Türkçe İmla Kılavuzu − Türk Dil Kurumu
——————————————————————
Türkçe İmla Kılavuzu
Türk Dil Kurumu
2000
Kaynak:
http://ekitap.kolayweb.com/
İçindekiler:
• SUNUŞ
• İMLÂ KURALLARI
• KESMELİ SÖZLER DİZİNİ
• DÜZELTME İŞARETLİ SÖZLER DİZİNİ
• İMLÂ KILAVUZU'NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER
•A
•B
•C
•Ç
•D
•E
•F
•G
•H
•I
•İ
•J
•K
•L
•M
•N
•O
•Ö
•P
•R
•S
•Ş
•T
•U
•Ü
•V
•W
•Y
•Z
(*)SUNUS
1
SUNUŞ
Harf sistemini kullanan yazılarda üç türlü imlâ düzeni vardır: 1. Sese (söyleyişe) bağlı imlâ düzeni,
2. Kökene bağlı imlâ düzeni,
3. Geleneğe bağlı imlâ düzeni.
Alfabe sistemi yüzyıllardan beri değişmemiş olan dillerde genellikle geleneğe bağlı imlâ düzeni hâkimdir.
Böyle dillerdeki imlâ düzeni, başlangıçta sese ve kökene bağlı olsa da zaman içinde söyleyişte meydana gelen
değişmeler imlâya yansıtılmadığı için imlâ, söyleyiş veya kökene bağlı olmaktan çıkar ve gelenekleşmiş olur.
Yeni alfabelerin uygulandığı dillerde ise söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni benimsenebilir. Ancak diller sürekli
bir değişim içinde olduğu, dolayısıyla söyleyiş de sürekli olarak değiştiği için bu tür imlâ düzenlerinde de
zamanla gelenekleşmeler başlar.
Bilindiği gibi Türk alfabesi de 1928'de kabul ettiğimiz yeni bir alfabedir. Tabiî olarak yeni alfabemizde
söyleyiş esas alınmış ve söyleyişe bağlı bir imlâ düzeni öngörülmüştür. Bu bakımdan yeni Türk alfabesi
dünyada örnek gösterilecek alfabelerden biridir. Ancak aşağıda belirteceğimiz bazı sebepler yüzünden
imlâmız bir türlü yerine oturamamış ve birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalınmıştır. Bu sebepler şunlardır:
1. Dil Encümeni tarafından hazırlanan ve 1929'da yayımlanan İmlâ Lûgati, bütün ihtiyaçlara cevap
verebilecek ayrıntılardan yoksundu. Yeni alfabenin kabul edilmesinden çok kısa bir süre sonra basılan bu imlâ
kılavuzunda birçok eksikliklerin olması tabiîdir. Ancak birkaç yıl içindeki uygulama da göz önünde
bulundurularak eksiklikler giderilebilir ve fazla zaman kaybetmeden ayrıntılı bir imlâ kılavuzu çıkarılabilirdi.
Oysa 1929'daki İmlâ Lûgati'nden ancak 12 yıl sonra, 1941'de yeni İmlâ Kılavuzu basılmıştır.
2. Geç de olsa 1941'de basılan İmlâ Kılavuzu, Türk imlâsının birçok sorununu çözmüş ve imlâda sorun
olabilecek birçok konuyu istikrara kavuşturmuştu. İmlâ kurallarının çoğu 1929'dan 1965'e kadar, tam 36 yıl
hiç değişmemiş ve böylece bir gelenek oluşmuştu. Ancak başına "yeni" sözü eklenerek ve 1. baskı olduğu
belirtilerek 1965'te basılan Yeni İmlâ Kılavuzu bazı değişiklikler getirmiş ve oluşmuş geleneği sarsmıştır. Söz
gelişi 1965'e kadar düzeltme işaretiyle yazılan lâstik, klâsik, plân, Lâtin gibi kelimelerden 1965'te düzeltme
işareti kaldırılmıştır. 1965'e kadar ayrı yazılan baba tatlısı, mine çiçeği, salkım söğüt gibi kelimeler, 36 yıl
sonra birleştirilmiştir. 1965'e kadar arabasiyle, ordusiyle şeklinde yazılan kelimelerin 1965 kılavuzuna göre
arabasıyla, ordusuyla şeklinde yazılması gerekmiştir. Burada birkaç örneğini gösterdiğimiz değişiklikler 1965
kılavuzuyla sınırlı kalmamış, yerleşmiş düzen bir defa sarsılınca artık sık sık değişikliklere gidilmiş ve
imlâdaki istikrar iyice bozulmuştur. Söz gelişi 1965'te sadece batı kökenli kelimelerden kaldırılan düzeltme
işareti, 1970'te lâtif, telâffuz gibi doğu kökenli kelimelerden de kaldırılmıştır. 36 yıllık arabasiyle sözünü
1965'te arabasıyla yapan yeni kılavuz 1970'te bu defa arabasıyle biçimini benimsemiş, 1977'de ise tekrar
1965'e dönmüştür. Meslekî, millî, resmî gibi kelimelerde 1977'ye kadar, tam 48 yıl kullanılan düzeltme işareti
1977'de nispet î'sinin üzerinden kaldırılmıştır. 1965'teki Yeni İmlâ Kılavuzu'yla başlayan ve burada ancak
küçük bir kısmını gösterdiğimiz bu değişiklikler, hem imlâmızdaki gelenek ve istikrarı ortadan kaldırmış, hem
de toplumda birçok tartışmalara yol açmıştır.
1982'de bir anayasa kuruluşu hâline getirilen ve buna göre yeniden düzenlenen Türk Dil Kurumunun
1985'teki İmlâ Kılavuzu'nda da birtakım değişikliklerin olması tabiîydi. Çünkü Kurum imlâda ilk defa
değişiklik yapmıyordu. Maalesef 1965'te değişiklikler başlamış ve imlâmızdaki istikrar bozulmuştu. Kurumun
istikrarsızlığa bir çözüm araması ve 1985'te çözümünü kamuoyuna sunması çok normaldi. Elbette bu çözüm
teklifine karşı da eleştiriler olacaktı ve oldu. Ancak tartışmaların ardı arkası kesilmediği gibi imlâmızdaki
istikrar da bir türlü sağlanamadı. Bütün bunları göz önünde bulunduran Türk Dil Kurumu, yeni baskı için İmlâ
Kılavuzu'nu tekrar gözden geçirmeye karar verdi. Kurum üyeleri arasından 7 kişilik bir komisyon oluşturuldu.
Talim ve Terbiye Kurulunun edebiyatçı iki üyesi de komisyona davet edildi. Bazen haftada birkaç defa
toplanılarak iki yıla yakın süreyle kılavuz üzerinde çalışıldı. Komisyonun hazırladığı taslak, dört gün boyunca
40 kişilik Bilim Kurulunda tartışıldı ve taslağa son şekil verildi.
Komisyon, yeni baskıda, aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulmasına karar vermişti:
2
1. İmlâ kuralları mümkün olduğu kadar kesin olmalı ve kesin bir ifade ile belirtilmelidir. Ancak çok zorunlu
durumlarda ikili şekillere ve ihtimallere izin verilmelidir.
2. İmlâ Kılavuzu üzerindeki eleştiriler de dikkate alınarak uzlaşmacı bir yol tutulmalıdır. Yeni değişikliklerle
yeni bir istikrarsızlığa yol açmak yerine imlâmızda az çok gelenekleşmiş hususlar benimsenmeli; tespit edilen
ilkelere aykırı da olsa gelenekleşmiş yazılışlar tercih edilmelidir.
3. İlkeler mümkün olduğu kadar ayrıntılı olmalı ve bol örneklerle açıklanmalıdır.
4. Kılavuzun dizin bölümü geniş tutulmalı, sözlükteki bütün maddeleri, hatta daha fazlasını kapsamalıdır.
Dizine bakan okuyucu, bitişik ayrı demeden her kelimeyi orada bulabilmelidir.
Yukarıdaki kararların uygulanması tabiî ki kolay olmamıştır. Özellikle ilkelerle gelenekleşmiş yazılışlar
arasındaki çelişki bizi sürekli olarak zorlamıştır. En büyük sıkıntının da birleşik kelimelerde ortaya çıktığı
görülmüştür. Birleşik kelimelerdeki bitişik yazma eğiliminin sınır tanımaz bir şekilde yaygınlaşması
karşısında bunu sınırlayıcı bir kuralın getirilmesi şart olmuştu. Yanlış eğilimi yaygınlaştıran düşünce şuydu:
İki veya üç kelimeden oluşan bir yapı; yeni bir nesne, kavram veya hareketi karşılıyorsa bitişik yazılır. Bu
durumda masa saati, duvar saati, masa takvimi, duvar takvimi, beyaz peynir, dil peyniri, şiş kebabı, kuş uçuşu,
lâvanta mavisi, kefal balığı, muhalefet partisi, örümcek ağı, pul biber, yok etmek, var olmak, arz etmek, azat
edilmek gibi binlerce kelimenin bitişik yazılması gerekecekti. Bir kısmı yazılmaya başlanmıştı bile. Evet
bunlar yeni nesne, kavram ve hareketleri karşılayan birleşik kelimelerdi; ama Türk imlâ geleneğinde bunları
bitişik yazmak yoktu. Üstelik bunları bitişik yazmak Türkçenin yapısına da uygun düşmüyordu; bitişik
yazılan kelime, tek kelime gibi algılanıyor ve vurgunun yeri değiştirilebiliyordu. Kara borsa ve yaş çay
kelimelerini bitişik gören spikerlerimiz vurguyu ikinci kelimeye kaydırarak dilimizin vurgu sistemini
bozuyorlardı. Esasen Türkçe; binlerce nesne, kavram ve hareketi tek kelimeyle değil, iki kelimeyle karşılayan
bir dildi ve bugüne kadar olduğu gibi bunların ayrı yazılmasında hiçbir sakınca yoktu. Bu bakımdan
komisyonumuz, öncelikle bitişik yazılan birleşik kelime ile ayrı yazılan birleşik kelime kavramlarını
birbirinden ayırdı ve bitişik yazılanlara bitişik kelime denmesini uygun gördü. Ses düşmesi, ses türemesi ve
vurgunun yer değiştirmesiyle kaynaşmış hâle gelen bitişikler dışındaki bitişik kelimeler için şu kuralı getirdik:
Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik
kelimeler bitişik yazılır. Demek ki bitişik yazılmak için yeni bir kavramı karşılamak yetmeyecekti;
kelimelerden en az birisinin anlam değişmesine uğraması şart olacaktı ve bu değişik anlam, kelimenin
yalnızken taşıdığı anlamlardan biri olmayacaktı; birleşme sırasında ortaya çıkacaktı. Söz gelişi kapı kolu,
kapı'dan da kol'dan da farklı yeni bir nesnenin adıdır; ama birleşiği oluşturan her iki kelime de kendi anlamını
korumaktadır. Kol kelimesi "insanın kolu" anlamında olmadığı için ilk bakışta anlamca farklılaşmış
görünüyorsa da kol'un bu anlamı yalnız kullanıldığında da mevcuttur; anlam farklılaşması birleşme sırasında
olmamıştır; o hâlde bu birleşik, ayrı yazılmalıdır. Buna karşılık bir alet adı olan kargaburnu sözünde ne karga
ne burun vardır; bu kelimeler birleşme sırasında kendi anlamlarından çıkmışlar ve benzetme yoluyla yeni bir
nesneye ad olmuşlardır; o hâlde bu birleşik, bitişik yazılmalıdır. İmlâ kuralları bölümümüzde bütün bunlar
gruplara ayrılarak ve bol örneklerle desteklenerek gösterilmiştir. Ayrıca gelenekten gelen bütün bitişik
kelimeler de mümkün olduğu kadar sınıflandırılarak ayrı ayrı maddeler hâlinde belirtilmiştir. Aynı şekilde
ayrı yazılan birleşik kelimeler de sınıflandırılmış ve madde madde gösterilmiştir. Hangi tür birleşik kelimenin
bitişik yazılışının gelenekleştiği tabiî yine de tartışılacak bir konudur. Biz böyle durumlarda bütün imlâ
kılavuzlarına başvurarak bitişik yazılışı gelenekleşmiş olan yapı ve kelimeleri belirlemeye çalıştık.
İmlâ kılavuzlarının büyük çoğunluğunda bitişik olanları gelenekleşmiş saydık. Bitişik veya ayrı yazılışlar
çeşitli imlâ kılavuzlarında farklılık gösteriyorsa tabiî ki yukarda belirlediğimiz kurala uyduk. Bu arada birçok
imlâ kılavuzunda bitişik yazılan fakat yaygın olarak kullanılmayan yapı ve kelimeleri de gelenekleşmiş
saymadık.
Hane, zade, name, perver, perest gibi kelimelerle, Farsça kurala göre oluşturulan yemekhane, dayızade,
beyanname, vatanperver, putperest gibi birleşiklerle yine Farsça ve Arapça kurallara göre oluşturulan
ehvenişer, gayrimenkul, methüsena, özbeöz, daüssıla, aleykümselâm, maşallah, fisebilillâh gibi birleşiklerin
bitişik yazılması tabiîdir. Bunlar kalıp olarak, tek bir kelime gibi dilimize yerleşmişlerdir ve bu kalıplar yeni
3
kelime yapımında artık kullanılmamaktadır. Buna karşılık Türkçe kurallara göre kurulan benzer anlamlardaki
birleşiklerin, gelenekleşmedikleri takdirde bitişik yazılmalarına gerek yoktur. Söz gelişi aş evi, doğum evi ayrı
yazılır. Bu örneklerde kelimeler kendi anlamlarını korumaktadır ve aynı yapıyla huzur evi, konuk evi gibi pek
çok yeni terim yapılmıştır.
Kuruluşların kanunca belirlenmiş adlarına da İmlâ Kılavuzu'nun müdahale etmesi düşünülemez. Dışişleri
Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu gibi kuruluşların özel adları tabiî ki kanunda belirlendiği
gibi kullanılacaktır; ancak bir kuruluş adı söz konusu olmayıp kavramlardan bahsediliyorsa bunların iç işleri,
yüksek öğretim şeklinde ayrı yazılması, imlâ kurallarımızın gereğidir.
Uzun ünlülerin belli durumlar dışında gösterilmemesi, kesmesiz söylenişi yadırganmayan kelimelerde kesme
işaretlerinin kullanılmaması, Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulmuş birleşik yapıların tek bir kelime
şeklinde bitişik yazılması ve bunlarda kesme, kısa çizgi gibi birtakım işaretlerin kullanılmaması vb. kurallar
tabiî ki ilmî yayınları içine almaz. Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan
alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, bu çalışmaların gerektirdiği yazılış ve işaretlere başvurulabilir; bu hususa
kuralların ilgili bölümlerinde de yer verilmiştir. Ağızlara ait farklı söyleyişlerin de bilimsel çalışmalarda ve
sanat eserlerinde gösterilebileceğini unutmamak gerekir.
Kılavuz hazırlanırken bugüne kadarki bütün kılavuzlara bakılmış ve imlâda sorun olan birçok husus veya
kelimenin eski kılavuzlarda yer almadığı hayretle görülmüştür. Biz, hiçbir konunun açıkta kalmamasına,
sorun olan her nokta ve kelimenin kılavuzda yer almasına çalıştık. Bu bakımdan elimizdeki kılavuz, bugüne
kadarki en ayrıntılı kılavuz olmuştur. Bütün bunlara rağmen imlâda istikrara kavuşmak, bütün toplumun
uzlaşmasına ve bundan da önemli olarak herkesin imlâda titizlik göstermesine bağlıdır. Özellikle her gün
insanımızın eline ulaşan basın yayın organlarının gerekli titizlik ve duyarlığı göstermesi şarttır.
Gazetelerimizde imlâ kurallarına uyulursa bu dalga dalga bütün topluma yayılır. Tabiî okullarımızda imlâ
kurallarının titizlikle öğretilmesi ve konunun öneminin öğrencilere benimsetilmesi temel şarttır.
Bu kılavuzdan sonra da şüphesiz eleştiriler olacaktır. Yapıcı eleştirilerin dikkate alınacağı da muhakkaktır.
İmlâ konusunda toplumca göstereceğimiz duyarlık, bu kılavuzun işlevinin daha iyi bir şekilde yerine
getirilmesini sağlayacaktır.
Türk Dil Kurumu
OKUYUCULARIN DİKKATİNE
1. Okuyucular İmlâ Kılavuzu'nun yalnız dizin bölümünü kullanmakla kalmamalı, kurallar bölümünü de
okumalı, hatta sık sık bu bölüme de başvurmalıdırlar.
2. “İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir. Uyarılar, yanlış anlamaları ve sık yapılan hataları
önleyici niteliktedir.
3. Yine kurallar bölümünde, bazı bölüm ve cümlelerin sonunda bk. veya krş. şeklinde göndermeler yer
almıştır. Kılavuzu kullananlar, gönderilen yere baktıkları takdirde konuyu daha iyi anlayacaklardır.
4. Kılavuzun dizin bölümüne, bitişik yazılsın, ayrı yazılsın bütün kelimeler alınmaya çalışılmıştır. Bitişik
yazılan birleşik fiillerde hem −ma'lı, hem −mak'lı mastarlar alınmış; ayrı yazılanlarda −mak'lı mastarlarla
yetinilmiştir.
5. Ver−, bil−, dur−, kal− yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiiller, kalıplaşmış olanlar dışında, dizine
alınmamıştır. Buna karşılık sınırlı sayıda fiille kullanılan gel−, koy−, yaz− yardımcı fiilleriyle kurulanlar
dizinde gösterilmiştir.
4
6. Dilimizde iki şekilde kullanılan kelimeler vardır: Üzere−üzre, sahife−sayfa, İbranîce−İbranca gibi. Bu tür
kelimelerin her iki şekli de yanlış olmadığı için dizinde kendi sıralarında ayrı ayrı yer almışlardır.
7. Dizinde, bazı sözlerin yanında yay ayraç içinde açıklamalar verilmiştir. Açıklamalar, kelimelerin doğrudan
doğruya tanımını veya anlamını vermek üzere konulmamıştır. Sadece kelimenin ne olduğunu açıklamak ve
karıştırılabilecek benzer kelimelerden o kelimeyi ayırmak için açıklamalara başvurulmuştur.
8. Eklerle kullanılırken bazı kelimelerin sonlarında çeşitli ses olayları meydana gelmektedir. Ağaç, kâğıt,
kavak gibi kelimeler ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında sonlarındaki ünsüz tonlulaşmaktadır: ağacı, kâğıdı,
kavağı... Bazı kelimeler ise son hecedeki ünlülerini düşürmektedirler: gönlü, zikri, ağzı... Bütün bu değişmeler
dizinde ağaç,−cı; gönül,−nlü şeklinde gösterilmiştir. Eklerle kullanılırken değişime uğramayan kelimeler için
herhangi bir belirtmeye ihtiyaç duyulmamıştır. Söz gelişi hukuk kelimesi dizinde sadece hukuk şeklinde yer
almaktadır. Bu, −u ekini aldığı zaman kelimenin hukuku şeklinde olduğunu, asla hukuğu şekline dönmediğini
gösterir. Ancak bu konuda da ikili şekillerin bulunabileceğini gözden uzak tutmamak gerekir: yoku~yoğu,
ağza~ağıza, göğse~göğüse.
Bazı alıntı kelimelerde son hecede kalın ünlü bulunduğu hâlde, ek ince olarak gelmektedir. Bu durum da
dizinde gösterilmiştir: kalp,−bi, saat,−ti.
9. İsim tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ek alırken araya bir n sesi girer: kaynanadilini, dereotunu...
Bu tür birleşik kelimelerin çok az bir kısmında n bulunmaz: ayakkabıyı, yüzbaşıyı. Eki −yı şeklinde alanlar
dizinde gösterilmiştir. Bu şekilde gösterilmeyenlerin eki −nı şeklinde aldığı unutulmamalıdır.
İsim tamlaması yapısındaki yer adlarında ise ek hangi şekilde olursa olsun gösterilmiştir. Adapazarı'nı,
Altınözü'nü...
10. Dilimize mal olmamış kelimeler (ödünçlemeler) dizinde eğik yazı ile ve özgün imlâları korunarak
belirtilmiştir: check−up, fuel−oil...
Türk Dil Kurumu
(*)KURALLAR
HARFLER VE ALFABE
Harfler
Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak
gerekir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşim olarak tanımlanan ses, dili
oluşturan en küçük birimdir. Harf ise seslerin yazıdaki karşılığıdır.
Türk alfabesi
Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir.
5
Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 1.XI.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu
kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır.
Türk alfabesindeki harfler, kanuna göre aşağıdaki şekilde sıralanmıştır:
Yeni Türk yazı sisteminde her ses için ayrı bir harf ilkesi gözetilmiştir. Ancak, boğumlanma noktaları farklı
olan, kalın ve ince olmak üzere iki türü bulunan g, k, l sesleri için birer harf yeterli görülmüştür (bk. Düzeltme
işareti 2).
Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Illinois,
Indiana, Innsbruck, Ionesco, Iowa, Istrati gibi. Türk imlâ kurallarında da yabancı isimlerde büyük i harfinin
noktasız yazılışı benimsenmiştir. Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde bu tür isimler noktasız yazılır; ancak, bu
isimler i sırasında yer alır.
Yabancı alfabelerde kullanılan q, w, x harfleri; sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ... p, q, r ... ...v, w, x, y
sırasına göre yer alır.
SESLER VE SES UYUMLARI
Türkçede sesler, ünlüler ve ünsüzler olmak üzere iki ana gruba ayrılır.
Ünlülerin nitelikleri
Dilimizde 8 ünlü vardır: a, e, ı, i, o, ö, u, ü.
Bunlar, çıkış yeri ve dilin durumuna, dudakların durumuna, ağzın açıklığına göre şu şekilde sınıflandırılır:
A. Çıkış yeri ve dilin durumuna göre
1. Kalın ünlüler: a, ı, o, u
2. İnce ünlüler: e, i, ö, ü
B. Dudakların durumuna göre
1. Düz ünlüler: a, e, ı, i
2. Yuvarlak ünlüler: o, ö, u, ü
C. Ağzın açıklığına göre
1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö
2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü
Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir:
DÜZ
YUVARLAK
Geniş
6
Dar
Geniş
Dar
Kalın
a
ı
o
u
İnce
e
i
ö
ü
Uzun ünlü
Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren
kelimelerde görülür: şair (şa:ir), numune (numu:ne), iman (i:man). Bu örneklerde iki noktadan önceki harfin
gösterdiği ses uzun ünlüdür ve uzun söylenir. Ancak, birçok kelimede uzun ünlü kısalmıştır: beyaz, hiç, rahat,
ruh. Bu örneklerdeki koyu harflerle belirtilen sesler, alındıkları dilde uzun oldukları hâlde Türkçede kısa
söylenir.
Uzun ünlülü kapalı hecelerle biten kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında veya yardımcı fiillerle birlikte
kullanıldıklarında, açık hâle gelen hecenin ünlüsündeki uzunluk çoğunlukla yeniden ortaya çıkar: esas / esasen
(esa:sen), esası (esa:sı); hayat / hayatı (haya:tı); kanun / kanunen (ka:nu:nen), kanunî (ka:nu:nî); ruh / ruhum
(ru:hum), ruhanî (ru:ha:nî); usul / usulü (usu:lü); vicdan / vicdanen (vicda:nen), vicdanî (vicda:nî); ahbap
olmak (ahba:b olmak), hitap etmek (hita:b etmek). Bazı örneklerde bu durumda da kısalma görülür: beyaz /
beyazı, can / canım, Kemal / Kemal'i, kitap / kitaba, meydan / meydana, meydana gelmek.
Uzun ünlüler, belli durumlar dışında yazıda gösterilmez: adalet (ada:let), badem (ba:dem), beraber (bera:ber),
idare (ida:re), ifade (ifa:de), işaret (işa:ret), kaide (ka:ide), numune (numu:ne), rica (rica:), şair (şa:ir), şive
(şi:ve), şube (şu:be), vali (va:li), vefa (vefa:).
Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana gelebilir:
Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir.
Eski yazılı metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda
uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir.
Düzeltme işareti
Düzeltme işaretinin (^) iki görevi vardır: Uzatma ve inceltme. Bu işaretin kullanılacağı yerler aşağıda
7
gösterilmiştir:
1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlülerin
üzerine düzeltme işareti konur: adem (yokluk), âdem (insan); adet (sayı), âdet (gelenek, alışkanlık); alem
(bayrak), âlem (dünya, evren); alim (her şeyi bilici), âlim (bilgin); aşık (ayak bileğindeki kemik), âşık
(vurgun, tutkun); hakim (hikmet sahibi), hâkim (yargıç); hali (pazar yerini), hâli (durumu, vaziyeti); hala
(babanın kız kardeşi), hâlâ (henüz); şura (şu yer), şûra (danışma kurulu).
Yazılışları bir, işlevleri ve okunuşları farklı olan Arapça bi−, Farsça bî− ön eklerini birbirinden ayırt etmek
için okunuşu uzun olan Farsça bî− ön ekinde düzeltme işareti kullanılır: bîçare (çaresiz), bîtaraf (tarafsız),
bîvefa (vefasız); bihakkın (hakkı ile), bizatihi (kendiliğinden), bilumum (bütün, hepsi).
UYARI : Katil (< katl = öldürme) kelimesiyle karışma ihtimali olduğu hâlde katil (ka:til = öldüren)
kelimesinin düzeltme işareti konmadan yazılması yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmada düzeltme işaretinin k'yi
ince okutması endişesi etkili olmuştur.
2. Arapça ve Farsçadan dilimize giren birtakım kelime ve eklerde g, k, l ünsüzlerinin ince okunduğunu
göstermek için, bu ünsüzlerden sonra gelen a ve u sesleri üzerine düzeltme işareti konur: dergâh, gâvur,
ordugâh, tezgâh, yadigâr; dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, mahkûm, mekân, mezkûr, sükûn, sükût; ahlâk,
billûr, evlât, felâket, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle,
telâş, üslûp.
Batı kökenli kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: klâsik,
lâhana, lâik, lâmba, Lâtin, melânkoli, plâk, plâj, plân, reklâm.
UYARI : Lâik sözünde l ince okunur, a uzatılmaz.
Ses yansımalı kelimelerde de l ünsüzünün ince okunduğunu göstermek için düzeltme işareti kullanılır: lâpa
lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak.
3. Nispet î'sini göstermek için düzeltme işareti kullanılır: ahlâkî, dâhilî, dünyevî, edebî, fikrî, haricî, iktisadî,
insanî, medenî, sıhhî, siyasî. Böylece (Türk) askeri ve askerî (okul), (İslâm) dini ve dinî (bilgiler), (fizik) ilmi
ve ilmî (tartışmalar), (Atatürk'ün) resmi ve resmî (kuruluşlar) gibi anlamları farklı kelimelerin karıştırılması
önlenmiş olur.
Söyleyişte kısalmış olan nispet î'lerine düzeltme işareti konmaz: çengi, çini, tiryaki, zenci; Kutsi, Necmi,
Ruhi.
Nispet î'si bazı Türkçe kelimelerde de kullanılır: altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî. Bu örneklerde ikinci heceler
de uzun söylenir.
Türkü (< Türkî), varsağı (< Varsağî), Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet î'si ünlü uyumlarına
uymuştur.
Nispet î'si alan kelimelere Türkçe ekler getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır: ciddîleşmek, ciddîlik,
millîleştirmek, millîlik, resmîleştirmek, resmîlik.
Sözlük, dizin ve ansiklopedilerde düzeltme işareti almamış olan kelimeler önce gelir.
adet (sayı)
âdet (gelenek, alışkanlık).
Ünsüzlerin nitelikleri
8
Dilimizde 21 ünsüz vardır: b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, p, r, s, ş, t, v, y, z.
Ünsüzler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre iki gruba ayrılır:
1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler,
2. Tonsuz (sert) ünsüzler.
Ses tellerinin titreşmesiyle oluşan ünsüzlere tonlu (yumuşak) ünsüzler adı verilir: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y,
z.
Ses telleri titreşmeden oluşan ünsüzlere tonsuz (sert) ünsüzler denir: ç, f, h, k, p, s, ş, t.
Türk alfabesinde her ünsüz bir harfle yazılır. Buna karşılık Almanca, Fransızca, İngilizce, Macarca gibi
dillerde tek sesi göstermek için ikili veya üçlü harfler de kullanılır: ch, cs, cz, sch, sh, sz, zs gibi. Bunlar,
sözlük, dizin ve ansiklopedilerde ch, cs ... şeklinde alfabetik sıraya girerler.
Lâtin alfabesine dayanan Çek, Hırvat, Romen vb. ulusların yazı sistemlerinde birtakım özel harfler de vardır: ,
š, ~, c gibi.
Bugünkü Türkiye Türkçesinde kökeni Türkçe olan kelimelerin sonunda tonlu (yumuşak) b, c, d, g ünsüzleri
bulunmaz: ağaç, ak, at, büyük, ip, ot, saç, üç, yoğurt, yurt. Ancak, anlam farkını belirtmek üzere ad, od, sac
gibi birkaç kelimenin yazılışında buna uyulmaz: ad (isim), at (binek hayvanı); od (ateş), ot (bitki); sac (yassı
demir), saç (kıl).
Dilimizdeki alıntılar da hac, şad, yad gibi birkaç örnek dışında, kelime sonunda tonsuzlaşma kuralına
uymuştur: sebep (< sebeb), kitap (< kitab), bent (< bend), cilt (< cild), bant (< band), etüt (< etüd), metot (<
metod), standart (< standard), ahenk (< aheng), hevenk (< aveng), renk (< reng). Bu gibi alıntılar ünlü ile
başlayan bir ek aldıklarında tonsuz (sert) ünsüzler tonlulaşır (yumuşar): sebep / sebebi, kitap / kitabı, bent /
bendi, cilt / cildi, etüt / etüdü, metot / metodu, ahenk / ahengi, hevenk / hevengi, renk / rengi. Buna karşılık
bank, tank gibi birkaç yabancı kelime bu kurala uymaz.
UYARI : Bazı alıntı sözlerde tonlulaşma (yumuşama) olmaz: ahlâk / ahlâkın, cumhuriyet / cumhuriyete, evrak
/ evrakı, hukuk / hukuku, ittifak / ittifaka, sepet / sepeti.
Birden fazla heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri iki ünlü arasında kalınca tonlulaşarak
(yumuşayarak) b, c, d, ğ'ye dönüşür: çalap / çalabı, kelep / kelebi; ağaç / ağacı, kazanç / kazancı; geçit /
geçidi, kanat / kanadı; başak / başağı, bıçak / bıçağı, çocuk / çocuğu, dudak / dudağı, durak / durağı, uzak /
uzağı.
Tek heceli kelimelerin sonunda bulunan p, ç, t, k ünsüzleri ise iki ünlü arasında kalınca çoğunlukla korunur:
ak / akı; at / atı; ek / eki; et / eti; göç / göçü; ip / ipi; kaç / kaça, kaçıncı; kök / kökü; ok / oku; ot / otu; saç /
saçı; sap / sapı; suç / suçu; üç / üçü, üçüncü. Ancak, tek heceli olduğu hâlde sonundaki ünsüzü tonlulaşan
(yumuşayan) kelimeler de vardır: but / budu, dip / dibi, gök / göğü, kap / kabı, kurt / kurdu, uç / ucu, yurt /
yurdu.
Dilimizde tonsuz (sert) ünsüzle biten kelimelere gelen ekler tonsuz (sert) ünsüzle başlar: aç−tı, aş−çı,
bak−tım, bas−kı, çiçek−ten, düş−kün, geç−tim, ipek−çi, seç−kin, seç−ti, süt−çü. Buna karşılık üçgen, dörtgen,
beşgen, dikgen, çokgen kelimeleri bu kurala uymaz.
Büyük ünlü uyumu
Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de
kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun,
9
boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük.
Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.
Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak,
kardeş, şişman.
Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân,
fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare,
model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr,
ziyafet, ziyaret. Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: duvar (< di:va:r), kalıp (<
ka:lib), pırlanta (< brillante), surat (< su:ret).
Dilimizdeki −daş (−taş), −gil, −ken, −ki, −leyin, −(ı, i, u, ü)mtırak, −(ı, i, u, ü)yor ekleri de bu kurala uymaz:
gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin;
ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor.
Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar:
adalet−sizlik, anne−si, elma−lı, harita−cılık, hangi−si, içiyor−lar, kardeş−lik, kare−li, kitap−lardan,
metod−umuz, meslektaş−ımız, şişman−lık, tarih−çilerimiz, veriyor−du.
Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: alkol / alkolü,
emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. Bu
örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır.
Küçük ünlü uyumu
Küçük ünlü uyumu kuralı iki yönlüdür:
1. Bir kelimenin birinci hecesinde düz bir ünlü (a, e, ı, i) varsa, sonraki hecelerde de düz ünlüler bulunur:
anlaşmak, yanaşmak, kayıkçı, ısırmak, ılıklaşmak, seslenmek, yelek, bilek, çilek.
2. Bir kelimenin birinci hecesinde yuvarlak bir ünlü (o, ö, u, ü) varsa, yuvarlak ünlülü heceyi izleyen ilk
hecede dar yuvarlak (u, ü) veya geniş düz (a, e) ünlüler bulunur: boyunduruk, çocuk, odun, yorgunluk,
yoklamak, vurmak, yumurta, uçtu, önde, özlemek, güreşmek, sürmek.
Bu tür kelimelere geniş düz (a, e) ünlü taşıyan bir ek geldiği zaman sonraki hecelerin ünlüleri geniş düz (a, e)
olabildiği gibi düz dar (ı, i) da olabilir: boylarını, uygunlaşır, günleri, öndeyiz, yoldayız. Bu durum küçük ünlü
uyumuna aykırı değildir.
Dilimizde küçük ünlü uyumuna aykırı bazı kelimeler vardır: avuç, avurt, çamur, kabuk, kavuk, kavun,
kavurmak, kavuşmak, savurmak, yağmur.
Küçük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir alkol, daktilo, doktor, horoz, radyo, konsolos,
profesör, aktör, bandrol, kabul, mühim, muzır, müzik, mümin, vakur. Ancak bazı alıntı sözler küçük ünlü
uyumuna uydurulmuştur: müdür (< müdi:r), mümkün (< mümki:n), müşkül (< müşkil).
Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar: kavun−u, yağmur−luk,
mümin−lik, müzik−çi.
Unutmamak gerekir ki, Türkiye Türkçesindeki kelimelerin ünlü düzenini, büyük ünlü ve küçük ünlü
uyumlarıyla, birinci heceden sonra o, ö seslerinin bulunmaması kuralı birlikte belirler. Bu ünlü düzeni ve ilk
heceyi izleyen ünlü türleri aşağıdaki tabloda görülmektedir:
−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−
10
a ’ a, ı (bakar, alır) o ’ u, a (omuz, oya)
−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−
e ’ e, i (geçer, gelir) ö ’ ü, e (ölçü, ördek)
−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−
ı ’ ı, a (kılıç, kısa) u ’ u, a (uzun, uzak)
−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−
i ’ i, e (ilik, ince) ü ’ ü, e (ütü, ürkek)
−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−− −−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−−
BAZI KELİME VE EKLERİN YAZILIŞI
Türkçenin yazılışında tek sese tek harf ilkesi benimsendiği için genellikle büyük sorunlarla karşılaşılmaz.
Ancak, bazı kelime ve eklerde özel durumlar söz konusudur. Bu bakımdan bu tür eklerle kelimelerin yazılışı
üzerinde ayrıca durmak gerekir. Sayıların yazılışı da özel olarak ele alınması gereken konulardan biridir.
a − ı, e − i değişmesi
Dilimizde a, e ünlüsü ile biten fiillerin şimdiki zaman çekiminde, söyleyişte de yazılışta da a sesleri ı, u; e
sesleri i, ü olur: başlıyor, kanıyor, oynuyor, doymuyor; izliyor, diyor, gelmiyor, gözlüyor.
Birden çok heceli olup a, e ünlüleri ile biten fiiller, ünlüyle başlayan ek aldıkları zaman bu fiillerdeki a, e
ünlülerinde söyleyişte yaygın bir daralma (ı ve i'ye dönme) eğilimi görülür. Ancak, söyleyişteki ı, i sesleri
yazıya geçirilmez: başlayan, yaşayacak, atlayarak, saklayalı, atmayalım, gelmeyen, izlemeyecek, gitmeyerek,
gizleyeli, besleyelim.
Buna karşılık tek heceli olan demek ve yemek fiillerinde, söyleyişteki i sesi yazıya da geçirilir: diyen, diyerek,
diyecek, diyelim, diye; yiyen, yiyerek, yiyecek, yiyelim, yiye, yiyince, yiyip. Ancak deyince, deyip
örneklerindeki e yazılışta korunur.
i − ı değişmesi
Dilimize Arapçadan girmiş bulunan kelimelerde kalın k'den sonra gelen i sesi, ı'ya döner ve ı ile yazılır:
inkılâp, inkıraz, inkısam, inkıta, inkıyat.
UYARI : Hâkimiyet kelimesindeki k incedir. Dolayısıyla önündeki ünlü de i'dir. Hâkımiyet şeklinde telâffuz
edilmemelidir.
u − ü değişmesi
"Kul" anlamına gelen Arapça abd kelimesiyle kurulmuş olan özel adlarda u sesi çoğunlukla ü'ye dönüşmüştür
ve ü ile yazılır: Abdülaziz, Abdülhamit, Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülmecit, Abdürrahim, Abdüsselâm.
Buna karşılık Abdullah, Abdurrahman gibi birkaç örnekte u korunmuştur.
Ünlü düşmesi
Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler
11
genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin /
beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül /
gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek.
b − p değişmesi
Alıntı kelimelerde s ünsüzünden sonra gelen b sesi ünsüz benzeşmesine uğrayarak p'ye dönüşür ve p ile
yazılır: ispat, kispet, müspet, naspetmek, nispet, tespih, tespit.
UYARI : s dışındaki tonsuzlardan sonra gelen b'ler p'ye dönmez: ikbal, makbul, takbih, tatbik, teşbih.
c − ç değişmesi
Alıntı kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden önce gelen c, ç sesine dönüşür ve ç ile yazılır: eçhel, içtihat,
içtimaî, içtinap, meçhul.
Buna karşılık Arapçadan dilimize giren kelimelerde tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen c korunmuştur:
mescit, tehcir, tescil, teşci.
d − t değişmesi
Dilimize Farsçadan geçen −dar ekindeki d sesi tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra ünsüz benzeşmesine uğrayarak
t sesine dönüşmüştür: emektar, minnettar, silâhtar, taraftar. Dilimize Arapçadan geçen miktar kelimesi ile
Hayrettin, Seyfettin, Necmettin gibi özel adlarda da d sesi t'ye dönmüştür.
Buna karışlık Arapçadan dilimize giren birçok kelimede tonsuz (sert) ünsüzlerden sonra gelen d korunmuştur:
takdim, takdir, takdis, tasdik, tekdir.
Alıntı kelimelerin hece sonlarında bulunan d sesi ise kendisinden sonra gelen tonsuz ünsüzlerin etkisinde
kalarak t sesine dönüşür ve t ile yazılır: metfun, methal, methiye, tetkik.
ğ − v değişmesi
Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek,
gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin
v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de
büsbütün ortadan kalkmış değildir.
n − m değişmesi
Dilimizde b ünsüzünden önce gelen n ünsüzü bazı örneklerde m'ye dönüşür: saklambaç (< saklanbaç),
dolambaç (< dolanbaç), ambar (< anbar), amber (< anber), cambaz (< canbaz), çarşamba (< çeharşenbe),
perşembe (< pencşenbe), çember (< çenber), kümbet (< gunbed), memba (< menba), mümbit (< munbit),
tambur (< tunbur). Buna karşılık İstanbul, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir
kayma olmasına rağmen yazıda n sesi korunur.
Ünsüz türemesi (y − v)
Türkçe kökenli kelimelerde iki ünlü yan yana bulunmadığından bazı alıntı kelimelerde ünlüler arasında y, v
sesleri türemiştir: fiyat (< fiat), fayda (< faide), zayıf (< zaif), mavna (< ma'ûna); konservatuvar, lâboratuvar,
pisuvar, repertuvar, trotuvar, tuval, tuvalet.
12
Buna karşılık birçok örnekte y, v türemesi görülmez: duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, kuartet, lâik, puan,
suare.
Ünsüz düşmesi
Türkçede ikiz (şeddeli) ünsüz bulunmaz. Bu bakımdan Arapçadan dilimize girmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz
bulunan kelimelerin yalın durumunda ünsüzlerden biri düşer (ünsüz tekleşir): hak (< hakk), his (< hiss), ret (<
redd), zan (< zann), zem (< zemm). Bu tür kelimelere ünlüyle başlayan bir ek geldiği zaman düşen ünsüz
ortaya çıkar: hak / hakka, his / hissimiz, ret / reddi, zan / zannımca, zem / zemmi (bk. Birleşik kelimeler A. 3).
Öte yandan afv kelimesinde v düşmüş ve bu durum yazıya da geçmiştir: af (< afv). Ancak, kelime ünlüyle
başlayan bir ek aldığı zaman f sesi ikizleşir: affa uğramak (bk. Birleşik kelimeler A. 3).
Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi göstermekle
birlikte yazılışta korunur: çift, rast, serbest.
Farsçadan dilimize girmiş hane sözüyle yapılan birleşik kelimelerde ha hecesi korunmuştur: birahane,
muayenehane, yazıhane; darphane, dökümhane, yatakhane. Görüldüğü gibi kelime ünlüyle de ünsüzle de bitse
ha hecesi korunmaktadır. Bazı örneklerde ise söyleyişte düşme eğilimi görülür. Yazıda birliğin sağlanabilmesi
için bu tür örneklerde de ha hecesinin yazılması gerekir: dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane
(bk. Birleşik kelimeler A. 24).
UYARI : Fransızcadan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesinde söyleyişte de yazılışta da r ünsüzü korunur;
kelimenin süpriz şeklinde söylenmesi yanlıştır.
Mastar eklerinin yazılışı
−ma, −me ile biten mastarlar −a, −e, −ı, −i ekleriyle genişletildiğinde araya y koruyucu ünsüzü girer:
kazanma−y−a, aldanma−y−ı, okuma−y−a, yazma−y−ı, sevme−y−e, görme−y−i, gülme−y−e, silme−y−i.
−mak, −mek ile biten mastarlardan sonra −a, −e, −ı, −i eklerinden biri gelirse −k ünsüzü yumuşar: ... yazmağa
(başladı). ... bildirmeğe (geldim). Ancak mastarlarda y'li yazılışa doğru güçlü bir eğilim vardır.
Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar
Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e
ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz,
gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın,
başlayacağım.
Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır:
başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim.
İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız,
başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler.
−ken ekinin yazılışı
−ken (< iken) eki büyük ünlü uyumuna uymaz. Getirildiği kelimenin ünlüleri kalın da olsa, bu ekin ünlüsü
ince kalır: okur−ken (< okur iken), yazar−ken (< yazar iken), çalışır−ken (< çalışır iken), uyur−ken (< uyur
iken), başlar−ken (< başlar iken), durmuş−ken (< durmuş iken), olgun−ken (< olgun iken), durgun−ken (<
durgun iken), okulday−ken (< okulda iken), yolday−ken (< yolda iken).
−ki aitlik ekinin yazılışı
13
−ki aitlik eki ünlü uyumlarına uymaz: akşamki, yarınki, duvardaki, Turgut'unki, yoldaki, ondaki, yazıdaki,
onunki.
Yalnız birkaç örnekte bu ek, ünlü uyumlarına uyar: bugünkü, dünkü, öbürkü.
mı, mi, mu, mü soru ekinin yazılışı
mı, mi, mu, mü soru eki gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne
bağlı olarak ünlü uyumlarına uyar ve mı, mi, mu, mü biçimlerini alır: Kaldı mı? Sen de mi Brutus? Olur mu?
İnsanlık öldü mü?
Soru ekine birtakım ekler de getirilebilir. Bu ekler soru ekiyle bitişik yazılır: Verecek misin? Okuyor muyuz?
Çocuk muyum? Gelecek miydi? Ölür müsün, öldürür müsün?
Bu ek sorudan başka görevlerde kullanıldığı zaman da ayrı yazılır: Güzel mi güzel! Yağmur yağdı mı dışarı
çıkamayız.
Da, de bağlacının yazılışı
Da, de bağlacı ayrı yazılır; ancak, kendisinden önceki kelimenin son ünlüsüne bağlı olarak büyük ünlü
uyumuna uyar ve da, de biçimini alır: Kızı da geldi gelini de. Orhan da biliyor. Oğluna da bildirdi. Sen de mi
kardeşim? Güç de olsa. Konuşur da konuşur.
İmlâmız, lisanımız düzelince, lisanımız da kafamız düzelince düzelecek, çünkü o da ancak onlar kadar
bozuktur, fazla değil!
(Yahya Kemal Beyatlı)
UYARI : Ayrı yazılan da, de hiçbir zaman ta, te şeklinde yazılmaz.
UYARI : Ya sözüyle birlikte kullanılan da mutlaka ayrı yazılır (ya da).
UYARI : Da, de bağlacını kendisinden önceki kelimeden kesme ile ayırmak yanlıştır. Bu bağlacı tamamen
ayrı yazmak gerekir: Ayşe de geldi (Ayşe'de geldi değil).
UYARI : Bulunma hâli eki olan −da, −de, −ta, −te'nin da, de bağlacı ile hiçbir ilgisi yoktur; bulunma hâli eki
getirildiği kelimeye bitişik yazılır: devede kulak, evde kalmak, yolda kalmak, ayakta durmak, çantada keklik.
Yeme de yanında yat.
Yurtta sulh, cihanda sulh. (Mustafa Kemal Atatürk)
Dilde, fikirde, işte birlik. (İsmail Gaspıralı)
İle sözünün ek olarak yazılışı
1. İle sözü, ünlüyle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek,
büyük ünlü uyumuna uyar: baltayla (balta ile), çevreyle (çevre ile), yapıyla (yapı ile), keçiyle (keçi ile),
kuzuyla (kuzu ile), sürüyle (sürü ile).
2. Üçüncü kişi iyelik ekinden sonra da baştaki i ünlüsü düşer ve araya y ünsüzü girer; ek, büyük ünlü
uyumuna uyar: arkadaşıyla (arkadaşı ile), anasıyla (anası ile), dolayısıyla (dolayısı ile), kuyusuyla (kuyusu
ile), ölçüsüyle (ölçüsü ile), sütüyle (sütü ile).
3. İle sözü ünsüzle biten kelimelere ek olarak getirilince başındaki i ünlüsü düşer ve büyük ünlü uyumuna
14
uyar: arkadaşla (arkadaş ile), kardeşle (kardeş ile), ayakla (ayak ile), başla (baş ile), sütle (süt ile), gümüşle
(gümüş ile), oyunla (oyun ile).
İmek ek fiilinin yazılışı
İmek ek fiili ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uymaz: kalır idim, durur idim, güzel idi, dargın imiş,
yorgun ise.
Ancak, imek fiili bugün daha çok ekleşmiş olarak kullanılmakta ve ünlü uyumlarına uymaktadır.
Ünlüyle biten kelimelere eklendiği zaman i− ünlüsü düşebilir. Bu durumda araya y ünsüzü girer: satıcıydı
(satıcı idi), yoncaymış (yonca imiş), yabancıymış (yabancı imiş), başıymış (başı imiş), sonuncuydu (sonuncu
idi), ikinciymiş (ikinci imiş), neyse (ne ise), deliyse (deli ise).
Ünsüzle biten kelimelere eklendiği zaman da i− ünlüsü düşebilir: kalırmış (kalır imiş), yorgundu (yorgun idi),
yakarsa (yakar ise), toprakmış (toprak imiş), yakmışsa (yakmış ise), güzelmiş (güzel imiş), gelirse (gelir ise),
alırsa (alır ise), bakacaksa (bakacak ise).
Ki bağlacının yazılışı
Ki bağlacı ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.
Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlensin.
(Mustafa Kemal Atatürk)
Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.
Olmaz ki!
Böyle de yatılmaz ki!
(Orhan Veli Kanık)
Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir!
Çiğ yemedim ki karnım ağrısın.
Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki,
meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir.
Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı
ki?
Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış
Türkçenin ses düzeni gereğince iki ünlü arasındaki ünsüzler kendilerinden önce gelen ünlüyle değil
kendilerinden sonra gelen ünlüyle hece kurarlar: a−ra−ba−cı, o−ku−lu−muz, se−vi−ne−cek−ler,
ta−şı−na−bi−lir.
Ancak içlerinde Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) bulunan bazı alıntı kelimelerde, bu durumdaki
ünsüzlerin kendilerinden önceki ünlüyle hece kurdukları da görülür: cüz−î, hal−etmek, iş−ar, iz−an, kıt−a,
kur−a, Kur−an, mel−un, mer−i, meş−ale, meş−um, nez−etmek, sun−î, vak−a, vüs−at. Bu kelimeler yazılışta
kesmeyle gösterilir: cüz'î, hal'etmek, iş'ar, iz'an, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mer'i, meş'ale, meş'um, nez'etmek,
15
sun'î, vak'a, vüs'at. Bu yapıda olup da tamamen Türkçenin ses düzenine uymuş, çok sık kullanılan ve kesmesiz
okunduğunda yadırganmayan kelimelerde kesme kullanılmaz: defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe,
neşet, sanat.
Arapçadan alınmış bazı sözlerde gırtlak ünsüzü kelimenin sonunda bulunur. Bu durumda gırtlak ünsüzü
söyleyiş bakımından tamamen erimiş durumdadır: cüz, def, hal, kat, men (bk. Birleşik kelimeler A. 5).
Ancak bu kelimeler iyelik ekleriyle kullanıldığı takdirde, kelimeyle iyelik eki arasına kesme konur: cüz'ü,
def'i, hal'i, kat'ı, men'i, nev'i, tab'ı, vaz'ı.
Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini −ı, −i biçiminde alırlar: bayi−i, cami−i, mâni−i,
memba−ı, mısra−ı, sanayi−i. Ancak cami ve mâni sözlerinde iyelik eki −si biçiminde de gelebilir: cami−si,
mâni−si.
Bu tür kelimeler yönelme ve yükleme hâli eklerini (−e, −i) alınca, araya y sesi girebileceği gibi y'siz de
yazılabilir: bayi−ye, cami−ye, memba−ya, mevzu−ya, mısra−ya; bayi−yi, cami−yi, memba−yı, mevzu−yu,
mısra−yı; bayi−e, cami−e, memba−a, mevzu−a, mısra−a; bayi−i, cami−i, memba−ı, mevzu−u, mısra−ı.
UYARI : Bayi, cami, sanayi gibi kelimeler yalın hâlde iken tek i ile yazılır.
UYARI : Arapçadan alınmış bazı kelimelerde, gırtlak ünsüzü hecenin sonunda yer almaktadır. Bu tür
kelimelerde gırtlak ünsüzü Türkçe söyleyişten tamamen kalkmakta ve kendisinden önceki ünlünün uzamasına
yol açmaktadır. Bu tür kelimelerde kesme kullanılmaz, sadece söz konusu ünlü uzun okunur: dava (da:va),
mamur (ma:mur), mana (ma:na), memur (me:mur), resen (re:sen), tamim (ta:mim), tecil (te:cil), tediye
(te:diye), tehir (te:hir), telif (te:lif), tesir (te:sir).
Hece yapısı ve satır sonunda kelimelerin bölünmesi
Türkçede kelime içinde iki ünlü arasındaki ünsüz, kendinden önceki ünlüyle değil, kendinden sonraki ünlüyle
hece kurar: a−ra−ba, ka−ra−ca, ta−le−be.
Ancak bazı alıntı kelimelerde iki ünlü arasındaki ünsüz kendinden sonraki ünlüyle değil, kendinden önceki
ünlüyle hece kurar: cüz'î, kur'a, Kur'an, vüs'at (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılşı).
Kelime içinde yan yana gelen ünsüzlerden sonuncusu kendisinden sonraki ünlüyle, diğerleri kendilerinden
önceki ünlüyle hece kurar: bir−lik, sev−mek, Türk−çe, Kork−maz.
Türkçede satır sonunda kelimeler bölünebilir, fakat heceler bölünemez. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken
satır sonuna kısa çizgi (−) konur.
Burasını ilk defa görüyormuş gibi duvarlara, perdelere, möblelere, eş−yalara bakıyor, hayret ediyordu. Bütün
bu muhitte Türk hayatına, Türk ruhu− na ait bir gölge, bir çizgi bile yoktu. Birden Bursa'daki çocukluğunun
geçti−ği baba evini hatırladı; sofada rahat ve beyaz örtülü divanlar vardı.
(Ömer Seyfettin, Primo Türk Çocuğu)
Bitişik yazılan kelimelerde de bu kurala uyulur:
.........................................................................................................baş−
öğretmen değil,
......................................................................................................... ba−
16
şöğ−ret−men;
...........................................................................................................ilk−
okul değil,
......................................................................................................... il−
ko−kul;
...........................................................................................Karaosman−
oğlu değil,
.......................................................................................Karaosmanoğ−
lu.
Ayırmada satır sonunda ve satır başında tek harf bırakılmaz:
......................................................................................................a−
raba değil,
.................................................................................................. ara−
ba;
.................................................................................................... u−
çurtma değil,
................................................................................................uçurt−
ma;
............................................................................................ müdafa−
a değil,
............................................................................................... müda−
faa;
................................................................................................. niha−
î değil,
..................................................................................................... ni−
haî.
Kesme işareti satır sonuna geldiği zaman yalnız kesme işareti kullanılır; ayrıca çizgi kullanılmaz.
17
................................................................................................... Edirne'
nin...
.................................................................................................. Ankara'
dan...
Rakamların satır sonuna gelmesi durumunda da yalnız kesme işareti kullanılır:
................................................................................................. 1996'
da...
Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez:
...................................................................................................... meş'−
aleyi değil,
..................................................................................................... meş'a−
leyi;
....................................................................................................... vüs'−
ati değil,
..................................................................................................... vüs'a−
ti.
Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür. Yabancı
dillerde kullanılan ve tek sesi karşılayan ch, sh, sch, cz, sz gibi harfler satır sonunda birbirinden ayrılmaz.
Sayıların yazılışı
1. Sayılar rakamla da yazıyla da yazılabilir. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla gösterileceği
konusunda dilimizde açık bir kural verilemez. Ancak, uygulamada birtakım ilkeler oluşmuştur. Bu ilkelere
göre, küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar yazıyla
gösterilir: iki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, bin yıldan beri.
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
(Cahit Sıtkı Tarancı)
Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır:
öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilogram, 150 kilometre, 15 metre kumaş, 1.250.000 kişi.
Saat ve dakikaların metin içinde yazıyla yazılması da mümkündür: saat dokuzu beş geçe, saat yediye çeyrek
kala, saat sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda.
18
2. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: iki yüz, üç yüz altmış beş. Ancak para ile ilgili işlem ve
belgelerde sayılar bitişik yazılır: yüzdoksanbin, ikiyüzellibin, beşyüzaltmışbin (bk. Birleşik kelimeler A. 22,
B.17).
3. Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir: 25 milimetre, 150 kişi, 15.000 lira, 75 kilometre.
Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde ve
kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim, XIV.
Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının
kullanılması da mümkündür.
UYARI : Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce yazılır: Wilhelm II değil II.
Wilhelm, Selim 3 değil 3. Selim.
4. Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır: 32 605, 326 197,
49 750 812, 28 434 250 310 500. Gruplar arasına nokta da konabilir: 326.197, 49.750.812,
28.434.250.310.500 (bk. Nokta 8).
5. Sayılarda kesirler virgül ile ayrılır: 15,2 (15 tam, onda 2), 5,26 (5 tam, yüzde 26) (bk. Virgül 13).
6. Sıra sayıları yazıyla ve rakamla gösterilebilir. Rakamla gösterilmesi durumunda ya rakamdan sonra bir
nokta konur veya rakamdan sonra kesme konularak derece gösteren ek yazılır: 15., 56., XX.; 5' inci, 6' ncı.
7. Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla belirtilir: ikişer, dokuzar, yüzer; üçer üçer, onar onar.
KÜÇÜK VE BÜYÜK HARFLER
Türkçede harflerin küçük (minüskül) ve büyük (majüskül) olmak üzere iki biçimi vardır. Yazıda yaygın
olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harflere başvurulur.
Büyük harflerin kullanıldığı yerler
Büyük harflerin kullanıldığı yerler aşağıda sıralanmıştır:
A. Cümle büyük harfle başlar: Hayatta en hakikî mürşit ilimdir. Ak akça kara gün içindir. Ancak rakamla
başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz: 1940 yılında Dil ve
Tarih−Coğrafya Fakültesini bitirdim.
Cümle içinde başkasından aktarılan ve tırnak içine alınan cümleler de büyük harfle başlar: Atatürk, gençliğe
seslenirken "Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve
Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur." diyor. Tırnak
içinde aktarılan söz, tam bir cümle değilse veya cümlenin baş tarafı alınmamışsa büyük harfle başlamaz:
Nabi'nin "... var içinde" redifli gazeli Divan'ında uyuyor.
(Yahya Kemal Beyatlı, Edebiyata Dair)
Ayrıca iki çizgi arasındaki açıklama cümleleri de büyük harfle başlamaz:
Bir zamanlar − bu zamanlar çok da uzak değildir, bundan on, on iki yıl önce − Türk saltanatının maddî
sınırları uçsuz bucaksız denilecek kadar genişti.
19
(Y. K. Karaosmanoğlu, Ergenekon)
İki noktadan sonra gelen cümleler de büyük harfle başlar:
Orhon Kitabesi’nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi
ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım.
(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)
Bence edebiyatın temel görevi şudur: Hem günlük hayatı, hem geleceği hem de hayatın felsefesini işlemektir.
(Cengiz Aytmatov, Röportajlar)
Ancak iki noktadan sonra cümle niteliğinde olmayan örnekler sıralanırsa bu örnekler büyük harfle başlamaz:
Bazı örneklerde −sız eki kalıplaşmıştır: densiz, hırsız, ıssız, öksüz.
UYARI : Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Araba, banka, bütçe,
devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce kelime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık
dilimizin malı olmuştur. "Et−, ol−" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir.
B. Mısralar büyük harfle başlar:
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi;
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. (Muhibbî)
Bakî kalan bu kubbede bir hoş seda imiş. (Bakî)
Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin. (Tevfik Fikret)
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
(Mehmet Âkif Ersoy)
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.
(Yahya Kemal Beyatlı)
Yolcuyum bir kuru yaprak misali,
Rüzgârın önüne katılmışım ben. (Faruk Nafiz Çamlıbel)
O zaferler getiren atların
Nalları altındanmış;
20
Gidişleri akına,
Gelişleri akındanmış. (Arif Nihat Asya)
Bugün masal değil,
Masaldan daha güzel, gerçek. (Cahit Sıtkı Tarancı)
Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir. (Necmettin Halil Onan)
C. Özel adlar büyük harfle başlar.
1. Kişi adlarıyla soyadları büyük harfle başlar: Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kâzım Karabekir, Ahmet
Haşim, Tevfik Fikret, Mehmet Emin Yurdakul, Hüseyin Cahit Yalçın, Orhan Veli Kanık, Sait Faik
Abasıyanık, Yunus Emre, Evliya Çelebi, Gevherî, Karacaoğlan, Âşık Ömer, Shakespeare, Wolfgang von
Goethe, Wilhelm Radloff, Vilhelm Thomsen, Victor Hugo.
Takma adlar da büyük harfle başlar: Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan
(Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Enis Avni), Kirpi (Refik Halit Karay), Deli Ozan (Faruk Nafiz
Çamlıbel), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı Tarancı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli
Kanık).
2. Kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları büyük harfle başlar:
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Sayın Hasan Eren, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay
Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel.
Tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar da büyük harfle başlar: Fatih Sultan Mehmet, Yavuz
Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa,
Aslan Yürekli Richard, Demirbaş Şarl, Deli Petro.
Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz: Fahriye abla, Ayşe teyze, Fatik nine, Saim amca,
Ali enişte. Ancak akrabalık bildiren kelimeler başa gelirse lâkap yerine geçtiği için büyük harfle başlar: Nene
Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal, Hala Sultan.
Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri
kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.
Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen ve makam, mevki, unvan bildiren kelimeler de büyük
harfle başlar:
Sayın Bakan,
Sayın Başkan,
Sayın Profesör,
21
Sayın Vali.
Mektuplarda ve resmî yazışmalarda hitapların ilk kelimesi de büyük harfle başlar:
Sevgili kardeşim,
Aziz dostum,
Değerli arkadaşım.
3. Hayvanlara verilen özel adlar büyük harfle başlar: Düldül, Sarıkız, Fino, Karabaş, Pamuk, Minnoş, Tekir.
4. Millet, boy, oymak adları büyük harfle başlar: Türk, Alman, İngiliz, Rus, Arap, Japon; Oğuz, Kazak,
Kırgız, Özbek, Tatar; Karakeçili, Hacımusalı.
5. Dil ve lehçe adları büyük harfle başlar: Türkçe, Almanca, İngilizce, Rusça, Arapça; Oğuzca, Kazakça,
Kırgızca, Özbekçe, Tatarca.
6. Devlet adları büyük harfle başlar: Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Suudî Arabistan,
Azerbaycan Cumhuriyeti.
7. Din ve mezhep adları ile bunların mensuplarını anlatan sözler büyük harfle başlar: Müslüman /
Müslümanlık, Hristiyan / Hristiyanlık, Musevî / Musevîlik, Budist / Budizm; Hanefî / Hanefîlik, Malikî /
Malikîlik, Protestan / Protestanlık, Katolik / Katoliklik.
8. Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar: Tanrı, Allah, Cebrail, Zeus, Oziris,
Kibele. Ancak tanrı kelimesi özel ad olarak kullanılmadığı zaman küçük harfle başlar: Eski Yunan tanrıları.
Bazı dinî kavramların da küçük harfle başlaması gelenekleşmiştir: cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat
köprüsü, gayya kuyusu.
9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş, ay
kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle
başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır.
10. Yer adları (kıt'a, ülke, bölge, il, ilçe, köy, semt, cadde, sokak vb.) büyük harfle başlar: Asya, Avrupa;
Türkiye, Kazakistan, Fransa, Çin, Hindistan, Mısır; İç Anadolu, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Yakın
Doğu; Ankara, İstanbul, Taşkent, Bağdat, Moskova; Turgutlu, Ürgüp, Ahlat; Çayırbağı, Akçaköy;
Bahçelievler, Cebeci; Atatürk Bulvarı, Ziya Gökalp Caddesi; Sankiyedim Sokağı, Asmalımescit Sokağı.
Yer adlarında ilk isimden sonra gelen deniz, nehir, göl, dağ, boğaz vb. tür bildiren ikinci isimler küçük harfle
başlar: Marmara denizi, Aral gölü, Balkaş gölü, Sakarya ırmağı, Meriç nehri, Tuna nehri, Alp dağları, Altay
dağları, Erciyes dağı. Ancak, ikinci isim özel isme dâhil ise ve ikisi birden kastedilen kavramı karşılıyorsa,
ikinci isim de büyük harfle başlar: Çanakkale Boğazı, İstanbul Boğazı; Beyşehir Gölü, Van Gölü, Tuz Gölü;
Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı; Gülek Geçidi; Ağrı Dağı; Konya Ovası, Haymana Ovası, Muş Ovası;
Adalar Denizi. Bu örneklerde ikinci isim kullanılmadığı takdirde söz konusu yer adı anlaşılmaz. Meselâ
Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle anlatılamaz; sadece Çanakkale denildiği zaman Çanakkale
şehri anlaşılır.
Mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak adlarında geçen mahalle, meydan, bulvar, cadde, sokak kelimeleri
büyük harfle başlar: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yıldız Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi, Karaköy Meydanı,
Zafer Meydanı, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı, Ziya Gökalp Bulvarı, Nene Hatun Caddesi, Cemal Nadir
Sokağı, Fevzi Çakmak Sokağı, İnkılâp Sokağı, Reşat Nuri Sokağı, Türk Ocağı Sokağı.
11. Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb. yapı adlarının bütün kelimeleri büyük harfle başlar: Topkapı Sarayı,
22
Dolmabahçe Sarayı, İshakpaşa Sarayı, Çankaya Köşkü, Horozlu Han, Ankara Kalesi, Alanya Kalesi, Galata
Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Mostar Köprüsü, Beyazıt Kulesi, Zafer Abidesi, Bilge Kağan Anıtı.
12. Kurum, kuruluş ve kurul adları büyük harfle başlar: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil Kurumu, Dil
ve Tarih−Coğrafya Fakültesi, Devlet Malzeme Ofisi, Millî Kütüphane, Çocuk Esirgeme Kurumu, Atatürk
Orman Çiftliği, Çankaya Lisesi; Türk Ocağı, Yeşilay Derneği, Muharip Gaziler Derneği, Emek İnşaat;
Bakanlar Kurulu, Danışma Kurulu, Yüksek Öğretim Kurulu.
Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. kuruluş bildiren kelimeler, belli bir kurum
kastedildiği zaman büyük harfle başlar: Bu yıl Meclis, yeni döneme erken başlayacaktır. Son aylarda Kurum,
imlâ konusunda yoğun bir çalışma içine girmiştir.
Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf
kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan.
13. Kitap, dergi, gazete, tablo, heykel ve hukukla ilgili kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adlarının
her kelimesi büyük harfle başlar: Nutuk, Safahat, Kendi Gök Kubbemiz, Anadolu Notları, Sinekli Bakkal;
Türk Dili, Türk Kültürü, Varlık; Hürriyet, Milliyet, Türkiye, Yeni Yüzyıl, Yeni Asır; Halı Dokuyan Kızlar
(tablo); Düşünen Adam (heykel); Medenî Kanun, Borçlar Hukuku (kanun), Atatürk Uluslar Arası Barış Ödülü
Tüzüğü, Telif Hakkı Yayın ve Satış Yönetmeliği.
Özel ada dâhil olmayan gazete, dergi, tablo vb. sözler büyük harfle başlamaz: Milliyet gazetesi, Türk Dili
dergisi, Halı Dokuyan Kızlar tablosu.
Kitap adlarında ve başlıklarda, arada ve sonda bulunan ve, ile, ya, veya, yahut, ki, da, de sözleriyle mı, mi,
mu, mü soru eki küçük harfle yazılır: Maî ve Siyah, Suç ve Ceza, Leylâ ile Mecnun, Turfanda mı, Turfa mı?
Diyorlar ki, Dünyaya İkinci Geliş yahut Sır İçinde Esrar, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım.
Gazeteler ve dergiler oluşan geleneğe uyarak haber ve yazı başlıklarında çoklukla yalnız ilk kelimenin başında
büyük harf kullanmaktadırlar: Kamyon eve girdi. Mini seçim yarın.
14. Millî ve dinî bayramların adları büyük harfle başlar: Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban
Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, Nevruz
Bayramı. Bayram niteliği kazanmış günlerin adları da büyük harfle başlar: Anneler Günü, Öğretmenler Günü,
Tıp Bayramı. Kurultay (kongre), bilgi şöleni (sempozyum), açık oturum (panel) vb. toplantıları bildiren özel
adlarda her kelime büyük harfle başlar: Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı (1996), Manas Bilgi Şöleni,
Türkçenin Yozlaşması Açık Oturumu, Türk Gramerinin Sorunları Toplantısı. Ancak genel nitelikteki
günlerin, haftaların, mevsimlerin, kurultay, bilgi şöleni vb. toplantıların adları küçük harfle başlar: tiyatro
günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.
15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş Devri,
İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi.
Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri,
halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk
müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı.
Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar:
Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.
16. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük,
Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.
Özel ad kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa büyük harfle başlamaz: acem (Türk müziğinde bir
23
perde), hicaz (Türk müziğinde bir makam), nihavent (Türk müziğinde bir makam), acemi (tecrübesiz), amper
(elektrik akımında şiddet birimi), jul (fizikte iş birimi), allahlık (saf, zararsız kimse), donkişotluk (gereği
yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak).
Müzikte kullanılan makam ve tür adları da büyük harfle başlamaz: acemaşiran, acembuselik, bayatî, hicazkâr,
türkü, varsağı, bayatı.
17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı,
Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş
dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı.
Ç. Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar: 29 Mayıs 1453 Salı günü, 1919 senesi
Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım, 29 Ekim 1923, 28 Aralık 1982'de göreve başladı. Ancak belli bir
tarihi belirtmeyen ay ve gün adları küçük harfle başlar: Okullar genellikle eylülün ikinci haftasında öğretime
başlar. Yürütme Kurulu toplantılarını perşembe günleri yaparız.
D. Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar: Giriş, Çıkış, Müdür, Vezne, Başkan, Doktor. Levhadaki
yazı birkaç kelimeden oluştuğu zaman ilk kelime büyük harfle başlar: Otobüs durağı, Dolmuş durağı, Şehirler
arası telefon. Levhaların ilk kelimesi rakamla yazılmış bir sayı adı ise sonraki kelime küçük harfle başlar: III.
kat, IV. sınıf, I. blok.
E. Bilim dallarında kullanılan terimlerin büyük harfle yazılışı ilgili dallardaki uygulamaya bağlıdır: Canis
canis, Carduelis carduelis, Ardea alba, Populus alba, Prunus domestica, Pinus silvestris.
BİRLEŞİK KELİMELER
Dilimizde yeni bir kavramı karşılamak için yararlandığımız yollardan biri, kelime birleştirmesidir. Kelime
birleştirmesi yoluyla kurulan sözlere birleşik kelime adı verilir. Birleşik kelimeler söz varlığımızda geniş bir
yer tutar. Birleşik kelime terimi için bileşik kelime denilmesi yanlıştır.
Dilimizde belirtisiz isim tamlamaları, sıfat tamlamaları, isnat grupları, birleşik fiiller, ikilemeler, kısaltma
grupları ve kalıplaşmış çekimli fiillerden oluşan ifadeler, yeni bir kavramı karşıladıkları zaman birleşik kelime
olurlar: yer çekimi, hanımeli, ses bilgisi; beyaz peynir, açıkgöz, toplu iğne; eli açık, ayak yalın, günü birlik,
sırtı pek; söz etmek, zikretmek, hasta olmak; gelebilmek, yazadurmak, alıvermek; çoluk çocuk, çıtçıt, ev bark;
baş üstüne, günaydın; sağ ol, ateşkes, külbastı.
Görüldüğü gibi birleşik kelimeler bitişik de ayrı da yazılabilmektedir.
A. Bitişik yazılan birleşik kelimeler (Bitişik kelimeler)
Birleşik kelimeler, yazılış bakımından bitişik yazılanlar ve ayrı yazılanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Bitişik
yazılan birleşik kelimelere bitişik kelime adı verilir.
Birleşik kelimeler aşağıdaki durumlarda bitişik kelime olurlar ve bitişik yazılırlar.
1. Ses düşmesine uğrayan birleşik kelimeler bitişik yazılır: kaynana (< kayın ana), kaynata (< kayın ata), nasıl
(< ne asıl), niçin (< ne için), pazartesi (< pazar ertesi), sütlaç (< sütlü aş), birbiri (< biri biri).
2. Dilimize Arapçadan girmiş azil (< azl), emir (< emr), hüküm (< hükm), kayıp (< gayb), keşif (< keşf),
küfür (< küfr), nakil (< nakl) gibi birtakım kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı
fiilleriyle birleşirken asıllarına uyarak ikinci hecedeki ünlülerini düşürürler. Bu gibi kelimelerle yapılan
birleşik fiiller bitişik yazılır: azletmek, azledilmek, emretmek, hükmetmek, hükmolunmak, kaybolmak,
kaydedilmek, keşfetmek, keşfedilmek, küfretmek, nakletmek, neşretmek, neşrolunmak, sabretmek, seyretmek,
şükreylemek, zikretmek (krş. Birleşik kelimeler B. 1; Alıntı kelimelerin yazılışı 1).
24
UYARI : Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir yardımcı fiil veya ek almadıkları zaman azil, defin, emir, hüküm,
kayıp, keşif, meyil, nakil, sabır, vecit, zeyil, zikir şeklinde söylenir ve yazılır.
UYARI : Söyleyişte tonlulaşma şeklinde ses değişmesine uğrayanlar ayrı yazılır: azat etmek, hamt etmek,
derç etmek, iz'aç etmek, iktisap etmek, harp etmek. Bu örneklerde tonluluk söyleyişte belirtilir.
3. Dilimize Arapçadan girmiş af (< afv), his (< hiss), ret (< redd), zan (< zann), zem (< zemm) gibi birtakım
kelimeler etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiilleriyle birleşirken sondaki sesler, asıllarına
uyarak veya asıllarının etkisinde kalarak çift sese dönüşür. Bu tür birleşik fiiller bitişik yazılır: affetmek,
affolunmak, halletmek, hissetmek, hissedilmek, reddeylemek, reddolunmak, zannetmek, zemmetmek (bk.
Ünsüz düşmesi; krş. Birleşik Kelimeler B. 1).
4. İsim kısımları tek başına kullanılmayıp sadece etmek, olunmak yardımcı fiilleriyle kalıplaşan birleşik
kelimeler bitişik yazılır: ahzetmek, bahşetmek, bahşolunmak, hamletmek, hazfetmek, nez'etmek, rekzetmek,
serdetmek.
5. Sonunda Arapçaya özgü gırtlak ünsüzü (ayın ve hemze) olan kelimeler etmek, olunmak fiilleriyle birleşik
fiil kurduklarında bitişik yazılır: defetmek, hal'etmek (tahttan indirmek), katetmek, menetmek, menolunmak,
tabetmek (bk. Alıntı kelimelerde kesmeli yazılış).
6. Vurgusu son heceye kaymış birleşik kelimeler bitişik yazılır: açıkgöz, anaerkil, ataerkil, babayiğit,
bastıbacak, boşboğaz, büyükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, çınayaz, düztaban, elense, elverişli, günaydın,
işveren, kafakol, Karagöz, karagöz (balığı), küçükbaş (hayvan), önayak (olmak), paragöz, pisboğaz, tepegöz,
tıknefes.
Vurgusu son hecede bulunan ikilemeler de bitişik yazılır: cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır,
fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (bir tür terlik), altüst (etmek), yüzgöz (olmak).
7. Eş anlamlı ikilemelerde vurgu normal olarak ikinci hecededir. Vurgusu ilk heceye kayan ikilemeler bitişik
yazılır: darmadağın, darmadağınık, darmaduman, karmakarışık (krş. Birleşik kelimeler B. 7).
8. Kelimelerden biri veya ikisi, birleşme sırasında benzetme yoluyla anlam değişmesine uğrarsa bu tür birleşik
kelimeler bitişik yazılır (krş. Birleşik Kelimeler B. 2).
a. Organ bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, hastalık, alet, eşya, tarz ve yiyecek adları:
aslanağzı (bitki), aslankuyruğu (bitki), aslanpençesi (bitki), ayıkulağı (bitki), cinsaçı (bitki), civanperçemi
(bitki), gelinparmağı (üzüm), geyikdili (bitki), horozgözü (bitki), horozibiği (bitki), itburnu (bitki), katırtırnağı
(bitki), kazayağı (bitki), keçiboynuzu (bitki), keçimemesi (üzüm), keçisakalı (bitki), kızkalbi (bitki),
koyungöbeği (mantar), köpekayası (bitki), kurtbağrı (bitki), kuşburnu (bitki), sığırödü (bitki), tavşanbıyığı
(bitki), turnagagası (bitki); açıkağız (bitki), akkuyruk (çay), alabaş (bitki), altınbaş (kavun), altıparmak
(palamut), beşbıyık (muşmula), karabaldır (bitki), topbaş (bitki).
danaburnu (böcek), öküzburnu (kuş); akbaş (kuş), alabacak (at), beşparmak (deniz hayvanı), beşpençe (deniz
hayvanı), çakırkanat (ördek), elmabaş (tepeli dalgıç), iribaş (kurbağa kurtçuğu), kababurun (balık),
kamçıkuyruk (koyun), kamışkulak (at), karabaş, karagöz (balık), karakulak (hayvan; haberci), kepçeburun
(yaban ördeği), kızılkanat (balık), sarıağız (balık), sarıgöz (balık), sarıkulak (balık), sarıkuyruk (balık),
tokmakbaş (balık), uzunkuyruk (kuş), yeşilbaş (ördek).
itdirseği (arpacık); delibaş (hastalık), karabacak (hastalık), karataban (hastalık).
balıkgözü (halka), deveboynu (boru), domuzayağı (çubuk), domuztırnağı (kanca), horozayağı (burgu),
kargaburnu (alet), keçitırnağı (oyma kalemi), kedigözü (lâmba), leylekgagası (alet), sıçankuyruğu (törpü);
baltabaş (gemi) gagaburun (gemi), kancabaş (kayık).
25
ayıbacağı (yelken tarzı), balıksırtı (desen), civankaşı (nakış), eşeksırtı (çatı tarzı), kazkanadı (oyun),
kırlangıçkuyruğu (işaret), koçboynuzu (işaret), köpekkuyruğu (spor), sıçandişi (dikiş).
dilberdudağı (tatlı), hanımgöbeği (tatlı), hanımparmağı (tatlı), kadınbudu (köfte), kadıngöbeği (tatlı),
kargabeyni (yemek), kedidili (bisküvi), tavukgöğsü (tatlı), vezirparmağı (tatlı).
İlk ögesi organ adı olan şu örnekler de bitişik yazılır: bağrıkara (kuş), baldırıkara (bitki), baştankara (kuş),
karnıkara (börülce), sırtıkara (balık), yanıkara (hastalık).
b. Eşya veya nesne bildiren sözlerle kurulan bitki, hayvan, tarz, yiyecek ve oyun adları:
acemborusu (bitki), çayırsedefi (bitki), çobançantası (bitki), çobandüdüğü (bitki), çobaniğnesi (bitki),
çobantarağı (bitki), çobantuzluğu (bitki), gelinfeneri (bitki), güveyfeneri (bitki), katranköpüğü (mantar),
keçisedefi (bitki), kuşekmeği (bitki), kuşyemi (bitki), kuzgunkılıcı (bitki), suibriği (bitki), suoku (bitki),
suşeridi (bitki), şeytanarabası (uçuşan tohum), şeytanfeneri (bitki), şeytantersi (bitki), venüsçarığı (bitki),
yılanyastığı (bitki).
sazkayası (balık), şeytaniğnesi (hayvan), yılaniğnesi (balık).
balgümeci (dikiş), beşikörtüsü (çatı tarzı), turnageçidi (fırtına).
bülbülyuvası (tatlı), kuşlokumu (kurabiye).
beştaş (oyun), dokuztaş (oyun), üçtaş (oyun).
c. İnsana özgü isim ve sıfatlarla kurulan bitki, hayvan ve eşya adları: adayavrusu (tekne), akşamsefası (bitki),
camgüzeli (bitki), çadıruşağı (bitki), çayırgüzeli (bitki), çayırmelikesi (bitki), gecesefası (bitki), gündüzsefası
(bitki), saksıgüzeli (çiçek), yalıçapkını (kuş); bozbakkal (kuş), bozyürük (yılan), karadul (örümcek), sarısabır
(bitki).
ç. Benzetme yoluyla kurulan gök cisimlerinin adları: Altıkardeş (yıldız kümesi), Arıkovanı (yıldız kümesi),
Büyükayı (yıldız kümesi), Demirkazık (yıldız), Güneybalığı (yıldız), Küçükaslan (yıldız), Küçükayı (yıldız
kümesi), Kervankıran (yıldız), Samanuğrusu (yıldız kümesi), Samanyolu (yıldız kümesi), Üçkardeş (yıldız
kümesi), Yedikardeş (yıldız kümesi) (krş. Birleşik kelimeler B. 2. ğ).
d. İnsan isimleriyle kurulan bitki, hayvan ve yemek adları: alinazik (kebap), ayşekadın (fasulye), hafızali
(üzüm), havvaanaeli (bitki), karafatma (böcek), meryemanaeldiveni (bitki).
9. −a, −e ve −ı, −i, −u, −ü ekleriyle yapılmış tasvir fiilleri, yardımcı fiil anlam değişmesine uğradığı için
bitişik yazılır: düşünebilmek, yapabilmek; uyuyakalmak; gidedurmak, yazadurmak; çıkagelmek, olagelmek,
süregelmek; düşeyazmak, öleyazmak; açıvermek, alıvermek, gelivermek, gülüvermek, uçuvermek.
Görmek yardımcı fiiliyle yapılan ve emir biçiminde kullanılan birleşik fiiller de bitişik yazılır: düşmeyegör,
ölmeyegör.
Bilmek yardımcı fiiliyle yapılan ve kalıplaşmış olan alabildiğine kelimesi de bitişik yazılır.
10. Bir veya iki ögesi emir kipiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: alaşağı (etmek),
albeni, ateşkes, çalçene, çalyaka, dönbaba, gelberi, incitmebeni, rastgele, sallabaş, sallasırt, sıkboğaz,
unutmabeni; çekyat, geçgeç, kaçgöç, kapkaç(çı), örtbas, seçal (self−servis), veryansın (etmek), yapboz
(puzzle), yazboz.
11. −an/−en, −r/−ar/−er ve −maz/−mez ekleriyle kurulmuş sıfat−fiil gruplarından kalıplaşmış birleşik
kelimeler gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır:
26
ağaçkakan, ağrıkesen, ahmakıslatan, alaybozan, boğazkesen, böcekkapan, buzkıran, cankurtaran,
çobanaldatan, çöpçatan, dalgakıran, dalkıran, dalkurutan, damardaraltan, damargenişleten, demirkapan,
elöpen, etyaran, fındıkkıran, filizkıran, gelinboğan, gökdelen, günebakan, ordubozan, oyunbozan, saçkıran,
yelkovan, yolgeçen, yolkesen;
akımtoplar, alkolölçer, altıpatlar, amperölçer, asitölçer, aynabakar, barışsever, basınçölçer, betonkarar,
bilgisayar, bilgiyazar, çoksatar, dilsever, eğimölçer, füzeatar, gazölçer, özezer, özsever, pürüzalır, sanatsever,
tekerçalar, uçaksavar, yurtsever;
baştanımaz, değerbilmez, etyemez, hacıyatmaz, kadirbilmez, kargasekmez, karıncaezmez, karıncaincitmez,
kuşkonmaz, külyutmaz, sugeçirmez, tanrıtanımaz, töretanımaz, varyemez, vurdumduymaz (krş. Birleşik
kelimeler B. 3).
12. −dı (−di /−du / −dü, −tı/ −ti /−tu /−tü) ekiyle kurulan kalıplaşmış birleşik kelimeler bitişik yazılır: albastı,
ciğerdeldi, çıtkırıldım, dalbastı, fırdöndü, gecekondu, gündöndü, günindi, hünkârbeğendi, imambayıldı,
karyağdı, kaşbastı, kedibastı, kolbastı, külbastı, mirasyedi, papazkaçtı, serdengeçti, şıpsevdi, toprakbastı,
zıpçıktı; eltieltiyeküstü (desen).
13. Her iki ögesi de −dı (−di /−du /−dü, −tı /−ti /−tu /−tü) veya −r /−ar /−er eklerini almış ve kalıplaşmış
bulunan birleşik kelimeler bitişik yazılır: dedikodu, kaptıkaçtı, oldubitti, uçtuuçtu (oyun); biçerbağlar,
biçerdöver, göçerkonar, kazaratar, konargöçer, okuryazar, uyurgezer, yanardöner, yüzergezer.
Aynı yapıda olan çakaralmaz kelimesi de bitişik yazılır.
14. Hayvan, bitki, organ ve çeşitli nesne adlarıyla kurulan ve içinde renklerden birinin adı veya renk sözü
geçmeyen renk adları bitişik yazılır: baklaçiçeği, balköpüğü, camgöbeği, devetüyü, fildişi, gülkurusu,
güvercinboynu, güvercingöğsü, kazayağı, kavuniçi, kazboku, kızılşap, narçiçeği, ördekbaşı, ördekgagası,
tavşanağzı, tavşankanı, turnagözü, vapurdumanı, vişneçürüğü, yavruağzı (krş. Birleşik kelimeler B. 4).
Örneklerden sonra renk sözü kullanılırsa bu söz ayrı yazılır: devetüyü rengi, fildişi rengi, gülkurusu rengi.
15. Renk adlarıyla kurulan ve bitki, hayvan veya hastalık türlerinden birini gösteren birleşik kelimeler bitişik
yazılır: akağaç, akçaağaç, akdarı, akdiken, akkavak, akmantar, aksöğüt, alacamenekşe, alaçam, karaağaç,
karacaot, karaçalı, karadut, kızılağaç, sarıağaç, sarıçiçek; akbalık, akkefal, alabalık, sarıbalık; akdoğan, akkuş,
alacabalıkçıl, alacakarga, alakarga, beyazsinek, bozayı, karakuş, karasinek; aksu, akbasma, karahumma,
kızılyara, mavihastalık, maviküf.
16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler bitişik
yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü, öğleüstü,
öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü.
Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı,
gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16).
17. İki veya daha çok kelimenin birleşmesinden oluşmuş kişi adları, soyadları ve lâkaplar bitişik yazılır:
Alper, Aydoğdu, Birol, Gülnihal, Gülseren, Gündoğdu, Şenol, Varol; Abasıyanık, Adıvar, Atatürk, Gökalp,
Güntekin, İnönü, Karaosmanoğlu, Tanpınar, Yurdakul; Boynueğri Mehmet Paşa, Tepedelenli Ali Paşa,
Yirmisekiz Çelebi Mehmet, Yedisekiz Hasan Paşa.
18. İki veya daha çok kelimeden oluşmuş Türkçe yer adları bitişik yazılır: Çanakkale, Gümüşhane; Acıpayam,
Pınarbaşı, Şebinkarahisar; Beşiktaş, Kabataş.
Şehir, kent, köy, mahalle, dağ, tepe, deniz, göl, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve
belirtisiz isim tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını ifade
27
edemiyorsa bu tür yer adları bitişik yazılır: Akşehir, Eskişehir, Suşehri, Yenişehir; Atakent, Batıkent,
Konutkent, Korukent, Çengelköy, Sarıyer, Yenimahalle; Karabağ, Karadağ, Uludağ; Kocatepe, Tınaztepe;
Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz; Acıgöl; Kızılırmak, Yeşilırmak; İncesu, Karasu, Sarısu, Akçay (krş. Birleşik
kelimeler B. 9).
19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan grubu;
unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa,
Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi)
(bk. Birleşik kelimeler B. 10).
20. Ait olduğu dilde bitişik yazılan yabancı yer adları Türkçede de bitişik yazılır: Düsseldorf, Fontainebleau,
Nürnberg, Neustadt, Schwarzwald (krş. Birleşik kelimeler B. 13).
Ait olduğu dilde, içinde çizgi bulunan yabancı yer adları Türkçede de çizgili olarak yazılır: Ile−de−France,
Saint−Bernard, Saint−Gothard.
21. Ara yönleri belirten kelimeler bitişik yazılır: güneybatı, güneydoğu, kuzeybatı, kuzeydoğu.
22. Senet, çek vb. ticarî belgelerde geçen sayılar bitişik yazılır:
ikiyüzellialtımilyarbeşyüzyirmibeşmilyonyediyüzellibin lira (krş. Birleşik kelimeler B. 18).
23. Bunlardan başka dilimizde her iki ögesi de aslî anlamını koruduğu hâlde yaygın bir şekilde gelenekleşmiş
olarak bitişik yazılan kelimeler de vardır.
a. Baş sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: başağırlık, başbakan, başçavuş, başeser, başfiyat, başhekim,
başhemşire, başkahraman, başkarakter, başkent, başkomutan, başköşe, başmüfettiş, başöğretmen, başparmak,
başpehlivan, başrol, başsavcı, başşehir, başyazar.
b. Bir topluluğun yöneticisi anlamındaki başı sözüyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: ahçıbaşı,
binbaşı, çarkçıbaşı, çeribaşı, elebaşı, mehterbaşı, onbaşı, ustabaşı, yüzbaşı.
c. Oğlu, oğulları, kızı sözleriyle oluşturulan belirtisiz isim tamlamaları: Caferoğlu, Karaosmanoğlu,
Topaloğlu, Orazbeykızı; Aydınoğulları, Candaroğulları, Osmanoğulları; çapanoğlu, dayıoğlu, eloğlu,
halaoğlu, hinoğluhin, amcakızı, elkızı.
ç. Ağa, bey, efendi, hanım, nine vb. sözlerle kurulan birleşik kelimeler: ağababa, ağabey, beyefendi,
efendibaba, hanımanne, hanımefendi, hacıağa, hanımnine, hıyarağalık, kadınnine, paşababa.
d. Dal sözüyle oluşturulan sıfat tamlamaları: dalkavuk, dalkılıç, daltaban, daluyku.
e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt, akciğer,
akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar, atarkanal,
atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü,
başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı,
çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey,
dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı,
enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu,
hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu,
kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde,
külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü,
önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu,
serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana,
sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı,
tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap,
28
yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve
deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır.
UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin?
f. Biraz, birazı, birkaç, birkaçı, birtakım, birçok, birçoğu, hiçbir, hiçbiri, herhangi belirsizlik sıfat ve zamirleri
de gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır.
24. Hane kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: çayhane, dershane,
eczahane, hastahane, kahvehane, pastahane, postahane, süthane, yatakhane, yazıhane, yemekhane (bk. Ünsüz
düşmesi).
UYARI : Dershane, eczahane, hastahane, pastahane, postahane gibi sözlerde hane kelimesindeki h'nin
yazılmaması doğru değildir.
25. Perver ve perest kelimeleriyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır:
hamiyetperver, hürriyetperver, misafirperver, vatanperver; ateşperest, hayalperest, menfaatperest.
26. Zade kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: Recaîzade, Resülzade,
Sami Paşazade, Sümbülzade, Vahapzade; amcazade, dayızade, teyzezade.
27. Name kelimesiyle Farsça kurala göre oluşturulan birleşik kelimeler bitişik yazılır: beyanname, davetname,
kanunname, pendname, seyahatname, siyasetname; Battalname, Oğuzname.
28. Farsça kurala göre oluşturulan isim ve sıfat tamlamaları ile kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır:
cürmümeşhut, dârıdünya, ehlibeyt, ehlisalip, ehlivukuf, ehvenişer, erkânıharp, fecrisadık, gayriahlâkî,
gayriciddî, gayriinsanî, gayrikabil, gayrimenkul, gayrimeşru, gayrimuntazam, gayrimüslim, gayrisafi,
gayrisıhhî; asgarımüşterek, hüsnühat, hüsnükabul, hüsnükuruntu, hüsnüniyet, suiistimal, suikast, suiniyet;
hamdüsena, hercümerç, meddücezir, methüsena, tarumar; âlemşümul, âlicenap, gülfidan, mevlithan,
sahipkıran; anbean, keşmekeş, özbeöz, yüzbeyüz; pürhiddet, pürmelâl.
29. Arapça kurala göre oluşturulan tamlamalar ve kalıplaşmış diğer ibareler bitişik yazılır: aliyyülâlâ,
ceffelkalem, dârülâceze, dârülfünun, daüssıla, fevkalâde, fevkalbeşer, hayrülhalef, hıfzıssıhha, hüvelbaki,
şeyhülislâm, tahtelbahir, tahteşşuur; aleykümselâm, Allahüâlem, bismillâh, fenafillâh, fisebilillâh,
hafazanallah, inşallah, maşallah, mintarafillâh, velhâsıl, velhâsılıkelâm.
30. Müzikte kullanılan makam adları bitişik yazılır: acembuselik, hisarbuselik, muhayyerkürdî.
Ancak bir sıfatla oluşturulan usul adlarında sıfat ayrı yazılır: ağır aksak, yürük aksak, yürük semaî.
31. Kanunda bitişik geçen veya bitişik olarak tescil ettirilmiş olan kuruluş adları bitişik yazılır: İçişleri,
Dışişleri, Genelkurmay, Yükseköğretim (krş. Birleşik kelimeler B. 21).
29
***
Bugüne kadarki imlâ kılavuzlarında yer alan; ancak, birleşik kelimeler konusuna girmeyen pekiştirmeli
sıfatların da bitişik yazılması gerektiği unutulmamalıdır: apaçık, apak, büsbütün, çepçevre, çepeçevre,
çırçıplak, çırılçıplak, dümdüz, düpedüz, gömgök, güpegündüz, kapkara, kupkuru, paramparça, sapsağlam,
sapasağlam, sapsarı, sırsıklam, sırılsıklam, sipsivri, yemyeşil.
***
Yabancı dillerden geçen ön ek veya edatlar bitişik yazılır: alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bililtizam,
bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevcut, namüsait, namütenahi; devalüasyon,
konfederasyon, koordinasyon, Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm, reorganizasyon, reprodüksiyon,
sürrealizm.
Oto, tele, matik ögeleriyle kurulan alıntılar da bitişik yazılır: otobiyografi, otokritik, telekart, telekız,
telekonferans, bankamatik.
***
Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış ibareler;
eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak yazılabilir:
Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i vukuf,
ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name, bî−vefa,
lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta.
B. Ayrı yazılan birleşik kelimeler
1. Etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek, kılmak, kılınmak yardımcı fiilleriyle kurulan birleşik fiillerde,
isim herhangi bir ses düşmesine veya türemesine uğramazsa bu tür birleşik fiiller ayrı yazılır: alay etmek, alt
etmek, arz etmek, arz olunmak, boş olmak, dans etmek, deli olmak, el etmek, gelin olmak, gider olmak, göç
etmek, hayret etmek, ilân edilmek, ilân etmek, işaret etmek, kabul etmek, kabul eylemek, kul etmek, kul
olmak, namaz kılmak, namaz kılınmak, not etmek, okumuş olmak, oyun etmek, sağır olmak, sağ olmak,
soracak olmak, söz etmek, var olmak, yardım etmek, yarış etmek, yok etmek, yok olmak; azat etmek, terk
etmek; angaje olmak.
2. Birleşme sırasında kelimelerden hiçbiri anlam değişikliğine uğramamışsa bu tür birleşik kelimeler ayrı
yazılır. Bunları şu alt gruplarda toplayabiliriz:
a. Hayvan türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler:
ada balığı, ateş balığı, çaça balığı, çupra balığı, dil balığı, dülger balığı, fulya balığı, kedi balığı, kılıç balığı,
kırlangıç balığı, köpek balığı, mercan balığı, mersin balığı, mürekkep balığı, ördek balığı, ton balığı, turna
balığı, yılan balığı, yunus balığı; acı balık, bıyıklı balık, dikenli balık.
ardıç kuşu, arı kuşu, bayır kuşu, çalı kuşu, dalgıç kuşu, deve kuşu, fırtına kuşu, ishak kuşu, iskele kuşu,
kaşıkçı kuşu, muhabbet kuşu, örümcek kuşu, saka kuşu, tarla kuşu, yağmur kuşu; alıcı kuş, boğmaklı kuş,
makaralı kuş.
ağustos böceği, ateş böceği, cırcır böceği, gelin böceği, hamam böceği, hanım böceği, ipek böceği, kız böceği,
uçuç böceği, uğur böceği; ağılı böcek, çalgıcı böcek, makaslı böcek, sümüklü böcek.
at sineği, cız sineği, et sineği, ev sineği, meyve sineği, sığır sineği, sirke sineği, su sineği, uyuz sineği.
30
deniz yılanı, katır yılanı, mercan yılanı, ok yılanı, su yılanı; Ankara keçisi, dağ keçisi, Maltız keçisi, yaban
keçisi; fındık faresi, firavun faresi, tarla faresi; dağ sıçanı, tarla sıçanı, yer sıçanı; Beç tavuğu, dağ tavuğu,
orman tavuğu; ada tavşanı, Amerika tavşanı, Arap tavşanı, yaban tavşanı; kaya örümceği, şeytan örümceği,
yer örümceği; bal arısı, eşek arısı, yaban arısı; deniz ördeği, Pekin ördeği, yaban ördeği; Ankara kedisi, Van
kedisi; Afrika domuzu, Hint domuzu, yaban domuzu; su aygırı, su sığırı, su samuru, yaban koyunu.
b. Bitki türlerinden birinin adıyla kurulan birleşik kelimeler:
ardıç otu, ayrık otu, beşparmak otu, boğan otu, canavar otu, çörek otu, dalak otu, eğrelti otu, engerek otu,
geyik otu, güzelavrat otu, idris otu, kanarya otu, kelebek otu, kene otu, küstüm otu, melek otu, mercan otu,
nevruz otu, ökse otu, pisipisi otu, taşkıran otu, yüksük otu; acı ot, sütlü ot.
ateş çiçeği, atlas çiçeği, çadır çiçeği, çuha çiçeği, güzelhatun çiçeği, ıtır çiçeği, ipek çiçeği, kahkaha çiçeği,
küpe çiçeği, lâvanta çiçeği, mahmur çiçeği, mum çiçeği, peygamber çiçeği, salon çiçeği, saray çiçeği, telgraf
çiçeği, yayla çiçeği, yılan çiçeği, yıldız çiçeği; ölmez çiçek.
ağı ağacı, avize ağacı, ban ağacı, çubuk ağacı, dantel ağacı, iğ ağacı, kâğıt ağacı, lâle ağacı, lâstik ağacı,
mantar ağacı, mercan ağacı, öd ağacı, pelesenk ağacı, porsuk ağacı, sakız ağacı, süt ağacı, tespih ağacı; kör
ağaç.
altın kökü, boya kökü, eğir kökü, helvacı kökü, meyan kökü; ek kök, saçak kök, yumru kök.
Amerika elması, dağ elması, deve elması, fil elması, kiraz elması, pamuk elması, yer elması; çalı dikeni,
demir dikeni, deve dikeni, eşek dikeni, geyik dikeni; Amerika üzümü, ayı üzümü, Bektaşî üzümü, çavuş
üzümü, deniz üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, tilki üzümü; Amerika armudu, çakal armudu, dağ armudu,
Hint armudu; at kestanesi, Hint kestanesi, kuzu kestanesi; bardak eriği, can eriği, çakal eriği, dağ eriği, gövem
eriği, Malta eriği, türbe eriği; çayır mantarı, horoz mantarı, kav mantarı, keçi mantarı, kuzu mantarı, yer
mantarı; Hint kamışı, su kamışı, şeker kamışı; dağ nanesi, taş nanesi; ayı gülü, Çin gülü, Japon gülü, yaban
gülü; Antep fıstığı, çam fıstığı; çalı fasulyesi, sırık fasulyesi, soya fasulyesi; Amerika bademi, Hint bademi,
taş bademi; Afrika menekşesi, Cezayir menekşesi, deniz menekşesi, Frenk menekşesi; Japon sarmaşığı, kuzu
sarmaşığı; Hint inciri, kavak inciri; armut kurusu, kayısı kurusu; su sarımsağı, şeker pancarı.
kuru fasulye, kuru incir, kuru soğan, kuru üzüm, salkım söğüt.
UYARI : Çiçek dışında anlamlar taşıyan baklaçiçeği (renk), narçiçeği (renk), suçiçeği (hastalık); ot dışında
anlamlar taşıyan ağızotu (barut), sıçanotu (arsenik); ses düşmesine uğramış olan çöreotu ve yaygın bir şekilde
gelenekleşmiş olan semizotu, dereotu bitişik yazılır.
c. Nesne, eşya ve alet adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler:
alçı taşı, bakır taşı, bileği taşı, cehennem taşı, çakmak taşı, damla taşı, değirmen taşı, Eskişehir taşı, göz taşı,
Hacıbektaş taşı, inci taşı, kireç taşı, lüle taşı, musalla taşı, Necef taşı, Oltu taşı, ponza taşı, raspa taşı, satranç
taşı, sünger taşı, yılan taşı, yıldız taşı; buzul taş, damla taş, dikili taş, kayağan taş, pamuk taş, sesli taş, yaprak
taş.
Arap sabunu, banyo sabunu, el sabunu, tıraş sabunu, yüz sabunu; el değirmeni, kahve değirmeni, su
değirmeni, yel değirmeni; kahve dolabı, su dolabı; çalışma odası, oturma odası, yatak odası, yemek odası; cep
saati, duvar saati, kol saati, masa saati; duvar takvimi, masa takvimi; çalışma masası, yemek masası; itfaiye
aracı, kurtarma aracı; masa örtüsü, yatak örtüsü; el kitabı, Frenk gömleği, İngiliz anahtarı, İngiliz sicimi; alt
geçit, tüp geçit, üst geçit, çekme demir, çekme kat, dolma kalem, dönme dolap, kesme kaya, toplu iğne, vurma
çalgılar, vurma sazlar, yapma çiçek, yarma kereste.
afyon ruhu, katran ruhu, lokman ruhu, nane ruhu, nışadır ruhu, tuz ruhu.*
31
ç. Yol ve ulaşımla ilgili birleşik kelimeler: Arnavut kaldırımı; çevre yolu, deniz yolu, hava yolu, kara yolu,
keçi yolu, seğirdim yolu, sıçan yolu; köprü yol.
d. Durum, olgu ve olay bildiren sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: açık oturum, açık öğretim, ana
dili, ay tutulması, baş ağrısı, baş belâsı, baş dönmesi, çıkış yolu, çözüm yolu, dil birliği, din birliği, güç birliği,
güneş tutulması, ırk birliği, iş birliği, iş bölümü, madde başı, masa başı, sofra başı, ses uyumu, yer çekimi.
e. Bilim ve bilgi sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: anlam bilimi, dil bilimi, edebiyat bilimi, gök bilimi,
halk bilimi, iş bilimi, ruh bilimi, toplum bilimi, toprak bilimi, yer bilimi; dil bilgisi, halk bilgisi, ses bilgisi,
şekil bilgisi.
f. Yuvar ve küre sözleriyle kurulan birleşik kelimeler: alt hava yuvarı, göz yuvarı, hava yuvarı, ısı yuvarı, ışık
yuvarı, iyon yuvarı, renk yuvarı, su yuvarı, taş yuvarı, yer yuvarı; ağır küre, düzlem küre, hava küre, ışık küre,
renk küre, su küre, taş küre, yarı küre, yarım küre.
g. Yiyecek, içecek adlarından biriyle kurulan birleşik kelimeler: bohça böreği, fincan böreği, kol böreği,
muska böreği, puf böreği, sac böreği, sigara böreği, su böreği, talaş böreği, Tatar böreği, yufka böreği; badem
yağı, balık yağı, çiçek yağı, kuyruk yağı, kekik yağı, susam yağı; arpa suyu, maden suyu, meyve suyu,
portakal suyu, vişne suyu; çayır peyniri, Çerkez peyniri, dil peyniri, kaşar peyniri, tulum peyniri, beyaz
peynir; Adana kebabı, çömlek kebabı, fırın kebabı, Manisa kebabı, Oltu kebabı, tas kebabı, Urfa kebabı;
İnegöl köftesi, İzmir köftesi; düğün çorbası, ezogelin çorbası, işkembe çorbası, mantar çorbası, mercimek
çorbası, pirinç çorbası, sebze çorbası, yayla çorbası, yoğurt çorbası; irmik helvası, kâğıt helvası, keten helvası,
koz helvası, susam helvası, tahin helvası, un helvası; acı badem kurabiyesi, Cenevre kurabiyesi, un kurabiyesi;
Kemalpaşa tatlısı, peynir tatlısı, yoğurt tatlısı; Çerkez tavuğu, badem şekeri, balık yumurtası, koç yumurtası.
burgu makarna, çubuk makarna, fiyonk makarna, şerit makarna, yüksük makarna; çaylı kek, havuçlu kek,
kakaolu kek, sade kek, tuzlu kek, üzümlü kek; bulgurlu köfte, çiğ köfte, içli köfte, mercimekli köfte; dolma
biber, kesme şeker, süzme yoğurt, yarma şeftali, kuru yemiş.
ğ. Gök cisimleri: Çoban Yıldızı, Kervan Yıldızı, Kutup Yıldızı, kuyruklu yıldız; gök kuşağı, yağmur kuşağı;
gök taşı, hava taşı, meteor taşı (krş. Birleşik kelimeler A. 8. ç).
h. Organ veya organ yerine geçen sözlerden biriyle kurulan birleşik kelimeler: aç göz, kene göz, patlak göz,
petek göz, sulu göz, süzgün göz; atlas kemiği, aşık kemiği, bel kemiği, çekiç kemiği, dirsek kemiği, elmacık
kemiği, kol kemiği, örs kemiği; orta parmak, serçe parmak, şahadet parmağı, yüzük parmağı; azı dişi, köpek
dişi, süt dişi; kuyruk sokumu, safra kesesi; çatma kaş, takma bacak, takma diş, takma kirpik, takma kol; ekşi
surat, kepçe surat; gaga burun, karga burun, kepçe kulak, ağır ayak, çakır pençe, demir yumruk, kuru kafa,
kuru kemik.
ı. Benzetme yoluyla insanın bir niteliğini anlatmak üzere bitki, hayvan ve nesne adlarıyla kurulan birleşik
kelimeler: çetin ceviz, çöpsüz üzüm; eski kurt, sarı çıyan, sağmal inek; ağır top, deli balta, eksik etek, eski
toprak, eski tüfek, kara maşa, dipsiz testi, sapsız balta, kapı mandalı, sabır taşı.
i. Zamanla ilgili birleşik kelimeler: bağ bozumu, gece yarısı, gün ortası, hafta başı, hafta sonu, ay sonu, yıl
sonu.
3. −r /−ar / −er, −maz /−mez ve −an /−en ekleriyle kurulan sıfat tamlaması yapısındaki birleşik kelimeler ayrı
yazılır: akar amber, bakar kör, boyar madde, çalar saat, çıkar yol, döner ayna, döner kapı, döner kebap, döner
kule, döner sahne, döner sermaye, duyar kat, geçer akçe, güler yüz, koşar adım, uçar kefal, yatar koltuk, yazar
kasa, yeter sayı, yutar hücre, yüzer havuz, yüzer top; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez
çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, değişen yıldız, doyuran buhar, uçan daire, uçan kale, uçan top (krş.
Birleşik kelimeler A. 11).
4. Renk sözü veya renklerden birinin adıyla kurulmuş isim tamlaması yapısındaki renk adları ayrı yazılır:
32
bakır rengi, bal rengi, çivit rengi, duman rengi, fes rengi, gurup rengi, gül rengi, gümüş rengi, kiremit rengi,
kurşun rengi, kül rengi, menekşe rengi, portakal rengi, saman rengi, şarap rengi, şarap tortusu rengi, ten rengi;
ateş kırmızısı, bakla kırı, boncuk mavisi, Çingene pembesi, çivit mavisi, demir kırı, granit grisi, gece mavisi,
kestane dorusu, küf yeşili, lâvanta mavisi, limon sarısı, maden mavisi, okyanus mavisi, safra yeşili, sıçan kırı,
süt kırı, turna kırı (krş. Birleşik kelimeler A. 14).
5. Rengin tonunu belirtmek üzere renkten önce kullanılan sıfatlar ayrı yazılır: açık mavi, açık yeşil, kara sarı,
kirli sarı, konur al, koyu mavi, koyu yeşil.
6. Sıfatı sonda olan birleşik kelimeler (isnat grupları) ayrı yazılır: ayak yalın, baş açık; başı açık, cebi delik, eli
sıkı, gözü açık, kulağı delik.
7. Grup vurgusu ilk kelimede olan ikilemeler ayrı yazılır: adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval
aval (bakmak), baka baka, cır cır (ötmek), cik cik (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, kara
kara, karış karış, konuşa konuşa, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak
(vurmak), takım takım, tıkır tıkır, uslu uslu, yavaş yavaş (krş. Birleşik kelimeler A. 6).
bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu,
pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak.
m− ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap.
İsim hâl ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe,
omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire
bir, dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, darı darına, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna.
8. Yer adlarında kullanılan Batı, Doğu, Güney, Kuzey, Güneybatı, Güneydoğu, Kuzeybatı, Kuzeydoğu, Aşağı,
Orta, Yukarı, Küçük, Büyük, Eski, Yeni, İç, Yakın, Uzak kelimeleri ayrı yazılır: Batı Anadolu, Doğu
Anadolu, Batı Trakya, Orta Anadolu, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika, Orta Asya, Orta
Avrupa, Orta Doğu, Yakın Doğu, Uzak Doğu, Güneybatı Anadolu, İç Anadolu, İç Asya, İç Erenköy, İç
Aydınlıkevler, Küçük Çekmece, Büyük Çekmece, Aşağı Ayrancı, Yukarı Ayrancı, Küçük Çamlıca, Büyük
Çamlıca, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Küçük Melen, Büyük Melen, Eski Kızılelma, Yeni Kızılelma.
9. Köy, mahalle, dağ, tepe, göl, deniz, ırmak, su vb. kelimelerle kurulmuş sıfat tamlaması ve belirtisiz isim
tamlaması kalıbındaki yer adlarında birinci kelime tek başına söz konusu yer adını anlatabiliyorsa bu tür yer
adlarında köy, mahalle vb. kelimeler ayrı yazılır: Bahçelievler Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Alp dağları,
Altay dağları, Nemrut dağı; Aral gölü, Balkaş gölü, Léman gölü; Marmara denizi; Sakarya ırmağı, Meriç
nehri, Tuna nehri.
Bazı örneklerde birleşiğin ilk sözü bir özel isim, çoğu defa bir şehir adıdır. Bu tür örneklerde ikinci kelime
kullanılmadığı takdirde göl, körfez, dağ, boğaz değil, şehir anlaşılır. Bundan dolayı ikinci kelimenin büyük
harfle başladığını ilgili bölümde görmüştük. Bu tür birleşik kelimeler de ayrı yazılır: Burdur Gölü, Van Gölü;
Çanakkale Boğazı, Gülek Boğazı, İstanbul Boğazı; İskenderun Körfezi, İzmir Körfezi; Ağrı Dağı (krş.
Birleşik kelimeler A. 18).
10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında sondaki
unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi Mustafa
Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir Sokağı;
Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet Camii,
Sütçü İmam Üniversitesi (bk. Birleşik kelimeler A. 19).
11. Şehirlere sonradan verilmiş olan unvanlar ayrı yazılır: Gazi Antep, Gazi Magosa, Kahraman Maraş, Şanlı
Urfa.
33
12. Bir kelime birden fazla yerin adı olarak kullanılıyorsa bu yerleri birbirinden ayırmak için başa getirilen
kelimeler ayrı yazılır: Anadolu Kavağı, Rumeli Kavağı, Karadeniz (veya Zonguldak) Ereğlisi, Konya Ereğlisi,
Marmara Ereğlisi.
13. Ait olduğu dilde ayrı yazılan yabancı yer adları Türkçede de ayrı yazılır: Buenos Aires, Frankfurt am
Main, Freiburg im Breisgau, Hyde Park, Korlovy Vary, Mont Blanc, New Orleans, New York, Rio de Janeiro,
San Marino, Wiener Neustadt, Titov Veles (krş. Birleşik kelimeler A. 20).
14. Ev, ocak ve yurt kelimeleriyle kurulan birleşik kelimeler ayrı yazılır: aş evi, bakım evi, doğum evi, düğün
evi, gözlem evi, huzur evi, konuk evi, ordu evi, radyo evi, yayın evi; aile ocağı, aş ocağı, sağlık ocağı; öğrenci
yurdu, sağlık yurdu, yetiştirme yurdu.
15. Ara, dış, öte, sıra sözlerinin sona getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır:
devletler arası, kıt'alar arası, milletler arası, uluslar arası; ahlâk dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı,
yasa dışı; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra.
16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü, baş
üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü.
Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı,
toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16).
17. Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift
sözlerinin başa getirilmesiyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: alt tabaka, alt yapı, alt yazı;
üst kat, üst küme, üst yapı; ana arı, ana bilim dalı, ana cadde, ana dil, ana dili, ana düşünce, ana fikir, ana kent,
ana şehir, ana vatan, ana yön, ana yurt; ön çalışma, ön denetim, ön lisans, ön seçim, ön söz, ön şart, ön yargı;
art damak, art düşünce, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı devrim, karşı görüş, karşı oy; iç barış,
iç deniz, iç kulak, iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış gezi, dış hat, dış piyasa; orta dalga, orta elçi, orta kulak, orta
oyunu, orta öğrenim; büyük anne, büyük baba, büyük elçi, büyük şehir; küçük dil, küçük hanım, küçük harf,
küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir çenekliler, bir çenetli, bir
gözeli, bir hücreli, bir terimli; iki anlamlı, iki canlı, iki cinslikli, iki çenekliler, iki düzlemli, iki eşeyli; tek
anlamlı, tek erkçi, tek eşli, tek hücreli, tek renkli, tek sesli; çok anlamlı, çok düzlemli, çok eşli, çok fazlı, çok
gözeli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift dişliler, çift kanatlılar, çift parmaklılar.
18. Birden fazla kelimeden oluşan sayılar ayrı yazılır: on dört, elli iki, yüz altmış dört, kırk bir, üç yüz kırk
yedi, bin dokuz yüz doksan altı (krş. Birleşik kelimeler A. 22).
19. Nota, oyun, tabanca vb. kavramları niteleyen sayılar da ayrı yazılır: on altılık, otuz ikilik; altmış altı, elli
bir; yedi altmış beşlik, otuz sekizlik, kırk beşlik.
20. İçinde bulunduğumuz gün ve dönemin dışında belli bir tarihi gösteren bu gün kelimesiyle şu gün, o gün,
ertesi gün, geçen gün, her gün, öbür gün kelimeleri ayrı yazılır.
21. Kanunda bitişik yazılanlar dışında kuruluş adları ayrı yazılır: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Dil
Kurumu, Yüksek Seçim Kurulu, Devlet Malzeme Ofisi, Emekli Sandığı, Atatürk Orman Çiftliği (krş. Birleşik
kelimeler A. 31).
22. Herhangi bir sözündeki bir kelimesi gelenekleşmiş olarak ayrı yazılır.
***
Birleşik kelimelerin dışında kalan atasözleri ve deyimler ayrı yazılır: Akıl yaşta değil baştadır; akıntıya kürek
çekmek, çam devirmek, çanak tutmak, gönlünden geçirmek, göz atmak, kulak asmak, kulak vermek, çantada
keklik, devede kulak, kepçe kuyruk, yağlı kuyruk, yüz görümlüğü.
34
ALINTI KELİMELERİN YAZILIŞI
Dilimize mal olmuş yabancı kökenli kelimeler, Türkçede söylendiği gibi yazılır: inci, kent, kamu, duvar,
merdiven, çamaşır, pencere, kitap, memleket, ceviz, iskele, banka, sigorta, hidrojen, operasyon, futbol,
portakal, sandalye, elektrik, otomobil, parlâmenter, parlâmento, şarjör.
Ancak şu örneklerde söyleniş çoğunlukla değiştiği hâlde, yazılış korunmaktadır: arozöz, beysbol, blender,
briyantin, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, ıskonto, kampus, master, mikser, mokasen, mönü, pound,
şanjman, trotuvar.
Yabancı kökenli kelimelerin yazılışlarıyla ilgili bazı noktalar aşağıda ayrıca gösterilmiştir:
1. İki ünsüzle biten birtakım Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin söylenişinde ünsüzler arasında bir ünlü
türemiştir. Bu ünlü yazılışta da söyleyişte de belirtilir: bahis (< Arapça bahs), emir (< Arapça emr), fikir (<
Arapça fikr), hüküm (< Arapça hükm), ilim (< Arapça ilm), keşif (< Arapça keşf), nakil (< Arapça nakl),
nutuk (< Arapça nutk), ömür (< Arapça ömr), sabır (< Arapça sabr), şahıs (< Arapça şahs), şehir (< Farsça
şehr 'kent'), zehir (< Farsça zehr).
Bu kelimeler ünlüyle başlayan bir ek veya etmek, edilmek, olmak, olunmak, eylemek yardımcı fiillerini
aldıkları zaman türemiş olan ünlü, söylenişte de yazılışta da düşer: bahse, emri, fikre, hükmün, nutku, ömrün,
şahsı, şehre; keşfolunmak, nakletmek, şükretmek, seyredilmek, zehretmek, zikreylemek (bk. Birleşik
kelimeler A. 2).
2. İki ünsüzle başlayan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: francala, gram, gramer,
gramofon, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, profesör, program, proje, propaganda, protein, prova,
psikoloji, slogan, snop, spiker, spor, staj, stil, stüdyo, trafik, tren, triptik.
Ancak bu tür birkaç alıntıda, söz başında veya iki ünsüz arasında bir ünlü türemiştir. Bu ünlü söylenişte de
yazılışta da gösterilir: iskarpin, iskele, iskelet, istasyon, istatistik, kulüp.
3. İçinde yan yana iki veya daha fazla ünsüz bulunan batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan
yazılır: alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, kilogram, orkestra, paragraf, program, telgraf.
4. İki ünsüzle biten batı kökenli alıntılar, ünsüzler arasına ünlü konmadan yazılır: aks, film, form, lüks,
modern, natürmort, risk, seks, slayt, teyp.
5. Batı kökenli alıntıların içindeki ve sonundaki g ünsüzleri olduğu gibi korunur: biyografi, diyagram, dogma,
magma, monografi, paragraf, program; arkeolog, demagog, diyalog, filolog, jeolog, katalog, monolog,
psikolog, Türkolog, ürolog.
Ancak coğrafya, fotoğraf ve topoğraf kelimelerinde g 'ler, ğ 'ye döner.
***
Aşağıdaki durumlarda batı kökenli kelimeler, özgün imlâları ile yazılırlar:
1. Ödünçlemeler (Dilimize mal olmamış yabancı kelimeler): by−pass (İngilizce), center (İngilizce), centrum
(Lâtince), check−up (İngilizce), fuel oil (İngilizce), pipeline (İngilizce), pizza (İtalyanca), ravioli (İtalyanca),
spaghetti (İtalyanca).
2. Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan bazı terimler: adagio, andante, cuprum, deseptyl, quercus,
terminus technicus.
35
3. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerden alınma deyim ve sözler: Veni, vidi, vici; conditio sine qua non;
eppur si muove; to be or not to be; mehr Licht; l'art pour l'art; l'Etat c'est moi; traduttore, traditore; persona
non grata; casus belli.
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi.
(Orhan Veli Kanık)
YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI
Arapça ve Farsça adların yazılışı
1. Arap ve Fars kökenli bazı kişi adları hem Türkler hem de Araplar ve Farslar tarafından kullanılmaktadır.
Bu tür adlar Türkler tarafından kullanıldığı zaman Türkçe söylenişlerine göre yazılırlar: Ahmet, Bedrettin,
Fuat, Mehmet, Necmettin, Nizamettin, Ömer, Rıza, Saadettin. Aynı isimler Araplar ve Farslar tarafından
kullanıldığında yine Türkçe söyleniş esas alınır; ancak tonlu ünsüzler olduğu gibi kalır: Ahmed, Bedreddin,
Celâleddin, Hafız−ı Şirazî, Muhammed, Necmeddin, Nizameddin, Nizamî, Osman, Ömer Hayyam.
Eski metinlerin yeni yazıya çevrilmesinde, eski metinlerden yapılan alıntılarda ve bilimsel çalışmalarda, Türk
adlarında da tonlu (yumuşak) ünsüzler gösterilebilir.
2. Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudî
Arabistan; Bağdat, Cidde, Erdebil, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz, Tahran, Tebriz,
Trablusgarp.
Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki adların yazılışı
1. Lâtin yazı sistemini kullanan dillerdeki özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır: Beethoven, Cervantes, Chopin,
Eminescu, Grimm, Horatius, Byron, Puccini, Rousseau, Shakespeare, Bologna, Buenos Aires, Iorga,
Ile−de−France, Karlovy Vary, Latium, Loire, Mann, New York, Nice, Rio de Janerio, Vaasa, Wuppertal.
Yabancı adların yazılışında Türk alfabesinde kullanılmayan birtakım ek işaretler geçtiği zaman özgün
yazılışlarına uyulur: Molière, Grønbech, Plze@, Ibáñez. Basımda ilgili harf bulunmadığı zaman ek işaretler
yazılmaz: Moliere, Plzen, Ibanez.
Yabancı özel adlardan türetilmiş akım adları Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Dekartçılık, Epikürcülük,
Kalvenci, Kalvencilik, Kalvenizm, Kartezyenizm, Lüterci, Lütercilik, Marksçılık, Marksist, Marksizm.
2. Batı kökenli kişi ve yer adlarının bir bölümü eskiden beri dilimizde Türkçe biçimiyle yerleşmiştir. Bu gibi
özel adlar Türkçe söylenişlerine göre yazılır: Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel,
Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollânda.
Yunanca adların yazılışı
Yunanca adlarda Yunan harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır: Homeros, Herodotos,
Euripides, Pindaros, Solon, Sokrates, Aristoteles, Platon, Venizelos, Karamanlis, Papandreu, Melina
Mercouri, Onasis. Bu adları batı dillerinde kullanılan söyleniş biçimlerine uyarak Homer (Fransızca Homère),
Öripid (Fransızca Euripide), Pindar (Fransızca Pindare) şeklinde yazmamak gerekir.
36
Ancak Hérodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Pythagoras, Euklei− des adları dilimizde yaygın olarak
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid biçimlerinde yerleşmiştir.
Rusça adların yazılışı
1. Rusça özel adlarda Rus harflerinin ses değerlerini karşılayan Türk harfleri kullanılır; vurguya bağlı söyleyiş
ayrılıkları göz önüne alınmaz: Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy; Omsk, Orenburg, Petersburg, Volga.
Ancak Moskva kelimesi Türkçe söylenişine uygun olarak Moskova biçiminde yazılır.
2. Rusça e harfi, kelimelerin başında ve kelime içinde ünlüden sonra ye ses değerindedir ve ye olarak yazılır:
Yenisey (Rusça yazılışı Enisei), Katayev (Rusça yazılışı Kataev), Dostoyevski (Rusça yazılışı Dostoevskiy),
Fadeyev (Rusça yazılışı Fadeev), Mendeleyev (Rusça yazılışı Mendeleev), Yeltsin (Rusça yazılışı Eltsin).
3. Rusça x harfi, Türkçede h'ye çevrilir: Çehov (Rusça Çexov), Şolohov (Rusça Şoloxov). Bu harfi batı
dillerinde olduğu gibi ch veya kh ile yazmak doğru değildir.
4. Özel adların sonundaki y'ler korunur: Klyaştornıy, İlminskiy. Ancak, Çaykovski, Dostoyevski gibi birkaç
örnekte y'siz yazılışlar yerleşmiştir.
5. Rusçada ünsüzler için kullanılan inceltme işaretleri Türkçede kullanılmaz: Bolşevik, Gogol.
Ancak inceltme işaretinden sonra e veya i geldiği zaman bu işaret y' ye çevrilir: Prokofyev, İlyiç.
6. Soyadlarında kullanılan −ov ve −ev ögeleri söylenişte f 'li olmasına rağmen bu söyleniş yazıya geçirilmez:
Brejnev, Gorbaçov, Malov.
Çince ve Japonca adların yazılışı
1. Çince adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Honan, Huangho, Kanton, Nankin, Pekin,
Şanghay, Vuhan.
Çincede soyadları küçük adlardan önce gelir. Soyadları çoklukla tek hecelidir, küçük adlar ise bir veya iki
heceden oluşur. Bu adlar büyük harfle başlar; heceler arasına çizgi konur: Sun Yat−sen, Lin Yu−tang. Yalnız
Konfüçyüs gibi yaygınlık kazanmış adlar bitişik yazılır.
2. Japon yer ve kişi adları da Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır: Tokyo, Hiroşima, Nagasaki, Osaka,
Hokkaido, Kyoto; Hirohito, Haneda, Masao Mori.
TÜRK DEVLET VE TOPLULUKLARINDAKİ
ÖZEL ADLARIN YAZILIŞI
1. Türk devlet ve topluluklarındaki özel adlar ünlüler bakımından Türkiye Türkçesindeki söyleyişe göre
yazılır: Azerbaycan, Özbekistan; Taşkent, Semerkant, Bakû, Bişkek; Cafer Cebbarlı, Samed Vurgun, Nebi
Hazri, İslâm Kerimov, Abdürrauf Fıtrat, Osman Nasır, Cemal Kemal.
2. Ünsüzlerin yazılışında, ilgili Türk topluluğundaki kullanıma uyulur: Saparmurad Niyazov, Gasım
Gasımzade, Cusupov, Joldasbekov, Kaydarov, Ğabdulla.
Ancak öteden beri Türkiye'de tanınmış olan şahsiyetlerin adları ülkemizde yaygınlaşmış imlâları ile
yazılabilir: Abdullah Tukay, Cengiz Aytmatov.
Bunun yanı sıra Türkiye Türkçesi alfabesinde bulunmayan x “h” ile, w “v” ile, ñ “n” ile gösterilir: Bahtiyar
37
(Baxtiyar) Vahabzade, Muhtar Avezov (Muxtar Awezov), Baykonur (Baykoñur).
NOKTALAMA İŞARETLERİ
Duygu ve düşünceleri daha açık ifade etmek, cümlenin yapısını ve duraklama noktalarını belirlemek, okumayı
ve anlamayı kolaylaştırmak, sözün vurgu ve ton gibi özelliklerini belirtmek üzere kullanılan işaretlere
noktalama işaretleri denir.
Nokta ( . )
1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.
Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)
Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu.
(Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)
Ancak, duraklamanın daha az yapıldığı sıralı cümlelerde nokta yerine virgül veya noktalı virgül konur: At
ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.
2. Kısaltmaların sonuna konur: Alb. (albay), Dr. (doktor), Yard. Doç. (yardımcı doçent), Prof. (profesör), Cad.
(cadde), Sok. (sokak), s. (sayfa), sf. (sıfat), vb. (ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi); T. (Türkçe), Alm.
(Almanca), Ar. (Arapça), Far. (Farsça), Fr. (Fransızca), İng. (İngilizce), Lât. (Lâtince) (bk. Kısaltmalar).
Ancak, bazı kısaltmalarda nokta kullanılmaz: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil
Kurumu); KB (Kutadgu Bilig), TD (Türk Dili); B (batı), D (doğu), GB (güneybatı), GD (güneydoğu); m
(metre), cm (santimetre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre); C (karbon), Fe (demir) (Ayrıntı için
bk. Kısaltmalar).
3. Sayılardan sonra sıra bildirmek için konur: 3. (üçüncü), 15. (on beşinci), IV. (dördüncü); II. Mehmet, XIV.
Louis, XV. yüzyıl; 2. Cadde, 20. Sokak (bk. Sayıların yazılışı 6).
UYARI: Cadde ve sokak numaralarında nokta mutlaka kullanılmalıdır. Nokta kullanılmadığı takdirde
yukarıdaki örneklerden 2 adet cadde, 20 adet sokak anlaşılır.
4. Bir yazının maddelerini gösteren rakam veya harflerden sonra konur:
I. 1. A. a.
II. 2. B. b.
5. Tarihlerin yazılışında gün, ay ve yılı gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: 29.5.1453,
29.X.1923.
Tarihlerde ay adları yazıyla da yazılabilir. Bu durumda ay adlarından önce ve sonra nokta kullanılmaz: 29
Mayıs 1453, 29 Ekim 1923.
6. Saat ve dakika gösteren sayıları birbirinden ayırmak için konur: Tren 09.15'te kalktı.
Tören 17.30'da, hükûmet daireleri kapandıktan yarım saat sonra başlayacaktır. (Tarık Buğra)
38
7. Arka arkaya sıralanan virgülle veya çizgiyle ayrılan rakamlardan sadece sonuncu rakama nokta konur: 3, 4
ve 7. maddeler; XII – XIV. yüzyıllar arasında.
8. Bibliyografik künyelerin sonuna konur:
Agâh Sırrı Levend, Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri, Ankara 1960.
9. Üçlü gruplara ayrılarak yazılan büyük sayılarda gruplar arasına konur: 16.551.000, 22.465.660. Gruplara
ayrılan sayılarda nokta kullanılmaması da mümkündür (bk. Sayıların yazılışı 4).
10. Matematikte çarpma işareti yerine kullanılır: 4.5 = 20
Virgül ( , )
1. Birbiri ardınca sıralanan eş görevli kelime ve kelime gruplarının arasına konur:
Fırtınadan, soğuktan, karanlıktan ve biraz da korkudan sonra bu sıcak, aydınlık ve sevimli odanın havasında
erir gibi oldum.
(Halide Edip Adıvar, Kalp Ağrısı)
Sessiz dereler, solgun ağaçlar, sarı güller
Dillenmiş ağızlarda tutuk dilli gönüller
(Faruk Nafiz Çamlıbel)
2. Sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Bir varmış, bir yokmuş.
Umduk, bekledik, düşündük.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Fakat yol otomobillere yasak olduğundan o da herkes gibi tramvaya biner, kimse kendisine dikkat etmez.
(Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı)
3. Cümlede özel olarak vurgulanması gereken ögelerden sonra konur:
Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. (Mustafa Kemal Atatürk)
4. Uzun cümlelerde yüklemden uzak düşmüş olan ögeleri belirtmek için konur:
Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz, hasretlisini karşılamaya atılan bir
genç kadın gibi, koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)
5. Cümle içinde ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için konur:
Örnek olsun diye, örnek istemez ya, söylüyorum.
Şimdi, efendiler, müsaade buyurursanız, size bir sual sorayım.
39
(Mustafa Kemal Atatürk)
6. Anlama güç kazandırmak için tekrarlanan kelimeler arasına konur:
Akşam, yine akşam, yine akşam,
Göllerde bu dem bir kamış olsam!
(Ahmet Haşim)
Kopar sonbahar tellerinden
Derinden, derinden, derinden
Biten yazla başlar keder musikisi
(Yahya Kemal Beyatlı)
Ancak, ikilemelerde kelimeler arasına virgül konmaz: akşam akşam, yavaş yavaş, bata çıka, koşa koşa.
7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi.
– Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü.
(Tarık Buğra, Küçük Ağa)
8. Konuşma çizgisinden önce konur:
Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp,
– Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı.
(Haldun Taner, Hikâyeler)
9. Kendisinden sonraki cümleye bağlı olarak ret, kabul ve teşvik bildiren hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ,
tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette gibi kelimelerden sonra konur: Peki, gideriz. Olur, ben
de size katılırım. Hayhay, memnun oluruz. Haydi, geç kalıyoruz.
Evet, kırk seneden beri Türkçe merhale merhale Türkleşiyor.
(Yahya Kemal Beyatlı)
— Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
10. Bir kelimenin kendisinden sonra gelen kelime veya kelime gruplarıyla yapı ve anlam bakımından
bağlantısı olmadığını göstermek için kullanılır:
Bu, tek gözlü, genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır.
(Halit Ziya Uşaklıgil, İzmir Hikâyeleri)
Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi.
40
(Reşat Nuri Güntekin, Bir Kadın Düşmanı).
11. Hitap için kullanılan kelimelerden sonra konur:
Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir.
(Mustafa Kemal Atatürk)
Sayın Başkan,
Sevgili kardeşim,
Değerli arkadaşım,
12. Yazışmalarda, başvurulan makamın adından sonra konur:
Türk Dil Kurumu Başkanlığına,
13. Yazışmalarda, yer adlarını tarihlerden ayırmak için konur:
Kuşadası, 7 Şubat (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)
14. Sayıların yazılışında, kesirleri ayırmak için konur: 38,6 (otuz sekiz tam, onda altı), 25,33 (yirmi beş tam,
yüzde otuz üç), 0,45 (sıfır tam, yüzde kırk beş) (bk. Sayıların yazılışı 5).
15. Bibliyografik künyelerde yazar, eser, basım evi vb. maddelerden sonra konur:
Falih Rıfkı Atay, Tuna Kıyıları, Remzi Kitap Evi, İstanbul 1938.
Yazarın soyadı önce yazılmışsa soyadından sonra da virgül konur:
Ergin, Muharrem, Dede Korkut Kitabı, Ankara 1958.
UYARI: Metin içinde ve, veya, yahut bağlaçlarından önce de, sonra da virgül konmaz:
Nihat sabaha kadar uyuyamadı ve şafak sökerken Faik'e bol teşekkürlerle dolu bir kâğıt bırakarak iki gün
evvelki cephe dönüşü kıyafeti ile sokağa fırladı. (Peyami Safa, Mahşer)
Noktalı virgül ( ; )
1. Cümle içinde virgüllerle ayrılmış tür veya takımları birbirinden ayırmak için konur: Erkek çocuklara
Doğan, Tuğrul, Aslan, Orhan; kız çocuklara ise İnci, Çiçek, Gönül, Yonca adları verilir.
2. Ögeleri arasında virgül bulunan sıralı cümleleri birbirinden ayırmak için konur: Sevinçten, heyecandan içim
içime sığmıyor; bağırmak, kahkahalar atmak, ağlamak istiyorum. Sabahtan beri bekliyorum; ne gelen var, ne
giden. İş işten geçti; artık gelse de olur, gelmese de.
3. Virgülle ayrılmış örnekleri farklı örneklerden ayırmak için konur: Türkiye, İngiltere, Azerbaycan; İstanbul,
Londra, Bakû.
41
4. Kendilerinden evvelki cümleyle ilgi kuran ancak, yalnız, fakat, lâkin, çünkü, yoksa, bundan dolayı,
binaenaleyh, sonuç olarak, bununla birlikte, öyleyse vb. cümle başı bağlaçlarından önce konur:
Halis bir şiir fena okunabilir; lâkin sahte bir şiir iyi okunamaz.
(Yahya Kemal Beyatlı)
Bir millet ordusunu kaybedebilir, bağımsızlığını da kaybedebilir; fakat dilini sakladıkça o millet yaşıyor
demektir.
(Nihal Atsız, Türk Ülküsü)
***
Sıralı cümleler arasında ancak, fakat, çünkü vb. cümle başı bağlayıcılarından önce yazar, araya nokta, virgül,
noktalı virgül koymakta serbesttir. Bu husus, yazarın üslûptaki tercihiyle ilgilidir.
İki nokta ( : )
1. Kendisinden sonra örnek verilecek cümlenin sonuna konur: Millî Edebiyat akımının temsilcilerinden bir
kısmını sıralayalım: Ömer Seyfettin, Halide Edip Adıvar, Ziya Gökalp, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Canip
Yöntem.
Yeni harfler alındıktan sonra eski yazı ile bir tek kelime bile yazmayan iki kişi görmüşümdür: Atatürk ve
İnönü!
(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)
– Buğdayla arpadan başka ne biter bu topraklarda?
Ziraatçı sayar:
– Yulaf, pancar, zerzevat, tütün...
(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)
2. Kendisinden sonra açıklama yapılacak cümlenin sonuna konur:
Bu kararın istinat ettiği en kuvvetli muhakeme ve mantık şu idi: Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir
millet olarak yaşamasıdır.
(Mustafa Kemal Atatürk)
Kendimi takdim edeyim: Meclis kâtiplerindenim.
(Falih Rıfkı Atay, Denizaşırı)
Derler: İnsanda derin bir yaradır köksüzlük;
Budur âlemde hudutsuz ve hazin öksüzlük. (Yahya Kemal Beyatlı)
3. Kütüphanecilik alanında yazar adı ile eser başlığı arasına konur: Yahya Kemal Beyatlı: Kendi Gök
Kubbemiz, Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Yaban, Faruk Nafiz Çamlıbel: Bir Ömür
Böyle Geçti (bk. Virgül 15).
42
4. Ses biliminde uzun ünlüyü göstermek için kullanılır: a:ile, ka:til, usu:le, i:cat.
5. Edebî eserlerdeki karşılıklı konuşmalarda, konuşan kişinin adından sonra konur:
Bilge Kağan: Türklerim, işitin!
Üstten gök çökmedikçe
altan yer delinmedikçe
ülkenizi, törenizi kim bozabilir sizin?
Koro : Göğe erer başımız
başınla senin !
Bilge Kağan : Ulusum birleşip yücelsin diye
gece uyumadım, gündüz oturmadım.
Türklerim Bilge Kağan der bana.
Ben her şeyi onlar için bildim.
Nöbetteyim !
(A. Turan Oflazoğlu, Anıtkabir)
6. Matematikte bölme işareti olarak kullanılır: 56:8=7, 100:2=50.
Üç nokta ( ... )
1. Tamamlanmamış cümlelerin sonuna konur:
Ne çare ki, çirkinliği hemencecik ve herkes tarafından görülüveriyordu da, bu yanı...
(Tarık Buğra, Dönemeçte)
2. Kaba sayıldığı için veya bir başka sebepten ötürü açıklanmak istenmeyen kelime ve bölümlerin yerine
konur: Kılavuzu karga olanın burnu b...tan çıkmaz.
B..., 7 Nisan (Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)
Arabacı B...'a yaklaştığını söylüyor, ikide bir fırsat bularak arabanın içine doğru başını çeviriyordu.
(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)
3. Alıntılarda; başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konur:
Mümtaz, bu dükkâna bakarken hiç farkında olmadan Mallarmé'nin mısraını hatırladı: "Meçhul bir felâketten
buraya düşmüş..."
(Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)
43
Alınmayan kelime ve bölümlerin yerine yay ayraç içinde üç nokta konması da mümkündür.
4. Sözün bir yerde kesilerek geri kalan bölümün okuyucunun muhayyilesine bırakıldığını göstermek veya
ifadeye güç katmak için konur:
Karşı sahilde mor, fark olunmaz sisler altındaki dağlar, korular, beyaz yalılar... Ve bütün bunların üzerinde bir
esatir rüyasının havaî hakikati gibi uçan martı sürüleri...
(Ömer Seyfettin, Bahar ve Kelebekler)
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı...
(Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları)
Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!
(Faruk Nafiz Çamlıbel, Sanat)
Binaenaleyh, biz her vasıtadan, yalnız ve ancak, bir noktainazardan istifade ederiz. O noktainazar şudur: Türk
milletini, medenî cihanda, lâyık olduğu mevkie is'at etmek ve Türk cumhuriyetini sarsılmaz temelleri
üzerinde, her gün, daha ziyade takviye etmek...
(Mustafa Kemal Atatürk)
5. Ünlem ve seslenmelerde anlatımı pekiştirmek için konur:
Gölgeler yaklaştılar. Bir adım kalınca onu kıyafetinden tanıdılar:
— Koca Ali... Koca Ali, be!...
(Ömer Seyfettin, Diyet)
6. Karşılıklı konuşmalarda, yeterli olmayan, eksik bırakılan cevaplarda kullanılır:
— Yabancı yok!
— Kimsin?
— Ali...
— Hangi Ali?
— ...
— Sen misin, Ali usta?
— Benim!...
— Ne arıyorsun bu vakit buralarda?
— Hiç...
— Nasıl hiç? Suya çekicini mi düşürdün yoksa !...
44
— !...
(Ömer Seyfettin, Diyet)
UYARI: Türk imlâsında iki nokta yan yana kullanılmaz.
Soru işareti ( ? )
1. Soru bildiren cümle veya sözlerin sonuna konur:
Ne zaman tükenecek bu yollar, arabacı?
(Faruk Nafiz Çamlıbel, Yolcu ile Arabacı)
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?
(Ahmet Haşim, Merdiven)
Atatürk bana sordu:
— Yeni yazıyı tatbik etmek için ne düşündünüz?
(Falih Rıfkı Atay, Çankaya)
Soru, vurguyla belirtildiği zaman da soru işareti kullanılır:
Gümrükteki memur başını kaldırdı:
— Adınız?
Soru bildiren cümle veya sözlerde bazen cevabın ne olacağı sözün gelişinden belli olur. Bu tür cümle ve
sözlerin sonunda da soru işareti kullanılır: Haksız mıyım? Liderler içinde Atatürk gibisi var mı?
Yoksa bu sözümde yalan var mı?
(Bilge Kağan)
2. Bilinmeyen yer, tarih vb. durumlar için kullanılır: Yunus Emre (1240?−1320), (Doğum yeri: ?).
Türk halk felsefesinin, Türk nükteciliğinin ve mizah dehasının büyük mümessili Nasreddin Hoca da (Hâce
Nasirüddin) bu asırda yaşamıştır (1208 ?−1284).
(Türk Dünyası El Kitabı)
3. Bir bilginin şüpheyle karşılandığı veya kesin olmadığı durumlarda yay ayraç içinde soru işareti kullanılır:
Ankara'dan Konya'ya 1,5 (?) saatte gitmiş.
1496 (?) yılında doğan Fuzulî ...
UYARI : mı / mi eki −ınca / −ince anlamında zarf−fiil işleviyle kullanıldığı zaman soru işareti konmaz:
Akşam oldu mu sürüler döner. Hava karardı mı eve gideriz.
Alp Er Tonga öldi mü
45
Esiz ajun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur.
Bahar gelip de nehir çağıl çağıl kabarmaya başlamaz mı içimi geri kalmış bir saat huzursuzluğu kaplardı.
(Haldun Taner, Onikiye Bir Var)
UYARI : Soru ifadesi taşıyan sıralı ve bağlı cümlelerde soru işareti en sona konur:
Çok yakından mı bu sesler, çok uzaklardan mı?
Üsküdar'dan mı, Hisar'dan mı, Kavaklar'dan mı?
(Yahya Kemal Beyatlı)
Ruhunu karartan neydi, yağmur mu yağıyordu; yoksa şimşekler mi çakıyordu?
Ünlem işareti ( ! )
1. Sevinç, kıvanç, acı, korku, şaşma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konur:
Ne mutlu Türküm diyene! (Mustafa Kemal Atatürk)
Gurbet o kadar acı
Ki ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı
Hepsi başka biçimde!
(Kemalettin Kâmi Kamu)
Hava ne kadar da sıcak!
Aşkolsun!
Ne kadar akıllı adamlar var!
2. Seslenme, hitap ve uyarı sözlerinden sonra konur:
Ordular! İlk hedefiniz Akdenizdir, ileri!
(Mustafa Kemal Atatürk)
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa
etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk)
Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!
(Yahya Kemal Beyatlı)
46
Ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar,
Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar!
(Faruk Nafiz Çamlıbel)
Dur, yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
(Necmettin Halil Onan)
Ünlem işareti, seslenme ve hitap sözlerinden hemen sonra konulabileceği gibi cümlenin sonuna da konabilir:
Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken
Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!
(Faruk Nafiz Çamlıbel)
3. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için ayraç içinde ünlem işareti kullanılır:
İsteseymiş bir günde bitirirmiş (!) ama ne yazık ki vakti yokmuş (!)
Adam, akıllı (!) olduğunu söylüyor.
Kısa çizgi ( − )
1. Satıra sığmayan kelimeler bölünürken satır sonuna konur:
Soğuktan mı titriyordum, yoksa heyecandan, üzüntüden mi bil− mem. Havuzun suyu bulanık. Kapının saatleri
12'yi geçmiş. Kanepe− lerde kimseler yok. Tramvay ne fena gıcırdadı! Tramvaydaki adam bir tanı− dık mı idi
acaba? Ne diye öyle dönüp dönüp baktı? Yoksa kimsecik− lerin oturmadığı kanepelerde bu saatte pek
başıboşlar mı oturur?
(Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı)
2. Ara sözleri ve ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Örnek olsun diye −örnek istemez ya− söylüyorum.
3. Dil bilgisinde kökleri ve ekleri ayırmak için konur: al−ış, dur−ak, Dur−sun, Dur−muş, gör−gü−süz−lük.
4. Dil bilgisinde fiil kök ve gövdelerini göstermek için kullanılır: al−, dur−, gör−, ver−; başar−, kana−, okut−,
taşla−, yazdır−.
5. Dil bilgisinde eklerin başına konur: −den, −lık, −ış, −ak.
6. Dil bilgisinde heceleri göstermek için kullanılır: a−raş−tır−ma, bi−le−zik, du−ruş−ma, ku−yum−cu−luk,
ya−zar−lık, prog−ram.
7. Eski harfli metinlerin yeni yazıya aktarılmasında Arapça ve Farsça kurallara göre yapılmış tamlamaların,
birleşik ve türemiş kelimelerin ögelerini ayırmak için kullanılır: dârü'l−fünûn, resm−i geçit, resm−i kabûl,
Cemiyet−i Akvâm, Hâkimiyet−i Milliye, Servet−i Fünûn, hokka−bâz, âteş−perest, menfaat−perest, bî−bedel,
nâ−mağlûb, fî−sebîlillâh, min−tarafillâh, bilâ−ücret.
47
8. Kelimeler arasında “−den...−a, ve, ile, ilâ, arasında” anlamlarını vermek üzere kullanılır: Türkçe−Fransızca
Sözlük, Aydın−İzmir yolu, Ankara−İstanbul uçak seferleri, Türk−Alman ilişkileri, Ural−Altay dil grubu,
09.30 − 10.30, Beşiktaş−Fenerbahçe karşılaşması, Manas Destanı'nda soy−dil−din üçgeni, 1914−1918 Birinci
Dünya Savaşı, 1995−1996 öğretim yılı.
9. Bazı terim ve kuruluş adlarında kelimeler arasına konur: sıfat−fiil, zarf−fiil; Dil ve Tarih−Coğrafya
Fakültesi, Fen−Edebiyat Fakültesi.
10. Yabancı özel adlarda ve henüz dilimize mal olmadığı için özgün imlâlarıyla yazılan yabancı kelimelerde
kullanılır: Joliot−Curie, Lévy−Bruhl, Saint−Gotthard, Sainte−Beuve, Boulogne−sur−Mer,
Bouches−du−Rhône, Salins−les−Bains, by−pass, check−up, Aix−en−Provence.
11. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Kurtuluş − ANKARA
12. Matematikte çıkarma işareti olarak kullanılır: 50 − 20 = 30
Uzun çizgi (—)
Yazıda satır başına alınan konuşmaları göstermek için kullanılır. Buna konuşma çizgisi de denir.
Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu:
“Hancı dedim bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?”
Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende,
Dedi:
— Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!
(Faruk Nafiz Çamlıbel, Han Duvarları)
Frankfurt'a gelene herkesin sorduğu şunlardır:
— Eski şehri gezdin mi?
— Rothshild'in evine gittin mi?
— Goethe'nin evini gezdin mi?
(Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi)
— Yoo, güvercinlerime dokunmayınız, dedi.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Oyunlarda uzun çizgi konuşanın adından sonra konabilir:
Sıtkı Bey — Oğlum ben kalenin teslimini düşünmüyorum. Kurtarmağa bir çare arıyorum. Kalenin teslimini
düşünen seninle müzakere etmez a!
İslâm Bey — Kurtarmağa çare... Kavga ederiz... Ölürüz... Teslim olmayız...
Sıtkı Bey — Kaleyi kurtarmak için daha güzel bir çare var. Gerçekten ölecek adam ister.
48
İslâm Bey — Ben daha ölmedim.
(Namık Kemal, Vatan yahut Silistre)
UYARI : Konuşmalar tırnak içinde verildiği zaman uzun çizgi kullanılmaz.
Eğik çizgi ( / )
1. Şiirlerden yapılan alıntılarda, mısraların yan yana yazılması gereken durumlarda mısraları belirlemek için
kullanılır: Ne sen, ne ben / Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ / Ne de âlâm−ı fikre bir mersâ / Olan bu mâî
deniz / Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz. (Ahmet Haşim, O Belde)
2. Adres yazarken apartman numarası ile daire numarası arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6
3. Adres yazarken semt ile şehir arasına konur: Altay Sokağı, Nu.: 21/6 Kurtuluş / ANKARA
4. Dil bilgisinde eklerin farklı şekillerini göstermek için kullanılır: −a/−e, −an /−en, −lık /−lik, −madan
/−meden.
5. Bölme işareti olarak kullanılır: 70 /2 = 35
Tırnak işareti ( “...” )
1. Başka bir kimseden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözler tırnak içine alınır: Dil ve Tarih−Coğrafya
Fakültesinin ön cephesinde Atatürk'ün “Hayatta en hakikî mürşit ilimdir.” vecizesi yer almaktadır. Ulu
önderin “Ne mutlu Türküm diyene!” sözü her Türk'ü duygulandırır.
Bakınız, şair vatanı ne güzel tarif ediyor:
“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.
Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”
UYARI : Aynen alınmayan söz ve yazılar tırnak içinde gösterilmez.
UYARI : Tırnak içindeki alıntının sonunda bulunan işaret (nokta, soru işareti, ünlem işareti vb.) tırnak içinde
kalır: “Akıl yaşta değil baştadır.” atasözü yüzyılların tecrübesinden süzülüp gelen bir gerçeği ifade etmiyor
mu?
“İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!” diyorlar.
(Yahya Kemal Beyatlı)
UYARI : Uzun alıntılarda her paragraf ayrı ayrı tırnak içine alınır.
2. Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınır: Yeni bir “barış taarruzu” başladı.
Özel olarak belirtilmek istenen sözler tırnak içine alınmadan koyu yazılarak veya altı çizilerek de
gösterilebilir.
Höyük sözü Anadolu'da tepe olarak geçer.
3. Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınır:
49
Yahya Kemal'in bazı şiirleri “Kendi Gök Kubbemiz” adı altında çıktı.
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
“İmlâ Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.
Kitapların ve yazıların adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın koyu yazılarak veya eğik yazıyla (italik)
dizilerek de gösterilebilir:
Cahit Sıtkı'nın Şairin Ölümü şiirini Yahya Kemal çok sevmişti.
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
Bugünün gençleri Dar Kapı'yı okumalıdırlar. (Ahmet Hamdi Tanpınar)
UYARI : Tırnak içine alınan sözlerden sonra kesme işareti kullanılmaz: Yahya Kemal’in “Kendi Gök
Kubbemiz”i okudunuz mu?
Tek tırnak işareti ( ‘...’ )
1. Tırnak içinde verilen ve yeniden tırnağa alınması gereken bir sözü belirtmek için kullanılır: Edebiyat
öğretmeni “Şiirler içinde ‘Han Duvarları’ gibisi var mı?” dedi ve Faruk Nafiz'in bu güzel şiirini okumaya
başladı.
“Şinasi'nin ‘safi Türkçe’ ile yazdığını söylediği şiirlerden sonra vardığı bu konuşulan dil fikri şüphesiz ki
ondan gelen en büyük kazancımızdır.”
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
2. Dil yazılarında verilen örneğin anlamını göstermek için kullanılır: Göktürk Anıtları'nda geçen fakat
günümüze ulaşmayan bazı örnekler: bodun ‘millet, kavim’, sab ‘söz’, eçü apa ‘ecdat, atalar’, tüketi ‘tamamen,
bütünüyle’.
Denden işareti (")
Bir yazıdaki maddelerin sıralanmasında veya bir çizelgede alt alta gelen aynı sözlerin veya söz gruplarının
tekrar yazılmasını önlemek için kullanılır:
a. Etken fiil
b. Edilgen "
c. Dönüşlü "
ç. İşteş "
Yay Ayraç ( ( ) )
1. Cümlenin yapısıyla doğrudan doğruya ilgili olmayan açıklamalar için kullanılır:
Anadolu kentlerini, köylerini (Köy sözünü de çekinerek yazıyorum.) gezsek bile görmek için değil, kendimizi
göstermek için geziyoruz.
50
(Nurullah Ataç, Söyleşiler)
Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı (durağı)
hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır).
(Refik Halit Karay, Bir İçim Su)
UYARI : Hakkında açıklama yapılan söze ait ek, ayraç kapandıktan sonra yazılır:
Yunus Emre (1240?− 1320)'nin...
UYARI : Yani ile yapılan açıklamalar ayraç içine alınmaz.
2. Tiyatro eserlerinde konuşanın hareketlerini, durumunu açıklamak ve göstermek için kullanılır:
İhtiyar – (Yavaş yavaş Kaymakama yaklaşır.) Ne oluyor beyefendi? Allah rızası için bana da anlatın...
Kaymakam – (hiddetle) Ne olacak baba... Oğlunun katili ecnebi tebaasıymış... Düşman gemileri üstümüze
toplarını çevirmişler, Adalı'yı istiyorlar... Sağ salim onu teslim edecekmişiz.
İhtiyar – (Evvelâ vurulmuş gibi sendeler, sonra derin ve saf bir bakışla Kaymakam ve arkadaşlarına) Etmeyin
Efendiler... Benim gibi dertli bir ihtiyarla eğlenmek günahtır... Sizin gibi efendilere yakışmaz...
(Reşat Nuri Güntekin, İstiklâl)
3. Alıntıların aktarıldığı eseri veya yazarı göstermek için kullanılır:
Cihanın tarihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar
kimse kendi vatanına sahip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senindir, ya kimsenin.
(Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin
Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin? (Safahat)
4. Alıntılarda, başta, ortada ve sonda alınmayan kelime ve bölümlerin yerine konulan üç nokta, yay ayraç
içine alınabilir (bk. Üç nokta 1).
5. Bir söze alay, kinaye veya küçümseme anlamı kazandırmak için kullanılan ünlem işareti yay ayraç içine
alınır (bk. Ünlem işareti 3).
6. Bir bilginin şüpheyle karşılandığını veya kesin olmadığını göstermek için kullanılan soru işareti yay ayraç
içine alınır (bk. Soru işareti 3).
7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur:
I) 1) A) a)
II) 2) B) b)
Köşeli ayraç ( [ ] )
1. Ayraç içinde ayraç kullanılması gereken durumlarda yay ayraçtan önce köşeli ayraç kullanılır:
51
Mongolın Ertniy Tüü0 (Arheologiyn Nayruulal) [Mogolistan'ın Eski Tarihi (Arkeolojik Araştırmalar)],
BNMAU−ın şinjleh U0aanı Akademii Tuu0ıyn )ureelen, Ulaanbaatar 1977.
2. Bibliyografik künyelere ilişkin bazı ayrıntıları göstermek için kullanılır: Reşat Nuri [Güntekin], Çalıkuşu,
Dersaadet 1922.
Yekta Bahir [Ömer Seyfettin], Yeni Lisan, Genç Kalemler.
3. Bilimsel çalışmalarda, metinde bulunmayan veya silinmiş olan, fakat araştırıcı tarafından tamamlanan
bölümler köşeli ayraç içine alınır:
Babam kağan öldüğünde küçük kardeşim Kül−tegin ye[di yaşında kaldı...].
(Çözülmüş Orhon Yazıtları)
Kesme işareti ( ' )
1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm,
Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı;
Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne,
Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı.
Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz:
a. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına.
b. Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat
Akımının, Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun.
c. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın,
Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı.
ç. Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra
d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını
Aliye.
UYARI : Ahmet, Halit, Mehmet, Murat, Recep; Gazi Antep, Sinop, Zonguldak gibi örneklerde kesme işareti
kullanılır. Ancak kelimeler, Ahmeti, Haliti, Mehmeti, Muratı, Recepi, Gazi Antepi, Sinopu, Zonguldakı
şeklinde telâffuz edilmez; Ahmedi, Halidi, Mehmedi, Muradı, Recebi, Gazi Antebi, Sinobu, Zonguldağı
şeklinde telâffuz edilir.
UYARI : Özel adlar yerine kullanılan"o" zamiri cümle içinde büyük harfle yazılmaz ve kendisinden sonra
gelen ekler kesme işaretiyle ayrılmaz.
2. Yabancı özel adlardan sonra getirilen çokluk ve yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılır: Nice'ler, Lille'li,
Bordeaux'lu, Honolulu'lu.
UYARI : Yabancı özel adlar dışındaki özel adlara getirilen yapım ekleri ve çokluk eki kesmeyle ayrılmaz:
Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Müslümanlık, Hristiyanlık, Avrupalı, Avrupalılaşmak,
Aydınlı, Konyalı, Bursalı; Ahmetler, Mehmetler, Yakup Kadriler, Ereğliler. Bu eklerden sonra da kesme
işareti kullanılmaz: Türklüğün, Türkleşmekte, Türkçenin, Müslümanlıkta, Hristiyanlıktan, Aydınlıdan.
52
3. Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmak için konur: TBMM'nin, TDK'nin, BM'de, ABD'de, TV'ye.
UYARI : Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan
kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye,
THY'de, TRT'den. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara
getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.
UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda
ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri,
mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü dörtten)
4. Sayılara getirilen ekleri ayırmak için konur: “1919 senesi Mayısının 19'uncu günü Samsun'a çıktım.”
1985'te, 8'inci madde, 2'nci kat; 7,65’lik, 9,65’lik.
UYARI : Sıra sayıları ekle gösterildiği zaman rakamdan sonra sadece kesme işareti ve ek yazılır; ayrıca nokta
konmaz: 8.'inci değil 8'inci, 2.'nci değil 2'nci.
UYARI : Üleştirme sayıları rakamla değil yazıyla gösterilir: 6'şar değil altışar, 10'ar değil onar.
5. Dilimizde kolmak, netmek, neylemek, napmak gibi fiiller yoktur. Ancak konuşmada ve vezin dolayısıyla
şiirde bu tür kullanılışlar ortaya çıkabilmektedir. Seslerin vezin dolayısıyla şiirde veya konuşma sırasında
düştüğünü göstermek için kesme kullanılır: K'oldu, N'oldu? N'etsin? N'eylesin? N'apalım?
Bir ok attım karlı dağın ardına
Düştü m'ola sevdiğimin yurduna
İl yanmazken ben yanarım derdine
Engel aramızı açtı n'eyleyim
(Karacaoğlan)
6. Bir ek veya harften sonra gelen ekleri ayırmak için konur: A'dan Z'ye kadar, b'nin m'ye dönüşmesi,
Türkçede −daş'la yapılmış birçok söz vardır.
7. Özel adlar için yay ayraç içinde bir açıklama yapıldığı takdirde kesme işareti yay ayraçtan sonra konur:
Yunus Emre (1240?−1320)'nin, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)'nin.
Ancak, cins isimler için yapılan açıklamalarda yay ayraçtan sonra doğal olarak kesme işaretine gerek yoktur:
İmek fiili (ek fiil)nin geniş zamanı şahıs ekleriyle çekilir.
53
YAZIDA KULLANILAN DİĞER İŞARETLER
Yazıda sık sık kullanılan birtakım işaretler daha vardır:
+ toplama işareti, artı
x çarpma işareti, çarpı
54
= eşitlik işareti
% yüzde işareti
2 üs işareti
§ paragraf işareti
+ paragraf işareti
./. çeviriniz
* kelimeden sonra dipnot işareti; kelimeden önce farazîlik işareti
° derece işareti
=> devam işareti
® devam işareti; gönderme işareti
~ benzerlik, yaklaşıklık işareti (alternasyon)
< büyük; gramerde çıkma işareti
> küçük; gramerde gelişme işareti
@ yaklaşık olarak eşit
· bitti
*** bölüm sonu işareti
• eksiği veya fazlası
UYARI : &işareti İngilizceye özgüdür. Türkçede “ve” için böyle bir işaret kullanılamaz.
KISALTMALAR
Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade
edilmesi ve sembolleştirilmesidir. İhtiyaca göre her zaman kısaltma yapılabilir. Önemli olan yapılan
kısaltmanın benimsenmesi, yaygınlaşması ve tutunmasıdır.
Kısaltmalarda herkesçe uyulan, genel bir sistem bulunmamakla birlikte dilimizde bazı esasların yerleştiği de
görülmektedir. Kısaltmalarla ilgili bu esasları şöyle gösterebiliriz:
1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak
yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), AKDTYK (Atatürk Kültür, Dil ve Tarih
Yüksek Kurumu), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig), KT
(Kamus−ı Türkî); TD (Türk Dili), TK (Türk Kültürü), TDED (Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi); B (batı), D
(doğu), G (güney), K (kuzey); GB (güneybatı), GD (güneydoğu), KB (kuzeybatı), KD (kuzeydoğu).
55
Ancak bazen kelimelerin, özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Bazen de
aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. Bu tür kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni
bir kelime oluşturma amacı güdülür: ASELSAN (Askerî Elektronik Sanayii), BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol
Taşıma Anonim Şirketi), İLESAM (İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği), SEKA (Selüloz ve Kâğıt
Sanayii Kurumu), TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi).
Büyük harflerle yapılan kısaltmalarda genellikle nokta kullanılmaz. Ancak askerî sözlerin kısaltılmalarında ve
diğer bazı örneklerde nokta konulması gelenekleşmiştir: A. (Alay), H.A. (Harp Akademisi), H.O. (Harp
Okulu), K.K.K. (Kara Kuvvetleri Komutanlığı); B.E. (Büyük Elçi), M.Ö. (Milâttan Önce), M.S. (Milâttan
Sonra), P.K. (Posta Kutusu), T.C. (Türkiye Cumhuriyeti).
2. Elementlerin ve ölçülerin milletler arası kısaltmaları genellikle Türkiye'de de olduğu gibi kabul edilmiştir:
C (karbon), Ca (kalsiyum), Fe (demir); m (metre), mm (milimetre), cm (santimetre), km (kilometre), g (gram),
kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre), mg (miligram), m² (metre kare), cm² (santimetre kare)
3. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının
kısaltılmasında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler (genellikle ünsüzler) dikkate alınır.
Kısaltılan kelime veya kelime grubu, özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük
olur: Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (Kocatepe Mahallesi), Güniz Sok. (Güniz Sokağı),
Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Albay), Gen. (General); is. (isim), sf. (sıfat), hzl.
(hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (ede− biyat), fiz. (fizik), kim. (kimya).
***
Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu; büyük harflerle yapılan
kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın son harfinin okunuşu esas alınır: kg'dan, cm'yi, mm'den; BDT'ye,
THY'de, TRT'den. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara
getirilen eklerde bu okunuş esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.
Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kısaltmalarda ek, noktadan sonra ve kelimenin
okunuşuna uygun olarak yazılır: vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan.
Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman okunuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in
(AGİĞ'in değil), CMUK'un (CMUĞ'un değil), RTÜK'e (RTÜĞ'e değil), TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil).
Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e
(söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN).
KISALTMALAR DİZİNİ
A. Alay
AA Anadolu Ajansı
AAM Atatürk Araştırma Merkezi
AB Avrupa Birliği
ABD Amerika Birleşik Devletleri (bk. USA)
AFP Agence France Press (Fransız Basın Ajansı)
56
age. Adı geçen eser
AGİK Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Konferansı
AI Amnesty International (Uluslar Arası Af Teşkilâtı)
AIDS, aids Acquired immune deficiency syndrome (İmmün yokluğu sendromu, bağışıklık yetersizliği)
Akad. Akademi, akademi üyesi
AKDTYK Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
AKM Atatürk Kültür Merkezi
Alb. Albay
Alm. Almanca
anat. Anatomi
ant. Antropoloji
AOÇ Atatürk Orman Çiftliği
AP Associated Press (ABD Haber Ajansı)
APS Acele Posta Servisi
Apt. Apartman
Ar. Arapça
Ar. Gör. Araştırma Görevlisi
ark. Arkeoloji
As. Asker, askerî, askerlik
Asb. Astsubay
ASELSAN Askerî Elektonik Sanayii
Asist. Asistan
ASKİ Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi
astr. Astronomi
astrol. Astroloji
AŞTİ Ankara Şehirler Arası Terminal İşletmesi
AT Avrupa Topluluğu
57
Atğm. Asteğmen
atm. Atmosfer
ATM Automatic Teller Machine (Otomatik para işlem makinesi)
ATO Ankara Ticaret Odası
AÜ Anadolu Üniversitesi
AÜ Atatürk Üniversitesi
AÜ Ankara Üniversitesi
Av. Avukat
AYK Atatürk Yüksek Kurumu ( AKDTYK'nin kısa adı)
B Batı
B. Bay
bağ. Bağlaç
BAĞ−KUR Esnaf Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu
BBC British Broadcasting Corporation (İngiliz Radyo Televizyon Kurumu )
BCG Bacillus Calmette Guèrin (Verem aşısı)
Bçvş. Başçavuş
BDT Bağımsız Devletler Topluluğu
B.E. Büyük Elçi
belgeç Belgegeçer (faks)
bitb. Bitki bilimi
biy. Biyoloji
bk. Bakınız
Bl. Bölük
BM Birleşmiş Milletler
Bn. Bayan
Bnb. Binbaşı
bot. Botanik
58
BOTAı Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi
Böl. Bölüm
bs. Baskı, basım
Bşk. Başkan, Başkanlık
BşK. Başkomutan
Bul. Bulvar
Bulg. Bulgarca
BÜ Boğaziçi Üniversitesi
C. Cilt
Cad. Cadde
CD Corps Diplomatique (Kordiplomatik)
Cerm. Cermence
CIA Central Intelligence Agency (ABD Merkezî Haber Alma Teşkilâtı)
cm Santimetre
CMUK Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu
coğ. Coğrafya
COMECON Council for Mutual Economic Asistance (Doğu Bloku Ülkeleri Karşılıklı Ekonomik Yardım
Konseyi)
CÜ Cumhuriyet Üniversitesi
çev. Çeviren, çevirmen
ÇS Çimento Sanayii
ÇUKOBİRLİK Çukurova Pamuk Tarım Satış Kooperatifleri Birliği
ÇÜ Çukurova Üniversitesi
Çvş. Çavuş
D Doğu
dam Dekametre
DAP Doğu Anadolu Projesi
db. Dil bilimi
59
dbl. Dil bilgisi
DDT Dichloro−diphenol−trichloro−ethane (dedete, böcek öldürücü)
DDY Devlet Deniz Yolları
DGM Devlet Güvenlik Mahkemesi
DHMİ Devlet Hava Meydanları İşletmesi
DİE Devlet İstatistik Enstitüsü
dk Dakika
dl Desilitre
dm Desimetre
DMO Devlet Malzeme Ofisi
Doç. Doçent
doğ. Doğum, doğumu, doğum tarihi
DPT Devlet Plânlama Teşkilâtı
Dr. Doktor
drl. Derleyen
DSİ Devlet Su İşleri
DTCF Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi
Dz.Kuv. Deniz Kuvvetleri
Dz.Kuv.K. Deniz Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı
dzl. Düzenleyen
dzş. Düzeltilmiş
e. Edat
Ecz. Eczacı
ed. Edebiyat
EGO Elektrik, Gaz, Otobüs İşletmeleri (Ankara Belediyesi)
EKG Elektrokardiyogram (Kalp akım grafiği)
ekon. Ekonomi
60
EMK Elektromotor Kuvvet
Ens. Enstitü
Erm. Ermenice
ESHOT Elektrik, Su, Havagazı, Otobüs, Tramvay İşletmeleri (İzmir Belediyesi)
EÜ Ege Üniversitesi
F. Fiyat
f. Fiil
Fak. Fakülte
faks bk. belgeç
FAO Food and Agriculture Organization (BM Gıda ve Tarım Teşkilâtı)
Far. Farsça
FBI Federal Bureau of Investigation (ABD Federal Araştırma Bürosu)
fel. Felsefe
FIFA, fifa Federation Internationale des Football Associations (Uluslar Arası Futbol Federasyonu)
FILA Federation Internationale de Lutte Amateur (Uluslar Arası Amatör Güreş Federasyonu)
FIR Flight Information Region (Uçuş hattı düzenlemesi)
fil. Filoloji
FİSKOBİRLİK Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği
fiz. Fizik
fizy. Fizyoloji
FKB Fizik, Kimya, Biyoloji (Bölümü)
FKÖ Filistin Kurtuluş Örgütü
Fr. Fransızca
G Güney
g Gram
GAP Güneydoğu Anadolu Projesi
GB Güneybatı
61
GB Gümrük Birliği
GD Güneydoğu
Gen. General
geom. Geometri
GESAM (Türkiye) Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği
gn. Genel
Gnkur. Genelkurmay
GOÜ Gazi Osmanpaşa Üniversitesi
gnş. Genişletilmiş
Gön. Gönderen
gr. Gramer
GSMH Gayrisafi millî hâsıla
GÜ Gazi Üniversitesi
hek. Hekimlik, hekim
H.A. Harp Akademisi
HABITAT UNCHS Centre for Human Settlements (Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Konferansı)
hl Hektolitre
hlk. Halk ağzı
hm Hektometre
H.O. Harp Okulu
Hst. Hastahane
huk. Hukuk
HÜ Hacettepe Üniversitesi
Hv.Kuv. Hava Kuvvetleri
Hv.Kuv.K. Hava Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı
Hz. Hazret
Hz. Hizmet, hizmette
62
hzl. Hazırlayan
Hz. özl. Hizmete özel
İbr. İbranca (İbranîce)
icl. İnceleyen
İETT İstanbul Elektrik, Tünel, Tramvay İşletmesi
İLESAM (Türkiye) İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği
ILO International Labor Organization (Uluslar Arası Çalışma Teşkilâtı)
IMF International Monetary Fund (Uluslar Arası Para Fonu)
İng. İngilizce
INTERPOL International Criminal Police Commission (Uluslar Arası Cinayet Polisi Komisyonu)
IOC International Olympic Committee (Uluslar Arası Olimpiyat Komitesi )
IPI International Press Institute (Uluslar Arası Basın Enstitüsü)
IRO International Refugee Organization (Uluslar Arası Mülteci Teşkilâtı )
is. İsim
İSKİ İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi
İSO İstanbul Sanayi Odası
İsp. İspanyolca
işl. İşleyen
İŞOT İstanbul Şehirler Arası Otobüs Terminali
İt. İtalyanca
ITO International Trade Organization (BM Uluslar Arası Ticaret Birliği)
İTO İstanbul Ticaret Odası
İTÜ İstanbul Teknik Üniversitesi
İÜ İstanbul Üniversitesi
J. Jandarma
Jap. Japonca
jeol. Jeoloji
63
K Kuzey
K. Komutan, Komutanlığı
KB Kuzeybatı
KBB Kulak, Burun, Boğaz (Bölümü)
KD Kuzeydoğu
KDV Katma değer vergisi
kg Kilogram
KGB Komitet Gossudarrstvennoi Bezopastnosti (Sovyet Gizli Haber Alma Teşkilâtı)
KHK Kanun hükmünde kararname
kim. Kimya
KİT Kamu İktisadî Teşekkülü
K.K.K. Kara Kuvvetleri Komutanı, Komutanlığı
KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
K.Kuv. Kara Kuvvetleri
km Kilometre
Kor. Kolordu
Kora. Koramiral
Korg. Korgeneral
krş. Karşılaştırınız
KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi
Kur. Kurmay
Kur.Bşk. Kurmay Başkanı, Başkanlığı
l Litre
Lât. Lâtince
LPG Likit petrol gazı
Ltd. Limitet
M. Milât, Milâdî
64
m Metre
Mac. Macarca
mad. Madde
Mah. Mahalle
Mah. Mahkeme
man. Mantık
mat. Matematik
Md. Müdür, Müdürlüğü
MEB Millî Eğitim Bakanlığı
mec. Mecaz
MESAM (Türkiye) Müzik Eserleri Sahipleri Meslek Birliği
MGK Millî Güvenlik Kurulu
mim. Mimarlık
min. Mineraloji
MİT Millî İstihbarat Teşkilâtı
MK Medenî Kanun
MKE Makine Kimya Endüstrisi
MKS Metre−Kilogram−Saat
MKYK Merkez Karar Yönetim Kurulu
mm Milimetre
M.Ö. Milâttan Önce
MPM Millî Prodüktivite Merkezi
Mrş. Mareşal
M.S. Milâttan Sonra
MSB Millî Savunma Bakanlığı
MSÜ Mimar Sinan Üniversitesi
MTA Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü
65
MÜ Marmara Üniversitesi
Müh. Mühendis
Mür. Müracaat
müz. Müzik
MYK Merkez Yönetim Kurulu
NASA National Aeronautics and Space Administration (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları
Merkezi)
NATO North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı)
No. bk. Nu.
Nö. Nöbet, Nöbetçi
Nö.Sb. Nöbetçi subayı
Nr. bk. Nu.
Nu. Numara
ODTÜ Orta Doğu Teknik Üniversitesi
OECD Organization for Economic Cooperation and Development (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilâtı)
Onb. Onbaşı
OPEC Organization of Petroleum Exporting Countries (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilâtı )
Opr. Operatör
Or. Ordu
Ora. Oramiral
Ord. Ordinaryüs
Org. Orgeneral
Ort. Ortaklık, ortakları
Osm. Osmanlı Türkçesi
Öğ. Öğretmen
öl. Ölüm, ölümü, ölüm tarihi
ör. Örnek
ÖSS Öğrenci Seçme Sınavı
66
ÖSYM Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi
ÖYS Öğrenci Yerleştirme Sınavı
öz. Özel
ped. Pedagoji
PEN International Association of Poets, Playwrights, Editors, Essayists and Novelists (Uluslar Arası Yazarlar
Birliği)
P.K. Posta kutusu
PO Petrol Ofisi
POAŞ Petrol Ofisi Anonim Şirketi
Port. Portekizce
Prof. Profesör
psikol. Psikoloji
PTT Posta, Telgraf, Telefon (İdaresi)
RC Red Cross (Kızılhaç)
RTÜK Radyo Televizyon Üst Kurulu
Rum. Rumence
Rus. Rusça
S. Sayı
s. Sayfa
sa Saat
Sb. Subay
SBF Siyasal Bilgiler Fakültesi
SEKA Selüloz ve Kâğıt Sanayii Kurumu
sf. Sıfat
Sl. Slavca
Sn. Sayın
sn Saniye
snt. Santral
67
Sok. Sokak
sos. Sosyoloji
SOS Save our Souls (Denizde uluslar arası yardım isteme işareti)
SSK Sosyal Sigortalar Kurumu
sp. Spor
SÜ Selçuk Üniversitesi
Ş. Şirket
Şb. Şube
T. Türkçe
t Ton
TAEK Türkiye Atom Enerjisi Kurumu
tar. Tarih
TARİŞ Tarım Satış Kooperatifleri Birliği
TASS Telegrafnoe Agentstvo Sovetskogo Soyuza (Sovyetler Birliği Telgraf Ajansı)
Tb. Tabur
TBB Türkiye Barolar Birliği
TBMM Türkiye Büyük Millet Meclisi
T.C. Türkiye Cumhuriyeti
TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları
TCK Türkiye Cumhuriyeti Karayolları
TCK Türk Ceza Kanunu
TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
TDK Türk Dil Kurumu
TED Türk Eğitim Derneği
tek. Teknik, teknoloji
TEK Türkiye Elektrik Kurumu
tel. Telgraf
68
TEM Trans European Motor Way (Avrupa Transit Kara Yolu)
TEV Türk Eğitim Vakfı
TGS Türkiye Gazeteciler Sendikası
Tğm. Teğmen
THA Türk Haberler Ajansı
THK Türk Hava Kurumu
THK Türk Hukuk Kurumu
THY Türk Hava Yolları
TIR Transport International Routier (Uluslar Arası Kara Yolu Taşımacılığı)
tic. Ticaret
TİSK Türkiye İşverenler Sendikası Konfederasyonu
tiy. Tiyatro
TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü
TKB Türk Kadınlar Birliği
TKİ Türkiye Kömür İşletmeleri
TL Türk lirası
tlf. Telefon
tlks. Teleks
tls. Telsiz
TM Türk Malı
TMMOB Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği
TMO Toprak Mahsulleri Ofisi
TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
TODAİE Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü
Top. Topçu
TÖMER Türkçe Öğretim Merkezi
TP Türk Petrolleri
69
TPAO Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı
tpl. Toplayan
TR Türkiye
TRT Türkiye Radyo Televizyon Kurumu
TSE Türk Standartları Enstitüsü
TSK Türk Silâhlı Kuvvetleri
TTB Türk Tabipler Birliği
TTK Türk Tarih Kurumu
Tug. Tugay
Tuğg. Tuğgeneral
TUS Tıpta Uzmanlık Sınavı
TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu
Tüm. Tümen
Tüma. Tümamiral
Tümg. Tümgeneral
TÜRK−İŞ Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu
TÜTAV Türk Tanıtma Vakfı
TV Teve, televizyon
TYMB Türk Yüksek Mühendisler Birliği
UEFA Union of European Football Associations (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği)
UN United Nations (krş. BM)
UNAC United Nations Aid to Children (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Teşkilâtı)
UNESCO United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization (Birleşmiş Milletler Eğitim,
Bilim ve Kültür Teşkilâtı)
UNICEF United Nations International Children's Emergency Fund (Birleşmiş Milletler Uluslar Arası
Çocuklara Yardım Fonu)
UNO United Nations Organization (Birleşmiş Milletler Teşkilâtı)
USA United States of America (Amerika Birleşik Devletleri) (bk. ABD)
70
Uzm. Uzman
Ü Üniversite
Üçvş. Üstçavuş
ünl. Ünlem
Üstğ. Üsteğmen
vb. Ve başkaları, ve benzerleri, ve bunun gibi
vd. Ve devamı
Vet. Veteriner
vs. Ve saire
WB World Bank (Dünya Bankası)
WHO World Health Organization (Dünya Sağlık Teşkilâtı)
WMO World Meteorological Organization (Dünya Meteoroloji Teşkilâtı)
Y. Yüksek
Yard. Yardımcı
Yard. Doç. Yardımcı Doçent
Yay. Yayın
Yb. Yarbay
Yd.Sb. Yedek Subay
YÖK Yükseköğretim Kurulu
YSE Yol, Su, Elektrik Genel Müdürlüğü
YSK Yüksek Seçim Kurulu
Yun. Yunanca
Yük. Mim. Yüksek Mimar
Yük. Müh. Yüksek Mühendis
yy. Yüzyıl
yyl. Yayımlayan
Yzb. Yüzbaşı
71
ZF Ziraat Fakültesi
zf. Zarf
zm. Zamir
zool. Zooloji
(*)KESME
KESME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ
Bazı alıntı kelimelerde ünsüzler, Türkçenin hece yapısına aykırı olarak kendilerinden önceki ünlüyle hece
kurarlar. Dilimizde sayılı olan bu tür alıntılar aşağıda gösterilmiştir:
an'ane
an'anevî
bid'at
cem'an
cür'et
cür'etkâr
cür'etkârlık
cür'etlenme
cür'etlenmek
cür'etli
cüz'î
def'aten
fer'î
72
tes'it
vak'a
vak'anüvis
vak'anüvislik
vaz'ıhamil
vüs'at
Aşağıdaki kelimelerde kesmeli durum iyelik eki alındığı zaman ortaya çıkmaktadır:
cem'i kat'ı tab'ı
cüz'ü men'i vaz'ı
def'i nev'i
hal'i sem'i
UZATMA GÖREVİNDEKİ DÜZELTME İŞARETİNİN KULLANILDIĞI SÖZLER DİZİNİ
Düzeltme işareti, hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılmaktadır. inceltme görevinde kullanılan
düzeltme işareti, alıntı kelimelerdeki g, k, l seslerinin ince okunmasının söz konusu olduğu durumlarda, bu
seslerden sonra gelen a ve u üzerine konmaktadır. inceltme görevindeki düzeltme işareti bu şekilde kurala
bağlı olduğu için bu tür kelimelerin listelenmesine gerek görülmemiştir. Ancak uzatma görevindeki düzeltme
işareti kurala bağlı değildir. Bu bakımdan bu tür kelimelerin dizininin verilmesinde yarar görülmüştür.
Bilindiği üzere uzatma görevindeki düzeltme işareti de iki durumda kullanılmaktadır. Bunlar aşağıda
gösterilmiştir.
1. Yazılışları bir, anlamları ve okunuşları ayrı olan kelimeleri ayırt etmek için, okunuşları uzun olan ünlüler
üzerinde:
aciz (güçsüzlük) âciz (güçsüz)
adem (yokluk) âdem (insan)
adet (sayı) âdet (gelenek, alışkanlık)
akit (sözleşme) âkit (sözleşme yapan)
ala (karışık renkli) âlâ (pekiyi)
alem (bayrak) âlem (dünya, evren)
Ali (kişi adı) âli (yüce, yüksek)
75
alim (her şeyi bilici) âlim (bilgin)
ama (fakat) âmâ (görmez, kör)
amin (kimya terimi) âmin (dua sözü)
aşık (ayak bileğindeki kemik) âşık (vurgun, tutkun)
ayan (belli, açık) âyan (ileri gelenler)
batın (karın) bâtın (iç; gizli)
dahi (bile) dâhi (yaratıcı gücü olan kimse)
dahil (karışma) dâhil (iç, içeri)
dar (ensiz) dâr (ev)
fani (ışık şiddeti) fâni (ölümlü, gelip geçici)
hadis (Peygamber sözü) hâdis (meydana gelen)
hak (doğruluk) hâk (toprak)
hakim (hikmet sahibi) hâkim (yargıç)
hal (pazar yeri; çözme) hâl (durum, vaziyet)
hala (babanın kız kardeşi) hâlâ (henüz)
hasıl (ekin) hâsıl (olan, ortaya çıkan)
haşa (kalın kumaş parçası) hâşâ (asla)
havas (nitelikler) havâs (duygular)
haya (er bezi) hayâ (utanma duygusu)
mani (ruh hastalığı) mâni (şiir türü; engel)
nakil (taşıma) nâkil (taşıyan)
nar (bir meyve) nâr (ateş)
nazım (manzume) nâzım (düzenleyen)
rahim (döl yatağı) rahîm (koruyan, merhamet eden)
sadır (göğüs) sâdır (çıkan, görünen)
sari (bir tür giysi) sâri (bulaşıcı)
şahıs (kimse, kişi) şâhıs (sırık)
76
yayınispî
yevmî
Yezidî
zahirî
zamkıarabî
zarurî
zatî
Zatülkürsî
zebanî
zecrî
Zerdüştî
zevalî
zeytunî
zımnî
zifirî
zihnî
zimmî
ziraî
zuhurî
zührevî
(*)DEGISIK
İMLÂ KILAVUZU’NUN 2000 BASKISINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER
s. 6 Ünlemlerde ünlemin şiddetini ve hecenin uzunluğunu ifade etmek üzere iki veya üç ünlü yan yana
gelebilir: Oooh, aaah. Bu tür örneklerde ünlüler ayrı ayrı değil uzun olarak telâffuz edilir.
s. 13 Ünlü düşmesi
93
Dilimizde iki heceli birtakım kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiği zaman ikinci hecedeki dar ünlüler
genellikle düşer ve bu ünlüler yazılmaz: ağız / ağzı, alın / alnı, bağır / bağra, bağrım, beniz / benzi, beyin /
beynimiz, beyne, boyun / boynu, böğür / böğrüm, burun / burnu, geniz / genzi, göğüs / göğsün, gönül /
gönlünüz, karın / karnı, oğul / oğlu, resim / resme; çevirmek / çevrilmek, devirmek / devrilmek.
s. 14 ğ − v değişmesi
Dilimizde değişik biçimlerde yazılan birtakım Türkçe kelimeler vardır: döğmek, dövmek; göğermek,
gövermek; oğmak, ovmak; öğmek, övmek; söğmek, sövmek. Dilimizde o, ö seslerinden sonra gelen ğ’lerin
v’ye dönme eğilimi güçlüdür. Ortak söyleyişte v'li biçimler daha yaygın olmakla birlikte ğ’li biçimler de
büsbütün ortadan kalkmış değildir.
s. 15, 16 Fiil çekimi ile ilgili yazılışlar
Gelecek zaman ekinin ünlüleri ile zaman ekinden önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın bütün şahıslarda a, e
ile yazılır: geleceğim, gelmeyeceğim, gelemeyeceğim, geleceğiz, gelmeyeceğiz, gelemeyeceğiz,
gelmeyeceksin, gelemeyeceksin; alacağım, almayacağım, alamayacağım, almayacaksın, alamayacaksın,
başlayacağım.
Teklik ve çokluk 1. kişi emir eklerinin ünlüsü ile ekten önceki ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır:
başlayayım, gelmeyeyim; başlayalım, gelmeyelim.
İstek ekinden önce gelen ünlü, söyleyişe bakılmaksızın a, e ile yazılır: başlayasın, başlaya, başlayasınız,
başlayalar; gelmeyesin, gelmeye, gelmeyesiniz, gelmeyeler.
s. 18 Ancak ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki,
meğerki, oysaki, sanki. Bu örneklerden çünkü sözünde ek aynı zamanda uyuma girmiştir.
s. 22 Romen rakamları ancak yüzyıllarda, hükümdar adlarında, tarihlerin yazılışında, kitap ve dergi ciltlerinde
ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır: XX. yüzyıl, III. Selim,
XIV. Louis, II. Wilhelm, V. Karl, VIII. Edward, 1.XI.1928, I. cilt, XII. cilt. Bu tür örneklerde Arap
rakamlarının kullanılması da mümkündür.
s. 26 Bazı tarihî ve menkıbevî şahsiyetlerde ise akrabalık bildiren kelime sonda olduğu hâlde unvan değeri
kazandığı için büyük harfle yazılır: Gül Baba, Susuz Dede, Adile Hala, Gülsüm Bacı, Sultan Ana.
s. 27 9. Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar: Merkür, Dünya, Neptün, Plüton, Halley. Dünya, güneş,
ay kelimeleri yalnız coğrafya ve gök bilimiyle ilgili yayınlarda terim olarak kullanıldığı zaman büyük harfle
başlar; bunun dışındaki durumlarda küçük harf kullanılır.
s. 28 Yer bildiren özel isimlerde de kısaltmalı söyleyiş söz konusu olduğu zaman, kelime başında büyük harf
kullanılır: Hisar’dan, Boğaz’dan, Bulvar’dan.
s. 29 15. Tarihî olay, çağ ve dönem adları büyük harfle başlar: Kurtuluş Savaşı, Millî Mücadele, Cilâlı Taş
Devri, İlk Çağ, Yükselme Devri, Millî Edebiyat Dönemi, Tanzimat Dönemi.
Ancak tarihî dönem bildirmeyip tür veya tarz bildiren terimler küçük harfle başlar: divan edebiyatı, divan şiiri,
halk şiiri, eski Türk edebiyatı, klâsik Türk edebiyatı, Türk edebiyatı, Türk dili, Türk sanat müziği, Türk halk
müziği, tekke edebiyatı, Servetifünun edebiyatı, Tanzimat edebiyatı.
94
Bunlardan bölüm ve ana bilim dalı olarak kullanılıp özel ad durumuna gelmiş olanlar büyük harfle başlar:
Eski Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.
s. 30 17. Yer, millet ve kişi adlarıyla kurulan birleşik kelimelerde özel adlar büyük harfle başlar: Antep fıstığı,
Brüksel lâhanası, Behçet hastalığı, Frenk gömleği, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Japon gülü, Maraş
dondurması, Van kedisi, Vaşington portakalı.
s. 36 16. Somut olarak yer bildirmeyen üst ve üzeri sözlerinin sona getirilmesiyle kurulan birleşik kelimeler
bitişik yazılır: akşamüstü, akşamüzeri, ayaküstü, ayaküzeri, bayramüstü, gerçeküstü, ikindiüstü, olağanüstü,
öğleüstü, öğleüzeri, suçüstü, yüzüstü.
Somut olarak yer bildirmeyen alt sözüyle kurulan birleşik kelimeler de bitişik yazılır: ayakaltı, bilinçaltı,
gözaltı, şuuraltı (krş. Birleşik kelimeler B. 16).
s. 36 19. Şahıs adları ve unvanlarından oluşmuş mahalle, meydan, köy vb. yer ve kuruluş adlarındaki unvan
grubu; unvan kelimesi sonda ise, gelenekleşmiş olarak bitişik yazılır: Abidinpaşa, Bayrampaşa, Davutpaşa,
Ertuğrulgazi, Kemalpaşa (ilçesi); Necatibey (Caddesi), Mustafabey (Caddesi), Gazi Osmanpaşa (Üniversitesi)
(Sultanahmet buradan çıkarıldı)
s. 37, 38 e. Açıortay, adamkökü, adamotu, âdemotu, ağırbaşlı, ağırcanlı, ağırkanlı, ahududu, akarsu, akaryakıt,
akciğer, akkor, aksakal, aktöre, akyuvar, alyuvar, anamal, anaokulu, anapara, anayasa, anneanne, atardamar,
atarkanal, atasözü, aybaşı, ayçiçeği, ayçöreği, babaanne, basmakalıp, başıboş, başıbozuk, başıkabak, başörtü,
başvurmak, beşibiryerde, bilirkişi, bindallı, birdenbire, birdirbir, birtakım, bozkır, bugün, buzdolabı,
çeşitkenar, çiftetelli, delikanlı, demirbaş, denizaltı, denizaşırı, derebeyi, derebeylik, dereotu, dışbükey,
dikdörtgen, dipnot, doludizgin, dolunay, dörtkenar, dörtnal, dörtnala, düzayak, ebekuşağı, ebemkuşağı,
enikonu, erbaş, eşkenar, etobur, gelişigüzel, giderayak, gökyüzü, gözyaşı, günaşırı, güvenoyu, halkoyu,
hayhay, içbükey, içgüdü, içtepi, içyağı, ikizkenar, ilkbahar, ilkokul, ilköğrenim, ilköğretim, ilkyaz, ipucu,
kabataslak, kahverengi, kamuoyu, karaciğer, karekök, kartopu, kasımpatı, kenarortay, kelaynak, kongövde,
külhanbeyi, külhanbeylik, külkedisi, milletvekili, murdarilik, omurilik, ortaokul, otobur, öngörmek, öngörü,
önsezi, öteberi, özdeyiş, paralelkenar, pekâlâ, pekiyi, sacayağı, sacayak, sadeyağ, sağduyu, sağyağ, semizotu,
serinkanlı, sıcakkanlı, sıkıyönetim, sıradağ, sıradağlar, sivrisinek, soğukkanlı, sonbahar, soyadı, sütana,
sütanne, sütbaba, sütkardeş, sütnine, sütoğul, takımada, takımyıldız, tekdüze, tepetakla, tepetaklak, tereyağı,
tıpkıbasım, tıpkıçekim, toplardamar, topyekûn, tozpembe, varoluş, varsayım, vazgeçmek, yanardağ, yarıçap,
yarımada, yarıyıl, yavrukurt, yerküre, yeryüzü, yılbaşı, yöneylem, yüznumara, yüzyıl, zeytinyağı kelime ve
deyimleri de gelenekleşmiş ve yaygınlaşmış olarak bitişik yazılır.
UYARI : Vazgeçmek birleşik fiili, mi soru ekiyle birlikte kullanıldığı zaman ayrı yazılır: Vaz mı geçtin?
s. 40 Arapça ve Farsça kelimelerle veya bu dillerin kurallarıyla oluşturulmuş tamlamalar ve kalıplaşmış
ibareler; eski metinlerin yayımında, alıntılarda ve bilimsel yayınlarda, bilimsel yöntemlere uyularak
yazılabilir: Devlet−i Osmaniye, Kur’ân−ı Kerim, Recaî−zade, sarf−ı Türkî, tahte’ş−şu’ur, Ahd−i atik, ehl−i
vukuf, ehven−i şer; dârü'l−aceze, tahte'ş−şu'ur, hamiyyet−perver, hayal−perest, sahip−kıran, Hurşid−name,
bî−vefa, lâ−dinî, na−mütenahî, bilâ−vasıta.
s. 46 10. Şahıs adlarından oluşmuş mahalle, bulvar, cadde, sokak, ilçe, köy vb. yer ve kuruluş adlarında
sondaki unvanlar hariç, şahıs adları ayrı yazılır: Gazi Osmanpaşa Mahallesi, Yunus Emre Mahallesi; Gazi
Mustafa Kemal Bulvarı; Ziya Gökalp Bulvarı; Nene Hatun Caddesi; Fevzi Çakmak Sokağı, Cemal Nadir
Sokağı; Mustafa Kemalpaşa (ilçesi), Koca Mustafapaşa; Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi, Sultan Ahmet
Camii, Sütçü İmam Üniversitesi
s. 46 16. Somut olarak yer belirten üst sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler ayrı yazılır: arka üstü,
baş üstü, böbrek üstü (bezleri), kıç üstü, sırt üstü, tepe üstü.
95
Somut olarak yer belirten alt sözüyle oluşturulan birleşik kelime ve terimler de ayrı yazılır: deri altı, su altı,
toprak altı, yer altı (krş. Birleşik kelimeler A. 16).
s. 53 Nokta ( . )
1. Cümlenin sonuna konur: Türk Dil Kurumu, 1932 yılında kurulmuştur.
Artık o, ne üniformalı bir başkumandan, ne fraklı ve beyaz kravatlı bir devlet başkanıydı.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Panorama)
Saatler geçtikçe yollara daha mahzun bir ıssızlık çöküyordu.
(Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu)
(Türküm örneği kaldırıldı)
s. 55 7. Tırnak içinde olmayan aktarma cümlelerden sonra konur: Datça'ya yarın gideceğim, dedi.
– Bugünlük bu kadar her gün üç mermi, diye düşündü.
(Tarık Buğra, Küçük Ağa)
8. Konuşma çizgisinden önce konur:
Hatta bahçede gezen hanımefendi bile işin farkına varıp,
– Nen var senin çocuğum, diye sormak zorunda kaldı.
(Haldun Taner, Hikâyeler)
s. 63 Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa
etmektir. (Mustafa Kemal Atatürk)
s. 67 Süleyman Şah'ın cenazesi sudan ihraç olunarak (çıkarılarak) hemen orada defnedilmiştir ki makarrı
(durağı) hâlâ “Türk Mezarı” namiyle maruftur (tanınmıştır).
(Refik Halit Karay, Bir İçim Su)
s. 69 7. Bir yazının maddelerini gösteren rakam ve harflerden sonra kapama ayracı konur:
I) 1) A) a)
II) 2) B) b)
s. 69, 70 Kesme işareti ( ' )
1. Özel adlara getirilen iyelik ve hâl eklerini ayırmak için konur: Fatih Sultan Mehmet'e, Atatürk'üm,
96
Türkiye'm, İnönü'den, Yurdakul'dan, Kâzım Karabekir'i, Yunus Emre'yi, Ziya Gökalp'tan; Türk'e, Alman'ı;
Jüpiter'den, Venüs'ü; Türkiye'de, Van Gölü'ne, Ağrı Dağı'nın; Ziya Gökalp Bulvarı'nda, Çankaya Köşkü'ne,
Sait Halimpaşa Yalısı'ndan; Kiralık Konak'ta, Sinekli Bakkal'ı.
Ancak aşağıda belirtilen özel adlardan sonra kesme işareti kullanılmaz:
a. Kurum ve kuruluş adları: Türkiye Büyük Millet Meclisine, Türk Dil Kurumundan, Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığına, Dil ve Tarih−Coğrafya Fakültesi Dekanlığına.
b. Akım, çağ ve dönem adları: Eski Çağın, Yükselme Döneminin, Klâsik Türk Edebiyatına, Millî Edebiyat
Akımının, Edebiyat−ı Cedide Topluluğunun.
c. Kişi adlarından sonra kullanılan unvanlar: Mustafa Kemal Paşaya, Nasrettin Hocada, Enver Paşanın,
Zeynep Hanıma, Ayhan Beyden, Ahmet Mithat Efendinin, Enver Paşayı.
ç. Ay ve gün adları: 29 Ekime..., 30 Ağustos Çarşambadan sonra
d. Deyimlerde geçen özel adlar: Allahtan hayırlısı, Allaha emanet; Alinin külâhını Veliye, Velinin külâhını
Aliye.
s. 71 UYARI : Sonunda nokta bulunan kısaltmalarla üs işaretli kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür
kısaltmalarda ek noktadan ve üs işaretinden sonra, kelimenin ve üs işaretinin okunuşuna uygun olarak yazılır:
vb.leri, mad.si, Alm.dan, İng.yi, Nu.dan; cm³e (santimetre küpe), m²ye (metre kareye), 64ten (altı üssü
dörtten)
(*)A
A
ab
aba
abacı
abacılık,− ğı
abadî
aba güreşi
abajur
abajurcu
abajurculuk,−ğu
abajurlu
abaküs
abalı
Abana (ilçe)
97
abone
abone etmek
abonelik,−ği
abone olmak
abone yapmak
abonman
aborda
aborda etmek
abra
abrakadabra
abrama
abramak
abraş
abril
abstraksiyonizm
abstre
abstre sayı
absürt,−dü
absürt tiyatro
abu
abuhava
abuk sabuk
abuk sabukluk,−ğu
abuli
abullabut
abullabutluk,−ğu
abur cubur
101
abus
acaba
acar
Acar
Acara
acarlaşma
acarlaşmak
acarlık,−ğı
acayip,−bi
acayipleşme
acayipleşmek
acayipleştirme
acayipleştirmek
acayiplik,−ği
acayip olmak
accelerando
acele
acele acele
aceleci
acelecilik,−ği
acele etmek
aceleleştirme
aceleleştirmek
acele posta
Acem
acemaşiran
acemborusu (bitki)
102
acembuselik,−ği
Acemce
Acem halayı
acemi
acemi ağası
acemice
acemi çaylak,−ğı
acemi er
acemileşme
acemileşmek
acemilik,−ği
acemilik etmek
acemi ocağı
acemi oğlanı
Acem kılıcı
acemkürdî
Acem lâlesi
Acemleşme
Acemleşmek,−ği
Acemleştirme
Acemleştirmek,−ği
Acem pilâvı
acente
acentelik,−ği
acep
aceze
acı
103
acı acı
acı ağaç,−cı
acı badem
acı badem kurabiyesi
acı bakla
acı bal
acı balık,−ğı
acıca
acı ceviz
acı çiğdem
acı elma
Acıgöl (ilçe)
acı hıyar
acı karpuz
acı kavak,−ğı
acı kavun
acıkılma
acıkılmak
acıklı
acıklı komedi
acıkma
acıkmak
acı kök
acıktırma
acıktırmak
acı kuvvet
acılanma
104
acı ot
Acıpayam (ilçe)
acı pelin
acırak,−ğı
acırga
acı sakız
acısız
acı söz
acı su (maden
suyu)
acı tatlı
acıtış
acıtma
acıtmak
acı yavşan
acıyıcı
acıyış
acı yitimi
acı yonca
acibe
acil
acilen
acil servis
aciz,−czi
(güçsüzlük)
âciz (güçsüz)
âcizane
106
âcizleri
âcizlik,−ği
acube
acul,−lü
acun
acur
acuze
acyo
acyocu
aç
açacak,−ğı
aç acına
açalya
açan
açar
aç bîilâç,−cı
açelya
aç göz
aç gözlü
aç gözlülük,−ğü
açı
açıcı
açık,−ğı
açık açık
açık ağıl
açıkağız (bitki)
açık ağızlı
107
açık alan
açık artırma
açık bilet
açık bono
açık bölge
açık büfe
açık celse
açık ciro
açıkça
açıkçası
açık çek
açıkçı
açık deniz
açık devre
açık dolaşım
açık dolaşım sistemi
açık duruşma
açık düşme
açık eksiltme
açık elli
açık ellilik,−ği
açık fikirli
açık fikirlilik,−ği
açık giysi
açık görüş
açıkgöz
açıkgözlük,−ğü
108
açık hava
açık hava sineması
açık hava tiyatrosu
açık hece
açık hesap,−bı
açık imza
açık işletme
açık kahverengi
açık kalp ameliyatı
açık kalpli
açık kalplilik,−ği
açık kapı politikası
açık kapı siyaseti
açık kart
açık kredi
açıklama
açıklama cümlesi
açıklamak
açıklamalı
açıklama yapmak
açıklanan
açıklanma
açıklanmak
açıklar livası
açıklaşma
açıklaşmak
açıklaştırma
109
açıklaştırmak
açıklatma
açıklatmak
açıklayan
açıklayıcı
açıklayış
açıklık,−ğı
açıklıkölçer
açıklık politikası
açık liman
açık lise
açık maaşı
açık mavi
açık mektup,−bu
açık ordugâh
açık oturum
açık oy
açık öğretim
açık önerme
açık pazar
açık pembe
açık piyasa
açık poliçe
açık raf
açık rejim
açık saçık,−ğı
açık sarı
110
açık sayım
açık seçik,−ği
açık senet
açık sözlü
açık sözlülük,−ğü
açık şehir,−hri
açıktan
açıktan açığa
açıktan atama
açıktan tayin
açık taşıt
açık teşekkür
açık tohumlular
açık tribün
açık yara
açık yeşil
açık yürekli
açık yüreklilik,−ği
açık zaman
açılama
açılım
açılış
açılış konuşması
açılış töreni
açılma
açılmak
açım
111
açımlama
açımlamak
açımlanma
açımlanmak
açındırma
açındırmak
açınım
açınma
açınmak
açınsama
açınsamak
açıortay
açıortay düzlemi
açıölçer
açısal
açısal bölge
açısal çap
açısal hız
açısal ivme
açısal sapma
açısal uzaklık,−ğı
açısal yol
açış
açış konuşması
açıt,−dı
aç karnına
açkı
112
adacyo
ada çayı
adagio
adak,−ğı
adaklama
adaklamak
adaklanma
adaklanmak
adaklı
Adaklı (ilçe)
adaklık,−ğı
adaksız
Adalar (ilçe)
adale
adaleli
adalesiz
adalet
adalet divanı
adalet kapısı
adaletli
adaletlilik,−ği
adalet mahkemesi
adalet örgütü
adalet sarayı
adaletsiz
adaletsizlik,−ği
adalı
114
adalî
adam
adama
adamak
adamakıllı
adam azmanı
adam boyu
adamca
adamcağız
adamcasına
adamcık,−ğı
adamcıl
adamcıllık,−ğı
adam evlâdı
adamkökü
adamlık,−ğı
adamotu
adam sarrafı
adam sendecilik,−ği
adamsız
adamsızlık,−ğı
Adana
Adana kebabı
adanma
adanmak
adap,−bı
Adapazarı'nı
115
adap erkân
adaptasyon
adapte
adapte etmek
adapte olmak
adaptör
ada soğanı
adaş
adaşlık,−ğı
ada tavşanı
ada tepe
adatma
adatmak
adavet
aday
aday adayı
adayavrusu (tekne)
adaylık,−ğı
aday olmak
ad bilimi
adcı
adcılık,−ğı
ad cümlesi
ad çekimi
ad çekme
ad çektirme
addan türeme fiil
116
addedilme
addedilmek
ad değişimi
addetme
addetmek
addolunma
addolunmak
ad durumu
adedî
adem (yokluk)
âdem (insan)
Âdem
Âdem baba
Âdemci
Âdemcilik,−ği
Âdem elması
Âdem evlâdı
ademimerkeziyet
ademimerkeziyetçi
ademimerkeziyet− çilik,−ği
ademimes’uliyet
ademiyet
âdemiyet
âdemoğlu
âdemotu
adenit
adenom
117
adese
adet,−di (sayı)
âdet (gelenek,
alışkanlık)
âdeta
adetçe
âdet edinmek
âdet etmek
adedimürettep,−bi
âdet olmak
adezyon kuvveti
ad gövdesi
ad hoc
adı geçen
adıl
adım
adım adım
adım başı
adımlama
adımlamak
adımlık,−ğı
adımsayar
Adıyaman
adî
adî adım
adî defter
adî kesir,−sri
118
adil
adilâne
Adilcevaz (ilçe)
adîleşme
adîleşmek
adîleştirme
adîleştirmek
adîlik,−ği
adî suçlu
adisyon
ad kökü
adlandırılma
adlandırılmak
adlandırma
adlandırmak
adlanma
adlanmak
adlaşma
adlaşmak
adlaştırma
adlaştırmak
adlı
adlı sanlı
adlî
adlî makam
adlî merci,−i
adlî polis
119
agorafobi
agraf
agrafi
agrandisman
agrandisör
agrega
agreje
agreman
agresif
agu
agu bebek,−ği
agucuk,−ğu
agulama
agulamak
aguş
ağ
ağa
ağababa
ağabey
ağabeylik,−ği
ağabeylik etmek
ağaç,−cı
ağaç arısı
ağaç balı
ağaç biti
ağaççık,−ğı
ağaççılık,−ğı
125
ağaç çileği
ağaç çivi
ağaçdelen
ağaç ebegümeci
ağaç işleri
ağaçkakan
ağaç kama
ağaç kaplama
ağaç kavunu
ağaçkesen
ağaç kurbağası
ağaç kurdu
ağaç küpesi
ağaçlama
ağaçlamak
ağaçlandırılma
ağaçlandırılmak
ağaçlandırma
ağaçlandırmak
ağaçlanma
ağaçlanmak
ağaçlaşma
ağaçlaşmak
ağaçlı
ağaçlık,−ğı
ağaçlıklı
ağaç mantarı
126
ağaç minesi
ağaç mobilya
ağaç nemi
ağaç oyma
Ağaçören (ilçe)
ağaç parkı
ağaç sakızı
ağaç sansarı
ağaç serçesi
ağaçsı
ağaçsız
ağaç yılanı
ağa kapısı
ağalanma
ağalanmak
ağalık,−ğı
ağarık,−ğı
ağarma
ağarmak
ağartı
ağartılma
ağartılmak
ağartma
ağartmak
ağa yamağı
ağbenek,−ği
(mantar)
127
ağılaşma
ağılaşmak
ağılı
ağılı böcek,−ği
ağıllanma
ağıllanmak
ağım
ağımlı
Ağın (ilçe)
ağınma
ağınmak
ağı otu
ağır
ağır ağır
ağır aksak,−ğı
ağır aksak semaî
ağır araç,−cı
ağır ayak,−ğı
ağırbaşlı
ağırbaşlılık,−ğı
ağırca
ağırcanlı
ağırcanlılık,−ğı
ağır ceza
ağır düyek
ağır elli
ağır ellilik,−ği
129
ağır ezgi
ağır hapis cezası
ağır hasta
ağır hastalık,−ğı
ağır hava
ağır hidrojen
ağır iş
ağırkanlı
ağırkanlılık,−ğı
ağır kayıp,−bı
ağır kusur
ağır küre
ağırlama
ağırlamak
ağırlanma
ağırlanmak
ağırlaşma
ağırlaşmak
ağırlaştırma
ağırlaştırmak
ağırlatma
ağırlatmak
ağırlık,−ğı
ağırlıklı
ağırlık merkezi
ağır para cezası
ağırsama
130
ağırsamak
ağır sanayi,−i
ağır sengin semaî
ağır sıklet
ağır söz
ağır su
ağırşak,−ğı
ağırşaklanma
ağırşaklanmak
ağır top
ağır uyku
ağır vasıta
ağır vasıta ehliyeti
ağır yağ
ağır yaralı
ağış
ağıt,−dı
ağıtçı
ağıtçılık,−ğı
ağıtlama
ağız,−ğzı
ağız alışkanlığı
ağız birliği
ağız bozukluğu
ağız dalaşı
ağızdan
ağızdan ağıza
131
ağ ipliği
ağ kayığı
ağ kepçe
ağ kurdu
ağ kurşunu
ağlama
ağlamak
ağlamaklı
ağlamalı
ağlamsı
ağlanma
ağlanmak
ağlantı
Ağlasun (ilçe)
ağlaşma
ağlaşmak
ağlata ağlata
ağlatı
ağlatıcı
ağlatış
ağlatma
ağlatmak
ağlaya ağlaya
ağlayıcı
ağlayış
ağlı
Ağlı (ilçe)
133
ağma
ağmak
ağ mantarlar
ağnam
ağnama
ağnamak
ağnamcı
ağraz
ağrı
Ağrı
ağrıkesen
ağrı kesici
ağrı kesimi
ağrılı
ağrıma
ağrıma asalakları
ağrımak
ağrısız
ağrı sızı
ağrıtma
ağrıtmak
ağ sayfası
ağ sitesi
ağsı
ağ tabaka
ağ tonoz
ağ torba
134
ağustos
ağustos böceği
ağustos böcekleri
ağyar
ağ yatak,−ğı
ağzı açık,−ğı
ağzı bir
ağzı bozuk,−ğu
ağzı gevşek,−ği
ağzı kalabalık,−ğı
ağzı kara
ağzı kenetli
ağzı kilitli
ağzı pek
ağzı pis
ağzı sıkı
ah
aha
ahacık
ahali
ahar
aharlama
aharlamak
aharlı
ahbap,−bı
ahbapça
ahbaplık,−ğı
135
ahbaplık etmek
ahbap olmak
ahcar
ahçı
ahçıbaşı,−yı, −nı
ahçılık,−ğı
ahdetme
ahdetmek
ahdî
Ahdiatik
Ahdicedit
ahenk,−gi
ahenk kaidesi
ahenkleştirme
ahenkleştirmek
ahenkli
ahenklilik,−ği
ahenksiz
ahenksizlik,−ği
ahenk tahtası
ahenktar
aheste
aheste aheste
aheste beste
ah etmek
ahfat,−dı
ahım şahım
136
ahır
ahırlama
ahırlamak
Ahırlı (ilçe)
Ahıska Türkleri
ahi (dost, arkadaş)
Ahi (özel isim)
ahilik,−ği
Ahilik,−ği
ahir
ahiren
ahiret
ahiret adamı
ahiret günü
ahir vakit,−kti
ahir zaman
ahir zaman
peygamberi
ahit,−hdi
ahitleşme
ahitleşmek
ahitname
ahiz,−hzi
ahize
ahkâm
ahlâf
ahlâk
137
aile
aile adı
aile bahçesi
aile boyu
aile bütçesi
ailece
ailecek
aile dostu
aile gazinosu
aile hayatı
aile hukuku
ailelik,−ği
aile meclisi
aile ocağı
aile plânlaması
aile reisi
aile saadeti
ailesel
ailesiz
ailevî
ait
ait olmak
ajan
ajanda
ajanlık,−ğı
ajan provokatör
ajans
140
ajitasyon
ajitatör
ajite etmek
ajur
ajurlu
ak
aka
akabe
akabinde
akaç,−cı
akaçlama
akaçlamak
akaçlatma
akaçlatmak
akademi
akademici
akademicilik,−ği
akademik,−ği
akademisyen
ak ağa
akağaç,−cı
akait,−di
akaju
akak,−ğı
akala
akamber
akamet
141
akan yıldız
akar
akar amber
ak Arap
akarca
akaret
akarlar
akarsu
akaryakıt
akaryakıt istasyonu
akasma
akasya
akbaba
akbabagiller
akbakla
akbaldır
akbalık,−ğı
akbalıkçıl
ak basma
ak basmak
akbaş (kuş)
ak benek,−ği
akbuğday
akburçak,−ğı
akciğer
akciğer göbeği
akciğer kesecikleri
142
aksileşme
aksileşmek
aksilik,−ği
aksilik etmek
aksine
aksiseda
aksiyom
aksiyon
aksiyoner
aksoğan
akson
aksona
aksöğüt,−dü
ak su
Aksu (ilçe)
aksungur
aksülâmel
ak sülümen
akşam
akşama doğru
akşam akşam
akşama sabaha
akşam azadı
akşamcı
akşamcılık,−ğı
akşamdan akşama
akşam ezanı
153
akşam gazetesi
akşam güneşi
akşam karanlığı
akşamki
akşamlama
akşamlamak
akşamları
akşamlatma
akşamlatmak
akşamleyin
akşamlık,−ğı
akşamlı sabahlı
akşamlık sabahlık
akşam namazı
akşam pazarı
akşam piyasası
akşam saati
akşamsefası
(bitki)
akşam simidi
akşamüstü
akşamüzeri
akşam yeli
Akşam Yıldızı
Akşehir (ilçe)
akşın
akşınlık,−ğı
154
aktar
aktarıcı
aktarılma
aktarılmak
aktarım
aktarış
aktariye
aktarlık,−ğı
aktarma
aktarmacı
aktarmacılık,−ğı
aktarma cümlesi
aktarmak
aktarmalı
aktarmasız
aktarma yapmak
aktartma
aktartmak
aktavşan
aktif
aktif fiil
aktifleşme
aktifleşmek
aktifleştirme
aktifleştirmek
aktiflik,−ği
aktif metot,−du
155
akvarel
akvaryum
akvaryumcu
akvaryumculuk,
−ğu
akya balığı
Akyaka (ilçe)
Akyazı (ilçe)
ak yazılı
ak yel
ak yem
ak yıldız
Akyurt (ilçe)
akyuvar
akzambak,−ğı
al
ala (karışık renkli)
âlâ (pekiyi)
ala ala
alabacak,−ğı (at)
alabalık,−ğı
alabalıkgiller
alabanda
alabanda ateş
alabanda etmek
alabanda iskele
alabanda sancak
157
alacasansar
alaçam
Alaçam (ilçe)
alaçık,−ğı
Aladağ (ilçe)
alafranga
alafrangacı
alafrangacılık,−ğı
alafrangalaşma
alafrangalaşmak
alafrangalaştırma
alafrangalaştırmak
alafrangalık,−ğı
alafranga müzik,
−ği
alafranga saat,−ti
alafranga tuvalet
alâgarson
alageyik,−ği
ala gün
alâimisema
alâka
alâkabahş
alâkadar
alâkadar etmek
alâkadar olmak
alâkalandırma
159
alâkalandırmak
alâkalanma
alâkalanmak
alâkalı
alakarga
alâkart
alâkasız
alâkasızlık,−ğı
alâkok
alalama
alalamak
alamana
alamana ağı
alâmet
alâmetifarika
alâmetifarikalı
alâminüt
alâminüt yemek,−ği
alan
alan araştırması
alan hızı
alan korkusu
alan talan
alan topu
Alanya (ilçe)
Alaplı (ilçe)
alarga
160
alarga etmek
alârm
ala sulu
alaşağı etmek
Alaşehir (ilçe)
alaşım
alaşımlama
alaşımlamak
ala tav
ala tavlı
alaten
alaturka
alaturkacı
alaturkacılık,−ğı
alaturkalaştırma
alaturkalaştırmak
alaturkalık,−ğı
alaturka müzik,−ği
alaturka saat,−ti
alaturka tuvalet
alavere
alavereci
alavere tulumbası
alay
alay alay
alay beyi
alaybozan
161
alaycı
alaycılık,−ğı
alay etmek
alâyıvalâ
alâyiş
alâyişli
alaylı
alaysı
Ala Yuntlu
alay yollu
alaz
alaza
alaz alaz
alazlama
alazlamak
alazlanma
alazlanmak
al basma
albastı
albatr
albatros
albay
albaylık,−ğı
al bayrak,−ğı
albeni
albenili
albinizm
162
âlem yapmak
alenen
alengirli
alenî
alenîleşme
alenîleşmek
aleniyet
alerjen
alerji
alerjik,−ği
alessabah
alesta
alet
alet edevat
alet etmek
aletli
aletli jimnastik,−ği
alet olmak
alev
alev alev
Alevî
Alevîlik,−ği
alev kırmızısı
alev lâmbası
alevlendirme
alevlendirmek
alevlenme
166
aliterasyon
alivre
alivre satış
aliyyülâlâ
alizarin
alize
Alka Evli
alkali
alkalik,−ği
alkali metaller
alkalimetre
alkaloit,−di
alkalölçer
alkan
al karısı
alkarna
alkım
alkış
alkış ağası
alkışçı
alkışçılık,−ğı
alkışlama
alkışlamak
alkışlanma
alkışlanmak
alkil
alkol,−lü
171
alkolik,−ği
alkolizm
alkollü
alkolölçer
Allah
Allaha ısmarladık
Allah aşkına
Allah bilir
Allah bir
Allahın adamı
Allahın belâsı
Allahın cezası
Allahın emri
Allahın evi
Allahın günü
Allahın hikmeti
Allahın kulu
allahlık,−ğı
allahsız
Allahsız
allahsızlık,−ğı
Allahsızlık,−ğı
Allah taksimi
Allahüâlem
Allahütealâ
Allah vergisi
Allah yapısı
172
allak,−ğı
allak bullak,−ğı
allama
allamak
allâme
allâmelik,−ği
allanma
allanmak
allaşma
allaşmak
allegretto
allegro
allem
allı
allık,−ğı
allı pullu
alma
almaç,−cı
almak
almamazlık,−ğı
Alman
almanak,−ğı
Almanca
Almancı
Almancılık,−ğı
Alman gümüşü
Almanlaşma
173
Almanlaşmak
Almanlaştırma
Almanlaştırmak
Alman papatyası
Almansever
Alman usulü
Almanya
almaş
almaşık,−ğı
almaşık yapraklar
almaşlı
Almatı
Almus (ilçe)
alnaç,−cı
alo
alogami
alotropi
alp,−pı
alpaka
alpaks
alperen
alpinist
alpinizm
alplık,−ğı
Alpu (ilçe)
alpyıldızı (çiçek)
al sancak,−ğı
174
alşimi
alşimist
alt
alt alta
Altay
Altayca
Altayist
Altayistik,−ği
alt başlık,−ğı
alt bölüm
alt cins
alt çene
alt damak,−ğı
alt deri
alt diş
alt dudak,−ğı
alternatif
alternatif akım
alternatif tıp,−bbı
alternatör
altes
alt etmek
alt familya
alt geçit,−di
alt güverte
alt hava yuvarı
altı
175
altıgen
altık,−ğı
Altıkardeş (yıldız
kümesi)
altılama
altılı
altılık,−ğı
altın
altın babası
altınbaş (kavun)
altın beşik,−ği
altın bilezik,−ği
altın böcek,−ği
altıncı
altıncı duygu
altıncı his
altın çağ
altın çağı
Altındağ (ilçe)
Altınekin (ilçe)
altın kaplama
altın keseği
altın kökü
altın küpü
altınlaşma
altınlaşmak
altınoluk,−ğu
176
altın otu
Altınova (ilçe)
Altınözü'nü (ilçe)
altın saat,−ti
altın sarısı
altın suyu
Altıntaş (ilçe)
altıntop (greyfurt)
altın topu
altın varak,−ğı
altın yağmurcun
Altınyayla (ilçe)
altın yıl
altıparmak,−ğı
(balık; kumaş)
altı parmak,−ğı
altıpatlar
altışar
altı yol
altı yol ağzı
altız
altimetre
alt karşıt
alt kat
alt kurul
altlama
altlamak
177
altlı
altlık,−ğı
altlı üstlü
altmış
altmış altı (oyun)
altmışar
altmış dörtlük,−ğü
altmışıncı
altmışlık,−ğı
alto
alto saksafon
alt olmak
alt sınıf
alt şube
alt tabaka
alt takım
alttan alta
alt tarafı
alt tür
Altunhisar (ilçe)
altunî
altüst
altüst böreği
altüst etmek
altüst olmak
alt yapı
alt yazı
178
alt yazılama
alt yazılamak
alt yazılayıcı
alt yazılı
Alucra (ilçe)
alüfte
alüftelik,−ği
alümin
alümina
alüminyum
alüminyum taşı
alüvyon
alveol,−lü
alvere tulumbası
alyans
alyon
alyuvar
am
ama (fakat)
âmâ (görmez, kör)
amabile
amaç,−cı
amaç dışı
amaç edinmek
amaçlama
amaçlamak
amaçlanma
179
amaçlanmak
amaçlı
amaçlılık,−ğı
amaçsız
amaçsızlık,−ğı
amade
amal,−li
âmâlık,−ğı
amalierbaa
aman
amanın
amanname
amansız
amansızca
amansız hastalık,
−ğı
aman zaman
Amasra (ilçe)
Amasya
Amatör
amatörce
amatörlük,−ğü
amazon
ambalâj
ambalâjcı
ambalâjcılık,−ğı
ambalâjlama
180
ambalâjlamak
ambalâjlı
ambalâjsız
ambalâj yapmak
ambale etmek
ambale olmak
ambar
ambarcı
ambarcılık,−ğı
ambarda kurutma
ambargo
ambarlama
ambarlamak
amber
amber ağacı
amber balığı
amberbaris
amberbu
amber çiçeği
amblem
amboli
ambülâns
amca
amcakızı
amcalık,−ğı
amcalık etmek
amcaoğlu
181
amcazade
amel
amele
amelelik,−ği
amele taburu
amelî
amelimanda
ameliyat
ameliyathane
ameliyatlı
ameliyat masası
ameliye
amenajman
amenna
amentü (ana ilkeler)
Amentü (dua)
Amerika
Amerika armudu
Amerika bademi
Amerika elması
Amerikalı
Amerikalılaşma
Amerikalılaşmak
amerikan (bez)
Amerikan
(Amerika’ya ait)
Amerikan bar
182
Amerikan bezi
Amerikanca
Amerikanist
Amerikan salatası
Amerikansı
Amerikanvari
Amerika tavşanı
Amerika üzümü
amerikyum
ametal,−li
ametist
amfetamin
amfi
amfibi
amfibi harekât
amfibol,−lü
amfibyumlar
amfiteatr
amfizem
amfor
amfora
amigo
amigoluk,−ğu
amil
amilâz
amin (kimya tterimi)
âmin (dua sözü)
183
aminoasit,−di
amino grubu
amip,−bi
amipler
amipli
amir
amiral,−li
amirallik,−ği
amirane
amirce
amiriita
amirlik,−ği
amit,−di
amitoz
amiyane
amma
amma velâkin
amme
amme davası
amme efkârı
amme hukuku
amme idaresi
amme menfaati
amnezi
amnios
amnios suyu
amonyak,−ğı
184
an
ana
ana arı
ana baba
ana baba günü
ana bilim dalı
anabolizma
ana cadde
anacık,−ğı
anacıl
anaç,−cı
ana çizgi
anaçlaşma
anaçlaşmak
anaçlık,−ğı
ana dal
anadan doğma
ana defter
ana deniz
ana deniz bilimi
ana dil
ana dili
ana direk,−ği
ana doğrusu
Anadolu
Anadolulu
anadut
186
ana duvar
ana düşünce
ana erki
anaerkil
anaerkillik,−ği
anaerobik,−ği
ana fikir,−kri
anafilâksi
anafor
anaforcu
anaforculuk,−ğu
anafordan
anaforlama
anaforlamak
anaforlu
anagram
ana haber sunucusu
anahtar
anahtar ağızlığı
anahtar bitkiler
anahtarcı
anahtarcılık,−ğı
anahtar kelime
anahtarlık,−ğı
anahtar taşı
ana kadın
ana kapı
187
ana kara
ana kent
ana kitap,−bı
anakonda
ana kök
ana kraliçe
anakronik,−ği
anakronizm
ana kubbe
ana kucağı
ana kuzusu
analı
analık,−ğı
analık etmek
analıkızlı (yemek)
analist
analitik,−ği
analiz
analizci
analiz etmek
analizör
analjezi
analjezik,−ği
analoji
analojik,−ği
anam
anamal
188
anamal birikimi
anamalcı
anamalcılık,−ğı
ana mektebi
ana motif
ana muhalefet
Anamur (ilçe)
ananas
ananasgiller
an'ane
an'aneci
an'anecilik,−ği
an'anesiz
ananet
an'anevî
anaokulu
ana ortaklık,−ğı
anapara
anarşi
anarşik,−ği
anarşist
anarşistleşme
anarşistleşmek
anarşistlik,−ği
anarşizm
anartri
ana saat,−ti
189
ana sanlı
ana sav
ana sayaç,−cı
anasıl
ana sınıfı
anasının gözü
anasır
anasız
anasızlık,−ğı
anason
ana sözleşme
ana şehir,−hri
anatomi
anatomici
anatomik,−ği
anatomist
ana toplardamar
anavaşya
ana vatan
ana yapı
ana yarısı
anayasa
anayasacı
anayasal
ana yol
ana yön
ana yurt,−du
190
ana yüreği
anbean
anca
ancak
anchorman
ançüez
andaç,−cı
andante
andantino
andaval
andavallı
andemi
andemik,−ği
andezit,−di
andık,−ğı
Andırın (ilçe)
andırış
andırışma
andırışmak
andırma
andırmak
andız
andız otu
andropoz
anekdot
anele
anemi
191
aptalca
aptalcasına
aptallaşma
aptallaşmak
aptallaştırma
aptallaştırmak
aptallık,−ğı
aptallık etmek
aptal olmak
apteriks
apukurya
apul apul
ar
ara
araba
araba araba
arabacı
arabacılık,−ğı
araba falakası
arabalı
arabalık,−ğı
arabalı vapur
araba mezarlığı
araban
Araban (ilçe)
arabanbuselik,−ği
arabankürdî
206
ara başlık,−ğı
araba vapuru
arabesk
arabeskçi
arabeskleşme
arabeskleşmek
Arabî
Arabist
Arabistan
Arabistan defnesi
Arabistik,−ği
Arabizasyon
ara bono
arabozan
arabozanlık,−ğı
ara bozucu
ara bozuculuk,−ğu
ara bulma
ara bulmak
ara bulucu
ara buluculuk,−ğu
aracı
aracı banka
aracı kurum
aracılığıyla
aracılık,−ğı
aracılık etmek
207
aracı şirket
ara cümle
araç,−cı
Araç (ilçe)
araççılık,−ğı
araçlı
araçlı jimnastik,−ği
araçsız
araçsızlık,−ğı
arada bir
ara deniz
Araf
Arafat
aragonit
arak
araka
ara kamışı
ara kapı
ara kararı
ara kazanç,−cı
arakçı
arakçılık,−ğı
ara kesit
arakıye
araklama
araklamak
Araklı (ilçe)
208
ara konakçı
Aral
aralama
aralamak
aralanma
aralanmak
aralatma
aralatmak
aralık,−ğı
Aralık (ilçe)
aralık etmek
aralıklı
aralık oyunu
aralıksız
aralıkta
arama
arama bülteni
arama emri
arama izni
aramak
arama kararı
ara mal
arama ruhsatı
arama tarama
arama yapmak
Aramîce
ara nağme
209
ara nağmesi
aranılma
aranılmak
aranje etmek
aranjman
aranjör
aranma
aranmak
arantı
Arap
Arap aşı
Arapça
Arapçalaşma
Arapçalaşmak
Arapçalaştırma
Arapçalaştırmak
Arapkir (ilçe)
Araplaşma
Araplaşmak
Araplaştırma
Araplaştırmak
Araplık,−ğı
Arap rakamları
Arap sabunu
arapsaçı (bitki;
karışık durum)
Arapsun
210
Arap tavşanı
Arap zamkı
ararot
ararot kamışı
Arasat
ara seçim
ara sıcak,−ğı
ara sınavı
ara sıra
arasız
ara sokak,−ğı
ara söz
arasta
araşit,−di
araştırı
araştırıcı
araştırıcılık,−ğı
araştırılma
araştırılmak
araştırma
araştırmacı
araştırmacılık,−ğı
araştırma filmi
araştırma görevlisi
araştırmak
araştırman
aratış
211
aratma
aratmak
ara tümce
ara yerde
arayıcı
arayıcı fişeği
arayış
ara yön
araz
arazbar
arazbarbuselik,−ği
arazi
arazi aracı
arazi olmak
arazi turu
arazi vitesi
arazi yarışı
arbalet
arbede
arbitraj
arboretum
arda
Arda
Ardahan
ardak,−ğı
ardaklanma
ardaklanmak
212
Ardanuç (ilçe)
Ardeşen (ilçe)
ardı ardına
ardıç,−cı
ardıç kuşu
ardıç otu
ardıç rakısı
ardıl
ardıl görüntü
ardılma
ardılmak
ardın ardın
ardınca
ardı sıra
ardışık,−ğı
ardışık görüntü
ardışıklık,−ğı
ardışık olgular
ardışık sayılar
ardiye
ardiyeci
arduaz
arefe
arefe günü
arena
areometre
argaç,−cı
213
arıtıcılık,−ğı
arıtım
arıtım evi
arıtış
arıtma
arıtma ünitesi
arıtmak
arız
arıza
arızalanma
arızalanmak
arızalı
arızasız
arıza yapmak
arızî
arız olmak
arî
Arî
aria
Arî dil
arif
arifane
arife
arife günü
arioso
Aristocu
Aristoculuk,−ğu
216
aristokrasi
aristokrat
aristokratik,−ği
aristokratlık,−ğı
aritmetik,−ği
aritmetik dizi
aritmetik işlem
aritmetik orta
aritmetiksel
aritmi
aritmik,−ği
ariya
ariyet
ariyeten
ariza
ariz amik
arjantin
Arjantin
Arjantinli
ark
arka
arka arka
arka arkaya
arka ayak,−ğı
arkaç,−cı
arkadan arkaya
arkadaş
217
arkadaş canlısı
arkadaşça
arkadaşlık,−ğı
arkadaşlık etmek
arkadaş olmak
arkaik,−ği
arkaizm
arkalama
arkalamak
arkalanma
arkalanmak
arkalı
arkalıç,−cı
arkalık,−ğı
arkalıklı
arkalıksız
arka müziği
arka plân
arka plânda
arkası kavi
arkası pek
arkası sıra
arkası yufka
arkasız
arka sokak,−ğı
arka teker
arka üstü
218
arka yüz
arkebüz
arkeen
arkegon
arkeolog,−ğu
arkeoloji
arkeolojik,−ği
arkeopteriks
arketip
arkıt
arkoz
arktik,−ği
arlanma
arlanmak
arlanmaz
arlı
arma
armada
armador
armadura
armağan
armağan etmek
armalı
armatör
armatörlük,−ğü
armatür
armoni
219
artağanlık,−ğı
artakalma
artakalmak
art arda
art avurt,−du
art avurt ünsüzü
art bölge
artçı
artçı deprem
artçılık,−ğı
artçı şok
art damak,−ğı
art damak ünsüzü
art düşünce
arter
arterit
artezyen
artezyen kuyusu
artı
artık,−ğı
artık değer
artık emek,−ği
artık gün
artıklama
artıklamak
artık yıl
artım
223
artımlı
artın
artırılma
artırılmak
artırım
artırma
artırmak
artı sayı
artış
artı uç,−cu
artik
artikel
artikülâsyon
artist
artistçe
artistik,−ği
artistlik,−ği
artma
artmak
artmak,−ğı
art niyet
art oda
Artova (ilçe)
artrit
artroz
art teker
Artvin
224
art zamanlı
art zamanlı dil bilimi
art zamanlılık,−ğı
aruz
arya
Aryanizm
arz
arzanî
arz dairesi
arz derecesi
arz etmek
arziyat
arz odası
arz talep kanunu
arzu
arzu etmek
arzuhâl,−li
arzuhâlci
arzuhâlcilik,−ği
arzulama
arzulamak
arzulu
arz ve talep,−bi
as
asa
asabî
asabîleşme
225
asabîleşmek
asabîlik,−ği
asabiye
asabiyeci
asabiyet
asal
asalak,−ğı
asalak bilimi
asalaklaşma
asalaklaşmak
asalaklık,−ğı
asalet
asaleten
asaleten atama
asaleten atanma
asal gazlar
asal sayı
asamble
asansör
asansör boşluğu
asansörcü
asap,−bı
asar
Asarcık (ilçe)
asarıatika
asayiş
asbaşkan
226
asıl,−slı
asılanma
asılanmak
asılı
asılış
asıllı
asılma
asılmak
asılmışadam (bitki)
asıl nüsha
asıl sayılar
asılsız
asılsızlık,−ğı
asıltı
asıl vurgu
asım
asım takım
asıntı
asıntı olmak
asır,−srı
asırlarca
asırlık,−ğı
asi
aside
asidimetre
asil
asileşme
228
asileşmek
asilik,−ği
asilik etmek
asillik,−ği
asilzade
asilzadelik,−ği
asimetri
asimetrik,−ği
asimilâsyon
asimile etmek
asimptot
asistan
asistanlık,−ğı
asit,−di
asit alkol,−lü
asit borik,−ği
asit fenik,−ği
asitölçer
ask
askarit
as kat
asker
askerce
askerci
askercilik,−ği
askerî
askerî ambargo
229
askerî ataşe
askerî inzibat
askerî kaput
askerîleşme
askerîleşmek
askerîleştirme
askerîleştirmek
askerî rüştiye
askeriye
asker kaçağı
askerlik,−ği
askerlik dairesi
askerlik etmek
askerlik hizmeti
askerlik yapmak
askerlik yoklaması
asker ocağı
asker olmak
asker tayını
askı
askıcı
askılı
askılık,−ğı
askıntı
askıntı olmak
askısız
asklı
230
askospor
asla
aslan
Aslan (burç)
aslanağzı (bitki)
aslan ağzı
Aslanapa (ilçe)
aslanca
aslangiller
aslankulağı (bitki)
aslankuyruğu (bitki)
aslanlık,−ğı
aslan payı
aslanpençesi (bitki)
aslan sütü
aslan yürekli
aslen
aslı astarı
aslık,−ğı
aslında
aslı nesli
aslî
aslî düşünce
aslî maaş
aslî nüsha
asliye
asma
231
aşırı
aşırı bellem
aşırı besi
aşırıcılık,−ğı
aşırı doyma
aşırı duyarlık,−ğı
aşırı duyu
aşırı erime
aşırılık,−ğı
aşırılma
aşırılmak
aşırıntı
aşırı taşırı
aşırı uç,−cu
aşırma
aşırmacılık,−ğı
aşırmak
aşırma kayış
aşırmasyon
aşırtı
aşırtma
aşırtmak
aşısız
aşıt,−dı
aşı taşı
aşikâr
aşikâre
238
aşikâr etmek
aşikâr olmak
aşina
aşinalık,−ğı
aşiret
aşiyan
aşk
Aşkabat
Aşkale (ilçe)
aşkefza
aşk etmek
aşkın
aşkıncılık,−ğı
aşk olsun
aşk eylemek
aşlık,−ğı
aşma
aşmak
aşna
aşna fişne
aş ocağı
aşoz
aştırma
aştırmak
aşure
aşure ayı
aşure günü
239
aşurelik,−ği
aşüfte
aşüftelik,−ği
aş yermek
at
ata
atabek,−ği
atabey
Atabey (ilçe)
atacılık,−ğı
ata erki
ataerkil
atak,−ğı
ataklaşma
ataklaşmak
ataklık,−ğı
atak yapmak
atalar sözü
atalet
atalık,−ğı
atama
atamak
ataman
at anası
atanma
atanmak
ataraksiya
240
atardamar
atari
atarkanal
atasözü
ataş
ataşe
ataşelik,−ği
Atatürkçü
Atatürkçülük,−ğü
atavik,−ği
atavizm
atbalığı (su aygırı)
at başı
at cambazı
atçı
atçılık,−ğı
at donu (renk)
ate
atefleksiyon
ateh
ateist
ateizm
aterina
ateş
ateş balığı
ateşbaz
ateş boyu
241
ateş böceği
ateş böcekleri
ateşçi
ateş çiçeği
ateşçilik,−ği
ateş dikeni
ateş etmek
ateş gecesi
ateş gemisi
ateş hattı
ateşin
ateş kayığı
ateşkes
ateş kırmızısı
ateşleme
ateşlemek
ateşlendirme
ateşlendirmek
ateşlenme
ateşlenmek
ateşletme
ateşletmek
ateşleyici
ateşli
ateşli ateşli
ateşlik,−ği
ateşlilik,−ği
242
ateşli silâh
ateşli silâhlar
ateş pahası
ateş parçası
ateşperest
ateşten gömlek,−ği
ateş tuğlası
atfen
atfetme
atfetmek
at gezdirmeliği
atgiller
at gözlüğü
atıcı
atıcılık,−ğı
atıf,−tfı
atıfet
atık,−ğı
atık kâğıt,−dı
atık su
atıl
atılgan
atılganlık,−ğı
atılım
atılımcı
atılış
atılma
243
atılmak
atım
atımcı
atımcılık,−ğı
atımlık,−ğı
atış
atış alanı
atışma
atışmak
atıştırma
atıştırmak
atıştırmalık,−ğı
atıştırma yeri
atış yeri
ati
atik,−ği
atiklik,−ği
atik tetik,−ği
Atkaracalar (ilçe)
at kestanesi
at kestanesigiller
atkı
atkı iplik,−ği
atkılama
atkılamak
atkılı
atkuyruğu (bitki; saç)
244
atletizm
atlı
atlıkarınca (eğlence
aracı)
atlı karınca
atlı spor
atma
atmaca
atmak
atmasyon
atmasyoncu
atmasyonculuk,−ğu
at meydanı
atmık,−ğı
atmosfer
atmosfer basıncı
atmosferik,−ği
atol,−lü
atom
atom ağırlığı
atomal,−li
atom bombası
atomcu
atomculuk,−ğu
atom çağı
atom çekirdeği
atom enerjisi
246
atomik,−ği
atom numarası
atom reaktörü
atom santrali
atom sayısı
atonal,−li
atölye
atölye resmi
atraksiyon
atropin
at sineği
attar
attırma
attırmak
atvur
aut
av
avadancı
avadanlık,−ğı
aval,−li
aval
aval aval
avam
Avam Kamarası
avanak,−ğı
avanakça
avanaklık,−ğı
247
avcı çantası
avcı eri
avcı hattı
Avcılar (ilçe)
avcılık,−ğı
avcılık etmek
avcı otu
avcı uçağı
avdet
avdet etmek
avdetî
av dönemi
avene
averaj
avgın
av hayvanı
avisto
avize
avize ağacı
av köpeği
av kuşu
avlak,−ğı
avlama
avlamak
avlanma
avlanmak
avlatma
249
avlatmak
avlu
av mevsimi
avokado
Avrasya
avrat,−dı
avrat pazarı
avret
Avro
Avrupa
Avrupaî
Avrupa kayını
Avrupalı
Avrupalılaşma
Avrupalılaşmak
Avrupalılık,−ğı
av tezkeresi
avuç,−cu
avuç avuç
avuç dolusu
avuç içi
avuçlama
avuçlamak
avukat
avukatlık,−ğı
avunç,−cu
avundurma
250
avundurmak
avunma
avunmak
avuntu
avurt,−du
avurtlama
avurtlamak
avurtlu
avurt ünsüzü
Avustralya
Avustralya
karatavuğu
Avustralyalı
Avusturya
Avusturyalı
avutma
avutmak
avutucu
avutulma
avutulmak
av yasağı
ay (takvim)
ay (gök cismi)
Ay (bilimsel
yayınlarda)
aya
ay ağılı
251
ayak,−ğı
ayakaltı
ayak bağı
ayakbastı
ayak bileği
ayakça
ayakçak,−ğı
ayakçı
ayakçın
ayak divanı
ayak işi
ayak izi
ayakkabı,−yı
ayakkabıcı
ayakkabıcılık,−ğı
ayakkabılık,−ğı
ayak keseri
ayak kirası
ayaklama
ayaklamak
ayaklandırma
ayaklandırmak
ayaklanma
ayaklanmak
ayaklı
ayaklık,−ğı
ayaklı koşma
252
ayaklı kütüphane
ayaklı mâni
ayak makinesi
ayak oyunu
ayak satıcısı
ayaksız
ayaksızlar
ayakta
ayak tabanı
ayak takımı
ayak tarağı
ayaktaş
ayak tedavisi
ayak teri
ayak topu
ayakucu (gök bilimi)
ayak ucu
ayaküstü
ayaküzeri
ayak yalın
ayakyolu
ayal,−li
ayan (belli, açık)
âyan (ileri gelenler)
ayan beyan
Ayancık (ilçe)
ayandon
253
ayazlandırılmak
ayazlandırılmış rakı
ayazlanma
ayazlanmak
ayazlatma
ayazlatmak
ayazlık,−ğı
ayazma
ay balığı
ay balığıgiller
ay balta
Aybastı (ilçe)
aybaşı
aybeay
ayça
ay çekirdeği
ayçiçeği
ayçiçeği yağı
ayçöreği
ay dede
aydemir
aydın
Aydın
Aydıncık (ilçe)
aydınger
aydınlanma
aydınlanmak
255
Aydınlar (ilçe)
aydınlatıcı
aydınlatılma
aydınlatılmak
aydınlatma
aydınlatmak
aydınlık,−ğı
aydınlıkölçer
Aydıntepe (ilçe)
ay dönümü
ayet
ay evi
aygın
aygın baygın
aygır
aygır deposu
aygıt
ay−gün takvimi
ay−gün yılı
ayı
ayıbacağı (yelken
tarzı)
ayı balığı
ayıboğan
ayıcı
ayıcılık,−ğı
ayıgiller
256
aymazlık,−ğı
ay modülü
ayn
ayna
aynabakar
aynacı
aynacılık,−ğı
aynalı
aynalık,−ğı
aynalık tahtası
aynalı sazan
aynasız
aynasızlık,−ğı
ayna taşı
ayna tırnağı
aynaz
aynen
aynı
aynılık,−ğı
aynısefa
aynıyla
aynı zamanda
aynî
aynî hak,−kkı
ayniyat
ayniyet
aynştaynyum
260
ayol
ay örümceği
ayraç,−cı
ayran
ayran ağızlı
ayran budalası
ayrancı
Ayrancı (ilçe)
ayrancılık,−ğı
ayran delisi
ayran gönüllü
ayranlaşma
ayranlaşmak
ayrı
ayrı ayrı
ayrı basım
ayrıca
ayrıcalı
ayrıcalık,−ğı
ayrıcalıklı
ayrıcalıksız
ayrıcasız
ayrı cinsten
ayrıç,−cı
ayrı çanak yapraklılar
ayrık,−ğı
ayrık küme
261
ay tutulması
ayva
ayvadana
Ayvacık (ilçe)
ayva hoşafı
ayva kompostosu
ayvalık,−ğı
Ayvalık (ilçe)
ayva marmelâdı
ayvan
ayva reçeli
ayva tüyü
ayvaz
ayvazlık,−ğı
ayyar
ayyarlık,−ğı
ayyaş
ayyaşlık,−ğı
ay yıldız
ay yılı
ayyuk
az
aza
azade
azadelik,−ği
azalma
azalmak
264
azaltma
azaltmak
azamet
azametli
azamî
azap,−bı
azaplı
azar
azar azar
azarlama
azarlamak
azarlanma
azarlanmak
azarlatma
azarlatmak
azat,−dı
azat etmek
azat eylemek
azatlı
azatlık,−ğı
azatsız
az az
az buçuk,−ğu
azca
az çok
Azdavay (ilçe)
azdırılma
265
azdırılmak
azdırma
azdırmak
azelya
Azerbaycan
Azerbaycanlı
Azerî
Azerîce
az gelişmiş
az gelişmişlik,−ği
azgın
azgınlaşma
azgınlaşmak
azgınlık,−ğı
azı
azıcık,−ğı
azı dişi
azık,−ğı
azıklı
azıklık,−ğı
azılı
azımsama
azımsamak
azınlık,−ğı
azınlık hükûmeti
azışma
azışmak
266
azıştırma
azıştırmak
azıtma
azıtmak
azil,−zli
azim,−zmi
azimet
azimet etmek
azimkâr
azimkârane
azimli
azit,−di
aziz
azize
aziziye
Aziziye
azizlik,−ği
azizlik etmek
azledilme
azledilmek
azletme
azletmek
azlık,−ğı
azlolunma
azlolunmak
azma
azmak
267
azmak,−ğı
azman
azman kaya
azmanlaşma
azmanlaşmak
azmetme
azmetmek
azmettirme
azmettirmek
aznavur
aznif
azoik,−ği
azol,−lü
azonal,−li
azot
azot dioksit,−di
azotlama
azotlamak
azotlanmış
azotlu
azotometre
azotölçer
Azrail
(*)B
B
baba
baba adam
268
babaanne
baba bucağı
babacan
babacanca
babacanlaşma
babacanlaşmak
babacanlık,−ğı
babacık
babacıl
babacılık,−ğı
babaç,−cı
babaçko
Babadağ (ilçe)
babadan oğula
Babaeski (ilçe)
baba evi
babafingo
baba hindi
Babaî
Babaîlik,−ği
babaköş
babalanma
babalanmak
babalı
babalık,−ğı
babalık etmek
baba mirası
269
baba nasihati
baba ocağı
baba olmak
babasız
baba tatlısı
baba yadigârı
babayani
babayanilik,−ği
babayiğit,−di
babayiğitlik,−ği
baba yurdu
Babıâli
babında
Babîlik,−ği
baca
baca başı
bacak,−ğı
bacak arası
bacak kalemi
bacakkıran
bacaklı
bacaklık,−ğı
bacaklı yazı
bacaksız
baca kulağı
bacanak,−ğı
bacanaklık,−ğı
270
bağlanış
bağlanma
bağlanmak
bağlantı
bağlantı doku
bağlantı borusu
bağlantılı
bağlantısız
bağlantısızlık,−ğı
bağlantısızlık
politikası
bağlantısızlık
siyaseti
bağlantısız ülkeler
bağlantı ünlüsü
bağlantı ünsüzü
bağlantı yapmak
bağlaşık,−ğı
bağlaşıklık,−ğı
bağlaşım
bağlaşma
bağlaşmak
bağlatma
bağlatmak
bağlayıcı
bağlayıcı ünlü
bağlayıcı ünsüz
278
bağlayış
bağlı
bağlık,−ğı
bağlık bahçelik,−ği
bağlı kredi
bağlılaşık,−ğı
bağlılaşım
bağlılaşma
bağlılaşmak
bağlılık,−ğı
bağlı olmak
bağlı su
bağnaz
bağnazlaşma
bağnazlaşmak
bağnazlık,−ğı
bağrıkara (kuş)
bağrış
bağrışa çağrışa
bağrış çağrış
bağrışma
bağrışmak
bağrıştırma
bağrıştırmak
bağrı yanık,−ğı
bağrı yufka
baha
279
bahadır
bahadırlık,−ğı
Bahaî
Bahaîlik,−ği
bahane
bahane etmek
bahaneli
bahanesiz
bahar
baharat
baharatçı
baharatçılık,−ğı
baharatlandırma
baharatlandırmak
baharatlı
baharatsız
bahar bayramı
baharcı
bahar dönemi
bahariye
baharlı
bahar nezlesi
bahar noktası
bahçe
Bahçe (ilçe)
bahçeci
bahçecilik,−ği
280
Bahşili (ilçe)
bahşiş
baht
bahtı açık,−ğı
bahtı kara
baht işi
bahtiyar
bahtiyarlık,−ğı
bahtlı
bahtsız
bahtsızlık,−ğı
bahusus
bakaç,−cı
bakakalma
bakakalmak
bakalit
bakalitli
bakalorya
bakam
bakan
bakanak,−ğı
bakanlar kurulu
bakanlık,−ğı
bakar
bakara
bakar kör
bakaya
282
balar
bal arısı
balast
balast direnç,−ci
balast gemi
balast yem
balat,−dı
balata
balayı
balbal
bal başı
balcı
balcılık,−ğı
balçak,−ğı
balçık,−ğı
balçık hurması
balçık inciri
balçıklaşma
balçıklaşmak
balçıklı
bal çiçeği
Balçova (ilçe)
baldır
baldırak,−ğı
baldıran
baldıranlık,−ğı
baldıran şerbeti
287
baldır bacak,−ğı
baldırgan
baldırı çıplak,−ğı
baldırıkara (bitki)
baldır kemiği
baldırpatlatan
baldırsokan
baldız
baldo
bal dudaklı
bale
balerin
balerinlik,−ği
balet
balgam
balgamlı
balgam taşı
balgümeci (dikiş)
balhane
balık,−ğı
Balık (burç)
balık adam
balık bilimci
balık bilimi
balıkçı
balıkçı düğümü
balıkçı kazağı
288
balıkçıl
balıkçılgiller
balıkçılık,−ğı
balıkçıllar
balıkçın
balıkçı yaka
balık çorbası
Balıkesir
balıketi (tombulca)
balık eti
balıkgözü (halka)
balıkgözü objektif
balıkhane
balık istifi
balık kartalı
balıklama
balıklamak
balıklandırma
balıklandırmak
balıklava
balıklı
balıknefesi (yağ)
balık otu
balık pazarı
balıksırtı (desen)
balıksız
balık sütü
289
balık tabağı
balık tutkalı
balık unu
balık yağı
balık yemi
balık yumurtası
Balışeyh (ilçe)
baliğ
baliğ olmak
balina
balina çubuğu
balinalar
balinalı
balina yağı
balistik,−ği
bal kabağı
balkan
Balkan
Balkanlar
Balkanlı
Balkanlılık,−ğı
Balkanolog,−ğu
Balkanoloji
Balkar
Balkarca
bal kelebeği
balkı
290
balotaj
balotaj kurulu
baloz
bal özlü
bal özü
bal özü bezi
bal özülük,−ğü
bal peteği
bal rengi
balsam
balsıra
bal suyu
balta
baltabaş (gemi)
baltacı
baltacık,−ğı
baltalama
baltalamak
baltalayıcı
baltalayıcılık,−ğı
baltalı
baltalık,−ğı
Baltık
Baltık dilleri
baltrap
balya
Balya (ilçe)
292
balyalama
balyalamak
balyalanma
balyalanmak
balya makinesi
balya yapmak
balyemez
balyos
balyoz
balyozlama
balyozlamak
balyozlanma
balyozlanmak
bambaşka
bambaşkalık,−ğı
bambu
bambul
bambul otu
bam teli
bamya
bamyatarlası
(mezarlık)
ban
bana
ban ağacı
banak,−ğı
banal,−li
293
bani
bank
banka
bankacı
bankacılık,−ğı
banka cüzdanı
banka defteri
banka kartı
bankamatik,−ği
banker
bankerlik,−ği
bankerzede
banket
bankiz
banknot
banko
banko at
bankomat
banko sayı
banlama
banlamak
banliyö
banliyö treni
banma
banmak
ban otu
bant,−dı
295
bantlama
bantlamak
bantlayıcı
bant zımpara
ban yağı
banyo
banyo bataryası
banyo dolabı
banyo havlusu
banyo kabini
banyo kazanı
banyo küveti
banyolu
banyo sabunu
banyosuz
banyo takımı
banyo yapmak
baobap,−bı
bap,−bı
bar
baraj
baraj ateşi
baraj mesafesi
baraj yapmak
barak,−ğı
baraka
barakacık,−ğı
296
baran
barata
baratarya
bar ateşi
barba
barbakan
barbar
bar bar
barbarca
barbarizm
barbarlaşma
barbarlaşmak
barbarlık,−ğı
barbaşı
barbata
barbekü
barbunya
barbunyagiller
barbut
barbutçu
barcı
barcılık,−ğı
barça
barçak,−ğı
barda
bardacık,−ğı
bardacık eriği
297
baryum
baryum karbonat
baryum sülfat
bas
basak,−ğı
basaklı
basaksız
basamak,−ğı
basamak basamak
basamaklı
basar
basarî
basarna
bas bariton
bas bas
basbayağı
basen
basgitar
bası
basıcı
basıcılık,−ğı
basık,−ğı
basıklaştırma
basıklaştırmak
basıklık,−ğı
basıla
basılı
301
basılış
basılma
basılma dayanımı
basılmak
basım
basımcı
basımcılık,−ğı
basım evi
basın
basın ahlâkı
basın ajansı
basın ataşesi
basın bildirisi
basın bürosu
basınç,−cı
basınçlama
basınçlamak
basınçlı
basınçlı kap,−bı
basınçlı su
basınçölçer
basınç ölçüm
basın danışmanı
basın dünyası
basın hürriyeti
basın kartı
basın konferansı
302
basın mensubu
basın müşaviri
basın özgürlüğü
basın sözcüsü
basın toplantısı
basın yasağı
basıölçer
basırgama
basırgamak
basırganma
basırganmak
basış
basil
basiret
basiretli
basiretsiz
basiretsizlik,−ği
basit
basit cisim,−smi
basit cümle
basitçe
basit faiz
basit kelime
basit kesir,−sri
basitleşme
basitleşmek
basitleştirme
303
basitleştirmek
basitlik,−ği
basit renk,−gi
Bask
Baskça
basket
basketbol
basketbolcu
basketbolculuk,−ğu
basketçi
basket yapmak
baskı
baskıcı
baskıcılık,−ğı
baskıda
baskı grubu
baskı kalıbı
baskılı
baskılık,−ğı
baskın
baskıncı
baskın yapmak
baskı resim,−smi
baskısız
baskı yapmak
Baskil
basklârnet
304
bastoncu
bastonculuk,−ğu
baston francala
bastonlu
bastonsuz
basur
basurlu
basur memesi
basur otu
basübadelmevt
basya
baş
başa baş
baş açık
başağaç,−cı
başağırlık,−ğı
baş ağrısı
başak,−ğı
Başak (burç)
başakçı
başakçık,−ğı
başaklama
başaklamak
başaklanma
başaklanmak
başaklı
başaktör
306
başaktörlük,−ğü
başaktris
başaktrislik,−ği
başaltı (spor)
baş altı (denizcilik)
başarı
başarılı
başarılma
başarılmak
başarım
başarısız
başarısızlık,−ğı
başarma
başarmak
başasistan
başasistanlık,−ğı
baş aşağı
başat
başat karakter
başatlık,−ğı
başatlık yasası
başbakan
başbakanlık,−ğı
baş başa
başbayi,−i
baş belâsı
baş bezi
307
baş bıçağı
baş biti
başbuğ
baş çanağı
başçavuş
başçavuşluk,−ğu
başçı
başçık,−ğı
Başçiftlik (ilçe)
başdanışman
başdekorcu
başdekorculuk,−ğu
başdizgici
baş döndürücü
baş dönmesi
başdümenci
baş dümeni
başefendi
başeksper
başeser
başeski
başfiyat
başgardiyan
başgarson
başgarsonluk,−ğu
başgedikli
başhakem
308
başhekim
başhekimlik,−ği
başhemşire
başhemşirelik,−ği
başhostes
başı açık,−ğı
başı bağlı
başıboş
başıboşluk,−ğu
başıbozuk,−ğu
başıbozukluk,−ğu
başı devletli
başı dimdik,−ği
başı dinç
başı dumanlı
başıkabak,−ğı
başına buyruk,−ğu
başı yumuşak,−ğı
başimam
başka
başkaca
başkafiye
başkahraman
başkalaşım
başkalaşma
başkalaşmak
başkalaştırma
309
başkalaştırmak
başkaldırı
baş kaldırma
baş kaldırmak
Başkale (ilçe)
baş kaldırma
baş kaldırmak
başkalık,−ğı
başkan
başkanlık,−ğı
başkanlık etmek
başkanlık makamı
başkanlık sistemi
başkan vekili
başkan yardımcısı
başkarakter
başkası
başkâtip,−bi
başkâtiplik,−ği
başkent
başkentlik,−ği
başkesit
başkilise
baş kipesi
başkişi
başkomutan
başkomutanlık,−ğı
310
başmühendis
başmühendislik,−ği
başmürettip,−bi
başmürettiplik,−ği
başmüsevvit,−di
başnokta
başoda
başoyuncu
başoyunculuk,−ğu
başöğretmen
başöğretmenlik,−ği
başörtü
başörtülü
baş örtüsü
başpapaz
başpapazlık,−ğı
başparmak,−ğı
başpehlivan
başpehlivanlık,−ğı
başpiskopos
başpiskoposluk,−ğu
başrahip,−bi
başrahiplik,−ği
başrejisör
başrejisörlük,−ğü
başrol,−lü
baş sağlığı
313
başsavcı
başsavcılık,−ğı
başsız
başsızlık,−ğı
başşehir,−hri
baştaban
baştabip,−bi
baştabiplik,−ği
baş tacı
baş tacı etmek
baştan aşağı
baştan başa
baştanımaz
baştanımazlık,−ğı
baştankara (kuş)
baştan kara (git−
mek, etmek)
baştankaragiller
baştan savmacı
baştan savmacılık,
−ğı
baştan sona
baştarda
başteknisyen
başucu (gök bilimi)
baş ucu
baş ucu kitabı
314
başucu noktası
başucu uzaklığı
başuzman
başuzmanlık,−ğı
başülke
baş üstü(denizcilik)
baş üstüne
başvekâlet
başvekil
başvekillik,−ği
başvurdurma
başvurdurmak
başvurma
başvurmak
başvuru
başvurucu
başvurulma
başvuurlmak
başyapıt
başyardımcı
başyargıcı
baş yastığı
başyaver
başyaverlik,−ği
Başyayla (ilçe)
başyazar
başyazarlık,−ğı
315
bayraklaşmak
bayraklı
bayraklık,−ğı
bayrak merasimi
bayraktar
bayraktarlık,−ğı
bayraktarlık etmek
bayrak töreni
bayrak yarışı
bayram
bayram alayı
bayram ayı
bayram çocuğu
bayramdan
bayrama
bayramda
seyranda
bayram gazetesi
bayram günü
bayram havası
bayram hediyesi
Bayramî
Bayramiç (ilçe)
Bayramîlik,−ği
bayramlaşma
bayramlaşmak
bayramlık,−ğı
322
bayramlık ad
bayramlık ağız,−ğzı
bayram namazı
Bayramören (ilçe)
Bayrampaşa (ilçe)
bayram şekeri
bayram tebriği
bayram topu
bayramüstü
bayramüzeri
bayram yeri
bayram ziyareti
bayrı
bayrılık,−ğı
baysal
baysallık,−ğı
baysungur
baytar
baytarlık,−ğı
baz
baza
bazal,−li
bazalt
bazar
bazen
bazı
bazı bazı
323
Bektaşî sırrı
Bektaşî üzümü
bel
belâ
belâgat,−ti
belâgatli
belâgatsiz
bel ağrısı
belâhat,−ti
belâlı
bel bağı
bel bel
belce
Belçika
Belçikalı
belde
Beldeitayyibe (Medine)
beledî
belediye
belediye başkanı
belediyeci
belediyecilik,−ği
belediye çavuşu
belediye encümeni
belediyelik,−ği
belediye meclisi
belediye nikâhı
331
belediye polisi
belediye reisi
belediye sarayı
belediye suçları
belediye teşkilâtı
belek,−ği
beleme
belemek
belemir
belen
Belen (ilçe)
belenme
belenmek
belerme
belermek
belertme
belertmek
beleş
beleşçi
beleşçilik,−ği
beleşten
beletme
beletmek
bel evlâdı
bel fıtığı
belge
belgeci
332
belirleyici
belirli
belirli belirsiz
belirli geçmiş
belirlilik,−ği
belirli nesne
belirme
belirmek
belirsiz
belirsiz geçmiş
belirsizlik,−ği
belirsizlik hâli
belirsizlik sıfatı
belirsizlik zamiri
belirteç,−ci
belirten
belirti
belirtik,−ği
belirtilen
belirtili
belirtili nesne
belirtili tamlama
belirtilme
belirtilmek
belirtisiz
belirtisiz nesne
belirtisiz tamlama
335
belirtken
belirtme
belirtme durumu
belirtme grubu
belirtmek
belirtme sıfatı
belit
belitken
belitleme
belitlemek
belitlenebilirlik,−ği
beliye
bel kemeri
bel kemiği
belki
belkili
bel kündesi
bellâdonna
bellek,−ği
bellek karışıklığı
bellek kaybı
bellek yitimi
bellem
belleme
bellemek
bellenme
bellenmek
336
belleten
belletici
belletme
belletmek
belletmen
belli
belli başlı
belli belirsiz
belli etmek
bellik,−ği
bellilik,−ği
belli olmak
bellisiz
belsem
bel soğukluğu
bel suyu
bembeyaz
bemol,−lü
ben
benbenci
benbencilik,−ği
bence
benci
bencil
bencilce
bencileyin
bencilik,−ği
337
bent,−di
bent etmek
benzeme
benzemek
benzemeklik,−ği
benzemez
benzen
benzer
benzeri
benzerlik,−ği
benzersiz
benzersizlik,−ği
benzer şekiller
benzeş
benzeşen
benzeşik,−ği
benzeşim
benzeşim oranı
benzeşlik,−ği
benzeşme
benzeşmek
benzeşmezlik,−ği
benzeti
benzetici
benzetici ressam
benzetilme
benzetilmek
340
besleme
besleme basın
beslemek
besleme kız
beslemelik,−ği
beslenen
beslengi
beslenilme
beslenilmek
beslenme
beslenme
bozukluğu
beslenme çantası
beslenme
eğitimcisi
beslenme eğitimi
beslenmek
beslenme odası
beslenme saati
beslenme sorunu
beslenme uzmanı
beslenme
yetersizliği
besletme
besletmek
besleyici
besmele
346
besmelesiz
Besni (ilçe)
beste
besteci
bestecilik,−ği
bestekâr
besteleme
bestelemek
bestelenme
bestelenmek
besteli
bestenigâr
bestesiz
beste yapmak
best−seller
beş
beş altı
beşaret
beş beter
beşbıyık,−ğı
(muşmula)
beş binlik,−ği
beş bir
beş dört,−dü
beş duyu
beşer
beşerî
347
beşerî coğrafya
beşeriyet
beşeriyetçi
beşeriyetçilik,−ği
beşerli
beşgen
beşibirlik,−ği
beşibiryerde
beşik,−ği
beşikçi
Beşikdüzü'nü (ilçe)
beş iki
beşik kertiği
beşik kertme
beşiklik,−ği
beşikörtüsü (çatı
örtüsü)
beşik salıncak,−ğı
Beşiktaş (ilçe)
beşinci
beşinci kol
Beşiri (ilçe)
beşiz
beşizli
beşkardeş (şamar)
beşleme
beşlemek
348
beşli
beşlik,−ği
beşme
beş milyonluk,−ğu
beş on
beş paralık,−ğı
beş parasız
beşparmak,−ğı
(deniz hayvanı)
beşparmak otu
beşpençe
(deniz hayvanı)
beştaş (oyun)
beşuş
beş üç
beş vakit,−kti
beş yüzlü
beş yüzlük,−ğü
bet
bet,−di
beta
beta ışınları
beta mikrobu
betatron
beteleme
betelemek
beter
349
beter etmek
beterleşme
beterleşmek
beti
betik,−ği
betili
betili sanat
betim
betimleme
betimlemeci
betimlemek
betimlemeli
betimlenme
betimlenmek
betimleyici
betimsel
betimsel dil bilgisi
betisiz
betisiz sanat
beton
betonarme
betoncu
betoniyer
betonkarar
beton santrali
bet suratlı
bevliye
350
bevliyeci
bevliyecilik,−ği
bevvap,−bı
bey
beyaban
Beyağaç (ilçe)
bey akdi
beyan
beyanat
beyan etmek
beyanname
bey armudu
beyaz
beyaz adam
beyaz altın
beyaz baston
beyaz cam
beyaz dizi
beyaz eşya
beyaz et
beyaz gümüş
beyazımsı
beyazımtırak,−ğı
beyaz ırk
Beyazıt (ilçe)
beyaz iş
beyaz kitap,−bı
351
beyaz kömür
beyazlanma
beyazlanmak
beyazlaşma
beyazlaşmak
beyazlatıcı
beyazlatılma
beyazlatılmak
beyazlatma
beyazlatmak
beyazlı
beyazlık,−ğı
beyaz oy
beyaz perde
beyaz peynir
Beyaz Rus
beyaz sabun
beyazsinek,−ği
beyaz şarap,−bı
beyaztilki
beyaz zehir,−hri
beybaba
Beydağ (ilçe)
beyefendi
bey erki
beygir
beygirci
352
beygir gücü
beygirli
beygirlik,−ği
beygirsiz
beyhude
beyhudelik,−ği
beyhude yere
beyin,−yni
beyin cerrahı
beyin cerrahîsi
beyincik,−ği
beyin göçü
beyin gücü
beyin jimnastiği
beyin kanaması
beyin karıncıkları
beyinli
beyin omurilik sıvısı
beyin orağı
beyinsel
beyinsi
beyinsiz
beyin takımı
beyin üçgeni
beyin yıkama
beyin zarı
beyin zarları
353
bilet
biletçi
biletçilik,−ği
biletli
biletsiz
biletme
biletmek
bileyici
bileyicilik,−ği
bilezik,−ği
bilezikli
bilfarz
bilfiil
bilge
bilgece
bilgelik,−ği
bilgi
bilgici
bilgicilik,−ği
bilgiç,−ci
bilgi çarpıtma
bilgiç bilgiç
bilgiçlik,−ği
bilgi işlem
bilgi kuramı
bilgilendirme
bilgilendirmek
366
bilgilenme
bilgilenmek
bilgili
bilgilik,−ği
bilgin
bilgince
bilginlik,−ği
bilgisayar
bilgisayarcı
bilgisayarcılık,−ğı
bilgisayarlamak
bilgisayarlaşma
bilgisayarlaşmak
bilgisayarlı
kesityazar
bilgisayar masası
bilgisiz
bilgisizlik,−ği
bilgi şöleni
bilgi toplumu
bilgiyazar
bilhassa
bili
bili bili
bilici
bililtizam
bilim
367
bilim adamı
bilimci
bilimcilik,−ği
bilim dışı
bilim kadını
bilim kuramı
bilim kurgu
bilim kurgusal
bilimsel
bilimsel deneycilik,
−ği
bilimsel düşünce
bilimselleştirme
bilimselleştirmek
bilimsellik,−ği
bilimsel sosyalizm
bilimsel toplantı
bilimsiz
bilimsizlik,−ği
bilinç,−ci
bilinç akışı
bilinçaltı
bilinç dışı
bilinç kaybı
bilinçlendirme
bilinçlendirmek
bilinçlenme
368
bilmukabele
bilmünasebe
bilsat
bilumum
bilvasıta
bilvesile
bilye
bilyeli
bilyeli yatak,−ğı
bilyon
bin
bina
binaen
binaenaleyh
bina etmek
bînamaz
binbaşı,−yı
binbaşılık,−ğı
bin bir
bindallı
bindi
bindirilme
bindirilmek
bindirilmiş
kuvvetler
bindirim
bindirimli
371
bindirme
bindirmek
bindirme kilit,−di
binek,−ği
binek atı
binek taşı
biner
bingi
Bingöl
bini
binici
binicilik,−ği
binilme
binilmek
bininci
biniş
binişme
binişmek
binit
bin kat
binlerce
binlik,−ği
binme
binmek
binnetice
bin türlü
binyaprak,−ğı (bitki)
372
binyıl
biokütle
biomedikal,−li
biomekanik,−ği
biomikroskop,−bu
bîperva
bir
bira
bira bardağı
biracı
biracılık,−ğı
birader
bir ağızdan
birahane
birahaneci
bir alay
bir âlem
biralık,−ğı
bira mayası
bir an
bir an önce
bir ara
bir araba
bir arada
bir aralık
bir avuç,−cu
biraz
373
birazcık,−ğı
birazdan
birazı
bir bakıma
bir başına
bir bir
birbiri
bir boy
bir boyda
bir boydan bir boya
birci
bircilik,−ği
bir çenekliler
bir çenetli
bir çırpıda
bir çift
birçoğu
birçok,−ğu
bir damla
bir defa
bir defalık,−ğı
birden
birdenbire
birdirbir (oyun)
bir dirhem
bir dolu
bir düziye
374
birebir (etkili)
bire bir (ölçü)
bire bir eşleme
Birecik (ilçe)
bir el (atış)
birer
birer birer
birer ikişer
bireşim
bireşimli
bir evcikli
birey
bireyci
bireycilik,−ği
bireyleşme
bireyleştirme
bireyleştirmek
bireylik,−ği
birey oluş
bireysel
bireyselleştirme
bireyselleştirmek
bireysellik,−ği
bireyüstü
bir gecelik,−ği
bir gözeli
bir gözeliler
375
bir güzel
bir hamlede
bir hayli
bir hoş
bir hücreli
biri
biricik,−ği
bir iki
birikim
birikinti
birikinti konisi
birikiş
birikişme
birikişmek
birikme
birikme havzası
birikmek
biriktirim
biriktirme
biriktirmek
birileri
birim
birim bölüğü
birimci ekonomi
birimler bölüğü
birincasıf
birinci
376
birinci çağ
birinci el
birincil
birincil grup,−bu
birincilik,−ği
birinci olmak
birinci orun
birinci zar
birisi
birkaç
birkaçı
bir kalem
bir karar
bir karış
bir kere
bir kerecik
bir koşu
birleme
birlemek
birler
birleşen
birleşik,−ği
birleşik cümle
birleşik fiil
birleşik isim,−smi
birleşik kap,−bı
birleşik kaplar
377
birleşik kelime
birleşik oturum
birleşik oy pusulası
birleşik zaman
birleşilme
birleşilmek
birleşim
birleşme
birleşme değeri
birleşmek
birleştirici
birleştirme
birleştirmek
birli
birlik,−ği
birlik olmak
birlikte
birliktelik,−ği
birlikte yaşama
bir nebze
bir nefeste
bir nice
bir numara
bir numaralı
bir o kadar
bir ölçüde
bir örnek,−ği
378
bir parça
bir parmak,−ğı
birsam
bir sıra
bir solukta
bir sürü
bir şey
birtakım
bir tane
bir temiz
bir terimli
birun
bir vakit,−kti
bir vakitler
biryan
bir yana
biryancı
bir yandan
biryan pilâvı
biryan yağı
bir yol
bir zaman
bir zamanlar
bisiklet
bisikletçi
bisikletçilik,−ği
bisikletli
379
bisikletsiz
bisiklet yolu
bisküvi
Bismil (ilçe)
bismillâh
bistro
bisturi
bisülfat
bisülfür
bişek
bişi
Bişkek
bit
bîtap,−bı
bîtaraf
bîtaraflık,−ğı
bitek,−ği
bitelge
bitevi
biteviye
biteviyelik,−ği
bitey
bitik,−ği
bitiklik,−ği
bitim
bitimli
bitimsiz
380
bitki
bitki aktarımı
bitki bilimci
bitki bilimi
bitki bitleri
bitkici
bitkicilik,−ği
bitki coğrafyası
bitkileşme
bitkileşmek
bitkimsi
bitkimsi hayvanlar
bitkin
bitki nakli
bitkinlik,−ği
bitki örtüsü
bitki patolojisi
bitkisel
bitkisel hayat
bitkisel kazein
bitkisel yağ
bitki sütü
bitki topluluğu
bitki varlığı
bitleme
bitlemek
bitlenme
382
biyofizik,−ği
biyogaz
biyograf
biyografi
biyografik,−ği
biyojeografi
biyokatalizör
biyokimya
biyolog,−ğu
biyoloji
biyolojici
biyolojik,−ği
biyometeoroloji
biyonik,−ği
biyopsi
biyopsi yapmak
biyosfer
biyoşimi
biyotit
biz
Bizans
bîzar
bîzar etmek
bîzar olmak
bizatihi
biz bize
bizce
384
bizcileyin
bizden
bizdenlik,−ği
bizimki
bizleme
bizlemek
bizlengiç,−ci
bizmut
bizon
bizzat
blâstulâ
blender
blok
blokaj
bloke
bloke çek
bloke etmek
blok inşaat
bloklaşma
bloklaşmak
bloknot
bloksuz
bloksuzluk,−ğu
blöf
blöfçü
blöf yapmak
blûcin
385
boşboğaz
boşboğazlık,−ğı
boşboğazlık etmek
boş böğür,−ğrü
boş inanç,−cı
boş kâğıdı
boş küme
boş lâf
boşlama
boşlamak
boşluk,−ğu
boşluklu serpme
boşluk tulumbası
Boşnak
Boşnakça
Boşnak güzeli
Boşnaklık,−ğı
boş olmak
boş söz
boşta
boşu boşuna
boşuna
boş vermek
boş yere
boş zaman
bot
botanik,−ği
398
boynuzlatmak
boynuzlu
boynuzlugiller
boynuzluteke
(böcek)
boynuzsu
boynuzsuz
boy otu
boy pos
boysuz
boyun,−ynu
boyuna
boyun bağı
boyun borcu
boyunca
boyunduruk,−ğu
boyunduruk parası
boyunlandırma
boyunlandırmak
boyunlu
boyunluk,−ğu
boyut
boyutlandırma
boyutlandırmak
boyutlar
boyutlu
boyutsuz
402
briyantinli
brizbiz
brokar
broket
brokoli
brom
bromhidrik,−ği
bromhidrik asit,−di
bromür
bromürlü
bronş
bronşçuk,−ğu
bronşit
bronz
bronzlaşma
bronzlaşmak
broş
broşür
brovning
bröve
Brüksel lâhanası
brülör
brüt
bu
bu arada
buat
bubi tuzağı
411
Buca (ilçe)
bucak,−ğı
Bucak (ilçe)
bucak bucak
buçuk,−ğu
buçuklu
Buda
budak,−ğı
budak deliği
budaklanma
budaklanmak
budaklı
budak özü
budala
budala budala
budalaca
budalacasına
budalalaşma
budalalaşmak
budalalık,−ğı
budalalık etmek
budama
budamak
budanış
budanma
budanmak
budatma
412
budatmak
Budist
Budizm
budun
budun betimci
budun betimi
budun bilimci
budun bilimi
budun bilimsel
budunsal
bu gidişle
bugün
bugünkü
bugünlük
Buğdan (ilçe)
buğday
buğday benizli
buğday biti
buğdaycıl
buğdaygiller
buğday güvesi
buğday pası
buğday rengi
buğdaysı
buğdaysılar
buğdaysı meyve
buğdaysı tane
413
buğdaysı tohum
buğday sürmesi
buğday unu
buğra
buğu
buğu evi
buğu kebabı
buğulama
buğulamak
buğulandırma
buğulandırmak
buğulanış
buğulanma
buğulanmak
buğulaşma
buğulaşmak
buğulaştırıcı
buğul buğul
buğulu
buğulu buğulu
buğur
buhar
Buhara
buhar kazanı
Buharkent (ilçe)
buhar kurutucusu
buharlaşma
414
bumlamak
bun
buna
bunak,−ğı
bunakça
bunaklık,−ğı
bunalım
bunalımlı
bunalış
bunalma
bunalmak
bunaltı
bunaltıcı
bunaltılma
bunaltılmak
bunaltma
bunaltmak
bunama
bunamak
bunayış
bunca
buncağız
bunda
bundan
bungalov
bungun
bungunlaştırma
421
bungunlaştırmak
bunlar
bunlu
bunluk,−ğu
bunma
bunmak
bunsuz
bunu
bunun
bununla birlikte
bura
buracıkta
burada
buradan
burağan
buralı
buram buram
burası
burcu
burcu burcu
burcuma
burcumak
burç,−cu
burçak,−ğı
burçlar kuşağı
Burdur
burdurma
422
buyurmak
buyuru
buyurucu
buz
buzağı
buzağılama
buzağılamak
buzağılaşma
buzağılaşmak
buzağılı
buzağısız
buz alanı
buzcu
buzculuk,−ğu
buzçözer
buz dağı
buzdolabı
buz duvarı
buzhane
buz hokeyi
buz kalıbı
buzkıran
buzla
buzlanma
buzlanmak
buzlaşma
buzlaşmak
427
buzlu
buzlu cam
buzlu çay
buzluğan
buzluk,−ğu
buz torbası
buzuki
buzul
buzul bilimci
buzul bilimi
buzul çağı
buzul devri
buzul dönemi
buzul kar
buzul kaynağı
buzullaşma
buzullaşmak
buzullu
buzul masası
buzul seli
buzulsuz
buzul taş
buz yalağı
bücür
bücürleşme
bücürleşmek
bücürlük,−ğü
428
bütün
bütün bütün
bütün bütüne
bütüncü ekonomi
bütüncül
bütüncüllük,−ğü
bütünleme
bütünlemek
bütünlemeli
bütünleme sınavı
bütünlenme
bütünlenmek
bütünler
bütünler açı
bütünleşme
bütünleşmek
bütünletme
bütünletmek
bütünleyen
bütünleyici
bütünlük,−ğü
bütünsel
bütünsellik,−ği
büve
büvelek,−ği
büvet
büyü
432
büyücek,−ği
büyücü
büyücülük,−ğü
büyüğümsü
büyük,−ğü
büyük abdest
büyük aile
büyük amiral,−li
büyük ana
büyük anne
büyük atardamar
Büyükayı (yıldız
kümesi)
büyük baba
büyükbaş
büyük boy
büyükçe
Büyük Çekmece
(ilçe)
büyük çember
büyük dalga
büyük defter
büyük elçi
büyük elçilik,−ği
büyük hanım
büyük harf
büyük kalori
433
büyük kan dolaşımı
büyüklenme
büyüklenmek
büyüklük,−ğü
büyüklük hastalığı
büyüklü küçüklü
büyük mağaza
büyük mevlit ayı
Büyükorhan (ilçe)
büyük önerme
büyük para
büyük peder
büyükseme
büyüksemek
büyük sesli uyumu
üyüksü
büyük şehir,−hri
büyük tansiyon
büyük terim
büyük tövbe ayı
büyük ünlü uyumu
büyüleme
büyülemek
büyüleniş
büyülenme
büyülenmek
büyüleyici
434
cana
can acısı
can alıcı
canan
can arkadaşı
canavar
canavarca
canavar düdüğü
canavarlaşma
canavarlaşmak
canavarlık,−ğı
canavar otu
canavar otugiller
cana yakın
cana yakınlık,−ğı
can beraber
can borcu
can bunaltısı
cancağız
can ciğer
can damarı
candan
candan candan
candanlık,−ğı
can direği
can dostu
can düşmanı
440
can eriği
can evi
can feda
canfes
canfeza
cangıl
cangıl cungul
can gözdesi
canhıraş
canı pek
canı tatlı
canı tez
cani
canice
canilik,−ği
canip,−bi
caniyane
can korkusu
can kurban
cankurtaran
cankurtaran çanı
cankurtaran
düdüğü
cankurtaran gemisi
cankurtaran
kulübesi
cankurtaranlık,−ğı
441
cankurtaran salı
cankurtaran
sandalı
cankurtaran simidi
cankurtaran
şamandırası
cankurtaran yeleği
can kuşu
canla başla
canlandırıcı
canlandırıcılık,−ğı
canlandırılma
canlandırılmak
canlandırım
canlandırma
canlandırmak
canlanma
canlanmak
canlı
canlı canlı
canlı cenaze
canlıcılık,−ğı
canlılık,−ğı
canlı model
canlı müzik,−ği
canlı özdekçilik,−ği
canlı resim,−smi
442
canlı yayın
can noktası
can pazarı
can sağlığı
can sıkıcı
can sıkıntısı
cansız
cansız cansız
cansız hedef
cansızlaşma
cansızlaşmak
cansızlaştırma
cansızlaştırmak
cansızlık,−ğı
can simidi
cansiparane
can sohbeti
can tahtası
cantiyane
can yeleği
can yoldaşı
capcanlı
car
carcar
car car
carcur (fermuar)
carcur etmek
443
cari
cari gider
cari hesap,−bı
cari kur
cari masraf
cari para
cari ücret
cariye
cariyelik,−ği
carlama
carlamak
carlı
carsız
cart
carta
cartadak
cartadan
cart curt
cascavlak,−ğı
casino
casus
casusluk,−ğu
cavalacoz
cavlak,−ğı
cavlaklık,−ğı
cavlama
cavlamak
444
ceste ceste
cesur
cesurane
cesurca
cesurluk,−ğu
cet,−ddi
cetbecet
cetvel
cevaben
cevabî
cevahir
cevahirci
cevap,−bı
cevap anahtarı
cevap hakkı
cevap kâğıdı
cevaplama
cevaplamak
cevaplandırılma
cevaplandırılmak
cevaplandırma
cevaplandırmak
cevaplı
cevaplı telgraf
cevapsız
cevaz
cevelân
455
cevher
cevherli
cevhersiz
cevir,−vri
ceviz
cevizgiller
cevizî
ceviz içi
cevizli
cevizlik,−ği
cevretme
cevretmek
cevval,−li
cevvaliyet
cevvî
Cevza (İkizler
burcu)
Ceyhan (ilçe)
ceylân
ceylânca
ceylân bakışlı
Ceylânpınar (ilçe)
ceza
ceza alanı
ceza atışı
ceza evi
ceza hukuku
456
cezaî
cezalandırılma
cezalandırılmak
cezalandırma
cezalandırmak
cezalanma
cezalanmak
cezalı
ceza mahkemeleri
ceza noktası
ceza reisi
ceza sahası
cezasız
ceza vuruşu
Cezayir
Cezayirli
Cezayir menekşesi
cezbe
cezbelenme
cezbelenmek
cezbeli
cezbesiz
cezerye
cezir,−zri
cezire
cezp,−bi
cezp etmek
457
çalışmacı
çalışma dolabı
çalışma gezisi
çalışma günü
çalışma hayatı
çalışma izni
çalışmak
çalışma karnesi
çalışma masası
çalışma odası
çalışma ruhsatı
çalışma saati
çalışma saatleri
çalışma yöntemi
çalışma ziyareti
çalıştıran
çalıştırıcı
çalıştırıcılık,−ğı
çalıştırılma
çalıştırılmak
çalıştırış
çalıştırma
çalıştırmak
çalkağı
çalkak,−ğı
çalkalama
çalkalamak
485
çevir sesi
çevir sinyali
çevirtme
çevirtmek
çevre
çevre açı
çevre bilimci
çevre bilimi
çevre bilimsel
çevreci
çevrecilik,−ği
çevre evi
çevre kirlenmesi
çevre kirliliği
çevreleme
çevrelemek
çevreleniş
çevrelenme
çevrelenmek
çevreleyiş
çevrelik,−ği
çevren
çevre sağlığı
çevresel
çevre teker
çevre yolu
çevri
520
çığır
çığırış
çığırma
çığırmak
çığırtı
çığırtkan
çığırtkanlık,−ğı
çığırtma
çığırtmacı
çığırtmak
çığlık,−ğı
çığlık çığlığa
çığralık,−ğı
çığrış
çığrışma
çığrışmak
çıkacak,−ğı
çıkagelme
çıkagelmek
çıkak,−ğı
çıkan
çıkar
çıkarayazmak
çıkar budak,−ğı
çıkarcı
çıkarcılık,−ğı
çıkarılış
523
çıkarılma
çıkarılmak
çıkarım
çıkarış
çıkarma
çıkarma birliği
çıkarma gemisi
çıkarma harekâtı
çıkarma işareti
çıkarmak
çıkarsama
çıkartı
çıkartılma
çıkartılmak
çıkartma
çıkartmak
çıkar yol
çıkı
çıkık,−ğı
çıkıkçı
çıkıkçılık,−ğı
çıkıklık,−ğı
çıkılama
çıkılamak
çıkılanma
çıkılanmak
çıkılatma
524
çıkılatmak
çıkılma
çıkılmak
çıkın
çıkın etmek
çıkınlama
çıkınlamak
çıkıntı
çıkıntılı
çıkıntısız
çıkır çıkır
çıkış
çıkış belgesi
çıkış çizgisi
çıkış hakemi
çıkış işlemi
çıkış kapısı
çıkışlı
çıkışma
çıkışmak
çıkış noktası
çıkış özeti
çıkış takozu
çıkıştırma
çıkıştırmak
çıkış yapmak
çıkış yolu
525
çıyanlık,−ğı
çıyanlık etmek
çiçek,−ği
çiçek aşısı
çiçek bahçesi
çiçek biti
çiçek boyası
çiçek bozuğu
çiçekçi
çiçekçi esnafı
çiçekçilik,−ği
Çiçekdağı'nı (ilçe)
çiçek durumu
çiçek dürbünü
çiçek evi
çiçekleme
çiçeklemek
çiçeklendirme
çiçeklendirmek
çiçekleniş
çiçeklenme
çiçeklenmek
çiçekleşme
çiçekleşmek
çiçekli
çiçekli bitkiler
çiçeklik,−ği
533
çiçek pazarı
çiçek sapçığı
çiçek sapı
çiçeksever
çiçeksime
çiçeksimek
çiçeksiz
çiçeksiz bitkiler
çiçek soğanı
çiçek suyu
çiçek tacı
çiçek tozu
çiçek yağı
çiçek yaprağı
çift
çift atış
çift ayaklılar
çift camlı
çift camlı pencere
çift cinsellik,−ği
çift cinsiyet
çiftçi
çiftçilik,−ği
çift çubuk,−ğu
çift dalma
çift desimetre
çift dikiş
534
çift direkli
çift dirsek,−ği
çift dişliler
çifte
çifte dikiş
çiftehane
çifte kavrulmuş
çifte kıskaç,−cı
çifteleme
çiftelemek
çiftelenme
çiftelenmek
Çifteler (ilçe)
çifteleşme
çifteleşmek
çifteli
çifte nağra
çifter çifter
çifte standart,−dı
çiftetelli
çifte vatandaşlık,−ğı
çift kanatlılar
çift kapı
çift kişilik,−ği
çift kol
çift küme
çiftleme
535
çiftlemek
çiftlenme
çiftlenmek
çiftleşme
çiftleşmek
çiftleştiriş
çiftleştirme
çiftleştirmek
çiftlik,−ği
Çiftlik (ilçe)
çiftlik kâhyası
Çiftlikköy (ilçe)
çift motorlu
çift parmaklılar
çift pencere
çift sayı
çiftteker
çifttekerci
çifttekercilik,−ği
çift uçurvur
çift vuruş
çift yıldız
çift zamanı
Çigan
Çigan müziği
çiğ
çiğ börek,−ği
536
çizge
çizgi
çizgi film
çizgi im
çizgileme
çizgilemek
çizgilenme
çizgilenmek
çizgileşme
çizgileşmek
çizgili
çizgilik,−ği
çizginme
çizginmek
çizgi ölçek,−ği
çizgi resim,−smi
çizgi roman
çizgisel
çizgisiz
çizi
çizici
çizicilik,−ği
çizik,−ği
çizik çizik
çizikli
çiziktirme
çiziktirmek
546
Çobanlar (ilçe)
çobanlık,−ğı
çobanlık etmek
çoban merhemi
çobanpüskülü (bitki)
çobanpüskülügiller
çoban salatası
çobansüzgeci (bitki)
çobantarağı (bitki)
çobantuzluğu (bitki)
çoban üzümü
Çoban Yıldızı
çocuğumsu
çocuk,−ğu
çocuk aklı
çocuk bahçesi
çocuk bakıcısı
çocuk bezi
çocuk bilimci
çocuk bilimi
çocukcağız
çocukça
çocukçu
çocuk dili
çocuk işi
çocuklama
çocuklamak
548
çocuklaşma
çocuklaşmak
çocuklaştırma
çocuklaştırmak
çocuklu
çocukluk,−ğu
çocukluk etmek
çocuk olmak
çocuk oyuncağı
çocuk oyunu
çocuk ruhlu
çocuksu
çocuksuluk,−ğu
çocuksuz
çocuksuzluk,−ğu
çocuk yuvası
çoğalış
çoğalma
çoğalmak
çoğaltan
çoğaltıcı
çoğaltım
çoğaltış
çoğaltma
çoğaltmak
çoğaltma makinesi
çoğu
549
çoğu kez
çoğul
çoğulcu
çoğulcu demokrasi
çoğulculuk,−ğu
çoğul eki
çoğul ekleri
çoğullama
çoğullamak
çoğullaştırma
çoğullaştırmak
çoğulluk,−ğu
çoğumsama
çoğumsamak
çoğun
çoğunca
çoğunluk,−ğu
çoğunlukla
çoğunluk sistemi
çoğurcuk,−ğu
çoğu zaman
çok,−ğu
çokal
çok anlamlı
çok anlamlılık,−ğı
çok ayaklılar
çokbilmiş
550
çokbilmişlik,−ği
çokça
çok çok
çokçu
çokçuluk,−ğu
çok düzlemli
çok eşli
çok eşlilik,−ği
çok fazlı
çokgen
çok gözeli
çok hücreli
çok hücreliler
çok karılı
çok karılılık,−ğı
çok katlı otopark
çok kısa dalga
çok kocalı
çok kocalılık,−ğı
çokları
çoklarınca
çokluk,−ğu
çokluk eki
çoklukla
çokluk ekleri
çoklu ortam
çok ortaklı
551
çok partili
çokrağan
çokrama
çokramak
çoksama
çoksamak
çoksatar
çok seslendirilmiş
çok sesli
çok seslilik,−ği
çok sözlü
çok tanrıcı
çok tanrıcılık,−ğı
çok tanrılı
çok tasım
çok terimli
çok uluslu
çok yanlı
çok yıllık,−ğı
çok yönlü
çok yüzlü
çolak,−ğı
çolaklık,−ğı
çolpa
çolpalık,−ğı
Çolpan (yıldız)
çoluk çocuk,−ğu
552
çürüklük,−ğü
çürük para
çürük sakız
çürüksüz
çürüme
çürümek
çürütme
çürütmek
çürütülme
çürütülmek
çürütüş
çürüyüş
çüş
(*)D
D
da
Dadacı
Dadacılık,−ğı
Dadaist
Dadaizm
dadandırma
dadandırmak
dadanma
dadanmak
563
dadaş
dadaşlık,−ğı
Daday (ilçe)
dadı
dadılık,−ğı
dağ
dağ adamı
dağ ağacı
dağalası (balık)
dağ anası
dağar
dağarcık,−ğı
dağ armudu
dağ aslanı
dağ ayısı
dağ başı
dağ bayır
dağ birliği (askerlik)
dağcı
dağcıl
dağcılık,−ğı
dağ çamı
dağ çayı
dağ çayırı
dağ çileği
dağdağa
dağdağalı
564
dağdağasız
dağ dalak otu
dağ elması
dağ eriği
dağ eteği
dağ evi
dağ gölü
dağ havası
dağılım
dağılış
dağılma
dağılmak
dağınık,−ğı
dağınıkça
dağınık gözenek,−ği
dağınık ışık,−ğı
dağınıklık,−ğı
dağınık yansıma
dağıntı
Dağıstan
Dağıstanlı
dağıtıcı
dağıtıcılık,−ğı
dağıtık,−ğı
dağıtılma
dağıtılmak
dağıtım
565
dağıtım bürosu
dağıtımcı
dağıtımcılık,−ğı
dağıtım evi
dağıtış
dağıtma
dağıtmak
dağî
dağ iklimi
dağ ispinozu
dağ keçisi
dağ kedisi
dağ kestanesi
dağ kırlangıcı
dağ kolu (coğrafya)
dağ koyunu
dağ köyü
dağlağı
dağ lâlesi
dağlama
dağlamak
dağlama resmi
dağlanış
dağlanma
dağlanmak
dağlar anası
dağlatış
566
dağlatma
dağlatmak
dağlayış
dağlı
dağlıç,−cı
dağlık,−ğı
dağ merası
dağ nanesi
dağ oluşu
dağ otlağı
dağ reyhanı
dağ serçesi
dağ servisi
dağ sıçanı
dağ soğanı
dağ sümbülü
dağ taş
dağ tavuğu
dağ topu (askerlik)
dağ yemişi
dağ yolu
dağ yürüyüşü
dağ zebrası
dah
daha
daha daha
dahası
567
dahdah
dahi (bile)
dâhi (yaratıcı gücü
olan kimse)
dâhice
dahil,−hli (karışma)
dâhil (iç, içeri)
dâhilen
dâhil etmek
dâhilî
dâhilî deniz
dâhilî harp,−bi
dâhilik,−ği
dâhilî nizamname
dâhilî talimatname
dâhiliye
dâhiliyeci
dâhiliye
mütehassısı
dâhiliye subayı
dâhil olmak
dâhiyane
dahletme
dahletmek
dahra
daim
daima
568
daim etmek
daim eylemek
daimî
daim olmak
dair
daire
daire kesmesi
daireli
daire parçası
dairesel
dairesiz
dairevî
dakik
dakika
dakikane
dakikasında
daktilo
daktilo etmek
daktilograf
daktilografi
daktilo kâğıdı
daktiloluk,−ğu
daktilo makinesi
daktilo masası
daktiloskopi
daktilo şeridi
daktilotekni
569
dal
dalak,−ğı
dalak otu
dalâlet
dalama
dalamak
Dalaman (ilçe)
dalan
dalancı
dalancılık,−ğı
dalap olmak
dalaş
dalaşma
dalaşmak
dalavere
dalavereci
dalaverecilik,−ği
dalbastı
dalcık,−ğı
daldalan
daldan dala
daldırılma
daldırılmak
daldırış
daldırma
daldırma çay
daldırmak
570
daldırtma
daldırtmak
daldız
dalfes
dalfidan
dalga
dalga bandı
dalga boyu
dalgacı
dalgacık,−ğı
dalgacılık,−ğı
dalga çukuru
dalga dalga
dalga genliği
dalga hızı
dalgakıran
dalga kuşağı
dalgalandırıcı
dalgalandırış
dalgalandırma
dalgalandırmak
dalgalanış
dalgalanma
dalgalanmak
dalgalı
dalgalı akım
dalgalı akım üreteci
571
dalgalı borçlar
dalgaölçer
dalga periyodu
dalga sırtı
dalgasız
dalga tepesi
dalga uzunluğu
dalga yüksekliği
dalgı
dalgıç,−cı
dalgıç böcekler
dalgıç elbisesi
dalgıç gözlüğü
dalgıç kuşları
dalgıç kuşu
dalgıç kuşugiller
dalgıçlık,−ğı
dalgıç tüpü
dalgın
dalgınca
dalgın dalgın
dalgınlaşma
dalgınlaşmak
dalgınlaştırma
dalgınlaştırmak
dalgınlık,−ğı
dalgır
572
dam koruğugiller
damla
damlacık,−ğı
damla damla
damla hastalığı
damlalık,−ğı
damlama
damlamak
damla sakızı
damla taş
damla taşı
damlatılma
damlatılmak
damlatma
damlatmak
damlı
damper
damperli
damping
damsız
dana
danaayağı (bitki)
danaburnu (böcek)
danacı
dana derisi
danadili (cönk)
dana eti
577
dana humması
danakıran otu
Danca
dan dan
dandini
dan dun
dane
dang
dangadak
dangalak,−ğı
dangalakça
dangalaklık,−ğı
dangıldama
dangıldamak
dangıl dungul
dangırdama
dangırdamak
danış
danışık,−ğı
danışıklı
danışıklı dövüş
danışıklık,−ğı
danışılma
danışılmak
danışma
danışma bürosu
danışmak
578
danışma kurulu
danışma meclisi
danışman
danışmanlık,−ğı
Danimarka
Danimarka kırmızısı
Danimarkalı
daniska
danişment,−di
dank
dans
dansçı
dans etmek
dansimetre
dansing
danslı
danslık,−ğı
dansör
dansörlük,−ğü
dansöz
dansözlük,−ğü
danssız
dantel
dantelâ
dantel ağacı
dantelâlı
dantelli
579
dapdar
dapdaracık,−ğı
dar (ensiz)
dâr (ev)
dara
daraban
daracık,−ğı
daraç,−cı
dar açı
dara dar
darağacı
daralış
daralma
daralmak
daraltı
daraltıcı
daraltılma
daraltılmak
daraltma
daraltmak
dar aralık,−ğı
darasız
daraşlık,−ğı
darbe
darbeci
darbecik,−ği
darbecilik,−ği
580
darbeleme
darbelemek
darbımesel
dar boğaz
darbuka
darbukacı
darbukacılık,−ğı
darca
dardağan
Darende (ilçe)
Dargeçit (ilçe)
dar gelirli
dargın
dargınlaşma
dargınlaşmak
dargınlık,−ğı
dar görüşlü
dar hat,−ttı
darı
darıcan
darı darına
dârıdünya
dârıfülfül
darılgan
darılganlık,−ğı
darılma
darılmaca
581
darılmak
darıltma
darıltmak
dar kafalı
darlaşma
darlaşmak
darlaştırma
darlaştırmak
darlık,−ğı
darmadağın
darmadağınık,−ğı
darmaduman
darmaduman etmek
darmaduman olmak
darp,−bı
darp etmek
darphane
dârülâceze
dârülbedayi,−i
dârüleytam
dârülfünun
dar ünlü
dârüşşifa
Darvincilik,−ği
dasdaracık,−ğı
dasit
dasitan
582
dasitanî
dastar
Datça (ilçe)
datif
daüssıla
dav
dava
dava adamı
davacı
dava etmek
davalaşma
davalaşmak
davalı
davalık,−ğı
davar
Davas
dava vekili
davet
davetçi
davet etmek
davetiye
davetkâr
davetli
davetname
davetsiz
davlumbaz
davrandırma
583
defterdarlık,−ğı
defter emini
defterhane
defterihakanî
defterikebir
degajman
değdiriş
değdirme
değdirmek
değer
değer analizi
değer artırma
değerbilir
değerbilirlik,−ği
değerbilmez
değerbilmezlik,−ği
değer düşürme
değer düşürümü
değer kuramı
değerleme
değerlendirilme
değerlendirilmek
değerlendirme
değerlendirmek
değerlenme
değerlenmek
değerler dizisi
590
değerli
değerli kâğıt,−dı
değerlilik,−ği
değersiz
değersizlik,−ği
değer yargısı
değgin
değil
değim
değimli
değimsiz
değin
değini
değiniş
değinme
değinmek
değinti
değirme
değirmek
değirmen
değirmenci
değirmencilik,−ği
Değirmendere
fındığı
değirmenlik,−ği
değirmen taşı
değirmi
591
değirmileme
değirmilemek
değirmileşme
değirmileşmek
değirmilik,−ği
değirmi sakal
değiş
değişebilir
değişebilirlik,−ği
değişen yıldız
değiş etmek
değişici
değişik,−ği
değişiklik,−ği
değişiklik önergesi
değişiklik teklifi
değişiklik yapmak
değişim
değişimli
değişimli ünsüzler
değişim yönetimi
değişinim
değişinimci
değişinimcilik,−ği
değişiş
değişke
değişken
592
dekstrin
dekstroz
delâlet
delâlet etmek
deldirme
deldirmek
delecek,−ği
delegasyon
delege
delegelik,−ği
delep delep
delgeç,−ci
delgi
delgiç,−ci
deli
deli deli
deli alacası
deli bal
deli balta
delibaş (hastalık)
deliboynuz
deli bozuk,−ğu
deli bozukluk,−ğu
delice
Delice (ilçe)
delice doğan
delicesine
596
delici
deli dana hastalığı
deli divane
deli dolu
deli etmek
deli fişek,−ği
deli fişeklik,−ği
deli gömleği
deli güllâbicisi
deli ırmak,−ğı
delik,−ği
delikanlı
delikanlılık,−ğı
delik deşik,−ği
delikli
delikli demir
delikliler
deliksiz
deliksiz uyku
delil
delilenme
delilenmek
delilik,−ği
deli mantar
delimsirek
delinme
delinmek
597
deli olmak
deli orman (orman)
Deliorman (yer adı)
deli otu
deliriş
delirme
delirmek
delirtme
delirtmek
deli saçması
delişmen
delişmence
delişmenlik,−ği
delişmenlik etmek
delk
delme
delmek
delta
delta kası
dem
demagog
demagogluk,−ğu
demagoji
demagojik,−ği
demagoji yapmak
deme
demeç,−ci
598
demek
demet
demetçi
demetçik,−ği
demet demet
demetleme
demetlemek
demetlenme
demetlenmek
demetletiş
demetletme
demetletmek
demetleyiş
demetli
demevî
demin
demincek
deminden
deminki
demir
demir ağacı
demirbaş
demir bilek,−ği
demir boku
demirci
Demirci (ilçe)
demircik,−ği
599
demircilik,−ği
demirci mengenesi
demir dikeni
demirhane
demir hat,−ttı
demirhindi (bitki)
demirî
demirkapan
demir kapı
Demirkapı (yer adı)
Demirkazık (yıldız)
demir kırı (renk)
Demirköy (ilçe)
demir kuş
demir leblebi
demirleme
demirlemek
demirleşme
demirleşmek
demirli
demirli beton
demir oksit,−di
Demirözü'nü (ilçe)
demir pası
demir perde(tiyatro)
Demiperde
(doğu bloku)
600
demir resmi
demirsiz
demirsizlik,−ği
demir sülfat
demir yeri
demir yolcu
demir yolculuk,−ğu
demir yolu
demir yumruk,−ğu
demiurgos
demkeş
demleme
demlemek
demlendirme
demlendirmek
demlendirme suyu
demlenme
demlenmek
demli
demlik,−ği
demode
demograf
demografi
demografik,−ği
demokrasi
demokrat
demokratik,−ği
601
dengesiz
dengesiz beslenme
dengesizleştirme
dengesizleştirmek
dengesizlik,−ği
dengeşik,−ği
denge taşı
deni
denilme
denilmek
deniz
deniz akıntısı
denizalası (balık)
denizaltı,−yı
deniz altı
denizaltıcı
denizaltıcılık,−ğı
denizanası
denizaslanı
denizaşırı
deniz ataşesi
denizatı (balık)
deniz aygırı
deniz ayısı
deniz aynası
deniz basması
deniz bilimci
605
deniz bilimi
deniz buzu
denizci
denizcilik,−ği
denizçakısı
(yumuşakça)
deniz çulluğu
denizdanteli (deniz
hayvanı)
deniz depremi
deniz dibi
deniz feneri
deniz geçişi
denizgergedanı
denizgülü (hayvan)
denizgüzeli (balık)
deniz hamamı
deniz haritası
denizhıyarı (deniz
hayvanı)
denizhıyarları
deniz hukuku
denizısırganları
(hayvan)
denizibiği (bitki)
deniziğnesi (balık)
deniz iklimi
606
denizineği
denizkadayıfı (bitki)
deniz
kaplumbağaları
deniz kaplumbağası
deniz kazı
denizkedisi (balık)
denizkestanesi
(yumuşakça)
deniz kırlangıcı
denizkızı (balık)
deniz kızı (mitoloji)
denizkozalağı
(yumuşakça)
denizköpüğü (lüle
taşı)
denizkulağı
(yumuşakça)
deniz kulağı
(coğrafya)
deniz kurdu
deniz kuvvetleri
denizlâleleri
denizlâlesi (deniz
hayvanı)
Denizli
denizlik,−ği
607
deniz marulu
deniz mavisi
denizmaymunu
(balık)
deniz menekşesi
(çiçek)
deniz mili
deniz motoru
deniz otobüsü
deniz ördeği
deniz örümceği
denizpalamudu
(böcek)
denizpelidi (böcek)
deniz pırasası
(yosun)
deniz piyadesi
deniz rezenesi
deniz sarmaşığı
deniz seviyesi
deniz suyu
denizşakayığı
(hayvan)
denizşakayıkları
deniztarağı
(yumuşakça)
deniz tavşancılı
608
deniztavşanı
(yumuşakça)
deniz tedavisi
deniz tekesi
(karides)
deniztilkisi (balık)
deniz tutması
deniz uçağı
deniz üssü
deniz üzümü
deniz yeli
deniz yılanı
denizyıldızı (deniz
hayvanı)
denizyıldızları
deniz yolu
deniz yolu ulaşımı
deniz yosunu
denk,−gi
denkçi
denkçilik,−ği
denk küme
denklem
denkleme
denklemek
denklemler sistemi
denkleşme
609
depderin
deplâsman
depo
depocu
depoculuk,−ğu
depo etmek
depolama
depolamak
depolanma
depolanmak
depolitizasyon
depozit
depozito
depozitolu
depozitosuz
deprem
deprem bilimci
deprem bilimi
deprem bölgesi
depremçizer
deprem dalgası
deprem kuşağı
deprem merkezi
depremyazar
depremzede
deprenme
deprenmek
611
depresyon
depreşme
depreşmek
depreştirme
depreştirmek
derakap
derbeder
derbederlik,−ği
derbent,−di
Derbent (ilçe)
derç,−ci
derç etmek
derdest
derdest etmek
dere
derebeyi
derebeylik,−ği
Derebucak (ilçe)
derece
derece derece
dereceleme
derecelemek
derecelendirilme
derecelendirilmek
derecelendirme
derecelendirmek
dereceli
612
derecesiz
derecik,−ği
dereke
Dereli (ilçe)
dereotu
Derepazarı'nı (ilçe)
dere tepe
dergâh
dergi
dergicilik,−ği
derhâl
deri
deri altı
derici
dericilik,−ği
Derik (ilçe)
derili
derilme
derilmek
derim evi
derin
derince
derinden
derinden derine
derin derin
derin devlet
derin dondurucu
613
derin düşünme
Derinkuyu (ilçe)
derinlemesine
derinleşme
derinleşmek
derinleştirme
derinleştirmek
derinletme
derinletmek
derinliğine
derinlik,−ği
derinlik kayaçları
derinlikölçer
derinlik ölçümü
derin soğutma
derin soğutucu
derinti
derin uyku
derisi dikenliler
derişik,−ği
derişiklik,−ği
derişme
derişmek
derivasyon
derk
derkenar
derk etmek
614
dernekleşme
dernekleşmek
Dernekpazarı'nı
(ilçe)
derneşik,−ği
derpiş
derpiş etmek
derrace
ders
ders dışı
dershane
dershaneci
dershanecilik,−ği
dersiam
ders içi
dersiz topsuz
derslik,−ği
ders yapmak
dert,−di
dert babası
dert edinmek
dert etmek
dert küpü
dertlenme
dertlenmek
dertleşme
dertleşmek
616
dertli
dertlilik,−ği
dert olmak
dertop
dertop etmek
dertop olmak
dert ortağı
dert sahibi
dertsiz
dertsizlik,−ği
deruhte
deruhte etmek
derun
derunî
derviş
dervişane
dervişçe
dervişlik,−ği
derya
deryadil
derz
desen
desenci
desencilik,−ği
desenleme
desenlemek
desenli
617
deterjancılık,−ğı
determinant
determinasyon
determinist
determinizm
detone
detone olmak
dev
deva
devaimisk
devalüasyon
devam
devam etmek
devamlı
devamlılık,−ğı
devamsız
devamsızlık,−ğı
dev anası
devasa
devasız
dev aynası
devce
deve
deveboynu (boru)
deveci
devecilik,−ği
deve dikeni
621
deve dişi
deve döşlü
deve elması
deve kini
deve kolu
deve kuşu
Develi (ilçe)
develik,−ği
developer
developman
deveran
deveranıdem
devetabanı (bitki)
deve tımarı
devetüyü (renk)
deve tüyü
devetüyü rengi
deve yükü
deve yürekli
devim
devim bilimi
devimli
devimsel
devimselcilik,−ği
devimsellik,−ği
devimsiz
devindirici
622
devindirme
devindirmek
devin duyumu
devingen
devingenlik,−ği
devinim
devinme
devinmek
devinme olayı
devir,−vri
devirli
devirme
devirmek
devitken
devitme
devitmek
dev köpek balığıgiller
devleşme
devleşmek
devleştirme
devleştirmek
devlet
devlet adamı
devlet baba
devlet bakanı
devlet bankası
devlet başkanı
623
devletçi
devletçilik,−ği
devlet düşkünü
devlethane
devlet kapısı
devlet kuşu
devletler arası
devletleştirilme
devletleştirilmek
devletleştirme
devletleştirmek
devletli
devletlû
devoniyen
devralma
devralmak
devran
devre
devredilebilir
devredilebilirlik,−ği
devredilme
devredilmek
devredilmezlik,−ği
Devrek (ilçe)
Devrekâni (ilçe)
devre mülk
devren
624
Dımışk
dımışkî
dıramudana
dırdır
dır dır
dırdırcı
dırdır etmek
dırdırlanma
dırdırlanmak
dırıltı
dırlanma
dırlanmak
dırlaşma
dırlaşmak
dış
dış açı
dışa dönük,−ğü
dışa dönüklük,−ğü
dış ağ
dış âlem
dış alım
dış alımcı
dış alımcılık,−ğı
dışarı
dışarılı
dışarısı
dışarlık,−ğı
627
dışarlıklı
dış asalak,−ğı
dış atışı
dışa vurum
dışa vurumcu
dışa vurumculuk,
−ğu
dış başkalaşım
dış bellek,−ği
dışbeslenen
dış beslenme
dış borç,−cu
dışbükey
dışbükeylik,−ği
dış çevre
dış çizgiler durumu
dış çizgisi
dış çokgen
dış deri
dış dünya
dış evlilik,−ği
dış gebelik,−ği
dış gezegen
dış gezi
dış güçler
dış hat,−ttı
dış hatlar
628
dış hissedar
dışık,−ğı
dışınlı
dış işleri
dış kapak,−ğı
dış kavuz
dışkı
dışkılama
dışkılamak
dışkılık,−ğı
dışkısever
dış kredi
dış kulak,−ğı
dış kutsal
dışlama
dışlamak
dışlanma
dışlanmak
dış lâstik,−ği
dışlaştırma
dışlaştırmak
dış merkezli
dış merkezlik,−ği
dış odun
dış pazar
dış pazarlama
dış piyasa
629
dış plâzma
dış politika
dışrak,−ğı
dışsal
dış satım
dış satımcı
dış satımcılık,−ğı
dıştan
dış ters açı
dış ticaret
dış ticaret açığı
dış ticaret
serbestliği
dış yarıçap
dış yüz
dış zar
dızdık,−ğı
dızdız
dızdızcı
dızdızcılık,−ğı
dızlak,−ğı
dızlama
dızlamak
dızman
dia
dialkol,−lü
diaspora
630
didon sakallı
difana
difenbahya
diferansiyel
diferansiyel
denklem
diferansiyel
hesap,−bı
difraksiyon
difteri
difterili
diftong
diftonglaşma
diftonglaşmak
difüzyon
Digor (ilçe)
diğer
diğeri
diğerkâm
diğerkâmlık,−ğı
dijital,−li
dik
dik açı
dik âlâsı
dik başlı
dik biçme
dikçe
632
dikiz aynası
dikizci
dikizcilik,−ği
dikiz etmek
dikizleme
dikizlemek
dik kafalı
dikkat,−ti
dikkat etmek
dikkatli
dikkatsiz
dikkatsizlik,−ği
dikkatsizlik etmek
dikkat toplaşımı
dik kenar
dikkuyruk,−ğu
(ördek)
diklemesine
diklenme
diklenmek
dikleşme
dikleşmek
dikleştirme
dikleştirmek
diklik,−ği
dikme
dikmek
635
dikmelik,−ği
dikmen
Dikmen (ilçe)
dik rüzgâr
dikse
dik silindir
diksiyon
dikta
diktacı
diktacılık,−ğı
diktafon
diktatör
diktatörce
diktatörlük,−ğü
dikte
dikte etmek
diktirme
diktirmek
diktirtme
diktirtmek
dik üçgen
dik yamuk,−ğu
dil
dil ailesi
dil akrabalığı
dilaltı (hastalık)
dil altı
636
dil altı bezleri
dil atlası
dilâtometre
dil avcısı
dilâver
dil balığı
dilbasan
dilbaz
dilber
dilberdudağı (tatlı)
dil bilgisi
dil bilimci
dil bilimi
dil bilimsel
dil birliği
dil cambazı
dilci
dilcik,−ği
dilcilik,−ği
dil coğrafyası
dil dalaşı
dildaş
dilden dile
dil ebesi
dilek,−ği
dilekçe
dilek kipi
637
dile kolay
dileme
dilemek
dilemma
dilenci
dilenci çanağı
dilencilik,−ği
dilencilik etmek
dilenci vapuru
dilendirme
dilendirmek
dileniş
dilenme
dilenmek
dileyici
dil felsefesi
dilfüruz
dili bozuk,−ğu
dilim
dilim dilim
dilimleme
dilimlemek
dilimleniş
dilimlenme
dilimlenmek
dilimleyiş
dilinim
638
dilinme
dilinmek
diliş
dili tutuk,−ğu
dili uzun
dili yatkın
dili zifir
dil kavgası
dil lâboratuvarı
dillek,−ği
dillendirme
dillendirmek
dillenme
dillenmek
dilleşme
dilleşmek
dilli
dilli düdük,−ğü
dilmaç,−cı
dilmaçlık,−ğı
dilme
dilmek
dil oğlanı
dil öğrenimi
dil öğretimi
dil pelesengi
dil peyniri
639
dilsel
dilsever
dilsiz
dilsizlik,−ği
dil sürçmesi
dil şakası
dil tutukluğu
dilüviyum
dil yarası
dimağ
dimdik,−ği
dimi
diminuendo
dimmer
dimnit
dimyat
din
din adamı
dinamik,−ği
dinamik analiz
dinamikleşme
dinamikleşmek
dinamit
dinamitçi
dinamitçilik,−ği
dinamitleme
dinamitlemek
640
dinamitlenme
dinamitlenmek
dinamit lokumu
dinamizm
dinamo
dinamometre
dinar
Dinar (ilçe)
din birliği
dince
dincelmek
dinci
dinci erki
dincilik,−ği
dinç
dinçlenme
dinçlenmek
dinçleşme
dinçleşmek
dinçlik,−ği
dindar
dindarlık,−ğı
dindaş
dindaş olmak
din dışı
dindirme
dindirmek
641
din doruğu
dinelme
dinelmek
dinen
dineri
din erkçilik,−ği
din erki
din felsefesi
dingi
dingil
dingildek,−ği
dingildeklik,−ği
dingildeme
dingildemek
dingilli
dingin
dingincilik,−ği
dinginleşme
dinginleşmek
dinginleştirme
dinginleştirmek
dinginlik,−ği
dinî
dini bütün
diniş
dink,−gi
dinleme
642
diyanet
diyanet işleri
diyapazon
diyapozitif
diyar
Diyarbakır
Diyarbakır karpuzu
diyarıgurbet
diyastaz
diyastol,−lü
diyatome
diye
diyecek,−ği
diye diye
diyerek
diyet
diyetetik,−ği
diyetisyen
diyet peyniri
diyet uzmanı
diyez
diyoptri
diyorit
diz
diz ağırşağı
dizanteri
dizanterili
654
dizayn
dizayncı
dizayner
diz bağı
diz boyu
dizdar
dizdirme
dizdirmek
diz dize
dize
dizel
dizeleme
dizelemek
dizeleştirme
dizeleştirmek
dizem
dizemli
dizemsiz
dizge
dizgeli
dizgesel
dizgesiz
dizgi
dizgici
dizgicilik,−ği
dizgi hatası
dizgin
655
dizginleme
dizginlemek
dizginlenme
dizginlenmek
dizginsiz
dizgi yanlışı
dizgi yeri
dizi
dizici
dizi dizi
dizi film
dizileme
dizilemek
dizili
diziliş
dizilme
dizilmek
dizim
dizim dizim
dizin
diziş
diz kapağı
diz kapağı kemiği
dizleme
dizlemek
dizlik,−ği
dizme
656
dizmek
dizmen
diz üstü
diz üstü bilgisayar
dizyem
do
do anahtarı
dobra dobra
doçent
doçentlik,−ği
Dodurga (ilçe)
dogma
dogmacı
dogmacılık,−ğı
dogmalaştırma
dogmalaştırmak
dogmatik,−ği
dogmatik felsefe
dogmatizm
doğa
doğa bilgisi
doğa bilimci
doğa bilimcilik,−ği
doğa bilimleri
doğacak,−ğı
doğacı
doğacılık,−ğı
657
doğaç,−cı
doğaçlama
doğaçlamak
doğaçlama tiyatro
doğaçtan
doğa dışı
doğal
doğal ayıklanma
doğalcı
doğalcılık,−ğı
doğal coğrafya
doğal gaz
doğal gaz enerjisi
doğallaşma
doğallaşmak
doğallaştırma
doğallaştırmak
doğallık,−ğı
doğallıkla
doğal sayı
doğan
doğancı
doğancılık,−ğı
Doğanhisar (ilçe)
Doğankent (ilçe)
Doğanşar (ilçe)
Doğanşehir (ilçe)
658
Doğanyol (ilçe)
Doğanyurt (ilçe)
doğa ötesi
doğasever
doğaüstü
doğaüstücülük,−ğü
doğa yasası
doğdurma
doğdurmak
doğma
doğma büyüme
doğmaca
doğmak
doğram
doğrama
doğramacı
doğramacılık,−ğı
doğramak
doğram doğram
doğranma
doğranmak
doğratma
doğratmak
doğrayış
doğru
doğru açı
doğru akım
659
doğruca
doğrucu
doğruculuk,−ğu
doğrudan
doğrudan doğruya
doğru dürüst
doğrulama
doğrulamak
doğrulanma
doğrulanmak
doğrulma
doğrulmak
doğrultma
doğrultmaç,−cı
doğrultmak
doğrultman
doğrultu
doğrulu
doğruluk,−ğu
doğrulum
doğru orantılı
doğru parçası
doğrusal
doğrusu
doğru yol
doğu
Doğubayazıt (ilçe)
660
doğu bilimci
doğu bilimi
doğu bloku
doğu gürgeni
doğu kayını
doğulu
doğululaşma
doğululaşmak
doğululuk,−ğu
doğum
doğum evi
doğum günü
doğumhane
doğum ilmühaberi
doğum incinmesi
doğum kontrolü
doğumlu
doğum odası
doğum oranı
doğumsal
doğum sancısı
doğum tarihi
doğum yapmak
doğum yeri
doğu noktası
doğuranlar
doğurgan
661
doğurganlaşma
doğurganlaşmak
doğurganlaştırma
doğurganlaştırmak
doğurganlık,−ğı
doğurgu
doğurma
doğurmak
doğurtma
doğurtmak
doğurucu
doğuruş
doğuş
doğuştan
doğuştancılık,−ğı
Doğu Türkçesi
dok
doksan
doksanar
doksanıncı
doksanlık,−ğı
doktor
doktora
doktoralı
doktorasız
doktorluk,−ğu
doktrin
662
dokunmak
dokunmatik,−ği
dokunsal
dokunulma
dokunulmak
dokunulmaz
dokunulmazlık,−ğı
dokunum
dokunuş
dokurcuk,−ğu
dokurcun
dokutma
dokutmak
dokuyucu
dokuyuş
dokuz
dokuz altmış beş
dokuz altmış
beşlik,−ği
dokuzar
dokuz babalı
dokuz canlı
dokuzgen
dokuzlu
dokuz on
dokuztaş (oyun)
dokuzuncu
664
donsuz
donuk,−ğu
donuk donuk
donuklaşma
donuklaşmak
donuklaştırma
donuklaştırmak
donukluk,−ğu
don yağı
dopdolu
doping
dopingleme
dopinglemek
doping yapmak
doru
doruk,−ğu
doruk çizgisi
dorukçu yaklaşım
doruk dal
doruklama
doruklamak
doruklaştırma
doruklaştırmak
doruk noktası
doruk toplantısı
dorum
dosdoğru
672
dost
dostane
dostça
dost düşman
dost edinmek
dost kazığı
dostlaşma
dostlaşmak
dostluk,−ğu
dostluk etmek
dost olmak
dostsuz
dosya
dosyalama
dosyalamak
dosyalanma
dosyalanmak
doya doya
doyasıya
doygu
doygun
doygunlaşma
doygunlaşmak
doygunluk,−ğu
doyma
doymak
doymaz
673
dönüştürme
dönüştürmek
dönüştürücü
dönüştürülme
dönüştürülmek
dönüştürüm
dönüşüm
dönüşümcü
dönüşümcülük,−ğü
dönüşümlü
döpiyes
dörder
dördül
dördün
dördüncü
dördüncü çağ
dördüz
dördüzleme
dördüz
yumrucuklar
dört,−dü
dört ayak,−ğı
dört ayaklılar
dört beş
dört bir
dört bucak,−ğı
dörtcihar
679
dört çifte
Dörtdivan (ilçe)
dört dörtlük,−ğü
dörtgen
dört göz
dört işlem
dört kaşlı
dörtkenar
dört köşe
dörtleme
dörtlemek
dörtlü
dörtlü final,−li
dörtlük,−ğü
Dörtyol (ilçe)
dörtnal
dörtnala
dörttek (tekne)
dört yol
dört yol ağzı
dört yüzlü
döş
döşek,−ği
döşekli
döşeli
döşem
döşemci
680
dragoman
dragon
drahmi
drahoma
draje
dram
drama
dramatik,−ği
dramatikleşme
dramatikleşmek
dramatize etmek
dramaturg
dreç,−ci
dren
drenaj
dretnot
drezin
dripling
dripling yapmak
drog
drosera
droseragiller
dua
duacı
dua etmek
duahan
duayen
683
durum güldürüsü
durum ortacı
durum ulacı
durum vaziyeti
durup durup
duruş
duruşma
duş
duşak,−ğı
duşaklama
duşaklamak
Duşanbe
duş kabini
duş teknesi
duş yapmak
dut
dutçuluk,−ğu
dutgiller
dut kurusu
dutluk,−ğu
dut pekmezi
duvak,−ğı
duvakçı
duvakçılık,−ğı
duvak düşkünü
duvaklama
duvaklamak
689
düğün
düğün alayı
düğüncü
düğüncübaşı
düğün çiçeği
düğün çiçeğigiller
düğün çorbası
düğün dernek,−ği
düğün evi
düğün hamamı
düğün pilâvı
düğün salonu
düğünsüz
düğün yahnisi
düğürcük,−ğü
dük
dükkân
dükkâncı
düklük,−ğü
düldül
Düldül (Hz.Ali'nin
atı)
dülger
dülger balığı
dülgerlik,−ği
dümbelek,−ği
dümbelekçi
695
dümdar
dümdüz
dümen
dümen bedeni
dümen boğazı
dümenci
dümencilik,−ği
dümen evi
dümeni eğri
dümen neferi
dümensiz
dümen suyu
dümensiz
dümtek
dün
dünden
dünden bugüne
dünit
dünkü
dünür
dünürcü
dünürcülük,−ğü
dünürleşme
dünürleşmek
dünürlük,−ğü
dünya (gök cismi)
Dünya (bilimsel
696
yayınlarda)
dünya âlem
dünyada
dünya evi
dünya görüşlü
dünya görüşü
dünya güzeli
dünya kelâmı
dünyalı
dünyalık,−ğı
dünya malı
dünya nimeti
dünya penceresi
dünyevî
düpedüz
dürbün
dürbünlü
dürme
dürmece
dürmek
dürtme
dürtmek
dürtü
dürtükleme
dürtüklemek
dürtülme
dürtülmek
697
düşçülük,−ğü
düşe kalka
düşen piyasa
düşes
düşeslik,−ği
düşeş
düşey
düşeyazma
düşeyazmak
düşey çember
düşey düzlem
düşeylik,−ği
düşkü
düşkün
düşkünler evi
düşkünler yurdu
düşkünleşme
düşkünleşmek
düşkünlük,−ğü
düşkün olmak
düşleme
düşlemek
düşman
düşman ağzı
düşmanca
düşmanlaşma
düşmanlaşmak
699
düşmanlık,−ğı
düşmanlık etmek
düşman olmak
düşme
düşmek
düşmüş
düşmüş olmak
düşsel
düşsüz
düşük,−ğü
düşüklük,−ğü
düşük yapmak
düşün
düşünce
düşünce alışverişi
düşüncel
düşünceli
düşüncelilik,−ği
düşüncellik,−ği
düşünce özgürlüğü
düşüncesiz
düşüncesizlik,−ği
düşüncesizlik etmek
düşündaş
düşündürme
düşündürmek
düşündürmelik,−ği
700
eczacılık,−ğı
ecza çantası
ecza dolabı
eczahane
ecza kutusu
eczalı
eczalı pamuk,−ğu
eczasız
eçhel
eda
eda etmek
edalı
edat
edat grubu
edatlı
edatlı tümleç,−ci
edat tümleci
ede
edebî
edebî eser
edebikelâm
edebî sanat
edebî sanatlar
edebiyat
edebiyat bilimi
edebiyatça
edebiyatçı
708
edebiyatçılık,−ğı
edebiyatsever
edebiyat tarihi
edep,−bi
edep etmek
edepleniş
edeplenme
edeplenmek
edepli
edepli edepli
edepsiz
edepsizce
edepsiz edepsiz
edepsizleşme
edepsizleşmek
edepsizlik,−ği
edep yeri
eder
edevat
edibane
edik,−ği
edilgen
edilgen çatı
edilgen fiil
edilgenleşme
edilgenleşmek
edilgenleştirme
709
eğir
Eğirdir (ilçe)
eğir kökü
eğirme
eğirmek
eğirmen
eğir mumu
eğirtme
eğirtmek
eğiş
eğitici
eğiticilik,−ği
eğitilme
eğitilmek
eğitim
eğitim bilimi
eğitimci
eğitimcilik,−ği
eğitim dönemi
eğitim enstitüsü
eğitim fakültesi
eğitimli
eğitim programı
eğitimsel
eğitim sistemi
eğitimsiz
eğitme
715
eğitmek
eğitmen
eğitmenlik,−ği
eğitsel
eğitsellik,−ği
eğlek,−ği
eğleme
eğlemek
eğlence
eğlence evi
eğlenceli
eğlencelik,−ği
eğlencesiz
eğlence yeri
eğlendinlen alanı
eğlendiri
eğlendirici
eğlendiriş
eğlendirme
eğlendirmek
eğlenilme
eğlenilmek
eğleniş
eğlenme
eğlenmek
eğlenti
eğleşme
716
ehliyetname
ehliyetsiz
ehliyetsizlik,−ği
ehlizevk
ehram
Ehrimen
ehven
ehvenişer
einstenyum
ejder
ejderha
ejektör
ek
ekâbir
ekalliyet
ekarte etmek
ek bileziği
ek bütçe
ek ders
eke
ekecek,−ği
ekenek,−ği
ek eylem
ek fiil
ek görev
ekici
ekili
719
ekilme
ekilmek
ekim
ekin
ekin biti
ekinci
ekincilik,−ği
ekin iti
ekin kargası
ekinlik,−ği
ekinokok
ekinoks
Ekinözü'nü (ilçe)
ekinti
ekip,−bi
ekipman
ek kök
eklektik,−ği
eklektizm
eklem
eklem bacaklılar
ekleme
ekleme dişi
eklemek
eklemeli
eklemleme
eklemlemek
720
ekmek dolması
ekmek düşmanı
ekmek kadayıfı
ekmek kapısı
ekmek kavgası
ekmek kaygısı
ekmek küfü
ekmeklik,−ği
ekmek mayası
ekmek parası
ekmeksiz
ekmek tahtası
ekmek tatlısı
ekmek ufağı
ekol,−lü
ekolâli
ekoloji
ekolojik,−ği
ekolojik ortam
ekolojist
ekonometri
ekonomi
ekonomi coğrafya
ekonomik,−ği
ekonomik ambargo
ekonomi politik,−ği
ekonomist
722
ekonomizm
ekopraksi
ekose
ek oylum
ek ödenek,−ği
ek poliçe
ekran
ekranda
eksantrik,−ği
eksantrik mili
ekselâns
eksen
eksen oyuncu
eksen ülke
ekser
ekseri
ekseriya
ekseriyet
eksi
eksibe
eksik,−ği
eksik artık
eksik etek,−ği
eksik gedik,−ği
eksiklenme
eksiklenmek
eksikli
723
ekşi yüz
ek tahsisat
ekti
ektilik,−ği
ekti püktüler
ektirme
ektirmek
ektoderm
ekü
Ekvador
ekvator
ekvatoral,−li
ekzotermik,−ği
el
elâ
el adamı
el âlem
el alışkanlığı
elaman
elan
el arabası
elâstik
elâstikî
elâstikiyet
el ayası
Elâzığ
elbasan tavası
726
elbaş (spor)
elbet
elbette
Elbeyli (ilçe)
el bezi
el bilgisayarı
el birliği
elbise
elbise dolabı
elbiseli
elbiselik,−ği
elbisesiz
Elbistan (ilçe)
el bombası
elci
elcik,−ği
el çabukluğu
el çantası
elçek,−ği
elçi
elçilik,−ği
elçilik etmek
elçilik uzmanı
elçilik yapmak
elçim
elde
elde bir
727
eldeci
el değirmeni
eldeli
elden
elden düşme
elden ele
eldesiz
Eldivan (ilçe)
eldiven
eldivenli
eldivensiz
el duşu
elebaşı,−yı
elebaşılık,−ğı
eleğimsağma
eleji
elek,−ği
elekçi
elekçilik,−ği
eleklik,−ği
elektrifikasyon
elektrik,−ği
elektrik anahtarı
elektrik çarpması
elektrikçi
elektrikçilik,−ği
elektrik dinamosu
728
elektrik direği
elektrik düğmesi
elektrik fabrikası
elektrik feneri
elektrik fırını
elektrik fincanı
elektrik kaynağı
elektrikleme
elektriklemek
elektriklendirme
elektriklendirmek
elektriklenme
elektriklenmek
elektrikli
elektrikli basaç,−cı
elektrikli daktilo
elektrikli ısıtıcı
elektrikli sandalye
elektrikli tren
elektrik ocağı
elektrik saati
elektrik santrali
elektrik sayacı
elektriksiz
elektrik süpürgesi
elektrik teli
elektrik üreteci
729
güç,−cü
elektromanyetizma
elektromekanik,−ği
elektrometalürji
elektrometre
elektromıknatıs
elektromobil
elektromotor
elektron
elektron akışı
elektron demeti
elektronegatif
elektron gazı
elektronik,−ği
elektronik beyin,
−yni
elektronik çalgı
elektronik çalgılar
elektronikçi
elektronik müzik,−ği
elektronik saat,−ti
elektron lâmbası
elektron
mikroskobu
elektropozitif
elektroradyoloji
elektrosaz
731
elektroskop,−bu
elektrostatik,−ği
elektrostatik
serpme
elektroşok
elektrot,−du
elektroteknik,−ği
el ele
elem
eleman
eleman sayısı
eleme
el emeği
elemek
element
eleme sınavı
elemge
elemli
elemsiz
elenme
elenmek
elense (çekmek)
elenti
el erimi
el erki
Eleşkirt (ilçe)
eleştirel
732
eleştiri
eleştirici
eleştiricilik,−ği
eleştirilme
eleştirilmek
eleştirim
eleştirimci
eleştirimcilik,−ği
eleştirme
eleştirmeci
eleştirmecilik,−ği
eleştirmek
eleştirmeli
eleştirmen
eleştirmenlik,−ği
el etmek
elezer
elezerlik,−ği
el falı
el feneri
el freni
elgin
el gün
elhak
Elham
elhamdülillâh
elhâsıl
733
el havlusu
eli açık,−ğı
eli ağır
eli bayraklı
eli boş
eli böğründe
eli çabuk,−ğu
elif
elifba
elifî
eli geniş
eli hafif
elik,−ği
el ilânı
elim
eli maşalı
eline çabuk,−ğu
elips
elipsoidal,−li
elipsoit,−di
eliptik,−ği
eli selek,−ği
eli sıkı
eli sopalı
el işçiliği
el işi
el işi kâğıdı
734
elit
eli uz
eli uzun
eli yatkın
eli yordamlı
el kantarı
el kapısı
el keseri
el kılavuzu
elkızı
el kiri
el kitabı
elleme
ellemek
ellenme
ellenmek
elleşme
elleşmek
elli
ellik,−ği
ellilik,−ği
ellinci
ellişer
elma
elmabaş (tepeli
dalgıç)
elmacı
735
elmacık,−ğı
elmacık kemiği
elmacılık,−ğı
elma çayı
Elmadağ (ilçe)
Elmalı (ilçe)
elmalık,−ğı
elmas
elma sirkesi
elmasiye
elmaslı
elmastıraş
elma suyu
elma şarabı
elma şekeri
elma şurubu
elmek
eloğlu
el oltası
elöpen (kertenkele)
el sabunu
el sanatları
el sözlüğü
el şakası
el tası
el telefonu
el telsizi
736
elti
eltieltiyeküstü
eltilik,−ği
el topu
el ulağı
el ulaklığı
el uzluğu
elvan
elvan elvan
elveda,−ı
elverişli
elverişlilik,−ği
elverişsiz
elverişsizlik,−ği
elverme
el verme (tarikat)
elvermek
elyaf
el yatkınlığı
el yazısı
el yazması
el yordamı
elzem
em
emanet
emanetçi
emanetçilik,−ği
737
emzirtmek
en
en alt
enam
enayi
enayice
enayicesine
enayi dümbeleği
enayileşme
enayileşmek
enayilik,−ği
en az
enberi (gök bilimi)
enbiya
encam
encek,−ği
encik,−ği
encikleme
enciklemek
encümen
en çok,−ğu
endaht
endam
endam aynası
endamlı
endamsız
endaze
743
eritrosit
eriyik,−ği
eriyiş
erk
erkân
erkânıharbiyei−
umumiye
erkânıharp,−bi
erkânıharplik,−ği
erkân kürkü
erkân minderi
erke
erkeç,−ci
erkeçsakalı (bitki)
erkek,−ği
erkek anahtar
erkek bakır
erkekçe
erkekçil
erkek demir
erkek erkeğe
erkek fiş
erkek işi
erkeklenme
erkeklenmek
erkekler hamamı
erkekleşme
756
erkekleşmek
erkekli
erkekli dişili
erkeklik,−ği
erkekli kadınlı
erkeklik organı
erkek organ
erkeksi
erkeksilik,−ği
erkeksiz
erkek terzisi
erken
erken bunama
erkence
erkenci
erkenden
erkete
erketeci
erketecilik,−ği
erketelik,−ği
erkin
erkinci
erkincilik,−ği
erkinlik,−ği
erkli
erklik,−ği
erklilik,−ği
757
erksizlik,−ği
erlik,−ği
erme
ermek
Ermenek (ilçe)
Ermeni
Ermenice
er meydanı
ermin
ermiş
ermişlik,−ği
eroin
eroinci
eroincilik,−ği
eroinman
eroinmanlık,−ğı
eros
erosal
erosçu
erosçuluk,−ğu
erotik,−ği
erotizm
erozyon
erselik,−ği
erseliklik,−ği
erseme
ersemek
758
ersiz
ersizlik,−ği
er suyu
erte
erteleme
ertelemek
erteleniş
ertelenme
ertelenmek
erteleyiş
ertesi
Eruh (ilçe)
ervah
erzak
erzatz
Erzin (ilçe)
Erzincan
Erzurum
es
esami
esans
esaret
esas
esas duruş
esasen
esasî
esaslandırma
759
esenlikli
eser
esericedit,−di
esericedit kâğıdı
eserme
esermek
esermek besermek
esham
esik,−ği
esim
esin
esindirme
esindirmek
esinleme
esinlemek
esinlenme
esinlenmek
esinti
esintili
esintisiz
esir
esirci
esircilik,−ği
esire
esir etmek
esirgeme
esirgemek
761
esirgemezlik,−ği
esirgenme
esirgenmek
esirgeyici
esirgeyiş
esirifiraş
esirlik,−ği
esirme
esirmek
esir olmak
esiş
eskalâsyon
eskatologya
eski
eskice
eskici
eskicilik,−ği
Eski Çağ
eskiden
Eski Dünya
eski eserler
eski kafalı
eski kafalılık,−ğı
eski kurt,−du
Eskil (ilçe)
eskileşme
eskileşmek
762
eskilik,−ği
eskime
eskimek
Eskimo
Eskimoca
eskimsi
Eskipazar (ilçe)
eski püskü
Eskişehir
Eskişehir taşı
eskitilme
eskitilmek
eskitme
eskitmek
eski toprak,−ğı
eski tüfek,−ği
eski yazı
eskiyiş
eskiz
eskort
eskrim
eskrimci
eskülâbî
eslâf
eslek,−ği
esleme
eslemek
763
etken
etken fiil
etkenlik,−ği
et kesimi
et kırımı
etki
etkileme
etkilemek
etkilenme
etkilenmek
etkileşim
etkileşme
etkileşmek
etkileyici
etkili
etkililik,−ği
etkili olmak
etkime
etkimek
etkin
etkinci
etkincilik,−ği
etkinleşme
etkinleşmek
etkinleştirme
etkinleştirmek
etkinlik,−ği
775
etkin okul
etkin öğretim
etkisiz
etkisizleşme
etkisizleşmek
etkisizleştirilmiş
etkisizleştirme
etkisizleştirmek
etkisizlik,−ği
etlenme
etlenmek
etli
etli bitki
etli butlu
etli canlı
etli ekmek,−ği
etlik,−ği
etli meyve
etli pide
et lokması
etme
etmek
etmen
etnik,−ği
etnograf
etnografya
etnolog,−ğu
776
etnoloji
etnolojik,−ği
etobur
etoburlar
etokrasi
etol,−lü
etraf
etraflı
etraflıca
et sığırı
et sineği
etsiz
et sotesi
et suyu
et şeftalisi
et tavuğu
ettirgen
ettirgen çatı
ettirgen fiil
ettirgenlik,−ği
ettirme
ettirmek
ettoprak,−ğı
et unu
etüt,−dü
etüt etmek
etüv
777
etyaran
etyemez
etyemezlik,−ği
ev
ev adamı
ev altı
evaze
ev bark
evcara
evce
evcek
evci
evcik,−ği
evcikkıran
evcil
Evciler (ilçe)
evcil hayvan
evcilik,−ği
evcilleşme
evcilleşmek
evcilleştirilme
evcilleştirilmek
evcilleştirme
evcilleştirmek
evcillik,−ği
evcimen
evç,−ci
778
evdeci
evdemonizm
evdeş
evecen
evecenlik,−ği
evegen
ev ekmeği
ev ekonomisi
evelemek
gevelemek
everme
evermek
ev eşyası
evet
evet efendimci
evetleme
evetlemek
ev gailesi
evgin
ev halkı
evham
evhamlanma
evhamlanmak
evhamlı
evhamsız
eviç,−vci
evin
779
evinlenme
evinlenmek
evinli
evinsiz
evire çevire
evirgen
evirme
evirmek
evirtik,−ği
evirtim
evirtmek
evi sırtında
ev işi
eviye
eviye sifonu
ev kadını
evkaf
ev kirası
evlâ
evlâdiyelik,−ği
evlâdüıyal
evlât,−dı
evlât edinmek
evlâtlı
evlâtlık,−ğı
evlâtsız
evlek,−ği
780
evlekleme
evleklemek
evlendirilme
evlendirilmek
evlendirme
evlendirmek
evleniş
evlenme
evlenmek
evlenmek
barklanmak
evleviyet
evleviyetle
evli
evli barklı
evlik,−ği
evlilik,−ği
evlilik birliği
evlilik dışı
evliya
evliyalık,−ğı
evliya otu
evolüsyon
evrak
evrak çantası
evrak dolabı
evrak memuru
781
evrat,−dı
evre
evren
Evren (ilçe)
evren bilimi
evren bilimsel
evren doğumu
evren pulu (mika)
evrensel
evrenselleşme
evrenselleşmek
evrenselleştirme
evrenselleştirmek
evrensellik,−ği
evrik,−ği
evrilir
evrim
evrimci
evrimcilik,−ği
evrimleşme
evrimleşmek
evrişik,−ği
evropiyum
evsaf
ev sahibi
evsel
evsel atık,−ğı
782
evseme
evsemek
evsin
ev sineği
evsiz
evsiz barksız
evvel
evvelâ
evvelce
evvelden
evveli
evveliyat
evvelki
evvelsi
evye
ev yemeği
ey
eyalet
eyer
eyerci
eyercilik,−ği
eyer kaltağı
eyer kaşı
eyerleme
eyerlemek
eyerlenme
eyerlenmek
783
fanfar
fanfin
fanfin etmek
fangri
fani (ışık şiddeti)
fâni (ölümlü, gelip
geçici)
fâni dünya
fanilâ
fânilik,−ği
fanta
fantasma
fantastik,−ği
fantaziye
fantazya
fantazyalı
fantezi
fantezist
fanti
fantom
fanus
fanuslu
fanya
fanyol
far
farad
faraş
792
faraza
farazî
faraziyat
faraziye
farba
farbala
fare
fare deliği
faredişi (oya)
farekulağı (bitki)
farekuyruğu
(testere)
farenjit
fare otu
farfara
farfaracı
farfaracılık,−ğı
farfaralık,−ğı
farıma
farımak
fariğ
fariğ olmak
farika
faril
Farisî
fariza
fark
793
fark etmek
farklı
farklıca
farklılaşma
farklılaşmak
farklılaştırma
farklılaştırmak
farklılık,−ğı
farksız
farksızlaşma
farksızlaşmak
farksızlık,−ğı
farmakodinami
farmakodinamik,−ği
farmakognozi
farmakolog,−ğu
farmakoloji
farmason
farmasonluk,−ğu
fars
Fars
Farsça
farta furta
fart furt
farz
farz etmek
farzımuhal,−li
794
farz olmak
farz olunmak
Fas
fasa fiso
fasarya
faset
fasıl,−slı
fasıla
fasılalı
fasılasız
fasıl heyeti
fasih
fasikül
fasile
fasit
fasit daire
fasit olmak
faska
fasla fasla
fasletme
fasletmek
Faslı
fason
fasone
fason imalât
fassal
fassallık,−ğı
795
fast food
fasulye
fasulyegiller
fasulye pilâkisi
fasulye piyazı
faş
faş etmek
faşır faşır
faşing
faşist
faşistleşme
faşistleşmek
faşistleştirme
faşistleştirmek
faşistlik,−ği
faşizan
faşizm
fatalist
fatalite
fatalizm
Fatımî
Fatımiye
fatih
Fatih (ilçe)
Fatiha
fatihane
Fatsa (ilçe)
796
fatura
faturalama
faturalamak
faturalı
faturalı yaşam
faturasız
faul,−lü
faullü
faulsüz
fauna
fava
favori
fay
fayans
fayansçı
fayansçılık,−ğı
fayda
faydacı
faydacıl
faydacılık,−ğı
faydalanma
faydalanmak
faydalı
faydasız
fay hattı
fayrap,−bı
fayrap etmek
797
fayton
faytoncu
faytonculuk,−ğu
faz
fazıl
fazilet
faziletkâr
faziletli
faziletsiz
faziletsizlik,−ği
faz kalemi
fazla
fazlaca
fazlalaşma
fazlalaşmak
fazlalık,−ğı
fazlalık etmek
fazla olmak
fecaat,−ti
feci
fecir,−cri
fecrikâzip,−bi
fecrisadık
feda
feda etmek
fedaî
fedaîce
798
fışlamak
fıtık,−ğı
fıtık etmek
fıtıklı
fıtık olmak
fıtrat
fıtraten
fıtrî
fıtriye
fi
fiber
fiberglas
fibrin
fibrinojen
fidan
fidan biti
fidan boylu
fidancık,−ğı
fidanlık,−ğı
fide
fideci
fidecilik,−ği
fideizm
fideleme
fidelemek
fidelik,−ği
fidye
814
fidyeinecat
fifre
figan
figan etmek
figür
figüran
figüranlık,−ğı
figürasyon
figüratif
figüratif sanat
figürlü
fiğ
fihrist
fihristleme
fihristlemek
fiil
fiil cümlesi
fiil çekimi
fiilen
fiil gövdesi
fiilî
fiili bozuk,−ğu
fiilî hizmet
fiilî hizmet zammı
fiilimsi
fiiliyat
fiil kökü
815
fiil tabanı
fikir,−kri
fikir adamı
fikir edinmek
fikir hürriyeti
fikir işçisi
fikirleşme
fikirleşmek
fikirleştirme
fikirleştirmek
fikirli
fikirsiz
fikirsizlik,−ği
fikir üretme
fikir üretme toplantısı
fikir yazısı
fikren
fikrî
fikrisabit
fikriyat
fiks mönü
fikstür
fiktif
fil
filâman
filân
filânca
816
fiyat
fiyatlandırma
fiyatlandırmak
fiyatlanma
fiyatlanmak
fiyatlı
fiyonk,−gu
fiyonk makarna
fiyort,−du
fizibilite
fizik,−ği
fizikçi
fizik gücü
fizikî
fizikî coğrafya
fizikî harita
fizik kondisyonu
fizikokimya
fizik ötesi
fiziksel
fizik tedavi
fizik tedavisi
fizik tedavi uzmanı
fizik yapısı
fizyokrat
fizyokratlık,−ğı
fizyolog,−ğu
824
fodla
fodlacı
fodlacılık,−ğı
fodra
fodul
fodulca
fodulluk,−ğu
fok
fokgiller
fokstrot
fokurdak,−ğı
fokurdama
fokurdamak
fokurdatma
fokurdatmak
fokur fokur
fokurtu
fol
folk
folklor
folklorcu
folklorculuk,−ğu
folklorik,−ği
folklorist
folk müziği
folk sanatçısı
folluk,−ğu
827
folyo kâğıdı
fon
fonda
fonda etmek
fondan
fondip
fondip yapmak
fondöten
fonem
fonetik,−ği
fonetikçi
fonksiyon
fonksiyonalizm
fonksiyonel
fon müziği
fonograf
fonografi
fonojenik,−ği
fonolit
fonolog,−ğu
fonoloji
fonotelgraf
font
fora
forint
form
forma
828
forma başlık,−ğı
formaldehit,−di
formalık,−ğı
formalist
formalite
formaliteci
formalizm
formasyon
format
formatlama
formatlamak
formatlı
formel
formen
formika
formik asit,−di
formol,−lü
formül
formüle etmek
formüler
formülleşme
formülleşmek
formülleştirme
formülleştirmek
foroz
foroz kayığı
fors
829
forsa
forseps
forslu
forsmajör
forte
fortepiano
fortissimo
fort pense
fortrak
forum
forvet
fos
fosfat
fosfatlama
fosfatlamak
fosfatlı
fosfor
fosforışı
fosforışıl
fosforik,−ği
fosforik asit,−di
fosforlu
fosforsuz
fosgen
fosil
fosilleşme
fosilleşmek
830
gayrisafi
gayrisafi hâsılat
gayrisafi millî hâsıla
gayrisıhhî
gayrişahsî
gayrişuurî
gayritabiî
gayrivaki,−i
gayrivarit,−di
gayrivazıh
gayur
gayya
gayya kuyusu
gayz
gayzer
gayzerit
gaz
gaza
gazal,−li
gazap,−bı
gazaplandırma
gazaplandırmak
gazaplanma
gazaplanmak
gazaplı
gaz bezi
gaz bombası
850
gaz boyaması
gaz detektörü
gazeki
gazel
gazel damarı
gazelhan
gazelhanlık,−ğı
gazeliyat
gazelleme
gazellemek
gazellenme
gazellenmek
gazete
gazeteci
gazetecilik,−ği
gazetelik,−ği
gazhane
gazışı
gazışıl
gazi
Gazi Antep
gaz ibiği
Gaziemir (ilçe)
gaziler helvası
gazilik,−ği
gazino
gazinocu
851
gazinoculuk,−ğu
gazi olmak
Gazi Osmanpaşa
(ilçe)
Gazipaşa (ilçe)
gazlama
gazlamak
gaz lâmbası
gazlanma
gazlanmak
gazlaşma
gazlaşmak
gazlaştırma
gazlaştırmak
gazlı
gazlı bez
gaz maskesi
gaz ocağı
gazoil
gazojen
gazolin
gazometre
gazometri
gazoyl
gazoz
gazoz ağacı (argo)
gazozcu
852
gazozculuk,−ğu
gazölçer
gaz ölçümü
gaz sayacı
gazsız
gaz sobası
gaz taşı
gazup,−bu
gazve
gaz yağı
gaz yuvarı
gebe
gebelik,−ği
gebelik testi
gebe olmak
geberik,−ği
geberme
gebermek
gebertilme
gebertilmek
gebertme
gebertmek
gebeş
gebeşlik,−ği
gebre
gebreleme
gebrelemek
853
gebrelenme
gebrelenmek
gebre otu
gebre otugiller
Gebze (ilçe)
gece
gece bekçisi
gececi
gece gündüz
gece hayatı
gece işçiliği
gece kıyafeti
geceki
gecekondu
gecekonducu
gecekondulaşma
gecekondulaşmak
gece körlüğü
gece kulübü
gece kuşu
geceleme
gecelemek
geceleri
geceleyin
geceli
geceli gündüzlü
gecelik,−ği
854
gece mavisi
gece öğretimi
gecesefası (bitki)
gecesefasıgiller
gece uçuşu
gece yanığı
gece yarısı
gece yatısı
gece yayı
gecikilme
gecikilmek
gecikiş
gecikme
gecikmek
gecikmeli
gecikmesiz
geciktirilme
geciktirilmek
geciktirim
geciktirme
geciktirmek
geç
geççe
geçe
geçek,−ği
geçeli
geçen
855
geçende
geçenek,−ği
geçenlerde
geçer
geçer akçe
geçerleme
geçerlemek
geçerletme
geçerletmek
geçerli
geçerlik,−ği
geçerlilik,−ği
geçersiz
geçersizleşme
geçersizleşmek
geçersizleştirme
geçersizleştirmek
geçersizlik,−ği
geçgeç
geçgeçleme
geçgeçlemek
geçgeç yapmak
geçici
geçicilik,−ği
geçici madde
geçici teminat
geçici plâka
856
geçiliş
geçilme
geçilmek
geçim
geçim derdi
geçim dünyası
geçim endeksi
geçim göstergesi
geçim kapısı
geçimli
geçimlik,−ği
geçimlilik,−ği
geçim sıkıntısı
geçimsiz
geçimsizleşme
geçimsizleşmek
geçimsizlik,−ği
geçim yolu
geçim zorluğu
geçindirme
geçindirmek
geçinilme
geçinilmek
geçinim
geçinme
geçinme endeksi
geçinmek
857
geçirgen
geçirgenlik,−ği
geçirici
geçirilme
geçirilmek
geçirim
geçirimli
geçirimlilik,−ği
geçirimsiz
geçirimsizlik,−ği
geçiriş
geçirme
geçirmek
geçirtilme
geçirtilmek
geçirtme
geçirtmek
geçiş
geçiş hakkı
geçişim
geçişli
geçişme
geçişmek
geçişsiz
geçiştirici
geçiştirilme
geçiştirilmek
858
geçiştirme
geçiştirmek
geçiş üstünlüğü
geçit,−di
geçit hakkı
geçit resmi
geçit töreni
geçkin
geçkinlik,−ği
geçme
geçmek
geçmeli
geçmelik,−ği
geçmez
geçmez akçe
geçmiş
geçmişi kandilli
geçmişi kınalı
geçmiş zaman
geçmiş zaman
görünümü
geçmiş zaman
sıfat−fiili
geda
gedik,−ği
gedikli
gedilme
859
gedilmek
Gediz (ilçe)
gedme
gedmek
geğiriş
geğirme
geğirmek
geğirti
geğrek,−ği
geğrek batması
gelberi
gele
gelecek,−ği
gelecek bilimi
gelecekçi
gelecekçilik,−ği
geleceklik hakkı
gelecek zaman
gelecek zaman görünümü
gelecek zaman
kipi
gelecek zaman
sıfat−fiili
geleğen
gelembe
geleme
gelen
860
gelenek,−ği
gelenekçi
gelenekçilik,−ği
gelenekleşme
gelenekleşmek
gelenekleştirme
gelenekleştirmek
gelenekli
geleneksel
gelenekselleşme
gelenekselleşmek
Gelendost (ilçe)
gelen geçen
gelen giden
geleni
gelgeç
gelgeççi
gelgel
gelgelelim
gelgelli
gelgit
Gelibolu (ilçe)
gelin
gelin abla
gelin alayı
gelin alıcı
gelinboğan
861
gelin böceği
gelincik,−ği
gelincikgiller
gelin çiçeği
gelin etmek
gelinfeneri (bitki)
gelin hamamı
gelin havası
gelin kuşağı
gelin kuşu
gelinlik,−ği
gelinlik çağı
gelinlikçi
gelinlik etmek
gelinme
gelinmek
gelin olmak
gelin otu
gelinparmağı(üzüm)
gelin teli
gelip geçici
gelir
gelir dağılımı
gelir gider
gelir kaynağı
gelir ortaklığı
gelir vergisi
862
geliş
gelişigüzel
gelişim
gelişkin
gelişme
gelişmek
geliştirici
geliştirilme
geliştirilmek
geliştirme
geliştirmek
gelme
gelmek
gelmiç,−ci
gelmiş geçmiş
gem
Gemerek (ilçe)
gemi
gemi adamı
gemi aslanı
gemici
gemicilik,−ği
gemi enkazı
gemi ızgarası
gemi iskeleti
gemi leşi
gemilik,−ği
863
gemi yatağı
gemleme
gemlemek
gemlenme
gemlenmek
Gemlik (ilçe)
gen
gencecik,−ği
gencelme
gencelmek
genç,−ci
Genç (ilçe)
genç irisi
gençleşme
gençleşmek
gençleştirilme
gençleştirilmek
gençleştirme
gençleştirmek
gençlik,−ği
gençten
gene
genel
genel af,−ffı
genel ağ
genel başkan
genel başkanlık,−ğı
864
genel bütçe
genel coğrafya
genel dil bilimi
geneleme
genel ev
genelge
genel gider
genel görünüm
genel görünümlü
genel görüşlü
genel görüşlülük,
−ğü
genel görüşme
genel grev
genel kadın
genelkurmay
genel kurul
genel kütüphane
genelleme
genellemek
genelleşme
genelleşmek
genelleştirilme
genelleştirilmek
genelleştirme
genelleştirmek
genellik,−ği
865
genellikle
genelmek
genel müdür
genel müdürlük,−ğü
genel ölçek,−ği
genel sekreter
genel sekreterlik,−ği
genel uygunluk
bildirimi
genel yazman
genel yetenek,−ği
genel zekâ
general,−li
generallik,−ği
genetik,−ği
geniş
geniş açı
genişçe
geniş gönüllü
geniş görüşlü
geniş görüşlülük,−ğü
genişleme
genişlemek
genişletilme
genişletilmek
genişletme
genişletmek
866
genişlik,−ği
geniş mezhepli
geniş ölçek,−ği
geniş ufuklu
geniş ünlü
geniş yürekli
geniş zaman
geniş zaman
görünümü
geniş zaman
sıfat−fiili
genitif
geniz,−nzi
genizsi
genizsileşme
geniz ünlüsü
geniz ünsüzü
genleşme
genleşmek
genleşme kat sayısı
genleşmeölçer
genleştirme
genleştirmek
genlik,−ği
genom
gensoru
gensoru önergesi
867
genzek,−ği
genzel
geoit,−di
geometri
geometrik,−ği
geometrik çizim
geometrik dizi
geometrik yer
gepegencecik,−ği
gepegenç,−ci
gepgenç,−ci
Gercüş (ilçe)
gerçeğe aykırı
gerçeğe aykırılık,
−ğı
gerçeğe uygun
gerçeğe uygunluk,
−ğu
gerçek,−ği
gerçekçi
gerçekçilik,−ği
gerçek dışı
gerçek dışılık,−ğı
gerçek kişi
gerçekleme
gerçeklemek
gerçekleşme
868
gerçekleşmek
gerçekleştirilme
gerçekleştirilmek
gerçekleştirme
gerçekleştirmek
gerçekli
gerçeklik,−ği
gerçek mantarlar
gerçek sayı
gerçekte
gerçekten
gerçeküstü
gerçeküstücü
gerçeküstücülük,−ğü
gerçi
gerdan
gerdaniye
gerdaniyebuselik,−ği
gerdanlık,−ğı
gerdek,−ği
gerdel
gerdirilme
gerdirilmek
gerdirme
gerdirmek
gereç,−ci
Gerede (ilçe)
869
gerelti
geren
gergedan
gergedan böceği
gergedangiller
gergef
Gerger (ilçe)
gergi
gergili
gergin
gergince
gerginleşme
gerginleşmek
gerginleştirici
gerginleştirme
gerginleştirmek
gerginlik,−ği
geri
geriatri
gerici
gericilik,−ği
geri hizmet
geri kafalı
geri kalmış
geri kalmışlık,−ğı
gerilek,−ği
gerileme
871
gerilemek
geriletme
geriletmek
gerileyici
gerileyici benzeşme
gerileyiş
gerili
gerilik,−ği
gerilim
gerilimli
gerilimölçer
gerilim ölçümü
gerilimsiz
geriliş
gerillâ
gerillâcı
gerillâcılık,−ğı
gerillâlaşma
gerillâlaşmak
gerillâ savaşı
gerilme
gerilmek
gerine gerine
geriniş
gerinme
gerinmek
geri ödeme
872
geri plân
gerisingeri
gerisingeriye
geriş
geri tepme
geri vites
geriye dönük,−ğü
geriye dönüş
geriz
geri zekâlı
Germanist
Germanistik,−ği
Germanofil
germanyum
germe
germek
germen
Germencik (ilçe)
gerundium
Gerze (ilçe)
gerzek,−ği
gerze tavuğu
gestalt
gestapo
getiri
getirilme
getirilmek
873
gizlemek
gizlemli
gizlenilme
gizlenilmek
gizleniş
gizlenme
gizlenmek
gizlenmiş
gizleyiş
gizli
gizlice
gizli celse
gizli cemiyet
gizlicilik,−ği
gizliden gizliye
gizli dernek,−ği
gizli dil
gizli din
gizli duruşma
gizli gizli
gizli kapaklı
gizlilik,−ği
gizli oturum
gizli oy
gizli polis
gizli sıtma
gizli şeker (hastalık)
886
gök,−ğü
gök ada
gök adası
gök atlası
gök bilimci
gök bilimi
gök bilimsel
gök cismi
gökçe
Gökçeada (ilçe)
Gökçebey (ilçe)
gökçek,−ği
gökçe yazın
gökçül
gökdelen
gökdoğan
gök ekseni
gök eşleği
gök evi
gök fiziği
gök gözlü
gök gürlemesi
gök gürültüsü
gökgüvercin
gökkandil (sarhoş)
gök kır (renk)
gök kubbe
892
gök kumu
gök kuşağı
gök kutbu
gökkuzgun (kuş)
gökkuzgungiller
gökkuzgunlar
gökkuzgunumsular
gök küresi
gökmen
göksel
Göksu (ilçe)
Göksun (ilçe)
gök taşı
göktırmalayan
gök tırmalayıcı
Göktürk
Göktürkçe
gök yakut
gökyolu (Samanyolu)
gökyüzü
gökyüzü mavisi
göl
gölalası (balık)
göl ayağı (coğrafya)
göl başı
Gölbaşı'nı (ilçe)
gölcük,−ğü
893
görsel−işitsel
çağrışım
görsel−işitsel eğitim
görsel sanatlar
görü
görücü
görücülük,−ğü
görülme
görülmek
görülmemiş
görüm
görümce
görümcelik,−ği
görümcelik etmek
görümcelik yapmak
görümlük,−ğü
görümsetme
görüngü
görüngü bilimi
görüngücülük,−ğü
görünme
görünmek
görünmez
görünmez kaza
görünmez olmak
görüntü
görüntüleme
902
görüntülemek
görüntüleyici
görüntülük,−ğü
görüntüsel
görünüm
görünümlü
görünür
görünürde
görünürlerde
görünürlük,−ğü
görünüş
görünüşte
görüş
görüş açısı
görüş alışverişi
görüş ayrılığı
görüş birliği
görüşme
görüşmeci
görüşmek
görüşme yapmak
görüş sahibi
görüş tarzı
görüştürme
görüştürmek
görüştürülme
görüştürülmek
903
görüşülme
görüşülmek
göstere göstere
gösteren
gösterge
gösterge bilimi
gösterge çizelgesi
gösterge çizgisi
gösteri
gösteri adamı
gösterici
gösterilen
gösteriliş
gösterilme
gösterilmek
gösterim
gösteriş
gösterişçi
gösterişçilik,−ği
gösterişli
gösterişlice
gösterişlilik,−ği
gösterişsiz
gösterişsizce
gösterişsizlik,−ği
gösteri yapmak
gösteri yürüyüşü
904
göyük,−ğü
göyünme
göyünmek
göz
göz akı
göz alıcı
gözaltı
göz altı
göz altı kremi
göz aşısı
göz aşinalığı
gözaydın(a gitmek)
göz bağcı
göz bağcılık,−ğı
göz bağı
göz bankası
göz banyosu
göz bebeği
göz bilimi
göz boncuğu
gözcü
gözcülük,−ğü
gözcülük etmek
gözdağı
gözde
göz demiri
göz dikeği
907
göz dişi
göze
göze bilimi
göze göz
gözeler arası
gözeme
göz emeği
gözemek
gözene
gözenek,−ği
gözenekli
gözeneklilik,−ği
gözeneksiz
gözeneksizlik,−ği
gözer
göz erimi
göz etçiği
gözetici
gözetilme
gözetilmek
gözetim
gözetiş
gözetleme
gözetleme deliği
gözetlemek
gözetleniş
gözetlenme
908
gözetlenmek
gözetletme
gözetletmek
gözetleyici
gözetleyiş
gözetme
gözetmek
gözetmen
gözetmenlik,−ği
gözettirme
gözettirmek
göz evi
göze yutarlığı
göze zarı
göz göze
gözgü
göz hakkı
göz hapsi
göz kadehi
göz kalemi
göz kapağı
göz kararı
göz kesesi
göz kuyruğu
gözleği
gözlem
gözlemci
909
gözlemcilik,−ği
gözleme
gözlemeci
gözlemecilik,−ği
gözlemek
gözlem evi
gözlemleme
gözlemlemek
gözlenme
gözlenmek
gözletme
gözletmek
gözleyici
gözleyiş
gözlü
gözlük,−ğü
gözlükçü
gözlükçülük,−ğü
gözlüklü
gözlüklü yılan
gözlüksüz
göz memesi
göz merceği
göz nuru
göz önü
göz pencere
göz pınarı
910
göz sevdası
gözsüz
göz taşı
göz ucu
gözü aç
gözü açık,−ğı
gözü bağlı
gözü dışarıda
gözü kapalı
gözü kara
gözü keskin
gözükme
gözükmek
gözü pek
gözü sulu
gözü tok
göz yangısı
gözyaşı
gözyaşı bezeleri
gözyaşı bezleri
gözyaşı etçiği
gözyaşı memesi
göz yoklaması
göz yuvarı
göz yuvası
graben
grado
911
gübresiz
Güce (ilçe)
gücendirici
gücendirme
gücendirmek
gücenik,−ği
güceniklik,−ği
gücenilme
gücenilmek
güceniş
gücenme
gücenmek
gücü
gücü gücüne
gücü ipliği
gücük,−ğü
gücük ay
gücümseme
gücümsemek
gücün
güç,−cü
güç belâ
güç birliği
güç kaynağı
güçlendirici
güçlendirilme
güçlendirilmek
917
güçlendirme
güçlendirmek
güçleniş
güçlenme
güçlenmek
güçleşme
güçleşmek
güçleştirme
güçleştirmek
güçlü
güçlük,−ğü
güçlükle
Güçlükonak (ilçe)
güçlü kuvvetli
güçlülük,−ğü
güçsünme
güçsünmek
güçsüz
güçsüzce
güçsüzlük,−ğü
güdek,−ği
güdeksiz
güdeleme
güdelemek
güderi
güderici
güdericilik,−ği
918
gümrük tarifesi
gümül
gümüş
gümüş balığı
gümüş balığıgiller
gümüşçü
gümüşçün
gümüşgöz
gümüş grisi
Gümüşhacıköy(ilçe)
Gümüşhane
gümüşî
gümüşî akasya
gümüşîleşme
gümüşîleşmek
gümüş kaplama
gümüşleme
gümüşlemek
gümüşlenme
gümüşlenmek
gümüşletme
gümüşletmek
gümüşlü
Gümüşova (ilçe)
gümüş rengi
gümüşservi
gümüşsü
924
gümüşsüz
gümüş varak,−ğı
gümüş yağmurcun
gümüş yıl
gün
günah
günahkâr
günahkârlık,−ğı
günah keçisi
günahlı
günahsız
günahsızlık,−ğı
günâşık,−ğı
günaşırı
günaydın
gün balı
gün balığı
gün batımı
gün batısı
günbegün
günberi (gök bilimi)
günce
güncek,−ği
güncel
güncelik,−ği
güncelleme
güncellemek
925
güncelleşme
güncelleşmek
güncelleştirme
güncelleştirmek
güncellik,−ği
gün çiçeği
gündaş
gündelik,−ği
gündelikçi
gündelikçi kadın
gündelikçilik,−ği
gündelikli
gündem
gündem dışı
günden güne
gündeş
gün dikilmesi
Gündoğmuş (ilçe)
gün doğusu
gündöndü
gün dönümü
gün durumu
gündüz
gündüzcü
gündüz feneri
gündüz gözüyle
gündüzleri
926
gündüzlü
gündüzlük,−ğü
gündüzsefası (bitki)
gündüzün
gündüz yırtıcıları
günebakan
güneç,−ci
güne doğrulum
güneğik,−ği
güneş (gök cismi)
Güneş (bilimsel
yayınlarda)
güneş banyosu
güneş dil teorisi
güneş gözlüğü
güneş günü
güneş hayvancıkları
güneş kremi
güneş lekeleri
güneşleme
güneşlemek
güneşlenme
güneşlenmek
güneşletme
güneşletmek
güneşli
güneşlik,−ği
927
güneş odası
güneş saati
güneşsel
güneş sistemi
güneşsiz
güneşsizlik,−ği
güneş sütü
güneş tacı
güneş takvimi
güneş tekeri
güneştopu (bitki)
güneş tutulması
güneş yağı
güneş yanığı
güneş yılı
güney
Güney (ilçe)
Güneybalığı
(yıldız kümesi)
güneybatı
güneydoğu
güney karamanı
Güney Kutbu'nu
güneyli
güney noktası
Güneysınır (ilçe)
Güneysu (ilçe)
928
Güngören (ilçe)
güngörmez
güngörmüş
güngörmüşlük,−ğü
gün gülü
günindi
günleme
günlemek
günlerce
günlü
günlük,−ğü
günlük ağacı
günlükçü
günlük defter
günlük güneşlik,−ği
gün merkezli
gün ortası
günöte (gök bilimi)
günsüler
gün tutulması
gün−tün eşitliği
günü
günü birliğine
günü birlik
günücü
günücülük,−ğü
günü gününe
929
günüleme
günülemek
günün adamı
gün yağmuru
gün yapmak
gün yayı
gün yeli
Günyüzü'nü (ilçe)
güpegündüz
güpgüzel
gür
gürbüz
gürbüzleşme
gürbüzleşmek
gürbüzlük,−ğü
Gürcistan
Gürcü
Gürcüce
güre
gürecilik,−ği
güreş
güreşçi
güreşçi köprüsü
güreşçilik,−ği
güreşilme
güreşilmek
güreş mayosu
930
güreşme
güreşmek
güreş minderi
güreştirme
güreştirmek
gürgen
gürgengiller
Gürgentepe (ilçe)
gür gür
gürlek,−ği
gürleme
gürlemek
gürleşme
gürleşmek
gürleyiş
gürlük,−ğü
Güroymak (ilçe)
gürpedek
Gürpınar (ilçe)
Gürsu (ilçe)
güruh
gürüldeme
gürüldemek
gürül gürül
gürültü
gürültücü
gürültü etmek
931
güvercinlik,−ği
güverte
güvey,−i
güveyfeneri (bitki)
güveyi,−si
güveylik,−ği
güvey yemeği
güvez
güya
güz
güzaf
güz çiğdemi
güz dönemi
güzel
güzelavrat otu
Güzelbahçe (ilçe)
güzelce
güzel duyu
güzel duyuculuk,−ğu
güzel duyusal
güzel güzel
güzelhatun çiçeği
güzelleme
güzelleşme
güzelleşmek
güzelleştirilme
güzelleştirilmek
934
güzelleştirme
güzelleştirmek
güzellik,−ği
güzellik enstitüsü
güzellik kraliçesi
güzellikle
güzellik malzemesi
güzellik
müstahzarları
güzellik salonu
güzellik yarışması
güzel olmak
güzel sanatlar
güzel yazı sanatı
Güzelyurt (ilçe)
Güzergâh
güzeşte
güzey
güzide
güzlek,−ği
güzleme
güzlemek
güzlük,−ğü
güz noktası
(*)H
H
ha
935
habanera
habaset
habbe
haber
haber ajansı
haber bülteni
haber bürosu
haberci
habercilik,−ği
haberdar
haberdar etmek
haberdar olmak
haber kaynağı
haber kipi
haberleşme
haberleşmek
haberli
haberlik,−ği
haber merkezi
habersiz
habersizce
habersizlik,−ği
haber stüdyosu
Habeş
Habeşî
Habeşistan
habip
936
ha bire
habis
habislik,−ği
habitat
habitus
hac,−ccı
hacamat
hacamat baltası
hacamatçı
hacamat etmek
hacamatlama
hacamatlamak
hacamat şişesi
hacamat yapmak
haccetme
haccetmek
hacet
hacet kapısı
hacet penceresi
hacet tepesi
hacet yeri
hacı
hacıağa
hacıağalık,−ğı
Hacıbektaş (ilçe)
Hacıbektaş taşı
hacı devesi
937
hacı fışfış
Hacılar (ilçe)
hacılar bayramı
hacılar kuşağı (gök
kuşağı)
hacılaryolu
(Samanyolu)
hacılık,−ğı
hacı olmak
hacı yağı
hacıyatmaz
hacıyolu
(Samanyolu)
hacim,−cmi
hacimli
hacimlice
hacimsiz
hacir,−cri
Hacivat
haciz,−czi
hacizli
haczetme
haczetmek
haç
haçlama
haçlamak
haçlı
938
Haçlılar
haçvari
had,−ddi
hâd
hadde
haddeci
hadde fabrikası
haddehane
haddeleme
haddelemek
haddizatında
hademe
hademeihayrat
hademelik,−ği
hadım
Hadım (ilçe)
hadım ağası
hadım etmek
hadımlaştırma
hadımlaştırmak
hadımlık,−ğı
hadi
hadi hadi
hadim
hadis (Peygamber
sözü)
hâdis (meydana
939
gelen)
hâdisat
hâdise
hâdiseli
hadisene
hâdisesiz
hadsiz hesapsız
haf
hafakan
hafazanallah
hafız
hafıza
hafıza kaybı
hafızalı
hafızali (üzüm)
hafızasız
hafızıkütüp,−bü
hafızlama
hafızlamak
hafızlık,−ğı
hafi
hafi celse
hafif
hafifçe
hafif hafif
hafif hapis cezası
hafifleme
940
hafiflemek
hafifleşme
hafifleşmek
hafifleştirme
hafifleştirmek
hafifletici
hafifletici sebep,−bi
hafifletme
hafifletmek
hafifleyiş
hafiflik,−ği
hafiflik etmek
hafifmeşrep,−bi
hafif para cezası
hafif sanayi,−i
hafifseme
hafifsemek
hafifseyiş
hafif sıklet
hafiften
hafif tertip,−bi
hafif uyku
hafif yollu
Hafik (ilçe)
hafit,−di
hafiye
hafiyelik,−ği
941
hafniyum
hafriyat
hafriyatçı
hafriyatçılık,−ğı
hafta
hafta arası
hafta başı
hafta içi
haftalık,−ğı
haftalıkçı
haftalıklı
hafta sonu
haftaym
hah
haham
hahambaşı
hahambaşılık,−ğı
hahamhane
hahamlık,−ğı
hahha
hahhah
hahnyum
hail
haile
hain
haince
hain hain
942
hainleşme
hainleşmek
hainlik,−ği
hainlik etmek
haiz
haiz olmak
hak,−kkı (doğruluk)
Hak,−kk’ı (Tanrı)
hak,−kki (oyma)
hâk,−ki (toprak)
hakan
hakanlık,−ğı
hakaret
hakaretamiz
hakaret etmek
Hakas
Hakasça
hakça
hakçası
Hak dini
hak ediş
hakem
hakem heyeti
hakem kararı
hakemlik,−ği
hak etmek
hakeza
943
hâkî
hakikat,−ti
hakikaten
hakikatli
hakikat olmak
hakikatsiz
hakikatsizlik,−ği
hakikî
hakim (hikmet
sahibi)
hâkim (yargıç)
hakimane
hâkimane
hâkimiyet
hâkimiyetimilliye
hâkimlik,−ği
hâkim olmak
hakir
hakkâk,−ki
hakkaniyet
Hakkâri
hakketme
hakketmek
hakkıhıyar
hakkıhuzur
hakkımüktesep
hakkında
944
hakkısükût
hakkıyla
haklama
haklamak
haklaşma
haklaşmak
haklı
haklılık,−ğı
haklı olmak
hakperest
hakperestlik,−ği
haksever
hakseverlik,−ği
haksız
haksızca
haksızlık,−ğı
haksızlık etmek
haksız yere
hakşinas
hakşinaslık,−ğı
haktanır
haktanırlık,−ğı
hakuran (kumru)
hak yolu
hal,−li (pazar yeri)
hal,−lli (çözme,
eritme)
945
hal,−l'i (tahttan
indirme)
hâl,−li (durum)
hala (babanın kız
kardeşi)
hâlâ (henüz)
Halaç
Halaçça
halakızı
halaoğlu
halâs
halâs etmek
halâskâr
halâs olmak
halat
halat çekme
halâvet
halay
halayık,−ğı
halayıklı
halayıklık,−ğı
halaza
halazade
hâlbuki
hal çaresi
hâl değişimi
haldır haldır
946
hale
halebî
halef
halef selef
halef selef olmak
halel
haleldar
haleldar etmek
haleldar olmak
halelenme
halelenmek
haleli
hâlen
Halep çıbanı
halet
haletiruhiye
hal'etme
hal'etmek
halfa
Halfeti (ilçe)
half−time
halhal
halı
halıcı
halıcılık,−ğı
halı saha
hali
947
haliç,−ci
Haliç
hâli duman
halife
halifelik,−ği
hâlihazır
hâlihazırda
halik,−kı
halile
halim
halim selim
halis
halisane
halis muhlis
halisüddem
halita
haliyle
halk
halka
halkacı
halk adamı
halka dizilişli
halka dönük,−ğü
halk ağzı
halkalama
halkalamak
halkalanış
948
halkalanma
halkalanmak
halkalayış
halkalı
halkalı damar
halkalı gözler
halkalılar
halkamsı
halka olmak
halka oyunları
Halkapınar (ilçe)
halk avcılığı
halk avcısı
halkavî
halka yay
halk bilgisi
halk bilimci
halk bilimi
halk bilimsel
halkçı
halkçılık,−ğı
halk dili
halk edebiyatı
halk etmek
halk evi
halk evleri
halkiyat
949
halk matinesi
halk müziği
halk odası
halk okulu
halk oylaması
halkoyu
halk ozanı
halk yardakçılığı
halk yardakçısı
hallaç,−cı
hallaçlık,−ğı
hallenme
hallenmek
halleşme
halleşmek
halletme
halletmek
hallice
hallihamur (olmak)
hallolma
hallolmak
hallolunma
hallolunmak
halojen
hâlsiz
hâlsizce
hâlsizleşme
950
hâlsizleşmek
hâlsizlik,−ği
halt
halter
halterci
haltercilik,−ği
halt etmek
halûk
hâl ulacı
halüsinasyon
halvet
halvethane
Halvetî
halvet olmak
ham
hamail
hamak,−ğı
hamakat,−ti
hamal
hamalbaşı
hamal camal
hamaliye
hamallık,−ğı
hamallık yapmak
hamal semeri
hamal sırığı
hamam
951
hamam anası
hamam bohçası
hamam böceği
hamam
böceğigiller
hamamcı
hamamcılık,−ğı
hamam kesesi
hamamlık,−ğı
hamam otu
Hamamözü'nü (ilçe)
hamam takımı
hamam tası
hamam yapmak
hamarat
hamaratça
hamaratlaşma
hamaratlaşmak
hamaratlık,−ğı
hamarat taze
hamaset
hamasî
hamaylı
Hambelî
ham besi suyu
hamburger
hamburgerci
952
hamdüsena
Hamel (Koç burcu)
ham ervah
ham gaz
hamhalat
ham hayal,−li
ham hum
hamız
hami
Hamî
hamil
hamile
hamilelik,−ği
hamilen
hamilikart
hamil olmak
haminne
hamisiz
hamiş
hamiyet
hamiyetli
hamiyetperver
hamiyetperverlik, −ği
hamiyetsiz
hamiyetsizlik,−ği
hamla
hamlacı
953
hamlaç,−cı
hamlama
hamlamak
hamlaşma
hamlaşmak
hamle
hamleci
hamle etmek
hamletme
hamletmek
hamle yapmak
hamlık,−ğı
ham madde
ham payı
hamse
hamsi
hamsi buğulama
hamsi çorbası
hamsigiller
hamsikuşu (hamsi
tavası)
hamsili pilâv
hamsin
hamt,−dı
hamt etmek
hamule
hamur
954
Hamur (ilçe)
hamur boya
hamurcu
hamurculuk,−ğu
hamur çorbası
hamur işi
hamurkâr
hamurlama
hamurlamak
hamurlanma
hamurlanmak
hamurlaşma
hamurlaşmak
hamursu
hamursuz
Hamursuz Bayramı
hamur tahtası
hamur tatlısı
hamur teknesi
hamurumsu
hamut,−du
han
Han (ilçe)
Hanak (ilçe)
hanay
Hanbelî
hancı
955
hara
harabat
harabatî
harabatîlik,−ği
harabe
harabelik,−ği
haraç,−cı
haraççı
haraççılık,−ğı
haraçlı
harakiri
harala gürele
haram
haram etmek
harami
haramilik,−ği
haram olmak
haram para
haramsız
haramzade
haranı
harap,−bı
harap etmek
haraplaşma
haraplaşmak
haraplık,−ğı
harap olmak
959
harç,−cı
harçlı
harçlık,−ğı
harçsız
hardal
hardaliye
hardallı
hardallık,−ğı
hardal rengi
hardalsı
hardalsız
hare
harekât
hareke
harekeleme
harekelemek
harekeli
harekesiz
hareket
hareket dairesi
hareket etmek
hareketlendirme
hareketlendirmek
hareketlenme
hareketlenmek
hareketli
hareketlilik,−ği
961
hareket noktası
hareketsiz
hareketsizlik,−ği
harekî
harelenme
harelenmek
hareli
harem
harem ağası
Haremeyn
harem kâhyası
haremlik,−ği
Harezmî yolu
harf,−fi
harf çevirisi
harfendaz
harfendazlık,−ğı
harfi harfine
harfitarif
harfiyen
har gür
har har
harharyas
harharyasgiller
har hur
harılanma
harılanmak
962
harıldama
harıldamak
harıl harıl
harıltı
harım
harın
haricen
haricî
hariciye
hariciyeci
hariciyecilik,−ği
hariciye nazırı
hariç,−ci
hariç olmak
harika
harikulâde
harikulâdelik,−ği
harim
harir
haris
harita
haritacı
haritacılık,−ğı
haritalık,−ğı
harlak,−ğı
harlama
harlamak
963
harlatma
harlatmak
harlı
harman
harmancı
Harmancık (ilçe)
harmancılık,−ğı
harmandalı
harman etmek
harmani
harmaniye
harmanlama
harmanlamak
harmanlanma
harmanlanmak
harmanlatma
harmanlatmak
harmanlık,−ğı
harman sonu
harman yapmak
harman yeri
harmonyum
harnup,−bu
harp (çalgı)
harp,−bi (savaş)
harp akademileri
harp dairesi
964
harp etmek
harp malûlü
harp okulu
Harput köftesi
harp zengini
Harran (ilçe)
harrangürra
hars
hart
harta
hartadak
hartadan
hartama
hart hart
hart hurt
harttadak
hartuç,−cu
has
Hasandede şarabı
Hasandede üzümü
Hasankeyf (ilçe)
Hasanpaşa köftesi
hasar
hasarlı
hasat,−dı
hasatçı
hasatçılık,−ğı
965
hasbelkader
hasbetenlillâh
hasbıhâl,−li
hasbıhâl etmek
hasbî
hasbîlik,−ği
hasebi nesebi
hasebiyle
haseki
hasekiküpesi (bitki)
haseki sultan
hasenat
hasep,−bi
hasepsiz nesepsiz
haset,−di
hasetçi
haset etmek
hasetlenme
hasetlenmek
hasetli
hasetlik,−ği
hasıl (ekin)
hâsıl (olan, ortaya
çıkan)
hâsıla
hâsılat
hâsılatlı
966
hasret
hasretli
hasretlik,−ği
hasretme
hasretmek
hasrolunma
hasrolunmak
hassa
Hassa (ilçe)
hassa askeri
hassas
hassasiyet
hassaslık,−ğı
hassaten
hasse
hassiyum
hasta
hasta bakıcı
hasta bakıcılık,−ğı
hasta etmek
hastahane
hastahanelik,−ği
hastahanelik etmek
hastahanelik olmak
hastalandırma
hastalandırmak
hastalanış
968
hastalanma
hastalanmak
hastalık,−ğı
hastalıklı
hastalık tablosu
hasta olmak
hastel
has un
hasut,−du
haşa (kalın kumaş
parçası)
hâşâ (asla)
haşarat
haşarı
haşarıca
haşarılaşma
haşarılaşmak
haşarılık,−ğı
haşat
haşat etmek
haşefe
haşere
haşhaş
haşhaşhane
haşhaş yağı
haşıl
haşıllama
969
haşmetlû
haşviyat
haşyet
hat,−ttı
hata
hata etmek
hatalı
hatalı yürüme
hatasız
hata vuruşu
Hatay
hat bekçisi
hatıl
hatıllama
hatıllamak
hatır
hatıra
hatıra defteri
hatırat
hatır belâsı
hatır hatır
hatır hutur
hatırlama
hatırlamak
hatırlanma
hatırlanmak
hatırlatma
971
hatırlatmak
hatırlayış
hatırlı
hatır senedi
hatırsız
hatırşinas
hatif
hatim,−tmi
hatime
hatip,−bi
hatiplik,−ği
hatmetme
hatmetmek
hatmi
hatta
hattat
hattatlık,−ğı
hattıhareket
hatun
hav
hava
hava akımı
hava alanı
hava atışı
hava basıncı
hava bilgisi
hava boşaltma
972
makinesi
hava boşluğu
hava burgacı
havacı
havacılık,−ğı
havacıva
havadan
havadar
hava değişimi
hava deliği
havadis
hava dolaşımı
hava durumu
hava düzenleyicisi
hava gazı
hava gazı beki
hava gazı fırını
hava gazı sayacı
hava haritası
hava hukuku
havaî
havaî fişek,−ği
havaîlik,−ği
havaî mavi
hava indirme
havaiyat
hava kanalı
973
hava kapağı
hava kesesi
hava köprüsü
hava kuvvetleri
hava küre
havalandırıcı
havalandırılma
havalandırılmak
havalandırma
havalandırmacı
havalandırmak
havalandırmalı
havalanma
havalanmak
havale
havale etmek
havaleli
havalename
havalı
havalı direksiyon
havalı fren
havali
hava limanı
hava meydanı
hava musluğu
havan
havaneli (alet)
974
havan topu
hava oyunu
hava parası
hava raporu
havarî
havarîlik,−ği
havas (nitelikler)
havâs (duygular)
hava sahası
havasız
havasızlık,−ğı
hava süzgeci
hava şartları
hava tahmini
hava taşı
hava tebdili
hava ulaşımı
hava üssü
hava yastığı
hava yastıklı
hava yolu
hava yolu ulaşımı
hava yuvarı
havhav (köpek)
hav hav
havi
havil,−vli
975
havi olmak
havlama
havlamak
havlanma
havlanmak
havlatma
havlatmak
havlayış
havlı
havlıcan
havlu
havlucu
havluculuk,−ğu
havluluk,−ğu
havra
Havran (ilçe)
Havsa (ilçe)
havsala
havsalası geniş
havuç,−cu
havuçlu kek
havuç suyu
havut,−du
havuz
havuzcu
havuzcuk,−ğu
havuzlama
976
havuzlamak
havuzlanma
havuzlanmak
havuzlu
havuzsuz
Havva
Havva ana
havvaanaeli (bitki)
havya
havyar
havza
Havza (ilçe)
hay
haya (er bezi)
hayâ (utanma
duygusu)
hayal,−li
hayalât
hayalbaz
hayal bilim
hayalci
hayalcilik,−ği
hayal düzeyi
hayalen
hayalet
hayal etmek
hayal gücü
977
hayalhane
hayâlı
hayalî
hayalifener
hayalî ihracat
hayal kırıklığı
hayalli
hayal meyal
hayal olmak
hayal oyunu
hayalperest
hayalperestlik,−ği
hayal seviyesi
hayal ülke
hayâsız
hayâsızca
hayâsızlık,−ğı
hayat
hayat adamı
hayat ağacı
hayat arkadaşı
hayat dolu
hayat düzeyi
hayat felsefesi
hayat hikâyesi
hayatî
hayatiyet
978
hayatiyetli
hayat kadını
hayat kavgası
hayat memat
hayat memat meselesi
hayat mücadelesi
hayat okulu
hayat pahalılığı
hayat seviyesi
hayat sigortası
hayat standardı
hayat suyu
hayat şartları
hayat tarzı
hayat tecrübesi
hayat umudu
haybe
haybeci
haybeden
hayda
haydalama
haydalamak
haydalanma
haydalanmak
haydama
haydamak
haydarî
979
Hayrabolu (ilçe)
hayran
hayran hayran
hayranlık,−ğı
hayran olmak
hayrat
Hayrat (ilçe)
hayret
hayret etmek
hayrola
hayrülhalef
haysiyet
haysiyet divanı
haysiyetiyle
haysiyetli
haysiyetsiz
haysiyetsizlik,−ği
hayta
haytalık,−ğı
haytalık etmek
hayvan
hayvanat
hayvanat bahçesi
hayvan bilimci
hayvan bilimi
hayvanca
hayvancağız
982
hayvancık,−ğı
hayvancılık,−ğı
hayvanî
hayvaniyet
hayvan kömürü
hayvanlaşma
hayvanlaşmak
hayvanlaştırma
hayvanlaştırmak
hayvanlık,−ğı
hayvanlık etmek
hayvansal
hayvan varlığı
haz,−zzı
haza
hazakat,−ti
hazakatli
hazan
hazandide
hazar
Hazar
Hazarca
hazarî
hazcı
hazcılık,−ğı
hazfetme
hazfetmek
983
hazık
hazım,−zmı
hazımlı
hazımsız
hazımsızlık,−ğı
hazın
hazır
hazır beton
hazırcevap,−bı
hazırcevaplık,−ğı
hazırcı
hazırcılık,−ğı
hazır çorba
hazır değer
hazır etmek
hazır giyim
hazır kahve
hazır kıt’a
hazırlama
hazırlamak
hazırlanış
hazırlanma
hazırlanmak
hazırlatma
hazırlatmak
hazırlayış
hazırlık,−ğı
984
hazırlık devresi
hazırlık dönemi
hazırlıklı
hazırlıklı olmak
hazırlık sınıfı
hazırlıksız
hazırlıksız olmak
hazırlop
hazır ol
hazır ol duruşu
hazır olmak
hazır para
hazır yemek,−ği
hazır yiyici
hazin
hazine
hazinedar
hazinedarlık,−ğı
haziran
haziran böceği
hazire
hazletme
hazletmek
hazmetme
hazmetmek
hazne
hazret
985
Hazro (ilçe)
hazzetme
hazzetmek
he
heba
heba etmek
heba olmak
hebenneka
heccav
hece
hececi
hececilik,−ği
heceleme
hecelemek
heceletme
heceletmek
heceli
hecelik,−ği
hece ölçüsü
hece tahtası
hece taşı
hece vezni
hece yutumu
hecin
hedef
hedef kitle
hedefleme
986
hedeflemek
hedeflenme
hedeflenmek
hedef olmak
heder
heder etmek
heder olmak
hedik,−ği
hediye
hediye etmek
hediyelik,−ği
hedonist
hedonizm
hegemonya
hekim
hekimbaşı
Hekimhan (ilçe)
hekimlik,−ği
hektar
hektogram
hektolitre
hektometre
helâ
helâk,−ki
helâk etmek
helâk olmak
helâl,−li
987
helâl etmek
helâlî
helâlinden
helâlleşme
helâlleşmek
helâlli
helâllik,−ği
helâl olsun
helâl hoş olsun
helâlzade
hele
helecan
helecanlanma
helecanlanmak
Helen
Helenist
Helenistik,−ği
Helenizm
helezon
helezonî
helezonlaşma
helezonlaşmak
helezonlu
helik,−ği
helikoit,−di
helikon
helikopter
988
hendesî
hengâm
hengâme
hentbol
hentbolcu
henüz
hep
hepatit
hepatoloji
hep beraber
hep birden
hepçil
hepsi
hepsi hepsi
hepten
hepyek
her
her an
her bir
her biri
hercaî
hercaîce
hercaîlik,−ği
hercaî menekşe
hercümerç,−ci
hercümerç etmek
her daim
991
her dem
herek,−ği
herekleme
hereklemek
hergele
hergeleci
hergelelik,−ği
her gün
herhâlde (belki)
her hâlde (her du−
rumda, mutlaka)
her hâlükârda
herhangi
herhangi bir
herhangi biri
herif
herifçioğlu
herik,−ği
herk
herke
herkes
herkeslik,−ği
herk etmek
her nasılsa
her nedense
her ne ise
her ne kadar
992
her neyse
her şey
hertz
her yerdelik,−ği
her zaman
herze
herzevekil
hesabî
hesap,−bı
hesap belgesi
hesap cetveli
hesap cüzdanı
hesapça
hesapçı
hesap etmek
hesap günü
hesap işi
hesap kitap,−bı
hesaplama
hesaplamak
hesaplanış
hesaplanma
hesaplanmak
hesaplaşma
hesaplaşmak
hesaplatma
hesaplatmak
993
hesaplayış
hesaplı
hesaplıca
hesaplı orun
hesap makinesi
hesap özeti
hesapsız
hesapsızca
hesapsız kitapsız
hesapsızlık,−ğı
hesap uzmanı
heterojen
heterotrof
heterotrofi
hevenk,−gi
hevenkleşme
hevenkleşmek
heves
heves etmek
heveskâr
heveskârlık,−ğı
hevesleniş
heveslenme
heveslenmek
hevesli
hevessiz
hey
994
hıyarlık etmek
hıyarşembe
hız
hızar
hızarcı
hızarcılık,−ğı
Hızır
hızla
hızlandırılma
hızlandırılmak
hızlandırma
hızlandırmak
hızlanış
hızlanma
hızlanmak
hızlı
hızlı akın
hızlı hızlı
hızlı hücum
hızlılık,−ğı
hızma
hızölçer
hibe
hibe etmek
hicap,−bı
hicap etmek
hicaz
1002
Hicaz
hicazkâr
hiciv,−cvi
hicran
hicret
hicret etmek
hicrî
hicrî takvim
hicvetme
hicvetmek
hicviye
hiç
hiçbir
hiçbiri
hiççi
hiççilik,−ği
hiç kimse
hiçleme
hiçlemek
hiçleştirme
hiçleştirmek
hiçlik,−ği
hiçten
hidatit,−di
hidayet
hiddet
hiddet etmek
1003
hin
hindi
hindiba
hindici
hindigiller
Hindistan
Hindistan cevizi
Hindolog,−ğu
Hindoloji
Hindu
Hinduizm
hinleşme
hinleşmek
hinlik,−ği
hinoğlu
hinoğluhin
Hint
Hint armudu
Hint−Avrupa
Hint bademi
Hint baklası
Hint bamyası
Hint bezelyesi
Hint biberi
Hintçe
Hint çiçeği
Hint darısı
1008
Hint domuzu
hinterlant,−dı
Hint fıstığı
Hint fulü
Hint gergedanı
Hint güreşi
Hint hıyarı
Hint horozu
Hint hurması
Hint inciri
Hint ipeği
Hint irmiği
Hint kamışı
Hint keneviri
Hint kertenkelesi
Hint kestanesi
Hint kirazı
Hint kobrası
Hint kumaşı
Hint leylâğı
Hintli
Hint mandası
Hint pamuğu
Hint pirinci
Hint safranı
Hint sarısı
Hint tavuğu
1009
Hint yağı
Hint yağı ağacı
hiperbol,−lü
hiperbolik,−ği
hiperboloidal,−li
hiperboloit,−di
hipermarket
hipermetrop,−bu
hipertansiyon
hipnoz
hipoderm
hipodrom
hipofiz
hipoglisemi
hipopotam
hipopotamgiller
hipostaz
hipotansiyon
hipotenüs
hipotetik,−ği
hipotez
hippi
hippilik,−ği
hirfet
his,−ssi
hisar
hisarbuselik,−ği
1010
hişt
hit
hitabe
hitaben
hitabet
hitam
hitan
hitap,−bı
hitap etmek
Hitit
Hititçe
Hititolog,−ğu
Hititoloji
hiyerarşi
hiyerarşik
hiyeroglif
hiza
hizalama
hizalamak
Hizan (ilçe)
hizip,−zbi
hizipçi
hizipçilik,−ği
hizipleşme
hizipleşmek
hizmet
hizmet akdi
1012
hizmetçi
hizmetçilik,−ği
hizmet eri
hizmet etmek
hizmet içi eğitim
hizmetkâr
hizmetkârlık,−ğı
hizmetli
hobi
hoca
Hocalar (ilçe)
hocalık,−ğı
hocalık etmek
hodan
hodangiller
hodbehot
hodbin
hodbinlik,−ği
hodkâm
hodkâmlık,−ğı
hodpesent,−di
hodri meydan
hohlama
hohlamak
hokey
hokka
hokkabaz
1013
huysuz
huysuzca
huysuzlanış
huysuzlanma
huysuzlanmak
huysuzlaşma
huysuzlaşmak
huysuzlaştırma
huysuzlaştırmak
huysuzluk,−ğu
huysuzluk etmek
huzme
huzmeli
huzur
huzur evi
huzur hakkı
huzurlu
huzursuz
huzursuzca
huzursuzluk,−ğu
hüccet
hücre
hücre bilimi
hücreler arası
hücre yutarlığı
hücum
hücumbot
1025
hücumcu
hücum etmek
hücum oyuncusu
hükmen
hükmetme
hükmetmek
hükmî
hükmî şahsiyet
hükmolunma
hükmolunmak
hükûmet
hükûmet darbesi
hükûmet erkânı
hükûmet etmek
hükûmet kapısı
hükûmet komiseri
hükûmet konağı
hükûmet merkezi
hüküm,−kmü
hükümdar
hükümdarlık,−ğı
hükümferma
hükümlü
hükümlülük,−ğü
hükümran
hükümranlık,−ğı
hükümsüz
1026
ıstakozlar
ıstakozluk,−ğu
ıstampa
ıstampacı
ıstampacılık,−ğı
ıstampalama
ıstampalamak
ıstampa resim,−smi
ıstar
ıstıfa
ıstılah
ıstırap,−bı
ıstıraplı
ıstırapsız
ıstırar
ıstırarî
ışığa doğrulum
ışığa göçüm
ışığan
ışık,−ğı
ışık akısı
ışık aylası
ışık aynası
ışık bacası
ışık çanağı
ışıkçı
ışıkçılık,−ğı
1039
ışık eğrisi
ışık göçüm
ışık gölge
ışık hızı
ışık ışını
ışıkkesen
ışık korkusu
ışık küre
ışıklama
ışıklandırılma
ışıklandırılmak
ışıklandırma
ışıklandırmak
ışıklanma
ışıklanmak
ışıklı
ışıklılık,−ğı
ışıklı teker
ışıkölçer
ışık ölçümü
ışıksız
ışıksızlık,−ğı
ışık yılı
ışık yuvarı
ışıl
ışılak,−ğı
ışılama
1040
iade edilmek
iade etmek
iadeiitibar
iadeiziyaret
iadeli
iadeli taahhütlü
iane
iare
iaşe
iaşe etmek
iaşe ve ibate
ibadet
ibadet etmek
ibadetgâh
ibadethane
ibadullah
ibare
ibaret
ibaret olmak
ibate
ibate etmek
ibda,−ı
ibdaî
ibibik,−ği
ibik,−ği
ibikli
ibiksi
1044
ibis
ibiş
iblâğ
iblâğ etmek
iblis
iblisane
iblisçe
iblisçilik,−ği
ibne
ibnelik,−ği
ibra
İbradı (ilçe)
ibra etmek
ibraname
İbranca
İbranî
İbranîce
ibraz
ibraz etmek
ibre
ibret
ibretamiz
ibreten
ibretiâlem
ibretlik,−ği
ibret olmak
ibrik,−ği
1045
ibrikçi
ibriktar
ibriktar usta
ibrişim
ibrişim kurdu
ibzal,−li
icabet
icabet etmek
icabında
icap,−bı
içapçı
icap etmek
icar
icat,−dı
icatçı
icat etmek
icaz
icazet
icazetname
icbar
icbar etmek
icmal,−li
icmal etmek
icra
icraat
icraatçı
icracı
1046
icra etmek
icra kuvveti
İcra ve İflâs Hukuku
icra vekili
iç
iç açıcı
iç ağ
iç ağa
iç asalak,−ğı
iç bakla
iç barış
iç başkalaşım
iç bellek,−ği
iç bölge
iç bulantısı
içbükey
iç bükün
iç cep,−bi
iç cümle
iç çamaşırı
iç çokgen
iç denge
iç deniz
iç deri
iç donu
iç dünya
içe bakış
1047
içecek,−ği
içe dönük,−ğü
içe dönüklük,−ğü
iç ek
içe kapanık,−ğı
içe kapanıklık,−ğı
İçel
içeri
içerik,−ği
içerikli
içerisi
içerlek,−ği
içerleme
içerlemek
içerleyiş
içerme
içermek
iç etmek
iç evlilik,−ği
içe yöneliklik,−ği
iç gezegen
iç giyim
iç göbek,−ği
iç görüm
iç görümlü
içgörür
içgösterir
1048
içgüdü
içgüdülü
içgüdüsel
iç güvey,−i
iç güveyi,−si
iç güveylik,−ği
iç harp,−bi
iç hastalıkları
iç hastalıkları uzmanı
iç hat,−ttı
iç hissedar
iç ısıstıcı
içici
içicilik,−ği
iç içe
içi dar
içi geniş
içiliş
içilme
içilmek
içim
içimli
içimlik,−ği
için
içinde
içindekiler
içinden pazarlıklı
1049
için için
içirik,−ği
içirilme
içirilmek
içiriş
içirme
içirmek
içirtme
içirtmek
içiş
iç işleri
içit
içi tez
içitim
içitme
içitmek
iç kapak,−ğı
iç kavuz
içki
içki âlemi
içkici
içkicilik,−ği
içkili
içkili lokanta
içki masası
içkin
içkinlik,−ği
1050
içki psikozu
içki sefası
içkisiz
içki sofrası
iç kulak,−ğı
iç kuyu
iç lâstik,−ği
içlem
içlendirme
içlendirmek
içlene içlene
içleniş
içlenme
içlenmek
içler acısı
içli
içli dışlı
içli dışlılık,−ğı
içli dışlı olmak
içlik,−ği
içli köfte
içlilik,−ği
içme
içmece
içmek
içmeler
iç merkez
1051
içme suyu
iç mimar
iç mimarî
iç mimarlık,−ğı
iç odun
iç oğlanı
iç pazar
iç pilâv
iç plâzma
iç politika
içre
içrek,−ği
iç salgı
iç salgı bezi
iç salgı bilimi
iç savaş
içsel
iç ses
iç ses düşmesi
içsiz
iç spiker
iç su
içten
içten evlilik,−ği
içten içe
içtenlik,−ği
içtenlikle
1052
içtenlikli
içtenliksiz
içtenliksizlik,−ği
içten pazarlıklı
içtensiz
içtensizlik,−ği
içtepi
iç ters açı
içtihat,−dı
içtima,−ı
içtima etmek
içtimaî
içtimaiyat
içtimaiyatçı
içtinap,−bı
içtinap etmek
iç turizm
iç tümce
iç türeme
iç tüzük,−ğü
içyağı
iç yarıçap
iç yüz
iç zar
id
idadî
idadiye
1053
idam
idam cezası
idame
idame etmek
idam etmek
idamlık,−ğı
idam sehpası
idare
idarece
idareci
idarecilik,−ği
idare etmek
idarehane
idare hukuku
idareimaslahat
idareimaslahatçı
idareimaslahat
etmek
idareimaslahat politikası
idare kandili
idare lâmbası
idareli
idaresiz
idaresizlik,−ği
idareten
idarî
iddia
1054
iddiacı
iddiacılık,−ğı
iddia etmek
iddialaşma
iddialaşmak
iddialı
iddia makamı
iddianame
iddiasız
iddiasızlık,−ğı
ide
idea
ideal,−li
idealist
idealistlik,−ği
idealize
idealize etmek
idealizm
idealleştirme
idealleştirmek
idealsiz
idefiks
identik,−ği
ideolog,−ğu
ideologlar
ideoloji
ideolojik,−ği
1055
idi
idil
İdil (ilçe)
idiopati
idman
idmancı
idmanlı
idmansız
idol,−lü
idrak,−ki
idrak etmek
idraksiz
idraksizlik,−ği
idrar
idrar zoru
idris ağacı
idris otu
ifa
ifade
ifade etmek
ifadelendirme
ifadelendirmek
ifa etmek
iffet
iffetli
iffetsiz
iffetsizlik,−ği
1056
ifildeme
ifildemek
ifil ifil
iflâh
iflâh etmek
iflâh olmak
iflâs
iflâs anlaşması
iflâs davası
iflâs etmek
iflâs masası
ifna
ifna etmek
ifrağ
ifrat
ifrat derecede
ifrat tefrit
ifraz
ifrazat
ifraz etmek
ifrit
ifrit etmek
ifritleşme
ifritleşmek
ifrit olmak
ifsat,−dı
ifşa,−ı
1057
ifşaat
ifşa etmek
iftar
iftar etmek
iftariye
iftariyelik,−ği
iftarlık,−ğı
iftar sofrası
iftar tabağı
iftar topu
iftar vakti
iftar yemeği
iftar zamanı
iftihar
iftihar etmek
iftihar listesi
iftira
iftiracı
iftiracılık,−ğı
iftira etmek
iguana
iguanagiller
iğ
iğ ağacı
iğbirar
iğci
iğde
1058
iğne yapmak
iğne yaprak,−ğı
iğne yapraklılar
iğne yastığı
iğne yurdu
iğrenç,−ci
iğrençlik,−ği
iğrendirme
iğrendirmek
iğrengen
iğrengenlik,−ği
iğrenilme
iğrenilmek
iğreniş
iğrenme
iğrenmek
iğrenti
iğreti
iğretileme
iğretilik,−ği
iğtinam
iğ yağı
ihale
ihale etmek
iham
ihanet
ihanet etmek
1060
ihata
ihata etmek
ihatalı
ihbar
ihbarcı
ihbarcılık,−ğı
ihbar etmek
ihbariye
ihbarlama
ihbarlamak
ihbarlı
ihbarname
ihbar tazminatı
ihdas
ihdas etmek
ihkakıhak,−kkı
ihlâl,−li
ihlâl etmek
ihlâs
İhlâs
ihlâslı
ihmal,−li
ihmalci
ihmalcilik,−ği
ihmal etmek
ihmalkâr
ihmalkârlık,−ğı
1061
ihnaklama
ihracat
ihracatçı
ihracatçılık,−ğı
ihraç,−cı
ihraç edilmek
ihraç etmek
ihraç izni
ihram
ihraz
ihraz etmek
ihsan
ihsan etmek
İhsangazi (ilçe)
ihsanıhümayun
İhsaniye (ilçe)
ihsas
ihsas etmek
ihtar
ihtar etmek
ihtarname
ihtida
ihtifal,−li
ihtikâr
ihtilâç,−cı
ihtilâç etmek
ihtilâf
1062
ihtilâl,−li
ihtilâlci
ihtilâlcilik,−ği
ihtilâm
ihtilâs
ihtilât
ihtilât etmek
ihtilât yapmak
ihtimal,−li
ihtimalî
ihtimaliyet hesabı
ihtimaller hesabı
ihtimam
ihtimam etmek
ihtira,−ı
ihtira beratı
ihtiram
ihtiram birliği
ihtiram duruşu
ihtiram kıt'ası
ihtiras
ihtiraslı
ihtiraz
ihtisap,−bı
ihtisar
ihtisas
ihtisaslaşma
1063
ihtisaslaşmak
ihtisas yapmak
ihtişam
ihtişamlı
ihtiva
ihtiva etmek
ihtiyaç,−cı
ihtiyar
ihtiyarcık,−ğı
ihtiyar etmek
ihtiyar heyeti
ihtiyarî
ihtiyarlama
ihtiyarlamak
ihtiyarlatma
ihtiyarlatmak
ihtiyarlayış
ihtiyarlık,−ğı
ihtiyarlık sigortası
ihtiyar meclisi
ihtiyar olmak
ihtiyarsız
ihtiyat
ihtiyat akçesi
ihtiyaten
ihtiyatî
ihtiyatî tedbir
1064
ihtiyatkâr
ihtiyatkârlık,−ğı
ihtiyatlı
ihtiyatlı olmak
ihtiyatsız
ihtiyatsızlık,−ğı
ihtiyatsızlık etmek
ihtizaz
ihvan
ihya
ihya etmek
ihya olmak
ihzar
ihzarî
ihzar müzekkeresi
ika,−ı
ika etmek
ikame
ikame etmek
ikame mallar
ikamet
ikamet etmek
ikametgâh
ikametgâh
ilmühaberi
ikametgâh kâğıdı
ikaz
1065
ikaz etmek
ikbal,−li
ikbal düşkünlüğü
ikbal düşkünü
ikdam
ikebana
iken
iki
iki anlamlı
iki anlamlılık,−ğı
iki ayaklı
iki ayaklılık,−ğı
iki başlı
iki başlılık,−ğı
iki bir
iki buçukluk,−ğu
iki büklüm
iki büklüm olmak
iki canlı
iki canlılık,−ğı
ikici
iki cihan
iki cihanda
ikicilik,−ği
iki cinslikli
iki çenekliler
iki çenetli
1066
iki çenetliler
iki çifte
iki dilli
iki dillilik,−ği
iki dünya
iki düzlemli
iki eşeyli
iki evcikli
iki fazlı
iki geçeli
iki kanatlılar
iki katlı
ikilem
ikileme
ikilemek
ikilenme
ikilenmek
ikileşme
ikileşmek
ikiletme
ikiletmek
ikili
ikili çatı
ikilik,−ği
ikili kök
ikili öğretim
ikili sigorta
1067
ikili ünlü
ikili yatak,−ğı
ikinci
ikinci çağ
ikinci el
ikinci ferik
ikinci grup,−bu
ikinci karşılaşma
ikinci kırdırma
ikincil
ikincilik,−ği
ikinci yarı
ikinci zaman
ikinci zar
ikindi
ikindi ezanı
ikindi namazı
ikindiüstü
ikindiüzeri
ikindi vakti
ikindiyin
ikindi zamanı
iki nokta
iki ölçü
iki paralık,−ğı
iki paralık etmek
iki paralık olmak
1068
iki parmaklı
ikircik,−ği
ikirciklenme
ikirciklenmek
ikircikli
ikirciklik,−ği
ikircil
ikircim
ikircimli
ikircimlik,−ği
iki şekilli
ikişer
ikişer ikişer
iki tek
iki telli
iki terimli
iki üç
iki yaşayışlı
iki yüzlü
ikiyüzlü (riyakâr)
ikiyüzlülük,−ğü
(riyakârlık)
ikiz
ikiz anlam
ikiz anlamlı
İkizce (ilçe)
İkizdere (ilçe)
1069
ikizkenar
ikizkenar üçgen
ikizkenar yamuk,−ğu
İkizler (burç)
ikizleşme
ikizli
ikizlilik,−ği
ikiz ünlü
ikiz ünsüz
iklim
iklim bilimci
iklim bilimi
iklimleme
iklimleme cihazı
ikmal,−li
ikmal etmek
ikmal imtihanı
ikna,−ı
ikna etmek
ikna olmak
ikon
ikona
ikonografi
ikrah
ikrah etmek
ikrahlık,−ğı
ikram
1070
ikramcı
ikram etmek
ikramiye
ikramiyeli
ikrar
ikrar etmek
ikraz
ikraz etmek
iks ışınları
iksir
iktibas
iktibas etmek
iktidar
iktidarsız
iktidarsızlaşma
iktidarsızlaşmak
iktidarsızlık,−ğı
iktifa
iktifa etmek
iktiran
iktisaden
iktisadî
iktisadiyat
iktisap,−bı
iktisap etmek
iktisat,−dı
iktisatçı
1071
iktisatçılık,−ğı
iktisat etmek
iktisatlı
iktisatsız
iktisat yapmak
iktiza
iktiza etmek
il
ilâ
ilâç,−cı
ilâç bilimci
ilâç bilimi
ilâçlama
ilâçlamak
ilâçlanış
ilâçlanma
ilâçlanmak
ilâçlı
ilâçlık,−ğı
ilâçsız
ilâçsızlık,−ğı
ilâh
ilâhe
ilâhi
ilâhî
ilâhiyat
ilâhiyatçı
1072
ilâhlaşma
ilâhlaşmak
ilâhlaştırma
ilâhlaştırmak
ilâm
ilâmaşallah
ilâm etmek
ilân
ilâncılık,−ğı
ilân edilmek
ilânen
ilân etmek
ilânıaşk
ilânıaşk etmek
ilânihaye
ilân panosu
ilân tahtası
ilârya
ilâve
ilâve etmek
ilâveli
ilâveten
ilbay
ilca
ilca etmek
ilçe
ilçebay
1073
ile
ilelebet
ilen
ilenç,−ci
ileniş
ilenme
ilenmek
ilerde
ileri
ilerici
ilericilik,−ği
ileride
ileri gelenler
ileri geri
ileri görüş
ileri görüşlü
ilerisi
ileri teknoloji
ileri uç,−cu
ileri uç oyuncusu
ilerlek,−ği
ilerleme
ilerlemek
ilerletme
ilerletmek
ilerleyici
ilerleyici benzeşme
1074
ilerleyiş
ileti
iletici
iletiliş
iletilme
iletilmek
iletim
iletiş
iletişim
iletişim ağı
iletişim araçları
iletişim merkezi
iletişim ortamı
iletişme
iletişmek
iletken
iletken damarlar
iletkenlik,−ği
iletki
iletme
iletmek
ilga
ilga etmek
ilgeç,−ci
ilgeçli
ilgeçli tümleç,−ci
ilgi
1075
ilgi alanı
ilgi çekici
ilgi eki
ilgileme
ilgilemek
ilgilendiriş
ilgilendirme
ilgilendirmek
ilgileniş
ilgilenme
ilgilenmek
ilgileşim
ilgili
ilgililik,−ği
ilginç,−ci
ilginçleşme
ilginçleşmek
ilginçlik,−ği
ilgisiz
ilgisizlik,−ği
ilhak
ilhak etmek
ilham
ilham etmek
ilham kaynağı
ilham perisi
ilhan
1076
ilişilmek
ilişim
ilişken
ilişkenli
ilişki
ilişkilendirme
ilişkilendirmek
ilişkili
ilişkin
ilişkisiz
ilişkisizlik,−ği
ilişme
ilişmek
iliştirilme
iliştirilmek
iliştirme
iliştirmek
ilk
ilk adım
ilk ağızda
ilkah
ilkah etmek
ilkbahar
İlk Çağ
ilk dördün
ilke
ilkeci
1078
ilkecilik,−ği
ilkel
ilkelce
ilkelciler
ilkelcilik,−ği
ilk elden
ilkeleşme
ilkeleşmek
ilkelleşme
ilkelleşmek
ilkelleştirme
ilkelleştirmek
ilkellik,−ği
ilkel memeliler
ilkel toplum
ilkesel
ilke söz
ilk gösteri
ilkin
ilk kânun
ilkokul
ilköğrenim
ilköğretim
ilk önce
ilk örnek,−ği
ilk sezi
ilkten
1079
ilk teşrin
ilk yardım
ilk yardım hastahanesi
ilk yarı
ilkyaz
illâ
illâki
illâllah
illâllah etmek
ille
illegal,−li
illet
illet etmek
illetli
illet olmak
ille velâkin
illî
illiyet
illüstrasyon
illüzyon
illüzyonist
illüzyonizm
ilme
ilmek
ilmekleme
ilmeklemek
ilmî
1080
ilmiahlâk
ilmî ahlak
ilmihâl,−li
ilmik,−ği
ilmikleme
ilmiklemek
ilmiklenme
ilmiklenmek
ilmikli
ilmiksiz
ilmiye
ilmühaber
ilsizleşme
ilsizleşmek
iltibas
iltica
iltica etmek
iltica hakkı
iltifat
iltifat etmek
iltifatlı
iltihabî
iltihak
iltihak etmek
iltihap,−bı
iltihaplanma
iltihaplanmak
1081
iltihaplı
iltihapsız
iltimas
iltimasçı
iltimasçılık,−ğı
iltimas etmek
iltimaslı
iltisak
iltisakî
iltisakî diller
iltizam
iltizamcı
iltizam etmek
iltizamî
ilzam
ilzam etmek
im
ima
ima etmek
imaj
imal,−li
imalât
imalâtçı
imalâtçılık,−ğı
imalâthane
imalât resmi
imale
1082
imale etmek
imal etmek
imale yapmak
imalı
imam
imambayıldı
imame
imamet
imam evi
imamkayığı (tabut)
imamlık,−ğı
imam nikâhı
imam nikâhlı
İmamoğlu'nu (ilçe)
imam suyu
iman
iman etmek
imaniye
imanlı
iman sahibi
imansız
imansızlık,−ğı
imansız peynir
iman tahtası
imar
imaret
imarethane
1083
imar etmek
imbat
imbik,−ği
im bilimi
imbisat
imbisat etmek
imce
imceleme
imcelemek
imceli
imcesiz
imdat,−dı
imdat etmek
imdi
imece
imek
imge
imgeci
imgelem
imgeleme
imgelemek
imgelenme
imgelenmek
imgeli
imgesel
imha
imha ateşi
1084
imha etmek
imik,−ği
imitasyon
imkân
imkânsız
imkânsızlaşma
imkânsızlaşmak
imkânsızlık,−ğı
imlâ
imlâ etmek
imlâ yanlışı
imleç,−ci
imleme
imlemek
imlik,−ği
immoral,−li
immoralizm
immünoloji
imparator
imparatoriçe
imparatoriçelik,−ği
imparatorluk,−ğu
imparator otu
imrahor
İmraniye (ilçe)
İmranlı (ilçe)
imren
1085
imrence
imrendirme
imrendirmek
imrenilme
imrenilmek
imreniş
imrenme
imrenmek
imrenti
imroz
İmroz (ilçe)
imsak,−ki
imsak etmek
imsakiye
imsakli
imsak vakti
imtihan
imtihan etmek
imtihan olmak
imtina,−ı
imtina etmek
imtisal,−li
imtisal etmek
imtisas
imtiyaz
imtiyazlı
imtiyazsız
1086
imtizaç,−cı
imtizaç etmek
imtizaçsız
imza
imza belgesi
imza çizelgesi
imza etmek
imza günü
imza kâğıdı
imzalama
imzalamak
imzalanış
imzalanma
imzalanmak
imzalatma
imzalatmak
imzalayış
imzalı
imza sahibi
imzasız
imza sirküleri
imza töreni
in
inadına
inak,−ğı
inakçı
inakçılık,−ğı
1087
inansızlık,−ğı
inat,−dı
inatçı
inatçılık,−ğı
inat etmek
inatlaşma
inatlaşmak
inayet
inayet etmek
inayet eylemek
inbisat
ince
ince ağrı
ince ayrım
ince bağırsak,−ğı
incecik,−ği
incecikten
inceden
inceden inceye
ince donanma
ince gül yağı
ince hastalık,−ğı
(verem)
ince iş
ince kesim
inceleme
incelemeci
1089
incelemek
inceleniş
incelenme
incelenmek
inceletiş
inceletme
inceletmek
inceleyici
incelik,−ği
inceliş
incelme
incelmek
inceltici
inceltiş
inceltme
inceltme işareti
inceltmek
incerek,−ği
ince saz
ince ses
İncesu (ilçe)
ince tutkal
ince ünlü
ince yağ
ince yapılı
ince zar
inci
1090
infaz
infaz etmek
infial,−li
infilâk
infilâk etmek
infinitezimal,−li
infirak
infirat,−dı
infiratçı
infiratçılık,−ğı
infisah
infisah etmek
informatik,−ği
İngiliz
İngiliz anahtarı
İngilizce
İngiliz ipi
İngiliz sicimi
İngiliz siyaseti
İngiliz tuzu
İngiltere
ingin
inginlik,−ği
inha
inha etmek
inhibitör
inhidam
1094
inhilâl,−li
inhilâl etmek
inhimak,−ki
inhina
inhiraf
inhiraf etmek
inhisar
İnhisar (ilçe)
inhisarcı
inhisarcılık,−ğı
inhisar etmek
inhitat
inhitat etmek
ini
inik,−ği
inikâs
inikâs etmek
inikat,−dı
inik deniz
inildeme
inildemek
inildetme
inildetmek
inildeyiş
inileme
inilemek
inilme
1095
inilmek
inilti
iniltili
inim inim
inisiyatif
inisyal
iniş
iniş aşağı
iniş çıkış
inişli
inişli çıkışlı
inişli yokuşlu
iniş takımları
iniş yokuş
inkâr
inkârcı
inkârcılık,−ğı
inkâr etmek
inkıbaz
inkıbazlık,−ğı
inkılâp,−bı
inkılâpçı
inkılâpçılık,−ğı
inkılâp etmek
inkıraz
inkısam
inkıta,−ı
1096
inkıyat,−dı
inkisar
inkisar etmek
inkisarıhayal,−li
inkişaf
inkişaf etmek
inleme
inlemek
inletme
inletmek
inleyiş
inme
inmek
inmeli
inorganik,−ği
inorganik kimya
inorganik öge
İnönü'nü (ilçe)
insaf
insaf etmek
insaflı
insaflılık,−ğı
insafsız
insafsızca
insafsızlık,−ğı
insan
insan başlı
1097
insan biçimcilik,−ği
insan bilimci
insan bilimi
insan bilimsel
insanca
insancı
insancıl
insancılık,−ğı
insancıllaşma
insancıllaşmak
insan coğrafyası
insan evlâdı
insangiller
insan hâli
insanımsılar
insanî
insaniçincilik,−ği
insaniyet
insaniyetli
insaniyetsiz
insaniyetsizlik,−ği
insan kurusu
insanlaşma
insanlaşmak
insanlık,−ğı
insanlık etmek
insanlık hâli
1098
insan müsveddesi
insanoğlu
insan sarrafı
insansı
insansılar
insanüstü
insektaryum
insert
insicam
insicamlı
insicamlılık,−ğı
insicamsız
insicamsızlık,−ğı
insiraf
insirafî
insiyak
insiyakî
instant coffee
inşa
inşaat
inşaatçı
inşaatçılık,−ğı
inşaat çivisi
inşa etmek
inşallah
inşat,−dı
inşat etmek
1099
inşirah
intaç,−cı
intaç etmek
intak
intan
intanî
intaniye
intaniyeci
integral,−li
integral denklemi
integral hesapları
interferometre
interferometri
interferon
interkinez
intermezzo
internet
intiba,−ı
intibah
intibak
intibak etmek
intibaksız
intibaksızlık,−ğı
intifa
intifa hakkı
intiha
intihabat
1100
intihal,−li
intihap,−bı
intihar
intihar etmek
intikal,−li
intikal etmek
intikam
intikamcı
intisap,−bı
intisap etmek
intişar
intişar etmek
intizam
intizamlı
intizamsız
intizamsızlık,−ğı
intizar
intizar etmek
inzal,−li
inzibat
inzibatî
inzibatsız
inzimam
inzimam etmek
inziva
ip
ip cambazı
1101
iradiye
İran
İranist
İranistik
İranlı
irap,−bı
irat,−dı
irat etmek
irca,−ı
irca etmek
irdeleme
irdelemek
irfan
iri
iribaş (kurbağa
kurtçuğu)
irice
iridyum
iri kıyım
iri lâf
irileşme
irileşmek
irilik,−ği
irili ufaklı
irin
irinlenme
irinlenmek
1105
irinli
irinti
iris
iriş
iri yarı
irkiliş
irkilme
irkilmek
irkiltici
irkiltme
irkiltmek
irkinti
irkme
irkmek
İrlanda
İrlandalı
irmik,−ği
irmik helvası
ironi
irrasyonalizm
irrasyonel
irrealist
irredantizm
irs
irsal,−li
irsalât
irsaliye
1106
irsen
irsî
irsiyet
irşat,−dı
irşat etmek
irtibat
irtica,−ı
irticaî
irtical,−li
irticalen
irtifa,−ı
irtifak
irtifak hakkı
irtihal,−li
irtihal etmek
irtikâp,−bı
irtisam
irtişa
is
İsa
isabet
isabet etmek
isabetli
isabetsiz
isaf
isal,−li
isale
1107
is'at,−dı
is'at etmek
İscehisar (ilçe)
ise
İsevî
İsevîlik,−ği
isfendan
ishak kuşu
ishal,−li
ishalli
ishal olmak
isilik,−ği
isim,−smi
isimcilik,−ği
isim cümlesi
isim çekimi
isimden türeme fiil
isimden türeme
isim,−smi
isim durumu
isim gövdesi
isim hakkı
isim hâli
isim kökü
isimlendirme
isimlendirmek
isimli
1108
isimlik,−ği
isimsiz
isim tabanı
isim tamlaması
iskalârya
iskambil
iskambil kâğıdı
iskân
iskân belgesi
iskân etmek
iskandil
iskandil etmek
İskandinav
İskandinav dilleri
İskandinavya
İskandinavyalı
iskarpelâ
iskarpin
iskarto
iskele
iskele babası
iskele kelepçesi
iskele kuşu
iskelet
iskelet mobilya
iskemle
iskemle kavgası
1109
İslâmlık,−ğı
isleme
islemek
islenme
islenmek
isli
isli kalem
isli küf
islim
ismen
ismet
ismetli
ismetsiz
isnaden
isnat,−dı
isnat grubu
ispalya
ispanya
İspanya
İspanyol
İspanyolca
İspanyol dansı
ispanyolet
ispanyolet kilit,−di
İspanyol müziği
İspanyol nezlesi
ispari
1111
istençsiz
istençsizlik,−ği
istenç yitimi
istenilme
istenilmek
istenme
istenmek
istenmeyen durum
istenmeyen kişi
ister
isteri
isterik,−ği
isteri nöbeti
ister istemez
istetme
istetmek
isteyiş
istiane
istiane etmek
istiap,−bı
istiap etmek
istiap haddi
istiare
istibat,−dı
istibat etmek
istibdat,−dı
istical,−li
1115
istical etmek
isticar
isticar etmek
isticvap,−bı
istida
istidaname
istidat,−dı
istidatlı
istidatsız
istidlâl,−li
istidlâl etmek
istif
istifa
istifade
istifade etmek
istifa etmek
istifaname
istifçi
istifçilik,−ği
istif etmek
istifham
istifleme
istiflemek
istifleniş
istiflenme
istiflenmek
istifleyiş
1116
istifrağ
istifrağ etmek
istifsar
istifsarıhatır
istiğfar
istiğfar etmek
istiğna
istiğrak
istihale
istihale etmek
istihare
istihbar
istihbarat
istihbarat dairesi
istihbarat servisi
istihbar etmek
istihdaf
istihdaf etmek
istihdam
istihdam etmek
istihfaf
istihfaf etmek
istihkak
istihkâm
istihkâmcılık,−ğı
istihkâm sınıfı
istihkar
1117
istihkar etmek
istihlâk,−ki
istihlâk etmek
istihraç,−cı
istihraç etmek
istihsal,−li
istihsal etmek
istihza
istihza etmek
istihzalı
istihzar
istika
istikamet
istikbal,−li
istikbal etmek
istiklâl,−li
istikra
istikrah
istikrah etmek
istikrar
istikrarlı
istikrarlılık,−ğı
istikrarsız
istikrarsızlık,−ğı
istikraz
istikraz etmek
istikşaf
1118
istilâ
istilâcı
istilâcılık,−ğı
istilâ etmek
istilzam
istilzam etmek
istim
istimal,−li
istimal etmek
istimara
istimator
istimbot
istimdat,−dı
istimdat etmek
istimlâk,−ki
istimlâk etmek
istimna
istimrar
istimzaç,−cı
istimzaç etmek
istinabe
istinaden
istinaf
istinaf mahkemesi
istinas
istinat,−dı
istinat duvarı
1119
istinat etmek
istinatgâh
istinga
istinga etmek
istinkâf
istinkâf etmek
istinsah
istinsah etmek
istintaç,−cı
istintaç etmek
istintak
istintak etmek
istirahat,−ti
istirahat etmek
istirdat,−dı
istirham
istirham etmek
istiridye
istiskal,−li
istiskal etmek
istismar
istismarcı
istismarcılık,−ğı
istismar etmek
istisna
istisna etmek
istisnaî
1120
istisnasız
istişare
istişare etmek
istişare heyeti
istitrat,−dı
istiva
istiva hattı
istizah
istizah etmek
istizan
istizan etmek
istop
istop etmek
istralya
istrongilos
İsveç
İsveççe
İsveçli
İsviçre
İsviçreli
isyan
isyancı
isyancılık,−ğı
isyan etmek
isyankâr
isyankârlık,−ğı
iş
1121
iş adamı
iş akdi
iş alanı
iş'ar
işaret
işaretçi
işaret etmek
işaretleme
işaretlemek
işaretlenme
işaretlenmek
işaretleşme
işaretleşmek
işaretli
işaret parmağı
işaret sıfatı
işaretsiz
iş'arî
iş'arî oy
işba,−ı
iş başı
iş başı yapmak
iş bırakımcı
iş bırakımı
iş bilimi
iş birliği
iş birliği yapmak
1122
iş birlikçi
iş birlikli
iş bölümü
işbu
işçi
işçilik,−ği
işçi sigortası
iş donu
işeme
işemek
işenme
işenmek
iş eri
işetme
işetmek
işe uygun
işe yarar
işgal,−li
işgalci
işgalcilik,−ği
işgal etmek
işgaliye
işgaliye resmi
iş gezisi
iş gücü
iş güç
iş güç sahibi
1123
işgüder
işgüderlik,−ği
iş günü
işgüzar
işgüzarca
işgüzarlık,−ğı
işgüzarlık etmek
iş hacmi
iş hanı
işi duman
işi tıkırında
işitilme
işitilmek
işitilmemiş
işitim
işitiş
işitme
işitmek
işitme kesesi
işitmemezlik,−ği
işitme taşı
işitmezlik,−ği
işitsel
işittirme
işittirmek
işi yolunda
iş kadını
1124
işkâl
işkâl etmek
iş kazası
işkembe
işkembeci
işkembecilik,−ği
işkembe çorbası
işkembeli
işkembesi geniş
işkembesiz
işkembe suratlı
işkence
işkenceci
işkence etmek
işkence yapmak
işkil
işkillendirme
işkillendirmek
işkillenme
işkillenmek
işkilli
işkillilik,−ği
işkilli olmak
işkilsiz
işkilsizlik,−ği
işkine
iş kolu
1125
işlek,−ği
işlek ek
işlek ekler
işleklik,−ği
işlem
işlemci
işleme
işlemeci
işlemecilik,−ği
işlemek
işlemeli
işlem hacmi
işleniş
işlenme
işlenmek
işlenti
işlerlik,−ği
işletilme
işletilmek
işletiş
işletme
işletmeci
işletmecilik,−ği
işletme defteri
işletmek
işletmen
işletmenlik,−ği
1126
işletme şirketi
işlev
işlevcilik,−ği
işlevsel
işlevsiz
işlevsizlik,−ği
işlev yitimi
işleyim
işleyiş
işli
işlik,−ği
işlik orun
işmar
işmar etmek
iş merkezi
işporta
işportacı
işportacılık,−ğı
işporta malı
işret
iş saatleri
iş seyahati
işsiz
işsiz güçsüz
işsizlik,−ği
iş sözleşmesi
iştah
1127
iştahlandırma
iştahlandırmak
iştahlanma
iştahlanmak
iştahlı
iştahlılık,−ğı
iştahsız
iştahsızlık,−ğı
işte
işteş
işteş çatı
işteş fiil
işteşlik,−ği
iştial,−li
iştial etmek
iştigal,−li
iştigal etmek
iştiha
iştihar
iştikak
iştira
iştira etmek
iştirak,−ki
iştirakçi
iştirak etmek
iştiyak
iştiyaklı
1128
işve
işveli
işveren
işyar
iş yeri
it
ita
ita amiri
itaat,−ti
itaat etmek
itaatkâr
itaatli
itaatsiz
itaatsizlik,−ği
ita emri
italik,−ği
İtalya
İtalyan
İtalyanca
itap,−bı
itap etmek
itboğan
itburnu (bitki)
it canlı
itçe
itdirseği (arpacık)
iteği
1129
ite kaka
itekleme
iteklemek
iteleme
itelemek
itelenme
itelenmek
it elli
itenek,−ği
iterbiyum
itfa
itfa etmek
itfaiye
itfaiye aracı
itfaiyeci
itfaiyecilik,−ği
ithaf
ithaf etmek
ithafname
ithaf yazısı
ithal,−li
ithalât
ithalâtçı
ithalâtçılık,−ğı
ithal etmek
ithal izni
ithal malı
1130
itham
itham etmek
ithamname
it hıyarı
iti
itibar
itibaren
itibar etmek
itibarıyla
itibarî
itibarî hizmet zammı
itibarî sayfa
itibarlı
itibar mektubu
itibarsız
itibarsızlaşma
itibarsızlaşmak
itibarsızlık,−ğı
itici
iticilik,−ği
itidal,−li
itidalli
itidal sahibi
itikâf
itikâl,−li
itikat,−dı
itikatlı
1131
itikatsız
itikatsızlık,−ğı
itilâ
itilâf
itilâfçı
itilâfçılık,−ğı
itilâf etmek
itiliş
itilme
itilmek
itimat,−dı
itimat etmek
itimatlı
itimat mektubu
itimatname
itimatsız
itimatsızlık,−ğı
itina
itina etmek
itinalı
itinasız
itinasızlık,−ğı
itiraf
itirafçı
itiraf etmek
itiraz
itirazcı
1132
itiraz etmek
itirazsız
itiş
itiş kakış
itişme
itişmek
itiştirme
itiştirmek
itiyat,−dı
itiyat edinmek
itiyat etmek
itizar
itizar etmek
itki
it kopuk,−ğu
itkuyruğu (bitki)
itlâf
itlâf etmek
itlenme
itlenmek
itleşme
itleşmek
itlik,−ği
itmam
itmam etmek
itme
itmek
1133
itminan
itriyum
itriyumlu
ittırat,−dı
ittifak
ittifak etmek
ittifakla
ittihat,−dı
ittihatçı
ittihatçılık,−ğı
ittihat etmek
ittihaz
ittihaz etmek
ittirme
ittirmek
ittisal,−li
it üzümü
ivaz
ivazlı
ivazsız
ivdirme
ivdirmek
ivecen
ivecenlik,−ği
ivedi
ivedilenme
ivedilenmek
1134
ivedileşme
ivedileşmek
ivedileştirme
ivedileştirmek
ivedili
ivedilik,−ği
ivedilikle
iveğen
ivesi
ivgi
ivinti
ivinti yeri
ivme
ivmek
ivmeölçer
ivmeyazar
İvrindi (ilçe)
iye
iyelik,−ği
iyelik eki
iyelikli tamlama
iyi
iyice
iyicene
iyicil
iyiden iyiye
İyidere (ilçe)
1135
iyi gün
iyi gün dostu
iyi hâl,−li
iyi hâl belgesi
iyi kalpli
iyi kötü
iyileşme
iyileşmek
iyileştirme
iyileştirmek
iyilik,−ği
iyilikbilir
iyilikbilirlik,−ği
iyilikbilmez
iyilikçi
iyilikçilik,−ği
iyilik etmek
iyilik güzellik
iyilikle
iyilik perisi
iyilik sağlık
iyiliksever
iyilikseverlik,−ği
iyilik yapmak
iyimser
iyimserlik,−ği
iyi niyet
1136
iyi yürekli
iyodür
iyon
iyonik,−ği
iyonlanma
iyonlaşma
iyonlaştırma
iyonlaştırmak
iyon yuvarı
iyot,−du
iyotlama
iyotlu tuz
iz
izabe
izabe fırını
izabe noktası
iz'aç,−cı
iz'aç etmek
izafe
izafe etmek
izafet
izafeten
izafî
izafîlik,−ği
izafiye
izafiyet
izah
1137
izahat
izah etmek
izahlı
izale
izale etmek
izaleişüyu,−u
izam
izam etmek
izamik,−ği
iz'an
iz'an etmek
iz'anlı
iz'ansız
iz'ansızca
iz'ansızlık,−ğı
izaz
izaz etmek
izazüikram
izbe
izbelik,−ği
izbiro
izci
izcilik,−ği
izdiham
izdivaç,−cı
izdivaç etmek
iz düşümlü
1138
iz düşümsel
iz düşümü
izdüşüren
izhar
izhar etmek
izin,−zni
izin belgesi
izinli
izinname
izinsiz
izinsizlik,−ği
izlek,−ği
izlem
izleme
izlemek
izlence
izlenim
izlenimci
izlenimcilik,−ği
izleniş
izlenme
izlenmek
izletilme
izletilmek
izletme
izletmek
izleyici
izleyiş
1139
izmarit
izmaritgiller
izmihlâl,−li
İzmir
İzmir köfte
İzmir köftesi
İzmit
İznik (ilçe)
izobar
izobar eğrisi
izohips
izohips eğrisi
izolâsyon
izolâtör
izole
izole bant,−dı
izole etmek
izomer
izomeri
izomerik,−ği
izomerleşme
izometri
izomorf
izomorfik,−ği
izomorfizm
izomori
izomorlik,−ği
1140
Japon denizi
japone
Japon elması
Japon gülü
Japon hurması
Japon kaktüsü
Japon sarmaşığı
Japonya
jargon
jarse
jartiyer
jel
jelâtin
jelâtinleme
jelâtinlemek
jelâtinli
jeloz
jenerasyon
jeneratör
jenerik,−ği
jenosit,−di
jeodezi
jeodinamik,−ği
jeofizik,−ği
jeofizikçi
jeokimya
jeolog,−ğu
1142
jeoloji
jeolojik,−ği
jeomorfolog,−ğu
jeomorfoloji
jeopolitik,−ği
jeosantrik,−ği
jeosantrizm
jeosenklinal,−li
jeosismik,−ği
jeotermal
jeotermal enerji
jeotermi
jeotermik,−ği
jeotropizma
jersey
jest
jet
jet motoru
jeton
jetoncu
jet yakıtı
jig
jigolo
jigololuk,−ğu
jikle
jile
jilet
1143
kabl
kablelmilât,−dı
kablelvuku,−u
kablo
kablocu
kablolu yayın
kabotaj
kabotaj bayramı
kabotaj gemisi
kabotaj hakkı
kabristan
kabuğunu çatlatma
kabuk,−ğu
kabuk bilimi
kabuk böcekleri
kabuk değiştirme
kabuk kahvesi
kabuklanma
kabuklanmak
kabuklaşma
kabuklaşmak
kabuklu
kabuklu bit
kabuklular
kabuksu
kabuksuz
kabuk yönetim
1149
kabul,−lü
kabul etmek
kabul eylemek
kabul günü
kabul kredisi
kabullenme
kabullenmek
kabul odası
kabul salonu
kabul töreni
kabul yeri
kaburga
kâbus
kâbuslu
kabuz
kabuzcu
kabza
kabzetme
kabzetmek
kabzımal
kabzımallık,−ğı
kaç
kaça
kaçak,−ğı
kaça kaç
kaçakçı
kaçakçılık,−ğı
1150
kaçaklık,−ğı
kaçamak,−ğı
kaçamaklı
kaçamak yapmak
kaçamak yol
kaçamak yolu
kaçan kaçana
kaçar
kaçgöç
kaçı
kaçık,−ğı
kaçıkça
kaçıklık,−ğı
kaçık öz
kaçılma
kaçılmak
kaçımsama
kaçımsamak
kaçımsar
kaçıncı
kaçıngan
kaçınganlık,−ğı
kaçınılmaz
kaçınma
kaçınmak
kaçıntı
kaçırga
1151
kader
kader birliği
kaderci
kadercilik,−ği
kaderiye
kadersiz
kadı
Kadıköy (ilçe)
Kadıköy taşı
kadılık,−ğı
kadın
kadınana
kadın avcısı
kadın berberi
kadınbudu (köfte)
kadınca
kadıncağız
kadıncık,−ğı
kadıncıl
kadındüğmesi
(bitki)
kadın evi
kadıngöbeği (tatlı)
Kadınhanı'nı (ilçe)
kadın hareketi
kadın hastalıkları
kadınımsı
1154
kadın kadına
kadın kadıncık
kadınlar hamamı
kadınlaşma
kadınlaşmak
kadınlı
kadınlı erkekli
kadınlık,−ğı
kadınnine
kadınsal
kadınsı
kadınsılaşma
kadınsılaşmak
kadınsılık,−ğı
kadınsız
kadın terzisi
kadın ticareti
kadıntuzluğu (bitki)
kadırga
kadırga balığı
Kadışehri'ni (ilçe)
kadife
kadife çiçeği
kadifeleşme
kadifeleşmek
kadifeleştirme
kadifeleştirmek
1155
kalkınış
kalkınma
kalkınma hızı
kalkınmak
kalkış
kalkışılma
kalkışılmak
kalkışma
kalkışmak
kalkma
kalkmak
kalkojen
kalkolitik,−ği
kallavi
kallavi fincan
kalleş
kalleşçe
kalleşlik,−ği
kalleşlik etmek
kalma
kalma durumu
kalmak
kalmalı
kalmalı tümleç,−ci
kaloma
kalomel
kalori
1175
kalorifer
kalorifer borusu
kaloriferci
kalorifercilik,−ği
kalorifer dairesi
kalorifer kazanı
kalorifer peteği
kalorimetre
kalorimetri
kalp,−bi (yürek)
kalp (sahte)
kalp ağrısı
kalpak,−ğı
kalp akçe
kalpakçı
kalpakçılık,−ğı
kalpaklı
kalpaklık,−ğı
kalp aksesi
kalpazan
kalpazanlık,−ğı
kalp çarpıntısı
kalpçi
kalp etmek
kalp kası
kalp krizi
kalplaşma
1176
kalplaşmak
kalplık,−ğı
kalpli
kalp olmak
kalp sektesi
kalpsiz
kalpsizlik,−ği
kalp spazmı
kalp yarası
kalseduan
kalsemi
kalsifikasyon
kalsit
kalsiyum
kalsiyum fosfat
kalsiyum karbonat
kalsiyum klorür
kalsiyumlu
kalsiyum oksit,−di
kalsiyumsuz
kaltaban
kaltabanlık,−ğı
kaltak,−ğı
kaltakçı
kaltaklık,−ğı
kalûbelâ
Kalvenci
1177
kamış
kamışçık,−ğı
kamış kalem
kamış kemik,−ği
kamışkulak,−ğı (at)
kamışlı
kamışlık,−ğı
kamışsı
kamikaze
kâmil
kâmilen
kamineto
kamkaz
kamp
kampana
kampanacı
kampanya
kampanyacı
kampçı
kampçılık,−ğı
kamping
kamplaşma
kamplaşmak
kampus
kamp yapmak
kamu
kamu davası
1181
kamu denetçisi
kamu düzeni
kamuflâj
kamufle
kamufle etmek
kamu güvenliği
kamu hizmeti
kamu hukuku
kamu idaresi
kamu kesimi
kamu kurumu
kamulaştırılma
kamulaştırılmak
kamulaştırma
kamulaştırmak
kamuoyu
kamu personeli
kamus
kamu sağlığı
kamusal
kamusallaşma
kamusallaşmak
kamu sektörü
kamu tanrıcı
kamu tanrıcılık,−ğı
kamutay
kamu yararı
1182
kamu yönetimi
kamyon
kamyoncu
kamyonculuk,−ğu
kamyonet
kamyonetçi
kamyonetçilik,−ği
kan
kana
kanaat,−ti
kanaat etmek
kanaatkâr
kanaatkârlık,−ğı
kanaatli
Kanada
Kanada geyiği
Kanada kavağı
Kanadalı
kanadiyen
kana kan
kana kana
kan akçesi
kan aktarımı
kanal
kanalcık,−ğı
kanalet
kanalıyla
1183
kanalizasyon
kanama
kanamak
kanamalı
kanara
kanarya
kanarya çiçeği
kanaryalık,−ğı
kanarya otu
kanasta
kanat,−dı
kanata
kanatçık,−ğı
kanatış
kanatlandırma
kanatlandırmak
kanatlanış
kanatlanma
kanatlanmak
kanatlı
kanatlılar
kanatma
kanatmak
kanatsız
kanatsızlar
kanava
kanaviçe
1184
kan ayaklı
kanayış
kan bağı
kan bankası
kan basıncı
kan bilimci
kan bilimi
kanbiyit
kanca
kancabaş (kayık)
kancacı
kancalama
kancalamak
kancalanma
kancalanmak
kancalı
kancalı iğne
kancalı kurt,−du
kancasız
kancık,−ğı
kancıkça
kancıklık,−ğı
kancıklık etmek
kancıklık yapmak
kancıl
kancur
kan çıbanı
1185
kanıtlandırmak
kanıtlanış
kanıtlanma
kanıtlanmak
kanıtlı
kanıtsama
kanıtsamak
kani,−i
kani olmak
kaniş
kankan
kan kanseri
kan kardeşi
kan kaybı
kan kırmızı
kankurutan
kanlama
kanlamak
kanlandırma
kanlandırmak
kanlanma
kanlanmak
kanlı
kanlı basur
kanlı bıçaklı
kanlı canlı
kanlı katil
1189
kanlılık,−ğı
kanma
kanmak
kanmazlık,−ğı
kan nakli
kano
kanon
kanotiye
kan otu
kan pahası
kan parası
kan plâzması
kan portakalı
kanser
kanser bilimi
kanserleşme
kanserleşmek
kanserleştirici
kanserli
kanserojen
kanseroloji
kan serumu
kansız
kansız ameliyat
kansız cansız
kansızlaşma
kansızlaşmak
1190
kantocu
kantoculuk,−ğu
kanton
kantonit
kanun (yasa; çalgı
aleti)
kânun (yılın ilk ve
son ayları)
kanun adamı
kanuncu
kanun dışı
kanunen
kanun hükmünde
kararname
kanunî
kanuniyet
kanun koyucu
kanunlaşma
kanunlaşmak
kanunlaştırılma
kanunlaştırılmak
kanunlaştırma
kanunlaştırmak
kanun lâyihası
kanun maddesi
kanunname
kanun sözcüsü
1192
kanunsuz
kanunsuzluk,−ğu
kanun tasarısı
kanun teklifi
kan unu
kanunuesasî
kânunuevvel
kânunusani
kanyak,−ğı
kanyon
kaolin
kaolinit
kaolinli
kaos
kap (giysi)
kap,−bı (mahfaza)
kâp,−bı (aşık
kemiği)
kapacık,−ğı
kapak,−ğı
kapak bıçkıcısı
kapak bıçkısı
kapakçık,−ğı
kapak kızı
kapaklanma
kapaklanmak
kapaklı
1193
kapaklık,−ğı
kapaksız
kapak tahtası
kapak takımı
kapak taşı
kapak yıldızı
kapalı
kapalı bölge
kapalı çarşı
kapalı devre
kapalı duruşma
kapalı gişe
kapalı hava
kapalı hece
kapalı kalp
ameliyatı
kapalı kutu
kapalılık,−ğı
kapalı oturum
kapalı rejim
kapalı tohumlular
kapalı tribün
kapalı yer korkusu
kapalı yüzme
havuzu
kapama
kapamacı
1194
kapris
kaprisli
kaprissiz
kapris yapmak
kapsam
kapsama
kapsama alanı
kapsamak
kapsamlı
kapsayıcı
kapsız
kapsül
kaptan
kaptanıderya
kaptan köprüsü
kaptan köşkü
kaptanlık,−ğı
kaptan paşa
kaptan pilot
kaptıkaçtı
kaptırma
kaptırmak
kapuçin
kapuska
kaput
kaput bezi
kaput etmek
1200
kaputluk,−ğu
kapuz
kapüşon
kar (yağış)
kâr (kazanç)
kara
karaağaç,−cı
karaağaçgiller
kara ağızlı
karaardıç,−cı
karaasma
karabacak,−ğı
(mantar)
kara baht
kara bahtlı
karabakal (kuş)
karabaldır (bitki)
karabalık,−ğı
karabalina
karaballık,−ğı
(mantar
hastalığı)
karabasan (kâbus)
karabaş
karabaşak,−ğı
karabatak,−ğı (kuş)
karabatakgiller
1201
karabet
karabiber
karabibergiller
karabina
karabinyer
kara borsa
kara borsacı
kara borsacılık,−ğı
kara boya
karabuğday
karabuğdaygiller
kara bulut
karaburçak,−ğı
Karaburun (ilçe)
Karabük
karaca
Karacabey (ilçe)
karaca darısı
kara cahil
karaca kemiği
karaca kuruca
karacaot
Karacasu (ilçe)
karaceviz
karacı
karacılık,−ğı
karaciğer
1202
karaçalı
karaçalılık,−ğı
karaçam
karaçavuş (üzüm)
Karaçay
Karaçayca
karaçayır
Karaçaylı
Karaçoban (ilçe)
Karadağ
Karadağlı
kara damaklı
kara davar
Karadeniz
karadul (örümcek)
karadut
kara düzen
kara elmas
kara et
Kara Evli
karafa
karafaki
karafatma (böcek)
kara fırın
karagevrek,−ği
(üzüm)
karagöz (balık;
1203
oyun)
Karagöz (oyun−
daki kişi)
karagözcü
karagözcülük,−ğü
Karagözlük,−ğü
Karagözlük etmek
karagül
kara gün
kara gün dostu
karagürgen
karağı
kara haber
karahalile (bitki)
Karahallı (ilçe)
karahindiba
karahidra
karahumma
karaiğne (karınca)
karaiskete
kara iklimi
Karaim
Karaimce
Karaisalı (ilçe)
karakabarcık,−ğı
karakaçan (eşek)
kara kafalı
1204
karakafes (bitki)
kara kalem
Karakalpak
Karakalpakça
kara kaplı kitap,−bı
kara kaplumbağası
karakarga
kara kaş
karakaş (koyun)
karakavak,−ğı
karakavuk,−ğu
(bitki)
karakavza (yaban
havucu)
karakeçi (balık)
Karakeçili (ilçe)
kara kehribar
karakeme (yer
mantarı)
karakılçık,−ğı
(buğday)
kara kış
kara koca
Karakoçan (ilçe)
karakol
karakol gemisi
karakolluk,−ğu
1205
karakolluk olmak
karakoncolos
kara kovan
Karakoyunlu (ilçe)
karakter
karakteristik,−ği
karakterize
karakterize etmek
karakterli
karakteroloji
karaktersiz
karaktersizlik,−ği
kara kucak,−ğı
karakul
karakulak,−ğı
(hayvan; haberci)
kara kullukçu
kara kurbağası
kara kuru
kara kusmuk,−ğu
karakuş (at hasta−
lığı; kuş)
karakuşî
kara kutu
kara kuvvet
kara kuvvetleri
karalâhana
1206
karalâhana çorbası
karalama
karalama defteri
karalamak
karalanma
karalanmak
karalatma
karalatmak
karalayış
karaleylek,−ği
karalı
karalı beyazlı
karalık,−ğı
kara liste
karaltı
karama
karamak
karaman
Karaman
karamandola
Karamanlı (ilçe)
kara maşa
karambol,−lü
karamelâ
kara mili
kara mizah
karamsar
1207
karamsarlaşma
karamsarlaşmak
karamsarlaştırma
karamsarlaştırmak
karamsarlık,−ğı
karamsar olmak
karamuk,−ğu
karamusal
Karamürsel (ilçe)
karanfil
karanfilci
karanfilgiller
karanfil yağı
karanlık,−ğı
karanlık etmek
karanlık oda
karantina
karantina müddeti
karantina süresi
kara para
kara pazar
Karapınar (ilçe)
Karapürçek (ilçe)
karar
karargâh
kararınca
kararış
1208
karasal iklim
karasal kumul
karasal oluşuk,−ğu
kara sarı
kara sevda
kara sevdalı
karasığır
karasığırcık,−ğı
karasinek,−ği
karasu (glokom,
göz hastalığı)
Karasu (ilçe)
kara su
kara suları
karaşın
karataban
(hastalık)
kara tahta
Karataş (ilçe)
karatavuk,−ğu
karatavukgiller
Karatay (ilçe)
karate
karateci
kara tren
karaturp
karavan
1210
karavana
karavana borusu
karavanacı
kara vapuru
karavaş
karavaşlık,−ğı
karavel
karavelâ
karavide
Karay
kara yağız
karayaka
(koyun türü)
karayandık,−ğı
(bitki)
karayanık,−ğı
(hastalık)
kara yazı
Karayazı (ilçe)
Karayca
kara yel
kara yeli
karayemiş
karayemiş ağacı
kara yer
karayılan
kara yolu
1211
kara yosunları
kara yosunu
kara yüz
kara yüzlü
kar baykuşu
karbojen
karboksil
karboksilik,−ği
karboksilli
karbon
karbonado
karbonat
karbonatlama
karbonatlamak
karbonatlı
karbon dioksit,−di
karbon dönemi
karbon hidrat
karbonifer
karbonik,−ği
karbonik asit,−di
karbonil
karbonit
karbonizasyon
karbon kâğıdı
karbonlama
karbonlamak
1212
karbonlaşma
karbonlaşmak
karbonlu
karbon monoksit,
−di
karborundum
karbür
karbüratör
karbürleme
karcığar
kar çiçeği
kardelen
kardeş
kardeşçe
kardeşkanı (sakız)
kardeşkanı ağacı
kardeş kardeş
kardeş kavgası
kardeşlenme
kardeşlenmek
kardeşlik,−ği
kardeş okul
kardeş parti
kardeş payı
kardeş şehir,−hri
kardırma
kardırmak
1213
kar dikeni
kardinal,−li
kardinal kuşu
kardinallik,−ği
kardiyak
kardiyograf
kardiyografi
kardiyogram
kardiyolog,−ğu
kardiyoloji
kardiyopati
kardiyoskleroz
kardiyoskop,−bu
kardiyoskopi
kare
kare kare
karekök
kareleme
karelemek
kareli
karesel bölge
kâr etmek
kar faresi
karfiçe
karga
kargabeyni
(yemek)
1214
karıştırma
karıştırmak
kari,−i
karides
karides ağı
karidesçi
kariha
karikatür
karikatürcü
karikatürcülük,−ğü
karikatürist
karikatürize
karikatürize etmek
karikatürleştirme
karikatürleştirmek
karikatürlük,−ğü
karina
karina etmek
karinalılar
karine
kar ispinozu
kariyer
kariyer yapmak
karizma
karizmatik,−ği
Karkamış (ilçe)
karkara
1219
karkas
kar kazı
kar kuşu
kar kuyusu
karlama
karlamak
karlanma
karlanmak
karlı
kârlı
kârlı iş
karlık,−ğı
Karlıova (ilçe)
Karluk
karma
karmaç,−cı
karma eğitim
karma ekonomi
karmak
karmakarış
karmakarış etmek
karmakarışık,−ğı
karmakarışık
etmek
karmakarışık
olmak
karmakarış olmak
1220
karmalık,−ğı
karman çorman
karmanyola
karmanyolacı
karmanyolacılık,−ğı
karma okul
kâr marjı
karma sergi
karmaşa
karmaşık,−ğı
karmaşıklaşma
karmaşıklaşmak
karmaşık sayı
karmaşma
karmaşmak
karmaştırma
karmaştırmak
karma tamlama
kâr merkezi
karmık,−ğı
karmuk,−ğu
karnabahar
karnabit
karnaval
karnaval
maskarası
karnaval maskesi
1221
karne
karnı aç
karnı burnunda
karnı geniş
karnıkara (börülce)
karnından konuşan
karnı tok
karnıyarık,−ğı
karni
karnivor
karo
karoser
kâr payı
kâr paylaşımı
karpit
karpit lâmbası
karpuz
karpuzcu
karpuzculuk,−ğu
karpuz fener
Karpuzlu (ilçe)
Kars
karsak,−ğı
kar sapanı
kârsız
karst
karstik,−ği
1222
karşı
karşı akın
karşı casusluk,−ğu
karşıcı
karşıcılık,−ğı
karşıdan karşıya
karşı devrim
karşı düşürüm
karşı gelim
karşı görüş
karşı karşıya
karşılama
karşılamak
karşılama töreni
karşılanış
karşılanma
karşılanmak
karşılaşma
karşılaşmak
karşılaşma takvimi
karşılaştırılma
karşılaştırılmak
karşılaştırma
karşılaştırmacı
karşılaştırma
derecesi
karşılaştırmak
1223
karşılaştırmalı
karşılaştırmalı dil
bilgisi
karşılaştırmalı dil
bilimi
karşılaştırmalı
edebiyat
karşılaştırmalı ses
bilgisi
karşılayıcı
karşılayış
karşılık,−ğı
karşılıklı
karşılıklılık,−ğı
karşılıklı yapraklar
karşılıksız
karşılıksızı aşk
karşılıksız çek
karşın
karşı olmak
karşı olum
karşı oy
karşı sav
karşıt
karşıt anlamlı
karşıtçı
karşıtçılık,−ğı
1224
kavuşulmak
kavuşum
kavuşum devri
kavuşur su
yosunları
kavut
kavuz
kavuzlular
kavzama
kavzamak
kay,−yyı
kaya
kaya balığı
kaya balığıgiller
kayabaşı (ezgi;
türkü)
kayaç,−cı
kaya güvercini
kayağan
kayağanlık,−ğı
kayağan taş
kaya hanisi (balık)
kaya horozu
kayak,−ğı
kayakçı
kayakçılık,−ğı
kaya keleri
1245
kayak evi
kayalık,−ğı
kaya lifi
kayan
kaya örümceği
kayar
kayarlama
kayarlamak
kayarto
kaya sansarı
kaya sarımsağı
kaya sarmaşığı
kaya suyu
kaya tuzu
kaybedilme
kaybedilmek
kaybetme
kaybetmek
kaybolma
kaybolmak
kayboluş
kayda değer
kaydedici
kaydedilme
kaydedilmek
kaydetme
kaydetmek
1246
kaymalık,−ğı
kayme
kaymelik,−ği
kaynaç,−cı
kaynaç taşı
kaynak,−ğı
kaynakça
kaynakçacı
kaynakçı
kaynakçılık,−ğı
kaynak gösterme
kaynakhane
kaynak kişi
kaynaklanma
kaynaklanmak
kaynak makinesi
kaynak suyu
kaynak yapmak
kaynama
kaynamak
kaynama noktası
kaynana
kaynana ağzı
kaynanadili (bitki)
kaynanalık,−ğı
kaynanalık etmek
kaynana zırıltısı
1251
kekik yağı
keklik,−ği
kekre
kekrelik,−ği
kekremsi
kekremsilik,−ği
kekresi
kel
kelâm
Kelâmıkadim
kelâmıkibar
kelaynak,−ğı
kele
kelebek,−ği
kelebek camı
kelebek çiçeği
kelebek gözlük,
−ğü
kelebekler
kelebek otu
keleci
kelek,−ği
keleklik,−ği
keleklik etmek
kelem
keleme
kelep,−bi
1262
kelepçe
kelepçeleme
kelepçelemek
kelepçelenme
kelepçelenmek
kelepçeli
kelepir
kelepirci
kelepircilik,−ği
kelepleme
keleplemek
kelepser
keler
keler balığı
kelergiller
Keles (ilçe)
keleş
keleşlik,−ği
kelifit
kelik,−ği
kelime
kelime cambazı
kelime cambazlığı
kelimecik,−ği
kelime hazinesi
kelimeişahadet
kelime kadrosu
1263
kelime karışıklığı
kelimeleşme
kelimeleşmek
kelime oyunu
kelime sıklığı
kelimesi
kelimesine
kelimesiz
kelime türü
kelime vurgusu
kel kâhya
Kelkit (ilçe)
kelle
kelleşme
kelleşmek
kelli felli
kellik,−ği
keloğlan (hindi)
Keloğlan
kem
Kemah (ilçe)
kemakân
kemal,−li
Kemalist
Kemaliye (ilçe)
Kemalizm
Kemalpaşa (ilçe)
1264
kemirilmek
kemiriş
kemirme
kemirmek
kemiyet
kem küm
kem küm etmek
kemlik,−ği
kemlik etmek
kemoterapi
kemre
kemreleme
kemrelemek
kemrelik,−ği
kenar
kenar bobini
kenarcı
kenarda köşede
kenarlı
kenarlık,−ğı
kenar mahalle
kenarortay
kenar semt
kenarsız
kenar suyu
kendi
kendi başına
1267
kendi beslek,−ği
kendigelen
kendi hâlinde
kendiişler
kendiişlerlik,−ği
kendi kendine
kendiliğinden
kendiliğindenlik,−ği
kendiliğinden
üreme
kendilik,−ği
kendince
kendinde
kendinden
kendine has
kendine mahsus
kendine özgü
kendir
kendircilik,−ği
kendirgiller
kendirik,−ği
kendisince
kendiüretir
kene
kene ağacı
kenef
kene göz
1268
keneler
kene otu
keneş
kenet,−di
kenet etmek
kenetleme
kenetlemek
kenetleniş
kenetlenme
kenetlenmek
kenetli
kenet mili
kenevir
kenevircilik,−ği
kenevir helvası
kengel
kengel sakızı
kenger
kenger sakızı
kent
kental,−li
kentçi
kentçilik,−ği
kentet
kentilyon
kentler arası
kentleşme
1269
kentleşmek
kentli
kentlileşme
kentlileşmek
kentsel
kent soylu
kent soyluluk,−ğu
kenttaş
Kenya
Kenyalı
kep
kepaze
kepaze etmek
kepazelik,−ği
kepaze olmak
kepbastı
kepçe
kepçeburun (yaban
ördeği)
kepçe kulak,−ğı
kepçe kuyruk,−ğu
kepçeleme
kepçelemek
kepçeli
kepçe surat
kepek,−ği
kepekçi
1270
(Çolpan)
kervansaray
Kervan Yıldızı
kes
kesafet
kesat,−dı
kesatlık,−ğı
kese
kesecik,−ği
kese çiçeği
kesedar
kesek,−ği
kese kâğıdı
keseklenme
keseklenmek
kesekli
kesel
keseleme
keselemek
keseleniş
keselenme
keselenmek
keseletme
keseletmek
keseli
keseli kurt,−du
keseliler
1274
kesim evi
kesimhane
kesimlik,−ği
kesin
kesin bilgi
Kesin Hesap
Kanunu
kesinleme
kesinleşme
kesinleşmek
kesinleştirme
kesinleştirmek
kesinlik,−ği
kesinlikle
kesinme
kesinmek
kesinsizlik,−ği
kesinti
kesintili
kesintisiz
kesin uyarı
kesir,−sri
kesirli
kesirli sayı
kesir ölçek,−ği
kesirsiz
kesiş
1276
kesişen
kesişme
kesişmek
kesit
kesityazar
kesityazar belgesi
keskenme
keskenmek
keski
keskin
Keskin (ilçe)
keskinleşme
keskinleşmek
keskinleştirme
keskinleştirmek
keskinletme
keskinletmek
keskinlik,−ği
kesme
kesmece
kesme imi
kesme işareti
kesmek
kesme kaya
kesmelik,−ği
kesme şeker
kesme taş
1277
(işaret)
kırlangıç otu
kırlaşma
kırlaşmak
kırlent
kırlık,−ğı
kırma
kırmacı
kırmak
kırmalı
kırmasız
kırmız
kırmız böceği
kırmızı
kırmızıbiber
kırmızıçizgi
(hastalık)
kırmızı çürük,−ğü
kırmızı et
kırmızı fener
kırmızı gömlek,−ği
kırmızı kart
kırmızılâhana
kırmızılaşma
kırmızılaşmak
kırmızılık,−ğı
kırmızımsı
1296
kırmızımtırak,−ğı
kırmızı oy
kırmızıturp
kırmız madeni
kırnak,−ğı
kırnav
kırpık,−ğı
kırpılma
kırpılmak
kırpıntı
kırpıntı bohçası
kırpışma
kırpışmak
kırpıştıra kırpıştıra
kırpıştırma
kırpıştırmak
kırpma
kırpmak
kırptırma
kırptırmak
kırsal
kırsal alan
kırsal bölge
kırsal nüfus
kır serdarı
Kırşehir
kırtasiye
1297
kırtasiyeci
kırtasiyecilik,−ği
kırtıklı
kırtıpil
kırtıpilleşme
kırtıpilleşmek
kırt kırt
kısa
kısaca
kısacık,−ğı
kısa çizgi
kısa dalga
kısa devre
kısa far
kısa görüşlü
kısa kafalı
kısa kısa
kısa koşu
kısa koşucu
kısalık,−ğı
kısalış
kısalma
kısalmak
kısaltılma
kısaltılmak
kısaltım
kısaltış
1298
kısaltma
kısaltma grubu
kısaltmak
kısaltmalı
kısaltmalı kelime
kısalttırma
kısalttırmak
kısa mesafe
kısa ömürlü
kısarak,−ğı
kısas
kısasa kısas
kısas etmek
kısa süreli film
kısa ünlü
kısa vadeli
kısa yoldan
kısık,−ğı
kısıkça
kısıklık,−ğı
kısılış
kısılma
kısılmak
kısım,−smı
kısım kısım
kısımlama
kısımlamak
1299
kısmetli
kısmet olmak
kısmetsiz
kısmetsizlik,−ği
kısmık,−ğı
kısmî
kısmî felç,−ci
kısmî seçim
kısrak,−ğı
kıssa
kıstak,−ğı
kıstas
kıstelyevm
kıstırılma
kıstırılmak
kıstırma
kıstırmak
kış
kış dönemi
kış dönencesi
kış günü
kışın
kışır,−şrı
kış kayıtı
kışkırtı
kışkırtıcı
kışkırtıcı ajan
1302
Kızılbaş
Kızılbaşlık,−ğı
kızılboya (bitki)
kızılca
kızılcadişi (ağaç)
Kızılcahamam
(ilçe)
kızılca kıyamet
kızılcık,−ğı
kızılcıkgiller
kızılcık reçeli
kızılcık şurubu
kızılcık tarhanası
kızılçam
Kızılderili
Kızılelma
Kızılırmak (ilçe)
kızıl ısı
kızılış
kızıl iblis
kızılkanat (balık)
kızılkantaron
kızılkantarongiller
kızıl kıyamet
kızılkök
kızılkurt,−du
kızılkuyruk,−ğu
1312
(kuş)
kızıllaşma
kızıllaşmak
kızıllık,−ğı
kızılma
kızılmak
Kızılören (ilçe)
kızıl ötesi
kızıl su yosunları
kızılsöğüt,−dü
kızılşap (renk)
Kızıltepe (ilçe)
kızıltı
kızılyaprak,−ğı
(bitki)
kızılyara
kızıl yel
kızılyörük,−ğü
(yılancık)
kızış
kızışık,−ğı
kızışma
kızışmak
kızıştırış
kızıştırma
kızıştırmak
kızkalbi (bitki)
1313
kız kardeş
kız kızan
kız kilimi
kız kurusu
kız kuşu
kızlar ağası
kızlık,−ğı
kızlık zarı
kızma
kızmabirader
(oyun)
kızmaca
kızmak
kızmemesi
(meyve)
kız oğlan
kız oğlan kız
ki
kibar
kibarca
kibar düşkünü
kibarlar âlemi
kibarlaşma
kibarlaşmak
kibarlık,−ğı
kibarlık budalası
kibarlık düşkünü
1314
kibarlık etmek
kibar lokması
kibarzade
kibernetik,−ği
kibir,−bri
kibirleniş
kibirlenme
kibirlenmek
kibirli
kibirsiz
kibrit
kibritçi
kibritlik,−ği
kibrit suyu
kibutz
kifaf
kifafınefs
kifafınefs etmek
kifaflanma
kifaflanmak
kifayet
kifayet etmek
kifayetli
kifayetsiz
kifayetsizlik,−ği
Kiğı (ilçe)
kik
1315
kikirik,−ği
kiklâ
kiklon
kiklotron
kil
kile
kiler
kilerci
kilermeni
kilim
kilimci
kilimcilik,−ği
Kilis
kilise
kilise çanı
kilise hukuku
kilit,−di
kilit dili
kilitleme
kilitlemek
kilitlenme
kilitlenmek
kilitletme
kilitletmek
kilitleyici
kilitli
kilit mevkii
1316
kilit noktası
kilit sarma
kilitsiz
kilitsiz küreksiz
kilit taşı
kilit yeri
kiliz
kiliz balığı
kilizman
Kilizman
killeme
killemek
killi
kilo
kiloamper
kilogram
kilogramağırlık,−ğı
kilogramkuvvet
kilogrammetre
kilohertz
kilojul,−lü
kilokalori
kilolu
kiloluk,−ğu
kilometre
kilometre kare
kilometrelerce
1317
kilometre taşı
kilosikl
kiloton
kilovat
kilovat saat,−ti
kilovolt
kils
kilüs
kim
kim bilir
kimesne
kimi
kimisi
kimi zaman
kimlik,−ği
kimlik belgesi
kimlik kartı
kimono
kimse
kimsecik,−ği
kimsecikler
kimsesiz
kimsesizlik,−ği
kimüs
kimya
kimyacı
kimyacılık,−ğı
1318
kimya doğrulumu
kimyager
kimyagerlik,−ği
kimya göçümü
kimya olmak
kimyasal
kimyasal savaş
kimyasal silâh
kimyasal tedavi
kimyevî
kimyevî tedavi
kimyon
kimyonî
kimyonlu
kin
kinaye
kinayeli
kinayeli kinayeli
kinci
kincilik,−ği
kindar
kindarlık,−ğı
kinematik,−ği
kinestezi
kinetik,−ği
kinetik enerji
kinik,−ği
1319
kinin
kininli
kinin sülfatı
kiniş
kinizm
kinlenme
kinlenmek
kinli
kinsiz
kip
kipe
kipkirli
kiplik,−ği
kir
kira
kira arabası
kira bedeli
kiracı
kiracılık,−ğı
kira kontratı
kiralama
kiralamak
kiralanma
kiralanmak
kiralayan
kiralayıcı
kiralı
1320
kirişleme
kirişlemek
kirişli
kirişlik,−ği
kirizma
kirizma etmek
kirizmalama
kirizmalamak
kirizma yapmak
kirizme
kirkit
kirlenme
kirlenmek
kirletme
kirletmek
kirli
kirli çamaşır
kirli çıkı
kirli çıkın
kirlihanım peyniri
kirli kan
kirlilik,−ği
kirli sarı
kirloş
kirloz
kirmen
kir pas
1323
kirpi
kirpigiller
kirpik,−ği
kirpik besleyici
kirpikli
kirpikliler
kirpiksi
kirpiksi cisim,−smi
kirş
kirtikli
kirtil
kirve
kirvelik,−ği
kirvelik etmek
kisedar
kispet
kispet çıkarılması
kispî
kist
kistleşme
kistleşmek
kisve
kişi
kişi adı bilimi
kişi eki
kişiler arası
kişiler arası ilişki
1324
kişileşme
kişileşmek
kişileştirme
kişilik,−ği
kişilik dışı
kişilikli
kişiliksiz
kişioğlu
kişisel
kişiye özel
kişizade
kişi zamiri
kişmirî
kişmiş
kişneme
kişnemek
kişneyiş
kişniş
kişniş şekeri
kit
kitabe
kitabet
kitabî
kitap,−bı
kitap açacağı
kitapça
kitapçı
1325
kitapçılık,−ğı
kitap dolabı
kitap ehli
kitap evi
kitap kurdu
kitaplaştırma
kitaplaştırmak
kitaplık,−ğı
kitaplık bilimci
kitaplık bilimi
kitaplık görevlisi
kitap sarayı
kitapsever
kitapseverlik,−ği
kitapsız
kitin
kitle
kitle haberleşmesi
kitlesel
kitre
kivi
kivigiller
kiyanus
kiyaset
kizir
klâkson
klân
1326
koklatma
koklatmak
koklayış
kokma
kokmak
kokmuş
kokona
kokoreç,−ci
kokoreççi
kokoreççilik,−ği
kokoroz
kokorozlanma
kokorozlanmak
kokot
kokoz
kokozlanma
kokozlanmak
kokozluk,−ğu
kokpit
kokteyl
koku
koku alma duyusu
koku alma organı
kokucu
kokulandırma
kokulandırmak
kokulanma
1334
kokulanmak
kokulu
kokulu çayır otu
kokulu kiraz
kokulu sabun
kokurdan
kokusuz
kokuş
kokuşma
kokuşmak
kokuşturma
kokuşturmak
kokuşuk,−ğu
koku tedavisi
kokutma
kokutmak
kol
kola
kola cevizi
kolacı
kolacılık,−ğı
kolaçan
kolaçan etmek
kola çıkma
kola çıkmak
kolagiller
kolağası
1335
kol ağzı
kolâj
kol akımı
kolalama
kolalamak
kolalanma
kolalanmak
kolalatma
kolalatmak
kolalayış
kolalı
kolan
kolan balığı
kolancı
kolancılık,−ğı
kolay
kolayca
kolaycacık,−ğı
kolaycı
kolaycılık,−ğı
kolayda
kolay kolay
kolaylama
kolaylamak
kolaylanma
kolaylanmak
kolaylaşma
1336
kolaylaşmak
kolaylaştırma
kolaylaştırmak
kolaylık,−ğı
kolaylıkla
kol bağı
kolbastı
kolbaşı
kolbaşılık,−ğı
kol böreği
kolcu
kolculuk,−ğu
kolçak,−ğı
kolçaklı sandalye
koldaş
koldaşlık,−ğı
kol değirmeni
kol demiri
koledok,−ğu
kolej
kolejli
koleksiyon
koleksiyoncu
koleksiyonculuk,
−ğu
kolektif
kolektif çalışma
1337
kolektifleşme
kolektifleşmek
kolektifleştirme
kolektifleştirmek
kolektif ortaklık,−ğı
kolektif şirket
kolektivist
kolektivizm
kolektör
kolemanit
kolera
koleralı
kolesterin
kolesterol,−lü
kolhoz
koli
kolibasil
kolibri
kolibrigiller
kolik,−ği
kolit
kol kapağı
kol kemiği
kol kola
kollama
kollamak
kollanma
1338
kol saati
kolsu ayaklılar
kolsuz
koltuğa girme
koltuk,−ğu
koltuk altı
koltuk başı
koltukçu
koltukçuluk,−ğu
koltuk değneği
koltuk düşkünü
koltuk gözü
koltuk kapısı
koltuk kavgası
koltuklama
koltuklamak
koltuklanma
koltuklanmak
koltuklu
koltukluk,−ğu
koltuk meyhanesi
kolu uzun
kolye
kolyoz
kolza
kom
koma
1340
komalık,−ğı
komalık etmek
komalık olmak
komandit
komandite
komanditer
komandit ortaklık,
−ğı
komandit şirket
komando
komando er
komar
kombi
kombina
kombinasyon
kombine
kombinezon
kombiyum
komedi
komedi yazarı
komedya
komedyacı
komedyen
komi
komik,−ği
komikleşme
komikleşmek
1341
komposto
kompostoluk,−ğu
kompoze
kompozisyon
kompozitör
komprador
kompres
kompresör
komprime
kompüter
komşu
komşu açı
komşu hatırı
komşu kapısı
komşuluk,−ğu
komşuluk etmek
komşuluk yapmak
komut
komuta
komuta etmek
komutan
komutanlık,−ğı
komünikasyon
komünike
komünist
komünistlik,−ği
komünizm
1343
yapmak
konşimento
kont
kontak,−ğı
kontak anahtarı
kontak kapama
kontak lens
kontekst
kontenjan
kontenjan sistemi
kontes
konteyner
kontluk,−ğu
kontör
kontörlü
kontörlü telefon
kontra
kontralto
kontra mizana
(denizcilik)
kontrasomun
kontrast
kontrat
kontratabla
kontratak,−ğı
kontratlı
kontratsız
1348
kontrat yapmak
kontrbas
kontrbasçı
kontrfile
kontrgerillâ
kontrol,−lü
kontrolcü
kontrol etmek
kontrol kalemi
kontrol kulesi
kontrolör
kontrolörlük,−ğü
kontrol saati
kontrpiye
kontrplâk,−ğı
kontrpuan
kontur
kontuvar
konu
konuk,−ğu
konukçu
konukçuluk,−ğu
konuk etmek
konuk evi
konuk köşesi
konuklama
konuklamak
1349
konukluk,−ğu
konuk olmak
konu komşu
konuk sanatçı
konuksever
konukseverlik,−ği
konulma
konulmak
konulu
konum
konu mankeni
konumlama
konumlamak
konumlandırma
konumlandırmak
konumlanma
konumlanmak
konur
konur al (renk)
konusuz
konuş
konuşkan
konuşkanlık,−ğı
konuşlandırma
konuşlandırmak
konuşlanma
konuşlanmak
1350
konuşma
konuşma
bozukluğu
konuşmacı
konuşma dili
konuşma güçlüğü
konuşmak
konuşma korkusu
konuşmama hakkı
konuşma merkezi
konuşma yapmak
konuşma
yetersizliği
konuşturma
konuşturmak
konuşu
konuşucu
konuşulma
konuşulmak
konuşumluk,−ğu
konut
konut belgesi
konut
dokunulmazlığı
konut fonu
konut kredisi
konutlanma
1351
korte etmek
kortej
korteks
kortizon
kortizonlu
kortizonlu ilâç,−cı
koru
korucu
korucuk,−ğu
koruculuk,−ğu
korugan
koruk,−ğu
koruk lüferi
koruk suyu
koruk şerbeti
koruluk,−ğu
koruma
koruma aracı
korumacılık,−ğı
korumak
korumalık,−ğı
koruma polisi
koruma ünsüzü
korun
korunak,−ğı
korunaklı
korunaksız
1358
koşutlaştırmak
koşutluk,−ğu
koşu yolu
kot
kot,−du
kota
kotan (büyük
saban)
kotarılma
kotarılmak
kotarma
kotarmak
kotlama
kotlamak
kotlet
kotletpane
koton
kotonperle
kotra
kov
kova
Kova (burç)
kova kova
kovalama
kovalamaca
kovalamak
kovalanış
1362
kovalanma
kovalanmak
kovalayış
kovalık,−ğı
kovan
kovan anahtar
Kovancılar (ilçe)
kovanlık,−ğı
kovan otu
kovboy
kovboyculuk,−ğu
kovboyluk,−ğu
kovcu
kovculuk,−ğu
kovdurma
kovdurmak
kov etmek
kovlama
kovlamak
kovma
kovmak
kovucuk,−ğu
kovuk,−ğu
kovulma
kovulmak
kovuluş
kovuntu
1363
kovuş
kovuşturma
kovuşturmak
kovuşturma
yapmak
koy
koyacak,−ğı
koyak,−ğı
koyar
koycuk,−ğu
koydurma
koydurmak
koygun
koyma
koyma akıl
koymak
koyu
koyu gri
koyu kahverengi
koyu kır
koyu kırmızı
koyu koyu
koyu lâcivert,−di
koyulaşma
koyulaşmak
koyulaştırma
koyulaştırmak
1364
Koyulhisar (ilçe)
koyulma
koyulmak
koyultma
koyultmak
koyuluk,−ğu
koyu mavi
koyun
koyun,−ynu (kucak)
koyun bakışlı
koyuncu
koyunculuk,−ğu
koyun dede
koyun eti
koyungöbeği
(mantar)
koyungözü (bitki)
koyun koyuna
koyun mantarı
koyuntu
koyunyünü(sünger)
koyu pembe
koyu sarı
koyut
koyuverme
koyuvermek
koyu yeşil
1365
köpekoğlu köpek,
−ği
köpek sarımsağı
köpeksiz
köpek soğanı
köpek soyu
köpek üzümü
köpoğlu
köpoğluluk,−ğu
köprü
köprü altı çocuğu
köprü başı
Köprübaşı'nı (ilçe)
köprücü
köprücük,−ğü
köprücük kemiği
köprücülük,−ğü
Köprüköy (ilçe)
köprüleniş
köprülenme
köprülenmek
köprülü
köprü yol
köpük,−ğü
köpükleniş
köpüklenme
köpüklenmek
1372
köpüklü
köpüksüz
köpüleme
köpülemek
köpüre köpüre
köpürgen
köpürme
köpürmek
köpürtme
köpürtmek
köpürtücü
köpürtüş
köpürüş
kör
kör ağaç,−cı
kör alan
kör baca
kör bağırsak,−ğı
kör boğaz
körcesine
kör çapa
kör dövüşü
kör duman
kördüğüm
köre
körebe
köreliş
1373
körelme
körelmek
köreltme
köreltmek
köreşe
kör fare
kör faregiller
körfez
Körfez (ilçe)
körfezcik,−ği
kör hat,−ttı
kör kadı
kör kandil
kör kaya
kör köstebek,−ği
kör kurşun
kör kuyu
körkütük,−ğü
körlemeden
körleniş
körlenme
körlenmek
körleşme
körleşmek
körleştiriş
körleştirme
körleştirmek
1374
körletiş
körletme
körletmek
körlük,−ğü
kör nişancı
kör nişancılık,−ğı
kör nokta
kör ocak,−ğı
Köroğlu
kör olası
körpe
körpecik,−ği
körpelik,−ği
kör sıçan
kör şans
kör şeytan
kör talih
kör tapa
kör topal
kör uçuş
körük,−ğü
körükçü
körükçülük,−ğü
körükleme
körüklemek
körüklenme
körüklenmek
1375
körükleyici
körüklü
körü körüne
körüksüz
kör yılan
kör yılangiller
kös
kösçü
köse
Köse (ilçe)
köse buğday
köseği
kösele
kösele suratlı
kösele taşı
köselik,−ği
kösem
kösemen
kösemenlik,−ği
kösemenlik etmek
köse sakal
köskelmek
kös kös
köskötürüm
kösnü
kösnük,−ğü
kösnül
1376
köşkerlik,−ği
köşklü
kötek,−ği
kötü
kötü adam
kötücül
kötü göz
kötü kadın
kötüleme
kötülemek
kötüleniş
kötülenme
kötülenmek
kötüleşme
kötüleşmek
kötüleştiriş
kötüleştirme
kötüleştirmek
kötüleyici
kötüleyiş
kötülük,−ğü
kötülük etmek
kötülükçü
kötülükçülük,−ğü
kötülük yapmak
kötümseme
kötümsemek
1379
kötümser
kötümserleşme
kötümserleşmek
kötümserlik,−ği
kötü olmak
kötürüm
kötürümleşme
kötürümleşmek
kötürümlük,−ğü
kötürüm olmak
köy
köy ağası
Köyceğiz (ilçe)
köycü
köycülük,−ğü
köydeş
köy ekmeği
köy enstitüsü
köygöçüren
köy ihtiyar heyeti
köy ihtiyar meclisi
köy imamı
köy koruculuğu
köy korucusu
köy köy
köyleşme
köyleşmek
1380
köyleştirme
köyleştirmek
köylü
köylü çorbası
köylük,−ğü
köylü kentli
köylük yer
köylülük,−ğü
köy meydanı
köy muhtarı
köy odası
köy orta oyunu
köy oyunu
köy romanı
köy seyirlik oyunu
köy türküsü
köy yeri
köz
közleme
közlemek
közleşme
közleşmek
kraça
kraft kâğıdı
kral
kralcı
kralcılık,−ğı
1381
kulaksız
kulaktan
kulaktan dolma
kulaktan kulağa
kulak tıkacı
kulak tırmalayıcı
kulaktozu
kulak zarı
kulampara
kulamparalık,−ğı
kul cinsi
kule
kul etmek
kul hakkı
kulis
kulis çalışması
kulis faaliyeti
kulis yapmak
kul kâhyası
kullandırma
kullandırmak
kullanıcı
kullanılma
kullanılmak
kullanılmış
kullanım
kullanış
1390
kullanışlı
kullanışsız
kullanma
kullanmak
kullap,−bı
kullaşma
kullaşmak
kulluk,−ğu
kullukçu
kulluk etmek
kulluk kölelik,−ği
kul oğlanı
kuloğlu
kul olmak
kulp
Kulp (ilçe)
kulplu
kulplu beygir
kulpsuz
kul taksimi
Kulu (ilçe)
kuluçka
kuluçka devri
kuluçka dönemi
kuluçkahane
kuluçkalık,−ğı
kuluçka makinesi
1391
kuluçka olmak
kulun
Kuluncak (ilçe)
kulunç,−cu
kulunlama
kulunlamak
kulunluk,−ğu
kulübe
kulüp,−bü
kulüpçü
kulüpçülük,−ğü
kulüpler arası
kulvar
kul yapısı
kulyuç,−cu
kum
kuma
kumalı
Kuman
Kumanca
kumanda
kumanda etmek
kumandan
kumandan gemisi
kumandanlı
kumandanlık,−ğı
kumandansız
1392
kunduru
kunduz
kunduz böceği
kungfu
kunt
kup
kupa
kupes
kupkuru
kupkuru etmek
kupon
kupür
kur
kur'a
kurabiye
kurabiyeci
kurabiyecilik,−ği
kur'acı
kurada
kur'a efradı
kurak,−ğı
kurakçıl
kuraklık,−ğı
kural
kurala aykırı
kurala aykırılık,−ğı kuralcı
kuralcılık,−ğı
1396
kural dışı
kurallaşma
kurallaşmak
kurallaştırma
kurallaştırmak
kurallı
kurallı cümle
kuralsız
kuram
Kurama
kuramlaştırma
kuramlaştırmak
kuramcı
kuramcılık,−ğı
kuramsal
Kur'an
kurander
Kur'anıkerim
kurbağa
kurbağa adam
kurbağa balığı
kurbağa balığıgiller
kurbağacık,−ğı
kurbağalama
kurbağalar
kurbağa otu
kurbağa testi
1397
kurbağazehiri(bitki)
kurbağazehirigiller
kurban
Kurban Bayramı
kurban eti
kurban etmek
kurbanlık,−ğı
kurbanlık koyun
kurban olmak
kurca
kurca çıbanı
kurcalama
kurcalamak
kurcalanış
kurcalanma
kurcalanmak
kurcalayış
kurçatovyum
kurdele
kurdele balığı
kurdele balığıgiller
kurdeleli
kurdelesiz
kurdeşen
kurdurma
kurdurmak
kurdurtma
1398
kurşunlu
Kurşunlu (ilçe)
kurşun otu
kurşun rengi
kurşunsuz
kurt,−du
kurtağzı
Kurtalan (ilçe)
kurtarıcı
kurtarıcılık,−ğı
kurtarılma
kurtarılmak
kurtarım
kurtarımcılık,−ğı
kurtarış
kurtarma
kurtarma aracı
kurtarmacı
kurtarmacılık,−ğı
kurtarma gemisi
kurtarmak
kurtarma kazısı
kurtayağı (bitki)
kurtayağı tozu
kurtbağrı (bitki)
kurt baklası
kurt bilimci
1401
kurt bilimi
kurtboğan
kurtçuk,−ğu
kurtçul
kurt kapanı
kurtkıyan (bitki)
kurt köpeği
Kurtköy
kurt kuş
kurt kuyusu
kurtlandırma
kurtlandırmak
kurtlanış
kurtlanma
kurtlanmak
kurtlaşma
kurtlaşmak
kurtlu
kurtluca
kurtluk,−ğu
kurt mantarı
kurt masalı
kurtpençesi (bitki)
kurt sineği
kurtsuz
kurttırnağı (bitki)
kurtulma
1402
kurtulmak
kurtulmalık,−ğı
kurtuluş
kurt yeniği
kuru
Kurucaşile (ilçe)
kurucu
kuruculuk,−ğu
kuru çay
kuru çayır
kuru çeşme
kuru dere
kuru duvar
kuru ekmek,−ği
kuru erik,−ği
kuru fasulye
kuru filtre
kuru gürültü
kuru hava
kuru iftira
kuru incir
kuru kafa
kuru kahve
kuru kahveci
kuru kahvecilik,−ği
kuru kalabalık,−ğı
kuru kayısı
1403
kuru kemik,−ği
kuru köfte
kuru kuruya
kuru kuyu
kurul
kuru lâf
kurulama
kurulamak
kurulanış
kurulanma
kurulanmak
kurulaşma
kurulaşmak
kurulayış
kurulma
kurulmak
kurultay
kurulu
kurulu düzen
kuruluk,−ğu
kuruluş
kuruluşlar bütünü
kurum
kuruma
kurumak
kuru meyve
kurumlanış
1404
kurumlanma
kurumlanmak
kurumlaşma
kurumlaşmak
kurumlaştırma
kurumlaştırmak
kurumlu
kurumsal
kurumsallaşma
kurumsallaşmak
kurumsuz
kuruntu
kuruntucu
kuruntu etmek
kuruntulu
kuruntusuz
kuru öksürük,−ğü
kuru pasta
kuru pil
kuru sebze
kuru sıkı
kuru soğan
kuru soğuk,−ğu
kuru söz
kuruş
kuruş kuruş
kuruşlandırma
1405
kuruşlandırmak
kuruşluk,−ğu
kuruşu kuruşuna
kurut
kurutaç,−cı
kuru tarım
kuru temizleme
kuru temizleyici
kurutma
kurutmaç,−cı
kurutmak
kurutma kabı
kurutma kâğıdı
kurutmalı
kurutmalık,−ğı
kurutma makinesi
kurutucu
kurutulma
kurutulmak
kurutuş
kuru üzüm
kuruyasıca
kuru yemiş
kuru yemişçi
kuruyuş
kuru yük
kuru yük gemisi
1406
kuş bilimi
kuşburnu (bitki)
kuşçu
kuşçubaşı
kuşçuluk,−ğu
kuşdili (dişbudak)
kuş dili (çocuk dili)
kuşe
kuşe kâğıdı
kuşekmeği (bitki)
kuşet
kuşetli
kuşetsiz
kuş evi
kuşgömü(pastırma)
kuş gözü (pencere)
kuşhane
kuş iğdesi
kuş kafesi
kuşkanadı (tıp)
kuş kirazı
kuşkonmaz (bitki)
kuşku
kuşkucu
kuşkuculuk,−ğu
kuşkulandırma
kuşkulandırmak
1409
kuşkulanma
kuşkulanmak
kuşkulu
kuşkulu kuşkulu
kuşkusuz
kuşlak,−ğı
kuşlar
kuşlokumu
(kurabiye)
kuşluk,−ğu
kuşluk namazı
kuşluk vakti
kuşluk yemeği
kuşmar
kuş otu
kuşpalazı (difteri)
kuş sütü
kuş tüyü
kuş uçumu
kuş uçuşu
kuş uykusu
kuş üzümü
kuşyemi (bitki)
kuş yuvası
kut
kutan (saka kuşu)
kutlama
1410
kuvvet çifti
kuvvet komutanları
kuvvetlendirici
kuvvetlendiriş
kuvvetlendirme
kuvvetlendirmek
kuvvetleniş
kuvvetlenme
kuvvetlenmek
kuvvetli
kuvvetlice
kuvvetölçer
kuvvetsiz
kuvvetsizlik,−ği
kuymak,−ğı
kuyruk,−ğu
kuyruk acısı
kuyrukkakan
kuyruk kemiği
kuyruklu
kuyruklu kelebek,
−ği
kuyruklu kurbağa
kuyruklular
kuyruklu piyano
kuyruklu yalan
kuyruklu yıldız
1413
kuyruk olmak
kuyruksallayan
kuyruksallayan−
giller
kuyruk sokumu
kuyruk sokumu kemiği
kuyruksuz
kuyruksuzlar
kuyruksüren
kuyruk yağı
kuytu
kuytuluk,−ğu
kuyu
kuyu bileziği
Kuyucak (ilçe)
kuyucu
kuyuculuk,−ğu
kuyudat
kuyu fındığı
kuyu kebabı
kuyum
kuyumcu
kuyumculuk,−ğu
kuyumcu terazisi
kuyu suyu
kuyu topuğu
kuz
1414
kuzen
kuzey
kuzeybatı
kuzeydoğu
Kuzey Kutbu'nu
kuzeyli
kuzey noktası
Kuzey Türkçesi
Kuzey Yıldızı
kuzgun
kuzguncuk,−ğu
Kuzguncuk (ilçe)
kuzgunî
kuzgunî siyah
kuzgunkılıcı (bitki)
kuzin
kuzine
kuzu
kuzu dişi
kuzu eti
kuzugöbeği
(mantar)
kuzu kapama
kuzu kapısı
kuzu kestanesi
kuzukulağı (bitki)
kuzukulağı asidi
1415
kuzu kuzu
kuzulama
kuzulamak
kuzulaşma
kuzulaşmak
kuzulu
kuzuluk,−ğu
kuzuluk kapısı
kuzu mantarı
kuzu sarmaşığı
Küba
Kübalı
kübik,−ği
kübist
kübizm
küçücük,−ğü
küçük,−ğü
küçük abdest
küçük ad
Küçükaslan (yıldız)
Küçük Asya
küçük ay (şubat)
Küçükayı (yıldız
kümesi)
küçükbaş
küçük bey
küçük burjuva
1416
küçük çaplı
küçük çapta
küçükçe
Küçük Çekmece
(ilçe)
küçük dalga
küçük dil
küçük dil ünsüzü
küçük gazete
küçük gezegen
küçük hanım
küçük harf
küçük Hindistan
cevizi
küçük kan dolaşımı
küçük karga
küçük köprü
küçük kumru
küçükleşme
küçükleşmek
küçüklü büyüklü
küçüklük,−ğü
küçük martı
küçük mevlit ayı
küçük önerme
küçük parmak,−ğı
küçük sakarca
1417
küçüksemek
küçük sesli uyumu
küçük şalgam
küçük tansiyon
küçük terim
küçük tövbe ayı
küçük ünlü uyumu
küçülme
küçülmek
küçültme
küçültme eki
küçültmek
küçülüş
küçümen
küçümencik,−ği
küçümseme
küçümsemek
küçümsenme
küçümsenmek
küçümseyiş
küçürek,−ği
küf
küfe
küfeci
küfecilik,−ği
küfelik,−ği
küfelik olmak
1418
kül rengi
kül rengi et sineği
kült
kül tablası
külte
kültivatör
kültür
kültür akımı
kültür balıkçılığı
kültür bitkileri
kültür çevresi
kültüre alma
kültürel
kültürel antropoloji
kültürfizik,−ği
kültür göçü
kültürlenme
kültürlenmek
kültürlü
kültürlülük,−ğü
kültür ortamı
kültür sarayı
kültür sitesi
kültürsüz
kültürsüzlük,−ğü
kültür varlıkları
külünk,−gü
1422
Libyalı
Lice (ilçe)
lider
liderlik,−ği
liet,−di
lif
lifleme
liflemek
liflenme
liflenmek
liflecme
liflecmek
liflectirme
liflectirmek
lifli
lif lif
lift
lig
liga
lignin
lika
liken
liken bilimi
likidasyon
likide etmek
likidite
likit,−di
1447
likorinoz
likör
likör bardağı
lilâ rengi
limaki
liman
liman cüzdanı
liman icçisi
limanlama
limanlamak
limanlık,−ğı
liman reisi
limbo
lime
lime lime
limit
limitet
limitet ortaklık,−ğı
limitet cirket
limitsiz
limnoloji
limon
limon asidi
limonata
limonata bardağı
limonatacı
limonatacılık,−ğı
1448
limoncu
limon esansı
limonî
limonî hava
limonit
limon kabuğu
limonküfü (renk)
limonlama
limonlamak
limonlu
limonluk,−ğu
limon otu
limon sarısı
limon suyu
limon tozu
limon tuzu
limuzin
linç,−ci
linç etmek
lineer
linet
linin
link
linolyum
linotip
linyit
lipari
1449
liparit
lipit,−di
lipom
lipsos
lir
lira
liralık,−ğı
liret
lirik,−ği
lirik ciir
lirizm
lisan
lisanıhâl,−li
lisanımünasip,−bi
lisanî
lisaniyat
lisans
lisansiyer
lisanslı
lisansüstü
lisansüstü eğitim
lise
liseler arası
liseli
liste
liste başı
listeci
1450
maatteessüf
maazallah
mabat,−dı
mabet,−di
mabet ağacı
mabeyin,−yni
mabeyinci
mabeyincilik,−ği
mablak,−ğı
mabude
mabut,−du
Macar
Macar biberi
Macarca
Macar ineği
Macaristan
Macarlık,−ğı
Macar salamı
macera
maceracı
maceracılık,−ğı
maceralı
maceraperest
macerasız
macun
macuncu
macunculuk,−ğu
1459
macun küreği
macunlama
macunlamak
macunlanma
macunlanmak
macunlaşma
macunlaşmak
maç
maça
maça beyi
maça kızı
Maçka (ilçe)
maç maç
maço
maçuna
maç yapmak
Madagaskar
Madagaskarlı
madalya
madalyalı
madalyasız
madalya töreni
madalyon
madalyoncu
madam
madama
madara
1460
madara etmek
madaralaşma
madaralaşmak
madara olmak
madde
madde başı
maddeci
maddecilik,−ği
maddeleşme
maddeleşmek
maddesel
maddesel nokta
maddeten
maddî
maddîleşme
maddîleşmek
maddîlik,−ği
maddiyat
maddiyet
madem
mademki
maden
Maden (ilçe)
maden bilimi
maden cevheri
madenci
madencilik,−ği
1461
maden damarı
maden devri
maden filizi
maden gazı
madenî
madenî para
madenî yağ
madenî yün
madenkırmız
maden kirası
maden kömürü
maden kuyusu
maden mavisi
maden ocağı
madensel
madensi
maden sodası
maden suyu
maden yatağı
maden yünü
mader
maderşahî
maderşahîlik,−ği
maderzat,−dı
madımak,−ğı
madik,−ği
madikçi
1462
madik etmek
madikleme
madiklemek
madlen
madrabaz
madrabazlık,−ğı
madreporlar
madrup,−bu
madun
maestoso
maestro
mafevk
mafiş
mafsal
mafya
mafyacı
mafyacılık,−ğı
mafyalaşma
mafyalaşmak
mafyalık,−ğı
maganda
magandalık,−ğı
magazin
magazinleşme
magazinleşmek
magma
magmasal
1463
magmatik,−ği
magnezyum
magnezyum
karbonat
magnezyum klorür
magnezyumlu
magnezyum sülfat
magri
mağara
mağara bilimci
mağara bilimi
mağara resmi
mağara sesi
mağaza
mağazacı
mağaza önü satışı
mağdur
mağduriyet
mağdurluk,−ğu
mağfiret
mağfiret etmek
mağfur
mağlûbiyet
mağlûp,−bu
mağlûp etmek
mağlûp olmak
mağmum
1464
Mağribî
mağrip,−bi
mağrur
mağrurane
mağrurca
mağrurcasına
mağrurlanma
mağrurlanmak
mağrurluk,−ğu
mağşuş
mahal,−lli
mahalle
mahalle arası
mahalle arkadaşı
mahalle bekçisi
mahallece
mahalle çapkını
mahalle imamı
mahalle kahvesi
mahalle karısı
mahalleli
mahalle mektebi
mahalle muhtarı
mahallî
mahallî idare
mahallîleşme
mahallîleşmek
1465
mahirane
mahitap,−bı
mahiye
mahiyet
mahkeme
mahkeme duvarı
mahkeme kapısı
mahkeme kararı
mahkemeleşme
mahkemeleşmek
mahkemeli
mahkemelik,−ği
mahkemelik olmak
mahkeme masrafı
mahkûk
mahkûkât
mahkûm
mahkûmane
mahkûm etmek
mahkûmiyet
mahkûm olmak
mahlâs
mahlep,−bi
mahlûk
mahlûkat
mahlûl,−lü
mahlût
1467
mahremlik,−ği
mahrukat
mahrum
mahrum etmek
mahrumiyet
mahrum olmak
mahrut
mahrutî
mahsuben
mahsul,−lü
mahsulât
mahsuldar
mahsup,−bu
mahsup etmek
mahsur
mahsus
mahsusen
mahşer
mahşer günü
mahşerî
mahşer midillisi
mahunya
mahur
mahurbuselik,−ği
mahut
mahvetme
mahvetmek
1469
mahviyet
mahvolma
mahvolmak
mahya
mahyacı
mahyacılık,−ğı
mahya ışıklığı
mahya kiremidi
mahyalık,−ğı
mahya şenliği
mahzar
mahzen
mahzun
mahzunane
mahzun etmek
mahzunlaşma
mahzunlaşmak
mahzunluk,−ğu
mahzun mahzun
mahzun olmak
mahzur
mahzurlu
maî
mail
maile
mailiinhidam
mail olmak
1470
makyajsız
makyaj takımı
makyaj yapmak
Makyavelcilik,−ği
Makyavelizm
mal
mala
malafa
malaga
malak,−ğı
malakit
malaklama
malaklamak
malalama
malalamak
malama
malarya
Malatya
malayani
malaz
Malazgirt (ilçe)
mal beyanı
mal bildirimi
mal birliği
malca
mal canlısı
malcılık,−ğı
1475
malç,−cı
mal edinmek
malen
mal etmek
Malezya
Malezyalı
malgama
malın gözü
malı taşı
malî
malî analist
malî belge
malî cebir
malî destekçi
malihulya
malî işler
malik
malikâne
Malikî
Malikîlik,−ği
malikiyet
malik olmak
malî senet,−di
maliye
maliyeci
maliyecilik,−ği
maliyet
1476
maliyet fiyatı
maliyetli
maliyetsiz
malî yıl
Malkar
Malkara (ilçe)
Malkarca
malkıran
malkoç
mallanma
mallanmak
mal müdürlüğü
mal müdürü
mal mülk
mal olmak
mal para
mal sahibi
mal sandığı
malt
Malta
Malta eriği
Malta humması
Maltalı
Malta palamudu
Malta taşı
Maltepe (ilçe)
maltız
1477
Maltız
Maltız keçisi
maltlanma
maltlanmak
maltoz
malûl,−lü
malûlen
malûl gazi
malûliyet
malûllük,−ğü
malûm
malûmat
malûmat edinmek
malûmatfuruş
malûmatfuruşluk,
−ğu
malûmatlı
malûmat sahibi
malûmatsız
malûmattar
malûmattar etmek
malûm olmak
malûmu ilâm etmek
mal varlığı
malya
malzeme
mama
1478
mantar kent
mantarlama
mantarlamak
mantarlar
mantarlaşma
mantarlaşmak
mantarlı
mantarlık,−ğı
mantar meşesi
mantar özü
mantarsı
mantar tabakası
mantar tabancası
mantı
mantıcı
mantık,−ğı
mantıkça
mantıkçı
mantıkçılık,−ğı
mantık dışı
mantıken
mantıkî
mantıklı
mantık öncesi
mantıksal
mantıksız
mantıksızlık,−ğı
1484
manti
mantin
mantinota
mantis
manto
mantolu
mantoluk,−ğu
mantosuz
manüel
manya
manyak,−ğı
manyakça
manyaklaşma
manyaklaşmak
manyaklık,−ğı
Manyas (ilçe)
manyat
manyetik,−ği
manyetik alan
manyetik disk
manyetik kart
manyetik kartuş
manyetik kaset
manyetik şerit,−di
manyetik tambur
manyetit
manyetize
1485
marifetli
marifetsiz
marihuana
marina
marinacılık,−ğı
mariz
marizleme
marizlemek
marj
marjinal,−li
marjlı
mark
marka
markacı
markaj
markalama
markalamak
markalanma
markalanmak
markalı
markasız
marke
marke etmek
market
marketçi
marketçilik,−ği
marketing
1488
marki
markiz
markizet
markka
markör
Marksçı
Marksçılık,−ğı
Marksist
Marksizm
marley
Marmara (ilçe)
Marmara çırası
Marmara Ereğlisi'ni
(ilçe)
Marmaris (ilçe)
marmelât,−dı
marn
marnlama
marnlamak
maroken
marokenci
marokencilik,−ği
maron
marpuç,−cu
marpuççu
mars
Mars
1489
mars etmek
marsık,−ğı
marsıvan
marsıvan ayısı
marsıvan eşeği
marsıvan otu
mars olmak
marş
marşandiz
marş marş
mart
martaloz
martaval
martavalcı
martavalcılık,−ğı
mart dokuzu
martı
martıgiller
martin
martini
mart kedisi
martolos
maruf
marufiyet
marul
marulcu
marulcuk,−ğu
1490
marul gübresi
Marunî
maruz
maruzat
maruz olmak
marya
marya ağı
mas,−ssı
masa
masa başı
masa başında
masaj
masajcı
masajlama
masajlamak
masal
masal âlemi
masalcı
masalımsı
masallaştırma
masallaştırmak
masa örtüsü
masara
masarif
masarika
masa saati
masat,−dı
1491
masa tablası
masa takvimi
masa tenisi
masa topu
masa üstü
yayıncılık,−ğı
masif
masiko
mask
maskanyin
maskara
maskaraca
maskara etmek
maskaralanma
maskaralanmak
maskaralaşma
maskaralaşmak
maskaralık,−ğı
maskara olmak
maskarat
maskarata
maske
maskeleme
maskelemek
maskelenme
maskelenmek
maskeli
1492
mesafeli
mesafelik,−ği
mesaha
mesai
mesai saati
mesai yapmak
mesaj
mesamat
mesame
mesane
mescit,−di
mesel
meselâ
mesele
mesel olmak
mesen
meserret
meserretle
meses
mesh
mesh etmek
Mesih
mesire
mesirelik,−ği
mesken
meskenet
Mesket Türkleri
1521
meskûkât
meskûn
meskûn mahal,−lli
meskût
meslek,−ği
meslekî
meslek içi eğitim
mesleksel
mesleksiz
mesleksizlik,−ği
meslektaş
meslektaşlık,−ğı
mesmu,−u
mesnet,−di
mesnetli
mesnetsiz
mesnevî
mesrur
mest
mestane
mestçi
mestçilik,−ği
mest etmek
mest olmak
mestur
mesture
mes’udane
1522
Mesudiye (ilçe)
mes'ul,−lü
mes'uliyet
mes'uliyetli
mes'uliyetsiz
mes'uliyetsizlik,−ği
mes'ul olmak
mes'ut,−du
mes'ut etmek
mes'ut olmak
meşakkat,−ti
meşakkatli
meşakkatsiz
meş'ale
meş'aleci
meşatlık,−ğı
meşbu,−u
meşe
meşecik,−ği
meşe kömürü
meşelik,−ği
meşe odunu
meşe palamudu
meşgale
meşgul,−lü
meşgul etmek
meşguliyet
1523
meşgul olmak
meşher
meşhet,−di
meşhur
meşhurluk,−ğu
meşhur olmak
meşhut,−du
meşhut cürümler
mahkemesi
meşhut suç
meşihat
meşime
meşin
meşin suratlı
meşin yuvarlak,−ğı
meşk
meşk etmek
meşkûk
meşkûr
meşrep,−bi
meşru,−u
meşrubat
meşrubatçı
meşruhat
meşruiyet
meşrulaşma
meşrulaşmak
1524
meşrulaştırma
meşrulaştırmak
meşru müdafaa
meşrut
meşruta
meşruten
meşruten tahliye
meşrutî
meşrutiyet
meşrutiyetçi
meş'um
meşveret
meşveret etmek
met
met,−ddi
meta,−ı
metabolizma
metafor
metafizik,−ği
metafizikçi
metafizikçilik,−ği
metafor
metal,−li
metal bilimi
metalik,−ği
metalografi
metaloit,−di
1525
metrdotellik,−ği
metre
metre kare
metre küp
metrelik,−ği
metres
metre sistemi
metreslik,−ği
metrik,−ği
metrik sistem
metris
metro
metroloji
metronom
metropol,−lü
metropolit
metropoliten
metruk,−kü
metrukât
metruke
metrukiyet
mevali
mevcudat
mevcudiyet
mevcut,−du
mevcut durum
mevcut olmak
1528
meymenetsizlik,−ği
meyus
meyus etmek
meyusiyet
meyus olmak
meyve
meyve ağacı
meyve bahçesi
meyveci
meyvecilik,−ği
meyvedar
meyve dışı
meyve ezmesi
meyvehoş
meyve içi
meyve kabuğu
meyvelenme
meyvelenmek
meyveli
meyvelik,−ği
meyve ortası
meyve reçeli
meyve sineği
meyve sineğigiller
meyvesiz
meyvesizlik,−ği
meyve suyu
1532
meyve şekeri
meyve yaprak,−ğı
meyyal,−li
meyyit
mezalim
mezamir
mezar
mezarcı
mezarcılık,−ğı
mezar kaçkını
mezarlık,−ğı
mezar taşı
mezat,−dı
mezatçı
mezat malı
mezbaha
mezbele
mezbelelik,−ği
mezcetme
mezcetmek
meze
mezeci
mezecilik,−ği
mezelik,−ği
mezellet
mezesiz
mezgeldek,−ği
1533
mezgit
mezgitgiller
mezhebi geniş
mezhep,−bi
mezhepçi
mezhepçilik,−ği
meziyet
meziyetli
mezkûr
mezoderm
mezon
Mezopotamya
mezosfer
mezozoik,−ği
mezozom
mezraa
mezru
mezun
mezuniyet
mezun olmak
mezura
mezür
mezzosoprano
mı
mıgırlık,−ğı
mıgri
mıh
1534
mırıldama
mırıldamak
mırıldanış
mırıldanma
mırıldanmak
mırıl mırıl
mırıltı
mırın kırın
mırın kırın etmek
mırlama
mırlamak
mırmır (kedi)
mır mır
mırmırık,−ğı
mırnav
mırra
mısdak,−ğı
mısır
Mısır
Mısır baklası
mısırcı
mısır ekmeği
Mısır fulü
mısır kalburu
Mısırlı
mısırlık,−ğı
mısır özü
1536
mısır püskülü
Mısır tavuğu
Mısır turnası
mısır unu
mısır yağı
mıskal
mıskala
mısmıl
mısra,−ı
mıstar
mışıldama
mışıldamak
mışıl mışıl
mışmış
mıymıntı
mıymıntılık,−ğı
mızıka
mızıkacı
mızıkalı
mızıkçı
mızıkçılık,−ğı
mızıkçılık etmek
mızıklanma
mızıklanmak
mızıldanma
mızıldanmak
mızıma
1537
militarizm
millenme
millenmek
millet
milletçe
milletler arası
milletler arasıcılık,
−ğı
millet meclisi
milletsever
milletseverlik,−ği
millettaş
milletvekili
milletvekilliği
millî
millî eğitim
millî ekonomi
millî gelir
millî güvenlik,−ği
milî hüviyet
millî iktisat,−dı
millî irade
millî kimlik,−ği
millîleşme
millîleşmek
millîleştirme
millîleştirmek
1543
millîlik,−ği
millî marş
Millî Mücadele
millî müdafaa
millî savunma
millî takım
milliyet
milliyetçi
milliyetçilik,−ği
milliyetperver
milliyetperverlik,−ği
milliyetsever
milliyetseverlik,−ği
milliyetsiz
milyar
milyarder
milyarderlik,−ği
milyarlarca
milyarlık,−ğı
milyon
milyoner
milyonerlik,−ği
milyonlarca
milyonluk,−ğu
mim
mimar
mimarbaşı
1544
mineleme
minelemek
mineli
mineral,−li
mineral bilimci
mineral bilimi
mineralleştirici
mineralleştirme
mineralleştirmek
mineralli
mineralli yağlar
mineralog,−ğu
mineraloji
mineralsiz
mini
minibüs
minibüsçü
minibüsçülük,−ğü
minicik,−ği
mini etek,−ği
mini gösterici
minik,−ği
minimal,−li
minimetre
minimini
minimize
minimize etmek
1546
minimum
mini put
mink
minkale
minnacık,−ğı
minnet
minnet etmek
minnettar
minnettarane
minnettarlık,−ğı
minnoş
minör
mintan
mintanlık,−ğı
mintarafillâh
minüskül
minval,−li
minyatür
minyatürcü
minyatürcülük,−ğü
minyatürleştirme
minyatürleştirmek
minyon
mir
mira
miraç,−cı
Miraç Gecesi
1547
monitör
monizm
monogam
monogami
monografi
monokl,−lü
monolog,−ğu
monopol,−lü
monoray
monoteist
monoteizm
monotip,−bi
monoton
monotonlaşma
monotonlaşmak
monotonluk,−ğu
monsenyör
mont
montaj
montajcı
montajcılık,−ğı
monte etmek
montör
mor
moral,−li
moral çöküntü
moral eğitimi
1555
müteyakkız
mütezayit,−di
müthiş
müttefik
müttefikan
müttehiden
müttehit,−di
müvekkil
müvellidülhumuza
müvellidülma
müverrih
müvesvis
müvezzi,−i
müvezzilik,−ği
müyesser
müyesser olmak
müzaheret
müzaheret etmek
müzahir
müzahrefat
müzakerat
müzakere
müzakereci
müzakere etmek
müzakere yapmak
müzayaka
müzayede
1604
müze
müzebzep,−bi
müzeci
müzecilik,−ği
müzehhep,−bi
müzekker
müzekkere
müzelik,−ği
müzevir
müzevirleme
müzevirlemek
müzevirlik,−ği
müzevirlik etmek
müzeyyen
müziç,−ci
müzik,−ği
müzikal,−li
müzikalite
müzik bilimci
müzik bilimi
müzik corner
müzikçi
müzikçilik,−ği
müzik dolabı
müzikhol,−lü
müzik köşesi
müzik kutusu
1605
müziklendirme
müziklendirmek
müzikli
müzik market
müzik odası
müzikolog,−ğu
müzikoloji
müzik salonu
müziksever
müziksiz
müzisyen
müzmin
müzminleşme
müzminleşmek
müzminleştirme
müzminleştirmek
müzminlik,−ği
(*)N
N
na
naaş
naat
nabekâr
1606
nabız,−bzı
nacak,−ğı
naçar
naçiz
naçizane
nadan
nadanca
nadanlık,−ğı
nadas
nadas etmek
nadaslı
nadaslık,−ğı
nadide
nadim
nadim olmak
nadir
nadirat
nadiren
nafaka
nafakalanma
nafakalanmak
nafıa
nafi,−i
nafile
nafile namazı
nafile yere
nafiz
1607
nafta
naftalin
naftalinleme
naftalinlemek
naftalinlenme
naftalinlenmek
nagehan
nağme
nağmeli
nağmesiz
nağme yapmak
nah
nahak
nahak yere
nahır
nahırcı
nahif
nahiv,−hvi
nahiye
nahiye müdürü
nahoş
naif
nail
nail olmak
naip,−bi
naiplik,−ği
nakarat
1608
nakaratlı
nakaratsız
nakavt
nakavt etmek
nakavt olmak
nakden
nakdî
nakdî ceza
nakdî kıymet
nakdî teminat
nakdî vergi
nakdî yardım
nakıs
nakış,−kşı
nakışçı
nakışçılık,−ğı
nakış ipliği
nakışlama
nakışlamak
nakışlı
nakışlık,−ğı
nakış makinesi
nakışsız
nakız,−kzı
nakibüleşraf
nakil,−kli (taşıma)
nâkil (taşıyan)
1609
nalıncılık,−ğı
nalınlı
nalınsız
nallama
nallamak
nallanış
nallanma
nallanmak
Nallıhan (ilçe)
nam
namağlûp,−bu
namahrem
namahremlik,−ği
namaz
namaz bezi
namazbozan (bitki)
namazcı
namazgâh
namaz kılmak
namazlağı
namazlık,−ğı
namaz niyaz
namaz örtüsü
namaz seccadesi
namazsız
namaz vakti
namdar
1612
name
namert,−di
namertçe
namertlik,−ği
namevcut,−du
Namibya
Namibyalı
namlı
namlı şanlı
namlu
namus
namus belâsı
namus davası
namuskâr
namuslu
namusluluk,−ğu
namus sözü
namussuz
namussuzca
namussuzluk,−ğu
namünasip,−bi
namüsait,−di
namütenahi
namütenahilik,−ği
namzet,−di
namzetlik,−ği
nanay
1613
Niksar (ilçe)
nilüfer
Nilüfer (ilçe)
nilüfergiller
nim
nimbus
nimet
nimet hakkı
nimetşinas
nine
ninni
nipel
nirengi
nirengi haritası
nirengi noktası
nisaî
nisaiye
nisaiyeci
nisaiyecilik,−ği
nisan
nisan balığı (şaka)
nisan yağmuru
nisap,−bı
nispet
nispetçi
nispet eki
nispeten
1633
not
nota
notalama
notalamak
notam
noter
noterlik,−ği
not etmek
nova
nöbet
nöbetçi
nöbetçilik,−ği
nöbetleşe
nöbetleşme
nöbetleşmek
nöbet şekeri
nörolog,−ğu
nöroloji
nöron
nörotik,−ği
nörotik karakter
nörotik kişilik,−ği
nötr
nötralizasyon
nötralize
nötralize etmek
nötrleme
1640
nötrlemek
nötrleşme
nötrleşmek
nötrleştirme
nötrleştirmek
nötrlük,−ğü
nötron
Nuh
nuhuset
nukut
numara
numaracı
numaracılık,−ğı
numaralama
numaralamak
numaralandırma
numaralandırmak
numaralanış
numaralanma
numaralanmak
numaralayış
numaralı
numarasız
numara yapmak
numen
numune
numunelik,−ği
1641
nur
nuranî
Nurdağı'nı (ilçe)
Nurhak (ilçe)
nurlandırma
nurlandırmak
nurlanış
nurlanma
nurlanmak
nurlu
nursuz
nursuz pirsiz
nuruaynım
nuruçeşmim
nurudidem
nur yüzlü
Nusaybin (ilçe)
Nusayrî
nutuk,−tku
nü
nüans
nübüvvet
nüfus
nüfus bilimci
nüfus bilimi
nüfus bilimsel
nüfus coğrafyası
1642
nüfus cüzdanı
nüfusçu
nüfus kâğıdı
nüfus kalemi
nüfus kaydı
nüfus kesafeti
nüfus kütüğü
nüfus memurluğu
nüfus patlaması
nüfus plânlaması
nüfus sayımı
nüfus tezkeresi
nüfus yoğunluğu
nüfuz
nüfuz etmek
nüfuzkâr
nüfuzlu
nüfuzsuz
nüfuz ticareti
nühüft
nükleer
nükleer enerji
nükleer reaktör
nükleer santral,−li
nükleer silâh
nükleon
nükleoprotein
1643
nüksetme
nüksetmek
nükte
nükteci
nüktecilik,−ği
nüktedan
nüktedanlık,−ğı
nükteli
nüktesiz
nükte yapmak
nükul,−lü
nükul etmek
nümayiş
nümayişçi
nümayişkâr
nüsha
nütasyon
nüve
nüzul,−lü
nüzullü
(*)O
O
o
1644
oba
obabaşı
obelisk
oberj
obje
objektif
objektiflik,−ği
objektif olmak
objektivist
objektivite
objektivizm
obruk,−ğu
obruklu
observatuvar
obsesif
obsesyon
obstrüksiyon
obua
obuacı
obur
oburca
oburlaşma
oburlaşmak
oburluk,−ğu
obüs
ocak,−ğı
ocak başı
1645
ocakçı
ocakçılık,−ğı
ocakeşeği (alet)
ocak kaşı
ocak katı
ocaklı
ocaklık,−ğı
ocak taşı
ocumak
od
oda
odabaşı
odacı
odacık,−ğı
odacılık,−ğı
oda hapsi
odak,−ğı
odaklama
odaklamak
odaklanma
odaklanmak
odaklaşma
odaklaşmak
odaklaştırma
odaklaştırmak
odaklayıcı
odak noktası
1646
odalı
odalık,−ğı
oda müziği
oda spreyi
o denli
odeon
oditoryum
od ocak,−ğı
odsuz
odsuz ocaksız
odun
odun bilimi
oduncu
oduncul
odunculuk,−ğu
odun kömürü
odunlaşma
odunlaşmak
odunluk,−ğu
odun özü
odun sobası
odunsu
odunumsu
odyometre
odyovizüel
of
Of (ilçe)
1647
oksijenlenebilir
oksijenli
oksijenli su
oksilit
oksit,−di
oksitleme
oksitlemek
oksitlenme
oksitlenmek
oksiyür
okşama
okşamak
okşamalık,−ğı
okşanma
okşanmak
okşantı
okşatma
okşatmak
okşayıcı
okşayış
oktan
oktant
oktav
oktrua
okul
okul çocuğu
okuldaş
1651
okul kaçağı
okul kooperatifi
okullaşma
okullaşmak
okullu
okul öncesi
okul sonrası
okuma
okumak
okuma kitabı
okuma saati
okuma yazma
okuma yitimi
okume
okumuş
okumuşluk,−ğu
okumuş olmak
okunaklı
okunaksız
okunma
okunmak
okuntu
okunulma
okunulmak
okunuş
okur
okuryazar
1652
olagelmek
olağan
olağan dışı
olağanlaşma
olağanlaşmak
olağanlaştırma
olağanlaştırmak
olağanlık,−ğı
olağanüstü
olağanüstü hâl,−li
olağanüstülük,−ğü
olamaz
olanak,−ğı
olanaklı
olanaksız
olanaksızlaşma
olanaksızlaşmak
olanaksızlık,−ğı
olanca
olası
olasıcılık,−ğı
olasılı
olasılık,−ğı
olasılık hesabı
olasıya
olay
olay bilimi
1654
olaycılık,−ğı
olay fotocu
olay fotoculuk,−ğu
olaylaştırma
olaylaştırmak
olaylı
olaysız
olçum
oldu
oldubitti
oldukça
oldum bittim
oldum olası
oldu olacak
oldurgan
oldurma
oldurmak
ole
olefin
oleik,−ği
oleik asit,−di
olein
oleometre
olgu
olgucu
olguculuk,−ğu
olgun
1655
olgunlaşma
olgunlaşmak
olgunlaştırma
olgunlaştırmak
olgunluk,−ğu
olgunluk çağı
olgunluk sınavı
olgunluk yaşı
olgun odun
oligarşi
oligoklâz
oligopol,−lü
oligosen
olijist
olimpik,−ği
olimpiyat,−dı
olivin
olma
olmadık,−ğı
olmak
olmamış
olmayacak,−ğı
olmaz
olmazlı
olmazlık,−ğı
olmuş
olsa olsa
1656
olta
olta balığı
oltacı
oltacılık,−ğı
olta iğnesi
olta takımı
Oltu (ilçe)
Oltu kebabı
Oltu taşı
Oltu tozu
oluk,−ğu
olukçuk,−ğu
oluklaşma
oluklaşmak
oluklu
oluk oluk
olumlama
olumlu
olumlu bildirme eki
olumlu cümle
olumlu eylem
olumlu fiil
olumluluk,−ğu
olumlu tümce
olumsal
olumsallık,−ğı
olumsuz
1657
olumsuz cümle
olumsuz eylem
olumsuz fiil
olumsuzluk,−ğu
olumsuzluk eki
olumsuzluk
kelimesi
olumsuz tümce
olunma
olunmak
olupbitti (oldubitti)
Olur (ilçe)
olurluk,−ğu
olur olmaz
oluş
oluşma
oluşmak
oluşturma
oluşturmak
oluşturulma
oluşturulmak
oluşuk,−ğu
oluşum
oluşumcu
oluşumculuk,−ğu
om
oma
1658
on
ona
on altılık,−ğı
onama
onamak
onanizm
onanma
onanmak
onar
onarıcı
onarılma
onarılmak
onarım
onarımcı
onarımcılık,−ğı
onarma
onarmak
onar onar
onartma
onartmak
onaşma
oanaşmak
onat
onay
on ayaklılar
onaylama
onaylamak
1660
onaylanış
onaylanma
onaylanmak
onaylatma
onaylatmak
onaylı
onaysız
onbaşı,−yı
onbaşılık,−ğı
on beş
on binlerce
on binlik,−ği
on bir
onbiraylık,−ğı (bitki)
on birli
onca
onculayın
onda
ondalık,−ğı
ondalıkçı
ondalık kesir,−sri
ondalık sayı
Ondokuzmayıs
(ilçe)
19 Mayıs
ondan
ondurma
1661
ondurmak
ondurmaz
ondülâtör
ondüle
ondüleli
ondülesiz
onejit
ongen
ongun
ongun besi suyu
ongunculuk,−ğu
ongunluk,−ğu
onikiparmak
bağırsağı
on iki telli
oniks
onkoloji
onlar
onlarca
onlu
onluk,−ğu
onma
onmadık,−ğı
onmak
onmaz
on milyonluk,−ğu
onomastik,−ği
1662
onomatope
on paralık,−ğı
on parasız
ons
onsuz
ontik,−ği
ontojenez
ontoloji
ontolojik,−ği
ontolojizm
onu
onulma
onulmak
onulmaz
onum
onun
onuncu
onur
onur belgesi
onur kurulu
onurlandırma
onurlandırmak
onurlanma
onurlanmak
onurlu
onursal
onursal başkan
1663
optimetri
optimist
optimizasyon
optimize etmek
optimizm
optimum
opus
ora
oracık
oracıkta
orada
oradan
orak,−ğı
orak ayı
orak böceği
orakçı
orakçılık,−ğı
oraklaşma
oraklaşmak
oral
oralı
oralılık,−ğı
oramiral,−li
oramirallik,−ği
oran
oranca
oran dışı
1665
orangutan
oranla
oranlama
oranlamak
oranlı
oransız
oransızlık,−ğı
orantı
orantılama
orantılamak
orantılanma
orantılanmak
orantılı
orası
oratoryo
oraya
orcik,−ği
ordinaryüs
ordinat
ordino
ordonat
ordövr
ordövr arabası
ordövr tabağı
ordu
Ordu
ordubozan
1666
ordubozanlık,−ğı
orducu
ordu donatım
ordu evi
ordugâh
ordu komutanı
ordu merkezi
ordusuz
orfoz
org
organ
organ aktarımı
organik,−ği
organikçi
organik kimya
organik kütle
organik öge
organizasyon
organizatör
organize etmek
organize sanayi,−i
organize suç
organizma
organlaşma
organlaşmak
organlık,−ğı
organ nakli
1667
orman evi
orman gülü
orman işletmesi
orman kebabı
orman kibarı
orman köylüsü
orman köyü
orman kuşağı
ormanlaşma
ormanlaşmak
ormanlaştırma
ormanlaştırmak
ormanlık,−ğı
orman sarmaşığı
orman sıçanı
ormansız
ormansızlaşma
ormansızlaşmak
orman tavuğu
orman tavuğugiller
orman yeşili
ornatma
ornatmak
ornitolog,−ğu
ornitoloji
ornitorenk,−gi
orojeni
1669
orospu
orospu bohçası
orospu böreği
orospu çocuğu
orospuluk,−ğu
orospu yemeği
orostopol
orostopolluk,−ğu
orsa
orsa alabanda
orsa boca
orsalama
orsalamak
orsa poca
orta
Orta (ilçe)
orta ağırlık,−ğı
orta boy
orta boylu
Ortaca (ilçe)
ortaç,−cı
Orta Çağ
orta dalga
orta damar
orta deri
orta dikme
orta direk,−ği
1670
Orta Doğu
orta elçi
orta hâlli
orta hece yutumu
orta hizmetçisi
orta hizmeti
orta işi
ortak,−ğı
orta karar
orta karın,−rnı
ortak bölen
ortak çarpan
ortakçı
ortakçılık,−ğı
ortak dil
ortak etmek
ortak fark
ortak gider
ortak hesap,−bı
ortak kat
ortaklaşa
ortaklaşacı
ortaklaşacılık,−ğı
ortaklaşma
ortaklaşmak
ortaklaştırma
ortaklaştırmak
1671
ortaklık,−ğı
ortaklık senedi
ortaklık sözleşmesi
ortak mülkiyet
ortak nesne
ortak olmak
ortak ölçülmez
sayılar
Ortaköy (ilçe)
ortak özne
ortak payda
ortak tam bölen
ortak tümleç,−ci
orta kulak,−ğı
orta kulak boşluğu
orta kulak iltihabı
orta kuşak,−ğı
ortak yapım
ortak yaşama
ortakyaşar
ortakyaşarlık,−ğı
ortak yönetim
ortak yüklem
ortalama
ortalamak
ortalamasına
ortalı
1672
ortalık,−ğı
ortalıkçı
ortalıkta
ortam
orta malı
orta masası
orta mektep,−bi
ortanca
ortancalı
ortanın sağı
ortanın solu
orta nokta
ortaokul
orta oyunculuğu
orta oyuncusu
orta oyunu
orta öğrenim
orta öğretim
orta parmak,−ğı
orta saha
orta sıklet
Orta Şark
orta şekerli
orta tedrisat
orta terim
orta uç,−cu
(santrafor)
1673
ortay
orta yaşlı
orta yaylak,−ğı
orta yol
orta yolcu
orta yolculuk,−ğu
orta yuvar
orta yuvarlak,−ğı
Ortodoks
Ortodoksluk,−ğu
ortodonti
ortoklâz
ortopedi
ortopedik,−ği
ortopedist
ortoz
oruç,−cu
oruçlu
oruçsuz
orun
orunlama
orya
oryantal,−li
oryantalist
oryantalizm
oryantasyon
o saat
1674
o sırada
Osmancık (ilçe)
Osmaneli'ni (ilçe)
Osmangazi (ilçe)
Osmanî
Osmaniye (ilçe)
Osmanlı
Osmanlıca
Osmanlıcacılık,−ğı
Osmanlıcılık,−ğı
Osmanlılık,−ğı
Osmanlı Türkçesi
osmiyum
osmiyumlu
osteoloji
osteoporoz
osurgan
osurgan böceği
osurma
osurmak
osuruğu cinli
osuruk,−ğu
oşinografi
ot
otacı
otacılık,−ğı
otağ
1675
oyulgama
oyulgamak
oyulganma
oyulganmak
oyulma
oyulmak
oyuluş
oyum
oyumlama
oyumlamak
oyun
oyun alanı
oyunbaz
oyunbazlık,−ğı
oyunbozan
oyunbozanlık,−ğı
oyunbozanlık
etmek
oyunca
oyuncak,−ğı
oyuncakçı
oyuncakçılık,−ğı
oyuncaklı
oyuncu
oyunculuk,−ğu
oyuncu seçimi
oyun ebesi
1685
oyun etmek
oyun havası
oyun kâğıdı
oyun kurucu
oyunlaştırılma
oyunlaştırılmak
oyunlaştırma
oyunlaştırmak
oyunluk,−ğu
oyun masası
oyun sahası
oyun salonu
oyuntu
oyun yazarı
oyun yazarlığı
oyuş
ozalit
ozalitçi
ozan
ozanca
ozanlık,−ğı
ozansı
ozansılık,−ğı
ozmonoloji
ozmos
ozokerit
ozon
1686
öğleüstü
öğleüzeri
öğle vakti
öğle yemeği
öğleyin
öğrek,−ği
öğrencelik,−ği
öğrenci
öğrenci belgesi
öğrenci bileti
öğrenci kartı
öğrenci kimliği
öğrencilik,−ği
öğrenci yurdu
öğrenilme
öğrenilmek
öğrenim
öğrenim belgesi
öğrenimli
öğreniş
öğrenme
öğrenmek
öğrenmelik,−ği
öğreti
öğretici
öğreticilik,−ği
öğretilme
1691
öğretilmek
öğretim
öğretim bilgisi
öğretim görevlisi
öğretim programı
öğretim üyesi
öğretim
yardımcıları
öğretim yılı
öğretiş
öğretme
öğretmek
öğretmen
öğretmen evi
öğretmenlik,−ği
öğün
öğür
öğürleşme
öğürleşmek
öğürlük,−ğü
öğürme
öğürmek
öğür olmak
öğürtleme
öğürtlemek
öğürtme
öğürtmek
1692
öleyazma
öleyazmak
ölgün
ölgünlük,−ğü
ölme
ölme hakkı
ölmek
ölmez
ölmez çiçek,−ği
(bitki)
ölmezleştirme
ölmezleştirmek
ölmezlik,−ği
ölmezoğlu
ölmez otu
ölmüş
ölü
ölü açı
ölü dalga
ölü deniz
ölü dil
ölü doğum
ölü fiyatına
ölü helvası
ölük,−ğü
ölülük,−ğü
ölüm
1697
ölüm cezası
ölümcül
ölüm dirim
ölüm döşeği
ölüm emri
ölü mevsim
ölüm fermanı
ölüm hâli
ölüm ilmühaberi
ölüm kalım
ölüm kalım
meselesi
ölüm kalım savaşı
ölüm korkusu
ölümlü
ölümlü dünya
ölümlük,−ğü
ölümlük dirimlik,−ği
ölümlülük,−ğü
ölüm oranı
ölüm orucu
ölümsek,−ği
ölüm sessizliği
ölüm sigortası
ölümsü
ölüm sükûtu
ölümsüz
1698
ölümsüzleşme
ölümsüzleşmek
ölümsüzleştirme
ölümsüzleştirmek
ölümsüzlük,−ğü
ölüm tazminatı
ölünme
ölünmek
ölü nokta
ölü örtü
ölü renk,−gi
ölü saat,−ti
ölü sezon
ölü salı (teneşir)
ölüsü kandilli
ölüsü kınalı
ölüş
ölü yatırım
ölü yemeği
ölü yıkama
ölü yıkayıcı
ölü zaman
Ömerli (ilçe)
ömrübillâh
ömrühayat
ömrünce
ömür,−mrü
1699
ömür adam
ömür boyu
ömür boyunca
ömürlü
ömürsüz
ömür törpüsü
ön
ön ad
ön alım
ön alım hakkı
ön avurt,−du
ön avurt ünsüzü
ön ayak,−ğı
önayak etmek
önayak olmak
ön belirti
ön bilgi
ön bilim
önce
önce bilim
öncecilik,−ği
önceden
önceden satış
önceki
öncel
öncel belirleme
öncel düzen
1700
önceleme
öncelemek
önceleri
öncelik,−ği
öncelikle
öncelikli
öncesiz
öncesizlik,−ği
öncü
öncül
öncülük,−ğü
öncülük etmek
öncü oyun
öncü tiyatro
ön çalışma
ön damak,−ğı
ön damak ünsüzü
öndelik,−ği
ön denetim
önder
önderlik,−ği
ön deyi
ön deyiş
ön doğru
ön ek
önel
ön eleme
1701
önem
önemli
önemlice
önemseme
önemsemek
önemseniş
önemsenme
önemsenmek
önemseyiş
önemsiz
önemsizce
önemsizlik,−ği
önerge
öneri
öneriş
önerme
önermek
önerti
öneze
ön göğüs,−ğsü
öngörme
öngörmek
öngörü
öngörülme
öngörülmek
öngörülü
ön gün
1702
ön içki
ön kesinti
ön kol
ön kol kemiği
ön koşul
önlem
önleme
önlemek
önleniş
önlenme
önlenmek
önleyici
önleyiş
ön lisans
önlük,−ğü
önlüklü
önlüklük,−ğü
ön oda
ön oluş
ön oluşum
ön ödeme
ön rapor
ön seçici
ön seçim
önsel
önsellik,−ği
ön ses
1703
ön ses düşmesi
önsezi
önsezili
ön soruşturma
ön söz
ön sözleşme
ön şart
ön tasar
ön tasım
ön teker
ön türeme
ön uyum
önü sıra
ön vurgu
ön yargı
ön yargılı
ön yaylak,−ğı
ön yetkinlik,−ği
ön yüzbaşı,−yı
öpme
öpmek
öptürme
öptürmek
öpücük,−ğü
öpülme
öpülmek
öpüş
1704
öpüşme
öpüşmek
örcin
ördek,−ği
ördek balığı
ördekbaşı (renk)
ördekgagası (renk)
ördekgiller
ördek yürüyüşü
ördürme
ördürmek
örek,−ği
öreke
ören
örenlik,−ği
örf
örfî
örfî idare
örge
örgen
örgensel
örgü
örgücü
örgülü
örgülü pilâv
örgün
örgün eğitim
1705
öykücü
öykücülük,−ğü
öyküleme
öykülemek
öyküleştirme
öyküleştirmek
öykünce
öykünme
öykünmeci
öykünmek
öyle
öylece
öylelikle
öylemesine
öyle öyle
öylesi
öylesine
öz
Özalp (ilçe)
öz bağışıklık,−ğı
özbek,−ği
Özbek
Özbekçe
Özbekistan
Özbek pilâvı
özbeöz
özbeslenen
1712
öz beslenme
özcesi
özdek,−ği
özdekçi
özdekçilik,−ği
özdeksel
özden
öz denetim
özdenlik,−ği
özdeş
özdeşleme
özdeşlemek
özdeşleşme
özdeşleşmek
özdeşleştirme
özdeşleştirmek
özdeşlik,−ği
özdeştirme
özdeştirmek
öz devim
öz devinim
özdeyiş
öz dışı
öz dikeni
öz direnç,−ci
öze
özek,−ği
1713
özek ağacı
özek demiri
özek doku
özel
özel ad
özel af,−ffı
özel dil
öz eleştiri
özel girişim
özel girişimci
özel girişimcilik,−ği
özel hayat
özelik,−ği
özel kesim
özel kurul
özelleşme
özelleşmek
özelleştirme
özelleştirmek
özellik,−ği
özellikle
özel mülkiyet
özel okul
özel radyo
özel sayı
özel sektör
özel televizyon
1714
özel teşebbüs
özel tiyatro
özel ulak,−ğı
özel yaşam
özeme
özemek
özen
özenci
özenç,−ci
özendirme
özendirmek
özene bezene
özengen
özengenlik,−ği
özeni
özenilme
özenilmek
özeniş
özenli
özenme
özenmek
özensiz
özensizlik,−ği
özenti
özentici
özenticilik,−ği
özentili
1715
özentisiz
özerk
özerkleşme
özerkleşmek
özerkleştirme
özerkleştirmek
özerklik,−ği
özet
özetle
özetleme
özetlemek
özetlenme
özetlenmek
özezer
özezerlik,−ği
özge
özgeci
özgecil
özgecilik,−ği
öz geçmiş
özgü
özgül
özgül ağırlık,−ğı
özgüleme
özgülemek
özgüllük,−ğü
özgülük,−ğü
1716
özgün
özgünleşme
özgünleşmek
özgünleştirme
özgünleştirmek
özgünlük,−ğü
özgür
özgürce
özgürleşme
özgürleşmek
özgürleştirme
özgürleştirmek
özgürlük,−ğü
özgürlükçü
özgürlükçü
demokrasi
özgürlükçülük,−ğü
öz güven
öz ışın
öz indükleme
öz itme
öz itmeli
öz kardeş
öz kaynak,−ğı
öz kedi balığıgiller
öz kesit
özlem
1717
özleme
özlemek
özlemli
özlenme
özlenmek
özlenti
özlentili
özleşme
özleşmek
özleştirme
özleştirmeci
özleştirmecilik,−ği
özleştirmek
özletme
özletmek
özleyiş
özlü
özlü çamur
özlük,−ğü
özlük hakkı
özlük işleri
özlü söz
özlü un
özne
özne grubu
öznel
öznelci
1718
öznelcilik,−ği
öznellik,−ği
özne öbeği
öz odun
öz öğrenim
öz öğrenimli
öz saygı
özsel
öz sermaye
özsever
özseverlik,−ği
öz su
öz tahta
özümleme
özümleme dokusu
özümlemek
özümlenme
özümlenmek
özümseme
özümsemek
özümsenme
özümsenmek
özün erosluk,−ğu
özünlü
özür,−zrü
özürlü
özürsüz
1719
özüt
Özvatan (ilçe)
özveren
özveri
özverili
öz yapı
öz yaşam
öz yaşam öyküsü
öz yönetim
(*)P
P
pa
pabucu yarım
pabuç,−cu
pabuççu
pabuççuluk,−ğu
pabuçlu
pabuçluk,−ğu
papuçsuz
paça
paçacı
paçacılık,−ğı
paça günü
paça kasnak,−ğı
paçal
paçalı
paçalık,−ğı
1720
para
para alım satımı
para arzı
para babası
para basma
parabellum
para birimi
parabol,−lü
parabolik,−ği
paraboloit,−di
paraca
para canlısı
para cezası
paracı
paracılık,−ğı
para cüzdanı
para çantası
paraçol
para darlığı
para değişimi
para desteği
para destekçisi
paradi
paradigma
paradoks
paradoksal
para dolaşımı
1730
para etmek
paraf
parafazi
parafe
parafe etmek
parafeleme
parafelemek
parafin
parafin banyosu
parafinli
parafinsiz
paraflama
paraflamak
paraflı
parafsız
paragöz
paragraf
Paraguay
Paraguaylı
para işleri
paraka
parakete
paraketeci
para kısıtlaması
para kısıtlayıcı
paralâks
paralama
1731
paralamak
paralanma
paralanmak
paralatma
paralatmak
paralayıcı
paralel
paralel akım
paralelizm
paralel kaidesi
paralelkenar
paralelleştirme
paralelleştirmek
paralellik,−ği
paralel yüz
paralı
paralıca
paralık,−ğı
paralizi
paralojik,−ği
paralojizm
paramatik,−ği
parametre
parametreleme
parametrelemek
parametreli
parametrik,−ği
1732
paramnezi
paramparça
paramparça olmak
parankima
paranoya
paranoyak,−ğı
parantez
parapet
para pul
parasal
parasempatik,−ği
parasempatik sinir sistemi
parasız
parasızlık,−ğı
parasız pulsuz
parasız yatılı
para şişkinliği
paraşüt
paraşüt birlikleri
paraşütçü
paraşütçülük,−ğü
paraşüt kulesi
paraşütlü
paratiroit bezi
paratoner
paratüberküloz
paravan
1733
paravana
paravan menteşesi
paravan yapmak
parazit
parazitlenme
parazitlenmek
parazitli
parazitlik,−ği
parazitoloji
parazitsiz
parça
parça bohçası
parça bölük
parçacı
parçacık,−ğı
parçacılık,−ğı
parçalama
parçalamak
parçalanış
parçalanma
parçalanmak
parçalatma
parçalatmak
parçalayıcı
parçalayış
parçalı
parçalı bohça
1734
parçalı sistem
parça parça
parça pürçük,−ğü
pardon
pardösü
pare
pare pare
parfüm
parfümcü
parfümcülük,−ğü
parfümeri
parıldama
parıldamak
parıldatma
parıldatmak
parıldayış
parıl parıl
parıltı
parıltılı
parıltısız
parite
park
parka
parkçı
parkçılık,−ğı
parke
parkeci
1735
parkecilik,−ği
parkeleme
parkelemek
parkeletme
parkeletmek
parke taşı
park etmek
parkmetre
park saati
parkur
park yapmak
park yeri
parlak,−ğı
parlaklaşma
parlaklaşmak
parlaklık,−ğı
parlama
parlamak
parlâmentarizm
parlâmenter
parlâmento
parlatıcı
parlatma
parlatmak
parlayış
parmak,−ğı
parmak hesabı
1736
parmak izi
parmaklama
parmaklamak
parmaklık,−ğı
parmaklıklı
parmaklıksız
parmak parmak
parmaksı
parmak tatlısı
parmak üzümü
parmıcan
parodi
parola
parpa
par par
pars
parsa
parsel
parselâsyon
parselleme
parsellemek
parsellenme
parsellenmek
parselletme
parselletmek
parselli
parşömen
1737
paslaşmak
paslatma
paslatmak
paslı
pas mantarı
pas mantarıgiller
paso
pasör
paspal
paspallık,−ğı
paspartu
paspas
paspasçı
paspasçılık,−ğı
paspaslama
paspaslamak
paspaslanma
paspaslanmak
paspaslatma
paspaslatmak
paspas yapmak
pas rengi
passız
pasta
pastacı
pastacılık,−ğı
pasta cilâsı
1740
pastahane
pastahaneci
pastahanecilik,−ği
pasta kalıbı
pasta kreması
pastal
pastalı
pastav
pastavla
pazarlık,−ğı
pastav makinesi
pastel
pastırma
pastırmacı
pastırmacılık,−ğı
pastırmalı
pastırmalık,−ğı
pastırmalı yumurta
pastırma yazı
pastil
pastis
pastiş
pastişçi
pastoral,−li
pastoral oyun
pastörizasyon
pastörize
1741
pastörize etmek
pastra
pasveren
paşa
paşa ağacı
paşababa
paşaçadırı (bitki)
paşa çayı
paşa kapısı
paşalı
paşalık,−ğı
paşa olmak
paşa paşa
paşazade
paşmak
paşmakçı
pat
pata
patadak
patak,−ğı
pataklama
pataklamak
pataklanma
pataklanmak
patakrem
patalya
patapuf
1742
pehpehlemek
pejmürde
pejmürdelik,−ği
pejoratif
pek
pekâlâ
pek başlı
pek canlı
pekçe
pek çok,−ğu
pek doku
pekent,−di
pek gözlü
peki
Pekin ördeği
pekişme
pekişmek
pekiştirme
pekiştirmek
pekiştirmeli
pekiştirmeli
isim,−smi
pekiştirmeli kelime
pekiştirmeli özne
pekiştirmeli sıfat
pekiştirmeli zarf
pekiştirme sıfatı
1751
pekiştirme ünlüsü
pekitme
pekitmek
pekiyi
pekleşme
pekleşmek
pekleştirme
pekleştirmek
peklik,−ği
pekmez
pekmezci
pekmezcilik,−ği
pekmez helvası
pekmezkefi (renk)
pekmezköpüğü
(renk)
pekmez köpüğü
pekmezli
pekmezlik,−ği
pekmez toprağı
pek pek
peksimet,−di
pektin
pektoral,−li
pek yürekli
pek yüzlü
peleme
1752
peren
perende
perese
perestiş
perestiş etmek
perestişkâr
perestroyka
perforaj
performans
pergament kâğıdı
pergel
pergel hareketi
pergelleme
pergellemek
pergola
perhiz
perhizkâr
perhizkârlık,−ğı
perhizli
perhizsiz
perhiz yapmak
peri
peri bacası
pericik,−ği
perido
peridot
peridotit
1758
periferi
peri hastalığı
perikart,−dı
perili
peri masalı
peri masası
peri oyunu
peripatetizm
peri piramidi
periskop,−bu
perişan
perişan etmek
perişanlık,−ğı
perişan olmak
periton
peritonit
periyodik,−ği
periyot,−du
perki
perküsyon
perlit
perlitli
perlon
perlon fırça
perma
permanant
permanganat
1759
peştamalcılık,−ğı
peştamallı
peştamallık,−ğı
peştamalsız
Peştu
Peştuca
pet,−di
petek,−ği
petek dokuma
petek göz
petek güvesi
petrifikasyon
petrografi
petrokimya
petrokimyacı
petrol,−lü
petrolcü
petrol lâmbası
petrol mavisi
petroloji
pet şişe
petunya
pey
pey akçesi
peyda
peyda etmek
peydahlama
1763
pirometre
pirometri
pirosfer
piruhi
pirüpak,−ki
piryol,−lü
pirzola
pirzolalık,−ğı
pis
pi sayısı
pis bıyık,−ğı
pisboğaz
pisboğazlık,−ğı
pisi
pisi balığı
pisik,−ği
pisin
pisi otu
pisipisi (kedi)
pisi pisi
pisi pisine
pisipisi otu
piskopos
piskoposhane
piskoposluk,−ğu
pis lâkırdı
pisleme
1772
pislemek
pislenme
pislenmek
pisletme
pisletmek
pislik,−ği
pislik böceği
pislikçil
pis pis
pis söz
pis su
pis su borusu
pis su tesisatı
pist
piston
pistonlu
pisuvar
pişdar
pişeğen
pişek,−ği
pişekâr
pişi
pişik,−ği
pişim
pişirgeç,−ci
pişirici
pişiriliş
1773
pişirilme
pişirilmek
pişirim
pişirimlik,−ği
pişiriş
pişirme
pişirmek
pişirtme
pişirtmek
pişkin
pişkince
pişkinlik,−ği
pişman
pişman etmek
pişmaniye
pişmaniyeci
pişmanlık,−ğı
pişman olmak
pişme
pişmek
pişpirik,−ği
pişpirikçi
pişt
pişti
piştov
piti piti
piton
1774
derecesi
polimerleşmek
polimerleştirme
polimerleştirmek
polimerlik,−ği
polip,−bi
polis
polisaj
polis arabası
polis evi
polis hafiyesi
polisiye
polisiye film
polisiye roman
polislik,−ği
polis noktası
politeist
politeizm
politik,−ği
politika
politikacı
politikacılık,−ğı
politika yapmak
poliüretan
polka
polo
Polonez
1782
portakal bahçesi
portakallık,−ğı
portakal rengi
portakal suyu
portatif
portbagaj
portbebe
porte
Portekiz
Portekizce
Portekizli
portföy
portmanto
portmone
porto
portör
portörlük,−ğü
portre
portreci
pos
posa
posalanma
posalanmak
posalı
posasız
pos bıyık,−ğı
pos bıyıklı
1785
Posof (ilçe)
post
posta
postacı
postacılık,−ğı
posta etmek
postahane
posta kartı
posta kodu
posta kutusu
postal
postalama
postalamak
postalanma
postalanmak
posta posta
posta pulu
posta treni
posta yapmak
poster
postiş
post it
post kavgası
postlu
postnişin
postrestant
post−scriptum
1786
postsuz
postulat
poşet
poşet çay
poşetleme
poşetlemek
poşu
poşulu
pot
pota
potalı
potalı atış
potansiyel
potansiyel farkı
potansiyel suçlu
potas
potas kostik,−ği
potasyum
potasyum hidroksit,
−di
potasyum klorür
potasyum nitrat
potasyum sülfat
potasyum sülfür
pot başı
potin
potkal
1787
potlaç,−cı
potlanma
potlanmak
potpuri
potuk,−ğu
potur
poturlu
pot yapmak
pot yeri
pound
poy
poyra
poyraz
poyrazlama
poyrazlamak
poz
Pozantı (ilçe)
pozisyon
pozitif
pozitif bilim
pozitif elektrik,−ği
pozitif film
pozitif görüntü
pozitif hukuk
pozitif kutup,−tbu
pozitiflik,−ği
pozitif sayı
1788
radyoaktifleştirme
radyoaktiflik,−ği
radyoaktivite
radyobiyoloji
radyocu
radyoculuk,−ğu
radyodifüzyon
radyoelektrik,−ği
radyoelektriksel
radyoelektronik,−ği
radyo etkinliği
radyo evi
radyofizik,−ği
radyofizyoloji
radyofoni
radyofonik,−ği
radyofonik ses
radyofoto
radyo gazetesi
radyografi
radyogram
radyo istasyonu
radyoizotop
radyokimya
radyolink
radyolog,−ğu
radyoloji
1804
radyometre
radyometri
radyometrik,−ği
radyo muhabiri
radyo oyunu
radyoskopi
radyo taksi
radyoteknoloji
radyotelefon
radyotelgraf
radyoterapi
radyoterapist
radyo yayını
radyum
raf
rafadan
Rafızî
Rafızîlik,−ği
rafinaj
rafinatör
rafine
rafineri
rafit,−di
rafting
rafya
rağbet
rağbet etmek
1805
rağbetli
rağbetsiz
rağbetsizlik,−ği
rağm
rağmen
rahat
rahatça
rahat döşeği
rahat duruş
rahat etmek
rahatlama
rahatlamak
rahatlatma
rahatlatmak
rahatlık,−ğı
rahatlıkla
rahat olmak
rahat rahat
rahatsız
rahatsız etmek
rahatsızlanma
rahatsızlanmak
rahatsızlaşma
rahatsızlaşmak
rahatsızlık,−ğı
rahatsız olmak
rahibe
1806
rakıcılık,−ğı
rakım
rakı meclisi
rakibe
rakik,−kı
rakip,−bi
rakiplik,−ği
rakipsiz
rakit,−di
rakkas
rakkase
rakkaslı
rakor
rakorlu musluk,−ğu
raks
raks aksağı
raks etmek
ralli
rallici
ram
ramak
ramazan
Ramazan Bayramı
ramazan davulu
ramazaniyelik,−ği
ramazan keyfi
ramazanlık,−ğı
1808
ramazan pidesi
ramazan topu
rambo
rambursman
ram etmek
rami
ram olmak
ramp
rampa
rampacı
rampa etmek
rampalama
rampalamak
rampalı
randa
randevu
randevucu
randevuculuk,−ğu
randevu evi
randevulaşma
randevulaşmak
randıman
randımanlı
rant
rantabilite
rantabl
rantçı
1809
rasathane
rasıt,−dı
raspa
raspacı
raspa etmek
raspalama
raspalamak
raspalanma
raspalanmak
raspa taşı
rasyo
rast
rastgele
rast geliş
rast gelmek
rast getirmek
rast gitmek
rastık,−ğı
rastıklı
rastlama
rastlamak
rastlanma
rastlanmak
rastlantı
rastlaşma
rastlaşmak
rastlayış
1811
rayihalı
razakı
razı
razı etmek
razı olmak
razmol,−lü
re
reaksiyon
reaktör
realist
realist olmak
realite
realizasyon
realizm
reasürans
reaya
rebabî
rebap,−bı
rebiyülâhır
rebiyülevvel
recep,−bi
recim,−cmi
recmetme
recmetmek
reçel
reçelci
reçelcilik,−ği
1813
refüj
regaip,−bi
Regaip Gecesi
Regaip Kandili
regl
reglân
regresyon
regülâsyon
regülâtör
reha
rehabilitasyon
rehavet
rehber
rehberli
rehberlik,−ği
rehberlik etmek
rehber öğretmen
rehbersiz
rehin
rehine
rehin etmek
reis
reis bey
reis efendi
reisicumhur
reislik,−ği
reisülküttap,−bı
1816
rendeli
rendesiz
rengârenk,−gi
ren geyiği
renk,−gi
renk bilimi
renk cümbüşü
renkçi
renkgideren
renk körlüğü
renk körü
renk küre
renkleme
renklemek
renklendirici
renklendirme
renklendirmek
renklenme
renklenmek
renkli
renkli basın
renkli film
renkli işitme
renklilik,−ği
renkli televizyon
renkölçer
renk ölçme
1819
renk renk
renksemez
renkser
renksiz
renksizlik,−ği
renktaş
renktaşlık,−ğı
renk uzmanı
renk yuvarı
renyum
reomür
reorganizasyon
reosta
repertuvar
replik,−ği
repo
repocu
repoculuk,−ğu
reprodüksiyon
resen
resepsiyon
reseptör
resesif
resesyon
resif
resim,−smi
resimci
1820
resimleme
resimlemek
resimlendirme
resimlendirmek
resimleşme
resimleşmek
resimleyici
resimli
resimlik,−ği
resimli roman
resimsi
resim yazı
resital,−li
resmen
resmetme
resmetmek
resmî
resmî dil
resmî elbise
resmigeçit,−di
resmî giysi
resmikabul,−lü
resmîleşme
resmîleşmek
resmîleştirme
resmîleştirmek
resmîlik,−ği
1821
resmî nikâh
resmî olmayan
eğitim
resmiyet
ressam
ressamlık,−ğı
rest
restitüsyon
restleşme
restleşmek
restoran
restorasyon
restore
restore etmek
resul,−lü
resülmal,−li
Reşadiye (ilçe)
reşit
reşit olmak
reşme
ret,−ddi
retina
retorik,−ği
retrospektif
reva
revaç,−cı
revak
1822
rıhtım
rıza
rızk
riayet
riayet etmek
riayetkâr
riayetsiz
riayetsizlik,−ği
ribozom
rica
ricacı
rica etmek
rical,−li
ric'at
ric'at etmek
Richter ölçeği
rik'a
rikabdar
rikkat,−ti
rikkatli
rimel
rimelleme
rimellemek
rimellenme
rimellenmek
rimelli
rina
1825
rindane
ring
ringa
ring seferi
rint,−di
rintlik,−ği
risale
risk
riskli
risling
ritm
ritmik,−ği
ritmik sayma
ritmli
ritmsiz
ritüel
rivayet
rivayet birleşik
zamanı
rivayet olunmak
riya
riyakâr
riyakârane
riyakârlık,−ğı
riyal,−li
riyala
riyaset
1826
riyasız
riyazet
riyazî
riyaziyat
riyaziye
riyaziyeci
riyolit
Rize
riziko
roba
robalı
robot
robotik,−ği
robotlaşma
robotlaşmak
robotlaştırma
robotlaştırmak
robotluk,−ğu
roda
rodaj
rodeo
rodeocu
Rodezya
Rodezyalı
rodyum
roka
roket
1827
roketatar
rokfor
rokfor peyniri
rokoko
rol,−lü
rolcü
rolcülük,−ğü
rol çatışması
rol iflâsı
rol yapmak
rom
Roma
Romalı
roman
Roman
romancı
romancılık,−ğı
Roman dilleri
romanesk
romanist
romanlaştırma
romanlaştırmak
Romanolog,−ğu
Romanoloji
romans
romantik,−ği
romantiklik,−ği
1828
rövanş
röveşata
ruam
ruba
rubaî
rubidyum
ruble
rubu
ruf
Rufaî
Rufaîlik,−ği
rugan
rugby
ruh
ruhanî
ruhaniyet
ruhban
ruhbaniyet
ruhbanlık,−ğı
ruh bilgini
ruh bilimci
ruh bilimcilik,−ği
ruh bilimi
ruh bilimsel
ruh çöküntüsü
ruh doktoru
ruhen
1831
ruh göçü
ruh hastası
ruh hekimi
ruh hekimliği
ruhî
ruhiyat
ruhiyatçı
ruhiyatçılık,−ğı
ruh karmaşası
ruhlu
ruh ölçümü
ruh ötesi
ruh sağlığı
ruhsal
ruhsat
ruhsatiye
ruhsatlandırma
ruhsatlandırmak
ruhsatlı
ruhsatname
ruhsatsız
ruhsuz
ruhsuzlaşma
ruhsuzlaşmak
ruhsuzlaştırma
ruhsuzlaştırmak
ruhsuzluk,−ğu
1832
ruj
rujlama
rujlamak
rujlanma
rujlanmak
rulet
rulman
rulo
Rum
Rum ateşi
rumba
Rumca
Rumeli'yi
Rumelili
Rumen
Rumence
Rumî
Rumlaşma
Rumlaşmak
Rumlaştırma
Rumlaştırmak
Rumluk,−ğu
rumuz
rumuzlu
run
runik,−ği
rupi
1833
Rus
Rusça
Ruslaşma
Ruslaşmak
Ruslaştırma
Ruslaştırmak
Rusluk,−ğu
Rus ruleti
Rus salatası
rustaî
Rusya
rutenyum
rutherfordyum
rutin
rutubet
rutubetlendirme
rutubetlendirmek
rutubetlenme
rutubetlenmek
rutubetli
rutubetsiz
ruz
ruziklenme
ruziklenmek
ruznamçe
ruzname
ruzuşeb
1834
rübap,−bı
rücu,−u
rücu etmek
rücu hakkı
rüçhan
rüçhan hakkı
rüesa
rüfeka
rükû,−u
rükün,−knü
rüküş
rüküşlük,−ğü
rüping sistemi
rüstik,−ği
rüsum
rüsumat
rüsup,−bu
rüsva
rüsvalık,−ğı
rüşeym
rüşt,−dü
rüştiye
rüşvet
rüşvetçi
rüşvetçilik,−ği
rütbe
rütbeli
1835
rütbesiz
rüya
rüyet
rüzgâr
rüzgâr altı
rüzgârgülü
rüzgârlama
rüzgârlamak
rüzgârlanma
rüzgârlanmak
rüzgârlı
rüzgârlık,−ğı
rüzgârsız
(*)S
S
saadet
saadet asrı
saadethane
saadetle
saadetlû
saadet zinciri
saat,−ti
saat açısı
saat ayarı
saat başı
saat camı
saat cebi
1836
saatçi
saat çiçeği
saatçilik,−ği
saat dairesi
saat dilimi
saat farkı
saatinde
saati saatine
saat kulesi
saatlerce
saatli
saatli bomba
saatlik,−ği
saba
sababuselik,−ği
sabah
sabaha doğru
sabaha karşı
sabah akşam
sabahçı
sabahçı kahvesi
sabah ezanı
sabah kahvaltısı
sabah keyfi
sabahki
sabah koşusu
sabahlama
1837
sabahlamak
sabahları
sabahlatma
sabahlatmak
sabahleyin
sabahlı
sabahlık,−ğı
sabah namazı
sabah sabah
sabahtan
sabahtan akşama
sabah yeli
sabahyıldızı (ağaç)
saban
saban balığı
saban demiri
saban kemiği
sabankıran
saban kulağı
saba rüzgârı
sabık
sabıka
sabıka kaydı
sabıkalı
sabıkasız
sabır,−brı
sabırla
1838
sabırlı
sabırsız
sabırsızlanış
sabırsızlanma
sabırsızlanmak
sabırsızlık,−ğı
sabır taşı
sabi
sabit
sabite
sabit fikir,−kri
sabitkadem
sabit kalem
sabitleşme
sabitleşmek
sabitleştirilmiş
sabitleştirme
sabitleştirmek
sabitlik,−ği
sabit olmak
sabo
sabotaj
sabotajcı
sabotajcılık,−ğı
sabotaj yapmak
sabote
sabote etmek
1839
sadik,−ği
sadiklik,−ği
sadist
sadistçe
sadistlik,−ği
sadizm
sadme
sadrazam
sadrazamlık,−ğı
saf
safa
safahat
safalı
safari
safça
safderun
saf dışı
safdil
safer
saffet
safha
safi
safiha
safir
safir mavisi
safiyet
saf kan
1844
saflaşma
saflaşmak
saflaştırma
saflaştırmak
saflık,−ğı
safra
safra kesesi
safralı
safran
Safranbolu (ilçe)
safra yeşili
saf saf
safsata
safsatacı
safsatacılık,−ğı
sagar
sagu
sağ
sağ açık,−ğı
sağ akçe
sağalma
sağalmak
sağaltıcı
sağaltım
sağaltma
sağaltmak
sağanak,−ğı
1845
sağanlar
sağbeğeni
sağ bek
sağcı
sağcılık,−ğı
sağ çıkarma
sağdıç,−cı
sağdıç emeği
sağdıçlık,−ğı
sağdırma
sağdırmak
sağduyu
sağduyulu
sağ eğilimli
sağ esen
sağgörü
sağgörülü
sağgörüsüz
sağgörüsüzlük,−ğü
sağ haf
sağı
sağıcı
sağılış
sağılma
sağılmak
sağım
sağımlı
1846
sağımlık,−ğı
sağım makinesi
sağın
sağın bilimler
sağır
sağır dilsiz
sağır duvar
sağır etmek
sağır kapı
sağır kef
sağırlaşma
sağırlaşmak
sağırlık,−ğı
sağır nun
sağır olmak
sağır pencere
sağır renk,−gi
sağır yılan
sağ iç
sağistem
sağ kanat,−dı
sağlam
sağlama
sağlamak
sağlamca
sağlamcı
sağlamlama
1847
sağlamlamak
sağlamlaşma
sağlamlaşmak
sağlamlaştırma
sağlamlaştırmak
sağlamlık,−ğı
sağlam para
sağlanış
sağlanma
sağlanmak
sağlayıcı
sağlıcakla
sağlığa uygun
sağlığa uygunluk,
−ğu
sağlık,−ğı
sağlık bilgisi
sağlık bilimi
sağlık evi
sağlık görevlisi
sağlık havuzu
sağlık hizmeti
sağlık karnesi
sağlık koruma
sağlık kurulu
sağlıklı
sağlıklı yaşam
1848
sağlıklı yaşam
koşusu
sağlıklı yaşam
merkezi
sağlık memuru
sağlık merkezi
sağlık muayenesi
sağlık ocağı
sağlıksal
sağlıksız
sağlıksızlık,−ğı
sağlık sigortası
sağlık taraması
sağlık yurdu
sağlı sollu
sağma
sağmak
sağmal
sağmal inek,−ği
sağ ol
sağ olmak
sağ para
sağrı
sağrı kemiği
sağ salim
sağ şerit,−di
sağu
1849
sağucu
sağuculuk,−ğu
sağyağ
sah,−hhı
saha
Saha
saha avantajı
sahabe
sahabet
sahabetçi
sahabet etmek
Sahaca
sahaf
sahaflık,−ğı
sahan
sahanlık,−ğı
sahavet
sahi
sahibe
sahici
sahiden
sahife
sahih
sahil
sahil boyu
sahil çizgisi
sahildar
1850
sahileşme
sahileşmek
sahileştirme
sahileştirmek
sahil kordonu
sahil şeridi
sahip,−bi
sahipkıran
sahiplenme
sahiplenmek
sahiplik,−ği
sahip olmak
sahipsiz
sahipsizlik,−ği
sahn
sahne
sahneleme
sahnelemek
sahnelenme
sahnelenmek
sahneleyiş
sahne olmak
sahra
sahra topu
sahre
sahte
sahteci
1851
sahtecilik,−ği
sahtekâr
sahtekârlık,−ğı
sahtelik,−ği
sahtiyan
sahtiyancı
sahtiyancılık,−ğı
sahur
sahurluk,−ğu
sahur yemeği
saik
saika
Saimbeyli (ilçe)
sair
sairfilmenam
sak
saka
sakaf
sakağı
sakak,−ğı
saka kuşu
sakal
sakalı
sakalık,−ğı
sakallanma
sakallanmak
sakallı
1852
salon
salon adamı
salon çamı
salon çiçeği
saloz
salozlaşma
salozlaşmak
salozluk,−ğu
salpa
salpak,−ğı
salt
salta
saltanat
saltanatçı
saltanatlı
saltanatsız
saltçılık,−ğı
salt çoğunluk,−ğu
salt değer
saltık,−ğı
salt nem
salto
salt sıcaklık,−ğı
salt sıfır
Salur
salvo
salya
1862
salyamsı
salyangoz
sal yarışı
sam
saman
saman alevi
Samandağ (ilçe)
samanî
saman kâğıdı
samankapan
samanlı
samanlı gübre
samanlık,−ğı
samanlı kerpiç,−ci
saman nezlesi
saman rengi
saman sarısı
Samanuğrusu
(yıldız kümesi)
Samanyolu
(yıldız kümesi)
samaryum
samba
Samî
samimî
samimîleşme
samimîleşmek
1863
samimîlik,−ği
samimî olmak
samimiyet
samimiyetle
samimiyetsiz
samimiyetsizlik,−ği
samsa
Samsat (ilçe)
samsun
Samsun
samur
samuray
samur kaşlı
samur kürk
samut
sam yeli
san
sana
sanal
sanal nicelik,−ği
sanal sayı
sanat
sanat adamı
sanatçı
sanatçılık,−ğı
sanat dünyası
sanat enstitüsü
1864
sanat eri
sanat eseri
sanat evi (galeri)
sanat filmi
sanatkâr
sanatkârane
sanatkârlık,−ğı
sanatlı
sanat okulu
sanatoryum
sanatsal
sanatsever
sanayi,−i
sanayi bölgesi
sanayici
sanayicilik,−ği
sanayiinefise
sanayi kuruluşu
sanayileşme
sanayileşmek
sanayileştirme
sanayileştirmek
sanayi odası
sanayi sitesi
sanayi ülkesi
sanayi yatırımı
sancak,−ğı
1865
sarat
saray
Saray (ilçe)
saray çiçeği
Saraydüzü'nü (ilçe)
Saraykent (ilçe)
Sarayköy (ilçe)
saraylı
saray lokması
saray menekşesi
Sarayönü'nü (ilçe)
saray patı
sarban
sarbanbaşı
sarbanlık,−ğı
sardalye
sardırma
sardırmak
sardoğan
sardun
sardunya
sardunyagiller
sarf
sarf etmek
sarfınazar
sarfınazar etmek
sarfiyat
1873
sargı
sargılama
sargılamak
sargılı
sargın
sargısız
sarhoş
sarhoş etmek
sarhoşlaşma
sarhoşlaşmak
sarhoşluk,−ğu
sarhoş olmak
sarı
sarıağaç,−cı
sarıağı (bitki)
sarıağız (balık)
sarıakrep,−bi
sarıasma (kuş)
sarıasmagiller
sarıbalık,−ğı
sarı basın
sarı benek,−ği
sarı bez
sarıca
sarıcalık,−ğı
Sarıcakaya (ilçe)
sarıcık,−ğı
1874
sarıcı
sarıcılık,−ğı
sarıçalı
sarıçam
sarı çıyan
sarıçiçek,−ği
sarıçiğdem
sarıdiken
sarıengerek,−ği
sarıerik,−ği (kayısı)
sarıfiğ
Sarıgöl (ilçe)
sarıgöz (balık)
sarığıburma (tatlı)
sarıhalile (bitki)
sarıhani (balık)
sarıhumma
sarı ırk
sarık,−ğı
Sarıkamış (ilçe)
sarıkamışçın
sarıkanat,−dı (balık)
sarı kart
Sarıkaya (ilçe)
sarıkçı
sarıkız
sarıklı
1875
sarımtırak,−ğı
sarınma
sarınmak
Sarıoğlan (ilçe)
sarıpapatya
sarısabır (bitki)
sarısalkım
sarı sendika
sarı sendikacılık,−ğı
sarı sıcak,−ğı
sarışebboy
sarış
sarışın
sarışınca
sarışınlık,−ğı
Sarıveliler (ilçe)
sarı yağ
sarı yağız
Sarıyahşi (ilçe)
Sarıyer (ilçe)
sarıyelve
sarıyonca
Sarız (ilçe)
sarızambak,−ğı
sari (bir tür giysi)
sâri (geçici,
bulaşıcı)
1877
sarig
sarih
sarih mef'ul
sarkaç,−cı
sarkaçlama
sarkaçlamak
sarkık,−ğı
sarkıklık,−ğı
sarkıl
sarkıntı
sarkıntılık,−ğı
sarkıntılık etmek
sarkıntılık yapmak
sarkıntı olmak
sarkış
sarkıt
sarkıtma
sarkıtmak
sarkma
sarkmak
sarkom
sarma
sarmak
sarma kafiye
sarmal
sarmalama
sarmalamak
1878
sataşma
sataşmak
saten
sathî
sathîleşme
sathîleşmek
sathîleştirme
sathîleştirmek
sathîlik,−ği
satı
satıcı
satıcılık,−ğı
satıh,−thı
satılık,−ğı
satılış
satılma
satılmak
satım
satımcı
satımlık,−ğı
satın alma
satın almacı
satın almak
satır
satır başı
satır satır
satır sonu
1881
satış
satış bedeli
satış değeri
satış fiyatı
satış işlem odası
satış merkezi
satış mukavelesi
satış odası
satış ruhsatı
satış sarayı
satış sözleşmesi
satış şartnamesi
satış yapmak
satış yeri
satir
satirik,−ği
satlıcan
satma
satmak
satranç,−cı
satranççı
satranççılık,−ğı
satrançlı
satranç tahtası
satranç takımı
satranç taşı
satranç vezni
1882
satrap
satsuma
sattırma
sattırmak
Satürn
satvet
sauna
sav
sava
savacı
savak,−ğı
savaklama
savaklamak
savan
savana
savaş
savaşçı
savaşçılık,−ğı
savaşım
savaşımcı
savaşkan
savaşma
savaşmak
Savaştepe (ilçe)
savat
savatlama
savatlamak
1883
sayfalandırma
sayfalandırmak
sayfalanmış
sayfalanmış
program
sayfalık,−ğı
sayfiye
saygı
saygıdeğer
saygı duruşu
saygılı
saygın
saygınlık,−ğı
saygısız
saygısızca
saygısızlık,−ğı
sayha
sayı
sayı boncuğu
sayıca
sayıcı
sayı farkı
sayı göstergesi
sayıklama
sayıklamak
sayılama
sayılamak
1887
sayı levhası
sayılı
sayılma
sayılmak
sayım
sayım bilimi
sayımlama
sayımlamacı
sayımlamak
sayımlamalı
sayımlı
sayımsal
sayım vergisi
sayın
sayısal
sayısal loto
sayı sıfatı
sayısız
sayısızlık,−ğı
sayış
sayışma
sayışmak
saykal
saykallama
saykallamak
saylama
saylamak
1888
saylav
sayma
saymaca
saymak
sayman
saymanlık,−ğı
saymazlık,−ğı
sayrı
sayrıl
sayrılar evi
sayrılık,−ğı
sayrımsak,−ğı
sayrımsama
sayrımsamak
sayvan
saz
sazak,−ğı
Sazak (ilçe)
sazan
sazangiller
saz benizli
sazcı
sazcılık,−ğı
sazende
sazendelik,−ği
saz eseri
saz evi
1889
sazkâr
sazkayası (balık)
sazlı
sazlık,−ğı
sazlı sözlü
saz rengi
saz semaîsi
sazsız
saz şairi
saz şiiri
saz takımı
saz tavuğu
score board
scrable
seaborgiyum
seans
sebat
sebat etmek
sebatkâr
sebatlı
sebatsız
sebatsızlık,−ğı
sebayüdü
sebebiyet
Seben (ilçe)
sebep,−bi
sebep bilimi
1890
sebeplenme
sebeplenmek
sebepli
sebepli sebepsiz
sebep olmak
sebepsiz
sebepsizce
sebil
sebilci
sebil etmek
sebilhane
sebkihindî
sebze
sebzeci
sebzecilik,−ği
sebze çorbası
sebzelik,−ği
sebzevat
seccade
seccadeci
secde
secde etmek
seci
seciye
seciyeli
seciyesiz
seciyesizlik,−ği
1891
seçal (self−servis)
seçenek,−ği
seçi
seçici
seçici kurul
seçiciler kurulu
seçicilik,−ği
seçik,−ği
seçiliş
seçilme
seçilmek
seçilmiş
seçim
seçim bölgesi
seçim çevresi
seçimlik,−ği
seçimlik ders
seçim sandığı
seçim tutanağı
seçim yapmak
seçim yasağı
seçiş
seçki
seçkin
seçkincilik,−ği
seçkinler
seçkinleşme
1892
seçkinleşmek
seçkinlik,−ği
seçme
seçmece
seçmeci
seçmecilik,−ği
seçme hakkı
seçmek
seçmeler
seçmeli
seçmeli ders
seçmeli yemek,−ği
seçmen
seçmen kütüğü
seçmenlik,−ği
seçmesiz yemek,
−ği
seçme süresi
seçme yetkisi
seçtirme
seçtirmek
seda
sedalı
sedalılık,−ğı
sedasız
sedasızlık,−ğı
sedef
1893
sedefçi
sedefçilik,−ği
sedef hastalığı
sedef kakma
sedefkâr
sedefli
sedefli kalker
sedef otu
sedef otugiller
sedefsi
sedefsi bulut
sedimantasyon
sedir
sedye
sedyeci
sedyelik,−ği
sedyelik olmak
sefa
sefahat,−ti
sefalet
sefaret
sefarethane
sefer
seferber
seferber etmek
seferberlik,−ği
seferber olmak
1894
serak,−ğı
seramik,−ği
seramikçi
seramikçilik,−ği
serap,−bı
serapa
serasker
serasker kapısı
seraskerlik,−ği
serazat,−dı
serbaz
serbest
serbest bölge
serbest çalışma
serbestçe
serbest elektron
serbest enerji
serbest güreş
serbesti
serbest iş
serbest kart
serbestleme
serbestlemek
serbestlik,−ği
serbest meslek,−ği
serbest mıntıka
serbest nazım
1907
serbest su
serbest vuruş
serbest yük
serçe
serçegiller
serçe parmak,−ğı
serçin
serdar
serdengeçti
serdengeçtilik,−ği
serdetme
serdetmek
serdirme
serdirmek
serdümen
sere
seremoni
seren
serenat,−dı
serencam
Serendi
sere serpe
seretan
serf
sergen
sergerde
sergerdelik,−ği
1908
sersemleme
sersemlemek
sersemleşme
sersemleşmek
sersemletme
sersemletmek
sersemlik,−ği
sersem olmak
sersem sepelek
sersem sepet
serseri
serserice
serserileşme
serserileşmek
serserilik,−ği
serserilik etmek
serseri mayın
serseri serseri
sert
sertabip,−bi
sert buğday
sert damak,−ğı
sert doku
sertelme
sertelmek
sertifika
sertifikalı
1912
sertifikasız
sertifikasyon
sertlenme
sertlenmek
sertleşme
sertleşmek
sertleştirici
sertleştirme
sertleştirmek
sertlik,−ği
sert sert
sert su
sert tabaka
sert ünsüz
sert zar
serum
serüven
serüvenci
serüvencilik,−ği
serüvenli
serüvensiz
servant
servantlık,−ğı
servet
servet sahibi
servi
servi ağacı
1913
servi boylu
servigiller
servilik,−ği
servis
servis arabası
servis aracı
servis asansörü
servisçi
servis istasyonu
servis kapısı
servis merdiveni
servis otobüsü
servis tabağı
servis takımı
servis yapmak
seryaver
seryum
seryumlu
serzeniş
ses
ses aleti
ses aygıtı
ses bilgisi
ses bilimi
ses birimi
ses çevirgesi
sesçi
1914
sesçil
sesçil alfabe
sesçil imlâ
sesçil yazım
ses dalgaları
ses değişmesi
ses duvarı
ses düşmesi
seselim
ses etmek
ses ikizleşmesi
ses kakışımı
ses karşılanması
ses kirişi
ses kirişleri
ses kuşağı
seslem
sesleme
seslemek
seslendirici
seslendiricilik,−ği
seslendiriş
seslendirme
seslendirmek
sesleniş
seslenme
seslenmek
1915
sesli
sesli film
sesli harf
seslik,−ği
seslikçi
sesli okuma
sesli sinema
sesli taş
sesli uyumu
ses organları
ses perdesi
ses seda
sessiz
sessizce
sessiz film
sessiz harf
sessizleşme
sessizleşmek
sessizlik,−ği
sessiz okuma
sessiz sedasız
sessiz sessiz
sessiz sinema
sessiz uyumu
sessiz yürüyüş
ses soluk
sestaş
1916
ses telleri
ses türemesi
ses uyumu
sesyayar
sesyazar
ses yitimi
ses yoğunluğu
ses yolu
ses yönetmeni
set
seter
setir,−tri
setliç
setre
setretme
setretmek
setriavret
sevap,−bı
sevda
sevdalanış
sevdalanma
sevdalanmak
sevdalı
sevdiceğim
sevdirme
sevdirmek
sevecen
1917
sevecenlik,−ği
sever
sevgi
sevgili
sevgi seli
sevgisiz
sevi
sevici
seviliş
sevilme
sevilmek
sevim
sevimli
sevimlileşme
sevimlileşmek
sevimlileştirme
sevimlileştirmek
sevimlilik,−ği
sevimsiz
sevimsizleşme
sevimsizleşmek
sevimsizlik,−ği
sevinç,−ci
sevinçli
sevinçsiz
sevindirici
sevindirme
1918
sevindirmek
seviniş
sevinme
sevinmek
Sevir (Boğa burcu)
seviş
sevişme
sevişmek
seviye
seviyeli
seviyesiz
seviyesizlik,−ği
sevk
sevk edilmek
sevk etmek
sevkıtabiî
sevkıyat
sevk olmak
sevk olunmak
sevk pusulası
sevkulceyş
sevme
sevmek
seyahat,−ti
seyahat acentesi
seyahat etmek
seyahatname
1919
sezü
sezyum
sfagnum
sfenks
sıcacık,−ğı
sıcağı sıcağına
sıcak,−ğı
sıcakça
sıcak dalgası
sıcak harp,−bi
sıcakkanlı
sıcakkanlılık,−ğı
sıcak kuşak,−ğı
sıcaklaşma
sıcaklaşmak
sıcaklaştırma
sıcaklaştırmak
sıcaklık,−ğı
sıcaklıkölçer
sıcaklık seviyesi
sıcaklıkyayar
sıcak olmak
sıcak para
sıcak renkler
sıcak savaş
sıcak sıcak
sıçan
1923
sığma
sığmak
sıhhat,−ti
sıhhatli
sıhhî
sıhhî imdat
sıhhî tesisat
sıhhî tesisatçı
sıhhî tesisatçılık,−ğı
sıhhiye
sıhhiyeci
sıhrî
sıhriyet
sık
sıkacak,−ğı
sıkboğaz
sıkboğaz etmek
sıkça
sıkı
sıkı ağızlı
sıkıca
sıkıcı
sıkı denetim
sıkı doku
sıkı düzen
sıkı fıkı
sıkılama
1927
sıkılamak
sıkılanma
sıkılanmak
sıkılgan
sıkılganlık,−ğı
sıkılık,−ğı
sıkılış
sıkılma
sıkılmak
sıkılmaz
sıkılmazlık,−ğı
sıkım
sıkınma
sıkınmak
sıkıntı
sıkıntılı
sıkıntısız
sıkı sıkı
sıkı sıkıya
sıkışık,−ğı
sıkışıklık,−ğı
sıkışma
sıkışmak
sıkıştırıcı
sıkıştırılma
sıkıştırılmak
sıkıştırış
1928
sıkıştırma
sıkıştırmak
sıkıt
sıkıyönetim
sıkkın
sıkkınlık,−ğı
sıklaşma
sıklaşmak
sıklaştırılma
sıklaştırılmak
sıklaştırma
sıklaştırmak
sıklet
sıklık,−ğı
sıkma
sıkma baş
sıkmaç,−cı
sıkmak
sıkmalık,−ğı
sık otlatma
sık sık
sıktırma
sıla
sılacı
sıla özlemi
sıla sıygası
sıma
1929
sınıflandırmak
sınıflanış
sınıflanma
sınıflanmak
sınıflaşma
sınıflaşmak
sınıflı
sınıfsal
sınıfsız
sınık,−ğı
sınıkçı
sınıkçılık,−ğı
sınır
sınır açı
sınır boyu
sınırdaş
sınırdaşlık,−ğı
sınır dışı
sınır karakolu
sınırlama
sınırlamak
sınırlandırılmış
sınırlandırma
sınırlandırmak
sınırlanış
sınırlanma
sınırlanmak
1931
sınırlayış
sınırlı
sınırlı doğru
sınırlı ortaklık,−ğı
sınırlı sayı
sınırlı sorumluluk,
−ğu
sınırlı uyuşturma
sınır ötesi
sınır ötesi harekât
sınırsız
sınırsız doğru
sınırsız sayı
sınırsız sorumluluk,
−ğu
sınırsız yetki
sınır taşı
sınma
sınmak
sıpa
sıpsıcak
sır (vernik)
sır,−rrı (giz)
sıra
sıraca
sıracagiller
sıracalı
1932
sıraca otu
sıracı
sıradağ
sıradağlar
sıradan
sıradanlık,−ğı
sıra dayağı
sıra dışı
sıralaç,−cı
sıralama
sıralamak
sıralanış
sıralanma
sıralanmak
sıralatma
sıralatmak
sıralayıcı
sıralayıcı harf,−fi
sıralayış
sıralı
sıralı cümle
sıralı oluş
sıralı sırasız
sıra makinesi
sıra malı
sıram sıram
sıra olmak
1933
sıra saygı
sıra sayı sıfatı
sıra sıra
sırasıyla
sırasız
sırat
sırat köprüsü
Sırbistan
Sırbistanlı
sırça
sırdaş
sırdaşça
sırdaşlık,−ğı
sırf
sırık,−ğı
sırıkçı
sırık domatesi
sırık fasulyesi
sırık hamalı
sırıkla atlama
sırıklama
sırıklamak
sırılsıklam
sırım
sırıma
sırımak
sırıtık,−ğı
1934
sineklik,−ği
sinek mantarı
sinekoloji
sinekromi
sineksavar
sinek sıklet
sinekyutan
sinema
sinemacı
sinemacılık,−ğı
sinema endüstrisi
sinemalaştırma
sinemalaştırmak
sinema perdesi
sinema salonu
sinema sanatçısı
sinema sanayii
sinemasever
sinemaskop,−bu
sinematek,−ği
sinema tekniği
sinematik,−ği
sinematograf
sinerama
sinerji
sineroman
sinestezi
1950
singin
sini
sinik,−ği
sinir
sinir argınlığı
sinir bilimi
sinir buhranı
sinirce
sinir doku
sinir harbi
sinir hastalığı
sinir hastası
sinir ilâcı
sinir kanatlılar
sinir küpü
sinirleme
sinirlemek
sinirlendirici
sinirlendirme
sinirlendirmek
sinirleniş
sinirlenme
sinirlenmek
sinirleri kuvvetli
sinirleri zayıf
sinirli
sinirlilik,−ği
1951
sinir olmak
sinir otları
sinir otu
sinir otugiller
sinir savaşı
sinirsel
sinir sistemi
sinirsiz
sinirsizlik,−ği
sinir törpüsü
siniş
sinizm
sinle
sinlik,−ği
sinme
sinmek
Sinolog,−ğu
Sinoloji
sinonim
Sinop
sinsi
sinsice
sinsileşme
sinsileşmek
sinsilik,−ği
sinsin
sintigrafi
1952
sintine
sinüs
sinüzit
sinüzoidal,−li
sinüzoit,−di
sinyal,−li
sinyalizasyon
sinyal lâmbası
sinyal müziği
sinyor
sipahi
sipahilik,−ği
sipariş
siparişçi
sipariş etmek
siper
siper etmek
siperisaika
siperlenme
siperlenmek
siperli
siperlik,−ği
sipolin
sipsi
sipsipullah
sipsivri
sirayet
1953
sistireleme
sistirelemek
sistit
sistol,−lü
sit
sit alanı
sitayiş
sitayişkâr
site
sitem
sitem etmek
sitemkâr
sitemli
sitil (su kovası)
sitoloji
sitoplâzma
sitrik asit,−di
sitteisevir,−vri
sittinsene
Sivas
Sivaslı (ilçe)
Siverek (ilçe)
sivil
sivilce
sivilceli
sivil idare
sivilize
1956
sivilleşme
sivilleşmek
sivilleştirme
sivilleştirmek
sivillik,−ği
sivil polis
sivil savunma
sivil yönetim
sivri
sivri akıllı
sivri biber
Sivrice (ilçe)
sivriç
sivri fare
Sivrihisar (ilçe)
sivrikuyruk,−ğu
(solucan)
sivrileşme
sivrileşmek
sivrileştirme
sivrileştirmek
sivrilik,−ği
sivriliş
sivrilme
sivrilmek
sivriltme
sivriltmek
1957
sivrisinek,−ği
siya
siyah
siyah beyaz
siyahımsı
siyahımtırak,−ğı
siyah ırk
siyahî
siyahlanma
siyahlanmak
siyahlaşma
siyahlaşmak
siyahlatma
siyahlatmak
siyahlık,−ğı
siyah zeytin
siyak
siyakat,−ti
siyakat yazısı
siyakusibak
siyanojen
siyanür
siyanürik
siyanürleme
siyanürlemek
siyasa
siyasal
1958
siyasal parti
siyaset
siyasetçi
siyasetçilik,−ği
siyaseten
siyaset meydanı
siyasetname
siyasî
siyasî ambargo
siyasî coğrafya
siyasî harita
siyasî parti
siya siya
siyasiyat
siyatik,−ği
siyek,−ği
siyenit
siyer
siyim siyim
siyme
siymek
siyonist
siyonizm
siz
skandal
skandiyum
skavut
1959
soğuk,−ğu
soğuk algınlığı
soğuk bez
soğuk büfe
soğukça
soğuk dalgası
soğuk damga
soğuk harp,−bi
soğuk hava
deposu
soğuk ısırması
soğukkanlı
soğukkanlı
hayvanlar
soğukkanlılık,−ğı
soğukkanlı olmak
soğuklama
soğuklamak
soğuklaşma
soğuklaşmak
soğuklaştırma
soğuklaştırmak
soğukluk,−ğu
soğuk neva
soğuk nevale
soğuk renkler
soğuk savaş
1964
sokuşmak
sokuşturma
sokuşturmak
sol
sol,−lü (nota)
sol açık,−ğı
solak,−ğı
solaklık,−ğı
sol anahtarı
solâryum
sol bek
solcu
solculuk,−ğu
soldat
soldurma
soldurmak
sol eğilimli
solfej
solgun
solgunlaşma
solgunlaşmak
solgunluk,−ğu
sol haf
Solhan (ilçe)
sol iç
solidarist
solidarizm
1967
solipsizm
solist
solistlik,−ği
sollama
sollamak
sollayış
solluk,−ğu
solma
solmak
solmaz
solo
solocu
solo yapmak
sol şerit,−di
solucan
solucan düşürücü
solucanlar
solucan otu
soluğan
soluk,−ğu
soluk borusu
soluk darlığı
soluk kesici
soluklama
soluklamak
soluklanma
soluklanmak
1968
son adam
sonar
sonat
sonbahar
son birim
son birim değer
teorisi
son birim faydası
son birim geliri
son birim maliyeti
son birim yararı
soncul
sonda
sondaj
sondajcı
sondaj kuyusu
sondaj yapmak
sondalama
sondalamacı
sondalamacılık,−ğı
sondalamak
son derece
son deyiş
sondör
son dört,−dü
sone
son ek
1971
son görev
son gürlüğü
son kânun
son kullanıcı
(bilgisayarda)
son kullanma tarihi
sonlama
sonlamak
sonlu
sonlu büyüklük,−ğü
son nefes
sonra
sonradan
sonradan görme
sonradan
görmelik,−ği
sonradan görmüş
sonradan
görmüşlük,−ğü
sonradan olma
sonraki
sonraları
sonrasız
sonrasızlık,−ğı
sonsal
son ses
son ses düşmesi
1972
sonsuz
sonsuz küçük,−ğü
sonsuzlaşma
sonsuzlaşmak
sonsuzluk,−ğu
son teşrin
son turfanda
sonuç,−cu
sonuç karşılaşması
sonuçlama
sonuçlamak
sonuçlandırılma
sonuçlandırılmak
sonuçlandırma
sonuçlandırmak
sonuçlanış
sonuçlanma
sonuçlanmak
sonuç oyuncusu
sonuçsuz
sonuç takımı
sonuç yarışması
sonuncu
sonunda
sonurgu
sonurtu
sonuşmaz
1973
sorgusuz sualsiz
sorgu yargıcı
sorit
sorkun
sorma
sormaca
sormak
sormuk,−ğu
sorti
sorti yapmak
soru
soru cümlesi
soru eki
soru işareti
sorulma
sorulmak
sorulu görünüm
sorum
soruma
sorumak
sorumlu
sorumluluk,−ğu
sorumsuz
sorumsuzca
sorumsuzlaşma
sorumsuzlaşmak
sorumsuzlaştırma
1975
sorumsuzlaştırmak
sorumsuzluk,−ğu
sorun
sorunlu
sorunsal
sorunsuz
soru sıfatı
soruşma
soruşmak
soruşturma
soruşturmacı
soruşturmacılık,−ğı
soruşturmak
soruşturma kurulu
soruşturma raporu
soruşturucu
sorutkan
sorutma
sorutmak
soru zamiri
soru zarfı
sos
sosis
sosluk,−ğu
sosyal,−li
sosyal adalet
sosyal antropoloji
1976
sosyal bilgiler
sosyal bilim
sosyal bilimler
sosyal bünye
sosyal değerler
sosyal değişme
sosyal demokrasi
sosyal demokrat
sosyal devlet
sosyal düzen
sosyal faaliyet
sosyal gelişme
sosyal güvenlik,−ği
sosyal hayat
sosyal ilişki
sosyalist
sosyalistik,−ği
sosyalizasyon
sosyalizm
sosyal konut
sosyalleşme
sosyalleşmek
sosyalleştirme
sosyalleştirmek
sosyal olay
sosyal olgu
sosyal oluşum
1977
sosyal psikoloji
sosyal sigorta
sosyal statü
sosyal tabaka
sosyal yapı
sosyal yardım
sosyal yaşam
sosyete
sosyetik,−ği
sosyoekonomik,−ği
sosyokültürel
sosyolengüistik,−ği
sosyolog,−ğu
sosyoloji
sosyolojizm
sote
sovhoz
Sovyet
soy
soya
soya çekim
soyadı
soya fasulyesi
soy ağacı
soydaş
soydaşlık,−ğı
soydurma
1978
söylemseme
söylemsemek
söylemseme
yapmak
söylence
söylenilme
söylenilmek
söyleniş
söylenme
söylenmek
söylenti
söyleşi
söyleşme
söyleşmek
söyletme
söyletmek
söylev
söylevci
söyleyiş
söz
söz başı
söz birliği
söz birliği etmek
söz bölüğü
söz bölükleri
söz cambazı
söz cambazlığı
1984
sözcü
sözcük,−ğü
sözcük hazinesi
sözcük türü
sözcük vurgusu
sözcülük,−ğü
sözçatar
söz dağarcığı
söz dalaşı
sözde
sözde özne
söz dizimi
söz dizimsel
söz düellosu
söz ebesi
söz ehli
sözel
sözel öğrenme
söz etmek
söz gelimi
söz gelişi
söz gösterisi
söz karışıklığı
söz kesimi
söz konusu
söz konusu olmak
sözlendirici
1985
sözlendiricilik,−ği
sözlendirme
sözlendirmek
sözlenme
sözlenmek
sözleşme
sözleşmek
sözleşmeli
sözleşmesiz
sözleşme tutanağı
sözleşme yapmak
sözlü
sözlü basın
sözlü film
sözlük,−ğü
sözlük bilgisi
sözlük bilimci
sözlük bilimi
sözlük birimi
sözlükçü
sözlükçülük,−ğü
sözlü sınav
sözlü soru
söz meydanı
söz misali
söz olmak
söz rüşveti
1986
söz sahibi
söz sahibi olmak
sözsüz
sözsüz oyun
söz temsili
söz ustası
sözüne sahip,−bi
sözün kısası
söz varlığı
söz yarışı
söz yazarı
söz yitimi
söz zinciri
spaghetti
spastik,−ği
spazm
spektroskop,−bu
spektroskopi
spekülâsyon
spekülâtif
spekülâtör
sperm
sperma
sperma ana
hücresi
spermasızlık,−ğı
spermatozoit,−di
1987
spesifik,−ği
spesiyal,−li
spesiyalist
spesiyalite
spiker
spikerlik,−ği
spiral,−li
spiril
spiritüalizm
sponsor
spontane
spontaneizm
spor
sporcu
sporculuk,−ğu
spor kesesi
sporlanma
sporlanmak
spor loto
sporlular
sporsever
sportif
sportmen
spor toto
spot
spot alım
spotçu
1988
spot lâmbası
spot mağaza
spot satım
sprey
sprint
spritüel
stabilizasyon
stabilizatör
stabilize
stabilize etmek
stabilize yol
stadya
stadyum
stafilokok
stagflâsyon
staj
stajyer
stajyerlik,−ği
stalâgmit
stalâktit
standardizasyon
standart,−dı
standart dil
standartlaşma
standartlaşmak
standartlaştırma
standartlaştırmak
1989
stereofonik,−ği
stereografi
stereografik,−ği
stereoskop,−bu
stereoskopik,−ği
stereoskopik çift
stereotipi
steril
sterilizasyon
sterilize
sterilize etmek
sterilleşme
sterilleşmek
sterlin
sterol,−lü
stetoskop,−bu
steyşın
stil
stilist
stilistik,−ği
stil mobilya
stilo
stoacı
stoacılık,−ğı
stok
stokçu
stokçuluk,−ğu
1991
stok etmek
stoklama
stoklamak
stop
stopaj
stop etmek
stop lâmbası
stop valf,−fi
stor
stor kapak,−ğı
storlu
strafor
stratej
strateji
stratejik,−ği
stratigrafi
stratosfer
stratus
streç
streptokok
streptomisin
stres
streslenme
streslenmek
stresli
stresör
striknin
1992
striptiz
striptizci
stronsiyum
strüktür
strüktüralist
strüktüralizm
strüktürel
stüdyo
su
su akrebi
sual,−li
sual etmek
su altı
su altı arkeolojisi
su altı flâşı
su altı fotoğrafçılığı
su altı işleri
suare
su askıları
su aygırı
su aygırıgiller
su bahçesi
su baldıranı
su bardağı
subasar
su basıncı
su baskını
1993
su basmanı
subaşı
subay
subaylık,−ğı
su bidonu
su bilimci
su bilimi
su biti
su bitkileri
su bombası
su borusu
su boyası
su böceği
su bölümü çizgisi
su böreği
subra
subret
subye
su cenderesi
sucu
sucuk,−ğu
sucukçu
sucukçuluk,−ğu
sucuklaşma
sucuklaşmak
sucul
suculuk,−ğu
1994
suç
suç aleti
su çıkrığı
suçiçeği (hastalık)
suç duyurusu
suçlama
suçlamak
suçlandırılma
suçlandırılmak
suçlandırma
suçlandırmak
suçlanma
suçlanmak
suçlayış
suçlu
suçluluk,−ğu
suçluluk duygusu
suçlu olmak
suç olmak
suçsuz
suçsuzluk,−ğu
su çulluğu
suçüstü
suçüstü
mahkemesi
suçüstü yakalama
suç yükleme
1995
sudak,−ğı
su damarı
sudan
Sudan
Sudanlı
Sudan tavuğu
su değirmeni
su deposu
su dolabı
su düzeyi
su etmek
sufle
sufle etmek
suflîleşme
suflîleşmek
suflör
suflörlük,−ğü
sugeçirmez
su hattı
suhulet
su ısıtıcısı
suibriği (bitki)
suibriğigiller
suiistimal,−li
suiistimal etmek
suikast
suikastçı
1996
suiniyet
suizan,−nnı
su kabağı
su kabı
su kamışı
su kamışıgiller
su karanfili
su kayağı
su kaybı
su keleri
su kemeri
su kesesi
su kesimi
su keteni
su kireci
su korkusu
sukut
sukut etmek
sukutuhayal,−li
su küre
sulak,−ğı
sulaklık,−ğı
Sulakyurt (ilçe)
sulama
sulamak
sulandırıcı
sulandırma
1997
sulandırmak
sulanma
sulanmak
sularında
sulatma
sulatmak
sulfata
sulh
sulhçu
sulh olmak
sulhperver
sulhsever
sulp,−bü
sulta
sultan
Sultanbeyli (ilçe)
sultan böreği
Sultandağı'nı (ilçe)
sultan efendi
Sultanhisar (ilçe)
sultanî
sultanîbuselik,−ği
sultanîhüzzam
sultanî tembel
sultanî tembellik,−ği
sultanîyegâh
sultan kethüdası
1998
sultanlık,−ğı
sultanoğlu
sulu
sulu boya
sulu göz
sulu gözlü
suluk,−ğu
suluk zinciri
sululaşma
sululaşmak
sululuk,−ğu
sululuk etmek
sululuk yapmak
Suluova (ilçe)
Sulusaray (ilçe)
sulu sepken
sulu tarım
sulu zırtlak,−ğı
sumak,−ğı
su mantarları
sumen
Sumer
Sumerce
su mercimeği
su mercimeğigiller
su mermeri
Sumerolog,−ğu
1999
sunta
suntıraç,−cı
suntıraş
sunturlu
sunturlu küfür,−frü
sunu
sunucu
sunuculuk,−ğu
sunu istem yasası
sunulma
sunulmak
sunuluş
sunum
sunuş
suoku (bitki)
suokugiller
suölçer
su örümceği
su örümceğigiller
sup
supanglez
supap,−bı
supara
su perisi
suphanallah
su piresi
suples
2001
supya
sur
sura
surat
surat düşkünü
surat etmek
suratlı
suratsız
suratsızlık,−ğı
sure
suret
sureta
suretiyle
su rezenesi
Suriye
Suriyeli
Suruç (ilçe)
su saati
susak,−ğı
susak ağızlı
susak burunlu
susaklık,−ğı
susallar
susam
susama
susamak
susamgiller
2002
susam helvası
su samuru
susam yağı
su sarımsağı
su sarnıcı
susatma
susatmak
su sayacı
susayış
su seviyesi
su sığırı
su sineği
susku
suskun
suskunlaşma
suskunlaşmak
suskunlaştırma
suskunlaştırmak
suskunluk,−ğu
susma
susma hakkı
susmak
susmalık,−ğı
sus payı
suspus
suspus olmak
susta
2003
sustalı
sustalı çakı
susturma
susturmak
susturucu
susturulma
susturulmak
Susurluk (ilçe)
susuş
susuz
Susuz (ilçe)
susuzluk,−ğu
Suşehri'ni (ilçe)
suşeridi (bitki)
sut,−du
su tabakası
su tankeri
su tası
sutaşı (işlemeli
şerit)
su taşkını
su tavuğu
su tavuğugiller
su tedavisi
su terazisi
su teresi
su testisi
2004
sut kostik,−ği
su topu
su tulumbası
su türbini
sutyen
sutyenci
sutyencilik,−ği
su ürünleri
suvarım
suvarma
suvarmak
suvat
su yatağı
su yelvesi
su yılanı
su yılanıgiller
su yılanları
su yolcu
suyolu (sutaşı)
su yolu
su yoncası
su yosunları
su yosunu
suyuk,−ğu
suyukçuluk,−ğu
su yuvarı
suzenî
2005
sünnetleme
sünnetlemek
sünnetli
sünnetlik,−ği
sünnet olmak
sünnetsiz
sünnet yapmak
Sünnî
Sünnîlik,−ği
süper
süper benzin
süper çimento
süper fosfat
süper lise
süpermarket
süpermarketçi
süpermarketçilik,−ği
süper star
süpervizör
süprüntü
süprüntücü
süprüntülük,−ğü
süpürge
süpürgeci
süpürgecilik,−ği
süpürge çalısı
süpürge darısı
2011
sürdürümcü
sürdürüş
süre
süre aşımı
süreç,−ci
süreduran
süredurum
süregelen
süregelme
süregelmek
süreğen
süreğenleşme
süreğenleşmek
sürek,−ği
sürek avı
sürekçi
sürekli
süreklilik,−ği
sürekli ünsüz
süreksiz
süreksizlik,−ği
süreksiz ünsüz
süreli
süreölçen
süreölçer
süre ölçümü
sürerlik,−ği
2013
sürerlik fiili
sürerlik görünümü
süresiz
süre sonu
süreyazar
Süreyya
(yıldız kümesi)
sürfe
sürfile
sürfile makası
sürfile makinesi
sürfile yapmak
sürgen doku
sürgit
sürgit etmek
sürgit yapmak
sürgü
sürgü kolu
sürgüleme
sürgülemek
sürgülenme
sürgülenmek
sürgülü
sürgün
sürgün avı
sürgün olmak
sürmanşet
2014
süsletme
süsletmek
süsleyici
süslü
süslü püslü
süslü üslûp,−bu
süsme
süsmek
süspansiyon
süs püs
süssüz
süt
süt ağacı
sütana
sütanalık,−ğı
sütanne
sütannelik,−ği
süt asidi
sütbaba
sütbaşı (kaymak)
sütbesüt
süt beyaz
süt çocuğu
sütçü
Sütçüler (ilçe)
sütçülük,−ğü
süt danası
2019
süt dişi
süthane
sütkardeş
süt kırı (renk)
sütkız
süt kuzusu
sütlâç,−cı
sütleğen
sütleğengiller
sütlendirme
sütlendirmek
sütlenme
sütlenmek
sütliman
sütlü
sütlüce
sütlük,−ğü
sütlü kengel
sütlü ot
süt mavisi
sütnine
sütoğul,−ğlu
süt otu
süt otugiller
sütölçer
sütre
sütsüz
2020
şefaatçilik,−ği
şefaat etmek
Şefaatli (ilçe)
şeffaf
şeffaflaşma
şaffaflaşmak
şeffaflaştırma
şeffaflaştırmak
şeffaflık,−ğı
şefik
şefkat,−ti
şefkatli
şefkatlilik,−ği
şefkatsiz
şefkatsizlik,−ği
şeflik,−ği
şeftali
şehbender
şehbenderlik,−ği
şehevî
şehir,−hri
şehirci
şehircilik,−ği
şehir coğrafyası
şehir hatları
şehirler arası
şehirleşme
2038
şehirleşmek
şehirli
şehirlileşme
şehirlileşmek
şehirlilik,−ği
şehir rehberi
şehir turu
şehit,−di
şehit etmek
Şehitkâmil (ilçe)
şehitlik,−ği
şehit olmak
şehlâ
şehname
şehnameci
şehnaz
şehnazbuselik,−ği
şehnişin
şehremaneti
şehremini
şehriyar
şehriye
şehriye çorbası
şehvanî
şehvaniyet
şehvet
şehvetli
2039
şehvetperest
şehzade
şehzadelik,−ği
şek,−kki
şekavet
şekel
şeker
şeker ağacı
şeker aktarması
Şeker Bayramı
şekerci
şekerciboyası (bitki)
şekerciboyasıgiller
şekercilik,−ği
şeker fasulyesi
şeker hastalığı
şeker kamışı
şekerleme
şekerlemeci
şekerlemecilik,−ği
şekerlemek
şekerlenme
şekerlenmek
şekerleşme
şekerleşmek
şekerli
şekerlik,−ği
2040
şövalye ruhlu
şövalye yüzüğü
şöyle
şöyle bir
şöyle böyle
şöylece
şöylemesine
şöylesine
şu
şua,−ı
şuara
şubara
şubat
şube
şu bu
şuf'a
şuf'a hakkı
şuh
şuhluk,−ğu
Şuhut (ilçe)
şule
şuna
şuna buna
şunca
şuncacık
şunda
şunda bunda
şundan
2059
şundan bundan
şunlar
şunu
şunu bunu
şunun
şunun bunun
şura (şu yer)
şûra (danışma
kurulu)
şuracık,−ğı
şuracıkta
şurada
şuralı
şuralı buralı
şurası
Şûrayıdevlet
şurup,−bu
şusu busu
şut
şutlama
şutlamak
şuur
şuuraltı
şuurlaşma
şuurlaşmak
şuurlu
şuurluluk,−ğu
2060
(*)T
T
ta
taaccüp,−bü
taaccüp etmek
taaddüt,−dü
taaffün
taaffün etmek
taahhüt,−dü
taahhüt etmek
taahhütlü
taahhütlü
mektup,−bu
taahhütname
taallûk
taallûkat
taallûk etmek
taam
taam etmek
taammüden
taammüm
taammüm etmek
taammüt,−dü
taannüt,−dü
taannüt etmek
taarruz
taarruz etmek
2062
tabanca boyası
tabanca cilâsı
taban düzeyi
taban fiyatı
taban halısı
tabanı yarık,−ğı
taban lâğımı
tabanlı
tabanlık,−ğı
tabansız
tabansızlık,−ğı
tabanvay
tabasbus
tabasbus etmek
tabelâ
tabelâcı
tabelâcılık,−ğı
tabetme
tabetmek
tabı
tabı,−b'ı
tabi (elbette)
tâbi,−i (bağımlı;
basıcı)
tabiat
tabiat bilgisi
tabiat bilimleri
2064
tabiatıyla
tabiatlı
tabiatsız
tabiatsızlık,−ğı
tabiatüstü
tabiatüstücülük,−ğü
tabiî
tabiî afetler
tabiî hukuk
tabiîleşme
tabiîleşmek
tabiîlik,−ği
tâbiiyet
tâbiiyetli
tâbiiyetsiz
tâbiiyetsizlik,−ği
tâbilik,−ği
tâbi olmak
tabip,−bi
tabiplik,−ği
tabir
tabir etmek
tabirname
tabiye
tabl
tabla
tablakâr
2065
tablalı
tabldot
tablet
tabliye
tablo
tabu
tabulaşma
tabulaşmak
tabur
taburcu
taburcu edilmek
taburcu etmek
taburcu olmak
tabure
tabut
tabutluk,−ğu
tabütüvan
tabya
Tacik
Tacikçe
Tacikistan
tacil
tacil etmek
tacir
taciz
taciz ateşi
taciz etmek
2066
tacizlik,−ği
tacizlik etmek
taç,−cı
taç atışı
taç beyit,−yti
taç giyme töreni
taçlanma
taçlanmak
taçlı
taçsız
taçsız kral
taçsızlar
taç yaprağı
taç yapraklı
tadat,−dı
tadat etmek
tadım
tadımlık,−ğı
tadil
tadilât
tadilât etmek
tadilât yapmak
tadil etmek
tadil teklifi
taflan
tafra
tafracı
2067
tafsil
tafsilât
tafsilâtlı
tafta
tafzih
tagaddi
tagallüp,−bü
tagayyür
tagayyür etmek
tağşiş
tağşiş etmek
tağyir
tağyir etmek
tahaccür
tahaccür etmek
tahaffuz
tahaffuzhane
tahakkuk
tahakkuk etmek
tahakküm
tahakküm etmek
tahammuz
tahammül
tahammül etmek
tahammülfersa
tahammülsüz
tahammülsüzlük,−ğü
2068
tahammür
tahammür etmek
taharet
taharet bezi
taharet borusu
taharetlenme
taharetlenmek
taharri
taharri etmek
taharri memuru
taharrüş
taharrüş etmek
tahassun
tahassür
tahassüs
tahaşşüt,−dü
tahattur
tahattur etmek
tahavvül
tahavvül etmek
tahayyül
tahayyül etmek
tahdidat
tahdit,−di
tahdit etmek
tahfif
tahfif etmek
2069
tahıl
tahıl yemi
tahin
tahin helvası
tahinî
tahinli ekmek
tahin rengi
tahirbuselik,−ği
tahkik
tahkikat
tahkikat komisyonu
tahkik etmek
tahkim
tahkimat
tahkim etmek
tahkimli
tahkir
tahkir etmek
tahkiye
tahkiye etmek
tahlif
tahlil
tahlil etmek
tahlilî
tahlis
tahlisiye
tahliye
2070
tahliye etmek
tahmil
tahmin
tahminen
tahmin etmek
tahminî
tahmis
tahmisçi
tahnit
tahnit sanatı
tahra
tahribat
tahrif
tahrifat
tahrif etmek
tahrik
tahrikât
tahrikçi
tahrikçilik,−ği
tahrik etmek
tahril
tahrilli
tahrip,−bi
tahrip etmek
tahripkâr
tahrir
tahrirat
2071
tahrirat kâtibi
tahriren
tahrir heyeti
tahrirî
tahriş
tahriş etmek
tahsil
tahsilât
tahsildar
tahsildarlık,−ğı
tahsil etmek
tahsis
tahsisat
tahsisatımesture
tahsis etmek
tahsisli
tahsisli yol
tahşiye
taht
tahta
tahta biti
tahtaboş
tahtacı
Tahtacı
tahtacılık,−ğı
tahta göğüs
tahta göğüslü
2072
tahta kurdu
tahtakuruları
tahtakurusu
tahtalaşma
tahtalaşmak
tahtalı
tahtalı güvercin
tahtalıköy
tahta pamuk,−ğu
tahta perde
tahtelbahir,−hri
tahterevalli
tahteşşuur
tahtırevan
tahvil
tahvilât
tahvil etmek
taife
tak
taka
takacı
takacılık,−ğı
takaddüm
takallüs
takallüs etmek
takanak,−ğı
takarrüp,−bü
2073
takarrür
takas
takas etmek
takaslama
takaslamak
takat,−ti
takatli
takatsiz
takatsizlik,−ği
takatuka
takayyüt,−dü
takaza
takaza etmek
takbih
takbih etmek
takdim
takdimci
takdimcilik,−ği
takdim edilmek
takdim etmek
takdim olunmak
takdim tehir
takdim tehir yapmak
takdir
takdir etmek
takdir hakkı
takdiriilâhî
2074
takdirkâr
takdirname
takdir olunmak
takdir yetkisi
takdis
takdis etmek
takeometre
takı
takılgan
takılganlık,−ğı
takılı
takılış
takılma
takılmak
takım
takımada
takımca tekelleşme
takım erki
takım oyunu
takım takım
takım taklavat
takım tekeli
takımyıldız
takınak,−ğı
takınaklı
takınaklı davranış
takınaksız
2075
taksirat
taksirli
taksirli suç
taksit
taksitlendirme
taksitlendirmek
taksit taksit
taksonomi
takt
tak tak
taktırma
taktırmak
takti,−i
takti etmek
taktik,−ği
taktikçi
taktir
taktir etmek
takt sahibi
tak tuk
takunya
takunyacı
takunyacılık,−ğı
takunyalı
takunyasız
takva
takvim
2079
takviye
takviye etmek
takyap
takyapçı
takyapçılık,−ğı
takyap ustası
takyit,−di
takyit etmek
tal
talâk
talâkat
talâkıselâse
talan
talancı
talancılık,−ğı
talan etmek
talanlama
talanlamak
Talas (ilçe)
talaş
talaş böreği
talaş kebabı
talaşlama
talaşlamak
talaşlanma
talaşlanmak
talaz
2080
talazlanma
talazlanmak
talazlık,−ğı
talebe
talebelik,−ği
talep,−bi
talep etmek
talepname
tali
talih
talih kuşu
talihli
talihsiz
talihsizlik,−ği
talik,−kı
talika
talik etmek
talil
talim
talimar
talimat
talimatname
talim etmek
talimgâh
talimhane
talimli
talimname
2081
talip,−bi
talipli
talip olmak
talk
talkım
talkın
talk pudrası
talk şist
tallahi
tallı bitkiler
taltif
taltif etmek
talveg
talyum
tam
tam açı
tamah
tamah etmek
tamahkâr
tamahkârlık,−ğı
tam algı
tamam
tamamen
tamamı tamamına
tamamıyla
tamamiyet
tamamlama
2082
tamamlamak
tamamlanış
tamamlanma
tamamlanmak
tamamlatma
tamamlatmak
tamamlayıcı
tamamlayış
tamam olmak
tamanit
tam asalak,−ğı
tam bakım
tam bakım merkezi
tam bilet
tam bölen
tambur
tambura
tamburacı
tamburî
tam gaz
tam gün
tamı tamına
tamik
tamim
tamim etmek
tamir
tamirat
2083
tamirci
tamircilik,−ği
tamir etmek
tamirhane
tamir takımı
tam kafiye
tamlama
tamlanan
tamlayan
tamlayan durumu
tamlık,−ğı
tam mesai
tam otomatik,−ği
tam pansiyon
tampon
tampon bölge
tampon devlet
tamponlama
tamponlamak
tam sayı
tam siper
tamtakır
tamtakır olmak
tamtam
tam tamına
tam tarife
tamu
2084
tam yol
tamzara
tan
tanassur
tandans
tandem
tandır
tandır alevi
tandır ateşi
tandır böreği
tandır çöreği
tandır ekmeği
tandır kebabı
tandırname
tane
tanecik,−ği
tanecikli
taneciksiz
tanecil
taneleme
tanelemek
tanelenme
tanelenmek
taneli
tanen
tane tane
tangırdama
2085
tanrı (ilâh)
Tanrı
tanrı bilimci
tanrı bilimi
tanrıcılık,−ğı
tanrıça
Tanrı kayrası
tanrılaşma
tanrılaşmak
tanrılaştırma
tanrılaştırmak
tanrılık,−ğı
Tanrı misafiri
tanrısal
tanrısallık,−ğı
tanrısız
tanrısızlık,−ğı
tanrıtanımaz
tanrıtanımazlık,−ğı
Tanrı vergisi
tansık,−ğı
tansiyometre
tansiyon
tansiyon düşürücü
tantal,−li
tantana
tantanacı
2089
tantanalı
tantanasız
tan tun
tantuni
tan yeli
tan yeri
Tanzanya
Tanzanyalı
tanzifat
tanzifat amelesi
tanzifat arabası
tanzifat vergisi
tanzim
Tanzimat
Tanzimatçı
tanzim etmek
tanzim satışı
tanzir
Taoculuk,−ğu
Taoizm
tapa
tapalama
tapalamak
tapalanma
tapalanmak
tapalı
tapan
2090
tarhana
tarhana çorbası
tarhanalık,−ğı
tarh etmek
tarhun
tarık
tarım
tarımcı
tarımcılık,−ğı
tarım coğrafyası
tarımsal
tarif
tarife
tarifeli
tarifesiz
tarif etmek
tariflendirme
tariflendirmek
tarifli
tarifname
tarifsiz
tarih
tarihçe
tarihçi
tarihçilik,−ği
tarihî
tarihî coğrafya
2095
tarihî eser
tarihî film
tarihî maddeci
tarihî maddecilik,−ği
tarihî roman
tarihî tiyatro
tarihlendirme
tarihlendirmek
tarihli
tarih öncesi
tarihsel
tarihsel özdekçi
tarihsel özdekçilik,−ği
tarihsel roman
tarihsiz
tarih yanılgısı
tarih yazarı
tarik
tarikat
tarikatçı
tarikatçılık,−ğı
tariz
tariz etmek
tarla
tarla faresi
tarlakoz
tarla kuşu
2096
tarla kuşugiller
tarla sıçanı
tarlatan
tarla tump,−bu
tarpan
tarsin
tarsin etmek
Tarsus (ilçe)
tart,−dı (kovma)
tart (meyveli pasta)
tartaklama
tartaklamak
tartaklanış
tartaklanma
tartaklanmak
tartaklayış
tartak martak
tartarak yenme
tartarat
tartarik,−ği
tartarik asit,−di
tart etmek
tartı
tartıcı
tartıl
tartılı
tartılış
2097
tartılma
tartılmak
tartım
tartımlı
tartısız
tartış
tartışılma
tartışılmak
tartışma
tartışmacı
tartışmak
tartışmalı
tartışmasız
tartma
tartmak
tart suçu
tarttırma
tarttırmak
tartura
tarumar
tarumar etmek
tarumar olmak
tarz
tarziye
tas
tasa
tasa etmek
2098
tasasız
tasasızlık,−ğı
tasasız olmak
tasavvuf
tasavvufî
tasavvur
tasavvur etmek
tasdi,−i
tasdik
tasdik edilmek
tasdik etmek
tasdikli
tasdikname
tasdiksiz
tasfiye
tasfiyeci
tasfiye etmek
tasfiyehane
tasgir
tashih
tashihikarar
tashih etmek
tasım
tasımlama
tasımlamak
tasımsal
tas kebabı
2100
taslak,−ğı
taslama
taslamak
tasma
tasmim
tasmim etmek
tasni,−i
tasnif
tasnif etmek
tasnifleme
tasniflemek
tasrif
tasrif etmek
tasrih
tasrih etmek
tastamam
tas tas
tastir
tastir etmek
tasvip,−bi
tasvip etmek
tasvir
tasvir etmek
tasvirî
tasvirî dil bilgisi
taş
taşak,−ğı
2101
taşaklı
taş ekmek,−ği
taş arabası
taş bademi
taş balığı
taş baskı
taş basmacı
taş basması
taş bebek,−ği
taş bilimi
taş bina
taş böceği
taşçı
taşçıl
taşçılık,−ğı
taşçı tarağı
taşçı ustası
taş devri
taş dolgu
taş döşeme
taşemen
taşemengiller
taşeron
taşeronluk,−ğu
taşıl
taşıl bilimi
taşıllaşma
2102
taşıllaşmak
taşıllı
taşım
taşıma
taşımacı
taşımacılık,−ğı
taşımak
taşımalık,−ğı
taşımlık,−ğı
taşımsı
taşınabilir
taşınır
taşınır değer
taşınış
taşınma
taşınmak
taşınmaz
taşınmaz mal
taşıntı
taşırma
taşırmak
taşıt
taşıtçı
taşıtma
taşıtmak
taşıttırma
taşıttırmak
2103
taşıyıcı
taşıyış
taşikardi
taş iliği
taş kalpli
taş kalplilik,−ği
Taşkent (şehir; ilçe)
taşkın
taşkınca
taşkınlık,−ğı
taşkıran çiçeği
taşkırangiller
taşkıran otu
taş kömürü
Taşköprü (ilçe)
taş küre
taşlama
taşlamacı
taşlamacılık,−ğı
taşlamak
taşlanma
taşlanmak
taşlanmış ipek,−ği
taşlanmış kot
taşlaşma
taşlaşmak
taşlatma
2104
taşlatmak
taş levreği
taşlı
Taşlıçay (ilçe)
taşlık,−ğı
taşma
taşmak
taş mantarı
taş nanesi
taş ocağı
Taşova (ilçe)
taş pamuğu
taş pudra
taşra
taşra ağzı
taşralı
taş sarımsağı
taşsız
taş tahta
taş toprak,−ğı
taş yağı
taş yuvarı
taş yürekli
taş yüreklilik,−ği
tat
Tat
tat alma duyusu
2105
tatil
tatil etmek
tatil köyü
tatil olmak
tatil yapmak
tatlandırıcı
tatlandırıcılı
tatlandırma
tatlandırmak
tatlanma
tatlanmak
tatlı
tatlı belâ
tatlıca
tatlıcı
tatlıcılık,−ğı
tatlı dil
tatlı dilli
tatlılaşma
tatlılaşmak
tatlılaştırma
tatlılaştırmak
tatlılı
tatlılık,−ğı
tatlılıkla
tatlı limon
tatlımsı
2107
tatlı sert
tatlısı tuzlusu
tatlı söz
tatlı sözlü
tatlı su
tatlı su Frengi
tatlı su gelinciği
(balık)
tatlı su ıstakozu
tatlı su kayası (balık)
tatlı su kefali
tatlı su levreği
tatlı sülümen
tatlı tatlı
tatma
tatmak
tatmin
tatmin etmek
tatminkâr
tatmin olmak
tatminsiz
tatminsizlik,−ği
tatsız
tatsızlaşma
tatsızlaşmak
tatsızlık,−ğı
tatsız tuzsuz
2108
tattırma
tattırmak
tatula
Tatvan (ilçe)
taun
tav
tava
tava böreği
tava ekmeği
tavaf
tavaf etmek
tavalık,−ğı
tavan
tavan aralığı
tavan arası
tavan fiyatı
tavan penceresi
tavan süpürgesi
Tavas (ilçe)
tavassut
tavassut etmek
tavattun
tavattun etmek
tavazzuh
tavazzuh etmek
tavcı
tavcılık,−ğı
2109
tavus yeşili
tavzif
tavzif etmek
tavzih
tavzih etmek
tay
taya
tayalık,−ğı
taydaş
tayf
tayfa
tayfölçer
tayf ölçümü
tayfun
tayga
taygeldi
tayın
tayın bedeli
tayin
tayin edilmek
tayin etmek
tayinli
tayinsiz
tayip,−bi
taylak,−ğı
taylama
taylamak
2113
tazeleşmek
tazelik,−ği
taze para
tazı
tazıcı
tazılaşma
tazılaşmak
tazim
tazimat
tazim etmek
tazip,−bi
taziye
taziyet
taziyetname
taziz
tazmin
tazminat
tazmin etmek
tazyik
tazyik etmek
T cetveli
teadül
teakup,−bu
teakup etmek
teali
teamül
teamül hukuku
2115
tearuz
teati
teati etmek
teatral,−li
teavün
tebaa
tebahhur
tebahhur etmek
tebaiyet
tebarüz
tebarüz etmek
tebcil
tebcil etmek
tebdil
tebdil etmek
tebdilihava
tebeddül
tebeddülât
tebelleş
tebelleş etmek
tebelleş olmak
tebellüğ
tebellüğ etmek
tebellür
tebellür etmek
teber
teberli
2116
teberru,−u
teberru etmek
teberrük
teberrüken
teberrüz
tebersiz
tebessüm
tebessüm etmek
tebessümlü
tebessümsüz
tebeşir
tebeşirleşme
tebeşirli
tebeşirsiz
tebeyyün
tebeyyün etmek
tebligat
tebliğ
tebliğ etmek
tebrik
tebrik etmek
tebriye
tebriye etmek
tebşir
tebşir etmek
tebyiz
tebyiz etmek
2117
tecahül
tecahül etmek
tecahülüarif
tecahülüarifane
tecanüs
tecavüz
tecavüz etmek
tecavüzkâr
tecdit,−di
teceddüt,−dü
tecelli
tecelli etmek
tecemmu,−u
tecennün
tecennün etmek
tecerrüt,−dü
tecerrüt etmek
tecessüm
tecessüm etmek
tecessüs
tecezzi
tecezzi etmek
tecil
tecil etmek
tecim
tecimen
tecim evi
2118
tecrit,−di
tecrit etmek
tecrübe
tecrübe etmek
tecrübeli
tecrübelilik,−ği
tecrübesiz
tecrübesizlik,−ği
tecrübî
tecvit,−di
tecvitli
tecviz
tecviz etmek
tecziye
tecziye etmek
teçhil
teçhil etmek
teçhiz
teçhizat
teçhiz etmek
tedafüî
tedahül
tedai
tedai etmek
tedarik
tedarikçi
tedarikçilik,−ği
2119
tedarik etmek
tedarikleme
tedariklemek
tedarikli
tedariksiz
tedavi
tedavi etmek
tedavi olmak
tedavi uzmanı
tedavül
tedbir
tedbirli
tedbirsiz
tedbirsizce
tedbirsizlik,−ği
tedenni
tedenni etmek
tedfin
tedhiş
tedhişçi
tedhişçilik,−ği
tedhişli
tedhişsiz
tedip,−bi
tedip etmek
tedirgin
tedirgin etmek
2120
tedirginleşme
tedirginleşmek
tedirginlik,−ği
tedirgin olmak
tediye
tediye emri
tediye etmek
tedricen
tedricî
tedriç,−ci
tedris
tedrisat
tedvin
tedvin etmek
tedvir
tedviren
tedvir etmek
teeddüp,−bü
teeddüp etmek
teehhül
teehhül etmek
teehhür
teemmül
teenni
teessüf
teessüf etmek
teessür
2121
teessürat
teessür etmek
teessüs
teessüs etmek
teeyyüt,−dü
teeyyüt etmek
tef
tefahhus
tefahür
tefarik,−ği
tefavüt
tefcir
tefe
tefeci
tefecilik,−ği
tefehhüm
tefekkür
tefeli
Tefenni (ilçe)
teferruat
teferruatlı
teferrüç,−cü
teferrüt,−dü
tefessüh
tefessüh etmek
tefeül
tefevvuk
2122
tefevvuk etmek
tefeyyüz
tefeyyüz etmek
tefhim
teflon
tefrik,−kı
tefrika
tefrika etmek
tefrika roman
tefrik etmek
tefriş
tefrişat
tefriş etmek
tefrit
tefsir
tefsir etmek
teftih
teftiş
teftiş etmek
teftiş heyeti
teftiş kurulu
teftiş raporu
tefviz
tegafül
tegafül etmek
teganni
teganni etmek
2123
teğelti
teğet
teğmen
teğmenlik,−ği
tehacüm
tehalüf
tehalüf etmek
tehalük
tehalük etmek
tehcir
tehcir etmek
tehdit,−di
tehdit etmek
tehditkâr
tehditsiz
tehevvür
tehevvür etmek
teheyyüç,−cü
tehi
tehir
tehir etmek
tehiriicra
tehirli
tehirsiz
tehlike
tehlikeli
tehlikeli olmak
2124
tehlikesiz
tehyiç,−ci
tehyiç etmek
tehzil
tein
teizm
tek
tekabül
tekabül etmek
tek adam
tek adam gösterisi
tekâlif
tekâmül
tekâmül etmek
tek anlamlı
tek anlamlılık,−ğı
tekâpu
tekâsüf
tekâsüf etmek
tekâsül
tekaüdiye
tekaüt,−dü
tekaüt ikramiyesi
tekaütlük,−ğü
tekaüt maaşı
tekaüt olmak
tek başına
2125
tekbenci
tekbencilik,−ği
tek biçim
tekbir
tek çekirdekli
tek çekirdekliler
tek çenekli
tek çenekliler
tek çeneklilik,−ği
tekçi
tekçilik,−ği
tek delikliler
tekdir
tekdir etmek
tekdüze
tekdüzeleşme
tekdüzeleşmek
tekdüzelik,−ği
teke
tekebbür
teke dikeni
tekeffül
tekeffül etmek
tekel
tekel bayii
tekelci
tekelci anamalcılık,
2126
−ğı
tekelcilik,−ği
tekelleşme
tekelleşmek
tekelleştirme
tekelleştirmek
tekellüf
tekellüm
tekellüm etmek
tekel maddesi
tekemmül
tekemmül etmek
teker
tekercik,−ği
tekerçalar
tekerçalarcı
tek erkçi
tek erkçilik,−ği
tek erklik,−ği
tekerlek,−ği
tekerlekçi
tekerlekçilik,−ği
tekerlekli
tekerlekli koltuk,−ğu
tekerlekli sandalye
tekerlek pabucu
tekerleme
2127
tekerlemek
tekerlenme
tekerlenmek
tekerli
tekerrür
tekerrür etmek
teker teker
tekesakalı (bitki)
tekesemek
tekessür
tekessür etmek
tek eşli
tek eşlilik,−ği
teke tek
tek evli
tek evlilik,−ği
tekevvün
tek fazlı
tekfin
tekfin etmek
tekfir
tekfur
tekfurluk,−ğu
tek heceli dil
tek hücreli
tekiden
tekil
2128
tekillik,−ği
tekin
tekinsiz
tekir
Tekirdağ
tekit,−di
tekit etmek
tekke
Tekkeköy (ilçe)
tek kişilik,−ği
tekleme
teklemek
tekleşme
tekleşmek
tekli
teklif
teklif etmek
teklifli
teklifname
teklifsiz
teklifsizce
teklifsiz konuşma
teklifsizlik,−ği
teklif tekellüf
teklik,−ği
teklik eki
tek liste
2129
Tekman (ilçe)
tekme
tekmeleme
tekmelemek
tekmelenme
tekmelenmek
tekmil
tekmil haberi
tekmilleme
tekmillemek
tekne
tekneci
teknecilik,−ği
tekne kazıntısı
teknetyum
teknik,−ği
teknikçi
teknik eğitim
tekniker
teknik lise
teknik okul
teknik öğretim
teknik şartname
teknik üniversite
teknisyen
teknokrasi
teknokrat
2130
teknokratçılık,−ğı
teknoloji
teknolojik,−ği
tek örnek,−ği
tek parmaklılar
tek partili
tekrar
tekraren
tekrar etmek
tekrarlama
tekrarlamak
tekrarlanma
tekrarlanmak
tekrarlatma
tekrarlatmak
tekrarlı
tekrar tekrar
tek renkli
tekrir
tek sayı
tek seçici
tek sesli
tek seslilik,−ği
teksif
teksif etmek
teksir
teksir etmek
2131
teksir kâğıdı
teksir makinesi
tekst
tekstil
tekstilci
tek tanrıcı
tek tanrıcılık,−ğı
tek tanrılı
tek taraflı
tektaş (yüzük)
tek tek
tek tırnak işareti
tektonik,−ği
tek tük
tekvando
tekvin
tekvin etmek
tek yanlı
tek yönlü yol
tek yumurta ikizi
tekzip,−bi
tekzip etmek
tel
telâ
telâffuz
telâffuz cihazı
telâffuz etmek
2132
telâffuz organı
telâfi
telâfi etmek
telâki
telâkki
telâkki edilmek
telâkki etmek
telâkki olunmak
telâlama
telâlamak
telâş
telâşe
telâşe müdürü
telâşe nazırı
telâş etmek
telâşlandırma
telâşlandırmak
telâşlanış
telâşlanma
telâşlanmak
telâşlı
telâşlılık,−ğı
telâşlı telâşlı
telâşsız
telâşsızlık,−ğı
telâtin
telâtum etmek
2133
tel cambazı
telcik,−ği
tel çivi
tel dikiş
tel dokuma
tel dolap,−bı
telef
telefat
teleferik,−ği
telef etmek
telef olmak
telefon
telefoncu
telefonculuk,−ğu
telefon diplomasisi
telefon direği
telefon etmek
telefon hattı
telefon kabini
telefon kartı
telefon kulübesi
telefonlaşma
telefonlaşmak
telefonometre
telefon rehberi
telefon santrali
telefotografi
2134
teleski
teleskop,−bu
teleskopik,−ği
Teleüt
Teleütçe
televizyon
televizyon alıcısı
televizyon bandrolü
televizyoncu
televizyonculuk,−ğu
televizyon filmi
televizyon oyunu
televizyon programı
televizyon verici
istasyonu
televizyon yayını
tel fırça
telfin
telgraf
telgrafçı
telgrafçılık,−ğı
telgraf çiçeği
telgraf direği
telgrafhane
telgraf teli
telgraf üslûbu
tel halat
2136
telhis
telhisçi
telhis etmek
telif
telif etmek
telif hakkı
tel'in
tel'in etmek
tel'in mitingi
telis
tel kadayıf
tel kafes
telkârî
telkih
telkin
telkin etmek
tel kurdu
tel küf
tel küflüce
tellâk,−ğı
tellâklık,−ğı
tellâl
tellâliye
tellâllık,−ğı
telleme
tellemek
tellendirme
2137
tellendirmek
tellenme
tellenmek
telli
telli balıkçıl
tellice
telli çalgılar
telli duvaklı
telli pullu
telli turna
tellür
telmih
telmihen
telmih etmek
tel örgü
telsi
telsiz
telsiz bağlantısı
telsizci
telsizcilik,−ği
telsiz telefon
telsiz telgraf
tel şehriye
tel tel
teltik,−ği
teltikli
teltiksiz
2138
telve
telvis etmek
telyazı (telgraf)
tel zımba
tem
tema
temadi
temadi etmek
temaruz
temaruz etmek
temas
temas etmek
temaşa
temaşa etmek
temaşa sanatı
tematik,−ği
temayül
temayüz
temayüz etmek
tembel
tembelce
tembelhane
tembelleşme
tembelleşmek
tembelleştirme
tembelleştirmek
tembellik,−ği
2139
tembellik etmek
tembel tembel
tembih
tembihat
tembih etmek
tembihleme
tembihlemek
tembihlenme
tembihlenmek
tembihli
tembul
temcit,−di
temdit,−di
temdit etmek
temeddüh
temeddüh etmek
temeddün
temek,−ği
temel
temel atma
temel bilimler
temel cümle
temel çivisi
temel direği
temel duruş
temel duvarı
temel eğitim
2140
temel haklar
temel harf,−fi
temel kazısı
temellendirme
temellendirmek
temellenme
temellenmek
temelleşme
temelleşmek
temelleştirme
temelleştirmek
temelli
temelli senatör
temellük
temel öğretim
temel önerme
temel sayı
temelsiz
temel taşı
temel tümce
temenna
temennah
temenni
temenni etmek
temerküz
temerküz etmek
temerküz kampı
2141
temerrüt,−dü
temerrüt etmek
temessül
temettü,−ü
temettü hissesi
temevvüç,−cü
temeyyüz
temeyyüz etmek
temhir
temin
teminat
teminat akçesi
teminatlı
teminat mektubu
teminat senedi
teminatsız
temin etmek
temiz
temiz kâğıdı
temiz kan
temizleme
temizlemek
temizleniş
temizlenme
temizlenmek
temizletme
temizletmek
2142
temizleyici
temizleyiş
temizlik,−ği
temizlikçi
temizlikçi kadın
temizlikçilik,−ği
temizlik görevlisi
temizlik işçisi
temizlik işleri
temizlik malzemesi
temizlik yapmak
temiz pak
temiz para
temiz raporu
temiz temiz
temiz yürekli
temiz yüreklilik,−ği
temkin
temkinli
temkinlice
temkinli temkinli
temkinsiz
temkinsizlik,−ği
temlik
temlik etmek
temlikname
temmuz
2143
tempo
tempolu
temposuz
temren
temrin
temriye
temsil
temsilci
temsilcilik,−ği
temsil etmek
temsilî
temsilî istiare
temsilî resim,−smi
temtek
temyiz
temyiz etmek
temyiz mahkemesi
ten
tenafür
tenakus
tenakuz
tenasüh
tenasül
tenasüp,−bü
tenasüpsüz
tenazur
tencere
2144
tender
tendürüst
teneffüs
teneffüs etmek
teneffüshane
teneke
tenekeci
tenekecilik,−ği
tenekeleme
tenekelemek
teneke mahallesi
teneşir
teneşir horozu
teneşir kargası
teneşirlik,−ği
teneşir tahtası
tenevvü,−ü
tenevvür
tenevvür etmek
tenezzüh
tenezzül
tenezzül etmek
ten fanilâsı
tenha
tenhaca
tenhalaşma
tenhalaşmak
2145
tenhalık,−ğı
tenis
tenisçi
tenis kortu
tenkıye
tenkidî
tenkil
tenkis
tenkisat
tenkis etmek
tenkit,−di
tenkitçi
tenkitçilik,−ği
tenkit etmek
tenkitli
tenkiye
tennure
tenor
tenor saksafon
ten rengi
tensik
tensikat
tensik etmek
tensil
tensip,−bi
tensip etmek
tente
2146
tenteli
tentene
tenteneli
tentenesiz
tentesiz
tentür
tentürdiyot,−du
tenvir
tenvirat
tenvirat tanzifat vergisi
tenvir etmek
tenya
tenzih
tenzih etmek
tenzil
tenzilât
tenzilâtlı
tenzilâtsız
tenzilât yapmak
tenzil etmek
teogoni
teokrasi
teokratik,−ği
teolog,−ğu
teoloji
teorem
teori
2147
teorik,−ği
teorisyen
tepe
tepe açısı
tepe aşağı
tepebaşı (giysi)
tepe camı
tepecik,−ği
tepeden inme
tepeden inmeci
tepeden inmecilik,−ği
tepeden tırnağa
tepegöz
tepegözler
tepe lâmbası
tepeleme
tepelemek
tepelenme
tepelenmek
tepeletme
tepeletmek
tepeli
tepeli akbaba
tepeli bülbül
tepeli dalgıç,−cı
tepeli deve kuşu
tepeli deve kuşugiller
2148
tepeli horoz
tepelik,−ği
tepeli köstebek,−ği
tepeli patka
tepeli tarla kuşu
tepeli tavuk,−ğu
tepeli tavukgiller
tepeli toygar
tepesiz
tepetakla
tepetaklak
tepe tomurcuğu
tepe üstü
tephir
tephirhane
tepi
tepik,−ği
tepikleme
tepiklemek
tepilme
tepilmek
tepindirme
tepindirmek
tepiniş
tepinme
tepinmek
tepir
2149
teraküm
teraküm etmek
terane
terapi
terapist
teras
terasa
teraslama
teraslamak
teraslanma
teraslanmak
teravi
teravih
teravi namazı
terazi
Terazi (burç)
terazileme
terazilemek
ter bezi
terbi,−i
terbiye
terbiyeci
terbiye etmek
terbiyeleme
terbiyelemek
terbiyeli
terbiyeli çorba
2151
terbiyeli köfte
terbiyelilik,−ği
terbiyeli terbiyeli
terbiyesiz
terbiyesizce
terbiyesizleşme
terbiyesizleşmek
terbiyesizlik,−ği
terbiyesizlik etmek
terbiyevî
terbiyum
Tercan (ilçe)
tercih
tercihan
tercihane
tercih etmek
terciibent,−di
tercüman
tercümanlık,−ğı
tercüman olmak
tercüme
tercüme etmek
tercümeihâl,−li
tercüme yapmak
tere
terebentin
tereci
2152
tereddi
tereddi etmek
tereddüt,−dü
tereddüt etmek
tereddütlü
tereddütsüz
terek,−ği
tereke
terekküp,−bü
terekküp etmek
terekküp tarzı
terelelli
terementi
terennüm
terennüm etmek
teres
teressüp,−bü
teressüp etmek
terettüp,−bü
terettüp etmek
tereyağı
terfi,−i
terfian
terfi etmek
terfih
terfih etmek
terfik
2153
terfik etmek
tergal,−li
terhin
terhin etmek
terhis
terhis edilmek
terhis etmek
terhis olmak
terhis olunmak
terilen
terim
terk
terk edilmek
terk etmek
terki
terkibî
terkibibent,−di
terkin
terkin etmek
terkip,−bi
terkip etmek
terkiphane
terleme
terlemek
terletici
terletme
terletmek
2154
termonükleer
termoplâst
termos
termosfer
termosifon
termostat
termoterapi
terorist
terorizm
terör
terörcü
terörcülük,−ğü
ters
ters açı
tersane
tersane kethüdası
tersaneli
tersane sergisi
tersbeşik,−ği (spor)
ters evirme
tersi
tersim
tersine
tersinir
tersinirlik,−ği
tersinme
tersinmek
2156
tersin tersin
tersiyer
tersleme
terslemek
terslenme
terslenmek
tersleşme
tersleşmek
terslik,−ği
ters pers
ters repo
ters ters
ters türs
ters yüz
tertemiz
ter ter
tertibat
tertip,−bi
tertipçi
tertip etmek
tertipleme
tertiplemek
tertiplenme
tertiplenmek
tertipleyici
tertipli
tertiplilik,−ği
2157
tertipsiz
tertipsizlik,−ği
terütaze
terviç,−ci
terviç etmek
terzi
terzi çırağı
terzihane
terzi kalfası
terzil
terzil etmek
terzilik,−ği
tesadüf
tesadüfen
tesadüf etmek
tesadüfî
tesahup,−bu
tesahup etmek
tesalüp,−bü
tesanüt,−dü
tescil
tescil etmek
tescilli
tescilsiz
teselli
teselli etmek
teselli mükâfatı
2158
tesellisiz
tesellüm
teselsül
teselsül etmek
tesettür
tesettür etmek
tesettürlü
tesettür mağazası
tesettür modası
teseyyüp,−bü
teshil
teshil etmek
teshin
teshin etmek
teshir
teshir etmek
tesir
tesir etmek
tesirli
tesirsiz
tesis
tesisat
tesisatçı
tesisatçılık,−ğı
tesis etmek
tesisler bütünü
tes'it,−di
2159
tes'it etmek
teskere (sedye)
teskin
teskin etmek
teslim
teslimat
teslim bayrağı
teslimatçı
teslim etmek
teslimiyet
teslimiyetçi
teslim olmak
teslim taşı
teslim tesellüm
teslis
tesmiye
tesmiye etmek
tespih
tespih ağacı
tespih ağacıgiller
tespih böceği
tespih böcekleri
tespih çalısı
tespihçi
tespihçilik,−ği
tespihli
tespihli silme
2160
tespit
tespit etmek
tesri,−i
tesri etmek
test
testere
testere balığı
testere balığıgiller
testere çaprazı
testereleme
testerelemek
testereli
testi
testici
testicilik,−ği
testi kabağı
testi kebabı
testilik,−ği
testis
testosteron
tesvit,−di
tesviye
tesviye aleti
tesviyeci
tesviyecilik,−ği
tesviye etmek
tesviye ruhu
2161
teşbih
teşbih etmek
teşbih yapmak
teşci,−i
teşci etmek
teşdit,−di
teşebbüs
teşebbüs etmek
teşehhüt,−dü
teşehhüt miktarı
teşekkül
teşekkül etmek
teşekkür
teşekkür etmek
teşerrüf
teşerrüf etmek
teşevvüş
teşhir
teşhirci
teşhircilik,−ği
teşhir etmek
teşhis
teşhis etmek
teşhis ve intak
teşkil
teşkilât
teşkilâtçı
2162
teşkilâtçılık,−ğı
Teşkilâtıesasiye
Kanunu
teşkilâtlandırılma
teşkilâtlandırılmak
teşkilâtlandırma
teşkilâtlandırmak
teşkilâtlanma
teşkilâtlanmak
teşkilâtlı
teşkilâtsız
teşkilâtsızlık,−ğı
teşkil etmek
teşmil
teşmil etmek
teşne
teşne olmak
teşri,−i
teşrif
teşrifat
teşrifatçı
teşrifatçılık,−ğı
teşrif etmek
teşrih
teşrih etmek
teşrihhane
teşriî
2163
teşriî kuvvet
teşriî masuniyet
teşrik
teşrikimesai
teşri kuvveti
teşrin
teşrinievvel
teşrinisani
teşt
teşvik
teşvikçi
teşvik etmek
teşvikkâr
teşviş
teşyi,−i
teşyi etmek
tetabuk
tetabuk etmek
tetanos
tetebbu,−u
tetebbu etmek
tetik,−ği
tetikçi
tetikçilik,−ği
tetikleşme
tetikleşmek
tetiklik,−ği
2164
tetir
tetkik
tetkikat
tetkik etmek
tevabi,−i
tevafuk
tevahhuş
tevahhuş etmek
tevakki
tevakki etmek
tevakkuf
tevakkuf etmek
tevakkuf mahalli
tevali
tevali etmek
tevarüs
tevarüs etmek
tevatür
tevazu,−u
tevazulu
tevazün
tevbih
tevcih
tevcih etmek
tevdi,−i
tevdi etmek
tevdiat
2165
teveccüh
teveccüh etmek
tevehhüm
tevek,−ği
tevekkel
tevekkeli
tevekkül
tevekkül etmek
tevekleme
teveklemek
tevellüt,−dü
tevellütlü
teverrüm
teverrüm etmek
tevessü,−ü
tevessü etmek
tevessül
tevessül etmek
tevettür
tevfikan
tevhit,−di
tevhit ehli
tevhit etmek
tevil
tevil etmek
tevki,−i
tevkici
2166
tevkif
tevkif etmek
tevkifhane
tevkil
tevkil etmek
tevlit,−di
tevlit etmek
tevliyet
Tevrat
tevriye
tevsi,−i
tevsi etmek
tevsik
tevsik etmek
tevşih
tevzi,−i
tevziat
tevzi bürosu
tevzi etmek
teyakkuz
teyel
teyel ipliği
teyelleme
teyellemek
teyellenme
teyellenmek
teyelli
2167
teyel yapmak
teyemmüm
teyit,−di
teyit etmek
teyp,−bi
teyze
teyzezade
tez
tezahür
tezahürat
tezahür etmek
tezat,−dı
tezatlı
tezayüt,−dü
tezayüt etmek
tez beri
tez canlı
tezce
tezek,−ği
tezekkür
tezekkür etmek
tezelden
tezellül
tezelzül
tezene
tezevvüç,−cü
tezevvüç etmek
2168
tırtık tırtık
tırtıl
tırtıl çekme
tırtıllanma
tırtıllanmak
tırtıllı
tırtıllı bıçak,−ğı
tırtılsı
tırtır
tıs
tıslama
tıslamak
tıslayış
tıynet
tıynetsiz
ti
tiabendazol,−lü
Tibet
Tibetçe
Tibetli
Tibet öküzü
Tibet sığırı
ti borusu
Ticanî
Ticanîlik,−ği
ticaret
ticaret ataşesi
2179
ticaret borsası
ticaret coğrafyası
ticaret filosu
ticaretgâh
ticaret gemisi
ticaret gemileri
ticarethane
Ticaret Hukuku
ticaret işletmesi
Ticaret Kanunu
ticaret limanı
ticaret mahkemesi
ticaret merkezi
ticaret odası
ticaret sicili
ticarî
ticarî ataşe
ticarî dava
ticarîleşme
ticarîleşmek
ticarî tüketim
ticarî unvan
tifdruk,−ğu
tifo
tiftik,−ği
tiftik keçisi
tiftiklenme
2180
tiftiklenmek
tiftik tiftik
tiftme
tiftmek
tifüs
ti işareti
tik
tik ağacı
tike
tikel
tikellik,−ği
tikel önerme
tiksindirici
tiksindirme
tiksindirmek
tiksinilme
tiksinilmek
tiksiniş
tiksinme
tiksinmek
tiksinti
tik tak
tilâvet
tilki
tilkikuyruğu (bitki)
tilkileşme
tilkileşmek
2181
tilkilik,−ği
tilki uykusu
tilki üzümü
tilmiz
tilmizlik,−ği
tim
timbal,−li
timsah
timsahlar
timsal,−li
timüs
tin
tiner
tinsel
tinselcilik,−ği
tin tin
tip
tipi
tipili
tipik,−ği
tipileme
tipilemek
tipleme
tiplemek
tipleşme
tipleşmek
tipleştirme
2182
tonsuzlaşma
tonsuz ünsüz
tonton
Tonya (ilçe)
Tonya yağı
top
topaç,−cı
topaççı
top ağaç,−cı
topak,−ğı
topaklama
topaklamak
topaklanma
topaklanmak
topaklaşma
topaklaşmak
topaklaştırma
topaklaştırmak
topak topak
topal
topalak,−ğı
topallama
topallamak
topallayış
topallık,−ğı
top altı
top arabası
2191
toparlacık,−ğı
toparlak,−ğı
toparlakça
toparlak hesap,−bı
toparlak rakam
toparlak sayı
toparlama
toparlamak
toparlanış
toparlanma
toparlanmak
toparlayıcı krem
topatan
top atımı
topaz
topbaş (bitki)
topbaş balık,−ğı
top çam
topçeker
topçu
topçuluk,−ğu
top etmek
tophane
Tophane
topik,−ği
top kandil
topla
2192
toplaç,−cı
toplam
toplama
toplama işareti
toplamak
toplama kampı
toplanan
toplanık,−ğı
toplanılma
toplanılmak
toplanış
toplanma
toplanmak
toplantı
toplantı salonu
toplantı yeri
toplardamar
toplaşma
toplaşmak
toplatılma
toplatılmak
toplatma
toplatmak
toplattırma
toplattırmak
toplayış
toplu
2193
toplu akın
toplu bilet
topluca
toplu çalışma
toplu durum
toplu görüşme
toplu iğne
toplu iş sözleşmesi
toplu konut
topluluk,−ğu
topluluk adı
topluluk eki
topluluk ismi
topluluk sayısı
toplum
toplum bilimci
toplum bilimcilik,−ği
toplum bilimi
toplum bilimsel
toplumcu
toplumcu gerçekçi
toplumcu
gerçekçilik,−ği
toplumculuk,−ğu
toplumdaş
toplum dışı
toplum dil bilimi
2194
toplum felsefesi
toplum içincilik,−ği
toplumlar arası
toplumlaşma
toplumlaşmak
toplumlaştırma
toplumlaştırmak
toplum polisi
toplumsal
toplumsal bilim
toplumsal bunalım
toplumsal
bütünleşme
toplumsal çözülme
toplumsal davranış
toplumsal
dayanışma
toplumsal değer
toplumsal değişme
toplumsal denge
toplumsal
farklılaşma
toplumsal gelişme
toplumsal ilişki
toplumsallaşma
toplumsallaşmak
toplumsallaştırma
2195
toplumsallaştırmak
toplumsal ruh bilimi
toplumsal sınıflar
toplumsal yapı
toplumsal yardım
toplum yapısı
toplu savunma
toplu sözleşme
toplu tabanca
toplu tartışma
toplu taşıma
toplu taşımacılık,−ğı
toplu yarış
top mermisi
topoğraf
topoğrafik,−ği
topoğrafik harita
topoğrafya
topoğrafya haritası
topoloji
topolojik,−ği
toponim
top patlıcan
toprak,−ğı
toprak altı
toprakbastı
toprak bilimci
2196
toprak bilimi
toprak boya
toprakçıl
toprak çimento
toprak hukuku
toprak kayması
toprak köleliği
toprak kölesi
topraklama
topraklamak
topraklandırma
topraklandırmak
topraklaşma
topraklaşmak
topraklı
toprak rengi
topraksı
toprak sıçanı
topraksız
top sağır
top sakal
top sakallı
top sürme
toptan
toptancı
toptancılık,−ğı
to
0 comments
Post a comment