Can Akin Global warming Merhamet

1,572 views
1,474 views

Published on

Can akın mr akin şair şiir poet dichter poeta поет сăвăç bardd digter ποιητής poète 诗人詩人 poetry şer poesie 詩歌 詩 poésie poesía photograph fotografie fotografische bild 相片 foto בילד fotoğraf مايكروسوفت أوفيس باوربوينت microsoft powerpoint slayt slideshows slide 維基百科 自由的百科全書 youtube video turkey türkei turquie turchia turquia exhibition ausstellung mostra exposición

Published in: Business
0 Comments
0 Likes
Statistics
Notes
  • Be the first to comment

  • Be the first to like this

No Downloads
Views
Total views
1,572
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
19
Actions
Shares
0
Downloads
30
Comments
0
Likes
0
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Can Akin Global warming Merhamet

  1. 1. KÜRESEL ISINMA SEVGİ BİLİNCİ  III ŞEFKAT VE MERHAMET NİLGÜN NART / CAN AKIN KÜRESEL BİLİNÇ DEĞİŞİM GRUBU
  2. 2. Küresel Felaketlerin durabilmesi ve Dünyanın tekrar dengesine kavuşabilmesi için Küresel Bilinçlenmenin veya Bilinç Değişiminin gerçekleşmesi gerekmektedir. Dünyada insanlığı oluşturan her insanın tarafından üretilen ve eyleme dökülen düşüncelerin, arzuların, isteklerin gezegeni küresel felaketlere hazırladığı açıkça görülüyor. Buradan da şunu anlıyoruz ki; yeryüzündeki Toplumsal Bilincin bilinçlenmesi gerekiyor. Fakat Bilinç bilinçtir. Bilinç farkındalık demektir. Kısaca bir şeyi fark etmektir. Ve Farkındalık bir şeyin veya nesnenin veya düşüncelerin arzuların üstüne odaklanmaktır. Farkındalık nesneyi fark ettiği anda Bilinç oluşur. Burada bilincin bilinçlenmesi diye bir şey söz konusu değildir. Ancak diğer adı farkındalık olan bilincin üzerinde olduğu olguları nesneleri anlayışları veya sınırları inançları her nereye odaklanıyorsa "onları" ve onlar ile kendisi arasındaki "ilişkiyi" değiştirmesinden bahsedebiliriz. Farkındalığın odaklandığı nesne veya olguları bırakıp başka nesne ve olguların üzerine odaklanmasına veya onlarla olan ilişkisinin şeklini değiştirmesine Bilinç değişimi denir. Biz Dünya İnsanlarının Farkındalığı Kazanan-Kaybeden olgusundan, "enlerin" ve "daha çokların nasıl elde edileceğinden, bizi değerlerinden ayıran, onları sevmemize ve kendimiz gibi bilmemize engel olan her türlü inancın nefretin- kinin- öfkenin üzerinden, maddenin esaretinde tutan tüketim alışkanlıklarımızdan çekmeliyiz. Farkındalığımızı "sevgiye" "kazan kazana", "paylaşmaya", birlikte dünya gezegeninde daha huzurlu ve mutlu nasıl yaşayabileceğimiz olgusuna çevirmeliyiz "Çünkü düşleriniz ve düşünceleriniz geleceğinizi yaratır." "İnsanın hayatı, insanın hayalidir." Gide Toplumsal Bilinç Değişiminin; dünyanın kapısına gelmiş felaketleri durdurması, dünyada olmakta olan ve daha da şiddetleneceği belirtilen Küresel felaketleri azaltması ve dünyayı dengelemesi gerekmektedir.
  3. 4. Küresel Isınmadan bahsederken nedense sürekli fabrikaların sanayinin çok uluslu üretim şirketlerinin alması gereken önlemlerden, onlara verilecek cezalardan,  çevreyi kirletenlere uygulanacak yaptırımlardan ve üretim sonucu açığa çıkan gazların ve atıkların ne yapılacağından ve hatta bu atıkların ticari olarak değerlendirilmesinden bahsediliyor. Atıkların ticari olarak değerlendirilmesinin konuşulması ise apayrı etik ile ilgili bir sorun. Ancak ve ancak atık maddeleri üreten fabrikalara, sanayiye, kuruluşlara ve kişilere cezalar verilirse, yaptırımlar uygulanırsa ve uluslar arası anlaşmalar imzalanabilirse Küresel Isınmanın durdurulacağına ve felaketlerin önüne geçilebileceğine inanılıyor. Tabiî ki önlemlerin alınması, yaptırımların uygulanması, atık madde üreten yerlerin cezalandırılması gerekmektedir. Anlaşmaların ve işbirliklerinin sağlanması Küresel Isınmanın ve Küresel felaketlerin durdurulması için şarttır. Fakat sorun şuradadır. Uluslararası işbirlikleri, anlaşmalar, imzalar, önlemler, yaptırımlar, cezalar yeterli midir? Ve en önemlisi de ceza ve yaptırımlar Toplumsal Bilincin değişimi için yeterli midir? Atık madde ve zararlı gaz üreten kuruluşların patronlarına ve çevreyi kirleten diğerlerine kesilen cezalar uygulanan yaptırımlar, ilgili kişilerin akıllarını birden bire başına mı getirecek. Neye ve nasıl zarar verdiklerini birden bire fark etmeye mi başlayacaklar. Veya çevreyi kirleten üretimlerini ve tutumlarını nasıl değiştirecekler. Ve nasıl temiz bir üretim yapacaklar. Bu mümkün müdür? Şu an dünyada ki atık üretimi ve ticareti besleyen, Tüketim Alışkanlığının çılgıncasına reklam ve ihtiyaç olmayan nesnelerle bombardımana tutulmasının önüne nasıl geçilecek
  4. 6. Dünyada üretilen her mal, dünya toplumu tarafından satın alınsın diye üretiliyor. Ve pazarlama stratejilerinde hedef kitleden bahsediliyor. Globalleşen dünya ekonomisinde hedef kitle bütün dünya toplumudur. Sahte ihtiyaçlar yaratılıyor. Üretim ve pazarlama şirketleri; bizlere, ihtiyacımız olmayana ürünleri pazarlamak için, peşimizde  çılgıncasına bir araştırma içindeler. Ve Ürünlerini bilinçaltımıza atmak ve şartlanma yaratmak için inanılmadık  reklam modelleri yaratılıyor. Gidiyoruz ve ürünleri satın alıyoruz. Nedenini sorgulamıyoruz bile. Tıpkı yeniden programlanabilen robotlar gibiyiz. Üreticiler bile bizi, bizden daha iyi tanıyor. Artık biz, biz değiliz. Satın aldığımız ürünlerin, bize ne şekilde hizmet ettiğini, ne anlamda faydası olduğunu, bize ve çevreye zararlı olup olmadığını gerçekten sorgulamıyoruz. Ve insanlar kendi gerçek ihtiyaçlarının dışında yaratılan tüketim alışkanlığının kurbanı oluyor. Daha çok daha çok kazanması gerekiyor. Para kazanması için daha çok başarılı olması gerekiyor. Daha başarılı olması için diğerlerini geçmesi gerekiyor.vs. Daha çok kazanırsa daha çok tüketebilir. Daha çok kazanmak, daha çok tüketmek demek. Daha çok tüketmek daha fazla üretim demek Daha fazla üretim, daha fazla çevresel kirlilik ve Küresel Felaketlerin daha hızlı bir şekilde yaklaşması demek. Sonuçta küresel kirlilik ve küresel ısınma hızla tırmanmaya devam edecek. Her birimizin daha çok tüketmeyi, daha çokları istemeyi, aynı alışkanlıkları ve inançları sürdürmeyi devam edişimizde, küresel felaketlere bir davetiye daha çıkarılacak. Kısır döngü dönüp gidecek.
  5. 8. Dünyada yaşanan her şeyden kendi adımıza sorumluyuz. *Sanayi patronlarının, çevreyi kirleten fabrika kapılarına kilit vuracağını sanıyorsunuz yanılıyorsunuz. *Silahı ve savaş teknolojisini üretenlerin, artık silah üretmeyeceklerini ve tehlikeli nükleer denemeler yapmayacağını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. *Dünyayı yönetenlerin hepimizin, bütün dünyayı düşünerek hareket ettiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Neden mi? Çünkü SİZ değişmediniz. Çünkü sizin bilincinizin içeriği ve ilişkileri değişmedi. Çünkü tüketim alışkanlığınız, arzularınız, istekleriniz, beklentileriniz, inançlarınız, sınırlarınız değişmedi. Toplumsal Bilincin değişmesi için önce SİZİN değişmeniz gerekiyor. "Dünyada görmek istediğiniz değişiklik ne ise o olun" Mahatma Ghandi Şu ana kadar yapılan nükleer denemelerde Dünya ve üzerinde bulunan bütün canlıların ve sistemlerin, Dünyanın Çekirdeğinin ve yörünge konumunun ne kadar zarar görmüş olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz? Henüz kamuoyuna yansımamış gizli bölgelerdeki yeraltı laboratuarlarında bilim adamlarının nelerle uğraştıklarını biliyor musunuz? Ürettikleri biyolojik silahlardan ve teknolojilerden, oyun oynadıkları atomlardan, radyo aktif maddelerden ve bunlarla ilgili yapılan deneylerden haberiniz var mı?.
  6. 10. Bu teknolojileri üretilmesine vesile olan finansöründen, araştırmacısına yöneticisinden pazarlamacısına, ne yapacağız? Bu kişilere nasıl bir ceza keseceğiz? Ne tür bir yaptırım uygulayacağız? İnsanoğlunun beyninin içindeki korkunçluktan, açgözlülükten, kokuşmuşluktan, nefretten, erdemsizlikten, sıradanlıktan çekişmeden ve kargaşadan ve açgözlü egosundan nasıl emin olabiliriz? İnsanların "henüz ortaya çıkmamış" açgözlü ve yıkıcı sonuçlar üretecek düşüncelerine ve isteklerine, ruhuna da ceza verebilir miyiz? Nereye kadar ceza kesip yaptırım uygulayabiliriz? Her bir İnsanın Ruhunun bekçiliğini nasıl yapacağız? İşte tam burada Toplumsal Bilincin tek tek dünya toplumunu oluşturan her bireydeki değişimin zorunluluğundan bahsedebiliriz. Hepimiz tek tek bilincimizi değiştirmezsek Küresel Felaketleri yaratan aynı Toplumsal Bilincin düşüncelerini ve eylemlerini üretmeye devam edeceğiz. Tıpkı sonuna kilitlenmiş bir robot gibi. Her birimiz  tek tek İnsanlarla hayatla ile ilişkimizi düşüncelerimizi, isteklerimizi, inançlarımızı, sınırlarımız, kalıplarımız, yargılarımızı, tanımlarımızı değiştirebildiğimizde Toplumsal Bilinci, dolayısıyla Dünyanın Kaderini de değiştirebileceğiz. Bu değişimi yaratabilmek için önce içimize ve kendimize cesurca bakabilmeliyiz. Her şeyin daha daha fazlasını istemekten, yalnızca kendimiz için istemekten vaz geçmeliyiz. Diğerlerinin Varlığını içimize sindirmeliyiz. İçimizdeki isteklerin ve arzuların kargaşasını görebilmeliyiz. Kalıplarımız, şartlanmalarımız yargılarımızı ve nelerin" Gerçek Biz" olduğunu fark edebilmeliyiz. Nelerin bizde kalacağına ve nelerin değişmesi gerektiğine dışardan etki almadan dürüstçe ve pozitif bir Ruh Eğilimiyle karar verebilmeliyiz.
  7. 12. Seçimlerimizde ve ilişkilerimizde beklentilerimizde etki-tepki kanunlarının dinamiklerini fark ederek ve bu dinamiğin dışına çıkarak gerçekleştirmeye çalıştığımız Sevgi Bilincine geçişimizi yapabilmeliyiz. Kalıp olarak sunulan yaşamlardan- özgür yaşamlara geçebilmeliyiz. Değişmekten ve değiştirmekten korkmamalıyız. Çünkü Toplumsal Bilincin değişimi her birimizin içindeki değişime bağlıdır. Koşulsuzca vermeyi ve paylaşmayı, diğerlerini de kendimiz olarak bildiğimizde ve Dünyayı; bizim için de yaşadığımız  bir Bütünm Organizma olarak kabullenebildiğimizde yapabiliriz. Vermeyi ve paylaşmayı, diğerlerini ve Dünyadaki yaşamı yeniden sevmeyi öğrenebildiğimizde başarabiliriz. Sevmeyi her birimiz kendimiz adına içimizde duygularımızda düşüncelerimizde ve ruh hallerimizde dengelenebildiğimizde başarabiliriz. Dengelendiğimizde kendimizi severiz. Her halimizi kabullenebiliriz. Kendini kabul etmek her halin içsel olarak görülmüş olması demektir. Kendini seven insan diğerlerini de sever. Kendini sevmeyen insan diğerlerini de sevemez. İçinizde ne varsa, siz dışınızda da onu görebilirsiniz. Siz, siz de olmayanı asla göremezsiniz. Kendinizde sevgiyi bulun ki onu bütün insanlarda ve doğada da görebilin. Ve bu sevgiyle, sevginin bilinciyle, zararsız doğa ve diğerleri için "zararsız" hale gelebilin. Dengelenmek; kendi içimize, zihnimize duygularımıza, isteklerimize, açgözlülüğümüze, nefretimize, kendimizle ilgili her türlü hislerimize, kısaca imaj olarak oluşturulmuş kişiliğe korkusuzca bakabildiğimizde ve bizde olmakta olanı dürüstçe net bir şekilde görebildiğimizde ortaya çıkan bir merkezlenme ve ruhsal olarak doygunluk halidir.
  8. 14. Ve siz dürüstçe bakabildiğinizde içiniz, yapılması gerekeni içsel olarak bilirsiniz. Ve sizin içinize dürüstçe bakabilmeniz ödülü size huzur olarak yansır. Siz huzur duydukça daha çok içinize bakabilirsiniz. Buda daha çok dengeye gelmek demektir. Ve bu da olgunluktur. Olgunluğun geçen yaşlarla ilgisi yoktur. Olgunluk idraklerle ve kendi içinizde size ait gerçekleri görmekle ve "Kendi Gerçeğiniz" olup olmamanızla alakalıdır. İçinizde ki değişimle birlikte, dışınızda değişmeye başlarsınız. Değişiminiz yaptığınız seçimlere ve aldığınız kararlara yansır. Yaptığını seçimler ve aldığınız kararlar artık diğerlerini ve dünyayı da içine alan karalar olur. Siz değiştikçe; ilişkileriniz, çevreniz, alışkanlıklarınız, inançlarınız, sınırlarınız da değişmeye başlar. Ve siz Sevgi Bilincine evrilirsiniz. Sevgi Bilincine Evrimle sürecini herkes kendi adına yaşarken en büyük yardımcınız içinizde kendinize ve diğerlerine ve dünyaya karşı göstereceğiniz şefkat ve merhamettir. Değişim Sürecinizin, şiddeti ve acısı, şefkat - merhamet duygularınızı ve yeteneğinizi geliştirdiğiniz oranda azalır. Şefkat; kendinizin ve diğerlerinin değişim süreçlerine ve olmakta oldukları kişi olabilmelerine izin verebilme ve bütün bunları yaparken de dengenizde kalabilme gücü ve yeteneğidir. Kısacası Şefkat ve merhamet bir ruh hali veya ruh duruşu olduğunda süreciniz hızlanır. Şefkat ve merhamet hisleri diğerlerini ve dünyayı sevebilme ve sayabilme gücünüzü besler. Ve siz Sevgi Bilincine evrildiğiniz zaman eskisi gibi dünyayı kirletecek, felaketlere sürükleyecek tüketimlerin üretimlerine neden olamazsınız. Hassas bir terazi gibi olursunuz. Dünyadaki herkes şefkati ve merhameti yeteri kadar hissedebilirse ve yaşamanın her alanına düşüncelerine, eylemlerine yansıtabilirse, dünyada ne savaşlar olur ne de savaş teknolojileri. Ne açlık ne kıtlık ne de felaketler olur.
  9. 15. NİLGÜN NART / CAN AKIN KÜRESEL BİLİNÇ DEĞİŞİM GRUBU Mr _ canakin @ yahoo . co . uk Mr _ canakin @ hotmail .com KÜRESEL ISINMA YAZILARIMIZ İÇİN, İNTERNET BAĞLI İKEN TIKLAYINIZ… http://www.turklider.org/TR/EditModule.aspx?tabid=1038&mid=8373&ItemID=4905&ItemIndex=9 BAŞKA GİDECEK DÜNYAMIZ YOK LÜTFEN, HERKESE GÖNDERİNİZ… ZİNCİRİ BOZMAYINIZ… Ve SİZ değiştiğiniz için Toplumsal Bilinç değişir. Toplumsal Bilinç değiştiği için üretim modelleri değişir. Üretim modelleri değiştiği için Küresel Isınma ve Dünya dengeye gelmeye başlar Dünya dengelenmeye başladığı için siz türünüzün ve üzerinde yaşadığınız gezegenin kaderini değiştirmiş olursunuz. Ve siz, size öğretilenlerin, kaderinizin kölesi değil, Efendisi olursunuz. "Varolan, türlerin en güçlüsü değildir, en zekisi de değildir. Hayatta kalan değişime en çok ayak uydurabilendir."  Charles Darwin

×