Al i i̇mran 125-150

1,658 views
1,369 views

Published on

Published in: Travel, Business
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
1,658
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
3
Actions
Shares
0
Downloads
6
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Al i i̇mran 125-150

  1. 1. AL-İ İMRAN SURESİ Kaynaklar : 1.) Ruhu’l-Furkan Tefsiri 2.) el-Esas fi’t-Tefsir 3.) Ruhu’l-Beyan Tefsiri
  2. 2. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 105 <ul><li>- Şüphesiz ki, bu gün siz, Talut’un (Calut ile) karşılaştığı gündeki ashabı adedince (üçyüz onüç kişi)siniz,” buyurdu. </li></ul><ul><li>(Taberi, Camiul Beyan:2/395) </li></ul>
  3. 3. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 105 <ul><li>Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: </li></ul><ul><li>- “Her kim ki, cemaatten bir karış miktarı ayrılır, cennet nimetini göremez.” </li></ul><ul><li>Başka bir hadis-i şerifte ise: </li></ul><ul><li>- “ Allah’ın (kudret) eli cemaatledir. Şeytan tek kişiyle beraber olup, iki kişiden ise çok uzaktır.” buyurmaktadır. </li></ul>
  4. 4. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 106/1 <ul><li>Rafi İbn-i Hadic (r.a.)’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: </li></ul><ul><li>Cebrail (a.s.) veya bir melek Peygamber (s.a.v.)’e geldi ve: </li></ul><ul><li>- “(Ey Allah’ın Peygamberi!) Bedir savaşına katılan sahabileri sizler kendi aranızda nasıl (bir mertebe sahibi olarak) sayarsınız?” diye sordu. </li></ul>
  5. 5. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 106/2 <ul><li>Efendimiz (s.a.v.) buna cevaben: </li></ul><ul><li>- “Onları müslümanların en seçkin ve üstün simaları olarak sayarız.” buyurdular. </li></ul><ul><li>Soru sahibi melek: </li></ul><ul><li>- “Sizler o kahramanları üstün saydığınız gibi Bedir savaşına katılan melekler de bizce meleklerin en hayırlı olanlarıdır.” dedi. </li></ul><ul><li>(İbni Mace, Mukaddime:11) </li></ul>
  6. 6. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 111 <ul><li>İbn-i Abbas (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: </li></ul><ul><li>- “Beyaz elbise giyinin, çünkü o, elbiselerinizin en hayırlılarındandır ve ölülerinizi de beyaz ile kefenleyin.” </li></ul><ul><li>(Tirmizi, Cenaiz:18, Ebu Davud Tıb:14, İbni Mace, Cenaiz:12) </li></ul>
  7. 7. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 112 <ul><li>Hz.Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: </li></ul><ul><li>- “Kul, kendisinde sakınca olmayan bir şeyi, onda sakınca vardır endişesiyle terkedinceye kadar, gerçek takvaya ulaşamaz.” </li></ul>
  8. 8. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 112 <ul><li>Bir başka hadiste ise: </li></ul><ul><li>- “Helal de bellidir, haram da. Bu ikisi arasında şüpheli şeyler vardır. Şüpheli şeylerden korunan, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli şeylere düşen, uçurumun kenarında otlatarak uçuruma düşme korkusu olan çoban gibi, harama düşmüş olur.” buyurmaktadır. </li></ul>
  9. 9. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 116 <ul><li>“ Bizimle müşriklerin arasındaki fark, (çıplak başa değil) takkelerin üzerine sardığımız sarıklardır.” </li></ul><ul><li>(Tirmizi, Libas, Bab el amaim alel kalanis 4/247-248) </li></ul>
  10. 10. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 1 El-Cübbai’den gelen rivayete göre; Peygamber (s.a.) Uhud Günü kendisine eziyet vermeleri üzerine kafirlere beddua etmek izin istedi. O kadar ki Rasulullah (s.a.) o gün yaralı olduğundan öğle namazını oturarak kılmıştı. Onun arkasında müslümanlar aynı şekilde oturarak namazlarını eda ettiler. Fakat bu konuda ona izin verilmedi ve bu ayet-i kerime nazil oldu.
  11. 11. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 2/1 <ul><li>Muhammed b. İshak ve Şa’bi şöyle demişlerdir: Rasulullah (s.a.) ve müslüman- lar, ashabına ve amcası Hz.Hamza’ya kafirlerin reva gördükleri kulaklarının, burunlarının ve hayalarının kesildiğini görünce; şöyle dediler: </li></ul><ul><li>“ Şayet Allah bize onlara karşı zafer verecek olursa bize yaptıklarının aynını onlara yapacak ve Araplardan hiçbir kimsenin yapmadığı şekilde onların ölenlerinin organlarını keseceğiz.” </li></ul>
  12. 12. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 2/2 <ul><li>Bunun üzerine bu ayet-i kerime nazil oldu. İbn Mes’ud (r.a.)’dan demiştir ki: Rasulullah (s.a.) Uhud Günü ashabından bırakıp kaçanlara beddua etmek isteyince Yüce Allah onu nehyetti, tevbelerini kabul etti ve bu ayet-i kerime bunun üzerine nazil oldu. </li></ul>
  13. 13. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 8 <ul><li>Rasulullah (s.a.) ok atanları tepeye yerleştirmiş ve onlara: </li></ul><ul><li>- “Bizi arkamızdan koruyunuz. Öldürüldüğümüzü görseniz dahi bize yardıma gelmeyiniz. Ganimet topladığı- </li></ul><ul><li>mızı görseniz bile gelip bize katılmayınız.” demişti. </li></ul>
  14. 14. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 9/1 <ul><li>Hz. Ebubekir Uhud Günü ile alakalı şunları anlatıyordu: Benimle müşrikler ara- sında tanımadığım bir kimse vardı ve ben Rasulullah (s.a.)’a ondan daha yakın idim. Hızlıca yürümekte idi. Ve onu tanımıyor- dum. Bir de baktım ki O Ebu Ubeyde b. el-Cerrah’tır. Rasulullah’ın yanına vardığımda ön dişi kırılmış, yüzünden de yara almıştı. Miğferin halkalarından ikisi yanağına batmıştı. </li></ul>
  15. 15. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 9/2 <ul><li>Rasulullah (s.a.) Talha’yı kastederek: “ arkadaşınıza gözkulak olunuz ” diye buyurdu. Yarasından kan akmıştı. Onun söylediğine aldırış etmedik. Kalkıp yüzünden (miğferin halkalarını) çekmek istedim. Ebu Ubeyde bana: </li></ul><ul><li>- Allah hakkı için onu bana, bırak deyince ben de vazgeçtim. Halkayı elleriyle çekip Rasulullah (s.a.)’ı rahatsız etmek istemediğinden dişleriyle halkayı yakaladı. İki halkadan birini çıkardı ve halka ile birlikte ön dişlerinden birisi düştü. Onun yaptığının aynısını yapmak isteyince tekrar bana: </li></ul>
  16. 16. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 9/3 <ul><li>- Allah hakkı için onu bana bırak, dedi. İlk yaptığının aynısını yaptı, bu sefer ikinci halka ile birlikte öbür dişi de düştü. Ebu Ubeyde insanlar arasında ön dişleri en güzel olanlardan birisi idi. Rasulullah (s.a.)’ın durumunu bir parça düzelt- tikten sonra çukurlardan birisinde bulunan Talha’nın yanına vardı. Mızrak, ok ve kılıç darbelerinden yetmiş kadar darbeden ya biraz az ya biraz fazla yara tesbit ettik. Parmağının da kesilmiş olduğunu gördük. Sonra durumunu düzeltmeye çalıştık.” </li></ul>
  17. 17. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 10/1 <ul><li>Buhari, Enes b. Malik’den şunu rivayet etmektedir: Enes’in amcası, yani Enes b. en-Nadr, Bedir savaşına iştirak etmemişti. Bunu için şöyle demişti: </li></ul><ul><li>- Peygamber (s.a.)’in ilk giriştiği savaşta ben bulunamadım. Şayet Allah bana Rasulullah (s.a.) ile birlikte bir savaşa daha iştirak etmek fırsatını verecek olursa, neler yapacağımı Rabbim görecektir. Uhud Günü gelince insanlar dağılmaya başladı. Kendisi ise şöyle dedi: </li></ul>
  18. 18. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 10/2 <ul><li>- Allah’ım şunların –müslümanları kastediyor- yaptıklarını mazur görmeni diliyorum. Şu müşriklerin yaptıklarından da bei olduğumu söylüyorum. Kılıcını alarak ilerledi ve Sa’d b. Muaz ile karşılaştı şöyle dedi: </li></ul><ul><li>- Nereye ey Sa’d? Gerçekten ben cennetin kokusunu şu Uhud dağının ön tarafından alıyorum. Daha sonra ilerledi ve sonunda öldürüldü. Kimse onu tanıyamadı. Nihayet kızkardeşi onu beniyle yahut da parmak uçlarıyla tanıdı. Mızrak yarası, kılıç darbesi ve ok yaralarından olmak üzere seksenin üzerinde yara almıştı. </li></ul>
  19. 19. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 124 <ul><li>Enes (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Uhud (harbi) gününde Rasulullah (s.a.v.)’ın yan dişi kırılıp başı da yarıldı. Artık hem yaradan kanı silmeye başladı, hem: </li></ul><ul><li>“ Peygamberinin başını yarıp yan dişini kıran bir kavim nasıl felah bulur! Halbuki o, kendilerini Allah’a davet ediyordu.” buyurdu. Bunun üzerine Allah (a.c.): “Sana bu işten bir şey yoktur ayetini indirdi. </li></ul><ul><li>(Müslim, Cihad:103, Buhari, Megazi:21, Tirmizi, Tefsir Sure:3, İbn-i Mace, Fiten:23, Ahmed İbn-i Hanbel:3/99) </li></ul>
  20. 20. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 126 <ul><li>Nihayet Allah (c.c.): </li></ul><ul><li>- “Allah’ın onların tevbelerini kabul veya onlara azabetmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur, çünkü onlar zalimlerdir.” (Al-i İmran:128) mealindeki ayet-i kerimeyi indirdi. (de Peygamber (s.a.v.) namazda beddua etmeyi bıraktı.) </li></ul>
  21. 21. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 128 <ul><li>İbrahim Havvas (k.s.) buyurmuştur ki: </li></ul><ul><li>Kalbin devası beştir; </li></ul><ul><li>1.) İyi düşünerek Kuran okumak </li></ul><ul><li>2.) Mideyi boş tutmak </li></ul><ul><li>3.) Geceleri kalkmak </li></ul><ul><li>4.) Seherlerde Allah-u Teala’ya yalvarmak </li></ul><ul><li>5.) Salihlerle (iyi insanlarla) oturmak </li></ul>
  22. 22. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 131 <ul><li>Ebu Hanife şöyle der: </li></ul><ul><li>- “Bu ayet, Kur’an’daki kendisinden en çok korktuğum ayettir. Allah-u Teala, cehennemi kafirlere hazırlamış-tır. Fakat, Allah’ın yasaklarından korunmamaları halinde, mü’minleri de onunla korkutmuştur.” </li></ul>
  23. 23. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 132 <ul><li>Hz. Peygamber şöyle buyurur: </li></ul><ul><li>- “ Allah-u Teala, faiz yiyene, yedirene onu yazana ve tarafların şahitlerine lanet etsin. Onlar eşittirler.” </li></ul>
  24. 24. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 132 <ul><li>Hadis-i şerifte şöyle buyurulur: </li></ul><ul><li>- “Zenginler, fakirlerden beşyüz yıl sonra cennete girecekler.” </li></ul>
  25. 25. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 134 <ul><li>Hadis-i şerifte: </li></ul><ul><li>“ Cömert insan; Allah’a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır. Fakat, cehenneme uzaktır.” buyurulmuştur. </li></ul><ul><li>Öfkeyi yenme konusunda Hz. Pey-gamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor: </li></ul><ul><li>“ Kim infazına (gereğini yapmaya) gücü yettiği halde öfkesini yenerse, Allah onun kalbine, güven ve iman doldurur.” </li></ul>
  26. 26. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 135 <ul><li>Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: </li></ul><ul><li>- “Cömert kişi Allah (-u Tealay)’a çok yakındır, cennete çok yakındır, cehennemden çok uzaktır. Cimri kişi Allah (-u Teala)’dan çok uzaktır, cennetten çok uzaktır, insanlardan çok uzaktır ve cehenneme çok yakındır. Elbette cömert bir cahil, Allah (-u Tealay)’a, cimri bir abidden daha sevgilidir.” </li></ul><ul><li>(Tirmizi, Birr:40) </li></ul>
  27. 27. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 136 <ul><li>Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayete göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: </li></ul><ul><li>- “Kulların kendisinde sabaha erdiği her bir günde muhakkak iki melek iner. Bu meleklerden biri: Ey Allah’ım! İnfak ediciye bir bedel ver (verilenin yerini doldur), der. Diğeri de: Ey Allah’ım! (malı) tutucu olana telef ver (cimrinin malını yok et), diye beddua eder.” </li></ul><ul><li>(Buhari, Zekat:27, 2/120) </li></ul>
  28. 28. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 136 <ul><li>Sabit el Bünani: “Bu ‘onlar bir kötülük yaptıkları …’ ayeti indiği zaman şeytanın ağladığı haberi bana ulaştı” der. </li></ul><ul><li>Hz.Peygamber (s.a.v.)’in de şöyle dediği rivayet edilir: </li></ul><ul><li>- “ Hiçbir kul yoktur ki, günah işlesin de, daha sonra güzelce bir abdest alıp namaz kılsın ve bağışlanma dilesin, yani istiğfar etsin de Allah o kulu bağışlamasın.” </li></ul>
  29. 29. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 6 <ul><li>İmam Ahmed başkalarının rivayet ettikleri hasen bir hadisde Rasulullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: </li></ul><ul><li>- “Bir günah işleyip de arkasından güzelce abdest alan, sonra da iki rekat namaz kılarak Allah’tan mağfiret dileyip de günahı bağışlanmayan hiç bir kimse yoktur.” </li></ul>
  30. 30. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 7 <ul><li>Ebu Ya’la, Müsned’inde ve başkaları, Rasulullah (s.a.)’ın şu buyruğunu –hasen senedle- rivayet etmişlerdir: </li></ul><ul><li>- “İstiğfar eden bir kimse, bir günde isterse yetmiş defa dönsün, günahı üzerinde ısrar ediyor değildir.” İşte bu bakımdan ilim adamları şöyle demişlerdir: “İstiğfar ile beraber olduğu sürece büyük günah kalmaz ısrar sözkonusu olduğu takdirde de günah küçük olarak kalmaz.” </li></ul>
  31. 31. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 137 <ul><li>Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayete göre, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: </li></ul><ul><li>- “Her kim Allah yolunda çift sadaka verirse, cennet kapılarından: Ey Allah’ın kulu! (Buraya gel!) Bu (kapı) hayırlıdır! diye çağırılır. Çok namaz kılanlardan olan kimse de (cennetin) namaz kapısından çağırılır. Cihad ehlinden olan kimsede cihad kapısından çağırılır. Oruç tutanlardan olan kimse de Reyyan kapısından çağırılır. Sadaka sahiplerinden olan kimse de, sadaka kapısından çağırılır.” </li></ul>
  32. 32. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 140 <ul><li>Hz.Enes (r.a.)’dan rivayete göre bir adam: </li></ul><ul><li>- “Her şeyden daha zor olan nedir?” diye sordu. Resulullah (s.a.v.): </li></ul><ul><li>- “Allah’ın gazabıdır.” buyurdu. O zaman adam: </li></ul><ul><li>- “Peki Allah’ın gazabından kurtaracak şey nedir?” diye sorunca, Efendimiz (s.a.v.): </li></ul><ul><li>- “Kızma” buyurdu.” </li></ul><ul><li>(Ahmed İbn-i Hanbel 2/175, Kurtubi:4/208) </li></ul>
  33. 33. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 3 <ul><li>İmam Ahmed’in rivayet ettiği bir diğer hadiste şöyle denilmektedir: Peygamber (s.a.) şöyle sordu: </li></ul><ul><li>“ - Galibiyet ne demektir?” Ashab şöyle dedi: </li></ul><ul><li>- Sırtını yiğitlerin yere getiremediği kimseye biz galip kişi diyoruz. Peygamber (s.a.) şöyle buyurdu: </li></ul><ul><li>“ - En büyük galibiyet şudur: Kişi gazaplanır, gazabı ileri seviyeye ulaşır, yüzü kızarır, her tarafı diken diken olur, ondan sonra da gazabını alteder.” </li></ul>
  34. 34. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 4 <ul><li>Ebu Davud, Rasulullah (s.a.)’ın şu buyruğunu rivayet etmektedir: </li></ul><ul><li>“ Öfke şeytandandır. Şeytan da ateşten yaratılmıştır. Ateş ise ancak su ile söndürülür. Sizden biriniz öfkelendiği zaman abdest alsın.” </li></ul>
  35. 35. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 5 <ul><li>Bazı kimseler Ebu Zerr’i öfkelendirdi, o sırada ayakta bulunuyordu. Oturdu. Ona: </li></ul><ul><li>- Ya Eba Zerr, ne diye oturdun, sonra da yattın? diye soruldu. Şu cevabı verdi: </li></ul><ul><li>- Rasulullah (s.a.) bize şöyle dedi: “Biriniz öfkelendiği zaman ayakta ise otursun. Öfkesi geçerse mesele yok, değilse yatsın .” </li></ul>
  36. 36. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 141 <ul><li>Hz.Enes (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: </li></ul><ul><li>- “Kıyamet günü olduğu zaman, bir münadi ‘Kimin ecri Allah’a ait ise, cennete girsin’ diye nida edecek, ve sonra, ‘Ecri Allah’a ait olanlar kimlerdir?’ denildiğinde, insanları affedenler kalkıp hesapsız olarak cennete gireceklerdir.” </li></ul><ul><li>(Kurtubi, 4/208) </li></ul>
  37. 37. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 145 <ul><li>Hz.Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: </li></ul><ul><li>- “ Kimin niyeti ahireti istemek olursa, Allah da onun kalbine zenginlik koyar. Gücünü birleştirir de dünya ona basit gelir. Kimin niyeti de dünyayı elde etmek ise, Allah ona fakirlik verir, gücünü dağıtır ve nasibinden başkasına da ulaşamaz.” </li></ul>
  38. 38. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 145 <ul><li>Tirmizi hadisi: </li></ul><ul><li>- “Kimin gayreti ahiret için olursa, Allah da onun zenginliğini kalbinde kılar, gönül zenginliği verir.” </li></ul><ul><li>şeklinde değişik bir lafızla tahric etmiştir. (Camiu’Usul) </li></ul>
  39. 39. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 11 <ul><li>TAMHİS (göğüslerdekini yoklamak) ; ayırmak ve ayırd etmekten bir sonraki derecedir. Nefsin içinde, vicdanın derinliğinde gerçekleşen bir işlemdir. Kişiliğin gizliliklerini ortaya çıkarmak ve bu gizlilikleri aydınlatmak için girişilen bir işlemdir. </li></ul>
  40. 40. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 12/1 <ul><li>İnsan kendisini kudretli, kahraman, herşeyden soyutlanabilecek, cimrilikten, hırstan kendisini kurtarabilecek seviyede zannedebilir. Sonra bir de bakarsınız ki ameli deneyler ve gerçek olaylarla karşı karşıya kalınca, nefsinde henüz arındırılma- mış birtakım engellerin, birtakım ayak bağ- larının bulunduğunu ve henüz bu seviyede baskılara karşı direnebilmeye hazır olama-dığını keşfeder. </li></ul>
  41. 41. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 12/2 <ul><li>Kişinin kendi kendisi hakkında bu gibi şeyleri bilmesi elbetteki hayırlıdır. </li></ul><ul><li>Ta ki, nefsini bu da’vetin tabiatının ge-rektirdiği baskılara ve bu akidenin tabiatı-nın gerektirdiği yükümlülüklere uygun dü-zeyde yeniden şekillendirmeye çalışsın. Şanı Yüce Allah işte bu seçkin topluluğu insanlığa önderlik için eğitmekte idi. </li></ul>
  42. 42. el-Esas fi’t-Tefsir Tamamlayıcı Bilgiler 12/3 <ul><li>O bu topluluğun bu yeryüzünde bir işi gerçekleş-tirmesini irade buyuruyordu. </li></ul><ul><li>İşte bu bakımdan Uhud’da cereyan eden olayların, açığa çıkartmış olduğu bu tamhis ile arındırdı ki, kendisi için tayin edimiş rolü ifa edebilecek seviyeye yükselsinler; diğer taraftan Yüce Allah’ın kendilerine bağlı kılmış olduğu kaderi de onların elleriyle gerçekleşsin.” </li></ul>
  43. 43. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 156 <ul><li>Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: </li></ul><ul><li>- “İman bakımından müminlerin en kamili (olgunu ve üstünü), ahlakı en güzel olanlarıdır.” </li></ul><ul><li>(Ebu Davud, Sünnet:15) </li></ul>
  44. 44. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 158 <ul><li>Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayete göre bir adam Peygamber (s.a.v.)’e: </li></ul><ul><li>- “Bana bir nasihat (tavsiye) et!” dileğinde bulundu. Peygamber (s.a.v.) ona: </li></ul><ul><li>- “Gazablanma (kızma)!” buyurdu. </li></ul><ul><li>Bunun üzerine o kişi Peygamber (s.a.v.) den tekrar tekrar nasihat etmesini istedi, her defasında Peygamber (s.a.v.) ona: </li></ul><ul><li>- “Gazaplanma!” öğüdünü verdi. </li></ul>
  45. 45. Ruhu’l-Beyan Tefsiri Ayet 158 <ul><li>İmam Fahreddin er-Razi tefsirinde şöyle der: </li></ul><ul><li>- “İnsan cihada yönelince, dünyadan yüz çevirir ve ahirete önem verir. Ölünce de, sanki düşmandan kurtulur ve sevgiliye ulaşır. Ölümden korkarak evde oturan ve dünyaya tutkun olan kimse ölünce de, sanki sevgilisinden ayrılır ve gurbete gönderilir. Bunlardan birincisi, mutluluğun zirvesi, ikincisi de, mutsuzluğun zirvesidir.” </li></ul>
  46. 46. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 182 <ul><li>Ebu Bekr-i Sıddık (r.a.)’dan rivayete göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: </li></ul><ul><li>- “İstiğfar eden kimse, günde yetmiş kere (aynı günaha) dönse bile, (günahta) ısrar etmiş sayılmaz.” </li></ul><ul><li>(Ebu Davud, Vitr:26, Tirmizi, Deavat:106) </li></ul>
  47. 47. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 186 <ul><li>İbn-i Abbas (r.a.) Resulullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: </li></ul><ul><li>- “Allah (a.c.), istiğfara devam eden kimsenin her sıkıntısı için bir çıkış yolu ve her kederi için bir ferahlık sağlar ve onu hiç beklemediği bir yerden rızıklandırır.” </li></ul><ul><li>(Ebu Davud, Vitr:26, İbn-i Mace, Edeb:57, Ahmed İbn-i Hanbel:1/248) </li></ul>
  48. 48. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 192 <ul><li>Ebu Said el Ensari (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Efendimiz (s.a.v.): </li></ul><ul><li>- “ Günahından tövbe eden hiç günahı yok gibidir, pişmanlık da bir tövbedir.” buyurdu. </li></ul><ul><li>(Hakimi Tirmizi, Nevadirul Usül:239) </li></ul>
  49. 49. Ruhu’l-Furkan Tefsiri Ayet 203 <ul><li>Ebu Hureyre (r.a.)’dan rivayet edildiğine göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: </li></ul><ul><li>- “Şehidin, ölümün kendisine değmesin-den duyduğu acı, ancak sizin birinizin çimdiğin değmesinden duyduğu acı kadardır.” </li></ul><ul><li>(Tirmizi, Fezailül Cihad:26, İbni Mace Cihad:16) </li></ul>

×