, bunca okşanmış hangiçiçek iktidarı halklara vermiş kaşla gözle arasındahangi çiçek evde büyüyeceğine saksıda serpileceğine,kendini dağlara vermiş, dostlara vermiş, hangiçiçek solmaz bir kez açtı mı...IIIYabancıdır...Mersin sokaklarında, bir elinde şemsiyeyle dolaşır...Ele verir onu, şaşkın bakışı,Şalvarlı görse, peştamal sanır,Kokoreç bilir, burnuna geldi mi bi, kekik kokusu...Yabancıdır...Bin çekirdekli, ekşi, yenmez turunçlara saldırır...Şaşar insanların toplamamasına yol boyunca,Portakal sandığı turuncu topakları,Aşısız, terbiyesiz turunçları...Yabancıdır...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 35Sobanın yanı başına kurulur soğuk günlerde,Muhtarın zar attığı köy kahvesinde...Geri çekilir pişince bir süre sonra,Yabancıdır, çay içişinden anlaşılır...Yabancıdır...Bilmez, hangisi defne ağacıdır...Eşek eti sürülse önüne,Yer babam yer, ağzının suyunu akıtır...Yabancıdır, davara selam verir, saygıya durur...Yabancıdır...Bilmese de mısır ekmeğini,Bilir nasıl yapılır püskül cigara,Yabancıdır ama bizden sayılır,Bizimle soluk alıp verdi miydi...IVYabancısın; başka bahçelerde açmak,Aşar haddini, direnç gücünü, hassas tohumunu...El edecek hep, ardında bıraktıkların,Hep eksik olacak gübren hem suyun,Yabancısın, çok çabuk oldu kıyıya vuruşun..."Avucunu aç" desem, "gözlerini kapa" desem,"kapılarını kapa, pencerelerini aç" desem, "bacalarından tüt,"desem ki "o dağa çıkan, çıkamaz bir daha, dönemez köye,"desem ki "bir vakte kadar, yunuslar, okşayıp öpecek seni,taşıyacak seni Anka, Hürmüz, peygamber böcekleri, kırlangıçlar,"Desem ki, "demediklerim, dediklerimden önemli; diyebileceklerimden önemli;diyebildiklerim, ah diyebildiklerim",Desem ki, "karpuz zamanı, vişne zamanı, Çingeneler zamanı,"Desem ki, "ölü balık bakışları, donmuş balık bakışları, donmadan önce son bakışları denizin,denizkızının, güvercin ölülerinin."Desem ki, "susuz yazların çatlamışlığı, insanın yalnızlığıdır toprakta, uzar köy öğretmenininteneffüslerinde,Suni teneffüslerinde, ökseotu günlerinde, traktör öğürtülerinde...”Yabancısın, titrersin en ufak soğukta; kaykılır, kaykılmadık ne varsa, sarsılmadık ne varsa,kavrulmadık zargana,Yabancısın, tutamazsın ellerini köylü çocukların, unutursun el sallamayı sıcak otobüsten,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 36rahat koltuğundan,Pencere camlarını vızıldattığında egzos dumanı, şehir kokusu,Yabancısın, sırtını doğrultur kitap okursun, müzik dinlersin, bir şeyler yersin,Yabancısın yabani gibi, yabani ot gibi, yabani otobur gibi...Kavuştur ellerini önce, elini omzuna at sonra çoban çocuğun,Keçilerin boynuzuyla kırılan kayaları yokla bir bir, kendini bulacaksın,Sıyır bedenindeki en son etini kemiklerinden, kurtul kanından, damarından, uyluğundan,Bağır, çünkü bu dağlar, bu kireçten iklim, bu turunç ormanlık,Seni anlar, elinden tutar, sarılır, helalleşir en sonu, bir yabancı olsan da...VGörüp de açtığınızı bataklıklarda, adalarda, kıtalarda, yedi iklimde,Denizde de açacaksınız sanmıştım.Don yemiş deniz yıldızları aydınlatıyordu ırmak ağzını o gece,Balıkçı montlarında tuz izleri, kalıntıları, kısıntıları,Eliniz -bir düş bu- eldivensiz, pürtüksüz, yelkovansız...Demiştim ki, "göçmen kuşlar mı konuşur yalnızca göçmen dili..."Uzaktan avcıların zafer heyheyleri, sevinç ateşleri, buyur gel gelleri,Titrek bir mum ışığı soyunacaktınız burda olsaydınız,Ve çekecektiniz elinizi eteğinizi, kuğurdamalarından kentlerin,Göçmen kuşlar susacaktı göçmen dillerinde, bütün dillerde...Göçmen kuşlar tüm dillerde kalbimden vurulacaktı...Bütün dillerde ağlayacaktım, bütün dillerde ağulu,Ki bu vadi, bu uğultulu orman, bu hiçlikli gece, bu gerilla pratiği,Sizi size karşın sizden koruyacaktı sizden aldığı güçle,Bu meslek odaları, bu tarım kooperatifleri, bu ısırgan otları...Size sizden sizli bizli sızacaktı su, çatlaklar boyu bir sabah...Parmaklarınızı öpemedim, pamuk ellerinizi, korugan kaşlarınızı, etkili söylevciliğinizi,Öpemedim, öpülmesi gerekli birliktelikleri; çokluktalığımla terstim...Ağarmadı ağaracakçasına pusuya yatmış güneş, damlataşlarda,Sesime sesinizi katamadım, sesimiz diyemedim bir kez olsun sesimizle,Duyamadım nasıl duyardı kulaklarınız, gözleriniz nasıl görürdü... Sizleştiniz bende...Kışın beni yakıyor şimdi, stanbulda bir sobada, genç işçi,Yağım, vinçlere güç oluyor, insanları ordan oraya taşıyor,Kemiklerim, termik santrallerde bir termos çayı artık,Ellerim?... Onları artık hissedemiyorum, gözlerimi artık göremiyorum...Bir el uzatsaydınız uçurum kıyısında, çekmezdim kimseyi kendimle boşluğa...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 37GUADANYA 040977Dağınık kumlara çizdiğiniz harita,Duvarımda asılı durmada hala....Solmuş olmalı çoktan, elimizdekilerse,Gizleyemem daha fazla, sevgili Guadanya....Kalbim şimdi, kıyıya vurmadadır....Şimdi kalbim, kıyıya vurmuş balina....Bu belki son nefesi, kollarınızda,Belki ilk nefesi, kimbilir Guadanya....Kumsal kadar uzaksınız şimdi siz bana,Şimdi siz bana, okul önlüğü gibi yabansı,Gelgiti, koşup dönüşü rüyalarımda,Dalgaların, size en yakın zamanlarım Guadanya....Üfleyişi rüzgarın, sanmayasınız boşa,Siz olacak kadar uzaksınız şimdi bana, belki de daha fazla....Ve her bir silkelenişi incir ağacının,Yara açmada dilimde, hem ne çok, Guadanya....Yo.... Buz tutmadı henüz, yurdum olan okyanus,Dalgalar kıyıyı vurmadı daha....Güneşin doğuşuna az zaman yok öyle ya,Batışı güneşin, ne yeni, Guadanya....Göğe atılan sular, karışıyor yine suya,lerliyor ağır ağır, zarif korsan gemisi,Yaklaşmadadır sisler ardında pususever donanma,Ne önemi var bunların, senin için Guadanya?...lişmedi bir kez olsun deniz anaları sana,Deniz kestaneleri öyle çok dikenli ama,Bunların, bütün bunların, gerçekten ne önemi var,Bitmedi mi şöminede odunlar, Guadanya?...Mahzun dursun çoğu vakit o zaman âmâ fener,Ot bitsin, kuru kuru, kırıklı kayalarda,Göğün, yerin, denizin söylediği insana,Duyulmasın daha fazla, bundan böyle Guadanya!...Bilinmesin notlu şişeler, defalarca saldığım suya,Bakışın, sesin, gülüşün, bilinmesin yürüyüşün....Bilinmesin, hep sır olsun, varlığın da yokluğun da,Yakın olmaz benden uzak, kimseye, Guadanya....Dağınık kumlara çizdiğiniz haritaDuvarımda asılı durmada halaSolmuş olmalı çoktan, elimizdekilerse
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 38Gizleyemem daha fazla, sevgili Guadanya....Suya bırakın o balinayı, iyisi mi Guadanya,Doğar yeniden sizin sen olduğu yerde o....Suya bırakın ellerinizi sevgili Guadanya,Doğsun şimdiye dek ölmüş ne varsa....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 39MERS N TALYAN K L SES ’NDE, KATOL K BURJUVA LEGeç anladım, aynı otobüsteymişiz,Mersin’den stanbul’a varmış araba,Anneannemdeyiz şimdi, yadırgamıyor....Kahvaltı yapacağız bu sabah bur’da,Hazır oluyor kahvaltı yavaş yavaş,Gürcü ezgileri çalıyor.... Bilmiyorum ismini çalgısının....O, benim unutmak istediğimdi geçmiş yıllarda,Bu yüzden, daha fazla dayanamıyorum,Uzanıyorum arka odada uyur gibi....Anneannem çağırıyor ‘öldüm’ diyorum,Anneannem çağırıyor ‘hastayım’ diyorum,Yalan olduğu, başından belli....Geliyor odaya bir süre sonra,Kardeşi rahatsızmış, yeni öğreniyorum,Seviniyorum, kendisi hasta sanmıştım....Eski günleri anıyoruz,Eski yılları anıyoruz,Eski yüzyılları anıyoruz....Yarın saat yedide görüşeceğiz,Bekliyorum onu ben, çok uzun süre,Beyoğlu’nda o eski çayhanede....Gelmiyor, kesmiş kesecekken tüm ümidimi,Kilise avlusuna düşüyor yolum,şte or’da duvarlara bakıyor....Ermeni harflerini okuyamıyorum artık,O ise okudukça, okudukça ağlıyor,Ağlayan insanlarla ağlayamıyorum artık...."Neler yaşadık oralarda bilemezsin" diyor,Kilisenin uzun mu uzun kitabesinde,Anımsıyor bir bir, yaşadıklarını, yaşamadıklarını....Başı öne eğik yürüyor sonra,Bir Katolik burjuvaya yakışmıyor hiç,Omzuma yaslanmış yüzü, ağlaması....Şimdi anlıyorum yaşananları,Ağlayabiliyorum ağlayanlarla,Şimdi bu duvarlar, başka duvarlar....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 40Elimi tutuyor Katolik burjuva,Rahibeler onu yarın çok kınayacak,Duymadık kalmayacak bütün Mersin’de....Yine de sıcak, Katolik burjuvanın elleri,Öptü mü bir, bütün dünya ışıyor....Yine de örgülü, Katolik burjuvanın saçları....lerleyen yıllarda bir hayli şişmanlamış,Yanakları, gözlerinin altı, parmaklar dolmuş....Yine de Katolik burjuva, Katolik burjuva....Çan çal hadi, bileyim geldiğini,Horluyor Pazar sabahları, miskin zangoçunuz,Zararı yok, bu sabah yine sen çal....Bir daha ki sefere bilmem ne zaman?Hangi şehirde olur, buluşmamız, görüşmemiz?Sen de bilmiyorsun değil mi Katolik burjuva?...Şu mendili senin için saklasam mı o zaman,Değil mi ki yarın, öbür gün, öbür yüzyıl görüşmek var,Kendimi o çarmıha geriversem mi acaba?...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 41ÖD P KARGAŞASI-Yeni Türkü’nün ‘Baba’ adlı parçasından esinlenerek-Çoğumuzdan daha hayta sayılabilecek babamı,Yitireli yıllar olmasaydı,nanacaktım yakında olduğuna....Uzanıyor önümde Mersin Limanı,Kimine baba, kiminin çocuğu balıkları,Bir çırpıda yakalardık babamla....Uzadıkça uzayan kent ışıklarını,Çağırıp oracıkta 5 yaşımla babamı,Söndürtürdüm benden izin almadılar ya....Şimdi babam -var ya- karşımda olsaydı,Açılırdı bütün pencereler, bütün sur kapıları,Amma fiyakalı gezerdim sokaklarda....Balıkçılık öğreneyim diye çok çabaladı,Bir iş tutsun, elaleme muhtaç olmasındı,Sonra ölse kim bakardı çocuğa....Heba oldu bende bütün çabası,Kaçırıyor oltam tüm balıkları,Balık bile pas atmıyor oğluna....5 yaşımda yitirdiğim babamı,Anımsadım işte bir güz akşamı,Yine herzamanki gibi dönüyor dünya....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 42BABA KL MBabacığım, sen Budist olsaydın,Ne zaman baksam engin sulara,Seni yanımda var sayacaktım....Küllerinin her bir dalgadaSaklı olduğuna inanacaktım....Toprağa gömülecek ne vardı,Ne vardı taş altında yatacak....Şimdi ne zaman dönsem sırtımı,Denize, ırmağa, yelkenlilere,Şimdi ne zaman boynumu büksem,Bakmasam bir an olsun gökyüzüne,Seni düşünüyorum sırtım soğuk,Başım öne eğik.... Öne eğik....nanabilseydim, keşke inanabilseydim,Gökyüzüne uçtuğuna ruhunun....Şimdi başım öne eğik, sırtım soğuk....Şimdi yüzüm, kavruk kara iklimi....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 43HUBLHayır sevgilim hayır, Peter değilim,Başka iklimlerde atmada kalbim....Örneğin, Malezya’daydı, dün zihnim....Göğsümdeymiş gibi görünse de kalbim,Hayır sevgilim hayır, buraya ait değilim....Tibet sırtlarında pirinç tarlaları....Ne renk olur bilir misin Sudan’da çiçekler?...Etyopyalılar da bilir düş görmesini....Hayır sevgilim hayır, Peter değilim,Başkasına pervane ol, başkasına tap,Düşlerim denlidir varolmaklığım benim....Ötesinde neler var Yengeç Dönencesi’nin?Angola kıyısında hangi balık bolcadır?‘Ölmüştür ruhun’ derim, bunları kitaplardan öğrenmedeysen....Urumçi’de bırakmak tek ciğerini,lkini Hazar’a sunduktan sonra....Budur bana en sevindirici prim....Hayır sevgilim hayır, Peter değilim,Pikniklerle avunduracak seni, Karayipler’le....Pazarlarım her günümle aynı olsun isterim,Cebimde bol bol çakıl, ‘Peter değilim’ dedim ya....Yitip gitmiştim bir defasında Umman Denizi’nde,Yorgun bir yunusa eşlik ederken,Nefesim kesilir mi, bilememiştim....Beyaz sokaklara düşer yolum Güney Afrika’da, tüm bu siyahlığımla,Elmas yutarım Zambiya’da, kimse anlamaz,Bilir herkes, Rodezya’da çok kurşun yemişimdir....Hayır sevgilim hayır, Peter değilim,Kredi kartları, tüm bonolar, taksitli taksitsiz satışlar....Bir kez tutundun mu bana, tümden uzaklaşırlar....‘Peter değilim!’ diyorum sana ‘Peter değilim!’En fazla Hint ismi, Hubli’dir adım benim....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 44"RES MDEK GÖZYAŞLARI"Yazık ama gerçek bu, siliniyor bende yüzün....Gün geçtikçe....Buğulanıyor pencerenin dışındaki tüm dünya,nanır mısın?...Daha çok uzaklaşıyoruz dünden, -bu gerçek-Gün geçtikçe....O zaman hiç durma sen, resmini gönder bana....Bir resim.... Yalnız senden oluşmalı o ama....Yalnız senden....Bir resim.... Ondan anlamalıyız, dün vardık,Yoksak bugün....Çünkü gelgeç rüzgarlardan, kalamadı hiç bir şey,-Küçük bir yaprak bile-‘ şte budur’ diyerek, bağrımıza basacak....Bir resim.... Belki böyle telaffuz olunabilir,- şte böyle-Benden yitip gitmemeye hep yeminli varlığın,Söz tutar ve sır saklar,Bir resme ne kadar çok sır sığabilmedeyse....Ne kadar çok yıldız....Bir resim, ancak bu kadar düş yüklü olabilir....Doğrudur, bu dediğin, hepten doğru olabilir,nandım hep sana....Bir resim yalnız düşte midir ki, bir an gerçek olabilir?...Gerçek?... Hayal?...Bir resim, söyler misin, neyi unutturabilir?...Özlem?... Sitem?...Bırak da bunu ben, kendim bakıp anlayayım....Bir resim,Senden yalnız bunu isterim....Bir resmin....‘Yok’ diyorsan, gider kendim çizerim,garip bir beden çıkar, bir de garip yüz;O zaman ‘bu ne biçim?’ deme bana sakın sen,Öyle eğilip büküldü, bende hayalin senin....Özlem.... Evet, en iyi bu anlatabilir,-En derinden bu-Yıktıklarını bize, sarsak zamanın....Düşlerimizin tüm fişekleri, cephaneleri,-‘Hepsi bir anda’ diyorum-şte tam da bir resimde infilak edebilir,-Resminde, aniden-En güçlü hissettiğimiz anda kendimizi,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 45-Kapı kilitli, yatak sıcak, tatlı bir yorgunluk var üzerimde uyumak için-Bir resim, tüm dünyayı kevgire çevirir,-Garip tabii-Dağlar bunu söyleyecek -kulak verirsen- sana,-Teker teker, hafif hafif-Rüzgar... Evet o da fısıldayacak kulağına,-Suç ortağım bol-Deniz, diyecek ‘göstermem sana yeşil yüzümü’-Ciddi olabilir....-Yap dediklerini, zararı yok, bir resim gönder bana....Yap dediklerini, doğrusu, boğazımı kesecekler,-Ben de şaştım-Dağlar, rüzgar, deniz ve ne varsa onlara dost....-Liste kabarık....-‘Yap dediklerini’ diyorum, bir resim gönder bana....-Gönder, hadi gönder!...-Ya fidye isteseler, yok beş kuruş paramız....Daha kaç çiçek toplayacağım, de bana,Daha kaç çiçek?Sana taç yapacağım kocaman demet için,-Baya’ oldu-Daha hızlı mı soluyor yokluğunda çiçekler?-Neden olmasın?...-Bir resim, yaprakları kendine getirebilir....Zaman yalnız resimlerde mağlup olabilir,-Eminim....-Yalnız, sondan yana çalışır başka türlü zaman,-Kanıt bol....-‘Zaman parazit olur’ diyorum, yersiz yurtsuz tüm düşlere....-Vakitsiz ölümler....-Bir resim, o zamana haddini bildirebilir....Sen gönder bir resim!Resmini gönder bana!Bilerek her bir resmin,Hep eksik olduğunu,Her bir resmin -bilerek-Hep yarım kaldığını....Kahrolarak sen olmadığına,Resmin gerçekten....Şimdi sen uzaklardan,yi bak bu harflere,Şimdi sen bu harflere,Güzelce bir poz veresin,Deklanşöre basılacak, okudun mu son dizeyi....Banyo et bana gönder, banyosuz bana gönder....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 46Hazır ol çekiyoruz: Çıttt....Bir resim gönder bana....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 47SAAT KULELER NE TERZER MAGözlerimin önünde binlerce saat kulesi…Çan kulelerinden bozma, ner’deyse hepsi…Dün ne idiyse çın çan, ahali için; o, şimdi, tik tak tik tak tik tak…Bir düzen gelsin diye mi karınca yuvası kentlere,Çünkü, değil mi, toplanmaz onca taş boş yere…Düşünürüm, gözlerim kapanır, düşünürüm her bir vuruşla sarsılarak…Zangoçlar işsizdir artık… Grev yapsalardı…Ya da çanlarını her dak’ka başı çalsalardı…Ne garip bir duygudur, bir anda işsiz kalmak, tarih olmak…Kaçı çalışır şimdi, ayakta durur kaçı?Kaçı geri kalmada, durmada saat başı?Bir bilen var mıdır ki… Bunları kime sorsak?...Zaman herkesçe malum… Kolunda saat herkesin…Bu gidişle kuleler, bir bir kısılır kesin…Çünkü saat dediğim uymaz ki koysak yasak…Dünkü çan kuleleri, bugün saat kulesi ya,Saat kuleleri yarın, neye döner acaba?...Bir depremde bakarsınız, hepsi yıkıntı, toprak…Çünkü onları kimse inşa etmek istemez,‘Boşuna gider’ derler, kimse rıza göstermez…Devir sermaye devri… Hükmü yok kâr olarak…Zaman geçer, onlarsız… Onlarlı ya da… Geçer…Dünyanın bir ucunda, bir çiçek solar evet, bir tanesi de açar…Ve her bir kuleyi düşünürüm sende, bir bir, uzun uzun ağlayarak…O kuleler biz miyiz?... Kim bakar, bir yıkılsak?...Yoksa zangoçlar mıyız?... Ne olur tarih olsak?...Kulağımın dibinde binlerce saatin sesi…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 48SIRILSIKLAMHava karanlık, hiçbir şey yok yıldız namına....Üstüm başım sırılsıklam....Çıkıyorum merdivenlerden ağır ağır, arkama bakarak....Üstüm başım sırılsıklam....Hayal meyal hatırlıyorum çağırışını....Yağmur yağıyor bardaktan boşanırcasına....Yere bırakıyorum kendimi hemen....Üstüm başım sırılsıklam....Ellerinin titreyişinden anlıyorum....Yağmur içe işlemede, geri durmamada bir an olsun....Bir hayli ıslak mı ne, ağzından dökülenler....Üstüm başım sırılsıklam....Beni rüzgara bırak, beni ufkun her gün geçip giden kızıllığına....Çiğ de bir tür yağmur sayılmalıdır....Ne yana açsan avucunu, hangi yüze haykırsan,Üstüm başım sırılsıklam....Bir merdivenden bir başkasına.... Hayat bu işte.... Arada düzlükler....Paltonun işe yaramadığı ortadadır....Bunca sözcüğü, ard arda bulmadasın sen, nereden?...Üstüm başım sırılsıklam....Otobüse biniyor, yürüyorlar, dünden, evvelsi günden, geçen haftadan yorgun insanlar....Alnımda yine ıslaklık.... Terlemişim....Savruk sesler çıkaracak bugün yine, iş makinaları....Üstüm başım sırılsıklam....Okula giden küçükleri düşün.... Her yer karanlık....Düşün, nasıl kuruyacak, ne vakit, yağmur suyu almış defter ve kitap....Eğilir bükülür ateşte, lastik çizmeleri sınıfın....Üstüm başım sırılsıklam...."O yan" dediğin ne yan?... Bulamıyorum bıraktığım yerde,Islak kirpiklerini, korugan kaşlarını, seğirişini ellerinin, su birikintilerine....Sen, ben, ellerimiz sırılsıklam diye midir ki,Bütün dünya sırılsıklam?...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 49K NEMRUT’A TR YOLEki Nemrut tanıdım ben, biri sensiz biri senlen....Gerçek değillermiş de resmeder gibi düşlerimi,şte bak uzanıyor eteklerde dağ köyleri....Ve dolanıyor, hiç bitmezce, o çamurlu patika....ki Nemrut tanıdın sen, biri bensiz biri benlen....Evrenin ilk anından beridir vaaar idi onlar,Onlar kim mi? Eli çamur, yüzü çamur çocuklar....Ve o yan bu yan kaçan, koyunları kuzuları....ki Nemrut tanıdım ben, aynı anda hepi birden....nsanlar kadar açlar değil mi ki onlar da....Kurt ulur çakal ulur çoğu zaman dağlarda....Ve uyuyamaz gece, yabansa bur’da insan....ki Nemrut tanıdım ben, dorukları kar ilen....Tutuklaşır kentliler, yorulur ayakları,Yük olur sırtlarına, kentte bıraktıkları,Bağırarak konuşurlar, çığ olur tüm etekler....ki Nemrut tanıdım ben, kıyıdan değil taaa derinden....Başımı bıraktım ikincisine, tam da yanına tanrı başlarının,Bacaklarımı verdim birincisine, yıkanırken ılıkçana suyunda o dağın,Olduğum yerdeyim artık, ne geri ne ileri....ki Nemrut tanıdım ben, ırakçasına gözlerden....Şimdi ben, yekpare bir bedenden ibaret, şimdi ben, yürüyemez, düşünemez şimdi ben....Şimdi ben bu kentte, bir küçücük gövde, seyirlik bir ucube, ikiz kulelerden, pencerelerden....Şimdi ben ne kaçabilirim senden, yetişebilirim ne de sana....ki Nemrut tanıdım ben, kolsuz başsız, yekpare beden....Şimdi ben, atamam uzaklara adımımı, anlatamam derdimi sana, dilim yok, yok boğazım....Şimdi ben, düşünemem seni, düş göremem, türkü de yok.... Yok ki ağzım....Şimdi ben, hepten düşsüz, pusatsızım daha çok....ki Nemrut tanıdım ben, ne idiler bilmeden....Şimdi sen, fesleğende kardelende topla beni; fesleğenlerinde, kardelenlerinde Nemrutlar’ın....Şimdi sen, düşlerini kar suyuma doğayım, okşa beni dünkü gibi, uzağında insanların....Şimdi sen, taşı beni şifa için dağlara....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 50ki Nemrut tanıdın sen, tahta kapılı evlerden....Şimdi sen, baş ol bana, düşünmem için seni tekrar, düş için, türkü için, derdim anlatmakiçin....Şimdi sen, bacağım ol, götür beni doruklara, bir varayım göreyim bir, gözüm olsun gözlerin....Şimdi sen, bana bırak, yıldızlar toplamayı....ki Nemrut tanıdın sen, okunuyor gözlerinden....Ne arasın uzaklarda, karlı dorukları onların, ne arasın düştenmişçe dağ köyleri, çocuklar....Çıkarmayasın bereni, o dağ kokulu bereni.... Unutmayasın sakın, ağlar belki bu dağlar....Şimdi biz, dünkü gibi gelincik toplayalım....ki Nemrut, yüreğimde iki ateş parçası....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 51SON MUSON YAĞMURUIslanıyoruz... Son ıslanışımız bu... Henüz bilmesek de...Islanıyoruz... Islanıyor bizimle bütün dünya...Islanıyor tropikal bitkileri sulak sıcak coğrafyamızın...Islanıyoruz... Hiç kurumayacağız bir daha...Koşmuyoruz yo, yürüyoruz evet.Susmuyoruz; seyrelecek, şu durmaz yağmur; bir susarsak...Bir susarsak, ölüm olacak sonu, dirilmek yok...Uçurumlar boyu düşeceğiz;Düşeceğiz kısa ömürler boyu, nehirler boyu...Yo! Susmuyoruz!Görüntün oluyor gölgen, sesin, seğirişinHer bir birikintide, pirinç tarlalarında...Doğum gibi anlıyorum ölümü...Kelebekler uçuşuyor senden bana doğru, biz yağıyoruz...Yağan biziz, kendi üstümüze...Islanıyoruz kendimiz olmadığımız zaman,Başkalaştığımız zaman,Başkalaşım kayaları denli yabansı...Biz ıslatıyoruz dünyayı kendimiz olduğumuzda,Birlikte olduğumuzda,Islatmasak olmaz mı?Ya biz ya insanlar!Islanacak, birileri; bu, zorunlu...Feda tanrısına teslim edelim tüm ganimetlerimizi,ç çekişlerimizi, diz kırışlarımızı...Ölelim, öldürmeyelim.Nasılsa bizden sonra tufan alır her yanı,Bizden sonrası yok... Kıyamet...Öksürüyorsun. “Kurumayacaksın” dediysem,Kurumayacaksın. Çünkü...Çünkü ben de kurumayacağım sen kurumadıkça!Öksürüyorsun.Demek ki az kaldı sonumuza...srafil suru olur öksürüğün...Öksürüyorsun.Eski kağıtlarcasına sararıyor dünya.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 52Senin gözlerinden ölüyorum bu sarı ırmakta...Öksür! Ağzından çıkan ciğerlerin,Kurtuluş gemisi olacak Nuh’a!Öksür! Çünkü yaşamım;Önce sana, sonra feda tanrısına adadığım yaşamım;Küçücük bir damladan başka birşey değildi,lk güneşle sonsuzluğa kavuşacak...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 53KARANLIK ÖPÜŞÜ SUYUN: KÜÇÜK BALIKÇINedir bir balıkçının derdi günboyu, küçük balıkçı?... Balık, rüzgar ve de tuz?...Yosun tutmuştur şimdi, o enkazın dibi.... ster hatırlama hiç, istersen aklında tut....Yalandır, yakın olduğu adaların bu kadar çok; rüzgarsız olduğu denizin, yalandır, tümden....Yalandı, gözümle gördüm; uçmaz insan, yüzemez kuş....Doğu’dan doğduğu güneşin, Batı’dan battığı yalan....Devrilir tüm kayıklar, gerçektir rüzgar! Bütün dallar kırılır, yapraktır düşer,‘Seçme!’ diyorum sana, eli boş dönmektense; bir daha evine hiç, dönmemeyi; yo!Hem bir balıkçının nedir derdi günboyu?... Dalga alır rıhtımda saçları küçük kızın....Bir açar kapatır hava, düştü düşecek yağmur.... Tutamazsın kendini; ille açılacaksın....‘Açılma!’ demiyorum küçük balıkçı, ufuklar senin! Unut kıyıyı, artık, denizin çocuğusun....Bir ben bileceğim bir ben bilecek bir ben; son çıkışın olacağını bu çıkışının....Başladı mı bir kere, su almaya kayığın; hoş geldin sefa geldin o zaman aramıza....Ancak o zaman senin olacak, tüm bu deniz tüm bu gök....Şimdi öyle büyüdün öyle büyüdün sen küçük balıkçı,Kimseler kimsecikler, seçemez artık seni;Bu kadar küçüldün işte büyük balıkçı....Balık, rüzgar ve de tuz, hep solak, hep pes,Kıyıdaysa insanlar, hep tıknefes, yorgun hep....Karanlık öpüşü suyun.... Sarmalasın su seni....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 54B R ARKEOLOG JÜB LES"Müzeyi gezmek iyi, müzelik olmak fena"- N. HikmetHiçbir devlet tanımadı -tüm uğraşlarıma karşın,Geçmişi değil de geleceği kazma istemimi...."Deliii! Deliii!" diye düşüyorlar ardıma küçükleri, büyükleri limanın,Şeytan diyor geçir kafalarına sikkeleri, bulduğun tüm heykelleri...."Altın" dedim mi değişiyor iş ama yerine getiremedim vaatlerimi....Alacaklılar tarihten önce de vardılar, onlar yine alacaklılar....Kadın kılığında mı gitsem mahalleye artık, yoksa hiç gitmesem mi....Bıyıklarını buruyorlar her defasında, sonunda canımı alacaklar....Hele anlatamayışımı kimseye, benim sevdiğim kızın,Yüzyıllar önce öldüğünü ve de doğabileceğini yüzyıllar sonra belki,Valla, deveye hendek atlatmak, iğneyle kuyu kazmak sayın....Kurumadadır bedeni sevdiğimin, fosilleşmededir kertenkele gibi....Ama nasıl anlayacak yüce ahali, yüce meclis, yüce sağduyu, yanılmaz halk iradesi,En pahalı altının insan olduğunu, yalnızca bununçin kazdığımı, Allahın unuttuğutümsekleri?...Ve anlasalar nasıl anımsayacaklar yarın öbürgün, gece gündüz, iğne sayılır o alet edevatla dağbayır dolaşan bendenizi?..."Sümsüğün, sünepenin, sümüklü böceğin teki; sürüngen takımının son örneği...."Hiçbir mahkeme bakmıyor davama, ya görevsizlik ya takipsizlik ilmühaberi....Korsan devletim uluslararası hukukta, Akdenizde korsan gemisi...."Bitsin bu sıkıntı" diyorum, Hindistan Valisi Bey, Britanya Müzesine verin tayinimi,Müzelik olmuş bir arkeolog çekecektir bir hayli, turistlerin ilgisini....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 55Ş MEND FER HIRSIZIBugünlerde öyle çok istiyor ki canım,Anlamakta anlatmakta bir hayli zorlanıyorum:Bir tren kaçırmalıyım! Tren kaçırmalıyım!Sürerek ben daha hızlı daha hızlı daha hızlı,Göz kırpışta geçen neyse tam da ondan olmalıyım....Değiştirseler bile namussuzlar, makası,Kolay mı bu vakitten sonra, kesmesi hızımı....Koca tren ve yalnız ben.... Koca tren ve yalnız ben....Bilmeyecek hiç kimse, trenle yalnızlığımızı....Fırlasın o göstergeler daha hızlı daha hızlı!Dünyayı yörüngesinden, daha çok saptırmalıyım....Tünellerden geçişimiz farkedilmeyecek pek....Not düşmeyecek memur, rüzgardır bu diyecek....Kenardaki köşedeki ahalisi evlerin,lk defa olacak ki, uyanıvermeyecek....leri! stikamet: Gökkuşağı! Gökkuşağı!Her bir hayvandan bir çift, çiçek böcek almalıyım........Geç anladım: Gitmiyor, varmıyor oraya raylar....Geç anladım: Ötedünyam -adı üstünde- ötede....Geç anladım: Bu tren, dediğim tren değil....Geç anladım: Kırdılar, makası bir tarafa....Bugün benim düşlerim, gerçek olmadıysa da,Ne malum yarının da, dün gibi olacağı?...B R HABER: "Şimendifer HırsızıMETZ- Fransada 18 yaşında bir genç, dün gece gardaki bir lokomotifi kaçırdı. Poliskaynaklarına göre, akli dengesi yerinde olmayan delikanlı, rölantide çalışmakta olanlokomotifi hareket ettirmeyi ve 400 metre sürmeyi başardı. Durumu fazla zaman geçmedenfark eden gar yetkililerinin makas değiştirerek boş bir alana yönelttikleri lokomotif, raydançıkarak kenardaki bir elektrik direğine çarptı. Direk gürültüyle devrildi. Metz demiryollarıyetkilileri, hemen yetişerek lokomotifi kaçıran genci yakalayıp polise teslim ettiler. (aa)"Radikal, 07.01.2002, s.24.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 56C N, TOPLU SÖZLEŞMEDESeneler var ki bekliyorumBirinin lambayı okşamasınıMızraktan tüfenge geçti insanlar-Savaş kitaplarında-Benimse elimde üç parça dilek- çiçe geçmiş, lambada....Bir okşansam uyacağım okşayan kimseOnun umulmadık dileklerineKimse sağlığımı istemez oysa....Ölürüm bakarsınız lamba okşanmadan....Benim ne güçlü pazularım varYetmiyor ama işte bur’dan çıkmayaBenim uzun mu uzun kollarım da varVarmıyor bir kez olsun lambayı okşamaya....Sözüm var, lambayı ilk okşayanaBen bu şiiri okuyacağımDüşündüm taşındım, ben bundan sonraLambamda genel grev yapacağım.
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 57JOAN M RO ATLASIlk Dördün (1906-1931)1 Cornudella (1906)Pastel pencereleri kentin, kiliseye bakardı,Bahçesinde bacakları çırçıplak ağaçlar her yıl,Uzarlardı bitimsiz bir hırsla ve uzaklaşırlardı her gün yerden...Serviler yetişmiyor henüz çevrelemeye taş yapıyı,Zonklatıyor zangoç, cemaatini kilisenin saat başı,Haç, isyan bayrağı sayılır, ölümlüler ona sarınır Katalanyada...Her ağacın gölgesi var, uzar, kısalır, büyür, ufalır,Ama ağacı yoktur hiçbir gölgenin, bir dikili ağacı bile yok,Unutmadım kuşlar için delikler açmayı irili ufaklı,Kilisenin dış cephesinde, külliyesinde, kubbe altında...2. Mücevher Deseni (1908)En büyük hazzı, içe kapanık bir yılanın,Kendi kendini sarmalaması,Kendi kendini ısırmasıdır.Dışa açık bir yılanın en büyük hazzı ise,Ya başkalarını ısırması,Ya da kendini başkalarına ısırtmasıdır.ki türlüsü de engel değildir deri değiştirmesine,Deri değiştirir, kendisiyle savaşık olduğu günlerde...Isırdığı bir başkasında bırakır dişini, kilitte kırılmış anahtar gibi,Kendiyle barışık olduğu günlerde...Kendimizi tanıyabilelim diye çıkar karşımıza bağda bahçede,Bir mektuptur posta kutumuza bırakılmış, pulları dökülmedikçe...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 584. Çıplak (1915)En güzel çıplak, çıplak gözle görülemeyendir.En güzel çıplak, anahtar deliğindenya da loş bir pencereden soyunur gözleyenin gözbebeklerine...bundandır ki hiç bir çıplaklar kampı,cezbetmez, kaçamak öpüşler denli,hayata çıplak gözle bakan jinekolog adayını...11. Küçük Bir Kızın Portresi (1918)Dokuzyüzonsekizde küçük bir kızbir kelebek gibi havalansa,ikibinonsekizde kasırga olur,rüzgargülü olur,döne döne, salına salına...yaz-kış yeşil kalacak gözleri,altın saçlarıysa pas tutacak, eskiciye düşecek...düşmedi firavun altınları eskici tezgahına,çünkü eskiydi o zamanlar ne varsa...bırakalım da sek sek oynasın, çember çevirsin,düşsün küpelerinin biri vediğer teki arasın hazine avcısı,dırdır eden karısını susturmak için..............................
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 59F KRET KIZILOK Ç N ŞARKI SÖZÜEskiden de bur’daydı bu beyaz kedi,Ben de bur’daydım,Sen de bur’daydın....Ölümler henüz bize uğramamıştı,Saçlarımız henüz öyle kırlaşmamıştı,Ben de bur’daydım,Sen de bur’daydın....Hükümet kurum kurum kurulmuştu koltuğuna,Avro’nun paritesi bir o yana bir bu yana,Ben de bur’daydım,Sen de bur’daydın....Çöpler Salı-Cuma toplanıyordu,Moğollar yeniden toplanıyordu,Ben de bur’daydım,Sen de bur’daydın....K T’ler hafiften özelleşiyordu,Kürtçe eğitim hakkı yasalaşmıyordu,Ben de bur’daydım,Sen de bur’daydın....Fiko Baba Bodrum’da yaşayıp gidiyordu,Paşa ağa Marmaris’te çiziktiriveriyordu,Ben de bur’daydım,Sen de bur’daydın....Şimdi de burada o beyaz kedi,Koynumda sıcaklığı duruyor hala,Ben de bur’dayım,Kedi de bur’da....Sense üşüyorsun bir başka kıtada,Or’da bembeyaz kediler var ammaBu kedi bildiğin kedilerden değil,Hem fanus içinde hem de dışında....Bunu vurguluyor haber bültenleri,Enflasyon cozuttu gittin gideli,Duyuyorsan tavandaki lambayı yak!Hem seni gidi pabucu yarımcak,Kardan adam yapılır mı yağmurda,Gir içeri de biraz oynayak....Eskiden de bur’daydı bu kardan kedi,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 60Yokluğunda için için dışın dışın eridi,Bir ben bur’dayım bir de erimiş kedi....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 61ÇANAKKALE’DE DEN ZE KARŞIBALIK-EKMEK YEME HAKKINe mayınlar tanıdım ama habis ama selim…Ne büyük çıbanları yoldu gözlerim…Mübalağa eden eder, etmezse de eyvallah…Mısır tarlasına ekilmiş hint keneviriyim şimdi…Baş açık… Şahin avcısıyım belki daha çok…Tutuklat hadi beni! hbar et beni!Bir ceset kokusuyum, sinerim tümden…Konuşurken benimle, beş kap ayran içmeli…Çünkü zehirlenirsin… Benden zehirlenirsin!Belki bir karaltıyım… Puslu, kara cübbeli…Bir organ kaçakçısı… Belki bir hırsız…Zenginlerin böbreğini aşıran, yalnız…Bir kusmuk lekesi belki… Kurumuş bir kan…Değil mi ki bu işler yürümez kansız…Başka türden biri belki… Bir tür şarlatan…Belki kadın satıcısı, belki kalpazan…“Temizleyin!” derim, belki, adamlarıma,Kaptırdı mı Hakan, topu, bir başkasına…Belki benim şahsımda, horozları kavgaya tutuşturanBir cani yatıyordur… Tüm ıslahat boşuna…Emri benden almıştır, belki, topuktan vuran…Düpedüz pezevenk belki, belki katmerli ibne…Tecavüzcü, katliamcı, kundakçı belki…Söylüyorum ya hepsini… Daha ne…Belki yardımcıyımdır, yatakçı belki…Ün salmışlığım kırk leşi var diye,Doğrudur ne bileyim… Biliyo’m mu ne ettiğimi…Doğru ya; cüzzamlıyım, vebalıyımdır belki…A DS’im var, kalsiyum eksikliğim, bel soğukluğum…Solağım, çolağım, topalım, kör hem…Şişkoyum, aptalım, ümitsiz bi’ durum…Sağa sola saldırmıştım kızınca bir kerem…Tükürürüm, kusarım, ortalıkta osururum…Trafikte inerim, küfür ederim…Her küfürü herkeşlerden iyi bilirim…Kartlamışım, bir parkta öylece otururum…Bir keresinde bir düğünün orta yerine kusmuştum…Tam da orta yerine… Görmeliydin milleti…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 62Damat zıvanadan çıktı: “Çıkarın şu illeti!”Diye bağırmasın mı, onunla yumruklarımı kullanarak konuştum…yice kabullendim, saydığım sıfatları…Tabii, birden açıldım, çizince anahatları…Ne mayınlar tanıdım ama habis ama selim…Ne büyük çıbanları yoldu gözlerim…Mısır tarlasına ekilmiş hint keneviriyim şimdi…Baş açık… Şahin avcısıyım belki daha çok…Tutuklat hadi beni! hbar et beni!Bir ceset kokusuyum, sinerim tümden…Konuşurken benimle, beş kap ayran içmeli…Çünkü zehirlenirsin… Benden zehirlenirsin!Belki bir karaltıyım… Puslu, kara cübbeli…‘Ama yine de’ diyorum, ‘yine de,Hakkım vardır senin gibi benim de,Çanakkale’de denize karşı balık-ekmek yemeye’…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 63BAKIR’IN ZANGOÇU –D YOR K D LC HANIMA-En dakik zangoçuydum ben Diyarbakırın,En dürüst yareniydim dost meclisinin…Sesim kısılır da çanım susmazdı,Durur muydu hiç kolum, elim tutulsa da…Velakin kuleden gördüm; Diyarbakıra,Batılı bayanlar geldi, bir caka bir caka…Ne desek, efendim, kaydediyorlardı…Yazıyorlardı hemen, höt değil de hot desek…Buna dil çalışması demedeymişler,Madalyalar almadaymış bir sürü hanım,Sırf bizi dinleyip de yazıp durduklarından…Ne iştir anlamadım, hey yüce sa…Beri gelin hele siz, loy, dilci hanım,Bende ne efor var, size dil dökecek…Aklınız şaşırır da yazamazsınız;Diliniz tutulursa, onu da açarız…Biz ala mor deriz, mora al…Biz bilmeyiz, ne derler yüce alimler…Sık sık düş görürüz, söylemeyiz kimseye…Düşlerimizi de, bir zahmet, not alın olmaz mı…Siz ne demedesiniz Karacadağa?Hiç canım, meraktan, öylesine sordum…Sizin sorularınız gibi, şimdi sorduğum…Siz ne demedesiniz Mazıdağına?Demek madalyalar alacaksınız,Bense en dakik zangoçu Diyarbakırın,Çalacağım çanımı, kıyamet gününe dek…Kıyamet gününe dek, madalya alınız…En dakik zangoçuyum ben özlemlerimin,Çalacağım onları, bir bir, size karşı…Ne komik konuşuyoruz öyle değil mi,Bunları da, efendim, hemen not alınız…***Zangoç böyle diyor, susuyor bayan,Bakalım nereye kadar, ne zamana dek…Zangoç, usanmazca, çalmada çanı…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 64ARKAYA B R K Ş L KÇöpleri didik didik didikliyorumKirli çuvalıma dolduruyorumOrta direk hanelerde yer bulamayanları;Çöplükten hergün yeniden… Yeniden doğmak için.Paslanmış eskileri ben topluyorumSeyyar tezgahıma dolduruyorumÇağdaş, yeni zamanlarda yer bulamayanları;Geçmişte hergün yeniden… Yeniden ölmek için.Ellerim de var kollarım da var benim,Balık tuttuğum da olur, tükürdüğüm de…Bir kırmızı kazağımsa olmadı hiç, bir kez olsun…Çünkü dalga geçerler, ona erkek demezler…Gözlerim de var kirpiklerim de var evet,Kırpışırsa da onlar sizinkiler gibi,Başka şeyler görürler şu kocaman dünyada,Başka şeylere kapanırlar… Başka şeylere açılır…Fırsat buldukça, bir de cam siliyorumBoyalı ceplerime dolduruyorumYolda, camdan uzatılan demir paraları;Akşamları evime, yürüyüp gitmek için…Kimi zaman şerbet, ayran satıyorumBardaklarınıza yeniden dolduruyorumÖzlemlerimi, hastalıklı günlerimi, burukluğumu;Sabahları yeniden işbaşı yapmak için…Ne çok şey var, doldurulcak, dünyada…Ne çok şeyi hep ben… Hep ben dolduruyorum…Yine de dolmuyor… Boşalmıyor yine de dünya…Doldurup boşalttıklarınıza dikkat ediniz…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 65AYNENBir ben kaldım özleminin eşiğinde sabahlayan,Bir ben…Her bir tiktağında guguklu saatin…Umarak neler neler olacağını…Anlayarak bir adanın sonsuz yanı olduğunu…Karalarda kuzey güney doğu batı var iken…Engin değil o kadar, eşiği özlemin…Demek, bir adada değiliz…Titremesin ellerimiz ayakkabı bağlar iken…Yepyeni şehirler oluşuyor,Beynimdeki depremlerde…Kimsenin yaşamadığı, bitkilerden başka…Bilmediği kimsenin, ne renktir bulutları…Yalnız ben mi bilirim o kentleri, yok mu kimse?...Bende tüm bir evrenin depremi mi var yoksa…Aman vermiyor işte depremler beynimdeki…Yıkılıyor tüm kentler, yenileri kuruluyor…Bu akrepsiz, yelkovansız kum saatinde,Boğuluyor guguk kuşu havasızlıktan,nişinde usul usul, kum tanelerinin…Terse çevirip onu, kurtaran kuşu kim?...Kimdir bunca az yapan taneleri, gövdesini bunca dar?...Her an içime akan o iri taneleri,Mümkün müdür bir şekilde benden çıkarıp savurmak?...Vakti geldi: Çıksın artık guguk kuşu ağzımdan…Öyle çabuk geçmiyor yanık yarası amaZaman çabuk geçiyor…Eriyor kum taneleri, denizde bitimsiz…Elleri var, gözleri var cankurtaranların amma,Olmuyor cankurtaran, her eli gözü olan…Bundandır, her saatli, olamıyor saatçi…Durur adada tümden, çabuk geçse de zaman…Başlar kaldığı yerden, basınca karaya ayak…Sollayarak tüm insanlığı,Hayvanlara yönelir, bitkilere…Onları da bir kalem, tutsak eder zaman…Değişmez hiç yörüngesi, ağır, koca dünyanın,Dünyada hiç bir kolda tek bir saat olmasa…Değişir yörüngesi, işe giden insanların,Tek bir saat olmasa, hiç bir kolda dünyada…Sen ne ömürsün ey zaman kimi zaman sen ne ölüm…Sanırsın ki aşkı sonsuzluğa yetiştiriyor…Sonludur aşk, yanıp sönen sonra kayan yıldızlar gibi…Sonludur insan ömrüne sığabilecek denli…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 66Sonsuzdur, ayırdın mı binbir parçaya…Sayılsa da sayılamaz… Geçse de geçer…Kanat çırpışı bir serçenin, dama konuşu…Hepsi sonlu, sanırsın ki tam şu an bitecektir…Sonlu hepsi, kırılacak yıllarca duran saksı…Hangi kapılar idi açılanSonsuzluk kapıları kapanmadan önce?Daha önce var mıydı bu gökyüzü,Çarpışı yüzümüze ada rüzgarlarının?Daha önce küçük müydü bu kadar ellerimiz,Kısık mıydı gözlerimiz, boynumuz öne eğik…Hangi kapılar kapanmıştı yüzümüze,Sonsuzluk kapıları kapanmadan önce…Bir yıldız kayıyor, aydınlanıyorum…Ona gitmede her güz, göçmen leylekler…Ondan gelmede her vakit karanlık ışığı göğün…Onda kayan, sanki bütün evren, bütün doğa…Ve parlayan, parlayamaz sonsuza kadar…Aydınlatmayan yıldız, ömrü boyunca,Kayarken, pek imanlı gitmek istiyor…Aydınlıktır, gitmeden, son defa ve ilk defa…Kaydı yıldız…Bu simsiyah gökyüzü cebinde, belki bir dolunaydı…Gösterdiği kimi vakit, sakladığı başka zaman,Getirdiği çoğu zaman, yerde, ölümlülere…Hangi yandaydı kaymış yıldızlar mezarlığı?...En son oradaydı…Cebinde bir ay, dolunay, yarım ay, hilal…Üstünde yeni açmış bir kasımpatı…Daralan bir ateş çemberinin ortasında,Küçük bir köpekti kalan…Bilmezdi ki kurtulunmaz bu şekilde soğuktan…lerliyor çember, kalleş kalleş, ağır ağır,Kapatıyor gözlerini şimdi artık o köpek,Değmesinden az önce, ateşin, bedenine;Gülümsüyor bir ancık, ısındı o nihayet,Dar ateş çemberini, üstüne giyene dek…Evrenden kalanlar nerde? diye soran varsa,Kara ateşlere gebe bir kül bulutunun altında…Yeniden harlanmada, şimdi o ateş;Almak için içine, geriye kalanları…Kül olsun savrulsun diye geriye kalan yerde…Oysa yer kalmayacak, savurmaya külleri;Yandı mı baştan sona tüm geriye kalanlar…Ateş süpürsün artık, hala harlı külleri…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 67Külrengi bir ağaç gövdesinin sevgisiz damarında,Belki eriyeceğim… Eriyip gideceğim!Yüzyıllık ağaçların kof gövdelerinde,Dallara yürüyüveren o kofluk belki benim…Belki benim, halkaları, içi yenmiş ağacın…Belki benim, çiçekleri her baharda kuruyan…Belki benim, kalın kalın o örümcek ağları…Silkelenip kırılan dallar da benim…Hapsolmuş bir karınca da değilim,Kanatsız bir sinek de…Kuyruğu tenekeli kedi ise hiç mi hiç…Kuyruğu kestirilmiş bir köpek değilim hiç…Sevgilinin ellerinde soluvermiş bir çiçek?Lal kafeste kahrından ölüvermiş kanarya?Zıplamaktan yorulmuş, emekli bir çekirge?Hortumu su çekmeyen, hantalcana bir fil miyim?...Yeleleri ağarmış, ağır aksak bir aslan?...Ben kimim?nsan mıyım, zamanda tutsak?...Ben kim isem, aynen öyleyim…Aynen öyleyim…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 68BAYEZ T B MARHANES NDEBirinci BabIMUBASSIRKim düşünebilirdi ki, kim düşünebilirdi,Donup kalacağımızı böyle bir anda,Müzelik olacağımızı, bir de ibretlik....Kim bilecekti ne yaparız, böyle donuvermesek....Havuzun şırıltısı avluda, seslenişi fıskiyeninBulanık akmaklığı Tuncanın, yağmurlu günlerde,Konuşu güvercinlerin, her bir yanına kubbenin....Bilinmeyecekti, yitip gidecekti bunların her biri....Belki haşin durmadayım mor kuşağımla,Korkar beni bir kez gören, zenciyim ya....Bende de birşeyler pır pır eder, taaa şuramda....Bilmesin isterim yine de kimse....Dondu tarih işte bir an, ordayız nerdeysek,Sahicidir bu gözler, kırpışır ara sıra,Sahicidir bu kollar, atılmaya hazır onlar,Bu göğüs, her nefeste, bir inip bir kalkmada....IIKRON K PS KOZLU HASTA ODASINDAHey gidinin, Hasan Ağası, hey de hey....Düşecek adam mıydın buralara sen....Üsküpten çıkmıştın yola, Hacı olmak için,Bilir miydin soyacak seni haramiler, Haramiderede....Getirdiklerinde seni, at arabasıyla,Nasıl titremedeydin, öfkeden, kinden....Yok! diyordun, artık yurda dönememRezil rüsva dedirtmem kimseye Üsküpte ben!Şimdi elinde tespih, ağzında binbir dua,Beklemedesin: Kapı açılsın bi,Atlayacaksın üstüne, kim olursa olsun,Harami sayılır herkes, senin nezdinde artık....Rahat ol, soymak istemez hiç kimse seni burda,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 69Hem neyin var ki artık, baksana bi üstüne....Çile doldurup burda, acep bilmem kaç yüz gün,Bakarsın, Üsküpe dönmeye niyetlenirsin....IIIMEŞKUL YETLE TEDAV ODASINDASepet örmedesin şimdi, genç Mithat, küçük Mithat,Vazgeç sen, hadi ama, bağırıp çağırmaktan....Bozar sesini adamın, ergenlik dediğin....Senin gibi bir hafız bir anda kart kurt olur....Yaşamak, neyse ki, ezberden cümle değil,Anlamalısın bunu, bak sesin de kısıldı....Sepet ör şimdi artık, elden bir şey gelmiyor....Mısır doldur, ayçiçeği, zeytin doldur sepete....Gençsin, kendini sen, böyle tüketmemelisin,Dün hafızdın, bugünse binbir yol var önünde,Belki yarın öbür gün, sadrazam olacaksın,Sevineceksin tümden, sesim kısıldı diye....Velakin yas tutma şimdi, ömrümüz ne kısadır....Bir bakmışsın sende değil, dün sende olan can....Nedir öyleyse bu kederlenme, iç çekiş....Meşgul et kendini, geçsin zaman, ey müstakbel sadrazam....IVANNES YLE TEDAV YE GEL YOR B R ÇOCUKAnnesiyle tedaviye geliyor bir çocuk hasta, hekimse karşılarında,Acı çekiyor olmalı bir hayli, çocuk.... Öyle buruşuk suratı....Belki ikindi vakti, terleyip su içmiştir,Sünnet olmuş mudur ki? Onu da soralım....Anasına, çocuklara saldırmadaymış, ne ayıp....Rahmet eylesin Allah, vefat etmiş babası....Kuvvetine gem vuracak kimse yok ya evde,Belki ondan, bu canavar, böyle palazlandı....Sağa sola tükürüyor.... Hekim çok kızdı,Beni çağırdı hemen; Zenci Efendi!Bir güzel sopa çektim lanet velede,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 70Kuzu gibi oldu birden, nelere kâdirsin sopa....Beş vakit sopa yazdı reçeteye hekim....Bu iş için esnaftan biri tahsis edildi....Söz verdi her namaz sonu, sopa atmaya....Bayram namazı da dahil mi, karar veremedik buna....VSARA HASTASI, HEK M VE HASTABAKICISara hastası, hekim ve hastabakıcı, bir de ben....Bu görülen, her zamanki teftiş manzarası....Titriyor eli, kolu, tüm uzuvları,Uzanmada yatakta.... Ne vakit geçer acep....Kainatın depremi nasılsa, onda bu o;Titriyor, titretiyor ne varsa üzerinde....Nefret ediyor herkes, taşlıyorlar sokakta....Oysa ne yapsın hasta.... Deprem onun suçu mu....Yazık, göremeyecek doğuşunu güneşin,Yazık, duyamayacak ne söyler güvercinler,Yazık, bilemeyecek yılların geçtiğini....Yüce Tanrım, bazen sana, ilenmemek elde değil....Tunca akıyor akıyor.... Hasta, yatmada umarsız,Bir gün açarım odayı, kıpırtısız kalmıştır,Yazarım defterime, mefta oldu, ne yazık....Böyle bitecek işte, kimsesizin çilesi....kinci BabVIBAŞ ECZACI VE ÇIRAĞIOtlar var bir tarafta, bir tarafta şuruplar....Yine yoğun, işi, eczacının.... Rahatsız etmeyelim....Hangi şifa kitabıdır, rahleye koyduğu?...Patlar mı, şu şerbete ötekini eklesem?...Lakin baş eczacının, bir hayli seğiriyor gözü,Kelin ilacı olsa, kendi başına sürer....Eczacı olmaya belki, böyle karar vermiştir....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 71Kelimi iyi edeyim, kelimi iyi edeyim....Başındaki sarıkla ne heybetli duruyor....Bir anda değişiyor, insan, amir oldu mu....Çok nargile içmiştik küçükken gizli gizli....Şimdi zencefil diyor, başka bir şey demiyor....Çırağa da yazık ya.... Onun tafrasıyla hep,Bir azar işitiyor, bir dağa yollanıyor,Otlar aramak için, otlar toplamak için....Eczacıdan soruluyor yine de, her tür şifa....VIIŞURUPHANE VE LAÇ HAZIRLAYANLARDeğil mi ki tırlatıyor Yeniçeriler,Avratsızlıktan, yurtsuzluktan, veletsizlikten....yi etmeye çalışıyor, bunu, şuruphanedekiler,Çünkü şanlı ordumuzun askere ihtiyacı var....Saldırsın istiyoruz Yeniçeriler, düşmana, avrat avrat diye,Bunun için bir hayli uğraşmadalar....Ayıptır söylemesi, padişah da güçten düşmüş,Haremine onca macun dayandıramıyoruz....Kafeste deliren veliahtlar için, şirret valdenımlar için,Karanlık, aydınlık, niceler uğramakta....Dünyayı zaptetmeye yetebilir bir şurup,Doğru dozda, doğru zamanda, doğru kişiye verildi mi....Tadlarına baktıklarından mıdır, ilaç hazırlayanlar,Nahoş ve daha çok sarhoş bakmaktalar....Çeşnici ayrı olsa, ilaççı, bir başkası....laçlardan iyiden iyiye tasarruf edilir....VIIIŞ FA Ç N GELM Ş A LEŞifa için gelmiş bir aile.... Şifa, eczacıda bol yaaa....Adam diyor, Karım benim, öyle horluyor ki,Yangın var! diye ayaklanıyor tüm Edirne, geceyarısı....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 72Ben bile böyle sanmıştım bir keresinde....Üstelik yürüyor kimi gece uykusunda,Kulağına eğiliyor bu kısmı anlatırken,Kadının yatağına gitmiş uykuda dün, hekim efendi,Kadı bu, dava da edemiyorum namussuz diye....Geçende yürümedi ama, bir şeyler mırıldandı,Sayıkladı O ama, hiç bir şey anlamadım,Andonita Andonita, beseme diyordu,Uyandırdım sordum amma, O da bilmiyor....Hekim hemen ilaç yazdı, eczacıya yallah....Yanlış okumuş olmalı ki hekimin yazdığını,-Ya da ilaç yanlıştı taaa baştan beri-Hanımı adamın, Andona kaçtı....IXHASTA ODASINDA D VANE VE KARASEVDALIHayır ben vermedim, vermedim ben! diyor divane,Teslim etmedim anahtarları düşmana!Yenildik doğrudur, kalleşlik etti Tatar,Ama doğru değildir, kapıyı açtığım!Sımsıkı tutmada bir karanfil, elinde,Belki o, anahtarı temsil etmededir....Ne görmede divane pencerenin dışında?Bilmiyorum bunu amma, hep dışarı bakmada....Mâlumunuz hikayesi, karasevdalınınsa;Tutulmuş, bir nazlı yâre, halden anlamaz yâre,"Mey" diyor, "vefat" diyor, bir de "yâr" diyor,Çalmadadır içinde, şimdi, binlerce makam...."Zaman işte.... Akışında bu dinmez nehirin...." mi diyor?..."Bekledim efendim sizi, faytonunuzu" mu diyor?...Neler söylemededir, duvara çakılı gözleri?Lanet üstüne olsun, kim getirmişse bu hale....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 73XZ YARETÇ BEKLEME ODASINDARagıpım iyi midir şimdi, evladım?Az yemek yemesin, terlemesin sakın....Ragıpımı görmek bugün, acep mümkün olacak mı?Taaa stanbuldan geldim, görsün diye gözlerim....Hep o görev yüzünden geldi bunlar başına....Selimiyede iken, ne hoş çıkardı sesi....Nerden bilebilirdik keramet camideymiş....Eski Camiye atandı, o zaman çaktık işi....Ragıpım benim yavrum, çok hassastır bu konuda,Hep ilahi söylerdi, şöyle küçükten beri....Ezanı, yalanım yok, Ona okuturlardı,Beş mi idi, altı mı?... Yedi yaşından beri....Sesi betse ne yapalım, oğlum değil mi benim....Ben büyüttüm, ben duydum ağzından ilk ilahiyi....Hem bendim sabahları, namaza kaldıran Onu,Demem o ki, evladım, Onu görecek miyim?...Üçüncü BabXIDEPRES F HASTA VE HASTABAKICI-Biraz daha yemek ister misin, koca güreşçi?Ne olmuş canım, yenildiysen bir kez....Kolay olmadı zaten tuş oluşun senin....Yüzlerce pehlivan yenmiştin.... Daha ne....-Beni kederlendiren budur ya işte,Bir kişi kalmıştı yalnız, başpehlivan olmaya,O da hile yaptı zaten, anca öyle yener beni....Kimseye dinletemiyorum, gel gör ki, bunu....-Biz senin heybetini bilmedeyiz ey pehlivan!Bilmedeyiz ne kuvvetli, pazuların senin....Lakin yemelisin şimdi şu eti,Çünkü hakemleri de yenebilmelisin sen....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 74-Bileydim, biraz daha et yemekle olacak,Keser ineklerimi, yerdim hepsini....Oysa ne yazık ki bu kem alemde,Para geçer -bendeyse yok-, para geçer her yerde....XIIHEK MBAŞI VE HASTASI- Size hekimbaşı mı diyeyim efendim, başhekim mi?- Ne dersen de, sıfat aynı, hepsi bir....- Hastalıktan başkaca şeyler soracağım ben.- Buyrun, sizi dinliyorum can kulağıyla....- Doğru söyleyin, memnun musunuz işinizden?Nerden esti, merak ettim, hekim oldunuz?- Bıktım artık boğuşmaktan envai mecnunla,Lanet olsun o güne de hekim olduğum....- Hekimbaşı; siz beni çok korkutuyorsunuz,Nasıl huzur bulur dünya, siz olmasanız....Tırlatmışların tümü bir kez dolaşsa dışarda,Yeni bir çağ açılır, Çılgınlık Çağı, dünyada....- Ama niye ben? Ben olmasam, başkası yapardı....Huzur içinde dönerdim evime ben de,Bir düşün, esnaf olsam Rüstempaşada,Şen olurdum.... Bulaşmasın kimse bu işe!...XIIISAZENDE VE HANENDELERÇal sazende!, Çal! diyorum, bunlar garip, bunlar mecnun....Dışardakiler için de, şöyle bir, çalasın diyorum,Sarsın tüm Edirneyi, tedavi eden demler,Yazın gürül gürül aksın, yorgun Tunca, bir kez olsun!Çengiler! Raksedin hadi, canlandırın kuru dalları! nsanların gözleri, yorgun düşsün! diyorum,Oynak rakslarınızı takip etmekten sizin....Sizden ben tüm dünyayı, sarsmayı bekliyorum!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 75Tar çalsın, kudüm çalsın, ney çalsın, kanun çalsın,Öyle çalın, öyle vurun tellere siz mızrabı,Kopsun teli rebabın! Desinler cümle alem:Sazendeleri de mecnun, kadim bimarhanenin!Siz çalarken, kabul edin, daha az mecnun değilsiniz!Çalmazken dellenmezsiniz, budur onlardan farkınız!Çalın siz, durmazca çalın! Durmazca, durmazca çalın!Taşana dek, yutana dek evreni, suları Tuncanın!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 76TORO LETAL’E AĞITIPASEOBabam, dedem, büyük dedem, hepisi hepisi, bilirmisiniz,Göremeden öldü bunu.Sanırdık yazılmayacak, boğalar lehine bir söz....Yine de yeminliyim yine de,Yıkacağım başına lanet seyircilerin,Tüm dünyayı, tüm evreni bir fiskede....IIKORR DA/KUZEYBATI CEPHES NEEn çok sizi sevdim ben inanır mısınız,Mısır yiyip durarak beni izleyen kız....Anladığım kadarıyla esmer teniniz,Daha da esmerleşmiş güney uçlarda....Gerçi siz de kimi zaman neşelenmiştiniz,Katil pikadorlar şiş geçirdi mi,Koca dünya karşısında küçücük gövdeme benim....Keşke bir defalık da gülmeyiverseydiniz....Lakin artık sizi pek fazla göremiyoruz,Meksika’ya bir kalem geçmiş olabilir misiniz?...Bakıp spanyol dağlarıyla baştanbaşta çevriliÇöllere, bilmiyorum ne diyedir iç çekmedesiniz....Size bir sırrımı artık verebilirim:Bugün tüm tabelalara tos vuracağım,Tüm tribünleri bir anda yıkacağım efendim,Sarsılacak borsalar Madrid’den başlayarak....Yalnızca Madrid mi sandınız efendim,Tüm dünyayı kan kızıla boyayacağım,Ancak kıyamet günü verebileceğim,srafil suru olacak son nefesimi....En çok sizi sevdim ben inanır mısınız,Meksika çöllerinde siz yalnızsanız,Sanmayınız buralarda biz de yalnızız....Değil mi dost her yerde dost, yalnız her yerde yalnız....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 77En çok sizi sevdim ben inanır mısınız,Düşüm oldu esmer teniniz sizin,Siz gidiyor iken efendim Yahudi Mahallesi’ne,Bilmezdiniz yol ağzında, kimdi bekleyen....En çok sizi sevdim ben inanır mısınız,Ondan diyorum sizin olsun, sizin olsun boynuzlarım....Bugün en çok sizin için, sizin için vuracağım,Beş çeşit yedi çeşit, duvarsı tabelalara....IIIBANDER YERO/KUZEYDOĞU CEPHES NESizin en çok sarhoşluğunuzu sevdim ben,Baştan aşağı, sağdan sola tümden beyaz kız,Bir kez olsun gün yüzü görmemiş olmalısınız,Bunu vurgulamada sanki, beyaz teniniz....Geceleri ardışık öpüşleriniz,Bir tat bırakır bende, gitmezdi sonra,Çalılara gidelim haydi çalılara,Bu geceyi tüm geçmişle unutmak için birden....Gelin görün ki siz de, siz de sevinirdiniz,Çekti mi kılıcını o katil toreador,Bir meşrubat daha isterdiniz satıcıdan,Bilmezmişsiniz gibi, ne çok acı çekiyorum....Ve hep bulunurdu biraz paranız,Fazlası değil ama, ne fazla ne az,Ucuz şaraplardan mıdır hep sarhoş olurdunuz,Bense size katılmaktan geri durmazdım bir an....Çok ama çok uzaklardan gelmiş olmalıydınız,Başka türlücesine bakardınız yaşama,Başka yaşama bakardınız, belki de bu daha doğru....Arenada geçerdi benimse kısacık ömrüm....Yazacağınızı düşünürdüm, gerçekten evet,Boğaların da tarihini, tribünlerden....Ama yanlış anladım, ben hep yanlış anladım,Doğru ya, arenada yazılır tarih....Şişeyi atmayınız bana, o boş şişeyi,Tümden bomboş olsa da derinizin altı sizin,Bu demek değildir ki, benimki de öyledir....Kabuk bağlar yaralarım tüm iç organlarımda....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 78Sizin en çok sarhoşluğunuzu sevdim ben,Çünkü ancak o zaman sırt çevirirdiniz,Katil matadorlara, kanlı pikadorlara....Alkış tutardınız bana, yalnız o zaman işte....IVMATADOR/GÜNEYDOĞU CEPHES NEBir sabah kıyıda üşümüşlüğümüz,Bir gece uzun uzun yol almışlığımız,Tomar tomar düş biriktirdiğimiz bir gün....En çok hatıralarınızla avunuyorum sizin....Sanırım bir tek siz yanımdaydınız,Ah bir de şu içgüdüler olmasa,Saldırmayacaktım kırmızılara....Ama elimden ne gelir, bozuk bir kez gözlerim....Hissederek şimdi sonum yaklaşıyor,Şu katili o duvara mıhlayacağım,Dolaşsın diye boynuzlarımda arenayı baştan başa....O haini en çok size göstereceğim....Uzatın elinizi uzatın son bir kez,Kapanmasın sabah olmadan, gün doğmadan gözleriniz,Yarın yok artık bana, size de olmayacak,Çünkü ben bu dünyayı yıkacağım bir çırpıda....Uzun olsun isterim şimdi bu son gece,Güneşi de parçalara ayıracağım,Üşüdünüz, sokulun, sokulun daha fazla,Daha fazla acı öykü anlatmayacağım....Turnalar sökün ediyor, farkında mısınız,Ağzınızı her açtığınızda usul usul öylece,Bugün ben gökyüzünü maviye boyamayacağım,Tüm evreni, usanmazca, kanımla donatacağım....En çok hatıralarınızla avundum, en çok bakışlarınızla,En çok meltemlerden bilirdim bu gece gelmeyişinizi,Size düşlerimi biriktirdim küçücük bir kutuda,Sizin olsun, zaten artık hiç düşüm olmayacak....Or’da durmayın canım, hadi yanıma inin,Dünyayı yıkışımı tam yanımdan izleyin,Ve benimle verin hadi, son nefesinizi,Hatıranızla yaşadım, onlarla ölmeliyim!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 79VOLE TORO!/GÜNEYBATI CEPHES NEEy şair, ölmedeyim, hem de öldürmedeyim,Ya peki bilir miydin, insandım ben eskiden,Belki sen de boğaydın önceden ve bundandır,Ağlardın, o katiller saplarken o şişleri....Ey şair, sızlarken gövdem, ne diye ağlıyordun?Acı çeken ben idim, sırtımda koca şişler....Bakarım sana bazen, bir şeyler olur bana....Kimi zaman, doğrudur, ben sen olur sen de ben....Kim yıkacak bugün peki, dünyayı tümden?Kim yazacak geride, yıkılırken tüm dünya?Sen misin şimdi yazan, ben miyim, belli değil....Yıkacak sen mi onu, ben mi onu yıkacak....Bir şiş gelir boynuna, kana bulanır kumlar,Çoğalır tezahürat, bir kez daha düşersin,Yıkılmaz lanet olsun, zalim’çin dönen dünya,Yitip gider bir ağıt, rüzgarında denizin,Boğa öldüğüyle kalır, şairse yazdığıyla,Yeniden doğarım elbet, yine boğa olarak,Bu döngü böyle sürer, zincirse kırılmaz hiç,Yeniden doğarım, eyvah, yine boğa olarak....Yine boğa olarak ben herdaim ölürüm....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 80DEĞ LLEMEM DEĞ LLEMEL S N (~(~p))Bilmediğin dillerde yazacağım sana!Tersinle hadi beni! Tersinle beni!...Ben ki düzlenmişim, düzeltilmişim şimdiye dek ben ki...Tersinle be canikom! Tersinle beni!...Engebeliydi bizim oralar önceleyin, dağlıktı...Peri bacalarıydı, fyortlardı, volkanik göllerdi...Düzlükler ne kadar çok yabancıysa daha dün,Düzlükten başkacası yok başka bugün...Elim düzgün, kolum düzgün, bacağım düzgün...Bük hadi, kır hadi, bur hadi, salla hadi...Ağzım burnum yüzüm gözüm hepsi bir düzgün,Bir düzgün ki şaşarsın ilk bakışta...Tersim düzüm gibi midir bilmiyorum...Bilmiyorum; eğrim, doğrum gibi midir...Yüzülse derim benim -bilmiyorum- bir uçtan bir uca,Kimbilir hoyratlığı, görülür belki kalbimin...Bildiğin dillerde yazmayacağım sana!Gecenin tükenmesine daha var... Daha var buzların çözülmesine...Ben ki soğuk sularda, buzullar altında ben ki...Tersinle be canikom! Tersinle beni!...Kutuplar eridiği vakit... Foklar göç ettiği...Ekvator’la Kutuplar bir olduğu vakit...Bir kez yutuverdi mi okyanuslar kıtaları,Gelecek, karanlıktan çıkmanın vakti...Değmeyecek beklemeye bunca sene,Tersinle beni hadi!... Hadi tersinle...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 81GROTESK GECEBir oyun çıkaralım seninle bu gece,Evet bir oyun, bir oyun....Oyuncu olsun seyirciler bu sefer,Evet olsunlar....Zam isteyen işçi, eğilip bükülüşü tümden,Titremesi ellerinin, yılların yorgunluğuyla;Sarkıverişi bir garsonun, cafcaflı bir lokantada....Hepsi.... Hepsi olsun....Evet olsunlar....Ve çünkü biz küçüle küçüle,Büyüye büyüye ve şimdi biz,Daha fazla her perdede, daha az,Doğuşu, ölüşü, dirilişi bir insanın birebir,Cenk yorgunu süvariler, baldırı çıplaklar....Evet onlar da olsun.... Olsunlar....Anlaşamadık henüz.... Kaç perde olsun oyun?...Anlaşamadık doğru.... Nerede geçsin olay?...‘Dekor’ diyorum ‘dekor....’ ‘barok mu gotik mi olsun?’O tirat benim olsun!... Yoo.... Senin olsun....Varsın almasın alkış, erken ötüşü kuşun....Varsın, çıkmasın bu kez, geceleyin çıkan ay....Olsunlar, o da yeter.... Olsunlar, tek olsunlar....Judocu jestleri ve judocu mimiğiyle,Bir balet repliğiyle, arşınlamak sahneyi....lan-ı aşk ederken, bekleyen sevgiliye,Pazarcı ağzı ile, ‘seviyorum ulan!’ demek,Önemsiz nasıl olsa, kimi öyle sevmişin....En ışıldak sahnede, oynamak, en siliği....Aydınlıktan sözetmek, en karanlık sahnede....Evet olsunlar, dursunlar orta yerinde setin....Ya ışıklar? Kesik mi? Puslu mu? Ne olsunlar?...Hangi renk hangi hissi, büyülerce göstersin?...Yedi renkli gökkuşağı ne tarafta olacak?...Birleştir yedi rengi; çıkmıyor gökkuşağı....Yağmur lazım olacak, onun için, herhalde....Kenardan mı, önden mi, ner’den ışısın sahne?...Bunları çok önceden düşünürüz sanmıştım....Sahnede, tüm ömrümde, yanıldım ben her zaman,Yanılgı da olsun evet, değil mi ki insan var....Yeter o bile yeter, okşayışın sahnede,El edişin, sevişin, kucaklayışın düşü,Yeter o bile yeter, sen anne ol güneşe,
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 82Senden çıksın o vakit, bütün o gezegenler....Yeter o bile yeter; sarmala, kavra beni....Bir oyun çıkaralım dedim mi daha önce?...Demediysem diyorum; evet, evet, bir oyun....Söndürüp ışıkları, yakmayalım bir daha....Dalga dalga edelim, bizde susan ne varsa....Dalgalarca uzayıp kısalalım bu gece....Evet evet, bir oyun.... Hem oyun hem bu gece....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 83UNUTULMUŞ VARLIKLAR ANS KLOPED SCilt 1: KadınlarUnutulmuş kadınlar ansiklopedisindeSana ben baş köşeyi ayırdım,Kalbimin bir tür hatıra defterinde....Kararıyor görüntün, yıllar geçtikçe,Eskiyor bizim bellediğimiz şarkılar,Yeni metro hatları açılıyor, kapanıyor,Mağazada bir yangın çıkıyor, söndürülüyor,Alkış tutuluyor genç zanaatkara,Doluyor boşalıyor, doluyor boşalıyor belleğim,Sana ben bu ciltte binlerce sayfa,Sana ben bu ciltte binlerce madde,Sana ben milyon hokka mürekkep verdim....Yeni zalimler çıktı yeni mazlumlar ile,Çıkamadı nedense, kurtarıcı peygamberler,Acı çekiyor kapısının önünde herkes ayrı ayrı,Herkes ayrı ayrı düşlüyor, umut ediyor, şarkı söylüyor.Kart yutmada ısrarlı telefon kulübeleri....Sallanıyor kara kışa başkaldıran çamlar rüzgarla,Hep yalnız, hep tek kurşun artık, başkaldıranlar,ktidar oluyorlar, milyon, milyar olunca;Unuttum onu da, kaç kişi vardı....Unuttum ismini, yüzünü, yürüyüşünü,Sen değilsindir şimdi belki sen,Bilemeyeceğim bunu hiçbir zaman....Seni ben bu ansiklopedide yüzbin sayfa anlattım,Hatırlasaydım az’cık, bur’da olmayacaktın....Unutulmuş kadınlar ansiklopedisindeKırmızı pabuçlarını yazdım, yeşil şalını....Görülmemiştir bu kadar laubali bir madde....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 84HATIRLAR MISINIZ?Hatırlar mısınız,Bacaklar yorgun,Arşınlamakta idiydik ıslak sokakları....Pencere önlerinde zarif saksılar?...Çiçek Pasajı henüz açıktı....Sahaflarda eski-yeni kadın dergileri....Ramak vardı dükkanların kapanmasına....Talihimiz henüz daha ters dönmemişti....Islanmıştık, dahası karanlıktı....Sıcaktı ellerimiz, titrek değildi....Çocukluk, bir hatıra fotoğrafı....Tranvay ağır ağır ilerliyordu....Ses seda kesilmişti, ortalık ıssız....Avucumda ne küçücük, ne sıcacıktınız....Aktarma yaptığımız tüm dolmuşlarda....Bıraksam belki de uçacaktınız....Hatırlar mısınız,Şöyle capcanlı,Çocukluk düşlerinizi, gençlik düşlerinizi,Buğulanmadan bir sefer de, gözleriniz sizin?...Sayası gelmiyor insanın, yaş ilerledi mi....Sanki kendi düşüyor sahafa insan....Tüm kadehler sizin için şimdi bu akşam....Talihimiz henüz daha ters dönmemişti....Koşmaya, yürümeye pek hevesliydik....Mesut ederdi bizi, çocuk cıvıltıları....Çocukluk, kimi zaman keskin bir ıslık....Seğiriyor gözlerimiz şimdi daha çok....Ses seda kesildi mi ürperiyoruz....Avucumda ne küçücük, ne sıcacıktınız....Bundandır, torunlarım hep sizin isminizde....Sarılırım dünkü gibi onlarda size....Belki şimdi çok erken, "bitti herşey" demeye,Alt tarafı yetmiş yaş, uzun yıllar var daha....O zamanlar ne küçüktük, yirmilerdeydik....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 85Avucumda yine küçücük, yine sıcacık olun!...Tekliyor kalbim benim, siz olmadıkça....Ya hep atıversin o ya kendiniz durdurun....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 86ISLAK ELD VEN-Sanadır bu şiir, ey minik çocuk-Kesildi elektrik, sen mumları yak!Uzaklardan dedem benim her an gelebilir,Keman çalar, testi kırar sofrada,Reddeder tüm aile, evlatlıktan onu....Dedem benim ne hovarda ne kabadayı....Uzak tut sen o mumu, yanıma yaklaş....Gölgeler "başkası bu" der iken gözlerime,Ben ki şoför mahalinde, bir küçük kız çocuğu,Şarkılar söylerim duraklar boyu....Bir buğulu cam mı idi "Eminem"?...Mumun yanıp sönüşü, yağışı yağmurun,Belki sana dedemi ninemi anlatır,"Kardeşsiniz siz!" diye kandırılan aşıklar,O nikahtan yalan yere caydırılmıştır....Nikah: Bir gün kala rafa kalkmış bir dosya....Babam -söndür o mumu da söndür, mumu da söndür-Metruk bıraktığı fakültelere, bir daha, yemin olsun, dönmedi bir kez daha,Aklında tutmuşluğu bütün o rakamları,Doldurmak için belki, ömründeki boşluğu...."Benim kızım hiçbir zaman, istemedi benden para"....Annem -mum niye yanıyor, niye yanıyor o mum?-Okumuşsa köylük yerlerde, kentli olmak için miydi?Uyarmak içindi belki, evet öyleydi,Önlük ile gece gündüz top oynayan kızını....Bağırmadı annem bana, bağırmadı bir kez olsun....Söndür rüzgardan evvel, rüzgardan evvel....Neler anlatacak kimbilir, hikayeci dedem sana,Çevresinde toplanan tüm o köylüler,Dinliyorlar ağız açık, yok yere değil....Başkaları anlatsın hikayesini onun....Sönmüyorsa sönmesin, mumdur alt tarafı....At sırtında haytanın, berduşun teki,Çubuk tutar kardeşleri, nanay kendisi....şi gücü anlatmak, aktarmak derdi günü....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 87Anlatırsam, çok kişinin, roman olur yaşamı....Elektrikler geldi, sen şu işe bak....Bugün giden, bir anda yine kesilebilir,Döneriz eski yaşamlar, eski aşklara....Gözlerin ne kadar çok, geçmiş yorgunu....Dün koyduğu yerde bulamıyor, insan dünyayı....O da ne? Gözlerinde birkaç damla yaş,Bakma sen diyorum, bakma sen ellerime,O kadim sahafta, raflar tozluydu,Ne kirli ellerim, -bundandır- doğru....Bu kadar zor sorular sorma.... Bilemem....Hayır, geçmişte, gelecekte değil sorun,Yağmurun bütün derdi tek şu anladır,Gerisi ıslak, ıssız, sessiz sokaklar....Bir beden bu kadar çok, elbet ıslanmamıştır....Burnunda yeni açmış, sırılsıklam bir akasya....Gözlerinin gerisi mutlak, sürgündür!Kıvırcık saçlı küçük çocuk da olmasa,Kim yapacak kış kıyamet, kardan adamları....Gitme, bende bırakıp böylesi bir boşluğu....Düşlerimi veriyorum, ellerimi sana....Gitme! Buharlaşmada bir gölet oluyorum.Yitirdiğim o yerdedir benim o ellerini,Birşeyler bırakıyorum içimden sanki,Zor oluyor, -evet öyle- tüm bunları yazması....Yazmalı ki küllerinden bir şehir doğsun....Daha sokul, yanıma gel, şöyle yanıbaşıma gel,Buruk gelmede ise de hikayem sana,Bende ne oyunlar var, bende gülünç öyküler...."Yanlış numara" diyorum, "orası bura değil"....Kaş göz arasında nasıl, göğsüme düş doldurdun?...Dönüp dolaştırdık biz, adamakıllı lafı....Sarhoş muyuz, niyedir bu çarpıntı bizdeki?...Niyedir kulağımda, bir kanaryanın sesi?...Bilmezdim titremenin upuzun sürdüğünü....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 88Elimi tut.... Çok kişinin roman olur yaşamı....Oysa az kişininki, yaşanır roman gibi....Elini ver, yaşayalım öylece bu romanı....Çok okuduk, yaşamak(,) sırası bize geldi!...Islak durur eldivenin ne zamandan beridir?...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 89BRAH M- . Fırat Kaplana-Benim adım brahim. Adım brahim....Kurşun yediğimde ben ayağıma,dediler ki `git köyüne, yok bizde ilaç`....Nerden bilebilirdim, kırk gün sürecek....Benim adım brahim. Adım brahim....Postalımı kaç gün oldu hiç çıkarmadım....Tayınım oldu benim yolda bulduğum otlar....Nerden bilebilirdim, Manisa bunca uzak....Daha çok yürüyorum sancıyınca ayağım,O yanım öbür yanım kurt ölüleri....Neler ediyor insana; kurda kuşa ilişen açlık....Adım sanki daha fazla daha benim, brahim....Yemende dedem benim bilememişti,Kavuruverir imiş, eski dost güneş....Tarlamızda ipince öyle masum duran kum,Dönüyor koca çölde, namlı zalime....Bizim köyden olmalı şu küçük çocuk!Demek ben köyüme vardım nihayet!Kızım! Yavrum benim! Hatçayı çağır!Nicedir görmemişim, varsın bu yana!Bir haftalık ömrüm kalmış geriye....Madem ki yolda kırk gün, bir tam ömür sayılır,Hatçam, sen yaşlarını gayrı iğri dök,Hamza efem döker iken üzerime toprağı....Benim adım brahim. Adım brahim....Bir taş bile kalmamıştır üzerimde, su dökümlük....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 90LANYıllar, yüzgünler, binlerce an sonra,Yaşanan olayın tümü, şöyle anlatıldı bana:Hayır, kaçırılmamıştım, sanıldığının aksine:Satmıştı babam beni, -hem anam- altıyüz milyona....Ben nasıl anımsasam? Bir günlük, küçücüktüm,Yaşamla tek bağlantım, memesiydi annemin,Bir kez gördüm onu da, anne sütü bir kez gördüm,Gerisi, yabancı ellerde, inek sütüydü ömrüm....Alamayınca babam, söz verilmiş milyonu,Durmamışlar, karakolda almışlar soluğu....Geri verilmişim ben, anamın kollarına,Bana ihanet eden anamın kollarına....Bütün bunları bugün, bir küpürden öğrendim:Eskiydi, sararmıştı kanepenin altında....En genç fotoğrafımı soluk küpürde gördüm,Sormam asla babama, gidip komşuya sordum:Yaşanan olayın tümü, böyle anlatıldı bana,Yıllar, yüzgünler, binlerce an sonra....Doğrudur, insan bir kez yoksul olmaya görsün,Bebeğini de satar, kendi yaşamını da....Ben bunca düşük olan bedelime yanıyorum,Dün altıyüz milyondum, şimdi kaça giderim?...Tabii, bu da pazara bakar; arz-talep meselesi;Fiyattan kırmak lazım; arz, talepten fazlaysa....Günlerdir dolaşıyorum, kafamda bir soruyla:Ner’den satın almıştı; aç, hain annem beni?...Gerçek annemi ben;Ben gerçek babamı;Ben kardeşlerimi;Arıyorum çok zamandır....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 91Ş ARIYORUMEfendim, sizi böyle rahatsız ediyorum,Biliyorum rahatsız ediyorum,Ama ne yapayım, iş arıyorum....stanbul’da doğmuşum, tam çeyrek asır önce,Trafiğe kapatılmış Boğaz, doğduğum gece....Mesih gibi büyütüldüm taaa başından beri....lkokula gittik evet, küçücük kardeşimle,Okuma-yazma öğrendik başka dillerde,Öğrendiğim başkaca bir dilin alfabesi....Sonra bir bakmışım ki Sen gnatyus’tayım öylece,Benden daha geyiğini görmemiştir o Lise,Bitirdim sekiz yılda gnatyus Lisesi’ni....Mühendis çıkıverdim sonra, ner’den estiyse,Geçip gitti dört yılı gençliğimin, boş yere,Düşündüm çok, sevemedim mühendislik işini....Sonra aldım pasaportu ve bu soğuk ülke....Kayıtlıyım bir ünivers’tenin embieyine,ki yıl kaldı, vatandaşlık alacağım iyi mi....Kardeşim de burada, okuyor iyi yerde,Kafalı kız, belliydi, lise senelerinde,O’na yaptırırdım hep, ağır ödevlerimi....Su sızmadı aramızdan bir gün olsun, bir an olsun,Ah bir de beyzbol oynamayı bilseydi....Oysa o hep "seksek oyn’uyca’m" derdi....Yardım edeyim soran varsa nasıl göçmen olunur,Bur’da tüm sülalemiz.... Elbet bilen bulunur....Kardeşim de buralı biriyle evlensin bir de....Unuttum söylemeyi, bir de eş arıyorum:Bakın fotoğrafıma, ben ne yakışıklıyım,Hem söylemesi ayıp, altı dil biliyorum....Dar kafalı babam işte,Göçetmemiş daha önce,Fırsat varken yerleşmeye....Yok efendim memleketi,Varsa yoksa memleketi....Suç babamda; doğamadık, büyüyemedik bu ülkede....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 92ş arıyorum işte, tüm bu niteliklerimle,Gireceğim eminim, bol maaşlı bir işe,Önceden de Fruko’da bir süre çalışmıştım....Çok zengin olacağım, bol para, köşk, yat, araba!Ticaret yapacağım çeşitli ülkelerle,Ellerim yağda balda, geçecek ömrüm böyle....Lakin bir derdim var ki, rahat söyleyemiyorum:Kaç gündür böyle bu hep; hiç düş göremiyorum....Kaç doktora göründüm, kar etmedi reçete....çimde günlerdir ben, bir boşluk duyuyorum,Onu ben, beyzbol ile, basketle dolduruyorum,Dediler şiirdedir, herşey şiirde, şiirde....Bir şair bulunuz bana, Allah rızası için,Dertleşeyim onunla, düşlerim geri gelsin,Yaşamımın bir anlamı benim de olsun yedekte....Sonra ben o şairin düşüyle avunayım,Her bir şiirinde ben, sarılayım yaşama,O derin, saçmalayan türden olmasın ama....ş arıyorum işşş! Yok mu işveren?!Eş arıyorum eşşş! Yok mu bir bilen?!Düş arıyorum düşşş! Bir gören yok mu?!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 93KES N LAZIMDISeninle konuşmam lazım.... Konuşmam lazım!Sana öte dünyaları anlatacağım,Dalgaların yaladığı puslu feneri,Bir kez olsun güngörmez fokları, balıkları....Gözleri -ay vurdu mu- buğulanır,Buğulanır adamakıllı, nergisin....Sana öte dünyaları, öte dünyaları....Seninle konuşmam lazım. Konuşmam lazım!Kötü bir haber sana: Kısadır ömrümüz,Biz gidecek, evren bur’da kalacak....Kötü bir haber sana: muaf değil gözlerin....Hangimiz sağ kalacak, bugün, yarın, kimbilir....Kim kimin tabutunu -kimbilir- taşıyacak?...Hangimiz tabutları, tabutları....Seninle konuşmam lazım. Konuşmam lazım!Elleri tutmaz olacak akordeoncu kızın,Söylemez olacak dili, Makedon ezgilerini....Simitçinin gözleri, düş çürüğüdür....Mahallenin delisi hep vakur hep şen,Bu maskeli balo da -evet- bir son bulacak....Issızlaşacak tranvay rayları, rayları....Seninle konuşmam lazımdı. Konuşmam lazımdı....Ya sen geç kalmıştın, ya ben ketumdum biraz,Fırsatımız olmadı hiç tomurcuklanmaya,Harap, virane kaldı Tabaklar Mahallesi,Yetmedi gücümüz düş onarmaya....Tüm dünyaya -söyle- nasıl çadır kuruldu....Seninle konuşmam lazımdı.... Kesin lazımdı....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 94KIZKALES ’NDE ONÜÇ SKELETKızkalesi’nde onüç iskelet....Dururlardı nicedir, yerin altında,Çapraşık, gelişigüzel onüç iskelet....Tek kalanlar onlar, kanlı bir günden,‘O gün’ dedim, ‘bir tür küçük kıyamet’,Ağır yaralar almış çoğu göğsünden....Yoksaydığından beridir insan insanı,Sürmededir böylece bu kanlı cinnet....Bir cinnet ki çileden çıkaran insanı....O nedir ki, yaz demeden kış demeden,Mezarlığa çevirir tüm yeryüzünü?...Bilemez bunu insan, bir kez ölmeden....Birkaç yıla kalmıyor canavarlaşıyor,Bir kez açan bu dünyaya gözünü,nsan bundan olacak, hayli karamsarlaşıyor....Ölüler yeniden doğsun! Zincir kırılsın!Cennet de cehennem de hemen yıkılsın!Kızkalesi’nde onüç iskelet....Kabul etmesi çok zor, yaşananları....Otuz santim derinlikte onüç iskelet....Toprağa karışmıştır, delik deşik mintanı,Bıyığı bitmemiş henüz, kime etsek şikayet?...Sahabı olmayanın yerde kalıyor kanı....Uzak değil hiç ölüm, insansoyuna,Olmadık vakitte bulur insanı,Güvenmesin hiçbir yiğit, boyuna posuna....Bir ‘dur’ sözü duyarsın arkanda ve durmazsın,Hayal meyal hatırlarsın bir el silah sesini,Ne başlayıp ne bitti, hiç mi hiç anlamazsın....Kızkalesi, Kızkalesi olalı beri,Görmemiş olacak böyle bir günü,Kıyamet denilen şey süpürecek herşeyi!...Ölüler yeniden doğsun! Zincir kırılsın!Cennet de cehennem de hemen yıkılsın!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 95PEYN R GEM S YÜRÜTÜYOR LAFLA PEYN RCKuruluyor pazarlar, dolup taşıyorlar amma,Boşalacak buralar kalmadan akşamına....Yok işte yeni bir şey, peynirci cephesinde....Dil peynirim var benim, dile benzer, kayar dilde....Dertlileri cezbedecek tatlı dilim de,Hoş sözler boşanacak bir ağzım da var....Bıraksanız, konuşayım bir?....Kelle peyniri var, koltukta.... ki karpuz....Bir kalıbın yanına, bir çift zeytin koyunuz,Aç için bu dediğim, şah sofrası olacaktır....Şahın açlığı da, açlık sayılmalıdır....Ellerimle erittim şu eritme peyniri,Yani elim de var, kolum da var.Sarmalar kimi zaman, kimi zaman kol bükerBıraksınız, sayacağım nasırlarımı....Gençten çocuklar tanıdım, iplik peynirini,Boyunlarına doladıklarında kimbilir kaçıncı kez,Lanet ettim yaptığıma bu katil peyniri....Dinamitten pişman olan mucitlere sorulmalıdır....Bitişik kaşlıların olsun, kaşkaval peyniri....Çatılır kimi zaman bunca işe kaşlarım,Kendimi en çok ben, onlarla anlatırım,Bıraksanız, sığdıracağım, sitemdir kaşlarıma....Tel peyniri, bıyıkları tel tel çıkan delikanlılara,nek cenahının imansız armağanı....Nasıl ki görülmemiş şimdiye dek, bıyık yiyen,stemiyor olmalılar gençler, almayı bundan....Hangi eller daha iyi, yapar otlu peyniri,Kandilin ışığında yoğuran köylü kızdan....Van’ın kapanmış tüm yollarında kışları,Kentlilere inat olsun, büyücek otlar biter....‘Hangi eller’ diyorum ‘hangi eller’,örebilir örgüsünü örgü peynirin, çözebilirhangisi, kıyabilir hangisi çözmeye....Bana kalırsa Bakır’ın peynirini, ben hiç satmayacağım....Gizliyorum nasıl yapılır Urfa peyniri....Gösteremem kimseye peynirhaneyi....‘Peynir ağacından topladım’ diyorum çocuklara,ster inanın siz de, ister inanmayınız....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 96Ellerine tutuşturduğum, vardiya çıkışı,Genç, yaşlı işçi kadınlara, tulum....Duman çekerlerse de günboyu onlar,Bir tulum parçasıyla salim olurlar....Size ne çok söyledim, loy kirli hanım,‘Peynirsiz yaşanmaz işte, yaşanamaz’ diyorum....Geçerse de bir çırpıda, tüm kiri elinizin,Kaşardaki delikleri kimseler tıkayamaz....Yıllardır kendime, şudur sorduğum:Teleme bir yana dünya bir yana,Hiçbir işe yaramaz, peyniraltı suyu muyum?Ben hep peynir şekeriydim belki daha çok....Bilmesin istedim, kimse bilmesin,Peynir hastalığına tutulduğumu....Öksürüğüm, peynir küfü yüzünden....plik peynirinde yürümede çocukluğum....Değil mi ya peynirdendi yatağım,Değil mi ya düşlerim hep peynirden....Değil mi ya, evim, bütün elbisem,Bütün dünya, yalan yok, peynirdendi....Atlasın o peynirden öbür peynire,Peynir kurdu hatta peynir sineği....Gücüm yok savaşacak, kurtla sinekle,Peynirleşmedeyim ben de, süt isem....Peyniraltı suyuna banınız varlığımı....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 97POSTANE’DEK MEMUR YET MPostane’deki memuriyetim?...Evet efendim, çok eskidendi,Postane’deki memuriyetim....Çok söz bulamıyorum söyleyebilecek,Memur yaşamıydı bizdeki işte,Çok söz bulamıyorum söyleyebilecek....Üsküdar’da bilcümle tanırdı beni,Gelmez miydi herkes jeton almaya?Heyecanla beklerlerdi pul uzatan elimi....En çok yâri uzaktakileri anlardım,Titrerdi elleri, zarfa uzanan elleri....Bilmezlerdi onlar amma hep ucuza satardım....Uzun kuyruklar olurdu. Ner’de o günler....Uğramıyor nicedir, bize ahali,Onlar neden postaneden böyle sürgünler?Postaneler yokolacak, bilgisayar var artık,Biz memurlar internet kafe açmalıyız, anladık....Aha ner’de kalmıştık?: Eksildiler yavaş yavaş,Yitip gitti elleri titreyen aşıklar, zarflar,Mektup gelmiyor artık, bu nasıl bir iş....Pul damgala, pul damgala, pul damgala,Yirmibeş yıl, dile kolay, yirmi beş, tam yirmi beş,Geçmiş bütün yaşamım pulla damgayla....Hapishane mi olacak postane binası?Hamam olur bakarsınız, okul olur....Ya internet postasının nasıl olur binası?...Dokuz altı, dokuz altı, yaaa, dokuz altı....Arada öğlen yemeği, sefertasında,Cumartesi açık amma pazarları kapalı....‘Böyle geçti’ diyorum, duyuyor musunuz?...Gözlerim doluyor bir mektup alsam,Bu internet çağında, anlıyor musunuz?...Postaneler yokolacak, bilgisayar var artık,Biz memurlar internet kafe açmalıyız, anladık....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 98TAM KARAR OLMAZ Ş RŞu gördüğün var ya, Atmeydanı’ydı,stanbul, stanbul olmazdan evvel....‘Tuz limanıydı’ diyorum tüm şu kıyılar....Bakir idi tüm tepeler ezan sesine,Zangoçlarla uyanırdı ahali daha çok....Öyle ya, zangoçların işi ne başka....Duyulmamıştı hiç, tren sesleri....Bir kez iki kalyon mu çarpışmıştı,Ürperivermişti herkes bir anda?...Şarap?... Evet o da başkaydı....Fenike şarabı, Ceneviz lügatlarında....Dağıtırdı papazlar her öğün şişe şişe....Prenses yeni yeni uyanmadaydı....Sürüp giden yaşamında Kız Kulesi’nde,Aynısıydı her bir gün, öteki günün....Doğduğuna bin pişman, hepten kederli,Şişeler koyverirdi her gün ümitle,Neden kimse bir şişe olsun bulamazdı?...‘Ben buldum!’ diyorum, dün gezinirken,Bir şişe.... çinde boğuluvermişti,Prensesin yarı hapis yarı kurak yaşamı....Çok geç kalmıştım evet, bir hayli geçti....Bir kez bu dünyada hapis olmuştum,Ne çok özlemiştim Kız Kulesi’niyse....O zaman sen de yoktun, gözlerin de yok....Zeytinlikler diyorum, yoklardı onlar,Duymamıştı bir kez olsun sesini, şerbetçiler....O zaman yok isen sen, eksik miydi dünya?...Tam karar idiyse eğer, ya şuna ne demeli?:Sen varsın artık ya, fazla mı dünya?...Çok uzakta kaldı ‘tenassur’ hemşireler,Tarihçi papazların, duyulamıyor sesi....Günah çıkarmayaysa artık pek sık gitmiyorum....Dünyayı bilemem ama eksiktim işte ben....Gezmeden önce senin hayalin,Bir ucundan bu kentin, öte ucuna....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 99yice öğrenmiş bulundum, denizde olduğunu,Yaşadığını sessizce, batıklar arasındanatla yaşadığını! Evet inatla!Ben başımı bundandır ki her daim,Başımı ah bundandır ki her yerde,Boğazın suyuna -evet, böyle- bırakıyorum....Çoğalmak için bir bir, eksik parçalarımdan....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 100YOKŞARKIO şarkı hiç bir vakit duyulmadı hiç bir yerde…Karanlık, upuzun gecelere eşlik eden;Bir kıtadan bir kıtaya yorulmazca yürüyen;Çiçek veren, her mevsimde, her iklimde, her şehirde;O şarkı değildi…Her pazar, yaralı bir ceylanmış da, seke seke gitmede;Yükselerek perdede, her tabut görüşünde;Taşı kırık bütün o mezarlarda gezinen;O şarkı değildi…Genç annenin ninnisi, yetebilir tüm evreni uyutmaya;Yalnız sakız değildir çocukların ağzında;Heyhat, tekerlemeler de, maniler de, tezahüratlar da;O şarkı değildi…Senyoludur; başa döner, bir kez sona geldi mi…Senkopludur; aksar durur, ritim dışına kayar…Susla biter, bekarlıdır, bemollüdür, diyezli…Var ise o şarkı…Neyde güzel çıkar amma, fagotta pesdir…Bir raksa çok güzel malzeme olabilir…Onu en çok gezgin ozanlar bilir…Var ise o şarkı…Yuvasından düşmüş kuşun, gökyüzüne söylediği…Irmağın o kayayı oymadaki hazzı…Alır onu doruklara götürür, dağda yankısı…Var ise o şarkı…Oysa çıkmadı o şarkı, ağzımızdan… Yo… Çıkmadı…Senyo yok, senkop yok, sus yok, diyez yok…Fagot yok, ozan yok, ney yok, raks da yok…Yuva yok, kaya yok, kuş yok, doruk yok…Duruyor notalar çekmecede öyle mahzun…Kırışık yüzü ile bakmada, coşkulu şef…Yanlış biliyor, bu şarkının "Yokşarkı" adı…Daha önce çalınmadı, sonra da çalınmayacak…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 101YOLCU KALMASINNerden gelir nereye gider bu tren kimbilir....Kimbilir, yol yorgunluğunu birgün makinist,Atacaktır, eğreti bir köy kahvesinde;tüm sürüler bir anda öylece yitecektir....Raylar boyunca uzanan yollar,belli ki bir yere varmayacaktır....Bandosu olmayan kasabalar ıssız;vadiye açılan dağ yolları dar....Yılların bıraktığı, kirpiklerimize;belki de berrak sular olmayacak,Bir tünelde düşüverecek makinist;sayaçlar, saatler, göstergeler üstüne....Merdiven bu, bir inilir bir çıkılır....Şimdi geliyorum derken büfeci,Bilmezse de en son gidişidir bu;iniş-çıkıştan böyle, ilk defa hoşnut kalır....Dağıttın bizi evet, ey hain hayat!Hissetmedik arkamızda rüzgarı, bir kez olsun,Kim toplar şimdi bizi, tüm takımadalardan;toplansın tüm pazarlar, geç oldu saat!...Yas tutamadık -törensiz- bıçaklanan atlar için;bilemedik, sallanırken bir o yana bir bu yana,Sarhoş değildi o atlar, sızılıydılar daha çok;hep önüne bakan insan, arda kalanı ne bilsin....Parlasın ardımızda, tren rayları upuzun;titriyorsa elleri, güngörmüş makinistin,Az kaldı demektir bu, o en son istasyona....Bu sefer, son bu sefer, bu sefer huzur için....Bu sefer, son bu sefer; haydi! Yolcu kalmasın!
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 102CIRCIRLI KALEBen, son nöbetçisi Paperon Kalesinin,Yarın deprem olacakmış, nereden bilecektim,Yarın, tüm dorukları Torosların, yangın yeri....Bağırtılar kesiliyor, sustuğunda ıslık, yalnızsın....Neredeyse bin yıldır kalmadı kimse geceleri buralarda....Salyangozlar, bembeyaz salyangozlar, oyuk ağaçlar yalnız....Bu, son kekik çayı, son üzüm, son turunç, son nar, son ayva....Unufak olacak taşlar uğruna son oyuk, son yolak, kurumuş dere de ilk sayılmaz....Kızlar Manastırı, bir bakmışın, kızsızdır, keşişsizdir, takatsizdir....Alişanın yazdığı denli yok basamak burada, kaç kişinin düştüğü merdiven de meçhul...."Korkutuyor artık bulutlar bizi," doruklar bizi, kabuklar bizi.... Pencere kör....Tabaka tabaka tavana vurulan koca kafa, yıkık kule, çıkmaz boya....Horoz, sırtında bir tüy, fosforlu bir tüy, gidiyor o yana bu yana....Sönmüş ateşler boyunca yıkılıyor birer birer kemerler, taklar....nmek mi kolay, çıkmak mı, kadim çiçekler toplayarak çakıl taşlarıyla....Şekilden şekile giriyor böcek, yan yan inmek kolay, örümcek memnun....Örüyor muhafızların ardından ağını, bakire bir mağara artık bu....Lahitteki kemikleri toplasın akbabalar, bağır ki sağır olsun heyelan pususu, şaha kalksın....Kırık taşlar, keçi zeytini, ot kuleleri, çalılıklar, yangın yeri, bir dirhem sis....Dal budak toplasın rüzgar gülleri, ustası kalenin, toplasın hazineleri, kırışsın elleri....Geçit vermez dağlarda, nasibi, bin yılda bir akın, bu kalenin.... Fazlası değil....Çandır bu, uzaklardan duyulan, gittikçe yakınlaşan, geldikçe uzaklaşan....Sözcük satın alır bütün şairler, şiir satar bütün muhafızlar, yol bilmez hiçbir keçi....Horoz, sırtında bir tüy, fosforlu bir tüy, gidiyor o yana bu yana....Sönmüş ateşler boyunca yıkılıyor birer birer kemerler, taklar....Gün doğmaz bundan sonra, Paperon Kalesinde....Boşuna bekleyecek, kulede son nöbetçi....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 103GUADANYA 2015Yitik Ülke’de ataların senin,Sürgün yollarındaydı yüzyıl öncesi....Yüzyıl sonra yitik yurda döneceğini,Bilge filozoflar bile bilemezdi....Bilemezdi kimse taşlı yollarda,Düşeceksin, bacağın kırılacak, yıl ikibinonbeş;Uzun günlerin bahar boyunca,Cam kenarı bir yatakta geçecek....Ve hastane karşısındaki Flaman evimdenDeğnekli bir hasta göreceğim."Amma çok benziyor o puslu hatıraya,Benziyor insan, insana" diyeceğim....Sonunda anladık: Ben, benim; sen, sen....Seni yürüyüşlere çıkartıyorum,Bahar cıvıltılı gölbaşlarındaSana tüm pencerelerimi açıyorum....Hatta kabuslar ile ter içinde bir gece,Koynuna sığınıyorum senin,Saklıyorsun beni, "yok" diyorsunKabzayla kapıya vuran düşman askerine....Kırkımıza yaslanmış ömrümüz artık,Bir kez öfkelendik mi çekip gidemiyoruz artık,Ellerin bu yüzden herzamankinden sıcak,Yüreğim bu yüzden herzamankinden çok senin....Nedense ikimiz de evlenmemişizşle güçle geçen uzun yıllardaKendimizi insanlara vermişiz,Onlar evlenmiş biz kalmışız....Yirmi yıldır görmediğim arkadaşım beliriyor,Hoşbeş derken seni soruyor...."204’de" diyorum ona "204 nolu odada"....Uyuyorsun, uyandırmıyor....şte bak, geçti günler, geçmesin istemiştim;Bacağındaki alçı alınıyor yarın öbürgün;Hayatımız hep böylece sürerdi sanıyordum;Dün nasıl yanıldıysam bugün öyle yanıldım....Beni Yitik Ülke’ye götürmek istiyorsun,Atlıyoruz vapura Rotterdam Limanı’nda,Karşı limanda bizi, anan baban karşılıyor;
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 104Çok geçmiyor, baban beni, başından atmak istiyor....Tutuyorlar elimi kolumu liman görevlileri;Sen giderken Yitik Ülke’ye, kollarım bağlı;Gidiyorsun, Yitik Ülke, belli değil neresi;Yalvarıyorum, ikna edemiyorum adamları....Ah benim ciğerim, şimdi ner’desin?...Kırılmış elim kolum, hastanedeyim;Yok ki baş okşayanım, çorba verenim....Hala bulamadığım o Yitik Ülke’de misin?...yileşince devam edeceğim aramaya,Bir yoldan ötekine, dalgalardan dalgalara,Belki çıkagelirsin hasta odama,Belki ben seni bulurum birgün bir daha....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 105UZAKLARDAN BEYKOZA BAKMAKGörünmüyor. Görünmüyor açıkçası."Ama" diyorum "ama dünyanın her yerinde,En güzel şehirler,Irmak kenarlarına ilişenler...."Ne garip.... Sanki Beykoz değil Bangkok değil,Sanki Rotterdam ve şu köprü,Yıldız savaşlarından kalma Rotterdama bağlar,Kılıç-kalkan günlerinden kalma bölümünü....Orda da yağmur yağardı ansızınOrda da bir ahmak başlardı ki bir ahmak,Farkında olmaksızın sırılsıklamBütün insanlar, bütün yeryüzü;Sessiz sedasız taşkın....Orda Göçmen Türküsünü yazmıştım,Burda göçemeyenler,Gidemeyenler hem de kalamayanlar,Oldukları yerde kalakalanlar şarkılıyor dudaklarımı....yi ki Beykoza baktım uzaklardan,Rotterdamı göreceğimi,Bilemezdim baştan....Tütsü yakıyor genç kadın,Mum yakıyor. Sönüyor yakıyor sönüyor yakıyor....Işığı dünyayı aydınlatır,Kokusu dünyayı kuşatır....Beykozdan Rotterdama sürüklenenlerEr ya da geç bu ırmağın sularına karışır.Motorları maviliklere süremedik,Koyuldu mavilik önce, sonra kahve.Güle güle feribot, güle güle gemi!Gidiyorum buralardan, sırtlanıp ülkemi....Uzaklardan Beykoza bakmak= Gitgide uzaklaşanlara bakmak....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 106GÖÇMEN F LDuydum ki dişlerimden, dişlerimdenKuleler yapmadaymışsınız.Ne ayıp! Ne ayıp!Duydum ki yağımı damıtıp damıtıpBenim yağımda kavrulmaktaymışsınız....Sırtıma bindiğiniz yetmezmiş gibi,Uzun mu uzun hortumumu,Banyo için kesip götürecekmişsiniz....yi ama dişsiz, başsız, hortumsuz bir fil,Fil midir değil midir?Peki ama dişli, yağlı, hortumlu insanlar,nsanlar mı değiller mi....Bedenimin tersine küçük beynimeBu kadarı fazla. Yoruldum....Dişimi de yağımı da hortumumu da vermem!Ben buralardan gidiyorum....Bir Haber:“Zincirini koparan fil 3 kişiyi ezerek öldürdüTayland’ın kuzeyinde, zincirini koparan bir evcil tomruk işçisi fil, iki çiftliğe daldı, üç kişiyiezerek öldürdü. Polis teşkilatındaki bir fil uzmanı, “Sanıyoruz fil çiftliklere rasgele girdi.Ancak çiftliği idare edenlerin kovalama tavrı yüzünden fil öfkeye kapılmış olabilir” dedi.Başkent Bangkok’un 500 kilometre kuzeyine düşen ormanlık Frae bölgesinde pirinç ve mısırçiftliklerine giren dişi filin ayakları altında kalan bir kadın da ağır yaralandı.Halen kayıp olan fili bulma çalışmaları sürüyor.”
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 107DEVLET SANATÇISIBana madalya takmayın! Madalya takmayın bana!Yalnızca onlara! Yalnızca onlara!Mızrap gibi koştuğum tırnaklarım tellere,Kalem tutan, fırça tutan, kemana değen elim,Varolmayacaktı çalışmasaydı onlar, bir güncük bile....Onlardan sorulur açlığım tokluğum,Hastalığım sağlığım onlardan sorulur....Onlardan sorulur, çökmüşüm yere,Yanıma biri oturmuş, "iyi misin?" demiş.Onlar olmasaydı şu kıyıdan şu kıyıya,Adımımı atamazdım. Yaşayamazdım!Onlar olmasaydı da yalnız ben olsaydım,Fırça tutacak gücü, kendimde bulamazdım....Açsam, beş parasızsam, "gel bizde kal" derler,Uzun yollar yürümüşüm, "var bir soluklan" derler,Üşüsem ateş yakarlar, yorgan verirler,Suya düşsem, koca gölü buhar ederler....Bana madalya takmayın! Madalya takmayın bana!Yalnızca onlara! Yalnızca onlara!Arkamdaki milyonları tanıdığınızda,Anlayacaksınız neden reddettiğimi,Madalyalarınızı, övgülerinizi, törenlerinizi....
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 108S Z N ORALARDASizin oralarda recm ederler beni,Sizin oralarda beni linç.Sizin oralarda küçücük çocuklar, miniminnacık çocuklar,taş atarlar bana, deliyim ya...Sizin oralarda vagonlar vardır lokomotifsiz,Sizin oralarda kağıttan kaplanlar,Sizin oralarda tırnak makasıyla,Adam öldürülür, adam doğranır...Sizin oralarda dört mevsim vardır,Bir tek mevsimin bile kişiliği yok.Sizin oralarda kimi yollar enfes,Kimi yollar çukur dolu, çamurlu...Sizin oralar, sizin oralar olalı beri,Size benzemeye başladılar.Sizin oralar, sizin oralar olalı beri,Sizden başkası dost değil size.Bir tek siz düşman değilsiniz kendinize...Sizin oralar, bizim oralar sayılabilirdi,Siz oraları terketseydiniz.Sizin oralar, bizim oralar olabilirdi,Bizim oralar, sizin oralar olmayacaksa da...Sizin oralara uçaklar kalkar,Yoktur binesim, bedava olsa da.Sizin oralardan buralara uçaklar,Ancak geri dönmek için iner...Nereye sakladınız tinerci çocukları?“Teftiş heyeti geldi” diye bizim oradan.Nereye sakladınız yıkılan evleri,Yoksulun başına yıkılan evleri...Sizin oralarda katlim vaciptir,Yine de sizin oralarda kalbim...Koç inmemiş henüz, sizin oralara,Hergün binlerce insanı, tek tek kesmedesiniz.Sevinmiyor değilim kimi zaman,Sevinmiyor değilim sevinmiyor,Sizin oralar, buralara uzak diye...Bizim buralar, oralara uzak...
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 109Hangi çağda yaşıyor orası?
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 110AKSAMALARSesindedir, vareder kendini iklimSeher yellerinde gün, ahir zamanlarYedi boyu kalbimin, ırmak önleriHatmi, yağmur yağdı mı; gül, kar yağdı mıSesindedir vareder kendini iklimNedendir gözlerinde kaybolur aklımBoyanır, hangi renge, yarım yaşamlarKörleşir çalışanlar pazar günleriDüşünmez mi topallar, her bir adımıNedendir gözlerinde kaybolur aklımBeklemek denir ona hem iki büklümAğlar ya yeni bebe, onu kim anlar?mge havuzum benim, gözümün feri!Unuttun, anladımdı çoktan, adımıBeklemek denir ona hem iki büklümBir kara tahtayadır, yazılı denklemSesli düşünmelidir sessiz insanlarBen değil de öteki, sen yok, diğeriUzakta görülür ay, kurşun atımıBir kara tahtayadır, yazılı denklemBükülür de kırılmaz o narin eklemDoğrudur, yara derin, akmakta kanlarGül tutmada yine de onun elleriDuruluyor dalgalar, kuzeybatı mı?Bükülür de kırılmaz o narin eklemMahpussun kendin içre behey tutuklumYine de gözlerinle, günebakanlarÖnünde kadim kentin fezlekeleri“Vermem!” diyorsun “Vermem! Size atımı!”Mahpussun kendin içre behey tutuklumBeklemek denir ona hem iki büklümSesli düşünmelidir sessiz insanlarGül tutmada yine de onun elleri“Vermem!” diyorsun “Vermem! Size atımı!”Nedendir gözlerinde kaybolur aklım
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 111CANIM TERESAKaç kere söyleyeceğim sana, canım Teresa,Sesim kısılır çağırmaktan seni,Endülüs, yasak aşklar ülkesidirSersefil kalmazsın, yorgun düşmezsin…Mağripli mağrur bir komutanım diye,Deme ki ‘aşamazsın Cebel-i Tarık’ı’‘Cebel’ dediğin ‘dağ’ demek Arapça’da…‘Tarık’ dediğin işe yaramaz bir Arap barbar…Endülüs güzeldir, cesurdur bir o kadarBilir nasıl kovalanır elin Arap’ı…Bugün elim kolum öyle bağlıdır diye,Deme ki ‘göremezsin sen Okyanus’u’…Afrika ısınıyor sen olmadıkça,Kuruyor havzası Mevleviye’ninÇürüyor tarihten neler kaldıysa,Yüzümü senden öte gizlemiyorum…‘Mağrip, kara, kuru, boğucu’ demişsinDemişsin ki ‘kim demiş, çölde yaşanır’O çöllerde gören için vahalar vardır,‘Görene’dir’ diyorum, serap sanır başkasıYani gönül gözüyle göremiyorsun diyeDeme ki ‘burkulur yaşam, sahrada’…Kumullar arasında bir yitik deve,Suyu mu arıyor kervanından çokÖzgür ama susuz, sırtı çırçıplakBir seçim mi yaptı, şimdi özgürdür?Ne arasın Kadiz’de bir deve oysaZincirlisiniz hepiniz siz istimbotlarstimbot gibisiniz siz spanyollarEndülüs yasak aşklara meyleder yine de…Sarsıldım, dalgalarınla, canım Teresa,Bilesin, sen, bende bir Endülüs’sün,Aşarım diye bir gün Cebel-i Tarık’ı,Septe’de bekliyorum birleşmek için senleBöyle ayrı kalsın Okyanus’la AkdenizBen, senden, sessizce, beklemeyi ödünç aldım,Nasıl ki karşı durur, nice şehir öyleceBizde birleşecekler bir bir, bizde bir anda onlar
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 112Ve günler kısadır da geceler uzundur diyeDeme ki ‘o kıyıda çok bekleyeceksin’…
    • Gezgin Şiirleri (2000-2005) 113CWTHPIARuhum! Antakya’ya gidelim seninle bizDaracık sokaklarında, önce sen, sonra ben geçelim.Naz yapma be canım, gözlerimi vereyim sanaBakasın diye şöyle bir, Habib Neccar’a.Depremlerin sağ’nakların memleketidiryice bak gözlerimle, göresin Bab-ı Hadid’iAsi’nin boynunda bir gerdanlık sayılırBilmem kaçıncı yüzyılda yapılan o köprüBir eviz, sokağa bakmıyoruz hiç.Avlumuz kocamandır, ağaçlıklıdırAtlar kişner sokakta, sultanlar geçerKahvemizle havuşta çocuklar oynar.Kenara geç, yolver bir, geçenlereKalın zırhlarıyla kızgın HaçlılarKuşatacaklar kenti kimbilir kaçıncı kezAç kalıp kimbilir ne yiyeceklerMum yaktım Sen Piyer kilisesindeDışar’da bir tutam kudret narıylaYıkık surlar, yıkık duvarlar, depremler, yangınlarYine eğilmiyor bak Kraliçesi Doğu’nun.Ey Soteria’m, Halaskarsultanım benim!Turunç kokusu saçlarında bostanların....Göğüslerinde şelaleleriyle kadim Dafne’ninIslanıyorum ıslanıyorum iflah olmuyorumRuhum! Antakya’ya gidelim seninle bizSel bastı mı sinesine taş sokaklarınBeraber toplayalım yüzyıllık çiçekleriOrontes kurbanın olur! Hadi ruhum gidelim!