• Save
Comparing quantities - The superlative
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

Comparing quantities - The superlative

on

  • 531 views

Slayttaki tüm sayfaları hangi yapının (kırmızı renkli) nasıl kullanıldığını anlamak için bir kez gözden geçiriniz. Başa dönerek önerilen cevaplara bakmadan kendi cümlelerinizi ...

Slayttaki tüm sayfaları hangi yapının (kırmızı renkli) nasıl kullanıldığını anlamak için bir kez gözden geçiriniz. Başa dönerek önerilen cevaplara bakmadan kendi cümlelerinizi kurmaya çalışınız. Bu adımı, slayttaki çoğu cümleyi belirtilen yapıyı kullanarak ve cevaplara bakmadan söyleyecek duruma gelinceye kadar tekrar ediniz. Cevaplarınızı, önerilen cevapları görmeden söylemeye gayret etmenin bu çalışmanın en önemli noktası olduğunu lütfen unutmayınız. Pencerenin sağ alt köşesindeki 'Full' simgesine tıklayarak tam ekran çalışmanız tavsiye edilir.
Başarılar.

Statistics

Views

Total Views
531
Views on SlideShare
531
Embed Views
0

Actions

Likes
1
Downloads
0
Comments
0

0 Embeds 0

No embeds

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

Comparing quantities - The superlative Comparing quantities - The superlative Presentation Transcript

  • Comparing Quantities The superlative Nesnelerin Miktar Bakımından Karşılaştırılması En üstünlük derecesi Bir nesnenin, miktar yönünden, karşılaştırıldığı şeylerin hepsinden daha çok veya daha az olduğunu belirten bir kuruluştur. Aşağıdaki şekilde kurulu olur: En üstünlük aşaması: the most… En aşağılık aşaması: the least… Örnek kalıp: Who did the most work?
    • En çok işi kim yaptı?
  • En çok işi kim yaptı? Who did the most work?
    • En çok onun parası vardı.
  • En çok onun parası vardı. He had the most money.
    • En çok birayı Bill içti.
  • En çok birayı Bill içti. Bill has drunk the most beer.
    • Başımıza en çok Mary dert oldu.
  • Başımıza en çok Mary dert oldu. Mary has caused us the most trouble.
    • En az yardım gören bendim.
  • En az yardım gören bendim. I have had the least help.
    • O, en az vakit alandır.
  • O, en az vakit alandır. It takes the least time.
    • Mex en az petrol ü üretiyor.
  • Mex en az petrol ü üretiyor. Mex produces the least oil.
    • SAT, ürettiklerini ihraç etmede en az zorluk çekendir.
  • SAT, ürettiklerini ihraç etmede en az zorluk çekendir. SAT has the least trouble in exporting its product.
    • En az gürültü yapan, bu motordur.
  • En az gürültü yapan, bu motordur. This engine makes the least noise.
    • Bir milde en az benzin tüketen bu markadır.
  • Bir milde en az benzin tüketen bu markadır. This make consumes the least petrol per mile.
    • Her şeyin en çoğuna sahipsin.
  • Her şeyin en çoğuna sahipsin. You have the most of everything.
    • En çok birayı Almanlar içer.
  • En çok birayı Almanlar içer. Germans drink the most beer.
    • Biz, en çok parayı seyahat için harcarız.
  • Biz, en çok parayı seyahat için harcarız. We spend the most money on travel.
    • Mary, en az parayı öğrenim için harcar.
  • Mary, en az parayı öğrenim için harcar. Mary spends the least money on education.
    • En çok su nerede var?
  • En çok su nerede var? Where is there the most water?
    • En az ekmeği kim tüketir?
  • En az ekmeği kim tüketir? Who consumes the least bread?
    • En çok dikkati bu iş gerektirir.
  • En çok dikkati bu iş gerektirir. This job requires the most attention.
    • Ona bu konuda en az toleransı sen gösterdin.
  • Ona bu konuda en az toleransı sen gösterdin. You showed him the least tolerance on this subject.
    • En az enerji yi kullanmaya çalışıyorum.
  • En az enerji yi kullanmaya çalışıyorum. I’m trying to use the least energy.
    • Bu makine ile en çok derdi olan Tom’dur.
  • Bu makine ile en çok derdi olan Tom’dur. Tom has the most trouble with this machine.
    • En az şikayet etmesi gereken sensin.
  • En az şikayet etmesi gereken sensin. You have the least reason to complain. SON