Referandum günlükleri

3,219 views
2,972 views

Published on

Published in: Education
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
3,219
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
2
Actions
Shares
0
Downloads
14
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Referandum günlükleri

  1. 1. REFERANDUMGÜNLÜKLERİ Ahmet TÜRKAN
  2. 2. İÇİNDEKİLERÖNSÖZ… 4Kim Haklı… 6Televizyon Ekonomisi… 8Öğrenci Affı Kime… 12Başörtüsü ve Anayasa Mahkemesi… 14Suç ve Ceza… 16Ticari Ahlak… 19Hasan Cemal’e Mektup… 21Gazze ve İslam Toplumları… 23Dünya Halklarının Vebali… 25Sadabat Paktı… 27Onurlu duruş - El Zeydi ve Irak’ın Sesi… 29Seçimler Sonrası Yol Haritamız… 31İnsanlar ve Cinler… 34Cindoruk Siyaseti… 36Peki Ama Neden ?... 38Ayşe Arman’ın Reina Komedisi Neymiş.?... 40Uğur Dündar’a Fitre Düşer mi… 42Darbe Yapacağız da Planımız Yok – 1… 44Darbe Yapacağız da Planımız Yok – 2… 47Açılım Yapacağız da Planımız Yok… 52Ön Yargılardan Kurtulmak Lazım… 5411 Eylül’ü 12 Eylül’e Bağlarken… 57Demirel’in Açılım Yorumu… 60Ortalama İnsanların Aklına Gelen Sorular… 62İslam Olmak Bir Yük mü… 65YAŞ Kararları ve AİHM… 68Öğretmenin Utandıran notu… 70Hitler Onur ÖYMEN Tunceli Sokaklarında… 72HEPAR Ya da Osman PAMUKOĞLU… 74Ben Döverim, Ama Dövdürmem…76CHP Komutanı Zorgeneral Deniz BAYKAL… 78Danıştay’dan Katsayı Kararı… 81TSK ve Diyanet’ten Trabzon Mesajı… 8329 Şubat… 85Suikast Plancıları salak mı…?... 88Sinsi Planlara Devam… 90Sen Hiç Kartal Gördün mü…?... 92Anayasa Partisi… 93Mavi – Kırmızı – Yeşil… 96Jenerik Senaryolar… 99Tarifsiz Hisler… 101Keşke Yaşanmasaydılar… 105 2
  3. 3. Tasfiye… 108Bizim Abdurrahman… 111Dengesizliklerin Dengesi… 114Nah Sendromu… 11611 Eylül ve Balyoz Darbe Planı… 120Adı : Rachel Corrıe… 124Anayasa Değişikliği… 126Anayasa Paketi ve Talepler… 128411 El… 132Açılım Yap… 134YAŞ Kararları Yargıya Nasıl Açılacak… 136Pehlivan Tefrikaları… 140Yargı Pistten Çıkmıştı… 143Gündemin EN’leri… 146Bay TOKKAL… 148Öğrenilmiş Çaresizlik… 150Eski Kafa Eski Fes, Eski Hamam Eski Tas… 152Kudurmuş İsrail… 154Rotamız Filistin… 156AYM Kararları Yok Sayılabilir mi… 158Terör Nasıl Bitirilecek… 161Yahudi Casusları ve Oyunlar… 164Bilmediğini Okumadan, Bildiğini Okumak… 167Referandum Günlükleri… 170TSK ve Terfi Stratejileri… 172Cevap Hakkı… 175Referanduma 3 Hafta Kala… 178Referanduma 2 Hafta Kala… 181Evet Ya da Hayır… 183Hep Birlikte Yarınlara…186ÖZGEÇMİŞ… 188 3
  4. 4. ÖNSÖZ12 Eylül 1980 ile 12 Eylül 2010 arasındaki süreç Türkiye’dedemokrasinin darbe zihniyeti kıvamında algılandığı bir dönemolmuştur. Şimdi bu sürecin bir şekilde sonuna gelinmiştir. 2010YAŞ toplantıları bu sistemin değişmesinde ciddi rol oynamış birsüreçtir. Türkiye teamüllere göre değil olması gereken şekle göreyönetilebilirliğin sınavını vermiştir.HSYK’da alınan kararlar da bir başka direncin kırılmasına vesileolmuştur.Darbeden Demokrasiye geçiş.82 Anayasasında bazı değişiklikleri öngören referandum paketininreferanduma sunulacağı 12 Eylül 2010 tarihi yaklaşırken kalemealmış olduğum “REFERANDUM GÜNLÜKLERİ” isimli yazıma ithafenkitabımı da aynı isimle hazırlamaya karar verdim.Siyasi yelpazenin gidişatı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin içindebulunduğu durum ve yakalandığı açmazlar, ahlaki çöküntü,ekonomik krizler ve her şeyden önemlisi Türkiye bu süreçte nerede.Ortadoğu’da takınılan müsbet tavır Türkiye’yi lider konumunagetirmesi. Bu süreç içinde zaman zaman Gazze, Irak, Sadabat Paktıgibi ele almış olduğum konuları da büyük fotoğrafı görmekanlamında kitabıma dahil ettim.Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halk iradesinin sandığa yansımışolması Anayasa Paketi üzerinde olumlu etki yapmış ve gelinensüreçte referandum kapısı aralanmıştır.Bu kitapta kaleme almış olduğumuz yazılarımızdan Türkiye’yiReferanduma doğru akan götüren sürecin iyi bir analizi olacağınıdüşünülmektedir. Elbet ki farklı düşünenler olacaktır.Referandumdan 3 yıl önce Habername’de başladığım ve son olarakReferanduma 2 hafta kala yayınlanan yazımı almış olduğum yazıdizisinden derlediğim bu kitabın okuyanlara Referandum sürecinegeçiş konusunda bazı temel bilgiler aktaracağını umuyorum.Her şey değişebilir.Siz değerli okuyucularımın takdirlerine saygı ile sunmak istedim.Ahmet TÜRKAN 31.08.2010 4
  5. 5. Her konuda desteklerini esirgemeyen aileme ithafolunur. 5
  6. 6. KİM HAKLIBayram öncesi CHPli Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU ile AKPli SayınDengir Mir Mehmet FIRAT arasında Mecliste Sayın Uğur DÜNDARgözetiminde veya hakemliğinde yapılan açık tartışma o günden berihalkın ağzına sakız oldu. Konu hakkında yazılar yazıldı, herkeskendi görüşüne göre desteklediği vekili haklı diğerini haksız buldu.Adil olduğunu söyleyen kimi yazarlar ise konunun halk önündetartışılmasının halk nazarında iyi olduğunu, en azından bazı şeylerintartışıldığını söylediler.Meclisin tatile girdiği günler hariç hemen hemen her gün halkınvekillerinin önünde tartışan tartışmacı vekillerimiz bu seferde halkönünde tartıştılar. Değişen bir şey yok. Değişmeyen tek şeytartışmaya devam ettikleridir. Yetmedi tekrar tartışalım diyorlar.Çözüm yok, sadece tartışıyorlar. Eskiden ortaokullarda ve liselerdeTürkçe ve edebiyat derslerinde Münazara dersi adı altındaöğrenciler 2 gruba ayrılır ve her gruba bir konu verilir karşılıklıtartışmaları istenirdi. Kimin doğruyu söylediği değil kimin konuyuiyi anlattığı veya karşı tarafın açıklarını bulup mat ettiğine bakılırdı.Bu tartışmada gelinen neticede aslında budur. Kendi konularındauzman 2 siyasetçinin birbirlerini kolay kolay mat edemeyecekleriaçıktır. Ortada aleni bir problem veya açık yoksa işin uzatmalaragitmesi gayet normaldir. Nitekim varılan netice budur. Bir İnternetsitesinde kim haklı diye bir anket yapılmış. Sonuçları görmek adınaoylamaya katıldım. Sonuç berabere yakın. Yani ikisi de haklı mı?..Sonucu görünce Nasreddin Hocanın meşhur fıkrası aklıma geldi.Hocanın kadılık yaptığı dönemde 2 kişi gelip birbirlerini şikayetetmişler. Hoca önce birini dinleyip haklısın demiş. Sonra diğerinidinlemiş, E.. sende haklısın demiş. Davayı izleyen Hocanın hanımı,Hoca amma yaptın bir davada 2 tarafta haklı olur mu deyince,Hanım vallahi sende haklısın demiş.Şimdi bu davada öyle görünüyor ki her iki tarafta haklı.İzleyen halk olunca ister istemez sorar herhalde. İkisi de mi haklı.Bence halkta haklı. Hem de yerden göğe kadar.Bu tartışmaları halkın gözü önünde yapmanın olayın çözülmesiadına hiçbir katkısı yoktur. Lüzumsuz tartışmaların halk arasınainmesinden başka bir işe yaramaz. Zaten halk olarak diyalogdançok tartışmaya meyilliyiz. Her fırsatta kavga etmek için bahanearıyoruz. 6
  7. 7. Tarih, ben haklıyım diyen tarafların savaşları ile doludur. Kimsemedeniyet göstergesi yapıp sen haklısın demez. Çünkü herkeshaklıdır. Haklı olmasa zaten tartışmaz.Tartışmadan diyalog kurmaya buyurun. Zaten Mecliste süreklitartışıp duruyorsunuz. Çözemiyorsanız Mahkemeye gidersiniz. Sizekonuştuklarınızdan dolayı lehte veya aleyhte cevap verme hakkıbulunmayan halk, sormak istedikleri konuda cevap alamıyorsahaklıyı nasıl belirleyecek.2. tartışmaya hayır. Lütfen Milletin kafasını karıştırmayın. Meclisinkurumsal yapısını zedelemeyin.Ahmet TÜRKAN06.10.2008 Pazartesi 7
  8. 8. TELEVİZYON EKONOMİSİDünyada genel bir ekonomik kriz olduğu muhakkak. Pek çok ülkedeyeni diyebilecek kavramlar ve ekonomik açılımlar maalesefkalmadı. Dünyanın büyük gücü ABD önüne gelen her şeyihallederim havası ile Dünyanın pek çok yerinde asker bulundurupjandarmalık yapmaktadır. Ekonomik gücü elinde bulundurabilmekve dünya siyasetini kendi anlayışına göre idare edebilmek içinaklına uymayan her siyasete müdahale etmek ve kendi anlayışınauygun rejimi yerleştirmek için milyonlarca masumun kanınagirmektedir.1991 yılında Irakın Kuveyte müdahalesi ile başlayan süreçteistediği fırsatı yakaladığını düşünen ABD tek taraflı olarak Iraküzerinde ilan ettiği paylaşım siyaseti ile önce Irakta 32. Paralelinkuzeyini uçuşa yasak saha ilan etmiş, arkasından da 2003 yılınakadar sürekli Irak ile ilgili senaryolar üretmiş ve Saddam rejimi veSaddamı hain ilan etme politikası gütmüştür. Neticede İran- Iraksavaşında Iraka kendi eli ile verdiği silahların hala Irakta olduğuvarsayımı ile kendi ajanlarını kullanarak müdahaleye zeminhazırlamış ve Saddamın kapalı ekonomi ve siyaset anlayışını Dünyapolitikasına sipariş ederek zaten elinde olan Birleşmiş Milletlerinyardımı ile işgal etmiştir.Uçuşlara kapayarak tecrit ettiği Kuzey Irakta kendine yamakolarak seçtiği Kuzey Irak Kürtlerine teslim ederek istikbalde İsrailpolitikalarına hizmet edecek zayıf bir Kuzey Irak Kürt yönetiminiişbaşına getirmiştir.Bu arada Yahudi Kürtleri Kuzey Iraka yerleştirmeye devam etmiş,Irakın diğer bölgelerinde ise demokrasi götürmek bahanesi ilemasum halk üzerinde amansız bir katliam başlatmıştır. Şii Sünniayrımını başlatmış ve kendi seçtiği sahte liderler vasıtası ile katliamıhızlandırmıştır. Irak petrollerini sahte Irak yönetimi gözetimindeABDye taşımaya devam etmiştir.Irakta dökülen kan temizlenmeden, yaralar sarılmadan İranInnükleer programı bahane edilerek İran üzerinden politika üretmeyedevam edilmiş ve Büyük Orta Doğu projesinin taşeronu İsraileistediği kadar silah verilerek İrana saldırıp saldıramayacağı veya buişi becerip beceremeyeceği kontrol edilmeye, bunun üzerinehesaplar yapılmaya çoktan başlanmıştır bile. 8
  9. 9. Amaç İsrailin ileride ele geçirmeyi planladığı Dicle ve Fırat arasındakalan tarihi Mezopotamya havzasının üzerinde otorite olabilecekgüçlerin yok edilmesi veya en azından zayıflatılması, bölgeninboşaltılarak hazır hale getirilmesi faaliyetidir. Bunun için Kuzey Irakşu anda zihniyet olarak İsrail kontrolündedir.İran nükleer silah üretiyor tehdidi ile yıpratılarak yapabilecekleri birsaldırı için Dünya kamuoyu nezdinde zemin oluşturma çalışmalarınadevam edilmektedir. Filistindeki gerilim, Lübnan üzerinde oynananoyunlar Suriyenin de kontrol altında tutulması için fırsat olarakgörülmekte ve elini kolunu bağlayarak Orta doğuda İslami birittifakın önü kesilmeye çalışılmaktadır.İrandaki nükleer santral çalışmaları ABD müteahhitleri tarafındanyapılamadığı en azından ABDye bir kazanç sağlamadığı için silahtehdidi gibi lanse edilmeye çalışılmaktadır. Halbuki 2 yıl önceBrezilyada devreye alınan nükleer enerji santrali dünya basınındasadece sıradan bir haber olmaktan öteye geçememiştir.Yaklaşık 1 ay öncesi Türkiye tarafından ihalesi yapılmak istenenNükleer santral için neden sadece Rusya teklif verdi de diğerülkeler teklif vermediler. Buraya dikkatlerinizi çekmek isterim.Burada çok önemli bir oyunun başlangıcındayız. İrandaki nükleersantralde Rusya desteği ile yapılmış ve tamamlanmak üzeredir..Türkiye ABDye ve Avrupaya rağmen bu projeyi yapacak mıdır,yoksa bu teklif vermeme politikası bu işten vaz geçin, sonra İrangibi yalnız bırakılırsınız mesajı mı verilmek istenmektedir.Dünyanın taşeronu olmaya çalışan ABD firmaları zaten maliyetleriile istedikleri gibi oynadıkları, fakat Türkiyenin enerji alanında çokbüyük bir ihtiyacını giderecek olan yatırımını engellemekle halastratejik ortak olarak kandırmaya çalıştıkları Türkiyeyi daha nezamana kadar oyalayacaklardır. Türkiye ne zaman başını kumdançıkartacaktır. Masumların kanı üzerine kurulu ABD ekonomisibatışın ve çöküşün eşiğine gelmiştir. Doların zayıf YTLnin çokdeğerli olduğunu haykıran zavallı yerli televizyon ekonomistleriDoların yükselmesi karşısında neden batıyoruz yaygarasıkopartmaktadırlar. YTL değerli iken rekor kıran Türkiye ihracatı, Kuryükselince geri gider mi, yoksa yeni pazarlar sayesinde yükselişinedevam eder mi.Ekonomik göstergeler, Dünyanın doğusunun yükselişine doğrukaymakta iken Türkiye neden hala ABD dolarına endeksli birpolitika gütmeye devam etmektedir. 9
  10. 10. ABD ve Avrupa Birliği bir çıkmazın içine girmiştir. Bu çıkmazı nasılaşacaklarını kendileri de bilememektedirler. ABD meşhur 1929 -30yıllarında yaptığı gibi sahta para basma projesini çoktan devreyealdı bile. Son 50 yıldır yemeğe devam ettikleri zenginlik mirasıtükenmeye yüz tutmuştur. Doğunun bu durumda bir zıplamayapma zamanı çoktan gelmiş iken bu fırsatı tepmenin hala Dolaraendeksli bir ekonominin peşinde koşmanın ne anlamı vardır. Seninekonomini kurtaracak enerji projene teklif vermeyerek engellemekisteyen bir siyasete sarılıp, onlar batarsa bizde batarız yaygarasıkopartmanın ne anlamı vardır. Büyük gemiler yara alırsa batar,ama can salına çıkanlar pekala kurtulabilirler. Can salına çıkmafırsatı var iken Titanik batmaz diye cansalına çıkmayarak boğulupgiden titanik zedeler gibi ABD batmaz diyerek bizde ABD ile berabermi batacağız.Güneydoğuda terörü destekleyerek yerli halkın yerlerini yurtlarınıterk etmesini sağlayan, ve bu politikaya devam eden zalim ve sinsipolitkayı ne zaman çözeceğiz. En son 17 şehit verdiğimiz menfursaldırıda öldürülenlerin 4 tanesinin yabancı uyruklu olduğu görüldü.Bu işi tezgahlayanların Türkiye dışından oldukları, halkı kandırarakTürk Kürt bölünmesine çalıştıkları ve yukarıda da belirttiğim gibiFırat Dicle arasını boşaltmayı amaçladıklarını ne zaman toplumolarak ve siyaseten algılayacağız acaba. Yerdeki karıncayı izleyenABD neden hainlarin saldırısını görmezlikten geldi. Hain Asalanınbittiği gün PKK terörü başlamıştır. Bunu olayları izleyenler bilecekve fark edecektir. Burada işin görünen yüzünde kimler olduğu çokönemli değildir. Esas problem işin sonunun kimler tarafındantezgahlandığıdır. Kürt halkı duygusaldır. Çabuk heyecanlanırlar.Bunu bilen ve kullanmak isteyen başta Ermeni çetecileri ve dahasonra olayı görüp fırsatı değerlendirmek isteyen Yahudi zihniyetidir.Güneydoğuda terörün devam etmesi, yavaşta olsa bölgeninboşaltılması, Kuzey Irakta Yahudi Kürtlerin yerleşmesi, ve Barzaniailesinin Yahudi olması uygulanmaya çalışılan politikalar ve bitmekbilmeyen terörün sonunun nereye doru gittiğinin anlaşılmasıaçısından iyi etüd edilmesi ve çözümün bu noktaya göre gözdengeçirilmesi faydalı olacaktır.Dünyayı sömüren Avrupa ve ABDnin ekonomik krizde olması,Türkiye gibi kendine yetebilecek ekonomileri çok etkilememelidir.Bizimle aynı hisleri paylaşan, Dünyaya açılmak isteyen koskoca birTürki Cumhuriyetler ordusu mevcuttur.Bunun yanında Hristiyan aleminden daima tokat yemiş bir İslamalemi mevcuttur. Bunun yanında İçinde pek çok Türk unsurubarındıran ve elele vermeye hazır Rus ve Ukrayna halklarımevcuttur. Dünyanın çirkef siyasetine bulaşmayan Kanada ve 10
  11. 11. Güney Amerika ülkeleri bizleri izliyorlar. Çin ve Japonya bizimleişbirliği yapmak için çoktan hazırlar. Bizi kapıdan kovan Avrupa veprojelerimizi desteklemeyen ABD kendi düşünsün.Aslında her şey ortada değil mi?...Ahmet TÜRKAN13.10.2008 11
  12. 12. ÖĞRENCİ AFFI KİMEBir ülke ki yüzyıllarca Dünyaya adaleti ile örnek olmuş bir neslinevlatları, Bir ülke ki adaleti inancının sonucu, bir ülke ki Dünyayaadaletli olmak üzere söz vermiş.Heyhat, kendi evlatları arasında adaleti sağlayamamış. Adaletdivanında sınıfta kalmış. Üniversite öğrencileri için yapılan çalışmasonucu çıkartılan af kim için. Pek çoğu okulu asmış, zamanındadevam etmemiş, çalışıp, gayret edip başarılı olamamış, aklı başınayeni gelip siyasi ortamı kullanarak af çıkması için 4 gözle beklemiş,yaklaşık son 12 yılın sözde mağdurları. Asıl mağdur edilenler,gerçekten mağdur olanların yüzüne kimsenin baktığı yok.Kim onlar diye sormayın..? Herkes biliyor. Ama çözemiyor. Çünküderin devlet bu işi engelliyor. İşi yormaya gerek yok. Başörtüsüyüzünden okullara alınmayan sonra da devamsızlık yüzündenkayıtları silinen gerçek mağdurlardan söz ediyorum. Okulu asıpdevam etmeyen, dersine zamanında çalışıp sınıfını geçmeyerekokuldan atılanlara tek bir şey söylemek istemiyorum. Hak edençalışıp, devam eder ve bitirir demek istiyorum ama işingörünmeyen yüzünde zulüm gören evlatlarımız var. Dersleregirmek, okullarına devam etmek ve bu Ülkeye faydalı olmakisteyen masum başörtülü kızlarımız var. Milli eğitim Bakanınınvermiş olduğu 200.000 rakamının içindeki 150.000 aslında bumağdurlar. Ama Milli Eğitim Bakanı olsa olsa 50.000 kişi müracaateder diyerek başörtülülere hiç şansınız yok, boşuna müracaatetmeyin demek istiyor.Aslında demek istiyor ki, kanunsuz olarak uygulanan başörtüsüzulmü yüzünden okuyamazsınız. Biz hükümet olarak başörtüsünüserbest bırakmak istedik. Başımıza gelen pişmiş tavuğun başınagelmedi.Bize destek vereceğini söyleyen parti bile ayak oyunları çekti, birlikolup 4 koldan saldırdılar. Hükümetimizi çökertmeye çalıştılar,partimizi kapatmaya çalıştılar diyemez. Bunu derse, malumgazetelerin küpürlerinden hazırlanan dava dosyaları servisesunulmak üzere hazır bekliyor.Şunu söyleyecekler. Valla biz af çıkarttık. Ne yapalım rektörleri iknaedemiyoruz. Ama malum çevreler yüzünden okullarınızagidemiyorsunuz, diyemezler malum çevreler takipteler. 12
  13. 13. Eh yüce ecdadımız, bugünleri görmekte varmış serde. 3-5 soysuzuikna edip evlatlarımıza adalet dağıtamıyoruz. Kendi evlatlarımızaiçimiz sancıyarak, ancak üzülme diye tarifi olmayan acı bir teselliverebiliyoruz.Bu kader değildir. Bu zulümdür. Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğibile buna gülüyor aslında, ama içlerindeki kuyruk acısından dolayıses etmiyorlar. Eğer mağdur olan bizim evlatlarımız değil de onlarınevlatları olsaydı dünyayı bize zindan ederlerdi. Her şeye maydanozolan AB bu konuda, bu sizin iç meseleniz diyerek arkamızdan pispis sırıtıyor. Çünkü bu zulmün diğer parçası maalesef onlar.İnsanımızın adalet duygularından yararlanarak içimize sızan,azınlıkken çoğunluk görünen hayırsızlar. Boş yere hayıflanmak,kederlenmekten başka yapacak bir şey gözükmüyor. Toplum olarakdik durmadıkça, şerefsizlere prim verdikçe bu zulme maruzkalacağız. Evlatlarımızın gözüne baka baka, içimiz sızlaya sızlayakendimizi teselli etmeye çalışacağız. Hiç olmazsa erkek evlatlarımızıadam gibi yetiştirelim. Yetiştirelim de bu zulmü zamanı gelince tersyüz edip o zalimlerin suratlarına çarpabilsinler.Ahmet TÜRKAN16.10.2008 13
  14. 14. BAŞÖRTÜSÜ VE ANAYASA MAHKEMESİBaşörtüsü yasağı Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerininaçıklanması ile derin bir çıkmaza girdiği bu günlerde, basında yeralan bazı açıklamalar oldukça dikkat çekicidir. Kimin kime ve neyehizmet ettiğinin; dar görüş ve inançsız, pusulasız, kara düzen gidenbir sistemin değiştirilmemesi için gayret sarf edenlerin ne amacahizmet ettiğinin anlaşılması ve Türk Halkının aydınlanması gerekir.Bu kararla özgürlükler çuvala sokulmuştur. Tıpkı Stratejik ortağımızABD askerlerinin Kuzey Irakta Türk Askerlerine yaptığı gibi.Gerekçeli karara alkış tutanlardan biride eski Anayasa mahkemesibaşkanlarından Yekta Güngör Özdendir. Eskiden ne söylemiş, şimdine söylüyor maksadı ile 5 dakikayı geçmeyen bir araştırma yaptım.Meşhur kütüphanemiz Google amca her şeyi kaydettiği içinkütüphaneleri veya sakladığınız dolaplar dolusu arşivlerinizikarıştırıp ortalığı dağıtmanız da gerekmiyor. Bakın ne demişADD(Bu gün ADD karanlık ilişkilerinden dolayı yöneticileriErgenekon davasında yargılanmaktadır) Başkanlığı da yapmış olanYekta Güngör Özden 17.10.2008 tarihli bir yazısında.(Emekli olurolmaz rengini belli etmek ve ispatlamak için Parti kurmaya ve siyasidemeçler vermeye kadar yaptığı showlar malumdur) Hükümeti ABve ABD yanlısı olmakla suçluyor.Aynı kişi Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararının ise AİHM yedayandığını bildirerek işine geldiğinde Milli, başka bir konuda iseAvrupacı kimlikle İslami anlamda kendi sığ fikirlerini öne sürerek,Anayasa Mahkemesinde karşı görüş öne süren üyelerin fikirlerini de"zaten fikirleri belli olan kişiler, değerlendirmeye almaya gerek yok"diyerek aşağılıyor. Halbuki gerekçeli kararda Laikliğin ortaçağzihniyetinden kurtulmaya çalışan Avrupanın Rönesans veRoformlarına dayandığı ve oldukça çağdaş olduğu beyan ediliyor.Avrupanın en karanlık döneminde, insanların feryatları arasındayapılmaya çalışılan yenilikler ne kadar çağdaştır; artı, bu günküAvrupa teknoloji dışında ne kadar çağdaş, o da ayrı bir konudur.Nekadar çağdaş olduklarını Çanakkale Savaşlarından ve dünyayı II.kez kana bulayan Dünya savaşından hatırlarız. Laiklik olmazsaolmaz ve Cumhuriyetin bir koşulu ise neden pek çok Cumhuriyetteyer almıyor.Laiklik anayasalarında yer almadığı halde uygulayan ülkelerde var.Örnek olarak Laiklik ve Ateizm fikrinin kaynağı Fransa olmasınarağmen, Fransada bizdeki gibi totaliter bakışla uygulanmıyor. 14
  15. 15. Üstelik onlarda Katolikler laik diğer diğer mezhepler ise sekülerdir.Katoliklerde de Hristiyan toplum kesinlikle uygulama yönünden birbaskı altında değil. Yani aslında orada da zulme reva görülenlerMüslümanlar. Laik olan Japonyada ise bilinen bir din yok. Semavidinlerin dışında ne ararsanız var. Bizim totaliter yaklaşımımızıntersine Onlar kendi toplumuna sahip çıkıyorlar. En azından kendimilli unsurlarına zulmetmiyorlar.Konumuz kendi ülkemizdir. Çünkü biz burada yaşıyoruz. Birzamanlar kendimiz şimdi ise evlatlarımızı bu memleketi beklesinlerdiye askere gönderiyoruz. İstatistiki olarak %90 nının Müslümanolduğu kabulü her fırsatta dile getirilen Ülkemizde ise bu paraleldegörüş sunan hukukçular aynı kişi tarafından azınlık olarakdeğerlendirilmektedir. Yani şu anlaşılmalıdır ki Yekta GüngörÖzdenin deyimi ile zaten görüşleri belli olan malum 9 kişiden başkabir fikir çıkması beklenemezdi. Madem 2 kişi malum ise, diğer 9 kişide malumdur. Bu fikir durumsallık yaklaşımının sonucudur.İktidarın bu konuda kanaatimce hatası şudur. Bu sonucun çıkacağızaten baştan belli idi. (Yekta Güngör Özden öyle söylüyor. Başkasonuç çıkması imkansızdır).Başörtüsü sorunu direk halk oylamasına sunulmalı ve halk oylamasısonucunda sadece Üniversiteler değil, kadınların bulunabileceği tümortamları kapsayacak şekilde kapsam genişletilmeli idi. Eğerözgürlük ve kişisel tercihler ön plana alınacak ve Demokratikhayattan ve Cumhuriyetten söz edilecekse, Cumhurun reyi alınmalıidi. Veya hiç dokunmasaydınız, zaten resmi yasak yoktu. Keyfiuygulamaları engelleyemediniz, zorba Rektörlere söz geçiremedinizve kötü bir sonuca sebep oldunuz. Yoksa zaten ileride olmasımuhtemel durumlar göz önüne alınarak planlı bir şekilde atamalarıve yerleştirmeleri yapılan kişilerden toplumun yarasına merhemolacak bir ilacın çıkmayacağını bilmeli idiniz.Gerekçeli kararda karşı oy kullanarak Anayasa Mahkemesinin görevve yetkilerinin açıkça izah eden üyenin itirazlarına rağmen Anayasaaçıkça ihlal edilerek kanunun yürürlüğü durdurulmuş ve tamiredilemez hale getirilip haklar ve hürriyetler sabote edilmiştir. Hemde hukuk adına. Bu güne kadar Memleket yararına çivi çakmamışmalum siyasiler ve hukukçular da bayram yapmaktadırlar.Hayrını görmediğim bir duruma hayırlı olsun diyemeyeceğim.Maalesef…!Ahmet TÜRKAN25.10.2008 15
  16. 16. SUÇ VE CEZABaşlığı okuyunca muhtemelen Dostoyevskinin ünlü romanındanalınmış pasajlardan veya içerikten bahsedeceğimi düşünmüşolabilirsiniz.Aslında isim benzerliği. İlim adamlarımız bakın suçu nasıltanımlıyor."Suç denilen olaya, yani belirli hareketlerin yasak fiillerdensayılmaları ile, bunları işleyenlerin çeşitli tepkilere konu olmalarına,devlet müessesesi şeklinde gelişmiş insan toplumlarının meydanaçıkışından çok önce bile rastlanmıştır. Tarihte hiçbir toplum yokturki, orada belirli fiiller yasaklanmamış ve bunun karşılığı olarak cezamüeyyidesi var bulunmamış olsun. Suçlar toplumların sosyal,ekonomik ve manevi şartlarına göre şekillenmiştir.Toplumbilim (sosyoloji) kişinin, iştirakçisi olduğu toplumun bilinçlibir üyesi olabilmesi, toplumsal kültürün gereklerine göre hareketedebilen bir kişilik kazanabilmesi için, sosyalleşmenin gerekliolduğunu belirtmektedir. Sosyalleşmenin gereğine uygun olarakgerçekleşmesi zorunludur. Sosyalleşmede ise başta gelen araçcezalandırma ve ödüllendirmedir."(1)Suç ve cezanın tanımı böyle olmasına rağmen, ülkemizde özellikleson yıllarda ceza tanımlarında bir gariplikler var.Yaklaşık son bir haftadır kamuoyunun kafasını kurcalayan, kamuvicdanını yaralayan Hüseyin ÜZMEZ olayı var. Olayın faili olarak birsüre gözaltında tutulan kişi, mağdurenin ruhsal durumununbozulmamış olması yönünde verilen rapora istinaden salıverildi veceza almadı. Üstüne üstlük bir takım TV kanallarında verdiğiröportajlar, beyanlar, tartışma programları vesaire ile gerek bilerekgerekse bilmeyerek bu işin reklamını yaptı.Bu tavır hiç kimse tarafından hoş görülmez iken bazı yayınorganlarının Hüseyin Üzmezin İslami söylemlerini baz alarakİslamın özüne saldırmak maksatlı beyanatlar da bulunmaları hoşolmamakta ve mensuplarını üzmektedir. İslam dinide evlilik akdinedayanmayan, yani ne İslami nede hukuki evlilik akdinedayanmayan her türlü ilişkinin, zina olarak tanımlandığı, haramolduğu ve cezai müeyyide gerektirdiği ("Zinaya yaklaşmayın.Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur". İsra Suresi :32) bilinirken, failin İslami söylemlerine dayanarak bu durumun 16
  17. 17. Müslümanların ortak karakteri gibi lanse edilmesi hiç yakışıkalmayan bir durumdur.Kişi ceza almadı ama toplum vicdanı zedelendi. Aslında toplum budurumun cezalandırılmasını istiyor, ama yukarıdaki tanımdananımsayacak olursak, bir durumun suç olarak tanımlanabilmesi içinhukuki tanımının olması gerekir. Yani hukuk dili ile karine olmadanceza olamaz.Peki burada zedelenmiş kamu vicdanına tekrar soruyorum. Zina suçsayılsın yönünde verilen kanun teklifine bu kadar itiraz edenler,yürüyüşler düzenleyenler, bu vicdani durumdan rahatsızlıkduymuyorlar mı.AKPnin zinanın suç sayılması ile ilgili verdiği kanun teklifi içinkamuoyunda kopartılan fırtınalardan bir örnek : "Yasayla saadet olmaz Serpil Savumlu AKP hükümetinin zinanın cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyiTürk Ceza Kanununa (TCK) yeniden koyma ısrarı, hukukçular vekadın örgütleri tarafından tepkiyle karşılanıyor. İstanbul Valiliğiİnsan Hakları İl Masası Başkanı Vildan Yirmibeşoğlu, Türkiyenininsan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmaması için uluslararasısözleşmelere imza attığını hatırlatarak, uygulamanın eskiye dönüşanlamına geldiğini söyledi. Yirmibeşoğlu, eşlerin yasaldüzenlemelerle evliliklerini kurtaramayacaklarını vurgulayarakuygulamanın namus cinayetlerinin artması anlamına geldiğinedikkat çekti."(2)d i .! Konunun tamamını okumak isteyenler aşağıdaki linki tıklayabilirler.Bunca eleştiriler ve Anayasa mahkemesine yapılan itirazlarsonucunda zina Ceza Yasamızda suç olmaktan çıkarılmıştır.(dipnot: Anayasa Mahkemesi Anayasamıza aykırılığı nedeniylezinayı düzenleyen TCK 440,441,442,443 ev 444. maddeleri1996-1998-1999 yıllarında iptal etti. Yeni Ceza Yasası tasarısındada zinanın suç olarak düzenlenmesi öngörülmüyor)Yukarıdaki paragrafta da açıkça belirtildiği üzere ceza talebinin AKPtarafından olması dolayısı ile bu talebin dini formasyon kaynaklıolduğunun düşünülmesi ve bunun engellenmesi, hem dindartoplumumuza hem de hukuk sistemimize zarar verdiğigörülmektedir. Bu konuda Avrupa Birliğinden de menfi yaklaşımlargeldiği ve iptalde etkili olduğu kanaatindeyim. Avrupanın dini vesosyal yapısı zinayı affedebilir, fakat büyük çoğunluğun Müslümanolduğu ve yüzyıllardır düzgün yaşam biçimleri ile şekillenmiş Türk 17
  18. 18. toplumunun aile normu, bu tip yaklaşımları kaldıramaz. Zatengelen tepkilerde bu durumun bir neticesidir.Aile ve sosyal yapımızı bozabilecek her türlü ahlaksızlığın önününalınması, ve kanunlarda da vazedilen Sosyal Devlet anlayışımızındüzgün bir zemine oturtulabilmesi için Medeni Hukukumuzun veCeza Yasalarımızın bir an önce gözden geçirilmesi ve asli unsuryapımıza uygun hale getirilmesi Türk toplumunun bir ferdi olaraken büyük dileğimdir.Ahmet TÜRKAN03.11.2008Kaynaklar:(1) Ord.Prof.Dr.Sulhi DÖNMEZERhttp://www.kriminoloji.com/Suc%20kavrami.htm(2) http://www.evrensel.net/04/09/05/politika.html#1 18
  19. 19. TİCARİ AHLAKSon dönemlerde, özellikle ticaret hukuku alanında uluslar üstükurallar kavramı giderek artan bir şekilde önem arz etmektedir. Busebeple tüm uluslar için geçerli olan genel (örf ve adet veya ahlak)kuralları oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu kurallar oluşturulduktansonra bunlara aykırı davranan gerçek veya tüzel kişi tacirler bukonuyla ilgili bir sicile (ticari sabıka) kaydedilebilirler. Bu sayedehakimler / hakemler önlerine gelen davalarda uyuşmazlığın tarafıolan tacirlerin bu sicillerdeki kaydına göre, deyim yerindeyse ticaretahlakı bakımından sabıkaları olup olmadığını görerek, cezadavalarındaki gibi ticari davalarda da kararlarını kişiselleştirebilirlerve böylece tacirlerin bu kurallara uymaya azami özeni göstermelerisağlanabilir.(1)Akademik ve hukuki yaklaşım böyledir. Yani böyle olmalıdır.Ticariahlakın; kamu ahlakının bir yansıması olduğu muhakkaktır. Yanikamu vicdanı paralelinde gelişmelidir. Eğer ticarette bir ahlaksızlıkvar ve bu konu sorun teşkil ediyorsa, kamu vicdanı yara almışdemektir. Bunun düzeltilmesi gerekir. Global kriz kapımızı çalmadan önce dedikoduları dolaşmayabaşlamıştı çoktan. Dedikodular dolaşırken bir yandan da ödemelersarkmaya ve vadeler uzamaya başlamıştı. Firmaların elinde parasıolmadığından değil, mümkün olduğu kadar geç ödeyip, (mümkünseödemeyip) kazançlı çıkmak. Bu zincirleme trafik kazası veya duruşugibidir. Siz durursanız trafik de durur. Siz devam ederseniz yanigereksiz durup trafiği tıkamazsanız arkanızdakilerin durmasıgerekmez. Tedarikçinizin parasını zamanında ödemiyorsanız, veyabayisi olduğunuz üreticinizin ödemelerini zamanında yapmıyorsanızkendi bindiğiniz dalı kesiyorsunuz demektir.Ne kazanacaksınız. Bankaya yatırdığınız paralardan belli bir miktarfaiz alacaksınız ama sistemin önüne koca bir taş koyup tıkanmasınasebep olacaksınız. Yani aslında kendinizi düşünüp kazandımzannederken sistemin çökmesine sebep olacaksınız. Piyasanıniçinden biri olarak gözlemlerim şu ki, ödemeler dengesizliği 2006Haziran ayından itibaren başlamış oldu. Bunun görünen 2 yüzüvardı. Dövizin bir ara dalgalanması ve ardından yaklaşık 1 yıl sonrayapılması planlanan Cumhurbaşkanı seçimleri. Cumhurbaşkanınormal usullerle seçilmesi gerekirken CHP ve yandaşları bunugündeme getirerek bu meclis Cumhurbaşkanı seçemez diyerek 19
  20. 20. meşruiyet sorunu çıkartmış ve bu konuda taraftarlarını kışkırtaraksiyasi zemini germiştir. Piyasada muhtemel bir kriz havası esmeyebaşlamış ve ödemeler yavaş yavaş sarkıtılmaya başlamıştır.Muhtemel bir krizle dövizin yükseleceği ve elinde dövizbulunduranların YTL borçlarını karlı bir şekilde ödeyebileceğininhesapları yapılmıştır.Seçim yaklaştıkça sürekli meşruiyet sorunu gündeme getirilmiş vekendileri de aynı seçimin sonucu ile meclise gelmiş CHPli vekillerve daha sonra ANAP ve DYP aynı oyuna ortak olarak bu günkükrizin zeminini oluşturmuşlardır. Cumhuriyet mitingleri ile halkısokağa dökmüşler ve 10 Cumhurbaşkanı seçen meclisi11.Cumhurbaşkanını seçemez hale getirmişlerdir. Mevcut anayasaile seçilen Cumhurbaşkanı Köşkte otururken CHPnin açtığı davayaistinaden Anayasa Mahkemesi seçim sürecini durdurarak buanayasa ile Cumhurbaşkanı seçilemez diyerek yeni bir kaosa imzaatmıştır. Ardından malum meclis seçimleri ve yeni meclis aritmetiğisonucunda kanun değişmediği halde 11. Cumhurbaşkanınınseçildiğini gördük. Aslında değişen bir şey olmamasına rağmenkamu vicdanını yaralamak pahasına Ülke seçim stresine sokulmuşve çok yüksek meblağlar gereksiz yere heba edilmiştir. Kanunenkamu vicdanının yaralanmasına zemin hazırlanmıştır. Kamunezdinde kanunlarda olana göre değil birilerinin ne dediğine göreyapılan yorumlar sonuç olarak ticarete de yansımış ve bu gündünyayı sarsan kriz bir bahane ile bizi de sıkıntıya sokmayabaşlamıştır.Şu anda pek çok firma çalışanlarını işten çıkartmak için fırsatbeklemektedir. Bazıları başladılar bile. Fırsat bu fırsat diyerek İşkanunu ile zorlaştırılan personel çıkarmaları şu anda kriz bahanesiile çok kolay halledilmektedir. Bu iş ahlaki değildir. Kasasında veyabankasında parası olduğu halde ödemeyerek döviz ve faiz getirisihesapları yapanlar sistemden ne kazanacaklar acaba. Bu durumdazengin daha zengin, fakir daha fakir olacaktır. Eğer hak ve adaletdiyorsak, ticari ahlak diyorsak, sözlerimizde duralım, ahdevefasızlık etmeyelim. Eğer kendi elimizle krizi büyütmekistemiyorsak ticari akitlerimize uyalım ve krizi büyümedendurduralım. Komşum siftah etmedi, diğer ihtiyacını da komşumdanal diyen Osmanlı esnafının ahlak yapısını hatırlayalım. O zamangöreceğiz ki krizler bize vız gelir.Kaynak: http://www.iibf.deu.edu.tr/dergi.php?idm=14 Doc.Dr.Selma BAKTIRAhmet TÜRKAN 20
  21. 21. 19.11.2008HASAN CEMALE MEKTUPSayın Hasan Cemal Bey,"Gözü dönmüş utanmaz adama çağrı!" başlıklı yazınızı okudum.Alıntı yaptığınız değerli akademisyeni tanımadığım için önyargılıolmak istemem, ama Ülkemizde kızlarımız en büyük zulmü, enbüyük saygısızlığı maalesef Eğitim yuvalarımız olanÜniversitelerden görmektedir. Baş örtüsü ile Üniversitelere girişinyasaklanması bir zulümdür. Eşinin baş örtüsü yüzünden TSK: danilişiği kesilen askeri personele yapılanlar bir zulümdür. Yapanlarzalimdir.İradeye, fikre, inanca saygısızlık, saldırı, belirttiğiniz gibi bir savaşve acı bir zulümdür.Sayın Hocamız böyle bir yazı kaleme aldığına göre zulme karşıdır.İradeye saygılıdır.İyiliğe taraftardır. Onu ümit ediyorum. Ama maalesef aynı kürsüleripaylaşan pek çok meslektaşı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Zalimler güruhu Üniversitelerimizi işgal etmiştir. Önce kadınlarımızave kızlarımıza saygıyı öğrenmeden, fikirlerine saygı duymadanistismarını önlememiz mümkün değildir.Örnek verdiğiniz Hürriyet gazetesinin önü, arkası, sağı, solu açıksaçık, pornografik görüntülerle doludur. Bu yaklaşımları maalesefinandırıcı değildir. Tamamen sahte, tamamen reklam olduğunudüşünüyorum.Türkiye’mizde zina suç değildir. Tecavüz ise bir şekilde kılıfınauydurulmaktadır. Bu gün iş hayatında pek çok kadın cinselistismara uğramaktadır. Pek çoğu ekmek parası deyip yapılanterbiyesizlikleri sineye çekmektedirler. Pek çok örnek var. Amabunlar maalesef yazılıp çizilemiyor. Prezantabl sekreterler, üstyönetimin sex aracı olmaktan kendilerini kurtaramamaktadırlar.Bunlar tabiki tek yönlü değil, pek çok kadın bu işe ortak, vesebebini siz de gayet iyi bilirsiniz, ahlaki çöküntüdür.Bu çöküntüyü düze çıkartmadığınız sürece tecavüzlerin önünüalamazsınız.Peki nasıl olacak.Asıl mesele bu.Kim nasıl çözer, Nasıl çıkar bu işin içinden.İnançlarına saygı yok.Fikirleri hafife alınıyor, Her fırsatta pazarlama tekniğinin temelunsuru olarak kullanılıyorlar.Yarışmalarla, vaatlerle, ödüllerle kadınlar kandırılıp kullanılmayamüsait hale getiriliyor, dejenere ediliyorlar. Bu kadar dejenerasyoniçinde kadın kadınlığını, erkek erkekliğini kontrol edemiyor. 21
  22. 22. Şehvetine mağlup erkekler ordusu ve iffetinden habersiz kadınlarordusu olarak çarşı pazar karışmış durumdadır.Problemin çözümü için, bunların kontrol yöntemlerinin acilenöğretilmesi ve cezai yaptırımların, tedbirlerin alınmasıgerekmektedir.Sizin yaklaşımınızı anladım ama biraz daha konuyu açarsanızsanırım iyi olur. Yoksa bu azgın milletin düzeleceği yok.Bu konuda daha önce tarafımdan kaleme alınmış yazıyı incelemenizlinkini için göndermek istiyorum. Yorumlarınızı paylaşırsanız ayrıcaçok memnun olurum.http://www.habername.com/author_article_detail.php?id=1357Saygılarımla.Ahmet TÜRKAN01.12.2008 22
  23. 23. GAZZE VE İSLAM TOPLUMLARIBu gün Gazzede yaşananlar, İslam toplumlarına son 200 yıllıkDünya coğrafyasında görülenler ile paralellik taşımaktadır.Yaşadığımız Dünyayı kan gölüne çeviren savaşların başlangıçşekillerine ve nereye varmak istediklerine bakıldığında bir öç almaduygusunun, çıkarları öne alma duygusunun toplumlar genelinesirayet etmiş halini görürüz. Bu gün Gazzede zulme soyunanMüslüman topluma hunharca saldıran Siyonist İsrail aynı zulümleredefaten maruz kalmış bir topluluğun varisleridir. Bir farkla,zulmettikleri toplum tarafından değil. Başka toplumlardangördükleri zulmün acısını yanı başlarındaki Müslüman toplumdanalırcasına.Tarihe bir bakalım, Firavun tarafından doğacak her Yahudiçocuğunun öldürülmesi emri verilmişti, uygulandı, ta ki Firavun veaskerlerinin yok oluşuna kadar devam eden bir süreçti. Kendilerinebir Peygamber gönderilen ve Firavunun zulmünden selameteçıkarılan topluluk kendilerine vaat edilmiş topraklara gidin mesajıverildiği halde sırf korkaklıkları yüzünden emre itaat etmediler veilahi cezaya çarptırıldılar. Bu günde bu kadar saldırgan olmaları bukorkaklıkları yüzündendir. Korkaklıkları yüzündendir ki yaralananköpeğe ağlayıp masum bir çocuğu hunharca katledebilmektedir.İspanyadan kovulan (sağ kalarak kaçanlar) Yahudiler yeryüzündeyerleşecek yer bulamayıp İslam coğrafyasında kendilerine açılankucaklara ihanet ederek önce Osmanlıyı arkadan vurdular. Şimdiise Filistinde kana doymaz bir halde zulümlerine devam ediyorlar.Nazi Almanyasında kendilerine uygulanan soykırımı hemenunutuverdiler, Çearlık Rusyasında başlarına gelenleri unutuverdiler,şimdi aynı soykırımı masum Filistin halkına karşı uygulamayadevam ediyorlar.Yüzyıllarca Yahudileri dışlayan Avrupa devletleri ve Hıristiyan alemiİslam karşısında olup zulüm tarafına destek vermede adeta yarışakalkışmışlardır.Son 200 yılda İslam alemine olan düşmanlık önce sudanbahanelerle I. Dünya savaşını başlatmış savaşın bitişi ile beraberoldu bittilerle Osmanlı Devletinin çöküşü sağlanmış ve başıboşkalan İslam alemini parçalamış, birleşmeler olmasın diye türlüsiyasi oyunlarla her bir İslam devleti bir tarafa savrulmuş vekamplara bölünmüştür. 23
  24. 24. Bu kaostan yararlanmak isteyen ve Dünyada pek çok ülkedesömürgeler kurarak dünya halklarının kanını emen hain İngilizsiyaseti Filistinin göbeğine Yahudi bombasını bilerek ve isteyerekkoymuştur. İşte size vaat edilen topraklar burada. Bizden uzakdurun, Müslümanlarla boğuşup durun dercesine. Yüzyıllar boyudışladıkları Yahudileri atacak yer bulan İngilizler yaptıkları gizliçalışmalar ile Yahudileri Filistin topraklarında kan içici zalimlertopluluğu haline getirmişlerdir.Bu oyunda ABDde yaşayan Yahudi ve İngiliz kökenli Amerikalılarında çok büyük katkısı ve finans desteği olmuş ve devametmektedir. ABD tarafından tasarlanan Büyük Orta Doğu projesininbir parçası olarak 11 Eylül saldırıları diye Dünyaya yutturulmayaçalışılan olaylar da, uydurulan örgüt adları da, sadece ve sadeceoyunun kuralları gereğidir. Yalan olduğu, ve ABD tarafından bilerekve isteyerek yaptırıldığı defaten ispatlanmıştır. Orta Doğuyu kangölüne çevirmek için hiçbir parasal desteği esirgemeyen zulümortakları bu gün yapılan zulme adeta alkış tutmaktadırlar.Küçücük bebekleri terörist olarak nitelendirerek, siz bunları bugünöldürmezseniz bunlar size yarın kurşun sıkar diyerek, Yahudilerinbaşına gelen Firavun hadisesinden örnekle azgınlıklarınıartırmaktadırlar. Halbuki Yahudiler Firavunun Allaha düşman birkafir olduğunu unutuyorlar. Zararın Müslümanlardan gelmediğiniunutuyorlar. Müslümanların gereksiz yere, masum insanları ve desivilleri öldürmeyeceğini bilmiyorlar.Yalnız şunu unutmayın ey Yahudi milleti ve Siyonist İsrail toplumuve işbirlikçileri. Bu gün türlü entrikalar ile böldüğünüz İslamtoplumları Dünyayı kana bulamak istemedikleri için sabredip sizininsafınızı bekliyor. Artık bu zulmü durdurun. Bu uğurda şehit olanevlatlarımızı rahat bırakın. Yoksa azgınlıklarınızdan dolayı, arkasınasaklandığınız taşların dile geleceği zaman yakındır.Ahmet TÜRKAN04.01.2009 24
  25. 25. DÜNYA HALKLARININ VEBALİDünya halkları bu vebali nasıl taşıyacak. 7 milyarlık nüfuslamahşere doğru hızla yol alan dünya ve üzerinde taşıdığı halklar,insanlık var olalıdan bu yana görmediği zulüm, görmediği entrikakalmadı. İnsan hafızasının alabileceği, aslında almadığı haldebirbirine reva görülen zulümlerin envai çeşidinden nasibini alannasipsiz insanoğlu bu vebali nasıl verecek. Kendine gelene feryadeden, başkasına gelince seyreden insanlık bu vebali nasıl taşıyacak.Binlerce Firavunlara, Nemrutlara ev sahipliği yapan yaşlıdünyamızın dili olsa da söylese.Bu gün insanlık Gazzede yeni ve akıl almaz bir dramıseyretmektedir. Vahşi Batıda aslanların önüne atılan insanlarınparçalanışını zevkle seyreden insanlık, Siyonist İsrailin önüne attığımasum Filistin halkının dramını seyrediyor ve kılı kıpırdamıyor.Kendi halkı karşısında Krallıklarını ilan eden yöneticiler İsrail zulmükarşısında sessizliğini, acizliğini sergilerken, acaba korkudan kanlarımı dondu ki bu şerefsizliğe seyirci kalıyorlar.İslam dünyasını yönetenler neden sessizsiniz. Neden halklarayaklanmışken siz sesinizi yükseltmiyor da sadece cılız açıklamalaryapıyorsunuz. Neden hala zalim İsrailin başkonsoloslukları açık.Neden hala ticari ilişkileri durdurmuyorsunuz.Bu gün Filistinde Müslüman halkı katleden Siyonist rejim yarınLübnanda yaşayan Hıristiyan topluma acıyacak mı sanıyorsunuz.Siz kenara çekilin mi diyecek. Hastaneleri vuran, Birleşmiş Milletlerbinalarını vuran, basın konseyi binalarını vuran kan emiciler yarınbu zulmü size yapmayacaklar mı acaba. Bu gün Ortadoğuyu kanabulayan Amerika ve yandaşı İsrail yarın diğer milletlere vedevletlere saldırmayacak mı? Merhum Saddamı hain ilan ederekkendi halkını ihanet ettirerek hain durumuna düşüren sinsi plan, bugün Ortadoğudaki diğer Ülkeler için de geçerli değil midir.Suriyeyi kaşıyan, İranı kaşıyan ABD ve İsrail yarın ilk fırsatta buülkelere saldırmayacak mı.Peki; aynı tehlike güzel Ülkemiz içinde yok mudur. Bu gün Türkiyeartık bizim stratejik ortağımız değil diyen ABDli yetkisiz yetkililerne demek istiyorlar. Bu ifadelerden ne anlıyorsunuz.n Sizinle işimiz bitt,i sizi bundan sonra hedef tahtasına yazdık”diyeceklerini mi bekliyorsunuz? Uyanmak için. 25
  26. 26. Açık oynayacaklarını hiç sanmam. İmansızlar ama aptal değiller.İşlerini son derece sinsi yapıyorlar.Büyük Orta Doğu Projesine Türkiyeyi ortak ve yönetici yaparakşimdilik susun, sıra size gelince bakarız demek istediklerini nezaman anlayacaksınız Güzel Memleketimin Yöneticileri.Derhal bu gereksiz görevi iade edin ve ciddi manada düşünün. Buzulüm bununla sınırlı kalmaz. Eğer biz aklımızı başımıza almaz isek,aklımız başımıza geldiğinde son nefeslerimizi veriyor olabiliriz.Son pişmanlık fayda vermez.Filistin halkını destekliyorum.Siyonist İsraili lanetliyorum.Türkiye Cumhuriyetinin değerli yöneticilerini ve Ümmeti olmaklaonur duyduğum İslam dinine sahip diğer Ülkelerin yöneticilerinidikkatli olmaya ve bu oyunun parçaları olmamaya davet ediyorum.Dünya ekonomik krizler ile boğuşurken kan içiciler kan içmeyedevam ediyor. Dünyanın Jandarması ABD ise bu zulmü destekliyorve nemalanmaya çalışıyor. Iraktan çaldığı petrolü Dünyaya fahişfiyatla pazarlayarak zengin olma hayali güderken, güya petrolfiyatlarının düşmesi ile ekonomisi rahatlamış gibi gösterip tutmayanhesaplarını başka mecralara yönlendiren ABD masum Filistinhalkını katlettirip, Orta doğunun Gayrimeşru çocuğuna yer açmayaçalışmaktadır. İçinden çıkamadığı krizi zulme araç yapmaktadır.Sırça saraylardaki ömür geçicidir. Yaptığımız her şeyin hesabınınverileceği gün yakındır.Zulme ortak olmayın ve bu zulme gür seda ile dur deyin. Zulüm ileabad olunamaz.Ağaçların ve taşların dile geleceği, arkamda saklanan şu Yahudiyiyakalayın diyeceği günün yakın olduğunu bir kez daha hatırlatmakisterim.Ahmet TÜRKAN17.01.2009 26
  27. 27. SADABAT PAKTI2 Ekim 1935’de imzalanan ve yakın komşularımız ile aramızdaoluşturulan fakat daha sonra yürürlükten kalkan bir anlaşmamızvardı. Sadabat paktı idi. Premature doğmuş gelişemeden ölüpgitmişti. Belki de terk edilmişti. Ölmesi beklenmişti. Durum zateniyi değildi. Aileler de fakirdi. Ortaklar henüz yeni ayrılmış, ayrılığınacılarını tam hissetmemişlerdi. Şimdi işler değişti. Bu gün dünyadafiili bir durum var. AB’nin durumu belli. ABD ise stratejikortaklığımızı tartışılır hale getirmiş durumdadır. Hal böyle ikenkapalı tuttuğumuz çıkış kapımızı açmak lüzumu doğmuştur. Bu günbaş gösteren ekonomik krizin arkasından dünya tekrar 2 kutuplubir hale dönüşebilir ve Türkiye elindeki potansiyelideğerlendirmekte geç kalabilir. Bu durumda görünen köy içinkılavuz aramanın anlamı olmadığı gibi krizden çıkış kapısının daaçılması ve aslında yılladır özlemini duyduğumuz Doğu-Batıköprüsü vazifesini kabullenmekten çok sahiplenmek adına gerekenhamlenin yapılması zamanıdır. Türkiye bir seçim sürecine girmiştir.Seçim heyecanı dolayısı ile ekonomik krize karşı alınması gerekentedbirler maalesef gecikmektedir. Hükümetimiz seçim çalışmalarınıyerel yöneticilere bırakıp ekonomik tedbirler üzerineyoğunlaşmalıdır. Bu tedbirlerden bir tanesi de sıcağı sıcağınaGazze’nin yaralarının sarılması ile beraber kalıcı tedavinin de bir anönce başlatılmasıdır. Bu tedavinin birinci aşaması Ortadoğu’daTürkiye’nin önerliğinde bir çalışma grubunun teşekkül edilerekİslam Birliğinin Proformasının oluşturulmasıdır. ABD ve AB ne derdiye vakit kaybetmek bizi oyalamaktan başka bir işe yaramaz.Onların bir çözümü olsa idi bu krize bir çare bulurlardı. Onların damaalesef bu krizde bir çıkış yolları yoktur. Yani B planları henüz işeyaramamaktadır.Ama bizim var.Adriyatik’ten Çin Denizine kadar, Kuzey Buz denizinden HintOkyanusuna kadar bizim etki alanımız içindedir. Biraz gayret, birazsiyasi manevra ile bu hayal olmaktan gerçek duruma dönüşüverir.Peşimizden gelen olur mu diyebilirseniz. Hele bir yola çıkıpyürümeye başlayalım bakalım. Kimler gelecek, kimler gelmeyecek.Biz emin adımlarla yürümeye başlarsak kesinlikle birileri bu yoldabize eşlik edecektir. Bu yollarda beraber yürüyeceğimiz birilerimutlaka çıkacaktır. Yalnız yürümenin nelere mal olduğunu iyianlatmamız gerekiyor. Şimdiye kadar başlarının çaresine bakmayaçalışanların çakallara yem olduklarını anlatmamız gerekiyor. 27
  28. 28. Zor ama olması gereken budur. Türkiye burada öncü roloynayabilir. Oynamalıdır. Davos’taki kararlı tutum devamettirilmelidir. Başımız dik bir şekilde önde yürüyüp arkamızdangeleceklere yol açmalıyız. Biz bunu yapabiliriz.İnsanlık tarihi kadar eski Türki soydaşlarımız. İslamın ruhu kadareski İslam kardeşliğimiz bu beraberliğe yetmez mi. Buda yetmezsebaşımıza geleceklerden nasıl ve ne zaman emin olabiliriz. Eğergemisini kurtaran kaptan deniliyorsa, henüz gemi batmadan sahiliselamet rotasına dönmek ve fırtınalardan emin olmak için dümenikırmamızın vakti gelmiştir.Zaman ayrılık zamanı değildir.Zaman husumet zamanı değildir. Zaman yaraların sarılma,hastalıkların tedavi edilme zamanıdır. Ameliyat kaçınılmaz isekangren olan bölüm kesilebilir. Ama şu anda henüz tedaviye cevapalınabilir durumdadır. Hasta henüz komada değildir. Halsizlik başgöstermiş olabilir ama tedavi tez zamanda sağlanır.Haydi Türkiye. Dünya bizi bekliyor. 21. Yüzyıl bizim yüzyılımızolacaktır. Bunu derhal değerlendirmeye almalıyız. Global dünyanınyeni lideri olmak hayal değildir. Batının büyüleyici havası bitmiştir.Yeni trend yükselen doğu olacaktır. Uygarlıkların beşiğinin ayağakalma zamanı bu gündür.GÖREV BİZİ BEKLİYOR.Ahmet TÜRKAN12.02.2009 Perşembe 28
  29. 29. ONURLU DURUŞ –EL ZEYDİ VE IRAK’IN SESİEl Zeydi İşgalci ABD başkanı Bush’a ayakkabı fırlattı diye şimdilerdeyargılanıyor. 1991 Körfez Harekatından 2003 Irakı’ının ABDtarafından işgaline kadar geçen 12 yıl süre ile işgal planları yapanABD kendi güdümündeki Avrupa ve Birleşmiş Milletlere baskıkurarak işgalini meşru göstermeye çalıştı. Bütün Dünya bukepazeliği bir anlamda yedi. Belki de sesini çıkartamadı. Irak halkıda Saddam’ın zalim olduğuna inandırıldı ve ihanet etmesi sağlandı.ABD Irak’ı işgal etiği zaman Irak Halkı ve Askerleri neredeysesavaşmadan Irak’ı ABD’ye teslim ettiler. Şimdi anladılar ne kadarhata ettiklerini, ama iş işten geçti. El Zeydi bunu geçte olsaanlayanlardan biri olarak, tepkisini ayakkabısını fırlatarak dilegetirdi.Elinde silah olsaydı belki de silahla saldırabilirdi. Başka bir şeyi olsaonunla saldırırdı. Ama yoktu. O bir gazeteciydi. Bir kalemi vefırlatabileceği 1 çift ayakkabısı vardı. Belki karnı bile açtı. Aç gözlüABD ellerindeki serveti çalıyordu çünkü. El Zeydi bunu anladı.Tankerlerle kendi öz malı olan petrolün ABD’ye peşkeş çekilmesinihazmedemedi. Çalınan malına, çalınan, örselenen namusuna birbaşkalıdırı idi bu. Karşısındaki şirrete atılabilecek başka neyi vardıki. Hasan Tahsin misali eline geçirebildiği tek varlığı olan, onunyürümesine, ayakta kalmasına yardımcı olan sermayesinifırlatmıştı.Ama derhal derdest edilip hapsedildi, hapiste kendi ırkından(belkide ABD Askerleri tarafından) polisler tarafından öldüresiyedövüldü, kemikleri kırıldı. Bakın El Zeyi’nin kardeşi bu konuda nediyor.BAĞDAT - George W. Bush’a ayakkabı fırlatan gazeteci Muntazar ElZeydi’nin ağabeyi Uday El Zeydi, kardeşinden böyle bir hareketbeklemediklerini, televizyonda izledikleri görüntünün sürprizolduğunu belirterek, Muntazar’ın aslında çok sakin bir insanolduğunu anlattı. Uday El Zeydi, Muntazar’ın olaydan hemen sonraBush değil, Irak Başbakanı Nuri El Maliki’nin korumaları tarafındansert bir müdahaleye maruz kalmasını da eleştirerek, şunlarısöyledi: “Bush’un korumaları, Maliki’nin korumalarına bağırarak,Muntazar’a vurmamalarını istedi. Maliki’nin korumaları Iraklıoldukları için kardeşimi dövdü. Maliki’nin korumaları değil, Bush’unkorumalarının Muntazar’a müdahale etmesi gerekirdi. Bu bizi çokşaşırttı. Herkes televizyonda kardeşimin nasıl dövüldüğünü izledi.Görünen bu ise görünmeyen çok daha kötüdür.” 29
  30. 30. Ama mahkemede ben bunu bilerek ve isteyerek yaptım diyeonurluca durabildi. Korkmadı, tırsmadı.Şerefini 2 paralık etmedi.Şimdi Davos’ta İsrail Cumhurbaşkanına tavır koydu diye SayınBaşbakanı eleştirenler var. Bunların çoğu diplomat ve ne yazıktır kiDışişlerinde görev yapmış ülkemizi bir şekilde temsil etmiş kişiler.Bunca yıldır Uluslararası arenada neden adam yerinekonulmadığımız, neden kaale alınmadığımız bu açıklamalardansonra aslında çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Adam gibi adamyetiştirememişiz. 10 paralık çıkarları uğruna Memleket meselelerinidile getiremeyen basit, pısırık, aşağılık zihniyetli diplomatlaryüzünden ezilip gitmekteymiş şerefimiz, haysiyetimiz. Cihan DevletiOsmanlı’nın torunlarının düştüğü maskaralığa bakın. Kanal kanalgezip, işi gücü bırakıp Katil İsrail’in avukatlığını yapıyorlar. NeymişTürkiye Uluslararası Siyasette itibar kaybedermiş, İsrail ile ilişkilerbozulurmuş. Yeter artık zırvalamayı bırakın da oynanan oyunlarınfarkında olun.Ne olacak İsrail ile ilişkiler bozulursa.19.02.2009 yani dün duruşması vardı El Zeydi’nin. Boyalı basın hiçdeğinmedi. Ne olacak ki kendi adamlarından sopa yedi, kimsearkasında durmadı. Sadece Irak halkı ve bu işin içindeki çetrefilianlayan aydın görüşlü insanlar destek oldular ve duygularını dilegetirebildiler.Selam sana El Zeyd. Davan masum Ülkelere ve insanlara örnekolsun. Biz de zamanında, Sütçü İmamlar, Hasan Tahsinler, FatmaBacılar görmüştük. Allahuekber diyerek son mermiyi kovanayerleştirip koca zırhlı gemiyi Egenin sularına gömen SeyyitOnbaşılar görmüştük. Şimdilerde bizde sıkıntılıyız. Azıcık dikdurmaya kalksak içimizdeki zavallılar bize saldırıyor.Davanda sadık ol. Rabbim sana yardımcı olsun. Dualarımız Sen veIrak Halkı içindir. Kanayan yara Filistin ve Gazze içindir.Ahmet TÜRKAN20.02.2009 Cuma 30
  31. 31. SEÇİMLER SONRASI YOL HARİTAMIZTürkiye zor zamanda bir seçim süresi yaşadı. Hep birliktetercihlerimizi yaptık. Seç,m sonuçlarına bakınca üç aşağı beş yukarıtablo pek değişmedi.Basında izlediğimiz kadarı ile herkes kendi görüşüne göre yorumlarsergiledi. Yok efendim bu iktidara sarı kartmış, yok efendim buiktidarın yerinde sağlam durduğunu gösteriyormuş v.s., v.s.,devam edip durdu. Seçilenlere hayırlı olsun, seçilemeyenleregeçmiş olsun.Global krizi İktidar partisinin üstüne yıkmaya çalışanlardan, neyapalım kriz vardı böyle oldu diyenlere kadar bir çok tablo serildi.Her seçimden sonra yaşanan gerginlikler bu seçimde de yaşandı.Kaybedenler kaybetmenin üzüntüsü ile temsil ettikleri makamodalarının eşyalarını bile sahiplenip evine götürdü. Devredecek birşey bırakmadı. Gerçekten komik ve bir o kadar da vahim durum.Bana yar olmayanı başkasına yar etmem mantığı veya çılgın aşıkfelsefesi deyin.***Seçimlerden sonra hızlı bir siyasi koşuşturma başladı. G-20ardından NATO Genel sekreterinin seçilmesi, bu hafta ise ABDBaşkanı Sayın Barak Obama’nın Ülkemizi ziyareti.G- 20 toplantıları sonucu Dünya ekonomilerine pompalanacağıaçıklanan devasa kredi.Kime nasıl yarar, kimin canını nasıl acıtır onu zaman gösterecek.Payımıza düşecek krediyi alırken hem iyi sayalım, hem de şartlarıgözden kaçırmayalım.Biz bu kadar kredi veririz….Ancaaaakkkkk….. yaklaşımlarını yemeyelim.Çünkü o kredileri bedava vermeyeceklerdir. Vardır kendilerine görehesapları.NATO genel sekreteri seçimlerinde Sayın Cumhurbaşkanı’mızınyaklaşımını Davos yaklaşımı gibi değerlendiren, ve ezilmişlikpsikozundan bir türlü kutulamayan Muhalefetin önde gelen Sayınyöneticilerine ve başta Sayın Onur Öymen’e şunu söylemekistiyorum. 31
  32. 32. Cesur oynamadığımız her maçı kaybetmiştik. Maçları ara sıra yinekaybediyoruz ama artık cesur oynayıp kazanmayı da biliyoruz.Bu davranışta ne gibi eziklik hissediyorsunuz pek anlamak mümkündeğil ama maalesef zamanında Türkiye’yi bu zihniyetle temsil etmişolmanız çok vahimdir.***Sayın ABD Başkanı Ülkemizi ziyaret ediyor. Bu konuda da pek çokyorumlar yapılıyor. Herkesin yorumu kendisine ait olduğu gibibenim yorumumda bana ait. Bu Türkiye siyasetini bağlamaz. Çünküben Türkiye adına konuşmuyorum. Sayın Başkan için aslında OMüslüman diyenler var, yok Hristiyan diyenler var. Ne olduğukendisini ilgilendirir. Başkan oldu diye ahiret hesabından dakurtulmadı. Müslüman ise seviniriz. Belki İslam ahlakı onu insafagetirir akan kanlara, kanayan yaralara merhem olur.Her şeyden önce O ABD Başkanı. Kişisel tercihleri kendini bağlar.ABD çıkarları için burada. ABD’nin Orta Doğuda oynadığı rolün başaktörü. Kendi rolümüzü unutup baş aktörü seyre dalmadan işimizebakmalıyız.Bizim rolümüz nedir. Performansımız nasıldır. Onları gözdenkaçırmayalım.Ağaçlara bakarken ormanı görememek durumuna düşmeyelim.Orta doğuda kan akmaya devam ediyor. Filistin içten içe kanamayadevam ediyor. Zulüm devam ediyor.İki gülücüğe bu dramları unutmayalım. NATO zirvesindeki, Davos’taki ciddi siyasetimizi devam ettirelim. Kararlılığımızı unutup işimuhabbete dökersek yandığımızın resmidir. O zaman Sayın Öymenben zamanında demiştim der ve kötü siyaset başımıza kakınçoluverir.***Global kriz son hızla devam ediyor. Tedbirlerin sürekli gözdengeçirilip ekonomimizi rahatlatmamız lazım. ÖTV indirimi ilearaçlarını değiştirmeye koşanlara bir ikaz mahiyetinde soruyorum.3-5.000 lira indirim için mi koşturuyorsunuz. Paranız ve ihtiyacınızvarsa zaten almalı idiniz. 50.000 TL’lik aracın 45.000 TL’ye inmişolması ekonomide ne gibi değişiklik yaptı da koştura koştura araçalmaya gidiyorsunuz.ÖTV’nin bu kadar uçuk olması zaten ayrı problem.Peki araç satamıyoruz battık diyen sektör, nasıl oluyor da 15 güngibi kısa bir zamanda stokları tüketip zam yapmaya kalkıyor. 32
  33. 33. Bunları sakince düşünelim, kendi kendimize attığımız kazığınboyutunu belki anlarız.Demek ki başka problemler var. İşin ahlaki boyutunu dahaanlayamadık.Bu gidişle G-20 sonrası gelme ihtimali olan kredide birilerinincebine girer ve açlar aç, toklar tok olmaya devam eder. Sen yolunaben yoluma davası sürer gider.Ahmet TÜRKAN07.04.2009 Salı 33
  34. 34. İNSANLAR VE CİNLERİnsan, dik duruşa, görece gelişmiş bir beyine, soyut düşünmeyeteneğine, konuşma (dil kullanma) kabiliyetine, alet kullanma veüretme becerisine sahip primat türü. Biominal ismi `Homosapiens`tir. Homo sapiens Latince "akıllı adam" veya "bilen adam"anlamına gelir. İnsan, hominoidea (insansılar) üst ailesininhominidae (büyük insansılar) ailesine dahildir.1[1]Cinler, İslam dinine göre, ateşten yaratılmış ve melekler gibi gözlegörülmeyen ruhani varlıklardır. İnsanlar gibi yerler, içerler,evlenirler ve çoğalırlar. Erkeklik ve dişilikleri vardır. Fani, yaniölümlüdürler. Fakat insanlardan daha uzun süre yaşadıklarınainanılır. Geleceği ve gaybı bilmezl Ancak Allahın kendilerinebildirdiği kadar bilgiye sahiptirler. Fakat cinler, ruhani varlıklardanolduklarından, insanların görmediği ve bilmediği birçok olaylarıgörür ve bilirler. Cinler de insanlar gibi belli işleri yapmaklasorumludurlar. İslam inancına göre son peygamber olanMuhammed, İslamı cinlere de anlatmıştır. Bir kısmı kabul ederekMüslüman olmuş, bir kısmı ise kabul etmemiştir. Cinlerin, kendileriistemedikleri takdirde, insanların duyu organlarıylaalgılanamayacağına inanılır. Ayrıca çeşitli şekillere girebildiklerine,kuvvetli ve hızlı olduklarına inanılır.İslamda cinler de Allaha karşı sorumludur, İslama inanmak veibadet etmek zorundadırlar. Bu nedenle yaşamları sırasındayaptıklarının hesabını insanlar gibi vermek zorundadırlar. Böylece,İslam inancına göre, öldüklerinde, iyi işler yapan ve inanan cinlercennete, kötü işler yapan ve inanmayan cinler ise cehennemegider.Kuranda Cin suresi dışında cinlerin bahsi geçen sureler: Zariyat.Hicr, İsra, Rahman, Kehf, Ahkaf, Enam, Neml, Sad, Saffat, Sebe,Fussılet, Secde, Araf, Nas.2[2]İnsanlar ve cinler hakkında wikipedia da geçen tanımlar yukarıdaolduğu gibidir. Amacım insanları ve cinleri araştırmaktan ziyadeinsan görünen cinler hakkında araştırma yapmak ve bilgitoplamak, bilgiyi paylaşmaktır.1[1] http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0nsan2[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Cin 34
  35. 35. İnsan görünen cin nedir. Doğuşta insan olan fakat daha sonraçevre ve imkanlar sebebi ile değişim geçirerek cinleşen insanlardır.Konuşmaları insanlar gibidir ama cin gibi düşünürler. Şeytanapabucu ters giydiren insanlar bu taifedendir.Nasıl fark edilirler. Normal zamanlarda diğer insanlardan bir farklarıyoktur. Olağan üstü durumlarda hemen cinliklerini göstermeyebaşlarlar. Ancak dikkatle izlendiği zaman cin oldukları anlaşılır.Cinler ile ilgili bazı terimlere göz atalım:Cingöz: Çok uyanıkCindemir: Araba tamircisiCindoruk : Siyasi cinCiner : Zengin cinBu örnekleri artırmak mümkün. Diğerlerini araştırıp bulmaksanıyorum siz değerli okuyucularım tarafından yapılacaktır. Soyadıtahliline göre de cinleri ayırt edebilirsiniz.Cin yaşı nasıl hesaplanır: Normal insanlara göre yaklaşık 3 kat fazlayaşadığına inanılan insan cinlerin yaşını hesaplamak için insanyaşını 3’e bölmeniz gerekir. 0-100 yaş arası genç cin,100-200 arasıorta yaşlı cin, 200-300 yaş arası yaşlı cin oluyorlar diye bilinir.İnsanlara göre oldukça yaşlı görünen bir cin gerçekte oldukçagençtir. Örnek: Cindoruk. Bildiğimiz yaşı 76 iken kendini daha fazlatutamayarak cin yaşını itiraf etmiştir. (Yani 76/3=25,33 gerçek cinyaşı) Normal insanlara göre oldukça genç olduğu böylece ortayaçıkmış oluyor. Dolayısı ile cin yaşının nasıl hesaplandığını daanlamış oluyoruz.Cin tavsiyeleri. Zaman sana uymazsa sen zaman uy ve gençolduğunu söyle.Cin fikirler. Tarihin her döneminde konuşacak bir şeylerbulabiliyorsanız kendinize dikkat edin. İnsan cin olabilirsiniz.Nasıl cin olunur: Bu sorunun cevabı bir hayli zor. Muhtemelen cinçarpması olabilir. Siyasi ihtiraslarında aynı etkiyi yaptığınıaraştırmalar ortaya koymaktadır. Bu yüzden yaşlı siyasilerin cinolma ihtimalleri yüksektir.Ahmet TÜRKAN14.05.2009 Perşembe 35
  36. 36. CİNDORUK SİYASETİDP Genel Başkanı Sayın Cindoruk AK partiyi darbelerden korkmaklabir nevi suçladığı beyanında Ak partinin yorulduğu için darbelerdenkorktuğunu beyan ediyor. www.habername.com da yayınlananhaberle ilgili bir yorumum olmuştu.CİNDORUK SİYASETİSayın Cindoruk AKPyi darbelerden korkmakla suçluyor. Kendisikorkmuyor, çünkü darbe ile 6 kere gitmiş 7 kere gelmiş Demirel’ingölgesinde olduğu için korkmasına gerek yok. Arkası sağlam. Onahiç bir şey olmaz. DPnin başına nasıl Demirelin bir işareti ile şıpdiye geçiverdi ise bundan böyle de şıp diye iktidar oluverir. Ne deolsa CİN.Bu yorumu biraz açıp konuyu derinlemesine analiz etmek istedim.Yalova’dan kazandığı belediye başkanlığı seçimi öncesi yani yerelseçimlerden önce Cindoruk DP’den km.lerce uzaktı. Belki de içindenşeytan görsün yüzlerini diyordu. Ama ne oldu ise SüleymanSOYLU’nun bir il belediye başkanlığı (YALOVA) kazanması ileoluverdi. Yani henüz DP ölmemiş ve bir umut vardı. Derhal neyapıp edip bu nemayı kapmalı idi. Demirel işaret etti ve CindorukDP’nin başına oturuverdi. Süleyman Soylu’nun çırpınışlarını kimseduymadı bile.Sayın Cindoruk darbelerin ne manaya geldiğini iyi bilmeli. 1960ihtilalinde Rahmetli Menderes’in avukatlığını yapmış biri olarak nedemek istediğimi sanırım anlayacaktır. Bir başbakan ve 2 bakanındarbeciler tarafından nasıl ipte sallandırıldığını hatırlar mı acaba.Yoksa duruşma bitince bavulunu toplayıp gözlerden ırak bir köşeyemi çekilmiştir. Darbeden korkmasına gerek yok. Çünkü kendisihiçbir zaman ipte sallanmak gibi bir riskin altında değildi. O sadeceavukattı. Risk başkasınındı.12 Eylülde de herhangi bir riski yoktu. Şimdi de herhangi bir riskiyok. Nede olsa dip yapmış bir parti henüz canlanmaya başladığızaman ele geçiriverdi. Kimse ona hesap sormaz. Bir kağıtparçasının ona bir zararı dokunmaz. 1960 ihtilalindeki avukatlığıkadar rahat. Kılı bile kıpırdamaz. Süleyman SOYLU partiyikaptırdığına mı yansın. Bütün başarıları başarısızlıklarına payandayapan çıkar çevrelerine mi ..? orasını bilemem. 36
  37. 37. Anavatan Partililer Cindoruk’a fazla yanaşmayın. Elinizdekiniavucunuzdakini alıverir. O’nun kimin talebesi olduğunu unutmayın.Bütün sülalesi hortumcu iken kılı kıpırdamayan, aile fotoğrafındaki17 kişinin tamamı yargılandığı halde kendisine kimsenindokunamadığı Büyük Ombudsman’ın talebesidir O.DP biraz palazlanırsa kimin genel başkan oluvereceğini anlarsınSayın Cindoruk. DYP Genel Başkanlığı hayalleri kurup Tansu Çiller’ekaptırdığın günleri de unuttun mu acaba.İnternette biraz araştırma yaparsanız Cindoruk’un ihtilallerhakkında daha önce neler söylediğini, şimdi neler söylemediğinibulabilirsiniz.[1] Örnek linki deneyebilirsiniz.Sayın Cindoruk AK Partiyi kuruntulu buluyormuş. Bende kendisiniburuntulu buluyorum. Muhtemelen hazımsızlıktan midesiburuluyordur.Ahmet TÜRKAN30.06.2009 Salı[1] http://www.tumgazeteler.com/?a=2249232 37
  38. 38. PEKİ AMA NEDENTürkiye darbe zihniyetinden bir türlü kurtulamıyor.İyilere karşı, darbe(27 Mayıs 1960 ihtilali),kötülere karşı, darbe(12 Eylül 1980 ihtilali),ekonomi kötüye gidiyor, darbe(Mayıs 2001 krizi; Malum ZamanınCumhurbaşkanı Başbakanın kafasına Anayasa kitapçığını fırlatıpkrize neden olmuştu),dindarlara karşı, darbe (28 Şubat 1997),Cumhurbaşkanını AK Parti seçecek, darbe (2007 : CHP destekliKanadoğlu’nun yargı darbesi).Darbe olmadan hukuk çalışmaz mı bu memlekette. Liderler ferasetgösterip başarılı olamadıkları zaman koltuklarından feragatetmezler mi. Seçimle gelenlerin illa darbe ile mi gitmesi gerekir.6 kere gidip 7 kere gelmek siyasetin şanından mıdır. Bu ne arsızsiyasettir ki o koltuklar birilerine tapulanır. Tapu kaydından düşersedarbeciler çağrılır.Darbe davetiyeleri nerede hazırlanır.Her darbeden sonra mevcut anayasanın yetmediği görüşleri önplana çıkartılır, yeni anayasa da darbecilerden nasibini alıp darbeanayasası oluverir. Sonra kimsenin gücü anayasayı düzeltmeyeyetmez. Çünkü darbe zihniyeti anayasanın belli noktalarınasigortalar koyar. Zamanı gelince bu sigorta atar ve sistemi korur.Herkes her şeyi bilir, ama düzeltmek kimsenin işine gelmez. Çünküdüzeltmek demek birilerinin sistemini bozmak demektir. Anayasayıdüzeltip sivilleştirmek darbe zihniyetinin işine gelmez. Buzihniyetten nemalananların da işine gelmez.Kanunları anlaşılır yapmak savcı ve avukatların işine gelmez. Helehele Onursal Baş savcıların hiç işine gelmez. Bozuk düzen birilerininnemasıdır çünkü. Ekmek parasıdır oradaki bozukluk. Arabatamircisi gibi. Tamirciler arıza yapmayan arabaları sevmezler.Bir şeyi düzeltmeye kalkarsanız kendilerince malum bozuk tarafıönünüze koyarlar ve ne yapacağınızı şaşırırsınız.Peki ama neden düzeltilemiyor…?Konusu ekonomi olan bütün akademisyenler sistemin nasıl düzeçıkacağını biliyor. 38
  39. 39. Peki ama neden düzeltmek için bir şeyler yapmıyorlar…?Tansu Çiller ekonomi profesörü idi, ama 1994 krizini bile bile ladesyaptı. 6 ay önce bono faizlerini açıklayarak dövizin tırmanmasınasebep oldu. Olayı bilenler zengin oldu, seyredenler müflisdurumuna düştü.Peki ama neden bilinenler uygulanamıyor. Eksik nerede. Aslındaşöyle sorulmalı.Neden böyle oluyor.Deniz Baykal darbecileri yargılayalım dedikten sonra neden askerinsivil mahkemelerde yargılama yolunu açan kanun için Anayasamahkemesine gideceğini söylüyor.Sigortalarda problemi mi var; yoksa işine mi gelmiyor.Netekim; tek amacı 12 Eylül darbecilerini azıcık ürkütüp siyasi rantsağlamak mıydı. Netekim, paşa yargılanamadan intihar edersesorumlusu kim olacak. Vade gelir eceli ile giderse problem bitecekmi. Peki yargı ne olacak.Peki ama neden siyasilerimiz sözlerinde durmuyor.İyi çocukları yargılamak isteyen savcılar görevden alınırken, herşeye maydanoz olan Onursal savcılar ortada cirit atıyor. Sistemidelip yargısal darbeler yapabiliyorlar.Peki ama neden kurumlar savcılarına sahip çıkmak yerine adamınagöre muamele yapıyor.Peki ama neden cunta yasasına karşı olanlar düzenlemelerekarşılar.Bunlar çok zor sorular.Peki ama ne zaman düzelecek bu düzensizlikler. Neden birileriötekileri dışlayıp kanunlara çomak sokmaya devam ediyor.Türk toplumunu 2 kutuplu hale getirenler ne zaman insafa gelip buvatan bizim diyebilecekler. Peki ama saman altından yürütülen laik - antilaik çatışması nezaman bitecek.Anlaşılan demokrasi adına daha çok ekmek yememiz lazım.Ahmet TÜRKAN12.07.2009 Pazar 39
  40. 40. AYŞE ARMAN’IN REİNA KOMEDİSİ NEYMİŞ…?Bu başlığı Taraf Gazetesinin 16.07.2009 tarihli YA DA isimli köşeyazarı Yasemin Çongar’ın “Ayşe Arman’ın Reina Komedisi” başlıklıyazısına atfen kullanıyorum. Yasemin Çongar’ın daha evvelkiyazılarını pek okumazdım. Arasıra göz gezdirdiğim olurdu. AyşeArman’ın Nisan yağmurları gibi bir kapalı bir açık halini hatırlayıncaokumak istedim.Konu Ayşe Arman’ın fantezileri değil. Madem Türkiye’de demokrasivar (Pardon herkes için değil) isteyen istediği gibi giyinipsoyunabilir. Hele bunu köşesinde tutunmak amacı ile bir gazeteciyaparsa herkes tarafından alkışlanabilir.Bravooo büyük gözlemci, büyük gazeteci….v.s.v.s. gibi iltifatatutulabilir.Benim anlamak istediğim Yasemin Çongar’ın üstüne basa basayazdığı orta kısımdan bir bölüm. Bilemiyorum okuduğunuzda aynışeyleri hisseder misiniz.“Ancak gettolaşmış bir mahallede kendini “yabancı” hissetmekbaşka şey, Belediye’den ruhsatlı bir kulübün kapısından kovulmakbaşka...Bu ikincisini, “Reina komedisi” başlığıyla yazmıştı Ayşe Arman veeğer anlattıkları birebir gerçeği yansıtıyorsa, Reina bencekapatılmalı; nokta!Ya da şöyle söyleyeyim; Reina’nın, rezervasyon yaptırmış AyşeArman’ı “tesettürlü” diye içeri sokmamasına benzer bir olay,Amerika’da, Avrupa Birliği’nin herhangi bir yerinde ve hatta bukonuda çok net bir yasayı 2000’de kabul eden İsrail’de yaşansa, budüpedüz “ayrımcı” uygulama nedeniyle işletme önce çok ağır birceza alır ve eğer uygulamasını değiştirmezse, kapatılır.Ancak...”Tırnaktan öncesi ve sonrasını linkten okuyabilirsiniz.(http://ig.haberbaz.com/haberbaz_load.asp?ur=http://www.taraf.com.tr/&n=1&b=Taraf+Gazetesi )Tırnak arasına aldığım konuya dikkatinizi çekmek isterim.Yasemin Çongar; Ayşe Arman’ı uydurma tesettürü ile içeri almayanReina’nın kapatılması gerektiğini söylüyor. 40
  41. 41. Gerekçe: Daha önceden rezervasyon yaptırmış. Reinayı kapatında…..! Diğerleri ne olacak…!Dikkat : ÖSS’den gerekli puanı alan, Üniversitelere harçlarını yatırıpkaydını yaptıran genç kızlarımız Üniversite kapılarından içerisokulmazken, Devletin kurumları tarafından eğitim, öğrenim hakkıgasp edilirken siz nerelerdesiniz Yasemin Çongar hanımefendi.Burada başka kurumlar tarafından mağdur edilen tüm tesettürlüleride dahil etmek isterim.Eşlerinin başörtüsü yüzünden Türk Silahlı Kuvvetlerinden AskeriŞura kararı ile ihraç edilenleri de dahil etmek isterim.Tesettür fantezi değildir.Tesettür insanların inandığı gerekçeler için bir giyiniş tarzıdır.Tesettür İslamın emridir.Bu yazılarınızı o zaman neden yazmıyorsunuz.Hükümetin çıkarttığı kanunun malum çevreler tarafından askıyaalınması karşısında neden tek satır yazmak gereğiniduymuyorsunuz.Sebep belli. Ayşe Arman bunu rol gereği yapıyor. Bir daha tesettürgiyer mi giymez mi onu Allah bilir. Ve de eli kalem tutan bir yazar.Desteklenmeli ki bu tip girişimler halk nazarında dikkate değer,hatta akademik bulunsun.O sizin taraftan değil mi….?Savunulması gerekir. Ama verdiğiniz örnekler Türkiye ile uzaktanyakından alakası olmayan ülkeler ve kanunlar.Türkiye’de rol de yapsanız tesettüre geçiş yok.Savunurken tek taraflı olmayın.Biraz insaf. Hakikatleri görmezlikten gelmenin bir faydası yok.Eğer bir hak varsa bu herkes için geçerli olmalı. Sadece rolyapanlara tanınan hak, hak değildirAhmet TÜRKAN16.07.2009 Cuma 41
  42. 42. UĞUR DÜNDAR’A FİTRE DÜŞERMİUğur Dündar’a fitre düşer mi diye medyatik alimlerimizden BeyazHocaya sorsaydık alacağımız cevap muhtemelen…. - Düşer, düşer olurdu. Sonrada büyük bir ihtimalle Uğur Dündar’ın durumu nasıl diye de sorardı.Yaşar Nuri Hocamıza sorsaydık… - Ben bunu kitaplarımda yazmıştım…şeklinde bir cevap alırdık ve cevabını kendimiz bulmak zorunda kalırdık.Bu edebiyat nereden çıktı diye soracaksınız büyük bir ihtimalle.Uğur Dündar katıldığı bir radyo programında fitre ile dalga geçmiş.Bahse konu olay kısaca aşağıdaki gibi. Konunun tamamını merakedenler verdiğimiz linkten okuyabilirler.“Geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından açıklananfitrenin "6,5 TLlik" taban fiyatı Uğur Dündar’ın telefonla katıldığıradyo programında dalga konusu oldu. Dündar, emekli ve memurmaaşlarına yapılan zamla bağdaştırdığı fitrenin devlet tarafındanverildiğini ima edercesine, "Daha ne versin ki devlet" gafınıyaptı.”3[1]Yukarıdaki pasajdan anladığım kadarı ile Uğur Dündar’ın her nekadar emekli ve memurlarla ilişkilendirdi ise de aslında kafasınınarka planında fitrenin; devletin veya İktidar Partisinin oy toplamakamacı ile fakire fukaraya dağıttığı bir para gibi düşünmüş olacak kibozdur bozdur harca demiş.Sayın Dündar bu konu; her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından4 [2] açıklanır. Müslümanlar da ona göre fitrelerini verirler.Araştırmacılığı ile yıllardır gündemde olan bir usta gazetecinin bukonuda böyle bir gaf yapması akla şu soruları getiriyor.Her ramazanda köşelerinden ahkam kesenlerin, ramazanlıklardağıtanların, ama aynı zamanda ramazan dışında İslami kesime veryansın edenlerin aslında bir numara bilmediklerini gösteriyor.Bildikleri bir şey var.Karalamak.Her ramazanda uydurma bir konu bulup imanları sulandırmak.Sakız çiğnemek orucu bozar mı…?3[1] http://www.haber7.com/haber/20090805/Ugur-Dundarin-Fitre-dalgasi-VIDEO.php4[2] http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-2781.aspx 42
  43. 43. Sigara içmek orucu bozar mı…?Eşini öpmek orucu bozar mı…?Oruç nasıl açılır….?Bu konularda fetva vermeye hazır alo fetva hocaları, üzerlerinevazife imiş gibi her soruya mutlaka bir şeyler söylemek zorundaolduklarını sanıp sallamadan, test usulü hatta çoktan seçme sorularkarşısında uydurma cevaplarla hem komik duruma düşmektelerhem de konunun biraz dışında fakat inanç problemi olmayanlarında kafalarının karıştırmaktalar. Üstüne üstlük kanal kanal gezip işirantiyeye çevirmekteler.Ondan sonra araştırmacı gazeteciniz Uğur Dündar fitrenizle, bozdurbozdur harca diye dalga geçer.Boşuna endişelenme Uğur Bey sana fitre düşmez.Onun için harcayamazsın.Eğer fitre vermek istersen de dokunmaz. Ekonomik durumununoldukça iyi olduğu basında epeyce yazıldı çizildi.Fitre Nedir.“Ramazan Bayramına kavuşan ve dinen zengin sayılanMüslümanların, kendileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişiler içinfakirlere vermeleri gereken belli miktarda mal ya da paradır.”5[3]Yanlış anlaşılmasın. Bu konularda diyanet işleri başkanlığı sitesiwww.diyanet.gov.trher zaman hizmetinizdedir. Eğer birine sormaktan utanıpsıkılıyorsanız, diyanet sitesi imdadınıza yetişir.Ahmet TÜRKAN10.08.2009DARBE YAPACAĞIZ DA PLANIMIZ YOK – 15[3] http://www.diyanet.gov.tr/turkish/biliyormuyuz/biliyormuyuzoku.asp?id=41&harf=F 43
  44. 44. “Türkiye Cumhuriyeti son 50 yılını darbelerin kaos ve karanlığındayitirmiş bir ülkedir. Bunun nedenlerini araştırmak için OsmanlıDevleti’nin son döneminde orduya bulaşan siyaset hastalığının veCumhuriyetin kuruluşundaki tepeden inmeci uygulamalarınhatırlanması gerekir.Osmanlının son döneminde Ordu içinde fırkalaşma ve masonikkadrolaşma Balkan harbinde müthiş bozguna ve kısa süre sonra hiçhazırlıklı olmadığımız halde birinci cihan harbine girerek OsmanlıDevletinin yok olmasına neden olmuştur.Osmanlının enkazından Kurtuluş savaşıyla iyice yıpratılmış, 12,5milyon nüfuslu yeni Cumhuriyetin kurulması için düşmanlarımızınen önemli istekleri olan islam’dan ve İslam Ülkelerindenuzaklaşmamız, dinde lakayt yöneticiler tarafından da benimsenerekyeni devletin batıdan onay alması sağlanmıştır. Bu konudaİngiltere Avam Kamarasında ‘Türklerin istiklalini ne içintanıdınız’ diye yükselen itirazlara Lord Gürzon; “Biz onlarımaneviyat ve ruh cephesinden öldürmüş bulunuyoruz. Asılbundan sonraki Türkler bir daha eski satvet ve şevketlerinekavuşamayacaklardır” demiştir.Türkler Cumhuriyet sonrası batıya dostça ve samimiyetleyaklaşırken, batı İslam dünyası üzerindeki kirli emellerinden hiçbirzaman vazgeçmemiştir. İslam ülkelerindeki zengin enerjikaynaklarını ele geçirmek, İslam devletlerini parçalayıp bölerekgüçsüz, zayıf, küçük kendilerine bağımlı tutmak için her türlüentrikalara, siyasal, sosyal, ekonomik, askeri baskılarabaşvurmuşlardır. Bu baskıları bazen gizli servisleri veya ellerindetuttukları medya organlarından sinsice, bazen de ekonomik baskıve askeri güç kullanarak yapmaktadırlar.İkinci Dünya savaşı sonrasında Churcil’e Yalta’da bir basıntoplantısında Türkiye’nin konumu hakkında sorulan bir soruya“Türkiye’nin belirli bir ağırlığı vardır. Bu kilosunu İslamalemine ve Sovyet Rusya’ya karşı korumalıdır. Eğer Türkiyezayıflayacak olursa İslam alemine ve Sovyet Rusya’ya karşıdesteklenerek eski kilosuna çıkarılmalıdır. Fakat Türkiyeşişmanlayacak (fazla güçlenecek ) olursa derhal rejime tabitutulup eski kilosuna indirilmelidir” cevabı, İngiltere’ninTürkiye’ye bakışını yansıtan bir görüştür. Komünist blokun güçlüolduğu iki kutuplu dünyada Rusya’ya komşu İslam ülkeleriniBatı’nın savunması için Rusya’ya karşı kalkan olarak kullanılmıştır. 44
  45. 45. İkinci dünya savaşından sonra batının önderliğinin İngiltere’denAmerika devralmıştır. Bu nedenle Türkiye ABD’ne yaklaşmagereğini duydu. 1947 yılında Türkiye ve Yunanistan Sovyetler Birliğitehdidi altında diye Truman doktrini çerçevesinde ekonomik veaskeri yardım planına alındı. Genel Kurmay Başkanı SalihOMURTAK başkanlığında bir Türk heyeti Amerika’ya gitti.1948’de Türkiye dünya Bankasından ilk borcunu (50 Milyon $)aldı. Marshall yardımı yürürlüğe sokuldu ve 1948-52 yıllarıarası 351 700 000.-$ yardım aldı.Türkiye 1950’de Kore’ye askergönderdi. Bu birlik, ABD birliklerini korumak için çok büyükkayıplar verdi. ABD başkanı Truman yardımı 3 katına çıkardı.Sonuçta Türkiye 1951 yılında NATO’ya kabul edildi. 1952’dedüşünce, finansman ve techizatını ABD’nin verdiği, Özel HarpDairesi, Seferberlik Tedkik Kurulu adıyla kuruldu. Sınavla TürkSubayları Amerika’ya davet ediliyor, özel harp kursları görüyordu.İlk giden 16 subay arasında Yüzbaşı Alpaslan TÜRKEŞ’tevardı. Daha sonra kurulduğu ülkelerde Gladio diyeisimlendirilen özel harpçiler Türkiye’de tüm ihtilallerde vekirli işlerde görülecekti.1927 yılında kurulan Milli Emniyet Hizmeti (MEH) teşkilatının da CIAve diğer yabancı batılı istihbarat servislerinden yoğun parasaldestek gördüğü 1955-56’larda Başbakanlık Müsteşarı tarafındantespit edilmiştir.5 Eylül 1955’de Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evbombalanmış ve bir gün sonra İstanbul Beyoğlu’ndaazınlıkların dükkanları çirkin bir şekilde yağmalanmıştı. Buolayın Özel harp dairesi tarafından planlandığı yıllar sonraözel harpçi Orgeneral Sabri YİRMİBEŞOĞLU hatıratındaaçıklayacaktı. Planlayıcılar kahraman Türk Subayı olarak terfiederken, olaydan haberi olmayan Demokrat Partisi iktidarıYassıada’da bu olay nedeni ile de Anayasayı ihlalden mahkumolacaktı. 21 Ocak 1972 tarihli Daily Telegraph gazetesi CIA’inhangi ülkede darbe yaptığına açıklarken Türkiye’de 1960ihtilalini ve 1971 müdahalesini CIA kaynaklarına dayanarakbildirmiştir. 12 Mart 1971 müdahalesinden birkaç yıl sonra, EskiDışişleri Bakanı İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL 12 Mart darbesinden 3ay önce ABD Büyükelçisi’nin haşhaş ekiminin yasaklanmasını TürkHükümetinden istediğini ve Başbakanın bunu kabul etmediğini, ABDBüyükelçisi’nin ise çok yazık bundan fena neticeler doğacak dediğinisöyleyerek çok fena neticeler belli oldu. 3 ay sonra hükümetimizdüşürüldü dedi. Darbe sonrası kurulan hükümet haşhaş ekiminikısa sürede yasaklamıştı. 12 Mart darbesi öncesi Hv.K.K. MuhsinBATUR bir ödül töreni için ABD’ye gitmişti. Soğuk savaşın en hızlıolduğu bu yıllarda ABD Türkiye’de kendi kontrolünden çıkmış sol 45
  46. 46. eylemlerden rahatsız oluyordu. Bu nedenle komutana darbenin nezaman yapılacağını sordukları yazılmıştır. 1971 darbesinde soleylemlerde kullanılan pek çok eylemci hapislerde çürür, gizliköşklerde işkenceye tabi tutulur veya çatışmalarda öldürülürkenCIA ve Özel Harpte bu eylemcileri kullananlar başarıları ileövünüyorlardı.6[1]”Konu uzun, sizi sıkmamak için devamını önümüzdeki haftayabırakıyorum. Konu bittiğinde ise konu hakkında gereken açıklamave yorumlarımı, niçin böyle bir başlık kullandığımı açıklayacağım.Ahmet TÜRKAN15.08.20096[1] Kemal ŞAHİN,”Bağımsız Türk Mahkemelerinde Yargılanmak İstiyorum”,Sarıyıldız,Ankara,2007,S.5-8 46
  47. 47. DARBE YAPACAĞIZ DA PLANIMIZ YOK - 21974 Kıbrıs müdahalesinden sonra ABD ile ilişkilerimizbozulunca, Org Semih Sancar Başbakan Ecevit’ten örtülüödenekten, “ örtülü ödenekteki paranın tümüne yakın olanbirkaç milyon lira istiyor”. Ecevit ne için istediğini sorunca“Özel Harp Dairesi için istediğini, daha önce bu daireninmasraflarının ABD tarafından karşılandığını, bu dairenin ABD askeriyardım kuruluşu ile aynı binada çalıştığını” bildiriyor. Ve Ecevit 12Mart sonrası Kontrgerilla faaliyetleri ile ilişkili bu teşkilatı tamöğrenememeden iktidardan ayrılıyor.1975–80 yılları Türkiye için terörün tırmandığı yıllardı. 1974’deterörden 4 kişi ölürken, 75 de 35, 76 da 104, 77 de 292 kişi ölüyor.1978–79 İran,’da Humeyni devrimi ABD’nin gözlerini dört açmasınave Türkiye’ye ayrı bil ilgi göstermesine neden oluyor. 7–8 Haziran1980’de Gn. Kur. Bşk Kenan Evren ABD’ye gidiyor. Başkan Carter’inmilli güvenlik danışmanı Zbigniew Brezinski ile görüşüyor.Brenzinski “İstikrarlı bir Türkiye istiyoruz. Ama Türkiye bu konudaiyiye gitmiyor bir şeyler yapmak lazım” diyor. 12 mart darbesindeolduğu gibi ihtilalden bir hafta kadar önce de Hv. K.K. TahsinŞahinkaya (Dünyanın en zengin generali) ABD’de görüşmelerdebulunuyor. 11 Eylül günü öğle vakti Başbakan Demirel birmüdahale olacak mı diye etraftan bilgi toplamaya çalışıyor amasonuç alamıyor. 12 Eylül sabahı İhtilal başarılmıştır. İhtilalbaşlamadan önce Ankara’da basılan taşra baskısı GünaydınGazetesinin birinci sayfası alt yarısında üç sütuna basılmış bir yazıbaşlığı vardı. Başlıkta “ Ankara’da önemli olaylar bekleniyor.Avrupa’dan bir uçak dolusu gazeteci geldi.” Yazıyordu. Yanibaşbakanın ihtilalden haberi yokken Avrupalı gazetecilerihtilali yakından izlemek için tam gününde gelmişti. Brezinskidarbeyi ABD başkanına tiyatroda oyun seyrederken haber veriyorve “Bizim çocuklar başardılar” diyordu.Darbe sonu 11 Eylüle kadar tırmanarak devam eden terör olaylarıbirden son buldu, Hükümet düşürüldü, Parlamento feshedildi, siyasipartiler kapatıldı. 650.000 kişi gözaltına alındı. “Asmayıp’dabesleyelim mi?” diyerek 50 kişi idam edildi. 14.000 kişivatandaşlıktan çıkarıldı, 229 kişi işkencede can verdiği,kayıpların sayısının ise bilinmediği yazıldı.1974 Kıbrıs müdahalesi sonrası NATO’dan ayrılan Yunanistan’ıntekrar NATO’ya alınması Türkiye tarafından hiçbir engellemekarşılaşmadan sağlandı. Ana çatısı ile bugünde geçerli olan Anayasahazırlandı. Anayasaya yerleştirilen birbirine zıt pek çok tuzakdeyimlerle zalimlere zulüm yapma imkanı sağlandı. İhtilal sonrası 47
  48. 48. Türkiye’de görev yapan ABD elçisinin İhtilalin lideri Kenan Evrenhakkında hatıratında yazdıkları çok ilginçtir. Büyükelçi “ Evren çokhoş bir insandı, diyalogumuz çok iyiydi, Atatürk’e bağlı insandı.Kendisinden bir istekte bulunacağımız zaman, Atatürk’ün o konu ileilgili bir sözünü bulur söylerdik hemen kabul ederdi.” diyor. Acababüyükelçi başörtüsü veya bazı lisanların yasaklanması yönünde birtelkinde bulunmuş mudur?1980 ihtilalinin Time dergisinde “Dünyanın en zengin generali’ diyekapak konusu olacak generalleri de Türkiye’ye kazandırdığınısöylemeden geçmeyelim.1990’lı yıllar Dünya komünist blokun yıkıldığı, NATO yani batı, tekkutuplu globalizmin benimsenmeye başlandığı, NATO yani batıtarafından İslam’ın düşman olarak kabul edildiği yepyeni birdönemdi. Amerika Irak’la İran’ı 8 yıl savaştırdıktan sonra, DiktatörSaddam’ın Kuveyt’e girmesine önce ses çıkarmamış. Daha sonraSaddam’a savaş açarak Orta Doğu’da bütün kontrolleri elinealmıştı. Komünist blokun yıkılması ile tüm dünyada dinlereyönelmede artış olurken, İslam Ülkelerinde elinde tuttuğu medyaile halkı İslam’dan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Türkiye’de o yıllardaAli Kalkancı, Fadime Şahin, Aczimendiler, Hizbullah eylemleri,medyanın günlük senaryolarında yerlerini alıyordu. Bu arada Prof.Muammer Aksoy, Prof. Bahriye Üçok, Uğur Mumcu gibi solcuaydınlar faili meçhul suikastlara kurban gidiyor, bütün bucinayetlerin şeriatçılar tarafından işlendiği medyada çeşitlisenaryolarla anlatılıyordu. Bunlardan ilginç olanı Bahriye Üçokbombalı paketle suikast konusunda MİT tarafından eğitildiktensonra gönderilen bir bombalı paketle öldürülmüştü. En çokaraştırılan Uğur Mumcu’nun ölümü arabasına egzostla motorarasına yerleştirilen askerlerin kullandığı C-4 tahrip kalıbı ilegerçekleştirilmişti. Cinayeti işleyenler telefonla gazeteleri arayarakyığınla İslamcı terör örgütü ismi vermişlerdi. Cinayet öncesindekörfez savaşında türlü numaralar çeviren Amerika’ya karşı tepkilerartmıştı. İslami yayın yapan radyo TV istasyonları artmaya veİslami şuurlanma artmaya başlamıştı. İmam Hatiplilerin Harpokullarına girişine imkan sağlayacak kanun teklifinin Meclis MilliEğitim komisyonunda görüşülmesi kabul edilmişti. Ölümündenbirkaç gün sonra da İran Dış İşleri Bakanı Türkiye’ye gelecekti.Cenaze büyük bir kalabalığın omuzlarına “Kahrolsun şeriat, Mollalarİran’a” sloganları ile taşınmış, Uğur’u öldürenler müthiş bir işbaşarmışlardı. Bunun için pek çok provokatif olaylar MGKtoplantılarına yakın olarak uygulamaya konur, MGK’da gündemkonusu olurdu. Bu olay sonrası MGK’nın talebi ile özel radyo veTV’lerin yayını durduruldu, İmam Hatiplilerin Harp okullarınagirmesine imkan sağlayacak kanun teklifi reddedildi. İran Dış İşleriBakanının ziyareti Uğur’un cenaze merasimi gölgesinde sönükgeçti. Uğur Mumcu’nun şeriatçılar tarafından öldürülmediği ailesi 48
  49. 49. tarafından da kabul edildi. Ama bugüne kadar kimin öldürdüğü deanlaşılamadı.NATO’nun yeni düşmanımız İslam fikri başlangıçta Türkiye’debenimsenmedi gibi görünse de NATO’nun bir parçası olan TSK’dayeni konsept çalışmalar 1994 yılında göze çarpmaya başlamaktadır.Subay ve astsubaylardan eş ve çocuklarının resimleri istendi.Özellikle 1996 yılında Deniz Kuvvetlerinde Yunanistan ile yaşananKardak Kayalıkları krizi esnasında Ramazan aynının içine denkgetirilerek fişleme faaliyetlerinin yapılması çok dikkat çekicidir. Eşitürbanlı başörtülü fotoğraf verenler derhal sakıncalı veya şüphelipersonel listesine alındı. Bir süre sonrası Jn.Gn.Komutanı TeomanKoman kışlalarda subay ve astsubayların cami ve mescitleregitmesini yasaklayan bir emir yayınladı. Aynı dönemde DonanmaKomutanı Güven ERKAYA’da Donanma garnizonuna başörtülübayanların girmesini yasakladı. Bu arada sivil hayatta Aczimendilergibi provakatif olaylar devamlı gündeme getiriliyordu. Siyasi ortamise oldukça karışıktı. ANAP’ta Genel Başkan Mesut Yılmaz güvensağlayamamıştı. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ekonomik kriziatlatmakta zorlanıyor, rüşvet, hortumculuk, haksız mal edinmededikoduları iktidarı sarsıyordu. Solcu partiler birbirleri ileuğraşmaktan başka bir şey yapamıyor, Refah Partisi gittikçegüçleniyor, yeni konsepte ayak uydurmaya çalışan TSK budurumdan çok rahatsız oluyordu.1995 seçimlerinden Refah Partisi birinci parti olarak çıkmıştı, DYP-ANAP koalisyonu yürümemiş, ANAP Refah koalisyonu son andaaskerler tarafından engellenmişti. Erbakan Çiller’le anlaşarak 96yılında Refah-Yol kuruldu. Askerler 96 Ağustos YAŞ toplantısındaHükümete karşı ilk tavrı koydular. YAŞ’ta irticai nedenlerle diyerek13 subay-astsubayı ordudan uzaklaştırdılar. Halbuki daha öncekitoplantılarda ordudan YAŞ yolu ile ayrılanlar disiplinsiz diye ilanedilmekteydi. Bu YAŞ toplantısı sırasında ordudan uzaklaştırmalarahiç itiraz etmeyen Erbakan başbakanlık konutunda verdiği davettealkollü içki vermeyince Güven Erkaya ile rakı krizi yaşanmıştı.Komutanlar bu hükümeti istemiyorlardı. Daha önce baş tacı olanTansu Çiller Erbakan’la hükümet kurduğu için tukaka olmuştu.YAŞ’ta ihraç sorunu çıkarmayan Başbakan’a Aralık şurasında 69 kişisundular. İmza yine sorunsuzdu. Askerlere karşı sorunsuz davrananBaşbakan sivil ortamda bu ölçüyü muhafaza edemiyordu.Konutunda bazı tarikat liderlerine verdiği iftar yemeği medyatarafından abartılarak kullanıldı. Ardından Sincan’da Kudüs gecesinedeniyle provokasyonlar yaşandı. Sincan’da tanklar yürütülerek28 Şubat 1997’de MGK toplantısı sonucu Refah-Yol’un ipi çekildi.3,5 ay sonra hükümet istifa etmek zorunda kaldı. Silahlı Kuvvetlertarafında çeşitli kurum ve kuruluşlara irtica brifingleri verildi.Bunların arasında Yüksek Yargı organları da vardı. Oysa yargıyıetkilemek Anayasamıza göre Anayasal suçtu. 49

×