• Share
  • Email
  • Embed
  • Like
  • Save
  • Private Content
Buyuksehir secimi yazisi
 

Buyuksehir secimi yazisi

on

  • 384 views

 

Statistics

Views

Total Views
384
Views on SlideShare
384
Embed Views
0

Actions

Likes
0
Downloads
1
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Adobe PDF

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    Buyuksehir secimi yazisi Buyuksehir secimi yazisi Document Transcript

    • Gezgin Postası(2): İstanbul Büyükşehir’de Gezi’nin Adayı Kim? Yrd.Doç.Dr. Ulaş Başar Gezgin, 17 Aralık 2013, ulasbasar@gmail.com Tüm Yapıtları: http://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı adaylığında kartlar karılıyor. Olası adaylar yavaş yavaş belirmeye başladı. AKP için Topbaş, CHP için Sarıgül, MHP için genç bir aday olan Rasim Acar, HDP için Sırrı Süreyya Önder, DSP için Muammer Aydın, her bir parti içinde en güçlü adaylar olarak görülüyor. Aslen, çekişmenin, Topbaş ile Sarıgül arasında olacağı söyleniyor. Birçok çapulcu ve CHP’nin çeşitli kanatları açısından, bu, “kötüler içinden kötüler beğen” tarzında bir çekişme olarak değerlendiriliyor. Dayanışma’nın konuyla ilgili duruşu, aday çıkarmak yerine, Gezi programına bağlı kalan adayı desteklemek yönünde. Ancak, bunun seçilemeyecek bir Önder’e destek vermek anlamına geleceği düşünülüyor. Dahası, Kürt İslamı’ndan (örneğin Altan Tan) Gezi’ye “darbeci” diyen zihniyete kadar (örneğin Sırrı Sakık) geniş bir yelpazeye sahip olan BDP’de, yerel seçimde ve sonrasında hangi kliklerin baskın olacağı bilinmediğinden, Önder, geniş bir Alevi kitlesi ve CHP’ye oy vermeyen ve vermeyecek sol eğilimli bir kesim için, güvenilmez bir isim. Sarıgül ise, rant belediyeciliğiyle birlikte anılan ve cemaatlere yakınlığıyla kuşku uyandıran bir isim (ayrıntılar için bkz. http://www.slideshare.net/dr_gezgin/sarigul-yazisi ). Ayrıca, Sarıgül-Topbaş ilişkisi de güven vermiyor. MHP’nin adayı ise, tvitlerine bakılırsa (bkz. http://www.radikal.com.tr/politika/mhpnin_istanbul_adayi_rasim_acar_da_geziciymis_gaz_sika nlarin_elleri_kirilsin-1165207 ), genç bir Gezi dostu İTÜ’lü. Ancak, partisi nedeniyle, çapulcuların çoğundan oy alması zor görünüyor. Şimdi 2009’daki İstanbul büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerini anımsayalım: Oy sayısı Oy oranı (%) Aday Parti Kadir Topbaş Adalet ve Kalkınma Partisi 3.105.555 44,71 Kemal Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi 2.568.710 36,98 Ahmet Turgut 348.269 5,01 337.014 4,85 Demokratik Toplum Partisi 314.229 4,52 Milliyetçi Hareket Partisi Mehmet Bekaroğlu Saadet Partisi Akın Birdal Daha önce yazdığımız gibi (http://bianet.org/bianet/toplum/149069-gezi-nin-lidersizligi-veistanbul-buyuksehir-adayligi ) ve yukarıda anlaşılacağı üzere, bugün aynı koşullarda seçime girilseydi; CHP ile MHP’nin ya da CHP ile DTP’nin (BDP/HDP) toplam oyu, AKP’nin oyunu geçmeyecekti. Erdoğan-cemaat ayrışması nedeniyle, AKP’nin genel olarak % 3-5 oy kaybı olacağı tahmin ediliyor. Bu oy kaybı, İstanbul’da 3-5’in üstünde ya da altında olabilir. Bunu bilemiyoruz. Milli Görüş çizgisi, 1994’ten bu yana, İstanbul’da yerel seçimlerde % 25’in altına düşmüyor. 2004’te ise AKP, ilk kez, merkez bir sağ parti olarak, İslamcı-liberal ittifakı ile seçime girip
    • oyunu % 45’e çıkarıyor. 2009’da da, bu tablo değişmiyor. Yine 2004’ten başlayarak, merkez sol, CHP ve DSP olarak ayrı ayrı seçime girmek yerine, DSP’nin çöküşüyle CHP altında toplanıyor. Ancak, bu tek parti altında toplanma, rant belediyeciliğe bir dur demiyor. Yolsuzlukları ayyuka çıkan önceki ‘sosyal demokrat’ belediyecileri ne kadar yerden yere vursak azdır. Halkta, yıllardır, “zaten herkes yolsuzluk yapıyor; bari bize hizmet getirsin. Öncekiler, hizmet de getirmeyip yine yolsuzluk yapıyorlardı.” biçiminde bir algı oluşmuş durumda. Yerellerde, hizmet götürmek, birçok seçmen için temel ölçüt oluyor. Dolayısıyla, CHP’nin İstanbul büyükşehirdeki başarısız seçim kampanyası ve başarısız aday seçimi nedeniyle, büyük bir değişiklik olmazsa, AKP yine alacak. Büyük bir değişiklikten kasıt, Türkiye’de siyasetin bir diğer önemli oyuncusu olan Gülen Cemaati (GC). GC’nin, Erdoğan, Bakanlar Kurulu ve AKP’li adaylarla ilgili yolsuzluk dosyalarını biriktirdiği ve seçimlerden önceki haftalarda bir bir patlatacağı iddiaları, Gezi Direnişi’nin en sıcak anlarında bile kulislerde konuşuluyordu. Bu tür beklenmedik gelişmeler, bu tabloyu değiştirebilir; ama etkisi çok büyük de olmayabilir. İstanbul ilçelerinde, Gezi’nin adayını bulma sorunu, çok daha kolay çözümü olan bir sorun. CHP’li olsun, başka partili olsun, bağımsız olsun, tüm adaylara forumların ve genel olarak çapulcuları soracağı sorular belli: Gezi Direnişi sırasında ne yaptın? Katıldın mı? Ne düzeyde katıldın? Rant belediyeciliğine karşı önlemlerin neler? Halkı yerel yönetimde söz, yetki, karar ve iktidar sahibi yapmak için kullanacağın idari düzenekler ve önlemler nelerdir? (Forum, kent konseyi, belediye meclis, mahalle meclisi???) Bu soruları Gezi Ruhu’yla yanıtlayan adaylar, ilçelerde bulunuyor. İlçe düzeyinde tüm çapulcular, en uygun adayı saptayabilir (Kişisel olarak, Beyoğlu’nda, Maltepe’de ve Sarıyer’de uygun gördüğüm adaylar var). Ancak, konu, büyükşehir adayına geldiğinde, işler sarpa sarıyor. Seçmen sayısı daha az olan sol partilerin büyükşehir adayı göstermesi de sorunu çözmüyor. Bu partilerin toplam oyu, % 1’i bile geçmiyor. Dahası, basına da yansıdığı gibi, CHP’nin MHP kökenli adaylar nedeniyle ve cemaatlerle ve tarikatlarla dirsek teması dolayısıyla sağcılaşması, gelecek için umut vermiyor. Bu açıdan, çapulcular, ilçelerinde Gezi Ruhu’nu yansıtan adayları saptayıp onlara oy verirken; İstanbul büyükşehirde boykot seçeneği düşünülebilir. Bunun için, bir boykot programı gerekiyor. Zaten yeni büyükşehir yasası, yerellerin yetkilerini iyice kısmışsa, boykot daha anlamlı olabilir. Böylece, seçimden sonra, adaylara, Gezi’de yaptığımız gibi, “siyaseten bizi temsil etmiyorsunuz; bu nedenle, size oy yok; kazananın da meşruluğunu kabul etmiyoruz” deme şansımız doğar. Seçimlerde, Topbaş’ın alması, büyük olasılık. Ancak, kimi muhafazakar yorumculara göre, AKP, zaten, ekonomik nedenlerle ve cemaatle didişme dolayısıyla çöküş dönemine girmiş durumda. Bir seçimde dışarıda kalıp bir sonraki seçim için şimdiden hazırlanmak, belki de daha iyi. Yoksa, “300 bin yerine 600 bin alacağız; bizim başarı ölçümüz bu” demek, kimi partilerin tabanlarını ‘konsolide’ edebilir; ancak, yenilmeye mahkumdur. AKP’nin, büyükşehir seçimlerinde başarılı olursa (ki Gezi’nin örgütsüzlüğü nedeniyle başarılı olacak gibi görünüyor) daha otoriter davranacağı ve “bakın halk yine bizi seçti” diyeceği, doğru. Bundan sonra Gezi’ye kazma vurmayı yeniden düşüneceği kesin gibi. Demek ki, sıcak saatler, sıcak günler, sıcak haftalar ve aylar bizi bekliyor ve yeni Geziler... AKP’nin çöküş döneminde, sokağa kadar inmiş yerel yönetim ruhunun şansı çok; çünkü o, saksılarda değil direniş içerisinde büyüyebiliyor ancak.
    • Özetle, ilçelerde, adaylar, Gezi Ruhu’na göre tartılmalı; büyükşehir içinse boykot seçeneği dikkate alınmalı. Forumların acilen bu yönde tartışmalara girmesi gerekiyor. “Biz sandığa mahkum değiliz” biçiminde birçok forumda öne çıkan görüşlerin bir boykot programıyla desteklenmesi gerekiyor ve 5 yıl sonraki seçimler için şimdiden hazırlık yapılmalı. Bundan önce, genel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimleri için şimdiden çalışma yürütülmeli. “Bu daha başlangıç” sözü, gerçekten uzun erimli bir bakışa karşılık geliyorsa, bu, böyle olmalı.