Doktorasemineri2

2,224 views
1,950 views

Published on

Doktora semineri 2

Published in: Education, Business
0 Comments
1 Like
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

No Downloads
Views
Total views
2,224
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
85
Actions
Shares
0
Downloads
0
Comments
0
Likes
1
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Doktorasemineri2

  1. 1. T.C. ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ EKSTRASELLÜLER MATRİKS PROTEİNLERİ VE HASTALIKLARDAKİ ROLÜ ALİ İHSAN KIRTAŞ A.D.Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Biyokimya Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi Danışman: Doç. Dr. Funda KIRAL
  2. 2. Extracellular Fluid Cytoplasm EKSTRASELLÜLER MATRİKS Fibers of Extracellular matrix Carbohydrate Glycolipid Filaments of Cytoskeleton Cholesterol Peripheral protein Integral protein
  3. 3. <ul><li>EKSTRASELLÜLER MATRİKS (ECM); </li></ul><ul><li>Hücrelerin arasında bulunan, </li></ul><ul><li>Hücreler arasını dolduran, </li></ul><ul><li>Hücreleri birbirine bağlayan, </li></ul><ul><li>Onları destekleyen bir kompleks yapıdır. </li></ul>
  4. 4. <ul><li>ECM FONKSİYONLARI: </li></ul><ul><li>Kemik ve kıkırdak dokusunda destek görevi, </li></ul><ul><li>Hücrelerin doku şeklindeki organizasyonunda (adhesyon), </li></ul><ul><li>Hücre yapısı ve hareketinde, </li></ul><ul><li>Hücre farklılaşması ve hücre gelişmesinde görevlidir. </li></ul>
  5. 5. <ul><li>Hücrenin yaşamını sürdürmesini ve </li></ul><ul><li> yumuşak doku gerginliğini ayarlar. </li></ul><ul><li>Su tutar. </li></ul><ul><li>Mineral tutar. </li></ul><ul><li>İskelet dokusunun sağlamlık ve sertliğini sağlar. </li></ul><ul><li>Büyüme faktörlerini saklar. </li></ul><ul><li>Hücrelerin yapışma, göç ve proliferasyonunu düzenler. </li></ul>
  6. 6. <ul><li>ECM ÖZELLİKLERİ: </li></ul><ul><li>Farklı organlarda farklı miktarlarda, </li></ul><ul><li>Beyin ve spinal kanalda çok az, </li></ul><ul><li>Kıkırdak ve kemikte çok fazla vardır. </li></ul>
  7. 7. <ul><li>Her dokuda fonksiyonlarına göre farklı özelliklere sahiptir. </li></ul><ul><li>Kemik ve dişte kalsifiye olmuştur. </li></ul><ul><li>Korneada şeffaftır, tendonlarda ip gibidir ve çok sağlam özelliklere sahiptir. </li></ul>
  8. 8. <ul><li>ECM, başlıca üç biyomolekül sınıfından oluşmuştur: </li></ul><ul><li>-Yapısal proteinler : Kollajen (Tip I-XIX) ve Elastin, Fibronektin, Laminin (adhezyon proteinleri) ,integrinler. </li></ul><ul><li>-Özelleşmiş proteinler : Fibronektin, laminin gibi adeziv proteinler ve integrinler; Kathedrinler, İmmunglobulin ailesi , Selektinler , osteonektin (SPARC), trombospondin, osteopontin, tenasin gibi matrisellüler proteinler. </li></ul><ul><li>-Proteoglikanlar : Agrekan, sendikan ve hyaluronan </li></ul>
  9. 9. <ul><li>Kollajen moleküllerinin en belirleyici özelliği, üç polipeptit alt biriminden oluşan büklümlenmiş kangal olan üçlü sarmaldır. </li></ul>KOLLAJEN
  10. 10. <ul><li>Polipeptit alt birimler olan  -zincirler, </li></ul><ul><li>bir ortak eksen etrafında dönerek 3000 A o uzunluğunda ve 15 A o çapında katı bir çubuk benzeri bir molekül yapar; bunlar fibrilleri oluştururlar . </li></ul>
  11. 11. <ul><li>Kollajen moleküllerinin ikinci çarpıcı özelliği, amino asit dizisinin tekrarlayan tripeptit olmasıdır. </li></ul><ul><li>Bu tekrarlayan tripeptit, (Glisin  X  Prolin) veya (Glisin  X  Hidroksiprolin) şeklinde burada X, herhangi bir amino asit olabilir. </li></ul>
  12. 12. <ul><li>Kollajenin yapısındaki amino asitlerin yaklaşık %35’i glisin, %21’i prolin ve hidroksiprolin, %11’i alanindir . Kollajen, triptofan içermez. </li></ul>
  13. 13. <ul><li>Kollajenin yapısındaki prolin ve hidroksiprolin, polipeptit omurganın rotasyonunu sınırlar ve böylelikle üçlü sarmalın stabilitesini artırırlar. </li></ul>
  14. 14. <ul><li>Kollajen üçlü sarmalı, lizil ve hidroksilizil kalıntıları arasında birden çok zincirler arası çapraz bağlantılar tarafından da stabilize edilir. </li></ul>
  15. 15. <ul><li>Kollajen, soğuk suda çözünmez, sıcak suda ve sulu asit ve alkalilerle kaynatmakla jelatin oluşturur. Jelatin de suda kolaylıkla çözünerek kolloidal jel çözeltileri oluşturur. </li></ul>
  16. 16. <ul><li>Kollajen, </li></ul><ul><li>Bulunduğu dokulara dayanıklılık verir, </li></ul><ul><li>Doku şeklini korur ve dokuya gerilme direnci sağlar. </li></ul>
  17. 17. <ul><li>Kan pıhtısı zamanla büzüldüğü halde kollajen lifleri ağı zedelenme yeri üzerinde yeni bir hücre tabakası gelişinceye kadar yarayı örter. </li></ul>
  18. 18. <ul><li>Kollajen, </li></ul><ul><li>Kanın pıhtılaşmasında etkilidir; </li></ul><ul><li>Kan pıhtısı ile etkileşerek yara deliğini kapatır. </li></ul>
  19. 19. <ul><li>Kollajen molekülünün üçlü sarmalını oluşturan  zincirlerinin farklılığına göre değişik kollajen tipleri saptanmıştır. </li></ul>
  20. 20. <ul><li>Kollajen olgun bir kollajen lifi haline gelmeden önce bağ doku fibroblastlarında, intrasellüler prekürsör molekül halinde sentezlenir. </li></ul>
  21. 21. <ul><li>Kollajenin yarı ömrü birkaç gün kadardır. </li></ul><ul><li>Kollajen, </li></ul><ul><li>Özel kollajenazlar tarafından, </li></ul><ul><li>Son derece yavaş olarak, glisin-lösin veya glisin-izolösin bağlantılarından yıkılır. </li></ul>
  22. 22. <ul><li>Kollajen, bir sindirim sistemi enzimi olan pepsin tarafından da yavaş olarak parçalanır. </li></ul>
  23. 23. <ul><li>ELASTİN </li></ul><ul><li>Elastin, elastik bağ dokunun en önemli fibriler skleroproteinidir. </li></ul><ul><li>Elastin, birçok yönlerden kollajene benzer. </li></ul><ul><li>Kollajen pek çok genetik tipe sahipken elastin tek genetik tipe sahiptir. </li></ul>
  24. 24. <ul><li>Kollajende üçlü heliks yapısı varken elastinde üçlü heliks yapısı yoktur. </li></ul><ul><li>Elastinde uzamaya izin veren dağınık helezon şekilleri vardır. </li></ul><ul><li>Kollajende (Gly-X-Y)n tekrarlayan yapısı varken elastinde (Gly-X-Y)n tekrarlayan yapısı yoktur., </li></ul>
  25. 25. <ul><li>Kollajende hidroksilizin varken elastinde yoktur. </li></ul><ul><li>Aynı şekilde kollajen karbonhidrat taşırken elastin karbonhidrat taşımaz. </li></ul>
  26. 26. <ul><li>Elastin biyosentezi için önce ribozomlarda proelastin sentezlenir. </li></ul><ul><li>Proteolitik bir işlemle proelastinin N-terminalinden tropoelastin ayrılır. </li></ul>
  27. 27. <ul><li>Tropoelastin, elastin fibrillerinin polipeptit alt ünitesidir, </li></ul><ul><li>Yaklaşık 800 amino asit kalıntısı içerir, </li></ul><ul><li>Glisin ve alanin kalıntıları bakımından zengindir; </li></ul>
  28. 28. <ul><li>Tropoelastin, lizin ve alanin kalıntıları içeren kısa bölgeler vasıtasıyla ayrılmış, </li></ul><ul><li>Glisin kalıntılarından zengin heliks parçalarından oluşmuştur. </li></ul>
  29. 29. <ul><li>Heliks kısmı, kollajen heliksinden farklıdır; </li></ul><ul><li>Germe kuvveti uygulandığında uzar, </li></ul><ul><li>Germe kuvveti kaldırıldığında orijinal boyuna döner. </li></ul>
  30. 30. <ul><li>Elastinin yıkılımı, elastaz vasıtasıyla gerçekleştirilir. </li></ul><ul><li>Pankreastan salgılanan proelastaz, tripsin ile aktive edilerek elastaza çevrilir. </li></ul>
  31. 31. FİBRONEKTİN <ul><li>Fibronektin, soğukta çözünmeyen globulin </li></ul><ul><li>Glikoprotein yapısında , (MW: 450 kDa) </li></ul><ul><li>Disülfid bağlarıyla bağlı iki zinciri vardır. </li></ul>
  32. 32. <ul><li>Fibronektin, kollajen salgılayan hücrelerden salgılanır, </li></ul><ul><li>Çökmekte olan prokollajen liflerine bağlanır, </li></ul><ul><li>Perisellüler matrikste fibril oluşumunun kinetiğini değiştirir. </li></ul>
  33. 33. <ul><li>Esasen ekstrasellüler matrikste ve hücre yüzeyinde kollajen, proteoglikanlar gibi birçok maddde, Fibronektine bağlı olarak bulunur . </li></ul>
  34. 34. <ul><li>Ayrıca bütün omurgalılarda bulunup, </li></ul><ul><li>Hücre dışı büyük bir protein olup hücrelerin matrikse bağlanmasına yardım eder. </li></ul>
  35. 35. <ul><li>Hücre morfolojisi ve hücre motilitesi gibi birçok olayda etkin, </li></ul><ul><li>Bazı hücrelerin büyüme faktörlerine duyarlılığını sağlamada, </li></ul><ul><li>Fibronektinin çözünebilen bir tipi plazmada bulunur </li></ul>
  36. 36. LAMİNİN <ul><li>Üç uzun polipeptid zincirinden oluşan (Alfa,beta,gama) </li></ul><ul><li>Büyük esnek heterotrimerik glikoprotein,. (MW: 820 kDa) , </li></ul>
  37. 37. <ul><li>Disülfit bağlarıyla bir arada tutulur, </li></ul><ul><li>Dokularda laminin ve tip IV kolajenler hücreler üzerindeki reseptörlere bağlanırlar. </li></ul>
  38. 38. <ul><li>Hücre çoğalması ve farklılaşmasını ilerletirler. </li></ul><ul><li>Hücre göçü için spesifik yol olarak görev yaparlar. </li></ul><ul><li>Hücreleri bazal laminaya bağlayan köprülerdir. </li></ul>
  39. 39. <ul><li>Laminin, hücre yüzey reseptörlerine, </li></ul><ul><li>diğer matriks proteinlerine bağlanır. </li></ul><ul><li>Hücre adezyonu, diferansiyasyon, motilitede önemlidir. </li></ul>
  40. 40. İNTEGRİNLER <ul><li>Hücre yüzey reseptörlerinin major ailesi , </li></ul><ul><li>Heterodimer RGD (Fibronektine bağlanma yapısı olan arginin, glisin, aspartik asit) üzerinden kollajene, </li></ul><ul><li>Fibronektin, laminine bağlanır. </li></ul><ul><li>İntegrinler, ECM`e hücresel yapışmayı düzenler. </li></ul>
  41. 41. <ul><li>İntegrinler, ECM`den gelen uyarıların hücre içine iletiminden sorumlu, </li></ul><ul><li>Hem hücre–hücre , hem de hücre–matriks bağlanmasını meydana getiren, </li></ul><ul><li>Transmembran glikoproteinlerdir </li></ul>
  42. 42. İNTEGRİNLER <ul><li>α ve β subünitleri vardır ve bunların non-kovalent bağlanmış, </li></ul><ul><li>Heterodimerleridirler, </li></ul><ul><li>Hedef hücrelerdeki spesifik ligandlarına bağlanırlar. </li></ul>
  43. 43. <ul><li>Hücrelere zayıf affinite ile bağlanırlar </li></ul><ul><li>Bağlanma kalsiyum, magnezyum ve mangan gibi divalan katyonlardan etkilenir. </li></ul><ul><li>Bu da, hücrelerin çevrelerini tanımalarını sağlayan “ velcro effect “ denilen etkiyi meydana getirir. </li></ul><ul><li>Sıklıkla selektin bağlanmasından sonra oluşur. </li></ul>
  44. 44. KATHEDRİNLER (KADHERİNLER) <ul><li>Kalsiyuma bağlı olarak çalışırlar </li></ul><ul><li>Hücrelerin kendi aralarındaki adezyonunu sağlarlar. </li></ul><ul><li>Hücrelerin arasında yapıştırıcı bir madde gibi iş görmektedirler </li></ul>
  45. 45. <ul><li>E-Kathedrin, N-Kathedrin ve P-Kathedrin tipleri bulunmaktadır. </li></ul><ul><li>Özellikle organların formasyonunda etkilidirler. </li></ul><ul><li>Hücre başkalaşımlarında kritik rolleri bulunmaktadır </li></ul><ul><li>Kathedrin molekülleri hücrelerin ekstrasellüler matriks ile etkileşimlerine aracılık etmez. </li></ul>
  46. 46. <ul><li>Hücreler çoğalıp büyüyünce kathedrinler birbirlerine değmeye başlarlar ve bunun sonucu olarak hücrelerin büyümesi ve motilitesi azalır. </li></ul><ul><li>Tümörlü dokularda hücre yüzeyine lokalize olan kathedrinlerin miktarında azalma olur. </li></ul>
  47. 47. <ul><li>Kathedrin miktarının azalmasına bağlı olarak hücrelerin aralarındaki bağlar zayıflar, tümoral hücreler bulunduğu dokulardan ayrılıp başka dokulara metastaz yapabilir. </li></ul>
  48. 48. İMMUNGLOBULİN AİLESİ <ul><li>Ağırlıklı olarak homofilik etkileşimlerde rol alırlar. </li></ul><ul><li>Transmembran bölümü basit yapılıdır. </li></ul><ul><li>Ekstrasellüler kısmı antikor yapısında katlanma ile karakterizedir. </li></ul>
  49. 49. <ul><li>Aktivasyonları için kalsiyuma gereksinim duymazlar. </li></ul><ul><li>Hücre içi sinyal iletiminin aktivasyonunda etkilidirler. </li></ul>
  50. 50. <ul><li>Morfogenezde, kas, glia ve sinir hücrelerinin başkalaşımında rol oynarlar. </li></ul><ul><li>Sinir hücrelerinde miyelin kılıfının sentezini indüklerler. </li></ul>
  51. 51. <ul><li>Vasküler endotel hücrelerinde lökositlerin adezyonuna ve lökositlerin damar dışına çıkışına aracılık ederler. </li></ul>
  52. 52. SELEKTİNLER <ul><li>Lektinler genel olarak karbonhidratlara bağlanan proteinler olarak tanımlanmaktadır. </li></ul><ul><li>Selektinler transmembran proteinlerin ekstrasellüler kısmının ucunda bulunurlar. </li></ul>
  53. 53. <ul><li>Aktiviteleri için kalsiyuma ihtiyaç duyarlar. </li></ul><ul><li>Selektinler heterotipik hücre-hücre etkileşimlerine aracılık ederler. </li></ul><ul><li>Selektinlerin ligandları müsin benzeri karbonhidrat üniteleridir. </li></ul>
  54. 54. <ul><li>Endotel hücreleri ile lökositlerin etkileşiminde selektinlerin rolü büyüktür. </li></ul><ul><li>Lökositlerin damar dışına çıkışına aracılık ederler. </li></ul>
  55. 55. <ul><li>İnflamasyon olgularında selektinlerin ekspreyonu lokal olarak regüle edilir. </li></ul>
  56. 56. MATRİSELLÜLER PROTEİNLER <ul><li>Yapısal proteinler değillerdir. </li></ul><ul><li>Hücre yüzey reseptörleri ve diğer matriks proteinlerle ilişkilidirler. </li></ul>
  57. 57. <ul><li>Osteonektin (SPARC): anjiogenezi inhibe eder. </li></ul><ul><li>Osteopontin: kalsifikasyonu regüle eder </li></ul><ul><li>Trombospondin: anjiogenezi inhibe eder </li></ul><ul><li>Tenasinler: hücre adezyonunun düzenlenmesi, morfogenezde görevlidir. </li></ul>
  58. 58. PROTEOGLİKANLAR <ul><li>Proteoglikanlar, bir glikozaminoglikan olan, Hiyalüronatın çok uzun ipliklerine yaklaşık 40 nm aralıklarla ve nonkovalent olarak,İç protein moleküllerinin bağlanması ve her iç proteine de kondroitin sülfat, keratan sülfat, heparan sülfat ve dermatan sülfat gibi,birçok daha kısa glikozaminoglikan molekülü bağlanmasıyla oluşan makromoleküllerdir . </li></ul>
  59. 59. <ul><li>Proteoglikanların polipeptid zinciri, pürtüklü endoplazmik retikulumun ribozomlarında sentezlenir. </li></ul><ul><li>Polipeptid zincirine golgi aygıtında polisakkarit zincirleri katılır . </li></ul>
  60. 60. <ul><li>Dokulardaki proteoglikanlar sürekli olarak farklı oranlarda parçalanmakta ve yeniden sentezlenmektedir. </li></ul>
  61. 61. GLİKOZAMİNOGLİKANLAR (GAG) <ul><li>Ekstrasellüler proteoglikanlar ile kollajen ve elastin gibi fibröz proteinler, </li></ul><ul><li>Bir çapraz ağ yapısı ile örülürler. </li></ul><ul><li>Böylece ekstrasellüler matriksin dayanıklılık ve elastikiyeti sağlanır . </li></ul>
  62. 62. <ul><li>Yapı tekrarlayan disakkarid ünitelerinden oluşmuş dallanmamış polisakkarid zincirleridir. </li></ul><ul><li>Şekerlerden biri bir amino şekerdir. ( N-asetilglukoz amin veya N-asetilgalaktoz amin ) diğeri bir uronik asittir. </li></ul>
  63. 63. Glikozaminoglikanlar (GAG)
  64. 64. <ul><li>Karbonil ve sülfat grubundan dolayı GAG çok fazla negatif olarak yüklüdürler. </li></ul><ul><li>GAG hücrelerdeki en anyonik moleküllerdir. </li></ul>
  65. 65. <ul><li>GAG MOLEKÜLLERİ </li></ul><ul><li>Hyalüronik asit ( Bağ dokusu,kıkırdak,ve deri,vücut sıvısı) </li></ul><ul><li>Kondroitin sülfat (Kıkırdak,kalp,kornea,kemik ve arter) </li></ul><ul><li>Dermatan sülfat (deri,kan damarları,kalp) </li></ul>
  66. 66. <ul><li>Haparan sülfat (Akciğer,arter,hücre yüzeyi,bazal lamina) </li></ul><ul><li>Keratan sülfat (kıkıdak,kornea,omurlar arası disk) </li></ul>
  67. 67. AGREKAN <ul><li>Yapısında kondroitin sülfat (%90) ve keratan sülfat glikozaminoglikanları (GAG) bulunur. </li></ul><ul><li>Agrekan, hyalüronik asite bağlanır. </li></ul><ul><li>AG`ların negatif yüklerinden dolayı su tutar. </li></ul>
  68. 68. SENDİKAN <ul><li>Büyüme faktörlerinin aktivitesini kontrol eder. </li></ul><ul><li>Özellikle epitelde eksprese edilen heparan sülfat ve kondrotin sülfat, hücre yüzey proteoglikanlarının alt grubundandır. </li></ul><ul><li>Doku organizasyonu ve morfojenezinde görevlidir. </li></ul>
  69. 69. <ul><li>EKSTRASELLÜLER MATRİKS PROTEİNLERİNİN HASTALIKLARDAKİ ROLÜ </li></ul>
  70. 70. <ul><li>Ekstrasellüler matriks proteinlerinin embriyogenezis, morfogenezis, inflamatuar cevap hemostazis doku devamlılığı ve diferansiasyon gibi geniş bir çerçevede çok önemli rollere sahip oldukları gösterilmiştir </li></ul>
  71. 72. <ul><li>Bu moleküllerin hızla önem kazandığı alanlardan biri de «kanser» ve «metastaz»dır. Son yıllarda kanser metastazında birbirini izleyen basamaklar halinde rol aldıkları ve metastazın organ tercihini düzenlemede önemli oldukları anlaşılmıştır. </li></ul>
  72. 73. <ul><li>Şimdiye kadar tanımlanmış beş adezyon molekülü ailesinin hemen hepsi, kanser hücre metastazının çeşitli basamaklarında birbirini izler şekilde rol almaktadır En önemli adezyon molekülü aileleri : integrinler, kadhedrinler, immünglobulin süpergen ailesi, selektinler ve proteoglikanlardır. </li></ul>
  73. 74. <ul><li>Örnek olarak mesane kanserinde yapılan bir çalışmada mesane kanserinde mesane yüzeyinin bütünlüğünün bozulduğu ve özellikle idrarda fibronektin fragmanlarının artışı görüldüğü gösterilmiştir. </li></ul><ul><li>İdrarda fibronektin fragmanları spesifik antikorlar sayesinde tespit edilebilir ve bu yüzden fibronektin tümör varlığını saptayabilen belirteç olarak kullanılabilir </li></ul>
  74. 75. <ul><li>Sağlıklı durumda fibroblastlar ESM içine gömülüdür. Dağınık ve yassılaşmış durumdadırlar. Bu da düşük metabolik döngüyü gösterir.Yaralanma ve enflamasyon sonrasında matriks parçalanır ve fibroblastlar yara bölgesine göç eder, çoğalır ve yeni Matriksi yapar. </li></ul>
  75. 76. <ul><li>ECM komponentleri, kalp ve damarların hem yapılanmasında hem de görev yapmalarında önemli roller alırlar. Kollajen ve elastin gibi ESM proteinleri kalp dokusuna desteklik sağlarken, fibronektin ve laminin gibi yapıştırıcı moleküller hücrelerin ESM'e yapışmasını sağlar. </li></ul>
  76. 77. <ul><li>Kardiyovasküler sistemde, miyokardiyal enfarktüs, hipertrofi ve hipertansiyondan sonra ESM'in birikmesi kalp yetmezliklerinin gelişmesine neden olur. </li></ul>
  77. 78. <ul><li>Karaciğer fibrozisinde bir yandan kollagen ve diğer matriks proteinlerinin miktarları artarken, </li></ul><ul><li>Diğer taraftan da bunların rölatif miktarları arasında önemli değişiklikler meydana gelmektedir. </li></ul><ul><li>Normal karaciğerde Tip I kollagen/Tip III kollagen oranı 1:1 iken sirotik karaciğerde bu oran 4:1 gibi bir değere ulaşmaktadır. </li></ul>
  78. 79. <ul><li>Gingivitiste dişeti kollajeninde kantitatif ve kalitatif değişiklikler olur. </li></ul><ul><li>Dişetindeki kollajen daha çözünür hale gelir ve bu durum yeni ve aktif sentezi gösterir. </li></ul>
  79. 80. <ul><li>Sonuç olarak; </li></ul><ul><li>Ekstraselüler matriks (ESM); dokuların normal gelişim ve fonksiyonları için gereklidir . ESM, başta protein ve karbonhidrat olmak üzere karmaşık bir makromolekül içeriğine sahiptir. </li></ul><ul><li>ESM hücrelerin büyüme, protein sentezi, salgı ve göç gibi çeşitli fonksiyonlarının yönlendirilmesinde çok önemli rol oynamaktadır. </li></ul>
  80. 81. <ul><li>ESM'de bulunan spesifik moleküller, genetik olarak benzer hücrelerle etkileşerek çeşitli biyolojik yanıtlara sebep olurlar. </li></ul><ul><li>ESM'nin içeriği ve fonksiyonları bulunduğu dokuya göre değişkenlik gösterir. </li></ul>
  81. 82. <ul><li>TEŞEKKÜRLER </li></ul>

×