Antdevhastcevap
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

Antdevhastcevap

on

  • 1,247 views

Klinik şef uzman ilişkisinde Antalya eğitim ve araştırma hastanesinin cevapları

Klinik şef uzman ilişkisinde Antalya eğitim ve araştırma hastanesinin cevapları

Statistics

Views

Total Views
1,247
Views on SlideShare
1,221
Embed Views
26

Actions

Likes
0
Downloads
0
Comments
0

1 Embed 26

http://www.antalyatabip.org.tr 26

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Microsoft PowerPoint

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

Antdevhastcevap Antdevhastcevap Presentation Transcript

  • ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİNİN CEVAPLARI
  • 1-Görev yapılan sağlık kuruluşunun kapanması, personel dağılım cetvelinde değişiklik olması, sağlık birimlerinin devri, nitelik değiştirmesi veya birleşmesi gibi nedenlerle o unvandan personele ihtiyaç kalmaması hallerinde; personelin Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin 23 üncü maddesine göre, öncelikle il içinde ihtiyaç olan birimlere, mümkün değilse, Bakanlıkça D ve C hizmet grubu illerine tercihlerine göre atanacakları, aynı hizmet birimine birden fazla tercih yapılması halinde hizmet puanına göre yerleştirilecekleri ancak bu kuralın personel lehine olacak biçimde uygulandığı iddiası üzerine. İdare hukukunda, bir hukuk kuralının uygulanması için gerekli ve yeterli sebep, kamu yararının bulunmasıdır. Diğer unsurların da mevcut olması koşuluyla, bir idari işlem ancak kamu yararı mevcutsa hukuka uygun bir işlem haline gelir. Bu bağlamda, Antalya Devlet Hastanesinin kadroları ancak bir kamu yararı mevcut ise Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine aktarılabilir. Yoksa, sırf bazı kişilere jest olsun diye idari işlem tesis edilemez. Aksine, kişilere hukuka aykırı menfaat sağlamak hukuk düzenimizce yasaklanmıştır. Bu yönüyle kadro aktarımlarının Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesine yapılmış olması ile hiç kimseye özel bir menfaat sağlama gayesi güdülmüş olamaz. En azından böyle bir ön kabul zorunludur. Keza, aksi yöndeki ihtimalin kabulü halinde ilgili kişilerin cezai sorumluluğu dahi gündeme gelebilecektir.
  • 2- 1219 Sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunda yer alan kurala göre; hekimlerin, bu kanunda açıkça gösterilmeyen ve sair kanun ve idari düzenlemeler ile kendilerine tevdi edilmiş olan bil cümle görevin ifasıyla yükümlü olacakları iddiası üzerine.
    • hekimler sadece 1219 sayılı Kanunda gösterilen kurallarla bağlı değildirler. Sağlık uygulamaları gibi çok çeşitli düzenlemelerin bulunduğu alanlarda başka kanun, tüzük, yönetmelik gibi işlemler de tesis edilmiş olabilir. Bu hükümle hekimlerin hukuka uygun diğer kurallarla da bağlı oldukları ifade edilmektedir. Böylesine genel bir kanuni düzenleme örnek gösterilerek Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki uygulama sorunlarına açıklık getirilmesi ise mümkün değildir. Kaldı ki bu hüküm gereğince hekimler örneğin, Tıbbi deontoloji Tüzüğü, Hasta Hakları Yönetmeliği, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği gibi düzenlemelerle bağlıdır. Ancak bu düzenlemelerde yer alan kurallar ile mevcut uygulama arasında çelişki bulunmaktadır. Bunlara yukarıda değinilmiştir. Bir anlamda idare verdiği cevapla, kendi uygulaması ile aykırı bir konuma düşmüştür.
  • 3- Uzmanların ait oldukları klinikler adına nöbet tutacakları, klinik şeflerinin başhekimlikçe onaylanacak olan nöbet listesini hazırlayacağı iddiası üzerine.
    • Kuşkusuz bir idari birimde çalışma düzeninin belirlenmesinden sorumlu kişilerin de bulunması son derece doğaldır. Başhekimlik ve klinik şeflikleri, hastanenin genel işleyişine göre bir nöbet programı yapmak zorundadır. Bu zorunluluk kendilerine tevdi edilmiş ve diledikleri gibi kullanacakları bir yetki değil, bir yükümlülük olarak görülebilir. Hukuka ve hakkaniyete aykırı olmayan nöbet düzenlemelerine ilgili kamu görevlilerinin de uyması gerekir.
  • Acilden yatacak hastalar klinik şefi adına yatırılacağı iddiası üzerine
    • Bu iddianın hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır .
    Başka eğitim hastanelerinde bu türden uygulamaların yapılıyor olması sadece bir alışkanlıktır ve bu durum şimdiye dek yargılama konusu da olmamıştır. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin 66 ncı maddesine göre, hastaların yatışı muayeneyi yapan hekim adına yapılmalıdır. Bu hususta Yönetmelik hükmü tartışmaya yer vermeyecek ölçüde açıktır. En başta bu fiilen mümkün değildir. Sözgelimi mesai saatleri dışında, tatil günlerinde, geceleri veya klinik şefi tatilde veya izindeyken hastayı klinik şefi adına yatırmak açıkça hukuku çiğnemek anlamına gelecektir. Bu durumda hastanın bakımını bir başka hekim düzenleyecek fakat hastanın müdavi hekimi klinik şefi görünecektir. Hukukun böyle bir tuhaflığa cevaz vereceğini iddia etmek mümkün değildir.
  • 4- Servise yatacak hastaların, disiplin ve sicil amiri ve klinik sorumlusu uzman klinik şefi adına yatırılacağı iddiası üzerine.
    • Bu iddianın da, yukarıda acil servisten yatacak hastalar örneğinde açıklandığı gibi, hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Böyle bir uygulama en başta Tıbbi Deontoloji Tüzüğü, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği, Hasta Hakları Yönetmeliği ve Hekim Seçme Yönergesinde ifade edilen hukuki düzenlemelere açıkça aykırı olacaktır. İdare, büyük şehirlerde bazı eğitim hastanelerindeki fiili uygulamayı gözönüne alarak böyle bir iddiada bulunmaktadır. Ancak büyük şehirlerdeki bütün kliniklerde tatbikat böyle olmadığı gibi, hukuki dayanaktan yoksun bir uygulama da ne kadar yaygınlaşırsa yaygınlaşsın hukukilik kazanmaz. Kaldı ki hastanın yatışının hangi hekim adına yapılacağına ilişkin açık veya zımni bir çok hukuk kuralı olmakla beraber, bütün hastaların şef adına yatırılacağına ilişkin tek bir düzenleme dahi bulunmamaktadır. Bu durum yukarıda ilgili bölümlerde ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
  • “ Disiplin ve sicil amiri ve klinik sorumlusu uzman klinik şefi” vurgusu üzerine.
    • İdare cevabının çeşitli yerlerinde “Disiplin ve sicil amiri ve klinik sorumlusu uzman klinik şefi” vurgusunda bulunulmaktadır. Bu vurgunun, klinik şefinin, uzman hekimlerin hem disiplin hem de sicil amiri olması dolayısıyla kliniğinde, her türlü yetkiye sahip olduğu imasını içerdiği açıktır. Öncelikle, ölçeği ne olursa olsun bir kısmi düzende, kuralların işleyişini sağlamak ve kural dışılığı önlemek amacıyla belli disiplin tedbirlerinin getirilmesi zorunludur. Kanunlarda öngörülen bu tür yetkilerin de belli kişilere tevdi edilmesi gerekir. Bu yetki kuşkusuz ilgili kısmi düzenin dışına çıkıldığında kullanılacaktır. Ancak burada sorun, klinik şefinin uzman hekimlerin disiplin ve sicil amiri olup olmadığı değildir. Bir kişinin disiplin veya sicil amiri olması, bu yetkileri üzerinde kullanacağı kişiye tevdi edilmiş kanuni yetkileri de bizzat kullanacağı anlamına gelmez. İdare hukukunda yetki bir başkasına devredilebilir ancak başkasının yetkisi gasp edilemez. Yani yetki devri yasal, yetki gaspı yasaktır. Bu durumda, klinik şefinin uzman hekimin disiplin ve sicil amiri olması, kanun ve diğer mevzuatta uzman hekimlere verilen yetkileri elinden alma hakkı olduğu anlamına gelmez.
  • 5- “Klinik şefleri kliniklerinin sorumlusudur. Klinik konsey ve yaklaşım yoluyla ameliyata karar verilen hastaların ameliyatına giren ameliyat ekibi de mükelleftir. Eğitim hastanesi olmadan önce yapmakta olduğunuz ameliyata iki ve üç hekimle girme uygulaması gibi. Kamu hizmeti yapan kamu görevlileri olarak hukuki açıdan idare hukukuna tabi olduğumuz için görev sebebiyle doğacak yanlışlıklardan ameliyat ekibi yükümlü şef ve hastane yönetimi de sorumludur.Ameliyata şef iştirak etmiş ise oda yükümlü olacaktır.”
    • Bu durum klinik şefi için geçerli bir yaklaşımdır. Elbette eğitim hastanelerinde bazı hastalar eğitim vakası olarak belirlenebilir ve özellikli olgularda belli kolektif uygulamalar gerçekleştirilebilir. Bunda herhangi bir sakınca veya hukuki engel bulunmamaktadır. Ancak bu uygulama uzman hekimlerin mesleki özerkliğinin bulunmadığı anlamına da gelmeyecektir. Bir uzman hekim pekala kendi vakasını tek başına servise yatırabilir, ameliyatını yapabilir, hastayı uygun göreceği periyotlarda kontrole çağırarak taburcu edebilir.
    Ancak bir üçüncü basamak eğitim kurumuna gelen kimi vakaların özellik göstereceği de şüphesizdir. Bir uzman hekim böyle bir vaka ile karşılaşırsa, hem mesleki etik ilkeler hem de hukuki yükümlülükleri gereği bu vakanın kolektif olarak ele alınmasını uygun görebilir.
  • 6-Hastaların Hekim Seçme Yönergesinin uygulama ile tezat teşkil etmediği iddiası üzerine.
    • Halen yürürlükte olan Hekim Seçme Yönergesinde gösterilen kurallara göre de eğitim hastanelerinde çalışan uzman hekimlerin hastaları talep ettikçe müdavi hekim statülerinin devam edeceği öngörülmektedir.
    • Nitekim Yönergede, hastaların sağlık hizmet sunumunda en iyi işbirliği yapabileceği ve iletişim kurabileceği hekimi seçmesinin sağlanacağı; hastaların sağlık kurumuna her gelişinde, istedikleri takdirde aynı hekime muayene olabileceği ve yine hastanın isteği doğrultusunda, sağlık kurumuna ilk kabulünden itibaren aynı hekimin kontrolü altında tutulacağı ifade edilmektedir.
    • Yine bu Yönergeye göre, hastanın, tıbbi açıdan da bir engel yoksa, tedavi ve ameliyatını aynı hekimin yapması için gerekli düzenlemelerin yapılacağı da açıkça ifade edilerek duruma açıklık getirilmiştir (m. 9/I ç). Ayrıca, Yönergede, bu kurallara aykırı davranmanın disiplin yaptırımına tabi tutulacağı da belirtilmiştir ki bu kural hastane ve klinik idarecilerini de ilgilendirmektedir.
  • “ Eğitim hastanelerinde eğitim kadrosu dışındaki hekimler de ait oldukları kliniklerin çalışma düzenine göre çalışan klinik şefliği çalışanlarıdır.” iddiası üzerine.
    • Buradaki ifade doğru ancak yazının bütünü dikkate alındığında maksat yanlıştır. Elbette kliniklerde belli bir çalışma düzeninin tesis edilmesi gerektiği, bir başıbozukluğun söz konusu olamayacağı kesindir. Ancak yukarıda sıkça tekrarlandığı üzere kliniklerde adalet ve hakkaniyete uygun olarak tesis edilmesi gereken çalışma düzeninin sınırları içinde uzman hekimlerin de mesleki otonomileri bulunmaktadır. Uzman hekimler kanun, tüzük ve yönetmeliklerle kendilerine tevdi edilmiş görevleri bu özerk alanda içinde yerine getirebilecektir.
  • “ Ameliyata giren ekip mükelleftir yani mecbur ve zorunlu olarak yükümlüdür klinik şefleri ve idarede mesuldür yani sonuçları üstlenen sorumlulardır. Ameliyata şef ile girildiği takdirde şefle mükellef olacaktır. Şef klinikle tesis edilen tüm işlemlerden başhekime karşı tam sorumludur.”iddiası üzerine
    • Burada kastedilen ceza sorumluluğu ise yaklaşım yanlıştır. Keza ceza hukukumuzda sorumluluk şahsidir, objektif sorumluluk yasaklanmıştır. Bu sebeple cezai sorumluluk alanında herkes kendi kusurundan dolayı sorumludur. Hiç kimse kusuru olmadığı halde başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz. Yine aynı durum tazminat sorumluluğu için de geçerlidir. Kaldı ki Anayasa ve Devlet Memurları Kanununa göre kamu görevlilerinin, kamu görevinin ifası ile ilgili olarak hizmet kusurundan kaynaklanan şahsi sorumlulukları da bulunmamaktadır.
  • “ Eğitim hastaneleri üçüncü basamak sağlık hizmet sunucusu oldukları için gelen hastalar ilk önce üçüncü basamak hastaneyi seçerek geliyor. Sevk zinciri zorunlu hale geldiği zaman hastalar doktora değil hastaneye, başta acil olmak üzere ilgili dal polikliniklerine sevk hastalar klinikler arasında dönüşümlü olarak paylaşılacaktır.”
    • Sevk zinciri, hükümetlerin seçeceği sağlık politikası tercihleri ile ilgili bir olgudur. Ancak sevk zinciri uygulaması hekimlerin mesleki yetki alanları ile ilgili bir durum da değildir. Özellikle sosyal güvenlik politikaları bağlamında önem kazanan sevk zinciri uygulaması ile kamusal kaynakların verimli kullanımı amaçlanmaktadır. Bu uygulama ile sağlık mesleklerinin yetki, görev ve sorumluluk alanlarına ilişkin yeni bir durum yaratılmamaktadır. Bu sebeple idarece bu hususta yapılan açıklamalar yerinde değildir. Özetle bir hastaneye sevk zinciri dahilinde veya haricinde müracaat eden hasta ile uzman hekim ilişkisi farklı bir özellik göstermeyecektir. Kaldı ki sevk zinciri uygulaması ile güdülen amaç da kaynak israfının önüne geçmektir. Uzman hekimlerin mesleki yetki alanlarında daha işlevsel görevler üstlenmesi de bu amaca aykırı düşmeyecektir.