Etik Kavramı ve Bir Sivil Toplum Kuruluşunun Etik Anlayışına İlişkin Bir Uygulama

4,781 views

Published on

Etik Kavramı ve Bir Sivil Toplum Kuruluşunun Etik Anlayışına İlişkin Bir Uygulama

Published in: Education
1 Comment
1 Like
Statistics
Notes
No Downloads
Views
Total views
4,781
On SlideShare
0
From Embeds
0
Number of Embeds
5
Actions
Shares
0
Downloads
0
Comments
1
Likes
1
Embeds 0
No embeds

No notes for slide

Etik Kavramı ve Bir Sivil Toplum Kuruluşunun Etik Anlayışına İlişkin Bir Uygulama

  1. 1. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İŞLETME FAKÜLTESİ İŞLETME İKTİSADÎ ENSTİTÜSÜ İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMIETİK KAVRAMI VE BİR SİVİL TOPLUM KURULUŞUNUN ETİK ANLAYIŞINA İLİŞKİN BİR UYGULAMA DANIŞMAN: DOÇ. DR. FATİH SEMERCİÖZ HAZIRLAYAN: EVRİM GÖZENER - 772 OCAK 2008 i
  2. 2. İşletme Fakültesi İşletme İktisadî Enstitüsü 772 no’lu öğrencilerinden EvrimGÖZENER’in bitirme tezi olarak yaptığı “Etik Kavramı ve Bir Sivil ToplumKuruluşunun Etik Anlayışına İlişkin Bir Uygulama” başlıklı çalışması, 10.01.2008tarihinde, değerlendirilerek başarılı bulunmuştur.Danışman:Doç. Dr. Fatih SEMERCİÖZ ii
  3. 3. ÖZ Bu çalışma, etik kavramının teorsinin ve kâr amacı gütmeyen bir işletmedeuygulanma süreçleri ve model olarak Türk Kardiyoloji Derneği’nin etiksel kararverme ve yaptırım dayanaklarını mercek altına almayı amaçlamaktadır. Günümüzde etik, ahlâk felsefesi içinde önemli yeri olan; işletmelerde kararverme, uygulama, vizyon, misyon ve işletme stratejilerinin her aşamasında var olanbaşlı başına bir uygulama alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu uygulamalariçinde etik; karar vermeden strateji geliştirme ve eylemlendirmeye, işletme içi analiz,sorun ve avantajlarından, dış çevre fırsat ve tehditlerini tanımaya kadar heraşamada belirleyici bir unsurdur. İşletme kararlarıyla işletme kültürünün içinde yadsınmaz bir parça olan etik,uyumsal yaptırım ve kuralların analiziyle ortaya çıkan, uygulamada sistematiğiişletme kültürünün adeta bir parçası olarak görmemizi sağlayan kurallar bütünüdür. Bu çerçevede, ilk olarak ahlâk, etik, işletmeler için etik bilincin önemi veetiksel karar verme, uygulama ve işletme çıktı aşamalarındaki kavramsal niteliği veyazında yer alan makale ve çalışmaların incelenerek atıflandırılması söz konusuolacaktır. İkinci aşamada, etik kodların kâr amacı gütmeyen bir işletme örneğindene şekilde uygulandığı ve yaptırımlandırıldığı mercek altına alınacaktır. Son olarak,örnek model üzerinden kâr amacı gütmeyen işletme uygulamalarında karşılaşılançözüm yolları ve çözüme giden karar raporlarını incelenerek etik kodların modelişletme üzerindeki etkileri ve hadise çözümlerindeki katkıları ile örneklendirilecektir. iii
  4. 4. ÖNSÖZ Bu çalışmanın amacı, etik kavramlarının kâr amacı gütmeyen bir işletme olanTürk Kardiyoloji Derneği yapısı içinde araştırılmasıdır. Kâr amacı güden ve gütmeyen işletmelerde, stratejik varlığın işletmekazanımları, işletmenin saygınlığı ve varlık sebebinin devamlılığını sağlayacağınısavunan bu çalışmanın birinci bölümünde, ifade edildiği gibi, etik kodların kavramsalanalizi açıklanacaktır. Bilindiği gibi, literatürde etik ve ahlâk kavramı neredeyseözdeş kullanılmakta ancak uygulamada farklılık arz etmektedir. Dolayısıyla,öncelikle bu iki kavramın kargaşalığını çözmek üzerinde durulacak, tümdengelimselbir yöntemle etik kavramını işletme etiği, tıp bilimi içerisinde etik ve hekimlikte etikbilinç konularıyla harmanlandırılacaktır. Bir sonraki aşamada ise, yazında TKDtüzüğü ve TKD alt birimlerinden olan Etik Kurul yönetmeliği ve uygulamalarınınincelenmesi, dirsek temasında olduğu Türk Tabipleri Birliği Kanunu ve DerneklerKanunu masaya yatırılarak TKD’nin gerek kendi içinde gerekse üyelerine uyguladığıkurallar bütünü ve yaptırımları incelenerek örneklendirilecektir. İfade edildiği gibi; çalışmada, Türk Kardiyoloji Derneği tüzük veyönetmelikleri, Türk Tabipleri Birliği tüzük ve kuralları ve Dernekler Kanunu’nun etikkavramını teorik ve pratikte içeren maddeleri incelenmiştir. Söz konusu maddelerinTürk Kardiyoloji Derneği çalışmalarındaki fonksiyonları mercek altına alınmıştır. Şüphesiz ki, her işletme günümüz koşullarında verimli olarak sürekliliğinidevam ettirebilmek ancak yeni açılımlara uygun davranış modelleri geliştirerekaktörlerin stratejik kararlarıyla hedeflerini hayata geçirebilmektedir. Nedeni,işletmeler ancak öngördükleri stratejik kararların niteliği ile dinamik pazarkoşullarında var olabilmektedirler. Şayet, işletme kararlarının etkileşenleri tatminkârseviyede değilse, işletme ve aktörlerinin öngörülerindeki uygulamalar sınırlı birçerçevede kalacaktır. Bir başka değişle, bu çerçeveyi genişletmek kararların etikdavranışa uygunluğu ve karar verme sürecinin her aşamasında var olması ilemümkün olabilecektir. iv
  5. 5. Diğer taraftan, etik kurallar ile işletme misyon ve vizyonu örtüştüğündekarşımıza stratejik düşünen ve hedeflerine ulaşmada ilkeli tavırların eylemlendirildiğive bu eylemlerin devamlılığının sağlanacağı bir yönetim biçimi karşımıza çıkacaktır. Bu çalışmanın literatürde “etik” konusunda nadir bulunan kaynaklarıniçerisine bir tuğla olarak gireceği umut edilmekte, etik konulu çalışmaların güngeçtikte artacağı öngörüsü ile bilgilerinize sunulacaktır.Evrim GÖZENEROcak 2008 v
  6. 6. TEŞEKKÜR Çalışmamın her aşamasında desteklerini yanımda hissettiğim emekli ilkokulöğretmeni annem Türkay Gözener ve örnek bir bürokrat olan babam BakiGözener’e; çalışmalarımda profesyonel işletmecilik tecrübesi ve birikimi ile yolgösteren Sayın Ahmet Ünver’e; çalışma hayatı ile birlikte öğrencilik yaşamımısürdürme çabalarımı göz ardı etmeyerek derslerinde farklı bakış açıları vedanışmanlığında hoşgörüsü ile Sayın Fatih Semerciöz’e teşekkürlerimi sunarım. Vicdanımın sesini dinlemeyi kendi yaşamlarıyla örneklendirerek öğretenannem Türkay Gözener ve babam Baki Gözener’e.Saygılarımla. vi
  7. 7. İÇİNDEKİLERÖZ..............................................................................................................................ivÖNSÖZ.......................................................................................................................vTEŞEKKÜR...............................................................................................................viiİÇİNDEKİLER...........................................................................................................viiiŞEKİL LİSTESİ...........................................................................................................xTABLO LİSTESİ..........................................................................................................xGİRİŞ..........................................................................................................................1BÖLÜM I.....................................................................................................................3 Etik ve Etikle İlişkili Kavramlar : Etik - Ahlâk Ayrımı........................................3 1.1. Ahlâk.............................................................................................3 1.2. Etik................................................................................................7 1.3. İşletme Etiği................................................................................10 1.4. Etik Kodların Tanımı ve İçeriği....................................................15 1.5. İşletme Yönetiminde Etik............................................................16 1.6. Tıp Etiği.......................................................................................22 1.7. Etik ve Hekimlik..........................................................................25 1.8. Sivil Toplum Kuruluşları ve Etik..................................................27BÖLÜM II..................................................................................................................32 TKD’de Etik...................................................................................................32 2.1. Türk Kardiyoloji Derneği (TKD)...................................................32 2.2. Türk Kardiyoloji Derneği Tarihi...................................................33 2.2.1. Bir Organizasyon Olarak TKD (Organizasyon Şeması).........................................................35 2.3. TKD’de Etik.................................................................................36 2.4. TKD’nin Üyelerine ve İlişki İçinde Olduğu İşletmelere Karşı Etik Anlayışı..............................................................................38 2.5. Hekimler Arasındaki İlişkilerde Etik.............................................39 2.5.1. Meslektaşlar Arasında Saygı.......................................41 2.5.2. Mesleki Dayanışma......................................................41 2.5.3. Yetkinlik Dışı Faaliyet Yasağı.......................................42 2.5.4. Odaya Bildirme Yükümlülüğü.......................................42 2.5.5. Konsültasyon................................................................42 vii
  8. 8. 2.5.6. Hekim ve Hasta Hekim İlişkileri....................................43 2.5.6.a. Rıza ve “Aydınlatılmış Onam”........................44 2.5.6.b. Yüksek Sağlık Şurası....................................44 2.6. Bilimsel Araştırma ve Yayınlarda Etik.........................................45 2.7. Medya İlişkilerinde Etik...............................................................47 2.8. Hekimler ve Sanayi Kuruluşları Arasında Etik............................50 2.9. Alternatif Tıp Yöntemleri ve Etik.................................................51 2.10. TKD Etik Kurul İncelemelerinin Sonuçları.................................53 2.11. Türk Kardiyoloji Derneği Genel Müdürü (CEO) İle Söyleşi.......55SONUÇ.....................................................................................................................61KAYNAKÇA..............................................................................................................63EKLER......................................................................................................................68 Ek.1. Tıbbı Deontoloji Tüzüğü.......................................................................69 Ek.2. TTB Hekimlik Meslek Etiği Kuralları.....................................................80 Ek.3. Türk Kardiyoloji Derneği Tüzüğü..........................................................91 Ek.4. “Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi” Dergisi Yayın Yönetmeliği..............101 Ek.5. Türk Kardiyoloji Derneği’nin Kardiyoloji Uluslararası Yayınları Teşvik Ödül Programı Uygulaması Esasları...........................................................102 Ek.6. Türk Kardiyoloji Derneği Kardiyoloji Araştırma Destek Fonu Yönetmeliği..................................................................................................104 Ek.7. Türk Kardiyoloji Derneği Genç Araştırmacı Teşvik Ödülü Yönetmeliği..................................................................................................107 Ek.8. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi.............................110 viii
  9. 9. ŞEKİL LİSTESİŞekil 1. Ahlâk, Değerler ve Etik Arasındaki İlişkiler...................................................20TABLO LİSTESİTablo 1. Kıyaslanabilir Yönetimsel Değerler.............................................................21 ix
  10. 10. “Üstümde yıldızlı gök,içimde ahlâk yasası”. Immanuel Kant
  11. 11. Giriş Sivil toplum kuruluş sayılarının gittikçe çoğaldığı günümüzde, gerek ticarigerekse gayri ticari işletme yapılarında hızlı bir değişim yaşanmaktadır. Bu hızlıdeğişim çerçevesinde sorunlar ve bu sorunların içinde “etik” yer almaktadır. Geçerliliğinin gittikçe önem kazandığı “etik” kavramının gerçekte ne anlamifade ettiğini bulmak zihinlerde anlam benzerliğine yol açan “etik” ve “ahlâk”kavramlarının tanımlarının yapılması ile mümkün olacaktır. Yaşamın getirdiği dinamik olgular çağımızda bireylerin davranışa ilişkinkaygılarına neden olur. Bu nedenledir ki “yapabilir olma”nın her durumda “yapma”yaizin verip veremeyeceği ya da yapmaya bir gerekçe sağlayıp sağlayamayacağısıkça sorgulanmaktadır. Etik anlayışının İşletme yönetimi ve kültürüne sindirilmeninöneminin yaşamsal önem kazandığı günümüz yönetim stratejilerinde kimisektörlerde karşılaşılan etik sorunların artmasının ya da artan sorunların farkınavarılmasının bir sonucudur. Özellikle sivil toplum örgütlerinin örnek davranış modeli yansıtmasıgerekliliğinden, etik ve ahlâk kavramı ön plana çıkmakta hatta hayati önemtaşımaktadır. Bu nedenle gerek ticari gerekse gayri ticari işletmeler için uygulanmave örgüt kültürüne sindirilme niteliği taşıyan etik, işletmelerin imajlarının belirgin birgöstergesidir. Dolayısıyla, etik konusunda oluşabilecek problemler henüz ortayaçıkmadan yöneticiler problemi engelleyici önlemler almalıdır. Bu da örgüt içinde etikkültürün oluşturulması ile mümkün olacaktır. Bir başka ifade ile, etik işletmeyönetimleri için hayatidir ve yöneticiler etik değerleri kurumsallaştırıcı çalışmalardabulunmalıdır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ahlâk, etik kavramıyanında işletmele etiği, etik kodların tanımı ve içeriği, işletme yönetiminde etik, tıpetiği, etik ve hekimlik, sivil toplum kuruluşları ve etik başlıkları irdelenecektir. Ahlâkve etik kavramının tanımı ve amlamlaştırılması üzerine yapılan araştırmalardagörüldüğü üzere, aslında birbiri için geçmiş olan ahlâk ve etik kavramı tanımlanacak,aralarındaki farklılık mercek altına alınacaktır. 1
  12. 12. Çalışmanın örneğinin sunulduğu ikinci bölümde, içinde bulunduğu sektördeulusal ve uluslararası arenada kâr amacı gütmeyen bir örgüt olan ve yönetimde etikdeğerlerin öneminin vurgulanması bilinci ile işleyişteki planlama, organize etme,yürütme, kontrol ve tüm bu fonksiyonların içinde yer alan koordinasyona etikseldavranışı sindiren Türk Kardiyoloji Derneği’nin etiğe bakışı ve etik konusundakiçalışmaları dillendirilecektir. Şüphesiz ki, işletme fonksiyonları içinde etik kavramını sindirmek başlıbaşına bir iştir ve üretimdeki hızı etkileyebilir. Ancak yine bilindiği üzere, gerek ticarigerekse gayrı ticari işletmeler için kurumsallaşmış etik değerlerden oluşan birsavunma mekanizması işletmenin sektör içinde duruşunu, vizyonunu ve sürekliliğinisağlar. Özetle; bu çalışmada, başta “etik” ve “ahlâk” kavramı olmak üzere, günümüzişletme uygulamalarında yürütülen etik kavramı mercek altına alınarak yaklaşık 50senelik bir geçmişe sahip olan gayri ticari bir kuruluş örneklendirilecektir. Ancak,örnek işletmenin etik bilincin kuruluş aşamasında nasıl ifadelendirildiği yeralamayacak güncel çalışmaları ve kurumsallaşmış etik kültürüne değinilecektir. 2
  13. 13. Bölüm IEtik ve Etikle İlişkili Kavramlar : Etik - Ahlâk Ayrımı Etik ve etiksel bakışı inceleyen bu çalışmanın ilk bölümünde; ilk olarak, etikve ahlâk kavram kargaşasının sınırları çizilecek, daha sonra etik kavramınetleştirilerek işletme etiği kavramına değinilecektir.1.1.Ahlâk "İnsan, ihtiyaçlarını bir çok yoldan karşılayabilir; onların neler olacağını ahlâkbelirler" (Kantar, 2006 : İç Kapak). Çalışmanın olgunlaşması için yapılan gerek Türkçe gerekse İngilizce yayıntaramalarında görüldüğü üzere “etik” ve “ahlâk” neredeyse aynı anlamı yüklenenhatta birbirinin yerine kullanılan iki ayrı kavram olduğu anlaşılmıştır. Etik ve ahlâk,birbirinden farklı anlamları taşıyor olmasına rağmen, bu çalışmada ahlâkı etiktenayırmak yerine aralarındaki farklılık üzerinde durmak gerekliliği sonucu doğmuştur. Ahlâk, bir sosyal bilim dalı olarak toplum içerisinde oluşturulmuş örf veadetlerin, değer yargılarının, normların ve kuralların oluşturduğu sistemin bütününüinceler. Bu sistem; bireyin, grubun ya da tüm toplumun doğru ve yanlışdavranışlarını belirlemekte ve yönlendirmektedir (Aktan, 2001 : 92 - 93). Başka biranlatımla ahlâk; bir kişinin, bir grubun, bir halkın, bir toplumsal sınıfın, bir ulusun, birkültür çevresinin belli bir tarihsel dönemde yaşamına giren ve eylemleriniyönlendiren, inanç, değer, norm, buyruk, yasak ve tasarımlar toplulugu ve ağidir(Özlem, 2004 : 14 - 15). Ahlâktan belli bir grupta, belirli bir zamanda geçerli olandeğer yargıları sistemi, “iyidir”, “kötüdür”, anlaşılır. Meslek Ahlâkı bağlamındakiahlâk’tan kastedilen, belirli bir meslekte - özellikle doğrudan doğruya insanla ilgili birmeslekte-, uyulması gereken davranış kuralları anlaşılır. Bu kurallara da dünyanınneresinde olunursa olunsun (belirli bir çevreye bağlı olmaksızın), bu mesleği yapanherkesin uyması istenir (Kuçuardi 1997 : 32). 3
  14. 14. İş hayatında “ahlâk” kavramı yerine “etik”, meslek etik ilkeleri veya kurallarıterimleri ile kullanılır. Etik, yasalar ile ilişkili olup, ahlâk ilkelerine ve toplumkurallarına dayanan hukuk ile doğrudan bağlantılıdır. Yasalar ahlâk ve toplumkurallarına dayandığından, etik ilkelerle toplum kuralları kısmen örtüşür. Adalet,ödev, yükümlülük, hak gibi kavramlar hem ahlâk hem de hukuk alanında yer alır.Hukuk, temelde toplumsal yaşam kurallarının, insan yaşamının kutsallığının,bireysel bütünlüğün ve dokunulmazlığın, mülkiyetin siyasal yetkinin tecavüzünekarşı korunmasını içerir (Davran, 2000 : 139 - 152). Etik davranış, yalnızca yasal sorumluluklarla ilgili değildir. Yasal açıdan suçolmayan bir konu etik olmayabilir. Etik bir konu da yasalarda yer almayabilir. Bunedenle etik, bir kavram ve anlayış çerçevesinde ele alınarak uluslararası hukuktave Birlesmis Milletlerde de yer alir (www. tihv.org.tr). “Etik” yunanca “ethos”, “moral” ise Latince “mos” kelimesinden gelir. Dilbilimi yaklaşımına göre, “ethos” ile “mos” arasında bir fark bulunmamakta ancakişleyişte farklı ifadelere atıf yapmaktadır. Ahlâk’ın sınırları çizilmiş bir sosyal yapıda,iyi ve kötü sayılan davranış modelleri olduğu anlaşılır. Böylece ahlâk, davranışmodellerine yönelik farklı değer yargılarının1 bütünü olarak karşımıza çıkar. Başkabir ifadelendirilme ile “ahlâk, bireylerin birbirleri veya dış çevre ile oluşan ilişkilerindekendilerinden “yapmaları istenen” davranışlarla “toplum düzenini sağlayan birkurallar ve normlar bütününü oluşturur” tanımı ile ahlâkın toplumsal bir olgu olduğuifadelendirilmiştir.(http:// www.tspakb.org.tr/toplantilar/paneller/etik/stansal.htm) Her toplumun kendine özgü bir ahlâk anlayışı vardır, bu anlayış kültür, etnikyapı, anane ve zaman gibi birçok değişkene bağlı olup toplumdan topluma hattayöreler arasında ve zaman süreçleri ile doğru orantılı olarak değişerek farklılıkgösterir2. Değer yargıları kültür gruplarına göre değişir. Bir başka ifade ile; değeryargıları, farklı kültür grupları ya da topluluklarında farklı veya aynı kültür grubuiçinde farklı zamanlarda değişebilir.1 Kişilerin belirgin koşullar altındaki ilişkilerinde gözlemlenebilir eylemleri hakkında oluşturulanyargılardır.2 Ancak burada ahlâk kavramı ile adab-ı muaşeret kavramının aynı anlama gelmediğini belirtmekgerekir. Örneğin, toplum içinde bireyin isteyerek kabul edilemeyecek bir davranışta bulunması ahlâkyoksunluğu değil, davranış hatası olarak ifadelendirilir. 4
  15. 15. Ahlâk, “toplumsal bir bilinç, davranış ve ideolojik ilişki biçimi; bir toplumsaloluşuma, sınıfa, kesime özgü, tarihsel ve somut olarak belirlenmiş, bunların belli birtopluluğa, sınıfa, devlete ya da tümüyle topluma olan tutumunu kurallandıran törelgörüşler, değerler, normlar, ilkeler, ilişki ve davranış biçimlerinin tümüdür” (Çalışlar,1983; 10). Ahlâk kelimesi başka bir ifadelendirme ile “ahlâklılık”tır. Ahlâklılık, kültürgrupları birbirinden ayırmaksızın genel geçer doğruları kabul eden bir anlam ifadeeder. Örnek olarak; “insan ayrımı yapmamak”, “grubu ne olursa olsun, eşit koşullaraltında karşımızdakilere eşit muamele yapmak”, “işkence yapmamak” verilebilir.Diğer bir değişle “ahlâklılık” insan değerinin bilgisi, bireyin diğerleri arasındafarklılığını yaratan, bilme, değerlendirme, seçim yapma, eylemlendirme gibideğerlerinin anlamını taşır. Ahlâk kelimesinin diğer bir anlamı ise “etik”tir. Etik, mantık ve ontoloji ilebirlikte felsefenin en eski disiplinlerinden biridir. Etik yapılması gereken biretkinlikten ziyade insana ilişkin ahlâkî sorunlarla ilgili doğrulanabilir ya dayanlışlanabilir bilgiler ortaya koyan ya da koyması beklenen, felsefenin bir altdisiplinidir (Tepe, 1999: 9 - 12). K.E. Goodpaster (1984; 6) ahlâkî sağduyu (moral common sence)isimlendirmesinde pratikte etik değerlerin sınıflandırıldığı kategorizeleştirme aşağıdamaddelendirildiği gibidir; o başkalarına zarar vermekten kaçınma ve başkalarının haklarına saygılı olma, o sözlerine ya da yaptığı anlaşmalara sadık kalma, o kanunlara itaat etme, o yalan söylememe ya da hile yapmama, o başkalarına gelecek zararlara engel olma, o ihtiyacı olanlara yardım etme, o adil olma, o yukarıda sayılan seçenekleri başkalarının lehine güçlendirme Bütün bu tanımların ardından ahlâk, kültürel değerler göz önündebulundurularak toplulukların özgün ve geniş tabanlı, ancak zaman içinde 5
  16. 16. değişebilen, yazılı olmayan davranış modelleri geliştirilmesi olarak tanımlanabilir.Ahlâk ile etiğin bu kadar birbiri içine geçme nedeni ise, ahlâkın etiğin araştırmakonusu olmasından ileri gelir. Etik; bir disiplin olarak, ahlâk ise etiğin günlük yaşam pratiğine yansıyankurallarıdır. Ancak, daha önce de ifade edildiği üzere ahlâk, kültür grupları arasındafarklılık gösterir ve farklı kültür gruplarındaki bireylerin kuralları aynı hatta benzer bileolmayabilir. İfade edildiği gibi ahlâk; grup, topluluk ve toplumlara göre farklılık gösterir.Zaman içinde değişerek günlük yaşam getirileri sonucunda şekillenir. Bu nedenle,grup, topluluk ya da toplum içerisinde değişen koşullar yasak olan bir eylemi dahasonra hoş görebilir ya da aynı eylem farklı gruplarda farklı anlamlandırılabilir.Örneğin, ilkel yaşam koşullarını incelendiği Yeni Gine adalarında antropolojik birkültür çalışması yapan Malinowski, 1960’larda söz konusu adada yaşayan grupların“anaerkil” yaşadıklarını ve evlenme ritüeli içinde evlenecek kadının ailesininevlenecek erkeğin ailesine “drahoma3” vermesini bir gelenek olarak ele alınırken,ülkemiz dahil birçok ülkede bahsedilen ritüelde “başlık parası4” söz konusuolmaktadır. Ahlâk; anlaşıldığı üzere, grup, topluluk ve toplumların tarihlerine göreşekillenen, kimi zaman kemikleşen ancak değişmez bir kural olarak değişebilentoplumsal bir kavramdır. Ahlâk ile etiğin arasındaki nüansın açıklaması ise kişilerin karşılaştıklarıdurumlar karşısında verdikleri tepkidir. Diğer bir ifadelendirmeyle birey, günlük yada profesyonel yaşamında, karşılaştığı bir durum içerisinde neyin doğru neyin yanlışolduğuna ancak kendisi karar verir. Bu da birey için, “değerli olanın” ya da “doğruveya değerli eylemin ne olduğunu soran sorular” bir eylemi ahlâk bakışıyla niteliksel3 Drahoma, hristiyanlarda gelin tarafının damada götürdüğü mal veya para Avrupa ülkeleriyleTürkiyedeki Rum ve Ermeniler arasında, ailesinin kız evlada ayırdığı drahoma bir işletmeyi yönetmek,sürdürmek, ailesine bağlı olmadan yaşayabilmek amacıyla da verilir. Avusturya Medenî Kanunundadrahoma zorunlu kılınmış; İsviçre ve Alman Medenî Kanunlarında kabul edilmemiştir. Ailenin kızlarınaverdikleri drahoma genellikle damada geçer. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Drahoma).4 İslam ülkelerinde evlenecek kızın ailesine kızın evleneceği erkek yada erkek ailesince verilen para,taşınmaz mülk gibi maddi değeri olan mal. Ülkemizde bu geleneğe genelde Güneydoğu anadolu,Doğu anadolu ve Karadeniz bölgeslerinde rastlanır.(http://www.die.gov.tr/tkba/paper1_2rev1.pdf). 6
  17. 17. olarak sorguladığından; ahlâk, iyi, ödev, gereklilik, müsaade gibi, etik kavramınıniçerisinde yer alır; yani ahlâk, etiğin karar verme mekanizmasında devreye giren birolgudur (Tepe, 1999 : 12-14). Ahlâkın incelenmesi, etiksel karar vermede önemli bir aktör olmasından buçalışmada anlatılıp örneklendirilecektir. Dolayısıyla, “ahlâk” tanımı ve toplumdantopluma işleniş farklılıklarının açıklanmasının ardından, bundan sonraki bölümde“etik” kavramının tanımı açıklanacaktır.1.2. Etik “Etik, felsefenin, insanın oluşturduğu bu değerler evrenini inceleyen, onu"iyi", "kötü" ya da "onaylanabilir", "onaylanamaz", "doğru", "yanlış" biçimindeyorumlayan bir alt dalıdır” (http://www.medicine.ankara.edu.tr/internal_ medical/forensic_medicine/etiknedir.html). Acar (2000 : 11)’a göre etik; geçmiş ve bugüne ilişkin doğru ve yanlışölçülerin anlatımıdır. İnsanların töresel ya da ahlâksal ilişkilerini, davranış biçimlerinive görüşlerini anlatan bir felsefe dalıdır. Kullanılan ahlâk terimlerini ya da ahlâkiyargıların statüsünü analiz eden etik, takılan ahlâki tutumların ardında yatanyargıları ele alır. Etik sözcüğü Yunanca “ethos”, anlamı “karakter” olan, yani “töre”sözcüğünden türemiş ve töre bilimi olarak da tanımlanmaktadır. Etik, bir başka ifadeile; yanlışı doğrudan ayırabilmek amacıyla ahlâkın üzerinde yeniden düşünülerekvarılan sonuçlarla, lokal bir kavram olarak daha evrensel bir yapı sergiler. Etik tartışmaların temeli “insanın eylemlerini ahlâki bakımdan değerli ya dadeğersiz kılan”ın ne olduğudur. Çünkü insan, yapısı gereği, istekleri doğrultusundadiğerleri ile görüş birliği içinde olmamakta ve çelişmektedir. Etik, çelişen isteklerkonusunda bireylerin çatışmalarını çözümleyecek ilkelerin belirlenmesi sürecineilişkin tartışmalara odaklanır. Bu nedenlerden dolayı “etik” kavramının tanımlanmasıkolay değildir. (Acar, 2000 ; 11 - 14). 7
  18. 18. Görüldüğü gibi etik, insan eylemini konu alır ancak unutulmaması gereken,bu eylemlerin her türlü insan faaliyetinden ziyade ahlâkiîliği vurgulayan eylemlerolmasıdır. Herkesin işini ve görevini insanlığın yayarı doğrultusunda en iyi şekilde,doğru ve tam olarak yapması ve kimseye zarar vermemesi etiğin temel alanıdır.Etik, insanın yaptıklarından ve edimlerinden vicdanî bir sorumluluk alması ve kendiniiçsel olarak mutlu hissetmesidir. Etik kavramı, bir grup insanın belirli amaçlarlaoluşturduğu norm bütünleri, değeri bilinen ve ortaklaşa oluşturulmuş ölçütler vedeğerler anlamında da kullanılır (Kuçuradi, 1999b : 115 - 120). Normlar, etikdeğerleri koruyucu kararların alınmasında ve eylemde bulunulmasında yeterliolmayabilir; çünkü her durum eşsizdir ve tektir (Tepe, 2000 : 121 - 136). Bir normauygun olarak davranırken koşullara bağlı olarak, etik davranılmıyor olabilir. Etikdeğerlerin felsefi bilgisine sahip olunursa, kişi etik eylem olanağına sahip olabilir(Kuçuradi 1999b : 115 - 120) ve mesleğini etik değerleri koruyarak yerine getirebilir(Kuçuradi 1999a : 47). Etik değerler birbirleri ile tutarlı olmalıdır (Coughlan 2001 : 147 - 162). Birbaşka ifadelendirme ile etik değerlerde karşılaşılan çelişkili kavramlar etiksel kararverme ve uygulamamda işletme çalışnalarını yanlış yönlendirebilir. Örnek olarakdünyasal bir işletme olan Pepsi örnek gösterilebilir. Pepsi, etik değerlere bağlı vekurumsal yapılanmasında etik değerleri uyguladığı bilinmektedir. Ancak Pepsipazarlama departmanı işletmenin ezeli rakibi Coca Cola’ya saldırgan bir tutumlareklam çalışmaları yapmaktadır. Pepsi makinesine boyu yetişmediği için Coca Colamakinesinden iki kutu cola alan çocuğun kutuların üstüne çıkarak Pepsi’yi alabilmesietik değerlerin rakiplerle mücadelede Dünya devlerince bile çiğnendiğini gösteren birörnektir (Canadian English CBC Televizyon kanalında 1994’de yayınlanmıştır).Sonuç olarak, etik kodların genel işletme tavrında uygulanıyor olması, firmanın herdepartmanınca uygulanması anlamına gelmeli, pratikte de bölümler arasında çelişkiolmamalıdır. Sorumluluk etiği, yapılması gereken eylemi, davranışı ve tutumu durumunkendisine özgü koşulları ve davranışın sonuçları açısından tanımlamaktır.Sorumluluk etiği, durumsal etik olarak da adlandırılır. Durumsal etik, belirginolmayan koşullarda duruma göre tutum ve davranış biçiminin değişmesidir (Keskin,1999 : 120 - 125). 8
  19. 19. Etik davranışta yayacılık ilkesi vardır. Bu ilke, temel ve tüm dünyada geçerliideallerin olmaması ancak, çoğunluk için iyi olanın yapılmasıdır. Doğru eylemdebulunmak için neyin yapılmak durumunda olunulduğu felsefe ile bağlantılı değildir;çözüme yönelik bir davraniş biçimidir (Kuçuradi 1999b : 115 - 120). Etik, insanların ilişkilerini değerlendirme ve tutumlarını belirleyen değerölçütleridir. Dolayısıyla etik, aynı zamanda, felsefi bir yaklaşımdır ve bir felsefedalıdır. Felsefi etikte, günlük yaşamda belirli durumlarda insan onuruna zararvermeden, ya da en az zarar verecek ölçüde eylemde bulunabilmenin ana koşuludur(Kuçuradi 1999b : 115 - 120). Etik ilkeler bireyleri belirli bir durumda kabul edilebilirveya kabul edemez (doğru ve yanlış), davranışlar hakkında bilgilendirmek içinbiçimlendir (Malloy ve Fennell, 1998; 453 - 461). Yani, bireyin belirli bir durumdanasıl doğru ve uygun davranacileceği etiğin konusudur. Belirli bir koşulda uygun davranışın gerçekleşmesi için yalnızca etik ilkeleriyazmak yeterli değildir. Bir meslek dalı için geliştirilen iş etiği kurallarının etkiliolabilmesinin ön koşul, kurallara tüm paydaşlarca gereksinim duyulmasıdır. İlkelerinanlaşılabilir ve paydaşlar tarafından kabul edilebilir olması, oluşturulma sürecindeilgili tarafların dahil edilmesine bağlıdır. İlke ve kuralların tarafsız, adil ve kapsamlıbir biçimde, herkesin yararına olacak düzenlemeleri içereceği konusunda ortak birgörüşün olması gerekir (Akan, 2007 : 7 - 20). Bu nedenle, öncelikle ilgili meslekdalında paydaşların, etik ilkelerin oluşma sürecine dahil edilmesi gerekir. Etik, iyi insanlar yetiştirilmesine katkıda bulunmak için kimi bilgiler ortayakoymak biçiminde de tanımlanır. Etik davranış, insanın kimseyi kandırmamasını,başkalarına zarar vermemesini, mesleğini kötüye kullanmamasını, insana yakışırşekilde davranmasını ve davranışlarının sorumluluğunu benliğinde hissetmesiniiçerir. Çevre etiği, işletme etiği, yönetim etiği, siyaset etiği, basın etiği, halkla iliskilerve reklamcılık etiği üzerinde durulan başlıca meslek etikleridir. Bireylerarası ilişkileriiçerdiğinden meslek etikleri birbirine benzer, kesisir ve cakisir (Tepe, 2000 : 121 -136). Mesleğin en dogru ve iyi biçimde yapılabilmesi için etik her iş dalı içingereklidir. Meslek etiği belirli değer ölçütleriyle belirlenir. Ölçütler (normlar) dünyagörüşünden, kültürden, ideolojiden ve dinden bağımsız değerlerdir (Kuçuradi, 1999b: 115 - 120). 9
  20. 20. Daha önce bahsedildiği üzere etik, temellendirilmiş sonuçlara varmayıamaçlayan herhangi bir konuda saptamaya gitmeden önce yapılacak eylemleriahlâk çerçevesinde değerlendirme olanağı sunan ölçütleri geliştiren bir kavramdır.Etiğin başlıca amacı ise, bireyin davranışlarını ahlâki niteliği bakımından aydınlatmave ahlâki eylemin, insanın isterse gerçekleştirebileceği, istemezse vazgeçebileceğikeyfi bir eylem olmadığını; aksine, insan olarak varlığına ilişkin vazgeçilmez birniteliğin ifadesi olduğunu gösterebilmektir (Acar, 2000 : 13). Etik; karar vermeye dayalı, bireylerin vicdan muhasebesi yaparak sadecekendileri için değil, aynı zamanda sosyal bir varlık olmalarından dolayı içindebulundukları topluluğa zarar vermeyecek nitelikte uyguladıkları eylemlertopluluğunun şekillenmesi için yol gösterir. Dolayısıyla Martin Buber’in de altınıçizdiği gibi etik kaynağının, kişisel bir seçim yapma süreci olarak, bireyin içindengelen “ses” olarak tanımladığı “vicdan” olduğunu savunur (Pehlivan, 1998 : 33 - 35). Çalışmanın bundan önce teoride “ahlâk” ve “etik” kavram tanımlarıyapılmıştır. Şüphesiz ki etik, işletme biliminde kurumsallaşmış bir işletme kültürüyaratmak ve bu kültürle bağlantılı olarak “değer” yaratmak için önemlilik arzetmektedir. Çalışmanın bundan sonraki kısımlarında teorik olarak açıklanan ahlâkve sektörel olarak evrensel bir kurallar bütünü olarak sayılabilecek “etik” kavramınınişletmelerde uygulanmasının önemi açıklanacaktır.1.3. İşletme Etiği Liberalizm’in babası Adam Smith: “ekonomik hayat, sosyal hayatın derininegömülmüştür. Faaliyette bulunduğu toplumun alışkanlıklarından, ahlâkından vegöreneklerinden ayrı algılanamaz; bir başka ifade ile, ekonomi tek başına kültürdenkoparılıp tek başına ele alınamaz” demiştir (Fukuyama, 1998 : 27). Bilindiği gibi, işletmelerin çoğunun amacı kâr elde etmek olduğundan,yöneticiler verdikleri kararlarla işletmelerine sağlayacakları faydaları ve değeri gözönünde bulundurmalı ancak aynı zamanda kârın işletmenin içinde bulunduğu 10
  21. 21. çevrenin bir unsuru olarak hukuka ve etik değerlere uygun olmasına önemgöstermelilerdir. Kültürün etkisi toplum yaşamının her kademesinde etkili olduğu gibiekonomik yaşamda da baskındır. İş etiği kavramı bu konuda uzun senelerceçalışan Weber sonrası batıda yerleştiği yer itibarıyla işgörenlerin sabahları erkenkalma ve fiziksel ya da zihinsel olarak uzun saatler emeğini tüketmeye dair bir genelanlayış değildir. Çünkü insan sermayesine (bilgi ve eğitim), teknolojiye, yeniliklere,organizasyona ve diğer faktörlere dayanan modern zenginlik onu yaratmadakullanılan basit emek miktarından çok nitelikleriyle ilişkilidir (Fukuyama, 1998 : 52). İşletme yönetimi ve örgüt kültürü içinde etik kavramının işgörenleresindirilmesi esasına dayanan bir örnek bir çalışma olarak, Raymond Baumhart’ınaraştırmasında yüz iş adamına “etik nedir?” şeklinde sorulan sorulara verilenyanıtlar şunlardır: o Görüşmeye gelmeden önce etik kavramını araştırdım, hiçbir şey anlamadım. o Etik, duygularımın bana doğru olduğunu söylediği şeydir. Bunun standardı yok ve ve bu durum bana sorun yaratıyor. o Etik bireysel ve toplumsal refah bakımından kabul edilmiş standartlardır. Doğru olduğuna inandığımız şeydir (Pehlivan, 1998: 6-11). İşletme yönetiminde etik kavramına daha sonra değinilecektir ancak buradavurgulanmak istenen, öneminin tartışılmasının bile gereksiz olduğu etik anlayışınkavranmasında en başta yöneticilerin kavram kargaşalarını çözmeleri ve etiğiyönetimin kavramsal bir boyutu olarak görmesi gerekliliğin vurgulanmakistenmesidir. Zira, daha sonra da değinileceği gibi, işletmelerde baş aktörler diyetanımladığımız yönetimin rolü; işletmenin misyonuna, imajına, iç müşterilerinintutumlarına yön vermektir. İşletme bilimi, işletme yöneticiliği, yönetim vasıfları ve liderlik bilindiği gibisadece çok sıkı çalışma, tutumluluk, akılcılık, yenilikçilik kapasitesi ve riske açıkolma gibi niteliklere atfedilen erdemler olmasına karşın dürüstlük, güvenilirlik, işbirliğive diğer insanlara karşı görev bilinci gibi sosyal niteliği olan bir dizi erdemselunsurların olduğu bir bütündür. Dolayısıyla, iş dünyasının büyük ölçüde güvene 11
  22. 22. dayanması ilk kademede sayılan niteliklerin yanında ikinci kademenin en önemliunsurlarından biri olan ahlâk ve beraberinde getirilen güvenirlik işletmelerin;yöneticilerin ayakta kalmasını ve rakiplere karşı sürdürülebilir rekabet avantajısağlamasının ön koşuludur. James Bradfor’un üzerinde durduğu gibi modernekonomik yöntemlere göre para kazanmak ancak kanunlara uygun olarak yapıldığısürece erdem ve ustalığı yansıtır (www.econ161.berkeley.edu/pfd-files/Protestant_Ethic.pdf). Birçok bilim insanına göre işletmelerde yöneticiler karar organıdır. İşletmeyöneticileri karar verirken, aldıkları kararların “kârlılık”, “kanunlara uygunluk” ve “etik”anlayış standartlarının karlışanması bilincinde olmalıdırlar (Conry, Gerald, Fox, 1993: 30). Bu bağlamda, işletmelerin serbest piyasa ekonomisinde faaliyet gösterirkenetik kavramının benimsenen değerlerinin faydalarını; o Etik değerleri benimseyerek sürekli bir gelişim içinde bulunmaları ve verimlilikte gözle görülür bir iyileşme olması, o Etik değerlerin işletme içinde gelişerek müşteriye yansıtan firmaların “seçilen” statüsüne geçerek rekabet avantajı sağlamaları, o Etik değerlerin sosyal sorumlulukla birleşerek işletmeye artı değer kazandırması ve halkla ilişkiler birimlerinde bu değerin yansıtılması olarak ele almamız mümkündür (Ülgen, 2003 : 8). Bilindiği gibi, işletmecilik, başlı başına bir ticari davranış ve varlık sürekliliğimantığını beraberinde getirir. Bu da ilke olarak, belli bir zamanda veya zamanaralığında birçok hedefe eldeki mevcut kaynaklarla ulaşılmaya çalışılan, her hedefeilişkin etiksel çatışmaları sorgulayan bir anlayıştır. Bilindiği üzere, günümüzdeişletme yöneticilerinin genel geçer bir doğru olarak bildikleri “sorumluluk” bilinci veişletme içinde olması gereken etiksel bilinç aynı zamanda akıllı davranışta bulunmakdemektir. Bir başka ifade ile, işletme yöneticileri sözde kısa ve verimli anti-etikbilinçle ulaşılan kazançların akıllıca kararlar olmadığının bilincindedirler. Çünkü,daha önce de ifade edildiği üzere; etiksel işletme bilinci ve yönetimi bir işletme içinverimlilik, seçilen olma ve halka yönelim konularında önemli bir kaynaktır. 12
  23. 23. Allensbach Demoskopie Enstitüsü araştırmalarına göre etiksel bilincinmeslek gruplarına dağılımı konusunda yapılan araştırmalar, ilginçtir ki sosyal algıyapısında yöneticilerin etiksel bilinci, aşağıdaki şemadan da görüleceği üzere,önemsemediklerini ortaya koyar. Meslek sıralamalarında zirvedeki mesleklerin toplumsal güven konusundahekimler birinci sırada yer alırken üst yöneticilerin alt sıralarda boy gösterdiğisaptanmıştır. 1. Doktorlar %81 2. Papazlar %40 3. Avukatlar %36 4. Üniversite Profesörleri %33 5. Diplomatlar %32 6. Yazarlar %28 7. Eczacılar %27 8. İş adamları / kadınları %26 9. Mühendisler %26 10. Atom Fizikçileri %25 11. İlkokul Öğretmenleri %24 12. Büyük firma yöneticileri %17 13. Gazeteciler %17 14. Eğitim danışmanları %15 15. Askerler %9 16. Politikacılar %9 17. Kitapçılar %9 18. Sendika Yöneticileri %8 Tablodan da anlaşılacağı gibi, işletme biliminde aktif rol üstlenen yöneticilerinetik anlayışının birçok meslek grubuna göre az olduğu ve 12. sırada yer aldığıgörülmektedir (Tepe, 2000 : 78 - 79). Konunun başında da üzerinde durulduğu üzere, işletme yöneticilerinin etikdavranışın ve bilincinin bir kültür olarak işgördükleri insan kaynaklarına sindirmesi 13
  24. 24. gerekliliği önemlilik arz etmektedir. Zira, yöneticilerin etik davranışın uzun vadedekârlılık getireceği bilinci, kısa vadeli anti - etik davranış modellerini sergilemelerinietkilemelidir (Ulrich ve Thielemann, 1993 : 879 - 898 ; Vitell ve Davis, 1990 : 489 -494). Bu bağlamda işletme yöneticilerinin her kademede Goodpaster (1984 : 8)’ın“ahlâksal sağduyu” başlığı altında önerdiği aşağıdaki kuralları dikkate almalarıaraştırılan kaynaklarda dikkat çekmektedir. Bu kurallar: o Kimseye (doğrudan) zarar verme, o Başkalarının hakkına saygı göster, o Kimseye yalan söyleme ve kimseyi kandırma, o Verdiğin sözleri tut ve sözleşmelere sağdık kal, o Yasaya saygılı ol, o Başkalarını tehlikeden koru, o İhtiyacı olanlara yardım et, o Adil ol! o Bu kuralları göre hareket etmeleri için diğer insanları yüreklendir. Görüldüğü üzere, her kademe yöneticinin işletmesi için uzun vadede kârlılıkve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlaması yukarıda bahsi geçen 9 altın kurallaözetlenmektedir. İşletmeler ve yöneticilerinin ilişki içinde oldukları sektör, tedarikçiler, devletkurumları, rakipler, bağlı bulundukları hukuk sistemi gibi kurum, kuruluş, örgüt vekişilere karşı olan sorumlulukları ve bu sorumlulukların yerine getirilme derecesiahlâki bir tutum ve etiksel bir bilincin göstergesidir. Bu göstergenin nitel alandaölçülmesini amaçlayan bir kuruluş olarak Etik Değerler Merkezi (ERC), 1998 - 1999yıllarında kimyasal sanayi kuruluşlarından biri olan Merck Saharp & Dome firması ileülkemizdeki işletmelerde etik anlayışın ne şekilde daha etkili olabileceğinisonuçlandıran bir fizibilite etüdü yapmıştır. Bu olumlu gelişme sonucunda etikbilincin göstergesi konusunda hizmet verecek bir sivil toplum organizasyonunkurulması kararı alınarak 2000 yılının Ekim ayında Türkiye Etik Değerler Merkezi(TEDMER) kurulmuştur (Ülgen, 2003 : 9 - 10). 14
  25. 25. TEDMER etik konulu çalışmalarında işletmelerle olan dirsek temaslarıyanında, üniversitelerde de etik klüpleri kurma konusuna önem vermektedir. Bununen önemli nedeni, bugünün öğrencilerinin yarının işletme çalışanları hatta yöneticive liderleri olmasındandır. Bir başka ifade ile, bireylerin profesyonel yaşamlarındaetik kültürünün işgördükleri işletme için ne ifade ettiğinin köşe taşlarını sindirmelerinisağlamak amaçlamak ve bu değerleri akademik ortamdan iş yaşamına taşımalarınısağlamaktır.(http://merc.com/about/cr/policies_performance/social/ethicalpracties.html) Ahlâk ve etik tanımı ve ayrımı yapılırken bahsedilen “etik” bilincin ahlâktandaha evrensel bir nitelik taşıdığıydır. Bu bağlamda etik, işletme literatüründe veözellikle İngilizce kaynaklarda “kod”lanma eğilimi ile karşımıza çıkmaktadır. Çalışmanın bu bölümünde, iş ve işletme etiği üzerinde durulmuşken, etikkodların varlığından söz edilmesi gerekliliği doğmuştur. Dolayısıyla etik konusunaönem veren işletmeler etik uygulamalarında bütünlük sağlamak ve karşılarınaçıkabilecek sorunlara çözüm bulmak için etik kodları ve etik davranış kurallarıgeliştirme eğilimindedir. Bu nedenle, işletme etiğine atıf yapılarak etik kodların neanlam ifade ettiğinin açıklanacağı “etik kodları” bölümüne geçilecektir.1.4. Etik Kodların Tanımı ve İçeriği İşletme dış çevresinde gerçekleşen ekonomik, siyasal ve kültürel değişimleruygulamada kimi zaman erozyona uğrayan etik kavramının her zaman gündemdekalmasına neden olmuştur. Görüldüğü üzere her zaman güncelliğini koruyan birkonu olarak etik kavramı yazında farklı tanımlamalarla karşımıza çıkmaktadır. Pater ve Gils (2003 : 764); etik kodları ahlâki uyum, bir başka değişle ahlâkistandartlar, temel değer ve prensipler ile organizasyonun uyumuna atıf yaparakişgörenlerin davranışlarına veya işletmenin tümüne rehberlik eden resmi ve yazılıdokümanlar olarak tanımlamaktadırlar. Öztürk (2001 : 9 - 23) ise; etik kodlarınişletme girdi ve çıktıları arasında kabul edilebilinir standartlar olarak işgörendavranışlarının minimum özellikler bütünü olduğunu belirtmektedir. Yapılacak işlerin 15
  26. 26. bir oyun olduğunu ifade eden Ersel (1998 : 14 - 15)’e göre; etik kodlar kurallarınbelirlendiği ve aktörlerin seçeneklerinin sınırlandırıldığı bir oyunun sınırlarını çizmeçabasıdır. Bir başka tanıma göre etik kodlar nitel veya nicel, genel veya özel alandazorlayıcı ve yasal nitelikli kurallar bütünü veya sürekli bir revizyon hali olan karmaşıkeğitim ve öğretim sisteminin bir unsurudur (Plant, 1994 : 221). Anlaşıldığı üzere etik kodlar işgörenlerin ahlâkî çıkmaza düştüğü noktadahareket yönüne kılavuzluk eden yönlendirici sistemli ve yazılı kurallar bütünüdür. Şüphesizdir ki, etik kodları tanımlarından da anlaşılacağı üzere, işletmelerdekurumsallaşma yolunda öngörülen etik kültürün işgörenlerce benimsenmesi, başarılıbir etik programı ve sözle uygulanan etik kodların yazılandırılması ile mümkündür.Etik kod uygulamaları, kurumsal bilincin ve dolayısıyla standardın gelişmiş olduğuişletmelerde işgörenlerin çalıştıkları kurumdan gurur duymalarını, kendilerinigüvende hissetmelerini ve işleri ile ilgili kaygılarını ortadan kaldıran bir faktördür(Palazzo, 2002, 197 - 198). İşletmelerde etik bilinci ve etik kodlarının kavranmasının öneminedeğinildikten sonra, örgüt yönetiminin vazgeçilmez bir parçası olan yönetim etiğiiçerikli “İşletme Yönetiminde Etik” başlıklı bölümde yöneticilerin etiksel davranışmodelleri ve konu hakkındaki araştırmalarla elde edilen sonuçlara değinilecektir.1.5. İşletme Yönetiminde Etik Açıklamlardan da anlaşılacağı üzere etik, örgüt içinde dış çevreye karşıayırıcı bir kültür aynı zamanda bütünlük sağlayan bilinçtir ve etik sorunlar neyinerdem ve neyin erdem olmadığına ilişkin sorulara yanıt arar. İşletme etiği, örgüt için gerek stratejik gerekse yakın gelecekle igili olarakverilen kararlarda; aynı zamanda işletmelerde yaşanacak köklü değişimler sırasındaneyin doğru, neyin yanlış olduğuna ilişkin davranışların yönetilerek örgüt kurallarının 16
  27. 27. ve değerlerinin bütünü yaratmaktır. Çünkü etik, ortak kültürün parçaları olarakdeğerlerle ilgilenir ve neyin doğru neyin yanlış olduğuna ışık tutar. Dolayısıyla etikbir problem, organizasyonun çevresine zarar verebileceği bir durum olarakalgılanabilir. Bu bağlamda yapılan The Conference Board’un düzenlediği birkonferansta yapılan araştırmada 100 üst düzey yöneticiye sorulan sorulardan çıkanen önemli sonuçlardan biri de; bir işletme için olabilecek bir skandalın milyon dolarlıkkayıp anlamına geldiğini ve bu şekilde oluşabilecek bir durumun önlenmesi içinverilecek bir eğitimin etik bir lider önderliğinde oluşturulacak kültürün yerinitutmayacağı şeklindedir (Ülgen, 2003 : 10). Yönetim işlevi, örgüt içerisinde organizasyon kültürünün oluşumunda hayatiönem taşıyan bir unsurdur. Yönetici davranışları ve aldığı kararlarla işgörenleremodel olandır. Yöneticiler yaptıkları işlere kendi kişilik özelliklerini de kattıkları içingüvenilirlik, dürüstlük, adalet, hoşgörü gibi davranışı etkileyen faktörler hemişgörenlerin tavrının hem de örgüt kültürünün şekillenmesini sağlar (Hackworth,2001 : 2 - 3). Günümüzde yönetim işlevinin öneminin giderek artmasıyla yöneticiler, etikkuralların ve bu kurallara uyulmadığı takdirde, şirket imajının zarar görmesinin,hukuki yaptırımların, müşteri kaybının sonuçlarıyla kesilecek faturaların oldukçapahalı olduğunun farkındadırlar. Ancak gözlemlenebilen ve bilinen bir gerçeklikolarak artık bir işletmeyi etik kurallar çerçevesinde yönetmek; ekonomik baskılar,siyasi ortam, değişim, büyüme, küçülme, teknoloji etkisi ve değişen toplumsaldeğerlere uyum süreçleri gibi nedenlerden dolayı, eskisinden daha güçtür.Dolayısıyla, etik değerlerin örgüt kültürüne sindirilmesi gerektiğinde uygulanacak bireylem değil, tüm sağlam temelli işletme stratejilerinin ayrılmaz bir parçası olaraksürekli geliştirilmeli ve uygulanmalıdır (Girard, 1999 : 15). Daha önce de bahsedildiği gibi, dış çevre ve yakın çevre değişimleriyöneticileri etik sorunlarla yüz yüze getirmektedir. Ancak sağlam bir etik içselliği vedeğer sistemini sindirmiş bir yönetici ilkelendirdiği davranışların oluşmasında sağlambir temel oluşturmuş demektir. 17
  28. 28. İşletmelerde etik davranışının benimsenmesi üst yönetimden başlayarak ortadüzey yöneticilere aktarılmalı ve örgütün tüm işgörenlerine yayılmalıdır. Bilindiğigibi, işgörenlerin çoğu ilkelendirdikleri davranış modellerini toplum içerisindekitavırlarıyla sosyalleştirirler; diğer bir ifade ile bireyler, tutum ve davranışlarını toplumiçine aktarırlar. Bu da bir işletmenin ahlâki sorumluluğu ve etik kültürünün toplumsalyönünün önemine atıf yapar. Yöneticiler etik değerler ve ahlâk anlayışları ile çelişmek zorundaolabilecekleri durumlarla karşılaşabilirler. Bu durumlarda yönetici ne yapmalıdır?Unutulmaması gereken, işletme içinde benimsenen etik değerler işletmenin içindebulunduğu endüstriye ait davranış kurallarıdır. Bu aşamada tek bir çıkış noktasıaramaktan ziyade yönetici bulunduğu halkadan çıkarak karar vereceği sorunadışardan bakmalıdır. Kritik olan karar verme sürecinde yönetici, içinde bulunduğuendüstrinin ahlâkına ayrı düşmeyecek bir karar almalıdır. Diğer bir ifadelendirme ile,işletmelerin endüstri içinde var olan ayrı birer birim olarak öznel değerleri vardır.Yönetici, işletme etik değerlerini göz önünde bulundurarak durumsallık yaklaşımıçerçevesinde endüstri değerlerine ters düşmeyecek bir karar alabilir (Hodgess,Kuratko, 1991 : 666 - 667). İşletme uygulamalarında ve örgüt kültürüne yerleştirilmek istenen etikselbilinç, önceki bölümlerde bahsedilen “etik kodları”nın oluşturulması sonrasındayöneticilerin işgörenlerine işletme içerisinde belirlenen etik davranış standartlarınıaçıklamaları ile oluşur. Bilindiği gibi bir işletmenin kurumsallaşabilmesi etik bilincinişgörenlerce sindirilmesi ve bu bilinci davranış modellerine yerleştirmesi ile olur. Ancak, kimi zaman örgütün etik kültürü ile uygulamada karşılaşılan olaylarçelişebilir. Bir başka ifade ile bir yönetici kurumunun etik kurallarına taban taban zıtkarar almak zorunda kalabilir. Bu durumsal olgunun süreklilik arz etmeyeceği açıkise yönetici işletme çıkarlarını gözeterek kendi iradesi dışında oluşan vedeğiştiremeyeceği olaylar karşısında etik dışı karar alabilir. Yöneticilerinkarşılaşabilecekleri etik çıkmazları çözmesi için yetkilendiren kişilere ahlâk ajanıdenmektedir. Ahlâk ajanları kimi zaman yönetici ya da işletme sahibininbelirleyeceği bir kişi ya da yöneticinin takendisi olabilir (Ülgen, 2003 : 12 -13). 18
  29. 29. Özetle, yönetici davranışları ve yöneticinin işyerini yönetme şekli örgütün etikyapısını ve kodlarını belli eder. Dolayısıyla yöneticiler aldıkları kararlar ve yönetimşekilleri ile örgütün etik kültürünü yakın ve dış çevreye aynı zamanda işgörenlerineyansıtırlar. İşletme yönetiminde etik başlığı altında değinilecek son konu ise, bir öncekiparagrafta bahsi geçen endüstriye ilişkin davranış kuralları yanında kişisel değerlerinyöneticiler için ön plana çıkabilme durumudur. Şekil 1’de yönetimde ahlâk, etik vedeğer ilişkisine açıklık getirilecek, Tablo 1’de ise yöneticilerin karar verme sürecindeetkili olabilecek değerler açıklanacaktır. 19
  30. 30. Ahlâk, Değerler ve Etik Arasındaki İlişkiler Birine faydası Kültürel ve dinsel gelenekler dokunmakAnaliz sürecine Amaca yönelik Davranışın Yönetimin ahlâkiait etik değerler ahlâki değer ahlâki çıkmazları yarğıları standartları Birine zarar Sosyal ve ekonomik durum vermek Şekil 1. Ahlâk, Değerler ve Etik arasındaki ilişkiler Kaynak: Larue Tone Hosmer, “Strategic Planning as if Ethics Mattered”, Strategic Management Journal, Vol.15, 1994, s.24
  31. 31. Kıyaslanabilir Yönetimsel Değerler I. EVRE II. EVRE III. EVRE KÂR MAKSİMİZASYONUNA DÜRÜSTLÜĞE DAYANAN YAŞAM YÖNETİMİNİN DAYANAN YÖNTEM YÖNETİM KALİTESİ Ekonomik Değerler1. Olgunlaşmamış kişisel çıkar 1. Kişisel çıkar 1. Aydın kişisel çıkarlarBenim için iyi olan ülkem için de iyidir 2. Katkıda bulunanların çıkarları 2. Katkıda bulunanların çıkarlarıKâr maksimize edici Şirket için iyi olan, ülke için de iyidir. 3. Toplumun çıkarlarıPara ve sağlık çok önemli Eldeki kârla tatmin olan Toplum için iyi olan, şirket için de iyidirİşçi alınan ve satılan bir eşya gibidir Para önemli, fakat insanlar da öyle Kâr gerekli, fakat...Yönetimin sorumluluğu yalnızca sahiplerinedir Müşterileri kandırmayalım İnsanlar paradan daha önemlidir. İşçi haklarının farkında olmalı Satıcı dikkat etsin Yönetimin sorumluluğu sahiplerine, müşterilerine, Çalışanlar saygınlığına (önemli olduğuna) ikna edilmeli çalışamlarına, tedarikçilerine ve diğer katkıda bulunanlara Yönetimin sorumluluğu sahiplerine, katkıda bulunanlara ve karşıdır. topluma karşıdır Teknolojik DeğerlerTeknoloji çok önemlidir Teknoloji önemlidir, fakat insanlar da önemlidir İnsanlar teknolojiden daha önemlidir Sosyal DeğerlerÇalışanların kişisel problemleri evde kalmalıdır Çalışanların ekonomik ihtiyaçlarının ötesinde ihtiyaçları Bir kişiyi bütün olarak kiralıyoruz olduğunun da farkındayızSağlam bireyci bir kişiyim ve işimi hoşuma gittiği gibi Bireyci biriyim, fakat grup katılımının değerini biliyorum Grup katılımı başarımızın temelidiryönetirimAzınlıklar, beyazlardan daha aşağıdadır. Ona göre Azınlıklar toplumda yer edinmiştir ve bu yer benim Azınlıklar da, sizin ve benim gibi insamdırmuamele görmelidirler bulunduğum konumdan aşağıdadır Politik DeğerlerHükümetin en iyi olduğu şey, az yönetmektir Hükümet zorunlu olarak kötüdür İş dünyası ve hükümet toplumun sorunlarını çözmek için işbirliği yapabilir Çevresel DeğerlerDoğal çevre insanın kaderini kontrol eder Kişi çevreyi kontrol edebilir ve kendi çıkarları doğrultusunda Daha kaliteli bir yaşam sürebilmek için çevreyi korumalıyız. kullanabilir Estetik DeğerlerEstetik değerler mi? Onlar da ne? Estetik değerleri anlıyorum. Fakat, bize göre değil. Estetik değerlerimizi korumalıyız ve kendimize düşeni yapacağız. Tablo 1. Kıyaslanabilir Yönetimsel Değerler Kaynak: Richard M. Hodgetts ve Donald F. Kuratko, Management, 1991, s.667 21
  32. 32. Çalışmanın ana konusunu oluşturan etik ve etiğe bağlı olarak açıklananahlâk kavramlarının teoride nasıl dillendirildiği aktarıldı. Bu perspektifle işletmebilimi içerisindeki hayati unsurlardan biri olan yönetim ve yönetimde görev alankişilerin karar vermelerinde etkili olabilecek değerler tablo ve şekille çerçevelendi.Bu aşamada, çalışmada oturtulan tümdenvarım tekniği uyarınca konunun dahaözeline inilerek tıp alanında etik kavramına değinilecektir.1.6. Tıp Etiği Tıp etiği, tıbbın ve sağlık alanındaki bilimsel ve pratik çalışmaların etikyönden değerlendirilmesi ve ahlâkî ikilemlere bir çözüm bulunmasını hedefleyendisiplindir (http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C4%B1p_eti%C4%9Fi). Temel etik anlayışının ahlâkî değerlere ve dolayısıyla etik değerlerinoluşumuna atıfta bulunulduğu bu çalışmanın önceki bölümlerinde değinilmeyen birkonu olarak bu bölümde “değer” sorunlarının çözümlerinde tıp bilimi içinde özne -nesne ve araç - amaç ayrımının önemine değinilecektir. Tıbbî etik bağlamında özne hekim, nesne(ler) ise, hasta(lar), cerrahi birteknik ya da bir ilaçtır. Özne ve nesne(ler)in içinde bulundukları koşullara bağlıkalınarak hekim - hasta ilişkisi etiğin ve dolayısıyla tıp alanında uygulanmakta olan“biyoetik”in temel sorunlarındandır. Biyoetik ve tıp uygulamalarında etik yaklaşımların içerisinde mercek altınaalınması gereken bir diğer nokta da etik sorunların çözümünde daha önce debahsedildiği üzere amaç - araç ayrımıdır. Şöyle ki; klinik tıp uygulamalarında amaç,hekim için her ne şart altında olursa olsun hastanın tedavi edilmesidir. Oysa biraraştırma grubunda olan hekim için amaç sadece hastayı tedavi etmek değil aynızamanda araştırmayı tamamlamaktır. Günümüzde gerek tıp gerekse araştırma etiği alanında yer alan değişiktanımlamalar, akıl yürütmeler, değerlendirmeler ve çözüm önerilerinde ilkelerinmerkezi bir rol oynadığını görmekteyiz. Bir başka ifadelendirme ile, etik alanındaortaya çıkan “kurallar” ya da “duygusal” anlatımlar kendilerini kabul ettirebilmek içinbelli ilkelere dayanarak rehber yapmaktadırlar. Ancak bugün dünyada ve ülkemizde 22
  33. 33. gelinen nokta, tıbba ilişkin meslekî değer konularının gittikçe artan bir hızla“yükümlülük” ve “hukuk” alanından, “değer tartışması” ve “etik” alanına kaymasıdır(Leeuwen, 1968 : 304). Yasal ve ahlâkî yükümlülüklerin her biri, belirgin birer "kural"dır. Bu kurallarıhekimin kendisi değil, önceki bölümlerde üzerinde durulduğu gibi onun da içindeolduğu bir birey olarak bir parçasını oluşturduğu toplum belirler. Bu kurallardan herbiri belirli bir değer sorununun yanıtıdır. Bu kuralların bilgisine "deontoloji" denir vegerçek / tüzel her kişinin bu kuralları bildiği, ayrıca bu kurallara uymakla yükümlüolduğunu da bildiği varsayılır. İlgili bireyden önceden belirlenmiş özel / tek durumve kuralların bir ilkeye dayandırılması sonuçta, kişilere ilişkin tutum, davranışlarınetik yönden farklı / doğru bulunmasına destek olmaktadır. Genel geçer bir doğru olarak bir ahlâkî ilke üzerinde düşünüldüğü konuyailişkili olarak, düşünceler evreninin içindeki merkezde yer alıyor ise “ağırlık” taşır. Buağırlık düşüncenin konuya verdiği katkının önemine işaret eder. Ağırlık nedenleri ilkolarak, belirli bir kültürel gelenekle yoğrulmuş bir toplumun düşünce - değersistemini nasıl etkilediğinden ve toplumun kültürel, toplumsal ve inanç sisteminenasıl adapte ettiğiyle bağlantılıdır. Bir başka ifade ile belirgin ahlâkî nosyonlar,zaman içinde ağırlık kazanır. İkinci olarak, temel ahlâkî düşüncelerin ne tür geçişleremaruz kaldığıdır. Bu geçişlerde, bilindiği gibi, toplumsal, kültürel, tarih, sosyoloji vefelsefe önemli aktörlerdir. Son olarak ise, ilkelere yüksek ahlâkî kararlar kadar önemverilmesidir. Yani, ağırlık verilen öğe, ilkelerden çok düşüncedir. Bahsedilen bu üç aşama özerk - toplumsal yarar ile zarar ve adalet dengesigerektirir. Bütün bu tartışmalarda belirtilen nosyonlar hemen hemen eşit ağırlığasahip olmakla birlikte, hangisinin tıp alanında karar verme aşamasındaağırlıklandıracağı tahmin edileceği üzere kuramsal tartışmalarla gösterilemez.Dolayısıyla, etik ilkelerin ağırlığı ilk bakışta toplumun ahlâkî bir konuda kabul ettiğikültürel ve eleştirel düşünce sisteminin merkezinde yer alan çekim gücü ile doğruorantılıdır. Çekim ahlâk değerleri bütünü içinde yaşayan bir sosyal grubun topluetkilenmeden ve grup içinde gelişen ahlâkî niteliklerden ileri gelir. Bir başka ifadeile, belli bir düşünce toplumun sosyal ve tarihi yapısı ile örtüşüyorsa kamusallaşırancak marjinal ve olağandışı ise görülmez, uygulanmaz, eylemlendirilmez olur. 23
  34. 34. Daha önce de belirtildiği üzere, genel geçer bir doğru olarak, tıbba ilişkinmesleki değer konuları yükümlülük ve hukuk alanından değer tartışmaları ve etikalanına kaymaktadır. Bir hekime icra ettiği sanatı içerisinde yükümlülüklere uyupuymayacağı ya da uymak isteyip istemeyeceği sorulmaz; onun bu kuralları bildiğivarsayılarak uyması istenir ya da zorlanır. İnsan sağlığı gibi hayatî bir alanda görevyapan tıp bilimcileri için taktir edilmelidir ki, değişimin yaşayan her toplumdavazgeçilmez olduğudur ve kararlarının açık uçlu sorularla bağlantılı olarakçözümlenmemiş kurallara bulunacak çözümlerin her zaman kabul görmediğidir.Bilindiği gibi, toplumsal değişim ya da gelişim ne kadar hızlı ise tıp biliminin içindebulunduğu olaylara ilişkin normatif sorunlarının sayısı ve yaratacağı çelişkiler oderecede artar. Netice olarak, başlı başına bir çelişki arz eden tıp biliminin açık uçlunormatif sorunlara cevap arama etkinliği bir tür “etik” çatışmadır ve bu alanda işgören her birey kendi bulunduğu tutumlar sistemine ve bireysel değerler sisteminedayanarak bu etkinliğin içinde başlı başına bir karar organıdır. Tıbbi Etik alanında karşılaşılan her sorunun çözümünün doğrulanmasındailke olarak deontoloji ve hukuk sistemi de devreye girer. Deontoloji ve hukuksisteminin yaptırımları verilen etik kararlarda hiç şüphesiz ki evrensel ve ulusalalanda alınmış kararlar ve sistemlerle karşılaştırılarak toplum değerlerineadaptasyonu ve “dünyada bu konuda benzer ne tür kararlar alınıyor” yaklaşımı ilebağlayıcıdır. Ancak, hukuk ve deontoloji bakış açısıyla ortaya çıkan karar metni,bağlayıcılığı ve tersi durumlarda uygulanacak yaptırımları ile tartışılmaktan çokgerekli toplumsal kuralların işlendiği bir karar bütünüdür. Dolayısıyla tıp alanındaalınmış bir kararın eleştirel bir ortamda ele alınması, hukuk, deontoloji ve toplumkuralları süzgecinden de geçirilerek, aslında etik mekanizmasını hayata geçirmekleeş anlamlıdır. Teoloji5 ve hukuk gibi normatif bilimler ile etiğin ilişkisi, konununakademisyenlerince incelenmiştir, incelenmektedir. Hukuk, insan eylemlerini konualan bir bilim dalı olmasından etiği yasalara uygunluğunca inceler. Bilindiği gibihukuk, dışa yansıyan eylemleri kendi normları çerçevesinde çatışmayı azaltaraksorunu eşitlik ilkesine dayandırır. Bir başka ifadelendirme ile hukuksal normlar,yasalarla şekillenir ve toplumun her üyesinin hakkını güvence altına alarak sözkonusu eylemleri bağlayıcı kılan düzeni temsil eder. Hukuk kuralları ahlâkî normlar5 Din bilimi (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=teoloji). 24
  35. 35. olmamakla birlikte bağlayıcılığı ve kanunların işlerliğini “ahlâk”la çözen birmekanizmadır. Çünkü, eşitlikçi / demokratik bir hukuk düzeni, ahlâkî öncüllerüzerinde kurulur ve adalet mutlak bir değer olarak toplumun tüm fertlerince kabuledilir (Letwin, 1965 : 88). Karar verme eylemi içerisinde kendini ahlâkî bir talebi yerine getirmekleyükümlü gören kişi, hangi meslekten olursa olsun, verilecek olan karardanetkilenecek olan diğer bireyler açısından vereceği kararı gözden geçirmesi vedurumun gereklerine göre sınırlaması gerektiğini bilmelidir. Ancak, bireyler doğalnitelikleri gereği her zaman “vicdan” muhasebesi yaparak diğer bireylerinözgürlüklerine saygı göstermedikleri görülür. İşte bu aşamada bir hukuk düzeni yada etik kararlar devreye girer. Dolayısıyla hukuk normları ve etiksel bilinç ahlâklığındolaylı bir ifadesi olarak karşımıza çıkar: çünkü birey hukuk kurallarının çiğnendiğiaşamada cezalandırılacağını bilmekte ancak etiksel bilinç ile hukuksalcezalandırmalara maruz kalmadan, ancak yine benzer bir cezalandırmamekanizması olarak, toplumdan, topluluktan ya da sosyal gruptan dışlanır. Sonuç olarak, etik değerlendirme bireylerde gerek profesyonel gereksesosyal yaşamlarında bir iç görüş sağlar vereceği kararda bir ön görüş oluşturmasınaneden olur. Tıp gibi bilimsel ve insan yaşamının konu olduğu bilgi üretiminin vekararların gerçekleştiği farklı kültür gruplarında bilinen tek gerçeklik olarak “evrenseletik ilkeler” bağlayıcıdır. Bu bağlamda tıp etkinliğinde, tıbbi araştırmalarda ve insansağlığına yönelik çözümlerde yönlendirici olan temel etik anlayış söz konusudur.Çünkü, ancak bu ilkelerin dikkate alınmasıyla farklı kültür kalıplarında yapılançalışmalar “aynı düzeyde” etik standartlara sahip olabilir (Arda, 1992 : 45 -48).1.7. Etik ve Hekimlik Hekimlik mesleği, tek tek hastalarla sürekli olarak genel ve özelin sentezinigerektirmesi gerekliliğinden, tıp bilimi içerisinde uygulama alanı olan bir sanattır.Hekimler, insan sağlığını; din, dil, ırk, mezhep gözetmeksizin (Bkz. Hipokrat YeminiS. 41) bireylerin sadece “insan oldukları” için sağlığını korumakla ve iyileştirmekleyükümlüdür. Hekim sanatını icra ederken koruyucu ve tedavi edici kararlar dabireyseldir. Hekimlik mesleğinin bireysel olmasından, karar almada hekimin bilgi 25
  36. 36. birikimi, deneyimi ve içinde bulunduğu toplumun normlarına uyumu mesleğinin birparçasıdır. Etik, en geniş anlamda, doğru eyleme ilişkin öğretidir. Bu nedenledir ki etik,yanlış eylemde de bulunabilineceğini, dolayısıyla eyleyenin eylemde bulunurkençeşitli derecelerde özgür olabileceğini varsayar. Bu tanımların ardından, insan sağlığının içinde olan bir meslek olarakhekimliği neden etiğine gerek duyulduğu tartışılan konular arasındadır. Bununnedeni, tıpta etiğin başlıca konusunun beşeri ilişkilere dayandırılması gelmektedir.Diğer bir ifadelendirme ile ahlâkî sorgulamanın doğasında hekim ile hastaarasındaki ilişkinin ahlâkî yönünün, hekimin yaptığı hayati işin her aşamasında kritikolmasındandır. Açıktır ki, hekimin işini insana yakışır biçimde yapabilmesi için sadece teknikkurallar yeterli değildir ve hekimlik etkinliği, yapılan işin teknik açıdan etkili bir şekildegerçekleştirilmesinden ibaret de değildir. Çünkü hekimlik etkinliği sadece hastainsanın içinde bulunduğu durumda tedaviye yönelik pragmatik buyruklardan ibaretdeğil aynı zamanda hastanın kişi olarak tanınmasını gerektiren ahlâk buyruğunu dayerine getirmek durumundadır (Tepe, 2000: 35 - 52). Her meslekte olduğu gibi hekimlik mesleğinde yapılacak olan eylemlereilişkin yol gösterici etik ilkeler vardır (Mc Cullough ve Johnsen, 1991 : 1 - 4). Builkelerin yol göstericiliği ile hekim sadece etik bir davranış sergilemekle kalmaz, aynızamanda toplumda kabul gören genel yaklaşım biçimlerinden dolayı eylemleriniyasalar karşısında da savunabilir kılar. Etik ilkelerin tıp bilimi içerisinde nasıl kullanılması gerektiğine dairçalışmaların isimlerinden, Amerika’lı tıbbi etikçiler Tom L. Beauchamp ve James F.Childressın çabaları tıp etiği konusunda hekimlere yol gösterici olmuştur(Beauchamp ve Childress 1994 : 17 - 19). Biyomedikal Etiğin İlkeleri isimlikitaplarında Beauchamps ve Childress tıp alanında etik teorinin ilkelerini açıklamışve öncelikli bir ağırlıklandırma ve sıralama izin vermeden bir temel ile oluşturarakkendilerinin "bileşik kuram-kompozit teori" olarak adlandırdıkları bir kuramıönermişlerdir. 26
  37. 37. Karar verme sürecinde karışıklık ve açmazların hekimleri sorguladığı /zorladığı noktalarda teori her zaman belirgin özelliklerin genel geçer doğrularolduğuna ilişkin bir çerçeveye dayanır. Beauchamp ve Childress herhangi bir etikilkenin bir ötekine karşı üstünlüğü olmadığını; durumların / olayların koşullarına göre,bu ilkelerden herhangi birinin seçileceği ya da feda edilebileceğini ileri sürerler. Bubağlamda ilkeleri sınırlandırarak, bazı ilkeleri "Temel ilke" olarak adlandırırlar. Budört temel ilke şunlardır: 1. Yarar sağlama ilkesi, 2. Zarar vermeme ilkesi, 3. Özerkliğe saygı ilkesi, 4. Adalet ilkesi (Aydın ve Ersoy, 1995: 48 - 52). Biyoetik konusundaki son dönem yayınlara bakıldığında da, sürekli olarakdört ilkenin yinelendiği, etik ilke ve kuramların yansız bir biçimde açıklandığı,okuyucuya bunların hepsini mi seçmeleri yoksa bunlardan birini mi seçmelerikonusunda bir açıklama yapılmadığı görülür. Ancak bilinen bir gerçeklik olarakbahsi geçen ilkelerin uluslararası sağlık kuruluşlarının etik kodlarında yer aldığıdır. Çalışmanın başından bu yana aktarılan “ahlâk”, “etik”, “işletme etiği”, “tıpetiği” ve son olarak “hekimlik etiği” kavramlarının sonucunda anlatılmak istenen, hermeslekte olması gereken kurallar bütünü olan etik yapının topluma hizmet eden herkuruluşça işlenip uygulanmasıdır. Çünkü etik değerlendirme yaptıkları işlerdebireylere bir iç görüş sağlar, olayları algılamalarına yardımcı olur ve öngörüşe zeminhazırlar. Üzerinde durulan ve örnek teşkil eden hekimlik mesleği, etik kuralların birbütün olarak akademilerden başlayarak bireylere aşılandığı ve zamanla bir kişiliközelliği olarak benimsendiği davranış kalıplarıdır.1.8. Sivil Toplum Kuruluşları ve Etik Sivil Toplum, ilk olarak ülkemizde 1970’lerde literatürde kendisini gösteren, özüne inildiğinde Jean-Jacques Rousseau’dan Hegel’e oradan Marx’ın 27
  38. 38. yazınlarında var olan bir oluşum olarak karşımıza çıkar. Peki, nedir sivil toplumkuruluşu ya da kısaca STK? Prof. Dr. Belge’ye göre STK, devletin doğrudan müdahale edemediği alanve durumlarda, yurttaşların işlerini kendilerince ilişkilerini yönettikleri toplumsal biralandır (http://stk.bilgi.edu.tr/docs/belge_std_1.pdf). Yine bir STK (Tarih Vakfı)Genel Sekreterine göre ise de; STK’lar bir ülkede yurttaşların ortak ilgi, ortak çıkar,ortak özlemleri için devlet dışında yanyana gelerek kendi entelektüel ve maddipotansiyellerini birleştirdikleri, çaba gösterdikleri katılım biçimlerine denir(http://www.ntvmsnbc.com/news/142991.asp). Menşeyi toplum olan STK’ların bu çalışma ile ilişkili olarak ahlâk ve etikkavramını da içerdiği gerçeği kaçınılmaz bir sonuç olarak karşımıza çıkar. Bir STK her ne amaçla kurulmuşsa, toplum ihtiyaçları doğrultusundaDevlet’in yetişemediği ya da o alanda ihtiyacı karşılayamadığı durumlarda var olur.Bir başka ifade ile STK’lar çok çeşitli amaçlarla kurulur ve amaçları toplumda varolan bir grubu temsil etmektir. STK’ların varlığının Demokrasi’nin genel ve şart unsurlarından biri olduğunadayandırılma eğilimi vardır. STK’lar toplumdaki grup ya da zümreleri temsilederler ve bu temsilin hukuki boyutu ve kimi zaman devlet üzerinde yaptırımlarıvardır. Sosyolojik perspektif çerçevesinde, bilinen bir gerçeklik olarak, toplumlarabakmanın birçok çeşidi olduğu ve bu bakışların hiçbiri ile STK’ların elealınamayacağıdır. Bunun nedeni STK’lar başlı başına toplumun takendisidir.Dolayısıyla STK’ların kendilerine, üyelerine, topluma, devlete ve evrensel olarakinsanlığa hizmet etmek gibi dertleri vardır. Şüphesiz ki bu dert ediniş, hukuksuz,ahlâk kuralları ve etiksel bir düşünüş dışında olamaz. STK’lar başlı başına birer işletme olup tüzel kişilikleri vardır. Çalışmanınörneği olan Türk Kardiyoloji Derneği yapısında da bahsedileceği üzere, STK’larüyelerinin amaçları doğrultusunda ortak bir payda oluşturarak çalışmalar yaparlar.Bu ortaklık tarafların birbirine üstünlüğünü, çıkar ilişkisini veya kendi amaçlarıdoğrultusunda kullanmayı taşımayacak bir dayanışmayı içermelidir. Oluşacak bu 28
  39. 39. ortaklık ve dayanışma sivil toplum kültürünü geliştirmeli, STK’ların bağlı bulundukları topluma, ahlak, etik ve hukuk sitemine bağlı kalınarak “ortak iyi”yi yakalayabilecek bir çalışma yapısını geliştirerek ortaya koymalıdır. STK’lar daha önce de ifade edildiği gibi, toplum ve bileşenlerinin ortak çıkarlarını gözeterek “örnek” teşkil etmelidir. Bu bağlamda STK’lar etik kaygılara bağlı olarak ve bu kaygılarla çalışmalarını gerçekleştirirler. STK’lar kuruluş amaçları, misyon ve vizyon oluşturmalarında oluşumlarının yapısına uygun değerler geliştirirler. Bunlar değerler: o Yurtseverlik, doğaseverlik, insan severlik. o Bağımsızlık o Karsızlık o Çıkar gözetmeme o Gönüllülük o Tüzel kişilik olarak tanımlanabilir. STK’lar ortak ilgi alanında çalışmalar yapabilirler. Bir başka ifadelendirmeile; benzer ya da aynı konularda farklı amaçlar gözeten STK’lar kurulabilir. Bubağlamda, STK’ların aralarında bir koordinasyon ve ortak eylem planlarıoluşturulabilir. Dolayısıyla, aşağıdaki maddeler benzer ya da farklı amaçlarlakurulmuş STK’ların ortak amaçlarla topluma hizmet etmelerini olanaklı kılar. Aynı ilgi alanına yönelmiş STK‘lar arası ilişkilerde; o İş birliğinde verimi düşürmeyen, iktidar mücadelesine yol açmayan yapılanma, o Enformasyonu paylaşmak, o Görüşlerin çeşitliliğine saygı göstermek, o Hem seçici, hem de yarışmacı olmamak. o Sivil yapının tekelleşmesini engellemek, tekelleşme yerine, konular ölçeğinde güç birliği, ortaklık ve dayanışma kültürünün geliştirilmesini sağlamak. 29
  40. 40. Farklı ilgi alanlarında olanlar dâhil, tüm STK’larla ortak ilişkilerde ise; o Açıklık, şeffaflık, iyi niyet içinde olmak, o Her türlü çıkar ilişkisinin dışında olmak, o Konuşma ve yazışma adâbına uymak, o Kanıtsız, karalama kampanyasına girmemek, kendini güçlendirmek veya başkasını zayıflatmak için yalan haber yaymamak, o Eşitlerin birliğinden oluşan katılımcı sahayı paylaştığının bilincinde olmak, o İş birliğine açık olmak, birlikte üstlenilen sorumluluğu paylaşmak, o Enformasyonun serbest ve doğru zamanda akışını ve paylaşımını sağlamak, o Kaynakların israfının önlenmesini sağlamak, o İzinsiz kuruluş adı kullanmamak, o Ulusal ve Uluslararası kaynakların fon sağlamaktaki amacını araştırmak, o Birbirleriyle olan ilişkilerde bu ortak değerler ile ilkeleri ve katılımcı ortak sahayı paylaşırken ilkeli birlikteliği kabul etmek. o İşbirliğinde etik kurallara uymayan STK’lara yönelik olarak, savunma hakları saklı kalmak kaydıyla yapılması gerekenler; o A) Ayıplama, B) Dışlama,olanaklarına başvurulur (http://www.siviltoplum/siviltoplum-etik.htm). STK’ların yukarıda bahsedilen değeri, benzer ve farklı amaçtaki kuruluşlararasında oluşturulan maddelerde görüldüğü gibi, toplum çıkarlarına tersdüşmeyecek ve gönüllülük esasına dayalı değerler ve bu değerlerle bağlantılı kararmekanizmalarının oluşumu söz konusudur. Bu maddeler, daha önce de ifadeedildiği üzere, toplumum değer yargılarından, hukukundan, ahlak uygulamaları veyaptırımlarından son olarak da etikten ayrı tutulamaz. Çalışmanın ilk bölümünde açıklanan ahlak, etik, işletme etiği, yönetimdeetik, tıp etiği, etik kodlar, hekimlik etiği, STK ve etik kavramları ikinci bölümdeanlatılacak olan Türk Kardiyoloji Derneği çalışma ve uygulamalarındaörneklendirilecektir. 30
  41. 41. Çalışmanın örneği olarak, ulusal ve uluslararası ortak kuruluşlarla işbirliğiiçinde çalışmalar yürüten Türk Kardiyoloji Derneği, örnek bir Sivil Toplum Kuruluşuolarak topluma hizmet eden tüzel kişilikli bir işletmedir. Açıklandığı üzere ikincibölümde Türk Kardiyoloji Derneği’nin yapısı ve tıpta bilimsel uzmanlık derneği olmakimliği ile etik çalışmaları aktarılacaktır. 31
  42. 42. Bölüm II : TKD’de Etik2.1. Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) Yasal tanımıyla dernek; “kazanç, paylaşma dışında kanunlarlayasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere en az (7) yedigerçek veya tüzel kişinin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyleoluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları”dır(http://www.dernekler.gov.tr/_Dernekler/Web/Gozlem2.aspx?sayfaNo=79). Türk Kardiyoloji Derneği, sivil toplum örgütü olarak, istatistikî sonuçlaradayandırılan verilere göre diğer hastalıklara nazaran ülkemizde açık en yaygınsağlık sorunu ve kayıplarının yaşandığı kardiyoloji alanında, ülkemizde fiilî olarakgörev yapan kardiyologlar ve Türk halkı başta olmak üzere, alanında bilimselçalışmalar organize eden, aynı zamanda benzer çalışmalara destek veren ve halksağlığını bilinçlendirici uygulamalar üreten bir bilimsel uzmanlık derneğidir. Türk Kardiyoloji Derneği’nin ana hedefi; toplumsal ve mesleki eğitimi,araştırmaları destekleyerek Türk halkının kalp - damar sağlığını korumaktır(http://www.tkd.org.tr/pages.asp?pg=136). TKD’nin çalışma amaçları ise, TKD Tüzüğüne göre aşağıdaki gibisıralanmaktadır: o Kardiyovasküler alanda yapılan araştırma, çalışma ve gelişmeleri izlemek, teşvik etmek, desteklemek o Kalp ve damar hastalıklarına ilişkin mediko-sosyal çalışmalarda bulunmak o Eğitici ve öğretici toplantılar düzenlemek o Bu çalışmalar için vakıf ve müesseseler kurmak o Dış ülkelerde bu konularda çalışan bilimsel kuruluşlarla işbirliği yapmak.(Bkz. Ek 3, TKD Tüzüğü Md. 4) 32
  43. 43. 2.2. Türk Kardiyoloji Derneği Tarihi Türk Kardiyoloji Derneği, kuruculuğunu 27 Kardiyolog hekimin üstlendiğigayri ticari bir işletme olarak 21 Mayıs 1963 günü İstanbul Postası gazetesindeyayınlanan basın haberi ile resmen kurulmuştur. 1980 yılında Bakanlar Kurulu’nca kararlaştırılıp Cumhurbaşkanı’ncaonaylanması sonucunda, Resmi gazetede ilan edildiği üzere kamu yararına çalışanderneklerden biri olmuştur. 1963’de TKD kurulmuş, 1976, 1984, 1988, 1994,1997, 1998 ve en son 2002yılında, 31 Aralık 2002 yılında Ekonomi Gazetesinde ilan edildiği üzere, TKDTüzüğü son şeklini almıştır (Bkz. Ek 3 TKD Tüzüğü). TKD Yönetim Kurulu Başkanlığında 1963’den bu yana mükerrer seçilenbaşkanlar dahil toplamda 5 başkan görev almıştır. 2004 yılında Türk Kardiyoloji Derneği Yeterlilik Kurulu6 (TKYK)’nun ilk GenelKurulu toplanarak ilk yönergeyi kabul etmiş ve bu kurulun başına 4 yıl süre ile görevyapacak bir Başkan ve bir Genel Sekreter seçilmiştir. TKYK, ilk Yeterlilik sınavını2005 yılında yapmıştır. Türk Kardiyoloji Derneği’nin tarihçesinde yer alan Uluslararası başarıları ise; o 2005 Haziran’ında Lüksemburg’da toplanan Avrupa Kalp Sağlığı Konferansı’na katılan TKD, 29 Haziran 2005’te Sağlık Bakanlığı ile birlikte “Lüksemburg Bildirgesi”ni imzalamıştır. o Türkiye henüz Avrupa Birliği’ne tam üye olmadığı halde, TKD, Lüksemburg Bildirgesi doğrultusunda ESC (Europen Society of Cardiology) ve EHN (Europen Heart Network) işbirliği ile hazırlanan 4 yıllık Avrupa Kalp Sağlığı Programı’nın (Euro Heart Projesi), katılabileceği tüm alt projelerine katılmak6 http://www.tkd.org.tr/tkyk/ 33
  44. 44. üzere proje dosyalarını tamamlayıp göndermiş ve tüm dosyaları kabul edilmiştir. o 2005 yılında yapılan Ulusal Kardiyoloji Kongresinde EBAC akreditasyonu alan TKD, halen sürekli tıp eğitimi konusunda kapsamlı programlar oluşturup, uygulamaktadır.olarak sıralanmaktadır (http://www.tkd.org.tr/pages.asp?pg=137). TKD’nin bir nasıl bir işletme olduğunun üzerinde durulduğu ve tarihininaçıklandığı bölümün ardından tıp eğitimi alanında organizatör kimliğini koruyankardiyoloji alanında bilimsel uzmanlık derneği sıfatıyla ülkemizde tek olarak işleyişinisürdüren örgütün; organizasyon yapısının, alt birimleri ve işlevlerinin şema halindegösterildiği “TKD Organizaston Şemasi” ile ilgili ikinci bölüme geçilecektir. 34
  45. 45. 2.2.1. Bir Organizasyon Olarak TKD (Organizasyon Şeması) 35
  46. 46. Koslowski (Tepe, 2000 : 42)’nin penceresinden poietik çerçevede hekimliğinhem sanat hem de bilim olduğunu savunarak; insana sağlığını yeniden kazandırmakamacıyla insan üzerinde gerçekleştirilen üretici bir etkinlik olarak tanımladığıhekimliğin ve bir uzmanlık alanı olarak kardiyolojinin sivil toplum örgütü nosyonu ileharmanlayan TKD çatısında inceleneceği 3. bölümde “etik” kavramının örgüt içindekiişlenişi ele alınacaktır.2.3. TKD’de Etik Temel olarak, TKD organizasyon şemasından da görüldüğü üzere, TKDYönetim unsurları ve üyelerinden istenen tıp alanında kardiyoloji’nin ülkemizdesürekli gelişimine destek olacak çalışmalar yapmaktır. Her işletmede olduğu gibi, gayri ticari bir işletme olan TKD, işleyişte BölümI’de vurgulanmış ana tema “Etik” üzerinde çalışmalar yapmakta, hatta konununhassasiyetinin önemini ve değerlendirilmesini organizasyonun içinde bir alt birimoluşturarak “Etik Kurulu”na bırakmaktadır. Bu bağlamda, TKD’nin etik kavramının hassasiyet odaklanmasının SağlıktaKalite İyileştirme Derneği ön koşulları ile bağdaştıracak olursak, aşağıdakimaddelerin TKD isleyişinde ve dolayısıyla etik kurul çalışmalarında temel kavramolarak benimsenip uygulandığı göze çarpmaktadır. Bu bağlamda, TKD’nin ilişkili olduğu kurumlardan biri olarak, Sağlıkta Kaliteİyileştirme Derneği kurallarının TKD iç isleyişinde teorik olarak nasıl sindirildiğiözetlenecek, daha sonra TKD Etik kurulu çalışmaları mercek altına alınacaktır. o Hukukun Üstünlüğü; başta Anayasa ve Dernekler Kanunu olmak üzere TKD tüzüğünün işleyişte uygulanması, TKD ilgi alanındaki konularda var olabilecek hukuki boşlukların giderilmesine öncelik tanımak, o Hasta güvenliğine odaklılık; sağlıkta kalitenin hasta güvenliği olduğu bilinci ile, kurumsal bir dernek olarak, hekimleri bilinçlendirici çalışmalara önderlik etmek, 36
  47. 47. o Açıklık ve şeffaflık; TKD’nin ulusal ve uluslararası faaliyetlerinin üyeler ve kamu ile paylaşılması, tüm üyelerin faaliyetlerde aktif olarak görev almasını teşvik edici uygulamalarda yönlendirici olması, o Güvenilirlik ve gizlilik; kişilerin ve / veya kurumların sahip olduğu mahrem bilgileri ilgili kişi ve kurumların izni olmadan üçüncü şahıslarla paylaşılmaması, o Hesap verebilirlik; üyelerden gelebilecek bilgi isteği ve / veya dernek faaliyetleri konusunda kamudan gelebilecek soruları açık olarak cevaplamak, üyelerin yaptığı çalışmalarla ilgili olarak yönetim gerekli gördüğü takdirde söz konusu çalışmaları deklare etmek, o İşbirliği ve çıkar çatışmaları; TKD’nin bağımsız bir kuruluş olduğu göz önüne alınarak, herhangi bir politik, ekonomik veya sosyal çevre, ekip veya baskı grubu ile ilişki söz konusu olamaz. Derneğin herhangi bir başka kuruluşla ilişkilerini belirleyen tek parametre, yapılan aktivitelerle ilgili işbirlikleridir. Sağlık sektörü ile ilgili tüm kuruluşla, kardiyoloji alanı ile ilişkili bilimsel çalışma yapan kurumlarla işbirliği yapabilir. o Finansal ilişkiler; TKD kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak, mali destek aldığı kurumları ve sponsorlukları kamuya duyurur. Ayrıca, kamuya olan sorumluluğunun bir yansıması olarak, yaptığı tüm aktivitelerde en yüksek kaliteyi yakalamak için optimum harcama bütçesi kullanmaya çaba gösterir ve tüm üyelerinin de bu yaklaşım içinde olmasını bekler. Başlıkları ile yönetim kademeleri, alt birimleri ve üyelerinde, teori veuygulamada tahlil edilmiş ve sindirilmiştir. İşleyişte, temel olarak, “Etik Kurul”dan beklenen, kardiyologlara etikanlayışını vurgulamak ve kardiyologların çalışmalarında danışabilecekleri bir kılavuzhazırlamaktır. Bu kılavuz, aşağıdaki ana baslıkları TKD Etik Kurulu çalışmalarınıözetlemektedir. Aşağıda yer alan konu başlıklarına bu çalışma boyunca değinilecekve baslıkların “TKD ve Etik” bakış acısıyla nasıl eylemlendirildiği açıklanacaktır. 37

×