HZ. KUR'AN'DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP
Upcoming SlideShare
Loading in...5
×
 

HZ. KUR'AN'DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP

on

  • 1,870 views

Pir-i Gâlibi H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu

Pir-i Gâlibi H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
http://www.galibivakfi.com

Statistics

Views

Total Views
1,870
Views on SlideShare
1,773
Embed Views
97

Actions

Likes
0
Downloads
16
Comments
0

2 Embeds 97

http://galibitv.wordpress.com 70
http://poetkent.blogspot.com 27

Accessibility

Categories

Upload Details

Uploaded via as Adobe PDF

Usage Rights

© All Rights Reserved

Report content

Flagged as inappropriate Flag as inappropriate
Flag as inappropriate

Select your reason for flagging this presentation as inappropriate.

Cancel
  • Full Name Full Name Comment goes here.
    Are you sure you want to
    Your message goes here
    Processing…
Post Comment
Edit your comment

    HZ. KUR'AN'DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP HZ. KUR'AN'DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Document Transcript

    • www.galibivakfi.com Bu Düzenleme 2011 Tarihi İtibari İle En Son BaskısıYapılan Kitaplarla Bire Bir Aynıdır Gâlibilik İle İlgili Mevcut Bütün İçeriklere Sitemizden Ulaşabilirsiniz. H.GALİP HASAN KUŞCUOĞLU HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP
    •  Hz. Kur’an’da Tesettür Hicap Ve Edep H. Galip Hasan Kuşcuoğlu
    • H.GALİP HASAN KUŞCUOĞLU HZ. KUR’AN’DATESETTÜR HİCAP VE EDEP
    • İÇİNDEKİLERKİTABA GİRİŞ ........................................................................... 7 LÂFZA-İ CELÂL MUHAFAZASI ......................................................... 10 ‘ÂLLAH VARDIR’ DİYEN ‘MÜSLÜMAN’DIR .................................. 12 HZ. ALLAH’IN KUR’AN-I KERİM’DE İLDİRİLEN SIFATLARI ...... 16 HZ. ALLAH’IN ZATÎ SIFATLARI ........................................................ 16 HZ. ALLAH’IN SÜBUTÎ SIFATLARI ................................................... 17 HZ. ALLAH’IN FİİLÎ SIFATLARI......................................................... 19 PEYGAMBER EFENDİLERİMİZİN SIFATLARI ................................ 20 MERHAMET ........................................................................................... 21 TESETTÜR VE HİCAP AYETLERİ ...................................................... 25 TESETTÜR VE HİCAP ........................................................................... 31 ATATÜRK VE DİN ................................................................................ 53 İSLAM’IN BEŞ ŞARTI YOKTUR! ........................................................ 63 KARMA NAMAZ UYDURULARI! ....................................................... 67 EDEB ....................................................................................................... 71
    • RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLÂH’INADI İLE BAŞLARIM HÛ YÂ TABÎBE’L-KULÛB MEDET YÂ ERHAME’R-RÂHİMÎN MEDET YÂ EKREME’L-EKREMÎN MEDET YÂ İLÂHE’L-ÂLEMÎN. DESTÛR YÂ ÂDEM SAFİYYULLÂH DESTÛR YÂ NÛH ŞEKÛRULLÂH DESTÛR YÂ İBRÂHÎM HALÎLULLÂH DESTÛR YÂ MÛSÂ KELÎMULLÂH DESTÛR YÂ ÎSÂ RÛHULLÂH DESTÛR YÂ MUHAMMED MUSTAFÂ HABÎBULLÂH. DESTÛR CÜMLE PEYGAMBERAN-I İZÂM VERESÜL-İ KİRÂM HAZERÂTI DESTÛR YÂ SÂHİBE’L-MEYDÂN RIZÂEN LİLLÂHİ’L-FÂTİHA MAA’S-SALAVÂT.
    • Eûzü Billâhi Mine’ş-şeytâni’r-racîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm KİTABA GİRİŞ 7 30 Ağustos 2005, Antalya’dayım. Bugün daha nice böylemübarek günlere erişmek, Allâh’ına olan inancından vatanınaolan sevgisinden, vatanın kurtulmasına sebeb ve vesile olanlarınkadrini ve kıymetini bilenlerin bayramı!.. Hubbu’l-vatan mine’l-iman (hadis-i şerif) (Vatanıolmayanın imanından hayır gelmez) bildirisini hafife alan,yaşadığı asrın icaplarından habersiz olan bugünün bazıtoplumları!... İçlerinde istisnailer bulunsa da, bazılarının insanlık dışıtutumları yüzünden umumiyetle toplumların ne hale geldiğiningöstergesi değil mi? “Daha iyi yapıyorum, daha faidelioluyorum” zannı ile, yersiz, nefsani hislerine kapılarak… Emr-i ilâhiyi tahrif etmeden,her devirde Hazreti Allâh’ınbuyurduğu gibi, Ehl-i Kitab’ın din adamları dahi yersizduygularının esiri olmadan, gerçekleri bildirildiği gibianlatabilselerdi!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Daha evveller tarih boyu az da olsa, yaşanılan insanlığın iç acısı… İnsanca yaşamayı az çok bilenlerin, maddesini ve manasını karartan; insanlığa her devirde reva görülen iğrenç olaylar!. 21’inci asırda daha feci müdaheleler.. Devletler arası olduğu gibi, ferdiyete dökülen anarşist ve terör olaylar… Aradığı ortamı bulmuşcasına zalimane, masum insanları, kadın, erkek, çoluk çocuk demeden ve insani merhamet duygusundan uzak, hunharca işlenen suçlar!.. Acımasızca söndürülen ocaklar; Allâh bildirisini dahi önemsemeden!... İcraatçısına ve teşvikçisine yaptırdığı zaman zafer8 kazanmış kumandan edası ile, tabir caiz ise, yaşayan, şimarık, emr-i ilâhiye de uyumlu icraat yaptığının zevkini alan, yersiz ve anlamsız, ilim yoksunu halk kahramanları!... Hazreti Allâh böylelerine Kur’an-ı Kerim’de tefsire ihtiyaç duyulmadan her sınıf ademin anlayacağı açıklıkla: Bana din mi öğretiyorsunuz?! azarına muhatap olunanlar!. Bayramın verdiği neşe, huzur ve sürurun zevki ile bu kitabı Rabbımın ihsanına sığınarak yazmaya başladım. Daha fazlasını bilenlerden öğrenmeyi öğrene bile bilse idik, emr-i ilahiyi tanımakta, emr-i ilahiye uyumlu yaşamayı bile bilse idik, asra yabancı, muasır millet yaşantısına yabancı, emr-i ilahiye yabancı olur mu idik?!... Zamanı; mirasyedi, hayırsız, iş bilmez evladın harcadığı gibi harcadık!
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Geç kaldık, fakat geleceğin kıymetini bilebilir isek, o zamangeleceğe geç kalmış olmayız inşallâh! Hazreti Allâh’ın emri olan, Resül’ü ile tebliğ eylediğiahkama samimi olabilmenin samimiyetini ibadet ve taatında,beşere olan muammelâtında, görünen samimiyetinin,imanının gerçek şahidi sayılmaz mı?!. Hazreti Allâh’a başka şahid göstemeye gerek var mı? Gafilolma!.. 9
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP LÂFZA-İ CELÂL MUHAFAZASI 2005 yılı Berat Gecesinden bir gece evvel manamda, Rabbımın ihsanı, bu abd-i acize iki bin Lâfza-i Celâl verildi. Teheccütde hayli düşündüm: Ne yapacaktım? İhvanın derslerine mi ilâve edecektim? Şahsıma mı verilmişti? Hayli düşündüm; amma düşüncem neticesizdi! Sabah namazını kıldım,10 yatağa uzandım: Yaradanıma hamd-ü senalar olsun; hemen cevap verildi!.. Meğer “iki bin” Lâfza-i Celâl’in mana muhafazası imiş! Muhafazayı beşeri zaafıma uygun, unutamıyacağım şekilde gösterdiler. Maddi görünümü yuvarlak topa benziyordu Lâfza-i Celâl… Verilen ihsan-ı ilâhi ise oturaklı. Lâfza-i Celâl için özenle yapılmış bir muhafaza… Lâfza-i Celâl bu muhafazaya konulmaz ise yuvarlanıp, yükseklerde iken aşağılara düşme tehlikesi kaçınılmazmış!.. Muhafazayı köşeli kutu gibi gösterdiler. Lâfza-i Celâl’i içine koydular; “şimdiden sonra yuvarlanıp düşmez” denildi, elhamdülillah!.. O olaydan sonra gördüm ki, iç alemime, mana yönüme öyle yerleşti ki Lâfza-i Celâl, onun yanına makam-ı kurbiyette başka bir şeye yer yoktu.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Rabbım cümle muhip kullarını mahrum etmesin. Amin, veselâmün ale’l-murselin. O’ndan gayrı başka bir güç düşünemiyorum. Ona benzeristeklere yer kalmadığını daha iyi anlıyorum, elhamdülillah!.. Bu rahmet-i ilâhiye Yaratanına ibadet ve taatında samimiolan ehl-i zikir, mü’min kullarına, muhip dervişlere verildiAllâhu a’lem, zevki ile Rabbıma tazarru ve niyaz eylerim ki,Lâfza-i Celâl muhafazası cümle kullarına ihsan edilsin. Amin!.. İnd-i ilâhiden ehline malum, ihsan edilen bu mana abd-iacize verdiği manasını motamot yazmaya gücüm yetersiz. İlm-iKelâm yetersiz. Yalnız zevkimi anlatmaya çalıştım. Başkagücüm yok; anla işte!... Her gördüğün sakallıyı deden sanma! Yaratanının şahsına ihsan eylediği imanın bozulmasın istiyorisen; O’na eş, ortak tanıma! Çünkü gayrısı yarattığı beşerdir; 11Hazreti Allâh’ın ne ortağı vardır, ne de şeriki!.. Hazreti Allâh zatî ismi ile “ahad”dir; eşi, benzeri yoktur,olamaz da!.. Muhalefetün li’l-havadis’tir, zatî sıfatı: Yarattığı hiç bir şeyebenzemez. Sakın “ilmim var!” diye benzetmeye kalkışma!Yaratıklara ilah süsü verme!. Bu dünyada hesabı sorulmaz ise, alem-i manada mutlakasorulur; gafil olma!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP ‘ÂLLAH VARDIR’ DİYEN ‘MÜSLÜMAN’DIR Tek din vardır: İslâmiyet… İzah mı istiyorsun? Hazreti Allâh’ın Kur’an-ı Kerim’de bildirisi, “Allâh vardır” diyen kula iman ve bilgi ölçüsüne girmeden, bedevi dahi olsa, emr-i ilahiye uyarak “müslümandır” diyebilecek misin?!12 Bu emr-i ilahiyi evvelâ katı telkinlerle doldurulmuş nefsine anlata biliyor musun? Şimdiden sonra bari emr-i ilahiye uygun bilgi edin de, “Allâh vardır” diyen hemcinsine “müslümansın” demenin cesaretini göster; bilmeden hemcinsine zulmetme!. Hz. Allâh’ın ve resüllerinin bildirisine uy!.. Hele Ehl-i Kitab’a “kafir, gavur, gayr-i müslim” dedin, demeye de halâ devam ediyorsun; bu bilginin kaynağı nefsin idi, onun zevkine kapılmış idin; hatanı anladınsa, bu günahına tövbe- istiğfar edebiliyor musun? Gafil olma! Kur’an-ı Hakim’de Hucurat Suresi, 14: Hazreti Allâh, Peygamberimiz Efendimize ne öğretiyor? Anlayarak oku; nefsinin hazzına uyarak değil. Manaya dönük oku! Eğer anlayamadınsa gene oku!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Bu gerçekleri nefsimize anlatabildik ise, dünyadaki “Allâhvar” diyen cümle kullarına bildirme zamanı geldi, geçiyor!. Bu bildiri sana yakışıyor ey Muhammet Ümmeti! Bu uyarı başka toplumdan gelmeden ey Muhammedîkardeşim! Hz. Allâh’ın bildirisini sen ilan et!. Ehl-i Kitab’ın kardeşliğini anlatmak sana yaraşıyor! En son gelen Şeriat-i Muhammediyye’ye bu hitab-ı ilâhiyifer’î düşüncene halâ uygun göremiyorsan, bari gerçeklere engelolma, sus ve bekle!.. Çünkü şeriatın adabına riayet etmeyen kimseyi Cenab-ıHak katiyen esrarına mahrem etmez!.. Esrar-ı aşkı ehl-i zahire söyleme! İşin kışrında kalana bu zevkten bahsetme.. Ehl-i zahire 13zahirler yeter!. Hele ehl-i batılın yanında Haktan hiç bahsetme; yutmasınıistediğin lokma onun lokması değildir!. İman-ı zevkîye çıkmayan ruhun safasını tatmayanmahruma derd-i aşktan bahsedilir mi?! Bu, aşkın manasına tecavüz etmek olur!.. Âlem-i lâhûta pervâz eyleyen ehl-i safâ Değil İskender tâcı, taht-ı Süleymân istemez!. Yaratanınının varlığını akl-ı seliminle, yaratılan maddi vemanevi zuhuratlarda hissediyor, idrak ediyor isen!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Anlamakta, onun zevkini naçiz şahsında yıpıltı dahi olsa, hiss-i kablelvuku güncel hayatında umumiyetle ve düşünce ve icraatlarında yer edine biliyor ise!.. Hz. Allâh’ı aciz kulun nasıl bilmesi gerekli ise, o açıdan bilgi edindin; edindiğin bilginde samimi isen, bu halini koruman için beşerî aczini hiç kaybetme!.. Şunu unutma ki: “Nefsini bilen Allâh’ı bilir” buyuruldu. Dikkat! Hz. Allâh’a şirk koşmayasın!.. Çünki Hazreti Allâh’ın eşi, şeriki, benzeri, yoktur… Yarattığı beşerle şirket kurduğu da görülmemiştir!... Görülmeyecek de; güç, kuvvet ancak ve ancak zatına mahsustur!.14 Hazreti Allâh’ı alışa geldiğin, beşeri gördüğün görgülerinle görmeye çaba gösterme; buna gücün yetmeyecektir, yetemiyecektir de!.. Elbette olmayacak; yaratılan Yaratana benzemez ki!. Hz. Allâh’ın zatî sıfatı “Muhalefetün li’l-havadis”tir: Yarattığı hiç bir şeye benzemez!.. Bu imtihan aleminde zuhuru görülen olaylar nefislerin arzu ettiği gibi olamazlar!. Nasıl bilinmesi gerektiğini Hz. Allâh’ın bilinmesini murat ettiği kadardır!.. Aciz kulun ne kadar bilmesi, neleri bilmesi gerektiğini kitapların bazılarına yazmıştım. Lüzumuna binaen tekrar yazmakta sakınca olmaması gerekir:
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Hz. Allâh’ın varlığını kabul eden kullarına Kur’an-ıKerim’de belirtildiği, Cenab-ı Hakk’ın var olduğuna iman edenkullarının mutlaka bilinmesi gerektiği sıfatlarını ve Türkçedemanasını: İmam Maturudî Hazretlerinin bildirisini sizlere aktarmayaçalışıyorum.. Bu teraziyi her zaman kullan. İlmin ve bilgin bu bildirinindışında kalmasın!.. Hz. Allâh’ın zatî sıfatına hiç bir şeyi ortak etme. Zira o sıfatancak ve ancak zatına mahsustur!. Bu sıfatları beşere maledemiyeceğin gibi, peygamberefendilerimize de maletmeyesin. Zira zatî sıfatları yarattığı hiçbir şeye benzemez.. Çünki o sıfat ancak ve ancak yaratıcının zatına mahsustur!... 15
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP HZ. ALLAH’IN KUR’AN-I KERİM’DE İLDİRİLEN SIFATLARI HZ. ALLAH’IN ZATÎ SIFATLARI Vücut: Var olması Kıdem: Evveli olmamak16 Baka: Sonu olmamasıdır Vahdaniyet: Tek olması Muhalefetün li’l-havadis: Yarattıklarından hiç bir şeye benzemez Kıyam bi-nefsihî: Mekâna ihtiyacı yoktur.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP HZ. ALLAH’IN SÜBUTÎ SIFATLARI Sübutî sıfatlarından efdal-i mahluk, şerefli mahluk olan,bilcümle Benî Âdem’e bir nebze cüz’î ihsan edilmiştir. Cenab-ı Hakk’ın görüşünde hudut yoktur!. Benî Âdem’de ise, ihsan edilen subut sıfatlarından bir nebzeihsan edilmiş olup, küllî değil cüz’îdir, hudutlu ve ufukludur!... 17 Hayat: Diri olması. Diriliği ebedi ve ezelidir; hiçbirkaynağa muhtaç değildir. İlim: Her şeyi bilmesidir. Yegane alim odur, ilmin her dalıonun yedindedir. Semî: Her şeyi işitmesidir. İşitmesinde sınır yoktur. Basar: Her şeyi görmesidir. Cümle yaratılmışların görgüufku vardır; Allâh’ın görgüsünde ufuk yoktur. İrade: İstediğini dilemesidir. Hiçbir yarattığına sorumludeğildir. Kudret: Her şeye gücü yetendir. Alemde görülen güçAllâh’ın taktiri kadardır. Kelâm: Söylemesidir. Her zerrenin anlayacağı lisanlakonuşur. Tekvin: Her şeyi yaratan O’dur; başka yaratıcı aramakşirktir.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP18
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP HZ. ALLAH’IN FİİLÎ SIFATLARI Hazreti Allâh’ın fiilî sıfatları ise beşer gözünün gördüğü,göremediği, Hazreti Allâh’ın fiiliyatı olup, mecazidir, izafidir,bizatihi değildir. Her hangi görünen eşyaya “Allâh” diyemezsin; çok dikkatet!.. Bu gerçeğin hilâfına nice ilim sahipleri perişan olmuştur; 19dikkat et! Yaratılana yaratan süsü vermeyesin!.. Dikkat: Yaratmak cevheri ve arazı olmadan bir şeyimeydana getirmektir!.. İhya: Diriltmek İmate: Öldürmek Tahlik: Yaratması, cevheri ve arazı olmadan bir şeyi vücudegetirmesi Terzîk: Rızıklandırmak Özet olarak; Allâh’ın isimleri bu şekilde izah edilse de,Hazreti Allâh’ın isimlerini anlatmaya beşer muktedir değildir. Yarattığı yaratıkların adedinde de çoktur, denilir.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP PEYGAMBER EFENDİLERİMİZİN SIFATLARI Sıddık: Doğruluk Emanet: Emin olmalarıdır Tebliğ: Allâh’ın emirlerini kullarına duyurmasıdır Fetanet: İnsanların en zekisi olmalarıdır20 İsmet: Kusursuz, günahsız olmalarıdır Peygamber efendilerimize bu sıfatlarların Hazreti Allâh’ın ihsan ettiğini, günah işlemiyecek halde yaratıldıklarını unutma!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP MERHAMET Merhamet, Hakk’a vuslat için en büyük vesiledir. Merhamet, iman ağacının en mühim meyvesidir. Merhametsiz âdemde iman var gibi görünse de, fer’îdir;inanma!.. Oğlum! Gelin alırken ilk bakacağın husus: 21 Merhamet var mı, yok mu? Hazreti insanın iki cephesi vardır: Bir cephesi Hakk’anazır, diğer cephesi halka dönüktür!.. Ademlikten kamil sıfata bürünmüş insanın bütünmahlukatın en mümtazı olup, “aşk” denilen nurun onunmanasına konmuş olduğunun farkında olmayanlar, neenbiya mucizesinden, ne de evliyanın kerametinden bir şeyanlayamazlar!.. Enbiyanın mucizesi, evliyaullahın kerameti, iyi bilesinki,Hakk’ın bu alemde bizatihi tasarrufatıdır!. Şeriat; hakikatın zahire yansıdığı zaman aldığı isimdir!. Şeriat denilince; Hazreti Allâh’ın kullarına bahşettiği rahmetive mağfiret sıfatlarının Allâh’ın varlığına inanan beşerdepeygamber efendilerimiz vasıtası ile kula ihsan edilen dünyadakiyaşantı düsturu, emr-i ilahi dir. Bazı çarpık düşüncelerin ve
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP fikirlerin mecrasından saptırdıkları… Hz. Allâh’ın emri dışında gazab-ı ilâhi gibi veya servet ve medeniyeti emr-i ilahinin yasaklamadığı yaşantıları, Benî Âdem’e yasakmış gibi göstermeleri, men edilen çirkinlikleri de emr-i ilahiye uyumlu imiş gibi göstermeye cüret etmek, cehlin görünümü degil mi? Hele Şeriat-i Muhammediyye’yi Hz. Allâh’ın emrini Peygamber Efendimizin şahsî emri imiş gibi gösterme gafletine düşüyorsun, dikkat et!... Mutlaka hesabı sorulur. İnan, hesabını veremezsin!.. Yirmibirinci asrın ilim ve irfanına uyum sağlayıp sağlıyamadığını, gene yaşadığın asrı mihenk kabul ederek bu pencereden öz yaşantına baktığında, bu gerçeğe uyum sağladığını veya sağlıyamadığını görebiliyor musun? Veya yaşadığın zamanın garibi olduğunu görebiliyor musun?22 İcraatındaki görünen manzarayı akl-ı selim, imanlı toplumlara emr-i ilahiyi, Şeriat-i Muhammediyye’yi aslından saptırmadan anlata biliyor musun? Laf aramızda; anlatamadın!... Ne yazıkki bu halinle anlatamayacaksın!.. Kehanet değil; görünen köy kılavuz istemez!. Şeriatı ve tanıyamadığın evliyayıda tanımak istemediğin gibi Allâh’ın zikrinden, Allâh’a iman eden zikrullahın, ibadet ve taatların, aşk-ı ilâhînin giriş kapusu olduğunu ne zaman anlayacaksın?!.. Ne yazıkki hakikatlere yan baktığın şu halinle, gerçeği anlıyamadığın için, Allâh’ın kullarını, ehl-i zikri, zikrullahtan uzak tutmayı ilim ve medeniyete hizmet sandın.! Din-i İslâm’ı, medeniyyet, teknoloji ve zamanın güzelliklerine karşı imiş gibi tavır takındın!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Şeriat, ismi altında bildirdiklerin değil; hakikatın zahireyansıdığı zaman açığa çıkan isim “şeriat-i ilâhiye”dir. Peygamber efendilerimizle gönderilen şeriat-i garrayı ki,gerçek rahmet-i ilâhiyeyi arıyoruz!.. “Biz peygamberlere bir şeriat bir de tarik verdik” Hitab-ı ilâhinin zahire yansıdığı görünümünü yaşamanınzevkini biliyoruz ve aczimizi itiraf ederek havfu reca üzereRabbım kabul buyursun yaşamaya çalışıyoruz!.. Lütfen, bu manevi zevke engel olmanın nihayeti gelmeyecekmi? Göremiyecek miyiz?!.. Şöyleki şeriatın adabı ve peygamberinin ahlâkı ileilgilenmeyen gafile aşk şarabı nasip olmadı, olmayacak da…olur, diyen gafillere inanma!.. Rahmet-i ilâhiyeyi beşere yansıtan Hz. Allâh’ın elçileri ile 23ihsan eylediği emr-i ilahileri asra uyumlu, dertlerimize devaolacak mana reçetesini istiyoruz!. Dünyada yaşayan, Allâh’ın cümle kullarının dilegetiremediği mana ihtiyaçlarını ki, “Hikmet mü’minin kayıpmalıdır; nerede bulur ise alsın” rahmetini nerede bulacak?nereden alacak? onu göster!.. Her türlü maddi ışıklar insanın iç aleminiaydınlatamıyorsa, iç aleminde yer eden din ve imanbelirtileri, inkâr nefesi ile söndürülebiliyor ise, tatminolunmayan bu hayat huzur ve saadeti nereden bulacak?! Bu hikmet-i ilâhiyeyi, duymadığı ve bildirilmediği içinanlatmayı bilmese de, buna rağmen gayr-i ihtiyarî arıyor beşer… Aranan mü’minin gaip (kayıp) malını biliyor isen, Allâhrızası için yardımcı ol, bilmiyor isen gölge etme!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Demişsin ‘görmedi beni kimse bu alem içre, Nedir bunca yüzden seyran olduğun cana!.. Mekanlardan münezzehsin, senin zat-ı şerifin çün, Nedir kalbi viranımda mihman olduğun cana!.. Hangi kalp marifetullah karargahını kuramamıştır; o kalp, şeytanın istilâsına maruz bırakılmıştır…24
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP TESETTÜR VE HİCAP AYETLERİ Devlet ve hükümetçe, millet ve hatta ümmetçe bir hükmevaramadığımız, ne yapacağımızı bilemediğimiz için keşmekeş, içaçıcı olmayan bir manzara olduğundan öte, bu hususdakadınlarımızda görüldüğü gibi, tahsile müsait kızlarımızın, asrınicabı nimetlerden nasıl mahrum etmeden bu masumyavrularımızı Hz. Allâh’a inançlarından dolayı 25mükafatlandıracağımız şöyle dursun; lütfen baricezalandırmayalım!.. Katı kurallara da kaçan cehalete de fırsat vermeden,emr-i ilahinin de dışına çıkmadan, emr-i ilahiye yaraşır birçare bulunamayacak mı?.. Kasdimiz herhangi bir şahsı, toplumu suçlamaya dönükdeğil; iyi biline. Nereden nereye geldik? Bunu da hesaptançıkarmayalım; özlenen bu değil!.. Şu günlerde keşmekeş, içinden çıkılamaz hale gelen vemedeniyete uyumlu zannedilerek, eşitlik teraneleri ile,toplumlara emr-i ilahi dışında, daha cazip geldiği zannedileneşitlik kelime oyunları… Muasır milletlerde aleni görülen, yanlış eşitlikkandırmacası menfi meyvelerini bu sahada vermeye çoktanbaşladı, lutfen görelim!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Bilinemiyor; kurulması imkansız hale gelen aile düzenleri, doğan çocukların nesep karışımı!.. Ve evlenmek ihtiyacı duymayan gençler… Gençleri tükenen o yönlü medeni toplumlar… Gençleri azalan, yaşlı toplumlar; şahide gerek yok!.. Dikkat! Yaşama hürriyetini kadının elinden almak gibi düşünce ve icraata; katı kurallara kaçmadan tertib-i ilâhiye göre sakıncaların kalktığı nisbette, tanzimine uygun yaşantı yaşansa idi!... Asra uyumlu olduğu kadar emr-i ilahiye de uyumlu yaşamak isteyen yetişkin kız çocuklarımızı ‘Hz. Allâh’ın buyruğuna özen gösterdi’ diye alkışlamasak da, bari suçlamayalım!. Bu umumi yaraya çözüm bulunamaz mı?26 Ararsa devletim, hükûmetim, iktidarı, muhalefeti ile, zamanı geçmiş de olsa, üzerinde durup zamana göre inceleyerek, bu davayı düzeltmelerini… Belirtilen hicap ve tesettür emrinin ışığında hiç bir tarafı rencide etmeden bir çare bulunamaz mı?!. Bu hususta Allâh ne buyuruyor? okuyalım veya okutalım veya dinleyelim. Emr-i ilahiye uyulmaz ise uymayanlar için, gazab-ı ilâhiden ve azab-ı ilâhiden de bahis yok, amma tanzim edilen hayat ve yaşantının tertib-i ilâhiye göre olmadığında, yetişkin kızlarımıza ve kadınlara eza olunacağından, incitileceğinden, bildirisi ile inanan kullarını bu yönlü uyarıyor, koruyor, Hz. Allâh!.. Başını kapattı diye, velevki açtı diye, masum kızlarımızı zamanın ilmi tedrisinden mahrum etmeyelim!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Çareler tükenmez; lutfen çare bulalım ki emr-i ilahiyesamimi veya değil, biz ölçemeyiz, o ölçüyü Hz. Allâh’abırakalım!. Bilerek ve düşünerek elimi vicdanıma koyarak derim ki: Cennet-mekan Atatürk hayatta olsa idi, bu yasaklar bukadar uzamazdı, eminim! Yazdığım tesettür ve hicab ayeti meal olarak Suudi Arabistan1987 Medine-i Münevvere’de yazılmıştır. Türkçeye çevirimi AliÖzek başkanlığında, Hayrettin Karaman, Ali Turgut, MustafaÇağırıcı, İbrahim Kafi Dönmez, Sadrettin Gümüş. Medine-iMünevvere’de yeniden gözden geçirilip neşre hazırlayanAbdullah Mübeşşir al-Terazi, Kral Abdülaziz Ünüversitesi,Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi. Suudi Arabistan, Cidde. Meal olarak aynen alıyorum: Bismillâhirrahmanirrahim 27 Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini korusunlar; namusve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmaküzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtüleriniyakalarının üzerine örtsünler. Kocaları, babaları,kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları,erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kızkardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, ellerinin altındabulunan erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış hizmetçiler,yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerininfarkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerinigöstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsındiye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler hep birden Allâh’a tövbe ediniz kikurtuluşa eresiniz!.. (Nur Suresi, 31)
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Bismillâhirrahmanirrahim Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına, örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınmaması ve (incitilmemesi) için en elverişli olan budur. Allâh çok bağışlayan çok esirgeyendir!.. (Azhab Suresi, 59) Bismillâhirrahmanirrahim Evlerinizde vakarınızla oturun. İlk cahiliye devrinin açılıp saçılarak, ziynetlerini göstererek, yürüyüşü gibi yürümeyin.. Namazı kılın, zekatı verin, Allâh’a ve Resülüne itaat edin. Ey ehl-i beyt!. Allâh sizden şek ve şüpheyi gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.28 (Ahzab Suresi, 33) Bismillâhirrahmanirrahim Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, ziynetlerini, göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Gene de iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allâh işitendir, bilendir. (Nur Suresi, 60) Bismillâhirrahmanirrahim Namuslu, kötülüklerden habersiz mü’min kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Dilleri, elleri ve ayaklarının, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde şahitlik edeceği bir günde onlar için çok büyük bir azap vardır!
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP (Nur Suresi, 24) Prof. Dr. Süleyman Ateş Hocaefendinin Çağdaş Tefsir’i3’üncü ciltten alındı. Prof. Dr. Süleyman Ateş Hocaefendi Suudi Arabistan RiyadMerkez Üniversitesi’nde yedi sene tefsir öğreten, TürkiyeCumhûriyetinde bir buçuk yıl Diyanet İşleri Başkanlığı yapan,çağdaş alim, medar-ı iftiharımız. Birbirimizi iyi tanırız. Duaederiz; Allâh ilmini ali kılsın. Bismillâhirrahmanirrahim İnanan erkeklere söyle: Bakışlarından bazılarınıyumsunlar, ırzlarını korusunlar; bu onlar için dahatemizdir!. Şüphesiz Allâh,onların her yaptıklarını haberalmaktadır. 29 (Nur Suresi, 30) Bismillâhirrahmanirrahim İnanan kadınlara da söyle: Bakışlarından bazılarınıyumsunlar, ırzlarını korusunlar, süslerini göstermesinler,ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtüleriniyırtmaçlarının üzerine koysunlar. Süslerini, kimseyegöstermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahutkocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarınınoğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerininoğullarına, yahut kız kardeşlerinin oğullarına, yahutkadınlarına, yahut ellerinin altında bulunanlarına, yahutkadına ihtiyacı bulunmayan erkek tabilerine (yanihizmetçilerine yardıma muhtaç ihtiyarlara, bunaklara vedilencilere), henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP çocuklara gösterebilirler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ey mü’minler! Topluca Allâh’a tövbe edin ki felâha eresiniz!.. (Nur Suresi, 31) Bismillâhirrahmanirrahim Evlenme çağını geçmiş kadınlar, fazla ziynet göstermeden, dış elbisesiz dışarı çıkabilirler, amma sakınmaları, ağır başlı davranmaları, daha uygundur!.. (Nur Suresi, ayet 60) Peygamber hanımlarına, kendilerinin herhangi bir kadın gibi olmadıkları, kuşku uyandıracak davranışlardan sakınmaları, hatta yürekli kimselerin içlerinde herhangi bir şehvet arzusu30 uyandırmamak için söze dalmamaları, kırıtarak değil, ağır başlı konuşmaları ve güzel söz söylemeleri, Allâh’a ve elçisine itâat etmeleri, Allâh’ın ayet ve hikmetlerinin kendi evlerinde okunması nimetinin değerini bilmeleri ve ona göre davranmaları emrediliyor!... Bismillâhirrahmanirrahim Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: Cilbablarını üstlerine salsınlar; onların tanınmaları ve (incitilmemeleri) için en uygun olan budur. Allâh çok esirgeyendir. (Ahzab Suresi, 59)
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP TESETTÜR VE HİCAP Her devirde üzerinde durulması için pek önemsenmeyen,gereğinin çözümü de pek araştırılamayan, yirminci ve yirmibirinci asra kadar üzerinde durulmaya ihtiyaç duyulmayan,tesettür ve hicap olayı… Hanım kızlarımızda tedirginlik getirdiği gibi, emr-i ilahiyedönük erkeklerin de ilâhi mesuliyetlerini hissedenleri de müşkül 31durumda bıraktığı bariz görülen vakıadır!.. Başı açık veya kapalı kızlarımızı sınıflandırmayalım. Hiçolmazsa tedrisattan mahrum etmeyelim!.. Elimizi vicdanımıza koyup, emr-i ilahiye imanımıznisbetinde önemsiyerek hareket edersek, umumu rencideeden bu yaranın kangren olmadan çözülüceğine inancımsonsuz. Yeter ki çözülmek istensin! Devlet ve hükümetimizden ve mesul büyüklerimizdenrica etsek: Müşkülatla elde ettiğimiz cumhuriyet ve demokrasiye veinsan haklarına halel getirmeden, kanayan bu yaraya neştervurmanın bir yönü bulunamaz mı? İnanıyorum, buna da çare bulacak idarecilerimiz elbet vardır.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Hürriyet Gazetesi Ankara Baskısı 28 Aralık 2005’de baş sahife, “Ata’yı arıyorum; kurdu koyunla yürütürdük” dediğimi yazmışlardı, makamı cennet olsun. Yemin ediyorum; bu milletin hayrına olan olayları, kimseden çekinmeden hallederdi, bu müşkülâtımızı da hallederdi, şüphen olmasın, inan!. Hoca-yı rahmetullahın şu sözünü hatırladım: “Allâh at verir, meydan vermez! Meydan verir, at vermez! İkiside olur, bu sefer de ben olmam!” demişti. Muasır milletler seviyesine çıkmaya çaba sarfeden, Hz. Allâh’ın emrine muhip, gerek muvafık, gerekse karşıtı muhalif, bu milleti idare eden büyüklerim! Neşter vurun bu iltihaplanmış, yaraya!..32 Tesettür ve hicap hakkında emr-i ilahiyi, nefsani duygularının esiri erkekler, ifrat denecek derecede, kadınlara, imkanlarının gerektirdiği gibi, emr-i ilahiyi iyi anlamak istemediklerinden midir, nedir, ilimde müsait olmadıklarından mı?!... Olamaz, Çünkü emr-i ilahi açık ve sarih, anlamak isteyenlerin anlayacağı gibi ihsan edilmiş!... İlim ve görgüleri müsait olamayan, aile terbiyesinden başka bilgi alma imkanı bulunmayan, yalnız örf ve aile terbiyesinden öteye gidemeyen bazı kızlarımızın tesettür anlayışı emr-i ilahiye uymasa da, bilgileri, tesettürleri elbet taklididir amma emr-i ilahiye uyduğu için yerindedir!.. Yalnız görünümüne önem sağlamaktan öteye geçemeyen, saf, temiz toplumlarda görünümündeki tedirginlik her an görülebilen bir vakıadır!.. Emr-i ilahiye uyum sağlaması istenendir. Manevi kazancı ise Allâh’a kalmıştır!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Emr-i ilahinin anlamını bildirmeye, ilimleri kifayetsizkalmış. Bazıları da inandıkları gerçekleri yaşadıklarıtopluma dahi anlatmak cesaretini gösterememişler. Ya daemr-i ilâhinin dışında kalmış, bu yönlü katılaşmak işlerinegelmiş, nefislerinin hakikat dışı isteklerinin ağırbasmasından gerçeğe dönüş zor olmuş!.. Zaman geçtikçe na-ehlin elinde mecrasından daha dasaptırılan emr-i ilahi... Toplumlarda daha zorlaşan, tesettür vehicap ayetleri emredildiği anlamda anlaşılamamış, veyaanlatılamamış veya anlamak istenmemiştir, denebilir mibilmem?! Olay bu!. Din uleması bu emr-i ilahinin izahına ve ikazındayeterli olamamış. İnanan toplumların anlamasına yeterli olmayanuygulanmanın uygulanması yeterli yapılamadığından!.. 33 Tekrar ediyorum: Kıskanç, bencil erkeklerin işine geldiğiiçin, kadına Allâh’ın verdiği hakkını vermedikleri gibi, hiçfütur etmeden emr-i ilahiyi ezaya dönüştürmüşlerdir!. Ayet-i kerimelere dikkat edilirse, kadının korunması ve(incitilmemesi) ve neslin normal devamı böyle ihsan edilmiştir!. Başka tefsirlerde ‘ziynet mahallini gizlemezseniz, erkeklertarafından eza olunursunuz’ diye tefsir edilmiştir!.. Nefsi ve hayvani zevkinin esiri olduğu gibi yeteri kadar ilâhivarlığa inanamayan, veya hiç iman denen cevherle ilgisi dahiolmayan erkeğin veya kadının, hayvani zevkini her şeyin önündetutmayı zevk edinmiş, malum insan olmaya namzet ve müsaityaratılışından habersiz, mesuliyetsiz Benî Âdem!.. Tesettür emrini emr-i ilahi dışında görenek ve gelenektenöteye götüremedikleri için daha fazla kapanmayı takvazannedenler!...
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Tekrar ediyorum: Emr-i ilahinin de fevkinde, daha katı kurallara özenmeyi, takva, ibadet ve taat imış gibi uygulama yolunu nefsine daha cazip görmüş!. Tesettür ayetini yeteri kadar anlayamıyan, insan olmaya namzet Beni Âdem!. Bu hali ile yaratanına samimi olabiliyor, ömrünün nihayetine kadar bu halini devam ettirebiliyor, bu yönü ile taraf-ı etrafına eza çektirmiyor ise, bu yaşantı az da olsa samimiyetine binaen mübarek olsun derim, amma toplum nasıl karşılar bilinmez ki!.. Temiz hissi duygularla kadınların aşırı tesettürleri, inanmış, amma aşırı kıskanç erkekleri memnun edemediği de söylenemez!.. Neslin idamesi için Hazreti Allâh’ın Benî Âdem’e bahşeylediği nefsani duygular, başka hayvanlara zaman tahdidi34 konulduğu gibi olmayıp, müstesna ve istisnai yaratılan, insan olmaya namzet Beni Âdem’in iman ve hayat porojesi, yaşam şekli ve örneği ile, Allâh’a iman eden elçisi ile tebliğ eylediği şer-i şerife uyumlu, zamanı da idrak ederek amel etmeye özen gösteren erkek ve kadınlara Hz. Allâh’ın bildirilerinin anlayarak anlatalım ki, zamanla değişmeyen erkeğe ve kadına emrolunan tesettür ve hicap ayetlerini, sayın bilge, evvelâ iyi anla ve anladığını anlat ki; bu yönlü gerçeği özenle arıyanları tatmin edebilesin. Olur ya, anlatamıyor isen yersiz yere kimseyi suçlamayasın!.. Bilesin ki, mutlaka hesabı sorulur. Geçici dünya hayatına ebedi alemi değişmeyesin!.. Kadın-erkek eşitliğinin de garibiyiz. Lutfen, anlaşılır gibi anlatalım. Çünkü dünya hayatında biri diğerinin vazifesini kesinlikle yapamıyacağı, doğum ve ötesi olaylara dikkat et! Haddini bil!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Yaşayacağın zamana uygun töreler ve adetleri rıza-iBârî’ye dönük cinsine, hemcinsine uyumlu ve dünya veahirette geçerli icraatın bu minval üzere olsun; yeminederim, iki yönün de misal-i cennet olur!.. Benî Âdem’e mahsus, her devirde erkek ve dişilerdekıskançlık duygusu mevcuttur; ifratından Rabbıma sığınırız!. Nefsi duygu ve arzu ekseri hayvanların, dişi ve erkeklerindede kıskançlık olarak görünse de, bu görünüm hem cinsine göredeğişir. Hayvanlarda Benî Âdem’deki devamlılık olmayıp,hayvanlarda belirli ve muayyen zamanlarda görülegelmiştir. Obakımdan hayvanlara emr-i ilahi yoktur. Bunun haricinde malumduyguları olmadığı, kıskanma hislerinin de ekserisindegörülmediği gibi, pek azında devam ettiği görülür!.. Yalnız domuzlarda kıskanma duygusunun hiç olmadığı 35söylenir!. İnsan olma şerefinden mahrum ademlerinde de bu yönlüduygunun zafiyetinden bahsedilir!.. Bu virüsü taşıyan, erkekler ve kadınlar ilâ-nihaye gizlikalamazlar!.. Çünki “Settârü’l-uyûb” (günahları örtücü) olan Hz. Allâh’ınbu sıfatından nasiplerini alamazlar. İlâ-nihaye gizli kalamazlar!.. Emr-i ilahinin hilâfına yaşantılarını düzene koyup, buhallerinden nedamet duymadıkları gibi, şımarıklıkları herhallerinde görülebilenlerin, emr-i ilahiye uyum sağlıyamamalarıbir an gizleniyormuş gibi görülse de, er-geç açıkta kalmayamahkumdur!.. İsteseler de gizliyemezler!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Deve kuşunun başını kuma gömmekle avcıdan gizlendiğini zannettiği gibi; gülünçtür, Çünkü başı kuma gömülmüş gövde meydanda!. Nefsani duygulardan öteye geçemeyen duygu ve düşünceler, ceviz misali bahsedilir: Kabukdan içeri geçemeyen bilgi, yalnız nefsin hazzı olan yaşantısı ile özleminden soyutlanamadığı cevizin kıynağına nasıl erişecek?!.. Tasavvufi izahı, şöyle denir: Cevizin yeşil kabuğu şeriattir; sert kabuğu tarikattır; kıynağın üzerindeki kışrı ince zar marifettir; kıynak dedikleri beyaz kısmı ise hakikattir!. Normal kıskançlık duygusu bulunmayan Benî Âdem için Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:36 Cennet haramdır, kokusunu da alamazlar. Bunları anlatmakdaki kasdim; her hangi bir toplumu veyahut bir şahsı, küçük görmek, benim gibi niçin inanmamış diye, o hemcinsimi yermek değil. Benim inancım ve yaşantımla bağdaşmıyor diye, herhangi bir şahsı aşağılamak hakkı kimseye verilmemiştir. Hazreti Allâh’ın af ve mağfiretinin tecellileri her olayda görülürken, rahmet-i ilâhiyeler, yaratılışın sırrı olan insan olmaya namzet Benî Âdem’i, bu rahmetin dışında görmek mümkün değil!.. Asra uyumlu, gelişmiş inancımla emr-i ilahiye ters düşürmemeye özen gösterdiğim, Yaratanımdan na-ehlin şerlerinden korunmamı istediğim yaşam zevkimle, buna rağmen hemcinsimi hakir görüp horlamak, hiç mi hiç yaşantımda bariz gördüğüm ilâhi zevkimle bağdaştırmam mümkün değildir!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Hele bazı emr-i ilahileri manasından saptırıp nefsaniduygularının hazzına kapılıp, ilâhi emre uyumlu, zamanı,medeniyyeti, teknolojiyi geçmiş zamana göre yaşamayakıvananlar alim sıfatı taşısalar dahi hakikatın cahilleridirler! Manevi vazifem ve emr-i ilahiyeye yönü dönük, her haliyleitminan-i kalp olan rahmet-i ilâhiyeden ümitli yaşantım… acizibadet ve taatım... Dünü, illâ bu günü tanımadan, halâ geçmiş zamanınözleminden kurtulamayanlar, ‘Hz. Allâh dünyayı gazab-ıilâhiden yarattı’ görünümünün müdafiini, gerçek imanımlabağdaştıramadığım, şaşkın bilge ve bu düstur üzere yetişmişveya yetiştirilmiş dünyanın niçin yaratıldığından habersiz, BenîÂdem’in yaratılışındaki rahmet sırr-ı ilâhisinden habersiz!... Yaratılışın sırrı ehline malum… İlm-i Kelâm’ı öğrenmiş,amma aşk-ı ilâhiden habersiz!... 37 Bariz emr-i ilahi olduğu aşikâr olan zikr-i ilâhiden habersiz!.. Özetleyecek olur isek: Emr-i ilahiye uyumlu olmayan, çarpık, kulluğundan dahabersiz olduğu gibi, yaratılan değerlerden de habersiz, busıfatları yaşayan kişi ve toplumları tasvip ettiğim zannedilmesin!. Hazreti Allâh o kardeşlerime de, Hazreti Allâh’ın buyruğu,af ve mağfiretinin hudutsuz olduğunun idrakinin dışınaçıkmadan, beş şartı olmayan İslâm’ı anlamak ve anlatmak nasipeylesin! Şerefli mahluk, efdal-i mahluk olan Benî Âdem Ehl-iKitab’a ‘kafir, gavur, gayr-i müslim’ demek gafletindenkurtulsun!. Bu yanlış düşüncelerin kazazedesi olan, Allâh’a inanantoplumları da Hz. Allâh’ın bildirisi olan bildiriye uyumsağlayarak ‘Allâh vardır’ diyen kula Hz. Allâh’ın cemî kullara
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP ihsan eylediği ‘müslümansın’ sıfatını bildirme zamanı halâ gelmedi mi?!.. Allâh’ı bir bilip hangi şeriata bağlı olduğunu çekinmeden söylemesi cesaretini gösteremiyecek mi Allâh’ın kulları?!.. Muhammet Ümmeti de hiç olmaz ise, bundan sonra ‘Allâh vardır’ diyene emr-i ilahiye uyumlu yapacağı hitabı bilsin de, ‘Allâh vardır’ diyen Allâh’ın kulu kardeşine ‘sen de müslümansın’ desin!... Ehl-i Kitab’a Hazreti Kur’an’da beyan edildiği gibi ‘müslümansın’ diye hitap ettiği gibi, o Ehl-i Kitab’a şeriatını öğretmek gibi edep dışına çıkmasın ki, emr-i ilahiye uyumlu amellerle lâyık olduğu makama çıkış kapusunun açıldığını hissetsin, inşallâh!.. Abd-i aciz, Ehl-i Kitab’ı Allâh’ın buyruğuna uyumlu38 anlatmaya özen gösteriyorum. Ehl-i Kitap ismi altında ehl-i imana, ehl-i islâma, ehl-i insana yaraşmayan melanet ve zulmü irtikap eden, yaptığı hunharca zulümlerden haz duyan zalım ve ne olduğu belirsizi tasvip ettiğimin duygusuna kapılmayasın!... Hangi ırkdan, hangi kavimden, hangi milletten olur ise olsun, Hz. Allâh bu gibi zalimlerın cezasını versin de, cemi masum kullar ezadan, zulmün getirdiği yersiz isyandan kurtulsun; cümle kullar felâha ve refaha ersin amin!.. Yalnız Türkiye Cumhûriyetini ilgilendiren değil, bütün dünyadaki cemi Allâh’ın kullarını ilgilendiren, ayrıcalık gözetmeden, Allâh’ın varlığına iman eden ve emr-i ilahiye uyum sağlamaya özen gösteren, kullarına Cenab-ı Hakk’ın mesajı, düsturu!...
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Sebep; kulun huzurlu yaşaması aile toplumununyaratılışın nedenine uygun olmasının temini ind-i ilâhidenihsan edilen düstur!... Cemiğ kullarına mesaj olan ayet-i kerimeler!.. Kulun yaşama tarzımızı, yaratılışın sırrına uyumluyaşamanın reçetesini Hazreti Allâh bi-zatihi ihsan ediyor,iman eden kadın ve erkeğin nasıl örtünmesi gerektiğinibildiren ayeti kerimeleri… Tefsir ve mealden aynen, nokta ve virgülüne kadardeğiştirmeden yazmaya çalıştım; tesettür ve hicap hakkındakikulun menfaati, nizam-ı alemin bu yönlü normal seyrinde,yaratılışın nedeni, neslin idamesi için gerekli!.. Erkeğin hayvani arzularından emr-i ilahi dışında kadına ezaedilmemesinin nedeni, ziynet mahallerinin na-ehlegösterilmemesi hususunda Cenab-ı Hakk’ın nisa kullarını 39koruması, muhafazası anlamında uyarısı!. Kullarının maddi ve manevi menfaatleri gereği emr-iilahi tesettür ve hicab bildirisi... İman eden kullarına ilâhi emir… Kullarının imanlarına ve dünya ve ahiret menfaatlerineuygun, kulun dünya icraatinın tertib-i ilâhiye uyumlu vekulun dünya yaşantısı için elzem ve luzumlu olduğununbildirisi ile gazab-ı ilâhi ile korkutulmayan emr-i ilahi!... Allâh’ın varlığına iman eden, yeryüzünde yaşayan, insanolmaya namzet Benî Âdem!.. Ruhlar alemindeki hitab-ı ilâhiye ‘evet’ diyen, cesetlenip,yeryüzünde icraatı ile ahde vefa sadakatine yaşantı hali ilehal cevabı veren kulların ruhaniyeti, cemi kullarınilgileneceği ezel-i ervahdaki ahit-namenin gereği ‘beli’diyenlerin ödül töreni!...
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Tesettür ve hicap ayetlerinin dökümanı yukarıya hiç bir yorumda bulunmadan, ayetlerin yerlerini belirterek, olduğu gibi, uzun uzadıya yorum yapmadan yazmaya çalıştım; meal olsun, tefsir olsun mana açık; icraat sizin, hüküm Allâh’ındır!. Amentü’ye iman eden kullarını ilgilendiriyor… Ahir zaman peygamberi Muhammet Mustafa’ya (s.t.a.v.) olan hitab-ı ilâhiyi iyi oku! İmanları zayıf da olsa, toplumların medeniyette, teknolojide ilerlemiş olanlarına hayranım! Hiç bir toplumda daha henüz tamamı ile yapılamamış ve dedikleri gibi yapılması mümkün olmayan kadın ve erkek eşitliği; tesettür ve hicabı anlayış yönlerine değil… bu yönlü toplumlarda geç de olsa, hatalarını anladılar veya anlıyamadılar, anlasalar da gerçeğe dönüşleri mümkün değil!...40 Anlamı her beldede hayli yaygın, görmek için gözlüğe ihtiyaç yok!.. Yaydan ok çıktıktan sonra geriye çekmek mümkün mü?!.. Zürriyetleri tükeniyor; evliliğin külfeti ve mesuliyetine niçin tahammül göstersin?! Çocuk yapma ve büyütme külfetine niçin katlansın?! Daha ferah bir yaşam için imkânlar ferahlatılmış ve genişletilmiş olduğu halde, bu tür emr-i ilahi dışında toplumlarda gençlerin mevcudu azalıyor! Toplum yaşlanıyor; bu gidişle başka ülkelerden gençlerin ithal edildiğini görmek kehanet olmayacak!... Yaşantılarının getirdiği, emr-i ilahi dışında nefislere verilen ferahlık dururken, yirminci asrın gençlerinden sorumluluk altında kıvranmalarını istemek reva mı? İstesen de kabul ettiremezsin; “Geçti Bor’un pazarı, sür eşşeğini Niğde’ye!”
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Yanlış anlamayasın; kesinlikle din kabul eden lâikliğe karşıdeğilim!. Nasıl olurum ki, Hz. Allâh’ın Âdem aleyhisselâma verdiği üçemr-i ilahinin hiç unutulması mümkün mü? Tertib-i ilâhi Âdem aleyhisselâmı cennet-i âlâdan yeryüzüneindirince Hz. Allâh buyurmadı mı: “Ekiniz, biçiniz, yiyiniz.” Günah ve ayıp olmuyor mu, şerefli mahluk, efdal-i mahluk,“Yeryüzünde halifemi yaratacağım” şerefini taşıyan, insanolmaya namzet Benî Âdem?!... Allâh’ın indinde yerini bilesin ki, ebedi hayatında seniniçin hazırlanan makamını boş bırakmayasın!.. Laiklik dinsizlik değil; devlet yönetimini dini kurallarabağımlı kılmamak olduğu gibi. İnanan fert olsun, cemiyet olsun toplumların zararına 41kullanılmayan emr-i ilahiye ters düşmeyen… Yaşadığı asrın ilmine, lüzumlu tekniğine, gereklimedeniyetine uyumlu olan inançlarına, ibadet ve taatlarınakarışmamak da laiklik değil mi? Bilgiden yoksun kalmış inançlı toplumlara lüzumlueğitimi vermek ve inançlarına saygılı olmak da laiklik değilmi? Bu yönlü laikliğe hayranlığımı söylerken çok samimiyim,yemin ederim!. Laikliği inançsızlığına kalkan yaparak, kimseye zararıdokunmayan imanlı kimselerin, na-ehli rahatsız etmeyeninançlarını suç işlemiş gibi teşhir edilerek horlanmalarını datasvip edemiyorum!. Yanlış anlamadımsa, lâiklik demek, yapılan kanun veicraatlar Hz. Allâh’ın emrine hiç uymayacak demek değil.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Nasıl denir? Bütün güzellikler Allâh’ın emr-i ilahisinin zuhuru değil mi? “Hikmet, mü’minin kayıp malıdır; nerede bulursa alsın” hitabı davaya ışık tutmuyor mu? Asrın güzelliklerine uyumludur. Emr-i ilahileri aşkla yaşarsan o güzelliğin kaynaştığı yerin menbaını görürsün!. O bakımdan, Allâh’ın ihsan eylediği emr-i ilahiye uyuyor diye, yaptığı icraat ayetle sabit ise bu mevzuda içtihada yer yoktur!.. Kesin hüküm Allâh’ındır. Tefsire ihtiyaç duyulmayan Allâh kelâmıdır!. Bir yerde nass varsa, orada içtihat gereksizdir. Dikkat edelim; gayretullaha dokunmayalım. Yaratanımızı42 gücendirmeyelim!. Kimseyi yersiz itham etmeyelim. Veya ‘benim düşünceme uymuyor’ diye hiç kimseyi suçlayıp cezalandırmayalım. Hazreti Allâh inanan kadınlara emir verdiği gibi, dikkat, inanan erkeklerin inanmayan kadınlarına da söyle buyuruyor: Tesettür emrine riayet etmeleri için! Bu bildiride açık nass var, içtihad yapılamaz, yapılsa da anlamsız kalır!... Yukarıda belirttim, tekrar ediyorum: Hazreti Allâh buyuruğunun açık anlamı! Benim emrim dışında başka bir düsturla yaşarsanız, emrimle bağladığım erkeklerin nefsani bağlarını koparırsınız, onlar da sizi incitirler!.... Yazmağa gücüm nisbetinde özen gösterdiğim bu kitaba Kur’an-ı Kerim’den, beyan edilen emr-i ilahiyi beşerin hayrına
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEPolan, Yaratanımızın uyarılarını, aktarılan belirli ve itimada şayansahısların tesettür ve hicap hakkında meal ve tefsirlerindekiyazıldığı gibi aynen yazdım!.. Ehlinin ve mesuliyetini müdrik, ilgi duyan ilgilinin bumevzuda görüş ve anlayışına hürmetkarız. Asrın topluma lüzumlu olan değerlerinden taviz vermi-yelim!.. Vereceğim kıssadan hisse alalım; dikkat, kabağın sahibinibilelim!. Yalnız bilmek yeterli görülmeyebilir, gücendirmeyelim,kabağın sahibini!. *** Gençler birbirleri ile şakalaşarak gidiyorlardı. İçlerinden 43mukallit biri arkadaşlarını güldürüp memnun etmek kasdi ile,saçı dökülmüş, kafası açık, yerde oturan bir garip ve masumunbaşına: --Kabağa bak! diye şiddetle öyle vurdu ki!... Canı acıyan garibanın gözleri yaşardı, gençlerin gülmeçığlıklarından şımarıklıklarından korktu, sesini çıkaramadı. Nasılçıkarsın gariban!.. Manevi hak hukukdan habersiz o mukallidin, mazlumunkafasına vurduğu koluna şiddetli sancı girince, ister istemez bumevzuda günahı olmayan, yegane günahı güçsüzlüğü veaczinden idi zavallının, özür dilemek için adama, masum bir edaile: --Ben sana şaka yaptım; bana gücendin mi? Demez mi! Başının sersemliği henüz geçmemiş zavallının:
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP --Haddim mi sana gücenmek? Ben zayıfım. Sen taraf-ı etrafınla çok güçlüsün. Bu kabak benim imiş gibi görünse de, emanettir; kabağın gerçek sahibi var, o gücenmiştir! *** Makamı cennet olsun, Mustafa Kemal Atatürk’ün vaktinde yapılan devrim ve icraatlarına hayranım!. Bazı yeniliklerin devamını o müstesna insan da istemiyordu. Merhum İsmet İnönü’nün bu yönlü bildirisini sayın Bülent Ecevit gazetelerde neşrettirdi... Bin iki yüz kusur senedir ‘fitne oluyor’ diye içtihatsız bırakılan cümle şer’î muamelâta tabi olan ve olmayan hükümler, zamana göre şeriat-i garrayı ölçü ve hesabını, idarecilerin işlerine geldiği gibi, topluma maledilmeyi emr-i ilahiye uygunmuş gibi toplumların yaşantılarına malettirmeleri, gerçek44 ulemayı, mesuliyetini müdrik toplumların idarecilerini de müşkül durumda bıraktığı gerçek!, Hulasa edersek; Şeriat-i Muhammediyye’de dahi, evvelki şeriatler de içtihatsız bırakıldığı gibi, zamanın uyumsuzluğuna itilmiş. Zamanın değişimini, hesaba katmadan, bu mevzuda, cümle şer’î hükümler içtihatsız bırakılmışlar, maalesef!... Bu arada emr-i ilahilerde akıl ve mantık ölçüsü ile ölçülmeye başlanmış!.. Lutfen dikkat edilsin; zamana ve emr-i ilahiye ters düşmeyen tesettür ve hicab ayetleri hakkında ayet-i kerimeler mevcut olduğundan, içtihada tabi değillerdir!. İyi dikkat edilirse, fert olarak iman eden hanımlara olduğu kadar, iman etmeyenlere değil hitab-ı ilâhi. Yalnızca kulunu uyarıyor Hz. Allâh!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Tekrarında faide görüyorum: Ekseri ayetler gibi ahiretteçekeceği azabı değil, dünya hayatının eza ve meşakkatligeçeceğinin uyarısı var!.. İman eden erkeklerin, iman etmemiş hanımlarına daziynet mahallerini na-ehle göstermemelerini emrediyor Hz.Allâh!.. Bu emre riayet etmelerini Peygamberimiz Efendimizebildirmesini emrediyor Hz. Allâh!.. Hanımların şahsına olduğu kadar, mesullerinin ilgilerinebırakılmış!.. Ayetle sabit olup içtihadi hüküme tabi değildir!. Bu durumda katılıklardan kaçman gerektiği gibi, ‘bubildiriden tamamı ile feragat edin’ demek kimsenin haddi değil!.. Emr-i ilahi de bu türlü iddiaya yer vermez! 45 Tesettür ve hicabı benimsemeyen toplumların, zamanınmedeniyet ve teknolijisine yaraşanının lüzumlu olduğunu iyianlamış olduğu halde, emr-i ilahiye ve nizam-ı alemitanzimine yaşantıları ile ters düşenlerin tamamı ile dünyahayatında mesut ve bahtiyar olduklarını kimse söyleyemez!. Dünya hayatının ebedi hayat için tanzim edildiğini idrakedip, bu türlü emr-i ilahilere dikkat etmekliğimizin bilincinemuttali isek, emr-i ilahiyi umursamayan toplumların hallerinifazla incelemek gereksiz!.. Zamana uyumlu, medeniyeti, teknolojiyi kabul edip, geriemr-i ilahiyi nizam-ı alemi dışlayacak olur isek, kalangörünüm elbette iç açıcı olmayacaktır!. Yaşadığın asrın penceresinden seyreyle: Ellerinde ne kaldı?Görünen manzara aşikar değil mi? İzahına ihtiyaç gerekli mi?...
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Çünkü örneği taklit de olsa, bizim, toplumlarda bariz görülmese de o yönlü noksanımız olmakla beraber, bizde de gayr-i meşru görünen yaşantılarına, hemen uyum sağlamamıza söz söyletmeyiz!.. Amma yaşadığı asırda Benî Âdem’in hayrına, uygun olan dünya yaşantısını onlar kadar maalesef tanıyamadık ve anlayamadık!.. Teknoloji kültür ve medeniyet leri de, her hallerini de devamlı küfürle itham ettiğimiz toplumların, ahir zaman ümmetine en son zamana uyumlu Şeriat-i Muhammedî ihsan edildiği halde, daima küfürle itham ettiğimiz Ehl-i Kitab’ın teknoloji ve asra uyumlu, lüzumlu medeniyetine her nedense ters baktık, gerçeklere garip kaldık!.. Bu yanlış tutumumuzla beğenmediğimiz toplumların46 gerilerinde kaldık!.. Halâ çarpık düşünce ve halimizin bilincinde değiliz neden?! Asrın gerektirdiği olmaz ise, olmaz yönünü taklidi de olsa onlar gibi yaşamaya mecburuz!. İşte bunu fer’den anlayamadığımız gibi, anlatamadığımız kitleler bizde sayamıyacağın kadar çok maalesef!.. Hz. Allâh’ın haram kıldığı belirli yaşantıılardan kaçınalım; Allâh, haram kıldığı için!... Bu minval üzere yaşandıkca bariz ve açık göreceğiz ki, cümle kulların beşer olarak bu yasaklardan kaçınmamız, iki cihanda da kul için tanzim edilmiş olup, rahmet-i ilâhiyeye nail ve malik olmamız elzemdir; iyi anla!.. Prof. Dr. Süleyman Ateş Hocaefendi, Tefsir, Enam Suresi üçüncü cilt 253’ncü sahifede şöyle belirtiyor:
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Aslını bozmadan bazı yerlerini özetlemeye özengöstereceğim: Hz. Allâh’ın yasak kıldığı şeyler: Allâh’a hiç bir şeyi ortak koşmayınız. Anneye babaya iyilik ediniz. Fakirlik korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyiniz. Fuhuşların açığına da, kapalısına da yaklaşmayınız. Allâh’ın yasakladığı cana kıymayınız. Surenin bu ayetinde bütün şirk türlerinin haram olduğubelirtilmekte. Allâh’a hiç bir şeyin: ne putların, ne yıldızların, necinlerin, ne meleklerin, ne de Allâh’ın oğlu, kızı sanılanşeylerin Allâh’a ortak koşulmaması emrediliyor. 47 Hazreti Allâh’ın sonsuz afv ve mağfiretinden bahsederek,kulun Hz. Allâh’a karşı yapacağı kulluğun özetini veriyor. Ebuzer Gifâri (r.a.), Allâh’ın elçisi (s.a.v.)’in şöylebuyurduğunu anlatır: Cebrail bana geldi, “Allâh’a ortak koşmayarak ölen kimsenin cennetegireceğini müjdeledi.” Ebuzer diyor ki: --Zina etse, hırsızlık etse de mi? --Zina etse, hırsızlık etse de! dedi. --Zina etse, hırsızlık etsede mi? Dedim. --Zina etse, hırsızlık etse de! dedi. Merakımdan gene sorunca Peygamber (s.a.v):
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP --Ebuzer’in burnu yere sürtülse de! demiştir. Sakın Ebuzer Gifâri (r.a) Efendiyi suçlamayasın. Bilâ istisna cümlemiz ayni hissi nefsimizde taşımıyor muyuz? Bilmediğini ‘biliyorum’ zannederek, Cenab-ı Hakk’a karşı, olaylara itirazsız geçen gününü hatırlayabiliyor musun?!... Mübarek kardeşim! Hz. Allâh’ın rızasını kazanıp, kulluk vecibesini emr-i ilahiye uyumlu yerine getirmek ne kadar kolay görülüyor değil mi? İbadet ve taatın her şeyin özü olduğunu zannederiz! İyi dinle: Her yapılan emr-i ilahiye uygun ibadetler ve taatlar araçtır ve gereçtir! Amma Yaratanına şirk koşmadan, kasdi48 ilâhiye nail olman ve sırat-ı müstakim üzere yaşaman için… istenilen budur, amaçtır! Şirksiz sırat-ı müstakim üzre geçirilen hayat amaca nail olmuş hayattır!.. Geçici dünya hayatının son anına kadar, Yaratanına şirk koşmadan verilen ömrü devam ettirebildinse… Kuldan istenilen imanın özü, dünyanın yaratılış sırrı, hulâsa-yı iman, yaratılışındaki amaç sende tahakkuk etmiştir!... Mübarek olsun!.. Hemcinsine örnek olacak dünya ve ahiret hayatına Halik-ı Zülcelâl ‘sırat-ı müstakim’ buyurdu. Mübarek, örnek insan!.. Örneğin: Beyazid-i Bitami (k.s.) vefatında Hazreti Allâh “bana ne getirdin?” diye sordu. Beyazid-i Bistami:
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP --Ya Rabbi! Elim boş, yüzüm kara; huzuruna kulluğumlageldim. Dünya hayatımda Zatına şirk koşmamaya dikkat ettimve şirk koşmadım, bununla övünürüm!. Hz. Allâh: --Şirk de koştun, ya Beyazid! Falanca zaman demiştin ‘sütiçtim de, karnım ağrıdı’ diye!.. Sütte ne güç gördün? Sanayaşadığın geçici hayatında gücün ve kuvvetin ancak banamahsus olup, beşerde görünen her şeyin fer’î olduğunu hakka’l-yakın göstermedim mi?!.. Sütte ne güç gördün?!.. Yarattığımsebeplerdeki fer’î zuhuratı Zatî gücümle eşdeğer mi gördün?!..Sütte güç gösterdin, bu noksan görüşün Zatıma şirk değil mi?!.. *** 49 Cebrail (a.s.)’ın Peygamberimiz Efendimize sırat-ımüstakîmin özet olarak, Allâh’a şirk koşmamak olduğunubeyanı, beşere yansıyan yönünü anlatmaya çalışıyorum. Beyazid-i Bistami (k.s.)’ye yapılan hitabının muhatabı sendeğilsin. Çünkü Beyazid’e açılan rahmet-i ilâhiye sana açılmadı,o yönlü rahmet-i ilâhiyenin garibisin. Hem de o gibi hatalardanmazursun. Buna rağmen gene dikkat et!.. Efendimiz Hazreti Muhammet Mustafa (s.t.a.v.) buyurdularki: Zorlaştırmayın, kolaylaştırın; genişletin, daraltmayın;ikrah ettirmeyin, sevdirin. Peygamber Efendimiz bir kısım ashabı ile pazar yerindengeçiyorlardı. Bir kadın çocuğunu kaybetmiş, perişan gözyaşlarıile çocuğunu arıyordu. Nihayet buldu çocuğunu. Öyle bağrınabastırdı ki ‘yavrum!’ diye!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Bu olay karşısında, gözleri yaşaran Peygamberimiz Efendimiz ashabına hitaben: --Bu kadın çocuğunu ateşe atar mı?!.. --Hiç atar mı ya, Resulallâh?!.. Evlâdına olan şu muhabbete bak! Deyince, Efendimiz buyurdular ki: --Bu kadının çocuğuna olan sevgi ve muhabbeti, Hazreti Allâh’ın kullarına olan sevgi ve muhabbetinin bir zerre zuhurunun görünümü!.. Yalnız ve yalnız insan olmanın zevkini taşıyan Benî Âdem’e ihsan eylediği rahmet-i ilâhiye, yarattığı hiç bir mahlukuna verilmedi; ihsan edilen rahmetin insandaki zuhuru, görülen tecelliyat-ı ilâhiyenin mevcudiyetinin zuhuru kadarı başka yaratıkta görülmemiştir!.. Görülmeyecektir de; Çünkü yaratılışın nedenidir insan olmuş Benî Âdem!...50 Hazreti Allâh kullarını rahmetinden yarattı!.. Yaratılışın nedeninin bariz görülen zuhuratın rahmet-i ilâhiye olduğunu göremeyen, yalnız ve yalnız gazab-ı ilâhiye her haliyle dönük olanlar… Bismillâhirrahmanirrahim De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allâh’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allâh bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o çok bağışlayan, çok esirgeyendir!... (Zümer Suresi, 53) Hazreti Allâh’ın sonsuz afv u mağfiretini iyi anla! Bu rahmet-i ilâhiyeden habersiz, nehy-i ilâhi ile ömrü geçen insanlar verilen ömrün aydınlığından habersiz, yalnız karanlık yönünün hayranıdırlar!
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Rahmet-i ilâhiyenin bu görünümünden başka bir haltanımadıkları halde, alim geçinenler hakikatıncahilleridirler! Bu kişilerin umumiyetle anlatışlarından, sanırsın ki ‘HazretiAllâh cemî kullarını cehenneme koymak için yarattı!’ anlamıçıkar izahlarından ve yaşantılarından. Zannedersin ki rahmet altarnatifi küfre yönelik! Öyle şeylerhalketmiş ki Yaratan ‘kullarından hınç almak için!’ Yaratılmışgibi görünüm sahneleri!... Kulu, Allâh’tan uzaklaştırmalarına, cehlinden ‘yaklaştırdım’zevki ile dört köşe olunduklarını da bu tür kişileri her sahnedeaşikar görmek mümkündür!. Bilmezler ki başka mahlukata verilmeyen rahmet-i ilâhiyeinsan olmaya namzet Benî Âdem’e bahşettiğini!. Dünya hayatının her zuhuratında tecelliyat-ı ilâhiyenin 51zuhuru görüldüğü gibi değil mi?!.. İlme’l-yakîninle, ayne’l-yakin ve hakke’l-yakinzuhurunu, ilminde yeri görülmeyen manayı hakiykatıhocam, zahiri ilminle nasıl anlayacaksın, neyianlatacaksın?!.. Hurafaya ve katılığa da kaçmadan, Hz. Allâh’ın tefsireihtiyaç duyulmayan, her yönlü ilme açık buyruğunu görmektenve anlatmaktan niye çekiniyorsun?!.. Tesettür ve hicap ayetlerinin tefsire ihtiyacı olmayanemr-i ilahiyi gazab-ı ilâhiye girmeden, olduğu gibi anlat ki,cümle Allâh’ın kulları tarafından bilinsin de, her kul Hz.Allâh’a inancı nisbetinde, bildirilen emr-i ilahiyi yaşamazevkine ersin!... Bu hususta hitab-ı ilâhiler o kadar açık beyan edilmiş ki!
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP İzaha ve tefsire muhtaç değil! Yalnız Arapçası Türkçeye iyi tercüme edilsin. Tesettür, hicap ayetleri kulun yaşantısını felç etmek değil, haşa! Hz. Allâh’ın yaratmış olduğu, insan olmaya namzet Benî Âdem’in dünya hayatında nasıl yaşaması gerekir? bu düstur ve nizamı bi-zatihi ihsan ediyor! Bu emr-i ilahiye kimlerin uyup uymuyacağını açık, sarih bildiriyor. Maalesef gerçekleri anlatırken her şeyin ifratına kaçıldı; asrın icaplarını emr-i ilahinin katı kurallarla dejenere edilmesi gibi!.. Emr-i ilahiye olsun, zamana uyumlu yaşam tarzı olsun, bunlardan uzak kalmış toplumların yaşantısına özlem duymanın nedenini de anlamak mümkün değil!... Geçici kurallarla, amma tekrar ediyorum, geçici bir zaman52 için inanç, hürriyetini tamamı ile tahrip değil de zedelenerek devrimler elzemdi ve öyle oldu. Çünkü Şeriat-i Muhammediye’de bin iki yüz senedir içtihat kapusunu kapattılar, ‘Fitne oluyor’ diye!. O zamanın uleması dört imamdan başka imam tanımadılar, Ümmet-i Muhammed’i de asra uyumsuz, zamana göre de içtihatsız, bu yönlü bilgisiz bıraktılar!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP ATATÜRK VE DİN Makamı cennet olsun, büyük insan Mustafa Kemal Atatürkbu noksanlığı düzeltmeyi üstlendi ve başardı sayılır. Çünkü buicraat her şahsın yapacağı basit bir icraat değildi!.. Bu icraatı yapabilmek için evvelâ Allâh’ı bilmesi, tabiolup kabullendiği peygamberini, peygamberinin getirdiğişeriatını bilmesi ve kul olarak şahsının yaratılışındaki sırr-ı 53ilâhiyi bilmesi gerekli idi. Tedrisatı ve imanı müsaitti. Builme yabancı değildi, biliyordu!.. Atatürk’ün, yaşadığı zamanın ulemasına kulak ver: Ataya, itifaken ‘mehdi, resul’ demişlerdi!.. Nutuk’larını da iyi oku, anlarsın!.. Zamana uyum sağlamaya çaba gösteren, vatanın gerçekevlatlarını minnet ve rahmetle anıyorum. Çünkü o büyük insandı. Aklı ermeyenlerin dinsizzannettikleri; çıkarlarına kullananların zannettiği gibi dinsizhiç değildi!. Edindiğim intibaya göre ‘dindardı’ dersem mübalâğa etmişsayılmam. Tekrar ediyorum; ‘zamanının mehdi resülü’ diyorlardı,dindar büyüklerim.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Tevatüren hakkında söylenen menkıbelerin canlı şahidiyim. Muhafız erlerinden bir tanesi şöyle anlatıyordu: Sabaha kadar masa başından kalkamadılar. Alaca karanlıkda dışarı çıktı. Bataklık gibi olan Yenişehir tarafına doğru gidiyordu. Ben arkasını takip ettim, vazifem icabı. Geriye dönmeden, bana gelmememi söyledi. Ben görünmeden takibe devam ettim. Durdu bir yerde, yönünü dönmeden ‘yaklaş!’ dedi. Biraz daha yaklaştım. Gür bir sesle: --Uhud Savaşında Hazreti Resulullah düşmana yalnız gitti; neyine güveniyordu? Neye sığınıyordu? Hazreti Allâh’a değil mi? Ben de Allâh’a sığınıyorum, rahat bırak beni!... Muhafız öyle diyordu: “Vücudum sarsıldı, ister istemez geri çekildim.”54 Medyada Fatih Çekirge’nin programında bu gerçeği anlatmak bana nasip olmuştu: (Prof. Dr. Hanif Faruk, Urduca Yayınlarında Atatürk, An. Ün. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Yayınları, 1979, s. 102’de mevcuttur.) Atatürk vefatından on beş gün evvel Dolmabahçe Sarayında hasta yatarken, zamanın hariciye vekili ve başbakanına: “İslâm alemine mesaj veriyorum, bildirin” demişti. Ne yazık ki bildirmediler!.. Dünyaya bildirilmesini istediği gerçeği o büyük insan şöyle yazdırıyordu: ***
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Bütün dünya müslümanları! Allâh’ın son peygamberi Hazreti Muhammet (s.t.a.v.)’ingösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olaraktatbik etmeli! Tüm müslümanlar Hazreti Muhammed’i örnek almalı vekendisi gibi hareket etmeli! İslâmiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir vekalkınabilirler. *** Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarından, Atatürk veDin Eğitimi (Ahmet Gürtaş) kitabında bütün şahitleri ilegörebilirsiniz: Aynı kitapta üçüncü hatıra. Geçtiğimiz yıllarda yüz yaşını geçgin olarak İstanbul Merkez 55Efendi imam hatibi iken vefat eden, Cumhuriyetin ilânındanönce İstanbul’da şeyhülmeşayıh ünvanı ile anılan NurullahEfendi, özel doktoru Prof. Dr. Naci Bor Efendiye şu olayı bizatkendisi anlatıyor: Nurullah Efendi, Atatürk’ün sekreteri olan amcazadesindenkendisini Atatürk’le görüştürmesini ister. O da Nurullah EfendiyiAnkara’ya davet eder. O günlerde Atatürk bir vesile ile resepsiyon vermektedir. Sekreter, Nurullah Efendiyi Atatürk ile resepsiyondakarşılaştırarak görüştürmeyi pilânlar ve bu maksatla resepsiyonaNurullah Efendiyi davet eder. Arzu edilen bu görüşmegerçekleşir. Ve Atatürk, Nurullah Efendi ile bir köşede hayli sohbet eder. O günlerde türbe, tekke ve zaviyeler kapatılmışbulunmaktadır!
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Söz buna intikal edince Atatürk, Nurullah Efendiye der ki: --Efendi Hazretleri! Tekke, türbe ve zaviyeleri ben kapattım! Allâh bana ömür verecek mi? Bilmiyorum; ama şayet ömrüm olursa, günü gelince bunları yine ben açacağım! Atatürk bu hakikati gerçek şeyh efendiye ifşa etti. Bir benzeri olay: Atatürk, Mevlâna Celâleddin-i Rumi Hazretlerini ziyaret ettiğinde: --Sen rahat uyu, ey koca şeyh! Bu icraatım sizlere değil. Dediğinin gerçek yüzünü bilesin!... Zira tertib ve tanzim-i ilâhi olan zuhuratların salikleri,56 haddi aşmadıkça kul ferden ve cemi, Allâh’ın muhafazasındadır!. Allâh’ın tertıbini bozma ve kaldırma gibi, duygu ve hislerde o gerçek insanlardan uzak düşünülür! Toplumlar emr-i ilahiye muti, zamana uyumlu yaşadıkları müddetçe, hiç düşünülmesin ki rahmet-i ilâhiye gene ihsan edilmez mi? diye, yaptığın beşerî zaafın mahsülü hatalarından dolayı Hazreti Allâh’ı itham etmeyi bırak!... Yolunu şaşırmış nefsini emr-i ilahiye uyumlu kılmaya çalış. Sırat-ı müstakim üzere gitmeye alış! Atatürk’ün hayatında iman yönünde metafizik olaylardan internette de mevcut, manevi zevkini aldığım, yabancısı olmadığımız bildirilerin bir kaçını yazmadan geçemiyeceğim: Memleketin her tarafında çetin bir mücadele ve mukavemet başlamıştı. Ankara bir kurtuluş burcu ve Mustafa Kemal’in adı
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEPbir bayrak olmuştu… Antep mücadele günlerinin acı birdevresiydi. Memlekette istiklâl şuurlaşmış, topyekün bir vuzuhkazanmıştı. O zaman ilkokulun ihtiyat sınıfında idim. Bir sabah okulageldiğim zaman çocukların bahçede toplanmış olduğunugördüm. Din dersleri muallimi Hafız Halil efendinin konuşacağınısöylediler. Halk da okulun bahçesinde toplanmıştı. Az sonra Hafız HalilEfendi kürsüye çıktı, titrek fakat heyecanlı bir sesle: --Din kardeşlerim! Sizi Şeyh Sünusi Hazretlerinin bir tebşiriiçin buraya topladım, Dedi ve şu vakayı anlattı: Şeyh Sünusi Hazretleri bir gece Peygamberimiz’i rüyasındagörmüş ve koşup elini öpmek istemiş. Peygamber kendisine solelini uzatmış! 57 Buna şaşıran ve mahzun olan şeyh, Peygamber’e hiteben: --Ya Resulâllah! Niçin sağ elinizi vermediniz?!. Diye sual edince, şu cevabı almış: --Sağ elimi Ankara’da Mustafa Kemal’e uzattım! Bu rüyayı anlatan Hafız Halil Efendinin elleri, çenesi ve dilititriyordu! Gözleri dolu dolu oluyordu. Hitabeti kalabalığıetkilemişti. Birden gür ve imanlı bir sesle: --Ey ahali! Mustafa Kemal muzaffer olacak! PeygamberEfendimiz’in sağ eli onun elindedir! Buna iman edin! Diye haykırdı ve kürsüden indi. Sonradan öğrendiğime göre merhum Hafız Halil Efendi burüyayı camide vaaz etmiş ve onu imanlı tefsirlerletamamlamıştır.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Gene İstiklâl Harbi günlerinde. Atatürk, günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara tren istasyonundaki evde, bir sabah erken kalktığı bir sırada, Çavuş Ali Metin’e “acele olarak Fevzi Paşa’yı telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle!” diyor. Ali Metin, Fevzi Paşa’yı telefonla arayıp bulduğunda, Fevzi Paşa da Atatürk’ün yanına gelmek üzere hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa, Atatürk’ün yanına gelince, Atatürk ona bir kağıt kalem uzatıp: --Bugün gördüğün rüyayı yaz ve bana ver! diyor. Kendisi de bir kalem kağıt alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı Fevzi Paşa’ya vermek üzere yazmaya başlıyor.58 Yazma işi bittikden sonra birbirine bakıp sevinçle gülümsüyorlar! Her ikisinin de yazdığını kendi kağıtlarından okuyan Ali Metin her iki kağıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor: Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hacı Bayrâm-ı Veli’ye diyor ki: --Mustafa’ya söyle, korkmasın; sonunda zafer onların olacak! Bilindiği gibi, aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hacı Bayram-ı Veli’ye bu sözleri söylerken gören bu iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri “Mustafa Kemal” ve “Mustafa Fevzi”dir! (Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, s. 160-161.) Cennet-mekân Atatürk’ün yaşantısında açık görülen manevi, dindar kesim, kültürlü halk arasında tevatüren anlatılan dini
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEPduyguların ve yaşantıların aleyhinde hiç bir zamanbulunmadığının kanıtları sayılamıyacak kadar çoktur. Buraya ancak bir kaçını yazdım. Kanıtlamak istediğim şudurki; Kemal Atatürk bazı çıkarcıların kendi düşünce menfaatlerineortak gibi göstermeye çalıştıkları gibi haşa ‘dinsiz’ olmadığıgibi, asra uyumlu Muhammedi Şeriatına hayranlığının ifadesideğil mi?!.. Yaptığı icraatlar buna dönük değil mi?!... Elini vicdanına koy, öyle konuş: Atatürk dini kuralların esasına dokundu mu?!.. Teknolojiye, asra uyumlu, medeniyetin hayranı, Allâh’aiman etmiş bir ferde veya topluma, bu saydığım meziyetlerdışında bir şey kabul ettirebilir misin?!.. Hatta onu tatmin edecek şekilde, küfre dönük bir olayı,rahmetmiş gibi anlatarak kabul ettirmen mümkün mü?! Bugücü naçiz şahsında görebiliyor musun?!... 59 Ne kadar iyi niyyetle yapılır ise yapılsın, halk nazarındadevrimler hiç bir zaman yüzde yüz tasvip görülmediği gibi,devrimlerin her zaman halka ters düştüğü vakıadır! Şöyle de söylenir: Devrimler kırk seneyi geçip, hala çoğuhalkın beğenisinde tasvip görmedi ise devrim geçerliliğinikaybeder! Milletin hayrına iken, halkın kırk senedebenimseyemediği devrimlerin devam etmesinin ekseri halkindinde zulme dönüştüğü kabul edile gelmiştir! Hazreti Allâh’ın tertibi olan, sonra gelen elçilerine veümmetlerine her asırda takınılan, hakikat dışı cehlin görünümü,çirkin tavır ve gayrıya tarih boyu reva görülen muamele, malumtarihe maledilen acı sahifeleri her zaman görmek mümkün!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Medeniyete doğru yürüdüğünü zanneden, yalnız teknoloji ve bazı ilerlemelerinde muvaffak oldukları inkar edilemez, emr-i ilahiye yeteri kadar uyum sağladığı da söylenemez. Zaman zaman gerçeklerden habersiz, şeriatlarından habersiz, ‘Hz. Allâh’a vardır’ diyenlerin, Allâh’ın bildirisi ‘müslüman’ olduklarından habersiz!... ‘Elçilerimi birbirinden ayrı görmeyin’ Hitab-ı ilâhisinden habersiz!... Hiçbir peygamberin ilâh olmadığından habersiz!... Allâh elçileri birbirinden farklı değil, hitabından habersiz!.. ‘Dinde diyalog’ kelamını çok duyuyoruz, amma ondan da habersiz!...60 Amma ahir zaman peygamberi ümmetine ‘haçlı seferi’ düzenlemekte mahir!.. ‘O günler geride kaldı, bugün şeriatlar arası diyalog’ avutmaları devam ederken!... Bu sefer başka taktikle ahir zaman peygamberi Hazreti Muhammet Mustafa Efendimiz’i (s.a.v.) karikatürize eden ‘haçlı seferi kalıntıları’na sorula bilse: Ne demek istiyorsun?! Neyi kanıtlamaya çalışıyorsun?!.. Ya Rabbi! Kullarına şuur ver. Emr-i ilahine ters düşmeyen görüş ver de, bitsin artık vahşi ve zalimane düşünce ve icraatlara dönük fitne!... Bunlar beynelmilel fitneli nabız yoklaması. Dikkat et, ya Ümmet-i Muhammet!.. Dikkat et, ya ehl-i iman, ya ehl-i islam, Ehl-i Kitap!
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Peygamber efendilerimizin kimliğinden habersiz, fitneüreten zalımların oyununa gelmeyiniz!.. Anlaşılsın ve bilinsin artık: Ehli Kitab’ın, ‘Allâh vardır’diyenin “müslüman” olduğu, müslümanlarınsa kardeşolduğu… Ahir zaman peygamberi Muhammet Ümmeti! Bu gerçeğiilân edip, ‘İslam’ın beş şartı var!’ demekten vazgeç!.. Emr-i ilahiyi ilân et! Duyurmak sana düşüyor, vazifeni yap, zaman geçiyor!. Birbirinizin ocağını söndürmekle emr-i ilahiye uyduğunusakın söylemek gafletinde bulunmayasın. Bu zihniyetlertarihin karanlıklarına gömülmeye mahkumdur; bitsinartık!... Bu karanlığa iltifat etme, yeter!.. 61 Bu icraatın gerçeği senden duyulsun, ey Muhammedî!Dünyaya, normali bu değil mi?... O günleri yaşadım ve bu hallere şahidim. 1930 senesi 11 yaşıma yeni girmiştim. Atatürk, Samsun’a geldiğinde babam Belediye’ninkarşısındaki büyük hamamı işletiyordu. Ben Bozkurt İlkokulu üçüncü sınıfında idim. OkulumuzGazievi’ne yakındı. Arkadaşlarla Gazievi’ne olayları yerindegörmek için gittik. Çok geçmeden üstü açık arabası yanımızdadurdu. Halk yetişene kadar bir hayli konuştu bizimle. Ben hep şahsını temaşa eyledim; Ata’yı o tarihte yaşlanmışve bitkin gördüm!.. Çok partili demokrasiye geçiş yapmıştı, Harbiye’den okularkadaşı Fethi Okyar’a parti kurdurmuştu!.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Parti dört ay devam etti. Samsun belediye seçiminde kadınları ıssız odaya koyarak oy kullanmasını kabul edemiyen kara denizliler isyan ettiler!. Atatürk gece Samsun’a geldi, olayı bastırdı ve partiyi kurucusu Fethi Okyar’a kapattırdı! Atatürk’ü iyi anlasınlar diye, yanlış düşünen dindar insanları uyarmak kasdi ile, şahsıma bahşedilen manevi vazifem icabı zuhuratlarla az da olsa gerçekleri yazmaya çalıştım, inşallâh anlaşılır da, Allâh’ın rızasına uyumlu amellere nail olunur!.. Hocam, İslâm’ı Hz. Allâh’ın bildirdiği gibi anlat da, yalnız Ümmet-i Muhammed’e değil, bütün dünya Din-i İslâm’ın hiçbir kavmin tekelinde olmadığını, umuma bahşedilen tek dinin İslâm olduğunu bilsin cümle Allâh’ın kulları, insan olmaya namzet yaratılan Benî Âdem’e her Allâh’ın kuluna ‘kafir, gavur, gayr-i62 müslim’ deme günahından kurtulsun!.. Hele, olmadığı halde, Din-i İslâm’a malettiğin, İslâm’ın manası ile ilgisi olmayıp, Hazreti Allâh’ın muhip, müttaki, ittika sahibi, mü’min kullarına bahşeylediği ihsanını... ‘İslâm’da beş şart var’ diye, İslâm’a malettin ve dünyaya kabul ettirdin, güya! Netice nasıl tahrifat oldu?! Cesaretin var mı, şimdi Hazreti Allâh’ın bu yönlü bildirisini, gerçeği bilen toplumlara anlatabilecek misin?!... Halâ İslâm’ı bir zümreye maledip, kıyamete kadar tekelinde tutabilecek misin?!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP İSLAM’IN BEŞ ŞARTI YOKTUR! İSLAM’IN BEŞ ŞARTI YOKTUR ‘ALLAH VARDIR’ DİYEN MÜSLÜMANDIR Cenab-ı Zülcelâl Hazretlerinin bildirisi: ‘Allâh vardır’ diyene, isterse bunu söyleyen kimsede dahaimanın eseri görülmese, bedevi dahi olsa!.. 63 Söyle ona ‘İslâm’a girdim’ desin, ‘müslüman oldum’ desin!Daha iman kalbine yerleşmedi. Amma ‘Allâh var’ dedi, ona‘müslümansın’ demen gerekli; emr-i ilahi bu vecihledir. Emr-i ilahi bu minval üzere iken, kula ‘müslüman’denilmemesi için, beş şartı Hazreti Allâh’ın bu bildirisininneresine uygun gördün de, cümle kulların yolunu içindençıkılmaz hale getirdin?!.. Bu yanlış düşüncen ve bildirinle, Ümmet-i Muhammed’ibütün şeriatlara düşman kıldığın gibi, cümle şeriatları daÜmmet-i Muhammed’in şeriatına düşman eyledin!.. Emr-i ilahiyi kullarına tebliğ vazifeli son gelen PeygamberEfendimiz’e dünyayı düşman kıldın. Çünkü sen de onlarınpeygamberlerini hafife aldın; Hazreti Allâh “Peygamberleribirini birinden ayırt etmeyin!” buyurduğu halde!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Bütün şeriat sahiblerine, Ehl-i Kitab’a ‘müslümansın’ diyeceğin yerde, gerçekten uzak ölçünden uzak inancına hakaret ettinde, bilâ-istisna Ehl-i Kitab’a ‘kafir, gavur, gayr-i müslim’ dedin. Güçlü idin, ses çıkaramadılar! Şimdi hatanı anlıyor musun?! Deme sakın: Daha anlayamadım!.. Hiçbir şeriata tabi olmayıp ‘Allâh vardır’ diyen cümle Allâh’ın kullarına ‘müslümansın’ diyeceksin, emr-i ilahi bu değil mi?!. Olmadığı halde, “İslâm’da beş şart var!” dedin, Ümmet-i Muhammed’e İslâm’ın ölçüsünü böyle verdin, dünyada İslâm’ın anlamını böyle ters tanıttın!.64 Benî Âdemi bu ölçüden görmeyi ‘İslâm’a hizmet ediyorum’ zevki ile insanları birini diğerine düşman kıldın!.. Kur’an-ı Kerîm’de açık olan bu emr-i ilahileri gördüğün halde, halâ sen-ben davasının zevki ile yaşayan nefsani duygularının mahsulü, elbette çarpık bilgin ve yaşantının zevki ile tatmin olabiliyor isen, bu halinden nedamet duyduğun zaman, ulema bildirisine göre gerekli sana tecdid-i iman, tecdid-i nikâh gerekli!.. Zamanın verdiği ilmi ölçüye uyamadığın için İslâm’ın anlamını Hz. Allâh’ın bildirisine göre değil de, nefsinin sesine uydurdun Ehl-i Kitab’a dahi ‘müslüman değilsin’ dedin ve dedirtdin, ibadet şekillerin bizimkine benzemiyor, diye!.. Bu yanlış ölçün yirmi birinci asırda halâ devam ediyor, bilinmiyor ki, daha ne kadar devam edecek?!.. Lütfen, emr-i ilahiyi anlayarak oku!..
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Bu yanlış edindiğin bilgi hakikatın değil, nefsaniduygularının ürünü! Ama! Gerçek dışı bu bilgiler bizi ‘Allâh vardır’ diyen Allâhkullarına nefsani duygular ürünü düşman eylediği gerçek!.. Mesuliyetini müdrik, ulema efendiler, bu yönlügerçeklerin hissini taşıyan mesuller! Allâh’ın bildirdiği gibi,Allâh rızası için düzeltin!.. Bir ölçüye isnad etmeden, Ehl-i Kitab’a dahi ‘kafir, gavur,gayr-i müslim’ demenin mesuliyetini, Ümmet-i Muhammed’inde zararına yapılan tahribatı anlada, bu günahın telâfi yönünüaraştır ve imkanlar tükenmeden, fırsat varken, aman ha geçkalmayalım!. Din-i İslâm’ı Hz. Allâh’ın bildirdiği gibi anlatmakistemediğin için, tahrifatın çok büyük! Cümle kullarınabencillikten öteye yol bırakmayan, dünyayı sarsan, iman 65yollarını tıkayan bu yanlışlığı düzeltin lutfen, huzur-ı ilâhiyegitmeden evvel!.. Abd-i aciz, daha evvel yazdığım kitaplarda da bir nebzebahsetmiştim; daha henüz bir düzeltim için kıpırtı dahigöremedim! Bu kitapta daha geniş yer vermeğe çalışıyorum; mazurgörünüz, aynı mevzuyu birkaç kere tekrar edişimi. İnşallâhanlayış gösterilir!. Amerika ve avrupa başkanlarının ve büyük devletidarecilerinin, Muhammedi olarak Din-i İslam’ı CD ile dillerinegöre yazdığımız mektublarla bildirilerimizi taltifle ve teşekkürlecevaplandırdılar; gerçeği idrak edip anlayan ferdlere vetoplumlara müteşekkirim. Allâh cümlesinden razı olsun!. Teşekkürleri ve övgü taşıyan mektupları ile asra uyumluyaşama gayretimi ve cümle şeriatlara hürmetkarlığımı, ‘Allâh
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP vardır’ diyen her kula ‘müslüman’ demenin zevkini alıp, bu gerçekleri yol edindiğim için!.. İlim ve irfanı müsait kişilere ben de hayranım; Allâh ilimlerini ali kılsın!.. Din-i İslam’ı asrın yaşantısını müdrik ilmini de yaşadığı asra uyumlu kılmış, gelecek için az da olsa tedbirini almasa da düşünebilen, tedrisatında hiç olmazsa yerini belirten Ümmet-i Muhammedî’den, idareciler ve yetkili din adamları yukarıda belirttiğim gerçeklere itiraz etmiyorlar... Amma tasdik ve kabul ettiklerine dair hiç bir tatmin edici bir şey alamadık şimdiye kadar, sabırla bekliyoruz, olur inşallâh!.66
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP KARMA NAMAZ UYDURULARI! CAMİLERDE KADIN-ERKEK KARIŞIK KARMA NAMAZ UYDURULARI! Hiç bir ilme istinat etmeden, zaman zaman şahsınıilgilendiren bir mevzu ve dava olmadığı halde, Hz. Allâh’ainanan toplumların, emr-i ilahiye uyumlu yaşamak isteyentoplumların bu yönlü yaşantılarının ne olduğunu bilmeden, bir 67ilmi gerekçeye isnat etmeden, yaşadığı nefsani duygulardanöteye yolunu bulamadığı ruhu, gıda ve zevkinden habersiz biryaşantılarının ürettiği üzücü şeriat parazitleri… Çıktığı yerler malum olduğu kadar, görünümü gizli… Maksat aşikar ehline, gizli değil amma umuma tahrifatniyetler gizli… Bunları üreten kasdi malum toplumlar var amma yerlerigizli… Her fabrika ürettiği cihazın kullanım izahını kullanıcıyayanlışlık yapmasın, cihaz normal vazifesini yapsın diye izahınınormal gördüğün halde, niçin insan olmaya namzet BenîÂdem’i, maddesi manası ile yoktan var eden Hazreti Allâh’ınefdal-i mahluk, şerefli mahluk sıfatına nail olabilmesi içinYaratanının kullarına lütuf ve ihsan eylediği plan ve projesi,gerçeği ilminden habersiz, ilmel-yakin bilgileri ile yaratılışıngerçek yönünden habersiz?!...
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Aynel-yakin ve Hakkal-yakinden habersiz olduğu halde!.. Ehli olmadığı bir davaya ‘sahip çıktım’ edası ile, bu ucuz kahramanlıkların ayıp olduğundan belki habersiz!.. Yersiz iddiasında gülünç duruma düştüğünüde mi bilemiyor?!. Zamanın farkında, Yaratanının tertip ve tanziminin nefsinde mesuliyetini idrak ederek yaşayan şahıslara karşı tutumlarında gerçekleri uygulamaya çaba gösteren sadık kullar na-ehil tarafından neden garipsenir? Neden horlanır?!.. Yaratanına yönleri dönük, ibadet ve taatta ve icraatta sadık ve muhip kullar niçin küçümsenir?!. Na-ehlin yersiz müdahelesi ile gerçeğin ne hale geldiğini gör!68 Olmaz ise olmaz emr-i ilahiyi yazıyorum, iyi oku veya dinle! Fetva şu vecihledir: Cemaatle namaz veya münferit tek başına olsun, yanına veya önüne durdu ise kadın, kadının kadın olduğu biliniyor ise, kadının sağındaki, solundaki, arkasındaki erkeğin rükulu, secdeli namazı olmaz! Çarpık düşüncende israr ediyor isen, gerçekleri veciz kelâm ve esprileri ile anlatan Bektaşinin şu fıkrasını hatırlatırım: Subaşı emir verdi: --Vurun kıçına iki yüz deynek! diye Bektaşi gülerek, subaşıya: --Sen ya sayıyı bilmiyorsun, yahut kıçın yok!.. Bu mevzuda emr-i ilahiye kendini yükümlü görmeyen, namazın emr-i ilahi olduğunun, lütfu ilâhi olduğunun bilincine
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEPeren iman ehlinin miracı olduğundan habersiz kişilerin, ilerisürdüklerini, bu mevzudaki görüşlerini, subaşının ölçüsüzatmasyon atışlarına benzetirim ve derim ki: Seksen yedi yaşıma girdim, namaz borcum yokzannediyorum. Rabbımın lütfu ihsanı, zamana uyumluyaşantımla yarım asırlık irşat vazifesi ile veraset-i Nebi ile deyükümlüyüm, Rabbım lâyik kılsın iyi dinle! Kastim şahsına hakaret değil. Münakaşa ettiğiniz bumevzuların belliki ehli değilsiniz! Bırakın bu mevzuları, bu yönlü mesuliyet taşıyan ehlidüşünsün! Safımda ve yanımda veya önümde ruku ve secde eden birkadın, velevki tesettürlü olsun, kadın olduğunu bildimse; “Hz.Allâh’ın ihsan eylediği, ahir zaman Peygamberimizin tarifbuyurduğu namazı kılmam imkansızdır” diyorum, nefsi 69duygularım galebe çalar, manamı rahatsız eder, kılamam!... Aklının ermediği, vazifen olmadığı emr-i ilahilere, bilgindışı olaylara karşı çıkmaktan vazgeç, çünkü bu bilgiler akılve mantık ölçüsü dışındadır!. Hele bu halin cahili, sen “ben kılarım!” diyorsan, bu masalıbenim külâhıma oku!.. Emr-i ilahiye uyumlu namazın gerçek ölçümü ilmel-yakin değil, aynel-yakın ötesi Hakkal-yakındır. Ziramü’minin miracıdır!.. Protokol icabı kıldığın namazları mirac gibi göstermeyekalkışma, ayıp oluyor!.. Yunus’a kulak ver: Eğer bir kalp yıktın ise bu kıldığın namaz değil;
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil!.. Yetmiş iki milleti bir gözle görmeyen, Halka müderris olsa da hakiykatte asidir!. Esas bu davayı yürütmeye çalış!70
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP EDEB Tesettür ve hicab mana itibarı ile edepdir. Yakın benzerlik olduğundan edebden de bahsetmekistiyorum. Mutasavvıfîn edebin üzerinde titizlikle durmuşlar veibadethanelerini edeb levhaları ile süslemişler. 71 Edep (Arapça) üç harfden oluştuğundan mutasavvıfîn herharfin anlamını vererek: E: Eline D: Diline B: Beline Sahip olmaktır diye özetlemişler. Eline, diline, malum beline: nefsani duygunun fiiliyatlaneticelenmesidir. Adem ulvi alemdendir (yani yaratılışı yüksekdir); onusüfli ve alçak sanma! Bu kâinat kubbesinin dönüşündeki nizam ve intizamedebdir. Din edebdir! demişler.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Ademlikten insan olma şerefine ermiş kişinin kıymeti ve değeri edebi ile ölçülür. Gözünü aç da, baştan başa Tanrı kelâmına bak: Ayet ayet bütün Kur’an’ın manası edebden ibarettir! Akla, “iman nedir?” diye sordum. O kalb kulağıma dedi ki: “İman edebdir!” Hal, edeb, istikamet ve ilim cihetlerinden her vechile örnek olması için “ehlullah yedinde terbiye görmesi lâzım ve gereklidir” Hz. Allâh’ın varlığini idrak eden insan olmaya namzet Benî Âdem’in. Evvelâ zaman ölçümünden bir nebze dahi haberdar olan hakikat alimlerinin anladığı şekilde Kitab ve Sünnet’in anlamına uyumlu itikadımızı tanzim etmektir.72 İtikatte Kur’an Azimüş-şan’ın medarı ikidir: 1- İlmi tevhit: Nafi ilim, lüzumlu ilim 2- Ameli tevhit: Salih amel, emr-i ilahiye uygun amel Sözün edebli olanını söyle. Öyle bir söz söyle ki, sözünden ibret alsınlar. Söz bilmez isen sükût eyle, seni bir adem sansınlar! Yunus da şöyle dile getirdi: Söz ola kese savaşı Söz ola kestire başı Söz ola avulu aşı Bal ile yağ ide bir söz!
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Hz. Ali (r.a.) Basra’ya gitmişti. Bir camiye girdi. Bazıkimseler etrafına cemaati toplamış, onlara aslı ve esası olmayanhikaye ve masallar anlatarak vaaz veriyorlardı. Onların bu halini gören Hz. Ali sinirlenerek vaaz edenlericamiden uzaklâştırdı. Daha sonra aynı şehirde genç olmasına rağmen herkestarafından bilinen ve sevilen Hasan-ı Basri (r.a.) ile karşılaştı. Hasan-ı Basri’ye: --Ey genç! Sana bazı sorular soracağım; doğru cevapverirsen irşadına devam edeceksin, aksi takdirde vaaz etmeniyasaklıyacağım! Kişiler gibi seni de vaaz etmekten menedeceğim, dedi. Hasan-ı Basri de: --Dilediğini sor! Deyince, bunun üzerine Hz. Ali: 73 --Dinden ne edindin? --Takva! demekle yetindi. --Din ne ile bozulur? -- Tamah (aç gözlülük) ile, cevabını verdi. İki soruya da cevabını alan Hz. Ali (r.a.): --Tamam, halka işte böyle vaaz edilir! Buyurdu.
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Kulun Yaratılışınıın Nedeni Aşktır! Aşkı lahinin öğrenim dalı ve kökü Tasavvuftur!.. Yol smi ise Tariktir. Cem-i Tarikattır!.. Talebesinin yani salikinin ismi74 ise Derviştir. Günlük dersi, o kuluna Hz. Allah’ın bahşettiği ihsan eylediği Aşk Rahmetidir! H. Galip Hasan Kuşçuoğlu
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Sabır manın Ürünüdür. Sabırsız insan ibadet de, taat da yapamaz!.. Nefsin zararlı isteklerine karşı yegane silah Sabırdır... Sabırda Zafer vardır. Sabırla, koruk helva olur. Kalbi Allah’a saygı ile 75ürperenler, emr-i ilahiye uygun hareket edenler, Sabırlı Kişilerdir. Bu türlü kulların duaları umumiyetle müstecaptır, ret edilmez!..Sabırsız Nefis Allah’tan Kaçar, siz onu bir yere bağlayınız. şte, bu türlü bağlanmak da ayrıca Rahmettir, Gerçek özgürlük budur!..
    • SÖZLÜKAbd-i âciz: Âciz kul Cemadat: Cansız varlıklarAbdil-i mutlak: Kesin adalet Cife: Pislik sahibi (Allah) Cüz’î irâde: nsanın kendiAhlak-ı hamide: Güzel Ahlak irâdesi, fikriAhsen-i takvim: En güzel Çavuş: Dergahta görev kıvam, En güzel yaratılış silsilesinin ilk basamağıAkl-ı selim: Sağlam Çeki: Ölçü birimi (250 kg) bozulmamış akıl Dad-ı hak: Hak vergisi 77Amel: Fiil, iş Darü’l-bekâ: Ebedî kalınacakArz: Yeryüzü yer, âhiretArzetmek: Sunmak Derviş: Tarikata intisab etmişAsr-ı Saadet: Hz. Peygamber kişi dönemi Diraset: Okumayla eldeAsr-ı tan etmek: Zamanı edilen ilim kötülemek Dirhem: Eski para birimiAyne’l-yakin: Görerek Ecir: Sevap, karşılık bilmek Edille-yi Şeri’ye: Şerr’iBâki: Ebedî, sonu olmayan delillerBasiret: Görmek Ef’al: FiilllerBeli: Kabul (evet) Efdal-i Mahluk: En faziletliBen-i Adem: Ademoğlu yaratıkBeşeri: nsana mahsus Ehl-i Aşk: Allah aşıklarıBeyyinat: Açıklama Ehl-i Hal: Hal sahipleri,Biat: Söz vermek, anlaşmak temsil ettiği fikri yaşayanBidat: Uydurma, sonradan dindarlar çıkma Ehl-i Kitab: KendilerineBuğz: Kötülemek kutsal kitap veyâ sahife
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP indirilenler, Yahudi ve Gayretullah: Allâh’ın emri Hıristiyanlar Hakka’l-yakîn: Hak ile Ehl-i Tasavvuf: Tasavvufu bilmek, bir şeyi bütün hayat tarzı olarak almış teferruâtı ve özü ile bilmek, insanlar Halife: Vekil, bir makamı o Emir bi’l-ma’ruf: yiliği makamda bulunan şahıstan emretmek sonra temsil edecek kişi Emr-i lahi: Allah’ın emirleri Hâlik-i Zü’l-celal: Yaratıcı Enâniyet: Kendini beğenme, Havf u recâ: Korku ve ümit bencillik Hikmet: Bir şeyin içyüzü, Evliyâ: rşad ve velâyet esâsı, asıl sebebi makâmını hâiz kişi. Hulul: çiçe girme Evrad: Virdler, dervişin Hurâfa: Yanlış ve asılsız günlük virdi inanç Ezel-i ervah: Ruhlar bedene İçtihad: Dînî yorum girmeden önceki zaman İdrak: Anlamak Fakir: Herşeyin Allah’a ait İdrak-i meal: Anlama olduğunu anlamış insan kabiliyeti78 Felekiyât: Gezegenler ilmi İfnâ: Fani olma, yok olma Feraset: Bir şeyin iç yüzünü İfrat: Aşırıya kaçmak görebilme kabiliyeti İhlas: Samîmiyet Fer’î: Asıl olmayan, İlme’l-yakîn: Bir şeyi teferruatla ilgili hakkında bilgi edinmek Feylosof: Felsefeci sûretiyle bilmek Fıkıh: slam hukuku İlm-i lahi: lahi ilim Galibilik: Kadir-i Rufai İlm-i zahir: Madde ilmi, tarikatının birleşiminden dünya hayatı ile ilgili Galip Kuşçuoğlu’na verilen ilimler bir kol İltimas: Tolerans Gavs: nsanlara darda İnta: Son kaldıklarında yardım eden İnd-i lahi: Allah katında kişi, tasavvuf önderi İrfaniyet: Okuma yazmaya bağlı olmayan ilim, Ariflik Gavsü’l-A’zam: En büyük İrşad: Yol göstermek yardım edici, tasavvufta en İrtihal: Göçmek, ölmek büyük makâmın sâhibi, İstihza: Alay etmek Abdülkâdir Geylânî Haz. Kaal: Laf, söz Gayb: Görünürde olmayan Kaal imtihanı: Sözlü imtihan
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEPKasd-ı lahi: Allah’ın maksadı Muhammed kbal:Kesafet: Yoğunluk Pakistan’ın maneviKesbi: Kulun çalışmasına kurucusu bağlı Musahhar: Emrine verilmişKevn: Madde Mutasavvıf: Tasavvuf ilminiKevnî hakîkat: Madde ilmi bilen kişi ile ilgili gerçekler Mutmain: Huzura ulaşmışKisbe: Elbise, görüntü Müdrik: drak edenKüll: Tamamı, hepsi, bütün Müntesib: Bir dergahaKülli rade: Allah’ın iradesi bağlanmışKütüb-i Sitte: Hz. Mürşid: Yol gösteren, Peygamber’in sözlerini aydınlatan toplayan en güvenilir altı Mürteci: Geçmiş zamana hadîs kitabı göre hareket edenLa-din: Din dışı Müşvik: YakınLafız: Kelam, söz Mütekâmil: Daha gelişmişLahut alemi: Manevi Müttakî: Allâh’ın emirlerini alemlerden titizlikle yerine getirenLutuf: Bağış, ihsan kimse 79Mağfiret: Affetmek Mütmain: Takva sahibi,Mârifet: Bilgi, Allâh’ı bilme Allah’tan sakınan onunMasiva: Onun haricinde olan emirlerini titizlikle yerine herşey getirenMekârim-i ahlak: Güzel Nâ-ehil: Ehil olmayan, işi ahlak bilmeyenMenasik-i Hac: Hac Nâfi: Faydalı ibadetinin rükünleri Nâib: Veki, tarikatte birMensup: Bir yere intisab görevli etmiş bağlanmış Nasrani: HristiyanMeşrep: Mîzâca uygun yol, Nazargah: Nazar edilen tarz bakılan yerMeta: Arapçada madde nesne, Nedîm-i lâhî: Allâh dostu, latincede üst, öte O’na yakın kişiMetafizik: Fizik kânunlarının Nefsânî: Nefse bağlı, nefsin dışında olan isteğiMezhep: Yol, dînî mezhepler Nehiy ani’l-münker: Kötülükten men etmek, kötülüğe engel olmak
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEP Neşv ü nemâ: Serpilip, Tân etmek: Eleştirmek, gelişme Kötülemek Nıfz: Yarım, yarısı Tarîkat: Yol, Allâh’a götüren Nükeba: Tarikatta nakiflikten yol sonraki görev Tasarrufat: Tasarruflar, Ruhânîyet: Ruh, mânevî güç icraatlar, manevi yardım Sabiiler: Sabi dini mensupları Tazarru Niyaz: Yalvarma Sail: Dileyen, isteyen Te’vil: zah, yorum Salah: Kurtuluş Teberrük: Karşılıksız Salik: Tarikata yeni girmiş bağışlama Sarih: Apaçık belli net Tecelli: Zuhur etme, görünme Sây-i gayret: Çalışıp, Tefekkür: Düşünce, düşünme çabalama Tefrit: Aşırı derecede Settari’l Uyub: Allah’ın kısıtlamak ayıpları örten sıfatı Tekvin: Yaratmak Sıklet: Ağırlık Temâşa: Seyretme Silsile-yi Mertaib: Tarikatte Temâyüz: Öne çıkma, Hz. Peygambere kadar belirme80 uzanan silsile Tenakus: Çelişki Suhuf: Sayfalar, bazı Tesânüh: Bedenin bir Peygamberlere inen ilahi bedenden bir bedene sayfalar girmesi inancı Süflî: Aşağı dereceden Tenezzülen Zuhur: Sürveyan: nşaat sorumlusu Merhametinden dolayı teknikeri yapmak Şakî: Allâh’a inanmayan Tenzih: Allah’ı noksanlıktan Şecere: Soy, sülale uzak görmek Şedit: Şiddetli Tetebbuh: Okuma-yazma, Şeriat: Din kânunları araştırma Şeriat-i garrâ: Aydınlık, Tevatür: Nesilden nesile parlak yol, Hz. aktarılan doğru bilgi Muhammed’in şeriatı Tevessül: Aracı edinmek, Şerik: Ortak vesîle edinmek Tahkiki man: Gerçek iman Tevhîd: Birlik bir olmak Taklidi man: Şekilsel iman Vahhabi: Tasavvuftaki ve Takvâ: Allâh’ın emirlerine dindeki bazı icraatlara karşı titizlikle uymak çıkan zahire çok önem veren akım
    • HZ. KUR’AN’DA TESETTÜR HİCAP VE EDEPVarid: Allah’tan gelen ilhamlarVârisü’n-Nebî: Hz. Peygamber’in vârisiVecibe: Sorumluluk, görevVera: Yeme içme giyme vs. de dini hassasiyetVehbi: Allah’tan gelen kulun çalışmasına bağlı olmayanYed-i Kudret: Kudret, kudret eliYıpıltı: ParıltıZahir: GörünenZebul: Zayıf, güçsüzZehap: Yanlış düşünce, zanZelle: Ufak suçZeval: Yokolmak, kaybolmakZikir: Anmak, Allâh’ı ziketmek 81Zuhur: Görünmek, ortaya çıkmakZü’l-Cenâheyn: ki kanat sâhibi, hem şerîati, hem de tasavvufu bilen
    • Mürşit Tertib-i lahi: Varüsün Nebiy nedimi ilahi evliya, mensub olduğu Peygamberlerinin şeriatınımanasını tahrip etmeden yaşantı ve uyarısını günahı kebairler 83 dışında, asra uyumlu mana vazifelisi verilmiş kişiye Mürşit denir!..Bu sahih Mürşitlere biat etmek Peygamberlerine biat etmekten farklı değildir.